Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 31 Ocak 2021 · 2:58:31
Selamun aleyküm. Hayırlı geceler. Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüz hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışıp Kur'an ve sünneti seni hayatına yaşan felsefesi olarak koyan, yaşayan, yaşatan kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi kendisini zikreden, kendisinden af dileyen, kendisine muhabbet besleyen, kendisine aşık olan kullarından eylesin inşallah. Bir değişiklik yaptık. İşte bütün herkes, bütün arkadaşlar bu haberleşme ağı olarak Telegram'a geçtik. O öyle olunca da bu sefer soru-cevap sistemini de Telegram'da topladık. Bundan sonra Telegram'dan soruları alacağız inşallah. Bundan sonra böyle devam edeceğiz. Bir değişiklik olmazsa inşallah. Geçen tabii şeydeki Whatsapp'taki olan bütün soruları bitirdiydik zaten. Orada bir sorumuz kalmadı.
O yüzden bunu da böyle buraya soru yazan kardeşler, arkadaşlar, dostlar yaygınlaştırabilirler. Soruların Telegram'dan olduğuna dair inşallah. Maksadımız, gayemiz, derdimiz Allah'ın rızası. İnsanlar dinlerini öğrensinler inşallah. Derdimiz bu. Allah razı olsun inşallah. Gecenizde hayır olsun. Selamun Aleyküm. Yola ilk çıkarken bize faydası olan ablalarımız, abilerimiz, yolda daha fazla kimseyi tanıdıkça iletişimlerimiz azalıyor veya kesiliyor.
Bu nankörlük veya vefasızlık mı oluyor? Bu konudaki iletişimlerimiz ve vefafımız nasıl olmalı? Bunun nasıl kontrol altına tutmalıyız? Şimdi normalde böyle zaman zaman bundan arkadaşlar şikayet ederler. Mesela ben bunu çok yaşarım. İşte bir arkadaş yeni böyle sufilikle tanışınca onunla biraz fazla ilgilenilir. Ne bileyim işte böyle ona biraz daha fazla zaman ayırılır. Bir de bazen tevafık oluyor. O esnada zaman ayırabiliyorsun ona. Ama bir müddet sonra işte halaka genişliyor. Arkadaşlar çoğalıyor. Öyle olunca orada daha mesela bir zakir olarak, bir çavuş olarak düşündüğümüzde mesela önceden üç kişiyle hem hal oluyordu, ardından beş oluyor, ardından on beş oluyor. Çalışan zakirlerin, çavuşların halleri öyle olur.
On beşten yirmi olur, yirmi beş olur. Yani bir zakir normalde yirmi kişiye de artık laf yetiştirme, hizmet yetiştirmeye çalışır. Önceden üç kişiye hizmet yetiştiriyordu ama şimdi yirmi kişi oldu. Bu sefer hani diyelim ki bir zakir günlük beş saat böyle sufi çalışmalarına, dini çalışmalarına zaman ayırıyordu. Beş saatini o zaman önceden beş kişiye paylaştırıyordu. E şimdi yirmi beş kişiye, otuz beş kişiye, elli beş kişiye paylaştırıyor gibi böyle bir şey doğar. Burada normalde hani yol giden arkadaşlar ne çavuşlarına, ne zakirlerine, ne şeyhlerine bana daha az zaman ayırıyor gibi serzenişte bulunmayacaklar. Onlar başlayacaklar daha fazla çalışmaya. Nasıl daha fazla çalışmaya başlayacaklar?
İşte önceden ellerini attıklarında benim tabirim öyledir. Hani elini attığında o kimseyi orada bulabilmek. Önceden elini attığında o kimseyi orada bulabiliyordun. Ama bir müddet sonra elini attığında artık o kimseyi bulamaz hale geldin. Önceden iki denemede ulaşıyordun ona, üç denemede ulaşıyordun. Şimdi beş deneme, on deneme, on beş deneme yapmak zorunda kalıyorsun. Bu o kimsenin halakasının genişlemesiyle alakalı. Yani normalde bunu yolda giden kardeşler bu meselede biraz daha anayisabi olmalılar. Ve vefasızlık edip ya bize cevap vermiyor veya bize dönmüyor veya bizimle ilgilenmeyi kesti deyip de alınganlık yapıp küskünlük yapmamaları lazım. Bu da yolun kendi içerisinde bir cilve-i Rabbanesi.
Ben bazen arkadaşlara derdim, şimdi işte bu sizin en böyle rahat zamanınız. Gün gelecek, ulaşamayacaksınız. Veya yeni bir şehre, yeni bir ile giderim. İşte yeni bir şehre gittiniz, yeni şehirde kaç kişi var, üç kişi var, iki kişi var, bir kişi var. Yani iki saat, üç saat onunla ders yapar, sohbet eder, uzun uzun konuşursunuz. Onlar birken iki, ikiken on iki, on ikiken yirmi iki, otuz iki, elli iki olunca artık o ilk böyle uzun hani birebir sohbet ettiğiniz kimseler sizinle sohbet edemez hale gelir. Öyle olunca da onlar böyle sanki hani böyle yeni gelenler oldu da biz unutulduk veya bizim pabucumuz dama atıldı gibi düşünürler. Veyahut da işte bize zaman ayırmıyor diye düşünürler.
Aslında öyle değil. Burada normalde yolda yürüyen kardeşler bu konunun bilincine varıp çavuşlarına, zakirlerine daha müsamahkar davranmalı. Zamanlarının olmadığını veyahut da en azından hani kendilerine daha az zaman ayrılmasının normal olduğunu görmeli. Şimdi bu şuna benzer biraz da böyle hani benzetme çok abes kaçarsa özür dilerim ama hani bir yumurtadan çıkmış bir yavruyu düşünün.
O yavru önce annesinin beslemesine muhtaçtır. Bir müddet sonra palazlanır, tüylendikten sonra yuvadan uçar. Artık o kendi yemeğini kendisinin toplaması gerekir. Sufilik de buna benzer. Normalde yolun başında o kimse işte çavuşun, zakirin veya üstadın yemlemesine bakar. O yemle palazlanır, o yemle kendince tüylenir. Ondan sonra o kendi yemini kendisi toplamaya başlar. Bu sefer de o kimse böyle hainlik edip, nankörlük edip ben nasıl olsa kendi yemimi kendim topluyorum deyip böyle ayrılmaya çalışır bir yerden ayrılırsa da ayrılır. Bu önemli değil. O ayrılınca da bu sefer pişman olur. Veyahut da işte aslında gerçekten henüz daha tam tecrübeli olmadığı, kemale ermediğini görür. Bu sefer de pişman olur.
Ama ve lakin burada arkadaşlar, kardeşler topyekun yol yürüyorlar. Topyekun yol yürüyünce birbirlerine karşı vefasızlık, birbirlerine karşı unutma, birbirlerine karşı uzaklaşma hali yaşamamaları lazım diye düşünüyorum. Evet. Hoş geldiniz demişler. Hoş bulduk. Allah razı olsun. Selamun Aleyküm. Bir şey soracaktım. Müsait misiniz? Sormamışsınız. Soruları buraya yazmanız gerekiyor. Hayırlı akşamlar.
Sabah namazına bir saat kala teheccühe kalktım. Oruca niyetlendim. Günlük virdimi çektim. Sabah namazına kılıp yattım. Tamam yattım. Rüyamda oğlum yanıma geldi. Ona niye uyandın oğlum saat daha erken uyu dedim. Cevap vermedi. Birden elleri 15-20 tane oldu. Boğazıma yapıştı. Bir yandan iki kolumu tuttu. Ve hala kollarım acıyor. Nefes alamadım. Allah demeye başladım. Çıkmadı üstümden. Tevhid çektim olmadı. Nas suresini okudum. Üstümden kalkıp gitti. Bu nedir? Hocam cinni mi? Karabasan mı? Ve o kadar abdestliyatına ma rağmen böyle bir şey neden yaşamış olabilirim? Allah razı olsun. Şimdiden hocam hayırlı sohbetler. Bu böyle karabasan dedikleri şey olabilir.
O yüzden bu tip şeyler zaman zaman insanlar kendi yüzlerinde yaşarlar. Bunun ne yazık ki tıbbi bir tedavisi yok. Bunun tedavisi manevi. Ama bu böyle buradan olacak bir şey değil. Buradan hallolacak bir şey de değil. İnşallah bu kardeşimiz bizimle mümkün olursa, irtibata geçerse inşallah biz ona ne yapması gerektiğini anlatmaya çalışalım. Söylemeye çalışalım. O yüzden bu kardeşimiz de bu dertten inşallah kurtulur. Sizi dinlemek ne güzel.
Rabbim afiyet sağlık versin. Allah razı olsun. Teşekkür ederiz inşallah. Rüyamızda üstadımız bu işi yapma dediği şeyi yapmazsak rüya yorumu yapmış olur muyuz? Yoksa ablalarımıza sormalı mıyız? Sormanız gerekiyor. Rüyayı insanlar kendi kendilerini yorup, kendi kendilerine bir şey yapmayacaklar. Allah'ım iyi etsin inşallah. Selamun aleyküm. Koronaya yakalandım. Allah şifa versin. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Koronaya dikkat edin. O yüzden bunu böyle hani ben sanki küçükten bir yakalandım gibi. Sonra bazı haller tecelli etti. Öyle korona hafife alınacak bir şey değil. Gerçekten ciddi. O yüzden arkadaşlar kendilerini korumakta dikkat etsinler.
Muhakkak bu zencefi, zerdeçal, çörek otu, ondan sonra havlıcan, ısırgan tohumu, aynı zamanda keçi boynuzu, unundan olan karışımı, bütün arkadaşlar korona olsun olmasın sabah akşam birer böyle tatlı kaşığı içmeye devam etsinler. Muhakkak zeytin yaprağı çayı gibi böyle şifalı şeylerden vazgeçmesinler. Korona hemen bitecek diye düşünmeyin.
Azalabilir, ne bileyim işte önlenebilir ama bitmez. O yüzden bitmeyecek gibi de duruyor. Sizi böyle ümitsizliğe sevk etmeyin ama korunacağız, muhafaza edeceğiz kendimizi. Muhakkak ki grip haline gelecek bir müddet sonra o da. Allah yardımcın olsun, inşallah zor bir zamanda omuzlarında ağır bir yük mevcut. Bu kadar din düşmanı, Müslüman kisvesi altında gizlenmiş insanla baş edebilmek için savaşmak takdire şahin bir meseledir.
Allah razı olsun, teşekkür ederiz. Evet gerçekten bu zamanda Kur'an ve Sünnet'e yapışıp Kur'an ve Sünnet mücadelesi vermek kolay bir şey değil. Ama kardeşlerimiz, arkadaşlarımız Allah razı olsun top yükün hep beraber birbirimize destek çıkaraktan bu mücadele devam ettiriyoruz. Tek başımıza olacak bir şey değil ama ve lakin Allah razı olsun top yükün böyle bir kardeşlerle beraber bir takdire şahin mücadele var. Allah razı olsun hepsinden de sizden de inşallah. Selamun Aleyküm. Hayırlı cumalar yazmış. Demek cumadan önce yazmış. Allah razı olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Benim 16 yaşında oğlum var. Dövme yaptırmış koluna. Ben ve babası çok karşıyız. Ne dediysek dinletemedik.
Bunun vebali günahı nedir. Çok üzülüyoruz. Dövmeli bir kişinin gusül abdesti kabul olur mu? Yani normalde gençler böyle ne yazık ki heva heveslerine kapılıp böyle şeyler yapıyorlar. Ama bunun önlemi önceden alınmalıydı. Yani o 16 yaşına gelmezden önce anne baba çocuğuna dövme yaptırmanın muhakkak ki lanetlik bir iş olduğunu tebliğ etmeliydi. Yani çocuklar, gençler şimdi özeniyorlar böyle kadınlarda, bayanlarda, erkeklerde böyle dövmeli bir sürü insan var. Ama bu dövmeli bir sürü insanlar normalde bunları gördükçe işte mankeninden tutun da işte kendisine sanatçıyız diyenleri varıncaya kadar ne yazık ki böyle fıtratı bozuyorlar ve üzerlerine dövme yaptırıyorlar.
Bu Allah'ın hiç sevmediği lanetlik bir iş. Dövme yaptırana, saça saç ekleyene, dişlerini törpüleyene, erkeklere veya kadınlara arkadan yanaşanlara Allah lanet etsin. Şimdi bu hadis-i şerif meşhur o yüzden normalde hani şeytan da ayeti kerimede ben onların fıtratlarını bozduracağım diyor fıtratlarını. Yani bu şeytani bir hareket ama ve lakin o çocuğa küçüklüğünden itibaren bu eğitimi verecektiniz anne baba olarak.
Ama ona rağmen eğitimi verdiğiniz halde o çocuk gitti böyle bir aykırı bir şey yaptı. Yani çocuğa tebliğ edin yine ama gusül abdestin olmaz demeyin. Bu sefer çocuk gusül de bırakır. Gusül abdestini alsın. Selamun aleyküm hocam eşim saçımı kısa kesmek istiyor kendisi ama benim rızam yok kısa saç istemiyorum diyorum. Kocan isterse yapmak zorundasın diyor.
Bu durumda ne yapmak lazım? Ne kadar güzel yani bir erkeğin eşinin saçıyla uğraşması kadınına göstermiş olduğu kıymeti gösteriyor. Demek ki kadınla ilgileniyor, eşiyle ilgileniyor. Onun kısa saçlı görmek istiyor, onu uzun saçlı görmek istiyor. Veyahut da ne diyorlar böyle kıvırcık saçlı görmek istiyor gibi. O yüzden normalde bir kadın için aslında bu bir övünç kaynağı. Yani erkek onun üzerinde fıtratını bozmayacak şekilde bir şey istiyorsa bence kadın için övünç kaynağı. Selamun aleyküm hocam. Özel sektörde çalışıyorum ve maaş bodromunda bürüt ücretimin tamamı üzerinden devlet vergi alıyor. Neredeyse net elime geçen maaş %50'si vergi kesintisi yapılıyor. Harcarken de %18 vergi ödüyorum.
Maaşımın %40'ı elime geçiyor. Diğer yandan tüccarlar, doktorlar, taksi sahipleri vs. hiç vergi vermiyor. Benim ödediğim bu faiş vergiler zekat hükmüne geçmez mi? Zekat yerine geçmezse bu nasıl bir devlet adaleti? Zekat yerine geçmez. Nasıl bir devlet adaleti? Normalde evet yani her taraftan hem KDV kesiyor hem senin kazancından kesiyor. Harcarken de kesiyor. Sonuçta evet bir hayli fazla vergi var ülkede. Bu bir gerçek ama normalde bu bir gerçek derken bu vergileri zekattan düşebilir miyiz? Hayır. İşin bir de bu tarafı var. Çünkü zekat miskinlerin, fakirlerin, Allah yolunda cihad edenlerin, yolda kalanların, borçluların hakkı. Hiçbir zaman devletin vergisi zekat yerine geçmez.
Bunu tartışıyorlar şimdi değişik platformlarda. Bu tartışılacak bir mesele değil. Bakın bu tartışılacak bir mesele değil. Hanefiler de daha önceki ulema, bundan çok yıllar önceki eski ulema bunu almışlar, tartışmışlar. Hani devletin almış olduğu vergi zekata geçer mi diye geçmeyeceğini hükmetmişler. Bu mümkün değil. Bunun böyle uygulaması da yok. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin zamanında da Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman Ali zamanlarında da bunun böyle bir uygulaması yok. O yüzden bize hüccet, Kur'an, sünnet ve ilk halifelerin uyguladıkları ölçüler bize ölçülür. O yüzden biz onlara bakarız. Böyle bir şey olması mümkün değil. Evet, Türkiye gerçekten bu konuda çok verg alıyor.
Yani askeri cüzetliden dahi verg alıyor. Ne kadar asgari cüzetliden verg alıyor devlet? 450 lira asgari cüzetliden verg alıyor. Yani ne kadar oldu asgari cüzet şimdi? Neti bir 2825, 425 daha koysan, yani 3300 lira. 600 lira da sigorta, 400 lira gelir veriksi, 1000 lira devlet mi kesiyor? Yani bir SSK'lı bir kimseden, örneğin, pardon, tabii bir SSK'lı işçeden aylık 1000 lira SSK primi ve devlet gelir vergisi kesiyor. Yani normalde bu açıklanabilir bir şey değil. Ama gel gelelim, böyle yani yapacak bir şey yok. O yüzden normalde asgari cüzete çalışan bir kimseden SSK payı ve vergi olarak 1000 lira gidiyorsa siz artık düşünün.
Bir de tabii o dediğiniz gibi 2800 lirayı da harcarken yine malın konumuna göre ama %1, ama %8, ama %18 KDV'de ödüyor. Doğru, ha tüccarlar ödemiyorlar diye düşünmeyin, tüccarlar da ödüyorlar. Yani tüccar ödemezse zaten geliyor vergi dairesi, çöküyor ona, gerekli olan hakkını alıyor, 5 yılda bir gelir, vergi dairesi çöker bir tüccara, bir ceza keser ona, ondan alır. Veyahut da bir işte incelemeye çıktık derler, gelirler, her şeyin tam olsa da, ya buraya kadar geldik bir 200 liralık ceza keselim sana derler. Sen hayır diyemezsin zaten 200 lirayla kurtuldum diye sevinirsin hatta. Normalde kapıdan içeri vergi dairesi memurları girdiğinde muhakkak ki bir eksiklik bulurlar, sana da bir ceza keserler.
O yüzden tüccarlara ayıralım. Doktorlar onu evet doktorlardan bu kadar fazla alamazlar dediğin doğru. Hani normalde çünkü doktorlar ameliyat edeceğiz, ameliyat bıçak parası ayrı, yatak parası ayrı. Onlar böyle örtülü ödeneklerden gider, dediğin doğru onlardan çok fazla alamazlar. Taksi sahipleri onlardan da fazla almazlar. Mesela işte bir taksi örneğin işte her yıl 300 lira, 500 lira kendince değeri artar. Adamın 2 milyarlık taksisi bir daha ki sene 3 trilyon olur, ondan bir vergi almaz devlet. Ne yazık ki. Aynı arkadaşın sorusu devam ediyor. Hocam ben geçen hafta sizi rüyamda iki defa gördüm. Birinde Allah'ı sizin suretinizde.
Bak gene başımıza işe açacak bu millet ya. Gene başımıza işe açacak bu millet. Özür dilerim hakkınızı helal edin. Bu ortalık Türkiye'nin gündemini karıştırıyor bu mesele. Bundan yıllar önce şeyde İzmir'de ilahiyat fakültesinin profesörleri, hadisçisi, tefsircisi, kelamcısı, fıkıhçısı, bütün hepsinin de olunduğu bir konferansta rüyetullah haktır deyip bir kardeş de işte Allah'ı senin suretinde gördüm diye böyle bir sohbet olduydu.
Olunca normalde insanlar onu dinleyince vay Allah'lık iddia etti deyip ondan sonra vuruna balaya taşladılar da taşladılar. Sövdüler, küfür ettiler, hakaret ettiler. Söylemedikleriyle raf kalmadı. Ne eşimiz, ne çoluğumuz, çocuğumuz hiçbir şeyimiz kalmadı. Her şeyimize küfür ettiler. Her şeyimize hakaret ettiler. Neden? Rüyetullah hak dedik diye. Ve bir kardeş, bir arkadaş işte biz de bu rüyetullahın hak olduğunu göstermek için o kardeşin de dedim anlat rüyanı. O da anlattı. Vay sen Allah'lık iddia ettin deyip söylemedikleri laf kalmadı. Arkadaşlar Allah rüyada görülür. Tabi bu işin içerisine, işin bir de ilginç tarafı Bursa İl Mühtüsü de girdi bu işin içerisine.
Bizim burada adına gazeteci denilen ayrı bir kategoride kategorilenecek bir kimse ona da telefon açmış. Bu demiş Allah'lık iddia ediyor. O da kalktı işin aslını aslarını araştırmadan. Koca Bursa İl Mühtüsü çıktı bir de vaaz etti. Bir de yazılı açıklamada bulundu. Ama Türkiye Diyanet İşleri'nin yayınlamış olduğu hem hadis külliyatında hem normalde Diyanet Vakfı'nın yayınladığı ansiklopedide rüyetullah haktır babı altındaki hem hadis-i şerifleri inkar ettiler hem Diyanet İşleri'nin yayınladığı akait kitaplarında ister Sabino olsun ister diğer akait kitapları olsun orada da rüyetullah haktır babının hilafına sözler söyledi.
O yüzden normalde ortalık bir güzel karıştı. Bundan rahatsızlık duyuyor muyum? Hayır. İnsanlar hakaret ediyorlar, küfrediyorlar kendi din cahilliklerinden veyahut da kendisini bu konuda alum, ulema görenler de konuşuyorlar. Din cahili her birisi. Evet bunu tekrar söylüyorum. Rüyan haktır canım kardeşim. Nasıl haktır? Bir kimse rüyasında Allah'ı görebilir. Ama bu Allah'ın zatı değildir. Sıfatlarının tecelliyatıdır. Bu genç bir erkek suretinde görülebilir. Allah rüyasında bir kimsenin herhangi bir ağacın arkasından veyahut da bulutun arkasından seslenebilir. Veyahut da dumanımsı bir şeyin arkasından seslenebilir. Veyahut da nur kümesi, nur kümesinin arkasından kümesi dedim topluluğu böyle.
Bulutumsu bir şey. Onun arkasından seslenebilir. Veyahut da bir kimsenin suretinde Allah görülebilir. Bunların hepsi de sıfatsal tecelliyattır, haktır. Birinde Allah'ı sizin suretinizde gördüm. Diğeri 12 arkadaşıyla İstanbul'u bizi ziyarete geleceğinizi görmüştüm. İnşallah yakın zamanda sizi görmek nasip olur. Sizden ders almak istiyorum. Allah razı olsun sizden hocam. İnşallah Cenab-ı Hak nasip etsin. İnşallah görüşelim, konuşalım. Senin de dersini verelim inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse. Rabbim cümlemizi kendi yolunda eylesin inşallah. Canım kardeşim günlük virdiğinizi gönderdim, dersinizi gönderdim. İnşallah sözlerinizden İstanbul'da yaşadığınız belli.
İstanbul'da tasavvuf vakfı diye İstanbul tasavvuf vakfı derseniz iletişim bilgilerini bulursunuz. O iletişim bilgilerinden de inşallah orada vakfımızın temsilcisi bir kardeşimiz var. Onunla inşallah irtibata geçin. İrtibatımız devam etsin. Allah mübarek eylesin inşallah. İnşallah Cenab-ı Hak bu korona günleri bittiğinde Rabbim inşallah bütün kardeşlerimizle tekrar buluşacağız, görüşeceğiz, konuşacağız. İnşallah hakkınızı helal edin inşallah. Bozan'ın helal olması hakkında şüphelidir deniyor. Sizce içilmesi uygun mudur? Bağırsak florasına faydası olduğu söyleniyor. Hanefiler onu normalde içilmez dememişler. Böyle bir hüküm koymamışlar. O yüzden Hanefilerin çoğunu haram veya şüpheli noktasında da görmemiş. İçebilirsiniz.
Selamün aleyküm tevazuyu anlatır mısınız? Çok kısa söylenmek gerekirse, tevazunun karşılığı kibirdir. Zıtı kibirdir. O zaman bir kimse tevazu ehli olacaksa etrafındaki hiç kimseden kendisini üstün görmeyecek. Sufice bunu konuşmam gerekirse, kendinde bir varlık görme. Kendinde de bir şey görme. Kendinde bir varlık görürsen, kendinde bir şey görürsen, sufice tevazudan çıkmış oldun. O yüzden önemli olan şey o. Kendinde hiçbir şey görmemeye gayret etti. İnşallah. Selamün aleyküm. Tüm dünyaya adalet götüren atalarımız hep bir İslam devleti kurdular ve İslam devletinde yaşadılar. Gün geçtikçe toplum İslam'ın adaletini arar hale geliyor.
Bizler de İslam'ın sancağı altında yaşamayı hayal ediyoruz. Sizce yakın zamanda İslam devleti kurulur mu? Bu konuda ümit var olmalı mıyız? Şimdi buradan bu canlı yayından desem ki İslam devleti kurulur, İslam devletinin kurulması lazım. Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmaktan, yakmaktan, değiştirmekten bir kimse içeri girer.
O yüzden anayasasını, Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasasını teokratik bir sisteme dönüştürmek istemekten siz içeri girersiniz. O yüzden bu tip sorulara genelde hiç kimse cevap vermeyi düşünmez. Evet, ben İslam'ın adaletini isterim. Evet, ben İslam sancağının altında da yaşamak isterim. Ve bir kimse bunu, bir Müslüman, bir mümin bunu istemek zorundadır. Bu farzdır çünkü. O yüzden bundan da gocunmam, bunu söylemekten de gocunmam. Yüz bin tane başım olsa, yüz bin başım da İslam'a feda olsun. Selamun Aleyküm Mustafa Ağabey nasılsınız, iyi misiniz?
Rüyada sizinle bir toplum içinde yemek sofrasında beraberdik. Sizin önünüzde bal vardı, siz de balı kaşıkladınız. Bana bakarak bu kestane balı diyerek yediniz. Bu rüyanın bir anlamı var mı? Var. Bu telefon numarası Mustafa Ağabey'a ait değil galiba. Ulaşabileceğimiz bir yol var mı? Ulaşmışsınız, ulaşmışsınız, işte bak ne güzel ulaşıyorsunuz. Canlı yayında soracaksınız. İnşallah canlı yayında cevap vereceğiz. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamun Aleyküm, hayırlı geceler. Bundan dört yıl önce bana derviş kardeşlerden bir misafir geldi. Yani vaktin tamamını gezmekle geçirelim.
Dedik ki gelen misafirimize asla hizmet etmemek ki bir durumumuz söz konusu olmalı. Lakin gittikten sonra yolda ne yaşadılar eşiyle bilmiyorum. Ama bana yoldayken de hakaret içerikli mesajlar atıyordu. Ben keşke kalsaydınız biraz daha falan derken karşısından bana kalsaydık bile sizde kalmazdık. Gider X lojmanlarında kalırdık mesajlar atmaya başladı. Ama ben hala olayı çözmüş değilim. Ve içimde hiç kötü bir şey geçirmemeye çalışıyordum. Gel zaman git zaman WhatsApp grubunda olan arkadaşları listem eklerken bir baktım ailesi falan beni engellemeye başladılar. Yani bunu yapan da zakir kardeşlerden içimde uhde kaldı. Hiç görüşmedik o günden bugüne. Ve nereye giderseler ben hala ulaşmaya çalıştım ama yine her yerden engellendiğimi gördüm.
Ne yapmalıyım bu durum beni oldukça rahatsız etti. Bu kardeş bana ulaşsın bana bunu inşallah kendisi yazsın. Saçımın ön ve üst tarafları çok döküldü. Kendi ense yerimden alıp saç olmayan bölgeye saç ektirmek caiz mi? İster öyle ektirin yani normalde bu konuda bir sıkıntı yok. Bizim Gürkan yapıyor değil mi saç ekmeği işi? Bu konuda iyi bir kardeşimiz var saç ekmeği işi yapan. Bir halde millete ekti galiba değil mi? Selamun Aleyküm benim bir sorum olacaktı. 14 yaşında kızım var.
Örtünmesini ve namaz kılmasını söylüyorum ama fayda etmiyor. Israr edince hırçan aşı ne yapmam lazım? Tatlı tatlı anlatacağız, güzel güzel anlatacağız, yumuşak yumuşak anlatacağız. Onlara normalde Kur'an ve Sünnet sevgisi aşılamaya gayret edeceğiz. İnşallah gün gelecek, devran dönecek. Onlar da Kur'an ve Sünnet'i sevecekler, Kur'an ve Sünnet'i benimsecekler ve yaşamaya gayret edecekler. Yani ne yazık ki çocuklar 17-18 yaşına kadar bu bilince ermiyorlar. Bu bilince ermediklerinden dolayı İslami olan bazı şeylere karşı duruyorlar. Çünkü etraflarından etkileniyorlar, sosyal medyadan etkileniyorlar. Ne yazık ki bütün ailelerin bu konuda büyük bir sıkıntısı var. Selamun Aleyküm eşlerimize karşı güzel kokular sürünüyoruz.
Bunların namaza engeli var mıdır? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti dünyanızdan bana üç şey sevdirildi. Güzel koku, güzel kadın, gözümün nuru da namazdır dedi. O yüzden kadının kocasına kokulanması nafile ibadet hükmünde. Kadının kocasına süslenmesi nafile ibadet hükmünde. Kadının kocasına karşı güzel, iyi kıyafetler giyip onun karşısına çıkması nafile ibadet hükmünde.
Manevi his kayıpları nasıl tedavi edilir? Manevi his kayıpları nasıl tedavi edilir? Bunun şeriaten, bunun yolu bir kimsenin tövbe edip Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmasıyla olur. Bu işin bir de sufi boyutu vardır. Manevi his kayıpları. Evet o kimse tövbe edecek. Aynı zamanda da işte üstadıyla veyahut da varsa sıkıntı zakirle, çavuşuyla helallaşacak. Ve manevi olarak yolun içerisinde yapmış olduğu edepsizlik, adapsızlık varsa onlarla olan problemleri halledecek. O zaman o kimse manevi his kaybından kurtulur. Yani insanların genelde şimdi manevi his kayıpları var. Mesela bir kimse bir günah işliyor, kalbinde bir sızıntı yok, bir günah işliyor, içinde bir dertlenme yok, bir problem yaşıyor, o problem oluyor.
O problemle alakalı bir herhangi bir gamlanma yok. Yani bu manevi his kaybı. Yani işte zikrullaha gidemedim diye üzülmek manevi his kaybı. Veya benim üstadımla aramda bir perde oluştu, oluşmuş, o perdeden bir haber, o perdeyi yırtmak, o perdeyi kaldırmak için bir gayreti yok. Bu manevi his kaybı. Veyahut da üstadının rüyasında göremiyor manevi his kaybı. Veyahut da üstadının gözünü kapattığında göremiyor manevi his kaybı. Veyahut da üstadının bir zikrullaha yaparken, ders çekerken göremiyor manevi his kaybı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenmemiş manevi his kaybı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında göremiyor manevi his kaybı.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de yol yürüyemiyor. Yani bir yere giderken, bir iş yaparken önünde onu göremiyor manevi his kaybı. Bir sıkıntı, bir problem var, işin içinden çıkılmıyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine danışamıyor bunu. Manevi his kaybı. Bir çıt yukarı çıkıyoruz şimdi. Merdivenleri çıkıyoruz. Gönlünde Allah'ın sıfatsal tecelliyatının farkında değil. Yani bunun farkında değil manevi his kaybı. Artık zikrullah veya Cenab-ı Hak'ın muhabbetullahı onun gönlünde zaman zaman kaybolup gidiyor. O bunun farkında değil. Manevi his kaybı bunlar. Veyahut da ne tarafa yönelirseniz yönelin Allah'ın veç'i o taraftadır.
Ayet-i kerimesinin idrak noktasından uzak manevi his kaybı. Ve sıfatsal tecelliyatlarıyla alemi dolduran Cenab-ı Hak'tan uzak. Bundan haberi yok. Manevi his kaybı. O zaman bunların da tamirleri, bunların da tedavileri, bunların da tadilatları gerek. O zaman biz, ben kendimce söyleyeyim bunu. Böyle bir şey oluştuğunda o sufi önce üstadıyla helallaşmalı. Önce onunla manevi bir sıkıntısı varsa gidermeli. Nasıl manevi sıkıntısı varsa gidermeli. Bir yola karşı hata yaptıysa, yolda hata kusur işlediyse, ona karşı bir hata kusur işlediyse, o muhakkak onunla helallaşmalı. Ama özde helallaşmalı. Böyle şimdi insanlar özde helallaşmayı bilmiyorlar ya da nefislerine yediremiyorlar.
Özde helallaşma şudur. Bir kimse gelir gönlünü serer, ben bunu bunu bunu yaptım, ben böyle böyle yaptım. Bana hakkını helal etler, helallaşır. Veyahut da üstadı ona şunu gerçekten özde helallaşacaksa. Hani gelmiş ya İmam-ı Azam'ın babası ondan sonra bir elmayı dişlemiş. Yüreğe yüreğe nehrin kenarında elmanın tarla sahibini bulmuş. Demiş ki, yani bana hakkını helal et de elmandan bir diş aldım. Demiş helal etmem. Ya yedi yıl yanımda çalışacaksın demiş, yedi yıl yanında çalışmış. Yedi yıl bitmiş demiş, yine helal etmem. Benim demiş, gözleri kör, dili lal, konuşamayan, kulakları sağır, duymayan, iki eli çolak, iki ayağı demiş. Topal, bir kızım var bunu demiş.
Kendine nikahlarsan hakkımı sana helal ederim. İmam-ı Azam'ın babası kabul etmiş, nikahlanmışlar. Tabi bir bakmış ki, bu öyle değil almış olduğu kız. Koşmuş kayınpederinin evine demiş, böyle değil. Sen böyle böyle dedin ama bu hiç demiş, onlardan bunların hiçbirisine benzemiyor. Demiş ki kayınpeder, evladım ben iki ayağı topal dedim, o hiç harama gitmedi. İki eli çok çolak dedim, o hiç harama ellemedi. Gözleri kör dedim, hiç harama bakmadı. Kulakları sağır dedim, o diyor, hiç haramı duymadı. Dili lal, konuşamıyor dedim, o hiç haram konuşmadı. O senin helalındır, ehlindir diyor ve gerdeğe giriyor. Ondan İmam-ı Azam oluyor. İmam-ı Azam Hazretleri de üç yaşında Kur'an-ı Kerim'i hıfzediyor.
Üç yaşında, dikkat edin. Bizim şimdi üç yaşındaki çocuklarımız iki kelimeyi bir araya getiremiyor. Bazı rivayetler var yedi yaşında olduğuna dair. Hadi yedi yaşı kabul edelim biz. Bazı rivayetler üç yaşında diyor, bazı rivayetler yedi yaşında diyor. Hadi biz yedi yaşını kabul edelim. Yedi yaşında İmam-ı Azam Kur'an-ı Kerim'i hıfzediyor. Bakın, Kur'an-ı Kerim'i hıfzediyor. Bir kimse gerçekten helallaşma yapacaksa, gidecek üstadıyla gerçek bir helallaşma yapacak. Uygulanmamış, sufilik yolunda uygulanmamış adap, edepler var. Örneğin, geldi şimdi diyelim ki, sufice manevi his kayıplarını yok etmek istiyor. Geldi birisi, dedi ki, hakkını helal et. Ben yola karşı edepsizlik ettim, adapsızlık ettim.
Üstad'ı dese ki ona, hadi çık heykele kadar dilenerek git dese dilenir mi? Üstad'ı dese ki ona, hadi git, Ulu Cami'nin bir köşesinde otur. Hiç kimseden hiçbir şey isteme. Orada sadece Allah'ı zikret. Kim yapar ki? Kaç kişi yapar? Bizde şimdi şöyle, bir kimse baltayı vuruyor, yarıyor orta, kabağı ikiye bölüyor. İşte, üstadıysa, efendim hakkınızı helal edin, burada hata ettik. Aha helal olsun, aha tamam bitti. Örnek, manevi helallaşma teslim olacak.
O kimse üstadıyla helallaşacak mı? Evet, gelecek teslim olacak. Diyecek ki, ne yapıyorsan yap, razıyım. Ne söylüyorsan yapacağım. Böylesi lazım. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini, o kimse rüyasında gördüğü halde göremiyorsa, gözünden kan akıtması lazım. Ben ne yaptım da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle bağım kesildi demesi lazım. Gözünden kan akması lazım. Öyle ucuzlattırlar ki bu meseleleri. Şimdi böyle daha önce mesela üstadın rüyasında gören, halinde gören bir müddet sonra görmemeye başladığında, ucuzlatıyor, bunun üzerine düşmüyor. Veya Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyasında görüyor, halinde görüyor, hissediyor diyelim ki, bir müddet sonra kendi kendisine böyle artık ne görüyorsa, görmediği halde görüyormuş gibi havalara bürünüyor.
Ve aslında kendine zarar veriyor. Manevi olarak. Ve bundan acı duymuyor. Ben bundan acı duymamayı daha büyük bir küstahlık, daha büyük bir edepsizlik olarak görüyorum. Bir kimse hata işler, kusur işler, hata işlemiştir, kusur işlemiştir. Yani onun acısını, sancısını çeker. Hepimiz hata işleriz, hepimiz kusur işleriz. Hepimizin yanlışlıkları, eksiklikleri vardır. Ama o yanlışlığı, o eksikliği yaptığı için o kimsenin kalbinde böyle bir acı hissetmesi lazım. İçinde bir acı hissetmesi lazım. O acıyı hissetmiyor o kimse ve böyle aslında kalbi taşlaşıyor. Gönlü kararıyor. Tabiri caizse kalbi mühürleniyor yavaş yavaş. Ya o kimsenin erişemeyeceği, çok insanın ulaşabileceği, çok az insanın ulaşabileceği, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin rüyanda görmüşsün, mananda görmüşsün, halinde görmüşsün.
Ya bunu görememek sana acı vermiyorsa, bunu görememek sana böyle bir sancı vermiyorsa, ya nasıl uyuyabiliyor bir insan ben bunu, onu merak ediyorum ben. Veyahut da üstadı ile arasında bir böyle şey oldu, sıkıntı oldu, bir kırıklık oldu. Ya o kimse nasıl uyuyor, nasıl yemeğinden tadalır, nasıl içtiğinden tadalır, nasıl gezdiğinden, yaşadığından tadalır. Ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum, hakkınızı helal edin. Ya bunu ben kendi kendime diyorum ki, ben kendimi bir şey zannettimden değil, ya bir derviş kardeşimizle aramızda bir kırıklık olsa, ya ben kendi kendime hasta ediyorum. Nasıl bu hayatı yaşıyorlar, sufilik hayatını yaşıyorlar, benim becerebildiğim bir şey değil.
O yüzden ben çok önemserim manevi his kaybını. Yani Allah affetsin, bir kimse günahın en dip noktasına batabilir, ama o his kaybını kaybetmediyse, o günahın en dip noktasında dahi, kalbinde bir sızı, kalbinde bir acı hisseder. Bakın kalbinde bir sızı hisseder. Diyeceksiniz ki ya bunu nereden biliyorsun? Ben biliyorum kardeşim, yaşadığımı anlatıyorum ben size. Bu kitaptan değil, sen günah da işleyebilirsin. Ama o kalbinde o sızıyı hissetmiyorsan, kalbinde o acıyı hissetmiyorsan, sen manevi his kaybına ulaşmışsın. Manevi his kaybı. Normalde sende oturmuş. Sen artık günahı işlerken dahi fütursuzca işliyorsun.
Kalbinde acı ve sancı yok. Adaf ve edebi terk etmişsin. Sen üstadına, Hazreti Peygamber'e, Hazreti Allah'a karşı sen haddi aşmışsın. Ve o haddi aşmışsından kalbinde zerrece bir titreme, bir sancı yok. Kalbinde zerrece herhangi bir sıkıntı yok. Sende manevi his kaybı var. Senin üstadın, senin asker arkadaşın değil. Senin üstadın, senin böyle kankin değil. Sen ona karşı dahi konuşurken, bir şey söylerken, kalbinde bir acı hissetmiyorsan, sen canım kardeşim benim, manevi his kaybı değil, mühürlenmiş insan. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ben kendimce, kendi kendime düşünürüm. Derim ki ya nasıl yaşayabiliyorlar? Nasıl nefes alabiliyorlar? Ya benim üstadım böyle, benim yüzüme bir an bakmadığında, benim dünyam kararırdı.
Ben derdim ki ya ne oldu gene? Gene ne yaşandı? Bir şey yaşandı derdim ben. Ben bir fırsatını bulurdum. Derdim ki efendim ne oldu? Bir şey mi oldu? O derdi ki yok bir şey, var efendim derdim ben. Derdi bana işte birkaç sefer yaşandı çünkü bu. İnsanın dünyası kararır. Ama nasıl insanlar yaşayabiliyorlar? Nasıl sabahı edebiliyorlar? Nasıl bunu böyle umursamaz hale gelebiliyorlar? Bunu bilemiyorum. Allah muhafaza eylesin. Aslında bunun arkasında başka bir şey var. Bunun arkasındaki başka bir şey şu. Gitmiş olduğu yola kendisi inanmıyor. Bu bir. Bunun arkasında başka bir şeyin ikincisi. O üstadını üstad gibi görmüyor. Bunun ehemmiyetini, bunun kıymetini, bunun ağırlığının farkında değil.
Bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üçüncüsü maneviyatına normalde ehemmiyet vermiyor. Bunlar acı şeyler. Allah muhafaza eylesin. Benim en çok korktuğum, en çok böyle çekindiğim, en çok sıkıntı duyduğum şey manevi his kaybıdır. Bu kimde oluşursa Allah muhafaza eylesin. Onun için büyük sıkıntıdır. Büyük sıkıntıdır. Bir kimse bir hata, bir kusur, bir yanlışlık işlediğinde o hatayı, kusuru, yanlışlığı o kimse eğer fark edemiyorsa, göremiyorsa, evet bu büyük sıkıntıdır. Allah muhafaza eylesin. Namazda hangi rekatta olduğumu unutuyorum. Bu halden nasıl kurtulabilirim? Unuttuklarınızdan sorunlu değilsiniz.
Hatırınıza gelen en az rekatı kendinizce tespit edip oradan devam edeceksiniz. Uruc etmek nedir? Uruc etmek, yükselmek. Manevi olarak yol almak. Bayanların birbirleriyle selamlaşmasında ölçü nedir? Selamun aleyküm aleyküm selam. Selamı yayınız. Ucub nedir? Ucub utanma. Hani hadis-i şerif var ya, nasıl da o utanmıyorsan istediğini yap gibisinden o manada bir hadis-i şerif var. Allah muhafaza eylesin. Rabbim bana bir alamet ver dedi.
Alamet'in üç gün işaretten başka şekillerle, insanlarla konuşmamandır. Bu ayetteki işaretten kasıtı nedir, nasıl bir konuşmadır? İşaret dili diyorlar ya, bugün insanlar arasında kör ve sağırların işaret dilleri var ya, aynı onun gibi. O yüzden normalde üç gün işaret diliyle konuştu Allah-u Alem. Kişinin üstadına rabıta etmesiyle, Allah'a rabıta etmesi arasında bir fark var mıdır?
Bu yol üstadına rabıta edilerek mi gidilir? Bir kimse Allah'ın zatına rabıta edemez, onu düşünemez. Bu yasaklanmış her şeyi rabıta edebilirsiniz. Allah'ın zatına rabıta edemezsiniz. O yüzden burada bir eksiklik, noksanlık var bu işte. Sorumluluk bilinci otuz yaşından sonra nasıl oluşur? İnşallah daha erken yaşlarda oluşsun sorumluluk bilinci. Otuz yaş biraz geç bir yaş. Sürekli yemek yeme isteğine neden olan duygusal boşluk nasıl doldurulur? Zikir, şifa olur mu? İnşallah olur. Çok yemek yemeyin, çok yemek yerseniz Allah muhafaza eylesin. Kül alırsınız. Yine hayırlı cuma var diye mesaj atmışlar bugün. Cuma'dan atmışlar mesajları demek ki.
Bugün cumartesi. Merhaba, Instagram'daki soru cevap paylaşımınız için bir şey soracaktım. Canlı yayında mı soru soracağız yoksa buradan mı? Buradan soruyorsunuz. Çözümlenmesini istediğim, bir türlü işin içinden çıkamadığım bir sıkıntım var. Hayırlı sonuçlanması için hangi duaları okumam gerekiyor? Nasıl bir uygulama yapmalıyım? Yıllardır aynı kötü durum ile savaşıyorum. Artık bu savaşın son bulması için hangi duaları okumam lazım? Allah razı olsun. Kısaca çözmem gereken ciddi bir sıkıntı var. Ve çözümün ne olduğunu bilmiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim. Canım kardeşim Allah'a dua et, Allah'a yaslan. Sorunun problemi neyse, Cenab-ı Hakk'tan onun çözümlenmesi için dua et, Allah'ı zikret, Allah'a yalvar, yakar.
Biz bu konuda sorunun ne olduğunu bilmediğimizden, sana da çözüm yolunu ne yazık ki geniş bir şekilde anlatamıyoruz. Tasavvufta sufilik yolunda manevi hastalıklar nelerdir? Normalde hastalık çok, hastalık çok olduğundan dolayı bunun maddeler halinde burada anlatmamız biraz mümkün değil. Ama en önemlisini söyleyeyim, heva hevesine uyma, nefsine uyma, şeytana uyma.
Açık açık helalleşmede fitne çıkma durumu varsa, yine de açık açık helalleşilir mi? Şahısları bağlayan şeyse, bireyi bağlayan bir şeyse, evet bence açık açık helallaşılması lazım. Suç nedir? Kur'an ve sünnetin haram ettiği, yasakladığı her şey suçtur. Onları işlemek suçtur. Selamun Aleyküm, dersleriniz bizleri çok aydınlatıyor. Allah mümininiz olsun, çok teşekkür ederim. Sizin nefes kitabınızı biz alamadık. Rica etsek elinizde varsa faydalanmak isteriz. Biz altı kişiyiz, hayırlı akşamlar. Normalde, dur ben, bu telefon numarasına açık adresinizi yazarsanız inşallah oraya göndeririz. Yalnız malum nefes bir kitap halinde bastırıldı, nefes iki kitap halinde bastırılmadı.
Onu internet ortamında yayınladık. İnşallah en yakın zamanda onu da bastırmaya gayret edeceğiz, bastıracağız. Daha birkaç tane daha var bastırılacak kitap. Aslında böyle bir fırsat bulup, zaman bulup onlarla bir ilgilenemedik. İnşallah en kısa zamanda ilgileniriz inşallah. Selamun Aleyküm, duygusal bağımlılık yaşıyorum eşime karşı ve bunun beni başka konularda da etkilediğini düşünüyorum. Ama bu duygudan nasıl çıkacağımı bilemiyorum. Yine evlilerimize devam, evliliğimize devam etmek için bu çaresizlik olmadan yaşamak istiyorum. İnşallah. Yani bir kimsenin eşine karşı duygusal bağımlılık yaşaması güzel bir şey. İnşallah eşinin olan problemlerinizi halledersiniz.
Eşinin olan problemlerinizi hallettikten sonra evliliğinize devam edersiniz. Gönlüm arzu eder ki bütün herkes evliliklerini, problemlerini çözerekten devam edersin. Selamun Aleyküm, İslam'da istişarenin yeri ve önemi ile ilgili ayet ve hadislerle bilgi verir misiniz? İstişare edilmesi her yönde mi yapılır? Herhangi bir, herhangi ailevi bir meseleyi dahi aile ile istişare edilebilir mi? İstişare hem ayetle hem hadisle hem imamların iştihadıyla sabit. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ashabıyla, ashabı ilgilendiren meselelerde istişare ettiği veya insanları ilgilendiren meselelerde istişare ettiği hem ayetle sabittir hem de hadislerle sabittir. O yüzden bir kimse bu konuda istişare etmesi gerekir.
Mesela örnek diyorum, devlet başkanı muhakkak ki istişareyle, şuurayla devleti yönetmesi lazım. Veya bir aile reisi muhakkak ki istişareyle ailesini yönetmesi lazım. Veyahut da bir üstad istişareyle, bütün çünkü herkesi ilgilendiriyorsa mesele, meseleyi ilgilendiren kimselerle istişare etmesi lazım. İstişareyle yürütmesi lazım. Veyahut da bir zakir, zakir kendi bölgesinde, kendi yerinde, eğer mahrem değilse mesele arkadaşlarıyla istişare etmesi lazım. O yüzden istişare hem ayetle hem hadisle hem imamların iştihadıyla sabit bir uygulamadır. O istişare etmeden iki bir kimsenin bir karar alması çok doğru değil. Aile ise mesela ailenin reisi İslam hukukuna göre erkektir.
Öyle olunca erkek bir konuyu eşiyle istişare etmeli, çocukları büyükse çocuklarıyla istişare etmeli, aileyi ilgilendiren bir konu. Muhakkak istişare ederekten o meselede karar alınmalı. Ama mesela diyelim ki erkeğin öyle halleri vardır, aileyi bağlamıyordur o. Mesela aileyi bağlamadığı zaman aileyle istişare etme zorunluluğu yoktur. Ama öbür türlü aileye bağlıyorsa evet onlarla istişare etmeli. Selamun Aleyküm. Gece vakti içimden tevhid çekerken içimdeki sese sen kimsin diye sordum. Bana ben senin Rabbinim dedi.
Hemen ardından bana çık aradan dedi. Ben de nasıl çıkayım dedim. Üstadına sor dedi. Ben aradan nasıl çıkayım? Kendini görmeyeceksin. Sen kimsin diye sormak kendini görmek. Sen kendini o zikrullaha bıraksana. İkilik olmuş. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. Sufinin uykusu nasıl olmalıdır? Uyur uyanık olmak normal midir? Ara sıra derin uyku için ilaç alınabilirler mi? Bu normalde Sufinin uykusu şöyledir deyip bir kategori koymamız mümkün değil. Ama üç saat, dört saat uyumak sünnettir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri benim kendimce, benim hesaplamalarıma göre üç dört saat uyku uyuyordu.
O yüzden bir Sufi de üç dört saat uyku uyuyabilir. Tabii şimdi doktorlar, şunlar bunlar hepsi de sekiz saat, on saat uyuması lazım diyor da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri çok uykudan sakındırdı bizi. O yüzden bence uyku ilacı alma yoluna gitmemenizi tavsiye ederim. Sufinin varacağı kapı altın, zümrüt, yakut kapı mıdır yoksa tahta kapı mıdır? Bu kapı nasıl açılır, bu kapıdan nasıl geçilir? Demek ki sen bir kapı bulmuşsun. Sen o kapıların içerisinden hangi kapı önüne geldiyse sen o kapıdan geç. Bizimkinin kapısı, penceresi yok da yolu yordamı da yok. Bu yüzden kapısız, penceresiz, yersiz, göksüz bir yerdeyiz demek ki. Sufilikte maşa veya maşa olmak ne demektir?
Bunlar böyle kitaplarda okuduğunuz şeyler, yaşadığınız şeyler değil. Yani yaşadıklarınızı söyleyin, kitaplarda okuduklarınızı değil. Sufilik kitapta okunanlar değildir. Sufilik de yaşamaktır. Ben asıl o zaman buradan geleyim ben. Kitapta okuduğunuz şeyler sufilik değildir. Herkesin kendine ait, kendine münhasır bir sufiliği vardır. Herkesin kendine ait bir yolu vardır. Siz bir yerde okursunuz, işte dört kapı kırk makam vardır ya meşhur öğreti, YSV'den gelme. Siz oradan okursunuz, onu dersiniz ki dört kapı kırk makam var, işte dört kapı kırk makam böyle. Oradaki kitapta okunan, kitapta yazılan şeyleri okursunuz. Ama bugün gerçek hayatta onları yaşayamazsınız.
Veyahut da o rumuzları, o remizleri şu anda görmeniz mümkün değildir. O zaman sufilik canlı yaşayan bir şeydir. Bugünün işidir o. O yüzden sen şimdi bana sufinin varacağı altın mı, zümrüt mü, yakut mu, tahta mı dedin de ben de hepsini sildim attım. Bizim işimiz kapısızlık dedim. Bu soruyu ben okurken kendimi çölde gördüm. Çölün ortasında ne bir ağaç var, ne bir toprak var, ne bir şey var. Onunla kalmışım baş başa. Dedim ki ne kapısı, sen onunla baş başa kalamadıktan sonra istersen yakut kapıyı gör, istersen tahta kapıyı gör. Yakutla tahtanın arasında fark mı görüyorsun? Sen yoksa yakutun çok değerli tahtayı değersiz mi görüyorsun? Allah indinde gördüğün hiçbir şeyin hiçbir değeri yok.
Allah indinde taşla, toprağın tahtayla yakutun arasında bir fark mı var? Sen hiçliği ve birliği yakalamaya çalış. Sen hiçliği ve birliği yakalayamadıktan sonra bunların içinden çıkamazsın sen. Sufi maşa mı olur, maşa nasıl olunur? Hiçbir şey olmasa. Sen hiçliği yakaladığında bırak o senin üzerinden neyi nasıl tecelli ettirecekse o tecelli ettirir. Sen ben maşa olmaya kalkma, maşa olacağım desen maşa olamazsın. Sen maşanın ardındaki el olmaya kalksan el olamazsın. Sebep, sen çünkü kul olmayı yakala. Sen hiç olmayı yakala. Bırak senin üzerindeki sıfatsal tecelliyatı ona ait. Seni dilediği anda, dilediği yana döndürecek olan o, seni dilediği anda, dilediği noktada kullanacak olan da o.
Sen seni dilediği anda, dilediği noktada kullanacak olana bakmamışsın da, sen başka şeylere bakmışsın. Heva hevesine dönmüşsün sen. Sen nefsine de uymuşsun. Sen gaflette kalmışsın. Sen yoldaki tefarüata takılmışsın. Sen yoldaki tefarüatlara takılmış kalmışsın sen. Sen çok sıkı bir tövbe edip, çok sıkı bir tövbe edip, Allah'ı zikret, Allah'a yaslan, Allah'a dayan. Kudret onun, kuvvet onun. Bütün kapılar da onun. O istediğini istediği kapıdan geçirir. İsterse hiçbir kapı olmaksızın, kendi zat-ı uluhiyetinden, zatının ilmini verir. O padişahlar padişahı tahtına oturmuş, o istediğini, dilediğini, dilediği gibi yapar. Dilediğine de dilediğini verir. Onun elini kim tutacak ki? Ona kim verme diyecek, kim al diyecek, kim alma diyecek?
Ah canım benim, sen önce Allah'ı tanımaya çalış. Sen Allah'ı sev, sen Allah'a yaslan, sen O'nu zikret, sen O'na muhabbet besle. Ne yapacaksın sen kapıyla, pencereyle ne işin var senin? Sen kapıcı pencereci misin? Eğer bizim kardeşlerimizdensen, bizde kapıcı pencereci lazım diye canım kardeşim. Sen bizim kardeşlerdensen, bizim eğitimimizi almamışsın sen. Sen bizim yolumuzdan yürümemişsin. Kendi heva hevesine dönmüşsün, kendi heva hevesinin yolundasın. Biz kapıyı da geçtik, pencereyi de geçtik. Biz yolu da geçtik, yolsuzuz biz. Yolsuz, yolsuz, bildiğin yolsuz. Bizim yolumuz da o, kapımız da o, penceremiz de o. Bizim yoldaki çiçeğimiz de o, böceğimiz de o, hanımız da o, hamamımız da o.
Bizim her şeyimiz o. Ne tarafa dönerseniz dönün, Allah'ın veci o taraftadır. Ayeti dururken, ne kapısı pencere sarıyorsun? A gaflet sahibi kardeşim benim. A heva ve hevesine düşen kardeşim benim. Ne tarafa yönelirseniz yönelin, Allah'ın veci oradadır. Ayeti dururken, ne kapısı pencere sarıyorsun sen? Peygamber Efendimiz'i rüyada görmek için ne yapmamız gerekiyor?
Bir de bize teveccüh eder misiniz? Vesilemiz sizsiniz. Yapacak mısın dediğimi cevap ver buraya. Ben dediğinizi yapacağım da ben size ne yapmanızı söyleyeceğim. Ama diyeceksin ki ben yapacağım. Selamünaleyküm hocam. Bize sürekli zarar veren ve verebilecek fıtratta olan ama çok da ağır imtihanda olan akrabaya nasıl yaklaşmalı? Tebliğ görevini nasıl yapmalı? Akrabalık ilişkisini nasıl sürdürmeliyiz? Çok basit. Git yani tebliğ et. Kur'an ve sünneti ona nasihat et. Bu kadar basit. Selamünaleyküm haftanın farklı günlerinde bir gün ağabeyimiz fıkıh tersi başka bir ağabeyimiz hadis tersi başka bir ağabeyimiz.
Misal Halit abi Fusül-i Hikem okuyorduk gibi olabilir. Meskiden dört ya da beş gecemiz doluyduk. Olabilir. Konuda kardeşler, zakir kardeşler bir sistem oluşturabilirler, bir sistem yapabilirler. İyi olur. Oooo bu kardeş çok cesaretle çıktı. Al kimse. Valla Fusül'si bak sorunun en başına geliyor. Sen yapacağım diye söylediğin için. Evet, yapacaksan kırk gün, kırk gün hiçbir hal ve hareketinde sünnet-i seneye aykırı bir şey yapmayacaksın. Kırk gün. Sabah yataktan kalkışından, o sabah kalkarken sağından yatardı. Sağından kalkardı.
İlk adımı attığında sağıyla adımını atardı. Ve hızla abdest alardı. Hızla abdest aldıktan sonra sabah namazının sünnetini kılardı. Ve sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra evinde hızla camiye giderdi, mescide giderdi. Sabah namazının farzını orada kılardı. Sabah namazının farzını kıldıktan sonra zikir halakasına otururdu. Allah'ı zikrederdi. Ne zamana kadar? İmsak çıkıncaya kadar. Yani pardon, sabah fecir doğunca, güneş doğuncaya kadar. Güneş doğduğunda hemen iki rekat daha namaz kılardı. İşrah namazı. Ardından yine Allah'ı zikreder. Sonra en az dört rekat duha namazı kılar.
Sonra öğlen namazına. Ondan sonra tekrar işte bir ara kaylili yapar. İkindi, ikindiden sonra tekrar zikrullahı oturur. Sonra akşam, akşam namazını kıldıktan sonra altı rekat evvavin kılar. Sonra yassı, yassıdan sonra da gece zikrullarını yapar. Yine yatar. Ardından teheciha kıkardı. Bir gününü söyledim size. Yaparım dedin, şimdi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin günlük hayatında yapmış olduğu ibadetleri yapacaksın. Bu bir. İkincisi, onun men ettiği, yasakladığı her şeyden uzak duracaksın. Üçüncüsü, Allah'ı çok zikredeceksin ve bunun yanında ona da salatu selam getireceksin. Şimdi, yasakladığı şeylerden kaçmak dediğimizde bütün günahı keballeri terk edeceksin.
Hadi bakalım. Allah kolaylaştırsın inşallah. Ben kısaca anlattım. Çoğu var, azı yok. Selamun Aleyküm. İki soru soracaktım. Adalet duygusu bir elmayı ikiye bölmek midir? O eşitliktir. Adalet değildir. Adaletle davranmak ve adaletli bir yaşam için ölçü nedir? Adaletli davranmak için karşıdaki kimseyi analiz etmek, kendini analiz etmek gerekir. Mesela, adalet bir elmayı ikiye bölmek değildir. Adalet, kimin ne ihtiyacı var, kime ne lazım onu gözetmektir.
O yüzden adalet duygusu duruma, konuma göre değişir. Devletin adaletli olması, aile reisin adaletli olması, babanın adaletli olması, annenin adaletli olması farklı farklı tecelliyetler. Bir diğeri ise Gazali'nin bir cümlesini okumuştum internet üzerine. Şöyle diyordu, mantık ilmi olmayanın ilmine güvenilmez diye geçiyordu. Bir Müslüman mantık ilmine bakış açısı ne olmalı? Allah razı olsun. Eğer gerçekten bir kimse ilim sahibi olmak istiyorsa, mantık ilmini bilmesi gerekir. Mantık ilmi bilmeyen bir kimsenin örneğin tefsirci olması düşünülemez. Mantık ilmi bilmeyen bir kimsenin fıkıhçı olması düşünülemez. Mümkün değil. Bütün tefsircilerin, fıkıhçıların, akayetçilerin, muhakkak hadisçilerin mantık ilmini okuması gerekir.
Mesela eski ulemanın hepsinde de mantık ilmi vardı. Selamünaleyküm. İnternet haberlerini izlerken bir baba öz kızına taciz etmiş ve hamile kalmış. Bu taciz değil. Öz kızına cinsel ilişkide bulunmuş. Taciz ayrıdır, tecavüz ayrıdır. O yüzden zorla olduysa tecavüz oldu. Yok öz kızı buna rıza gösterdiyse bu cinsel ilişki oldu. Yok böyle bir baba kızına şehvetle dokunduysa bu taciz oldu. Bunların hepsi farklı farklı. O yüzden normalde taciz, tecavüz ve cinsel ilişki farklı yorumlanması gereken şeyler. Bir baba öz kızına taciz etmiş ve hamile kalmış. İşte olmadı.
Hamile kaldıysa bir baba öz kızına ya cinsel ilişkiye girdi ya da tecavüz etti. Şimdi diyeceksiniz ki ya bir baba öz kızıyla cinsel ilişkiye girer mi? Hani nasıl olur? Yani bu eğer din olmazsa bir insanda bir ahlak olmazsa bir kimse öz kızıyla cinsel ilişkiye girmeyi normal görebilir. O kız da bunu normal görebilir. Din yok, diyanet yok, ahlak yok veya böyle bir şeyin yasak olduğuna dair veya böyle bir şeyin olmaması gerektiğine dair bir bilgi yok ise insanlar veya var olan bilgiyi reddediyorlarsa.
Var olan bir bilgiyi reddetti. Bizim toplumumuz enteresan. Mesela bir eşcinselliği normal görüyor. Bir babanın öz kızıyla cinsel ilişkiye girmesini normal görmüyor. Yani eşcinsellik de lanetlenmiş. Bir babanın öz kızıyla da cinsel ilişkiye girmesi lanetlenmiş. İkisi de lanetlik bir şey. Yani toplumda öyle bir çarpık zihniyet oluştu ki. Yani bir babanın veya bir abinin, böyle bir erkek kardeşin veya bir amcanın veya bir dayının, işte amcanın veya dayının yeğenine, abinin kız kardeşine veya erkek oğlanın annesine, teyzesine, yani bunlarla olan ilişkilerini veya tacizlerini, tecavüzlerini biz böyle ayağa kalkaraktan, haykıraraktan hayır diyoruz.
Doğru ama biz aynı bu hassaslığımızı eşcinsellerin üzerinde oluşturmuyoruz veya fuhuş üzerinde oluşturmuyoruz. Veyahut da diğer haramlar olan içkidir, kumardır, uyuşturucudur, faizdir, adaletsizliktir. Bunlar da oluşturmuyoruz. Enteresan bir toplum haline geldik. Hiçbir kimse ölmesin, hiçbir kimse öldürülmesin. Güzel. Bir kadın cinayeti olunca ortalığı ayağa kaldırıyoruz. Öyle bir ververeye veriyoruz, öyle bir ververeye veriyoruz. Doğru. Ya öbür tarafta bir mafya bozuntusu veya öbür tarafta bir mahalle serserisi, hiç günahsız bir kimseyi öldürüyor. Yani biz onu da bu kadar ververe yapmıyoruz. Ya mübarek insanlar, her ikisi de can değil mi?
O sokak serserisinin öldürdüğü adamın canı can da, can değil de, o kadının canı can mı? Herkesinki can. Ama bizde böyle bir sosyal medya üzerinden bir algı oluşturuldu. Yani eğer ki işte böyle toplumda kimliği, kişiliği belli olmayan bir kimse öldürülse hiç önemli değil. Ve ona yapılan taciz, tecavüz, her türlü şey, normal hatta. Ama böyle toplumda yeri, konumu, durumu böyle var olan bir kimse bir şey yapınca ortalık ayağa kalkıyor. Bakın ortalık ayağa kalkıyor. Yani normalde işte örnekliyorum şimdi. Adam her gün bana saldırıyor, her gün hakkımda her türlü melaneti yapıyor. Hiç önemli değil. Ama bunu bir bakana yaptıklarında veyahut da bunu ne bileyim bir yüksek bürokrata yaptıklarında ortalık ayağa kalkıyor.
Adalet evimiz olması lazım canım kardeşim. Ama toplumda böyle bir algı oluştu. Böyle bir şey oluştu. Ya bütün üniversitelere bir rektör atanıyor eninde sonunda. Ama Boğaziçi'ne atanınca LGBT'sinden, HDP'lisinden, CHP'lisinden hepsi de ayağa kalkıyorlar. Ya başka bir yerde neden ayağa kalkmıyorsunuz? Yok hayır, Boğaziçi'nde ayağa kalkıyorlar. Böyle enteresan algılar var. O yüzden şimdi daha sorunun geri kalanına okumadık. Ama toplum içerisinde böyle bir algı var. Böyle bir şey var. Bir de hani biz ya nasıl bir baba bir kızına tecavüz edebilir veya taciz edebilir? Bir baba nasıl kızıyla cinsel ilişkiye girebilir? Bu medyaya çıkınca öğreniyorsunuz. Bunu yaşayanlar çok.
Bunu caiz gören, bunu helal gören çok. Bunu normal gören çok. Evet. Din tanımıyorlar. Din tanımayan çok. Adam deist. Bir yaratıcı var. Tamam yaratıcı ama seni serbest bıraktı. Bıraktı başıboş bıraktı seni. Öyle inanıyor. İlahiyatın içinden deist olanlar var. İlahiyat profesörlerinden deist olanlar var. Ve deistlik yayılıyor Türkiye'de. Ve dünya üzerinde yayılıyor. E deistlik yayılınca bir insanı durduracak ne var? Söyleyin bana. Bir erkeğin annesiyle cinsel ilişkisini yasaklayan ne var? Din tanımazsanız.
Din tanımazsanız. Bir erkeğin kendisinden olma kızıyla cinsel ilişkiye girmesini yasaklayacak ne var? Din tanımazsanız. Bir erkeğin herhangi bir kimseyle cinsel ilişkisini yasaklayacak ne var? Din tanımazsanız. Herhangi bir kadının herhangi bir kimseyle cinsel ilişkisini yasaklayacak ne var? Din tanımıyorsunuz. Yasaklayacak ne var? Hiçbir şey yok. Bakın hiçbir şey yok. Şikayet yoksa hiçbir şey yok. Evin içerisinde bir baba normalde kızıyla cinsel ilişkiye giriyorsa, bunu gayet normal makul görüyorlarsa bunu yasaklayacak bir kanun yok ki. Bunu yasaklayacak herhangi bir şey yok.
Zaten İstanbul Sözleşmesi var. Dileyen dilediğiyle cinsel ilişkiye girebilir. Bunu yasaklayan din, ahlak, örf, adet, gelenek, görenek hiçbir şey yok İstanbul Sözleşmesi'nde. Yok. Bakın geldiğimiz nokta bu. Yani şu anda bir amca yeğeniyle gayet normal cinsel ilişkiye giriyor.
Bir dayı yeğeniyle cinsel ilişkiye giriyor. Onunla tatile çıkıyor. Bir amca kendi yeğeniyle işte gazetelerde yazdı. Tatillere çıkıyor. Var, yok, yaptı, yapmadı bilmiyoruz. Yani ne oldu ki? Hiçbir şey olmuyor. Yani devletin mantığı şu. Eğer şikayet yoksa hiçbir sıkıntı yok. Şikayet yoksa hiçbir sıkıntı yok. Herkes hayatından memnun. Hayatına devam edecek. Evet. Şimdi gelelim soruya. Taciz etmiş ve hamile kalmış kız 17 yaşında. Ankara, Polatlı köyüne bağlı bir köy. Sonradan duyuyorum bu haberi tekrar. Bunu yapan da amcamın kaynıdır. Bu olayı duyduğumdan itibaren çok rahatsızım. Çalıştığım zaman, dolaştığım zaman aklıma geliyor.
Üç sesinden gelemiyorum. Ben ve yengemi arıyorum. Allah büyüktür sabret diyorum. O da bana diyor. Allah sadece canımı alsın diyor. Bu olayların üzerinden biraz bize nasihat ve dua eder misiniz? Allah razı olsun sizden. Bu olay geçen hafta oluyor. Ve oranın köy halkı evi yakıyor komple. Evet, böyle bir haberlerde dinlemiştim. O evi komple yakmışlar normalde. Yani şimdi bu kim olursa olsun din tanımadıktan sonra insanın geleceği sonuç bu. Ayet-i Kerime'de diyor, hayvandan daha aşağı bir mahluk olursunuz diye. İşte bu dini olarak baktığımızda, yoksa bu adamı şimdi biz bunu yapan adamı, biz hayvandan daha aşağı mahluksun sen dediğimizde, bu adam bizi normalde şikayet etse ceza alırız biz oradan.
Evet. Size tuhaf gelir böyle şeyler. Oradan ceza alırız biz. Ama ben Kur'an-ı Kerim'in ayetini söyleyeyim. Eğer bir kimse heva hevesine uydu, nefsine uydu, şeytana uydu, din tanımazsa hayvandan daha aşağı bir mahluk olur. İşte bu böyle öz kızına tecavüz eden veya taciz eden veya öz kızıyla cinsel ilişkiye giren veyahut da evlenilmesi ebediyen yasak olan. Yani bir erkeğin annesi, anneannesi, babaannesi, bir erkeğin halası, teyzesi. Tabi normalde hani böyle işte baldızı, ebediyen bir erkeğin onlarla evlenmesi, onları normalde cinsel ilişkirmesi ebediyen yasak ve lanetlik işler bunlar. Ama bunları tanımazsa bir kimse hayvandan daha aşağı bir mahluk olup çıkıyor. Allah muhafaza eylesin inşallah.
Vefa, sadakat, dostluk, sevgi, arkadaşlık bu kelimelerin özü nedir? Âdem olmaktır, insan olmaktır. Hepsi de Allah'ın sıfatıdır. Bu Allah'ın sıfatları, vefa, sadakat, dostluk, sevgi, arkadaşlık bunlar kulun üzerinde tecelli ederse o kul Âdem olur. Biz bunları hangi dünyada yaşayacağız?
Biz iyi ki varsınız, biraz bunları öğrenip yaşamaya çalışıyoruz. İşin özünü öğrenmeye başladıkça acı vermeye başlıyor. Bu normal mi? Evet. Acı duyuyorsanız kalbinizde, içinizde zaten öğrenip yaşamaya başladığınızın işaretidir. Selamünaleyküm.
Benim bir sorum olacaktı. Yıllardır kendi vicdanımla avlar yapıyorum. Ben tekkede yedi yıldır nezenlik yaptım. Allah razı olsun. Ablaları kız öğretti. Bir yıldır iş bakıyorum. Fakat lise diploması olmadığı için ise göremiyorum. Pandemi yüzünden iki kişi çıktı. Bize ücret karşılığı neyi öğret? Sana katkı, ihtiyacını olsun dediler. Hocamız bu duruma nasıl bakar acaba? İznin müsaadesi olur mu? Olur. Bizim, biz isteriz ki kardeşlerimiz tekkede almış oldukları eğitimleri bir ücrete tevdi etmesinler. Ama senin için bu kişiye şahsı özel, şahsını tanımıyorum. Belli bir hayli sıkıntıdasın, sıkıntıya düşmüşsün.
O yüzden bu sana özel, bu soruyu soran kardeşi özel. Sen ücretli ne kursu verebilirsin? Bir sıkıntı yok. Ben o ney kursunu veren neyzen başı ve oradaki kursta öğretmenlik yapan kardeşler inşallah bana da haklarını helal ederler. O yüzden bu müsaadeyi sana özel olarak verdik inşallah. Selamünaleyküm.
Oğlum sınava hazırlanıyordu, çalıştığı dersle alakalı zorlanınca bu dersle mezun olup çalışan arkadaşa tanıştık. O da bize bu hakka girmek, haksızlık olur dedi, yardımda bulunmadı. Yardım edilseydi, hakka girilir miydi? Hayır. Bir kimse öğrendiği, iyice öğrendiği bir şeyi bir başkasına öğretmesi haksızlık değil ki. Bu doğru değil. Ha şu yanlıştı. Deseydiniz ki siz oğlumun yerine sen girer misin bu haksızlık olurdu. Ama öbür türlü yani oradaki çalışma sistemi veyahut da oradaki matematik problemleri çözmede yardım etmek haksızlık değildi. Allah Adem aleyhisselam ile Havva annemizi dünyaya indirdiğinde hayvana dair canlı var mıydı? Vardı tabi olmaz mı?
Dünya yemyeşil, yeşillikte hayvanlar vardı. Bozulmamıştı dünya. Böyle doğa harikası bir şeydi. İkinci sorum. Yaratılan ilk hayvan nedir? Canım kardeşim bilmiyorum o kadar ya. Yaratılan ilk hayvan ne bilmiyorum. Selamünaleyküm. Ben çok stres olduğumda ya da sinirliyken ellerim ayaklarım buz gibi oluyor. Saatlerce ısınmıyor. Bana bir nasihatınız var mı? Tevhid, la ilahe illallah'a devam et. Kendi ismimizin bir esması, selamünaleyküm. Kendi ismimizin bir esması varmış. Her esmaya göre de çektiğimiz sayı değişiyormuş.
İnternette bu tarz şeyler gördüm doğru mudur? Hiç takılmam öyle şeyleri. Hadis-i şeriflerde yok çünkü. Hadis-i şeriflerde olmayan hiçbir şeye takılmam. Hepsi de bana boş gelir. Allah beni affetsin. Selamünaleyküm. Allah katında değerini öğrenmek istiyorsan hangi işte seni ikame ettiğine, seni hangi halde tuttuğuna bak. Ataullah İskender'i. Muhteşem bir söz. Çok hoşuma gider bu söz benim. Yani normalde ben bu söze bakarım. Derim ki seni hangi işte tutuyor? Öyle ya. Senin tuttuğu işe bak. Senin tuttuğu iş zikrullah ise en büyük işte tuttu seni. Yok seni tuttuğu iş zikrullah değil ise o zaman işte ben kendi kendime derim ki Allah Allah.
Yani demek ki diyorum ben gaflete düşmüşüm veya rahmet halakasından uzaklaşmışım. Bu söz böyle muhteşem bir şeydir. Böyle insanın tabiri caizse damarlarını koparır. Sen hangi işte iştigal ediyorsun? Bu çok önemli. Mesela işte bir kimse kendince ailesinin, çoluğunun, çocuğunun geçimi için çalışıyor. Harika, nafile ibadet hükmünde. İşiyor, çalışıyor o kimse. Nafile. Yani ne burada? Helal kazanıp çoluğuna çocuğuna helal yoldan beslemek. Çoluğunun çocuğunu helal yoldan rahat ettirmek için çalışıyor. O çoluğu çocuğu için çalıştığı için o normalde sevap işliyor. Bu önemli bir nokta. Sözünü örneklerle somutlaştırabilir misiniz? Kendince farzlara uyup kulluk etmeye çalışan kişi nerelerde aldanıyor olabilir?
Değerini öğrenmek için hangi detaylara dikkat etmelidir? Allah'ın yardımı ve rahmeti üzerinizde olsun. Amin. Biz sorunun etrafının devamına bakmadan soruyu cevaplandırmışız. O yüzden siz hayırlı ve iyi amellerle kendinizi süsleyin. O zaman Allah katında değerinizin daha da arttığını görürsünüz. Hayırlı geceler namaz esnasında yanlış kıldığımı hissediyorum. Bazen bu durumda bozup baştan başlamam doğru olur mu seyirce? Ya normalde bir kimse namaz esnasında yanlış kıldığını hissediyorum ayrı bir şey. Yanlış kıldım ayrı bir şey. Bir de yanlışlık ne? Eğer farzlardan bir eksiklik var ise o zaman namazı fasit oldu. Yok farzların haricinde olan bir eksiklikte de sev seyircesi yapması gerekir.
Bir de sıkıntılar bize Allah'ın nimeti. Ama biz af ve afiyet isterek dua ediyoruz. İkisi farklı şeyler mi sizce? Dua ederken niye dikkat etmemiz gerekir? Biz dua edelim her türlü meselede. Sıkıntıda, gamda, kasevette her şeyde biz dua edelim. Allah'tan o meselede yardım dileyelim. Bu güzel bir şey. Selamun Aleyküm. Yemek adabı olan ders konumuzda et ilgili bir hadis-i şevk'te her zaman et yemek Allah'ın gazabını ve gönül katılığını getirir.
Zira onun bir türlü sarhoşluğu vardır. Devamlı olarak et ve yağ yememek de doğru değildir. Bir kimse aralıksız kırk gün et ve yağ yemezse tabiatı bozulup hülkü çirkin olur buyuruluyor. Hadise ilave eden günde iki kere et tüketmek israftır deniliyor. Buna göre et tüketimi nasıl yapmamız gerekir? Etten kasıt nedir? Bir başka rivayette ise çiğ soğan yemek fakirlik getirir denilmiş. Başka bir hadiste ise melekler gelmese her gün yerden buyrulmuş. Biz ikilemde kaldık. Bu konu ile ilgili bir zayden atabilirseniz minnettar kalırız. Yanlışım olduysa affola geceleriz hayır olsun. Selamun Aleyküm. Aleyküm selam. Biz orta ümmetiz ya bütün her şeyde orta yolu tutacağız. Et yemekte de orta yolu tutacağız.
Sabah, öğlen, akşam, üç öğün et yemek caiz değil. Hiç et yememekte caiz değil. Burada böyle ailelerin, kavimlerin hem ekonomileri hem kültürleri giriyor işin içerisine. Şimdi örneğin işte diyeceksin ki her gün et yenir mi? Bizim toplumumuzda her gün et yenmez. Anadolu topraklarında yaşayan veyahut da Osmanlı'nın kültürünü, Osmanlı'nın kültürünü almış, İslam kültürü almış olan topluluklarda her gün et yemek yoktur.
Hiç et yememek de yoktur. O yüzden böyle makul ölçülerde ailenin ekonomisine göre, durumuna göre, ahvaline göre kah et yemek, kah sebzeyle yemek, kah böyle işte buradaki yağdan kasıt, önceden insanlar hayvanların etlerinin yağlarını çıkarır, onları kaynatır, kenarda bekletirdi. Ve devamlı yağ yiyen insanlar olurdu. Bu da uygun görülmemiş. Allah muhafaza eylesin. O yüzden hem tahıl, hem sebze, hem et, üçünü de böyle harmanlamakta fayda var. Ama böyle işte biz böyle tahıl, et ve sebze arasında bütün hepsinden de azar azar yememizde fayda var. En kolayı bu. Soğanla alakalı da duruma göre. Mesela siz bir şehirden bir şehre gittiğinizde oranın soğanını yiyiniz diyor.
Oraya gittiğinde o kimse pişmemiş soğan yemesi lazım. Yemeğin konumuna, durumuna göre, hale, ahvale göre. Eğer toplum içine girecekse, yani çiğ soğan yemek çok uygun değil ama ağız kokusunu giderecek bir şey alırsa o da olabilir. Selamun Aleyküm. Videolarınızı dinliyorum. Allah sizden razı olsun. Bekarım, günlük hayatımı disipline etmeye çalışıyorum. Ama çok zorlanıyorum. Hiçbir şeyin önem sırasını bilmiyorum. Ne tavsiye edersiniz? Bu bütün herkese, bekar, evli, işte genç, yaşlı, herkes için geçerli bu. Birinci derecede o kimsenin önem sırası farzlar olmalı. Eğer böyle, bu dini hayatımızla alakalı.
Ben önce birinci derecede kendi önüme, dini hayatımı önüme alırım. Ben öyle söyleyeyim şimdi. İkinci derecede ben bir erkek olarak iş hayatımı öne alırım. Üçüncü derecede ben normalde işte ailem gelir. Şimdi bu benim önem sıramımdır. Benim kendimle alakalıdır bu. Şimdi birinci derecede benim için din önemlidir. Ben dini hayatım deyince ben muhakkak din içerisinde benim kendi içinde bulunduğum tasavvuf topluluğu ilgilendirir. Benim otuz dört yıldır hayatım buna göre odaklanmış. Hani hadis-i şerifte de eş seçimi yaparken siz dindar olanı seçiniz demiş. Orada da birinci sırayı dindarlığa vermiş, dine vermiş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Gözümün nuru da namazdır demiş. Orada da namaza ehemmiyet vermiş, öne almış. Yani önemli olan benim nazarımda insanın birinci derecede önemli işi disipline etmesi gerektiği şey dinidir.
Dinin içerisinde de farzlarıdır. O zaman biz kendimizce, kendi dairemizde ben kendimce bildiğimi, kendimce olanı söylüyorum. Bir başkası bunu başka türlü yorumlayabilir. O onun hakkıdır. Ama beni dinleyen, bu konuda bizim öğretimizi alan kardeşlerimize tavsiyem. Hayatınızın en önemli, birinci disipline edeceğiniz şey dininiz. Dininizin içerisinde günlük hayatınızda birinci derecede disipline edeceğiniz farzlarınız. Bunları böyle dünya hercümerç olsa bunlardan geri adım atmayın. Farzlarınızı yerine getirin. Din olarak söylüyorum bunu. Din olarak ikinci derecede önemseyeceğiniz şey Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünnetleri.
Güzel ahlak. Din olarak kendinize kısaca bunu disipline edebilirsiniz günlük hayatınızda. İkincisi mesela bir kimse bekarım demiş, bayan erkek belli değil. Önemli değil. Yani normalde eğer bekar erkekseniz o zaman benim nazarımda ikinci derecede sizin önemseyeceğiniz şey işiniz olmalı. Sebep bir erkeğin işi düzgün olmazsa ailesi de düzgün olmaz, ailesini rahat ettiremez, ailesine karşı görevlerini yerine getiremez.
İşi önemlidir. Ben işi önemli noktaya koyarım insanın. Çünkü dinini rahat bir şekilde yaşayabilmesi, idame ettirebilmesi, ailesini de rahat bir şekilde hayat yaşatması için işi önemlidir. İş aynı zamanda özgürlüğüdür o kimsenin. İş aynı zamanda onun refahıdır. İş aynı zamanda onun dini ibadetlerini yapmada önemli bir zorunluluktur. Sebep zekat veriniz demiş. Bir kimsenin işi düzgün olmazsa, para kazanmazsa nasıl zekat verecek? Sadaka veriniz demiş, nasıl verecek? O kimse hacca gidin demiş, nasıl hacca gidecek? O yüzden işi önemlidir. Eğer o kimse bekar hanımefendiyse o zaman o kimse eğer, örnekliyorum bunu, anne babasının yanında yaşıyorsa yarın öbür gün onun normalde ne olacağı belli olmadığından bir iş kapısı lazım olabilir.
Yok mesela böyle bir şey de değilse, anne baba ona gerektiği imkanları sağlıyorsa o zaman belki de işi önemli değil, o zaman o kimse aile kuracak. Ama normalde sonuçta aile üçüncü sıraya geliyor ya bende, muhakkak ailede kurması lazım erkek veya kadın. Şimdi meseleyi toparlayacak olursak, bu benim kendimce, tekrar söyleyeyim. Bir bireyin, erkek kadın hiç önemli değil, birinci derecede disipline edeceği olacak olduğu şey dini, ikinci derecede işi, üçüncü derecede ailesi. Bence bunlar önemli. Bunları normalde önem sırası, bence böyle önem sırasını böyle koyarsa ben rahat edeceğine inanıyorum. Hayırlı akşamlar, rüyamda bir erkek bebeğimin olduğunu ve onu emzirdiğimi gördüm.
Bebek hep aynı göğsümden emiyordu. Bazen bebek emerken sütler ağzından taşıyordu. Bebek emmediği zaman da sütlerim akıyordu. Ve ben o bebeği sevmediğim insanlardan uzak tutmaya çalışıyordum. Rüyamı yorumlayabilir misiniz? Eğer psikolojik bir durum değilse, hayırlı akşamlar. Psikolojik bir durum değil. Yani rüyanızda bir bebeği emzirmeniz ve ona süt vermeniz, sizden manevi ilimlerin tahsil edileceğini, sizin manevi yol alacağınız işaret. İnşallah o bebek de, yani normalde erkek çocuk olunca bir murad olacağına ve muradınızın da hasıl olacağına işaret. İnşallah maddi manevi muradlarınıza hasıl olursunuz.
Cenab-ı Hak inşallah yolunuzu açsın. Selamun Aleyküm. Rabıta nasıl yapılır? Yani normalde bir kimsenin, bir nakşibendi, bir sufi disiplinidir. Ama nakşibendiler bunu böyle daha disiplin hale getirirler. Her namaz sonrası, bazı tarikatlarda, her zikrullah esnasında rabıta kurulması söylenir. Bunda bizde böyle muhabbet etmek, sevmektir. Biz böyle özel rabıta kurmayız, özel verilmediği müddetçe. Şifa için rukiye ayetleri dinlemek iyi midir? Şifa için rukiye ayetleri dinlemek veya üzerinde taşımak caiz görülmüş. Bunda bir sıkıntı yok.
Evde tevhid çekmenin adabı nasıl olmalı? Ellerinizden öperim. Eğer ailenle beraber tevhid çekilecekse, aile bireylerini toplayacaksın, başlayacaksın. La ilahe illallah demeye ve onları da titriptirmeye. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm. Boş konuşma nedir? Boş konuşmak için ne yapmalıyız? Boş konuşma hiç gereksiz, böyle havadan sudan konuşurlar ya budur. Sufi'yi sıkması lazım bu boş konuşmalar. O yüzden Kur'an ve sünnetten uzak. Bir insan normalde mesela dini için konuşması boş konuşma değildir. Çolunun çocuğunun rızkı için konuşması. Boş konuşma değildir. Komşularına iyi bir şey nasihat etmek boş konuşma değildir. Böyle Kur'an, sünnet, imamların iştahı daresinde konuşmak, bu hayatı anlatmak boş konuşma değildir.
Geri kalan boş konuşmadır diyebiliriz. Hadis. Hudeybiye sulhu yapıldığı sene bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabından bir grupla birlikte Mekke yolu üzerinde bir yerde oturuyordum. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizden ileride konaklamış idi. Ben hariç herkes ihramlıydık. Halk vahşi bir eşek gördü. Ben o sırada meşguldum. Ayakkabımı tamir ediyordum. Gördüklerimden beni haberdar etmediler. Onu kendiliğinden görmüş olmamı istiyorlardı. Bir ara aralarında bir bu esnada hayvanı gördüm. Hemen Carayda adında atıma binip eğerledim ve bindim.
Acelemden kamçıyı ve mızrağı unutmuştum. Kamçı ve mızrağımı bana verin diye seslendim. Hayır dediler. Vallahi bu işte sana yardımcı olmak istemeyiz. Öfkelenle inip onları aldım. Tekrar binip eşeğe doğru hızla gittim. Yetişip avlandım. Beraberimde getirdim. Ölmüştü. Arkadaşlarımın etinden yediler. Ancak sonradan ihramlıyken yiyip yememeyi olsun da şekke düşüp yediklerime pişman oldular. Yürüdük ben bir parça ayırdım. Resulullah'a kavuşunca bu meseleyi sorduk. Beraberinizde bir şeyler kaldı mı dedi. Ben de evet dedim parçayı uzattım ve ihramlı olduğu halde ondan yedi ve bu bir tağımdır. Onunla Allah size ikramda bulunmuştur dedi. Bunlar da gelen bir ziyade şöyledir. Resulullah o helaldir yiyin dedi. Bir diğer rivayette Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara şunu söyledi.
Sizden biri hayvanı yakalamak üzere saldırmasını emretmedi. Veya ona hayvanı göstermedi mi? Onlar hayır diye cevap verince Resulullah öylesi yiyin buyurdu. Bir diğer rivayette de Resulullah işaret ettiğiniz veya yardım ettiğiniz veya tam okunamıyor. Kes, kopyala, yapıştır yapıyorsunuz da o yüzden böyle hadis-i şerifi komple fotoğraf halinde yayınlamışsınız.
O yüzden okuyamıyorum. Saldır ettiğiniz veya okumasını yazmasını bilmeyen hale düştük ya. Resulullah işaret ettiğiniz veya yardım ettiğiniz veya saldırmasını saldınız mı diye sordu.
Kaynak Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesaih, İbni Muace. Evet, bu hadisi anlayamadım açıklar mısınız? Evet, bu hadis-i şerif Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretin ihramlı iken insanların avlanmalarının yasak olmasıyla alakalı hadis-i şeriflerinden birisi. Ve aynı zamanda yabani eşek etinin caiz olup olmamasıyla alakalı bir sonuç.
O yüzden burada yabani eşek etinin caiz olduğu, avlanma noktasında da eğer birisi onu avlanmayı göstermediyse, av hayvanını göstermediyse, o hayvan onun kendiliğinden onun yanına geldiyse, onu avlanmanın da haç yolunda caiz olduğunu gösteren bir hadis-i şerifi. Allah-u Alem. Hocam merhaba, borsa hakkında düşünceleriniz nedir? Helal olduğunu düşündüğüm şirketlerin hisselerini almak istiyorum. Canım kardeşim, helal şirket, haram şirket diye bir şey yok. Yani gözünün gördüğü, kulağının duyduğu, dünya üzerindeki bütün her şeyi bu noktada haram ve helal olarak ayırmanın mümkün değil. Çünkü borsa denilen şey, Kur'an ve sünnete uygun icra edilmiş, Kur'an ve sünnete uygun yapılandırılmış bir şey değil.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti de Kur'an ve sünnete uygun yapılandırılmış bir devlet de değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve dünya ticaretinin de, dünya ticareti, Kur'an ve sünnetinin ölçülerine uygun bir ticaret hukuku değil. O yüzden bunları normalde borsada hisse almak istiyorsun. Bu işi bilen bir kimseysen, bu işlerden haberin varsa yapabilirsin. Bunu helal mı, haram mı diye araştırma. Buna hiç kimse sana helal veya haram diyemez çünkü. Selamun Aleyküm. İnternet sitenizde kitap, dergi bölümünde nefes isimli iki kitap bulunuyor. Bu kitaplar haricinde bir risale yazmayı, bizlerle paylaşmayı düşünüyor musunuz? Ben herhangi bir risale yazmıyorum.
O normalde nefes bir, nefes iki, sohbetlerde, direkt sohbetlerde sorulara vermiş olduğumuz cevaplar. O yüzden diğer hani böyle kendimce yayınlamayı düşündüğümüz risaleler var. Onlar da sohbetlerde soru cevap esnasında veya bir konu söz konusu olduğunda sohbette konuşulan şeyler. Onlar da birkaç tane daha inşallah derleyip toparlayıp onlardan da böyle risale yayınlamayı düşünüyoruz. Salim, nefis meratibleri hazırlandıydı herhalde değil mi? Bir de nefis meratibleriyle şey var aslında. Bir de o son siyasetle alakalı şey vardı. Neyse onları bir derleyelim toparlayalım da olmazsa önümüzdeki hafta onları yayına koyalım. İnşallah.
Selamun Aleyküm. Kur'an-ı Kerim'i dinlerken bazen çok hızlı okunan yerleri takip edemiyorum. Benim de zaten okumam yavaş ondan mı kaynaklanıyor yoksa o kadar hızlı okunmaması mı gerekli? Okuyanın kim olduğunu, yavaş mı hızlı mı olduğunu bilmiyorum ama yüzde yüz hatimle alakalıdır o. Hatimle alakalı böyle okunan şeylerde biraz hızlı okuyorlar. Ben de takip etmekte güçlük çekiyorum. O yüzden böyle hatim olarak değil de böyle mesela bazı okuyanlar var. Mesela mescitte, camide namaz kıldırırken çağırmışlar, ne o okumuşlar. Onlar böyle daha yavaş oluyor. Selamun Aleyküm.
Arap dünyası Türkiye ilişkileri hakkında fikirleriniz nedir? Arap dünyası dediğinizde bölünmüş, parçalanmış bir Arap dünyası var. O yüzden bölünmüş, parçalanmış bir Arap dünyası ile Türkiye ilişkileri böyle çok doğru ölçüde yürüyeceğini zannetmiyorum. Çünkü Arap dünyası dediğinizin, o dünyanın hepsi Osmanlı'nın önceden vilayetleriydi. Öyle olunca onlar Türkiye'de bakış açıları böyle çok makul değil. Arap dünyası dediğiniz şey, Şam bizim vilayetimizdi, Bağdat bizim vilayetimizdi, Mekke, Medine bizim vilayetimizdi, Yemen bizim vilayetimizdi. Ne bileyim öbür taraflara, o Körfez ülkelerine gittiğinde onlar bizim vilayetimizdi sonuçta. Öyle olunca veyahut da biz Afrika'ya gittiğimizde, Afrika'dakiler, Fas, Donos, Cezayir, Mısır hepsi de vilayetimizdi.
Bizim Osmanlı'nın eski vilayetleri öyle olunca oradakilerin bir kısmının Türkiye bakış açıları çok böyle makul değil. Ama Türkiye hem içeride hem dışarıda güçlendikçe, nüfuzu arttıkça ilişkilerin de doğru minval üzerine kurulacağına inanıyorum. Şu anda da bunu açık açıkça söylüyorum hep. Bugünkü hükümetin dış politikasını da önemsiyorum. Dış politikada güzel işler yapıyorlar. Dağlık Karabağ gibi, Irak operasyon, Suriye'deki operasyonlar gibi, Libya operasyon gibi. Bu tip normalde operasyonları doğru görüyorum. Doğu Akdeniz problemi, orada Türkiye'nin haklarının korunması gibi, Karadeniz'de Türkiye'nin haklarının korunması gibi veyahut da Karadeniz'in iç bölümün Kırım'da Rus işgalini kabul etmemesi gibi ve Kırım'ın yeniden özgür olması için Türkiye'nin açıktan da olmasa bunu desteklemesi gibi veyahut da Türkiye'nin Bosna-Hersek'te, Arnavutluk'ta, Bulgaristan'da, Yugosavya'da, Üsküp'te, orada Türkiye'nin var olması
ve Türkiye'nin orada değişik yardımlarda, atraksiyonlarda bulunmasını doğru kabul ediyorum. Yani Balkanlara gittiğinizde bunu açıkça görüyorsunuz. Veyahut da işte Sudan'a gidiyorum, Türkiye'nin Sudan politikasını doğru görüyorum. Türkiye'nin muhakkak Sudan'da olması lazım, orada üstünün de olması lazım, daha kuvvetli olması lazım veyahut da Türkiye'nin işte Orta Doğu denilen yerde de olması lazım, kuvvetli bir şekilde olması lazım. Mesela Azerbaycan, kardeş Azerbaycan devletiyle ortak Ermenistan'a ve Ermenistan'ın arkasındaki Fransa gibi veya Avrupa ülkelerine ders verilmesini çok önemsiyorum. Çok önemli bunlar ataklar, çok önemli girişimler, bunları böyle canı gönülden ayakta alkışlıyorum, öyle söyleyeyim. Benim ben görüş ve düşüncelerimi açık bir şekilde söylerim, doğruya doğru derim, doğru gördüğümü, kötü gördüğümü, kötü iyi gördüğümü, iyi görürüm.
O yüzden Arap dünyasıyla olan ilişkilerin de ben Türkiye'nin daha atak olmasını isterim bu halde. Neden? Siz atak olmazsanız onlar İsrail'e yanaşıyorlar, onlar işte ABD'ye yanaşıyorlar, İngiltere'ye yanaşıyorlar. Ondan çünkü içinde de, başlarında da satılmış insanlar çok, yönetimlerin büyük bir çoğunluğu, böyle Avrupa standartı, İngiliz standartı, İsrail standartı insanlar, inşallah onlar da uyanırlar, Kur'an yönete sımsıkı yapışıp gerçek kurtuluşun İslam birliktelikinde olduğunu görürler inşallah.
Cennet ehli için, selamünaleyküm, cennet ehli için vaat edilen değerli taşların onlar için bir anlamı olacak mı? Muhakkak bir anlamı olacak. Ne yapayım değerli taşı ben? Sonuçta taş. Ne demiş Yunus? Yunus, bana seni gerek seni demiş. İsteyene versen onu, bana seni gerek seni. Selamlar, mevcut iktidar zamanında her şey daha iyi olacak diye düşünüyorduk. Her şey 29 Şubat'a doğru geri dönüyor sanki. İnsanlar eskisi kadar inançları kuvvetli değil gibi. Sizin görüşünüz nedir? Artık diyanete de inancımız kalmadı. Ne dersiniz?
Ben 28 Şubat bitmedi, 28 Şubat devam ediyor diye bangır bangır haykırıyordum. Yani 28 Şubat'ta istenilen şey devam ediyor, oldu. 28 Şubat'ın hareket noktası neydi? İnsanları dinden uzaklaştırmaktı. Ve 28 Şubat gerçekten bunda başarılı oldu. Ve insanlar hızla dinden uzaklaşıyorlar. Yani dinin özünden uzaklaşıyorlar. Öyle söyleyeyim. Yani böyle Müslüman görünümünde insanlar çok. Ama dinin özünden insanlar hızla uzaklaşıyorlar. Ben şimdi böyle söyleyince kızıyorlar bana. Bayanların mantoları atıldı. Yani geniş böyle bol mantolar vardı. Onlar gitti, daracık mantolar geldi. Kısa mantolar geldi.
Sonra onlar da atıldı. Onlar da atıldı. Şimdi böyle ne diyorlar? Kap diyorlar. Onlar geldi. Onlar da daracık. Şimdi onlar da atıldı. Onlar da atıldı. Artık böyle işte başlarında bir örtü. Altlarında kısacık, daracık böyle vücut hatlarını belli eden, içini gösteren kıyafetler oldu. Örnek, erkekler, erkekler de bol giyinmek, sünnet, bol giyinmek vardı. Erkekler bol giyinmeyi bıraktılar. Uzun yani sünnet sakalı bırakmayı bıraktılar. Daracık, likralı, bütün vücut hatları meydana çıkan kıyafetler giymeye başladılar. Bakın 28 Şubat'ın bunlar etkileri. Her yer Kur'an kursuydu, kalmadı. Her tarafta Kur'an öğrenilirdi, kalmadı. Her yerde zikullahlar olur, dersler olurdu, kalmadı.
Artık Kur'an, sünnet söylemi insanlara sert gelmeye başladı. Ters gelmeye başladı. Bir Müslüman dahi, bir Müslüman, yani ona Kur'an böyle, sünnet böyle dediğinizde size ters ters bakmaya başladı. Yani artık insanlar dinin özünden hızla uzaklaştılar. Ve ne yazık ki böyle hani light-i İslam dediğimiz, böyle gevşek, neydi belirsiz, ne tarafa çekersen çek, bir dini hayat kaldı orta yerde. Yani böyle farzlarda dikkat yok, farzlarda disiplin yok, nafilelerde disiplin yok, tesettürde disiplin yok, konuşmalarda disiplin yok, sözlerde disiplin yok. Böyle enteresan bir hal olduk. Yani düşünebiliyor musunuz? Yani bundan 10 yıl önce, 15 yıl önce bir ilahiyat profesörünün Kur'an'ı eleştireceği, bu Kur'an'dan ayet olamaz diyeceği, ayet-i kerimeler için, bu Allah'ın kelamı olamaz diyebileceğini düşünebiliyor muydunuz?
Düşünemiyordunuz. Şimdi bunu söylüyor bir kimse ve o kimse normalde ilahiyat profesörü ve o kimse hala da bir gazetenin yazarı. Geldiğimiz noktaya bakın. Yani 28 Şubat'ın bunlar devam eden tecellileri. Artık mezhepler tartışılır hale geldi. Hadis-i Şerifler, mezhepler tartışılır haldeydi, şimdi reddediliyor. 28 Şubat'tan önce hadisler üzerinde böyle tartışma açmak mümkün değildi.
Şimdi hadisler reddediliyor. Şimdi bırak hadisleri, Kur'an ayetleri reddediliyor. Şimdi din inkar ediliyor. Bildiğiniz din inkar ediliyor. Geldiğimiz nokta bu. Böyle kendimizi kelayna kuşu gibi görmeye başladım ben, kendi dairemde. Yani artık böyle muhafazakar, İslami görünen insanlara dahi biz dik geliyoruz. Yani biz muhafazakar, işte dini konumda duran, ya ayet var bu konuda diyorsun, böyle bakıyor sana dik dik.
Ve hadis var diyorsun, böyle bakıyor sana dik dik. Veyahut da bugünkü tırnak içerisinde muhafazakar iktidar var, öyle değil mi? Tırnak içerisinde. Evet, ona dahi dik geliyor şimdi Kur'an sünnet. Bakın az önce iktidarın dış politikasını çok önemsiyorum dedim, ayakta alkışlıyorum dedim. Ama içeride ayakta alkışlamıyorum. Yani bir İstanbul Sözleşmesi'ni sürüncemeye bıraktı. Aile yıkılıyor içeride, din yıkılıyor çünkü. Yani ülke içerisindeki dini algı, dini anlayış, dini yaşantı yıkılıyor günden güne. Önceden birkaç tane böyle absürt şeyler görürdük, şimdi çok absürt şeyler görüyoruz. O yüzden ne yazık ki Kur'an sünnet delilince insanlara, imamların iştahı delilince insanların tüyleri diken diken oluyor, saçları dikiliyor.
Ya bu kim? Bu da bu Müslüman o da sonuçta. Ve kendisini muhafazakar olarak nitelendiren bir kimse, dindar olarak nitelendiren bir kimse. Ne yazık ki bu hale geldik. Allah bizi affetsin inşallah. O yüzden 28 Şubat devam ediyor. Yani düşünsenize, ben yıllardan beri aynı şeyi söylerim. Yani bunu böyle bir sanki başlarına bu geldi de böyle konuşuyor gibi düşünecekler diye sustuğum şeyler var.
Yani bu dönemde, bakın bu dönemde, yani acı şeyler bunlar. Karabaş Veli Tekkesi kapatıldı. Yani belediye başkanı ama mecburiyetten, ama baskıdan Osman Gazi Belediye Başkanı, ki öyle olduğuna inanıyorum, tekkeyi vakıflara tekrar iade etti. Kim baskı kurdu? Kim onun üzerinde böyle bir tahakküm uyguladı? Yani ben şimdi kendi kendime düşündürüp, Osman Gazi Belediye Başkanı'na kim baskı kurabilir? Büyükşehir Belediye Başkanı'na baskı kurabilir. Başka kim baskı kurabilir? Valilik baskı kurabilir. Başka kim baskı kurabilir? Kendi partisinin üst yöneticileri, il başkanı baskı kurabilir.
Veyahut da genel merkez baskı kurabilir. Başka kim baskı kurabilecek bir büyükşehirin içerisinde, merkez ilçenin belediye başkanına, bir de başarılı belediye başkanı? Hemen hemen diyebilirim ki, Bursa'da büyükşehirden zaten kat kat başarılı da, benim diyen büyükşehirlerden dahi başarılı bir belediye başkanı. Bunun üzerinde kim tahakküm kurabilir? Karabaş Veli Tekkesi'nin kültür merkezini tasavvuf vakıfından alacaksın da vakıflara tekrar geri vereceksin diye. Birileri baskı kurmuştur muhakkak. Kim yapabilir ki bunu? Bu 28 Şubat dolmuş olsaydı ortalık ayağa kalkardı. Bu mesela bir X partinin hükümet olduğu zaman da yapılsaydı ortalık ayağa kalkardı. Ama şimdi ayağa kalkmıyor.
28 Şubat devam ediyor. Ve yani Kur'an sünnetten veya dinin özünün yaşanmasından rahatsız oluyor artık insanlar. Ne yazık ki öyle. Selamun Aleyküm. Gusül alırken niyet şart mı? Bir de besmele çekilir mi? Gusül alma ihtiyacı eğer ki farz noktada ise yani bir kadının ay hali bittikten sonra ay halinden temizlenme guslu ise veya bir erkeğin veya bir kadın için işte şehvetle sıvısı geldiyse bir erkeğin şehvetle menisi geldiyse sıvısı geldiyse veya bir erkek cinse işe girdiyse bunlar çünkü guslün farz olduğu yerler.
O zaman o kimse bu guslu alırken besmele ayetten sayıldığından dolayı besmeleyi tam çekemez. Niyet edebilir. Niyet guslün farzı değil ama önemli niyet çünkü. Çünkü ameller niyetlere göredir der hadis-i şerifte. O yüzden eğer mesela cuma guslu vardır. Cuma günleri gusletmek sünnettir. Bir kimse cuma sabahı mesela gusletse, cumaya öyle gitse veya gusletse sonra da abdest alsa yine o sünneti yerine getirmiş olur. O yüzden bu esnada hem niyet hem besmele-i şerife çekebilir. Çünkü hani o cuma veya bayram namazı veyahut da bir kimse işte duş alıyor veyahut da işte yıkanıyor. Böyle bir gusül zorunluluğu yok. O esnada gusletiyorsa o zaman da besmele çekebilir. Bunda bir sıkıntı olmaz. Selamun Aleyküm.
Haram olan bir şeyin ticaretini yapmak dinen caiz midir? Örneğin tütün satarak getirisi çok olduğu için evinin geçimini sağlamak uygun olur mu? Yani bu İslam hukukunun olmadığı yerlerde yani bu tip şeyleri böyle hukuka bağlamak biraz zor. Sebep mesela İslam hukukunun olmadığı bir yerde gayrimüslimlere içki satılır mı? El cevap satılır. Örnek. Ama İslam hukukunun olduğu yerde içkiyi alan, satan, yüreten, tüketen bütün herkes haram işlemiş olur mu? Evet. Ama İslam hukukunun olmadığı bir yerde bir kimsenin oradaki gayrimüslimlere içki satması caiz mi? Evet. O yüzden tütün şu anda işte biz yıllardır haram diyorduk. Diyanet sonunda fetva verdi haram diye.
Şimdi haram olarak bir kimse diyanetin tabii tütüne haram diye fetva verebilir ama devlete veremiyor bu fetvayı. İşin açıkçası, işin ilginç durumu bu. O yüzden bir kimse ya tütün satarak geçimini sağladı, iyi. Peki ne yapacak? Vergi dairesini çalışacak. O da orada faiz hesaplamayacak mı? Kimin faizini hesaplıyor? İşin içinden çıkılmıyor bakın. Veyahut da işte vergi dairesi. Bir cezayı, bir vergiyi ödeyemediğinde faiz işletiyor mu? Evet. Bir işveren olarak veya bir ticaret erbabı olarak gidip o faiz ödüyor musun? Evet. Az önce bir arkadaş KDV'den bahsetti ya, vergilerden bahsetti. Nereye gitti vergiler?
Helala mı harcandı hep? Zor sorular. Devletin gelirleri hepsi de helaldan mı? Zor sorular. Yani işte tütün satmadı, nerede çalıştı? X bir yerde, öğretmenlik yaptı. Öyle ya? Peki. Aldığı maaş nereden devletin kazancı? Genel evinden vergi aldı. O patroniçe öldü de kurtuldu İstanbul sanayicileri. İstanbul'da o kadar büyük sanayiciler vardı, o kadar büyük ticaret erbabı insanlar vardı. Manukyan vergi rekortmeni oluyordu ya. Bu ülkede, bu ülke Manukyan'ın yani genel evler patroniçesinin böyle yıllardır vergi rekortmenini abluk altına almıştı.
Yıllar yılı, yıllar yılı genel evleri patroniçesi vergi rekortmeniydi bu ülkede. Bakın yıllar yılı, bu ülkenin vergi rekortmeni, bu ülkenin vergi rekortmeni, genel ev patroniçesi olur mu ya? Koç'tan, Sabancı'dan veya bilimum zenginlerden fazla vergi veriyordu. Vergi rekortmeniydi. Kim? Manukyan. İşi ne? Genel ev patroniçesi. Kim alıyor bu vergi? Devlet alıyor. Peki bu kadın, bu normalde kadınları nereden getirip satıyordu? Bu ülkenin kadınları. Bu ülkenin kadınları. Hala da bu çark devam ediyor mu? Evet. Biz şimdi oturacağız, sigara satabilir mi, satamaz mıyız?
Tartışacağız. Biz bataklığı görmüyoruz, sivrisineklerle uğraşıyoruz. Ya o bataklık var, sen binlerce sivrisineklerle öldürsen o bataklık yarın yine binlerce sivrisinekler sana gönderecek. Bakın sorulan sorular hep böyle bataklığı görmeden sivrisineklerle uğraşma yolunda. İşte ne o, biz neydi, borsada kağıt alıp verebilir miyiz? Bir de kendi kendimizi aldatacağız. Helal şirketlerin kağıdı. Allah seni yesin. Borsa Kabe'den çıktı ya, borsa Hicaz bölgesinden büyüdü geldi. Yani borsayı kuran kapitalist sistem baktı, vay ya dedi ya, Kur'an ve sünnete göre bir borsa kuralım biz. İnsanlar burada alsınlar, versinler beyaz kağıtları dedi.
Borsa dedin şey dijital üzerinden alıyorsun, dijital satıyorsun. Ne parayı görüyorsun, ne kağıdı görüyorsun, ne şirketi görüyorsun. Adam bir de bunu söylüyor, kim olursa olsun böyle bir şaiye yayılıyor. Helal şirketlerin kağıdını alıp satabilir miyiz? Hangi helal şirketi ya? Helal şirket dediğin ne? Sen bir şirketi dahi helal diye nitelendiremezsin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hudutların içerisinde.
Bir şirketi sen helal diye nitelendirirsen şirketi, o şirket dini bir teşkilat hükmünü alır. Ve o şirketi savcılık dava etmesi gerekir. Bu mümkün değil. Türkiye layık, demokratik, insan haklarına saygılı bir devlet biçimi. Layık demek ne demek? Dini tanımıyor. Ve siz devletin herhangi bir kanununu, anayasanın herhangi bir maddesini dini olarak değiştirmeye çalışamazsınız. Bu yasak, bunun cezası var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti dini yoktur. Siz anayasada, o ilk 24 anayasası o.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dini İslam'dır. Evet, ilk kuruluştaki anayasa bu. Sonradan değiştirmişler. Dini lafzını kaldırmışlar. Dini yok devletin. Devlet olarak dinimiz yok. Ve biz dinsiz bir devletin tabileri olarak, dindar tabileri olarak, dindar bir şirket mi arıyoruz? Böyle bir şey mi var?
Dinsiz devletin dinli şirketi mi olurmuş? Dinsiz bir devletin dinli bir kurumu mu olurmuş? Devlet değilse siz nerede dini bir kurum kuruluş koyuyorsunuz devlete bağlı? Sizin o helal şirket dediğiniz vergi dairesine bağlı değil mi? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na bağlı değil mi? Helal şirket dediğiniz Türkiye borçlar yasasına, ticaret yasasına bağlı değil mi? Böyle bir şirket kurmak mümkün değil zaten. Türkiye'de bir şirket kuruyorsanız, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na ve devletin koymuş olduğu kuralları ve hukuka uygun bir şirket kuruyorsunuz. Parti kurarken bile. Türkiye'de İslami bir parti yok mesela.
Türkiye'de dini bir parti yok. Kuramazsınız. Anayasaya kırı. Bakın anayasaya aykırı. Siz herhangi bir dine, herhangi bir dini uygun veya dini bir, herhangi bir dine uygun bir siyasi parti kuramazsınız. Kurarsanız kapatırlar zaten. İçeride soluklanırsınız. Selamun Aleyküm. Rüyamda Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bana bir başkasıyla hediye, kek gibi bir şey gönderdi. Ben de getiren kişiyi bölüp ikram ettim. Allah mübarek eylesin.
Cenab-ı Hakk Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin şefaatine nail eylesin. İnşallah. Bol bol salatu selam getirin ona. Selamun Aleyküm. Günümüzde her şey pahalı ve kaliteli. Pahalı ve kaliteli, uzun ömürlü kıyafet eşya almak niyetiyle bir ürüne 600-700 TL civarında bir ürün satın almak ve uzun süre kullanmak israf mıdır?
Yani bir kimse kaliteli bir ürün olabilir, uzun sürede kullanabilir. Yani israf anlayışı farklı bir şey. Allah iyi etsin inşallah. Abim çocukluğumdan beri bana zulüm eden, beni döven, kıskanan biriydi. Evlendim hala benimle uğraşıyor, annemlere beni aramıyor diyor, onlara eziyet ediyor. Eşim de konuşma onunla, konuşamamak daha hayırlı diyor, konuşmamak daha hayırlı diyor. Gıybet, yalan, haset her şey var. Abim de ben konuşmuyorum, annemler helal değil, namaz kılıyorsun, küs olma diyor. Bu durumda ne yapmam lazım, hiç konuşmak istemiyorum.
Kafam rahat onunla konuşmayınca, günaha giriyor muyum, aydınlatırsanız sevinirim. Eşine tabi olacaksın, eşin konuşma diyorsun, konuşmayacaksın. Çok basit. Yani bir erkek evinin huzurunu, eşinin huzurunu sağlamak için herhangi bir kimseyle eşine, onunla konuşmayacaksın diyebilir. Bu hakkı, kadın da ona tabi olacak, konuşmayacak.
Sabırla okuyup cevap verir misiniz yazacaklarıma? Mehdi aleyhisselam nebi değil diyorsunuz. Peki bu vasıflar hangi insanda bulunur? Aleyhisselam kime denir? Herkese aleyhisselam denir ki ya, ona selam olsun. Onun, mesela bir kimse dese ki, örnek diyorum. İşte Cevdet aleyhisselam, Cevdet'e selam olsun demek ki. Yani bu şey değil ki ama biz böyle peygambere has tutuyoruz onu. Yani ayeti kerimede Allah ve Resulü Allah ve melekler peygambere salatu selam getirir, siz de ona salatu selam getirin deyince, biz mesela işte peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine salatu selam getiriyoruz. O yüzden biz Mehdi aleyhisselam deyince, ona selam olsun manasında bu. O yüzden o nebi hükmünde değil.
Peki bu vasıflar hangi insanda bulunur? Allah'ın velilerinde bulunur. Mehdi'nin üzerindeki vasıfların büyük bir çoğunluğu, büyük bir çoğunluğu Allah'ın velilerinde vardır. Bütün peygamberler aynı zamanda velidir. O yüzden velilerin üzerindeki velilik vasıfları, peygamberlerin velilik vasıflarıyla yakındır. Velilerde nebilik vasıfı yoktur. Yani peygamberlik vasıfı yoktur. Yoksa velilik vasıfı olarak, muhakkak peygamberlerin veliliği, diğer kulların veliliğinden üstün olduğundan, daha üstün vasıfta velilikleri vardır. Ama onların velilik vasıfları, yani peygamberlerin velilik vasıflarının, böyle bir şemşeği gibi düşünürsek, velilerin de velilik vasıfları, onların velilik vasıflarının üzerinden süzülür, gelir.
O yüzden zamanın kutbunun velilik vasıfıyla, peygamberlerin velilik vasıfının arasında perde olarak, çok ince bir perde vardır. Hatta bazı hadis-i şeriflerde, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, ümmetimin velileri, Beni İsrail peygamberleri mesabesindedir diye, o yüzden söyler. Buradaki Beni İsrail peygamberlerin mesabesinde dediği, velilik vasıflarıyla alakalı, nebilik vasıflarıyla alakalı değil. O yüzden Beni İsrail peygamberlerinin, velilik vasıflarıyla, bu ümmetin, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, ümmetinin velilik vasıfları eşdeğerdedir. O yüzden siz, siz gözünüzde velileri küçük düşürüyorsunuz. Allah nezdinde veliler küçük değildir. Allah nezdinde veliler çok kıymetlidir. Allah nezdinde veliler o kadar kıymetlidir ki, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Beni İsrail peygamberlerin mesabesinde.
Başka bir hadis-i şerifte üstündür diyor. Orayı söylemek istemiyordum, çünkü yine böyle internetten dinleniyor ya sohbetler, kafaları almayacak. Dar çünkü. Jeton düşmüyor. Vay velileri peygamberlerden üstün ödeyecekler. Ben demiyorum. Hz. Peygamber diyor, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, ümmetin öyle velileri vardır ki, onlar Beni İsrail peygamberlerinin üstündedir diyor. Üstündedir deyince, ümmetin öyle velileri, yani bunlar kim? Bunlar kutup hükmünde olanlar. Zamanın kutbu hükmünde olanlar, Beni İsrail peygamberlerinin veliliğinin üstündedir. Bakın nebilik ayrı bir perde, ayrı bir şey. Öyle olunca, Mehdi aleyhisselam, velilik noktasında kutup hükmünde olacak. Zamanın kutbu hükmünde. O yüzden Beni İsrail peygamberlerinin üstünde bir velilik hükmü olacak.
O yüzden İsa aleyhisselam, indiğinde tekrar yeryüzüne, Mehdi'ye tabi olacak. Sebep, velilik olarak, çünkü Beni İsrail peygamberlerinden üstün. Bu, Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üstünlüğünden kaynaklanan bir üstünlük. Çünkü Muhammed-i veliler, Adem'e kadar gelmiş olan bütün velilerin üstündedir. Muhammed-i veliler. Nasıl Hz. Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Adem'den kendisine gelinceye kadar bütün peygamberlerin üstü ise, aynı Muhammed-i veliler de Adem'den Muhammed-i Mustafa'ya kadar gelinceye kadar gelen bütün velilerden üstündür. Velilik noktasında, velilik perdesinde. O yüzden, hani, İsa aleyhi ve sellem, hadis-i şevklerde der ya, İsa aleyhi ve sellem, işte, Mehdi'ye der ki, geç sen namaz kıldırsın.
Ona tabi olur. Mehdi aleyhisselama tabi olmasının sebebi nedir? Velilikte o üstün olduğundan dolayıdır. Evet. Nübüvvet mührü nedir ve kimlerde olur? Peygamberlik mührüdür. Bu ancak Hazreti Peygamberler'de ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerindedir. Başka hiç kimsede nübüvvet mührü olmaz. Yani bir kısım sufiler, rüyalarında, hallerinde, kendi üstadlarının sırtlarında veya alınlarında nübüvvet mührünü görebilirler.
O kimsenin, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, böyle çok yakın dostu olduğuna işarettir. O manada görülen nübüvvet mührü. Yoksa o kimsenin peygamber olduğunu göstermez. Peygamber olan İsa aleyhisselama kim namaz kıldırabilir? Mehdi. Kimlerin ismi peygamberlerin suhufunda geçer. Yani normalde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sayfası, dediğimiz sayfada bütün ümmetinin ismi geçer.
Diyor ya ben hepsini de tanırım. Kimler ilmi Allah Celle Celaluhu'dan alır? İlmin sahibi o. Vasıtalı, vasıtasız. İlmin sahibi olduğundan vasıtalı da olsa, vasıtasız da olsa herkes ilmi ondan alır. Kimler inkar eder, kafir olur. Kafirlerin kimler olduğu belli. Kim, bu geniş ama Kur'an'ın sünneti inkar ediyorsa, Allah'ı, peygamberi inkar ediyorsa, kafir olur. Allah Celle Celaluhu'nun en büyük peygamberi olan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kimi kendisiyle kıyas eder.
Bu normalde, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler, kıyaslamayı kabul etmemiş. Hadis-i şerhte. Yani bütün o tevazı göstermiş, diğer peygamberleri kendisini onlardan üstün görmemiş. Kimlerin ashabı olur? Kimlerin ashabı olur? Yani ashab onu gören, onun gördüğü ve onu gören bütün herkes kabul ettiyse ashabıdır. İman edip kabul ettiyse ashabı olur. Kimler masum olur? Bir tek Hz. Muhammed Mustafa masumdur. Başka kimse masum değildir. Kimler Allah'ın selamını üzerine taşır? İman edenler Allah'ın selamını üzerine taşır. Kimler ilmi Allah'tan alır?
Bunu ikinci sefer sormuş arkadaşımız. Allah kimi bir gecede ıslah eder? Gece uzun. Allah istersen bir anda ıslah eder. Böyle bir soru sordular. Eyvallah. Biz de cevapladık. Hamid olsun. 7 yaşında oğlun bazı hal ve tavırlarıyla çoğu zaman örtümü takıyor. Kız çocuklarına özendiğini fark ediyorum yıllardır. 4-5 yaşındayken de soru olarak yazmıştım. Size o zaman daha küçük, bu yaşta çok anlaşılmaz demiştiniz ama 7 oldu. Hala da pek bir değişiklik yok. Ne yapmalıyım? Lütfen yardım edin. Bir de 10 yaşında abisi var. Babası yakından ilgileniyor onunla. O zaman çok geçiriyor. Birlikte namaza, çarşıya, pazara gidiyor. Üçü ama tek kalınca yine belirtilerini görüyorum.
Bir pedagoga götürmeli miyim? Ya da ben mi evham yapıyorum? Bir pedagoga da gösterebilirsin ama yani eğer babasıyla devam ederse ve abisiyle babasıyla devam ederse o şeyi atacağına inanıyorum. İnşallah atar. Selamünaleyküm. Benim sorum şu. Şeyhimize bir konuda fikir danıştıktan sonra eşlerden biri bu konuya riayet etmez ise yaşanan sıkıntılardan soran kişi mi mensuldur? Bu sıkıntılarda nasıl kurtuluruz? Hakkınızı helal edin. Yani sıkıntı gelecekse gelecek bu noktada. Yok sen sordun o yüzden sıkıntı oldu. Ben sordum sıkıntı olmadı. Bunlar boş muhabbet olur.
Allah muhafaza eylesin inşallah. İkinci sorum. Bazen de akraba olsun, arkadaş olsun sizi ve yolu anlatıyorum. Kötü konuşmalara mani olamıyorum. Hiç anlatmamaya kalksam bilemiyorum ne olur hakkınızı helal edin. Sıkıntı değil, anlamayacak olanlara anlatmanın bir anlamı yok zaten. Selamünaleyküm. Benim babam sigara kullanıyor ve temizliğine çok dikkat etmiyor. Annem de bu durumdan yıllarda rahatsızlık duyduğunu dile getirmesine rağmen babam bir önlem almadı. Gece sık sık kalkıp sigara içiyor, odaya giriyor. Alerjik rahatsızlıklar da olduğundan dolayı artık annem de dayanamadığını söyleyip odasını ve yatağını ayırdı. Bu durumda yaptığı doğru mu? Eğer doğru değilse ne yapması gerekir?
Odasını ve yatağını ayırmaması gerekir. Doğru değil. Atecekseniz ki ne yapacak? Onu normalde ya eşi ikna olacak, yani sigarayı kötü kokudan dolayı çünkü ve temizliğine dikkat etmediğinden dolayı da kadının boşanma hakkı doğabilir. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. Az önce saç ektirene Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in saç ektirene değil, ekletene dedim.
Saçına saç ekleten, ektiren değil. Saça saç eklemek. Şimdi ne diyorlar? Kaynak diyorlar. Peruk var. Onları yapmak doğru değil. Eşimin kafasında kellik var. Saçı için bitkisel şampuan aldı. Bu tarz şeyler kullanılması caiz mi? Onlar da kullanabilir veya da saç da ektirebilir. Ektirebilir. Kadınlar da, erkekler de saç ektirebilir. Saç ektirmek. Sahabeden bir kimsenin saçı çıkmıyordu. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri'ne geldi. Benim dedi saçım çıkmıyor. Hazreti Peygamber kendi saçından bir tel aldı. Böyle yardılar oraya yatırdılar. Birisinin de sakalı çıkmıyordu. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri'i yardı.
Kendi sakalından oraya kapattı, yardı. İkisinin de hem saçı çıktı, öbürkün de sakalı çıktı. O yüzden saç ektirilebilir, caizdir. Fıtrata uygun hale getiriliyor çünkü. Eklemek. Eklemek dediği peruk takmak. Veya kadınlar kaynak mı diyorlar? Kaynak yaptırmak gibi. Saça saç eklemek. Bu caiz değil. Selamun Aleyküm hocam. Ben çok migren ağrısı çekiyorum. Çok ilaç kullandım. Ne yapabilirim? Ağrın başladığında hemen temiz bir abdest al. Abdest aldıktan sonra sağ elini ağrıyan başına koy. Fatiha-i şerife oku. Ya Rabbi senden şifa diliyorum de. Selamun Aleyküm. Allah verdiğini bir daha geri almaz demiştiniz. Ama bir kimse rüyada esma alsa dahi düşebiliyor. Yani verilen esma alınıyor.
Bu durumu nasıl anlamalıyız? Normalde o esma düşer, kendisi düşüyor. Allah almıyor. Anladınız mı? Allah almıyor. Ama o kimse kendisi düşüyor. Selamun Aleyküm. Bir tanıdığım Mustafa İstamoğlu'nun tefsirini okuduğunu ve Resulullah Efendimiz ile ilgili Miraç gibi konularda şüphe ettiğini söyledi. Ben de boş bulunduk Mustafa İstamoğlu için o zındığı okuma dedim. Zındık dediğim için sonra kendimi kötü hissettim. Helallık almak gerekir mi? Ne yapmalıyım? Vallahi bunlar ağır sözler tabii. Ben hiç kimse için, hani çünkü Mustafa İstamoğlu belki de tövbe etmiştir. Biz hüsnü niyet gösterelim. Allah muhafaza eylesin.
Şahıslar üzerinde bu zındıktı, bu kafirdi, bu murtetti demeyin. Ama şunu diyebilirsiniz. Bir kimse Kur'an ayetlerini inkar ederse kafir olur. Bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetiyle alay ederse kafir olur. Bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri İsravi müracını reddederse kafir olur. Hayırlı akşamlar evlilik için istihareye nasıl yatılır? Ne görülürse daha hayırlı ve hayırlı olmadığına delalettir. Siz önce istişare edin evlilikle alakalı. Yani istişare hem ayetle hem hadisle hem imamların iştahı ile sabit. İstihare evet Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir karar veremediniz de.
Şüphe ettiniz şeyde istihare yapın diyor. Ama istişare önde. O yüzden bizde biraz bu istihare sanki böyle istismar ediliyor gibi geliyor. Kadınlar da erkekler de. Ya orta yerde bir aday yok. Bir aday adayı yok. Herhangi bir şey yok. Görüşme yok. Mesela bir erkek haber gönderiyor bir bayan tarafına. İşte böyle böyle evlilikle alakalı bir girişimde bulunacaktık. E bir istihare yapalım. Ya niye istiharesi yapıyorsun sen? Önce bir istişare yap. Gelecek olan kimse ne bileyim hayırlı mıdır, hayırsız mıdır, işi nedir, gücü nedir, dini nedir, diyaneti nedir. Otur konuş bir sefer. Ya konuşmadan, tanımadan neyine istihare yapıyorsun? Önce istişare et. Veya kimisi böyle enteresan takıntıları var insanlarda.
Böyle daha hiçbir şey yok orta yerde. Nasibi için istihare yapıyormuş. Ya canım kardeşim belki de ömür boyu bekar kalacaksın sen. Nereden biliyorsun? O yüzden erkekler de kadınlar da evlilikle alakalı önce istişare edin. Önce otur konuş bir ya. Bir tanı araştır, bak bakıştır. Yazık Allah muhafaza eylesin. Sonra ne yapacaksanız yapın. Selamun Aleyküm. Cümleten Allah'ın rahmeti üzerinize olsun. İnşallah. Sorun kardeşim için. Altı çocuğu var. Rahatsızlandı. Evde hiçbir yapası gelmiyor. Hep uzanıyor, uyumuyor ama beyin kalkmıyor. Ona bazen telkinde bulunuyoruz ama elinde değil. İçimden bir şey koptuğu için hiçbir şey yapasım gelmiyor. Çocuklar artık isyanlardan bir gün değil, bir ay değil, uzun zamandır maalesef böyle.
Baba evine yollamak istiyorlar. Bu kadından bıktık diyor. Evlatları elden bir şey gelmiyordu o adam başka. 12 yıl önce ve daha öncelerde aynı duruma girdi. Ne yapabiliriz? Sizden ne olur? Lütfen bir yol, bir çare, bir dua istiyorum. Kendim için bir şey istemedim ama lütfen kız kardeşim için rica ediyorum. Bir dua istiyorum. Psikolojik problemi vardır. Bir sıkıntısı vardır. Oturup görüşmek, konuşmak lazım. Olmalı bir psikiyatriye götürmek lazım. Yani bununla alakalı oturup konuşmak lazım. Muhakkak dua da etmek lazım. Ama bu Allah muhafaza eylesin. İnsan bazen psikolojik geri dönüşler yaşayabiliyor. Akşehir'den Özkan Sarı.
Allah yardımcınız olsun. Rabbim iyilik versin. Selam olsun herkese inşallah. Muhterem hocam her gün en az 200 sohbetinizi dinliyorum. Size karşı çok muhabbet besliyorum. Sürekli sizi izlemek ve dinlemek arasındayım. Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Zikir ve virklerimizde sürekli abdest olmamız gerekir mi? Olabilirseniz hala ama olamazsanız dahi normalde bir sıkıntı yok. Zikirlerinizi ve virklerinizi abdest siz de çekebilirsiniz. Bir sağlık problemi olanlar yolda olur, sıkıntıda olur. Olabilir, sıkıntı değil ama gönül arzu eder ki devamlı abdesti olmaya gayret edelim.
Bu az önce İstanbul'dan ders verdiğimiz kimse. Allah mübarek etsin inşallah. Selamun aleyküm. Ben yaklaşık 9 sene önce rüyamda sizi gördüm. Ders aldım. O zaman bana 7'şer 7'şer çek dediniz. Uzun zamandır çekemedim. Şimdi inşallah yeniden başlayacağım. Aynı şekilde mi devam edeyim yoksa normal haline mi döneyim? Ders aldığımda 9 yaşındaydın. Eee 9 sene olmuş, 18 yaşındasın. Yok, sen normal çekeceksin dersi. Büyümüşün. Selamun aleyküm. Bugünlerde sosyal medyada, bazı programlarda insanlar birbirine nasılsın diye sorduğunda mucize ötesiyim diyorlar.
Böyle söylenmeleri uygun mu? Mucizeyi bilmediklerinden, cahil. Mucizeyi bilseler, hani mucizeler bir tek peygamberlere ya. Ama onlar da kendi kendilerine böyle düşünüyorlar demek ki. Allah yiyesin inşallah. Selamun aleyküm. Eşim derviş değil, saçımı boyamamı ima ediyorum. Beyazlarım çıktıkça hatırlatıyor. Siz geçmiş sohbetlerinizde gusül geçerli olmaz demiştiniz. O zamandan beri boyamıyorum. Doğal her yolu denedim. Beyazlar kapanmıyor. Ne yapayım? Hayır, burada gusül geçersiz dediğim şey, o boyalar plastik ise, evet, saça su değmediğinden dolayı uygun değil. Eğer boyalar plastik değil ise, hani ne diyorlar ona, su bazlı diyorlar.
Böyle işte örneğin işte diyelim ki şöyle söyleyeyim. Bizim zaman, benim gençliğimde bu kestane yapraklarından böyle kaynatırlar. Onunla kadınlar saçlarını yıkarlardı, kadınların saçları kestane rengine dönerdi. Mesela böyle bir şeyde, bunda bir sıkıntı yok. Veya kına boyar ya, bunda bir sıkıntı yok. Bunun gibi, hani böyle plastik olmayan boyalar kullanılabilir, bunda bir sıkıntı yok.
Selamun aleyküm. Dokuz senedir evliyim, üç çocuğum var. Eşim erkek, çok ilgisiz. Ne yaptıysam ilgisini çekemedim. Sünnet olan, süslenme gibi şeyler de yapıyorum ama fayda etmiyorum. Uygunsuz videolar izlediğini gördüm. Çok indindim, ne yapmam lazım, ne uygun görürsünüz. Bu durum benim psikolojimi bozuldu. Artık çok güvensiz oldum, asla güvenmiyorum ona. Bu da aile için geçimsizliğe sebep oluyor. Evet, bu sıkıntılı bir şey. Bunu oturup eşinizle konuşabilirsiniz. Belki de sizden istedikleri bir şey olabilir. Veya sizden uzaklaştıran sebep ne? Onu oturup konuşabilirsiniz. Böyle zaman zaman evli eşlerde bu tip şeyler oluyor. Sevgililik bilincinin perdesini yok ediyorlar evlilikte.
Öyle olunca eşler birbirlerine herhangi bir şeyde kırılıyorlar, herhangi bir şeyde güceniyorlar, alınıyorlar. Böyle kendi kendilerinin aralara duvar örüyorlar. Bunu normalde eşler birbirleriyle konuşaraktan halletmeleri lazım. Bence eşinle oturup konuş, sana tavsiyem bu. Eğer o konuşmanın neticesinde sana faydalı olmaya çalışırım. İnşallah neticeyi bana bildirirsen, burada sorarsan. Selamünaleyküm. Kuzenimin telegramı olmadığı için benim yazmamı istedi. Sorusu, astroloji hakkında ne düşünüyorsunuz? Acaba bazı dindar insanlar işin ehlini bulursanız, doğum haritanızı baktırabilirsiniz diyorlar mesela. Yani bu bir ilim midir?
İlim olabilir ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bunun üzerinde durmamış. Yani bu mesele bunun içerisine çok böyle eski kadim Yahudilikten, Hristiyanlıktan, Budistlikten, ne bileyim Hinduluktan böyle değişik dini akımlardan etkilenen bir hal var burada. Biraz daha ileriye doğru, geriye doğru gittiğimizde ta Babil'lere kadar, Harut-Marut meselesine kadar gidebilir bu mesele. O yüzden bunların üzerinde çok bence durulması gereken şeyler değil. Dede, anneanne ve babaannelerin torunlarını görme hakkı, anne babalar kendince sebeplerden dolayı sınırlandırabilir mi? Böyle bir durumda ne yapmalıyız? Eğer bir haram söz konusu değilse, mesela bir kimse torununu götürdü, dedesi onu harama alıştırıyorsa, o zaman baba buna yasak koyabilir.
Veyahut da anneanne, kız torununa veya erkek torununa harama yönlendiriyorsa yasak koyabilir. Ama öbür türlü hani bir kızın, evlenmiş bir kızın aynı şehir içindeyse, Hanefi'ye göre haftada bir anne babasını ziyaret etme hakkı var ya, o zaman işte torunlarını da ziyaret etme, torunlar da gidebilir. Bunu böyle karşılıklı, yumuşaklıkla halletmekte fayda var. Ben şimdi buraya gelenleri genelde okumaya gayret ediyorum, bir hakkını helal et, ben yola ve size karşı adamsızlık ettim, edepsizlik ettim demiş bir kimse. Bakın yola ve biz bir topluluğun içindeyiz. Bazı şeyler vardır benim şahsımı ilgilendirir, bazı şeyler vardır bütün o yolda topluluğun içerisinde bulunanları ilgilendirir.
Ben şahsımla olan, alakalı olan şeyleri, ben derviç kardeşlerimle, hepsini de helal ediyorum. Ama yolu ilgilendiren bir şey var ise, o zaman ben onların helal mi bende değil. Ben komple arkadaşlardan helallık vekili almam lazım ki ben helal edeyim. O yüzden bu kardeşi tanıyorum, ismini yazmış çünkü altına. Benden yana helal olsun. Ama yola karşı bir, kendisi yazmış, yola karşı bir adamsızlık yaptım diye, bu o zaman bu benim elimde bir şey değil. Yola olunca bakın, aslında oradaki topluluğun elinde de değil. Yola dediğinde, bu kardeş için konuşmuyorum bunu. Bütün umuma konuşuyorum. Şimdi, bir kimse, bir şahsın kendisiyle alakalı bir şey vardır. Ona karşı edep-adap sınırını aşar, edep-adap sınırını aşırır da şahsın kendisiyle alakalı problemi.
Şimdi benimle kim problem, kim şahsi meselesi olur? Benimle bir ticareti varsa, benimle şahsi meselesi olur. E ticaretin dışında benimle komşumsa, arkadaşımsa, benimle şahsi meselesi olabilir. Bu şahsi ilgilendiren şeylerdir. Ama benim başımda bu sikke var ise, benim sırtımda bu haydari var ise, ve ben şu anda ticaret yapmıyorum. Benim normal bir hayat değil. Ben burada bir yolun hizmetçisi olarak buradayım. Siz bu konuda bana veya kardeşlere bir şey yapıyorsanız, bir şey diyorsanız, bu yolu ilgilendiriyor. Bu benden çıkıyor. Bu aslında arkadaşlardan da çıkıyor, kardeşlerden de çıkıyor. Kelin sahibi var demiş ya. Kelin sahibi var. Bu herkesten çıkıyor.
Sebep, ya o sufi kisvesi altında. Sen Kur'an ve sünneti anlatmaya çalışıyorum bildiğim kadarıyla. Ben gayet kendimce, kendi dairemde ben ihlaslı ve samimiyim. Kendi dairemde, ben bilmediğim bu konuyu bilmiyorum derim. Bir konuyu biliyorsam anlatmaya çalışırım. Hakkında ayet, hadisini biliyorsam, böyle ihlaslı, samimi bir şekilde söylemeye çalışırım. Telaffuzda hatam olabilir, unutmuş olabilirim. Ne bileyim işte, bir şeyde hata yapmış olabilirim. Yani bunu nasihatle düzeltirim ben kendimi. Birisi bir kimse dese ki, burada yanlışlık yaptın, burada eksiklik yaptın, burada bunu doğru söylemedin. Ben onun kendimce, kendi kendimi onu düzeltmeye çalışırım. Ders alırım ondan.
Ama yok öyle demiyorsa bir kimse, olanca var gücüyle böyle saldırıyorsa, hakaret ediyorsa. Canım kardeşim, bu benimle alakalı değil. Ben Mustafa Özbağ olarak kendi kafamdan çıkıp buraya oturmuş değilim ki. Sonuçta şeyhim beni sürmüş meydana. Ondan sonra başkaları girmiş devreye. Yani onlar da manevi olarak sürmüşler beni piyasaya. Yani kim kendisine hakaret edilmesini ister? Kim rahatını bozmak ister? Ama sonuçta bir yol yürünüyor ve bu yolun sahipleri var. Bu yolun hizmetkarları var, öyle söyleyeyim. Bu yolun sahibi Allah. Ama hizmetkarları var yolun. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, diğer peygamberler, sahabeler, pir efendiler, mürşid efendiler, veliler.
Bu yolun hizmetkarları, yani bir kimse yola edepsizlik, adapsızlık yapınca, yani bunun helallığı bana ait değil ki. Bana diyorlar ki işte hakkını helal et. E niye helal edeyim kardeşim sana? Benden bir ticaret mi yaptın? Benden bir alacağım varsa gel alacağını iste vereyim. Bana borcun varsa öde. Evet, benim komşum değilsin, benim arkadaşım değilsin, benden ne alıp veremedin var senin? Yol, din. Bunun helallığı bende değil. Sen gelsen bana bir tokat vursan, derim ki helallığı bende.
Adam geldi bana tokat vurdu. İyi. Tokat'ı neden vurdun bana? Benim dinimden ve yolumdan dolayıysa o helallık da bende değil. Din ise Kur'an, sünnet, Allah ve peygamber. Yol ise sıraladığım bütün silsile. Helallığı onlarda. Bu konuda, bunu açıklamak zorundayım bunu. Ben Kur'an ve sünnet anlatıyorum. Yolun adaf ve erkanını anlatıyorum. Ben bunu anlatıyorum. Buna karşı bir edepsizlik, adapsızlık yapıyorsanız, bu benim değil, benim şahsım yok orta yerde. Benim şahsım orta yerde yok. Birisinden borç almış, vermişimdir. Veya birisi benden gelip borç almıştır. Helallaşacaktır, gelsin helallaşalım. Ama öbür türlü, canım kardeşim, sen yola hakaret etmişsin.
Bu kardeş için söylemiyorum tekrar. Sen yola hakaret etmişsin, Mustafa Özba değil. Sen yola adapsızlık yapmışsın, Mustafa Özba değil. Mustafa Özba kim ki? Öyle bir şey yok. O yüzden bunun helallığı bende değil. Komple, normalde işte bir zikrullah şeyi, ne o? Videodan kesilmiş, koymuş bir estantanesi var. İşte o hakaret ediyor adam. Canım kardeşim, Mustafa Özba icat etmedi o zikrullahı. Mustafa Özba oturup ben böyle bir zikir mi icat edeyim dedi. Ayet de sabit. Hadis de sabit figürler ve davranışlar. Benim benden ne alakası var? Benden alakası yok.
O yüzden arkadaşlar, yolaysa, o zaman iş sıkıntılı. Selamun Aleyküm, görüyorken göremeyen helalleşecek, tavsiyeleriniz uyacak. Peki zikrullah da gözünü kapatınca, hiçbir zaman hiçbir şey göremeyen ne yapacak size karşı? Bu durumdan dolayı çok üzgün olan kişi ne yapmalı? Yine helalleşecek, yine helalleşecek. Allah'ım iyisin inşallah. Hocam 35 yaşındayım, yıllardır semazen olmak istiyorum, olabilir miyim? Bütün kapılar açık. Ama şu anda pandemiden dolayı hiçbir çalışma yapamıyoruz. O yüzden bir şey diyemiyoruz. Bir de normalde semazen kursları verilen tekkemiz de kapatıldı. O yüzden de şu anda hiçbir şey yapamıyoruz canım kardeşim.
Saç diplerine değmeden saç boyatmak caiz midir? Gece çalışanlar tehecih namazı nasıl kılabilir? Tekrar söylüyorum, yani saç boyamayla alakalı plastik olmadığı müddetçe boyası ne o? Dibine değmiş, değmemiş. Önemli değil. Gece çalışanlar tehecih namazını gündüz kılabilirler, iade edebilirler, sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Ben bir süredir sizi göremiyorum. Rüyamda derslerimi çekmekle ilgili nefsime yenik düşüyorum. Bazen hakkınızı helal edin. Akşamınız hayır olsun. Allah yardımcın olsun. İnşallah derslerini çekersin. Toparlarsın kendini inşallah. Burada bir kardeş böyle bir
zorunlu olarak bir bekar bir kardeşin evine gitmiş kalmak için onu söylüyor. Ondan sonra o da demiş bir daha böyle emir vaki olmasın diye onu uyarmış. Keşke gitmeseydim diyor. Yani normalde ben hep derim ya sufilik hiç kimseden hiçbir şey istememektir.
İşlerinizi ona göre ayarlayacaksınız. Hangi şehre gidiyorsanız gidin böyle orada şehirde hiç kimseye zorunu yapmamaya gayret edeceksiniz. o yüzden misafirhaneler tahsis ederim genel olarak. Haber verirlerse her yerde hemen hemen misafirhanemiz var. Orada arkadaşlar kalabilirler bir sıkıntı olması. İkinci sorum yaptığı günahtan pişmanlık duymayan ne yapmalı? Nasıl bir yol izlemeli? Allah muhafaza eylesin. O zaman o gerçekten kalbi kararmaya başlamıştır. İdrak nasıl açılır? Zikir ile hayırlı akşamlar benim sorum şu ben Instagram'dan satış sayfası açtım. Zücelciye tipi şeyler satıyorum.
Yeni başladım zaten. Tanıtıcı videolar çekiyorum. Sesli anlatımını çekebilir miyim? Tabii. Daha önceki sohbetlerinizde buna müsaade etmiştiniz. Öyle hatırlıyorum. Yeniden bir cevap verirseniz içim rahatlar. Bunda bir sıkıntı yok. Sesli video çekebilirsiniz. İkinci sorum zikir sırasında müzik aletlerini çalmanın temeli neye dayanır? Peygamber Efendimiz zamanında var mı? Mazhar vardı. Vardı tabii olmaz mı? O saati tam doldurmuşuz ya. Evet. Evet arkadaşlar. O akşamki mesaimiz bitti. Allah izin verirse inşallah önümüzdeki hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz.
52 sorumuz kaldı. İnşallah önümüzdeki hafta kaldığımız yerden yine telegramdan devam edeceğiz. bizi burada da yalnız bırakmadığınız için hepinize de teşekkür ediyorum. Geceniz hayır olsun inşallah. Nurla ve selametle kalın. eftali zikir fâle mennâhu la ilâh illâ Allah ilâh ilâh el-fâtiha mâ salavat amîn ejmîn
Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Geceniz hayır, geceniz nur olsun inşallah. Selamun aleyküm. selamun aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.