Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 17 Ocak 2021 · 2:49:18
Selamun Aleyküm, hayırlı geceler, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Güzel, karlı bir gecede inşallah programı yapıyoruz. Bursa'ya çok güzel kar yağıyor. Bursa'da olanlar bunun tabi şahidi ama diğer il, ilçelerdeki, ülkelerdeki kardeşler tabi farkında değiller belki de. Karlı bir geceden inşallah sizlere sesleneceğiz. Yine bu soru cevap olarak kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse. Rabbim inşallah cümlemizi Kur'an ve Sünneti sımsıkı yapışan, Kur'an ve Sünneti seneyi yaşayan ve yaşatan kullarından eylesin inşallah. Kaldığımız yerden devam ediyoruz inşallah.
Selamun Aleyküm, doğum günü kutlaması yapmak şirk midir? Çocuklar arkadaşlarından özeniyor, abartmadan, israf etmeden yaparsa olur mu? Yani bu tip meseleler aslında hani bir toplum, bir topluluk bunu kendi kendine bunu ortaya da koymuş olsalardı buna söylenecek bir söz olmazdı. Ama bu batıdan gelen bize olunca bir batı özentisi olunca problem var. Hani şirk dediğimizde bu büyük bir sıkıntı. Şirk diyemeyiz buna, küfür diyemeyiz. Ama ve lakin bu batı özentisi, hani batının adede geleneği, göreneği, batının adede geleneği, göreneği olunca bu sefer bizimde de uygulamaya başlamış. Hani siz adım adım onlara benzemedikçe kıyamet kopmaz. Onlar kim ya Resulallah? Hristiyanlar ve Yahudiler mi?
Evet. Hatta başka bir hadis-i şerifte onlar diyor, kertenkelenin deliğine girseler siz de girmeye çalışacaksınız diyor. O yüzden bu batıya uyma, batı standartlarına gitme oluyor. Şimdi bir kimse doğum günü kutlarken işte tam bir batılı olduğunu düşünüyorsa o zaman Allah muhafaza eylesin. Tecdi divan, tecdi nikah gerekli. Ama işte çocuklar bunu böyle istiyorlar ama işte görüyorlar etraftan. Yapsan bir türlü, yapmasan bir türlü. Ne yazık ki biz böyle batı kültürüyle İslam kültürünün arasında sıkışıp kalıyoruz. Ve belki de radikal bir şekilde böyle biz desek ki hayır batı kültürünün hepsini reddediyoruz. O yüzden batıdan gelen bu tip ne varsa biz bunlara uyumayacağız desek belki de en kestirme yol olacak.
Ama aileler, anneler, babalar, etraf, arkadaşları ne yazık ki bunu yapmak zorunda kalıyorlar. Hatta yeni genç nesil bunun şimdi bir batı kültürü olduğunu da bilmiyor. O yüzden doğum günü kutluyorlar, kutluyorlar. İşte kendilerince bir pasta alıyorlar. Ufak tefek bir şeyler yapanlar var. Sufiler genelde böyle yapmamaları lazım ama böyle yapıyorlar. Ama ben buna kalkıp da şirk deme noktasında değilim. Zikrederken kalbimde hissedemiyorum her zaman. O zamanlarda sanki yanlış yapıyormuşum. Bu şekilde anlamı olmazmış gibi geliyor. Bu durumda ne yapmalıyım? Bu sorunu nasıl çözebilirim? Allah razı olsun. Zikrullah Allah'ın nurudur. O yüzden bir kimse zikrullah'a devam etmeli.
Bunu hissedip hissetmemesi, kalbinde hissedip hissetmemesine bakmamalı. Allah'ı zikir çünkü farz, Allah'ı zikir, vacip Allah'ı zikir, sünnet böyle olunca yerine, konumuna, durumuna göre farz, vacip, sünnet hükmünde. Öyle olunca biz zikretmekle mükellefiz, biz zikrederiz. Kısacası, selamun aleyküm. Allah bazılarının hayatını rahat ve mutlu kılarken bazılarımıza da Allah'a olan tüm bağlılığına rağmen zorluk veriyor.
Neden eşit davranılmıyor? Şimdi her rahatlık mutluluk değildir. Buradaki mutluluk anlayışımızı bir irdelememiz lazım. Biz böyle konforu mutluluk olarak görüyoruz veya rahat bir hayatı mutluluk olarak görüyoruz. Yani bu doğru bir bakış açısı değil. Bir hasta da mutlu olabilir. Bir geçim sıkıntısı çeken kimse de mutlu olabilir. Bir başında problemi olan da mutlu olabilir. Yani o problemlerle, o hastalıklarla, sıkıntılarla barışırsa o da mutlu olur. Şimdi bazılarının hayatını rahat ve mutlu kılarken onlar normalde bunun böyle olmasının veya neden böyle olduğu ile bizi ilgilendirmiyor. Biz kendi hayatımıza bakacağız. Biz kendi hayatımızdan mensuluz.
O zaman biz kendimiz kendi hayatımıza ama barışaraktan ama anlaşaraktan mutlu olmanın yolunu bulabiliriz. Önemli olan bizim mutlu olmanın yolunu bulmamız ve kendimizce mutluluğa doğru koşmamız. Bugünün insanı çok acı bir şey bu. Mutluluğu konforda arıyor, lüksde arıyor. Rahat bir hayatta arıyor. Burası sıkıntılı, burası problemli. İşte bakın korona var. Herkes evlerine kapandı. Yani rahat olsan olacak, olmasan olacak. Herkes evinde duruyor şimdi. Para ne olsan olacak, olmasan olacak. Yani kapının önünde araba ne olsan olacak, olmasan olacak. Kullanamadıktan sonra bir anlamı yok. O zaman mutluluk kavramını doğru yerde kullanmamız gerekiyor. Bizim insanımız böyle ne yazık ki bütün dünyanın o konfor düşkünlüğüne, o marka düşkünlüğüne kurban gidiyor.
Böyle olunca da o konforu bulamazsa, o markayı bulamazsa kendince mutsuz oluyor. Canım kardeşlerim mutluluk o değil. Namazı kılmak büyük mutluluk. Oruç tutmak büyük mutluluk. Allah'ı zikretmek büyük mutluluk. Her haline hamd etmek büyük mutluluk. Allah'ı zikir yolunda koşmak büyük mutluluk. Hayırlı akşamlar, ben hamileyim. Namazların sadece farzını kılsam olur mu? Ve oturarak kılınsa olur mu? Saygılar. Yani hamile bayanlar mümkün ise, doktorları müsaade ediyorlarsa, namazlarını ayakta kılmaya gayret etsinler. Rüykuyu, secdeyi yerli yerinde yapmaya gayret etsinler. Bu onların hem rahat doğum, kolay doğum yapmalarına sebep olur. Ama bazı hamilelikler vardır.
Düşük tehlikesi vardır. Erken doğum tehlikesi vardır. O zaman onlar oturarak da namazlarını kılabilirler. Sadece farzlarını da kılabilirler. Ama böyle bir rahatsızlıkları yok ise, onların ayakta kılmaları ve sünnetleri de bir tamam yerine getirmeleri, onların sağlığı için ve bebeğin sağlığı için daha uygun. Seyyid Ahmet Ar-Rufay bir gün talebesi Yakup Kerraz'a şöyle diyor.
Ey Yakup! Kamil bir insan, tenkin ile Allah'tan bir hacetini dilerse, Allah-u Teala o talebi yerine getirir. Fakat o kişinin derecesi azalır. Yakup dedi ki, öyleyse sen niçin meclislerde ve namazlardan sonra dua ediyorsun? Ahmet Ar-Rufay dedi ki, ey Yakup! O ibadettir. Duanın birkaç şartı vardır. Bunlardan biri de peygamberlerin önderi Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesselam'a tabi olmaktır. Kaynak Şifaül Eskam sayfa 88. Burada pirimiz derecesi azalır derken, burayı nasıl anlamalıyız? Büyükler her hallerine hamd ederler ve hallerini değiştirmek için Cenab-ı Hak'tan herhangi bir şey kendilerine istemezler. O bir kimsenin kendi haliyle alakalı bir şey istemesi, halinden şikayet olarak algılanacağı için bir şey istememişler.
Ama bu dua etmiyor o manasında değildir. Dua ederken ne yapacaklar? Onlar da etrafındakilinlere dua etmişler. Çünkü dua etmek farz. Allah bizi dua eden kullarından eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Hadis-i Şerif'te bir evde çöp varsa o evden bereket kalkar buyurulmuştur. Biz evlerimizde çöpleri çöp kutularında biriktirip dolunca atıyoruz. Çöp atmanın bilmemiz gereken bir zamanı ve şekli var mıdır? Genel olarak günlük çöpleri gece evde bulundurmamak daha uygun. Neden? Çünkü kafir cinler o çöplerin etrafında toplanırlar. O çöplerden bir şey yiyip içmeye çalışırlar. Hiç olmazsa o zaman gece atamıyorsak onların ağızlarını bağlayıp ondan sonra sıkıca bağlayıp öyle tutulması gerekir ki kafir cinler gelip onların içerisinin karışmasına.
Selamun Aleyküm. Zamanımızı nasıl yönetmeliyiz? Günümüzü bereketlendirmek, verimli bir hale getirmek için tavsiyeleriniz nelerdir? İnsanların meslekleri vardır, ilgilendikleri işleri vardır. Veyahut da ev hanımıdır. Veyahut da öğretmendir, hemşireydir. Devlet dairesinde çalışıyordur, dışarıda çalışıyordur. O yüzden onların bu zamanı yönetecekleri zaman boş zamanlarını yönetmeyi öğrenecekler. Ne yazık ki bizde böyle bir kültür oluşmuş değil. Örnekliyorum bunu. İşte bir kimse servise biniyorsa serviste ne kadar geçiriyor? 45 dakika geçiriyor. O 45 dakikayı nasıl yöneteceğini görmesi lazım. Bunun için insanlar kendilerini tanımlamalı. Kendilerini analiz etmeleri. Mesela yapmış oldukları mesleklerle alakalı eğer varsa eksiklikleri boş zamanlarının üçte birini ona ayırmalı.
Boş zamanlarının üçte birini eşine, çoluğuna, çocuğuna ayırmalı. Boş zamanlarının üçte birini de dinine ayırmalı. Örneğin boş zamanlarına. Günlük on saat çalışıyor. İyi. İşte beş altı saatte uyuyacak o kimse. Ne etti? On beş on altı saat etti. Ne kaldı geriye? E sekiz saat daha kaldı. Bu sekiz saati üçe bölebilir. Örneğin. İşte bir kısmını eşine ve çoluğuna, çocuğuna, bir kısmını işiyle alakalı bilgi öğrenmeye, bir kısmını da diniyle alakalı bilgi öğrenmeye ayırabilir. Bunlar normalde eşlerinizin sizin üzerinizde hakları vardır. Çocuklarınızın sizin üzerinizde hakları vardır. Nefsinizin sizin üzerinizde hakları vardır. O zaman bizim üzerimizde hakkı olanların haklarını bizim yerine getirmemiz lazım.
O zaman biz zamanımızı yönetirken biz muhakkak ki boş zamanımızı yönetmeyi biz düşüneceğiz. Onun üzerinde tefekkür edeceğiz. Sürekli yemek yemek isteyen, kendini durduramayan birine tavsiyeniz nelerdir? Allah muhafaza eylesin onu. O bir gün yemek yerken ölebilir. Oruç tutabilir, ne bileyim işte boğazına sahip çıkabilir. Bu konuda kendini disiplin etmesi lazım. Bu eğer sürekli yemek yiyen bir kimse bayan ise işte ne yazık ki fazla cüle alır, fazla cüle alırsa da Allah muhafaza eylesin. Eğer genç bir bayan ise onun böyle eşlik yapabilme fiziği kalmayabilir. Veya yaşlı bir kimse ise devamlı yemek yiyorsa kilolarından dolayı rahatsız olabilir.
Şunu unutmayın. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir sahabenin böyle karnına elini soktu, böyle uzattı. Bizden değil dedi. Kilo bizden değil. Yani bizden değil derken bunu İslam dışı olarak görmek değil. Yani o sahabenin göbeğine elini uzaraktan bizden değil dedi. O yüzden kadınlar da erkekler de göbekli olmayacaklar. Göbekli olmamaya gayret edecekler. Göbeği olan herkes de çok yemekten dolayı oluyor. Yok işte ne su içse yarıyormuş. Laf. Yiyorlar boyuna. Ondan sonra su içsekli yarıyor diyorlar. Göbekli bir derviş de olmaz. Yani göbekli olmayacak hiç kimse. Şimdi bazı kimselerin açmazı vardır. Şimdi bizim eski arkadaşlar beni tanırlar.
Tanıyanlar şimdi derler ki kendisinde işte kül oluydu. Benim kül olum şeyhimin şeyhimle alakalıydı. Bir misafirliğe gidiyorduk. Kendisi yemiyordu. Sen ye Mustafa Efendi. Sen de yemezsen misafir alın. Ben yiyordum. Bir yere gidiyorduk. Sen ye Mustafa Efendi bunu. Ben yiyordum. Emir demiri keser. Sonra ben mesela işte kendim kilo verdim. Örneğin. Hala da veriyorum. Bu normalde benim dediğimin dışında olan bir şey. Ama öbür türlü arkadaşlar normalde genelde bayanlar da erkekler de kül almamaya gayret edecekler. Kül olu olmayacak o derviş. Kilo verecek. Diyet yapacak kendince. O nene zikrullah da diz dize yaptığımız zikrullah gibi faziletli midir? Diyemem.
Ben o kadar dijitalizm hayranı değilim. O yüzden sufilik diz dizedir. Nefes nefesedir. Sufilik yan yanadır. Şimdi mecburiyetten böyle yapıyoruz. Ne yazık ki bu köleleştik tabiri caizse bu koronayla alakalı bizi köleleştiriyorlar. Yani biz ne yazık ki böyle bir hastalıkla, bir bakteriyle hepimiz köleleşiyoruz. Ne yazık ki işte camilerde yan yana saf tutamaz hale geldik. Zikrullah alakaları yapılamaz hale geldi. Ne yazık ki bu tip toplantılar olamaz hale geldi. Köleleşiyoruz. O yüzden asla ve asla dijital zikrullah ile cemaatin bir araya gelip bir arada zikrullah yapması aynı şey değildir. Korkarım yarın öbür gün dijital namaz kıldıracaklar bize.
Yani bu öyle bir noktaya gelecek. Diyecekler ki dijital namaz kılacaksanız. Nasıl işte bir tane imam dijital olarak televizyonda ama işte bizim herkesin elinde artık cep telefonunda var ya bir imam namaz kıldırıp dijital olarak namazı kıldıracaklar böyle giderse bize. Yani ne acı ki oraya doğru sanki gidecek ve o dijital terör, dijital terör, ben onu dijital terör olarak görüyorum. Hayatımızı ablukaya alıyor. Yani bireylerin hiçbir kişisel özgürlükleri kalmıyor. Bunu böyle ben zaman zaman dile getiriyordum, söylüyordum. Şimdi yaşandıkça arkadaşlar diyorlar ki işte senin dediklerin çıkıyor. Ya normalde o dijital terörün altındayız şu anda. Böyle giderse mesela örneğin işte sağlık söz konusu HES kodu olmayan otobüslere binmeyecek.
Örnek adamın cep telefonu yok. Nereden alacak HES kodunu? Adamın yok diyelim ki ya. Adamın internetle bağı yok. Köyde oturuyor. HES kodu da yok adamın. İnterneti de yok. E-Devlet şifresi de yok. Nereden alacak o HES kodunu?
Dijital kölelik. Yani biz o adamın dijitalizmin kurbanı diyoruz. Ve diyeceğiz ki ona biz. Sen gideceksin E-Devlet şifresi alacaksın. E-Devlet şifresi aldıktan sonra HES kodu çıkaracaksın. HES kodu çıkardıktan sonra ancak hükümete girebilirsin, mahkemeye gidebilirsin. Çıkarmadı adam. Yok HES kodu ne olacak? Bunu düşünemiyoruz bile biz şimdi. Bunu düşünebiliyor musunuz mesela? Yani şu anda elektriği olmayan köyler var bizim ülkemizde. İnterneti olmayan köyler var bizim ülkemizde. Yani bütün herkesi cep telefonu aldırmak zorunda mıyız? Yani akıllılardan bir de. Yani bakıyorsunuz şeyde örneğin E-Devlet'e girdiğinizde kullandığınız ilaçlar orada.
hastalıklarınız orada E-Devlet'te. Biz bu dijitalizmi çok böyle öne çıkardık. Yani bunların hepsi nerede toplanıyor? Amerika'da toplanıyor. Yani bir ülkenin bütün sağlıkla alakalı bütün bilgileri başka bir ülkenin elinde. Ne kadar bu ülkede psikiyatri hastası var? Ne kadar bu ülkede şeker hastası var? Ne kadar bir ülkede kalp hastası var? Bu ülkede ne kadar insanlarda işte kanser hastalığı var? Bu ülkede ne ne kadar? Bütün hepsi de E-Devlet'ten bütün herkes giriyor. Peki bu E-Devlet'teki bu bilgiler nerede toplanıyor? Bunu sorgulayabiliyor musunuz? Hayır. Whatsapp'tan şimdi kıyamet koparıyoruz.
Öyle değil mi? Bunlar zaten var ki. İnternet bizim değil zaten. Bütün o bilgilerin toplandığı yer de bizim değil. Böyle bir dijital bir teröre maruz kalıyoruz. Yani bu haftanın konusu aslında Trump'a yapılan şey. Ne bu? Yani normalde adamın Twitter'ını kapattılar ya. Adamı bütün dijital medyadan dışarı çıkardılar. Attılar adamı. Koskoca Amerika Birleşik Devletler başkanına terör uyguladı. Kim? Facebook, Twitter ondan sonra YouTube gibi bu dijital teröristler, bu medyo teröristleri koca ABD başkanının boğazını sıktılar. Hem seçimleri manipüle ettiler.
Trump bu konuda haklı. Seçimleri manipüle ettiler. Yani aslında Amerikan seçimleri tam bir demokrasi değil, yalancılık var işin içerisinde. Yani bu o kadar biz dijitalizmin kurbanı olduk ki. Yani Whatsapp'ı biz şimdi işte bu haydi bir problem çıkarırız. Ben bir ara arkadaşlara dediydim. Sileceğim Whatsapp'ı diye. Sebep? Yani ben oradan taktıydım onlara. Yani İsrail Filistin'i bombalıyordu. Filistinliler Whatsapp'tan bunu haber olarak paylaşıyorlardı. Dünyayı duyuruyorlardı. Whatsapp, Filistin'deki bütün haberleşmeyi kesiverdi anında. Ve hiç kimse haberleşemedi Filistin'de. Yarın öbür gün aynı şey bizim ülkemizin olmayacağı ne malum?
Bizim ülkemizde herhangi bir şey manipüle etmeyecekleri ne malum? Ya ne yazık ki bizim ülkemizin bir dijital platformu yok. İnternet bizim değil, sosyal medyalar bizim değil. Değil. Değil. Allah bizi affetsin. Ve gün geçtikçe de biz dijitalliğe o kadar kendimizi açtık ki bizim her şeyimizi biliyorlar şu anda. Bir de şu hale geldik. O hale geldi. Aman bilseler ne olacak ki? Aslında bu milli bir sıkıntı. Dijitalliğin bu kadar öne çıkması ve bu dijital dünyanın verilerinin Türkiye'de olmaması veya dünya ülkelerinin herhangi birisinde olmaması bu bence büyük bir güvenlik zaafı. Evet.
Bir güvenlik zaafı bu. Ben geçtim hani dijital zikrullahı bu büyük bir güvenlik zaafı. Yani artık o hale geleceğiz. Hani bazen soruyorlar ya işte yanımızda bilgisayardan bir tane Kur'an hatmi açsak Kur'an hatmi sayılır mı? Yani Kur'an-ı Kerim okumayacak o kimse. Bilgisayardan Kur'an-ı Kerim okunacak oradan bir Kur'an hatmi. O kimse de onu orada işte dinleyecek ama okumayacak kendisi. Kur'an hatmi sayılır mı? Meşhur diye sorular. Allah bizi affetsin. Niyet etmenin önemi nedir? Din niyetin üzerine kuruludur. Sebep yani niyet ameller niyetlere göredir hadis-i şerifi var ya. O yüzden İmam-ı Azam da niyeti çok öne çıkarmış. Din de niyeti öne çıkarmış.
Yani bir kimse örneğin işte aç kaldı, oruca niyet ederse oruç olacak. Oruca niyet etmezse aç kalmış olacak. Veya bir kimse namaza niyet edecek. Namaza niyet etse rüku secde etti namaz kılmış oldu. Kıyam rüku secde oturma namaz oldu. Ama namaza niyet etmezse ne yapıyorsa yapsın. Jimnastik olmuş oluyor. O yüzden niyet önemli. Ben sizden dersiyim. Bir kardeş hakkında on gündür sürekli bir vesvese var içimde. Ona karşı uzak dur. Onunla konuşma. Onun dediklerini dikkate alma diyor. Ben çok rahatsız oldum.
Bu durumdan dayanamadım. Aradım ve helallık istedim kendisinden. Hakkınızı helal edin. Biraz uzun oldu. Soru yok burada. Ben Gelibolu'dan Osman sizden ders almak istiyorum. Bana ders verir misiniz? Programlarınızı takip ediyorum. Osman. Olur inşallah. Osman kardeş. Bir rüya görürsen inşallah sana ders veririz. Selamünaleyküm. Cinlerin uzun yaşadığı söyleniyor. Söyleniyor.
Cinlerden sahabe olur mu? Olursa hale yansıyan var mıdır? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem aleyhi ve selletleri hem cinni tayfesine hem de insanlara peygamber olarak gönderildi. O yüzden cinnilerden de sahabe muhakkak var. Hayırlı geceler WhatsApp'ta durumlara evli bir erkeğin kadın arkadaşlarının durumlarına bakması caiz midir? Ben eşime rahatsız olduğumu bakman doğru değil diyorum ama pek dinlemiyor. Sizce bu davranışı doğru mu ellerinizden öperim. Normalde artık bir kimsenin özeli olmuyor WhatsApp durumun. Birisi paylaşmış oraya. Paylaştı şeye de herkes bakıyor. Bakar bakmaz bu ayrı mesele ama bakılmaması çok daha uygun. Ama insanlar paylaşıyorlar.
Özerlerini paylaşıyorlar. Selamun Aleyküm. Ayasofya'nın açılmasını bir manevi bir rumuz, bir işaret gibi gördüğünüzü seneler öncesinde bir sohbetinize bahsetmiş idiniz. Bu işaretten sonra Mehdiyet oluşumunda nelere daha dikkat etmeli ve Müslümanlar Mehdiyete nasıl daha iyi hizmet edebilir?
Ben Mehdiyet'in Anadolu topraklarında zuhur edeceğine inananlardanım. O yüzden Anadolu topraklarında din hürleştikçe Mehdiyete daha iyi hizmet edecekler. Bu Ayasofya'nın yeniden camiye çevrilmesi bu Mehdiyete bir işaret olarak görüyordum. Bu işaretler daha devam edecek. Yani her ne kadar karanlık böyle çok acımasız ve vahşice Müslümanların üzerine geliyorsa da ve bu karanlığın, deccaliyetin temsilcileri olan o kötülükler, bunun en başında dinsizlik akımı, ardından fuhuşun, eşcinselliğin, ondan sonra uyuşturucunun, içkinin, kumarın serbest olup oluk oluk aktığı bir zamanda dahi ben ümidimi diri tutuyorum.
Ve inşallah bu karanlığın, bu zifiri noktası aydınlığa gebe olarak görüyorum. O yüzden Cenab-ı Hak önümüze bizim daha iyi günler bahşedecek diye ümidim var. Ve evet bu şimdi karanın bu aşırı derecede baskısından ve zulmünden gerçek, hakiki Müslümanlar acı çekiyorlar mı? Evet sıkıntı çekiyorlar mı? Evet yani gerçekten de o karanlık, o bataklık, o deccalizm bizim üzerimize çok haince ve hunharca geliyor.
Ve ne yazık ki bizim ailelerimizi, gençlerimizi perperişan ediyor. Ve ne yazık ki bizim gençliğimize zarar veriyor. Bu bizim zamanımızda da vardı, bizim gençliğimizde de vardı, bizden önce de vardı. Ve bu 200 yıldan beri, 250 yıldan beri Ümmet-i Muhammed bu karanlık deccalizmin pençesinde inim inim inliyor. Yani bir taraftan deccalizm hem kültür olarak, hem fikir olarak, hem böyle sanat olarak, edebiyat olarak, moda olarak, hayat tarzı, yaşantısı olarak bizim boğazımızı sıkarken biraz daha zayıf ülkelerin başına bombalar yağıyor.
Biraz daha böyle zayıf ülkelerin yeraltı, yeryüzü zenginlikleri sömürülüyor. Düşünebiliyor musunuz? Osmanlı'nın bıraktığı bütün yerlerde büyük bir sömürü düzeni hakim şu anda. Yani Afrika'ya bakıyorsunuz sömürülüyor, Orta Doğu'ya bakıyorsunuz sömürülüyor, Uzak Doğu'ya bakıyorsunuz sömürülüyor, Türkiye Cumhuriyetlerine bakıyorsunuz büyük bir sömürü var, Anadolu'ya bakıyorsunuz, Anadolu'da da büyük bir sömürü var. Bu deccalizm bütün İslam ülkelerini ve İslam ümmetini sömürüyor. Ve aynı zamanda da farklı yönden de büyük bir baskı altında kalıyor. Yani biz Batı'nın çok büyük bir kültür hegemeyesinin altında kaldık. Yani başımızı kaldıramıyoruz. Yani Kur'an ve sünneti anlatamıyoruz. Kur'an ve sünneti yaşayamıyoruz. Yani şimdi 28 Şubat'ta şöyle bir durum vardı.
İçeride belli bir siyasi ve bürokratik kanat, Türkiye'deki Müslümanların ensesinde boza pişiriyordu. İşte polis baskınları, emniyet kuvvetlerinin baskınları, sürülmeler, sürgünler, ne bileyim okullarda başörtü yasakları, işte yani çok büyük sıkıntılar vardı. Şimdi Müslümanların daha rahat edeceği bir zaman Müslümanların kendi içlerinde sıkıntılar çıktı. Yani düşünebiliyor musunuz şu anda Müslümanlar birbirlerini yiyor ülkede. Müslümanlar birbirlerini hançerliyorlar ülkede. Yani hem içeriden hem dışarıdan büyük bir kuşatmanın altındayız. İçeriden kuşatma şu, hadis inkarcıları, ondan sonra mezhep inkarcıları, sufi inkarcıları, tasavvuf inkarcıları topyekün saldırıyorlar.
Dışarıdan da batı saldırıyor. Yani normalde işte modasıyla saldırıyor, dijital medyasıyla saldırıyor, kültürüyle saldırıyor, çıplaklığıyla saldırıyor, içkiyle saldırıyor, kumarla saldırıyor, müzikle saldırıyor. Yani öyle bir saldırı altındayız ki, yani bunun içerisinden çıkmak gerçekten çok zor bir şey. Yani düşünebiliyor musunuz Boğaziçi Üniversitesi'nde, Türkiye'nin en önemli üniversitelerinin birisinde eşcinsel bayraklar açılıyor.
Yani bu saldırı çok büyük aslında. Ve kadınlarımız bundan muzdarip, aileler bundan muzdarip, eşler bundan muzdarip, hepimiz muzdaribiz. Yani cehalet bir taraftan akıyor, bilgisizlik bir taraftan akıyor, vahşilik bir taraftan akıyor. Akıyor, her yer akıyor. Yani diyeceksiniz ki bu kadar kötü şeyler söylediniz, nasıl ümit var oluyorsunuz? Evet, o karanın, zifiri karanın arkasının ben inşallah aydınlık olacağına inanıyorum. Yani eğer ki biz bir 15-20 yıl daha direnebilir ve kendi özümüzü kaybetmezsek, ben bu karanın sona ereceğine inanıyorum. Yani öyle bir şey ki Müslümanlar, Müslümanları katlediyorlar şu anda. Yani bakın Müslümanlar, Müslümanları katlediyorlar.
Az önce arkadaşlar burada bana bir çalışma gösterdiler. Hani Karabaş Veli Tekkesi var, bizim grubumuzun yapmış olduğu hizmetleri fotoğraflamışlar. Yani içim parçalandı. Dedim ki yani ayak basmadık, il, ilçe bırakmamışız, neredeyse gücümüzün yetinci, yurt içi, yurt dışı, bütün her yere yetişmeye çalışmışız. Onca semazen yetişmiş, onca insanlar yetişmiş ve bir gazetecinin muhalif tutumuna, o yaygarasına uyan şehrin bürokratları tekkeyi kapatıyorlar.
Ve bunu hiç kimse görmüyor. Hiç kimsenin vicdanı sızlamıyor. Hiç kimse bunu dert edinmiyor. Böyle bir hani insanların eğitildiği bir yeri fitursuzca kilitleyebiliyorlar. Yani Müslümanlara zarar dışarıdan önce Müslümanlardan geliyor. Yani adamın birisi Osman Gazi Belediyesi'nden ilan, reklam parası alamadı diye kurban olduk biz orta yerde. Ve hiç kimse de kılını kımıldatamadı. Yani karanlığın zirve yaptığı bir şey. Biz zamandayız. Yani düşünebiliyor musunuz AK Parti gibi bir partinin eşcinselliğe kaparalayacağını? Kapı aralayacağını, düşünebiliyor musunuz AK Parti gibi bir partinin yani sonuçta kökü milli görüşten gelme, böyle bir partinin fuhuşta kapıyı sonuna kadar aralayacağını?
Yani siz her gün İmam Hatip açsanız ne olacak ki? İmam Hatip'teki meslek hocaları, hadis inkarcısıysa, mezhep inkarcısıysa, İmam Hatip'lerdeki öğretmenler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de hata yaptığını iddia ediyorlarsa, o heva ve hevesinden konuşmadığı ayet-i kerimesine rağmen bunu iddia ediyorlarsa, yani biz gençliğimizi, genç çocuklarımızı nereye teslim edeceğiz ki?
Yani ilahiyat fakültelerinde öğretim üyeliği yapan bir profesör, bunlar Allah'ın Kur'an ayeti olamaz deyip de konferanslar veriyorsa, yani bu çocuklarımız neye inansın bizim? Gerçekten çok karanlık günler. Gerçekten çok sıkıntılı günler. Ve Kur'an sünnet diyenlerin ötelendiği, Kur'an sünnet diyenlerin itelendiği, Kur'an sünnet diyenlerin baskılandığı bir dönemden geçiyoruz.
Acı bir şey bunlar. Ama ben yine de ümit varım, ben yine de bu karanlığın aydınlığa devşirileceğine inananlardanım. Mücadeleyi bırakmadan, direnmeyi bırakmadan, direnmeyi bırakmadan biz o mücadeleye devam ettireceğiz. Bayrak yere düşmeyecek. O tevhid bayrağı yere düşmeyecek bu topraklarda. Ve tevhid bayrağı yükselecek. Ve bu topraklar nasıl 1071'de Alparslan'la, İslam'la tanıştılarsa, 1071'den beri bu topraklarda İslam hakim olduysa, yine bu topraklarda İslam hakim olacak. Ve yine bu topraklarda İslam medeniyeti neş-i neva bulacak. Ve yine bu topraklarda İslam tabiri caizse güneş gibi doğacak ve dünyayı ısıtacak ve aydınlatacak. Ben buna inanıyorum.
Çünkü bu birikim bizde var. Bu birikim bizim kütüphanelerimizde var. Bu birikim bizim sufi topluluklarımızda var. Bu birikim bizim içimizde var. Ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar, ne ederlerse etsinler. Nasıl Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde Kur'an-ı Kerim'in rafa kaldırıldığı, camilerin kapatıldığı, tekkelerin kapatıldığı bir zamanda, o eski sufiler, veliler, dervişler ev ev, ev ev Allah'ı zikri talim ettirdilerse, zikrullah yaptılarsa, Kur'an-ı Kerim okudularsa, okuttularsa, yine de bunu ev ev devam edecek.
O yüzden ev ev toplanacağız, ev ev Allah'ı zikredeceğiz. Evimizin içinde hane halkı olarak Allah'ı zikredeceğiz, Allah'ı unutmayacağız. Çocuklarımıza da unutturmayacağız. Zikrullah'a devam edeceğiz. Anne olarak toplayacaksınız çocuklarınızı, Allah'ı zikrettireceksiniz. Hepiniz birer çavuş edasıyla, hepiniz birer zakir edasıyla, evlerinizde Allah'ı zikrettireceksiniz. Babalar, evlerinizde zikrettireceksiniz. Toplayacaksınız hane halkınızı, evinizi dergaha çevireceksiniz. Zikirhaneye çevireceksiniz. Evinizi semahaneye çevireceksiniz. Semazenler yılmayın. Tekkeniz kapatıldı diye yılmayın. Evinizde kaldırın halılarınızı, kilimlerinizi, evde sema edin. Allah'ı zikredin. Geriye adım atmayın.
Her ev bir semahane olsun. Her ev bir zikirhane olsun. Her ev bir mescit olsun, cami olsun. Hz. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke'de İslam'ı tebliğ etmeye başladığında cami yoktu. Müslümanlar ev ev Allah'ı zikredip Allah'ın ayetlerini ezberliyorlardı. Evlerde toplanıyorlardı. Ve müşrikler onların evlerini basıyorlardı. Müşrikler onların evlerini basıyorlardı. Zikir yapılan bir eve baskın yapan müşriktir. Müşrik. Zikirhaneleri kapatanlar müşriktir. Camileri kapatanlar müşriktir. Beytullah'ı kapatanlar müşriktir. Kim bir zikirhaneyi kapatırsa müşriktir.
Kim bir semahaneyi kapatırsa müşriktir. Müşrik. Başka bir şey değildir. O yüzden müşrikler müşrikliklerini yerine getirecekler. Zikirhaneleri kapatacaklar. Semahaneleri kapatacaklar. Camileri kapatacaklar. Onlar zalimdir. Ama Müslümanlar, müminler direnecekler. Evlerini Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Mekke döneminde yaptığı gibi birer zikirhaneye, birer mescide çevirecekler.
Birer Kur'an hanesine çevirecekler. Evlerinizde Kur'an-ı Kerim okuyun. Evlerinizde Kur'an-ı Kerim okutun. Geri durmayın. Bu dijital teröre, bu müşrik terörüne boyun eğmeyin. Evlerinizi birer ders yapılan dershanelere çevirin. Evlerinizde hadis okuyun. Evlerinizde fıkıh okuyun. Bilgili olan babalar, çocuklarınızı toplayın, evlerinizde sohbet edin. Bilgili olan anneler, toplanın evde sohbet edin. Çocuklarınız sizi dinlemese dahi sohbet edin. Çocuklarınız sizi alaya alsalar dahi sohbet edin. Çocuklarınız içlerinden kıssalar dahi onlara sohbet edin. Ben inanıyorum ki bir gün gelir, onun kafası dank eder. Der ki babam böyle söylemişti. Der ki annem böyle söylemişti.
Der ki zikrullah var. Der ki Allah var. Der ki sünnet-i seniye var. Der ki Muhammed-i Mustafa var. Der ki bu ezanlar bizim. Der, bir gün der. Siz tohumatın. O yüzden Mehdiyet bu topraklarda neş-i neva bulacak. Bu topraklarda. Ve bu toprakların insanları yeniden Kur'an'a ve sünnete hizmet edecekler. Direnin. Gerçekten direnin. Bu konuda fitursuz olun direnme noktasında. Sakın yenilgi düşüncesini geçirmeyin içinizden. Cihad zamanı şimdi. Evet, bir yerde toplanıp zikrullah etmek işin ayrı bir yeri. Ama önemli olan şimdi evlerinizi zikirhaneye çevirmek. Önemli olan evlerinizi tevhidhaneye çevirmek.
Önemli olan şu anda evlerinizi namazgahaneye çevirmek. Önemli olan evlerinizi şu anda tekkeye çevirmek. Sema edin evlerinizde. Bırakmayın semanızı. Hiç sıkıntı değil bizim için. Biz yolda da, caddede de, parkta da, herhangi bir yerde de sema ederiz biz. Allah'ın izninden. Allah'ın izninden. O yüzden sakın ha öyle bu karanlık sizi korkutmasın. Rabbi muhafaza eylesin cümlemizi inşallah. Geçen haftadan kalmaya soru sohbet için hala link gelmedi. Bir sorun mu var demişler. Yani zaman zaman bu tip sorunlar oluyor. Yani geçen hafta da olmuştur.
Bu hafta da olabilir. Normal. Birçok helallaşıp tövbe etmeme rağmen yine aynı hatalara düşüyorum. Ahde vefasızlık ederekten biatlaşmada söz verdiklerimi yerine getiremiyorum. Haramlara dalıyorum. Nefse ve şeytana uyuyorum. Öncelikle sizden özür diliyor. Hakkınızı helal etmenizi istiyorum. Sizden ve kardeşlerimden kopmak istemiyorum. Tekrar sizinle manevi boğumun olmasını ve bir daha hiç kopulması için duanızı istiyorum. Canım kardeşim kimsin bilmiyoruz ki. Allah muvenin olsun inşallah. Allah yardımcın olsun. Güzel kardeşlerim burada biz arkadaşların isimleri yok burada. Kimseyi kaydetmiyoruz bu cep telefonuna. O yüzden kimin kim olduğunu genel olarak tanımaya çalışmıyoruz.
Selamun Aleyküm. İtikafın faziletiyle ilgili bir video paylaşmıştınız. Bir kimse Ramazan'da 10 gün itikafa niyet etmek için Üstadının sen 10 gün itikafa gir demesini beklemesi yanlış olur mu? Evet. Kendiliğinden 10 gün itikafa girmek ile Üstadının emriyle girmesi arasında manen ne fark olur? 10 gün itikafa girmek sünnet bir kimse kendince ben bu sünneti işleyeceğim diyorsa itikafa girer. Ama normalde üstadına haber verirse o zaman üstadının manevi gözetiminde itikafa girmiş olur. Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı hakkında ne düşünüyorsunuz? Vatansever devlet için çalışmış biri midir?
Yoksa suç örgütü lideri midir? Yani bununla alakalı çok şairler oldu. Çok sıkıntılar oldu. Herkes bir şeyler söyledi. Devletin zaman zaman böyle oluşumları yani devletin kurmuş olduğu önceden bu tip teşkilatlar olabilir. Bunlar böyle devletin kendi içerisindedir. örnekleyecek olursak işte Avrupa'daki kurulmuş olan Ermeni katil örgütüne karşılık devlet de böyle bir karşı örgüt kurabilir. Gayet normal. Abdullah Çatlı ve arkadaşlarıyla alakalı böyle bir şey söyleniyordu. Doğrudur, yanlıştır. Devletler bunları da açıklama yapmıyor. Bu tip şeyleri açıklama yapmazlar. Ama Devlet Bahçeli'nin böyle bir açıklaması oldu.
Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının vatanını, devletini, milletini seven ve hizmet eden kimseler olarak nitelendirdi. Tabii şu anda cezaevinden çıkan neydi? Alaaddin Çakıcı'yla da alakalı böyle bir şey söyledi. Devlet Bahçeli'nin bu tip şeylerden haberdar, haberi olar, olur diye düşünüyorum. Vardır muhakkak bir bildiği ve haberi. Öyle olunca o zaman Alaaddin Çakıcı gibi işte Abdullah Çatlı gibi kimselerin devletin hizmetinde çalışmış olmaları muhtemel. Normalde sonradan tabii bunları özenen insanlar olabilir. İşte geçen gün bir videoda denk geldik. Mehmet Ali Ağaca'nın bir açıklaması vardı.
Bugünkü işte bir kısım hükümet yetkilileri botokslu mafya liderinin arkasında duruyor diye böyle enteresan bir açıklaması vardı. O botokslu mafya lideri dediği de o var ya şimdi yurt dışında olan neydi onun adı ya? Sedat Peker. Evet. Onunla alakalı Mehmet Ali Ağaca'nın bir açıklaması vardı. Tabii Sedat Peker Mehmet Ali Ağaca'ya cevap verebilecek noktada değil herhalde. Herhalde bir cevap yok. zaten de vermesin. Yani başına iş açarlar sonra. Allah muhafaza eylesin. E tabii Sedat Peker şeye de ne o çakıcıya da zaten cevap veremez. Orası da ayrı bir şey.
Her neyse devlet zaman zaman geçmiş dönemlerde bu tip şeyler yapmış olabilir, yapabilir de. Yapmalı da zaten. Yapmalı da. Bunda bir sıkıntı yok. O yüzden suç örgütü lideri midir? Bugün Abdullah Çatlı suç örgütü lideri olmuş olsaydı arkasında milyon dolarlar bırakırdı. Suç örgütü lideri dediğinizde arkasında milyon dolarlar, işçişe bankalarında paraları bulunması lazım gibi. Allah iyi yesin. Devletin hukuk sistemi yetersiz ise, suçlular bundan yararlanabiliyor ise, devletin rutinin dışına çıkıp, gayri hukuki yollardan düşmanlarıyla mücadele edebilir mi? Ben devlet başkanı olsam ben öyle mücadele ederim. Örneğin. Yani bunu yurt içinde yapamazsınız ama yurt dışında yapabilirsiniz. Sevmediğim birinin fotoğrafına bakarken yüzü bir anda kurt yüzüne dönüştü.
Fotoğrafı ki kişinin bu ne anlam taşır? Hayırlı geceler. Demek ki kurt yüzlü olan sizsiniz. Tövbe edin. Koronavirüsü cinlere bulaşır mı? Koronavirüsü cinlere bulaşır mı? Selamun Aleyküm. Koronavirüsü cinlere bulaşır mı? Selamun Aleyküm. Koronavirüsü cinlere bulaşır mı? Koronavirüsü cinlere bulaşır mı? Bununla alakalı geçen haftada bir soru vardı. Aynı şahıs. Yani soruyu soran kardeşler, arkadaşlar, şahıslar sohbeti dinlemiyorlar. Dinlemedikten sonra diyorlar ki benim sorumu cevaplamadı.
Bir daha yazıyorlar, bir daha yazıyorlar. Bir daha yazıyorlar. Bu arkadaşımız 21-16, 21-17, 21-20, 21-22, 21-22, 21-22 de yazmış. Çocuk herhalde. Selamun Aleyküm. Hocam, bereketli yayınlar. Bir, sünnet olarak tırnak nasıl kesilir? Sünnet olarak tırnak kesmeye sağ elinizden, orta parmağınızdan başlayacaksınız. Ondan sonra sertçe parmağınızı keseceksiniz. Sonra baş parmağınızı keseceksiniz. Sonra yüzük parmağınızı keseceksiniz. Sonra işaret parmağı keseceksiniz. Sonra sol elinize geçeceksiniz. Aynı şekilde onu da öyle yapacaksınız. Sonra ayaklarınızı da aynı şekilde yapacaksınız.
En az haftada bir gün tırnaklarınızı kesmeniz sünnettir. Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hadis-i şeriflerinden çıkardığımız sonuç şudur. Bir kimse en az haftada bir gün etek ve koltuk tıraşı olacak ve tırnaklarını kesecek. Bu temizliğe riayet edecek. Biz bu temizliğe şu anda toplum olarak çok düzgün riayet edemiyoruz. Taharetlenmeyi düzgün yapmıyoruz. Toplum olarak biz yine burada batının tesirinde kalaraktan taharetlenmeyi kağıt peçeteyle silmeye çalışıyoruz. Su bulamazsanız, su bulamazsanız silersiniz. Su varsa yıkacaksınız. Hem ön uzvunuzu hem arka uzvunuzu su varsa yıkacaksınız taharetlenmeden. O yüzden tırnaklarınızı da en az haftada bir gün keseceksiniz.
Tırnaklarınızı kesmek sünnet. Bir kimse tırnağını kesmez uzatıyorsa sünneti terk ediyor. Bunun sünnet olduğunu bile bile kasıtlı yapıyorsa sünnet seneye karşı savaş açmış olur. Allah muhafaza eylesin. Bir şeyi ben yaparım bu işi bir iyi bilirim demek kibire girer mi? Duruma göre. Yani normalde kibire girer. Bunu büyüklenmek için söylediyse evet ama büyüklenmek için söylemediyse. Bir işe ehliyetli olduğunu göstermek için söylüyorsa bunda bir sıkıntı yok. Özgüven İslami ölçüde nasıl olmalıdır? İnsan nasıl davrandığında fark etmeden kibire düşebilir? Kibir geniş bir mesele. Yani kibir Allah'a karşı olan kibir var. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme karşı olan kibir var. Veyahut da bir alime karşı olan kibir var.
Bir de insanların kendi arasındaki kibirlilikleri var. Bir kimse Allah'a olan vazifelerini yerine getirmiyorsa o Allah'a karşı kibirlidir ki Allah muhafaza eylesin. Onu şirke veya küfre dahi götürebilir. Yani bir kimsenin ibadetlerini farz olan ibadetlerini terk etmesi, reddetmesi Allah'a kibirlenmesidir. Allah'ın haramlarını işliyor olması Allah'a karşı kibirdir. Kibir Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme olur, onun sünnet-i saniyesini terk eder, sünnet-i saniyesini kabul etmez, hadisleri inkar eder. O Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme hazretlerine karşı kibirlenmiş olur. Bir kimse alimlere kibirlenir, imam-ı azama kibirlenir, imam-ı şafiye, imam-ı malike, mezhep imamlarını küçük görmek.
Onlara kibirleniyor, ilme kibirleniyor. Bu da küfürdür, ilme kibirlendiği için. Bir kimse bir alimi ilminden dolayı küçük görüyorsa o da şirke düşer. Sebep? Onun ilmi ne? Onun ilmi İslam ilmi. Eee sen onun ilminden dolayı onu küçük görüyorsan Allah muhafaza eylesin. Sen yine kibirlendin, yine şirke düştü, küfre düştü. Veya bir kimse bir Allah dostuna karşı kibirlense, Allah dostuna karşı büyüklense, o niçin o Allah'ın dostu velisi, nasıl Allah'ın dostu velisi oldu? Allah'ı sevmekle, Allah'a muhabbet beslemekle, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine uymakla dostu oldu. Ona olan kibir de insanı küfre götürür, Allah muhafaza eylesin.
Şimdi, öbür türlü insanların arasındaki kibir vardır ki, diğerlerinden kendini üstün görmek. Evet, bu hoş bir şey değil, Allah muhafaza eylesin. Ama bir kimse, bir işte gerçekten ustadır, o kimse, ben bunun ustasıyım demesi kibir değildir. Allah muhafaza eylesin. Tasavvuf yolunda bir mürşide intisap edildikten sonra, mürşid değiştirebilir mi? Değiştirilebilir, bir kimse rüyasında başka bir üstadı görür, başka bir üstadı intisap ettiğini görürse, gider, o üstada isterse intisap eder ve hata etmez. Der ki, ben üstadımdan memnunum, o da üstad olabilir der, ben üstadımı değiştirmek istemiyorum diyebilir. Ama orada bir emir söz konusu olursa, işte gideceksin bu üstattan ders alacaksın derlerse, mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine böyle derse, işte sahabelerden bir kimse veyahut da geçmiş peygamberlerden bir peygamber bunu söylerse,
o zaman tabi olmak gerekir zaten. O zaman gelir üstadına der ki, ben rüyamda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bana dedi ki, git X efendiye intisap et, efendim müsaade ederseniz ben gideceğim, intisap edeceğim ona der, o da ona müsaade eder, gider zaten, bunda bir sıkıntı yok. Benim bildiğim bir kimsenin üstadını değiştirmesi ancak böyle. Ama öbür türlü, ya işte ben rüyamda gördüm ama acaba doğru mu yanlış mı, ya işte ben gideyim ya ben bırakacağım bunu diyorsa o sıkıntılı. Allah muhafazaysa. O nefsine uydu, o kibirlendi. Onların, Allah affetsin, yolları kapanır. Rabbim kapatmasın inşallah ama kapanır. Aynı anda iki mürşid sohbetine katılınabilir mi? Sohbetine katılınabilir mi? Neden katılmasın?
Ama ders almaksa ondan sonra bu farklı bir şeydir. Bulunduğumuz ortamların çoğunda Atatürk eleştiriliyor. Bir Müslüman ve Türk vatandaşı olarak bu durum karşısında nasıl davranmalıyız? İnsanlar zerrece hayır yapsalar, hayri karşılıksız kalmaz. Zerrece şer işleseler, şerleri cezasız kalmaz. Yani geçmiş dönemi eleştirmekle biz bir yere varamayız. Önemli olan insanın kendisinin bu zamanda ne yapması gerektiğidir. O yüzden biz bu zamanda ne yapmamız gerektiğine bakarız. Başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum, izin verirseniz. İş yerinde sizin sohbetlerinizden biri olan nefis meratiplerini dinlettim çalışanlara. Birkaç kişi hariç namaza başladılar. Artık cemaat bile yapıyoruz çoğunlukla.
Allah razı olsun sizden. Ben de tasavvuf yoluna yürümeye aday biriyim. Benim için de dua eder misiniz? Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak muhininiz olsun inşallah. Hayırlı geceler. Geçen gün internette denk geldim. İnsan vücudunun beş yerinde çakralarının olduğunu ve o çakraların kapalı olduğu zaman insanın Rabbi ile manevi olarak bağlantısının kapalı olduğunu söyledi. Dini terimlerle anlatıyordu. Dinimizde çakra olayı var mı? Hakkınızı helal edin. Allah iyi etsin inşallah. Rabbim iyilik versin. Yani böyle bir öğreti almadığımdan dolayı bir şey diyemeyeceğim. Benim bildiğim iman edip salih ameller işleyenler Allah'a yakın olurlar. Selamun aleyküm bildiklerinizle amel ederseniz Allah size bilmediklerinizi öğretir hadis-i şerifini nasıl anlamalıyız?
Buradaki Allah'ın öğretmesi nasıl olur? Hayırlı geceler. Bildiklerimizle amel edersek bilmediğimizi bir sohbette, bir zikullahta, bir radyo programında, bir televizyon programında lazım olan ilim o kimseye gelir. Selamun aleyküm ben bir işim yaparken bir sıkıntı çıkmasın diye adak adadım. Adak adanmaz, bir şey adanır. Mesela üç gün oruç tutacağım der. İşte yirmi vakit namaz kılacağım der. Veya yirmi rekat namaz kılacağım der. Veya bir küçük baş keseceğim, dağıtacağım der. Adak adanmaz, bir şey adanır. Bir şey çıkmazsa garibanın birine yüz TL para vereceğim dedim. O işim bittikten sonra annem bir gün ablana yüz TL para ver diye söyledi.
Verdim, bu adam geçerli olmuş mudur yoksa başkasına mı vermem gerekir? Ablan, gariban birisi ise bir sıkıntı yok. Yani gariban birisi dediğiniz şey, zekat almaya muhtedir olacak. Selamun aleyküm ben rüyamı dergahtan ablaya anlattığımda, onun tarafından günde iki defaya dersim çıkartıldı.
Günde beş bin tevhid verilmişti ve ben bunları bir zaman bırakmıştım. Tekrar başlayabilir miyim? Nasıl bıraktın, neden bıraktın? Yani dersi mi bıraktın, yoksa topluluğu mu bıraktın? Bilemediğimizden bu soruya cevap vermemiz biraz zor. Evlilik için istihareye yatmış olup rüya olumsuz yöndeyse, rüyayı gören kimse rüyasına tabi olması gerektiğini söylüyor.
Karşı taraf, yani erkek evlilik kararından vazgeçmeyeceğini, kazanmak için ne gerekiyorsa yapacağını söylüyorsa, nasıl bir yol izlemeli, doğru olan nedir, rüyaya tabi olmak gerekir mi, yoksa bekleyip sonra yine istihare mi yapmalı? Evlilikle alakalı meselelerde birinci derecede istişare önemli. İstişare, eğer bu kimse istişarenin neticesinde kafasında bir şüphe var ise ondan sonra istihare yapsın. İstiharesine de tabi olsun. Sen de doğru yapmışsın, istiharenin de tabi olmuşsun. Yine eğer istişare neticesinde olumlu görürsen evlenebilirsin. Ama istişareden olumsuz bir şey olmuş ki istihare yapmışsın, oradan da olumsuz görmüşsün. Bence geriye dönme. Kayseri'den Mesut Güler, selam olsun inşallah. Kanın içindeki pıhtılaşmayı önlüyor, kanı inceltiyor ve damar tıkanaklarını gideriyor.
2-3 ay arayla yapılır, bol su içilir. 2 litre limon suyu 45-50 tane soyulmuş. Sarımsak cam kapta, ağzı kapalı olarak güneş görmeyen bir yerde yaklaşık 25 gün bekletilir. Sabah akşam birer kahve fincanı içilir. Kahve, çay, sodo, bobo sıvı alınır. Daha önceki sohbetlerinizde bu tarifi önermiştiniz. Korona geçirenlere bu tarifi verebilir miyiz? Muhakkak yapmaları lazım. Korona geçirenler damar tıkanıklığını ve damarlardaki kanın pıhtılaşmasını önleyici, bol suya devam edecekler. Muhakkak bunu yapacaklar. Ve akşi yerlerini güçlendirici, kuvvetlendirici, zencefir, zerdeçal, keçi boynuzu, havlıcan, ısırgan tohumu gibi bu karışıma ve muhakkak çörek otu da içine ilave edip bu karışımı devamlı kullanacaklar.
Hatta korona geçirmemiş olsa dahi bütün arkadaşlar sabah akşam şekeri olmayanlar balla karıştırarak, şekeri olanlar ise balsız toz halinde bunu sabah akşam yarım tatlı kaşığı veya bir tatlı kaşığı aç karnına içmeye devam edecekler. Korona geçirenler de geçirmeyenler de buna devam edecekler. Bilhassa bu kış aylarında buna devam etmeliler lazım. Bu ışıklık sisteminizi bu konuda diri tutun. Mesela akşamları yatarken 3 tane, 5 tane, 7 tane duruma göre sarımsak yiyin yoğurtla beraber. Bu muhakkak antibiyotik olarak ve sizin vücut direncinizi arttıracaktır. Natürel gıdalar yiyin, tavuk etinden uzak durun. Çok mikrop taşıyor çünkü. Böyle işte tahıllı ürünler yemeye gayret edin.
Kuru fasulyeydi, nohuttu, mercimekti gibi tahıl ürünleri yemeye gayret edin. Vücut direncinizi arttırın. Bol su için, su içmeyi unutmayın. Yani muhakkak herkes kendi fiziğine, konumuna, durumuna göre en az 1,5-2 litre günlük su içmeli. Su içmeyi unutmayın. Korona geçirenler muhakkak ve muhakkak ciğerlerinde yeniden güçlenmesi için akciğerlerini kuvvetlendirici, işte bu keçi boynuzu pekmezi yiyebilirler, akciğerlerini kuvvetlendirici, bu çam kozalak pekmezi var, ondan yiyebilirler, akciğerlerini kuvvetlendirici, bir böyle Anadolu'da bir karışım yapıyorlar.
Şimdi tam o karışım aklıma gelmedi. Onu bulabilirler, yapabilirler, onu yiyebilirler. Muhakkak akciğerlerini kuvvetlendirecekler. Ve kalp dengelerine dikkat edecekler, korona geçirenler. Çünkü bu korona öyle bir hastalık ki, akciğeri normalde komple kaplıyor, akciğeri kaplıyor, böyle öyle gördüm halimde. Böyle hani filmlerde olur ya, bir şey böyle renkli böyle pızızız vücuda hani kaplar ya, böyle bir şey hani dijital ortamda böyle kırmızıya boyanır veya yeşile boyanır ya, bu korona öyle gördüm ben. Ciğerde böyle yavaş yukarıdan aşağı doğru böyle tabiri caizse donduruyordu. Yani böyle beyaza bürünüyor.
Donuyor, bildiğiniz donuyor. Yani kristalleşiyor böyle. Yukarıdan aşağı doğru iniyor böyle, akciğer çalışamaz hale geliyor. Akciğer çalışamaz hale gelince, kalbi zorluyor. Kalp çünkü oksijensiz kalıyor, kalbi zorluyor. Ve korona ölümlerinin azlığının, korona ölümü hani az görünüyor ya, genelde kalp krizi, yok işte başka hastalıktan ölüyor diye görünüyor. O korona geçirenlerin büyük bir çoğunluğu koronadan ölümese dair kalp krizinden ölüyor. Çünkü kalbin ritmi bozuluyor. Akciğer düzgün çalışamadığından dolayı. Bu bir ay sonra, iki ay sonra, üç ay sonra da olabilir bu. Yani korona hastalığından kurtuldu, akciğerlerde bakteri kalmadı ama kalp gitti. Bu noktaya geliyor. O yüzden, böyle ben, böyle korona hastalığını daha öncesinde, bunu görmeyinceye kadar, çok önemsemiyordum bu kadar.
Ama bunu görünce, kendimde bizatihi yaşayınca, o yüzden önemsemeye başladım. Evet, korona, bu çağın böyle, hızla yayılan bir vebası gibi. O yüzden dikkat edecek herkes. Bunun maskeyle filan korunacağını da düşünmüyorum ben ha. Böyle işte maske, mesafe diye, ben bununla korunacağını düşünmüyorum. Hastalığın da tedavisini bulunmadı daha. Bu hastalığın ilacı yok şu anda. Herkes kendini koruyacak, muhafaza edecek. Hani alay ettiler ya, kelle paça yiyin deyince insanlar. Evet, siz geleneksel gıdalarınıza geri döneceksiniz. Geleneksel, natürel gıdalarınıza geri döneceksiniz. Temizliğinize geri döneceksiniz. Maneviyatınıza geri döneceksiniz. Bakın, temizliğinize geri döneceksiniz.
Maneviyatınıza geri döneceksiniz. Tövbenize geri döneceksiniz. Yani düşünebiliyor musunuz? Bütün dünya üzerinde eşcinsel eğilimler, bütün dünya üzerinde kadınların arkadan kullanılması, bütün dünya üzerinde kadınların ay halinde bile cinsel ilişkiye girilmesi, bütün dünya üzerinde. Artık bu İslam ülkelerinde de var. Artık bu bizim ülkemizde de var. Ülkemizde de var. Adamlar zorla kadınları arkadan kullanacağım diye uğraşıyor. Bu yüzden evlilikler çatırdıyor. Hiç kimse bu manevi lanetlik işleri göz ardı ediyor. Yani lüt kavminin zamanından daha fazla şimdi eşcinseller var. İşin manevi tarafını unuttuk.
Fuhuş almış başını götürmüş. Şu anda Türkiye'de fuhuş aşı on dörde indi. On dörde indi. Televizyonlarda siz bangır bangır fuhuşu desteklersiniz. Sosyal medyada fuhuşu desteklersiniz. Ve fuhuşu bir özgürlük gibi gösterirseniz. Eşcinsel eğilimleri özgürlük gibi gösterirseniz. İçkiyi, kumarı, uyuşturucuyu özgürlük alanı gibi gösterirseniz. Bunu nereden durduracaksınız ki? Durduramazsınız. Siz gece kulüplerini, pavyonları, ondan sonra o ne bilemişte diskoları, kafeteryaları, oralardaki gayri İslami, gayri insani ilişkileri ve sistemi ve düzeni makulleştirirseniz, malumlaştırırsanız, nereden toparlanacak ki?
Toparlanmaz. Yani bütün ülke olarak tövbe etmemiz lazım. Adaletsizlik hüküm sürüyorsa, adaletsizlik hüküm sürüyorsa, eşitsizlik hüküm sürüyorsa, insanlar adalet önünde eşit değilse, insanlar devletin önünde eşit değilse, insanlar belediyelerin önünde eşit değilse, yani biz nasıl toplanacağız? Ben bazen öyle diyorum kendi kendime. Bu dünya insanlığına korona az bile diyorum. Ha onun arkasında farklı şeyler var. Ama Allah'ın da bir hesabı var ya, Allah'ı unuttuk biz. Birileri koronaya laboratuvarda düzenlemiş olabilir ama Allah'ı unuttuk biz. Biz Allah'ı unuttuk. Biz konfora düştük, lükse düştük, sefaate düştük.
Biz dijital terörü boyun eğdik. Yani hepimiz fuhuşa karşıyız. Cep telefonlarının hepsinde fuhuş var. Dileyen çocuk dilediği anda cep telefonundan pornografiye ulaşabiliyor mu? Evet. Dileyen insan dilediği anda bilgisayarlarından pornografiye ulaşabiliyor mu? Evet. Dileyen dilediği anda YouTube denilen kanalda eşcinsellik eğilimli ve eşcinselliği yönlendirici konuşmaları dinleyebiliyor mu?
Evet. Bunlarla mücadele ediliyor. O yüzden yani evet bir de işin temizlik boyutu var. E ne var? E insanlar temizlenmiyorlar. Kadınlar, kızlar, tırnaklar çapa gibi. Altında mikroplar var mı yok mu kimse bakmıyor. Erkeklerden bile tırnak uzatanlar var. Bazen kendi kendime düşünüyorum bu tırnak uzatanlar nasıl taharetleniyor diye.
Uzatıyorlar ve taharetlenemiyorlar. Ve pis bir şekilde dolaşıyorlar. Evet. E tabi hastalık olacak. Tabi pandemi olacak. Tabi hastalık yer bulacak onda. E içinde temizleri de var. Var. E temizleri de şehit olacak öyle işte. Allah bizi affetseyin. Selamun Aleyküm. İmam-ı Azam'ın fıkıhı ekberine şöyle bir ibare geçiyor. Meşayet-i kiramdan bazısı dünya ahiretten üstündür. Çünkü dünya hizmet yeridir. Ahiret ise nimet yeridir. Hizmet makamı nimet makamından evladır demiştir. Bu sebepten velilerden bazıları dünyada uzun zaman kalmayı ölüme tercih etmiştir. Oysa ki ahirette Allah'a kavuşmak vardır.
Hasılı yükselmek duraklamaktan daha üstündür. Çünkü duraklamak gerilemek gibidir. Başka bir veli kimse Allah dostları ölmez nakil olur yer değiştir. Onların himmeti ve yardımı daima vardır demiştir. Bu iki görüş birbiriyle çelişiyor mu? Allah dostları her daim hizmetteyse. Fıkıhı ekberde ahiret ve dünya ayırımı neden yapılmıştır? Hadis-i şerif, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri siz Allah'tan hayırlı uzun ömür isteyiniz demiş. Biz de o hadis-i şerife tabi oluruz. Allah'tan hayırlı uzun ömür isteriz. Selamun Aleyküm.
Evli olup başka arayışlar içine giren bayanlar için neler söylersiniz? Kul hakkında da öğütler verir misiniz? Ben tövbe ettim diye aklamak var mıdır? Helalleşmek gerekir mi? Evli bir bayanın evliyken, yani ben başka arayışlar derken, işte başka erkeklerle ilişki olarak anlıyorum. Bu en büyük günah kebayelerden birisi. Bunu makulleştirmek, bunu böyle malumlaştırmak kadar büyük günah kebayel olmaz. O yüzden evli bayan veya evli erkek başka yollar aramayacaklar kendilerine. Bu aynı şey erkekler için de geçerli. Fuhuş, herkese fuhuştur.
Fahişenin erkeği kadın olmaz. Fahişe, bir haram işleyen kadın veya erkek fahişedir. Fahişelik fahşadan gelir. O yüzden erkeğin de, kadının da haram bir ilişkisi fahişeliktir. Bunu kadın da erkek de haram bir ilişkiyi asla düşünmeyecek, aklından bile geçirmeyecek. Bu kim olursa olsun Allah muhafaza eylesin.
Bir kadın veya bir erkek, evlenmek herkesin hakkıdır. Evliliğinden memnun değilse, boşanmak da herkesin hakkıdır. Bakın, evlenmek nasıl hak ise, boşanmak da herkes için haktır. Bir erkek bir kadından boşanmayı isteyebilir, kadın da illaki diretmeyecek boşanmamak için. Hakkıdır erkeğin. Bir kadın da bir erkekten boşanmayı isteyebilir, hakkıdır. Erkek de onu diretmeyecek boşanmamak için. Ya biz ne zaman bu kadar cahil bir toplum olduk bilmiyorum. Şimdi bir kadın boşanmak istiyor bir adamdan, adam onu vuruyor öldürüyor. Ya bu kadar büyük bir cahillik, bu kadar büyük bir zalimlik, bu kadar büyük bir hainlik olabilir mi ya?
Biz ne kadar, ne zaman böyle bir cahil bir toplum olduk? Hem din cahiliyiz, hem insanlık cahiliyiz biz. Bir kadın boşanmak istemiş. Boşa kardeşim kadını, haklarını da ver boşa. Bir erkek boşanmak istiyor kadından. Boşan kardeşim ya, kadın için söylüyorum. Boşan. Neyin burnunda ısrar ediyorsun, inat ediyorsun? Ondan sonra bir sürü olaylar, olaylar, olaylar insanların arasında. Allah muhafaza eylesin. Bir kimse boşanır, yeniden evlenir. Boşanır, yeniden evlenir. Boşanır, yeniden evlenir. Hakkıdır ya, hakkıdır. Erkek kadın. Ama nikahsız bir ilişki, fuhuştur. Kim olursa olsun bu.
E şimdi kadınlar da, erkekler de günlük sevgili değiştiriyorlar. Günlük. Yani biz böyle, hani bir de bu önceden sadece şeylerdeydi. Hani böyle kendisini şarkıcı, türkücü, sanatçı kesimi bunu yapıyor diye düşünüyordu insanlar. Herkes de var şimdi. Kimse onları ayıplamasın. Bu olağanlaştı. Bu olağanlaştı. Fuhuş, olağan hale geldi. Biz parayla mı yapıyoruz? Nikahın var mı? Yok. Fuhuş yapıyorsun işte. Ya nasıl böyle dersin?
Ne diyeceğim başka? Adını sen söyle. Biz sevgiliyiz. Aa, iyi. Dün neydin öbür adamla? Sevgiliydin. Bir gün önceki adamla neydin? Onunla da sevgiliydin. Şimdi bunu da diyorlar. Kur'an. Nikahsız olan, Kur'an ve sünnet. Nikahsız olan her ilişkiyi, haram bir ilişki ve fuhuş olarak nitelendiriyor. Kur'an'ın nitelendirmesi, İslam'ın nitelendirmesi bu. O zaman bir evli bir bayanın başka bir erkeği düşünmesi, fuhuş veya bekar bir bayan bir başkasıyla cinsel ilişkiye giriyorsa, fuhuş yaptın canım kardeşim. Büyük günah kebar işlerin. Veya bir erkek nikahsız bir kadınla cinsel ilişkiye giriyorsa, sen büyük günah işlediğin kardeşim ya. Allah muhafaza eylesin. Rabbim korusun.
Kul hakkı hakkında da öğütler verir misiniz? Ben tövbe ettim diye aklanmak var mıdır? Helallaşacak herkes. Birinin adında gıybet ettin. Helallaşacaksın. Birinin arkasından iftira ettin. Helallaşacaksın. Gideceksin onunla yüz yüze helallaşacaksın. Bunlar manevi olanlar. Bir de maddi ne var? Birinin parasını çaldın, hırsızlık yaptın. Hakkını gasp ettin. Gidip helallaşacaksın. Birinin arkasından laf söyledin. Gideceksin helallaşacaksın. Ya ben tövbe ettim. E ya kardeşim tövbe ettin de onun sende hakkı var. O senden hakkını almadan cennete giremeyeceksin. Cennetlik olsan dahi. O yüzden helallaşacak herkes. Hadis-i şerifte ayakkabı bağınızı dahi hüdadan isteyiniz diyor.
Peygamber Efendimiz'in her duasının kabul olduğunu düşünüyorum. Karnına taş bağlayarak üç gün aç olan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Rabbinden rızık talep etmemesindeki hikmet nedir? Peygamberlere özel bir erdemlilik mi? Bu peygamberlere ait bir şey. Buradaki ders dünya için hiçbir şey istememek midir? Evet. Yoksa yakınmızın bağı için dahi dua etmek midir? Muhammedilik. Dua da edebilir insan. Her şeyini Allah'tan ister. Güzel değil mi? Derslerimizin tatil olduğu bu dönemde keyfi gezmeye davet edenlere de icabet etmek istemiyoruz. Derse gidemiyorken keyfimize gezmek içimizden gelmiyoruz.
Siz ne düşünüyorsunuz? Bu da bir incelik olarak düşünüyorum. Bir kimse ya dersler iptal oldu. Hiç kimse zikrullah da yapamıyor, toplanamıyor. Ya ben keyfi gezmeye gitmeyeyim diye düşünebilir ama şöyle de düşünülebilenir. Dersler iptal oldu ama 3 kişi, 4 kişi toplayalım, kardeşliğimizi canlı tutalım. Orada 2 hadis okuruz, 5 hadis okuruz diye düşünebilenir. Bir mecliste tek seferde 3 defa boş ol demek tek boşama olur mu? Nasıl dediğini bilmemiz lazım. O yüzden bir mecliste tek sefer boş ol demek için bu biraz sıkıntılı bir durum. sıkıntılı bir durum olduğu için karşılıklı dinlemek, onları normalde dinleyerekten hükmetmek lazım. Sadakanın ömrü uzattığı hakkında bir hadis-i şerif duydum.
Ömürlerimiz uzar veya kısalır mı? Hayırlı geceler. Hadis-i şerif var. Evet sadaka ömrü uzatır diye demek ki uzatıyor. Bol bol sadaka verelim inşallah. Selamünaleyküm ben Afyon'dan müteahhit İsmail. Ben inşaat sektörü duranlaşınca hızlı bir kararla 2 tane koyun çiftliği kurdum ve koyun ticareti yapıyorum.
Manen bir sakıncası var mı? Dua eder, dua bekleriz. Hiçbir sakıncası yok. Ahir zamanda met edilmiş. Ahir zamanda met edilen işlerden birisi, bu kimsenin böyle hayvan bakması. Hani bir hadis-i şerifte diyor ki insanların dağlara çekilip hayvan bakması daha hayırlı hale gelir. Veya koyunlarının başında durması daha hayırlı hale gelir diyor. O yüzden bir kimse tercih edebilir böyle bir işi. Bunda bir sıkıntı yok. Manen de bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm mimarlık öğrencisiyim. Gece gündüz çizim yapmam gerekiyor. Sadece namaz, yemek, su için çizimin başından kalkıyorum. Dünya için bu kadar çalışmam doğru mu diye düşünüp üzülüyorum. Bu konudaki duruşum ne olmalı?
Ben de yapıyorum öyle. Yani dünya için de çalışıyorum. Bunda bir sıkıntı yok. Çalışmamız lazım zaten. Çalışın. Sizin çalışmanızı gökte melekler ve Allah görür ve insanlar görür der ayet-i kerimede. Hayırlı geceler. Paramızı bereketlendirmek için cüzdanımda taşıyacağımız dua önerir misiniz? Hiç bildiğim böyle bir para bereketlensin diye cüzdanıma dua, böyle bir şey bildiğim yok.
Hakkınızı helal edin. Allah'tan bereket isteyin, afiyet isteyin. Helal kazançla, helal bereket helal kazançladır. Helal kazanç elde etmeye gayret edin. Yüreğimizdeki keder ve gamdan nasıl kurtulabiliriz? Neden kurtulmayı düşünüyorsunuz ki? Keder de gam da bizim ekmeğimiz, suyumuz olsun. Kederli, gamlı yüreğe Allah tecelli eder. Kederli, gamlı insanların Cenab-ı Hakk duasını kabul eder. Hızla yerine getirir. O yüzden kederden, gamdan böyle kurtulmayı düşünmeyin. Allah'a şikayetçi olmuş olursunuz. Allah muhafaza eylesin. Bu doğru değil. Kederimiz, gamımız, ekmeğimiz, suyumuz ya.
Kedersiz, gamsız bir hayatın bir anlamı kalmazdı. Selamünaleyküm. Bayındır'dan size, köfteci Nuriye, Harun hocama, Halil abime, Mehmet Baykal abime selamlar. Hayırlı geceler. Eyvallah canım kardeşim. Hayırlı geceler inşallah. Selamünaleyküm. Ders çalıştığım kaynak kitabımla Mevlana'yla ilgili Şems'e yakın dostluğu sebebiyle öğrencilerini aksattığı için Şems'in sürekli Mevlana'dan kaçtığını, bu durum üzerine etme şiirini yazdığını ifade etmişler.
Gelecek nesillere biz bu durumu nasıl doğru bir şekilde ifade edebiliriz? Böyle ifade edebilirseniz sıkıntı yok. Selamünaleyküm. Dokuz yıl önce Gürsül'ü Molla Lakaplı Dergâhtan ayrılan bir çavuştan almıştı benim adıma eşim dersimi.
Benim içime hiç sinmiyor ama derslerimi bırakmıyor. Ne yapmam lazım? Canım kardeşim dersine devam et. Bizim adımıza kim ders verirse versin, bizim adımıza vermiştir. Bunda bir sıkıntı yok. O yüzden Allah izin verirse inşallah sen de derslerine devam et. Allah kabul etsin inşallah. Selamünaleyküm.
Yıllar önce sizi Mustafa olarak tanıdığımda tüylerim diken diken olmuştu. Yıllar geçti belki de 15-16 yıl ya da daha fazlasa. Hala sizi internet vesaire yerlerde gördüğümde heyecanlanıyorum. Neden olabilir? Bilemem canım kardeşim. Demek öyle bir heyecan verici durumum var. Allah bizi affetsin inşallah. Allah heyecanını eksik etmesin inşallah.
Selamünaleyküm. Benim kızım lise 2'ye gidiyor. Bölüm seçmek zorunda. Hangi bölümleri seçmeyi önerirsiniz? Aynı zamanda ney üflüyor? Bendir vuruyor. Allah razı olsun cevaplarsanız sevinirim. Hayırlı akşamlar. Bu konuyla alakalı ehliyetli bir kimseyle görüşseniz daha iyi olur. Yani dersleri nasıl işte herhalde bölüm derken şey ne o sayısal ve sözel olarak söylüyorlar. O yüzden bu konuda çok bilgili değilim. Bu konuda daha uzman kimseleri sorabilirsiniz inşallah. Kerahat vakitlerinde Kur'an-ı Kerim okunur mu? Evet. Selamünaleyküm hocam. Son zamanlarda internette kuantum teorisi, bioenerji, çakraların açılması, ruhsal tekamül, emreler, ceket, cehennem evreleri gibi birçok yayın yapılıyor.
Bunlarla ilgili bilgi verir misiniz? Benim nazarımda büyük bir çoğunluğu boş. Siz Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışın canım kardeşim. Selamünaleyküm. Bir şey ikram edildiğinde, parantez içinde, iş için gittiğimiz yerde çay içer misin, yemek yer misin dediklerinde teşekkür edip bir şey istemiyorum. Bu kibre girer mi?
Doğru bir davranış mıdır? Bence doğru bir davranıştır. Bir kimseye zaten çay içer misin diye söylemeyeceksin. İki çay getir oradan bize diyeceksin. Arkadaşlara çay getir diyeceksin. O kendisi desin ben içmeyeceğim diye. Veya hadi arkadaşı yemeğe götürün diyeceksin. Mesela bir kimse iş yeri sahibi. Hadi arkadaşlara yemeğe götürün diyeceksin. Ondan sonra o desin ki ben yemeyeceğim teşekkür ederim. Çay içer misin? İçmem. Yemek yer misin? Yemem. Hayırlı akşamlar iş yerinde ya da dışarıda diğer değer verdiğimiz bize iyilikleri dokunan bizden büyük abi, ablalarımıza ya da bizden ufak kişiler, ufak hediyeler almamızda bir sakınca var mıdır? Bir menfaatin karşılığında olmuş oluyor.
Olabilir, hediye alınabilir, hediyeleşilebilir. Dikkatli davranmakta fayda var. Selamünaleyküm ben meslek lisesinde öğretmenlik yapıyorum. Çocukların staj yerlerini gezmeye gittiğimizde bir firmada öğrencimizin babası çalışıyormuş ve karton kutu üretiyorlar. Bu kutulardan üretim fazlası olanlardan hediye etti. O an çok yorgundum ve bir an önce gitmek istiyordum ve ne verdiyse aldım çıktım. Sonra da şöyle bir düşünce geldi. Sen burada çalışmıyor olsaydın bunlar sana verilmeyecekti. Şimdi ben ne yapayım? Bu kutuları kullanayım mı? Başka kişileri mi vereyim? Allah razı olsun. Ya parasını vereceksin ya da başka kimselere vereceksin. İkinci sorum. Ölmüş kişinin namazları için tasaduk ederken para verdiğimiz kişiye niyetimizi söylemeli miyiz?
Yoksa söylemesek olur mu? Ya da fark etmeden çantasını atmak uygun olur mu? Söyleme, yardımcı ol inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Benim eşim çok sohbet dinliyor. Bize hiç vakit ayırmıyor. Bizimle ilgilenmiyor. Ne yapmam lazım? Biz bu yüzden sürekli kavga ediyoruz. Bu herkes için geçerli. Kadın, erkek. Eşlerinizin sizden hakkı vardır. Nefislerinizin sizden hakkı vardır. O yüzden hayat sadece din değildir. Yani eşle de ilgilenmek dinin içindedir. Çocuklarla da ilgilenmek dinin içindedir. O yüzden bunu böyle ölçülü yapmakta fayda var.
Efendim hamdolsun yeni ev aldık. Öğrenen eş dost bir eksiğin var mı? Ev hediyesi olarak almak istiyorlar. Eksik belirtmekte bir beis var mı? Borçlarımızı tez vakitte ödeminiz için dua eder misiniz? Allah'a yardımcı, Allah, Cenab-ı Hak nerede borçlu bir kimse varsa Rabbim hepsini de ödetirsin inşallah. Hiç kim, hiçbir mümin kardeşimizi, hiçbir kardeşimizi huzuruna borçlu olarak almasın inşallah. Amin. Bu bizim bir geleneğimiz, bir kültürümüz bu. Bir eksiğin var mı diye sormak. Karşıdaki kimsenin de soran kimsenin durumuna, konumuna, maddi durumuna göre ona bir eksik belirtmesinde bir sıkıntı yok. İnsanlar öldükten sonra yaşayan ailesinin yanına gelip onları gören ruh var mıdır? Vardır.
Ya da yaşayanlar ölen aile üyelerinin ruhlarını görebilir mi? Görenler olur. İnsan ölünce ruh gideceği yere gider dediğiniz yer neresidir? Ruhların bekletildiği yerdir. Anneannem 77 yaşında idrar kaçırma problemi var. Hangi ilacı kullandıysa fayda etmiyor. O yüzden namaz kılmayı bıraktı. Biz özre girdiğini söylüyoruz. Böyleyken namaz olmaz diyor ve kılmıyor. Namaz kılsa kabul olur mu? Eğer olursa bunu ona nasıl izah edebiliriz? Çünkü hiçbir şekilde kabul etmiyor. Olmaz diyor. Geceniz hayır olsun. Çok özür dilerim ama bez bağlayabilirsiniz. Kaçırdığı yeri, çamaşırı değiştirebilirsiniz. Böylece de namazı olur. Selamünaleyküm. Gönülden sohbet ve cevaplarınız beni çok mutlu ediyor.
Beşik kertmesi dinimize caiz midir ve düşünceniz nedir? Bu bir tek şafi fıkhında olabilir. Çünkü şafi fıkhında babanın izni olmaksızın kızın veya erkeğin evlenmesi caiz değil. Hanefilerde bu mümkün değil. Beşik kertmesi dinsel bir durum değil. Bu Doğu ve Güneydoğu'da oradaki insanların kendi gelenekleri, bunun dini bir tutar yeri yok. Öyle söyleyelim. O yüzden Allah muhafaza eylesin, beşik kertmesi yapılanlar bunu kabul etmeme haklarına sahip din olarak. Çünkü kadının da erkeğin de evliliğini hür bir şekilde yapması lazım. İzmir kardeşlerimin adına ve hocamız Hacı Mehmet Kuyucu'nun dileğiyle soruyorum. Hepsine selam var.
Aleyküm selam. Hepsine selam söyle inşallah. Kadınlar muayyen günlerinde rahmuta yapabilir mi? Yaparlar. Allah'ı zikrederler çünkü bu sıkıntı da yok. Kişi kendini disiplin etmek ve günahlardan uzak durma amacıyla kendi içinden kendince üstadıma şu şu şu konuda söz veriyorum bir daha yapmayacağım diyebilir mi? Harika olur. Nefsime yenik düşüp günah işlediğim zamanlar kendimi sizden ve yoldan uzaklaşmış gibi hissediyorum. Tövbe edip geri dönmeye çalıştığımda da uzaklık hissini atamıyorum. Bu durum ile kendimi yola ve size karşı hep eksik hissediyorum. Size ve yola karşı bir hata yapma tedirginliği ile bu durum devam ediyor. Ne yapmam gerekir?
Yolumuza devam edeceğiz. Hatamız, kusurumuz olur. Eksikliğimiz, yanlışlığımız olur. Tövbe ederiz. Yolumuza devam ederiz. Geri kalanı şeytanın vesvesesidir. Allah muhafaza eylesin. Hal ile hayal arasında fark nedir? Hal mi görüyoruz yoksa hayal mi kuruyoruz? Nasıl anlayabiliriz? Eğer kurguladığın bir şeyi görüyorsan bu senin için geçerli veyahut da diğer kardeşler için geçerli. Hayal. Ama yok kurgulamadın başka bir şey görüyorsan işte o hal. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Osmanlı'dan kalan hanedan üyeleri neden sürgün edildi? Sonuçta onlar da Türk ve bu vatanın insanlarıydı. İngilizlere, Fransızlara neden gönderildi? Bunlar tarihi meseleler. Bu tarihi meselelere bakınca buradan hükmetmek kolay olur.
Bu tarihçilerin işi ama ve lakin o günün yeni cumhuriyetin yeni bürokrasisi ve devlet adamları böyle bir şey yapmışlar. Bugünden onun doğru veya yanlış olduğunu hükmetmek biraz zor. Bir insan kaybettiği imtihanı sonradan kazanabilir mi? İmtihan size çarptığı andır diyor hadis-i şerifte. Çarptığı anlık ya kazandın ya kaybettin. Ey Allah'ım senden sıhhat, iffet, emin olmak, güzel ahlak ve kadere rıza göstermeyi isterim hadis-i şerif. Edeb-ül müfred, buradaki emin olmaktan kasıt nedir? Güvenilir bir kişi olmak mıdır? Evet, ahire zamanda öyle bir zaman gelecek ki şehirlerde emin insanlar kalmayacaklar.
Ve diyecekler ki koca şehirde bir tek filanca insan emindir. Evet, eminlik çok önemli bir şey. Yani güvenilir olmak. Güvenilir olmak kadar bir Müslümanın üzerinde daha büyük şeref olamaz. Rabbim bu şerefle bütün ümmet-i Muhammed'i şereflendirsin inşallah. Eminlik şerefi. Bu bir şereftir. Bir kadının güvenilir olması. Yani erkek arkasına bakmamalı. Kadın güvenilir olmalı. Kadın evine, çoluğuna, çocuğuna, yatağına, adamına bağlı ve sadık kalmalı. Güvenilir, emin bir kadın. Adamın parasına emin, malına emin, çocuklarından emin, nahustan emin. Bu muhteşem bir kadın. Bir erkeğin emin olması lazım. Yani eşine hainlik yapmayacak, eşine zulmetmeyecek, çocuklarına hainlik yapmayacak, çocuklarına zulmetmeyecek.
Anne babasına iyi geçinecek. Bu muhteşem bir adam. Erkek emin olacak. Yani kocası onun, karısı onun üzerinde şüphede bulunmayacak. Çocuklar onun üzerinde şüphelenmeyecekler ahlaki olarak yani. Anne baba çocuğundan emin olacak. Çocuk da anne babadan emin olacak. Arkadaş, dost emin olacak. Emin olacak ki, diyecek ki bu benim arkadaşlığıma, dostluğuma ihanet etmez. Emin olacak. Ben buna eşimi, çoluğumu, çocuğumu, paramı, pulumu teslim edebilirim. Emin olacak insan. Emin insan kadar güzel bir şeref olamaz insanın üzerinde. O yüzden emin insan olun. Bir yola girdiğinizde emin olun orada. Sizin hakkınızda şüphe etmesinler. Bir dostluk kurmuşsunuz. Emin olsun insanlar. Sizin hakkınızda şüphe etmesinler.
Dost doğru olun. Arkadaşlınız dost doğru olsun. Kocalığınız dost doğru olsun. Kadınlığınız dost doğru olsun. Çocukluğunuz dost doğru olsun. Babalığınız dost doğru olsun. Anneliğiniz dost doğru olsun. Emin olun. Bakın bu zamanda en büyük sıkıntılardan birisi bu. Şeyhliğiniz dost doğru olsun. Emin olun. Bakın emin olun. Bu o kadar çok önemli ki. Benim nazarımda bu en az ibadet, namaz kadar önemli. En az oruç kadar önemli. Emin olmak. Ne yazık ki insanlık bu eminlik vasfını kaybediyor. Bakın bütün peygamberler emin insanlardır. En büyük özelliklerinden birisi budur. O yüzden peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolundan, izinden giden ümmet-i Muhammed emin olacaklar.
Ve bu eminliğini etrafına beyan edecek, gösterecek. Yani kadın kocasından asla şüphelenmeyecek. Bir gün beni boşayabilir, bir gün beni aç bırakabilir, bir gün beni dövebilir, bir gün beni terk edebilir, bir gün bana bir hainlik yapabilir diye düşünmeyecek. Mesela bir erkek de karısına karşı emin olacak. Bir kadın da kocasına karşı emin olacak. Bir mürid şeyhine karşı emin olacak. Bir mürşid de müridine karşı emin olacak. Bir arkadaş, dost birbirinden emin olacak. Yani o kimse emin olacak. Diyecek ki benim arkadaşım bu, benim arkamdan dedikodu etmez, gıybet etmez, benim aleyhime konuşmaz, aleyhime atmaz. Emin olacak bu konuda. Öbürkü de diyecek ki bu herkes birbirinden emin olacak.
Hani ne diyordu hadis-i şerifte? Müslüman kimdi? Etrafındaki insanların, etrafındaki insanların dilinden ve elinden emin olduğu kimse Müslüman. O zaman diğer Müslümanlar senin dilinden ve elinden emin. Yani dilinden emin. Sen diğer Müslümanların aleyhine konuşmazsın, iftira atmazsın, gıybetlerini etmezsin, dedikodularını yapmazsın. Senin dilinden emin. Elinden emin ne? Sen diğer Müslümanları vurmazsın, dövmezsin, çalmazsın, hırsızlık yapmazsın. Emin insan. Eminlik çok önemli. Allah cümlemizi emin olan insanlardan eylesin. Ve eminlik vasfıyla vasıflandırsın inşallah. O yüzden canım kardeşlerim, bunlar ahir zaman hastalıkları. İnsanların emniyetin ortadan kalkması diyor ya.
Yani kıyamet helamet. Emniyetin ortadan kalkması ne demek? Emin insanlar artık yok. Bakın emin insanlar artık yok. Yani birisine normalde ne emanet edebilirsin şu anda o hale geldi insanlar. Bundan en az etkilenenler sufiler olmalı. O yüzden sufiler emin olmalı. E şimdi sufi dediğimiz kimseler, işte eşlerine eminlik veremiyorlarsa, çocuklarına eminlik veremiyorlarsa, kim verecek ki Allah muhafaza eylesin. Esselamün aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü. Sevgili hocam sizden bir ricam var. Bizlere bütün tasavvıf eline maddi manevi duanıza ihtiyacımız var. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah razı olsun.
Allah muhaimininiz olsun. Cenab-ı Hak cümlemizi affı mağfiret eylesin. Cümlemizi korusun. Cümlemizi hak ile hak eylesin inşallah. Selamün aleyküm hocam. İnancı zayıf bir arkadaşım var. Doğuştan engelli ve Afrika'da açlıktan ölen insanlar Allah niye yardım etmiyor diye sorular var kafasında. Ona ne diye cevap verebilirim? Onlar Müslümanların veya bütün insanlığın ayıbı. Cenab-ı Hak bütün insanlığı ve Müslümanları onlardan sorumlu tutacak. O yüzden biz şimdi bakarken Allah bunlara yardım etmiyor diye düşünebiliriz. Ama Cenab-ı Hak onların cennetiyle müjdeler. Kaza ve kaderi açıklayabilir misiniz?
Bizler için neler kazaya örnek mesela? Zor duruma düşünce bu halimiz bizim için kader mi, kaza mı? Bize bu durumu yaşatanlar için de kader mi, kaza mı açıklayabilir misiniz? Hayırlı geceler. Eyvallah. Kaderin ne olduğunu bilmiyoruz. Ama ben kaderi tanımlarken işte gözümüzün önde olması, kader burnumuzun burada olması, kader olarak nitelendiriyorum. Bizim doğumumuz, kader ölümümüz de kader. E kaza bir olay oluyor ya, tecelli ediyor. O da kaza kısaca. Geceniz hayır olsun. İnşallah bir kişi tarafından haksızlığa uğradım. Ağzından beddua çıktı ve o kişiye kalbim doğrulmuyor.
Bu durumda ne önerirsiniz? İslam'da beddua nasıldır? Beddua çok hoş bir şey değil. Müslümanın Müslümana beddua etmesi hiç hoş değil. Hani hadis-i şerifte var ya, beddua diyor, havada durur. Yani, eğer diyor, beddua ettiniz kimse, o beddua layık değilse size döner diyor. Allah muhafaza eylesin. Bedduadan uzak durmaya gayret edin. İnşallah. Selamun Aleyküm hocama, selamlar, sevgiler olsun. Rica etsem kendisine onu aradığımı, mesaj yaptığımı iletir misiniz? Saygılarımla görüyorum. Burada siz herhalde sohbeti dinlemiyorsunuz galiba. Selamun Aleyküm. Ben sağlık teknisyeniyim.
Bulunduğum ortamda namaz kılmak bana zor geliyor. Evde kaza yapıp kılsam uygun olurum. Hayırlı geceler. Bence namazı vaktinde kılmaya zorlayın kendinizi. Ve bulunduğunuz ortamda da namazı kılmaya zorlayın. Ama daha da olmayacak gibiyse, evet, evinizde kılabilirsiniz. Yani o tabi sağlık teknisyeni olanlar, arkadaşlar bu telefon numarasını aramayın. Burada şimdi bir çağrı var, arama çağrısı. Yapmayın burada bu telefonu normalde benim cevaplamam canlı yayında mümkün değil. Bunu defalarca da söyledim. Hakkınızı helal edin. Hala da aramaya devam ediyor. Arkadaş herhalde sohbeti dinlemiyor galiba. O yüzden bu telefon numarası sadece soru sorulabilir. O yüzden burada canlı yayında telefon açıp da bu konuşmaları burada alamıyoruz.
Hakkınızı helal edin. Bilhassa bu normalde sağlık sektöründe çalışan veyahut da güvenlik sektöründe çalışan bayanlar bu işlerde zorlanıyorlar. Yani yapabiliyorlarsa cem etsinler. Ondan sonra namazlarını öğlenine ikindiği cem etsinler. Akşamına yatsıyı cem etsinler. Böyle kılmaya gayret etsinler. Daha da olmuyorsa yapacak bir şey yok. Evlerinde kaza edecekler. Müttefekun aleyh hadisler. Buhari ve Müslümanın ittifak ettiği hadisler. Evet böyle bir hadis kitabı var. Ondan sonra bende de var. Ondan sonra böyle Buhari'de ve Müslüman'de geçen aynı şekilde geçen hadisleri toplamışlar.
Güzel bir eser okunabilir. Faydalanmakta fayda var. Kadının dışarıda tek taş, yüzük veya pırlanta tarzı yüzük takması haram mıdır? Tek taş olsun veya başka bir takı olsun. Kocasından böyle bir şey isteyen kadına nasıl davranılmalı? Sünnet-i Resulullah'taki ölçü bu konuda nedir? Kadınlar böyle takıya şeylerdir. Ne o? Karşı zaafları vardır. Demek ki Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin zamanında da kadınların takıları varmış. Bunu nereden çıkarıyoruz? Hani bir bayram sabahı Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri bayanların toplandığı yere gitti.
Onlara tasadduk etmekten bahsetti. Ve kadınlar boyunlarındaki, kollarındaki, kulaklarındaki altınlardan Ebu Hureyre'nin elbisesini kaldırdı Ebu Hureyre böyle. Onun içine atmaya başladılar. Demek ki kadınların da Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri zamanında böyle ziynet eşyaları varmış. Bunda bir sıkıntı yok.
Selamun Aleyküm. Bebeğim olduktan sonra uyku saatim bayağı azaldı. Allah beni affetsin ve fark ettim ki ben hemen hemen her gece aslında sizi rüyamda gördüğümü hissetmeye başladım. Yani önceden gördüklerimi hatırlamıyorum gibi hissediyorum. Doğru mudur? Olabilir. Güzel bir şey. Halini, rüyasını bildiğim ve bazı farzları terk eden bir kardeşimin kafama çok taktığımı düşünüyorum. Ona çok üzüldüm, dua ettim. Ruhuna tevhid, ihlas okudum, hediye ettim. Ona yardımcı olabileceğimi beyan ettim. Ama içimden anlam veremiyorum durumuna. Sonra kendine bak, günahlarına tövbe et diyorum. Bu durumdan nasıl kurtulacağım, ne yapmalıyım? İnsanların hatalarını, kusurlarını isteyerek, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek şahit olduğunuzda onlara dua edin.
Ama onları eksik ve noksan görmeyin. Bu sizi aldatır. Bilemeyiz insanlar nereden ne kazanıyorlar. Bir farzı eksik olabilir, birkaç farzı eksik olabilir. Cenab-ı Hakk'a öyle bu işler bilinmez şeyler. Başka yerden başka bir şey yapıyordur. Bilemeyiz. Eşimin menzile bağlı bir akrabası, olayı tahsip etmesem de şahsını sevdiğim bir kişi yaptırdıkları çalışmalar için benden para istedi.
Ben de vermemezlik yapamadım. Ama kalbim buz oldu. Yer yer tarzlarının doğru olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Ama kendilerince hak görüyorlar. Yaptıklarına nasıl hareket edeyim Allah razı olsun. Ben biliyorsunuz benim tarzım belli. Ben dilenmekten, istemekten yana değilim. Müslümanlar dilenerekten bir şey yapmamalar lazım. İsteyerekten bir şey yapmamalar lazım. Ne yazık ki benim bu kendimce düşüncem insanların nezdinde şeyhlerini, yollarını, dinlerini küçük düşürüyorlar. Benim bu konudaki duruşum bu. İstemeyin canım kardeşlerim diyorum. O yüzden bu sıkıntılı bir durum. Allah beni affetsin inşallah. Ama ne yazık ki bu istemeyi o kadar böyle makul hale getirdiler ki artık herkes din adına bir şey istiyor.
Canım kardeşlerim, Allah bizim gücümüzün nispetinden sorunlu tutar. Gücümüzün aşıyorsa bir şey ondan bizi sorumlu tutmaz. Sen bir cami yapacaksan çık yola, cami yapmaya başla. Dilenme ortalıkta. Sana kim dedi cami yap diye. Sen bir tekke yapacaksan çık meydana. Dilenme ortalıkta. Senden kim tekke istedi ki? Sen bir Kur'an kursu yaptıracaksan çık meydana yaptır. Sana kim dedi Kur'an kursu yaptır diye. Kim istedi senden bunu? E sen Kur'an kursunu bahane et, dilenmeye çık. Ondan sonra habire dilen. İşte tekkeyi, dergiyi, gazeteyi, bilmem neyi, işte yurdu, bilmem neyi sen çık, dilen. İste insanlardan boyuna.
Bu böyle benim kendimce, benim hoş karşıladığım, doğru gördüğüm bir şey değil bu. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Allah'ın yardımını unutmuş insanlar. Cenab-ı Hak'ın olmayanı, oldurduğunu unutmuş insanlar. Biz gücümüzün yetinden sorumluyuz. Dilenerekten bir iş yapmaktan sorumlu değiliz. Allah bizi affetsin. O yüzden ben böyle dergah adına, tekke adına, bir cemaat adına, cemiyet adına, bir şey adına, böyle bir şey dilenilmesine karşıyım. Camilerde de aynı. Millet cumaya gelmiş. E her cuma para istenir mi ya? Her cuma hutbeden para istiyorlar. Ya her cuma, Diyanet bunu durduramadı bir türlü. Türkiye'nin en zengin vakfı, Diyanet vakfı.
En zengin vakfı ve Diyanet vakfının parası var. Faizde para. Geçmiş dönemlerde faizdeydi. Şu anda nasıl bilmiyorum. Ya her hafta yine para dileniyorlar. Ya camilerin ortasında kocaman bir tane para kasası tam girişte böyle. Bazı camilerde görüyordum ben. Üzerine de böyle para koymak için delmişler ona'nın böyle kumbara gibi. Ya camide ne arıyor kardeşim caminin içerisinde o? Kimse sorgulamıyor bunu. Caminin ihtiyacı var. Bırakın kardeşim camileri, Müslümanlar kendileri idare etsinler.
Namaz kıldıkları yeri Müslümanlar bakamıyorlarsa bakamasınlar ya. Ama yok. Böyle istemek, dilenmek moda oldu. Allah size güç, kuvvet, sıhhat versin. Allah cümlemize güç, kuvvet, sıhhat versin inşallah. Bahçede ot diken vesaire yoluyorum temizlik yapmak için sonra onları zikrettiklerini düşününce kendimi kötü hissediyorum.
Yok. Ayrık otlarına dikenleri ayıklayacaksın. İyi akşamlar hocam ben size intisaplı değilim ancak nefsi emar eden levhameye geçmem için bana zikir tavsiyesi verebilir misiniz tavsiye olarak? Tevhide la ilahi illallah demeye devam et canım kardeşim. Cenab-ı Hak tevhid zikriyle hepimizi şereflendirsin inşallah. 3-4 sene önce eşimle ciddi sorunlar yaşadık. Sonra da sizin nasihatlerinizle o günleri atlatmaya çalıştık çok şükür. Geçmişe nazaran şimdi daha iyiyiz. Eşim namazını kılıyor, Kur'an öküyor.
Ama ara ara içinde onu aşırı derecede sıkan bir şeyin olduğunu, bu sebeple de bir hocaya gidip baktırmak istediğini söylüyor. Büyü yapıldığından şüpheleniyor. Bir dağ çıkıp avazım çıktığı kadar bağırıp ağlamak istediğini söylüyor. Bu durumda ben ne yapabilirim? Alacaksın götüreceksin dağda bağır diyeceksin bağırsın. İçe açılır. Ağlasın bağırsın, Allah'ı zikretsin, haykırsın. Bazı kardeşlerle ayın başı, ortası ve sonunda oruç tutmak istiyoruz. Bazı aylar 30, bazıları 29 çekiyoruz dini takvime göre.
Ayın ortası hep 13, 14, 15 mi oluyor? Evet. Bir de başında, bir de başında, ortasında sonunda oruç tutmayı dini takvimlere göre tutursa daha iyi olur demiştiniz. Yine hatırlıyorum. İkisi de olur. Kebirli biri olduğumu öğrendim sohbetlerinizden. Bunun için bana ne önerirsiniz? Allah kibirden cümlemizi muhafaza eylesin. Allah'a karşı kibirli olmayın. Allah'a karşı olan ibadetlerinizi ve sorumluluklarınızı yerine getirin. Hz. Muhammed'i Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine karşı kibirli olmayın. Onun sünneti senesini takip edin. Alimlere karşı kibirli olmayın. Velilere karşı kibirli olmayın. Anne babalarınıza karşı kibirli olmayın.
Çocuklarınıza, eşlerinize karşı kibirli olmayın. Arkadaşlarınıza karşı kibirli olmayın. Allah bizi kibirli olanlardan eylemesin inşallah. Gizli ve gizli olmayan kibirli yenmek niçin ne yapılabilir? Ayın başında ortasının sonunda oruç tutmak, sünnet, hicri takvime göre, miladi takvime göre mi? Hicri takvime göre. BİP'te anlaşılmasında her şeyi kullanmak için izin istiyormuş herhalde. Bir şey yüklemeden önce anlaşmaları okuyun. Eyvallah. Whatsapp'la alakalı herhalde sonunda da BİP'le alakalı yazmış. Son sınavlar için sizden ve kardeşlerimizden dua bekliyoruz. Allah yardımcınız olsun inşallah.
Çalışın canım kardeşim çalışın. Allah yardımcınız olsun çalışın inşallah. Gönülde pas oturur, anda seni yitirir. İçeri şahı oturur. Girmezsin ki göresin. 12'dir hücresi. Dervazesi 7'dir. Anda 2 dilber var. Bilmezsin ki sorasın. Beytin sahibi Yunus Emre Hazretleri neyi kastetmiştir? Biraz açar mısınız? Çok teşekkürler. Gönül pas tutar. Gönül neden pas tutar? Allah'ı zikretmezse gönül pas tutar. Haramları işlerse gönül pas tutar. Allah'ın farzlarını yerine getirmezse pas tutar. E gönül pas tutmaz. Gönülün paslığını silerseniz. Gönülün paslığı neyle silinir? Zikirle. Gönülün paslığı neyle?
Tövbeyle silinir. Gönülün paslığı neyle? Allah'ın helallarını ve emirlerini yerine getirmekle silinir. Silindiği zaman hiçbir yere sığmadım. Mümin kulumun kalbine sığdım. Dediği hadisi kudüsinin şerhidir. İçeri şahı oturur. Girmezsin ki göresin. Evet. Normalde o gönüle sen yolculuk yapmazsın. O gönle neden yolculuk yapmazsın? Gönlün kirlidir. Pistir çünkü. Gönlün pasını silersen gönül yolculuğun başlar ki içerideki şahı görürsün. Yani Allah'ın tecelliyatını görürsün. 12'dir hücresi, dervazesi 7'dir. 12'dir hücresi dediği 12 tane yer vardır. Yani 12 hak tarikat vardır. Dervazesi 7'dir. Nefsi makamlarıdır. Emmer'e levvame mülhüme mutmenne râdiye mâdiye sâfiye.
Anda iki dilber var bilmezsin ki sorarsın. O esnada da orada senin kalbinde iki dilber dediği, birisi zikullahın nuru, birisi zikullahın dili, birisi de Hz. Muhammed'in Mustafa'nın dili. Allah bizi onlara layık olanlardan eylesin. Selamünaleyküm. Yıllar evvel burun ameliyeti oldum. Daha sonra yüzümde sinir tahribatı oldu. Çok büyük ağrılar çektim. Sonradan düzenmeler başladı. Halen daha iyi eğilirken ağrılar çoğalabiliyor. Bu yüzden namazlarda tam secde yapamıyorum. Alnım secdedeyken iki karış yukarıda tutuyorum. Bu şekilde namazım kabul olur mu? İma ile namaz kılma olur.
Kabul olur ne olmasın? Allah kabul etsin inşallah canım kardeşim. Selamünaleyküm. Eşit ağırlık bölümündeyim. Üniversite sınavına hazırlanıyorum. O tabi yardımcılığı istiyorum. Doğru bir seçimi, ne gibi meslekler önerirsiniz? Yani normalde mesleği kendiniz seçeceksiniz. Meslek seçimi size ait. Ama ve lakin meslek seçerken de kendi bilginizi veya çalışmanızı test edin. Ona göre üniversiteye hazırlanın. Rabbim kolaylaştırsın inşallah. İsimler var okumayayım şimdi. Tanıyan vardır çünkü Allah muhafaza eylesin.
Üç kardeşi sıkıntımız sihir büyü var. Hatim yapın. Duanızda da bizi katın. Mahkememiz var. Fetih suresi okuyun. Dua bekleriz Allah rızası için. Elinizden geleni yapın. İnşallah canım kardeşim. Ne yazık ki bu kadar zamanımız yok. Hakkınızı helal edin. Rabbim işinizi kolaylaştırsın inşallah. Selamun aleyküm. Ben bir erkeğim. Namazı 22 yaşında başladım. Kaza namazlarını tamamlamaya Allah nasip ederse niyet ettim. Kaç yaşımdan itibaren namazlarımı hesaplamam gerekiyor. Akıl bali olduğun zamandan itibaren hesaplayacaksın. Ne zaman akıl bali olduğunu sen kendin biliyorsundur. Selamun aleyküm hocam.
Hocam ben sizin videolarınızı izledim. Sizi bu arada çok seviyorum. Allah razı olsun. Sizden sizinle görüşmek istiyorum. Nasıl görüşebiliriz? Nasıl görebiliriz sizi hocam? Hocam 20 yıldır bazı hallerin içindeyim. Ama bir türlü sorularıma cevap bulamadım. Hocam lütfen bana bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim. Size nasıl ulaşacağımı bilmiyorum hocam. Hocam sizi de rüyamda gördüğüm için size ulaşmaya çalışıyorum. Bana yardımcı olursanız çok sevinirim. Allah razı olsun sizden. İnşallah size ulaşırım hocam. Gördüğüm rüyalar beni bir yerlere taşıyor. Ama ben farkında değilim. Ama sizin bildiğiniz eminim. İnşallah bana ulaşırsanız sevinirim. Canım kardeşim ulaşmışsın. Daha neye ulaşmayı düşünüyorsun ki?
Ne yazacaksan yaz, neyi soracaksan burada sor işte. Selamun aleyküm ben hemşireyim. Şu an sağlık çalışanların aşı yapımı başladı. AVM, otobüs, uçak gibi durumların aşı yaptırmayanların kullanmayacağı söyleniyor. Sizin fikriniz nedir aşı yaptırmalı mıyım? Yani devlet bunu zorunlu kılarsa, herkes aşı olacak diyorsa, herkes olacak zaten yapacak bir şey yok. Yani devlet zorunlu kıldıktan sonra vatandaşa ne düşer ki? Ha bu bir insan hakkı mıdır, değil midir? Bu daire bir tartışma konusu. Ama sonuçta mesela işte diyor ya, HES kodu olmayan devlet dairelerine giremiyor. E ne yapacak şimdi bir vatandaş? HES kodu almak zorunda. Yarın öbür gün deseler ki aşı olmayan otobüslere binemeyecek.
Ne yapacak mı insanlar? Dijital bir faşistliğe doğru gidiyoruz. Bütün insanlık dijital faşizmin boyunduruğu altına girecek. Bütün insanlar. Buraya doğru gidiyoruz. Sohbette size sorulan sorularla ya da sizin aldığınız, koyduğunuz kararlarla alakalı bazen insanlar kişisel olarak biz böyle yapabilir miyiz dediklerinde sizden olumlu cevap alabiliyorlar.
Bu durumda biz sizin birebir istişareyle söylediğiniz konuyu mu dikkat almalıyız? Sohbetlerde söylediklerinizi mi? Ben sohbetlerde genel olarak her şeye açık açık konuşan bir kimseyim ama bireyin kendi özel bir durumu vardır. İstişare eder. Bireyin özel bir durumu istişare edince ona sen böyle yapabilirsin deyince o ona öyle yapabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm. Sürekli duyduğum ve karşılaştığım şöyle bir anlayış var. Biz ne isek içimiz ne ise dışımızda onu yaşıyoruz. Dışarıda ne oluyorsa kendi düşüncelerimiz ve duygularımızı görüyor ve yaşıyoruz. Bunlar ilahi mesajlar.
Bu ilahi mesajlar doğru okuyabilmek gerekir diye söyleniyor. Okumaktan kasıt nedir? Okuma şekli nasıl olmalı? Her dışarıda gördüğümüz kendi içimizde olmalı mıdır? Teşekkür ederim. Ben böyle girip şeyleri düşünmem hiç. Cenab-ı Hakk'ın Kur'an-ı Sünnet tarihinde benden istediği ne ona bakarım. Ben Rabbimin benden istediklerini yerine getirmeye gayret ederim. Yani bunlar böyle söylenilen şeyler kendilerince bir eğitim gibi söylüyorlar. Yok canım kardeşim sen Kur'an ve Sünnet'ten sorumlusun. Sen ahlakını, halini, ahvalini Kur'an ve Sünnet'e uydurmaktan sorumlusun. Sen düz bir mantıkla Kur'an ve Sünnet'e tabi ol ve Kur'an ve Sünnet'in emrettiklerini yerine getir. Düz mantık bu.
Allah'ı sev, Resul'ünü sev, Allah'a doğru koş. Allah kaza ve kaderini infaz etmek, murad ettiğinde kaza ve kaderinin hükmünü infaz edinceye kadar akıl sahiplerinin akıllarını alır. Emrinin hükmü yerine geldikten sonra ise onların akıllarını iade eder ve onlarda nedamet vuku bulur. Ramizul El-Hadis Bu bizim dışımızda olan bir şeydir. Biz bunlardan o zaman sorumlu değiliz. Ben kendimce, kendi yaptıklarımdan sorumluyum. Ben onu görüyorum. Ha benim üzerimde Cenab-ı Hakk'ın bir kaderi, bir kazası var ise bundan buna yapacak bir şeyim yok. Ama ben birinci derecede sorumluyum. Ben ona bakıyorum. Genel olarak şöyle bir söylen mevcut. Kendini sevmeyen kimseyi sevemez.
Kendine değer vermeyen kimseyi veremez gibi insan kendini nasıl sevmeli? Yani normalde kendini sevmek, kendini ilahlaştırmaktansa böyle bir sevgi istemiyoruz. İnsanın kendine değer vermesi, kendisini ilahlaştırmaksa o zaman böyle bir değeri de kabul etmiyoruz. İnsan nefsini hesaba çekmeli. İnsan nefsini hesaba çekmeli ki nefsinin eksini yedinip görmeli. İnsan nefsini hesaba çekecek. Allah önünde neyim ona bakacak. Selamun Aleyküm. Mustafa Özba. Ulaşmam lazım. Özel olarak görüşmem lazım. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 tane Allah rızası için diye yazmış.
Ulaşmışsın işte. Esselamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar. Mustafa Bey'in kendisine ulaşabilir miyim? Allah rızası için buna vesile olur musunuz? Rica ederim lütfen. Esselamun Aleyküm. Lütfen mesajlarım okunuyor mu? Okunuyor. Hocam size özel olarak ulaşabilir miyim? Allah rızası için hocam. Sizden bir helallık talep ediyorum. Allah rızası için hocam. Hocam Allah rızası için lütfen bana bir cevabınız olursa. Hocam sizden bir helallık talep ediyorum. Hocam Allah rızası için size ulaşabilir miyim? Aynı şekilde yazmış. Hacı Zafer abi bu mesajları siz okuyorsanız sizden ricamdır. Hocam siz okuyorsanız Allah rızası için sizden bir helallık talep ediyorum.
En sonunda yazmış. Hocam sosyal medya üzerinden sizin sayfanıza bir yorumum oldu. Bu yorumum için sizden özür diliyorum. Hakkınızı helal edin inşallah. Fakat bu sizi tanımadığımdan ve diğer ehli sünnet olmayan cemaatlere karşı kızgınlığım sebebiyle bir anlık fevri bir hareketle yazdığım bir yorumdur. Bu ilk defa böyle bir şey oluyor. Aslında böylesi yorumlar yazan biri değilim ama Mevla'nın takdiri olsa gerek. Beni sizinle böylesi bir durumda karşı karşıya getirdi. Bu konuda sizden beni bağışlayıp affetmenizi ve benim hakkımda hüsnü zan duymanızı bekliyorum. Ayrıca Fusület 34-35 ile size seslenmek istiyorum. Beni affedeceğinizi, ümitle davanızdan vazgeçmenizi istirham ediyorum.
Saygılar sunuyorum. Hakkınızı helal edin inşallah. Bir de ismini yazmış arkadaş oraya. Canım kardeşlerim. Siz sosyal medyada hakaret ettiyseniz bu hakaretinizle biz genelde tespit ettiklerimizi dava açıyoruz. Dava açınca da işte dava açılıncaya kadar kimse ya ben yanlışlık yaptım, eksiklik yaptım, özür dilerim deyip de orada bir şey yazmıyor. Dava açtıktan sonra özür dileriz, hakkınızı helal edin işte, Allah için bizi affedin. Sen orayı yazarken hiç Allah aklına gelmedi mi? Yani bu adamın da eşi var, çocukları var, bu adamın etrafı var, akrabaları var, ben burada bunu hakaret edeyim mi etmeyeyim mi diye hiç düşünmediniz mi? Yani ondan sonra ya Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin verecek olduğu cezadan korkuyorsunuz da Allah'tan korkmuyorsunuz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin cezasından korkup Allah'tan korkmamak şirktir ya. Ondan sonra affet beni, benim değil ki bu, benim sadece ben birey Mustafa Özbağ olarak değilim ki, benim de ailem var, çocuklarım var, benim de yakın akrabalarım var, benim de yeğenlerim var, benim de arkadaşlarım var, dostlarım var, benim de 33-34 senedir yol yürüdüğüm kardeşlerim var.
Benim şahsımla alakalı değil ki, sen Mustafa Özbağ nezdinde bütün herkese hakaret ediyorsun, herkese helallaşman lazım, bütün herkese helallaş, gel ben de hakkımı helal edeyim. Ya Mustafa Özbağ'ın şahsına, ben orada Kur'an sünnet dairesinde bir şey söylemişim, sen bana hakaret etmiyorsun ki, Kur'an sünnete hakaret ediyorsun.
Benim yayınlanan sohbetlerimde, yayınlanan videolarda Kur'an sünnete aykırı bir şey varsa, Kur'an sünnete aykırı bir şey var ise yine hakaret etmeye hakkınız yok. Nasihat edersiniz, yazarsınız, dersiniz ki bu söylediğiniz şey Kur'an ve sünnete aykırı bir şey, biz de düzeltiriz. Müslüman bu, herkes hata yapabilir, Mustafa Özbağ da hata yapabilir. Sonuçta biz kitaba bakaraktan ders yapan bir kimse değiliz. Soru cevap, normalde hatamız olabilir, olabilir. Ama şu ana kadar ben 33 yıldır sohbet ediyorum, soru cevap, 33 yıldır birisi bir sayfa bir şey yazıp, şurada Kur'an ve sünnete aykırı konuştunuz diye bana bir şey getirmedi. Ben bunu kendime met etmek için söylemiyorum.
Muhakkak hatam kusurum vardır. Ya Allah rızası için birisi de kalksın, burada Kur'an'a uymadın, burada sünnet-i seneye uymadın, burada şu iştahda uymadın desin, 5 cümle kursun, 2 cümle kursun, benim önüme koysun. Ben de ona teşekkür edeyim, Allah'a hamd edeyim, Allah razı olsun ya. Mustafa Özbağ'ın da Kur'an ve sünnet tarihsinin hatasını düzeltecek bir kimse çıkmış diyeyim. Yayınlanan bütün videolar meydanda, merak etmeyin, onları didik didik ediyorlar. Onları böyle hem din düşmanları, hem de Mustafa Özbağ düşmanları didik didik ediyor. Ve onların içerisinden bir tane Kur'an ve sünnete aykırı bir şey bulsalar, böyle çakı bulmuş çocuklar gibi sevinecekler. Ve beni böyle ibret-i alemlik asçaklar belki de.
Ne kadar kinleri varsa, ne kadar nefretleri varsa, ama bir tanesi Kur'an'a, sünnete, imamların iştahdına veya sufiliğe aykırı bir şey bulamıyorlar. Hakaret ediyorlar boyuna. Neden hakaret ediyorlar? İşte birisi kes kopyala yapıştır yaptı, işte bir kardeşin birisi Allah'ı rüyasında gördüğünü söyledi. Sizin suretinizde gördüm dedi. Vay Allah'lık iddiası yapıyor dediler. İftira atan atan, hakaret eden edene. Nasıl hesap vereceksiniz ahirette? Hadisler sabit, Allah rüyada görülür diye. Ne yapacaksınız şimdi? Ben Atatürk'ü rüyamda gördüm demedim. Ben Atatürk'e şöyle söyledim, böyle söyledim, böyle söyledim dedim.
Vay Atatürk şöyle konuşulurmuş da, konuşulmazmış da olanca hakaret etti herkes. Atatürk'ü rüyada görülmez mi? Öbür taraftan o Fesli tarihçi, Atatürk'ün ruhunu çağırdık biz dedi. Ona sordum, onunla konuştum dedi. Hiç kimse ona bir laf söylemedi İslami camiadan. Fesli Atatürk'ü çağırıyor da, onun ruhaniyetiyle konuşuyor da. Mustafa Özba konuşamaz mı? X kimse konuşamaz mı? Olanca hakareti söylediler. Muhyiddin İbni Arabi ben dilediğim ruhaniyeti çağırır, onunla konuşurdum diyor Füsus'unda. Sen ister inan, ister inanma. Hakaret edebilir misin ya? Bu hakkı nereden aldın? Ama bizde öyle bir sosyal medya oluştu ki, hem hakim, hem avukat, hem savcı.
Biz öyle bir dijital terörün altındayız ki, adam oturuyor, oturduğu yerden hakaret ediyor. Oturduğu yerden dilediği efeliği yapıyor. Gel benim yüzüme söyle hadi. Bu hakaret edenlerin, bu diline pelsenek edenler var ya, benim dervişliğimden önce, benim dervişliğimden önceki hayatımda, yemin ediyorum, onları ayaküstü değil, tırnakların üzerinde dikerdim.
Bu böyle sosyal medyadan hakaret edenler var ya, adam kadın hiç önemli değil. İnsan değiller önce. Müslümansan hakaret etmezsin, oturur nasihat edersin. Müslüman odur ki, dilinden diğer Müslümanlar emindir. Hakaret ettim ben senin dilinden emin değilim. Hadis-i şerife göre, sen Müslüman değilsin. Hadis-i şerife göre söylüyorum. Neden? Müslüman odur ki, diğer Müslümanlar elinden ve dilinden emindirler. Sen benim her türlü, bana hakaret edeceksin. Namusuma, şerefime, haysiyetime, çoluğuma, çocuğuma. Ondan sonra özür dileyeceksin benden. Ha, oradan oturduğun yerden hakaret edeceksin, oturduğun yerden de özür dileyeceksin, iş bitecek. Öyle mi? Yok.
Yok. Bir de fusulet 34-35 ile size seslenmek istiyorum demiş. Daha önce neden fusulet sureti, Kur'an'a uymadın ki hakaret ederken? Kur'an mı sana emretti hakaret ettiği yer? Ne hakaret ettiğini de yazmamışsın. Ne dediğini de söylememişsin. Herkes hata yapabilir, herkes kusur işleyebilir. Hata yaptığını, kusur yaptığını mahkemeye verilince mi anladın? Demek mahkemeye verilince kadar hata kusur ettiğini anlamadın. Öyle mi? O kadar gaflettesin yani. Yok. Kim hakaret ettiyse, kim aleyhimizle konuştuysa, kim gıybet ettiyse, hakkımız helal değil. Çünkü benim bu nefsimle alakalı değil. Bu bir toplulukla alakalı. Bana hakaret eden, benim nezdimde bütün topluluğa hakaret ediyor.
Biz aile içi kavga yapmıyoruz ki. Benim işte kardeşim, abim, yeğenim, kendi aramızda benim hakkımda hakaret etse, benim şahsımı ilgilendiriyor. Dersin ki ya helal, hoş olsun. Benim şahsımı ilgilendiriyor. Ama ben bir birey olarak burada değilim. Bir topluluk var. Beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlar var. Hakaret edenler, gıybet edenler, laf söyleyenler. 33 yıldır bu yola emek vermiş. Bizle beraber yürümüş. Yağmur dememiş, kar dememiş, soğuk dememiş, sıcak dememiş, param var dememiş, yok dememiş. Eşinden, çoluğundan, çocuğundan, hayatından fedakarlık etmiş. Kur'an, sünnet yolunda yürüyeceğim, tasavvuf yolunda yürüyeceğim demiş.
Çocuğundan yaşlısına kadar emek sarf etmişler insanlar. Siz, Mustafa Özbağ'ın nezdinde hepsine hakaret ediyorsunuz. Mustafa Özbağ'ın nezdinde hepsinin gıybetini ediyorsunuz. Mustafa Özbağ'ın nezdinde hepsini gömmeye çalışıyorsunuz. Ben kendime münhasır, böyle kendim için değilim ki. Ben deyim ki, aa arkadaşlar ya sen bana hakaret ettin, işte hakkım helal olsun. Değil ki. Sen benim nezdimde bütün topluluğa hakaret ettin. Kaç bin kişiysek, bunu affetme yetkisini ben kendimde görmüyorum. Bu davadan vazgeçme yetkisini kendimde görmüyorum. Bu benim şahsi bir meselem değil ki. Aramızda şahsi bir mesele olsa, borç alacak olmuş olsa oturur helallaşırız seninle. Aramızda şahsi bir mesele olsa, seninle alakalı, benimle alakalı, hiç vallahi önemli değil.
Helalla hoş olsun der, yürür geçerim. Ama ben sohbet ediyorum, bu sohbetim Kur'an sünnet dairesinde ve bir topluluk beni dinliyor, bir topluluk beni kendisine büyük olarak görmüş, bir topluluk kendisine abi görmüş, amca görmüş, baba görmüş, dede görmüş, üstad görmüş, bir şey görmüş. Onlar bizde bir şey görmüş der, bizle beraber yol gidiyorlar. Ben onların hakkında nasıl ben kendi üzerime alıp da diyeyim ki ya, helal olsun, diyemem canım kardeşim. Siz çünkü komple bir topluluğa, hatta daha ileri. Ben kendi başına çıkan bir insan değilim. Benim bir üstadım var, üstadımın üstadı var, üstadımın üstadı var, onun üstadı, onun üstadı, onun üstadı var. Ve onlar bir yol ehli insanlar.
Ben bayındırdan kalkıp da kendi başıma ben şunu olacağım, bunu olacağım diye yola çıkmış bir insan değilim. Ben Allah'a kul olmak için yola çıktım. Şeyhim bana dedi sen zakirsin. Şeyhim dedi bana sen nakipsin. Şeyhim dedi bana sen nakibini gabbasın. Şeyhim dedi sen şeyhsin, bir başkasını açıklattı sen şeyhsin dedi. Kendisinin bilacağı iş. Sonra başka şeyhler dedi sen şeyhsin diye. ben kendi kendime ben şeyhim diye yola çıkmış bir insan değilim. Kimse ağzımdan duymamıştır. Eee sen bu kadar insanın kendince, emeği olan, bu kadar insanın kendince aktap kabul ettiği bir kimseye hakaret edeceksin. Ha ben de tamam, helal olsun ya özür diledi ya.
Yok canım kardeşim. Sen git Geylana Hazretleri'den helallık iste. Tarikat biri. Sen git Ahmet el Rufay'den, Ahmet el Bedevi'den, İbrahim Dusuki'den, Şazeliz'den, Hazreti Mevlana'dan helallık iste. Sen git Hacı Bayram'dan iste. Sen gel Bursa'da Üftada Hazretleri'nden iste. Sen gel benim Bursa'ya taşınmama vesile olan Emir Sultan Hazretleri. Onun emriyle gelmişim. Üstadım öyle dedi. Git ondan helallık iste. Sen git şimdi Kabbaşi'den, Kabbaşi'nin silsilesinden helallık iste. Sen git şimdi işte Bosna'da, Kacuni'den, bütün dergâhtan orada helallık iste. Sen git şimdi benim gördüğüm veya halimde, rüyamda gördüğüm kimseleri, sen gör, git onlardan helallık iste.
Git helallık iste. Sen sahabelerden, pire efendilerden, Hazreti Muhammed Mustafa'dan helallık iste. Ben mantar çıkar gibi orta yerden çıkmadım. Bunca insanı rüyasında gösteren Allah var. Sen git Allah'tan, af dile. Sen Mustafa Özba kim ki? Sen git, beş yaşında semazen çocuk var. Ondan helallık iste. Sen git yetmiş yaşında semazen kimse var, ondan helallık iste. Sen bu kadar ders çeken, kendisini bu yolda gören kimseler var. Onlardan helallık iste. Bütün herkes için geçerli bu. Bizden işin yok canım kardeşim. Selamun Aleyküm.
Ben Almanya'dan Resul, Yılmaz abinin ve semazen Abdullah Şahin'in arkadaşıyım. Sizi rüyanda gördüm. İzniniz olursa sizden ders almak istiyorum. Almanya'dan selamlar. Aleyküm selam. Allah mübarek eylesin canım kardeşim. Sizin de dersinizi inşallah veriyorum. Günde bir sefer inşallah bu dersi çekeceksiniz. Allah mübarek eylesin inşallah. Salim soruları bitiremiyoruz yine be. Selamun Aleyküm münafık kuşluk namazı kılmaz ve kafirun suresini okumaz anlamındaki hadis rivayeti zayıftır. Senedinde bulunan Yalab bin Eştak adındaki ravi, metrukul hadistir. Buhari ve Zehebi bu kişinin hadis rivayetlerinin yazılmayacağını bildirmişlerdir. Cübbeli Ahmet hadisin sahih olduğunu söylüyor.
Kafirun suresini okurken karıştıran kişiler için, karıştıran kişiler için hüküm ne olur bir durumda? İmam Buhari ve Zehebi bu hadislerin reddettiğiyse, ben Buhari ve Zehebi'yi kendimce ölçü tutarım ki feyizül kadirdeymiş bu. O yüzden ben onun ölçü görürüm. Cübbeli Ahmet Hoca'da ayet ve hadisi iyi bilen, gerçekten Kur'an sünnet dairesinde ayet ve hadisleri iyi yorumlayan kimse.
Ama ben Buhari'nin ve Zehebi'nin ölçüsüne uyarım. Hayiz dönemi bitmiş bir kadın gusül abdesti almadan kocasıyla birlikte olması uygun mudur? Bu eğer hayiz 10 gün veya 10 günden fazla sürüyorsa, 10. gün, Hanefi'ye göre söylüyorum, 10. gün gusül abdesti almadan beraber olabilir. 10 gün ve fazla sürerler. Ama 10 günden az sürüyorsa, muhakkak gusül abdesti alması lazım. Çünkü gusül abdesti alması ve namaz kılması, kadının hayizinin bittiğine hükmedilir. Bir erkek eşine utanır, bitti mi, bitmedi mi diye sormaktan utanabilir, çekinebilir. Yani eşinin gusül ettiğini görürse veya namaz kıldığını görürse, hayizinin bittiğine işarettir.
O yüzden muhakkak gusül etmesi lazım. Daha sonra alacağım düşüncesiyle... Yok, olmaz. O normalde muhakkak gusül edecek. Gusül ettikten sonra ilişkiye girecek. Sohbetlerinizde giydiğiniz kıyafetin manası nedir? Neden kırmızı? Kırmızı Allah'a olan aşkı simgeliyor benim kendi nezdimde. O yüzden kıpkırmızı giyinmek caiz değildir. Yani bir kimsenin sikkesi, sarığı, gömleği, pantolonu, kıpkırmızı, kıpkırmızı olursa bu caiz değildir. Çünkü kıpkırmızı giymeye uygun görmemiş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. O yüzden kırmızı aşkı simgeler, gülü simgeler. O yüzden kendimiz öyle kırmızıyı kullanmayı severiz. Sema programlarında renkli giyinmenizin anlamı nedir?
Eee, alem rengarenk. Bizim semazen kardeşler rüyalarında hangi renk elbiseyi görüyorlarsa onu diktiriyorlar. Renklerin de dili var sonuçta. Bir derviş kardeşin ya da kardeşinin yaptığı işleri beğenip onlara özenmekte bir sakınca var mıdır? Yok. Bu şükürsüzlüğe girer mi? Girmez. Özenelim, biz de yapmaya çalışalım, biz de gayret edelim inşallah.
Benim bir rahatsızlığım var. Bununla ilgili size danışmak istedim. Ben yaklaşık üç senedir gündüzleri çok kasvetli, buhranlı bir ruh hali içindeyim. Bu durum akşam olunca kayboluyor. O kara bulutlar kafamdan dağılıyor, zihnim açılıyor. Gündüz gözüme inen şeffaf perde akşam olunca kalkıyor ve bu sefer de uyuyamıyorum. Sabahladığım zamanlar çok bu uyku düzensizliği mahvetti beni. Nörolojiye gittim, beynimde bir hastalık mı başladı ki acaba diye hiçbir rahatsızlık çıkmadı. Psikiyatriye yönlendirirler beni. Doktorun dediğine göre tahammül sınırımı aşmışım. Sizofrene doğru ilerliyormuşum. Altı ay kadar antidepresan kullandım, hiçbir faydası olmadı. Dozunu yükseltmeyi istediler, kabul etmedim, ilacı da bıraktım.
Tansiyonum yirmilere yükseliyor, dört ayrı hastanede tetkikten geçtim. Onunla neden yükseldiğini bulamadılar. Yalnız suyun altına girince birkaç saat rahatlıyorum. Bir elektrik akımı çıkıp gidiyorsan ki vücudundan. Derslerimi düzenli çekiyorum, dilimde sürekli tevhid. Sizin varsa bir tavsiyeniz diye danışmak istedim. Yoksa da bu aciz talebinize dua diliyorum. Allah'ım o inin olsun. Sen hastalıkla kendini böyle iyice bunalıma atmışsın. Anlaş kendinle. Allah'a teslim ol, kendinle anlaş. Ve geceleri normalde uyumaya gayret et. Gündüz uyuma. Geceyi gündüz etme. Selamun aleyküm.
Etraftan bazı komşular, çocukları var. Altlarını bağlayan küçük çocuklar. Bunların altlarını babaları değiştiriyormuş. Duyunca şaşırdım. Anne de sağlıklı biri. Doğrusunu üstadımdan öğrenmek isterim. Allah'a emanet olun inşallah. Hayat pişterek ya. Ama yani babalar salata yapsalar daha iyi olur gibi geliyor bana. Allah iyi etsin inşallah.
Selamun aleyküm. Çok sık hastalanıyorum. Ve psikolojik olarak da çabuk yıkılıyorum. Zayıf bir karakterim. Bu yüzden Allah'a maddi manevi güç, kuvvet ver diye dua ediyorum. Bu durumda yapılması gereken dua bu olur. Eyvallah. Cenab-ı Hak'tan afiyet isteyin. O yüzden bu hastalıklardan dolayı da şikayet etmeyin. Rabbim afiyetini arttırsın. Herkesin bu dünyada bir imtihanı var. Semada çark hep saat yönünde mi olur? Ters yönde olması sakıncalı mıdır? Hep saat yönünde olur. Dünya da saat yönünde dönüyor zaten. Ters çark dönen bir tek bu Kahire semazenleri var. Onu bizim Orhan Hoca kameraya çekmiş Kahire'de. Hatta Afyon da onu bir sunumda gösterdiydi. Bir tek onlar ters çark yapıyorlar.
Onu da Çelebiler onları semazenden ve Mevlu'yuyden saymadılar. Zaten orada bir tartışma çıkmıştı. Allah bizi affetsin inşallah. Selamun aleyküm. Bir, hiçbir günahkâr da diğerinin günahını çekecek değildir. Zümer. Bu ayette birlikte Mevlana Hazretleri de başımıza gelen sıkıntıların bizim günahlarımızdan kaynaklı olduğunu söylemiş. Ama işlediğimiz bazı günahlar çoğumuz gibi kendi neslimizden çıkabiliyor. Bu durumu açıklayabilir. Nefsimizden olacak herhalde. Bu durumu açıklayabilir misiniz? Sizin başınıza gelenler sizin elinizin ürünüdür. Sizin hani ne yaptıysanız önünüzde onu görürsünüz. Bu manada alırsak evet başımıza gelenler bizim nefsimizin ürünü.
O yüzden şikayet edecek bir durum yok. Çekingenlik toplum içinde olmaya alışık olmamadan kaynaklı, utangaçlık hadislerde övülen hayaya daim mi? Dahi ise çocuklarımızı ve kendimizi girişken yetiştirmek yerine çekingen mi yetiştirelim? Yani normalde Kur'an ve sünnet dairesinde durunca insan bu manada haddini bilir. Bu çekingenlik değildir. Veyahut da utangaçlık haram işlemekten utanmaktır. Bu utangaçlık budur. Kur'an'ın sünneti müsaade ettiği helal daire tutangaçlık yoktur. Bazı hadislerde peygamberimizin hoşnutsuzluğunun yüzünden belli olduğu yazılmış. Hangi durumlarda hoşnutsuzluğumuzu belli etmeliyiz? Haramlarda. Her düşünce ve hissimizi beden dilimizle belli etmemiz ne derece doğrudur?
Doğrusu nedir? Mümkünse beden diliyle. Mümkün değil ise dil ile. Hani diyor ya siz bir kötülüğü gördüğünüzde elinizde mümkün değilse dilinizde o da mümkün değilse kalben buğz ederekten önlemeye çalıştınız. Biz de öyle yapmaya gayret ederiz. Selamun aleyküm. Benim eşimle aram bozuldu. Hiçbir şekilde düzeltemiyorum. Ailesi bana yardımcı olmuyor. Şimdi eşim bana boşanma davası açmış. Ben boşanmak istiyorum. Yalnız avukatı beni aradı. Yüksek miktarda mehir talep ettiler. Ben de bunun çok olduğunu söyledim. Eşimin kendisiyle konuşamıyorum. Ortak bir nokta bulamıyoruz. Ne yapmam gerekir? Ortaya akil bir aracı koy.
Muhakkak bir aracı vardır akil bir şekilde. Bir hakim tayin edin. Öyle konuşmaya gayret edin. Ben eşimle yine de aramızı düzeltmek istiyorum. Kendi ailesinin baskısı altında kaldığını düşünüyorum. Hiçbir şekilde irtibata geçemiyorum. Sizlerden yardım ve dua istiyorum. Allah razı olsun. Allah yardımcınız olsun. İnşallah Cenab-ı Hak düzeltsin aranıza. Muhakkak vardır birisi. Bu konularda böyle akil bir kimse araya girse, aranızı düzeltmeye çalışsa, ortak noktada buluştursa güzel olur. Bu da İslam'ın kendi içerisinde üretmiş olduğu bir yoldur. O yoldan gidebilirsiniz inşallah. Tasavvufun Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ali Efendilerimize dayandığını söylemiştiniz. Dört halife Efendimizin de desteklediği ya da manevi icazet verdiği durum olabilir mi?
Evet. Seyri sürüklü alınan manevi icazetler silsileyle mi belirlen yoksa ikisi farklı şeyler mi? İkisi farklı şeyler. Dervişin üstadı manevi icazet noktasında ilk aldığı icazet mi olur? Yoksa Üstad Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden önceki son durak mıdır? Üstad Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem önceki son durak mıdır?
Yol canım kardeşim, bu sufilik yolu, bu yol normalde Üstad'ın soruyu ben anlayamadım tam olarak. Şimdi o yüzden anlayamadığım bir soruyu cevaplandırmaya çalışmayayım. Manevi icazetler topluca mı verilir? Yoksa örneğin Abdullah Baba ile başlayıp sonra topluca, sonra da tek tek verilebilir mi? Her türlü verilebilir. Dervişin zahir, batın, mürşidi, üstadıdır. Manevi mürşid olarak sıralama olur mu? Önce Pir Efendiler, sonra Peygamber gibi veya birden çok manevi mürşid olabilir mi? Olabilir. Hz. Hızır Efendimiz dervişleri görünebilir mi? Mürşitlik yapar mı? Görünür. Tasuvvuf, tasuvvilikte zahiren ya da batinen dervişe ekmek tuz verilmesi var mıdır?
Ne anlama gelmektedir? Eski kitaplardan okumuşsunuz bunu. Mevlivilikte, sufilikte siyasi kevarmıdır, var ise anlamı nedir ve kimlere verilir? Yanlış kelam ettiysek affol, hakkınızı helal edin. Helal olsun inşallah. Evet, saat 23.55. İnayeti nasıl anlayıp yaşamalıyız? Rabbim anlaştırsın, yaşatsın inşallah. Haydi bakalım. Bu akşamlıkta bu kadar olsun inşallah. Allah gecenizi hayır etsin. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin.
Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp, hakkı hak batıl batıl bilenlerden eylesin. Geceniz hayır olsun. Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.