mustafaozbag.org

SORU - CEVAP SOHBET

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 3 Ocak 2021 · 3:00:05

Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Yine korona yasaklarıyla yasaklanmış bir gece yaşıyoruz. Rabbim inşâAllah en kısa zamanda bu korona yasaklarının kalktığı günleri cümlemize göstersin. İnşâAllah bu hastalık, bu pandemi imtihanından komple Ümmet-i Muhammed'i yüzünün akıyla çıkmayı nasip eylesin.
Büyük bir bilgi kirliliği var. Aşılarla alakalı bilgi kirliliği var. Koronayla alakalı bilgi kirliliği var. İnşâAllah bu bilgi kirlilikleri, o bilgiyi kirlendirenler haklı çıkmadan veyahut da haklı çıkaraktan bu mesele son bulsun inşâAllah. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun, muhafaza eylesin. Rabbim cümle Ümmet-i Muhammed'in muhine olsun inşâAllah. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Meslebi okuması yapmayacağız. Çünkü sorular fazlalaştı. Bu tabii pandemiyle beraber, daha doğrusu pandemi yasaklamasından dolayı herkes evlerinde öyle olunca sorular da fazlalaştı. Bundan şikayetçi değiliz. İnşâAllah o yüzden sohbeti, meslebi okumasını bu hafta üçüncü hafta yapmayacağız.
Çünkü soru çok. Ondan sonra inşâAllah sorularla devam edeceğiz. Allah izin verirse inşâAllah. Yine rica ediyoruz. Ondan sonra Mustafa Özbev, Metedici cümle ve kelimelerden uzak, canlı yayına bağlanacakmış düşüncesiyle aramalardan uzak, rüya yazmalardan uzak. Sadece soru-cevap halinde bir gecemiz olsun inşâAllah. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in nur cemalini bize anlatır mısınız? Nasıl bakar, nasıl konuşur, ses tonu nasıldır? Ümmetinin yapmasından en çok mutlu olduğu hal davranış nedir? Bizleri gözler ve halimize bakıp bizden utanıyor mu? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim buyurdu.
O yüzden ümmetinin muhakkak ki güzel ahlaklılarını sever, muhakkak ki farzları yerine getirip onun sünnet-i senyesini yaşamaya gayret edenleri sever. Muhakkak ki ümmetinin bu sıkıntılı, bu zorlu zamanlarında inşâAllah manevi olarak yanında durur inşâAllah. Selamun aleyküm, hayırlı günler. Bu akşamki canlı yayında cevaplanmasını istediğim bir sorun var.
Cemalettin Afgani ve Muhammed Abduh gibi âlim görünümlü şahısların aslında masonlukla alakadar oldukları aşikardır. Bu şahısların gerek yaşadıkları dönemde gerekse de onların varisleri diyebileceğimiz kişilerin bu dönemde yaptığı faaliyetler nelerdir? Bunları hakiki âlimlerden nasıl ayırt edebiliriz? Son olarak Afgani ve Abduh'un günümüzdeki yansıması olan şahıslar kimlerdir? Cemalettin Afgani ve Muhammed Abduh gibi, aynı şeyi tekrar göndermiş arkadaş. Malum Cemalettin Afgani ve Muhammed Abduh gibi kimseler bu son yüzyılın mason, İslam dünyasındaki mason âlimlerden birileri. Bunlar tabi İslam dünyasında, ilmi, entelektüel dünyada derin yaralar aşmış ve o derin yaraları İslam dünyası ne yazık ki henüz daha kapatamamış.
Bunlar masonlukla bağlantılı olduğundan dolayı ama bilerek veya ama bilmeyerek ki ben bilerek olduğunu düşünüyorum, İslam inancını ifsad etmeyi, bozmayı düşünmüşler. Ve bunun talebeleri, işte öldü Öztürk gibi, neydi Nuri? Yaşar Nuri Öztürk gibi, bunların talebeleri olmuş. Yaşar Nuri Öztürk'ün hocası gibi, Hüseyin neydi? Hatemi yok değil. Hüseyin bir şeydi, onun adı. O Yaşar Nuri'nin, Hüseyin atay mıydı, akay mıydı? Öyle bir şey olacaktı. Bunlar normalde bu Muhammed Abdü, Cemalettin Afgani gibi kimselerin açtığı yoldan gidenler. Veyahut da şimdi son dönemde bir su ismi Öztürk vardı.
Kur'an-ı Kerim'de bazı ayet-i kerimeleri, işte böyle Kur'an ayeti olur mu deyip de bunun hakkında laf söyleyen, söz söyleyen. Veyahut da bunların yolundan giden taslamam gibi. Yani hadis inkarcıları veya Kur'an-ı Kerim'deki ahkem ayetlerini reddedenler veya tarihselciler, bunlar normalde sonuçta İslam dinini ifsad etmeye çalışan güruh topluluk. Bunlar yeni de değil, zaman zaman 1400 yıllık İslam tarihi boyunca hariciler çıkmış, rafiziler çıkmış, Şianın değişik kolları çıkmış. O yüzden normalde bunlar zaman zaman İslam dünyasında hep olmuş ve İslam bunlara gerekli cevabı hep vermiş. O yüzden kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, iman eden mümin kardeşlerimiz bu konuda şeke şüpheye düşmesinler.
Bunlar zaten İslam dünyasının en büyük handikaplarından birisi de bu oryantalistlerin yurt içerisinde satılık beyinleri var. Bu satılık kalemler, satılık beyinler yurt içinde veya İslam dünyasındaki geleneksel, klasik İslam düşüncesini yıkıp yenine modernist, reformist bir İslam koymaya çalışıyorlar. Bu son 200 yılda bu daha da hızlandı. Türkiye'de de bu büyük bir çoğunlukta şu anda. Ne yazık ki bu büyük çoğunlukta, çoğunluk istediğini de elde edemiyor. İstediğini elde edemeyince kızgınlıklarından sapkınlıklarını daha da meydana çıkarıyorlar. Bu tarihselcilik akımı olsun, modernistlik, reformistlik akımı olsun, insanların tertemiz inançlarına vurulan kocaman bir darbe.
O yüzden bunlar emperyalistlerin gizli maşalarının yüzleri oluyorlar bunlar. Arkalarındaki o gizli maşalar bunları gün yüzüne çıkarıyor, bunları konuşturuyor. Bunlar hani Bab-ül Fiten'de geçen bizdenmiş gibi görünen, bizim gibi konuşan, bizimle beraber ibadet eden, amma ve lakin bunlar dinden geri dönen veyahut da dini tebdil etmeye, değiştirmeye çalışan kimseler. Ama ne yazık ki Osmanlı'nın son döneminde böyle bir gaflete, hataya düşüldüğü gibi, bu zamanlarda da böyle bir hataya, gaflete düşülüyor. Yani sanki geleneksel İslam anlayışı, Anadolu'daki İslam anlayışı, Anadolu'daki İslam inanışı, Türkiye'nin kalkınmasına, gelişmesine veyahut da İslam'ın anlaşılmasına, anlatılmasına, yaşanmasına bir engelmiş gibi görünüyor.
Ve ne yazık ki çok büyük hatalar yapılıyor. Çok büyük hatalar yapılıyor. Bu hadis inkarcılarının önü açılaraktan, bu Kur'an inkarcılarının önü açılaraktan, tarihselcilik, modernistik, reformistik adı altında, bunların önleri açılaraktan ne yazık ki ülkemizde çok büyük bir hatalar yapılıyor. Ve bunlar ilahiyat önce, ilahiyatta bunlar yer buldular kendilerine. Ve ilahiyattan diyanete sıçradılar. Ve ilahiyattan diyanete sıçrayarak ilahiyatın ve diyanetin içerisinde geniş ve önemli makamlar elde ettiler. Ve ilahiyatın içerisinde bu makam elde edenler, şimdi çocuklarımızı zehirliyorlar. Ve bugün liselerde, ortaokullarda, hem imam hatip liselerinde, hem imam hatip ortaokullarında veya normal düz liselerinin din eğitmenleri, ne yazık ki kimisi tarihselci, kimisi modernist, kimisi işte acı bir şey bunlar tabii, kendilerince reformist ve dinde kendilerince değişiklik yapmaya çalışıyorlar.
Ve ne yazık ki bizim çocuklarımızı zehirliyorlar. Bizim insanlarımızı zehirliyorlar. Çocuklarımızı ve insanlarımızı zehirliyor. Ve insanlar ne yazık ki inançlarını kavî bir şekilde, tam bir şekilde yaşayamıyorlar ve haykıramıyorlar. Ve ne yazık ki bunlar da köşe başlarını tutmuşlar. Bunların diyanette yerleri var, ilahiyatta yerleri var, hükümette yerleri var. Evet. Ve ben yıllardan beri söylüyorum. Ben söyleyince de çok kızıyorlar bana. Diyorum ki ilahiyatta namaz kılmayan ilahiyat hocaları var. Diyanette namaz kılmayan imamlar var. Diyanette namaz kılmayan müftüler var. Diyanette farklı farklı mezhep ve meşeplere kendisini kaptırmış ne yazık ki yezidi zihniyette kimseler var.
İlahiyatlarda yezidi zihniyette kimseler var. O yüzden bunlar liselere, ortaokullara, genç beyinlere ne yazık ki en büyük kötülükleri yapıyorlar. Ve medya da bunları destekliyor. Medya, bu sosyal medya olsun, görüntülü medya olsun, dinin ifsad olması için, dindarların ifsad olması için var gücüyle çalışıyor. Önümüzde kocaman bir sosyal ve görüntülü medya gücü var. Ve sosyal ve medya gücünün arkasında siyasi bir güç var. Bunların arkasında ekonomik bir güç var. Bunların arkasında bu güçlerle bunlar İslam dünyasının altını üstüne getiriyorlar. Saldırı üzerine saldırı yapıyorlar. Saldırı üzerine saldırı yapıyorlar. Ve çok acı bir şey, çok acı bir şey. Ne yazık ki ülke Müslümanları bunlarla mücadele edemez hale geldi.
Yani yenilgi kabullendiler. Yani insanlar artık hakkı ve hakikati konuşamaz hale geldi. Hakkı ve hakikati konuşan insanı da mahkemelerle, savcılıklarla, soruşturmalarla susturmaya çalışıyorlar. Yani siz Kur'an ve sünnetin hükmü budur. Kur'an ve sünnetin bu meseledeki hakikati budur, gerçeği budur dediğinizde savcılık soruşturmaları geçiriyorsunuz. Veyahut da vakfınız varsa vakfınız soruşturma geçiriyor. Veyahut da siz toplanıp bir yerde zikrullah yapıyorsanız, sohbet ediyorsanız oraları mühürleniyor. Veyahut da sizi bir televizyona çıkardılarsa, siz bir şey konuştuysanız orada o sizin televizyon programını yapan kimse bir daha sizi televizyona çıkarmıyor. Ve böylece sizi susturmaya çalışıyorlar.
Ve gerçekten gerçek bir şekilde Kur'an ve sünneti anlatan, hakikati anlatanlar yalnızlaştırılıyorlar, ötekileştiriliyorlar. Bakın kıymetli kardeşlerim, bunlar normalde İslam dünyasında da artık iyice çöreklendiler. Şimdi artık İslam dünyasında hadisleri savunmak, hadisleri savunmak ve hadis-i şerifleri söylemek artık böyle sanki cehaletmiş gibi algılanıyor. Veyahut da Kur'an, sünnet dedikçe, imamların iştahı, fıkıhı dedikçe artık siz cahil bir kimseymiş gibi size saldırıyorlar. Sizi ötekileştiriyorlar. Ve ne yazık ki ülke Müslümanları bu konuda tabiri caizse tırstılar, korkaklaştılar. Artık bunu savunamaz hale geldiler. Ve düşünebiliyor musunuz? Kadınların tesettürü tesettür olmaktan çıktı, kimse bir laf söyleyemiyor.
Erkeklerin kıyafetleri tesettür olmaktan çıktı, kimse bir laf söyleyemiyor. Okullarda din eğitimi altında ne yazık ki dinsizliğe hizmet ediliyor, kimse ses çıkaramıyor. Yani ses çıkaramayışının sebebi ne? Diyorlar ki iktidar bizden, öyle düşünüyorlar. Ve bu iktidar böyle olduğu müddetçe bunu yapamayız diyorlar. Ama normalde eğer ki iktidar bizden dememiş olsalardı, ondan sonra olanca yaygarayı koparıp savunacaklardı. Ve savunamıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Bu eşcinsellerle alakalı, İstanbul Sözleşmesi'yle alakalı bir iki konuşma yaptı Abdurrahman Dilipak. Yani bütün herkes onu mahkemeye verdi. Mahkemeye veren insanlar Abdurrahman Dilipak'la aynı kökenden gelenler. Bunların hepsi de milli görüş kökeninden geliyorlar. İyi hadi bize saldırıyorlar, beni işte eski ülkücüğüm diye benim şu anda bir siyasi bir partim yok, siyasi bir yelpazem yok.
Benim durduğum nokta vatan millet, Kur'an sünnet. Eyvallah, benim hiçbir siyasi bir parti takıntım yok. Birisi de geçen gün gelmiş, hocam taraf olmazsan bertaraf olursun dedi. Benim tarafım belli, benim tarafım Kur'an sünnet dedim. Sustu, senin tarafın neresi dedim. Yani bizim cuma günleri böyle enteresan günler. Birisi geliyor böyle, kulağımıza bir şeyler fısıldıyor bizim. Yani ben taraf olmazsam bertaraf olacakmışım. İyi benim tarafım Kur'an sünnet, vatan millet. Sen hangi taraftansın ki dedim. Öyle deyince sustu. Yani şimdi bizim insanımız tırsmaya başladı. Hadi tamam, ben diyeceğim ki ben bir siyasi böyle bir partisel tarafım yok. Herkes bana saldırıyor diyeceğim. İyi saldırın, sıkıntı yok.
Ama Abdurrahman Dilipak, yani o aynı kökenden geldiniz. Veyahut da Ali Rıza Demircan Hoca, aynı kökenden geldiniz. Veyahut da geçenlerde o bir hadis alimi var. Neydi? Yalova Üniversitesi'nden. Ebu Bekir Sifil, yani Ebu Bekir Sifil, aynı yerden beslenmeler. Yani milli görüş kökeni olan insanlar. Ve düşünebiliyor musunuz? Kendi kökeninden gelen insanı. Ve Kur'an Sünnet davası için. Kur'an Sünnet davası için. Biz daha çünkü gencecik insanlık, Abdurrahman Dilipak, il il il ilçe ilçe konferanslara giderdi. Yalan söyleyen tarih utansın diye, il il ilçe ilçe konferanslar verir. İl il ilçe ilçe dolaşır. Kur'an ve Sünnet anlatırdı.
Yani düşünebiliyor musunuz? Şimdi aynı kökenden gelen insanlar, 80 ilde adamı mahkemeye verdiler. Sebep, yani o İstanbul Sözleşmesi ve LGBT ile alakalı konuşmalarından dolayı. Sebep, şuura yapın, istişare yapın, yanlış yapıyorsunuz. Bu yanlışlardan dönün. Yani hırsızlık yapıyorsunuz, yan kesicilik yapıyorsunuz, yol kesiyorsunuz, rüşvet alıyorsunuz. Örtülü bir şekilde böyle söylediği için, 80 kusur ilk Abdurrahman Dilipak'ı mahkemeye verdi. Yani böyle günler yaşıyoruz. O yüzden bu Cemalettin, Afganinin, Muhammed Abduh'un yolunu takip eden insanlar, bunları bakın iyi izleyin. Kıymetli kardeşlerim, bir kimse Kur'an ve Sünnet'e uymuyorsa, söylem olarak, imamların iştihadına uymuyorsa, söylem olarak onun arkasında ilim yoktur.
Onun arkasında fitne vardır. Bir kimse hadisleri inkar ediyorsa, onun arkasında fitne vardır. Bir kimse Kur'an ayetlerini çarpıtıyorsa, onun arkasında fitne vardır. Onun amacı din değildir. Bir kimse imamların iştihadlarını reddediyorsa, imamların iştihadlarını reddediyorsa, onun arkasında fitne vardır. Bir kimse zikrullahı, zikir halakalarını reddediyorsa, onun arkasında fitne vardır. Bir kimse tarikatı, tasavvufu, şeyhi, veliyi, mürşidi inkar ediyorsa, onun arkasında fitne vardır. Bakın direkt fitne vardır. Yani oturup sabahtan akşama kadar tasavvufa, tarikata, şeyhlere, velilere sövüyorsa, hakaret ediyorsa bir kimse, ve bunu yaparken de din adına yaptığını söylüyorsa, bunun arkasında fitne vardır.
Direkt fitne vardır. O yüzden bu ülkeyi ülke eden, bu toprakları toprak eden, bu insanları insan eden en önemli öğreti, Kur'an, sünnet, imamların iştadı ve sufi öğretisidir. Ve bu dört öğretiye bir kimse, ama açıktan, ama gizliden savaş açtıysa, veya bu dört öğretinin herhangi bir yerinde, normalde eksiklik, kusurlu arayıp, onlara laf söyleyeceğim, hakaret edeceğim diye uğraşıyorsa, onun arkasında büyük bir fitne vardır.
O batılı oryantalistlerin, o batılı emperyalistlerin veya doğulu emperyalistlerin emrine girmiştir. Ve onların emrini yerine getiriyordur. Biz batılı derken, sadece batıda değil bu, bu Rusya'da da var, Çin'de de var aynı tehlike. Bakın, Çin, Doğu Türkistan'daki Müslümanları katlediyor. Onları asimile edeceğim diye uğraşıyor. Veya Rusya, kendi sınırlarının ve etkisi altında, kalan sınırlarının altında, Müslümanları etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. Ve ne yazık ki bizim ülkemizde de, şimdi yeni bir dernek ve tasavvuf veya vakıflar yasası çıkarıyorlar şimdi. Bu sivil toplum kuruluşu örgütlerini istedikleri anda, terörist ilan edip, istedikleri operasyonu yapabilir hale getiriyorlar.
Belki de şimdi hareket ederlerken, masummuş gibi görünüyor bize. Ama ve lakin yarın öbür gün, terörist olmayacağımız ne malum 28 Şubat'taki gibi. Yani dindarlar, devamlı başında bir demokrasinin kılıcı bekliyor dindarların başında. Ve ne yazık ki dindarlar, dinini yaşamada özgür değiller. Yani düşünebiliyor musunuz? Bu ülke, bakın işte bir yılbaşı manyaklığı, bir yılbaşı çılgınlığı geçirdi. Yani hiç kimsenin, bir Hristiyanın Noel'iyle uğraşacak değiliz. Yani hiç kimse bununla alakalı bir şey söylemedi. Ama bir kurban bayramı geliyor, ülke ayağa kalkıyor siz hayvanları katlediyorsunuz diye. Ne kadar hindi kesildi, ne kadar çam ağacı kesildi.
Kim ne dedi, hiçbir şey demedi. Ama Müslümanların bir kurban bayramında ortalık ayağa kalkıyor. Hayvanseverler ayakta, vejeteryanlar ayakta. Nasıl hayvan kesermişsiniz? Yani yıl üç altmış, üç yüz altmış beş gün et yiyorsun. O ne et yiyorsun? Uzaydan mı geliyor o? Ama yok. İlla ki bayrama laf söylenecek. Ama ne yazık ki Müslümanlar sessiz, aynen hadis şeritteki gibi. Yani denizin üzerindeki köpük misaliyiz. Hiçbir kıymetimiz yok, hiçbir ağırlığımız yok, hiçbir değerimiz yok. Ve düşünün, artık Müslümanız demeye korkar hale geleceğiz. Sufiyiz demeye korkar hale geleceğiz. Ehl-i zikiriz demeye korkar hale geleceğiz. İçimizden bir tane, herhangi bir topluluğun içerisinden bir sapık çıkıyor.
Herhangi bir topluluğun içerisinden bir manyak çıkıyor. Bir edepsiz çıkıyor. Bütün topluluk zan altında kalıyor. Bütün Müslümanlar zan altında kalıyor. Bu görüntülü ve sosyal medya denilen katliamcılar katliam ediyorlar. Kimse bu katliamı görmüyor. Ve ne yazık ki Müslüman görüntüsü altında katliam yapıyorlar. Ve bu katliamı yapanlar İslam görüntüsü altında katliamı yapıyorlar. Yani adam İslam görüntüsü altında İmam Buhari'ye en büyük yalancı diyor haşa. Hadis nakleden İmam Buhari olsun, Tirmizi olsun, İbni Maci olsun, İmam Malik olsun. Hepsinde en büyük yalancı bunlar diyorlar. Ve herkes susuyor. Bizim dinimizin en önemli ikinci kaynağı olan Sünnet-i Seni'yi nakleden, kitaplaştırıp bize aktaran, yani hadis imamlarını adam en büyük yalancı diyor.
Ve hiç kimse bir şey demiyor. Bunu diyen kim? İlahiyat profesörü. Bunu diyen kim? İlahiyat öğrencileri. Bunları kim söylüyor? İlahiyat mezunları söylüyor. Acı olan bu. Bakın acı olan bu. Ve herkes suskun. Herkes suskun. Hiç kimsenin bunları konuşacak hali yok. Savunacak hali de yok. Kelaynak kuşu gibi kaldık biz. Biz bunları söylüyoruz. Ne kızıyorlar bize, ne kızıyorlar. Olmadık iftiralara uğruyoruz. Olmadık hakaretlere uğruyoruz. Hiç şikayetçideyiz. Neden? Allah için konuşuyoruz. Allah için söylüyoruz. Biz bu yolun zorluğunu biliyoruz. Allah için, Kur'an için, sünnet için, vatan için, millet için konuşursan, menfaatsiz konuşursan, senin düşmanın çok olacak.
Bunu biliyoruz biz. Ama gençlerimize üzülüyoruz. Çocuklarımıza üzülüyoruz. Gelecek neslimize üzülüyoruz. Ben üzülüyorum gelecek neslim için. Biz nasıl bir miras bırakacağız? Gerçekten üzülüyorum. Ne yazık ki resmi kurumlar, kuruluşlar başlarını kuma gömmüşler. Çok acı şeyler. Ve en acısı gelecek olan neslimize bırakacağımız temiz bir miras kalmayacak. Acı olanı bu. Ümitsiz miyim, değil mi? Değilim. Ümitsiz olmadığından dolayı buradayım. Ümitsiz olmadığından dolayı her türlü baskıya, her türlü sıkıntıya, her türlü olumsuzluğa rağmen mücadele etmeye devam ediyorum. Kanımın son damlasına kadar vücudumu lime lime etselerdi bu mücadeleye devam edeceğim.
Yeter ki geriye temiz bir miras bırakalım. Derdimiz bu. O yüzden Abduhun da, Afgani'nin de, oryantalistlerin artıkları, kılıç artıkları devam ediyor daha işlerini yapmaya. Cenab-ı Hak fırsat vermesin, Rabbim hepsini de kendi tuzaklarında boğulsun inşallah. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki Allah kabirleri çok ziyaret eden kadınlara ve kabirlerin üzerine mescitler yapanlara, kandiller takanlara da lanet etsin.
Adış şerifini anlayamadık. Allah bu kimselere lanet etmişse nasıl peygamberimizin kabrinin üstünde bir mescit olabiliyor? Peygamberimizin kabrinin üstünde mescit yok, yanı başında var. O özel bir şey. Onunla aynı değil. Yani peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabrinin üzerine mescit yapılmadı. Onun üzerine namaz kılmıyorsunuz ki. Adış şerif ona uymuyor. Kandil dediği, o Hristiyan adeti gibi yapılan şeyler aydınlanmayla alakalı değil. Kabirleri çok ziyaret eden kadınlar, hani işte kocası vefat etmiş, işte çocuğu vefat etmiş, devamlı kabirde gidiyor hatta kabirde oturuyor kalkıyor onlarla alakalı. Selamun Aleyküm, borsada para kazanmanın hükmü nedir, caiz midir, sakıncalı mıdır?
Canım kardeşlerim, İslam hukukunun olmadığı bir yerde yaşıyorsanız, yaşıyorsanız, bunları caiz mi değil mi diye sormayın. Sebep, ya İslam hukuku yok ki. Sen bireysel olarak bu sorumluluğuna bakacaksın. Bu orsayı kurumuşlar oraya. Ben para yatırır mıyım, yatırmam. Ben orada uğraşır mıyım, uğraşmam. Ama bir kimse uğraşıyor. Birinin hissesini alıyor, ondan sonra satıyor. Hisse alıp hisse satıyor. Bunun nesini haram edeceğiz? Sizi gördüğüm bir rüyayı anlatmak isterim.
Sizin dervişleriniz, Cikullah halakasında Allah'ı zikrediyordu. Sonra Adnan Ohtar geldi. Sonra siz oraya geldiniz. Ve siz ne kötü, ne hain bir örgütsünüz. Rabbim bizi sizden korusun dediniz. Ve sonra kim bir gece veya bir gün, surilerleri tam hatırlamıyorum ama tabareke, inşirah ve ihlas suresini okursa bizimle beraber olur dediniz. Ve bir köşeye çekilip namaz kıldınız. Sonra da uyandım. Ne yapmalıyım? Bir şey yapmana gerek yok. Allah mübarek eylesin. O Adnan Ohtar örgütünün ne olduğunu manen sana bildirmişler. Allah hayır versin inşallah. Hayırlı akşamlar eşim bana sürekli kırıcı kelimeler kullanıyor ve ona karşı sevgimin bittiğini düşünüyorum. Ne yapmam gerekir bu konuda?
Adamın ahlaksızı da, kadının ahlaksızı da çekilecek bir şey değildir. Ne yazık ki devamlı eşini kıran, üzen, ona hakaret eden bir adam. Kur'an sünnet dairesinde ahlaki seviyesi düşük bir insandır. Ne yapalım? Yani eğitimsiz, cahil bir kimseyle evlenmişsin. Oturup konuşacaksın, bir daha söyleyeceksin, bir daha söyleyeceksin. Yani ya sabredeceksin ya da boşaneceksin. İkisinden biri. Çok zor. Aynı şey kadınlar için de geçerli. Bazı kadınlar var, kocalarına karşı hakaret ediyor, kırıcı konuşuyor, devamlı yanlış konuşuyor. Aynı şey onlar için de geçerli. Yani adam nereye kadar çekecek bunu?
Veyahut da bir kadın evleniyor, adam devamlı hakaret ediyorsa, kırıyorsa eşini, gerçekten sıkıntılı bir şey. O yüzden Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri siz dindar bir kimseyle evleniniz diyor. Dindar bir kimse, güzel ahlaklı bir insan. Allah cümleye öyle nasip eylesin. Selamun aleyküm. Şafi ile Hanefi evlendiğinde Şafi'nin abdesti düşer mi? Neden düşsün? Yani mesela Şafi olan, işte bir erkek bir kadına dokunsa, bir kadın erkeğe dokunsa, Şafi olan karşı cinsten birisi dokunduğunda abdesti düşmüş oluyor. Öyle abdesti düşer. O yüzden İmam Şafi'nin bu abdestle alakalı hükmünü bu zamanda yaşamak biraz zor.
Yani bu konuda zorlananlar Hanefi fıkhına geçebilirler. Selamun aleyküm. Ben 15 yaşındayım. Ellerim çok terliyor. Bunun için ne önerirsiniz? Bildiğim bir şey yok. Hakkınızı helal edin inşallah. Selamun aleyküm. Bir şey sormak istiyorum. Şu anda pandemi döneminde olduğumuz için annemden eve misafir kabul etmemesini, gelmek isteyenlere uygun bir dille söylemesini istiyorum. Fakat annem kimseyi kıramayacağını söylüyor. Bu konuda ne yapmalıyız? Vallahi pandemi dönemi, şu anda böyle bu konuda annenize söylediğiniz şeyde haklılık payı var. Yani sebep pandemi var. O yüzden pandemide insanlar kendilerini biraz daha korumaları lazım. Gelecek olan misafir, taşıyıcı olabilir, bir sıkıntılı bir şey olabilir.
O yüzden bunda bir beis yok. Ben 24 yaşındayım. Görevime yeni başladım ve tek yaşıyorum. Ailem, arkadaşlarım veya ihtiyacı olan biri yardım istediğinde elimde, ucumda ne varsa vermek istiyorum. Bu nedenle birikim yapamıyorum. Bir yandan nefsine uyan bir nokta vardır, ondan vermek istiyorsun diyorum. Bir yandan acaba Rabbim birikim yapmamı da istiyor mudur diye diyorum. Bu düşünceler infak konusunda huzurumu kaçırıyor. Bu konuda bir ölçü verir misiniz? Şimdi bir kimse örneğin kendi temel ihtiyaçlarını gördükten sonra bir kısım kendisine para biriktirse şeriatan caizdir. Mesela diyelim ki bir bekar erkekse evlenecek, ev kuracak, ev alacak.
Onun böyle biriktirmesi şeriatan caizdir. Veya bir bayan kendince çeyiz yapacak, evlilik hazırlıkları yapacak. O yüzden biriktirmesi caizdir. Bunda bir sıkıntı yok. Ha dağıtabilir mi, infak edebilir mi? Edebilir. Ama bugünkü dünya hayat standartına göre biraz birikim yapması faydalı olur. Sıfırdan ev düzüyorum, alacağım eşyaların ücretini kredi kartından çekip faizsiz taksitle ödemeyi düşündüm.
Müsaadeniz olursa böyle devam edebilir miyim? Edebilirsiniz ama nakit alırsanız daha hesaplı alırsınız diye düşünüyorum. Kadın şarkıcı dinlemek haram mı? Örnek Sezen Aksu'yu dinlemek. Normalde kadın cariyeleri dinlemeyi caiz görmüşler. Çünkü cariyelerin şarkı söylediğini, ne bileyim işte onların türkü söylediklerini Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri duymuş.
Sahabeler cariyelerin söylediklerini dinlemişler. Şimdi kadın şarkıcının, burada biz dinlediğimiz kadın şarkıcıların hangi dinden olduklarını bilmiyoruz. Önceden İslam toplumunda bu kadın şarkıcılar veyahut da kadın çalgıcılar genelde gayrimüslim kimselerdendi. Bu gayrimüslim kimselerin haricinde şarkı söyleyen, çalgı çalan, ne bileyim oryantallik yapan, tiyatroculuk yapan, sinemacılık yapan başka kimseler yoktu.
Aynı yol, gelenek devam ediyor hükmünde görürse bir kimse dinleyebilir. Buna cevaz çıkar. Sebep, ben karşıdaki kadın şarkıcı denilen şarkıcının dinini bilmiyorum ki. Yani örneğin ne kadar bu ülkede sanatçı denilen kimseler var. Ermeni kökenli, Yahudi kökenli veyahut da işte ateşperest, putperest ondan sonra bir sürü var. Veyahut da sebatayist olanlar var örneğin. Yani bu bizim yaşadığımız ülkede tırnak içerisinde sanatçı denilen piyasadaki kimselerin büyük bir çoğunluğunun dini kökenlerini bilmiyoruz. Layık, demokratik bir hukuk devleti denilen bir devletin bünyesinde her türlü inanış, her türlü ırk var. O yüzden bu böyle olmalı yalnız. Ben bunun yanlış olduğunu da söylemiyorum.
Böyle bir yerde de hani bir kadının, bir mümin bir kadının şarkıcı olması düşünülemez. Çok büyük günah kebayır. Veya mümin bir kadının çalgıcılıktan para geçimi sağlaması mümkün değil. Çok büyük günah kebayır. Öyle olunca yani ben karşıdaki kimsenin dinini sorgulayamıyorum ki, sorgulamadığımdan dolayı ben onu dinlesem haram olur mu direkt?
Olmaz. Şüpheli midir? Evet. Sebep onun dinini bilmedimden dolayı. Bakın onun dinini bilmedimden dolayı. Şimdi de insanların gerçek dindarlıklarını bilemiyoruz ki. Bir bakıyorsun, yıl 365 gün veyahut da yıl 11 ay, İslam dışı her şeyi kendi bünyesinde barındıran medya ve medyanın içerisindeki sanatçı kisvesinde bulunan kimseler, her türlü İslam dışı hal ve hareketleri yaparken, Ramazan gelince bir bakıyorsunuz bir kadın sanatçı başına bir tane beyaz örtü atmış, bülbül kasidesini okuyor.
Veya bir bakıyorsunuz bir ilahi kasede yapmış. Ya yıl 11 ay sen neredesin diyen yok. Ama ben şimdi Müslümanım diyenin, benim kalkıp da Müslümanlığına sorgulayacak değilim. Beni ilgilendirmiyor. Ama Müslüman mıdır değil midir onu da bilmiyorum. O yüzden bu bir kimse dinlese neden dinliyorsun diye sorulmaz, kötülenmez. Sebebi karşıdaki kimsenin dinini bilmiyor. Çünkü selamünaleyküm, Deylemi'de geçen toprak yemek her Müslümana haramdır. Hadis-i Şerif'ini açıklar mısınız? Toprak yemek neden haramdır?
Bildiğiniz toprak, o toprağı yemek caiz olmaz. İslam neye yenilip neye yenilmeyeceğine hükmetmiş. Toprağa değmeyi haram etmiş. Ne var bununla? Bir Müslümanın yaşadığı şehirden daha küçük bir yere göç etmesi caiz değildir. Daha büyük bir kente göç ederek İslam'a hizmet etmesi gerekir diye bir şey duydum. Bu doğru mudur? Normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şehirden köye göç yoktur diye. Bir hükmü var. O manada şehrin stresinden, insanlardan uzak kalarak münzevi bir hayat sürmek için köyümüze geri dönerek üretim yapmakta bir sakınca var mıdır? Bir sakınca yok. Neden sakınca olsun? Köyünüze dönmek istiyorsanız dönebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bayanların regil döneminde namaz kılmaları yasak olduğunu biliyoruz. Eğer namaz kılmak ister ise günaha girmiş olurlar mı? Evet. Bir kadın regil döneminde ise namaz kılması, oruç tutması caiz değildir. Yani bu yasaklanmış. O yüzden yasaklanan bir şey yapmak da günaha kebâydır. Kadınlar regil döneminde tam bir, yani böyle cinsel ilişkiye girmeleri yasaklanmış. Regil döneminde bir erkeğin kadına bu manada yaklaşması caiz değildir, haramdır. Erkek ona asla tevessül etmemeli. Kadın da mümkün olduğunca buna müsaade etmemeli. Kadınlar regil döneminde kocalarıyla çok özür dilerim, sevişebilirler ama bir cinsel ilişkiye giremezler. O yüzden cinsel ilişkiye girerlerse büyük günah kebâydır işlemiş olurlar.
Ve erkeklerin eşlerini ters yoldan ilişkiye zorlamaları da caiz değildir. Asla erkekler bu konuda kadınlarla ters yönden ilişkiye girmeyecekler. Sen benim eşimsin, benim istediğimi yapacaksın, benim emrime tabi olacaksın deyip eşlerini bu konuda zorlayamazlar. Çünkü haramda itaat yoktur. Ne yazık ki İslam toplumunda bunlar yaşanmaya başladı. Bunları artık böyle küçük şeyler gibi görüyorlar. Televizyonda da birisi çıkıyor, yine ilahiyatçılardan birisi. Ne alakası var? Siz namazınızı da kılabilirsiniz, regil döneminde orucunuzu da tutabilirsiniz. Dendiğinde cinsel ilişkiye de girecekler o zaman. Giriyorlar da zaten. Başımızdaki belaların, müsibetlerin, sıkıntıların, hastalıkların manevi tarafı bunlar.
Temizliklerine dikkat etmiyorlar insanlar. Müslüman günde beş sefer amdest alır, tertemiz olur. Müslüman gusleder, tertemiz olur. Bunlar illaki zahiri temizlik olması şart değil. Bunlar manevi temizlik. Sen manevi temizliğini yerine getirmezsen sana hastalık bulaşır. Sen zorlanırsın. Bakın topyekün tövbe edip temizlenmemiz lazım. Her türlü haram eşkari işlenir hale geldi. Eşcinseller sokaklarda dolaşıyorlar. Ve hiç kimse eşcinsellere yan bile bakamıyor. Bakılmasın. Evet, onların da yaşam hakları var. Bir şey demiyorum. Ama eşcinsellik meşrulaştırılmasın. Eşcinsellik meşrulaştırılıyor. Fuhuş meşrulaştırılıyor. Haramlar meşru hale geliyor.
Sıkıntı bu. Haram, meşru, helal, yasak şu anda. Nasıl yasak? Bakışlarla yasak. Nasıl yasak? Sosyal medyayla yasaklanıyor. Nasıl yasak? Görüntülü medyayla yasaklanıyor. Ne yazık ki helallar yasaklanıyor. Çok acı bir dönemden geçiyoruz. Çok acı dönemden. Bu insanlar doğru dini öğrenebilecekleri bir kurum, kuruluş yok. Yok. Kalmadı. Ben böyle söyleyince herkes kızıyor bana. Haramı helal ediyor dindar görünenler. Bir ilahiyatçı çıkıyor televizyonda. Bütün televizyon, televizyon dolaştırıyorlar onu. O çünkü regil döneminde de oruç tutulabileceğini, regil döneminde de namaz kılınabileceğini söylüyor. Bunun arkasında regil döneminde cinsel ilişki var çünkü.
Regil döneminde camiye giremez kadın. Kur'an-ı Kerim okuyamaz, o diyor ki Kur'an-ı Kerim de okur, camiye de girer. Namaz kılamaz, o diyor ki namaz da kılar. Oruç tutamaz, o diyor ki oruç da tutar. Regil dönemindeki yasaklar bir de cinsel ilişki zaten. E bu cinsel ilişki de serbest olmuş oluyor. Bu nasıl bir sapkınlık, sapıklık? Bu sapıklıkta, sapkınlıkta artık ön tanımıyorlar. Ayet tanımıyorlar, hadis tanımıyorlar. İmamların iştahdını, fetvasını tanımıyorlar. Bunları söyleyenleri de tuğ kaka ilan ediyorlar. Böyle bir haldeyiz şu anda. O yüzden regil döneminde namaz kılan, regil döneminde oruç tutan, regil döneminde camilere giren, regil döneminde Kabe'yi tavaf eden, regil döneminde Kur'an-ı Kerim okuyan, regil döneminde cinsel ilişkiye giren, günahı kebari işlemiştir.
Bunun günah olduğunu bile bile yapan günahı kebari işledi. Bu günah değil, bu caiz, bu helaldir diyen ise dinden çıktı. Acı tarafı bu. Allah muhafaza eylesin. Ebu Hureyre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. İnsanlar resimli kumaşlara benzeyen evler yapmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Hadis-i şerifini anlayamadım, açıklar mısınız? Yani evleri çok süslü olacak, çok şatafatlı olacak. Yani resimli bir kumaş düşünün. Bir şehir resim, evlerini böyle işte kendilerince hayvan figürleri, insan figürleri, şatafatlı, şatatlı evler yapacaklar ve bunlar kıyamet elameti. Selamun aleyküm eşimin sorusunu iletiyorum.
Sohbetlerinizde mutmainne makamına gelen dervişin cennete gideceğini söylemiştiniz. Mutmainne makamına gelen derviş, namaz borçları var ise durumun ne olacak kazalarını eda edemeden vefat ederse. Mutmainneye gelmiş olan bir kimsenin kaza borcu yoktur zaten. Kaza borçları varsa o zaten mutmainneye gelemez ki. Onun normalde kaza borçlarını eda etmesi gerekir.
Bir de halim açılmadı, ben dışarıda kaldım, yapamıyorum, olmuyor diye çok içlenip ağlıyor. Sizi rüyasında görüyor ancak zikir ederken perdesi açılmadığı için üzülüyor. Hayır duanıza muhtacız. Perde açılsın, hal göreyim diye ibadet edilmez. Doğru değil. Allah için ibadet edin. Kırık meal dersi alıyorum. İlk zamanlar iyi giderken biraz daha dersler ağırlaşınca içimi yapamazsın diye stres kapladı. Çok istiyorum öğrenmeyi. Bana ne gibi öneri, ne gibi nasihatta bulunursunuz. İlim öğrenmek her Müslümanın üzerine farz. Söylenilmeyen bir söze küsülür mü? Defalarca söylemediğimi söyledim. Söyledim, halde küsülmek olur mu? Söylemiş olsam özür dileyeceğim ama söyleyemedim.
Bu durumda ne yapmak lazım? Hiçbir şey lazım değil. Yani bir kimsenin beyanını doğru kabul etmek lazım. Bir kimse söylemedim diyorsa söylememiştir. Selamun Aleyküm. Bir olumsuzluk düşündüğümüzde sonrasında bunun başımıza gelmesi düşünerek onu çağırmamızdan mı kaynaklanır? Yani kıyamet kopsun diye düşündüğünde hemen kıyamet mi kopuyor? Haşa kader senin düşüncene mi bağlı? Bazıları öyle der. Düşünüyor mu? Oluyor. Düşünüyor mu? Oluyor. Allah muhafaza eylesin. Büyük kibirlilik. Selamun Aleyküm hocam. Bir arkadaşım Hristiyan olacak. Kendisi vakti zamanında intisap etmiş. Bilgili tasavvuf eyle bir kadındır.
Fakat geçirdiği trafik kazası sonrası birden böyle oldu. Onun için ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Nasihat etmek lazım. Söylemek lazım. Allah muhafaza eylesin. Olabilir. Yani kafası gelmiş gitmiş olabilir. Bu noktada herhangi bir bilgi yetersizliği olabilir. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun inşallah. Selamun Aleyküm.
Allah hakkındaki bendeki duygu ya da algı mıdır nedir? Algı mı denir? Bilemiyorum. Değişiyor. Nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum. Büyük, çok büyük olduğu hissi. Haşa bir varlık gibi. Sanki her şeyin üstünde güçlü ya da her şey kaplamış gibi. Bunun gibi başka şeyler de oluyor. Bazen mesela çocuklar beni üzdüklerine gelip sarıldılar. Anne beni affet bana kızma dediklerinde sonradan bir algılama gibi bir şey oldu bende. İçimden Allah da kulları ona yöneldiğinde onları çok sevdiğinden hemen affediyor. Kusurlarını görmüyor. Kullarını çok seviyor. Çünkü gibi bir his ya da düşünce. Bunları sormak istedim. Bu güzel gece için teşekkür ederim. Uzun olduğu için ayrıca özür dilerim.
Normalde Allah'ın zatıyla alakalı aklınıza, fikrinize bir şey geldiğinde, hadis-i şerif çünkü bu, hemen İhlas Suresini okuyun. Bu manevi olarak sizi sıkıntıdan kurtaracaktır. O yüzden neye benzerdi? Mesela sizin bu söylediklerinizin hepsi de hemen hemen sıfatlarıyla alakalı. Bunda bir sıkıntı yok. Ama zatıyla alakalı böyle var mı yok mu, şuna mı benziyor, buna mı benziyor dediğinizde hemen İhlas Suresini okuyun. Eğer okuyabiliyorsanız. Yok bayansanız, okuyamıyorsanız o esnada hani rehil döneminden dolayı tevhid çekin. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu de diyebilirsiniz. Tevhid çekebilirsiniz la ilahe illallah diyerek. Bu şeyde namazda Arapça okumakla alakalı bir Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin herhalde yayınlarından kardeşimiz atmış buraya.
Namazda Arapça okuyan kimsenin, okuyamayan kimsenin, Kur'an'ın başka bir dile tercümesini okuması caiz kabul eden Ebu Hanife'nin delilleri şunlardır. Bir, Allah-u Teala'nın Kur'an-ı Kerim'deki hakiklerin daha önceki kutsal kitaplarda da bulunduğu ifade ediyor. O halde bu kitapların asıl şekilleri lafız ve mana olarak Allah'a aittir. Bu yüzden bunları okuyarak ibadet yapılabilmelidir. İki Selman-ı Farisi İran'ı tanıdıklarına Fatiha Suresinin Farsçasını yazmış ve Arapça Fatiha'yı okuyamayanların bu tercümesini okuyarak namaz kılabileceklerini söylemiştir. Bunu geçen hafta işlemiştik zaten. Evet, normalde bir kimse, burada şerh şu, bir kimse Arapça öğrenene kadar kendi diliyle namaz kılıp ibadet edebilir mi?
Evet. Geçen hafta testleri pozitif çıkan bir kardeşimiz vardı.
O yazmış. Rahatsızlığımız 8. günü nefes sıkıntısı oluyor. Demiş, Rabbim şifa versin inşallah. Kolay bir hastalık değil. Cenab-ı Hak korusun. Ben ailemin yanında dinimi yaşayamıyorum diye onlardan kaçıyorum. Hep başka evimiz var, orada oturuyorum. Çünkü babam itekleyecek, kakaklayacak, laf edecek. Ben yanlış yapıyorum sanırım. Ne tavsiye edersiniz? Sizin istişare etmek istediğim şeyler oluyor ama yerine getiremiyorum. Bu eksekliği nasıl giderebilirim? Bir yol gösterir misiniz? Biz normalde aile bireylerinin evden ayrılıp kendi başlarına böyle bir hayat kurgulamalarını istemeyiz.
Ailenin içerisinde kalsınlar, ailenin içerisinde dinlerini yaşasınlar özgür bir şekilde. Ailenin içerisindeki anne babalar da çocuklarının bu noktada bireysel özgürlüklerine, Kur'an ve Sünnet tarihinde müsaade etsin, cevaz versinler. Bunu isteriz ama olmuyorsa yapacak bir şey yok. Tövbemde sabit olmuyorum. Bir süre sonra kendimi hissiz, şeytana dost olmuş buluyorum. Tövbe de sabit olmak için ne önerirsiniz? Tövbe et ve orada kal. Selamun Aleyküm. Cinsel ilişki sonrası gusül, abdesti almadan tekrar ilişkiye girilmesi ve bu ilişkiden doğacak çocuk konusunda hüküm nedir? Sünnet olan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri her cinsel ilişkiden sonra gusül, abdesti almış, sonra tekrar cinsel ilişkiye girmiş.
Ama bazı fıkıh kitaplarında, mesela cinsel ilişkiden sonra tekrar bir daha cinsel ilişkiye girecekse hiç olmazsa uzuvların yıkanmasını önermişler. O yüzden bir kimse sufice söylemek gerekirse cinsel ilişkiye girdikten sonra işte sağına bir müddet yatmak sünnettir. Sağına bir müddet yatar kadın da erkek de ondan sonra kalkıp gusü ederler. Bu normalde sünnete uygun bir hal olmuş olur. Ama bir daha cinsel ilişkiye gireceklerse gusül edip sonra girmeleri uygun olur. Ama yok bu noktada devam eden bir şeyse, hani cinsel ilişkiye hiç inkıtaya uğratmadan, hani erkek ikinci tekrar ilişki daha doğrusu devam ediyorsa o zaman o kimsenin gusül etmesine veyahut da işte uzuvunu yıkamasına gerek yok.
Yani çünkü devam ede gelen bir şey var. Devam ede gelen bir şeyde işte bir olmuş, iki olmuş, üç olmuş, onda şey yok. Ne o? İnkıtaya uğramıyor çünkü. Problem yok. Ama inkıtaya uğruyorsa, yani ilişki bitti, sonlandı. Herkes kenara çekildi, o zaman gusül etmesi gerekiyor. Böyle sorular soruluyor. Sonra ben bu sorulara Kur'an-Sünnet dairesinde, real hayatın içerisinde cevaplar veriyorum. Ondan sonra ne işte, taciz kar konuşuyorum, konuşuyormuşum. Selamun Aleyküm. Kuantum teorisine inanmak, bekletme içinde olmak, insanı küfre sokar mı? Yani o bir teori adı üstünde, teori zaten teorinin üzerinde, neden bir inançsal meseleyi dönüştürüyorsunuz?
Kuantum bir teori, o yüzden astrofizikle alakalı bir mesele. O yüzden onun kalkıp da o teoriye inanmamızı istemeleri veya o teoriye inanmak boş bir şey olur. Bizim inancımız belli. Bir Müslüman hatalı davranışından dolayı özür dileyip, tüm kalbiyle pişman olmasına rağmen, karşısındakinin onu affetmemesi ve ondan yüz çevirmesi, ayrıca rahatsız olduğu imasında bulunarak terk etmesi neticesinde, hatalı davranışından rücu eden kişinin ne yapması uygun olur.
Yani bu hatalı davranışın ne olduğunu bilmiyoruz. Normalde Müslümanlar da kendi içlerinde sınıf sınıf. Örneğin bu hatadan dolayı bir zarar mı gördü? Bilmiyoruz ki, bir zarar gördüyse o zararın telafi edilmesi lazım. Yani o zararı telafi etmeden bir kimseye özür dilerim, hata yaptım, yanlışlık yaptım. Bu zararı kim telafi edecek? Örneğin, çünkü o hatalı davranış dediğiniz şeyin ne olduğu bilinmiyor. Ne olduğu bilinmediğinden dolayı buna kesin hüküm vermek kolay değil. Yani nesi zarar gördü? Yani o zaman birisi kalksın, işte birisinin alnına baltayı vursun, ya özür dilerim hakkını helal et, işte özür dilerim senden de, tamam mesele bitti. Yani bu böyle basit bir şey oluyor.
Ve ne yazık ki insanlar böyle karşısındakini basite indirgiyor. İşte özür diliyor, ben kendimden örnek vereyim. O kimse özür diliyor, siz onun özrünü kabul ediyorsunuz, tamam özrünü kabul ettim, hakkım helal olsun, tamam bitti. Ertesi gün bir de aynı şeyi yapıyor. Sonra tekrar özür diliyor, yine affediyorsunuz, bir de aynı şeyi yapıyor. Ondan sonra da örnek getiriyor. Allah affediyor ya, sen de affet. Ya sen terbiye olmuyorsun ki. Ben Allah değilim bir de. Her ne kadar bazı gazeteci ve sosyal medyacılar, benim Allah'lık iddia ettiğimi ağzımdan çıkmadığı halde, böyle bir tavrım ve tarzım olmadığı halde, böyle bir iftiraya maruz kalsam da, böyle bir şeyim yok benim.
Eee? O kimse şöyle istiyor, insanlar o hale geldi. Kıracak, dökecek, özür dilerim diyecek, bitecek mesele. Ya bu kırılan, dökülen ne oldu? Bu yıkılan ne oldu? Bir binayı yıkıyor, binayı yıktıktan sonra geliyor, özür dilerim senden. Ya bina yıkıldı. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Ya ne yapacak? Evet, özür dilecek o kimse. Gitsin, onun kapısına dayansın, özür dilesin. Benim sen beni affetmen için ne yapmam gerekiyor, ne yapmam gerekiyor, sonu yapayım desin. Öyle bir şey yok. Hakkını helal et, özür dilerim. Sana böyle böyle dediydim. Helal etmiyorum. Hani İmam-ı Azam'ın babası, Dicle'nin kenarında dolaşırken, oradan bir nehirden bir elma almış, dişlemiş, yememiş daha.
Eyvah demiş ya. Yani sahipsiz elma. Dişlemiş. Haydi Dicle'nin kenarından başlamış yürümeye. Bu elma hangi bahçeden düştü diye. Bahçeyi bulmuş, girmiş içeri. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Demiş ki bahçenin sahibine, hakkınızı helal edin. Bu elmayı sizin bahçenizden düştü herhalde. Dişledim. Adam bakmış. Demiş, yok bir şart da helal ederim. Ne demiş? Demiş, benim yanımda yedi yıl çalışacaksın demiş. İmam-ı Azam'ın babası yedi yıl o elma sahibinin yanında, bir fiil parasız pulsuz çalışmış. Yedi yıl bitmiş. Demiş, bitti. Bitmedi daha demiş. Benim demiş, iki gözü kör, iki kulağı sağır, dili demiş. Lal, peltek, elleri çolak, ayakları demiş.
Topal, bir kızın var, bunu nikahlayacaksın. Ancak o zaman helal ederim demiş. İmam-ı Azam'ın babası helallaşmak için onu da kabul etmiş. Nikahlarını kıymışlar, görmüyorlar ya. Şimdiki gibi böyle flört, helal değil. Şimdi flörtü helallaştırdık biz. Ne oldu? Flört yaşıyorlar. Sevgilisi var kızımızın da, oğlumuzun da. Haydi, nerede? Sevgilisiyle tatile gitti. Tabii şimdi bu. Bunu helallaştırdık biz şimdi. İslam dünyasında biz bunu helallaştırdık. Gayet normal, doğal görülüyor şimdi bu. Ama sevgilisi olmayan yok ki. Bunu helallaştırdık. Yani bekaret, helallaştırdık.
Lazım değil böyle bir şey. Kız çocuğu istediği kadar, istediği erkeklerle cinsel ilişkiye girer. Mesele yok, problem yok. Bu hale getirdik şimdi biz. Neyse, İmam-ı Azam'ın babası bu sefer o nikahı kabul ediyor. İşte gerdek gecesi eve giriyor. Bir bakıyor ki, böyle bir kadın yok. Kör değil. İşte kulakları duyuyor. Elleri, kolları yerli yerinde. Diyor ki, hayır ben böyle bir kadınla nikahlanmadım. Diyor, koşturuyor şeye, kendi kayınpederine. Diyor, yanlışlık var herhalde. Ben böyle bir kadınla nikahlanmadım diyor. Bana böyle bir şey söylemediniz. O da diyor ki, evladım ben kör dedim diyor. Harama hiç bakmadı. Dikkat edin. Ben kör dedim. Benim kızım hala, benim kızım dedi.
Harama hiç bakmadı. Ben sağır dedim. Bugüne kadar haram dinlemedi. Ben elleri çolak dedim. Bugüne kadar harama dokunmadı. Ben ayakları topal dedim. Hiç harama yürümedi. Ben dili, dilsiz konuşmasını bilmiyor dedim. Hiç haram konuşmadı çünkü demiş. Ondan İmam-ı Azam oluyor. Üç yaşında Kur'an'ı hatmediyor İmam-ı Azam. İmam-ı Azam üç yaşında Kur'an'ı hatmediyor. O anne babadan İmam-ı Azam oluyor. Fıkıhına ölçü aldığı hadis-i şerifleri alıyor. Dosdoğru gidiyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin kavi şerifinin başına. Bu hadis senin mi ya Resulallah dediğinde talebeleri de duyuyor. Oradaki haç esnasında olan Müslümanlar da duyuyor.
Evet benim diye kabirden sesi duyuyor herkes. Ve Müsned'in böyle böyle tek tek hadislerin hepsini okuyaraktan kabri şerifte hadisleri söyleyenin sahibine hadisleri teyit ettiriyor. Öyle bir İmam-ı Azam. Şimdi ne yazık ki birisi de çıkıyor İmam-ı Azam'ı küçük görmeye çalışıyor. Emevilerin yıkılmasına fetva veren İmam-ı Azam. Zalim Emevi İmparatorluğunun ve zalim Emevi Hükümdarlarının devletten uzaklaştırılması için fetva veren ve parasıyla cihad eden İmam-ı Azam. Ondan İmam-ı Azam oluyor. Biz şimdi şöyleyiz. Kime zarar verdik? Kimi talan ettik? Kimin namusuna, şerefine, haysetine laf söyledik? Hiç umurumuzda değil şimdi.
Ondan sonra karşılaştığımızda hakkını helal edin. Ya bir sürü laf söyledin sen. Bir sürü hakaretler ettin. Bu kadar mı? Bu kadar. Sonra bir de helal edeceksin yani mecbursun. Yani helal etmezsen sen günah işledin. E uğraş hadi bakalım helal ettirmek için. Uğraşmak yok. Tabi. Hemen helal et dediğinde helal ete... Ne o? Helal et ağacı var ya bizde. Tamam helal et de kilit diye. İnsanlar Allah bizi affetsin. Ne yazık ki. Selamun aleyküm. Ben çok baş ağrısı çekiyorum. Çok doktorlara gittim. Migrenden ne yapmam gerek. Kıymetli kardeşler.
Yani doktorlara gittiğinizde almış olduğunuz haplardan sakın şifa bulacağınızı düşünmeyin. Her hasta bu tıp alemi için bir müşteri hükmündedir. Senin migrenin var. Sakın iyileşeceğini düşünme. Sen habire iyi bir müşterisin. Sen devamlı hap kullanacaksın. Benim şekerim var. Ben iyi bir müşteriyim. Ben sabah akşam hap içeceğim boyuna. Sabah öğlen akşam hap içeceğim. Ben çok iyi bir müşteriyim. Kim için? Bu emperyalist tıp dünyası için. Bu devlet sağlık örgütünün piyon olarak kullanıldığı bu emperyalist sağlık teşkilatı için ben iyi bir müşteriyim. Ne öldürecek ne güldürecek beni.
Ben devamlı ilaç kullanacağım. Ve ilaca bağlı yaşayacağım. Buyuz biz. O yüzden senin migrenin doktorlardan bir çaresi, şifası yok. Sebep? Çünkü kullanacak olduğun ilaçlar bir müddet sonra etkisini kaybedecek. Sonra başka bir ilaca başlayacaksın. Bir müddet sonra o da etkisini kaybedecek. Yani o zaman tedavi edici bir ilaç söz konusu değil. Büyük bir çoğunlukta. Eee o senin migrenin ağrısını azaltıyor ilaçlar. O kadar tedavi etmiyor. Ne zaman gerek? Dua edeceksin. Allah'ı zikredeceksin. Rabbimden şifa isteyeceksin. Rahatsızlığını seveceksin. Diyeceksin ki ya oh geçmeyen bir hastalık vermiş. Bunun ilacı kendi içinde diyeceksin. Sabredeceksin. Zikredeceksin.
Cenab-ı Hak sana vermiş oldu. O hastalıktan dolayı seni sevaplandıracak, affedecek seni. Hocam 16 yaşındayım. Ailem zorla başımı kapatmamış diyor. Bundan sebep mi bilmiyorum ama hiç başımı kapatmak istemiyorum. Ne yapayım? Evet zorla olması gerçekten iyi değil. Yani normalde dini zorla yaşamak, dini zorla dinin bir emrini yerine getirmek gerçekten tasvip edilecek bir şey değil. Ama çocuklara da hak veriyorum, anne babalara da hak veriyorum. Yani çocuklara hak veriyorum, zorla yapmak gerçekten insanın nefsine ağır gelecek olan bir şey. Anne babalara hak veriyorum, anne babalar çocuklarını dindar yetiştirmek istiyorlar. O yüzden ama zorla olmasını gerçekten ben de istemem. Ama bir baba olarak kendimce, yani ben de çocuklarımın örtülü olmasını isterim.
Çocuklarımın dinlerini öğrenmelerini, dinlerini yaşamalarını isterim. Gelecek zürriyetimin dindar olmasını, namaz kılmasını, oruç tutmasını, kızların örtülü olmasını isterim örneğin. İşte ne bileyim dindar bir nesil olmasını isterim örneğin. Ama bunu zorla yaptırmak istemem. Gerçekten istemem. Ama anne babalarda bazen ne yazık ki, yani çocuklarının dindar olmalarını istemelerinin getirmiş olduğu bu tip sonuçlar oluyor. Hadis, bir kadın bana ben eteğimin zehlini fazla uzatıyorum ve pis yerlerde de yürüyorum. Bu hususta ne dersiniz diye sordu. Ben de ona Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem pis yerlere değin eteği ondan sonrasını temizler dediğini söyledim. Bu hadis-i şerifi açıklayabilir misiniz? Allah razı olsun.
Bulgaristan'dan selam ve dua eyle Rabbim en kısa zamanda kardeşlerime ve bize sizin dizinizin dibinde toplanmayı, bir arada olmayı nasip etsin. Amin. Allah razı olsun. Bulgaristan'da sana ve diğer kardeşlerimizin hepsine de selam ederim inşallah. Cenab-ı Hak hepimizi affı mağfiret eylesin. İyilik versin inşallah. Allah yardımcınız olsun. Toplanın, derslerinize devam edin. İnşallah bir Balkan seyahatinde Allah izin verse inşallah geleceğim oraya da. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah. Bu bir kadının eteğini yani dış giysisinin eteğini fazla uzatmaması ile alakalı. Mesela kadınların da erkeklerin de kıyafetlerinin yerlerde sürünürcesine olması caiz değildir. Bu kibirlilik olarak belirtilmiş başka bir hadis-i şerifte.
Bunun ölçüsü nedir o zaman? Mesela kadınların kıyafetlerinin bu ayaklarının, ayak kemiklerinin üzerinde olmaları uygun görülmüş Hanefilerce. Bazıları bir karış yukarıda da olabilir demişler. Ama çünkü ayak bileklerine kadar olan ayağının görünmesinde bir beys olmadığından oraya kadar uzatabilirler eteklerini. Daha fazla değil. Ne zaman yanlışa düşsem rüyamda sizi ya da zakir abimi görüyorum. Allah mümininiz olsun inşallah. Ne güzel Cenab-ı Hak ikaz ediyor, irşad ediyor. Rabbim iyi etsin inşallah. Borsada faizsiz işlem yapan şirketlerin kağıdını alıp ortak olmak haram mıdır? Ben haram diyemem. Selamun Aleyküm.
Benim 6 yaşında Tuana adında bir kız çocuğum var. Çok hareketli hiç söz dinlemiyorum. Ben artık annesi olarak evladımdan soğudum. Bana bir akıl verirmişsiniz geceniz hayırlı olsun. Tövbe edin. Ben nerede yanlışlık yaptım, ben nerede eksiklik yaptım deyin. Allah'a karşı tövbe edin. Allah'tan yardım dileyin. Ben çocuklardaki hatanın kusurunun anne babadan kaynaklandığına inananlardanım. O yüzden bizim bir hatamız kusurumuz olmuştur. O yüzden o hatamız kusurumuzdan dolayı çocuğumuzda böyle bir etki olabilir. Tövbe edelim inşallah. Özür dilerim. Selamun Aleyküm.
Ben 9 yaşındayım. Adım Enes. Namaz kılmayı ya da zikir yapmayı cennete girmek için yapıyorum. Kalpten yapmak istiyorum. Bunun çözümü nasıl bulabilirim? Enes'ciğim, sen daha 9 yaşındasın. Cennete girmek için ibadet etmen de yanlış değil. Bunda bir beis yok. Selamun Aleyküm. Bir sohbette bir derviş üstadını görmeden uyanıyorsa bir daha yatsın.
Nasıl görmedim desin. Kendinizce demiştiniz. Her gece sizi gördüğümü hissederek uyanıyorum. Fakat bazen rüyaları hatırlamıyorum. Ama gördüğüme eminim diyorum. Acaba kendimi öyle mi hissediyorum diye düşünüyorum. Bunu nasıl ayırt edebilirim? Ayırt etmek için uğraşma. Gördüğün haktır. Efendim, iflas etmiş borçlulara ne nasihat edersiniz? Sohbetlerinizde bazen kendi hayatınızdan verdiğiniz örneklere denk geliyorum ve motive oluyorum. Eskiden zikir halakalarında bulunmak, sohbetlerinizde bulunmak bana dünyayı fethettirecek, bitmek bilmeyen bir enerji veriyordu. Koronadan dolayı sizden uzak kaldık kendimi. Çok çaresiz, naçaresiz ediyorum. Lütf edip birkaç nasihat edebilir misiniz?
Asla yılma. Borçlarını ödemeye gayret et. Allah'a dua et. Her gün borçlu olduğun kimselere ve alacak olduğun kimselerin ruhaniyetlerine üç ihlas bir fatiha oku. De ki benden alacaklı olanların Allah genişlik versin. Benim alacaklı olduklarıma Allah genişlik versin. Ben onlardan alacağımı alayım, onları ödeyeyim. Allah sana da bana da genişlik versin. Cenab-ı Hak bütün insanların işlerini asan eylesin. Sen de borçlarını öde. Asla ve asla borcunu ödemekten geri kalma. Asla. Hiç kalbini bozma. Niyetini öyle diri tut. Cenab-ı Hak ihsan eder inşallah. Selamünaleyküm. Dinimizde Kur'an-ı Kerim'i Türkçe okumak dinimize aykırı değil mi?
Geçen gün İstanbul'da Hazreti Mevlana'nın ruhsatında Türkçe okundu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bununla alakalı yanlış olduğunu, doğru olmadığını söyledim. Din adına. Yani Kur'an ve Sünnet, İslam dini adına eksik olduğunu söyledim. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti, layık demokratik hukuk devleti olduğuna göre isteyen istediği gibi ibadet edebilir canım kardeşim. Hiç kimse bir başkasının ibadetine karışma hakkı ve özgürlüğü yok. İslam dünyasında da yok. İslam hukukuna göre birisinin sizin ibadetinizle karışmasını, karışma hakkınız yok ki. Yok. Bir kimse namaz kılıyor. Kendi kendine namaz kılıyor. Sen onun hangi dilde namaz kıldığını soramazsın ki.
Bir kimse kalktı, örneğin kendine bir mescit yaptı. O mescitte Fatiha Fahresiz okuyor. Gitme, tabi olma ona. İslam hukukunda Hristiyanların ibadet etme özgürlükleri var. Yahudilerin ibadet etme özgürlükleri var. Siz bunu yasaklayamazsınız ki. İslam hukukunda dahi. Kıyamet koparıyorlar ortalıkta. Nasıl Kur'an-ı Kerim Türkçe okunurmuş? Canım kardeşim, ülkede faiz haram değil, fuhuş haram değil, içki haram değil. Yasaklanmıyor. Ülkede bütün haramlar serbest bir şekilde yaşanıyor. Lütilik cirit atıyor. Faizcilik cirit atıyor.
Kumarbazlık cirit atıyor. Her türlü haram cirit atıyor. Her türlü dinsizlik, imansızlık cirit atıyor. Bunlar konuşulmuyor ülkede. Rüşvet cirit atıyor. Kamunun elindeki inkanlar insanlara peşkeş çekiliyor. Bu cirit atıyor ülkede. Bunlara değinen, dokunan yok. Doğru değil. İstanbul Belediyesi'nin yaptığı şey ne Mevlevi kültüründe doğru, ne de İslam'ın kendi içerisinde doğru değil. Ama o kıyamet kopardılar ortalıkta. Doğru değil, tamam kabul ettim. Canım kardeşim İstanbul'daki fuhuşhaneleri ne yapacağız biz? Geçen gün internette, haberlerde, yolun ortasında fuhuş pazarlığı oluyor.
Haberlerde var. Bunları ne yapacağız? Yani oturuyor Müslümanlar da, biz Müslümanlar oturmuşuz, bunu tartışıyoruz. Faizi konuşan yok. Bunu kimse konuşmuyor. 2021 yılında 170 milyar, yani eski parayla 175 trilyon devletin ödeyeceği faiz var. 175 trilyon.
Bunu kimse konuşmuyor. Bir o kadar da özel sektör vardır, 2021'de faiz ödenecek. Devletin bütçesi gitti, faize gitti. Bunu söyleyen var mı? Yok. Fuhuş yüzde 1660, bunu söyleyen var mı? Uyuşturucu yüzde 1800 artmış, bunu söyleyen var mı?
Yok. Oturmuşuz biz, işte Türkçe Kur'an-ı Kerim okuttu. Evet, yok. Yani bir tek İmam-ı Azam'ın fetvası namazla alakalı zaten. Onu da Kur'an-ı Kerim'i bilmeyen kimselerle alakalı. İyi. Diğer meseleleri neden gündeme getirmiyorlar bu hoca efendiler, şeyh efendiler? Hemen diyanet bir açıklama yaptı 3-5 gün sonra. İşte müftüler, şeye normalde camilerde hutbenin içerisine koydular. İbadet dili Kur'an'dır diye. Neden hutbelerde faizle iştigal edenler lanetlenmiş olarak kalkacaktır diye hutbe yok? Neden hutbelerde, hutbelerde fuhuş yapanların iman üzerine fuhuş yapamayacağına dair hadisler okunmuyor? Neden hutbelerde hırsızlık yapanların iman üzerine hırsızlık yapamayacağına söylenmiyor?
Neden hutbelerde, rüşvet alanında, vereninde Allah'ın lanetine uğrayacağı söylenmiyor? Toplum, toplumu batıran, komple toplumu batıran faiz, uyuşturucu, içki, kumar, fuhuş toplumu batırıyor bunlar. Dinsizlik akımları toplumu batırıyor bunlar. Rüşvet toplumu batırıyor. Rüşvetsiz bir iş görülmediğini, şaiyası yayılmış toplumda. Belediyelerde devlet dairelerinin rüşvetsiz, hukukta rüşvetsiz iş olmayacağına dair herkeste genel kanı var. Evet genel kanı bu. Paran kadar adalet, paran kadar iş. Genel kanı bu.
Toplum içerisinde konuşulan şey bu. İşe girecek olanlar özel kimseler. Özel insanlar işlere giriyor devlet kadrolarında. Genel kanı bu. Adaletsizlik genel kanı bu. Bunlar konuşulmuyor hiç ya. Gerçekten bunlar konuşulmuyor. Allah bizi affetsin inşallah. Bir de bak kardeşimiz yazmış. Sorduğum soruya cevap vermiyoruz sonrası hiç demiş. Bak sıra gelince cevap geliyor kardeşim. Sen de suizan yapmışsın üzerimizde. Sıra gelmeyince ne yapalım? Sıradan soruyoruz. Nasıl helallaşacaksın şimdi benden? Ya tasavvufla tarikat arasındaki fark nedir? Tarikatın öğretisidir tasavvuf dediğimiz şey.
Meselenin yaşanmamış öğretisi. Ama sufilik deseydim farklı cevap verecektim. Selamun aleyküm. İş yerinde bazen yemek kalıyor. Biz de eve götürüyoruz. Kalırsa götürebilirsiniz dediler. Tamam. O şeyin görevlisi, o işin başındaki kimse böyle söylüyorsa. Doğru olan bu zaten. O yüzden götürün. İsraf olmasın. Yani her yerde israf, kol geziyor çünkü. Biz çok israfçı bir topluluk olduk. İsraf ediyoruz biz. İsraf.
Müslüman israf etmez. Ayet-i Kerime yiyiniz içiniz israf etmeyiniz. Biz öyle bir israfçı bir toplum olduk ki. Biz atıyoruz, kokutuyoruz, bozuluyor. İsrafçı bir topluluk olduk biz. Yani en az Müslümanlar israf etmesi gerekirken şu anda en çok Müslümanlar israf ediyor. Allah kendinden daha büyük bir şey yaratabilir mi? Sonsuz ki o.
Sonsuzluğun üzerinde bir şey yok ki. Sonsuz. İlki ve sonu olmayan. O yüzden ilki ve sonu olmayan bir şeye kalkıp da daha büyük bir şey yaratabilir mi demek anlamsız. Boş bir soru. Felsefeciler kullanıyorlar İslam dininin inancını çarpıtmak için. Selamun Aleyküm. Bir erkek bir kadına arkadaşlarının arasında sen benim kadınımsın dediğinde, kadın da sessiz kalırsa ya da gülümserse aralarında nikah olur demiştiniz.
Bunu nikah bilinciyle yapmayan gençlere nasıl nasihat edebiliriz? Ama İslam hukukunun ve hükmünün durduğu yer burası. Evlenmeye muhtedir bir kadın ile, evlenmeye muhtedir bir erkek arasında. Eğer erkek kadına derse ki sen benim karımsın, kadın da tebessüm eder, olumlu karşılarsa bunu nikah nikahdır. Hanefi'ye göre. Aralarında böyle bir nikah gerçekleşmiş ama bunun farkında olmayan kişilere nasıl yapacak? Yani kadın diyecek ki bilir bilmez böyle bir şey oldu, beni boşa diyecek, adam da boşayacak. Kadın böyle birkaç ilişkiyi yaşasa, sonra bilinçli olarak evlenmiş olsa, dinini sonradan öğrense ve geçmişte yaşamış olduğu durumu ne olacak?
Allah tövbesini kabul etsin, tövbe edecek. Cenab-ı Hak onu affetsin inşallah. Bir bayan arkadaşım eşinin eşyalarının içinde tasma, kırbaç gibi erotik oyuncaklar bulmuş. Eşi başka bir cemaatin imamlarından. Bu kardeş de bana bir TL vermezken, her şeye haram derken bu aletlerle bu dünya para vermiş diye kendini yiyip bitiriyor.
İmam adam bunları alır mı diyor. Şimdi bu tür aletleri kullanmak dinen caiz mi? Yani normalde bunları tam bilmiyorum ne almış dediğiniz şeyler, bu erotik oyuncakları bilmediğimden dolayı buna hükmetmem mümkün değil. Bir adamın karısını kırbaçlaması ya da tasma takmak istemesi veya başka aletlerle onu tatmin etmesinin dinde yeri nedir? Kırbaçlama yok. Siz normalde eşlerinize eziyet edemezsiniz. Bu noktada böyle bir şey yapamazsınız. O biraz böyle sapıklığa doğru gidiyor. Allah muhafaza eylesin. Sıkıntı. Daha önce üç tüp bebek tedavisi geçirdim. İki bebeğim de yaşamadı. Şimdi yine tüp bebekle hamileyim.
Diğerleri gibi bu bebeğim de yaşamayacak diye korkuyorum. Allah'a dua et canım kardeşim. Cenab-ı Hak nefes verir inşallah. Öyle kendi kendine düşünme. Rabbim şifa versin, nefes versin inşallah hayırlısıyla. Selamun Aleyküm değerli işler. Her gün beş bin tevhid çekmesi lazım demiştiniz. Bu beş bin tevhid verdiğimizdeki çektiğimiz tevhid hariç mi? Yani siz çekin ya, saymayın, boşverin ya. Erkeklerin, bayan sanatçıların nameli şarkılarını, türkülerini dinlemesine bir sıkıntı var mı? Bunu cevapladım az önce. Dedim. İlk önce bununla alakalı bir soru vardı. Sohbetin başını dinlerseniz inşallah başına doğru bunun cevabı var. İkinci soru.
2021 yılında Ramazan ömresinde sizinle beraber gitmeyi çok istiyoruz. Yasaklar olmasa gider miyiz? Valla kesin söz veremem. 2021 Ramazan ömresine gider miyiz, gidemez miyiz? Bir şey diyemem. Cenab-ı Hak nasip ederse gideriz inşallah. Selamun Aleyküm yeni evli bir bayan, eşine ana avrat küfrederse bu durumda nikahı zedelenir mi? Bu durumda erkek nasıl davranmalı? Yani kadın mı erkeğin anasını avradına sövüyor? Kadın erkeğin anasını avradına sövüyorsa, bu normalde haram. Erkek kadının anasını avradına sövüyorsa, bu yine haram. Büyük günah kebaylardan. Bir sorun olacak bir insan, bir insanı bu ara bir sana alacağım, bu evi sana aldım. Ya da sana şunu vereceğim dese, ümit verip de sonra hayal kırıklığına uğrasa, bu şahsın Allah katında günahı nedir?
Yani bir şey yapacak, bir şey yapacağı zaman vaadini yerine getiremiyor. Yani eğer vaadini yerine getirememesinin haklı sebepleri varsa, karşı tarafı diyecek ki haklı sebepleri var. O yüzden Allah yardım etsin inşallah. Bu haklı sebepler yani ortadan kalkınca yapar diye düşünecek. Konya'dan sevgi ve selamlar aleyküm selam. Allah'ım ben cenneti kazanmadan canımı alma. Nasıl bir dua, muhteşem. Allah mübarek eylesin. Cenab-ı Hak bütün ümmet-i Muhammed'i cennetlik olmadan inşallah kazanmadan nefesini almasın inşallah. Selamun aleyküm hocam. Şialarla ilgi sünnileri katletmenin vacip olduğunu duymuştum. Var mıdır aslı astarı şia ve sünni arasında?
Neden böyle bir gizli düşmanlık mevcut? Allah ömrünüze bereket versin. Olabilir ben ama hiç böyle benim elimdeki şia birkaç tane eser var. Ben böyle bir şey katletmeleriyle alakalı bir şey okumadım. Veyahut da tanıdığım şialar var. Onlarla da görüşüyorum. Böyle bir şey hiç kimse söylemedi bana. Bunun içerisinde uluslararası oyunlar var. Uluslararası tezgahlar var. Allah muhafaza eylesin. Bir de şia-sünni kavgası Rabbim çıkartmasın inşallah. Akşehir'den öskan. Allah yardımcınız olsun. Selam söyleyin herkese inşallah. Selamun aleyküm kızım. Oyun oynuyor. Bir anda dışarı bakarken veya bir şeye daldığı anda çığlık atıyor.
Yılan diye başka zamanlarda da köpek ayı gibi korkup arkama saklanıyor. Ne yapmam gerekiyor? Sıkıntı var. Normalde bu tip sıkıntılar genelde ailelerden kaynaklanan sıkıntılardır. İşte böyle annesine uğrak olmuştur, babasına uğrak olmuştur. Veyahut da işte çocuğun mesela dedesi böyle cinni taifesiyle alakalı problemler olmuştur. Hani bir de doğuda, güneydoğuda, Anadolu'da her yerde var artık. Önceden onlar da daha fazlaydı. Böyle bu kıp insanları okuyan insanlar vardı. Onların çocuklarında, torunlarında olabilir. O yüzden veyahut da ne bileyim biri işte birinin akrabası böyle bir şey yapıyordur. O akrabası onları okumuştur filan. Böyle çok çıfıt bir iş bu.
Yani kirli bir iş. Öyle söyleyeyim. Yani öyle bir şey ki bu Allah muhafaza eylesin. Muhakkak böyle torunundan, çocuğundan, torununun çocuğundan bir yerden bir patlak veriyor. Bu işlerle uğraşmamak lazım. Bir tek şifa niyetin olursa eyvallah. Selamun aleyküm. Birkaç yıl önce YouTube'da açtığım bir videoda bir gencin üç harflilerle yaşadığı olaylar anlatılıyordu. Videoda bir de onların diliyle bazı kelimeler söyleniyordu. Sonrasında her gece olduğunda üzerime korku çöküyordu. Ve sonra ders aldım, çekiyorum ama hala bazen afe korkuyorum. Tuvalet ve banyodan bunu anlattığım birisi, sen kendine büyü yapmışsın dedi, dersin dedi. Dışında bir şey okuman lazım, Allah razı olsun. Dersini çek, bu tip şeylere de bir daha girme.
İnsanlar bu tip şeylere giriyorlar, işte seyrediyorlar filan. Ben bazen arkadaşlara diyorum, korku filmi dahi izlemeyin. Bakın, korku filmi izlemeyin. Psikolojinizi bozar. Porno izlemeyin. Psikolojinizi bozar. Bu internet oyunları var ya, bu oyunları oynamayın. Psikolojinizi bozar. Bunlar bozar. Böyle bu YouTube'da, orada burada fazla dolaşmayın. Bunlar psikolojinizi bozar. İnternette gereksiz yere fazla dolaşmayın. Bunlar psikolojinizi bozar. Görüyorum ben bunu gençlerde. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. Bir bayan olarak günahlarım ve hatalarım çok oldu.
Sizden ders aldıktan sonra devam ettim. Haramlara ve yanlışlara ama tövbe ettim, geri döndüm. Derviş kardeşlerime karşı da yanlışlarım oldu. Bu noktada sizden helallık istiyorum. Sizden çok özür diliyorum. Kim olduğunuzu bilmiyorum. Ne hata yaptığınızı da bilmiyorum. O yüzden yani helal olsun diyeceğim ama ne yaptığını bilmiyorum. Şimdi okuduğum mesleği yapmanın, bir yerde çalışmanın dergahı, hizmetlerden ve yolda ilerlemekten beni uzaklaştıracağını ve mutsuz olacağımı düşünüyorum. Bu vesvesel. Biz kardeşlerimizin çalışmasını isteriz. Kardeşler çalışsınlar. Bir işleri olsun. Allah'a yaklaşmak noktasında gayret etmek, Kur'an ve hadisinin ilmini öğrenmek, sizden ve sizin bütün sohbetlerinizden ve ilminizden her noktada feyizlenmek ve dergatı hizmet etmek ve nefsini terbiye etmek için çabalamak istiyorum.
Bu hepsi de olur ama işin de olsun. Çalışmayı istememek noktasında düşüneceğim nefis midir, tembellik midir, yanlış mıdır bilemiyorum. Bu kararsızlık beni çok huzursuz ediyor. Yani ailenin durumunu bilmediğimden bir hüküm veremem. Ama ve lakin çalışmayı istememek biraz tembellik, biraz nefis gibi oluyor. Uzun olduysa çok özür diliyorum. Bu durum karşısında sizce nasıl bir yol almalıyım? Hepsinde tek tek sırayısıyla cevaplandırdık. Selamun Aleyküm Hocam. Ben babamın evinde oturuyorum. Kendime ev aldım, kiraya verdim. Zekat, evimin zekatını vermem gerekiyor mu? Nisap miktarı kadar para kenarında varsa onu vereceksin. Evin zekatı yok. Ben Bursa'dan, isim yazmış şimdi buraya ama ben ismini söylemeyeyim yine.
48 yaşındayım. Ben 4 sene önce bir sabah uyandığımda kalbime bıçak sokuyorlarmış gibi bir acıyla uyandım. Kalp krizi geçirdiğimi düşündüm. Eşime durumu anlattım. Telaşlandı. Bir an bilinç taşıyor, rüya görmüş gibi bir şey yaşadım. Ofuzun bir kanal içinde milyonlarca çiçek muhteşem kokuyor. Kokular kokuyu. Kokular. Kokuyu aldığım zaman parmak uçlarıma kadar lezzetini hissettim. Rabbim alıyorsun beni herhalde dedim. O an hanım ve çocuğumu düşündüm. Devlet memurum maaşımla geçinirler diye içimi ferahladı. İrkildim. Göğüs acım devam ediyordu. Hanıma durumu anlattım. Az önce parfüm sıkmıştım. Onun kokusunu aldın herhalde dedi ama aldığım koku ve gördüğüm güzellikler gerçekti. İrkilince hastaneye gittim.
Damarlarında 3 tane pıhtı buldular. İlaç dedi ağızı uyguladılar. Kurtuldum. Çok zükür yaşadığımı nasıl uzuyorum nasıl? Allah'ım o enin olsun. Cenab-ı Hak nefes vermiş canım kardeşim. Allah yardımcın olsun inşallah. Bir cemaate bağlanmak istiyorum ama Allah dostu olduğunu nasıl anlayacağız gerçek yol olduğunu. Kur'an sünnet bilginiz varsa o yol zahir olarak Kur'an ve sünnete uygun ise batini bir bilginiz var ise rüyanızda da onun öyle gördüğünü hakikatini görürseniz o yola bağlanırsınız inşallah.
Hayırlı geceler. Geçen sene tekkeye İstanbul'dan arkadaşımla geldim. Sizi sordum. Sabah Bosna'ya gitmişsiniz. Sizi göremeyince üzüldüm. Gece rüyamda Galata Mevluhanesi önündeydik. Geldiğinizden haberdarım dediniz. Haberdar mısınız? Sizi görmeyi çok istiyorum. Konuşmak istiyorum. Allah'ım uynun olsun inşallah. Allah yardımcın olsun.
Selamun Aleyküm. Kızımız olursa adını berrin koymak istiyoruz. Anlamı en yüksek çok yüce demek. Uygun mudur? Erkek olursa da Halit Arslan olsun istiyoruz. Koyabilir misiniz? Allah hayırlısını versin canım kardeşim. Hocam benim bir arkadaşımın eşi terörü destekliyor. Onlara ait kitapları alıp okuyor. Adam fabrikada bir işçi. Bizim bu aileyle konuşmamız, evlerine gitmemiz doğru mu? Bir de adam Allah'a inanmıyor. Ne yapmamız gerekiyor? Normalde ona nasihat edeceksiniz. Onlara söylemeye çalışacaksınız. Anlatmaya çalışacaksınız. Uyarsa, uymazsa karar sizin. Allah muhafaza eylesin inşallah. Cemil Kılıç diye bir ilahiyatçı yazar. Evet, onun Kur'an'a göre içki içmek değil, sarhoş olmak haramdır yazısı vardı.
Ya, ne o ilahiyat fakültelerinin ürettiği bir Cemil Kılıç. Allah cümlemize hidayet eylesin. İçkinin azı da çoğu da haramdır. Annemin arkadaşı evimize gelip gidiyor ve bize bir gün yeğenimin yaramaz olmasından dolayı bir kadın tarafından birçok düğüm atılmış, bir ip getirdi. Ablam o ipi yaktı, yaptıklarının fal büyü olmadığına inanır annem.
Ve onunla aynı düşünüyor, sayılır. Bir işinin olup olmayacağını tespih tutarak bakıyor. Hazreti Ayşe'nin de o nohut falı baktığını söylüyor. Kendisi de kapalı, dindar görünen bir kimse olduğu için çevresindekiler de inanıyor. Böyle bir kimsenin evimize gelip gitmesi o suruzluk oluşturur mu? Evet. Ve biz nasıl tavır sergilemeyiz? Annemize nasıl anlatabiliriz? Hazreti Ayşe annemizin nohut falına baktığını söylemesi büyük iftira. Allah muhafaza eylesin. Bu yeter insana. Selamun Aleyküm. Tehvid çekerken sürekli esniyorum. Şeytan vesvese veriyor. Kuvvetlendir, ayağa kalk, cehri yap inşallah. O yüzden ibadet ederken, tehvid çekerken nefis uğraşır o insanla.
Hadis-i şerifte evlerinizde şu kanatları kesilmiş güvercinleri besleyin. Çünkü onlar çocuklarınıza eza vermekten cinleri oyalar durur. Kuş uçurmayacak yani. Kanatları kesilmiş güvercin. Yani kümes hayvanı gibi, tavuk gibi. Uçurmak caiz değil çünkü. Kardeşlerden birine bir esnafta satılan ürün için aracı oldum. Esnaf tanıdığımda aldığı ürünü kardeş iade etti. Esnaf geri iade aldı. Fakat kargo parasını esnaflar müşteri ödemeli gönderiyorlar. Kardeş buna itiraz etti. Kargo parasını da talep etti. Ben de usulem bunun bu şekilde olduğunu ona kırmadan açıkladım. Fakat bana biraz kızdığını hissettim. Bu hususta kardeşlerin işlerini alıcı olmamak daha doğru mu olur? Karar verme konusunda sorun yaşıyorum.
Yok siz hayır düşünen insan hayır bulur. Sıkıntı yok. Hayırlı işlerde yardımcı olacaksınız birbirinize. Selamun Aleyküm. İnternetten ücretsiz olarak kitap indirmek caiz mi? Ücretsiz öyle yerler var. Ücretsiz yerlerden böyle halka açık indirilebilir. İndirirsiniz bunda bir sıkıntı yok. Bazen tek bir sayfa için pahalı kitaplar almamız isteniyor. Hepsine yetişemediğimiz zaman oluyor. Elimizden geldiğince orijinali ücret almaya çalışıyoruz. Bazen internetten bu kitapların kopyasını buluyoruz. Sizce yaptığımız yanlış mı? Bakın normalde paylaşıma açık kitaplar ise paylaşıma açık. Örneğin işte bizim sayfamızda paylaşıma açık kitaplar var. Her yerde var. Bunlar gibi.
Bunları indirmekte bir beys yok. Selamun Aleyküm. Ben filmler ve oyunlarda olan ilerlemiş teknoloji aletlerinin şu anda da olabileceğini, gelecek diye şimdi de olduğunu ve bilmediğimizi düşünüyorum. Bu konuda nasıl düşünebiliriz? Ve bu teknoloji güvenilebilir mi? Çipler ve insanları yönlendirilir mi? Amaçlar mı? Olabilir. Hepsi de mümkünlük dairesinde. Olabilir. Olmayacak diye bir kaydı yok. Kız kardeşim tesettürlü ve açılmayı düşünüyor. Nasihat ettiğimde ters tepki alıyorum. Evet.
Yani örtünmek istemeyenler veyahut da böyle örtüsünü açmak isteyenlere bu konuda bir şey söylediğinizde çok aşırı tepki gösteriyorlar. Aslında yaptıklarının yanlış olduğunu da biliyorlar. Yaptıklarının yanlış olduğunu bildiği için o yanlışa giden insanı nasihat etmek onun çok büyük tepkisine mazhar oluyor. Yani hele böyle gençler hani kendilerince kendilerine veyahut da Z kuşağı X kuşağı diyorlar ya. Bunlar bu konuda daha hassaslar. O yüzden yumuşak yumuşak nasihat etmeli. Allah yesin inşallah. Merhaba hocam kusura bakma senin numaranı YouTube'da aldım. Birkaç sorum olurdu.
Müsait misin? Hocam kusura bakma ben seni yeğenim. Ben senin numaranı YouTube'dan aldım. Birkaç soru olacaktı. Bizim aramızda bir kavga çıktı. Ama ben kardeşim susuz günahsız cezaevinde yatıyorum. Acaba kardeşim çıkar mı çocukların arasına gelirim? Normalde araya girebiliyorsanız girin inşallah uğraşın çıkarmak için. Barıştırın inşallah.
Selamun Aleyküm. Bende bipolar teşhisi var. 11 yıldır ama iyiyim çok şükür. 1,5 yıl önce atak geçirdim ve ilacım arttı. Manik ataktan korumak için ve aldığım ilaçlar beni yavaşlatıyor. Duraksıyorum. Bedenim duruyor gibi oluyor. Namaz kılmakta zorlanıyorum. 1 hafta kılıyorum sonra zorlanıyorum. Ve sizin Instagram'da baktığım dersleri yapmaya çalışıyorum. Çok geç uyanıyorum. İlaçlar uyutuyor. İrtibata geçtim kadınlar grubuyla. Ders alınca enerjim artar mı diye sormak istedim size. Enerjim yüksek oluyor. Bazen tevhid çekerken sizden ders almayı istiyorum. İzliyorum hepsini. Çok seviyorum ama kendimi çok güçsüz hissediyorum bazen. Ruh halim değişiyor. 27 yaşındayım. Ne yapacağımı şaşırıyorum.
Kendimi suçlu hissedip yapamayınca da depresyona görüyorum. Üzülüyorum. Önce böyle değildim. İyi akşamlar. Şimdi insanların bu böyle bipolar olması veya bunun üzerinde şizofreni olması gibi psikolojik rahatsızlıkların geri planına inmek lazım. Yani sizi bipolar'a sürükleyen etkenler nelerdi? Sizi şizofreniye sürükleyen etkenler nelerdi? Bunların anlaşılması, bunların bilinmesi lazım ki yani o sizi böyle sizin onunla yüzleşmeniz lazım. Sizin onunla karşı karşıya gelip onu görmeniz lazım. Ondan sonra onun üzerinde bir tedavi olması lazım. Bu da herhalde teknik bir konu. Bununla ilgilenen kardeşlerimiz var. Bayanların içerisinde. O yüzden o kardeşlerimizle iltibata girip bununla alakalı yardım alabilirsiniz.
Yani bipolar bozuklar veya şizofrenik olarak rahatsız olanlara ben kalkıp da hemen direkt ilaca girmelerini çok önermiyorum. Ama ben neyim bu konuda? Ben sadece tecrübemle konuşuyorum bunu. Benim bu konuda herhangi bir sağlıkla alakalı bir etkinliğim ve yetkinliğim yok. Hayat tecrübesiyle alakalı. Çok insanlarla konuşmamla alakalı tecrübe beninkisi. O yüzden normalde bu tip meselelerde şimdi insanları ilaç manyağı yapıyorlar. Yani işte evli olanlar evliliklerini yürütmekte zorluk çekiyorlar bu ilaçlardan dolayı. Evli olmayanlar hayatlarını yürütmekte zorluk çekiyorlar. Yani onların böyle aslında aktif bir hayatın içerisine girip böyle o geçmişle alakalı yaşadıkları sıkıntıları bir şekilde tedavi etmeleri, onarmaları lazım.
Allah yardımcın olsun. İnşallah kardeşlerimizle bağlantıya girip onlardan bu konuda şey yapabilirsiniz. Psikolojik olarak destek alabilirsiniz inşallah. Kur'an dinlerken ağlayan biri Rahman suresinde Allah'a hesap vermekten korkanlar için iki cennet vardır ayetini görünce. Kendi üstüne alınırsa haddi açmış mı olur? Neden haddi açsın ya? Yok. Yani Allah'tan korkanlara Cenab-ı Hak muhakkak iki cennet verecek. Haramların bu zamanda haramların serbest olduğu, haramların helal gibi algılandığı bir zamanda insanlar Allah'tan korkundan, Allah sevgisinden uzak duruyorsa büyük müjde onlar için. Allah Celle Celaluhu bize Rahman suresini okuyacakmış cennette.
Cennette gözyaşı var mı? Ağlayacak mıyız? Orada da duygulanınca ben ağlamayı seviyorum. Olsun istiyorum. Olsun inşallah ya ne olacak? Selamun Aleyküm. Değerli hocam tevekkülüm sonsuz. Elhamdülillah Allah darda koymuyor. Ancak bir yıl bulacak işsizim. Dualarınıza yer verir misiniz? Allah yardımcınız olsun. Rabbim iyilik, güzellik versin, hoşçuk versin inşallah. İş arayın, çalışın canım kardeşim. İş beğenmemezlik etmeyin. Sizden ders aldım ama bir süre derslerimi çekemedim. Sizi tekrar rüyalarında görmeye başladım. Derslerine devam edebilir miyim? Devam edebilirsin. Allah yardımcın olsun. Allah kabul etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Zikire yeni katılan bir kardeşimiz sormamı rica etti.
Zikir halakasında sürekli esnediğini, bu esnemenin zikretmesini engellediğini söyledi. Bunun için ne tavsiye edersin? Zikrullah'a devam edecekler. Esnemek şeytandan. İnşallah Rahman bir müddet sonu o esnemeler. Zikrullah'a devam ederse bitecek, geçecek inşallah. Selamun Aleyküm. Babam çiftlik ile meşgul 10 dönüm tarlası var. 30 yıldır çiftçilik yapıyor. Yaptığı işten yıllardır para kazanamıyor. Başını sokacak evi yok. Ailemin bilinçsiz şekilde borçlanıyor. Her sene zarar ediyor. 2 sene önce traktör aldı. 0. Bu 3. traktör 2016 senesinde mahsul olmadı. Kredi çektim, borcunu kapattık. Tarım kredi 2017 senesinde eşimin bir miktar takısını verdim.
Borcunu kapatsın diye. 2018 senesinde 0 traktör aldı. Kredi çekip, emekli maaşı borçlara gidiyor. Evi ile hiç alakası yok. Ben evlenene kadar evin geçimini annem ve ben idare ettik. Şimdi kardeşim geçindiriyor evi. İkametka adresini köye taşıdı. Kendi de zorda, aileye de zorluk çektiriyor. Çok da inat birisi. Ne söz, ne siyah dinliyor. Bizim bu durumda ne yapmamız lazım? Yapacak bir şey yok. Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak sıkıntınızı defetsin inşallah. Canım kardeşim, 374 tane mesaj atılır mı ya?
374 tane. 374 tane. Bir tek soru şu. Cinler koronayla bulaşır mı? Korona cinlerle bulaşır mı? Koronavirüsü cinlere bulaşır mı? Ya da cinlerden bize bulaşma ihtimali var mı? Bir de Çin'den gelecek aşıya güvenmiyorum.
Sizin fikirleriniz nelerdir? 374 tane. Evet, hastalıkların, hastalıkların kafir cinlerle, şeytanla ilgisi ve alakası vardır. O yüzden tövbe etmeyi, temizlenmeyi öneriyorum. Bakın, şimdi hani kadınların ay hali, kanıyla alakalı şeytanın ona tekmelemesidir diyor hadis-i şerifte.
Bir hadis-i şerifte. Başka bir mesela, Hazreti Ali Efendimiz hastalanan kimseye tövbe et diyor. Şimdi bunlar manevi meseleler. Senin 374 tane aynı konuyla alakalı soru sormanı gündeme getirmeyeceğim. Şimdi, hastalıkların büyük bir çoğunluğu insanların arasında manevidir. Bu sebepten dolayı ben koronadan, hani bu hastalıklarla alakalı bir yıldan beri sohbetlerde diyorum ki, gusledin, hani yapabiliyorsanız her gün yapın diyorum.
Abdesti dolaşın. Sebep, yani abdesti dolaşırsanız şeytanın tasallutundan korunacaksınız. Kafir cinlilerin tasallutundan korunacaksınız. Beş vakit namaz kılarsanız, şeytanın ve kafir cinlilerin ve kötülerin tasallutundan kurtulacaksınız. İşte zaman zaman söylüyorum, tırnaklarınızı kesin, temizleyin. Neden? Tırnak altlarında kafir cinlilerin yiyecekleri var. Gelirler oraya yerleşirler. Kadınlar, erkekler, tırnak temizliğinize dikkat edin. Vücut temizliğinize dikkat edin. Kadınlar, evlerinizde açıkta yemek bırakmayın. Kafir cinliler ve şeytan gelir o yemeklerin nurunu yer. Ve çok affedersiniz, oraya pisliklerini bırakırlar. Siz onları yemek zorunda kalırsınız. Hastalık bulaşır. Bunlar manevi.
Şimdi bir kimse manevi olarak kendisini temiz tutmalı. Günah keballerden uzak durmalı. Ama hastalık yan tarafta varsa sana da bulaşıyor. Bu topyekün olmalı. Yani düşünebiliyor musunuz? Bir iş yerinde 20 kişi çalışıyor. İki tanesi o gece örneğin eşcinsel bir ilişkiye girmiş. Allah'ın lanet dediği bir fiilyatı işleyen aramızda dolaşıyor. Lanet sana da uğrar. Hani nasıl deprem olduğunda içinde iyileri de öldürüyor ya. Ne diyor hadis-i şerifte? O iyiler cennete giderler diyor. Ama o iyiler depremden korunurlar demiyor. Bir bela, bir musibet, bir topluluğa geldiğinde orada iyiler de gider. Sebep? Yani iyiler de ondan nasibini alırlar. Ha iyiler şehit olurlar.
Eyvallah. Ama o iyiler o kötülüklerle mücadele edecekler. O kötülüklerle mücadele ederlerse şehit olurlar. Yoksa iyiler kötülüklerle mücadele etmezse. Yani lütün kavmindeki gibi. Yani 18 bin kişi gece namazına kalkıyor. Ama eşcinsel ilişkilere seslenmiyorlar. Onlarla mücadele etmiyorlar. Cenab-ı Hak onları da helak ediyor. O zaman insanlar kötülüklerle mücadele edecek. Kötülüklerle mücadele etmiyorsan, sen de oradaki bela, musibetten sıkıntını alacaksın. Bir silah patladı, titredin mi Salim? Ha öksürdün mü? Aynı anda silah patladı da. Dedim silahın sesinden mi ürttün? Mahalle böyle yavrum bizim. Tekin bir mahallede değiliz. Silahlar patlıyor, mermiler atılıyor.
Mahalle böyle bizim. Hamdolsun. Sıkıntı yok. Şimdi o yüzden normalde bu tip salgın hastalıkların veya insanın bireysel hastalıklarının manevi tarafı da var mı? Var. Ha kendinizi sakın evliya sınıfına koymayın. Ya ben işte Allah dostu olduğum için bana hastalık geldi. Böyle düşünmeyin. Vardır bir günahımız, vardır bir kusurumuz. Deyin, tövbe edin. Bakın tövbe edin. Aslında ben bunu diyorum ki, topyekun ülke olarak tövbe etmemiz lazım. Her şeyimizde sebep, sıkıntılar çok büyük. Allah muhafaza eylesin. Çin'den gelen aşıya güvenmiyorum. Yani güvenmeyebilirsin, güvenmeme hakkına sahipsin. Ama 374 tane mesaj gönderme hakkına sahip değilsin. Selamun Aleyküm.
Birkaç sene önce dergaha girdikten sonra birkaç ay içinde zikirle devamlı meşgul olduğumdan bir süre içimi coşku, neşe kapladı. Yolda yaşlı görsem sevgiyle bakıp duaya ihtiyacı var gibi dua ederdim. Sonra rüyalar falan, manevi rüyalar falan, sonra ne olduysa her şey tapataklak oldu. Günaha battım. Aradan iki sene, üç sene geçti. Tekrar sımsıkı sarıldım. Tekrar o hale kavuşmak için her şeyimi veririm. Mümkün mü tekrar o aşkı ise bulamıyorum. Hiçbir şey, hiçbir zaman eskisi gibi olmaz. Yeniden yenilenip devam edeceksin. Allah muhinin olsun inşallah. Efendim saygılar lütfen, lütfen rüyamı lütfedip yorumlarsanız, biliyorum mürşissiniz, yorumcu değil ama lütfen.
Çocukken ıssız, ürkütücü bir vadi yer, yer kaya parçaları olan ürkütücü bir yerde yeni yapılmış tek katta beyaz badanlı bir ev. Pencere ve kapılar takılmamış, kocaman bir karyolada yatıyorum. Kapıda tül takılı, uçuşuyor. Genç siyah sakalı biri peyda alıyor. Bir elinde mendil, bir elinde bir bardak beyaz bir sıvı dolu. Bana uzatıyor, içiyorum. Yüzü değişiyor, ürkütücü bir hal alıyor, korkuyla uyanırım. Nakşi babaannem korktuğu için değişmişti diye yordu, başka şey söylemedi. Sizin Arabi sohbetlerinizi dinlerken kalbime ilham olundu ki o kişi Sultan Arabi idi. O yüzden efendim misal alemi yorumu lazım ancak siz yapabilirsiniz.
Lütfen, çok önemli hayatım için lütfen saygılarla arz ederim. Lütfen üstad yorumlarınız o kadar ihtiyacım var ki misal ve ailemine göre yoruma. Allah rızası için. Canım kardeşim, yorulmuş bir rüyayı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir daha yormadı. O yüzden hatta yoran bir kimseye de hayra yormamıştı. Dedi ki, keşke hayra yorsaydın dedi. O yüzden rüyanız yorumlanmış, yorumlandığı için hani rüya semada durur, nasıl yorumlanırsa öyle tecelli eder diye başka bir hadis-i şerif var. O yüzden rüyanız yorumlanmış, zaten tecelli de etmiş, korkmuşsunuz. Rabbim korkuyu sizden alsın inşallah. Oğlum beni dinlemiyor, oğlum beni dinlemiyorsa tövbe etmem gerektiğini söylemiştiniz.
Tövbe ediyorum, etmeye de devam edeceğim. Devam et inşallah. Rabbim inşallah hidayet eylesin. Oğluna da, sana da, bize de inşallah. 50 günlük yeğenim ameliyat oldu, safra kesesi yok imiş, kalbinde şekli ters olarak doğmuş, ameliyatı kaldıramadığı için kalbi durdu. Şimdi makineye bağlı şekilde uyutuluyor. Durumu kritik. Rabbim en hayırlı yana çevirsin inşallah. Cenab-ı Hak hayır versin inşallah, hayır versin Rabbim inşallah. Hocam size bir sorum olacak. Biliyorsunuz bu son zamanlarda aşı muhabbetleri dönüyor. Yakın zamanda bütün insanlar aşılamaya başlayacaklar hakkında söylentiler var. Önceleri bunun mecbur olmadığını söylediler.
Lakin bazı yerlerde HES dedikleri kodu soruyorlar. E devlette seyahat aşı sorgulama diye bir ek madde koymuşlar. Yani seyahat engeli size soruyorum. Bu ne olduğu belirsiz olan aşıyı siz vurulacak mısınız? Vurulalım mı? Sevgi ve saygılarımı soruyorum. Yani şimdi aşı vurulmayacağız diyene geçen gün birisi Allah lanet etsin demiş. Televizyonda konuşmacılardan birisi. Yani neydi o? Hadi öz ışık mıydı? Neydi? Yani şimdi böyle bir şey oldu. Yani ülkede ikiye bölünecek şimdi. Aşı vurulalım diyenler, vurulmayalım diyenler. Ya böyle bir şey olur mu? Aşı vurulup vurulmamakla alakalı. Ülkede gündem karışıyor. Yani bütün Avrupa'yı aşılıyorlar şimdi. Herkese aşılıyorlar.
Her şeyi aşılacaklar. Ben vurulacak mıyım? Vurulmayacak mıyım? Ben de bilmiyorum ki. Yarın öbür gün işte devlet dairesinde resmi bir işte işin olsa aşı sızları daireye almıyoruz deseler ne yapacağız? Öyle ya. Böyle bir şey var şimdi. Veyahut da işte gittik belediyeye deseler ki aşı sızları almıyoruz. Belediyede işimiz varsa ne yapacağız? Veyahut da mahkemede işimiz var. Mahkemeye aşı sızları almıyoruz deseler ne yapacağız? Böyle sıkıntılı işler var. E şimdi normalde işte şu anda resmi daireleri HES kodsuz almıyorlar. Yani ben geçenlerde işte resmi bir daireye gidecektim. Koymuşlar oraya eleman. HES kodu gösteriyorsun. Hemen kodunu yazıyor senin. Yani bakıyor yani koronalı mısın değil misin diye.
İşte eğer değilsen geçiyorsun herhalde. Biz de HES kodu gösterdik. Geçtik yarın öbür gün. Evet. Yani yeniden demek oraya bir de şimdi aşı şeyi koydular. Onu daha ilerletirler. Yani baktığımızda şu anda ekonomiler sıkıntıda. Aileler sıkıntıda. Her yer sıkıntıda. Yani o Çin'den gelen aşı ne kadar etkili ne kadar etkisiz bilmiyoruz ki. Ben yani bunun ilim ilmini yapmış bir kimse değilim. Bana bunu soruyorsunuz ama bu konuda ben söz sahibi olmam mümkün değil. Sebep benim ilmim değil. Benim dalım değil. Bu şuna benziyor. Hani bu işlerde işte tıp doktorunun sufilikle alakalı ahkam kesmesine benzer. Kardeşim sen tıpçısın baksana eşine derim ben ona. E ben de bu aşı iyi midir, kötü müdür, öyle midir, böyle midir bu konuda bir bilgim yok.
Ben bu benim uzman olduğum bir konuda değil. Tıpçı da bana der ki otur oturduğun yere sen bu konularda ne ama ahkam kesiyorsun dese. Haklı. Bildiğim bir şey değil. Ama mecbur kalırsak ne olacak ki yani aşı olmayacaksın, olmayacaksın, olmayacaksın, bir yere kadar olmayacaksın. Ama dese ki işte yurt dışına gideceksin, aşı olman lazım. Ya yurt dışına gitmeyeceksin ya da maşı olacaksın. İkisinden biri. Başımıza gelince bakacağız. O zaman iştahat edeceğiz kendi kendimize. Kendimize iştahat edeceğiz yani. Ben o yüzden kardeşlere kalkıp da bir şey söylemem, olun veya olmayın demem. Rivayete göre şöyle vahyi buyurdu Allah. Ümmetimin asilerine söyle de benim adımı ağızlarına almasınlar.
Çünkü adamın adımı ananları anmak benim hükmümdür. Buna göre onlar adımı anınca ben de onları lanetle anarım. Kalplerin keşfi sayfa 112. Burada geçen asiler kimlerdir? Bunlar kimlerdir? Bunlar tövbe etmeden günah-i kebailere devam edenlerdir. Çünkü günah-i kebailere devam edenler belli günahlara faizdir, lütilik gibi. Bu günah-i kebailere annem babaya isyan gibi. Devamlı içki içmek gibi. Bunlar devam eden günah-i kebailer. Bunlar lanetlik ameller. Bir kimse örneğin hem lütiliğe devam ediyor hem de Allah'ı zikredeceğim diyor. Bu Allah ona lanet ediyor. Veya bir kimse anne babasına itaat etmiyor, anne babasına isyan ediyor. Aynı zamanda da zikrediyor.
Allah ona lanet ediyor. Bu onunla alakalı. Yani ben siliyorum. Millet grup kuruyor.
Ondan sonra o gruba bu telefon numarasını da dahil ediyor. Bunu da söylüyorum kaç sefer. Herhalde bizi böyle şey yapmak istiyorlar galiba. Ne yapmak istiyorlarsa. Selamun Aleyküm. Aklıma sizinle alakalı takılan bir konu var. Üstadınızın Abdullah Gürüzü olduğunu, ondan icazet aldığınızı söylüyorsunuz. Lakin Abdullah Baba vifatından evvel son sözlerinde kimseye şeyhlik vermediğini söylüyor. Bunu YouTube'da da bu video var. Bunu bir açıklık getirir misiniz? Ben de Abdullah Efendi'nin yazılı şeyhlik icazeti olduğunu hiçbir zaman, hiçbir yerde söylemedim.
Söylersem yalancı olmuş olur. Allah muhafız eylesin. Ama Abdullah Efendi kendisi bir arkadaşa burada benim şeyh olduğuma dair ilan ettirdi. Onun da şahitleri var. Bu kadar. Başka bir şey yok. O yüzden yani o şeyh efendi öldüğü zaman kimseye öleceği, o videoda şeyhlik vermediğini söylemiştir. Bilmiyorum o videoyu. Haberim yok yani öyle bir video var mı yok mu ondan da. Ben zaten Abdullah Efendi bana şeyhlik verdi deyip de yola çıkan bir kimse de değilim. Selamünaleyküm.
Biraz ilginç bir sorama hakkınızı helal edin. Ailemle devlet lojmanında oturuyorum ve lojmanın karşısında da kreş var. Yaklaşık iki yaşındaki çocuğum taşlarla ilgisi olduğu için bazen lojmanın bahçesinden veya kreşin bahçesinden taş toplayıp oyun amaçlı eve getiriyor. Sıradan çakıl taşları olduğu için başta önemsemedim ama devlet de olsa araziler şahsıma ait olmadığı için rahatsız oldum. Bu taşların evde bulunmasında bir sakınca var mı? Eğer sakınca varsa ne yapmalıyım? Çünkü hangi kreş, hangisi devlet arazisinde toplanıldı hatırlamıyorum. Evde bulundurma. Paylaştırıver iki yerde iyice bu konuyu problem ettiysem. Hayırlı akşamlar diliyorum rüyada oruç tuttuğunu görmek ve iftar yapmak ne anlama gelir? Harika.
Böyle ansiklopedik gibi rüya anlatın inşallah. Yani rüyamda oruç tuttuğumu gördüm ve iftar yaptığımı gördüm ne anlama gelir deyin. Bu harika bir şey olur. Oruç tut ve iftar et. Dünyada bir garip gibi yabancı, hatta bir yolcu gibi ol, kendini kabir halkından gibi biri gibi kabul ettirmizi. Bu hadisi anlatır mısınız? Bu normalde dünyaya aşık olmama, dünyayı sevmeme, dünyevileşmeme, materyalist bir düşünceye sahip olmamayla alakalı. Biz ne yazık ki dünyevileştik Müslümanlar olarak ve Müslümanlar dünyevileştikçe dünyanın kölesi oldular. Dünyevileştikçe emperyalistlerin kölesi oldular. Dünyevileştikçe heva ve hevesin kölesi oldular.
Dünyevileştikçe insanlar şeytanın kölesi oldular. Ve ne yazık ki biz dünyevileştikçe imanımızdan, İslamımızdan, ahlakımızdan, değerlerimizden hızla uzaklaştık. Bahçemize sebze ekiyoruz ancak kediler gelip oraya tuvaletlerini yapıyor, orada yetişen sebzelerden yenir mi? Onda bir beis yok. Toprağa karışacağı için sıkıntı yok onda. Zamanında köpek kulübesi bulunan toprağa sebze ekilir mi? Üzerinden bir kış geçti. Onda da bir sıkıntı yok. Toprakla harç olunca, kavuşunluğunu karışınca bir sıkıntı olmaz. Selamun Aleyküm Üstad.
İlmi kimya ve ilmi simya tasavvuf yolunda yeri nedir? İlim olunca merak uyandıran ve şevklendiren bir durum haline geliyor. Yani normalde bu çok konuşulmuş ilmi simya ve ilmi kimya diye, ilmi kimya ile uğraşılabilir, ilmi simya ile de uğraşabilir. Ama ehli tasavvuf Allah'a vuslat olmanın ilmi ile uğraşır. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar arkadaşlarla bir araya gelince zikir yaparken Türkçe anlamlarını da söylüyorum.
Böyle zikir yapılır mı? Harika, hiçbir sıkıntı yok. Arkadaşlar anlamlarını da bilsinler, öyle zikrullah yapsınlar. Gizli kibir nedir ve nasıl tedavi edilir? Camiye namaz abdesti olmadan girilebilinir mi? Camiye namaz abdesti olmadan girilebilinir. Gizli kibir nedir ve nasıl tedavi edilir? Gizli kibir mesela bunun çok örnekleri vardır. Ama yani dışarıdan insan kibirli değilmiş gibi görünürken, kibirli olduğunun farkına varmayabilir. Örneğin işte, hani ben bunu örneklerim. Bir şeye ihtiyacın var yok, birisi sana bir hediyede bulunuyor, birisi sana bir tasatürkte bulunuyor. Sen onu reddediyorsun. Bu gizli kibirdir. Birisi sana yardım etmeye çalışıyor, sen onu reddediyorsun.
Bu gizli kibirdir. İslam'da bir şeyi istemek yasaklanmıştır. Bir şey istemezsin. Hani ben bunu ta yolun başında arkadaşlara ilan ettiydim. Dedim ki, istersem dilim kopsun. Verirler de almazsam elim kopsun. Ama bana bir şey getirmeyin dedim. Şimdi bu benim kendi husisi ölçüm. Kendi hukukum. Sebep, işte beş bin kişi var, on bin kişi var. Herkes sıraya girse bir şeyler getirmeye, oho yol olur o. Şimdi bir alimin, bir şeyhin, bir üstadın, bir böyle insanların büyük kabul ettiği bir kimsenin bu yolu açmaması lazım kendisine. Onun etrafında hani eşi, dostu bunlara kapanmaz bu.
Ama ve lakin böyle eşkare de olmaz. İşte eşkare olsa düşünün bir yere sohbete gittim. Kaç kişi var orada? İşte yüz kişi var. Yüzü de bana bir şeyler vermeye kalksa ona ne araba yetişir ne kamyon yetişir. Bir de yol olur o. Bizden sonra gelecek olanlara yol olur. O zaman bizim kendimize ait bir hukukumuzun olması gayet normal bir şey. Ben derim, hani zakir kardeşlere de, çavuş kardeşlere de kimseden bir şey istemeyin derim. Sebep, yani sana bir şey getiren, sana bir şey veren seni yönetmeye çalışır. Bunlar tecrübeyle sabit. Kendime de o yasağı koyarım derim ki arkadaşlar, bana bir şey getirmeye çalışmayın. Neden? Neden? Yol olur bu. Ama öbür türlü bir kimse bir şey getirmiş, onu sen reddedersen gizli kibirli olursun.
Sana bu kıyafet olabilir. Aha bana kullanılmış kıyafet getirmiş. Bırak ne getirdiyse getirmiş. Senin ihtiyacın varsa kullan, ihtiyacın yoksa ihtiyacı olan bir kimseye ver. Ama onu küçük görme, onu hakir görme. Onu küçük hakir görürsen kibirlendin. Veyahut da o getirdiği şeyi küçük gördüğün için reddettiysen yine kibirlendin. Yani örnekliyorum şimdi, bir gömlek getirdi, kibirlendin, almadın, iyi pahalı bir saat getirdi, onu aldın ama. Örnek. Yani şu istedi, bir saat getirdi, onu aldın ama. İşte sana diyelim ki, bir yanık ayak paçası getirdi sana, istemedin. Cep telefonu getirdi, koydun cebine ama.
Demek ki sen seçiyorsun, olmadı. Bu gizli kibir. Bir insan, hani, hediyeyi reddeden, hediyeye muhtaç kalır. Hadis-i şerif. İyi ama, örneğin, hediyeleşmek sünnet ya. Yani bir adama bin kişiye hediye getirdi, o kimse bin kişiye nasıl hediye götürsün? Ben kendi nefsimce söylüyorum. Güç yetiremez insan buna. Ama insanın etrafında işte kendince daha samimi dostları, arkadaşları, kardeşleri olabilir. Onların arasında hediyeleşme olur mu? Ha cevap olur. Bunda bir sıkıntı yok. Ama bir tarikat şeyhinin, bir dergah üstadının, bir sufi üstadının veya bir alimin, işte bir müftünün, ne bileyim işte böyle bir cemaatin önünde olan bir kimsenin, kendisine bu tip yollar açmaması lazım.
Bu önemli. Ama öbür türlü, toplumun kendi içerisinde hediyeleşmeler olacak, yardımlaşmalar olacak, bunları reddetmek kibirliliktir, gizli kibirliliktir. Yani o tevazu değil veyahut da o işte insanlardan bir şey istemiyor, pardon insanlardan bir şey almıyor. Bu doğru değil bu. Yani fakirin kibirlisi de Allah'ın lanetine uğrar. Allah muhafaza eylesin. İhtiyacı olan bir kimsenin kibirli olması Allah'ın lanetine uğrar o kimse. Allah muhafaza eylesin. Kibirlilik lanetlenmiş bir fiilyat. Allah muhafaza eylesin. Bazen zaman zaman dervişlerdeki kibirli hali gören üstadlar, dervişlerinin ihtiyacı olmadığı halde dilenmeye çıkarmışlar onları. Zengin adam.
Demiş ki kalk dileneceksin sen sokakta. Zenginliğinin verdiği bir kibir var çünkü. Kendi kendine kibirleniyor. Ona demiş kıyafetlerini çıkar, eski püskü kıyafet giy veya bu kıyafetini de çık çarşıda dilen demiş. Neden? Ondaki kibiri kırmak için. O yüzden kibir büyük hastalıktır. Veyahut da üstad der ki git filancadan şunu iste. Adama istemek zor gelir. Kibirlenir. Onu kıracak o kimse. Gizli kibir var onda. Allah muhafaza eylesin. Bazen git filancaya yardım et der üstad örneğin. O kimse gider onu reddeder o yardımı. Gizli kibir var onda. Meydana çıktı.
Sonra üstad der gel bakayım. Sen neden reddettin onu? E işte şöyleydi böyleydi. Sende gizli kibir var. Kibrini yen. Allah muhafaza eylesin. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler. Bu ölçü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah'a ihtiyacı yok ki olmasa dahi ona bir şey gönderdi. O da dedi ki ya Resulallah benim buna ihtiyacım yok. Ona dedi ki ey Abdullah sen istemeden sana bir şey geliyorsa o Allah'ın lütfu ikramıdır. Onu geri çevirme. İhtiyacın yoksa ihtiyacı olan bir kimseye onu hediye et, ona gönder dedi. Onu geri çevirmek yoktur. Ya sen onu alır kabul edersin, ihtiyacı olan bir kimseye verirsin.
Sebep kibirli olmamak için. Senin ihtiyacın olmayabilir ona. Önemli değil. Bakın önemli değil. Onu ihtiyacı olan bir kimseye verirsin o zaman. Onu reddetmek kibirliliktir. Ben şimdi bunu böyle söylüyorum. Kendime ölçü koyuyorum. Diyorum ki arkadaşlar bana getirmeyin bakın. Sebep yani yol açılmasın. Bizden sonra gelecek olanlara yol olmasın bu. Benim şahsim olarak benim hiçbir şeye ihtiyacım yok. Her şeyim yerli yerinde. Hamdolsun. Benim geçimim, param, pulum var elhamdülillah. Hamdolsun. Bana bir şey getirmeyin. Ama hediyeleşin. Birbirlerinizle yardımlaşın. Ve bunları da itiraz eden olmasın. Küçümsemesin de. Yanık patçaya davet olunsam giderim diyen peygamberin ümmetiyiz biz.
Size bir kimse bir kap yemek getirmiş. Sakın onu küçümseme. Sakın ona laf söyleme. Al, kabul et, teşekkür et. Senin kültürünün yemeği olmayabilir. Senin lezzetinin yemeği olmayabilir. Götür, ihtiyacı olan bir kimseye ver. Ye, o yesin. Öyle ya hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine keler götürdüler. Yani kertenkele yemeği getirdiler. Önüne koydular. Bayanlardan, annelerimizden birisi dedi ki, o yemeği söylediniz mi ne olduğunu Muhammed'e? Söylemedik. Söyleyin dediler. Dediler ki, Ya Resulallah bu keler yemeğidir. Allah Resulü böyle sofranın ortasına doğru, önünden sofranın ortasına doğru onu böyle şey yaptı. Ne o?
Böyle sofranın ortasına koyduğunu. Dediler ki, Haram mı Ya Resulallah? Yok dedi, Benim kavmimin yiyeceği değil. Bir şey sizin adet gelenek, görenek örfünüze, yemek kültürünüze uygun olmayabilir. Siz onu küçümsemeyin. İhtiyacı olan bir kimseye verin. Veyahut da size birisi getirdi, bir kıyafet verdi. Siz onu istemediniz. Sizin kültürünüz değil, sizin giyebileceğiniz bir şey değil. Örneğin işte, yani herkes kendi kültürüne göre, konumuna, durumuna göre bir kıyafet kültürü var. Bana şimdi birisi daracık bir şey getirse, giymem sünneta yıkırı derim ben. Ama onu reddetmem, o kimseyi kırabilir, üzebilir. O zaman ne yaparım? Derim ki, Ya bunu alayım, daha böyle zayıf bir kimse giyebilir.
Vücut ölçüleri ona daha uygun olabilir. O giyebilir derim. Örnek olarak söylüyorum bunu. O zaman, hediyeleşmeyi reddetmek, sünneti seneye reddetmek. Allah muhafaza eylesin. Kibir, gizli kibir. Gönlünde zerrece kibir olan, asla cennete giremez. Hadisi kutsi, gönlünde zerrece kibir bulunan, cennetin kırk yıl uzağından dahi kokusunu alamaz. Hadis-i şerif. O yüzden bir şeyi kabul etmemek, size verilen bir hediye, size gönderilen bir yardım da olabilir. Bir zekat olabilir, sadaka olabilir, fitre olabilir. Sıkıntı değil bunlar. Veya bir kurban olabilir, kurban eti olabilir. Yardımlaşmak, sünnet, Allah'ın emri. Birbirine yardım etmek, Allah'ın emri. Allah'ın emrini yerine getiren insanlara karşı, kibirlenmek de Allah'ın lanet dediği bir şey.
O yüzden bu gizli kibir. Öbür türlü, ben insanlardan üstünüm diye, kendi içinizde düşünüyorsanız, bu da kibir zaten. Allah muhafaza eylesin. Bakara Suresi 28. Ayet, Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Ölüydiniz, o sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra sizleri yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz. Ayet-i Kerime'de iki kez ölümden bahsediyor. Bu kısmı anlamadım. Ve normalde, ölü iken diriltti. Yani siz, ruhlar aleminde öylece duruyordunuz. Sizin herhangi bir fiiliyatınız yoktu, işiniz yoktu. Cenab-ı Hak sizi diriltti. Daha geriye doğru giderseniz, o ayrı mesele. Oraya da gitmeyelim şimdi. Ölenin iskatı nedir? Neye göre hesaplanır?
Dinimizde böyle bir şey var mı Allah razı olsun? Fetva var bu konuda iskatla alakalı. Mesela bir kimse ölümünden önce iki haftalık namazını kılamamış. Hasta olmuş. Hastalığından dolayı namazını kılamamış. Ona böyle bir işte tasadduk ediyor o kimse. Şimdi ama bu iş çığırından çıkmış. Yani nasıl çığırından çıkmış? Şimdi ölüyor bir kimse. Öldükten sonra ömrü boyunca 80 yıl namazsız kalmış. 80 yıllık namazı karşılığında bir para değiştiriyorlar. Ondan sonra aldım kabul ettim, aldım kabul ettim. Bir para dağıtıyorlar. Bu çok uygun değil. Buna da fetva şuradan veriyorlar. Hani geliyor kadının birisi. Ya Resulallah babam öldü. Onun adına tutamadığı oruçları tutabilir miyim?
Diyor. Tut diyor. Ya bir kimse de geliyor. Babam adına kurban kesebilir miyim? Kes diyor. Şimdi buradan fetva çıkarıyorlar. Ölünün arkasında tutamadığı oruçlar olabilir. Tutamadığı oruçlar için o kimse vasiyet edebilir. Diyebilir ki benim malımdan tutamadığım oruçların fidyesini verin. Sağlığım yerine gelmediğinden dolayı ödeyemedim. Sağlığım yerine gelmiş olsaydı ödeyecektim. Hani oruç tutacaktım. Ama sağlığımın müsait olmadı. Ölürsem işte benim orucumun fidyesini verin. Oruç için fidye verilmesi caiz mi? Evet. Var mı yeri? Var. Buradan da namazın fidyesini çıkarıyorlar. Kıyas ediyorlar. Ama bir kimse bir ömür boyu namaz kılmamış. E onun fidyesini parasını verecek.
Namazdan kurtulacak. Bu doğru bir anlayış değil. Ehl-i sünnet ve cemaat olarak gördüğümüz iki hocadan biri İbn-i Teymiye'yi müştehit ilan ederken, diğeri İbn-i Teymiye'ye reformist, ehl-i sünnetin itikadından uzaklaşmış tekvirci ilan ediyor. Bunlar neyi baz alarak söylüyorlar ve biz hangisine inanacağız? İkisi de ifrat ve tefrette, ikisini de at kenara.
Allah yiyesin herkes. Dedem 2004 senesinde vefat etti, babaannemle nikahları düştüğü için üzerine defnedilmesi dinimizce uygun mudur? Uygundur. Borçlu bir insan borçlarını ödemek için nasıl bir yol izlemeli? Aynı zamanda ticaret yapan birisiniz. Fikirlerinizi paylaşır mısınız? Borcu var bir insanın ne iş yapıyorsa çalışacak, gayret edecek, yaptığı iş kar getirmiyorsa daha karlı bir iş bulacak. Allah'a yalvaracak, yakaracak, çalışacak, koşacak borçlu kimse. Şimdi ben bakıyorum bazen insanlara, yani Allah affetsin, gayret etmiyorlar, çalışmıyorlar, didinmiyorlar, koşturmuyorlar. Yani bir mutat bir döngünün içine girmişler, o mutat döngünün içerisinde boğulup gidiyorlar.
Bu işte, evde, dergâhta, her yerde olabilir bu. Yani bazen zakirler mutat bir döngünün içerisine girerler. Mesela çalışamazlar, koşturamazlar, arttıramazlar veyahut da iş yapan, ticaret yapan bir kimse mutat bir döngünün içerisine girer. Mutat bir döngünün içerisine girince üretemez. Üretemeyince de o kimse işini arttıramaz. Arttıramayınca ne borç ödeyebilir, ne dosdoğru sermayesini arttırabilir, ne de geçinebilir. Bu mutat döngüler, mutat döngüler insanı kör eder. Kulaklarını sağır eder, o meselede kalbini de mühürler. O yüzden o mutatın dışına çıkacak biraz. Mesela ne iş yapıyor o kimse? İşte, örneğin ben ne iş yapıyorum? Ben araba alıp satıyorum.
Ben mutatın üzerinde dönersen ben iş yapamam. Ya ben şu arabayı almam, yok böyle bir şey. Ben hesaplı olan her arabayı alırım, hesabıma geldiğinde de satarım. Ticaret yapıyorum. Ne yapıyorum? Ben araba alıp satıyorum. Çok az. Gayrimenkul ile uğraşıyorum. Gayrimenkul çünkü neden benden uzak, çok hızlı döndürecek piyasam yok benim onda. Ama arabada benim kendimce satabileceğim alanlarım var, yerlerim var. Bana yardımcı olan, Allah razı olsun, işte Cevdet var, Lütfus da var. İşte abim var. Ondan sonra bu konuda böyle daha rahatım. O zaman ben karını buldum da satarım. Yani o döngünün içerisinde kısıp kalmam kendimce. Veya ne işte ben dergâhın içerisinde çalışacağım, ben bir döngünün içerisinde kalmam.
Ben dolaşırım, gezerim, yeni şeyler yakalayacağım diye kafa yorarım ona ve gayret ederim, çalışırım. Bugünün insanı gencinden 40 yaşına kadar, 50 yaşına kadar çalışmıyorlar, gayret etmiyorlar. Çalışmayınca, gayret etmeyince mesela ne kadar borcu var adamın? 300 milyar. Bir yıl sonra 600 milyar olmuş borcu. Ya hiç mi çalışmadın? Ya ona bahane çok işler yoktu da şöyleydi de böyleydi de. Çok bahane var. Çalışacak, gayret edecek, koşacak. Ya bakacak ya ben bu işte para kazanamıyorum, nerede hata yapıyorum diyecek. İnsanlara şaka gibi geliyor. Ben züccaci dükkanında dururken gece saat kaçta geldim sohbetten, 3'te geldim. Ben saat 3'te gelir, dükkanı açar, raflara bakardım.
Ben yokken ne satılmış? Onları fotoğraflardım, İstanbul'a gönderirdim. Bir de bir de not yazardım. Nece bunlar bunlar bunlar bunlar eksilmiş. Sen yarın ona göre, işine ona göre bak. Yani ben gece saat 3'te, 4'te, 5'te mesaj gönderirdim. Neden ben o saatte geliyorum sohbetten? Yani hem sohbetimi takip edeceğim, hem de dükkanı takip edeceğim. Yani saat 4'te, 5'te bir kimse dükkanı açar, eksikleri tespit eder. Whatsapp'tan gönderir mi? Evet. Agresif olacak insan. İşinde agresif olacaksın, çalışacaksın, gayret edeceksin, koşacaksın. Benim bir kendimce koşuşturduğum bir topluluk var. Ben agresif olacağım, koşacağım, çalışacağım, gayret edeceğim. Sohbet edeceğim, hizmet edeceğim.
Agresif olacağım. E sen oturduğun yerden zakirlik, çavuşluk yapacağım dersen, oturduğun yerden ben iş yapacağım dersen, yapamazsın kardeşim, arttıramazsın. Şeyh Efendi'nin Allah rahmet eylesin, meşhur lafı, gezen tilki yatan aslandan hayırlıdır olun derdi. Sen durmayacaksın durduğun yerden. Ben şimdi bakıyorum, gençlere bakıyorum, orta yaşlara bakıyorum, gerçekten tembel. Ve çalışan, gayret edenlere bakıyorum, onları böyle, onları teşvik ediyorum. Diyorum ki ya harika, çalışıyor, koşturuyor, bir şeyler üretmeye çalışıyor. Bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ben gücümün yettiğince onu teşvik edip onu önüne açmaya çalışıyorum. Hem dergâhta hem işte. Veyahut da o kimse ailesine sahip, ailesiyle aşırı neşir oluyor.
Harika bir adam o benim için. Eşi ondan memnun. Bizim bir zakir kardeşin kayınvalidesi, Allah senden razı olsun dedi. Yani ne güzel bir kimse yetiştirmişsiniz dedi. Ben razıyım dedi, Allah da razı olsun dedi. Ya benim için bu bir övünç kaynağı. Veyahut da bir derviş kardeşinin kayınvalidesi bana teşekkür ediyor. Diyor ki ne güzel sen bir evlat yetiştirmişsin diyor. Muhteşem diyor. Ben ondan memnunum. Damadıyla alakalı. Kaç tane kadın damadıyla alakalı böyle şey söyler. Ben o zakiri sevmem de neyi seveceğim? O dervişi sevmem de neyi seveceğim? Veyahut da bir kadın diyor ki Allah razı olsun. Ciğeri yanaraktan diyor. Allah razı olsun diyor bu kardeşimizden, benim eşimden. Siz diyor ne kadar güzel yetiştirmişsiniz.
Sizi de diyor çok seviyor. Size tabi. Bunlar mutluluk verici şeyler. Ama bunlar çalışaraktan olacak olan şeyler. O yüzden işinize iyi sahip çıkın. Ya korona var. Kardeşim ben yedi buçukta büro açıyorum ya. Korona varsa var. Benim işe ihtiyacım yok. Şimdi var tabii. Yeni bir şey yapacağız. Yeniden bir yapılanma var. Şimdi çok işe ihtiyacım var. Bundan bir hafta öncesine kadar işe güceye ihtiyacım yok diyordum. Ama çalışıyordum yine. Ama şimdi çok işe ihtiyacım var. Çok çalışmam lazım. Bak yeniden kendimi aktif edecek bir şey çıkardı Cenab-ı Hak önüme. Agresif bir şekilde çalışmam lazım hem. Cevdet Usta, Lütfu Usta dinliyorsanız hazır olun.
Ahmet Özbağ hazır olun. Durmak yok. Koşuşturacağız hep beraber. Neden? Bir hedef koyduk önümüze. Bir şey yapacağız. O yüzden arkadaşlar, bütün herkese söylüyorum. Ben hep derim, karmış, yağmurmuş, soğukmuş, buzmuş, boranmış, iş yokmuş, işler durgunmuş. Bunların hepsi de boş laf. Hepsi de nefsin oyunu, şeytanın oyunu. Yıllardır dinlemişimdir ben onu. Mustafa Efendi, bizim orası bayındır gibi değil. Ne alakası var? Çalış, koştur. Mustafa Efendi, bizim orası ödemiş gibi değil. Ne alakası var canım kardeşim? Koştur. Evde yataraktan zakirlik mi olurmuş? Evde yataraktan çavuşluk mu olurmuş? Evde yatacak, zakirlik yapacak.
Evde yatacak, çavuşluk yapacak. Sonra yapanları da eleştirecek. Evde yatacak, abilik yapacak. Sonra çalışanı, koşturanı filanca arkadaşa ama arkadaşlar çok seviyor. Seni de sevsin. Onu çok dinliyorlar. Seni de dinlesinler. Hizmet et, koş. Yardımcı ol. Herkesin derdine koş. Evde oturacak, ahkam kesecek arkadaş, zakirlik yapacak. O evde oturacak, ahkam kesecek, çavuşluk yapacak. Yok öyle bir şey. Kimse dinlemez seni. Kimse dinlemez seni. Koşcan. Dicen ki o sokakta ders var. Bu mahallede ders var. Eski dervişler bilir. Bursa'da adım atmadık, yer kalmadı benim. Her mahallede ders olurdu. Her mahalleye giderdik.
Cafer haftada kaç gün derse giderdik? Beş gün gidiyorduk efendim. Beş gün derse gidiyorduk haftada. Cafer'in bir tane kartalı vardı. On beş, on altı kişi, on yedi kişi bindiriyordu. Kaç kişi bindirdiniz polisi çevirdiğinde? On dokuz mu saymıştınız? Kartal'a on dokuz kişi. Kartal, bildiğiniz kartal. On dokuz kişi. Öyle koşuşturuluyordu. Bursa öyle oldu. Hiç kim sevindi oturmazdı ki. Bak haftanın beş günü diyor. Haftanın beş günü derse gidiliyordu. E şimdi oturacaksın, laylölüm yapacaksın, zakirlik yapacaksın. Yok öyle bir şey. Oturacaksın, laylölüm yapacaksın, çavuşluk yapacaksın. Yok öyle bir şey. Cafer sabah kaçta gidiyorsun işe? Yedide Cafer işe gidiyor.
Yedide. Ben Cafer'i yedi buçukta arıyorum çünkü. Ben Cafer'i sekizde arıyorum. Hatta bir gün Cafer'i aradım. Saat sekiz miydi, sekiz buçuk muydu? Cafer'le konuştum. Salim'i aradım. Saat dokuz buçuk, on. Salim'e ulaşamıyorum. Döndüm, Ömer'i aradım. Ömer de ayakta. Dedim ki ya Cafer'e ulaşıyorum. Ondan sonra Ömer sana da ulaşıyorum. Salim'e ulaşamıyorum dedim ya. Saat on. Yani Salim'i kötülemek için söylemiyorum, örnekliyorum. Cafer'e sekizde ulaşıyorum ben. Sekizde, sekizde, sabah sekizde. Ben agresifim ben. Cafer'i on ikide arıyorum, birde arıyorum ben. Aklıma geliyor, on birde arıyorum ben. Sormuyorum ki adam uyuyor mu, kalktı mı, yattı mı?
Yok, hayır kardeşim ya. Deveciyle dost olan kapısını yüksek tutacak. Deveciyle dost musun? Kapını yüksek tutacaksın. Çalışacaksın, gayret edeceksin. Ben çalışıyorum, bir işim mi var? Ben valla hiç sabahleyen ben onunla uyanırım. Benim dergah. Benim birinci işimdir dergah. Birinci işim benim. Benim ailemden de önde gelir, işimden de önde gelir. Benim ikincisi işimdir. Bir insanın işi olmazsa, ailesi de olmaz, dergahı da olmaz. Sebep, koşmak için, gayret etmek için işin iyi olacak kardeşim. Haydi Çanakkale'ye gidilecek, araba lazım, para lazım.
Haydi İzmir'e gidilecek, araba lazım, para lazım. Haydi Konya'ya gidilecek, haydi Akşehir var, haydi Yunak var, haydi Ankara var, haydi Polatlı var, haydi Afyon var. Para lazım. Şeyenillah yapamayacağına göre, istemek yok yolda çünkü. E ne yapacaksın? Ha bak, Tekirdağ var, Keşan var, İstanbul var. Koşacaksın, bir de sema olunca yanında bir sürü insan da götüreceksin.
İş lazım, para lazım. Çalışacaksın. Meşhurdur ayet-i kerime. Çalışın, çalıştığınızı gökte melekler ve Allah görür. Çalış kardeşim sen. O yüzden borç ödeyecek olan gayret edecek. Çalışacak, Allah ona yardım eder. Adam ne? Adam müteahhitti. Adam kafasına sıktı. Zannediyor ki kafama sıktım, cafere sıktı. Adamın o günkü parayla bir trilyona gitti. Şimdiki parayla üç trilyon. Ne yapacak? Borç ödüyor adam. Ne yapacak? Kepenk mi kapatacak? Çalışacak, ödeyecek. Çalışacak, ödeyecek. Yapacak bir şey yok. Burada gözümüzün önünde örnek veriyorum. Benim bir milyon dolar borcum kaldı.
Benim bütün malım gitti. Herkes ben kaçacağım diye bekledi Bursa'dan. Yakında gidecek dediler. Çalıştık, Allah yardım etti. Çalıştık, Allah lütfetti. Çalıştık, Allah bir gayret verdi. Borcumuzu da ödedik. Hamdolsun, ayaktayız. Buradayız. Anlımız ak. Bağırıyorum, kimin alacağı varsa gelsin alsın diye. Varsa. Neden? Ödedik. Hatta ödediğimizi bir daha ödedik. Adam yıllar sonra geldi. Senin işin düzgün şimdi. Bizim daha senden alacağımız var dedi. Dedim olmaz. Oğlanlarıyla anlaştık. Bitti. Yokta da alacağım var dedi. Ne kadar var? Şu kadar. Onu da ödedim ben. Bitti.
Kimin alacağı varsa gelsin alsın diyorum ben. Bak çok basit. Dedikodu yapmayın. Gıybet etmeyin. İftira atmayın. Çalışacak ama o kimse. Gayret edecek. Mücadele edecek. Her yerde. Ben onu bilirim. Evinde. Erkeksin. Evine sahip çık. Çoluğuna çocuğuna sahip çık. Yan yatma öyle. Evde her şeyle ilgilen. Nerede? Sufisin, dervisin. Dergahınla ilgilen. Orada çalış. Orada koştur. Ahlakını düzelt. Etrafına merhamet et. Rahmet et. Çalış. Lütuflu, ikramlı davran. Nerede? İşinde. Agresif ol. Çalış kardeşim işinde. İşini ihmal etme. İşini ihmal etme. Çalış, gayret et. Bu borç olurken neredeydin? Oldu.
Çalışacaksın, gayret edeceksin, ödeyeceksin. Mücadele edeceksin. Bizim vardı. Nerede ucuz mal var? Ben oradaydım. Ben Denizli'ye mal almaya gidiyordum. Bunları acındırmak için söylemiyorum. Ben Denizli'ye mal almaya gidiyordum. İki gün, üç gün kalıyordum. Ben arabanın arkasında yatıyordum. O zaman Volkswagen Transporter vardı. Volkswagen Transporter'ın arkasında tek kişilik sünger yatak, yastık vardı. Arkasında tüp, arkasında kova vardı. Ben sabahleyen kalkıyordum. Arabayı benzinlikte, yokuş yukarı bir yere çıkarıyordum. Arkasına, Cevdet'e dedim ki, Cevdet arkasına böyle bir paralı gibi böyle plastik, naylon şeyler vardı, kaplamalar. Onlardan koyduydum, arabanın önünü böyle tümseğe doğru çıkarıyordum.
Banyoya yaptım, su arkadan aksın gitsin diye. Ben onun içerisinde su ısıtıp, banyo yapıp işe başlıyordum. Herkes beni otelden geliyor zannediyordu. Diyordum ki, Mustafa Özbağ, senin gidip bir lokantada yemek yemen caiz değil. Senin borcun var çünkü diyordum ben. Senin borcun var. Senin borcun var. Sen gidip de kasaptan beş kilo, üç kilo et alıp yiyemezsin diyordum. Senin borcun var. Öyle borç ödedim. Cenab-ı Hak'a hamdolsun. Çalışanı Allah verir. Vaat etmiş çünkü. O yüzden borcunuz var. Ümitsizliğe kapılmayın. Yürüyün. Çalışın. Bir kişisin bir yerde. Ders aldın değil mi? Sen çalışır, gayret edersen bin kişi olursun orada. Yürü.
Ben Bursa'ya geldiğimde der işim vardı Bursa'da. Ben Ödemiş'e gittiğimde der işim vardı ödemişte. Ben Bayındır'da dervişim vardı. Kimse yoktu. Kimse yoktu. Allah verdi. Aman gayret ettik, çalıştık. Peygamber, peygamberken sallallahu aleyhi ve sellem yattığı yerden peygamberlik yapmadı. Yattığı yerden hiçbir şey yok canım kardeşlerim. Allah mu'ininiz olsun inşallah. Eşimden bir yıl önce bir kadın yüzünden başı bela girmesin diye anlaşmalı olarak boşandım. Lakin dini nikahı boşamadı. Daha sonra o kadınla birlikte olduğunu öğrendim ve evden kovdum. Hala bana geleceğim diye direniyor ve kadınla da nikah kıydığını öğrendim. Ve şunu da öğrendim ki ikisi bir olup iş yerimi elimden almanın planını yapıyorlarmış.
O da yetmez gibi bana baya yüklü borç yaptı. Onları ödemekle uğraşıyorum. Şimdi ben bunun bana yaptıktanına karşı ne yapmalıyım? Ve nikahın akdi bitmiş midir hocam? Bana yol gösterin lütfen. Evlendiğinde dergaha, sema ve zikre gelirdi. Adam yoldan çıktı. Ne oldu da bu kadar değişti? Duanıza ihtiyacım var. Valla herkes yoldan çıkmaya hazır. Allah muhafaza eylesin. Yani oturacaksın, konuşacaksın. Başı belaya girmesin diye anlaşmalı olarak boşanman doğru değildi çünkü. Doğru olmayan bir iş yapmışsın. Ama ve lakin olmuş artık bu. Otur, konuş eğer yol yürünmeyecekse dinen de boşanın inşallah. Hayırlı akşamlar.
Annesi ve babası 50 yaşlarında vefat etmiş bir kardeş. Öldükten sonra kefaret vermesi şart mı? Ve geride kalan oğlu ve kızı gücü yetmiyorsa nasıl bir yol izlemeli? Ve İslam'da böyle bir şey var mı Kur'an sünnete göre? Yok illaki bu şeyle alakalı herhalde bu iskatla alakalı. Yapmak zorunda değil, kefaret vermek zorunda değil. Vasiyet ettiyse bir kimse ve vasiyet ettiği şeyin de parası var ise kendisine o zaman yapılır. Selamun Aleyküm 28 yıllık evliyim. Eşim her namaz vakti namazını kıldın mı diye soruyor. Ben bu durumdan çok sıkıldım. Allah rahmet eylesin.
Babam bize 7 yaşında namazı öğretti. Kendimi bildim bileli namazımı kılıyorum. Eşime diyorum ki namazını kıldın mı diye sormana gerek yok. Bu durumda sadece namazda değil, günlük yaşantımızda da sürekli aynı şeyleri söylüyor. Oturuyorsun mu, kalkıyorsun mu? Öbür odaya geçsem nereye gidiyorsun? Bazen aldırmıyorum, bazen de o kadar bınalıyorum ki kafamı duvarlara vurasım geliyor. Bu soruyu şikayet nedeniyle sormadım. Bana bir çıkış yolu. Adam seni seviyor demek ki ya. Yani adam sorsa dert oluyor bu kadınlara. Sormasa bir dert oluyor bu adamlar ne yapsın ya? Nereye gitsinler bunlar? Yani adam sormaz, kadınlar şikayet ediyorlar. Diyorlar ki kocalarımız bizimle ilgilenmiyor. Adam ne kadar soruyor, ne kadar güzel bak.
Gözünün önden ayrıldığın anda hasret çöküyor. Ona nereye gidiyorsun diyor. Harika bir şey ya. Bunun mutluluğunu yaşa. Namazı kıldın mı? Sen normalde istersen o sorunca kadar bekle. O sorsun Allah razı olsun ya. İlk hatırlattın de kalk namazı kıl. Adam mutlu olsun ya. Mutlu et adamı. Adam seviyor seni işte. Ne kadar güzel. Sevgisini öyle gösteriyor. Öyle düşünün. Kafanı duvarlara vurma. Git adamın göğsüne yasla kafanı. Ne duvarı vuruyorsun? Başını gözünü yarayacağın sonra Allah muhafaza eylesin. Hayırlı akşamlar. Benim sorum haksızlığa karşı susmak doğru mu? Ya da doğruları söylemek bu yola zarar verir mi? Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.
Hadis-i Şerif. Ben böyle amel ediyorum. Ben de amel ettiğim hadisleri söylüyorum size. Benim bu yolda çok bilgim yok. Amacım da bir yerlere gelmek ya da mevki atlamak değil. Benim tek amacım var. Allah'ın rızasını kazanmak ve mümkün oldukça insanlara faydalı olmak. Harika. Hepimizin derdi bu. Zaten başka bir şey değil. Bana ne tavsiye ederseniz. Biraz uzun oldu hakkınızı helal edin. Allah'a emanet olun. Ya normalde Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış. Kur'an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için mücadele et. Bunda bir sıkıntı yok. Bu durum eşler arasında nasıl olmalı? Akrabalarla ilişkilerin durumu değiştirme. Hiç değişmez. Kur'an sünneti neye emrediyorsa onu yerine getirmeye gayret et.
Hayırlı geceler. Bazen kendimi çok yalnız ve eksik hissediyorum. Böyle durumlarda ne yapmalıyım? Bir de bazen sabah namazına vakit çıkmak üzereyken uyanıyorum. Namazı başlarken vakit çıkmış oluyor. O zaman kaza diye mi kılmam gerekiyor? Hakkınızı helal edin. Duruma göre ama kaza ama vaktin namazı olarak kıl. Yalnızlık güzel bir şey ya. Yalnızlıktan böyle şikayet etmeyin. Selamun aleyküm hocam benim bir sorum olacaktı. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah. Kaf dağından kafa kadar. Kaf'tan diğer kafa kadar zikri yüz defa çekmenin sırrı nedir? Kaf dağı ne demek?
Bu zikri kim veriyorsa sen ona sor bunu. Böyle kim söylediyse sana ona sor. Hani bir deli kuyuya bir taş atıyor. Kendisini akıllı zannedenler o kuyudan taş çıkaracağız diye uğraşıyor kırk tane. Ben onlardan değilim. Hakkınızı helal edin. Deli deliyi dakikada bulur ve tanır. Ben de buldum onu. Dakikada buldum ve tanıdım. Sen git ona sor onu. Selamun aleyküm Belçika'daki bir kardeşimizin selamı var. Ellerinizden öpüyor. Son zamanlarda çocuk eşinden büyük sıkıntılar var. Dua istiyorum. Allah razı olsun. Allah muhineniz olsun inşallah. Cinlerin musallat olduğu bir kişi ölürse kabirdeki durumu ne olur? Kabirde hiçbir şey olmaz.
Yani cinler musallat oldu. Kabir alemine gitti o. Cinlerle hala da ilişkisi orada devam etmez. Selamun aleyküm derviş. Kardeşler istişareye hazırlanırken o ortamda bulunan bir bayanda cin olduğunu fark ederek bayana karşı ya hayu ya kayyum esmasını nefesim kısılana kadar çekiyorum. O esnada ayetler de okuyorum bayandan çıkan cin kedi olup oradan uzaklaşıyor. Hakkınızı helal edin. Rüyanın etkisinde kaldım anlatmak istedim. Allah iyiliğini versin seni. Rüya dinlemeyeceğim demedin mi? Yani bunu normalde söylediğim halde derviş kardeşler rüya yazmayın dediğim halde yazıyor şimdi. Şimdi bu kimse itaatsizlik ettiği için dersini alsam ne olacak? Allah Allah gidip geliyorum şimdi bakın.
Canım kardeşlerim ya bir üstadın sözünü dinlemeyeceksin. İntisap etme ya. İntisap etme. Bu rüyayı yazan her kimse dersini aldın. Bizde daha ilgi muhalakan yok kardeşim. İşin gücünü az gelsin. Bu gece de sona gelmiş olalım. Muhtat zikrimizi yapıp inşallah geceyi sonlandıracağız.
Saat 23.58 Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Yine bir hayli soru kaldı yaklaşık 80 tane.
Önümüzdeki haftada sorulara devam edeceğiz. O yüzden hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Cenab-ı Hak muhininiz olsun. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Ümmet-i Muhammed'i korusun. Ümmet-i Muhammed'i affetsin. Her türlü hastalıktan, beladan, müsibetten muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Hayırlı geceler.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi