mustafaozbag.org

SORU - CEVAP SOHBET

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 7 Şubat 2021 · 2:48:15

Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, hakkı hak, batılı batıl bilip, son nefesinize kadar tevhid üzerine yaşamak ve tevhid üzerine ölmeyi nasip eylesin Cenâb-ı Hak. İnşâAllah Rahman, bugün yine soru cevabı devam edeceğiz. Malum bu soru cevaplar daha çok hoşuna gidiyor herkesin, öyle olunca da mesnevi okumasına fırsat kalmıyor, zaman kalmıyor. İnşâAllah kendi yerimizi yapınca, kendi yerimizde rahat rahat, orada da sohbetlerimizi, zikrullahlarımızı, aşkla, şevkle, büyük bir heyecanla yapacağız inşâAllah. Şeyde gelirken, bugün birkaç gün içerisinde hep böyle gündemde, normalde kısaca onu değinmek istiyorum.
Yani Twitter'ın yaptıklarıyla alakalı, sosyal medya devlerinin yaptıklarıyla alakalı, düşünebiliyor musunuz? Trump'a Twitter yasak getirmişti, bütün sosyal medya yasak getirmişti ve sosyal medya yasak getirerekten veyahut da daha öncesinde sosyal medya sahipleri siyaseti yönlendirdiler, insanları yönlendirdiler ve Amerikan seçimlerine müdahale ettiler. Direkt Amerikan seçimlerine müdahale ettiler. Normalde Amerikan seçimlerine müdahale etmelerine rağmen Amerikan anayasası ve Amerikan yasaları bu sosyal medya devlerine bir hesap sormadı hukuki olarak. Şimdi sosyal medya devleri bundan cesaretlenerekten farkında mısınız? Türkiye ve Türkiye'deki siyasi kurumlara operasyon yapıyor.
Yani ne yapıyor? İşte Devlet Bahçeli'yi engelliyor, Süleyman Soylu'yu engelliyor, yarın öbür gün Cumhurbaşkanı da engelleyebilir veyahut da başka parti liderlerini de engelleyebilir veyahut da değişik grupları, değişik toplulukları da engelleyebilir mi? El cevap engelleyebilir ve demek ki yarın öbür gün herhangi bir ülkede bir seçim olmuş olsa bu sosyal medya devleri oradaki seçime müdahale olacaklar.
Seçimi yönlendirecekler, halkı yönlendirecekler, insanların oylarını yönlendirecekler ama böylece dünya üzerinde egemenlik oluşturacaklar. Ve istediklerini iktidara getirip istediklerini iktidardan uzaklaştırma çabası olacak. Önceden bunlar askeri darbelerle oluyordu. Demek ki askeri darbelerin yerine şimdi sosyal medya darbeleri oluşmaya başladı. Tehlikeli bir durum. Ve bu tehlikeli durum devam ediyor. Dünya kaos içerisinde, dünyada terör hakimi her alanda. Ve dünya terörden besleniyor. Terör deyince sadece silahlı terör örgütleri olarak düşünmeyin. Yani dünya üzerinde, sağlık üzerinde terör var, ekonomide terör var, sosyal hayatta terör var, kültürel hayatta terör var.
Bütün terör örgütleri, bu terör örgütleri artık eli silahlı olarak değil. Bunlar kravatlı, bunlar kravatsız, bunlar bilgisayarların başındalar, bunlar cep telefonlarının başındalar. Bunlar böyle değişik bir şekilde akıl oyunlarıyla, ne bileyim o oluşturulmuş bilgisayar zekalarıyla terör estiriyorlar. Ve dünya insanlığı büyük bir tehlikenin altında. Büyük bir tehlikenin altında. Düşünebiliyor musunuz? Bundan 20 yıl önce LGBT'lilerin bu kadar cesaretli olabileceğini düşünemiyorsunuz. Ve artık LGBT'lileri açıktan desteklemek zorunda kalıyor devletler. Ve devletler kendi vatandaşlarını, kendi ülke insanlarını artık LGBT'lerle değiştirmek zorunda kalıyorlar. Ve bu sosyal medyacılar LGBT'leri destekliyorlar.
ABD LGBT'yi destekliyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti İstanbul Sözleşmesi ile LGBT'yi destekliyor. Ve sosyal medyacılar Twitter'ından tutun, işte YouTube'undan tutun. Bütün hemen hemen sosyal medyaların büyük bir çoğunluğu bu tip sapkın ve sapıklıkları destekliyor. İnsanlığın temeline kibrit suyu dökecek olan her şeyi bunlar destekliyorlar. Çünkü gelecekte daha az bir insan, daha fazla robot, daha az bir insan, daha fazla bir bilgisayar zekası, daha az insan ne bileyim oluşturacak, hayal ettikleri dünya böyle bir dünya. O yüzden koronalar bitmiyor, hastalıklar bitmiyor, ölümler bitmiyor, terörler bitmiyor, insanların öldürülmeleri bitmiyor, kaoslar bitmiyor, insanlar mutsuz, insanlar huzursuz, insanlar işte 3-5 kuruş parası da olsa mutlu değil, ne bileyim işte kendilerince rahat bir hayatları da olsa mutlu değil ve dünya büyük bir kaosun içerisinde.
Ahir zaman kaosu gibi bir kaos var. İnsanlar sokakta yürürken tebessüm etmeyi unutmuşlar, birbirlerine yardım etmeyi unutmuşlar, anne babayı, saygıyı, sevgiyi unutmuşlar, eşler birbirlerinin arasındaki muhabbeti unutmuşlar, çocuklar anne baba ilişkileri birbirlerine saygı üzerinde unutmuşlar ve işte kim ne yaparsa yapsın, kim ne halde olursa olsun herkes kendi canının derdine düşmüş, kendi derdine düşmüş vaziyette. Ve büyük bir kaos yaşanıyor insanlığın üzerinde. Sizi böyle ümitsizlik, umutsuzluk aşılamak için söylemiyorum. Bu dünyanın içerisinde, bu kaoslik yapının içerisinde Allah'a teslim olan, Allah'a yaslanan, Allah'a dayanan, Allah sevgisiyle, Resulullah sevgisiyle hamurunu yoğuranlar, evet bunlar dünyanın bir ümit kapısı.
İnşallah onlar iyilik hakim gelsin diye, iyilik artsın diye çaba gösteriyorlar, gayret sarf ediyorlar. Çünkü hadis inkarcılarının içerisinde, ayet inkarcılarının içerisinde, mezhep inkarcılarının içerisinde, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışan 3-5 kişi, bir avuç insan Allah'ın dinini yaşama ve yaşatma mücadelesi veriyor. Ne mutlu o mücadeleyi verenlere ve bu kaosu durduracak olan, bu kaosu, bu karanlığı, aydınlığı çevirecek olan da bu sufi gönüllü kimseler. Allah cümlemizi onlardan eylesin inşallah. Allah izin verirse inşallah yeniden soru cevaba başlıyoruz. Hakkınızı helal edin. İnşallah geceniz hayır olsun. Cenab-ı Hak nice gecelerde buluşmak ümidiyle inşallah sohbetimize başlıyoruz.
Selamun Aleyküm. Geceniz hayırlara vesile olsun. İnşallah sizden ders alabilmek için ne kadar nasıl yoğurulmamız gerek. Biz öyle çok yormayız insanları ama ders alacak olanın işte isteriz ki bizi incelesin, yolumuzu incelesin, fikriyatımızı incelesin. Biz isteriz ki Kur'an ve sünnete ne kadar bağlıyız, ne kadar değiliz. Var mı bu konuda eksiğimiz, noksanımız. Noksanımız zahiri olarak onlara baksın. Ardından bir rüya görürse, bir böyle manevi bir hal yaşarsa biz o kimseye ders vermek isteriz. Yoksa biz böyle bir insanları zorlama gibi derdimiz yok. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz. Hadis-i şerifler muhcibince biz böyle kolaylaştırmak, sevdirmek isteriz.
Ama ve lakin sufilik özel bir yol, sufilik özel bir yol olunca yani o yol senin mi değil mi, o yol gerçekten senin gideceğin yol mu değil mi, böyle rüyanızda görürseniz daha iyi olur. Gelecekle de alakalı şüpheniz olmaz çünkü yol son nefese kadar dünya üzerinde, son nefesinden sonra da ahiret aleminde devam eden bir yol. Öyle olunca insanın keşkesi olmaması gerek. Geriye dönüp de ben acaba yanlış yerden mi ders aldım dememesi gerek. Öyle olunca da öyle olmaması için de ders alırken inceleyip sık dokunması lazım inşallah. Derdimiz bu, başka bir şey değil. Kader gayrete aşık mıdır? Hani bu kader gayrete aşıktır diye Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri'nin bir sözü var.
Yani biz kaderin ne olduğu ile alakalı çok kısaca konuşmamız gerekirse ben kaderi fıtrat olarak düşünürüm. Bir insanın yaratılış fıtratıdır kaderi. Geri kalan şey biz gayret ederiz, mücadele ederiz, biz koşuştururuz. Bize düşen vazife kulluktur çünkü biz kulluğumuzu yapmaya çalışırız. O yüzden biz bu konuda yarın ne var, yarın ne olacak diye buna bakmayız. Yani buna bakarsak çünkü biz eğer böyle hareket etmeye kalkarsak biz hayatımızı özgür, hür bir şekilde yaşayamayız. Kısıtlı yaşarız. O yüzden ben yarın ne olacağını düşünmek istemiyorum. Ben bugünü yaşamak istiyorum. Hatta bazen zaman zaman derim ya, yani rüyanızda o gün ne olacağını görseniz dahi siz günlük yapmanız gereken işleri yapmanız gerekeni yapın.
Sebep? Yani evet rüyanda gördün birisi böyle böyle bir şey yapacak. Sen yine yapman gerekeni yap. Hayatını nasıl yönlendirmek istiyorsan yönlendir. İmtihanın sırrı bu çünkü. Bize koşmak yaraşır. Biz koşmamız gerekiyor. Eğer işte söz konusu olan sufilikse Allah'ı sevmede koşacağız. Farzları yerine getireceğiz. Nafilelere sımsıkı yapışacağız. İnsanlara iyiliği anlatacağız. İyi olmaya gayret edeceğiz. Ve iyi şeyler yapacağız. Söz konusu olan işimizse işimizde koşacağız. İşimizde disiplinli olacağız. İşimizin gereklerini yerine getireceğiz. Söz konusu olan evimizse eşimizle çocuklarımızla çok yakından ilgileneceğiz. Onları yakından takip edeceğiz. İyi çocuklar yetişmesi için çaba sarf edeceğiz.
Eşimizi mutlu etmek için çaba sarf edeceğiz. Yani biz koşmakla mükellefeyiz. Gayret etmekle mükellefeyiz. O yüzden ben yarın ne olacağını düşünmem. Ben bugün yapmam gerekenleri yapmaya gayret ederim. Benim hayat ve din felsefem bu. Sevgi mi kaderi kovalar? Kader mi sevgi? Hiç düşünmem böyle şeyleri. Bunlar benim işim değil. Ben sevmem gerekiyorsa severim. Gönlüme o sevgi düştüyse koşarım. Yoksa normalde sevgi mi kaderi kovalar? Yoksa kader mi sevgiyi kovalar? Bu aklın işi. Ya severken insanın aklıyla da sevebilir belki de ama bu benim işim değil. Ben bir görüşte aşka inananlardanım. O yüzden erkek, kadın, çocuk, derviş, sufi değil kim ne varsa.
Ben baktım, hoşuma gitti, muhabbet beslediysem mesele bitmişler. Yoksa ben işin kader boyutu beni ilgilendirmiyor. O yüzden normalde o mu onu kovalar, o mu onu kovalar? Bana ne canım kardeşim benim. Kim kimi kovalıyorsa kovalasın. Ama ben sevdiğimi peşinden yürürüm, sevdiğimi kovalarım. Beni geri kalanı ilgilendirmez. Aşık kimdir? Bir kimse aşık kimdir dediğinde bunu normalde neye aşık ona göre bakmak lazım. Ve kime göre aşık ona bakmak lazım. Ama o açıdan bakılacak olursa en iyi aşık Allah'tır. En iyi maşık da Allah'tır. O zaman normalde o açıdan bakılacak olursa aşıkların en yücel noktasında oturan kimse Hazreti Peygamber'dir sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri.
O zaman aşık kimdir denince benim için Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'dir. İnsan açısından baktığımızda. Aşık hata yapar mı? Yapar. Neden yapmasın ki? Yani kuluz, insanız, hepimizde hata yaparız. Hata yapmayan hiçbir kimse yoktur. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin deyimiyle hata yapanların en hayırlısı hatasına tövbe edenlerdir. Tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir diye buyurmuş Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Aşık hata yaparsa yoldan çıkar mı? Neden yoldan çıksın? Bence yoldan çıkmaz. Herkesin hata yapma özgürlüğü var. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hariç hiç kimse hata yapmaktan münezzeh değil.
Sufi ilk defa rabıta yapıyorsa tanıdığı üstadına mı yoksa hiç tanımadığı Hazreti Muhammed'e mi rabıta yapmalı? Şimdi sufi diyorsak o kimsenin bir üstadı vardır. Üstadı olmayan bir kimsenin sufi olması mümkün değil çünkü. Bu benim kendimcesi. Sufi ise o kimsenin üstadı vardır. O zaman üstadına rabıta etmesi gerekir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne rabıta yapacaksa mesela halinde rüyasında daha önce bir peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni gördüyse ona da rabıta edebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Hayırlı akşamlar hocam ben ders almak isterim. Fakat ders almadan önce izlemem gereken bir yol var mı? Bilgi verirseniz sevinirim.
Az önce bununla alakalı kısa bir sohbet yapmıştım. Sohbetin başında bu kardeşimiz eğer sohbeti dinliyorsa o zaman zaten sorunun da cevabını almış olur. Sohbet içeriğinde dervişin üstadına tam bağlı olmasından bahsettiniz. Sorun bir tasavvuf yolunda bir dervişin üstadına sevgisi ve hizmeti tam olarak nasıl olmalıdır? Bu konuyu biraz detaylı açıklamanız mümkün müdür?
Üstadına hemhal olmak tasavvuf olarak nedir? Üstadı olmadan dervişin yol alabilmesi mümkün müdür? İki, üstadı tam bağlılığın temeli nasıl olmalıdır? Burada normalde üstadına tam bağlı olması derken Kur'an ve sünnet daresinde onun tam bağlı olması söz konusudur. Yoksa normalde eğer Kur'an bizim kendimizce tespit ettiğimiz sufilik yolu, bizim istediğimiz, arzu ettiğimiz sufilik yolu bu. Zaman zaman bazı dergahlarda, bazı tarikatlarda, tekkelerde adına ne derseniz deyin veyahut da cemaatlerde, cemiyetlerde böyle Kur'an ve sünnetin dışında bazı şeyleri isteyebiliyorlar etrafındaki insanlardan. Bu çok hoş bir şey değil. Eğer bir cemaat, bir tarikat, bir sufi oluşum, Kur'an ve sünnet üzerinde olmalı. Kur'an ve sünnet daresinde kalmalı.
O yüzden oradaki sufinin üstadı olan bağlılığı, Kur'an sünnet daresinin dışından çıkmamalı. Biz sevgisi ve hizmeti Kur'an ve sünnet daresinde olup koşuşturmalı. Bunu böyle kategorileştirmek, bunu böyle kendince böyle olması lazım demek biraz zor. Neden? Çünkü sufilik yolu herkesin kendi rengince, kendi, benim nazarımda rengini parlatacağı bir yol. Kendi rengini parlatacağı bir yol. Çünkü bazı tarikatlar vardır. Bu tarikatlarda herkes tek renk, distoruna bağlı kalırlar ve herkes bir renk olsun isterler. Ben öyle bir tarikat yapılanmasının içerisinde değilim. Ben o yüzden tarikat lafını kullanmam hiç ve Türkiye'de de tarikat yoktur derim. Sufili yapılanması için biraz daha böyle özgürlük can yana, biraz daha böyle yelpazesi geniştir bence.
Sebep o sufilikte çünkü herkesin kendince bir rengi vardır. O kendince olan o rengini parlatması gerekir. Veya kendince her nefes adedince Allah'a giden yol vardır distorunca, herkesin kendince, kendi tarihinde bir yolu vardır. O zaman ana hat, ana cadde Kur'an ve sünnettir. Şeriat-ı Ahmediye'nin caddesidir. Bunun içerisinde insanların kendilerince renkleri, kendilerince tavır ve davranışları vardır. Kendilerince adet, gelenek, görenek, örfleri vardır. Almış olduğu bir eğitim vardır. Kendince bir bakış açısı vardır. Bu onun kendincesini yok etmemesi gerekir bence. O kendincesini yok etmeden kendi dairesinde kendi rengini parlatması lazım. Öyle olunca onun sevgisi ve hizmeti de şu noktadan tam olur diyemeyiz. Mesela bir kimsenin meşhurdur ya bu hadise.
Bir kimsenin beş lirası vardır. Bunun iki lirasını verir. Ondan sonra iki lirasını verdi. Yani beşte ikisinin verdi. Beş lirası var ama. Veyahut da beş lirası var. İşte üç lirasını verdi. Beşte üçünü verdi. O kimsenin on lirası var. O da üç lira verdi. O zaman bakın o onda üçünü verdi. Normalde şimdi kim daha cömert? Beşte üçünü veren. O beş vardı, o üçünü verdi. Öbür on olup da üçünü veren. Halbuki ikisi de aynı parayı verdi. Öyle değil mi? İkisi de üç verdiler. Ama birisinin on vardı, üçünü verdi. Birisinin beş verdi, üçünü verdi. O yüzden beşte üçünü veren daha fazla cömert olmuş oldu. Bunun gibi şimdi insanların kendilerince kendi sevgilerini ve muhabbetlerini meydana çıkarma yolu ve ahvali vardır.
Diyemeyiz ki sen az seviyorsun, sen çok seviyorsun. Diyemeyiz ki sen az hizmet ediyorsun, öbürki çok hizmet ediyor. Bunu normalde kategorileştirmek benim açımdan biraz zor. Üstadında hemhal olmak tasavvufi olarak nedir? Bunu normalde böyle üstadın saçını sakalını beğenmek, saçını sakalına benzeştirmek değildir. Üstadında hemhal olmak. Onun bence onun düşünce yapısını kendinde hissetmek, onun kalbi yapısını kendinde hissetmek, onun o aşkını, muhabbetini, koşmasını, onun hedefini kendi üzerinde tutmakla alakalı hemhal olmayı öyle görüyorum. Üstad olmadan dervişin yol alabilmesi mümkün müdür? Ben bunu normalde mümkün değildir deyip de kapıyı kapatmak benim kendi öğretimle ters.
Neden kendi öğretimle ters? Bir kimse becerebilir mi? El cevap becerebilir. Biz onu beceremesin diyemeyiz. Ama ben becerebileni görmedim hiç. 33-34 yıllık sufi hayatımda ben üstadı olmadan sufilik yolunu becerebilen bir kimseyi görmedim. Üstadın tam bağlılığının temeli nasıl olmalıdır? Bu böyle arkadaşlar, bu konuda çok soru soruyorlar bu ara ama ben yine aynı şeyi söyleyeceğim.
Kur'an ve sünnet tarihinde insanlar kalsalar yeterli. Biz tam bir bağlılığı becerebilecek, bu zamanda başarabilecek olan kardeşlerin çok az olduğuna inanıyorum. Yani bu biraz her nefsin kaldırabileceği bir şey değil. Yani ileride patlıyor o insanların nefisleri çünkü. Allah rahmet eylesin ben Şeyh Efendi'nin zamanından biliyorum. Yani bir şeyi sorarlardı, o da şöyle yapın derdi. Aradan bir iki yıl sonra o kimse zarar görürdü o meseleyi veya sıkıntılı görürdü. İşte Şeyh Efendi'ye sorduk da böyle oldu filan muhabbetleri olurdu. İnsanlarda şöyle bir şey var. Yani Şeyh'ine sordu, ameliyat olayım mı, olmayayım mı? Ol dedi, sakat kaldı diyelim ki. Vay ben ona sordum da bak nasıl sakat kaldım.
Ya ne olmuş sakat kaldıysa madem Şeyh'ine bağlı kaldın, onda bir hikmet gör. Onda ayrı bir bereket gör. Öyle görmüyor insanlar. Veyahut da bunu yine eski zamandan tecrübe ederekten söyleyeyim. İşte evlenecek. Şeyh Efendi Hazretleri ne diyorlar? Diyor ki işte anam da babam da sensin, ben evlenmek istiyorum. İyi. Şeyh Efendi bir kızla bir erkeği denk getiriyor. Diyor ki hadi sen bunu al, siz birbirinizle evlenin. Evleniyor. Aradan üç ay, beş ay, on ay geçiyor. Başlıyor erkek veya kadın. Şeyh Efendi demeseydi ben seninle evlenmezdim. Ya bunu söyleme işte. Yani sen madem ki bir bağlılık gösterdin, madem ki sen üstada tam bir bağlılık gösterdin, o ne diyorsa onda hikmet gör. Kur'an ve sünnet dairesinde ve seslenme.
Ve yapacak olduğun her şeyi de ona sor. Örneğin. Yok yapamaz ki bugün insanların büyük bir çoğunluğu bunu. Yani o yüzden böyle bir, bir kimsenin şu anda bir üstada tam bir bağlılık sergilemesi çok zor. Çok zor bakın. O yüzden ben biraz daireyi geniş tutuyorum. Kur'an ve sünnet dairesinde onların tavsiyesini, nasihatını tut canım kardeşim. Tam bir bağlılığı bugün icra edebilmen çok zor. Yani sana dese ki bu mesleğe bırak, başka mesleğe başla sen bırakabilecek misin? Veyahut da dese ki bunu böyle ben yaptım diye onu örneklendirmiyorum ama insanların kendi hayatları birer ölçü, kendi hayatları birer örnek. Yani dese ki şeyhi buradan göç başka bir yere göçebilecek mi?
Dese ki şeyhi burayı sat satabilecek mi? Dese ki şeyhi burayı bırak bırakabilecek mi? Yani bunlar böyle kitaplarda okunduğu gibi olmuyor. Veyahut da bunlar böyle kulaktan duyma şeyler gibi olmuyor. Bir kimse örneğin işte Allah rahmet eylesin, biz Şeyh Efendi'ye her şeyi sorardık mesela. Ben kendi nefsimce söyleyeyim. Yani kaç kişi bunu soraraktan hayatı böyle idame ettirecek? Ettiremez, çok zor. Yani Allah affetsin, Şeyh Efendi'nin zamanında koca dergan içerisinde birkaç kişiydi yapamıyordu insanlar. Yani yapamazlar. Çok böyle kolay bir şey değil bu. Yani insanın kalkıp da böyle bütün nefsiyle, bütün nefsiyle bir üstada teslim olması çok zor. Bakın tekrar söylüyorum çok zor. At dese atacak, tut dese tutacak.
Çok zor. Git dese gidecek, gel dese gelecek. Çok zor. Yani bunun zorluğunu Şeyh Efendi'nin zamanında ben etrafımdaki arkadaşlardan, diğer zakir kardeşlerden falan görüyordum ben bunu. Mesela veya başka kimselerden veya kendi nefsimde de görüyordum. İlla ki başka yere gitmeye gerek yok yani. O kolay bir şey değil bunlar. O yüzden böyle bir üstada tam bir bağlılığın gerçekleşmesi gerçekten bir, bu zamandaki bir insanlar için çok zor. İnsanlar konforlarını, rahatlarını, paralarını, uykularını terk edemiyorlar. Bu mümkün değil. Adam virdini çekemiyor. Bildiğiniz virdini çekemiyor. Hangi tam bağlılıktan bahsedeceğiz? Günlük dersini çekmiyor.
Beş vakit namazı kılmıyor o kimse. Hangi tam bağlılıktan bahsedeceğiz? Bunlar çok zor şeyler. Veyahut da şunu yapma diyoruz. Ne ne yapıyor o insanlar? O yüzden tam bağlı bir derviş gerçekten çok zor şu zamanda. Ya da bizim bildiklerimizin, tanıdıklarımızın içerisinde yok belki de. Allah bizi iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Geceleri çocuklar için birçok kez uyanıyorum. Onları uyuturken zikrullah ile uyuturum. Kalkınca elimden geldiğince de az da olsa namaz kılmaya gayret ediyorum. Kendi kendime ve sese geliyor. Sen zikir namaz için uyanmadın. Çocuğa uyandın. Yaptığın zikrin sana bir faydası olmaz gibi bir düşünce oluyor. Doğru mu? Bu düşünce ne yapmalıyım?
Bence doğru değil. Yani normalde çocuk uyanmış, sen de uyanmışsın. Ardından zikrullah yapman, namaz kılman gayet güzel ve olumlu bir şey. Buna devam et. Yani geri kalan şeytanın vesvesesi. Şeytan seni gece ibadetinden uzak tutmak için böyle bir oyun tezgahlamış. Hayırlı geceler sorun. Faslı Müslüman bir kız. Müslüman olmayan karşı tutumunun nasıl olduğunu sordu. Ben de güler yüzlü kibar olmaya çalıştığımı söyledim. Buna karşılık olarak da onlarda eğitimin böyle olmadığını ve Fransız sömürgüsü oldukları için ülkelerine çok turist gelse bile yabancılara karşı da soğuk olduğunu belirtti. Biz Müslümanların yabancılara karşı tavrı, tarzı nasıl olmalı, vereceğimiz tepkiler nasıl ve kime göstermeliyiz?
Allah razı olsun. Biz Sufiler savaş halinde değil isek biz gayrimüslimlere o noktada güler yüzlü ondan sonra kibar davranırız. İslam'ın güzel ahlakını onlara gösteririz. Herkese gösteririz. Ama birisi bizim dinimize, vatanımıza ihanet ediyorsa ve dinimize ve vatanımıza karşı saldırı yapıyorsa evet onlara da şedid bir şekilde davranırız. Bizim bildiğimiz davranış biçimi bu Allah bize selametlik versin inşallah. Selamun aleyküm. Hasbel kader derslerimi çeken namazını kılan birisiyim. Eksikliklerimi ve noksanlıklarımı bilemiyorum. Sizi bu aralar rüyamda göremiyorum. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini de göremiyorum. Bu maddi manevi sıkıntıdan nasıl kurtulurum?
Tavsiyeleriniz nelerdir? Tövbe, tövbe, tövbe helallaşmak ve Allah'ı zikir ve farzları yerine getirmek ve haramlardan uzak durmak. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Toptancıda, selamun aleyküm, toptancıda çalışıyorum. Bazen gitmeyen ürünleri müşteriye gidiyormuş gibi sunuyorum. Sonra kendimce yanlış yaptığımı düşünüyorum. Sizce yaptığım yanlış mıdır? Zorla satmıyorsun sonuçta herkes akletsin, malını alsın. Pazarlamacı malını pazarlamayı düşünecek. pazarlarken, yalan söylemediğim müddetçe örnekliyorum işte mal ne pamuklu, pamukluyu bu polyester deyip satmadığım müddetçe bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm, kalü belada üçüncü secdeyi yapmadıysak cehenneme gideceğimiz kesin mi?
Biz hayırla, duayla bu sonucu değiştirebilir miyiz? Yeğenimin sorusu. Normalde biz kalü belada üçüncü secdeye gidip gitmediğimizi bilmiyoruz. O yüzden bilmediğimiz bir şeyin üzerine hükmetmek, bilmediğimizin üzerinde herhangi bir şeyi böyle kendi kendimize vesvese etmemiz şeytani bir şey olur. Biz nasıl yaşarsanız ölü ölürsünüz, hadis-i şerifini kendimize ölçü alır. Biz Kur'an ve sünnet tarihinde mümince yaşamaya çalışırız ve ümit ederiz, mümince ölürüz. Selamun aleyküm, öncesinde kedi ve köpekler bakılmış bir ev kiralanıp orada yaşanır mı? Oturur mu? Böyle bir ev insana sıkıntısı olur mu? Hiçbir sıkıntısı olmaz, ne sıkıntısı olacak? Selamun aleyküm, eskiden ibadetlerimi zevkle yapıyordum.
Şimdi ise mecbur olduğum için yapıyorum. Bu duruma çok üzülüyorum. Bir şey önerir misiniz? Allah'ı sevin, Allah'ın farzlarını da sevin. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevin. Onun sünnet-i seniyyesini de sevin. Severseniz her şey kolay gelir inşallah. Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar. Eşim bir bayan olarak cinsel yönden görevini yerine getirmiyor. Sekiz aydan beri eşimle ilişkiye giremiyorum. Her seferinde bahaneler uyduruyor. Bunun günahı var mıdır? Şimdiye kadar eşim haricinde kimseyle ilişkiye girmedim. Bu herhalde erkek eşinden rahatsız. Yani eşinle otur konuş. Bu konuda senden kaçmasının sebebine, bahane uydurmasının sebebi ve sebebine o yüzden normalde bunu otur konuş.
Veyahut da önce kendini analiz et. Ağzın kokuyor mu, vücudun kokuyor mu, vücut temizliğine, ağız temizliğine dikkat ediyor musun, etmiyor musun? Veyahut da cinsel ilişki esnasında veya öncesinde eşine kaba mı davranıyorsun, kötü mü davranıyorsun. Bunlar çünkü hep böyle cinsel ilişkiyi etkileyen unsurlar. O yüzden erkek olarak nerede hata yapıyorum, nerede yanlış yapıyorum diye kendi kendine bir sor. O yüzden sünneti seni yerine getiriyor musun, bu konuda getirmiyor musun diye kendince bu soruları sor. Bu soruları da böyle dürüst bir şekilde cevap ver. Ve kendinde eksiklikler ve noksanlıklar tespit ediyorsan onları tamamla. Ve aynı zamanda da buna eşinle de otur konuş. Yani de ki bu benden olan soğukluğunun sebebi ne, benden kaçma sebebi ne?
O yüzden onun sebebini öğrenmeye çalış, ondan sonra ona göre çözüm üretmeye gayret et. Selamun Aleyküm. Abicim, hayırlı yayınlar. Bir şey konuştuk, onu konuşmuştuk, unutmadınız inşallah. Tekrar selamun Aleyküm.
Ve hucuplu olmak ne demek? Hasis bir şeyde böyle kıskanç demek. Normalde hasis insan demek. Ondan sonra böyle bir şey kıskanç, bir şeyde böyle onda neden var, bende yok. Ondan sonra gibi bir şey, hal.
Çok iyi bir ahlak değil bu. Hasis insanlar etrafında olumlu şeyleri istemezler. Etrafındaki olumluluktan dolayı da rahatsızlık olurlar. Yani ona neden var, bende yok. Yani ona mı layıktı, bana layıktı, bu gibisinden. Öyle düşünürler, Allah muhafaza eylesin. Hücuplu da herhalde böyle bir şeyin perdelenmesi, bir şeyin örtülmesi. Ben öyle anladım, Allah'u alem. Allah bizi iyi ilerden eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Rabıta nasıl yapılır? Yani bunu böyle çok arkadaşlar soruyorlar. Bu daha fazla bir nakibendi öğretisi ve disiplini. Ben bu konuda böyle bizim yıllardan beri hep aynı şeyi söylerim. Önemli olan muhabbet beslemek.
Önemli olan sevmek. Önemli olan aynı tempoda, aynı notayı yakalayıp, aynı şarkıyı söyleyebilmek. Önemli olan bu. Şifa için rukiye ayetleri dinlemek iyi midir? Rukiye ayetleri dinlenebilir. Rukiye duaları dinlenebilir. Onlar izverinde taşınabilir. Bunda bir beis yok. Selamun Aleyküm. İlmi siyaset nedir, nasıl öğrenilir? Allah razı olsun. Yani normalde ilmi siyaset karşısındaki insanı veya bir toplumu analiz etmekle mümkün. Analiz ederekten onları Kur'an ve sünnete anlatmak, onları doğruyu, hakikati tavsiye etmek. O yüzden ilmi siyaset yapabilmesi için bir kimsenin iyi analiz sahibi olması lazım. İyi analiz sahibi olabilmesi için Kur'an ve sünnete iyi sahibi olması lazım.
Eğer dinle alakalı ise. Tekrar açıklama zorunluluğunda diyorum. İnşallah bizim derviş kardeşler buraya lütfen rüya yazmasınlar. Selamun Aleyküm.
Ben Gemlik'ten Ali Atmaca. Gündüz fabrikada çalışıyorum. Akşamları sahilde Çay Neskafe tezgahı açıyorum. Tezgahı açmadan önce belediyeye başvuru yaptım. İşgaliye ve vergi vermek için. Lakin almadılar. Gerek yok, sen yeterince ödedin dediler. Ama bu benim zoruma gidiyor. Sanki milletin hakkını yemiyormuş, yiyormuşum gibi hissediyorum. Ben ne yapmam gerekiyor? Zaten ilk işide dolandırılmıştım. Oradan maaşımda icra var ve yetmediği için böyle ekstra iş yapıyorum. Ama içime el vermiyor, olmuyor. İşgaliye ne yapayım? Ellerinizden öperim. Sen normalde gazisin. O yüzden belediye de gazilere karşı böyle bir belediyeler, işte böyle bir kolaylık sağlamış. Bunda bir sıkıntı yok.
Gönüllü arzu eder ki bu ülke kendi gazilerine sahip çıksın. Onlar hiç çalışmasınlar. Gönüllü an onu arzu eder. Bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i, Hazretlerini rüyada ya da halde görmek onun ashabından olduğu anlamına gelir mi? Bir kısım sufiler öyle düşünmüşler. Biz ashabtanız diyenler olmuş rüyalarında, hallerinde görünce. Bir kısım sufiler kendilerince öyle görmüşler. Vakit namazlarının ardından birkaç günlük kaza namazı kılabilir miyiz? Evet. Örneğin öğle namazının ardından beş günlük öğle için kaza kılmak gibi. Evet olabilir. Selamun aleyküm.
Eşimin, abisinin çocuğu oldu. Ama eltimle küs olduğum için evine hayırlı olsuna gitmek istemiyorum. Ama eşimin abisi benim hatırım için gel dedi. Bu durumda ne yapmamayım? Mesafe koymak hakkım değil mi? Din hem onun ölçüsü nedir? Mesafe koyabilirsin. Önemli değil. Ama sen iyilerden ol. Nefsini kır. Eşinin abisi benim hatırım için gel demiş. Bence git. Merhabalar. Üveyisi zikri hakkında ne düşünürsünüz? Hiçbir şey düşünmem. Hadis-i şevirlerde üveyisi zikri diye bir zikir tanımlaması yok. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir kimsenin ne tip zikirler yapabileceğini, ne çekebileceğini hadislerde beyan etmiş. Ben hadislerin dışında bir zikir yapılanması veya hadislerin dışında bir zikir tertibini kabul edenlerden değilim.
Söz konusu olan din ise biz Kur'an'a, sünnete, ashabın yoluna ve imamların iştahına bağlıyız. O yüzden bu bir üveysilik tutturdular şimdi her tarafta. Bir şeyhe intisap etmek biraz zor geliyor. Biz üveysiyiz deyip bir çıkıyorlar. Ama bir de üveysi şeyhi de çıkmış son dönemlerde. Nereden biliyorsun diyeceksiniz. Keşan'a, ben sohbete gittiğimde orada bir üveysi şeyhi beni ziyarete gelmişti.
Görüştük, konuştuk, tanıştık. Üveysi şeyhi olmaz halbuki ama üveysi şeyhi de olmuş. O yüzden bu benim kendimce, kendi bilgim, kendi kanaatım. Üveysi şeyhi diye bir şey söz konusu olmaz. Üveysi zikri diye de böyle bir zikir oluşturulmuş. Buna söyleyecek bir sözüm yok. Mesela Kadir-i Hatmesine bakarsanız hepsi de hadislerle sabittir. Veya Rufai Hatmesine bakarsanız hadislerle sabittir. Benim bildiklerimi söylüyorum ben. Veyahut da bizim virdimiz, dersimiz hadislerle sabittir. O yüzden ben hadislerle sabit olmayan bir vird yapılanmasını kabullenmek istemiyorum. Selamün aleyküm. Müslüman olmayan fakat denizin üstünde yürümesi veya havada uçması nasıl oluyor?
Teşekkür ederim. Buna istitraş deniyor. Ona kafir cinliler o kimseye yardım ediyorlar. Kafir cinliler bu konuda ona değişik şeyler öğretiyorlar. Bu böyle bir şey olabilir mi? Evet ama İslam onun adını istitraş olarak söylemiş. İstitraş göstermek demiş. Selamün aleyküm. Size sorum olacak. Sormamışsınız. Selamün aleyküm. Beni de eklermişsiniz gruba. Burası soru cevap yeri. Burada normalde herhangi bir kimseye eklemiyoruz. Hakkınızı elal edin. Selamün aleyküm. Hayırlı günler. Bir sorun da benim olacaktı.
Arkadaş bana kadınların hayızlı ve lovusa zamanlarında tutamadığı borç oruçlarının sadece 61 gün oruçla borcun ödenebileceğini, bunun kadınlara sunulan bir kolaylık olduğunu söyledi. Ben böyle bir şeyi ilk defa diyorum. Kişinin 200 gün bile borcu olsa 61 gün oruçla borçları sinliyormuş. Bilgi verir misiniz? Bu konuyla alakalı mızraklı imade geçtiğinden bahsetti. Birkaç kişiye sordum. Böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Onlar bunu nasıl bizzat duymuş olabilir? Nereden duyduklarını bilmiyorum. Ama bir kimsenin eğer örneğin işte 5 yıllık oruç borcu var. 30'ar günden ne yaptı? 150 gün yaptı. O kimse 5 yıllık oruç borcunu 150 günü ya oruç olarak tutacak, eğer sağlığı buna müsait değilse, sağlığı yerinde değilse, mali durumu yerindeyse bunun fidyesini ödeyecek.
Bildiğim bu. Selamünaleyküm. Şeytan dumansız ateşten yaratılmış. Peki nefsin kin, nefret, heva, heves, öfke gibi nefsin sabit hastalıkları neden yaratıldı? Nefis de normalde bir olgu olunca normalde onun içerisinde iyilikler de, nefsin içerisinde bütün kötülükler oluştu.
Öyle söyleyeyim. O yüzden o böyle havai bir şey. İnsan Ademoğlu ise şeytan kimin oğludur? Atası kimdir? Şeytan cinnilerden bir varlık. O yüzden hepsini de yaratan Allah. Adem'i de yaratan Allah, cinniler de yaratan Allah. Selamünaleyküm ben dünyalık bir şey istediğim zaman bakıyorum şıp diye olmuş hamdolsun. Yine de bu durumu yaşayınca kalbime bir hüzün çöküyor aynı anda. Nefsine yönelik bir şey isteyince de Allah'a yakınlık isteseydin o nasip olurdu belki diye. Gerçekten yıllardır Allah'a yakınlık için de dua ediyorum.
Güzel şeyler nasip oluyor ama daha çok olabilir de daha çok istemeyi bilseydim diyorum. Bana nasıl bir yol nasihat edersiniz? Allah yardımcın olsun. Allah'tan iste. Her şeyi iste Allah'tan. Sıkıntı yok. Selamünaleyküm, hayırlı geceler hocam. Hocam ailem miras bölüştürdüler. 450 metrekare arazi ve 50 milyar her bir çocuk için. Eşim arazi ve parayı kullanmak istiyor ama ben parayı vermek istemiyorum. Bu durumda yaptığım yanlış olur mu? Vermezsem günaha girmiş olur muyum? Hayır. Yani erkeklerin, eşlerinin anne ve babalarından gelen mallarına tasarruf etme hakları yok. O yüzden bir kadın annesinden ve babasından gelen malı eşinin tasarrufuna açmama hakkı var.
Selamünaleyküm, arkadaşım size danışmak istedi. Hayırlı akşamlar. 9 senelik evli bir bayanım, 7,5 yaşında bir oğlum var. Doğumdan sonraki 3-4 sene oğlumun sağlık problemleriyle ilgilenmek durumdaydım. Ve eşimle eş olarak ilgilenmem çok mümkün olmadı. O zamanlardan günümüze kadar da eşimle karı koca ilişkimiz yok. Eşimi görmediğim zaman özlüyorum. Fakat eve geldiğinde içimde bir soğukluk hissediyorum. Üzerimizde büyü olduğuna dair düşüncelerim çok yoğunlaştı. Daha önce sahip olmadığım korkular da oluşmaya başladı bende. Karanlıktan korkma gibi bu konuda yardımınızı rica ediyorum. Şimdiden teşekkür ederim. Yani bu konuda bir büyü olduğunu düşünmüyorum ben. Bu o kimsenin bir kadının kendi nefsiyle alakalı.
Ama 3-4 sene oğlunun sağlık problemleriyle uğraşırken bir kadının eşini ihmal etmemesi gerekir. Böyle bazı kadınlarda bu tip veya erkeklerde de oluyor bu. Bu tip böyle arayı açınca soğumalar fazla oluyor. Gün geçtikçe bu daha da artıyor. İki yabancı gibi oluyorlar. Zannediyorum siz öyle iki yabancı gibi olmuşsunuz. Bence oturun aranızdaki bu soğukluğu giderin, problemleri giderin. Konuşmak, tekrar konuşmak, tekrar konuşmak ve konuşulan bazı kararları hayata geçirmek, yeniden tazelenmekte fayda var. Muhterem hocam derslerinizde başladığım birinci günümde gördüğüm iki rüyamı anlatmak istiyorum. Tekkenizde sohbetiniz esasında büyük bir yangın çıkıyor.
Kimse söndüremiyor. Siz kalkıp yeşil tevhiz sancağınızı sırtınıza alarak bu sancağı Allah yakmaz diyerek o sancak ile yangını söndürüyorsunuz. İkinci rüyamda bir tekkenin, tekkedeyim, ezan okunuyor. Kadın ve erkekler namaz kılmak için geliyorlar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gelecek diyorlar. Ben de kapıda görmek için bekliyorum. Sonunda dayanamayıp bir teyzeye tutunuyorum. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne zaman gelecek diyorum. Acele etme. Bugün buraya yarın sana gelir diyor. Muhterem hocam belki de en gün hakkı talebiniz benim ama samimiyet ile açılan elleri sonsuz ikram sahibi Rabbimiz boş çevirmiyor. Muhterem hocam inşallah sizi yakından görmek ve yakından sohbetinizi dinlemek nasip olur.
Yakınınızda bulunan kardeşlerimize selam olsun ve aleyküm selam. Allah mübarek etsin rüyalarını inşallah Cenab-ı Hak daim eylesin. Muhterem hocam, İsm-i Azam duası ile ilgili birçok yazı ve bilgi var ama tam hakikatını anlayamadım. Bu dua kitabı öğrenilen bir dua mıdır yoksa nefis meratiplerinde ilerleyince manevi olarak öğretilen bir dua mıdır? Muhtemiyat hakkında bilgi verebilir misin? Ben böyle bizim derviş, sufi kardeşler böyle soru sorduklarında veyahut da kendime de bu sorunun cevabı olarak şöyle diyorum. Senin çektiğin virt senin için senin ismi azamın. Allah mübarek eylesin. Muhterem hocam, verdiğiniz virtleri ve zikirleri yaptıkça rüya alemi açılmaya başladı.
Etrafımdaki arkadaşların kimseye söylemedikleri durumlarını görmeye başladım. Rabbim, iblisin düştüğü enaniyetten beni korusun. Arkadaşlarımın manevi durumlarını kendilerine söyleyince hayret ediyorlar. Ben de onlara Allah'ı zikretmelerine ve namazlarını kılıp Rabbimize yönelmelerine tavsiye ediyorum. Bu davet yöntemim doğru mu yoksa bu halleri anlatmayıp içimde mi saklamalıyım? Allah iyilsin, Allah yardımcın olsun. Canavak muhinin olsun inşallah. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. İnşallah. Selamun Aleyküm. Tam dört ay önce size bir rüya yazmıştım.
Cevabınızdan sonra namazda başlayıp dört aydır eksiksiz beş vakit namaz kılıyorum. Bugün değişik bir rüya gördüm. Rüyamda ölmüşüm ve kendi kabrimdeyim. İnternette sohbetleri dinlediğim yıllar önce ölen bir şeyh kabir aleminde önümüzde bir bize öğretir gibi namaz kıldı. Ben ve komşu kabirdeki birkaç kişi şeyh namazı bitirene kadar izledik. Sonra ben kendi kabrimde namaz kıldım. Ben namaz kılarken dünya hayatının bittiğine ve kabir aleminde olduğumun farkındayım. Namazda secdede Allah deyince uykudan uyanım. Kabrimde sarı turuncu arası nurlu bir renk hakimdi. İnternette araştırdığım hiçbir yerde bu rüyanın tevhili yok. Benim de aklıma siz geldiniz. İyi kötü bu rüyanın anlamı nedir hocam?
Lütfen anlatır mısın? Not. Üstadım yok bu konuda istihare çalışmalarına başlayacağım. Çalışmalarına başlayacağım. Allah yardımcın olsun inşallah. Normalde namazlarında eksiklikler var. Namazlarındaki eksikliklerini tamamla. O yüzden namazlarında ve eksikliklerini tamamlarsan, dünya üzerinde eksikliklerin var. Dünyadaki eksikliklerini tamamlayacaksın. Orada bir şeyh efendi öğretici olmuş ve kendine bir şeyh bul, o öğreticinin peşine düş inşallah. Allah yardımcın olsun inşallah. Selamun aleyküm hocam. Bundan iki ay önce rüyamda gerçek hayattan da tanıdığım biri yaşlı, diğeri ise genç. İki kişi gördüm. Rüyamda yaşlı adam kendi kendine bu iş, büyük bir günah, bu işi yapmamalıyım diyordu.
Bunu diyen genç adam, yaşlı adama günahı, sevabı ben belirlerim çünkü. Ben Allah'ım dedi. Rüya bitti ve uyandım. Hazreti Mevlana meslemesinden, Mansur'un ene deyişi şüphe yok, rahmetten ibarettir. Fakat Firavun'un ene deyişine bir bak lanetin ta kendisi diyor. O rüyadaki kişinin Firavun mu yoksa Mansur mu olduğunu nasıl bilebilirim? Böyle bilebilmiş olsaydın zaten, sen burada oturacaktın, biz de oradan soracaktık sana. Öyle bir şey yok ki Allah'ı yesin inşallah ama normalde o iki kişi gördün, o genç adam hani demiş ya, günahı, sevabı ben belirledim çünkü. Ben Allah'ım demiş. Allah genç bir erkek suretinde de görülebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Allah kullarına bu kadar merhametliyken, size şah damarınızdan daha yakınım demişken, kul neden kendini Allah'a uzak hisseder?
Heva hevesinden dolayı, nefsine uyduğundan dolayı kul kendisini Allah'tan uzak hisseder. Allah muhafaza eylesin. Halk eğitim kursları BUSMEC 15 Temmuz'da kursları açacağını bildirdi. Biz de gerekli resmi mercilere dilekçeyle başvurup öngörülen korona tedbirlerini almak kaydıyla ilse ilçe temsilciliklerdeki neybendir ilahi sema gibi kurslarımızı açabilir miyiz? Bilemiyorum ki devlet bu konuda ne diyecek, ne yapacak? Nasıl bir önlem olacak? Bir şey diyemem. Selamun Aleyküm Hocam. Kur'an'ın Arapçasından okumayı bilmiyorum. Şu an daha yeni harfleri tanıyorum. Öğrenince Kur'an'a indiği şeklinde okuyup, hatim edip eşime bağışlamak istiyorum. Bunun bana da bir faydası, fazileti olur mu?
Kur'an herkese şifadır, herkese rahmettir. O yüzden böyle bu konuda hiç şükhede şüphe etmeyin, okuyun inşallah. Ayrıca eşim hayatta yani sahi yaşayan birine de bağışlanabilir diyeyim. Neden bağışlanmasın? Yani hediye illaki ölüler olacak diye bir kaide yok. Selamun Aleyküm. Okumayı çok seviyorum. Okurken sağ elimden kuvvet alıyorum. Lakin uygulanmasına geçince bir türlü hatırlayamıyorum. Sizden dua istiyorum okuduklarımı hatırlayıp uygulamak için. İnşallah Rabbim hayır versin inşallah. Selamun Aleyküm. Ben sizi rüyamda görmedim. Ama Rabbim müsaade ettikçe sohbetlerinizi dinliyorum. Zikirlerinize katılıyorum.
Kardeşlerin sohbet ve zikrullahlarına katılıyorum. Gözümü kapatınca dergahta gibi hissetmeye başladım. İki kere Rabbimin izniyle katılmıştım. Siz demiştiniz ki bir üstada bağlı olmak şereftir. Ben de bu şerefe nail olmak istiyorum. Sizden ders almak istiyorum. Allah razı olsun size layık derviş olmayı nasip eylesin. Rabbim hayırlı geceler.
Biz de bu kardeşimize ders verelim inşallah. Denemek daim eylesin. Rabbim ebedi eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Farz namazların sünnetlerini kaza namazına niyet ederek kılıyorum.
Kuşluk namazı, ev abin namazı ve teheccüh namazı vakitlerinde de yine kazaya kalan namazlarımı niyet ederek kılabilir miyim? Evet. Selamun Aleyküm. Biz küçükken babamdan çok şiddet gördük. Babam 25 sene evli kaldıktan sonra zina yaptı ve annemle ayrıldılar. Şimdi iki tane küçük kardeşim var. Babamla 3 senedir hiçbir şekilde görüşmüyorum. Daha önceki görüşmelerimizde benden para istiyordu. Ben de anneme ve kardeşlerime bakmadığı için görüşmeyi bıraktım ama içim rahat değil.
Ne önerirsiniz? Normalde şimdi siz evli misiniz, bekar mısınız, nerede yaşıyorsunuz, nasıl yaşıyorsunuz bunları bilemediğimden dolayı size bu noktada net bir şey diyemeyeceğim. Çünkü mesela evliyseniz o zaman kocanızın parası ise kocanızın parasını kocanızdan izinsiz bir yere harcamanız mümkün değil. Veyahut da işte ne bileyim babanıza bu noktada para vermekle zorunlu ve sorumlu değilseniz.
O yüzden bunun hukuku farklı. Selamun Aleyküm. Ben sürekli bu dünyalık yaşamak ile ahiretimi kurtarmak arasında sıkışıp kalıyorum. Dünyaya daldığımda her şeyi unutup sadece yaşıyorum. Sonra fark edince de dünyadan tamamen uzaklaşıyorum ve dini hayatımı yaşamaya çalışıyorum. Biri olunca diğeri olmuyor, tutturamıyorum. Bilerek yapmıyorum ama denge de kuramıyorum. Bu da beni sürekli mutsuz bir insana dönüştürüyor. Benim için ne tavsiye buyurursunuz? Dengeli gitmeyi tavsiye ederim. Yani normalde insan hem dini ibadetlerine ve dini hayatına devam ederken, dünyevi hayatına da devam edecek. Ama dünyasını da dindarlaştıracak insan. Yani böyle dini ve dünyevi olarak ben ayırt etmek pek istemiyorum.
Eğer bir kimse kendisini dindarlaştırırsa onun dünyası da dindarlaşır. Kendisini dindarlaştırmazsa o zaman dünyası dindarlaşmaz o insanın. Biz böyle dini ikiye ayırmış veya hayatı ikiye ayırmış gibiyiz. Dini hayatımız, dünya hayatımız diye değil. Yani bir kimse dindar ise onun dünyası da dindarlaşır. Bütün hayatı dindarlaşır. Mesela bir kimse Kur'an ve sünnet ölçüsüne sahipse, işine, aşına, eşine, arkadaşlarına, dostuna, mahallesine her şeyine bakarken, Kur'an ve sünnet gözlüğüyle, mantığıyla bakar. Öyle bakınca zaten onun dünyası da dindarlaşmış olur. Dünya bu sefer onu rahatsız etmez. İslam ticareti yasaklamadı. İslam para kazanmayı yasaklamadı.
İslam dünyayı terk etmeyi bize tavsiye etmedi. Bize İslam'ın benim aldığım öğreti, benim kendimce, kendi kendime uyguladığım şey şu. Yani dünyamı da dindarlaştırmam lazım. Benim evim, işim, aşım, eşim, çoluğum, çocuğum, her şeyim dindarlaşması lazım. Ben öyle bakıyorum meseleye. Öyle olunca işte bu dünyevi bir mesele, bu dini bir mesele olarak ayırt etmiyorum. Yani biz ticaret yaparken şimdi biz bu dünyevi bir mesele deyip dinin kurallarını terk mi edeceğiz? Veya sokakta yürürken biz dünyevi bir mesele deyip de sokakta yürüyüş dinin kurallarını terk mi edeceğiz? Ben öyle düşünmüyorum. O yüzden hayatınızı dindarlaştırın. Dünya ve ahiret olarak ayırt etmeyin bence. Allah bizi affetsin inşallah.
Öfke veya sinir hakkında kişinin edepsizliğinden demiştiniz. Ben son zamanlarda kendimi ifade edemediğimi ve edemeyince de sinir ve öfke kontrolümü yapamadım mı fark ediyorum? Bunu nasıl düzeltebilirim? Allah razı olsun. Ya normalde insanlarda böyle bir şey var. Şeytani bir öfke var. Ama senin üzerine ama bütün insanların üzerine. Olur olmaz her şeye öfkeleniyorlar. Olur olmaz her şeye sinirleniyorlar. Bu biraz böyle şımarıklıktan kaynaklanıyor. Bu biraz böyle mesela ben onu gençlerde de görüyorum. Hemen böyle atıyorlar, tutuyorlar, öfkeliler. Şimdi anne babalar onu üzmek istemiyor. Anne babalar onları kırmak istemiyor, incitmek istemiyor. Bir bakıyorsunuz çocuklar hani ahir zaman alameti olarak geçiyor ya.
Anne ve babalar kendi kral ve kraliçelerini doğurmadıkça kıyamet kopmaz. Çocuklar anne babalarından daha fazla atarlı. Çocuklar hemen sinirleniyorlar, hemen öfkeleniyorlar. Bu böyle onların eğitimsizliklerinden, cahilliklerinden, Kur'an sünneti bilmediklerinden kaynaklanıyor. Biraz da böyle ben bizim sufi kardeşlerin ailelerinde de görüyorum bu rahatsızlığı. İşte çocuk atarlı çok veya zaman zaman buraya da yazıyorlar ya. Yani çocuklarımız çok sinirli, mutsuz. Ya şimdi biz normalde Kur'an sünneti yaşayan insanlar çocuklarına böyle biraz daha mülayim, biraz daha tatlı, biraz daha böyle hoşgörülü yaklaştıkça çocuklar daha fazla şeytani hal ve hareketlere giriyorlar. Veya insanlar da öyle.
Yani büyüklerde de var bu. Herkes atarlı tutarlı. Yani diyorum ki ya siz bir yumruk yememişsiniz, bir tokat yememişsiniz bir başkasından. Atıp tutuyorsunuz, atarlı tutarlı konuşuyorsunuz. Bu böyle hani çok bağırınca haklılığını ispat edecekmiş gibi görünüyor insanlar. Veyahut da birisi böyle bağırıyor, çağırıyor, hakaret ediyor. Sanki haklıymış gibi görüyoruz biz onu. Bunlardan kaynaklanıyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bunlar çok hoş değil. Öfke şeytandan. Yani doğru öfke Rahmanidir. Nedir doğru öfke? Kur'an ve sünnetin dışındaki bir şeye öfkelenmek, bir zalime, bir zulme öfkelenmek, bir adaletsizliğe öfkelenmek. Bunlar doğru öfke. Ama insanlar annesine, babasına, kardeşine, eşine, çocuklarına veya mülayim bir insana öfkeleniyorlar.
Bu şeytandan Allah muhafaza eylesin. İyilik insanlar arasında kesilir. Fakat Allah ile onu yapan insan arasında kesilmez. Yani insanların arasında birbirine iyilik yapanlar evet azalmaya başladı. Ahir zaman elameti. Ama Allah ile onu yapan insan arasında yani normalde işte iyilikler Allah'tandır. Allah insanlara iyilik yapmaya devam ediyor. O kesilmiyor. Hacamattan sonra gusül almak zorunlu mudur? Böyle bir zorunluluk yok zaten. Okumadım hadis-i şeriflerde. Fitne uykudadır. Allah onu uyandırana lanet etsin. LGBT fitnedir. Onu uyandırıyorlar ya insanların önüne koyuyorlar. Haramlar fitnedir. Fitne haram demektir. O yüzden bir kimse haramı işlemeye başlayınca fitneyi uyandırdı.
Harama müsaade ettiği müddetçe fitneyi uyandırdı. Haramı alkışladığı müddetçe fitneyi uyandırdı. Harama müsamahkar davranan kimseler fitneyi uyandırdı. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Sohbetlerde anlattığınız olumsuz davranışlar üstünde olduğu halde bir kimse ben üstüme alınmıyorum. Bana demiyor zaten diye düşünüyorsa örnek verecek olursak televizyon izlemenin olumsuzluklarının sohbette dinlediği halde onları bana söylemiyor diye düşünmesi ne kadar doğrudur.
Heva hevesine uydu mu insan öyle olur. Onun kafasını baltayla yarsan arasına da normalde ona olan nasihatleri sıralasan, örtsen, diksen o yine bana değil der. Bir kişi kendisinden büyüklere nasihat edebilir demiştiniz. Kendimizden büyük kişilere nasihat ettiğimiz zaman kızıp dinlemiyorlar. Nasihatın şekli nasıl olmalı? Kendimizden büyüklere nasıl nasihat edebiliriz? İlmi siyaset olacak. Tatlı tatlı bu böyle olursa iyi olur. Veya oradan iki tane hadis açacaksınız o konuyla alakalı. Hadi gelin iki tane hadis okuyayım size büyüklerinize karşı diyeceksiniz, hadisleri okuyacaksınız. Hırsız birinin annesine geçmişte ne yaptığı sorulunca ameliyken pazardaki nara iğne batırıp yediğini anlatmıştınız.
Hırsız değildi. Sahabenin bir su tulumunu dermişti çocuk. Çocukların da doğuştan bir hastalık olan kişilerde bu gibi durumlarda mı söz konusudur? Yoksa davranışla ilgili konularda mı anne babanın önceden yaptıkları çocuğa yansır? Anne baba tövbe etmezse çocuklarına haram giriyor ya kursaklarına. Haram girdiğinden dolayı anne baba ondan sorumlu. Tabii çocuklarda da bunun etkisi oluyor. Maun suresinde dini yalanlayanı gördün mü? İşte o öksüzü iter, kakar, yoksulu doyurmaya önek olmaz buyuruyor. Bazı dine inanmayan kişiler garibana iyi davranabiliyorlar. Bazı Müslümanlar da kendi çocuğunu bile gariban konumunda düşürebiliyorlar. Bu ayetlere göre durumlar açıklayabilir misiniz?
Her türlü insan olabilir bunda bir sıkıntı yok. Yani öksüzü iteleyen, kakaklayan veya garibana iyi davranmayan insanlar her türlü toplumda olabilir. Ama gerçek bir mümin, bakın gerçek bir mümin, yoksulu doyurur ve öksüzü itekleyip kakaklamaz. Bu mümin sıfatı değil. Bir kişi etrafına maddi ve manevi zarar veriyorsa, uyarıldığı zaman da beni sadece şeyhim uyarır diyorsa, bu duruma ne kadar doğrudur?
O heva ve hevesine uymuş. Yani bize kim Kur'an ve sünnet tarihsine nasihat ediyorsa biz o nasihatı alır kabul ederiz ve gelen nasihat haktan görürüz. O yüzden normalde bazı böyle ham dervişler vardır. Beni sadece şeyhim uyarır, bana sadece şeyhim söyler. Onlar dervişin hamıdır. Allah onları da erdirsin inşallah. Geceleri yattığımda ve uykuya daldıktan kısa süre sonra uyanıyorum ve zamanın çok hızlı geçip sonsuza doğru gittiğimizi ve her şeyin yok alacağını ve belirsizliği istemsizce düşünüyorum.
Bu her gece oluyor ve artık uyumak istemiyorum. Bu konuda nasihatınıza çok ihtiyacım var. Tedavi edilmesi gereken psikolojik bir hastalık mı ya da başka bir şey mi merak ediyorum. Psikolojik rahatsızlığa doğru gidiyorsunuz. O yüzden zamanda her şey gelip zaman her şeyle yürüyor, geçiyor. Ama şunu unutmayın. Hiçbir şey geçip gitmiyor. Yani biz zaman her şeyle gidiyor. İşte bir müddet sonra etrafımızdaki insanlar da yok olup gidecek. Biz de bu dünyadan yok olup gideceğiz. Yoksa hayat devam edecek. Hayat devam edecekse o zaman biz kalkıp da her şey yok olacak diye düşünmeyelim. Selamun Aleyküm. Pandemi döneminde gıda haddinden fazla arttı.
Maalesef ülkemizde denetim mekanizması şikayet üzerinde çalışıyor. Tonlar domuz etin nereye gittiğini çok kimse bilmiyor. Hazır gıdaya rağbet çok. Gıdalarda hormonal bozukluğu olduğu ve birçok hastalığa karşı karşıya olduğumuzu itaat ediliyorlar. Tavsiyeleriniz nelerdir? Ben yıllardır söylüyorum hazır gıda yemeyin, bilmediğiniz yerlerden et almayın, gidin mahalle kasabınızdan bildiğiniz et alın, gidin öyle tanıdık bildiğimiz. Örnek diyorum şimdi bunu reklam gibi değil. İşte kardeşlerimizin kasap dükkanı var. Örneğin yeni açtılar dikkatlarında. Veya bir tane daha kardeşimiz var. O da zannediyorum şeyli, neydi o meşhur köyü olan yer? Fidye kızıklı, Bülent. Onun kasap dükkanı var değil mi? Eğitimde. Örneğin şimdi yani o kardeşlerden gidip etinizi alabilirsiniz, örneğin.
Hazır gıda yemeyin, hazır paketlenmiş gıdalardan uzak durun. Böylece sağlığınızı koruyun. Bildiğiniz veya bilmiyorsanız evinizde yapın. İşte yemeği verin ya ne olacak? Hazır gıda yemek zorunda mısınız? Allah muhafaza eylesin. Koruyun kendinizi. Selamun Aleyküm ben sizden ders almak istiyorum. Yani inşallah biz ders vermekten uzak durmayız. Bir rüya görürseniz, bir hal anlatırsanız, bize bir konuda bir manevi hediye getirirseniz size ders veririz inşallah canım kardeşim. Selamun Aleyküm.
Sufi yolunda kalıcı ve sağlam olmak için ne yapmalı? Kalıcı ve sağlam olmalı. Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışıp vefasızlardan olmamak için şeytan ve nefisle mücadele edeceğiz. Yolumuzda bilmediklerimizi öğrenmenin adabı nedir? Öğrenmek niyetiyle derviş kardeşlerinize sorular yöneltilebilir mi? Evet. Bu etraftan ablalara, abilere sorular, bayanlara, erkekler erkeklere sorular sorabilirler. Öğrenmeye çalışırlar. O yüzden bayanların kendilerine ait bir platform, bir böyle bilgi edinebilecekleri bir yer kuruldu. Erkekler için de var Telegram'da. O yüzden arkadaşlar orada birbirlerini bilgilendirebilirler. Sohbetlerden kesitler alıp o kesitleri orada kullanabilirler. Böyle laylı ilomdan fazla böyle adabı, erkanı, yolu, yordumu anlatmak güzel olur inşallah.
Hanımlar umuma açık yerlerde zikrullah yapılabilir mi? Yapılırsa adabı nasıl olmalı? Umuma açık yerlerde hafiz zikrullah yapar bayanlar. O yüzden otobüsteydi, taksideydi, yoldaydı falan. Oralarda böyle hafiz zikrullah yapmaları lazım kadınların. Dervişlerin günlük yaşamlarında birbirlerine yaklaşımları nasıl olmalı? Saygı ve sevgi daresinde olacak. Herkese nasıl saygı ve sevgiyle yaklaşılıyorsa, onlar da öyle olacak. Yakınlık dereceleri ne olursa olsun riayet edilecek temel bir ölçü var mı? Saygı, sevgi ve genel temel ölçüler. Hocam bir arkadaşım size bu soruyu sormamı istedik. Kendisi sabah uyandığında işaret parmağında yarıya kadar kına yakıldığını görmüş. Ertesi gün akşamı sizi rüyasında görmüş.
Ve bu kınanın neden yakıldığını size sormuş. Siz de ona gülümsemiş ve sen hala anlamadın mı demişsiniz. Bu rüyanın anlamı ve kına yakılmasının nedeni nedir? Teşekkür ederim. Hala da anlamamış mı? Rüyasında da görmüş. Anlasın artık işte. Bir erkeğin eşinin kıskanmasındaki dindeki yeri nedir? Kıskanır. Kadın erkeği kıskanır. Erkek de kadını kıskanır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki, İçinizde en kıskancı benim. Kıskanmanın sınırı olur mu? Kur'an sünnettir kıskanmanın sınırı. Yani işte bir erkek eşini kıskanıyor diye onun temel ihtiyaçlarını görmesi, makul ve insani bir hayat yaşamasının önüne geçmeyecek.
Herhangi bir sebepten aramızda bir kıskançlık olduğunda kıskanan erkek kendine güvenmeyen erkektir ve diğer hemcinslerinden kendisini aşağıda gören erkektir deyip kestirip atıyor. Sizce nasıl davranmalıyım? Doğru bir söz değil. Yani asıl kıskanan erkek doğru yerdedir. Ama o kıskançlığını hayatı yaşanmaz hale getirmeyecek. Hastalık seviyesinde götürmeyecek yani inşallah. Canlı bağlantıyla Kur'an-ı Kerim mukabele olur mu? İnşallah olur. Ne yapacaklar? İnsanlar Ramazan geliyor. Mukabele okuyacak olanlar canlı bağlantıyla mukabele edebilirler, okuyabilirler. Şimdiden söyleyelim. Selamünaleyküm.
Nefis meratiplerinden mutmainne videonuzda bir kimseye hay esmasını bir peygamber verdiyse onun kurmayliğe gideceğine işaret demiştiniz. Peki bu mülhüme veya diğer esmaların içinde geçerli midir? İnşallah geçerlidir. Neden geçerli olmasın? Selamünaleyküm. Bir anne ziynetine düşen zekatı ihtiyacı olan kızlarına vermesine bir sakınca var mıdır?
Anne babanın kendi çocuklarına zekat vermesi doğru değildir. Hanefi'ye göre. Çocukların da anne babasına, anne babalarına zekat vermeleri doğru değildir. Bir beldede dergahta ana ders olduğu gün, dergahta değil de bir evde kardeşlerin toplanması ve zikrullah yapması uygun mudur? Hayır. Orada o kimse ikilik çıkarıyor. Allah muhafaza eylesin. Biz onlara müsaade etmeyiz. Eğer normalde arkadaşlar, kardeşler bize intisaplıyseler, bir beldede bir yerde ana ders var ise o gün herkes oraya gidecek. O yüzden başka bir yerde ders açmak, başka bir yerde ders yapmak heva hevesine uymaktır. Doğru değil. Sufilikte hiçbir canlıya zarar verilmez.
O canlı ona zarar vermeye kalkarsa o zaman o kimse kendini savunma maksadıyla karşısındaki canlıya zarar verebilir. Mesela işte bir yırtıcı hayvan ona saldırdı. Bu sefer o kendisini koruma maksadıyla kendini korumak için karşıdaki o hayvana uğrabilir. Veyahut da bir insan işte kalktı, işte başka bir sufiyi işte böyle zarar vermeye kalktı. Kendini koruma maksadıyla o da karşısındaki kimseye uğrabilir veya elini kaldırabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Peygamberimizin nerede bir kertenkele görseniz öldürün diye Cübbeli Ahmet Hoca'nın ağzından bir hadis duydum ya da ben mi yanlış anladım. Yani normalde kertenkele, zehirli kertenkeleler olabilir. Bazı kertenkele cinsleri insanlara zarar verebilir.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem böyle bir şey de söylemiş olabilir. Cübbelinin hadis ilmi iyidir. Yani böyle herkesin hatası kusuru vardır. Bilemiyorum o konuda kertenkele ile alakalı. Bakmam lazım bendeki hadis kitaplarına böyle bir şey var mı yok mu diye. Yani ben öyle bu tip mevzulara çok bakmak istemiyorum. Çünkü günlük hayatımızda bizim uygulayabileceğimiz şeyler değil. Yani kerten, biz dağda, çölde, ovada yaşamıyoruz ki kertenkelelerle uğraşalım. İnsanların şu anda köylerinde dahi kertenkele kalmadı ki. Bir de yani Mekke, Medine'deki kertenkeleler bizim buralarda yok. Orada bazı kertenkeleler var. Onlar yeniliyor bile.
Bizde yenmez örneğin. İşte bizim kavmimizin yemeği değil. Selamun Aleyküm. İşrah namazını güneş doğunca 30 dakika sonra kılınır mı yoksa 45 dakika mı beklemek gerekir? 30 dakikada yeterli olabilir. İkinci soru sabah namazını kılınca tekrar uyumak. Güneşin doğuşunu görmemek evin rızkınızı azaltır mı? Sabah namazını kılmışsınız ya harika. Farzı yerine getirdiniz. Hiçbir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Ben 8 yaşındayım. Sizden ders almak istiyorum. Hayırlı geceler. İsmim Yiğit Hamza. Maşallah sabahınla. Yiğit Hamza. Sen 8-8 çek inşallah. Selamun Aleyküm.
Öncelikle kişi Allah'ın sevdiği kulu ise çok sevdiği için dua ederek ölüm saatini değiştirebilir mi? Yoksa ecel saati değişmez mi? Ecel ne bir adım öne ne bir adım sonraya. Bir de yani Allah'ın çok sevdiği bir kul ise o Allah'a hızla ulaşmak ister. Neden ölüm saatini dua ederek değiştirsin ki? İkinci sorum sizleri tanımadan önce ibadet ederken hep Allah korkusundan ibadet ediyordum. Fakat şimdi Allah'ımı, peygamberimi sizleri tanıdıkça severek ibadet ediyorum. Ve Allah'ın sevdiği kulu olmak için, ona layık olmak için ve ahirette yüzümü hak bir şekilde utanmadığım huzuruna çıkabilmek için ibadet ediyorum. Harika. Bir müddet sonra onu da geçeceksin inşallah. Önceleri korkuydu cehennem korkusu. Şimdi o da ona layık olamama, şükredememe korkusu sarıyor.
Bu güzel bir korku. İbadetleri Rabbim kabul eder. Merhametiyle muamele eder. İnşallah Allah'ın rahmetine güvenerek ona yaklaşmaya çalışılıyorum. Ölüm eskisi gibi korkunç gelmiyor. Böyle düşünmek doğru mu? Doğru bir sıkıntı yok. Cenab-ı Hak muinin olsun inşallah. Hayırlı geceler.
Gördüğümüz rüyanın rahmani mi yoksa günlük düşündüğümüz şeyle ilgili olduğunu nasıl ayırt edebiliriz? Bir de rüya mektup gibidir anlatılması gerekir deniliyor. Ama anlatmamak problem olur mu? Problem olmaz. Eskiden çok fazla ağlamayan bir insanım. Şimdisi küçük şeylere bile ağlıyorum bazen. Bu değişimde bir sıkıntı var mı? Sizce bu rahatsızlık olabilir mi? Hakkınızı helal edin. Ağlamak güzel bir şeydir ya sıkıntı yok. İnsan incelikçe ağlar. Gazali bütün kötülüklerin başı kaynağı üçtür. Bunlar haset, rüya, ucubtur.
Kalbini bunlardan temizle, bunlardan kurtulmayana dünyada rahat yoktur demişler. Nefsin kötü sıfatı olan ucub yani kendini beğenme halinden nasıl arınabiliriz? Yani bunu bazıları kendini beğenme halinden arındırmak için böyle gömüyorlar kendilerini. Bu da doğru değil. O yüzden normalde insanlar kendilerini de normal bir kul gibi görecekler. Hayatlarına devam edecekler. Yani kendimizi yukarılara çıkarmamıza gerek yok. Kendimizi mükemmellik noktasında görmemiz de gerek yok inşallah. Bir sözünüzden namazın ruhaniyetiyle kendi ruhaniyeti hemhal olunca namazın kaçıncı göğe kadar çıktığını görür. Namazın ruhaniyeti ve her şeydeki ruhaniyet kavramı nasıl idrak edilebilir, ne manaya gelir?
Her şeyin bir ruhaniyeti vardır. Yani orucun ruhaniyeti vardır, namazın ruhaniyeti vardır. Bu benim bencesidir. Yapmış olduğumuz iyiliklerin ruhaniyeti vardır. O yüzden normalde o ruhaniyet dediğimiz şey bir süliyet olur, bir şekle şemale bürünür o. Bir süliyet, bir şekle şemale bürününce eğer senin ruhaniyetin gerçekten temizlendiyse o zaman onunla beraber yolculuğa çıkabilir. Karnınızın tokluğunda soğuk içeceklerden, gölgelendiğiniz evlerden, vücudunuzun ve organlarınızın sağlamlığından, rahat uykunuzdan, bunların hepsinden hesaba çekileceksiniz. İmam Gazali, bunlardan hesabı şükür etmeme veya nimetlerin sadakasını vermediğimiz noktada mı anlamalıyız? Evet. Yoksa insanlar bu tokluktan, soğuk içeceklerden veyahut da üzerinde bulunan nimetlere hamd ettiği müddetçe, bu nimetlere etrafındaki böyle ihtiyacı olan kimselere de hediye ettiği müddetçe bir sıkıntı olmaz.
Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. Saf ayet 8 Ayet-i kerimede müminlere ümit oluyor. Lakin ahir zamanın helal halleri, haramlar, lanetlik işler, eşcinsellik tamam yapmış iken nasıl bu ayeti anlayabiliriz? Umudumuzu nasıl arttırabiliriz? Nasıl İslam'ın kaidelerini yaşayıp yaşatabiliriz? Teccaliyete karşı. Bu karanlık bizi korkutmayacak. O yüzden biz Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışıp her türlü kötülükle mücadele azmimizden geri dönmeyeceğiz ve mücadele edeceğiz. O zaman Allah nurunu, ben isterim ki Allah nurunu benim üzerimden tamamlasın. Sebep ben o nurunun tamamlanmasında vesile olayım.
Veyahut da içinde bulunduğum topluluk o nurun tamamlanmasında bir tuğla olsun. O nurun tamamlanmasında bir vesile olsun, bir merdiven olsun, bir nefes olsun inşallah. İnsanın kendi iş dünyasıyla barışması nasıl mümkündür? Kendisiyle barışık olma halini nasıl yakalayabilir? Bu konuda bilinçaltı çalışması işe yarayabilir mi? Ben kendimle bu manada barışmak istemem. Yani nefsimle mücadele ederim. Şeytanla, hevayla, hevesle mücadele ederim. İyi olumlu yerlerimle de barışırım. Ben Ali Çetin Kaya, 7 yaşında kızım. Erva ders almak istiyor inşallah. Akşamınız hayır olsun.
İnşallah ona da 7-7 tarif et inşallah. Hayırlı akşamlar. İmam da yakine ermenin en kısa ve kestirme yolu sizce ne olabilir? Rica etsem cevaplar mısınız? Allah'ı sevmek, aşık olmak. Kalamar, karides, midye yemek haram mıdır hocam? Normalde bu haram diyemeyiz bunları. Çünkü İmam Şafii denizden babam çıksa yerim demiş. Böyle olunca hani deniz ürünlerini normalde haram demek çok uygun olmaz. Ama ve lakin mesela midye ile alakalı şunu diyebiliriz. Midye böyle necasetiyle beraber piştiğinden dolayı uygun değil. Bunun gibi veyahut da işte kalamar, karides bunlar Şafii'ye göre yenilebilir bir sıkıntı yok.
O yüzden haram dönememiz çok uygun değil. Selamun Aleyküm. Allah'ın yerine kanun koyucu bir şahıs seçmek ile oy kullanmak arasında benzer bir ilişki var mıdır? Oy kullanarak böyle bir günahtan sorumlu olur muyuz? Yani kullandığımız oyların hepsinden de sorumluyuz. Seçtiklerimizin hepsinden de sorumluyuz. Bütün seçimlerden sorumluyuz. Bir şey seçiyoruz. Bundan sorumluyuz. Bir yiyecek, içecek, yiyecek, eş. Bunları seçiyoruz ya. Bunların hepsinden sorumluyuz. O yüzden bir oy kullanıyoruz. Oy kullanırken de seçtiğimiz kimseden sorumluyuz. Yani şunu diyemeyiz biz. Ya biz seçtik ama işte bu böyle kötülük yaptı. O zaman git oyunun peşine düş.
Sen neden kötülük yapıyorsun de örneğin. Yani bizde böyle bir şey yok. Böyle bir eleştirel bakmak, bunun hesabını sormak yok. Mesela ben bugüne kadar hiç görmedim. İşte git belediye başkanının önüne otur. Sen neden böyle bir şey yaptın de. Onu bu normalde halk olarak, vatandaş olarak, oy verenler olarak git onu sorgula. Bizde böyle bir sorgulama yok. Veyahut da vali kim adına iş yapıyor? Devlet adına. Kime iş yapıyor? Bu millete iş yapıyor. Yani millet gidip de valiye, sen neden böyle bir iş yaptın? Bu vatandaşın hayrına bir iş değil, bu şehrin hayrına bir iş değil deyip de onlara karşı görüşemiyor, konuşamıyor. Yani böyle bir bizde bunlar eksik.
Mesela yani veya görüşmeye, konuşmaya gitmiş olsa o kimseyi yerinde bulamıyor insanlar. Yani aslında bu tip eksiklikler fazla. Yani bir de bir yerli bir makama gelenlerde bir kibir var bizde. Yani o makama gelince sanki o makama böyle kendi kendilerine gelmişler gibi. Onlar böyle bir kibirlilik, bir böyle kendini beğenmişlik, bir vatandaşı beğenmemek bu hale geliyorlar. Yani ne yazık ki ben 59 yaşındayım, ne siyasetçilerden ne devlet adamlarından böyle bir şey görmedim hiç. Yani normalde siyasetçiler işte küçük partiyken, zayıf partiyken herkesle görüşüp konuşmayı yeğliyorlar. Ama partileri büyüyünce, iktidar olunca her şeyi unutuyorlar. Acı şeyler bunlar. Ama o yüzden normalde insan bakıyor bu sefer.
Yani dün merhabalaştın, konuştun, görüştün veya iş yerinden veyahut da ne bileyim işte etrafından ayrılmayan insan, belli bir makama, mevkiye gelince seni unutuyor, terk ediyor. Veyahut da işte ne bileyim bir kimse vali olarak atanıyor bir şehre, bir ile işte ortalığı karıştırıyor, gidiyor. Yani normalde işte o hepsinde insanlar kimden bilecekler? Yani hükümetten bilecekler. Yani Bursa valisi bir yanlış bir şey yapıyorsa insanlar onu hükümetten bilecekler. Yani onun hesabını siyasetçiden soracaklar. Diyecekler ki ya bir vali atadın bize, tekkemizi kapattı, medresemizi kapattı, şunu yaptı, bunu yaptı. İşte şöyle ikili davrandı, böyle üçlü davrandı diyecek. Onun hesabını o partiden, onu oraya getiren İçişleri Bakanı'nın partisinden hesap soracak.
Veyahut da bir belediye başkanı, bir belediye başkanı vatandaşa hizmet etmekle mükellef. E vatandaşa hizmet etmiyorsa, vatandaşın işlerini görmüyorsa, ne bileyim işte bazı insanlara özel imarlar çıkarıp insanlara rant veriyorsa Veyahut da belirli insanlara belirli rantlar dağıtıyorlarsa, o zaman bunun hesabını kim verecek? Vatandaşa vermeleri lazım. E vatandaşa veren de olmuyor. Yani normalde aslında bütün dünya üzerinde siyaset ve siyasetçiler körleşiyor. Siyaset ve siyasetçiler ne yazık ki böyle vatandaşın ihtiyaçlarını görme, vatandaşın dertlerine derman olma yolundan çıkıyorlar. Bütün dünya üzerinde var bu. Ve işin acı tarafı şu, yani öyle bir an gelecek, ülkeler yönetilemez hale gelecek.
Öyle bir an gelecek, ülkeler büyük bir kaosun içerisine girecekler. Çünkü siyaset dairesi ve siyaset mekanizması vatandaşın içerisindeki güven bunalımını yok edemiyor. Ve insanlar şu anda siyasetçilere güvenmiyorlar. İnsanlar siyasi mekanizmaya güvenmiyor. Bu neden kaynaklanıyor? İnsanlar o siyaset mekanizması, insanlara belirli vaatlerle geliyorlar. Belirli bir kliklerle, belirli bir hiziplerle geliyorlar. Diyorlar ki şunları, şunları, şunları, şunları yapacağız. Bir bakıyorsunuz iktidara gelince onları yapmıyorlar. Yani muhafazakar gördüğünüz kimse iktidara gelince hiç muhafazakarlıkla alakası olmuyor. Dindar gördüğünüz bir kimse iktidara gelince dindarlıkla alakası kalmıyor.
Veya işte bir bakıyorsunuz ki dindar gördüğünüz kimse dinsizmiş. Enteresan şeyler yaşanıyor. Bütün ülkelerde yaşanıyor bu. Ama İslam ülkelerinde daha fazla yaşanıyor. Bunlar acı şeyler. Yani İslam ülkelerindeki siyasetçiler, devlet bürokratları ne yazık ki vatandaşın lehine değiller. Çok acı şeyler bunlar. Bir bakıyorsunuz herhangi bir x ülkede, yani Müslümanlar fakir, fukara, garip, gureba. Yani ekmeğe muhtaçlar ama siyasetçilerine bakıyorsunuz, devlet idarecilerine bakıyorsunuz. Lüks ve sefahat içerisinde yaşıyorlar. Vatandaş normalde kendince hani böyle kendini geçindirmeye çalışıyor. Ama öbür tarafta bakıyorsunuz işte ama siyaseten ama devlet tarafından belli bir makama mevki gelmiş olan insanlar hızla zenginleşebiliyorlar, hızla mal mülk sahibi olabiliyorlar, hızla konfor sahibi olabiliyorlar, hızla lüks bir hayat sahibi oluyorlar.
Bunlar normal yollardan olabilecek olan şeyler değil. Bu sefer de insanlar bu sefer siyasi mekanizmayı sorguluyorlar. Sorgulamak zorunda kalıyorlar. Ve bu insanları durdurmak, bu insanları normalde tekrar ikna etmek çok zor. Sebep, yani dün beraber kapısının önünde duran bir kimse, orada beraber yaşayan kimse, dün çok özür dilerim ama hani böyle bir lokma ekmeğe muhtaç kimse ama milletvekili olmuş, zenginleşmiş, kibirleşmiş, belediye başkanı olmuş, zenginleşmiş, kibirleşmiş, ne bileyim böyle değişik değişik şeyler oluşuyor.
Böyle olunca insanlar hepsinden de sorumlu. Evet, attığınız oylardan sorumlusunuz. Evet, seçtiklerinizden sorumlusunuz. Ya ben iyi olsun diye seçtim. İyi miydi o kimse? E git o zaman ona de ki ya ben seni iyisin diye seçtim, sen neden böyle yapıyorsun de. Örnek. Diyebiliyor musun? Bulamazsın bile, yanına bile yanaşamazsın. Acı şeyler bunlar. Böylece o, hani işin en ilginç tarafı o, yani siyasi mekanizma güç kaybediyor. Yani o siyasi parti hükümet olunca devletleşiyor. Aşın acı tarafı bu. Yani örneğin siyasi mekanizma, yani partiler kurulma amacı, kurulma noktası, vatandaşın hakkını, hukukunu devlete karşı savunmak olmalı. Bir devlet mekanizması var.
Bu devlet mekanizması kanunuyla, adaletiyle, davranış biçimiyle, yani bunun yenilenmesi, bunun değiştirilmesi, vatandaşın lehini olması gerekir. Vatandaş ne ister devletinde? Namusumu koru, şerefimi koru, haysiyetimi koru. Beni iç ve dış düşmanlardan koru. Beni dinsizlikten koru. Beni normalde insanların aldatmasından, kandırmasından koru. Benim malımı koru, benim namusumu koru, benim çocuğumu koru. Bakın normalde benim eğitimimi eşit bir şekilde sağla. Benim sağlığımı da muhafaza et, sağlığımı da koru. Ne isteyecek başka insanlar devletten? Devlet niçin vardır? Vatandaşı için vardır. Devlet mekanizması benim eşit bir şekilde eğitmiyorsa, parası olanlar lüks bir şekilde eğitiliyor, daha iyi eğitiliyorsa, parası olmayanlar daha kötü bir eğitim alıyorsa, o zaman nerede eğitim eşitliği kaldı?
Yok. Sağlıkla da alakalı aynı. Parası olanlar belli bir sağlık kalitesine ulaşıyorsa, parası olmayanlar o sağlık kalitesine ulaşamıyorsa, o zaman nerede kaldı sağlıkta eşitlik? Yok. Tamam ya parası olanlar biraz daha iyi olsun. Kabul ettim. Parası olmayanlar da parya olmasın. Benim en azından makul ölçülerde benim eğitimimi sağlasın, benim sağlığımı sağlasın. Hukuk dediğimizde paralı olanların veya siyasetçilerin ayrı hukuk tecelliyatı, parası olmayan, siyasi olmayan insanlarda ayrı hukuk tecelliyatı oluyorsa, aynı suçtan birisine farklı ceza, birisine farklı ceza veriliyorsa, veyahut da suç istemeyen kimseye dair ceza veriliyorsa, o zaman adalet sisteminden ne bekleyebileceğiz?
O zaman normalde biz kalkıp da ne diyebiliriz şimdi, ne yapalım? Devletin böyle bir mekanizmasının karşısında siyasetin, vatandaşın hakkını koruyup, vatandaşın hakkını savunup, o adalet mekanizmasını doğrultması lazım. E doğrultmuyorsa, bunlar sıkıntılı şeyler. Aynı şekilde can güvenliği, aynı şekilde mal güvenliği, aynı şekilde namus güvenliği. Yani normalde insanların namusları par yoluyorsa veya benim din güvenliğim yok örneğin. Ya nasıl yok? Ya benim dinimin emreti, kutsal kitabın ayetlerini inkar ediyor adam. Bunu normalde özgürlük olarak kabul ediyorsan sen, benim kendimce kutsal kabul ettiğim hadis-i şerifleri inkar ediyor. Yani bunu özgürlük olarak kabul ediyorsan, o zaman ben dinimi nasıl koruyacağım?
Ben birey olarak dinimi nasıl koruyacağım? Çocuklarıma birey olarak o dini nasıl anlatacağım ben? Yani çok özür dilerim ama, bu ülkede LGBT'liler kadar Müslümanların hak ve hukuku korunmuyor. Siz LGBT'ye hayır dediğinizde boğuyorlar sizi, Twitter bile sizi yasaklıyor. Ama Kur'an'a hakaret etmek, Müslümanlara hakaret etmek, İslam'ın kutsal değerlerine hakaret etmek hiçbir sıkıntısı yok.
Twitter'da müsaade ediliyor, sosyal medyada müsaade ediliyor. Haram olan her şey serbest, helal olan her şeyde sıkıntı var. O yüzden kullandığımız oylardan sorumluyuz. Selamun Aleyküm. Tebliğ kime edilir? Herkese edilir. Selamun Aleyküm.
Bizleri her yönden, hak yönde tutmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Üç aylar içinde bizlere bir gün daha ders yapıtırabilirsiniz. Mümkün müdür? Teşekkür ederim. Şu anda normalde sadece cumartesi günleri ders yapıyoruz. Yani işin açıkçasını söylemek gerekirse, tabi burada cumartesi günleri ders yaparken bir hayli teşkilat var burada. Eğer uygulayabilirsem, yapabilirsem, salı günleri de bu Telegram'da kendi Mustafa Özbağ kanalından böyle canlı, kısa da olsa sohbet etmeyi düşünüyorum. Bazı yerlere artık derslere, çok uzak yerlere gidememeye başladım. Hiç böyle giderse herhalde belli bir müddet sonra hiçbir yere gidemeyeceğim. Böyle de olunca da artık ihtiyarlığın verdiği tecelliyetle biz oturduğumuz yerden ders yapacağız.
Böyle giderse herhalde. O yüzden belli bir gruba, belli bir beldeye ve bölgeye göre ders yapamayacağımı düşünüyorum. Hakkınızı helal edin inşallah. Yusuf Aleyhisselam zamanında rüya yorumu yapılsa da rüyayı gören bu hayırlı değil diyerek hayırlı yorum arıyor. Peygamber Efendimiz ise rüya bir sefer yorulabilir hikmeti nedir?
Ya normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rüyayı yormuş, yordurmuş. Yusuf Aleyhisselam'ın zamandaki hüküm ile Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamandaki hüküm farklı. İbadetler de bu noktada farklı. O yüzden normalde böyle bir rüyayla alakalı da farklı bir yorum olabilir. Benim ailemden birinde tembellik var. Ona nasıl davranmalı ve ne tavsiye etmeliyim? Manevi olarak şifası var mı? Yani onun işlerini yapmayın. Kendi işini kendisi yapsın. Ondan belli sorumluluklar verin. Sorumlulukları ondan yapmasını yerine getirmesini isteyin. İnşallah tembellikten kurtulur. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Cinleri de, insanlar da olduğu gibi manevi makamları ve mertebeleri ve bunlarla da makamlarına göre görevi yetkileri var mıdır?
Cinlerin de bizim gibi kabirleri ve ermiş evliya kabirleri var mıdır? Hepsi de var. İnsanları bitirdiniz de cinlerle mi uğraşıyorsunuz artık? Hayırlı akşamlar. Dersi alınan bir dervişin duruşu nasıl olmalıdır? Dersi alınan bir kimseyle dersi bırakan insanın durumu farklıdır. Dersi alınan bir kimse normalde mesela bir böyle bir öğreti olarak, bir ceza olarak veya bir nasihat olarak bir kimsenin dersi alınabilir.
O kimse derse alındıysa başka bir dergaha gidebilir, başka bir üstada bağlanabilir. Hürdür o. Bu noktada davranış biçiminin kendisi belirleyecek. Veyahut da o kimse orada kalabilir, orada zikirlere devam edebilir. Mesela bazı yerler orada onun zikirlere devam etmesinin, dergahta kalmasına müsaade etmezler. Ben karışmam, ben kimseyi zikirsiz bırakmak istemem. O yüzden bir kimsenin derse alınsa da ben onu kolay kolay oradan göndermem. Ama o kimse orada. Mesela bir başkasının hukukunu rencide ettiyse, bazı şeyler vardır ben onlara müsaade etmem. O yüzden ona derim ki sen derse de gelme. Git başka bir yere zikrullah, git başka bir yere derse git derim. Sebebi orada bir başkasının hukukunu, bir başkasının rencide etmiştir o.
O yüzden yani bu böyle olunca ben onun oraya da gelmesine müsaade etmem. Ama öbür türlü hani başka bir mesele yok ise, üstada karşı bir hatası veyahut da yola karşı bir hatası oldu. Onun derse alındı. O kimse arzu ederse orada kalmaya devam edebilir. İşte ne bileyim üstad bir gün rüyasında görür veya halinde görür. Bizi affedebilir diye düşünebilir. Orada derslere, zikrullahlara devam edebilir. Ama normalde dersi bıraktıysa o kimse, kendiliğinden bıraktı dersi, o normalde ben hep derim ki onlar beklemesinler. Kendilerini bir yer arayabilirler, kendileri için bir zikrullah yeri bulabilirler. Yok biz bulmayacağız, biz derslere devam edeceğiz diyorlarsa edebilirler.
Ben kimseye zikrullah'tan uzak tutmam. Dergahla bağlantıları kopmuş mudur? Bence kopmuştur. Dersi alınan da, dersi bırakanın da dergahla bağı kopmuştur. Manevi bir bağı yoktur. Çünkü ben ne dersini aldığım kimsenin, ne de dersi bırakan kimsenin manen bir sorunluluğunu kabullenmek istemem. Bu durumları imtihan ve dervişin daha iyi yetişmesi için tecelleden durum olarak görmek doğru olur mu? Doğru değil. Bu insanın kendi kendini aldatması. Yani bırakmasaydın dersi, ne yapmaya bıraktın? Veyahut da üstadı dinleseydin, onun çizdiği yoldan gitseydin, dersini aldırmasaydın. Yani yok işte pişmemiz için böyle bir şey oldu. Yok hayır bu öyle bir şey değil. Bence. Ben hep söylerim bunu. Tekrar söyleyeceğim.
Bir yola girdiniz mi yolun adabına, erkanına riayet edeceksin. Etmeyeceksen girmeyeceksin. Girdin riayet edeceksin. Olmadı. Yani olmadı. Bakın bu derse alınanlar için söylüyorum bunu. Böyle ben ufak tefek şeyler için dersini almam bir kimsenin. Yani böyle ders kolay kolay. Alman bir kimsenin ama kimse böyle artık gözümün içine soka soka bir şey yapıyorsa o zaman alırım dersini. İşte yani yok böyle bir şey çünkü. Allah muhafaza eylesin. O yüzden. Türkiye'de şeyh mi yok, Türkiye'de yol mu yok? Gitsin bir yerden dersini şey yapsın. Ne o? Şimdi veya bırakmış gitmişsin, dersi terk etmişsin, bir şeye kızmışsın, bir şeyi beğenmemişsin, bir şeyi eksik görmüşsün, bırakmış gitmişsin. Git kardeşim Allah yoluna çıksın.
Dönme bir daha geri. Selamun Aleyküm. Kur'an-ı Kerim tefsiri için kimin eserini önerirsiniz? Tabarani olabilir, okuyabilirsiniz. Bence tabarani iyi. İşte şey var, Elmalı Hamdi'nin tefsirini de okuyabilirsiniz. Bunda bir sıkıntı görmüyorum. Ama genelde ben tabarani'yi tercih ediyorum. Hoş bende tabarani var, kurtubi var, hadislerle İslam, hadislerle Kur'an tefsiri var.
Yani bende biraz tefsir var bende ama tabarani böyle çok rahat arkadaşların okuyabileceği bir tefsir olarak geliyor bana. Günümüzde, selamun Aleyküm, günümüzde ülkemize ithal edilmeye çalışılan, günden güne normalleştirilmeye çalışılan, ABD tarafından finanse edilen, ülkelere yaptırıma kadar giden LGBT için biz Müslümanlar ferdi olarak nasıl mücadele etmemiz gerekir?
Teşekkürler. Biz Müslümanların bunu ferdi olarak mücadele edecek gücümüz olmaz ki. Yani biz nereye kadar bunu ferdi olarak mücadele edeceğiz? Bu çok zor olan bir şey. Ama bunu devlet eliyle bunun bu mücadele olması lazım. Ama devlet eliyle de bu destekleniyorsa mesela Türkiye Cumhuriyeti Devleti LGBT'yi destekleyen İstanbul Sözleşmesi var. Yani şu anda bunu böyle konuşuyorum ama hükümet yetkililerinin imzaladığı, bu hükümeti idare edenlerin imzaladığı bir İstanbul Sözleşmesi var. Şimdi böyle LGBT'lilere laf söylüyorlar. LGBT'lileri işte eleştiriyorlar. Ya İstanbul Sözleşmesi orada duruyor. İstanbul Sözleşmesi orada dururken sizin LGBT'lileri eleştirmeniz, onları normalde yanlış yapıyorsunuz demeniz, kötülemeniz suç.
Bakın suç, sebep, ya LGBT'yi eleştiremezsiniz ki siz. İstanbul Sözleşmesi'ne göre yapmanız mümkün değil. Bu küresel bir proje bu LGBT projesi. Bu sadece Türkiye'nin elinde olan bir şey değil. Avrupa'nın, Amerika'nın komple küresel bir proje bu LGBT projesi. Bu küresel projeye siz evet demişsiniz, bu küresel projeye siz hükümet olarak hayır dememişsiniz, İstanbul Sözleşmesi'ni imzalamışsınız.
E şimdi normalde aslına bakarsanız ateşe çağrılan bir noktada yani bir kimse eşcinselliği övücü, eşcinselliği koruyucu, eşcinselliği methedeci bir noktada durursa lanetlik iş yapıyor Kur'an ve sünnete göre. Bakın lanetlik bir iş yapıyor. Bunu kim överse, kim methederse, kim müsaade ederse, kim bu meseleye müsamekar davranırsa lanetlik bir iş yapıyor.
Diyorlar ki ya işte Hazreti Peygamber ondan sonra böyle kırıtan, kırdıran, boyanan, dökünen kimseleri işte bir şey yapmadı. Nerede bir şey yapmadı ya? Onları Medine-i Münevvere'de yaşamalarına izin vermedi. Bir rivayette çöle, bir rivayette hiç kimsenin oturmadığı köy gibi, mezra gibi bir yere sürdü. Ve onlar dedi ki siz toplumun içerisinde yaşamayın. Eğer onlar böyle zina fiilini yapmış olsalardı rejim edilirlerdi. Ama onlar o zaman için hani tabiri caizse işte kadın elbisesi giyip, süslenip, boyanıp, kırıta kırıta yürüyorlardı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi ki bunlar ne? Bunlar ya Resulallah, bunlar kendilerini kadın görenler. Onları Medine-i Münevvere'de yaşatmadı.
Onları sürdü Medine-i Münevvere'de. Evet öldürmedi, öldürmedi. Yani neden öldürelim ki? Ama artık bunlar böyle çoğalıyor. Yarın öbür gün özel okullarda olacaklar. Yarın öbür gün devlet okullarında olacaklar. Bakın devlet okullarında olacaklar. Şimdi sadece üniversitelerde var. Yarın öbür gün liselerde kendilerini böyle eşcinsel gören erkekler olacak, kızlar olacak. Ya çocuklarımız, torunlarımız eşcinsel çocuklarla lisede, ortaokulda okumaya başlayacaklar. Ve kendilerini de diyecekler ki biz kendimizi böyle hissediyoruz. Eşcinsel arkadaşlıklar kuracaklar. Bildiğiniz eşcinsel arkadaşlıkları olacak. Ya bunu bakın, 10 yıl önce, 15 yıl önce anlattığım meselelerdi bunlar. Dedim ki 10 yıl önce, 15 yıl önce derslerde anlattığım şeylerdi.
Bunlar sizin başınıza dert olacak dedim. Bu ülkenin başına dert olacak bunlar dedim. Ülkenin başına dert şimdi. Evet, ama bu küresel bir proje, bu küresel projen ne yazık ki Türkiye'de ortak. Yani şimdi örneğin LGBT ile alakalı İçişleri Bakanı laf söylüyor. Cumhurbaşkanı laf söylüyor. İstanbul Sözleşmesi orada duruyor. Hadi alın değiştirin. Hükümetsiniz. Alın değiştirin. Allah'la inatlaşıyor insanlık. Küresel bir proje bu. Allah'la savaşıyorlar. Ve hükümet Allah'la savaşıyor. Ama AK Parti hükümeti var, muhafazakar bir hükümet var diye herkes susuyor.
İstanbul Sözleşmesi Allah'la savaşmaktır. Allah'ın fıtratıyla savaşılıyor. Cenab-ı Hak ayette sabetteymiş. Erkek ve dişiden yarattım demiş. Üçüncü bir sınıf yok. Ama şimdi Allah tabiri caizse Allah bir tasarım yapmış, bir erkek yaratmış. Allah bir tasarım yapmış, o erkekten bir kadın yaratmış. Şimdi küresel bir tasarım alışıyor. Ne kadın ne erkek. Eşcinsel. Doğurmayan, doğurtmayan. Küresel tasarım bu. Bakın küresel tasarım. Erkekler erkeklik organlarını kesecekler. Doğurtma imkanları yok. Bakın doğurtma imkanları yok.
Ya bir kadın, bir eşcinsel eğilimi nasıl destekleyebilir bir kadın olarak? Bir kadının kendi kendini doğurması mümkün değil. İnsanları ahmaklaştırıyorlar. İnsanları salaklaştırıyorlar. İnsanların akli dengelerini bozuyorlar. Ya bir kadın kendisini doğurtamayacak. Erkeği ne yapsın? Düşünün ülkeleri. Erkekler eşcinsel eğilimli oldu. Herkes kestiriyor uzvunu. Herkes kadın gibi kırıtıyor. Ya bu eşcinsel erkeklere önce kadınların hayır demesi lazım. Sokaklara dökülmesi lazım. Eşcinsel erkek istemiyoruz diye. Yani kadın ne yapacak? Eşcinsel, uzvu olmayan bir adamla mı evlenecek?
Böyle bir ne yazık ki şey var. Küresel bir tasarım var. Bu küresel tasarımlar yaratıcıyla, Allah'la savaşıyor. Ama şey yok, ne yazık ki toplumda bu böyle normalleşmeye başladı artık bu. Ve birisi de hani böyle eşcinselliğe karşı bir laf söylerse, bütün haince ve hunharca saldırı altına giriyor her taraftan. Ya Diyanet İşleri Başkanı Allah'ın ayetini okudu Kur'an-ı Kerim'den.
Ya saldırıya uğradı adam. Saldırıya uğradı. Ama neden? İstanbul Sözleşmesi devam ederse ve Avrupa Birliği'nin kararları devam ederse, siz Kur'an-ı Kerim'den eşcinsellerle alakalı ayetleri kaldırmak zorunda kalacaksınız. Bakın, tehlikeye bakın. Şimdiden uyarıyorum yine. Şimdiden 10 yıl sonrasını söylüyorum size. İstanbul Sözleşmesi durursa, Avrupa Birliği'nde yaptığınız imzaların arkasında durursanız, 10 yıl sonra Kur'an-ı Kerim'de Lutilerle alakalı, Lut Aleyhisselam'la alakalı ayet-i kerimeleri Kur'an-ı Kerim'den çıkarmak,
Buhar'da, Müslim'de, Tirmizli'de, İbn-i Mace'de, Ebu Davut'ta, hadis kitaplarında Lutilerle alakalı ne kadar hadis-i kerim varsa çıkarmak zorunda kalacaksınız. Bunun çalışmalarını yapıyorsunuz, görmüyoruz değiliz, bilmiyor değiliz, duymuyor değiliz, haberimiz yok, zannetmeyin. E, ortada, ön direkte değiliz, ortada, ön direkte değiliz. Gizli gizli çalışmalar oluyor bunun. Gizli gizli. Evet, o Avrupa Birliği'nde bu çalışmalar devam ediyor ve Avrupa Birliği'nde gizli gizli bunları da hükümete dayatıyorlar. Diyorlar ki bunlar böyle olacak. Ülkeyi uyutuyorlar, insanları uyutuyorlar. Siz boşuna mı diyor zannediyorsunuz Fransa'daki Kur'an-ı Kerim'in değişmesi lazım çalışmalarını, sözlerini boşuna mı zannediyorsunuz?
Bildiğimiz yok mu zannediyorsunuz? Avrupa Birliği'nde neler döndüğünden görmüyor musunuz zannediyorsunuz? Bakın, hiç kimsenin haberi yok bunlardan. Bunlardan kimsenin haberi yok. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, bu LGBT meselesi uluslararası bir kaos. Uluslararası. Ve bu uluslararası kaos devam ediyor. Ve bu uluslararası kaos devam ettiği müddetçe de ne yazık ki biz bu konuda söyleyebileceğimiz hiçbir şey kalmayacak. Hiçbir şey kalmayacak. O yüzden LGBT ile alakalı meseleler daha devam edecek daha. Çok büyük tehlikeler var. Çok büyük tehlikeler var. Bakın bununla alakalı Türkiye'deki profesörler satın alınıyor. Türkiye'deki normalde medyatik ondan sonra hocalar satın alınıyor. Medyatik kimseler bu konuda ikna ediliyor. Onların belirli açıkları kullanılaraktan, belirli yanlışlıkları kullanılaraktan devam ediliyor.
Buradan söylüyorum vakıf sahipleri, buradan söylüyorum şeyhefendiler vakıflarınıza dışarıdan para almayınız. O para aldığınız yerlerin kulu kölesi oluyorsunuz. Şeyhefendiler dışarıdan veya dervişlerden veya etrafınızdaki sufi gibi, derviş gibi görünenlerden para almayın. Onların kulu kölesi oluyorsunuz. Devlet mekanizmasından, çarkından nemalanmayın, para almayın. Onların kulu kölesi oluyorsunuz. Hakikati söyleyemiyorsunuz. Hakikati haykıramıyorsunuz. Fransa'da Kur'an-ı Kerim ortadan kaldıracak hükümleri değiştirilecek laflar söyleniyor. Biz Fransa'ya bağırıyoruz. Peki, biz Brüksel'de nelere imza atıyoruz acaba? Evet, ne yazık ki biz bu noktada asla ve asla neyin ne olduğunu bilmiyoruz.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden büyük bir kaos var bakın bu meselede. Bu eşcinsellik meselesinin arkasında büyük bir kaos var, büyük bir proje var. Bunun arkasında bütün ilahi kitapların içindeki ilahi kitapları yaz boz yapacaklar, değiştirecekler. Bunda kalmayacak. Mesela Kur'an-ı Kerim'in içerisindeki faizle alakalı ayet-i kerimeleri kaldıracaklar. Hadis-i şevlilerdeki faizle alakalı hadisleri kaldıracaklar. Değişik değişik hukukla alakalı meseleleri Kur'an'dan kaldırmayı düşünüyorlar. Bunları hep düşünüyorlar. Ve bunları bir de yaparlarken, öyle söyleyeyim, siz dindar, muhafazakar bir parti kanalıyla bunlar yapılacak. Nasıl, bu böyle kızacaklar şimdi bana. Nasıl imam hatipler, nasıl imam hatipler milli görüşçülere kapattırıldıysa.
Bakın bu oyunlar, bu tezgahlar öyle küçük bir şekilde olmaz. 28 Şubat kimin zamanında oldu? Necmet'in Erbakan. Peki. O günkü hükümette olanlar, o günkü 28 Şubat'a maruz kalanlar, 28 Şubatçılardan şikayetçi oldular mı? Hayır. Oğuzhan Asiltürk şikayetçi oldu mu? Hayır. Şevkat Kazan şikayetçi oldu mu? Hayır. Recai Kutan şikayetçi oldu mu? Benim bildiğim kadarıyla hayır. Necmet'in Erbakan şikayetçi oldu mu? Benim bildiğim kadarıyla hayır. Bakın bu işler böyle oluyor. Bu işler böyle oluyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde böyle vatandaşın önünde bağırıyorlar. Ama bağırmanın anlamı yok.
Yani bizim elimizde mesela Osmanlı'dan itibaren mesela tanzimatlarla biz böyle ehilleştirilmiş bir toplumuz. Birinci tanzimat fermanı, ikinci tanzimat fermanı, istihad fermanı, birinci meşrutiyet, ikinci meşrutiyet. Biz böyle hukuk üzerinden ehilleştiriliriz biz. Böylece o metinler üzerinden tasarlar önümüze gelir. Biz de onları imzalarız. Ve o hukuki metinlerin arkasında ne işler döndüğünü bilmez. Hiç siz okudunuz mu İstanbul Sözleşmesi'ni? Okumadınız bütünüyle. Evet. Ama devlet gitti mesela ona imza attı. Bitti. O yüzden ne yazık ki biz batı emperyalizminin her türlü operasyonuna açık bir ülkeyiz. Önce onun kanunu geliyor bize.
Kanun metnini imzalıyoruz biz. Hükümet olarak. Meclisten de geçiriyoruz. O orada duruyor bir müddet. Böyle bende bir hastalık vardır. Ben bir gömlek alınca böyle koyarım onu oraya. Gözüm alışacak önce o gömleğe. Sonra geyeceğim. Aynı gün geymem ben bunu. Bende bir hastalık var. Bizde de bir hastalık var. Şey olarak. Devlet de o kanun metnini imzalıyor. Kanunu çıkarıyor. Koyuyor oraya. Kanun metni orada duruyor. O esnada uygulansa infial yaratacak. İnfial olacak o mesele. O esnada onun üzerinde herhangi bir şey yok. Ne zaman? Zaman zaman aşama aşama başlanıyor o şeye uygulanmaya. Mesela şimdi İstanbul Sözleşmesi ta kaç? 2004'te mi 2005'te mi ne imzalanmış?
Öyle biliyorum ben. Ondan sonra yani. Tabi 2004-2005 olması lazım. Yani 2004-2005'te olması lazım. Yani biz şimdi bir tane Antalya tarafında mı ne? Rakçı bir. Rakçı imam vardı bir tane. Antalya'dan mı? Nereden de adam. Değil mi? Rakçıydı. Biz vay nasıl Rakçı imam olur dedik. Biz ayağa kalktık. Buradan sesleniyorum. Şimdi eşcinsel imamlarımız var. Evet. Ya nasıl olmuş? Var. Var. Eşcinsel imamlar var.
O yüzden bu LGBT meselesi yüzeysel bir mesele değil. Bu böyle kolay bir hallolacak bir mesele değil. Bunun için devletin desteği, hükümetin bu meseleye farklı bakış açısına ihtiyacı var. Biz bir vatandaş olarak çoluğumuzu, çocuğumuzu koruyabiliriz eşcinsel olmasın diye. Örnekliyorum şimdi. Çocuğunu ilkokula götürdün mü götürdün. Çocuğun yanında kız mı oturuyor, erkek mi oturuyor, bir şey diyebiliyor musun? Hayır. Kız erkek karışık oturuyorlar mı? Evet. Orta okula gitti. Orta okulda da aynı mı? Evet. Liseye gitti. Lisede de aynı mı? Evet. Tamam. Bir şey diyebiliyor musun? Hayır. Peki. Senin erkek çocuğu gönderdin okula lisede.
Artık bir tane böyle ben kendimi kadın hissediyorum, kız hissediyorum diyen bir erkek çocuk yanında oldu. Ne diyebilecek senin oğlun? Hiçbir şey. Veya sen kız çocuğunu okula gönderdin. Oradaki bir erkek çocuk dedi ki ben kendimi bayan hissediyorum. Ne diyebileceksin ona? Sınıfını değiştirebilecek misin? Hayır. O kimseyi sınıftan attırabilecek misin? Hayır. Bitti. Ve onların hakları senden fazla. Mesela bir kimse iş yerinde çalışıyor. Ne? İşte muhasebeci. Orada dedi ki muhasebede çalışan muhasebe departmanında bir erkek dedi ki ben eşcinselim. Atabilecek misin? Atamayacaksın. Çünkü o İstanbul Sözleşmesi'nde bunların hepsi de yasaklanıyor. Bunların hepsi de suç.
Allah bizi affetsin. O yüzden biz komple cinsel öğretimiz, cinsel kurallarımız ne yazık ki yıkıldı. Çoktan yıkıldı. Farkında değiliz biz. Yıkıldı, öldü, cenaze namazı bile kılındı. Farkında değiliz biz. Allah bizi affetsin. Evet. Selamun Aleyküm Rabbimize karşı bu aralar yaşadığım duygu, korku, bu korku, kolu tam yapamadan huzuruna çıkma, mahcup olma korkusu. Yoğun şekilde yaşıyorum. Bu durumun olması normal mi? Normal. Tövbe et. Sımsıkı yapın. İnşallah muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Geceniz mübarek olsun. Kalbini Hakk'a bağlamak nasıl olur?
Allah razı olsun. Cenab-ı Hakk'ın farzlarını yerine getirip her şeyi, her şeyi onun Kur'an ve sünnetine uygun yapmak ve yaşamaktır. Dul bir kadının biriyle nikahı nasıl nikah sayılır? Evlenmeyi düşünen dul bir bayan nasıl hareket etmeli? Nikah nikadır, nikah nikadır. Dul bir kadın istediği kimseyle evlenebilir. Ailesinin iznine ihtiyaç yok. Ailesine danışmasına da gerek yok. O yüzden dul bir kadın herhangi bir evlenmeye muktedir olan bir kimseyle evlenebilir. Bunun özel bir şeysi yok. Bir kız çocuğu da normalde Hanefilerde, onlar da kendi iradeleriyle evlenebilirler Hanefilerde.
Ama böyle Hanefiler biraz daha böyle bu işi böyle ailelerin yolu yordamıyla olmasını istemişler. Şafilerde ailelerin velinin izni olmaksızın nikah kıyması mümkün değil. Ama dul bir kadının istediğiyle nikah kıyabilir bu noktada bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm. Yaradılıştan kadına benzeyen erkeklerin bu konu hakkında tedavi olması gerekir mi? Yaradılıştan kadına benzeyen bir erkek değil bir şey yok. Ama mesela yaradılıştan çift cinsiyetli olabilir. O zaman çift cinsiyetli ise mesela Hanefilerde meşhurdur bu. Nereden küçük tuvaletini yapıyor ona bakılır. Eğer erkeklik uzundan yapıyorsa o erkek hükmündedir.
Kadınlık uzundan yapıyorsa o kadın hükmündendir. O yüzden erkeklik uzundan yapıyorsa onun erkeklik tedavisi görmesi gerekir. Eğer kadınlık uzundan küçük alp testini yapıyorsa onun kadınlık tedavisi görmesi gerekir. Bu bir hastalık mıdır? Ben bir hastalık olarak görmüyorum. Yoksa yaradılışlarında kadınlara karşı ilgisiz olmalı fıtratlarından mıdır? Ben Allah iki cins yaratmış. Erkek ve kadın olarak. Bu normalde çift cinsiyetli olanlar anne babaların herhangi bir hormonal bozukluklarından kaynaklanan bir şey olabilir. Böyle olan biri de tıpkı kendi isteğiyle eşcinselliği seçenler gibi toplumdan uzaklaştırılması mı gerekir? Hayır. O kimse normalde erkeklik organından tuvaletini yapıyorsa erkek hükmünde büyüyecek.
Kadınlık tuvaletinden, kadınlık organından tuvaletini yapıyorsa kadın olarak büyüyecek ve büyütülecek. Öyle yetiştirilecek. Aslında İslam hukukuna göre mesela örnekliyorum. Şimdi insanlar bunun nasıl olacağını tabii kim bilecek ki? Şimdi diyelim ki erkek olarak doğdu. Sonradan kendini kadınlaştırdı. Ameliyat oldu. Peki. İslam hukukuna göre mirası nasıl olacak onun? Erkek olarak mı alacak mirası kadın olarak mı alacak? Hiç düşündünüz mü? Tabii İslam hukuku yok ya şimdi. İslam hukuku olmayınca tabii herkes bol keseden atıyor. Bol keseden atıyor. Allah bizi affetsin inşallah.
Müslüman kişinin filmlerde kafir yolunda oynaması uygunluğu. Oğlumun sorusu. Bir sıkıntı yok. O bir film çünkü. Bunda bir problem yok. Selamun Aleyküm. Allah lütfetti, ikram etti, ders aldım, biatleştim, söz verdim ama nankörlük edip sözlerimi tutamadım. Nefsime yenek düştüm. Ne yol gidebildim ne huzur bulabildim. Maddi manevi sıkıntılardan kurtulamıyorum. Tövbe edip yol gitmeye çalışsam da hep tökezliyorum. Aynı hataları işliyorum. Psikolojik olarak çöküyorum. Biliyorum helalleşmem gerektiğini. Bu yüzden öncelikle sizden ve kardeşlerimizden özür diliyor. Hakkınızı ve haklarınızı helal etmenizi istiyorum.
Ve ben bu halimden nasıl kurtulup size tekrar mane nasıl bağlanırım. Yani kardeşlerin hakkı bende değil canım kardeşim. O yüzden kimliğinizi de bilmediğimden dolayı bir şey diyemeyeceğim. Allah yardımcınız olsun inşallah. Tövbe edin. Cenab-ı Hak tövbelerinizi kabul etsin inşallah. Evde, aile içerisinde yapılan zikrullahta adab nasıl olmalıdır? Nelere dikkat etmeliyiz? Ya evin içerisinde topla eşini, çoluğunu, çocuğunu. Başta tevhid okuma. La ilahe illallah. Sizden dua istiyorum. Dünya ve ahiretim için. Cenab-ı Hak dünyanın da ahiretine de afiyet versin inşallah. Selamünaleyküm.
Kadınların makbereye gitmeleri caiz mi? Makbere ne? Kabir. He. Kabristanlıklara gidebilirler. İçeri girmeyecekler. Ölümden hissi almaları hiç. İnsanın naşi kandıktan, keferlendikten sonra açılır mı? Açılır ne olacak? Bir sıkıntı değil ama hoş değil bu. Yani öldükten sonra bir yüzünü göreyim. Yüzünü görsen ne olacak? Ceset işte. Yani sakin insanlar yüzünü görmüyorlar. Öldükten sonra yüzünü göreceğim de uğraşıyorlar. Sağken gelip bakmıyorlar, helallaşmıyorlar, yanlarında durmuyorlar. Öldükten sonra can hıraş. Allah iyi etsin inşallah. Şu an bir işte çalışıyorum. Önceki çalıştığım yer beni biraz daha fazla ücretle işe çağırıyor.
Tekrar oraya gitmeli miyim? Ne önersiniz? Karar sizin. Allah yardımcınız olsun inşallah. Kim muhabbette erir ve hükümleri kendinde gözükürse böyle birinin sevgisi doğal sevgisidir. Ariflerin muhabbetinin ise görünürde bir izi yoktur. Çünkü marifet muhabbetin izlerini siler. Muhyiddin İbnü'l Arabî. Sözünü biraz açıklayabilir misiniz? Biraz olursa olur. Ama tam olarak olursa olmaz. Uzun bir muhabbet çünkü bu. Muhabbette erir dediği o kimse sevgide ulgunlaşır, kemale erer, sever. Ve bu sevginin tecelliyatları kendinin üzerinde görünür. Böyle bir sevgi doğal sevgidir. O sevdikçe mesela namazı da sever, orucu da sever, zikrulağı da sever.
O sevdikçe Allah dostlarını sever. O sevdikçe müminleri sever. Doğal gelir bu sevgi ona. Ve doğal bir şeydir o. Kendisini zorlamaz bu konuda. Sevdikçe sevesi gelir. Sevdikçe sevesi gelir. Bu artık onun doğalıdır. Açı doyurur o. Doğal gelir ona. Zorlamaz kendisini. Veyahut da yardım edilecek bir kimseye yardım eder. Ona doğal gelir. Veyahut Allah için gadaplanacak yere gadaplanır o. Bu doğal gelir. Bu özel bir tasarım değildir. Bu doğaldır artık bu. Bu muhabbeti arttıkça ve muhabbet onun üzerinde tecelli ettikçe onun bütün sevgi ve sevgi kanalları doğallaşır. Gayet normal gelir. Mesela bir kimse namazda kendini zorlar. O kendini zorlamaz. Zikrullah da o kendini zorlar.
O kendisini zorlamaz. Doğal gelir ona. Veyahut da bir insan işte diyelim ki kadın kocasını seviyor. Kadın kocasını sevince doğal gelir. Ona hürmet eder, hizmet eder, yedirir, içirir. Gözü ondan ayrılmaz. Neden? O seviyor çünkü. Eşini ya ona doğal geliyor yaptıkları. Veya bir erkek kadını sever. Onu normalde korur, kollar, muhafaza eder, her şeyle uğraşır. Ona doğal gelir bu. Yani gayet normal hareket ediyormuş gibi gelir. Bunun gibi sevdikçe insan o sevginin tecelliyeti onda doğal olur. Ariflerin işte o farklı. Allah yiyesin inşallah. Onda marifet önde geliyor. Onlar marifet önde gelince onların sevgisi, onların muhabbeti onların kendilerinden çıkar, yönlendirilir onlar.
Diyelim. Mevzuyu kısa keselim. Selamun Aleyküm. Bir, buradan rüya anlatmayacaksınız. Tövbeyi artırmamız gerektiğini söylüyorsunuz.
Bazı durumlarda tövbeyi sürekli mi yapacağız? Yoksa derslerimizi ilave eden mi tövbe çekeceğiz? Normalde derslerinizde tövbeyi çekiyoruz. Tövbeyi artırmak. Bir, hatarlardan, kusurlardan uzak durmaya gayret etmek. Bir de yaptığınız anda anında tövbe etmek. Tövbeyi artırmak bu. Vakit namazı kılarken ilk dört rekatı o vaktin kazaya kalmış namazı kılıp farzı kıldıktan sonra son iki rekat sünnete niyet edilebilir mi olur? Hem kaza hem sünneti aynı anda kılarsınız. Bunda bir sıkıntı olmaz. Muhterem hocam kronik böbrek taşı oluşturuyor vücudumu. Ondan fazla taş kırdırdım. Oruç tutmam sakıncalı ama vicdanen çok rahatsız oluyorum. Ne yapmalıyım? Oruç tutmanın yasaklandıysa tutma. Halim vaktin yerindeyse fidye dağıt.
Fakir fukara da taş yiyecek değil canım kardeşim. Muhterem hocam sizi canı gönülden çok seviyorum. Her gün en az dört beş saat eski sohbetlerinizi dinliyorum. İstanbul'da sohbet grubuna katıldım. Sizin dizinizin dibinde talebelik yapmayı çok istiyorum. Eşimi ve çocuğumu Bursa'ya getirmem mümkün değil. Bana dua eder misiniz inşallah? Rabbim sizin yanınızda talebe olmamını nasip eder. Bu hayatta en çok istedim bu. İnşallah canım kardeşim Allah yardımcı olsun. Cana bak muhinin olsun. İnşallah. Selamünaleyküm evlerimize hoş geldiniz. Bazı insanlarla bir araya geldiğimizde negatif bir enerji alıyoruz. Aynı durumu aile fertliliği yaşıyorsak eş, çocuk, kayınvalide aramızda negatif frekansı pozitife geçirmenin bir yolu var mı?
Ayrıca sevmediği kişilerle aynı evliliği paylaşmak durumunda kalan psikolojik ve fiziksel sorunlar yaşayanlara ne gibi tavsiyeleriniz olur? Yani sufilik her şeyi sevmek, etrafını sevmekle alakalı. Yani eş, çoluk, çocuk, kayınvalide, sevin canım kardeşim, hayat gelip geçici, sevin, sevin, sevmenin yolunu tutun. Böyle işte ben çok affedersiniz, çok özür dilerim ama herkesten böyle tuhaf şeyler yeni yeni oluştu. Ondan negatif enerji alıyorum. Allah Allah ne yapalım şimdi? Yani böyle o yeni çıktı bunlar. Ondan negatif enerji alıyor, ondan negatif şeyler alıyor. Canım kardeşim o negatiflik sizin kendinizden. Siz kendi kendinize onun hükmünü vermiş, dar ağacını asmışsınız o kimseye. Sen sevmenin yolunu bulsana. Sen sevmenin yolunu arasana.
Bana zaman zaman derler mesela birisini tanıyor diyelim ki benimce. O adamla nasıl anlaşıyorsun? Ya nesi var adamın diyor mu? Hiçbir şey yok. Bunu böyle benim yakın dairemdeki kimseler için söylerler. Ya sen yanlışsan o sana yanlış gelmiştir. Bana hepsi de mükemmel geliyor. Bunun gibi. Yani o negatif, bu negatif, şu negatif ondan kötü enerji aldı. Bundan yanlış enerji aldı. Nasıl alıyorlarsa bunu böyle? Ondan elektrik alamadı, ondan fazla elektrik aldı. Boş muhabbet bunların hepsi. Canım kardeşim sen Allah sevgisiyle tanıştıysan her şeyin ve herkesin sevilecek bir tarafını bulursun. Allah'ın lanet dedikleri hariç insanın eşi, çocuğu sevilecek bir yönünü bulamaz mı ya?
İnsanların akrabası sevilecek bir yanını bulamaz mı? İnsanın kayınvalidesi sevilecek bir yanını alamaz mı? Bulamaz mı? İnsanın annesi, babası sevilecek bir yanını bulamaz mı? Allah sevgisinden uzak insanlar, Resulullah sevgisinden uzak insanlar sallallahu aleyhi ve sellemin. Allah dostlarından uzak insanlar, mümin sevgisinden uzak insanlar. Ay ondan kötü enerji aldı. Ay ne yapalım biz şimdi? Kötü enerji aldın ya. Sevin kardeşim sevin. Sevilecek bir yer bulun kendinize. Bir kanal bulun. Benim hiç aklımdan çıkmaz. Herkesin böyle örtüsüne büründüğü, ağzını burnunu kapattığı bir anda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o hayvan ölüsüne baktı.
Ne güzel dişleri varmış dedi. Hayvan leşi. Ne güzel dişleri varmış dedi. O varlığın zirvesinde tabi. Ama bize bir yol, enteresan bir şey. Ne dedi? Yanık paçaya da davet etseniz icabet ederim dedi. Yanık paça ne dedi? Yanık paça, yanık ayak yani. Koyun ayağı. Hani ütüleniyor ya dışı böyle tüylerini ütülüyorlar yanık. Ona dahi davet etseniz icabet ederim dedi. Ya biz ne hale geliyoruz böyle? Etrafındaki hiç kimseden elektrik alamıyor arkadaş. Kızlar bekar, gidiyor görüşmeye elektrik alamadı. Erkekler bekar, gidiyorlar görüşmeye elektrik alamadı. Ben bazen diyorum, fiş yok mu doğrularda diyorum ben.
Takaydın bir fişe. Ne istiyorsunuz siz ya? Bekar, kızlar bekar. Gelmiş 28, 30, 35 yaşına bekar. Elektrik alamamışlar hala da. Erkekler bekar, oğlum git görüş bundan gidiyor görüşüyor. Ne oldu elektrik alamadım efendim. Ne bekliyorlarsa. Demek ki ona bir tane yıldırım çarpacak, elektriği bulacak o. Yanlış. Allah affetsin bizi. O yüzden sevmenin yolunu bulun. Evlenmişin, eşin sevmenin yolunu bul. Onun normalde annesini de sev, babasını da sev, kardeşlerini de sev. Sevmenin yolunu bul. Bütün eşler için söylüyorum bunu. Kadın erkek ayırt etmiyorum. Çocuklar için söylüyorum.
Annenizi babanızı sevin, sevmenin yolunu bulun. Sizden haram bir şey isterlerse vermeyin. Anne babalar çocuklarınızı sevmenin yolunu bulun. Anne baba çocuğunu sevmeyince ne yapacağız ki biz? Koskoca insanlar kendi çocuklarına küsüyorlar. Kendi çocuklarını sevmiyorlar. Kendi çocuklarının kusurlarını konuşuyorlar. Sensin kusurlu ki çocukların kusurlu. Sen kusurlu olmasaydın çocukların da o kusur olmazdı. Böyle düşünmüyor kimse. Allah bizi affetsin. İkinci sorun. Bizi tanımayan, yeni tanıştığımız bir kardeş tasavvuf vakfı, bayan temsilcileri olarak kullandığımız bayan kelimesinin, daha çok sosyalistlerin kullandığını, sırf bu dilden sebep grubu önyargılı yaklaşılabileceğini, onun yerine hanım kelimesinin daha uygun olacağını söyleyince bununla buradan sorma ihtiyacı duyduk.
Rica etsek bu şekilde düşünen kardeşlerimize niçin bayan kelimesi kullandığımızı açıklarsanız sevinirim, hakkınızı helal edin. O gelmiş dilime öyle kurdum, ben kurdum sayfayı ve dilime bayan kelimesi geldi. Bayan olarak kurdum. Ya neden bayan, sosyalistler kullanıyormuş? Kim kullanırsa kullansın ya. Bana ne? Sosyalistler kullanıyor diye biz kullanmayacağız mı yani? Laf. Kusurumuz da olsun ya. Allah Allah. Selamun Aleyküm. Sohbetlerde ya da zikrullah duasında Peygamber Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem'in ismi geçtiğinde defalarca esnediğimi fark ettim. Bunun sürekli olması beni düşündürmeye başladı. Esnemek şeytandandır deniliyor. Bunun sürekli olmasının bir anlamı olabilir mi?
Demek ki gaflettesin. Allah gafletten kurtarsın. Tövbe et. Salatu selam getir Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine inşallah. Hazreti Ömer teravih namazı için güzel bir bidat oldu demiş midir? Bidatın ne olduğunu, sakıncaları nelerdir, nelere dikkat edilmeli? Ben böyle bir şey okumadım ama demek ki demiştir belki de. Yani teravih ile alakalı hadis-i şeriflerin içerisinde Hazreti Ömer'in bidat dediğini hatırlamıyorum. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri teravihi camide cemaat de kılmamış olsaydı o zaman hiç kılınmazdı. O birkaç gün cemaat de kıldı teravihi. Baktı ki üçüncü gün millet yine kılmak için bekliyor ondan sonra kılmadı.
O yüzden teravihinin cemaat de kılınması Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri zamanında az da olsa uygulandı. Selamünaleyküm. Altı yaşında oğlumuz var doğuştan böbrek hastası, böbreklerinde kaçak var. Genişleme yüksek derecede dokuz kez ameliyat oldu. Doğal yöntemlerle bir öneriniz var mı? Doğallarınızı bekliyoruz. Canım kardeşim bildiğim bir şey değil. Benim bildiğim şeyler tıp bu nebevide geçen şeyler. Mesela işte ne çörek otu ölüm hariç her derde devadır demiş ya mesela. Ben o yüzden kendi kendine böyle ufak tefek şekerle alakalı veya üzerimdeki rahatsızlıklarla alakalı veya bir derviş kardeşinin üzerindeki rahatsızlıklarla alakalı böyle ufak tefek şeyler yapıyorum.
Ben öyle bu konuda çok bilgili, etkin ve yetkin değilim hakkınızı helal edin inşallah. Selamünaleyküm. Bazen evde tatlı börek ya da farklı bir şey yaptığımda eşimin ailesine de bir tabak veriyorum. Muhakkak. Ama her seferinde şurası şöyle olmuş, buyu eksik olmuş, böyle olmamış diye kusur buluyorlar. Böyle olunca da Allah affetsin içimden gelmiyor bir daha bir şey götürmek. Bu şekilde insanlara ikram konusunda nasıl davranmalıyız? Sen eşinin ailesine ikram etmeye devam et. Hiç de öyle düşünme. Onlar burasında şu varmış, burasında bu varmış deyince o anne Allah razı olsun. Bu öğütlere ihtiyacın var, düzelteyim inşallah de çıkışın içinden. Yanlış biliyorsam düzeltir misiniz? Annem sormamı rica etti.
Şimdi diyelim ki silinebilinen katı bir yüzeye, masaya, yere necaset bulaştı. Kan küçük, büyük, abdest kusmuk gibi. Buraya deterjan ya da dezenfekte edici bir şeyle silsem dahi üç kere şartlıyorum. Bu doğru mu? Değil. Yoksa bir defa silmek temizlendiyse yeterli mi? Evet. Bir de aynı durum yatak, döşek, koltuk gibi bir durumda da olduğunda da yine aynı mı? Evet. Leke, koku gittiğinde temiz sayılır mı? Evet. Üç kez mi temizlemem gerekir? Hayır. Yine çamaşır yıkiyoruz ama elimizde diyelim. Akan suyun altında değil de leğende yıkanıyorsa. Bir kere yıkandıktan sonra duru temiz suda iki kez durulamak yeter mi? Yoksa üç ayrı temiz su mu gerekir? Bir sefer dahi temiz suda durulamak yeterliyse bir sefer bile yeter.
İsraf etmeyin. Selamun aleyküm. Çözemediğim, sorun saydığım şeyler var. Kafamı toparlayıp, sorunları saptayıp, not alıp sizinle konuşmak istiyorum. Kafamı toparlamakta sorun yaşıyorum. Duanızı istiyorum. Eyvah eyvah eyvah. Çözemediğin sorunlar var. Kafanı toparlayıp sorunları sıralayacaksın ama kafanı toparlayamıyorsun. Bu da güzelmiş. Hocam rüyamı yorumlarken namazın eksik dediniz. Beş vakit namazın farzları ve iki vaktin sünnetlerini kılıyor. Acaba öğle ikindi ve yasanın sünnetini bir de vitir namazını kılmadığım için mi namazı mı eksik oluyor? E namazın eksik işte rüyandan çıkan oydu.
Az önce rüyayı tevil ettiğimiz arkadaş. Kabirde namaz kılan değil mi o? Evet tamam. Şeyh kabir aleminde önümüzde bize öğretir gibi namaz kıldı. Evet namazın eksik işte. Bir daha nesili soruyorsun. Eksiklik meydanda namazlarını bir tamam kılacaksın canım kardeşim. Farz namaz. Sabahleyin iki rekat sünnetini kılacaksın ardından iki rekat da farzını kılacaksın. Öğlen dört rekat ilk sünneti, dört rekat farz, iki rekat son sünneti. İkindi dört rekat sünneti, sonra farzı. Akşam önce üç rekat farzı, sonra iki rekat sünneti. Yası namazı, dört rekat sünneti, sonra dört rekat farz, sonra iki rekat son sünneti, sonra vitir namazı. Hanefi'ye göre namaz bu inşallah. Rüyanda şeyh manevi öğretici olmuş, onun peşine düş dediniz, vefat etmiş bir şeyhin peşini nasıl düşünür?
Orada şeyh rumuz, bir şeyhe intisap etmen lazım. Bir şeyh bulacaksın kendine, o şeyhe intisap edeceksin. O öğretici çünkü. Allah muhakkak bütün ümmeti Muhammed'e nasip eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Dünyada çocuklar öldürülüyor veya katlediliyor. Bunun günahı bizden de Müslümanlardan da sorulmaz mı? Çünkü biz İslam olarak sessiz kalan bir ümmet. Herkesten sorulur bunu. Bütün her türlü olumsuzluklardan, her türlü yanlışlıklardan herkese hesap sorulur. O yüzden Kur'an ve sünnetin hakim olması, adaletin hakim olması için Müslümanların mücadele etmeleri farza indir. Galebe çalmak, bir manada derde mağlup olmak mıdır? Böyle bir hal içerisinde olup olmadığımızı nasıl anlarız?
Bir şey size baskın çıkarsa mağlup olmuşsunuzdur. Bu hastalık olabilir, bir illet olabilir, kıllet olabilir, zillet olabilir. Herhangi bir şey sizin normalde günlük hayatınızı etkiliyorsa, günlük hayatınızın yolunu değiştiriyorsa, evet o size galebe çalmıştır. Bununla mücadele ederekten kurtulacaksınız, pes etmeyeceksiniz. Allah yesin inşallah. O yüzden, bakın bu farzlarınızı etkiliyorsa onunla mücadele edeceksiniz. Yolunuzu etkiliyorsa mücadele edeceksiniz. Ailenizi etkiliyorsa mücadele edeceksiniz. Muhakkak. Mustafa dedeciğim, adım Hatice Melek. Mete 9 yaşındayım, sizden ders alabilir miyim?
Evet, annene söyle. Sana da 9-9 ders inşallah tarif etsin. Bir Sufi'nin domuz avı yapmasında bir mahsur olur mu? Olur. Sufiler böyle şeylerden uzak duracaklar. Ne işiniz var av ve avcılıkla? Gidin bir kilo et alın yiyin. Veya domuzu öldüreceğin de eline bir şey mi geçecek? Selamünaleyküm. Ben 15 yaşındayım ve takımın maç kaybedince çok üzülüyorum. Takımımızın kazanması için dua etmek uygun mu? Allah bizi bu tip boş heva ve heveslerden muhafaza eylesin. Böyle futbol sevdasından veya takım sevdasından bizleri korusun. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin inşallah. O yüzden bu konularda Rabbim muhafaza eylesin inşallah.
Yoksa Fenerbahçe yenildi de ondan sonra sen ona mı üzüldün ya? Fenerbahçeliler çok üzülürler böyle de. Sen Fenerli misin yiyorsa? Takım tutmuyor musun sen? Galatasaraylısın sen. Hayy! Onur sen. Sende futbolla aran yok senin. Cevdet'te hiç yoktur zaten. Salim sende, sende de yok. Tamam. Herhalde Fener yenildi galiba. Baksana burada ben 15 yaşındayım çok üzülüyorum dediğine göre Fenerliler çok üzülürler çünkü. He? Yenilmiş mi? Eyvah eyvah eyvah … Tamam üzüntüden onlar per perişan olmuşlardır şimdi ya. Bir sıfır mı yenilmiş? Vay bu çocuk da o yüzden perişan oldu desene ya.
Selamun Aleyküm. Çoğu zaman derin nefes alıp verdikten sonra hay Allah dediğimi fark ettim. Bu duruma engell olamadım. Hala ne yapmam? Neden engel olmak için uğraşıyorsun ki? Allah'ı zikir. Devam et. Bir kimse bana hayrün nas demezse kafidir. Hazreti Ali. Hadisi açıklar mısınız? Hazreti Ali mi demiş bunu? Hazreti Ali Efendimiz dediyse yani bütün insanların hayırlısı demektir. Böyle dememesi lazım o insanın bir kimseye. Bu çok büyük bir metü sena çünkü. Allah'ın kulağı en yakın olduğu sıra gecenin yarısından sonraki zamandır. O sıra zakir olmak elinden gelirse ol.
Buradaki zakir olmaktan kasıt şeydir. Ehli zikir olmak yani Allah'ı zikretmek. Şimdi güneş sekizde doğuyor. Buna göre saat altıya bu hadisin bahsettiği zaman diyebilir miyiz? Diyebilirsiniz. Allah'ı zikredin. Bütün zamanlar o zamandır. Kişi ihlâsız olduğunu düşünüyorsa bunun geliştirmesi mümkün müdür? İhlas duygu ile alakalı bir olgu mudur? Ya insanların kendi kendine batırmasına gerek yok. Yok bende ihlas yok. Nereden biliyorsun? Kıl namazını, yap zikrullahını, Kur'an ve sünnet yolunda koş, Allah yolunda koş. İhlâsız olduğuna nereden hükmettir? Sen heva heves başka bir şey değil. Selamun Aleyküm. Birinci sorum kalpteki kin, nefret, kıskançlık gibi hastalıklarımı nasıl hayırlı yöne çevirebilirim?
Bu hastalıklar benim kalbimi çok daraltıyor. Yani nasıl böyle bir şey düşünüyor insanlar? Bilemiyorum. Benim bilmediğim yerler. Kin, nefret, kıskançlık bunlar Allah muhafaza eylesin. Sıkıntılı şeyler. Kimseye kim gütme. Herkeste barış. Hiç kimseye küsme. Ondan sonra kimseden nefret etme. Nefret edeceğin şey haram şeyler olsun. Kıskançlık. Hiç kimseye kıskanma. Allah sana da verir. Çalış, gayret et. Allah'a dua et. Kıskanmana gerek yok. Az önce kardeşin sorduğu ibadetleri mecburi yapıyorum sorusuna Allah'ım ve Peygamber'i sev dediniz. O zaman kolay gelir dediniz. Bana her şey zor geliyor. Yaptıkça ya da ben mi öyle zannediyorum? Bilmiyorum. Kalbim sıkışıyor gibi.
Bana ne tavsiye edersiniz? Sevin kardeşim, sevin. Allah'ı sevin. Resul'ünü sevin. İbadetleri sevin. İnsanları sevin. İnsanlığı sevin. İnsanca yaşamayı sevin. Eşinizi sevin. Çocuklarınızı sevin. Sevin canım kardeşim benim. Sevmediğiniz müddetçe kurtuluşa eremezsiniz. İçinizde sevgi büyümediği müddetçe kurtuluşa eremezseniz, rahata oluşamazsınız. Kalbiniz mutmayın olmaz. Hep böyle herkese antibatik gelen insan olursunuz. Sevdikçe sevilirsiniz. Sevmek için bir yol bulun kendinize. Nefret hakim olmasın. Sevgi hakim olsun. Sevgiyle bakın eşinize, çocuklarınıza, etrafınıza, eşyalarınıza. Evet.
Yani bir eşyanız neyiniz? Telefonunuz. Onu da sevin. Neden? Severseniz hürmet edersiniz. Korursunuz, kollarsınız. Uzun süre kullanırsınız. Bu varlık, bu Cenab-ı Hakk'ın yarattığı bir şey. Kimden alırsan al. Onu da seveceksin. Her şeyi seveceksin. İğneni, iplini dahi seveceksin. Sen kullandığın iğneyi dahi seversen, ne dedi balıklara? Getirin benim iğnemi dedi. Balıklar iğneye getirdiler. Sen seveceksin ama onu. Sen bir şeyi sevmişsin. Bu ne işte gözlüğün silme bezi. Bunu dahi seveceksin, katlayacaksın, düzgün bir şekilde koyacaksın. Bunun katlanması bu. Böyle koyacaksın onu. Bu hani sufilikte adaptır ya.
Kirli atmayacaksın böyle. Dürüceksin, katlayacaksın, öyle koyacaksın onu. Şimdi bizde çamaşır sepetleri var. Herkes yukarıdan basket atar gibi atıyor çamaşır sepetine, her şeyine. Ona böyle kirlendi. Daha dün senin arkandaydı. Az önce senin sırtındaydı. Seni ısıtıyordu, seni koruyordu, seni kolluyordu. Ne çabuk sen böyle vefasız olduğunda ama iş çamaşırın olsun, ama gömleğin olsun, ama pantolonun olsun. Buruşturdun, sıkıştırdın, attın çamaşır sepetine. Az önce senin daha üstünü seni koruyordu, kolluyordu o. Vefasızsın. Sen az önce ayağındaydı o çorap. Sen ne ama attın, dürdün, bıktın, attın onu? Vefasızsın. Bunlar bize batıdan gelme hep. Ama biz kültürümüzü kendimiz değiştirdik.
Hiç kimse kirli çamaşırını katlayıp da oraya koymayı akıl etmedi. Sevgimizi yitiriyoruz. Adam annesine olan sevgisini yitiriyor. Babasına olan sevgisini yitiriyor çocuklar. Anne baba çocuklarına olan sevgisini yitiriyor. Eşler birbirlerine olan sevgilerini yitiriyor. Olmuyor. Allah'a olan sevgimizi yitirdik. Resulüne olan sevgimizi yitirdik. Namazı sevemiyor insanlar. Orucu sevemiyor. Zikrullah'ı sevemiyor. Kadınlar tesettürlü olmayı sevemiyor. Kadın diyor ki başıma örtü örttüğüm zaman sanki dünya diyor benim başıma geçti. Dünyayı diyor kafamda taşıyorum sanki ben diyor. Allah'ın emri canım kardeşim ya. Allah'ı severseniz onun bütün emirlerini severek yaparsınız.
Emir hükmünden çıkar zaten. Bir erkek olarak ya sana zorla zorunluluktan yemek pişiren bir kadın ister misin? İstemem ya pişirmesin. Zorunluluktan insan derviş mi olur? Olmasın derviş ya. Mecburiyetten sufi mi olur? Olmasın ya. Olmasın ya. İnsan sevmeli, akmalı, coşmalı. Ben burada şimdi zorunluluktan konuşacağım. Aman yarım ya ben bu zorunluyum ben bunu konuşacağım. Konuşmam. Ben insanlara bildiğim doğruları aktarmayı seviyorum Allah için. Ben gördüklerimi anlatmaya aktarmayı seviyorum Allah için. Faydalı olmayı seviyorum Allah için.
Severek yapın. Kardeşlerinizi, arkadaşlarınızı sevin. Dostlarınızı sevin. Komşularınızı sevin. Sevin canım kardeşim. Severseniz her şey güzel olur. Severseniz kalbiniz de genişler, kalbiniz de derinleşir. Severseniz vücudunuz hoşlaşır, aklınız çok zeki olur. Severseniz kafanız felaket çalışır. Severseniz kalbiniz çalışır. Severseniz vücudunuz çalışır. Sevgi insanı diriltir. Sevgi insanı inceltir. Sevgi insanı derinleştirir. Sevgi insanı tazeleştirir. Sevgi insanın dilini latifleştirir. Bakışını güzelleştirir. Sevgidir bu. İçinizde sevgi kaynaması lazım. Böyle fokur fokur kaynaması lazım.
Kaynatın inşallah. Allah bizi affetsin. Rabbim korusun inşallah. Burada keselim artık. 23.53 oldu. Allah gecenizi hayır etsin. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Beni de sizi de söyledikleriyle amel edenlerden eylesin. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışanlardan eylesin. İnşallah. Eftali zikr fâlemen nâvhû. La ilâh ilâh ilâh. La ilâh ilâh. El-Fatiha mâ selavet.
Âmin ecmain. Geceniz hayır olsun. Gündüzünüz hayırlı olsun. Ayınız, yılınız, ömrünüz hayırlı olsun. Rabbim nice hayırlarda buluştursun inşallah. Selamun aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi