mustafaozbag.org

SORU - CEVAP SOHBET

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 10 Ocak 2021 · 2:17:22

Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi mübarek eylesin, Cenab-ı Hak gündüzünüzü mübarek eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı ve mübarek eylesin. Rabbim dostlarına, dost, düşmanlarına düşman eylesin. Cenab-ı Hak cümle Ümmet-i Muhammed'e, Kur'an ve sünneti seniye sımsık yapışıp hem yaşamayı hem de yaşatmayı nasip ve müesser eylesin. Bir haftayı geçirdik, koronaydı, coronaydı derken, yan yattı, çamura battı, şu kadar attı, bu kadar eksildi derken, Cenab-ı Hak'a hamdü sena olsun, bir hafta daha geçti, ömürden bir çizik dağıttık. E tabi bu haftada aslında bakarsan dolu dolu geçti. Amerika'daki kongre binasının basımı, işte ne bileyim bu tip karışıklıklarla geçen bir hafta oldu.
İnşallah Rabbim cümle Ümmet-i Muhammed'e faydalı bir süreç oluşturur. Sorulara devam edeceğiz inşallah. Selamun Aleyküm. Benim bir sorum olacak, normalde akıl yürüterek halledebileceğim bir problem gibi ama bu konuda sohbetler de genelde belli bir görüş hakim. Yine de sormak istiyorum, emin olmak için. Cevaba göre hareket edeceğim sorum şu. Ayakta işemek kabir azabına sebep diyebiliyorum. Ancak çalıştığım iş yerine çok fazla tuvalette vakit geçiremiyorum yoğunluktan dolayı. Acaba duvara monte, pis duvarda işemek de ayakta işemek sayılır mı? Bu arada tuvalette Alaturka yok. Klozetler hem daha çok sıçratıyor hem de peçete sermesen oturulmuyor.
Peçete de vakit kaybı. Elbette ki dinimizde vardır bir hikmeti. Sonuçta sünnet, sünneti siyeh biliyorum. Ancak yorumlanabilir bir konu mu onu merak ettim. Mantık olarak pisü var, kolaylık olacak acil durumlarda. Sonuçta acil durumlarda ayakta da bevledebilirler. Önemli olan bir kimsenin bevilleri yani o necaseti kendi üzerine sıçratmaması. Hadis şeridi çünkü kabir azabına düçar olan o kimse ayakta bevlederdi. Yani üzerine sıçrardı necasetler. Bu manada söylenmiş bir söz. O yüzden mümkünse eğer ayakta bevletmeyelim ama çaresizsek yapacak bir şey yoksa o zaman o pisü varları bir kimse bevredebilir. Selamünaleyküm.
Köy enstitüleri hakkında olumsuz, olumlu pek çok şey söyleniyor. Sizin düşünceniz nedir? Köy enstitüleriyle alakalı evet çok olumsuz şeyler de söyleyen var ama bir kısım olumlu şeyler söylüyor. Ben köy enstitüleriyle alakalı olumsuz düşünenlerdenim. Şöyle olumsuz düşünenlerdenim. Çünkü köy enstitülerini okuyan, köy enstitüleri mezunu öğretmenlerle çok oturdum bu mevzuları konuştum. Anlattıkları şeyler Kur'an ve sünnet ahlakının dışında hareketlerdi. Bunun sadece bir tek bir şeyini söyleyeyim. Örneğin köy enstitüleriyle yatılı okuyan kız ve erkek öğrenciler aynı koğuşlarda, aynı yerlerde yatıp kalktıklarına dair bunları söylemişlerdi. Ama nasıl söyleyeyim, şu anda Türkiye'de bir dinsizlik akımı varsa bu köy enstitülerinden başlamıştır.
Bu kadar söyleyeyim yeter. Hayırlı akşamlar benim sorum şu, Noel Hristiyanlar için Hz. İsa'nın doğumu olarak kutlanıyor. Müslüman olarak bizim kabul ettiğimiz bir peygamberin doğumunu alkol kullanmadan kutlamamız Müslümanlığa niye aykırı kabul ediliyor? Biz normalde bütün peygamberlerin peygamberliklerine iman ederiz. E o zaman Musa'nın da doğumunu kutlayalım. O zaman Yakup'un da, o zaman Yusuf'un da, Yunus'un da, Kenan'ın da, Adem Aleyhisselam'ın da, Şit'in de, hepsinde doğum günlerini kutlayalım. Yani normalde böyle bir mantıkla hareket edilince, geriye yönelik bütün peygamberlerin doğum günlerini kutlamamız gerekir. Bu mantıkla devam edersek.
Ama burada normalde içimeden kutlamak derken, siz İsa Aleyhisselam doğdu diye zikir halakası mı kuracaksınız? Veya İsa Aleyhisselam doğdu diye Kur'an-ı Kerim mi okuyacaksınız? Veya İsa Aleyhisselam doğdu diye hayır hasanat mı işleyeceksiniz? Yoksa İsa Aleyhisselam doğdu diye dansöz mü oynatacaksınız? Yani enteresan bir şey, Türkiye'de İsa Aleyhisselam'ın doğumu için dansöz oynatıyorlar. Özel geceler tertipleniyor, kumarlar oynanıyor, içkiler içiliyor, dansözler oynatılıyor, şarkıcılar şarkılarını söylüyorlar. Ama mevcutta Türkiye'deki yılbaşı eğlencesi bu. Yani ne yazık ki işte İsa Aleyhisselam'ın doğum gününde Hristiyanlar böyle eğlenmezken bizler ne yazık ki böyle yapıyoruz. Allah bizi affetsin. Sonra Cebrail parantez içinde, Cebrail ona yaklaştı ve aşağıya doğru sarktı.
Aşağıya doğru yine parantez içinde. Necm Suresi 8. Ayet. Meğerlerde bu ayetteki gibi parantez içinde yazılanlar çeviren kişinin yorumu mu oluyor? Evet. Bunlar normalde çeviren kişinin yorumu yoksa Necm Suresi'ndeki normalde ayet-i kerimenin gerçek şeyi o değil. Durumu o değil. Ama ne yazık ki işte böyle yapıyorlar. Allah bizi affetsin inşallah. Necm Suresi'ndeki, Necm Suresi ayet 8, bak İbni Kesir'in tercümesinden okuyorum. Ayet 8, sonra yaklaştı derken sarkıverdi. 9. Ayet, iki yay kadar yahut daha da yakın oldu. 10. Ayet, o vakit kuluna vahyedeceğini etti.
Bunu illa ki Cebrail Aleyhisselam'a bağlamak için habire uğraşıyorlar böyle. Vahyeden kimdir? Allah'tır. Bakın, vahyeden direkt Allah'tır. Vahyi indiren Cebrail Aleyhisselam'dır. Vahyi Kur'an-ı Kerim ise Cebrail Aleyhisselam direkt indirir. Ama Allah kuluna vahyetti. Allah kuluna vahyedince arada Cebrail Aleyhisselam kalmadı. Cebrail Aleyhisselam'a vahyetmedi. O zaman, bakın buradaki ayet-i kerimede o zaman mana farklı oldu. Sonra yaklaştı derken sarkıverdi. İki yay kadar yahut da daha yakın oldu. O vakit kuluna vahyedeceğini etti. Kuluna vahyedeceğini etti. Kuluna.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve diğer insanlar Cebrail'in kulu değil ki. Biz Allah'ın kuluyuz. O zaman Allah vahyetti. Ve zaten o vakit kuluna vahyedeceğini etti. Onun gördüğünü gönül yalanlamadı. Demek ki Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir şey gördü. Gördüğü şey Allah'tı. Bunu mantık olarak, akıl olarak şuydu, buydu, şuna benzerdi, buna benzerdi, bu mümkün değildi. Biz bu hali anlatabilmemiz, bizim bu hali tefekkür etmemiz, bizim bu hali herhangi bir dünyevi argümanla, tarif etmemiz, anlatmamız mümkün değil. Allah nasıl bir göz ise, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gözü, Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bu manada göründü.
Ve gönlü de o görünen şeyi yalanlamadı. Bak görünen şeyi diyorum, yani bir şeye benzetmemiz mümkün değil. O yüzden bunu böyle hani meallerle işin içerisinden çıkmaya çalışanlar, işte bunu illaki hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine burada sarkan Cebrail'di diye söylüyorlar ki, o yaratılmışların en şereflisi ve en mükemmeli. O Cebrail aleyhisselamdan daha şerefli, Cebrail aleyhisselamdan daha yüce, Cebrail aleyhisselamdan daha mukaddes, Cebrail aleyhisselamın da üstünde bir peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. O yüzden onu şerefinin, onun yüceliğini aşağı indirmeye çalışmak en büyük zulümlerden birisi. Allah muhafaza eylesin.
Anınız aşk olsun. Amin. Abdurrahman Cami'nin Mevlana için söylediği peygamber değil fakat kitabı vardır sözünün muhatabı. Rumi'nin Hüsami Namesinden, gönlünüzden akan bir şiirini bizlere lütfeder misiniz? Eğer son dakikalara denk gelirse belki yorgun olursunuz o zaman kendi isteğinize bırakırım. Allah razı olsun. Teşekkür ederim. Ben öyle bir şeyi ezberimde değildir diye. Ezberim çok yoktur benim. Hakkınızı helal edin inşallah. Tasavvuf ve sufilik. Kur'an ve sünnet açısından deliller nelerdir? Şeyhin mürid üzerinde ne gibi tasarrufu vardır? Ölen bir şeyh veya veliden istimdat beklemek Kur'an ve sünneti Resulullah açısından değerlendirir misiniz?
Bizim sufiliğimiz nasıl olmalıdır? Teşekkür ederim. Tasavvuf ve sufilik hem Kur'an hem sünnet içerisindedir. Bunun normalde delillerine bakacak olursak ciltlerce kitap var. O yüzden bunu delillendirmeye çalışmak dahi gereksiz bir şey. Yani bununla alakalı konuşmak fuzili bir şey. Eyvallah. Ama normalde tasavvufun veya sufilin delilsizmiş gibi gören kimseler Allah affetsin, akılsız, cahil insanlardır. Şeyhin mürid üzerinde ne gibi tasarrufu vardır? Mürid şeyhi severse şeyhin onun üzerinde tasarrufu olur. Mürid şeyhi sevmiyorsa şeyhin onun üzerinde hiçbir tasarrufu olmaz. Ölen bir şeyh veya veliden istimdat beklemek vesile ediniz diyor.
Vesile. Ölen veya yaşayan bir üstadda üstad vesile olur ancak başka bir şey olmaz. Selamünaleyküm. Öyle güzel çay içiyorsanız ki ben öyle çayı arayan içen biri olmadığım halde sizi isterken nasıl canım çay istiyor anlatamam. O yüzden artık programa başlamadan için çayımı hazır edip sizinle karşılıklı çay içmeye başladım.
Hakkınızı helal edin. Söylemek istedim bunu. Hayırlı geceleriniz olsun. Allah razı olsun. Afiyet olsun sana da. Biz çayı severiz. Çay bizi sever. Çay küçük şeyhtir. İyidir çay. Merhabalar. Allah'ın zıddı yoktur. Lakin kendisine adil demiş ama adilin zıddı zalimdir. Alim demiş ama alimin zıddı dahildir. Hak demiş onun zıddı batıldır. Burada cahildir diyecek ama harap de harf yanlışlık olmuş. Hak demiş onun zıddı batıldır. Madem Allah'ın zıddı yok neden sıfatlarının zıddı var? Cenab-ı Hak sıfatlarıyla tanınıyor.
Sıfatlarıyla tanındığı için sıfatlarının zıddı var. Sıfatlarıyla tanınmamış olmuş olsa sıfatlarının zıddı olmaz. Mevlana Mesnev'de melek olduktan sonra da ırmağı atlamak, melek sıfatını da terk etmek gerek. Her şey fanidir, helak olur. Ancak onun hakikati bakidir. Bir kere daha melekten kurban olur da o vehme gelmeye yok mu? İşte o olurum diyor Hazreti Mevlana. Burada Allah olmaktan mı bahsediyor? Haşa, asla. Hazreti Mevlana Celaleti Ruma Hazretleri asla Allah olmaktan bahsetmez. Ama sufiler Allah'ın sıfatlarıyla sıfatlanmak isterler ki bu normalde bütün ümmetin işidir. O yüzden Allah'ın sıfatıyla sıfatlanmayı kastediyor.
Size tabi oldum. Almanya'da yaşıyorum. Sizi YouTube'dan her gün dinliyorum. Üstadım nefsimi terbiye etmek için gerekeni yapmaya çalışıyorum. Verdiğiniz dersi düzenle çekmeye çalışıyorum. Ara ara etikafa giriyorum. Ramazanın son 10 gününe hazırlık için. Ramazanın son 10 gününe 40 gün kala bütün hayvansal ürünleri bırakmak istiyorum. Siz ne diyorsunuz? Biz yeriz, içeriz, israf etmeyiz. O yüzden öyle bir Ramazanın son gelmezden 40 gün hayvansal ürünleri terk etmek gibi bir halimiz olmaz. Biz helal ve temiz olan yiyeceklerden aşırıya kaçmadan yeriz. Ama Ramazanın son 10 gününde itikafa girdiğimizde evet her türlü kuvvetli hayvansal gıdalardan uzak dururuz.
Selamun Aleyküm ben rüyamda bir grup polis mensubu ve bir komiser gördüm. O kadar güzel parlaktı ki yüzleri hilal şeklini aldık.
Hilalin en ucunda ben vardım ve ortaya gelip Allah'ın nuruna gar kolmuşlar. Selam size diye hepsini selamlıyordum. Sabah ezanın sesine uyandım tevhil eder misiniz? Devletin güvenlik, bu milletin güvenlik güçleri polisiyle, askeriyle gerçekten zor işler yapıyorlar. O yüzden bu milletin bu güvenlik güçleri de Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanıyorlar. Canlarını ortaya koyuyorlar çünkü. Tevhilimiz bu. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Kişi şeyhini göremediğinde kabız olur mu? Olur. Sürekli onun rüyasında görmek şeyhinin onu çağırdığına işaret midir? Öyle bir şey diyemeyiz ama devamlı görmesi iyidir.
Namazda Peygamber Efendimiz'e hayal ederek namaz kılmak Allah'a şirk olur mu? Hz. Peygamber'i sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri imam olarak rabıt ederseniz, hayal görürseniz öyle şirk olmaz. Pandemide evlilik, nişan, ailelerin tanışması gibi buluşmaların hastalığı yayma ihtimali olduğu için manevi katil olur muyuz? Bize bu dönemde ne yapmamızı tavsiye edersiniz? Sonuçta pandemide makul ölçülerde bu tip şeyler olabilir. Makul ölçülerde ama siz böyle işte 40-50 kişiyi pandemide toplarsanız ve bulaş riski de mevcut olduğundan dolayı sıkıntı olabilir. Adet dönemi bitmesine rağmen kan gelmesi devam eden bir kimse taharet aldığı esnada, kan görse aldığı taharet kabul olur mu?
Ne yapmalıyız bu durumda? 10 günün üzerindeyse evet taharet taharettir. Yani abdest aldı, abdesti abdesttir. Eğer 10 günün üstündeyse çünkü özür kanı olur. Eğer 10 günün üstünde değil ise o zaman ay hali henüz daha bitmemiş hükmü doğar ortaya. Çocuğuna ağır travmatik olaylar yaşatan anne baba daha sonra düzelse. Fakat başka konularda birisi bilerek, diğeri de bilmeyerek yanlışlıklar yapmaya devam etse, çocuk da dayanamayıp konuşurken ikisine de hakaret etse buradaki dinen hüküm ne olacaktır?
Yani ne olursa olsun bir insanın anne babasını kırmaması gerekir. Yani ki anne babası haksız da olabilir, anne babası suçlu da olabilir. Yine de sabretmekte, anne babaya öf bile demeyiniz. Ayet-i Kerime çünkü anne babaya sabretmekte fayda var. Kredi çekerek araba almayı düşünüyorum. Ben ve benim gibiler için dua eder misiniz? Kredi çekmeniz için bir dua edeyim. Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak muhininiz olsun inşallah. Hocam, mürşidin müridi üzerinde manen nasıl bir etkisi vardır? Ve yüz yüze tanış olunmamış. Fakat halkın eksiri yetince, nakşi-i mürşidi diye tanınan kişiye intisap etmeyi nasıl değerlendirsiniz?
Biz bir kimsenin intisabına karışmayız. Yani bir kimse bir kimse intisap edebilir. Ama vela insanlar intisap edeceklerse, bir şeriatan o mürşidi kendilerince değerlendirsinler. İki, bir de rüyalarını da görürlerse daha hoş olur. Hayırlı akşamlar, bir rüyamda bana feyiz vermiyordunuz. Ben de Kur'an'dan feyiz alırım gibi bir olay oldu. O ışık vurur gibi bir şey göremez oldum. Bundan sonra rüyamda da bana dersi herhalde iki kere yapmam için veriyordunuz. Ve la ilahe illallah zikri tembellikten alıkor dediniz. Ve bu yazdıklarımın tamamını ya da bir kısmını daha önce başkalarına anlattım. Sorun olur mu?
Parantez içinde vesveseliyim. Yazdıklarımda yalan yanlış şeyler olabilir. Vesveseli isen yazdıklarında yalan yalan şeyler de olabilirsen o zaman cevap vermenin bir anlamı yok. Teheccüh için en uygun saat nedir? Ben imsaktan bir saat önce kalkıyorum. Önce teheccühü sonra dersimi çekiyorum. Artık o vakit gelince sabah namazını kılıyorum. Daha erken kalkmak gerekir mi? Harika. Allah mübarek eylesin. Cenab-ı Hak daim etsin inşallah. 11 yaşındayım namaza başladım. Arada sırada namaz kılmakta zorlanıyorum. Veya namazı son anda hatırlıyorum. Sadece farzını kılsam kabul olur mu?
Ne yapmalıyım? Son anda hatırladığın zamanlar böyle farzını kılabilirsin inşallah. Aferin. Selamünaleyküm. Geceniz hayırları vesile olsun. İnşallah iyisinizdir. Ben eşimden ayrılmak üzereyim ve bana yapmış olduğu tüm kötülüklere rağmen ona yardım etmekten duramıyorum. Bu yüzden de etrafımda normal olmadığımı söylüyorlar. Ama ben her zaman kul bilmese de Cenab-ı Hak bilir yapılanları diyorum. Çocuklarımın babalarında saygı da kusur etmemelerine özen gösteriyorum. Onlar için hayırlı bir anne olmaya çalışıyorum. Ve onları inşallah hayırlısıyla birer iyi müminler olarak yetiştirebilirim diye dua ediyorum.
Benim sorum şu. Hocam çocuklarımın babası bazen öyle bir damarıma basıyor ki bir anda öfkeme yenik düşüyorum. Böyle anlarda ne yapmamızı önerirsiniz? Tevhid çek inşallah. Allah yardımcın olsun. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Ve ayrılıyorsan çocuklar babaya ait. Çocukları babaya teslim et. Kayseri'den Mesut Güler. Aleyküm selam. Hayırlı günler hocam. Tasavvuftaki mistik iman nedir? Ve mistik imanın hareketlere, sirayetine şekilde gerçekleşir. Şimdiden teşekkür ediyorum. Ben canım kardeşim tasavvuftaki mistik imanı bilmiyorum. Ben imanı iman olarak biliyorum. Geldi Cebrail aleyhisselam. İman nedir dedi.
İman nedir deyince Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azedir. Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe, hayırlı ve şer'in Allah'tan olduğuna iman etmendir dedi. Ben imanı böyle biliyorum. Mistik iman diye bir iman tanımlaması ne fıkıh kitaplarında, ne akayet kitaplarında, ne de benim okuduğum tasavvuf kitaplarında var. Benim okuduğum, bildiğim bir şey değil. Böyle enteresan şeyler söylüyorlar. Bu tip sözler kullanan insanlar var. Yani Allah muhafaza eylesin. Biz İslam dinini, içini boşaltmayalım. Dini Kur'an ve Sünnet üzerine alalım. Tasavvufu da Kur'an ve Sünnet üzerine tanımlayalım ve öyle yapalım. Öyle inanalım.
Hocam selamun aleyküm. Benim şu an hayatımda çok büyük bir sorun var. Bir ablam önerdi sizi. Sizin cevabınız benim için önemli. Benim pek kötü yol izleyen bir kız kardeşim var. Ve benim eşim çok çok ailesine bana düşkün bir adam. Kız kardeşimin eşimde gözü olduğu söylendi yıllar önce. Bana, ama ben ciddiye almadım. İki yıl önce biz iki bebek kaybettik. Eşimin kardeşi yanarak öldü. Benim annem öldü. Eşimin babası öldü. Biz eşimle çok kavga eder bir durumdaydık. Çok yoğun çalışıp eve gelip uyku bile uyumuyordu. O arada kız kardeşim şehir dışından evime geldi. Ve eşime yanaşmış otogardan getirirken. Çok uzatmayayım. Arada çok olay var. Ben bunu yeni öğrendim. Tel ile konuşup mesajlaşmışlar.
Sonra eşim ben utanıyorum. Hata yaptık bitsin demiş. Ama üç ay önce kardeşim beni taciz etti diye attı olayı ortaya. Ben de orada öğrendim. Benim eşim çok pişman. Namaza başladı. Allah'a yalvarıyor affetsin diye. Affetsin beni diye. Ayrılma ne olur benden diyor. Ben ne yapmalıyım? Bu görüşme, bu konuşma hangi derecede, nerede, ne kadar oldu bilemediğimden dolayı bir şey diyemem. Yani normalde siz böyle hani yanaşmış, bu yanaşmış kelimesi şey, derecesi ne, durumu ne, konumu ne, onu bilemediğimden dolayı bir şey diyemem. Şu anda karşılıklı konuşmak lazım. Selamun aleyküm. Koronanın insanlar üzerinde kalıcı etkisi var mı sizce?
Bizleri neler bekliyor? Yeni çıkan virüs hakkında ne düşünüyorsunuz? Başka virüslerde çıkar mı? Bu süreç ne kadar sürer? Siz ne düşünüyorsunuz? Yani koronanın insanlar üzerinde, korona rahatsızlığı geçirenlerin üzerinde kalıcı etkileri var. Hem psikolojik etkileri var hem de fiziki etkileri var ve bunu ağır yaşayanların, ağır yaşayanların hem psikolojik olarak hem de fizik olarak sıkıntıları var. Yani her ne kadar iyileşti, hastanelerden taburcu olsalar da veyahut da işte evde geçirdi, biraz ağırlaştı deyip de öyle geçirseler de onların üzerinde psikolojik travmaları var. Aynı zamanda fiziki travmalar var. Bunların ileriye yönelik daha da bunların farklı farklı travmalarını göreceksiniz. Yani toplum olarak koronanın hem toplumsal psikolojik olarak etkileri var, koronanın bir bütün olarak baktığımızda bütün toplumun üzerinde psikolojik bir etkisi var.
Ve psikolojik olarak insanlar gerçekten rahatsızlaştı, öyle söyleyeyim. Yani bu böyle yasaklamalar, işte bu korona hastalığa tutulurum diye paniklemeler, bu konuda böyle işte titizlenmelerden dolayı psikolojisi kuvvetli olmayan, fiziki kuvvetli olmayan insanlar ne yazık ki çok etkilendiler. Allah'a yakın olmayan, Allah'a barışık olmayanlar çok etkilendiler. Onlar daha fazla etkilendiler. O yüzden koronanın insanlar üzerindeki hem fizik olarak hem de psikolojik olarak etkilerini uzun yıllar bu insanlar üzerlerinde yaşayacaklar ne yazık ki. O yüzden ağır korona vakası geçirenlerin eşleri, çocukları, anne ve babalarına, yani bunlar psikolojik bir vaka yaşadığı gözüyle bakabilirler.
O yüzden onların tuhaf davranışları olabilir, işte çabuk refleksleri olabilir, ne bileyim işte nefes darlıkları yaşayabilirler, kalp çarpıntıları yaşayabilirler. Şöyle söyleyeyim, ağır korona vakası geçirenlerin yüzde doksanında kalp vakaları görülüyor. Sebebi şu, ağır korona dolayı nefes alıp vermekte zorlanıyorlar, akciğerleri çalışmıyor. Akciğerleri çalışmayınca bu sefer kalp kapakçıklarında problem oluyor, kalp büyümeleri yaşanıyor ve zaten ölenlerin büyük bir çoğunu hani kalp krizinden öldü, hükmü çıkarılıyor. Korona ölümlerinin az olmasının sebebi bu. Hatta korona tedavi oluyor, ciğerlerinde bir şey yok, işte gönderiyorlar hastaneden taburcu oluyor veyahut da o kimse iyileştim diyor ama onun kalbinde bir hasar kalıyor.
Bir hafta sonu, iki hafta sonu, üç hafta sonu, beş hafta sonu veya bir ay sonra koronadan mütevelli, kalbindeki hasardan dolayı bir kalp krizinden veyahut da işte ne bileyim damarlarında pıhtı atmasından dolayı ölüm sebebi olabiliyor. Çünkü korona aynı zamanda kandaki pıhtılaşmayı hızla pıhtılaştırıyor. Bakın hızla pıhtılaştırıyor. Ben bunu bir virüs olarak tanımlamıyorum. Bu böyle bir bakteri gibi bir şey. Yani böyle bir virüs bulaşıcılığı var ama asıl bakteri. Çünkü kanın hızla şey yapıyor, pıhtılaştırıyor. O yüzden bütün herkese tavsiyem şu, bu arada çok bol su için hani kan inceltici veya kanın akmasını hızlandırıcı, natürel yiyecekler, içecekler bunlara dikkat edin.
Korona olanlar, bakın korona hastalığı geçirenler muhakkak zencefer, zerdeçal, çörek otu, ısırgan tohumu, keçi boynuzu, unu, unu böyle karıştırıp ister balla karıştırsınlar, ister toz halinde sabah akşam aç karna yemeye devam etsinler. Vücut bağışıklık direncinin çoğalsınlar, muhakkak ki ani pıhtılaşmanın önüne geçmek için bol su içsinler. Ani pıhtılaşmanın önüne geçmek için. Yani çünkü öyle hastalık bitti gitti diye düşünmesinler. Ve kanı devir daim edici, devir daim edici. Natural, otantik çaylar içebilirler. Ne bileyim böyle işte zencefil, zerdeçal, tarçın karışımı bir şeyler yapabilirler. Selamun aleyküm hocam.
Ben namaz dualarını sadece de, sadece de Fatiha'sını biliyorum. Sadece Fatiha ile namaz kılıp kabul olur mu? Olur canım kardeşim. Sen Fatiha ile sen namazını kıl inşallah. Sen Fatiha ile geri kalan namazda okuyacağın kısa sureleri veya diğer namazda okunacak olan duaları, viğitleri zaman içinde öğrenirsin. Şimdi Fatiha'yı biliyorsan Fatiha ile namazını kıl. Günah Konya'dan Ahmet Kerim, Kınalı. Gusül abdesti almasak melekler yanımızda durur mu? Geceniz mübarek olsun. Melekler bir böyle mecburi bizim vücudumuzda çalışan melekler var da. Onlar durur ama rahmet melekleri etrafımızda durmaz guslümüz yoksa. Selamun aleyküm.
Pandemi sürecinden beri astronomi çok ön plana çıktı. Tahminleriyle pandemiyi tutturan astrologlar bu yıl içinde yeni öngörülerde bulunuyorlar ve insanların hayatlarına şu burç böyle olacak, bu burç öyle olacak diye yorumda bulunuyorlar. İnsanlar o yorumlara göre yaşamaya çalışıyorlar. Dinimiz ve sizin astronomiye bakışınız nedir? Astronomi yıldızlarla alakalı bir ilim, yıldızlardan bir şey çıkarmak caiz değil. Bu küfür. Allah muhafaza eylesin. Astronomiye karşı değilim, gök bilimiyle yıldızlarla alakalı bilime karşı değilim. Ama bu yıldız şuraya geldi, bu yıldız buraya geldi deyip de yıldızname bakmak, yıldızlardan geleceğe yönelik bir şeyler söylemek caiz değil.
Buna göre hayat kurgulamak da caiz değil. Allah bizi affetsin inşallah. Selamun Aleyküm. Aile fertlerinden birine bazen çok güveniyorum, samimiyetine inanıyorum ama onda büyük bir sinsilik ve kıskançlık hissediyorum. Onunla samimi olmayacağım diyorum. Onu sevdiğim için mi bilmiyorum, çok uzak duramıyorum. Bu durum çok tekrarlıyor ve ne tavsiye edersin? Normalde gerçekten birisiyle alakalı böyle bir hükmünüz olması için elinizde bir deliniz olması lazım. Eğer elinizde böyle sağlam bir deliniz yoksa bu heva heves olur, bu kendi vesveseniz olur. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Youtube'da birçok hacamat eğitimi kursu var. Bu kurslardan online olarak hacamat eğitimi olabilir miyim?
Olabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun inşallah. Hocam gecemiz hayır olsun inşallah. Benim sualim şu, bir insan bir şeyin ve bir olayın hayırlı olup olmadığı hakkında Rabbimiz tarafından uyarılır ve işaretleri hissedip o konuda uzaklaşabilir miyim? Böyle bir uyarıyı Cenab-ı Hak rüyayla mı verdi, ilhamla mı verdi, nasıl verdi? Bu uyarıyı neyle aldı o kimse? Yani Rabbim beni uyardı, bak trafik kazası yaptım ben bu yola gitmeyeyim. Yani hacca gidiyorsunuz, hacca giderken kaza yaptınız. Ne diyeceksiniz? Rabbim beni uyardı, ben hacca gitmeyeyim mi diyeceksiniz? Bunlar boş şeyler. Yani yapmanız gereken hayırlı işlerde koşun, devam edin. İkincisi hocam, mevcut hayatının kendisi hakkında gidişatını iyi olmayacağını düşünen bir hanım, kendine hakkaniyetli ve saygın bir yaşantı için o yolda mücadele etmesi, yani okuyup ilim yolunda bir meslek edinmesi doğru mudur?
Olabilir. Eğer gidişatını, yani eğer o kimse ekonomik gidişatıyla alakalı böyle bir endişesi varsa bir meslek sahibi olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Hocam, evimize gelen misafiri televizyon izlerken istediği kanalı açmak zorunda mıysa? Bir de hocam, erkek için iki evlilik yapmak caiz midir? Evliliği yapacak kişi ilk hanımına söylemesi gerekir mi? Normalde eve gelen misafirin, eğer gerçekten saygı duyulacak bir kimse ise gelen misafir, misafirdir. Onun istediği kanal, eğer ki makul bir kanalsa, o televizyon izlemeye gelmiş, verin kumandasını, televizyonunu izlesin o, siz de işinize bakın. Yani oradan, bu manadan o çıkıyor.
O yüzden Allah bizi affetsin. Yani normalde bir kimse misafirliğe gider de orada televizyon izlemek istiyorsa, o zaman o televizyon izlemeye gelmiş. Ver kumandayı eline, istediği yeri açsın, sen de çayını götür, kahvesini götür, getir. Mutfakta dur, yan odada dur. E ne oldu? El emin dizisini izlesin, oradan o çıkıyor. Bir de hocam, erkek için iki evlilik yapmak caiz midir? Kur'an sünnete göre, normalde Cenab-ı Hak bunu müsaade etmiş, Kur'an ve sünnete göre. Kur'an ve sünnete göre bir erkek dörde kadar eş alabilir ama Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak diyor, sizin için bir tanesi hayırlıdır. O yüzden dikkat etmekte fayda var. Evliliği yapacak kişi ilk hanımına söylemesi gerekir mi?
Bunu normalde etik olarak söylemek isterse söyleyebilir. Söylemezse söylemez. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm, Elazığ'dan selamlar. Ve Aleyküm, Selam, Elazığ'a Selam. Nisan, Mayıs ayları gibi sizinle konuşmuştuk. Hocam, müsaadeniz olursa ders almak istiyorum. Sizi arayabilir miyim? İnşallah arayabilirsiniz. Allah bizi neden yarattı? Kendisini tanıyalım ve ibadet edelim diye. Selamun Aleyküm, bir ev aldım. İçinde kiracı var. Oradan olup oturduğum evin kirasını veriyorum. Yaklaşık bir yıldır sıkıntı yaşıyoruz. İşinden oldu, yeni bir iş buldu.
Ama ödemelerinde hep bir sıkıntı var. Bankalardan dolayı da alacak verecek davası var. Benim de hesaplarımı alt üst etti. Ben de kredi ödüyorum. İki çocuğu var. Evden çık diyeceğim vicdanım elde vermiyor. Ben de artık yükü kaldıramaz oldum. Evden çık desem daha da sıkıntıya sokacak gibi bir hissiyatım var. Çarkı da döndüremez hale geldim. Ne yapmalıyım? O düşünecek sen söyle. Ona de ki böyle böyle benim çarkım bozuluyor de. Evden çıkar mısın de. Yani normalde insanların çarkları bozuluyorlar. Mesela işte. Adam örnekliyorum bunu. Bir arkadaş vardı. Esnaf. İşi bozulmuş.
Nerede oturuyorsun dedim ben. İşte Bursa'nın zengin mahallesinde. Ne kadar evin kirası? Şu kadar. Dedim onun şu kadar da yan masrafları, görünmeyen masrafları vardır. İşim bozuk. Çık abicim oradan dedim. Ya gel dedim. Bursa'nın merkezinde kendine göre bir ev tut. Hanımına söz geçiremedi. Adam. Bu türlü çıkamadı. İyice iflas etti. İyice battı. Şimdi insanlar zorluğa giriyorlarsa hayatlarını kısıtacaklar. Yani zorluğa girdin. Ev kirası diyelim ki örnekliyorum. Bugünkü bedellerle iki milyar, iki buçuk milyar, üç milyar kira ödüyorsun. Zorluğa düşmüşsün ondan sonra git bin liralık evde otur. Gösterişe gitmenin gereği yok. Bu bizim kardeşlerimiz için geçerli söyleyecek olduğum şey.
Bizim öğretimiz bu. Lükse kaçmayın. İsrafa kaçmayın. Lüks insanı batırır. Çocuklarınızı lüks içinde büyütmeyin. Paranız olabilir. Gücünüz de olabilir. Ama gelecek Allah'a ait. Biz geleceği bilemeyiz. Fakat çocuklarınızı lükse, sefahata, konfora alıştırırsanız aslında çocuklarınızı katlediyorsunuz.
Çocuklarını lükse ve konfora alıştıran anne babalar çocuklarını katlediyorlar. Kendisini lükse ve konfora alıştıran bir sufi kendi kendisini katlediyor. Kendi kendisini katlediyor. Sebep, konfor senin beynini öldürür. Konfor senin kalbini öldürür. Konfor senin ferasetini kapatır. Konfor seni heva ve hevese götürür. Rahatlığa götürür. Seni şeytanın kucağına bırakır. Şeytanın kucağına bırakır. Bakın, ben hep böyle şerh düşmek zorunda kalıyorum kendimle alakalı. Ben zenginlik düşmanı değilim. Zenginlerin de düşmanı değilim. Benim böyle bir derdim yok. Ben lüks düşmanıyım. Konfor düşmanıyım.
Ben gösteriş düşmanıyım. Ben kibir düşmanıyım. Ben haksızlık, hırsızlık düşmanıyım. Ben insanlara zulmedilmesine, adaletsiz davranılmasına düşmanım. Benim hiç kimseyle bir alıp veremediğim bir şey yok. Bazen öyle diyorlar. Hani zenginlik düşmanı. Ya canım kardeşim ben ne zenginlik düşmanı alayım? Sen hayır hasenat yaptın müddetçe, zekatını verdin müddetçe. Bana ne? Allah'a vereceksin hesabını. Bu benim dediğim şey, bizimle beraber yol yürüyen kardeşlere ait. Konfora düşmeyin. Lükse düşmeyin. Sefata düşmeyin. Bunlar sizin kalbinizi de, aklınızı da öldürür. Bakın öldürür diyorum. Sebep, siz çünkü o konforun, o lüksün içerisinde ne kalbiniz çalışır, ne aklınız çalışır, ne de ferasetiniz çalışır.
Ve çocuklarınıza siz iyi bir gelecek bırakamazsınız. Allah muhafaza eylesin. O yüzden şimdi böyle durumu iyi olmuyor bir kimse, durumuna göre hareket edecek. Git kardeşim bin liralık evde otur, git iki bin liralık evde otur. Yani durumun yok. Veyahut da ben bunu tekrar tırnak içerisinde, sufi kardeşler için söylüyorum. Ya senin durumun 4 lira, 5 lira, 6 lira, 7 lira, 10 lira kira ödeyecek durumun yok. Varsa dahi ödeme, onu ödeyeceğini git ev al. Yani yapma. Allah muhafaza eylesin. Bunlara dikkat etmekte fayda var. O yüzden bir kimsenin normal durumu iyi değilse, gitsin kendi durumuna göre bir evde otursun. Kendi durumuna göre bir araba alsın.
Adamın borcu var, adam hala da 300-500 liralık arabaya bineceğim diye uğraşıyor. Bilme kardeşim öyle bir arabaya bin, o kadar borcun var. Neydi sistem? Sermayenin %10'u. Ticaret yapanlar için. Sen sermayen ne kadar atıyorum? 10 trilyon, git bir trilyonluk arabaya bin, hakkın. Ama senin sermayenin 5 trilyon, sen git bir trilyonluk arabaya bin. Yani işin onu kaldırıyordur, işin onu gösteriyordur, ona bir şey diyemem. Selamun aleyküm, hayırlı geceler. Günümüzde Müslüman entelektüel nasıl olunur ya da olunur mu? Biz entelektüellikten ne anlamalıyız? Batıdaki ile mi karıştırıyoruz? Hem entelektüelliği hem de günümüz Müslüman kadın ve erkekler arasındaki diyalogları da değerlendirebilir misiniz?
Yön çizmesi açısından teşekkür ederim. Yani entelektüel deyince işte fikir adamı, öyle söyleyelim. Mesela biz bunu geçmişten bakacak olursak, İmam-ı Maturidi günün entelektüeli, İmam-ı Gazali günün entelektüeli, öyle söyleyelim. İşte Muhyiddin İbni Arabi günün entelektüeli, Hz. Mevlana günün entelektüeli, bugünkü entelektüel, İslami noktada entelektüellere baktığımızda ülkemiz adına gerçekten çok kısır bir zamandan geçiyoruz.
Mesela işte Yusuf Kaplan'ı diyebiliriz böyle takibi açısından, entelektüellik açısından Yusuf Kaplan'ı diyebiliriz. Ben bazen böyle yazılarına bakıyorum öyle. Yani en azından Kur'an, Sünnet, Vatan, Millet tarafında duruyor. Yani yanlışa yanlış diyor. Yani şimdi bir kesim kızabilir beni. Abdurrahman Dilipak'ta. Herkesin hatası kusur olabilir. Ben onu da bu konuda hani takip ederim kendimce. Eleştirdiğim yerleri de vardır. Ne bileyim işte eksik fazla gördüğüm yer. Herkesin vardır. Benim de vardır. Ama mesela o İslami bir noktada Türkiye'de ne yazık ki entelektüel açısından kısır bir zamanda yaşıyoruz. Bakın çok kısır bir zamanda yaşıyoruz.
Sebebi şu hani ne yazık ki biraz böyle kendimizi eleştirelim. İslami dairede duranlar kendilerini yetiştirme noktasında eksikler. Bir de biz onları boğup atıyoruz zaten, küstürüyoruz. Topluma karşı da, kendilerine karşı da küsüyorlar. Veya bir kısmını biz kendimiz harcıyoruz. Biraz da siyasiler, bürokratlar harcıyorlar onları. Yani gidiyorlar, onları kendi siyasi partilerine davet ediyorlar. Altlarından giriyorlar, üstlerinden çıkıyorlar. Veya tehdit ediyorlar, şantaj yapıyorlar. Kendi partilerine katıyorlar, yok olup gidiyorlar. Mesela böyle entelektüel noktada kalsalar, fikir adamı noktasında kalsalar daha iyi iş yapacaklar. Ama ne yazık ki böyle bir noktada değiller.
Benim söylediğim isimler de tam bir entelektüel kıvamında değiller. Bu acı bir şey. Yani İslam dünyası şu anda çok kısır bir zamandan geçiyor. Türkiye'deki Müslümanlar ve İslam topluluğu da çok kısır bir zamandan geçiyor. Ve öyle bir kısır ki gün geçtikçe bu kısırlığı artıyor. Yani neden kısırlığı artıyor? Yani günlük olaylar o kadar çok böyle hızlı ve biz onları günlük olayların içerisinde o kadar hızlı çekiyoruz ki onlar günlük olayların içerisinde yok olup gidiyorlar. Bazen ben geriye çekilip böyle kendi kendime de bakıyorum. Yani kendimi günlük olayların dışında tutmaya gayret ediyorum. Ama insan dayanamıyor. Hani neye dayanamıyor?
Bakıyorsunuz kan gövdeyi götürüyor. Ortalık huş, içki, kumar, işte usulsüzlükler, yolsuzluklar, rüşvetler, böyle adam kayırmalar, insan kayırmalar. Bunlar böyle açlık, yokluk böyle insanların ne yazık ki damarına basıyor. Damarına basınca da insan bunlarla, bunlar hakkında konuşmak zorunda kalıyor ve bu günlük olayların içerisinde girmek zorunda kalıyor. Sebep çünkü orta yerde yanan bizim insanlarımız, yanan bizim milletimiz, orta yerde yanan bizim çevremizdeki insanlar ve kendisini alıkoyamıyor. Ben entelektör bir insan değilim. Benim böyle bir iddiam da yok zaten. Entelektüel olabilmek için çok okumak lazım, fikretmek lazım, bu konuda bilgi sahibi olmak lazım. Ama ne yazık ki şu anda Müslümanların, bilhassa bizim toplumumuzda Müslümanların önünü açacak, problemlerini, sorunlarını çözmede Kur'an ve Sünnet dairesinden ölçü getirecek, yeniden tecdit edecek bir entelektüel takımımız yok bizim.
Bu acı bir şey. Müslüman kadın ve erkekler arasındaki diyalogları da değerlendirebilir misiniz? Yani çok acı bir şey, yani gerçekten Müslüman kadın erkeklerin diyalogları veyahut da bu mümkün ki Müslümanların erkek erkeğe veya kadın kadına diyalogları veyahut da evde çocuk anne baba diyalogları çok özür dilerim ama çok bayığı ve aşağı. Selamun Aleyküm. Ben İslam'ın hizmetçi bir kuluyum. Üstadınız Sayın Mustafa Özba ile yüz yüze görüşmem icap eder. Bilgilendirirseniz sevinirim, hayırlı, bereketli geceler dilerim. İslam'ın hizmetçi bir kulu.
Yüz yüze görüşüyoruz zaten. Yani şu anda, burada canlı yayındayız. Herkese yüz yüze görüşüyoruz ama öbür türlü de bizim kapımız hiç kapanmadı. görüşmek isteyen gelip görüşebilir bizimle. Selamun Aleyküm. Ben dul bir bayanım.
İki evladım var. Ellerinizden öper. Babam alkol alan biri. Yıllardır bize yardım yapmaz. İki keredir bize para yolluyor. Ben de ikincisini de kabul etmedim. Kendisi bana, ben bu aparatları yazmış. Herhalde paraları başkalarıyla yiyorum. Sana mı vermeyeceğim dedi ve ben soğudum. İstemeyerek de olsa aldım. Almasam mı daha iyi, alsam mı anlayamadım. Yardımcı olursanız sevinirim. Sağlığınıza duacıyım. Al. İhtiyacın varsa, ihtiyacın yoksa gelen parayı bir başkasına da hediye edebilirsin. Ama al. Selamun Aleyküm.
Hocam Sakarya Üniversitesi Rektörü. Bütün üniversiteler fuhuş yuvası dedi. Adamı taşladılar. Bu da ağır bir kelime. Öyle bir şey söylendi mi söylenmedi mi bilmiyorum. Bütün üniversiteler fuhuş yuvası demesi hiç hoş bir söz değil. Yani şimdi bütün şehirler fuhuş yuvası mı dememiz lazım. Bütün şehirlerde fuhuş var şu anda. Bütün sokaklarda var. Ne yapalım şimdi? Bütün şehir fuhuş yuvası mı diyelim? Biraz bazı sözler hani maksadını aşıyor. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. Ben maaşımı her ay altın yaparak birikim yapmak istiyorum. Ancak yaşadığımız mahallede hırsızlık oluyor. Bu yüzden evde muhafaza etmekten çekiniyorum. Altın hesabı yapmak uygun mudur?
Uygun değilse ne yapmamı önerebilirsiniz. Altın hesabı yapabilirsiniz. Sıkıntı yok. Allah yesin inşallah. Şimdi geçenlerde hani birisi böyle bir bin lira, bin lira, iki bin lira, iki bin lira bir para biriktirmiş. On bir, on iki bin lira yapmış, gazetelerin konu olmuştu ya. Bununla alakalı bir profesör bir hesaplama yapmış. Abim gönderdi bana YouTube'dan onu. O profesörün hesaplamasını dinledim. On iki yılda işte şu kadar para biriktirmiş. On iki yılda bu kadar para biriktirdiyse ortalama aylık şu kadar biriktirmiş oluyor. İşte aylık şu kadar biriktirmiş olunca diyor. İşte o profesör TL'de tuttuğu için şu kadar tuttu. İşte bunu diyor eğer altın olarak değerlendirecekse şu kadar olurdu.
On iki yıl sonra işte dolar almış olsaydı bu kadar olurdu diyor. Tabii en yüksek dolar çıkıyor. Hani para biriktirmeyle alakalı. Ama tabii dolar biriktirenler, kenarda dolar tutanlar Amerikan ekonomisine aslında kredi veriyor. Yani eğer kenarda uzun müddet siz bir birikimde bulunacaksanız altın bulundurmanız daha menfaatli. Bu Amerika'ya destek çıkmamakla alakalı. Ama dolardan daha az mı kazanmış? Evet o profesörün hesaplamasına göre. Selamun Aleyküm. Dinen sorumlu olduğum fakat henüz yaşım küçükken izinsiz para aldığım birkaç aile büyüğüm oldu. Çok seneler geçti. Miktarını tam olarak hatırlamıyorum. Fakat gidip konuşmaya da utanıyorum.
Tahmini daha yüksek bir mevlaayı söylemeden bir şekilde iade etsem olur mu acaba? Olabilir. Normalde onlara hediye veya tasadduk olarak yapabilirsiniz. Teğemmüm abdesti cuma namazları içinde oluyor mu? Yani geçerli mi? İzmir dergahından derya salkın. Dün dergahlardaki kardeşlerime selamun aleyküm. Aleyküm selam. Eğer su bulunmuyorsa veyahut da yaralı belirli bir kimse ise o zaman evet teyemmüm yapabilir, cuma da kılabilir, her türlü namazı kılabilir. Selamun aleyküm Yunus, peygamberimizin tövbe ederken duasını okumamız doğru olur mu? Olur, neden olmasın? Merhaba, sizi ilk defa izliyorum.
Sizi görünce içim huzur doldu. Her şey normale döndüğünde size gelsem birebir benim ile konuşur musunuz, lüt eder misiniz? Tabii, ne demek ki? İstediğiniz zaman gelin. Bizim için her gün normal. Selamun aleyküm hocam. Dün gece rüyamın tamamını hatırlamıyorum. Fakat rüyamda bana Allah'ın Deyan ismi sıfatıyla dua ettiriyorlardı. O kadar işten seslendim ki Rabbime dua ederken ona seslenirken uyandım. Maşallah. Dua edin. Duanız olmasaydı size ne işe yarardınız demiş Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Ya Deyan, ya Deyan, ya Deyan. Allah'ı zikredin inşallah. Sufi kardeşler malum şey yazmayacaklar.
Rüya yazmayacaklar. Sen küçüksün biliyorum yazmışsın yaş olarak. Aa üzdünüz beni hocam demiş birisi. Buradan da üzebiliyorum demek ki insanları ya. Allah hakkınızı helal edin. Hiç kimseyi üzmek, kırmak istemeyiz ama üç tane mesaj yazmış. Sonra üzdünüz beni demiş. Herhalde cevap yazamadık mı? Cevap veremedik mi? Yoksa ondan sonra sürçülisan ettiysek affola. Bir yanlışlığımız, bir eksikliğimiz olduysa affola inşallah. Amacımız birilerini üzmek değil. Hakkınızı helal edin inşallah. Selamünaleyküm soru sorabilir miyiz? Mustafa Bey hayırlı akşamlar.
Bir mürşid bulmak ve bu yola intisap etmek için istihare yaptım. Ama bir işaret görmedim. Allah azze ve celle beni mürşidsiz mi bırakmak mı istiyor? Ne yapmalıyım? Ya normalde hemen bir seferde istihare yapmakla olacak bir şey değil. Dua edelim, tövbe edelim, tasadduk edelim, oruç tutalım, Allah'a yalvaralım, yakaralım. Cenab-ı Hak inşallah cümle Ümmet-i Muhammed'e bir hayırlı kapı nasip eylesin. Selamünaleyküm, Kabe'de kılınan bir rekat namazlara yüz bin rekata bedel. Bu bizim namaz borcumuzdan düşer mi? İnşallah düşer. Neden düşmesin? Rabbim temizlesin inşallah. Selamünaleyküm, geceniz hayırlı olsun. Ben sizden ders alıyorum ama bende panik atak hastalığı var.
Ne önerirsiniz? Devam et inşallah dersine. Rabbim inşallah Cenab-ı Hak şifa versin. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Allah'ı çokça zikredin. Selamünaleyküm hocam. Ben dersleri YouTube canlı yayında izliyorum. Feyiz aldım. Adım Cemil Anar. Hatay Yayladağ'ı Güvenççi Köyü'nde yaşıyorum. Ders almak istiyorum Allah'ın izniyle. Selamünaleyküm hocam. Geldiğimizde namaz kılmadık. Allah affetsin. Allah cümlemizi affetsin inşallah. Cenab-ı Hak korusun canım kardeşim. İnşallah. Sana da ders verelim. Yayla da zannediyorum oraya, oradan geçtiydim galiba. Hatay'a da selamlar olsun inşallah.
Mübarek olsun. Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Rızkımızın, nasibimizin artması için ne yapabiliriz? Ne kadar çalışsak da, çabalasak da ancak idare edecek düzeyde kalıyoruz. Cenab-ı Hak bereket versin inşallah. Allah'tan bereket isteyin. Cenab-ı Hak bereketlendirsin, lütfetsin, ikram etsin. Allah'ı zikredin. Allah'a dua edin inşallah. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin yaşantısına benzemede çok zorlanıyorum. Yeme, içme, uyuma her konuda. Bunu nasıl kıracağım, nasıl ve nereden başlamalıyım? Yavaş yavaş inşallah. Cenab-ı Hak yardımcı olsun.
Gayret et, koştur. İnşallah. Cenab-ı Hak nasip eder. Bir de yetim ile ilgili hadisler kaç yaşa kadar geçerli? Yetim dememiz için çocuk mu mu? Teşekkür ederiz. Evet, akıl bali oluncaya kadar yetimlik geçerlidir. Akıl bali olduktan sonra yetimlik geçerli değil. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şeytanı Müslüman oldu demiştiniz. Şeytanlara Müslüman kapısı kapalı ise o şeytan nasıl Müslüman oldu affınıza sönüyorum. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin bir şeytan vardır, şahıslara özeldir. Yani şahsı özel melek gibi. O yüzden şahsı özel bir şeytan var. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin kendisine özel olan şeytan Müslüman oldu.
Yani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni aldatma şansı olmadı. O bir peygamberdi. O da bir peygamberliğin mucizesi. O yüzden normalde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin bu konuda hadis-i şerif var. Onunki Müslüman oldu. Bir kimse 30 yaşında hidayete ermeden ya da namazsız vefat ediyor. Diğer bir kimse 80 yaşında vefat ediyor. Ama bu kişi 65 yaşında hidayete eriyor. 5 vakit namazını kılarak ölüyor. 30 yaşında ölen kimse erken öldüğü için, diğerinden daha az yaşadığı için namaza başlama ihtimali daha az oluyor. Bu kimse de 80 yaşına kadar yaşasaydı belki namaza başlayabilirdi. Bu durumu nasıl anlayabiliriz?
Din matematik değil canım kardeşim. Sen denklem gibi soruyor. 80 yaşına kadar yaşadı 65'inde namaza başladı. Öbürki 30 yaşında öldü namazı kılmadı. Onun ömrü o kadarmış, onun ömrü de o kadarmış. Din matematik değil. Günde 100 defa la ilahe illallah diyene 100'ü kıyamette dolunay gibi parlar tabarale. Bu adet şeritli kıyamette demek mahşer mi demek? Evet. Kıyamet mahşer aynı. Selamun aleyküm Remzi Tutoğlu. Çarşamba günü Özbekistan'a gidiyorum. Bize dua edin. Hakkınızı helal edin. Helal olsun insyaAllah. Allah yardımcı olsun Remzi. Selamun aleyküm hocam.
Ben evde saz çalıyorum. Kendimce bunda bir sıkıntı var mı? Başka ortamlarda çalmıyorum. Dinde buna dair kesin olmasa bile hadislerle ilgili bilgi varsa anlatır mısınız? Geceniz güzel geçsin. Gel kardeş biz de dinleyelim ya. Regil döneminde oje sürmek ya da takma tırnak kullanmak uygun mudur? Cinler takma tırnakta da olur mu?
Yani kadınların regil döneminde gusül abdeste ihtiyacı olmadıklarından dolayı normalde oje sürebilirler. Neden gusle ve abdeste ihtiyaçları yok? Ama o esnada da yine tırnak büyütseler veyahut da takma tırnak kullansalar yine o tırnakların altında kafir cinler olur mu? El cevap olur. Selamun aleyküm. Anne babaya isyan etmek deyince ne anlamalıyız? Annem ile işin içinden çıkamadık. Normalde anne babaya isyan etmek mesela bir anne bir baba Kur'an ve sünnet dairesinde çocuğundan bir şey istiyor. Çocuğundan bir şey istiyor. Çocuğun yapabilirliği var mı? Var. Kur'an ve sünnet dairesinde helal daire dese yapacaklar, isyan etmeyecekler.
Selamun aleyküm. İtaatsizlik ya da o emri o an yerine getirip içinden bir türlü kabul etmeyip bunu sorunlarına getirmek de gizli kibre girer mi? Evet. Selamun aleyküm. Verilen hediyeyi küçümsemeyin, kabul edin dediniz. Peki burada tüm ihtiyaçları etrafına andıran olmadığını söyleyen, evinin ailesinin olmayan her şeyini anlatan ve her türlü eksiğini etrafından toplayan kimse de ben kibirli olamam deyip alıyor.
Ve bunu sizin sözünüzü dinlemek olarak aktarıyor. Burada istenmeden gelen hediyeyi kabul etmek mi? Yoksa ihtiyacını söyleyip gösterip gelmesini beklemek mi? Edep adaptır. Sufiler hiçbir zaman ihtiyaç beyan etmezler. Sufi ahlaktır. Sufiler hiç kimseden hiçbir şey de istemezler. Mümkün olduğunca. Hadis-i şerifte de diyor ki istemek zorunda kalırsanız gidin temiz yüzlerden isteyiniz diyor. O yüzden sufi ahlakıdır. Biz hiç kimseden hiçbir şey istemeyiz. Bizim şuna ihtiyacımız var demeyiz. Ama sufi ahlakı biz istemediğimiz halde bize bir şey gelirse o zaman biz de onu reddetmeyiz. Sufi ahlakıdır. Andırmazsın bile. Bir çay olsaydık içseydik bu andırmaktır. İstemektir bu. Veya işte bak gördün mü kışta geldi şimdi üşüyeceğiz bir paltomuz da yok ki.
Bu andırmak bu istemektir. Sufiler bunu yapmazlar. Yapmamaları lazım. Veya bazıları şöyle diyorlar hani böyle yurt yaptırmak için, Kur'an kursu yaptırmak için ne bileyim bir şey yaptırmak için istiyorlar ya işte diyorlar ki hani nasıl yapacağız? Yok canım kardeşim ya istemesen sen sadece bir işe kalkışsan yardımcı olacak olan varsa olur. Ama istemeye o kadar çok insanoğlu alıştı ki Müslümanlar bilhassa alıştılar. Yani böyle dilenci hükmünde Müslümanlar. Allah muhafaza eylesin. Çok üzülüyorum böyle söylerken. Bakın çok üzülüyorum. Yani bir de hele bilhassa böyle hani İslami bir cemaatin, bir tarikatın, bir topluluğun içerisinde koşuşturuyor görünen insanların böyle hani bir yerlere ihtiyaç arz etmesi, bir yerlere beyan etmesi gerçekten çok acı bir şey.
Bu sözüm bizim kardeşlerimize, zakirlerimize kimseden hiçbir şey istemeyin. Çavuşlarımıza kimseden hiçbir şey istemeyin. Bu kardeşimiz bizim sufi yolunda giden kardeşlerimize. Kimseden bir şey istemeyin. Andırmayın, hissettirmeyin. Ama birisi size bir şey yaptı onu da reddetmeyin. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir şey yapmayın. Bir de hani birisi istiyor ne yapacaksınız? Mümkünse gücünüz yerindeyse, yapabilirsiniz varsa yapın ama istemeyin. Peygamberler şehri şanlı Urfa'dan selam olsun. Ben Ahmet Aslan ziyaretinize gelmiştim Yılmaz abiyle birlikte. Ve aleyküm selam. Canım kardeşim, Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Gelişinizden çok mutlu olduk, çok memnun olduk. O peygamberler şehrinde yaşıyorsunuz. Ben Urfa'yı çok severim. Urfa halkını da severim. İlk gittiğimde, yıl 1999'du. 1999 yılında Urfa'ya gelmiştim. Hallül Rahman'da, orada camide zikrullah'a katıldım. Hallül Rahman'da, orada Kadir-i Şeyh'in kabri şerifi var. Ona misafir oldum, orada yattım. Orada uyudum ondan sonra. Gerçekten Urfa muhteşem bir yer. Yani gidip Paris'i göreceğinize, gidip işte ne bileyim İspanya'yı göreceğinize. Veyahut da ne bileyim işte gidip İtalya'ya gezeceğinize. Gidin Urfa'yı gezin. Evet. Hele son herhalde iki yıl oldu değil mi? Acıcafer Urfa'ya gidelim.
Evet. İki yıl önceydi değil mi? Üç yıl oldu. Üç yıl mı oldu? Üç yıl önce de Urfa'daydık. Orada bir program yaptık. Hem iftar programında, hem de orada Hallül Rahman'ın orada meydanda sema ettik. Orada dua ettik, zikrettik. Çok mutlu, mesut bir zamanımız oldu. İnşallah tekrar tekrar geliriz. Tekrar tekrar orada zikrullah'a katılarız. İnşallah orada da kardeşlerimizle beraber oluruz. Cenab-ı Hak muhineniz olsun inşallah. Sizleri de bekleriz inşallah. Selamun Aleyküm. Migren hastalığı olan kardeş soruyu almıştı size. Ben 12 yıldır migren rahatsızlığı çektim. Tedavi gördüm ama hiçbir fayda etmedi. Tek çözümü hacamatta buldum.
Çok şuhur şifasını da buldum. Hacamatta bütün kardeşleri tavsiye ediyorum. Hayırlı geceler. Kaza namazını kılarken sabah namazının sünneti de kılınması gerekir mi? Yani bu normalde gün içersin. Mesela bugün sabah namazını kılamadınız. Saat 10'da kılıyorsunuz. Sünnetini de kılın. Ben devlet memuruyum. Çalışmak, ticaret yapmak istiyorum. Bu konuda ne yapabilirim? Sermayeni bilmiyorum. Hangi konuda istidadım var? Hangi konuda ehliyetlisin? Onu bilmiyorum. Allah yardımcın olsun inşallah. Hayırlı akşamlar. İş yerimizdeki ve akrabalarımızın içindeki fesatlara karşı nasıl davranmalıyız? Size ve yayın ekibine teşekkür ederim.
Kim neye fesatlık yapıyorsa yapsın sen hayatına devam et. Çalışmana devam et. İşine devam et. Hocam Allah razı olsun. Cebir ilmi için bir bilginiz var mı? İstanbul'dan Hızır ben. Normalde bu konularla alakalı bir bilgimiz yok. Allah iyi etsin inşallah. Rabbim muhafaza eylesin. Öldükten sonra ruh onu kefeniyle mi kabre koyanı, yıkayanı görür mü? Nefesi verdin, ruh gidecek yere gitti. Kur'an'daki Bakara suresi, inek suresi diye söylenmişti. Bana doğru mu peki bu? Evet. Masyon yapmak günah mıdır? Normalde eğer harama gitme korkusu var ise, bir erkek onu yapmazsa, harama gitme söz konusu olursa, Hanefiler bunun daha büyük günaha gitmektense, böyle bir şey yapmasını uygun görmüşler.
Final dönemi başladı. Öğrenci dervişlerimiz için dua edebilir misiniz? Agresifçe çalışsınlar diye. İnşallah. Allah hepinize yardım etsin. Agresifçe çalışsın inşallah. Annem namazını ve orucunu devam eden, hiç bırakmayan biriydi. Vefatından önceki son iki senesinde, beyin kanaması geçirip, yatalak kalmıştı. Aklı gelip gidiyordu. Kendisine ait tarlası da var. Kılamadığı namaz ve tutamadığı oruç için, işgahat gerekir mi? Nasıl hesaplanır? Normalde bu son iki senesinde böyle bir şey var ise, onu vasiyet etmesi gerekiyordu. Vasiyet etmediyse, böyle bir şey arkasındakiler ister yaparlar, ister yapmazlar.
Mesela tutamadığı oruçları tutabilirler, hadis de sabit. Ama namazları için tasattuk edebilirler. Bakar Suresi 28. Ayet. Allah nasıl inkar ediyorsunuz? Ölüydiniz, o sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra sizleri yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz. Ayet-i Kerime'de iki kez ölümden bahsediyor. Bu kısmı anlamadım. Ölüydü, dirilttiniz diyor. Diriltti diyor. O yüzden normalde yine öldürecek, sonra yine diriltecek. Yani normalde ölüydiniz. Yani önceden Cenab-ı Hak sizin ruhlarınızı yarattı, ruhlarda öyle duruyordunuz. Sonra normalde tekrar sizi can verdi, anne karnında büyüttü. Sonra öldünüz, tekrar diriltecek.
Öldüren, dirilten o. Esselamun Aleyküm, hayırlı vakitler hocam. Allah razı olsun. Bu soru geçen hafta cevap vermiştim. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah kafdağından kafka kadar, o kafdan diğer kafa kadar, yüz defa çekmenin sırrı nedir diye, soruma cevap verilebilecek mi demiş. Verdik. Geçen hafta bu soruya cevap. Canım kardeşim. Neredeyse bütün geceler, rüyamda kömür kadar siyah erkek bir arslanabiliyorum. Farklı farklı yerlere gidiyorum. Verilen işleri yapıyor. Sabah olunca dönüyorum. Sabahında o erkek arslan bir insan suretine, bir nüp yanımdan ayrılıyor.
Mübarek olsun inşallah. Burada bir arkadaş o taraflar göndermiş. Ama okuyamıyorum bunları gibi şey. Bir kitap, bir ismi yok.
Altmış arkadaş. Bir soru yok. Selamünaleyküm aleyküm aleyküm. Hayırlı, bereketli akşamlar. Çerkeş'ten biz Halveti Uşaki Cemaatinden, Fatih Nurullah'ın dervişlerindendik. Malum gündemdeki haberlerden duymuşsunuzdur. Bizim nasıl bir yol çizmemiz gerekiyor? Ne yapabiliriz? Derslerimizi çekebilir miyiz? Ne yapabiliriz? Yaşıma ihtiyacımız var. Ulaşabileceğim kim varsa yardımcı olun. Allah rızası için çok kişiler hala desteklemekteler. Şimdi o hal nasıl oldu, nasıl gitti, durum nedir, ne değildir bir bilgimiz yok.
Yani normalde medyadaki görsel ve yazılı medyadaki hadiselere, olaylara göre benim kalkıp buradan hükmetmem mümkün değil. Yani herkes böyle hükmediyor. Twitter'da, ne bileyim işte Instagram'da, sosyal medyada, internet medyasındaki haberlere göre herkes hükmediyor. Ama bu bir gerçek. Bir kimse yani ne olursa olsun isterse annesi babası getirsin, benim kızımı nikahla desin, reşit olmayan bir kızı nikahlamaya kalkmak uygun değil.
Bu ne olursa olsun uygun değil. Bu kim olursa olsun uygun değil. Bunu savunur gibi olmuş olmayayım. Yani o yüzden buraya şerh düştüm. Allah muhafaza eylesin. Ama işin içerisinde ben biraz tezgah kokusu alıyorum. Ha annesi babası yani kızın annesinde babasında mı vardır böyle yok mudur? Bir şey diyemem, bir şey söyleyemem. Bir derviş için ne yapacak? Eğer derviş gerçekten orada bir tezgah yok ise bu işin içerisinde, şunu diyebilir, yani işte bir üstad böyle bir hataya düşmemeli, düşüyorsa da sıkıntı var. Ben kendime yeni bir üstad aramalıyım diye hükmedebilir. Veyahut da bir kimse diyebilir ki, yani herkes hata yapabilir, herkes yanlışlık yapabilir, herkes için bu hata ve yanlışlık kapısı açık, ben yoluma devam edeceğim diyebilir.
Bu kimsenin kendisiyle alakalı veyahut da rüyasında birisini görürse, halinde birisini görürse o tarafa doğru meyledebilir. Bu dervişin kendisinin vereceği bir karar. O yüzden bizim gibi ülkelerde sosyal medyanın vermiş olduğu kararlarla karar almamak gerekir. Yani Müslüman bir şeyin doğrusunu, hakikatini araştırıp bulmalı, ona göre hareket etmeli.
Ama ne yazık ki Müslümanlar da şu anda sosyal medyanın hükmüne göre hareket ediyorlar. Yani çok acı bir şey ülkede bulunan şey. Yani Twitter'da bir tak aç, birisini as orada, ertesi gün buna böyle adalet mekanizması da buna fırsat veriyor. Yani bir olay hakkında tak açıp binlerce orada yorum gelince, bugün serbest bıraktığı bir kimseyi yarın tutukluyor. Veyahut da tutukladığı bir kimseyi ertesi gün bırakıyor. Böylece adalet mekanizması da aslında kendi kendisine ne yazık ki çıkmaza, açmaza sokuyor. Veyahut da işte değişik argümanlar oluyor devletler arası hukukta. Ondan sonra bir bakıyorsunuz hiç bırakılmayacak, teslim edilmeyecek kimse teslim ediliveriyor. Yani orada da bir adalet mekanizmasında sıkıntı çıkan şeyler oluyor.
Bunun gibi böyle şeyler var. Öyle olunca hani adalet mekanizması da algı operasyonuna ne yazık ki kurban olabiliyor. Veyahut da adalet mekanizması da ne yazık ki bu konuda çok sağlam dayanaklara bakmadan değişik baskılarının altında kalabiliyorlar. Yani bunu mesela ben hep bunu söylüyorum çok bariz hala da ben Refah Partili değilim. Ama Refah Partili'nin kapatılma sürecinde Anayasa Mahkemesi bir kanunu iptal etti. Bir kanunu iptal ettikten sonra Refah Partili yöneticilere ceza verdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir hukuk garibisi yaşadı Türkiye. Ben ülkem adına üzülüyorum bunlardan. Yani normalde bir siz örneğin işte bir iş yapıyorsunuz bu ülkede ama siyaset yapıyorsunuz ama ticaret yapıyorsunuz.
Ne yapıyorsanız ama devlet memurluğu yapıyorsunuz. Orada bir kanun maddesi var. O kanun maddesine göre sizin yaptığınız hukuki o güne kadar siz o kanun maddesinin göre hareket etmişsiniz. Hukuki. Ama o kanun maddesi Anayasa Mahkemesi mahkeme devam ederken Anayasa Mahkemesi o kanun maddesini iptal ediyor ve size ceza veriyor. Ya bu kanun maddesi vardı burada ben buna göre hareket ettim buna göre hareket edince suç değil sen kimsin de bu kanun maddesini iptal ettin de buradan ceza veriyorsun diye hiç kimse söyleyemedi 28 Şubat'ta. Yani bir tek Refah Partisi'nin genel başkanı merhum Necmettin Erbakan Hoca ve yanında 3-5 kişi bunu dillendirdiler bunu söylediler ama hiçbir işe yaramadı.
Yani Türkiye böyle bir çarpık adalet sisteminden geliyor. Yani yolda yürürken kanun değişir mi? Kanun değişiyor. Yani böyle enteresan mesela Yargıtay bir konuda diyor ki bu böyledir. Siz diyorsunuz ki ya Yargıtay'ın böyle bir kararı var bakın böyle bir karar vermiş ama sizin davada öyle karar vermeyebiliyor. Veyahut da bir devlet memuru geliyor. Mesela en son yaşadığımız şey ya vakıfta geldi bir hırsızlık olayı vardı. Biz vakıfta yönetim kurulunu topladık işte ne yapalım diye konuşurken adamlar geldi polis. İşte bir de öyle birkaç kişi değil yani 60-70 tane polis bastı vakıf binasına. Geldi burası lokal diye tutanak tuttu. Ya lokal değil vakıf binası dedik biz.
Biz lokal olarak görüyoruz dedi. Ya burası vakıf binası bak lokal değil yok biz dedi vakıf binası görüyoruz. Biz onunla uğraşıyoruz şimdi örneğin. Yani orada geldi bir devlet memuru lokal gördüm ben burayı dedi. Tutanağını tuttu. Lokal değil dememize rağmen. Ama yok Türkiye burası. Ya normal bunları dile getirince de sen neye muhalifsin? Ya biz adaletsizliğe muhalifiz. Ya sonradan suç mu oluşturulur adalet mekanizmasında? Yani bugün işte cep telefonu kullanmak suç mu? Değil. Yarın öbür gün suç olabilir bu. Bu suç olabilir. Yani o yüzden hani böyle Allah muhafaza eylesin. Birisini Türkiye'de suçlamak çok basit. Suçsuz yere asmak çok basit.
Biz bir başbakan, iki tane bakan asmış bir adalet mekanizması vardı bizde. Bakın bir başbakan, iki tane bakan asmış bir adalet mekanizması var bu ülkede. Bu ülkede daha önce insanları, dar ağaçlarını kurup asılmış, kararları sonra verilmiş bir ülkenin adalet mekanizmasını düşünün. Yani adamı asıyorsunuz, elinizde mahkeme kararı yok daha. Sonradan mezardan çıkarıp adamı bir daha asıyorsunuz mahkeme kararı çıktıktan sonra. Ya bunlar yaşanıyor bu ülkede. Yani o yüzden, yani yaşım 59, 60'a dayandı. Artık diyorum ki yok, yorulduk. Bildiğiniz yorgunuz. Yorgunuz. En çok da üzüntüm o.
Yani her türlü haramlara hiçbir hukuk yok. Hiçbir hukuk yok. Allah bizi affetsin. Yani örnekliyorum şimdi. Geçen gün internet haberlerinde dinledim. Nazili'den okudum daha doğrusu. Yalan doğru internet haber diye bir haber sitesinde. Yalanı doğrusunu bilmem. Oradaki haber sitesinde. Nazili'de 14 yaşında genç bir kız çocuğu. 14 yaşında genç bir kız çocuğu ya. Çocuk da sevgilisinden hamile kalmış. Düşük yapmak için uğraşırken hastaneye gitmiş. 8 aylık, çünkü 8 aylık bir çocuk doğurmuş. Siz bunu televizyonlarda dinlediniz mi, gördünüz mü? Hayır. Sosyal medyada hayır. Sebep? Çünkü 14 yaşındaki genç bir kız sevgilisinden hamile kaldı. Sevgilisinden hamile kaldığı için ve sevgilisinden hamile kalıp doğurduğu için gayet makul ve malum görüldü.
Bakın 14 yaşındaki o kız çocuğu, eğer ki evliyim ben deseydi, adam ceza öne girecekti. Evliyim deseydi, o çocuğa devlet el koyacaktı. Evliyim deseydi, sosyal medya onu asacaktı. Linç edecekti onu. Linç edecekti. Televizyonlar üşüşecekti. Nasıl evlenir 14 yaşında bir kız çocuğu diyecekti. Doğru. Sakın şunu düşünmeyin. 14 yaşındaki bir kız çocuğunun evlenmesini, normalde destekleyici bir konuşma olduğunu düşünmeyin. Sosyal medyanın algı operasyonu olarak söylüyorum bunu. Yani 14 yaşındaki bir kız çocuğu evlensin mi? Hayır. Hayır.
14 yaşındaki bir kız çocuğu evliliği götürebilecek olgunlukta, yaşta, çağda değil daha. Hatta bugünün kız çocukları 20 yaşında dahi çocuk. 20 yaşında kız çocuğu, çocuk daha. Çocuk çocuk. Ama normalde şimdi bunların gayrimeşru ilişkileri makul görülüyor. Gayrimeşru ilişkiler masum gösteriliyor ülkede. Bakın 14 yaşındaki çocuğun şey olur mu? Ne o? Çocuğu olur mu? Evet. E bıraktık onu İstanbul Sözleşmesi'ne bakın. İstanbul Sözleşmesi'ne göre 18 yaşını doldurmuş bir kız çocuğu istediği erkekle ilişkiye girebilir. Suç değil. Suç değil. Bakın 18 yaşındaki bir kız çocuğu istediği erkekle ilişkiye girebilir. Amcası dahil buna, dedesi dahil buna, dayısı dahil buna, abisi dahil buna.
Suç değil. Çünkü hiçbir din, hiçbir örf, hiçbir kural tanımaksızın diyor. İstanbul Sözleşmesi'nde. Bunu biz görmüyoruz. Bunu gündeme getirenleri zaten alabora ediyorlar bunu. Normalde Abdurrahman Dilipak 80 kusur ilde dava açıldı o kimseye. Yani düşünebiliyor musunuz? Abdurrahman Dilipak hayatını milli görüş çizgisiyle İslam'la yoğurmuş bir kimse. Ben seveyim, sevmeyeyim. Biz daha gençtik, daha 17-18 yaşlarındaydık. Bayındır'a yalan söyleyen tarih utansın diye konferansa gelmişti. Bakın. Bütün illerde mahkeme açtılar adama. Dava açtılar. Adam 70 kusur yaşında. Ömrü mahkemelerde geçti. Ömrü Abdurrahman Dilipak'ın savcılarla, hakimlerle, davalarla geçti.
Sayfalarca dava dilekçeleri yazmakla geçti. Ömrü adamı bunlarla geçti. Hala da bunlarla uğraşıyor. Düşünebiliyor musunuz? 80 kusur ilde kendi yetiştiği ve insanları yetiştirdiği hareketle ona dava açtı. O yüzden sosyal medya bir şeyi çarpıtabiliyor, akı kara gösteriyor, karayı ak gösteriyor. Fatih Nurullah ne yaptı, ne etti bilmiyorum. Bu konuda çok yakın bir bilgi sahibi değilim. Televizyonlarda söylenenleri, sosyal medyada söylenenleri tam manasıyla doğru kabul edebilecek bir kimse değilim. Bilemem ama onun peşinden giden dervişler ne yaparlar, ne ederler biraz işleri zor. Ama yani bir insan şeyhini anlatırken, söylerken biraz böyle rahat olmalı ama biraz sıkıntılı durum var.
Rüyanızda bir başkasını görürseniz istihara yapın, oradan ders alalım. Yarın öbür gün Fatih Nurullah hiçbir şey yokmuş gibi cezainden de çıkabilir. Yani Türkiye burası, o kızın annesi, babası nasıl bir tezgahın içerisine girdiler mi, girmediler mi? Bir bilgimiz yok ama tekrar altını çiziyorum. Velev ki öyle bir şey olmuş olsa dahi, bir 12 yaşındaki, 13 yaşında öyle diyorlar. Kız çocuğunu kalkıp da nikahlamaya kalkmak hoş bir şey değil. Hocam size bir sorum olacak demiş bir kardeşimiz ama sormamış. Selamun aleyküm.
Bir tarihi proje için giyilen kıyafete haç simgesi olması uygun mudur? Sıkıntı yok. Bir sorum ise dini nikah anne babadan habersiz olur mu ve nikahın şartları nelerdir? Normalde dini nikah hanefilere göre anne babanın iznine tabi değil. Şafilere göre velinin izni şart. Hanefilere göre anne babanın izni şart değil. Selamun aleyküm.
Mücadele etmek teslim olmanın zıttı mıdır? Yani teslim olma şöyle bir şeydir. Mesela bir kimse üstadına teslim olur. Üstadının söylediği şeyle mücadele etmez. Bir insan Kur'an ve sünnete teslim olur. Kur'an ve sünnete rağmen mücadele etmez. Neyine mücadele edecek ki onun? Yani teslimiyet Kur'an ve sünnet dairesindedir. Yani Kur'an ve sünnet dairesinde olan şeylere biz teslim oluruz. Mesela ölüm teslim oluruz biz. Yani bir kimse öldü. Ne yapacağız ki? Yani bu ölüm Cenab-ı Hakk'ın yaratmış olduğu bir fiilyat ona yapacak bir şeyimiz o. O yüzden hani teslim olmak yani mesela Kur'an sünnetin emrettiği, imamların iştahat ettiği, bir sufi için üstadının işaret ettiği bir şeye teslim olmak gerekir.
Ben teslimiyeti böyle anlıyorum. Mesela bir kimse, bu benim için geçerli. Ben kimseye böyle yapın demem. Mesela rüyamda bir şey gördüysem, bir şey emredildiyse bana ben teslim olurum. Ben onun hilafına bir şey yapmak istemem. Bu benim kendim için geçerli. Bunu herkese tavsiye etmem. Veya halimde sahih bana bir şey söylediler. Ben teslim olurum. Ben bununla mücadele etmem. Genel olarak. Neden? Çünkü yani o sufi yolun kendi içerisindeki bir adabıdır, bir erkanıdır. Ama bir sufi, bir derviş bunun yapması için üstadından izin alması lazım. Yani ben rüyamda böyle böyle gördüm, böyle yapabilir miyim diye üstadından izin alacak. O bir derviş bunu kendi kafasından yapamaz.
Yani ben rüyamda gördüm, buna teslim oldum, bunu yapamaz. O gidecek, üstadına soracak. Benim kendim içindir bu yol dediğim o. Ama benim de şeyhim olmuş olsaydı, ben de gider ona sorardım. Ben böyle böyle gördüm, ne yapayım derdim. Ki öyle dedim hep. Yani o yüzden normalde dervişler görmüş olduğu rüyaları, halleri dahi, eğer varsa onlara emredilen bir şey, gelirler üstadlarına sorarlar. Böyle böyle yapabilir miyiz diye. Ama böyle bir şey değil ise, o zaman derviş normalde rüyasını sormasına gerek kalmayabilir. Ama Kur'an belli, sünnet belli, imamların iştahatları belli. Bundanla mücadele edilmez. Bitti. Ona teslimiyet gerekir. Bir kimsenin üstadı var. Üstadı bir şey söylüyor ona. Bunu bırak, bırakacak.
Al, alacak. At, atacak. Yürü, yürüyecek. Otur, oturacak. Kur'an sünnet dairesindeyse, o zaman üstadın da söylediği Kur'an sünnet dairesindeki bir şeye teslim olmak gerekir. Bununla alakalı mücadele edilmez. Benim bir arkadaşım türbanlıydı. Daha sonra açıldı. Ben de bu arkadaşımı rüyamda pek iyi görmedim. Bunu ona söylemeli miyim? Söyle. O rüya da bu konuda insan için şeydir. Bu işaret, bu bir nasihat. O yüzden git söyle. Allah Rabbim ona inşallah hidayet eylesin. Cenab-ı Hak ona ilham etsin. İnşallah farzları yerine getirsin. Bir erkek hanımına harçlık vermezse, hanımı gizlice eşinin cüzdanından para alıyorsa, bu hırsızlığa giriyor mu? Almasın.
İhtiyaçlarını ona söylesin. O yüzden gizlice onun cebinden para almasın. Selamun Aleyküm. Arkadaşlığın önemi nedir derviş? Arkadaşlarımızla olan sıkıntılarımızla nasıl davranmalıyız? Arkadaş candır ya. Arkadaş dosttur. Arkadaş insanın en dar zamanında başını göğsüne yaslayacağı kimsedir. O yüzden yol dostsuz, arkadaşlık arkadaşsız yürünmez.
O yüzden arkadaşlarımız, dostlarımız bize eziyet etsinler. Sıkıntı değil. Biz onlara eziyet etmeyelim. O yüzden kardeşlerinizle, arkadaşlarınızla iyi geçinin. Onların hatalarını, kusurlarını, eksiktiklerini örtün. Size karşı bir yanlışlık yaptılarsa affedin. Selamun Aleyküm. Bir rüyayı ardından üç defa daha görüyorum. Bunun nedeni nedir? Beş defada görebilir insanı. On defada görebilir. Cenab-ı Hak en hayırlı yöne çevirsin inşallah. O yüzden o kimse rüyasını üstadına anlatacak inşallah. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. Hakkı hak, batılı batıl olarak bilip yaşamak nasıl olur? Bu ilimdir. Yani bir kimse hakkı hak bilmesi. Yani Kur'an ve sünneti iyi bilmesi.
Kur'an ve sünneti iyi bilirse, batılı da bilmiş olur. Bir kimse Allah'ın emirlerini yap dediklerini bilirse, yapma dediklerini bilirse, onun için ilim olur. Allah bizi öyle yaşayanlardan eylesin inşallah. Bir kardeş benim fotoğrafımı koymuş.
Bunun telini verin mi? Direkt cep telefonuna demiş. Buraya bir sorunuz varsa sorunuzu sorabilirsiniz. Sıkıntı yok. Allah iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Ben İmam Hatip'te okuyorum. Hadis hocamız, Kur'an'ın sadece temel kitap olduğunu, Buhari ve Müslüm'ün de sahih olmadığını söyledi. Milliyetin bakanlığına şikayet edeyim ve derslere katılmalı mıyım? Derslere katıl, Milliyetin bakanlığına da şikayet et. Derslere de katıl ve derslerde de ona söyle. Yani Kur'an temel kitap ama Kur'an'ın yaşam biçimi, Kur'an'ın uygulayış biçimi sünnet-i seniyede.
O yüzden derslere katıl, bunu da hocaya nasihat et inşallah. Cinler insanların intihar etmesi için vesvese verir mi? Evet. Böyle bir durumdan dolayı intihar eden kişi de yine kendi iradesiyle mi intihar etti olarak kabul edilir? Evet. Ama Hanefilerin bu konuda böyle çok hoşuma giden bir görüşü vardır. Hanefiler bir kimsenin normal akli dengesiyle intihar edeceğine çok ihtimal vermemişler. O yüzden cenaze mi namazlarını kılmışlar demişler ki, aklı yerinde bir kimse kolay kolay intihar etmez deyip cenaze namazını kılmışlar. Sufilik nedir? Sufi kime denir? Sufilik Allah'ı çok sevmektir. Sufi kime denir? Allah'ı sevenlere denir. Selamun Aleyküm hocam.
Hayırlı geceleriniz olsun. Sizin ve tüm kardeşlerimiz de inşallah. Hocam ben sevdiğim insanın yerine Kur'an hatimi yapabilir miyim? Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Evet biz sevdiklerimiz için Kur'an-ı Kerim hatimi yapabiliriz. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar. Ben ders almak istiyorum size kardeş olmak istiyorum. Sizinle yol yürümek istiyorum. Hayırlı geceler. İnşallah canım kardeşim biz kardeşlerimize yol yürümek isteriz. Ama bu konuda inşallah bir rüya görürseniz, rüyanıza göre biz de size bu konuda yardımcı olmaya gayret ederiz inşallah. Selamun Aleyküm. Dün Arap bir arkadaşımızla arabaya bindik.
Altımızdan köpek geçiyordu. Bekle dedim. Ölürsem ne olur ki dedi. Biz Arabistan'da öldürüyoruz köpekleri. Köpekler öldürülmeli dedi. Bazı hadisler söyledi. İtaat ederiz tarzı bir şey söyledi. Ben o söylenenileri bulamadım. Açıklık getirebilirseniz çok sevinirim. Böyle bir hadis yok köpekleri öldürün diye. O yüzden o herhalde yanlış biliyordur. Biz hayvanları göz göre göre öldürmeyiz. Hayvanları göz göre göre zulmetmeyiz. Hayvanları göz göre göre eziyet etmeyiz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri asla hayvanları eziyet etmedi. Eziyet etmeyin diye hadis-i şerif beyan etti. Biz hiçbir canlıya eziyet etmeyiz. Hiçbir canlıya öldürmeyiz. Hiçbir canlıya biz günahı kusuru yok köpeği.
Köpeği neden öldürelim? Ancak bize saldırırsa o zaman öldürürüz. Ama öbür türlü biz ona, biz böyle keyfiye bir hayvan öldüremeyiz. Selamun Aleyküm. Doğru olmak öncelikle kendi içimizde içselleştirmekten geçiyor. Bize bir şey sorulduğunda duygumuz farklı, sözümüzün farklı olması, bizde nasıl bir tecelliyet oluşturur? Örneğin nasılsın dendiğinde kendimizi kötü hissediyorsak, iyiymiş gibi yapıyorsak, bu bir aldatmaca olmuyor mu? Veya o duyguyu örtmek olmuyor mu? Mutlu olduğumuzu ifade ettiğimiz gibi, mutsuz olduğumuzu da ifade etmek doğru olmaz mı? Biz insanların mutsuz olmasını, insanların bizim yüzümüzden üzülmesini istemeyiz. Her halimize hamd ederiz. O yüzden böyle bir sıkıntımızı dile getirmek sufi ahlakıdır. Bu sanki Allah'ın bize verdiğinden şikayetçi olmak gibidir.
Ben bilhassa bunu böyle rahatsız, hasta olanlara söylüyorum, sesleniyorum. Yüzünüz güvsün. Hastalığınızla alakalı, böyle kahredici bir şekilde durmayın. Etrafınıza mutluluk saçın. Ya hastasın, evet hastayım, Cenab-ı Hak'a hamdolsun deyip mutluluk saçın. Böyle hastalığınızı ön plana koymayın. Kendinizi ön plana koyun. İşte mutsuzsun, mutsuzluğunu insanlara fark ettirme. Neden? Etrafını mutsuz etme. İnsanların da mutsuzluğundan mutsuz oluyorsa, insanlar hastalığından mutsuz oluyorlarsa ki olurlar. O zaman sen mümkün olduğunca onları telöre etmeye çalışsın. Bugünün insanı, böyle bir hastalık ona bulaştığında sanki dünya yıkıldı, yüzünden düşen bin parça, şikayet bin bir parça. Allah muhafaza eylesin.
Veya bir mutsuz olacak bir şey, şikayet, şikayet, şikayet Allah muhafaza eylesin. Bu böyle hani daha hoş bir şey bu. Bu sufi ahlakı. Aç olup tok hissi vermek. Sufi ahlakı. Mutsuz olduğu halde mutlu hissi vermek. Sufi ahlakı. Hasta olduğu halde hasta değil hissi vermek. Sufi ahlakı. İhtiyacı olduğu halde ihtiyaç belirtmemek. Bu sufiler için. Ben burada sufi ahlakını anlatmaya çalışıyorum zaten. O yüzden mesela en böyle darda olduğunuz zaman, benim meşhur kelamımdır ya. En sıkıntıda olduğun zaman dudağında kürdanı eksik etme. Bırak dudağında kürdan olsun senin. Hastalıktan kıvrım kıvrım kıvranıyorsun. Dudağında kürdanı eksik etme.
Allah'a hamd et. Ona teşekkür et. O sana bir hastalık vermiş. Bu büyük bir mutluluk. Veyahut da seni mutsuz edecek bir şey vermiş. Sen ondan kendini geriye çevirme. Sen mutlu olmanın yoluna bak. Bir tebessüm et etrafına. Evet o halet-i ruhiye üzerinden at. İmtihan dünyası bu. Hangi sufinin bu dünyada imtihanı hafif ki? Hiçbirimizin imtihanı hafif değil. Ama biz etrafımıza hani bugün pozitif enerji diyorlar ya. Evet biz etrafımıza mutluluk verelim. Etrafımıza incelik verelim. Etrafımıza tatlılık verelim. İnsanlar bizi gördüklerinde mutlu olsunlar. İnsanlar bizimle tanıştıklarında mutlu olsunlar. İnsanlar iyi olsunlar. Biz ona bakalım.
O yüzden her halimizde Allah'a hamd edelim. Her halimizde Allah'a teşekkür edelim. Her halimizde Allah'ı zikredelim ve insanları mutlu etmenin yolunu arayalım. Varlığı nasıl analiz edebilirim? Bunun yöntemi nedir? Ben hiç varlığı analiz etmek için uğraşmam. Ben kendimi analiz etmeye çalışırım. Ne yapabilirimin derdine düşerim ben? Etrafımdaki insanları ne yapabilirim? Dünyanın bu gidişatında ne yapabilirim? Ülkenin bu gidişatında ne yapabilirim? Etrafımda fuhuş, içki, kumar, uyuşturucu, adaletsizlikler hüküm sürmekte ne yapabilirim? Etrafımdaki insanlar Kur'an ve sünnetten uzaklaşıyorlar, namazdan uzaklaşıyorlar, zikirden uzaklaşıyorlar ne yapabilirim?
İnsanlar Kur'an ve sünneti yaşamıyorlar, Kur'an ve sünnetten hızla uzaklaşıyorlar ne yapabilirim? İnsanlar Kur'an ve sünneti düşman oluyorlar, Allah yoluna düşman oluyorlar, Müslümanlara düşman oluyorlar, müminlere düşman oluyorlar ne yapabilirim? İnsanlar kendilerince bir yol tutturmuşlar adaletsizlikte, kendilerince bir yol tutturmuşlar zulümde, kendilerince bir yol tutturmuşlar haksızlıkta, hırsızlıkta bunları durdurmak için ne yapabilirim? Ben buna bakarım. Yani bir insanın varlığı incelemesi, varlığın üzerinde tefekkür etmesi, yani telyok telbazda bunları düşünmesi için insanın etrafında bunların olmaması lazım. Biz şimdi İbni Haldun'un zamanda yaşamıyoruz, Farabi'nin zamanda yaşamıyoruz, Gazali'nin zamanda yaşamıyoruz, Mevlana Celeti Rum Hazretleri'nin zamanda yaşamıyoruz.
Enteresan bir şey. Bu dönemin Müslümanı en sıkıntılı zamanda yaşanıyor. En sıkıntılı zamanda. Bakın az önceki soru soran kardeşimiz, ben İmam Hatip'te okuyorum, İmam Hatip'teki hadis hocası, dikkat edin hadis hocası, Buhari ve Müslüm güvenilir değil diyor. Biz böyle bir zamanda yaşıyoruz. Nereye varlığı tefekkür edeceğiz biz? Biz nereye varlığın inceliklerine bakacağız ki? Burnumuzun ucunda, ben her sabah sokağında bu kimyasal uyuşturucudan dolayı aklını oynatmış bir kimsenin bağırışıyla uyanıyorum. Gecenin yarısında bağıra bağıra, değişik sesler çıkara çıkara onunla uyanıyorum ben. Ben her gün sokağımda fuhuş yapan kadınlarla yüz yüzeyim.
Bunu bütün mahalle biliyor. Nereye ben varlık düşüneceğim ki? Biz ne yazık ki çok kısır bir zamandayız. Yani düşünebiliyor musunuz? Kur'an ve sünneti komple saldırı altında. Yani sadece Fransa oradan Kur'an şöyle olmalı deyince bangır bangır bağırıyoruz biz. Bizim içimizdeki profesörler Kur'an'a laf söylüyorlar. Bizim içimizde Kur'an'a laf söyleyen profesörlere Fransızlara bağırdığımız kadar bağıramıyoruz. Avrupa'da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine birisi hakaret etse biz buradan bangır bangır bağırıyoruz. Ama bizim içimizde bizim ülkemizde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hakaret ediyorlar biz dilimizi yutuyoruz.
Dışarıda şeriata küfrediliyor, Kur'an ve sünnete küfrediliyor, İslam'a küfrediliyor. Bangır bangır bağırıyoruz. Aynı şey ülkenin içerisinde her gün defalarca önüne gelen yapıyor. Biz susuyoruz, suskunuz biz. Ama bir Müslümanın hatasını, kusurunu görünce bütün Müslümanlar ona laf söyleyeceğim de sıraya giriyor. Yani düşünebiliyor musunuz? Rüyetullah hak, Diyanetin bastırmış olduğu bütün kitaplarda var. Bütün hepsi de, hepsinde İslam'ın bütün kitaplarına, rüyetullah ile alakalı hem hakaid kitaplarına hem hadis kitaplarına hadis var. Hak, hakaid kitaplarına, fıkıh kitaplarına hem fetva var hem hakaidin hükmü var. Müftülerin dahi haberi yok. Müftüler dahi sosyal medyanın gazına gelip bununla alakalı kalkıp, işte cuma vaazında laf söyleyebiliyor.
Veyahut da bir yayın yapıyor. Bunlarla uğraşıyoruz. Yani işte bir sosyal medyada çalkantı, haydi bütün resmi zevat sıraya giriyor. Tekke kapatıyoruz. Nerede biz varlığı düşüneceğiz? Deistlik yürümüş, almış yürümüş. Dinsizlik almış yürümüş. Fuş almış yürümüş. Uyuşturucu almış yürümüş. Hırsızlık almış yürümüş. Ne bileyim her türlü içki almış yürümüş. Kumar almış yürümüş. Lutilik almış yürümüş. Boğaz içinde eşcinsel bayraklar açılıyor. Kimse bunlarla mücadele etmiyor. Biz tazecik gençleri alıyoruz. Semazen edeceğiz.
Onlara Kur'an ve Sünnet öğreteceğiz. Onlara İslam ahlakı öğreteceğiz diye. Bir çalışma, bir gayret, bir mücadele geliyor birisi kafamıza balyozla uğruyor. Kendimiz yapıyoruz biz. Kendimiz yapıyoruz. Bütün herkes, bütün Müslümanız diyenler ha birleşiyorlar. Bunun boğazını nasıl sıkabiliriz, sıkabiliriz derdine düşüyorlar. Ve sıkıyorlar boğazımıza. Acı olan da bu. Bakın acı olan bu. Ben hep onu düşünüyorum. Hazreti Hüseyin Efendimiz'i şehit eden Müslümanlardı. Ne kadar Müslüman bir şey diyemem. Hazreti Ömer Efendimiz'i şehit eden Müslümanlardı. Hazreti Osman Efendimiz'i şehit eden Müslümanlardı.
Hazreti Ali Efendimiz'i şehit eden Müslümanlardı. Hazreti Hasan Efendimiz'i zehirleyen Müslümandı. Onun zehirleyecek olan cariyeyi hediye eden Müaviye'ydi. Hazreti Hüseyin Efendimiz'i şehit eden Müaviye'nin oğlunun askerleriydi. Ehli Beyt'i şehit eden, Ehli Beyt'in namusuna tasallut etme noktasına kadar gelenler Müslümanlardı.
Hazreti Hüseyin Efendimiz'in mübarek başını Şam'da Yezid'in sarayına koyup çuvalın içerisinde getirip elindeki değnekle ne güzel dudakları varmış diyenler Müslümanlardı. Evet. Müslümanlardı. Velilerin büyük bir kısmını şehirlerinden sürenler Müslümanlardı. Şimdi Niyazi Mısır'ı günleri yapıyor bütün herkes. Niyazi Mısır'ı süren Müslümanlardı. Niyazi Mısır'ın tekkesini kapatanlar Müslümanlardı. Hacı Bayram-ı Veli'yi Yıldırım Beyazıt'a şikayet eden Müslümanlardı. Müslümanlardı bunlar. Yunus'u şikayet eden Müslümanlardı. Yunus'un şiirlerini nehre atan Müslümanlardı. Müslümandı bunların hepsi de.
İmam-ı Azam'ı katleden Müslümanlardı. İmam-ı Hanbel'i katletmek için askerlerin tutuklayıp tutuklayan askerler Müslümanlardı. Onun katledilmesini emreden de Müslümanlardı. Yolda devrildi de İmam-ı Hanbelöl'ü kurtuldu. Serahsi'yi kuyuya atan Müslümandı. O günün idareci, Müslüman idareciler Serahsi'yi kuyuya attılar. Ha sakın ha çektiğimiz sıkıntılardan şikayetimiz var olarak düşünmeyin. Biz bu yolun böyle olduğunu biliyoruz. Ben evvel aldandım, kat be kat yandım, ateşi aşka diyenlerden değilim. Ben aldanmış değilim. Ben bile bile girdim bu yola. Hani ben bazen efkar basınca, avuzum çıktığı kadar bağırırım. Kimsenin suçu, günahı yok bunda.
Ben kendi kendimi ateşe attım. Sevme dediler, sevdim, kül oldum yana yana. İçme dediler, içtim. Bu dertler azdır bana. Bize az bunlar. Eyvallah. Hiç kimse derdi, gamı istemez. Ama ne yazık ki insan bu yola girince dertsiz de, gamsız da olmaz. Gelir. O yüzden kıymetli kardeşim, bizim varlığı düşünecek halimiz mi kaldı? Her gün insanların ırzına geçilirken, bu ülkede beş yüz bin kadın huş yaparken, bizim varlığı düşünecek halimiz mi var? İnsanlar evine ekmek götüremezken, insanlar doğal gazını ödeyemezken, insanlar eritik parasını ödeyemezken, insanlar çocuklarına bir ayakkabı alamazken, insanlar evine bir kömür alamazken, bir yiyecek alamazken, insanların evden çıkacak bir parası yok iken, bizim varlığı düşünecek halimiz mi var?
Allah diyenler taşlanırken, sünnet-i seniye diyenler horlanırken, sufiler küfürle itham edilirken, gencecik semazenler katledilirken, katledilirken, insanların sığındıkları mekanlar kapatılırken, bizim varlığı düşünecek halimiz mi var? Bizim entelektel halimiz mi var? Ne kadar entelektel olabilirsin ki, her yer karanlık. Bizim entelektel halimiz mi var?
Bizim oturup da Arabi'yi, Farabi'yi, İbni Haldun'u düşünecek, tefekkür edecek halimiz, zamanımız mı var? İnsanlar kendi kızlarına tecavüz ederken, kendi kızlarıyla cinsel ilişkiye girerken, kendi kız kardeşleriyle cinsel ilişkiye girerken, insanlar baldız kardeş demeyip cinsel ilişkiye girerken, insanlar teyzeleriyle ilişkiye girerken, insanlar kendi yeğenleriyle ilişkiye girerken ve insanlar kendi yeğenlerini kendisine hak görüp otellerde orada burada onlarla cinsel ilişkiye girerken ve bunu haram değil olarak görürken ve insanlar eşlerini ay hali demeden cinsel ilişkiye zorlayıp giriyorken, eşlerini haram demeden arkadan ilişkiye zorlayıp giriyorlarken
ve insanlar, kadınlar utançlarından yerin dibine girerken, bizim varlığı düşünecek halimiz mi var ya? Nereye varlığı düşüneceksiniz? Nereye siz? Neyi düşünebilirsiniz bu halde? Sabahın dördünde, beşinde size bir telefon gelse, kocam beni şimdi satıyor diye bir telefon gelse size, siz hangi varlığı düşüneceksiniz? Düşünemezsiniz. İnsanların çocukları eşcinsel ediliyorsa ve onlar satılıyorsa, siz hangi varlığı düşüneceksiniz? Benim düşünecek halim kalmıyor. Bazen düşünüyorum, diyorum ki Allah'ım benim beynimi muhafazayla. Ben son zamanlarda elimi beynime, kafama götürüyorum artık.
Duruyor mu yerinde diye. Ben elimi kafama götürüyorum yerinde duruyor mu diye. Ben yaşıyor muyum diye kendi kendime tereddüt ediyorum. Yani bu duyduklarım, bu gördüğüm duvar mı yoksa film senaryosu mu? Bazen film senaryosu, film izler gibi geliyor. Beynimi tutuyorum, diyorum ki yok. Yani aklını mı yitiriyorsun diyorum. O günler nerede kaldı bilmiyorum. Ümidim var. İnşallah. Her şey düzelecek. Ümidim var. Hani bu bana hep şey gelir. En ümitsiz anımda böyle film senaryosu gibi benim önüme gelir.
Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, kimsesiz yapayalnız kaldı ya. Büyük bir ümitle ve umutla Taif'e gitmişti. Ve büyük bir ümitle ve umutla Taif'e gittiğinde ne yazık ki, Taif'ler bunu taşlamışlardı. Öylesine taşlamışlardı. Taş yağmurla tutulmuştu. Özür dilerim hepinizden de. O en böyle taşlandığı zaman, Cebrail aleyhisselam hızla geldi. Dedi ki, Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme. Hz. Peygamber çünkü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri artık başını göğe çevirmişti. Mübarek gözlerinden de şakır şakır yaşınıyor. O haldekin başını göğe yasladı. Bir baktı ki bir bulut, bulutun üstünde Cebrail aleyhisselam. Dedi ki Cebrail aleyhisselam, Ey Muhammed şu dedi yanımda gördüğün kimse dağların meleğidir.
Emret dedi. Dağların meleği dedi ki, Ey Muhammed istersen şu iki dağı kaldırayım dedi. Şu insanların üzerine döküvereyim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki, Hayır ben onlardan gelecek bir temiz bir nesil, İman eden bir nesil olur ümidiyle. Dedi bekliyorum dedi. Ümit oluyor bize de. Bir kişi daha, bir kişi daha kurtarabiliriz. Birisine daha Kur'an'ı anlatabiliriz, İslam'ı anlatabiliriz. Birisine daha Peygamber'i sevdirebiliriz. Sallallahu aleyhi ve sellem. Birine daha Allah'ı zikrettirebiliriz, Allah'ı sevdirebiliriz. Bir kişiyi daha kurtarabiliriz. Varsın ne yapıyorlarsa yapsınlar, ne ediyorlarsa etsinler. Hakkımızda ne söylerlerse söylesinler.
Hangi iftirayı atarlarsa atsınlar. Biz Kur'an ve sünnetin savunucuları, yaşayıcıları, yaşatıcılar olalım. Biz Kur'an ve sünnetin fedaileri olalım. Biz Ahmet'in, Mehmet'in bir partinin, bir kliğin fedaisi değil. Biz Allah'ın fedaisiyiz, Resulullah'ın fedaisiyiz, İslam'ın fedaisiyiz. Feda olalım. Bir nesil daha feda etsin kendini. Bir nesil daha feda etsin. İnşallah gelecek nesil, gelecek günler, onların Kur'an ve sünnete yaşadıkları, yaşayacakları günler olur. İnşallah bu haramların, bu necislerin, bu pisliklerin tıkandığı zaman gelir. İnşallah zamanın sahibi Mehdi Resul'e kadar bu insanlar, Kur'an, sünnetler bu yolda yürürler. İnşallah Mehdi'ye asker olurlar.
İnşallah Mehdi'ye asker olurlar. Normal zamanda yaşamıyoruz. Acı olan da bu zaten. Ve ne yazık ki, kıymetli kardeşim, hepinizden özür diliyorum. Varlığı tefekkür edecek halim yok. Bunca bu keşmekeşin, her cümersizin içerisinde, onu tefekkür edecek halim yok. Hakkınızı helal edin. İyi olur inşallah. Tekrar özür dilerim.
Hakkınızı helal edin. Selamun Aleyküm. Doğada yetişen kestane, ıhlamur, mantar gibi bitkilerin toplanıp tüketilmesine bir sıkıntı olur mu? Köylerde bu bitkiler genelde toplanıp yeniliyor. Bunda bir sıkıntı yok. Doğada sahipsiz ağaçların, meyvelerinin toplanmasında, kendiliğinden yetişen ıhlamur, mantar gibi veya ot, çöp neyse onların toplanıp yenilmesinde bir beis yok.
Bir tanıdığımız içkili düğün yaptı. Biz içkili olduğu için gitmedik. Daha sonra onunla karşılaştığımızda neden gelmediniz dedi. Ben de içkili olduğu için dedim. Eşim niye öyle söyledin? O gün müsait değildik deseydin dedi. Doğru söylemişsiniz. İçkili olduğu için gitmedik demeniz en doğrusu. İçkili düğünlere gitmeyin. Bu arada kaza oruçları tutuyorum. Bir süre önce kilo vermek için oruç tutma düşüncesi aklıma geldi. Bundan kurtulmak için oruç tutmayı bıraktım. Doğru mu yaptım yoksa ne düşünürsem düşüneyim. Kazalarımı tutayım mı? Kazalarını tut canım kardeşim. Selamun Aleyküm.
Kalça eklem protezimden dolayı abdest alırken ayaklarımı yıkamakta zorlanıyorum. Gün içinde mesk kullanıyorum. Gece abdesti yatmak istiyorum. Abdest almakta zorlandığım zamanlarda teğmim olabilir miyim? Olabilir. Zorlanıyorsan ama yani evin içerisinde suyu tutuver ayaklarının üzerine olur. Bir sıkıntı olmaz. Banyoda ayaklarının üzerine bir su tutu. Bir problem olmaz. WhatsApp almış olduğu yeni karar ile gizlilik politikasını 1 Şubat 2021 tarihinden itibaren değiştirecektir. Ara ara bunu güncellemektedir. Bu yeni uygulamayla kişiler tüm verileri WhatsApp tarafından istedikleri şekilde kullanılabilecektir.
Alternatif olarak tavsiyem BIP uygulamasına geçmektir. BIP uygulaması Türkiye'ye Türkçe'le ait olup serverın da Türkiye'de muhafaza edilmektedir. Kullanımı aynen WhatsApp gibidir. Uzun bir şey BIP ile alakalı yazmış. Yani BIP'i kullanabilirler arkadaşlar. O bir program var Elon Musk mu ne söylemiş? Neydi onun adı?
Signala geçin demiş. Signal kullanın demişti. Oğlum bilmiyorsun ne signal nasıl? Sende bakmadın. Bu işleri Yunus iyi bilir değil mi? Çok fazla kurcalar Yunus. Yunus'tan bir ses gelmedi daha bizim. Zaten WhatsApp'ın elindeydi değil mi? Yok bu saatten sonra şimdi böyle şöyle bir şey var. Zaten WhatsApp bunu biliyordu. WhatsApp bunu satıyordu da zaten. Onlar satmadan durabilirler, durmazlar. Ama şimdi satışını artık hukukileştiriyor. Bundan sonra satacak siz dava açamayacaksınız. Düşünebiliyor musunuz ya sosyal medyaya bakın. Yani Trump'ın hesabını bile askıya alıyorlar ya.
Bitti ya. Yani bu normalde böyle bir şey yani. Canları istediği anda istedikleri hesabı askıya alıyorlar. Mesela şeyden ben WhatsApp'tan arkadaşlara ben hani bir tek yurt dışındakiler kullanıyor diye ben kullanıyorum. Ama tabii bazı arkadaşlar hala da ısrarla WhatsApp'tan yazacağım, çizeceğim diye uğraşıyorlar. Yurt dışında bilhassa Filistin'deki hadiseden ben çok canım sıkılmıştı. Yani İsrail Filistin'e saldırı yapıyor. İsrail Filistin'e saldırı yapınca insanlar WhatsApp'tan yazışıyorlar. İşte saldırıyla alakalı ve WhatsApp Filistin'lilerin bütün hesaplarını dondurdu. Yazışmasınlar, haberleşmesinler diye. Bu kadar bu mesele böyle şey yani mahrem bir mesele. Ve düşünebiliyor musunuz sizin WhatsApp'ta yazdıklarınızın hepsi de kendi ellerinde kayıtlı bir şekilde duruyor.
Aslında telefonlar da aynı ha. Sizin telefonlarınızdaki fotoğraflarınıza erişiyorlar. Bütün fotoğraflar erişiyorlar. Yarın öbür gün birisine göndermiş olduğunuz bir örneğin işte. Örnekliyorum bir kadın kocasına kendi çıplak fotoğrafını gönderdi değil mi? Bu WhatsApp'ın elinde var. Veyahut da işte bu telefon kim? iPhone. iPhone'un elinde var. Kimde? Samsung. Samsung'un elinde var bu. Veyahut da işte gençler birbirlerine değişik fotoğraflar gönderiyorlar. Hepsi de bunların elinde var. Şimdi diyeceksiniz ki ya Normuş 20 yaşındaki bir kimse böyle bir çıplak fotoğrafını gönderdiyse. Tamam. 20 yaşında bir genç kız kendi çıplak fotoğrafını gönderdi birisine.
O bu medya canavarlarının eline geçti mi? Geçti. O 20 yaşındaki kız yarın öbür gün Dışişleri Bakanı oldu. Ellerinde bu fotoğraf var mı? Var. Her an için bunu tehdit unsur olarak kullanabilirler mi? Evet. Şimdi eşcinseller var ya eşcinsel erkekler. Bunun eşcinsel bir erkek eşcinselliğini WhatsApp'ta orada burada bir haberleşmedi. Twitter'da orada burada kullandı. 40 yaşında geldi. 40 yaşında bakan oldu. Kimse eşcinsel olduğunu bilmiyor. Ama sosyal medya canavarları biliyor. Bunu kullanabilirler mi? Evet. Bu şimdi ya böyle bir komple teorisi olur mu? Var. Komple teorisi değil.
Böyle yapıyorlar. Siz Amerikan başkanı bir yere giderken klozeti dahi neden gittiğini düşünüyorsunuz. Amerikan başkanının çok affedersiniz. Yani necaseti bile atılmıyor o ülkeye. Diyeceksiniz ki ne var bunda? Bir arkadaş öyle dedi. Dedim ki ya necazetini alırlar. Hangi ilacı kullanıyorlar? O ilaçtan hangi rahatsızlığı var? Onu çıkarırlar. Necaseti alırlar. O hangi hapları kullanıyor? Ne yiyor? Ne içiyor? Bütün anatomisini çıkarırlar. DNA'larını çıkarırlar adamın. Kaldı bizim o arkadaş. Hani bir Cem Uzan vardı ya şimdi Fransa'da. Bu ülkeden kaçırdığı paraları yiyor ya sefahat içerisinde. Evet.
Cem Uzan'ın bir villasını göstermişlerdi. Cem Uzan'ın misafirlerinin geldiği yattığı villada misafirler tuvalete girdiğinde atılmıyor. Hepsi de analize gidiyor. Cem Uzan kime çalışıyor? Düşünmek lazım. O yüzden WhatsApp böyle bir karar alıyor. Ne olacak? İnsanlar alternatif bir şeyler bulacaklar. Ama bulduğunuz şey de onu yapacak. Ha böyle yapacak deyip de WhatsApp'a teslim olun. Olmayın. Silin atın. O da zaten kendisinin vazgeçilmez olduğunu gördüğü için öyle yapıyor. Bütün insanlar alıştırdı, gösterdi, yaptı, etti. Vazgeçilmez hale geldi. Ondan sonra çok yüksek paralara Facebook satın aldı.
Şimdi zaten Facebook'un işi bu. Yani Facebook bunu saklamıyor zaten. Kendi abonelerini yani kendisini kullananların bütün her şeylerini istediği şirkete satıyor zaten. Kazaya kalan namaz borçlarımı, sünnetleri, kaza niyet ederek kılıyorum. Öğlenin ilk ve son sünnetlerini kazaya niyet ederek kılıyorum. İki günlük öğle namazı farz kılmış oluyor muyum? Ben sohbeti burada bıraksam hakkınızı helal edin inşallah. Kusura da bakmayın.
Önümüzdeki hafta yine soru cevaba devam edeceğiz. İnşallah. Kaldığımız yerden devam ederiz. Bütün kardeşlerden, izleyicilerden ve dinleyicilerden özür dileyerekten sohbeti burada kesmek istiyorum. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Biz yine bir küçük üç tehvit okuyalım. Ondan sonra gecemizi sonlandıralım. Eftali zikir fâlemennâ hu lâ ilâhâ illâ allâh.
El-Fâtiha mâ selâvâtâ. Âmî ecmen. Allah gecenizi hayırlı eylesin.
Allah gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Her daim Allah'a zikirle hemhal olun. Ağzınız, yüzü, yüreğiniz, dudağınız, kalbiniz, gönlünüz, vücudunuz zikirle ıslak olsun inşallah. Selamun aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi