mustafaozbag.org

SORU - CEVAP SOHBET

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 27 Aralık 2020 · 2:55:15

Selâmün aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemize ve cümle ümmet-i Muhammed'e Kur'an ve sünnet-i seneyi yaşamayı, Kur'an ve sünnet-i seneyi yaşatmayı nasip eylesin. Cenâb-ı Hak hakkı hak, batıl batıl bilenlerden eylesin. Haramlardan uzak durup farzları yerine getiren, Allah'ı seven, Allah'ı zikreden, Allah'ın hükmünün galip gelmesi için mücadele eden, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine seven, onun sünnet-i seneyi yaşatan kullarından eylesin cümlemize inşâAllah. Geçen hafta malum sorular fazla olduğu için sohbet etmeyelim, direkt soru cevaba girelim dedik.
Yedi dakikalık bir gecikmemiz oldu. Gecikmeden dolayı da tüm kardeşlerimizden özür diliyoruz. Biz heyecana kapıldık, kendi kendimize yok işte semaha ne kuruyoruz, yok şuraya şunu yapacağız, yok buraya bunu yapacağız, yok şurada şu vardı, burada bu vardı derken Cafer, Ömer, İsmail kendimizi bir heyecan kasırgasına kaptırdık. Baktık ki saat koşmuş, dakikalar koşmuş, biz hala da hayallerimizin peşinde koşuyoruz. Dedik tamam, geri kalanını sonra konuşalım, sohbete yetişelim dedik. Allah'ın izninden sohbete yetişmeye gayret ettik. O yüzden tüm izleyicilerimizden, dinleyicilerimizden, takipçilerimizden özür diliyoruz. İnşâAllah bu haklı gecikmeden dolayı bizlere haklarını helal ederler.
Hakkınızı helal edin inşâAllah. Geçen haftadan buraya okuduk mu, okumadık mu bilmiyorum ama ben okumamış kabul ederekten bir soruyla başlıyorum. Kredi kartıyla altın aldığımızda vade farkı faiz olarak mı geçiyor? Normalde Hanefi'ye göre bu tip altın alışverişleri, işte para alışverişleri vadeli olmaması lazım. Normalde illaki vade farkı olması şart değil. O yüzden Hanefi'lere göre bir kimse altın alıyorsa, para bir tarafa, altın bir tarafa olması lazım. Veyahut da döviz alıyorsa, örneğin Türk parası verip dolar alacaksa, para bir tarafa, dolar bir tarafa olması lazım. Bir artma olmasa dahi yine de faiz oluyor. Selamun aleyküm. Ben 17 yıl önce doğumuma birkaç gün kala ölü doğum yapmıştım.
Acaba ahirette şefaatine nail olur muyum? Çevremden bana, sana ahirette engel olacak, doğmadan öldüğü için diyenler ölüyor. Ama ben sabrediyorum. Allah'tan onun şefaatini diliyorum. Hakkınızı helal edin. Bu normalde kimin çocuğu vefat ederse ve bir kimse ona sabrederse, Cenab-ı Hak onun muhakkak ece sevabını verir ve arttırır. O yüzden ahirette o kimsenin ona negatif olarak bir engel değil, pozitif olarak bir güzellik, bir hayır olarak önüne çıkar. Onu söyleyenler, hani senin önüne negatif bir, olumsuz bir engel olarak çıkacak diyenler, dini bilmeyen insanlar. O yüzden onlara da dini öğretmek lazım, öğretinceye kadar da sabretmek lazım. Selamün aleyküm. Dünyanın yörüngesindeki son on yıllık kayma çok hızlı.
Dünyadaki zaman ile uzay zamanı farklı olduğuna göre siz nasıl değerlendirirsiniz? Ben onlara böyle bakmıyorum. Bizim yörüngemiz kaymasın. Dünyanın yörüngesi bir hesap kitap üzerine gider. Dünyaya kalkıp da birisi manuvale ile hayırlı bir yöne çevirecek değil. Veyahut da birisi kalkıp da dünyaya bir kement atıp yörüngesini değiştirecek değil. Cenab-ı Hak ilmi ilahiyesinde saat, dakika ne zaman ne olacağını yazdı. O yüzden o yazdığını da lef-i mahfuza indirdi. İlmi ilahiden hala daha Cenab-ı Hak'ın takdiri, Cenab-ı Hak'ın kaderi, Cenab-ı Hak'ın ilmi, lef-i mahfuza hala da akıyor mu? El cevap akıyor. O yüzden dünyanın yörüngesi belli bir yörüngede gidecek. O yörünge ona tespit edilmiş.
Cenab-ı Hak onu kudret ve kuvvetiyle, ilmiyle, hükmüyle onu çöpe çöpe çevrelemiş. O yüzden ben kendime söyleyeyim bunu. Ben dünyanın yörüngesine değil, ben kendi yörüngeme bakmaya çalışıyorum. Benim yörüngem ne tarafta? Ben ona bakıyorum. O yüzden yörüngenizi Kur'an'a, sünnete, Allah'ı sevmeye, Resul'ünü sevmeye odaklayın. İnşallah. Selamun Aleyküm. Anne karnındayken, annenin yaşadığı olumsuzluklardan etkilenen bir çocuğa veya yetişkin bir insana niye yapılabilir? Aktarılmış olan olumsuzluklardan iyi hale nasıl getirilebilir? Yani bunu çocuğu küçükken belki de bunu terbiye etmek, bunu çocuğun üzerindeki etkilerini azaltmak biraz zor olabilir.
Ama çocuk büyüdükçe çocuğu böyle daha da eğitimeli, bu noktada nasihattar etmeli. Çocuğun üzerinde varsa olumsuz etkileri, o olumsuz etkileri yavaş yavaş kaldırmaya gayret etmeli. Anne babalar hamile olmaları şart değil, hamile olmasalar dahi birbirlerine olan yanlış davranışları, sert davranışları, birbirlerine olan ahlak dışı davranışları, anne babaları etkiler, doğacak olan çocukları etkiler, evin ortamını etkiler. Gönül arzu eder ki her anne baba bunun bilincinde olsun ve evlerini cennet bahçesine çevirsin. O yüzden çocuklarımıza muhakkak tatlı, yumuşak nasihatler etmeliyiz. Çocuklarımıza yaşadığımız daha önce anne ama baba çocuklar küçükken yaşadıkmış olduğu olumsuzluklardan çocukları etkilendiyse muhakkak onları zaman içerisinde telafi etmeliyiz.
Büyüdü mesela geldi 20 yaşına, 25 yaşına, 30 yaşına onun üzerinde hala da etkileri var ise gerekli ama psikolojik olarak yardımlar alınaraktan onun üzerinde tatlı bir etki, tatlı bir olgunluk ve oluşum bırakmamız lazım. Selamun Aleyküm. Nefis meratiplerinde mülhime videonuzda hiçbir uzuvlarında haram olmayacak. Rüyasında hu esması alsa dahi düşer oradan diyorsunuz.
Daha sonra mülhimede olanların hataları, kusurları var ama kebâire girmez diyorsunuz. Bu hataların, kusurların içerisinde neler giriyor? Mesela gafletine denk gelip gıybet etse veya bir bayana baksa anında düşer mi?
Bu hataları, kusurları örnek verebilir misiniz? Bütün herkes hata, kusur, işler. Günah, kebâire işlemek farklı bir şeydir. O yüzden bir sufi göz göre göre günah kebâire işlemez. İşledi. Öyle ya. Derhal tövbe eder. Derhal Allah'ı zikreder. Şimdi günah kebâire ile hata, kusur farklıdır. Hata, kusur nedir? İşte bir kimsenin bir anda gözünün kayması gibi. Bu hata, kusurdur. Bunlar da normalde ne yapacak? Tövbe edecek. Şimdi bir kimse, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, sabah namazını kılıp öğlen namazını niyet eden ve öğlen namazını kılan bu iki namaz arasındaki küçük günahları affolur. Hata, kusur dediğimiz şeyler bunlar. Bir kimse öğlen namazını kıldı, ikindi namazını niyet etti.
Ne yaptı? Bu sefer yine küçük günahları affoldu. İkindi kıldı, akşam namazını niyet etti. Yani beş vakit namazını kılıyor. Yine küçük günahları ne oldu? Affoldu. Akşamı kıldı, yasaya kadar olan küçük günahları yine affoldu. Sufi, geceyi tövbesiz ve zikirsiz geçirmez. Geceyi tövbeyle zikirle geçirdi, Allah'ın izinine üzerinde bir günah, bir kusur kalmadı. O yüzden hepimiz hata işleriz, kusur işleriz, yanlışlık yaparız, eksiklik yaparız, günahı kebar işleriz ama her daim tövbe ve zikir kapısında durmamız gerekir. Kıyamet günü olduğunda aziz ve celil olan Allah meleklerine şöyle buyurur. Kullarının ve gözlerini şeytanın çalgılarından ve haramlardan koruyanlar nerelerdir?
Onları ayırınız. Bunun üzerine melekler onları ayırıp misk ve amber tepeler üzerinde toplarlar. Sonra Allah meleklerine tekrar şöyle buyurur. Onlara tesbihimi ve temcidimi duyurun. Bunun üzerine o kimseler öyle güzel sesler duyuyorlar ki benzerlerini hiç kimse duymamıştır. Ramlüz Ehadis Ravi Hazreti Cabir Sayfa 59 Hadis numarası 11 Hadis şerifte geçen şeytanın çalgıları nedir? Dinlediğimiz müzikler bu çalgıların içine girer mi? Bizleri heva ve hevese, şeytaniyete, nefsaniyete götüren her şey bizi şeytanın çalgısıdır. Bu illaki buradaki çalgı aletinden işte davuldur, zurnadır, ne bileyim işte deftir, şudur budur diye bunları ayırt etmenize gerek yok. Bir şeyin neye hizmet ettiğine bakılır.
Bizi haram bir eğlenceye mi götürüyor yoksa bizim Kur'an ve sünnetin müsaade ettiği bir eğlenceye mi götürüyor? Mesela bir kimsenin Ramazan bayramında bayram eğlencesi yapması caizdir. Sahabeler bayram sabahı işte kendilerince kendi milli oyunlarını oynamışlar, güdüm vurmuşlar, mazhar vurmuşlar veyahut da sahabe kadınlar nikahı ilan etmek için def vurmuşlar. Bunlar normalde caiz olan örnekler. Demek ki burada önemli olan bir şeyi neye hizmet ettiğidir. İşte siz bir mehterin çalgısına haram diyebilir misiniz şimdi? Yani yüzyıllardır ecdadı fetihten fetihe koşarken, ecdadı Allah'a kavuşma için onları teşvik eden, savaşmaya teşvik eden, düşmanın üzerine saldırmaya teşvik eden mehteri biz şimdi oturup haram çalgılarla çalıyorlar.
deyip kendimizce onu haram mı göreceğiz? Veyahut da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kendi savaşlarında sahabeyi bu konuda şevklendirmek için çalmış oldukları mazharları veya o günkü davulları biz şimdi haram çalgı olarak mı göreceğiz? Buradaki şey şu, bir aletin niye hizmet ettiğine bakılır. Bir çak, birisini haince, zalimce, adice vurursanız o kimsenin elinde ölüm aleti olur.
Kurban keserseniz o kimsenin elinde hayır işleyen bir alet olur. Bunun gibi, bipolar bozukluk olan kişilerin çocuklarına az da olsa genetik olarak geçtiğini söylediniz. Hatta evlenirken ailelerin iyi araştırılması gerektiğini söylemiştiniz. Daha önceden, ailesinde bipolar bozukluk şizofreni olan kişinin kendisinde şizofrenik bir durum görülmeyip, yalnız doğal olarak ev halinden senelerdir etkilendiğini ve depresyon tedavisi gören kişilerin evlilik durumu ne olacak?
Peki, hiç evlenmeyecekler mi? Ya da edilgen yapıda, bu edilgenlikten kastım, üremesiz, çocuksuz, kadın koca evliliği, bir evlilik mi yapacaklar? Hayır. Yani normalde bir kimse, örneğin ben şeker hastasıyım, ben şeker hastasıysam ben evlenmeyeceğim diye bir kaydı yok. Ama ben evlenirken kimseye aldatmayacağım diyeceğim ki ben şeker hastasıyım. O zaman normalde şeker hastalığında da genetiksel durumlar var. Mesela örneğin benim annem de şekerliydi, teyzelerim de şekerliydi. Bir tanesi şekerden dolayı, ölüm sebebi şekerin açtığı yaralardan, sıkıntılardan öldü. Annemin de aynı ölüm sebebi şekerle alakalı. Şimdi buradaki söz konusu olan şey şu, yani bipolar bozukluk, bipolarlıkta kalıyorsa bir sıkıntı yok ama o şizofreniye çeviriyorsa problem var tabii.
Ama ailelerde mesela bipolar bozukluk veya şizofreni bozukluk olan çocuklar onlarla ilgilenirken muhakkak etkileniyor. Veyahut da bir ailede rahatsız, hasta bir kimse var ise herhangi bir rahatsızlığı olsun. Önemli değil. Yani çocuklar ondan etkilenmemesi gayri kabili bir şey. Yani bütün çocuklar ailelerindeki sevinçten, mutluluktan, üzüntüden, hastalıktan etkilenecekler. Ama bazı hastalıklar vardır, devamiyet arz eder. Bazı hastalıklar işte fiziki devamiyet arz ettiğinden, yani hane halkı bu konuda evet gerçekten sıkıntı ve problem yaşayabilir. Veyahut da bazı hastalıklar böyle bipolar veya şizofrenik gibi hastalıklar veya panik atak rahatsızlıkları ailede farklı olumsuzluklar oluşturur.
Onlarla ilgilenen insanlar bir müddet sonra kendileri de rahatsız olabilirler. Ben kendimce derim, yani hastaya bakan hasta etmesin kendimi. Yavaş yavaş hastaya bakan da kendini hasta ederse o zaman daha da sıkıntılı. Bu durumda olan insanlar ne yapacaklar? Rahatsızlıklarını tespit ediyorlarsa bunu tedavi ettirecekler. Bunun tedavi yoluna gidecekler. Bunun ayıp bir şey değil, günah bir şey değil. Tedavi olacaklar. Ama bir kısım insanlar var. İşte bipolar bozuklukları var. İşte o hastalığını kabullenmiyor. Mesela işte bir kısım insanlar var. Aslında şizofreni belirtileri var. Ama şizofreni belirtisini kabullenmiyor. Ve tedavi olmuyorlar.
Etraflarını kırıyorlar, döküyorlar, rahatsız ediyorlar. İşte anında olmayacak parlamalar yapıyorlar. İnsanları perişan ediyorlar. Eşlerini, çocuklarını, arkadaşlarına zarar veriyorlar. Yani normalde hiç sertleşmeyecek bir havayı sertleştiriveriyorlar. Veyahut da hiç problem olmayacak olan bir şeyi problem haline getiriyorlar. Böyle bir ses dışarıdan gelebilir belki de. Mahallemizin böyle bir rahatsız bir kimsesi var. Şimdi sesi duyabilirsiniz. Bir iki haftadır buralarda dolaşıyor. Gece gündüz bağırıyor. Ondan sonra böyle değişik sesler çıkarıyor. Zannediyorum bu kimyasal uyuşturucu kurbanı bir kimse. Ben öyle zannediyorum. Çünkü üzerinde kimyasal uyuşturucunun etkileri olan kimseler gibi yapıyor.
Bu Cenab-ı Hak bütün ümmeti Muhammed'i her türlü uyuşturucudan korusun, muhafaza eylesin. Çocuklarımızı, gençlerimizi zehirliyorlar. On iki yaşında, on üç yaşındaki kız çocukları bu kimyasal uyuşturucunun pençesinde inim inim inliyor. Bedenlerini satıyorlar. On iki, on üç yaşındaki kız çocukları. Geçen gün yine böyle bir mahalleden bir kimse söyledi. Dedi ki, hacı baba dedi, on üç yaşındaki kız çocuğu dedi, yani dedi bir uyuşturucu için dedi, bedenini satıyor dedi. Ondan sonra ben de onun bana naklettiğini söylüyorum. Yani uyuşturucu ne yazık ki en önemli mücadele edilmesi gereken alanlardan birisi. Çünkü uyuşturucunun neticesinde bilhassa kız çocukları uyuşturucudan sonra ne yazık ki fuhuşa gidiyorlar.
Yani kendilerinde olmadığından dolayı bedenlerini gidiyorlar. O uyuşturucu tedarik eden kimseye teslim ediyorlar, satıyorlar. Ondan sonra tabiri caizse o kimse fuhuş yapmaya başlıyor. Ve böylece fuhuş da artıyor. Gencecik o genç kızcağızlar, o çocuklar perperişan oluyorlar. Veyahut da erkekler ne yazık ki akıllarını kaybediyorlar. İşte böyle sabahtan akşama kadar çocuk bağırıyor. Değişik şeyler yapıyor, değişik hareketler yapıyor. Gördükçe insan onları daha da üzülüyor. İşte sabah örneğin işte açıyoruz dükkanı, bakıyoruz. Bir onun önünden tabiri caizse sanki inme inmiş, felç geçirmiş gibi ayağı, kolu ters dönmüş, ağzı, yüzü ters dönmüş. Sabahın saat yedi buçuğunda, sabahın saat sekizinde öyle çocuklarla karşılaşıyorum.
Çok üzülüyorum. Veyahut da geçenlerde biraz daha ilerideydi. Kendinle geçmiş böyle duvarın dibine oturmuş, çok özür dilerim altına yapmış, her tarafa kaçırmış, böyle ağzı, yüzü kaymış. Sabah yedi buçukta. Yani nasıl bu çocuklar bu hale geldiler, nasıl bu hale gittiler? Böyle yolda yürüyemiyor, her tarafı leş gibi başka bir arkadaşı. İşte ne yaptıklarının farkında değiller. İşin enteresanı şu, bir de yani bunları polise söylediğinizde veya yüz elli beşe veyahut da işte ambulansa söylediğinizde gelmiyorlar bile. Artık o hale gelmiş. Yani upuzun yatıyor çocuk böyle, upuzun yatıyor. Ağzından böyle işte uyuşturucuyla alakalı şeyler akıyor. Gözümle gördüm.
Dedim ne oldu buna, sara mı geçiriyor, yok dediler. Bu işte kimyasal uyuşturucu kullanmış, o yüzden. Ve dedim aramadınız mı ambulansı, işte bir şeyi, polisi filan. Hiç kimse gelmiyor dediler. Yani bu uyuşturucu gerçekten gençliğimizi alıp götürüyor, böyle gençliğimizi perişan ediyor. Bazen zaman zaman bu koronadan gençlerin evde kapanmalarına, bazen diyorum ki dışarıda böyle hani uyuşturucuya kurban gideceklerine. Çünkü okullar kapalı. Hoş okullar açık olsa ne olacak, okulların etrafına da dalmış bu çeteler. Okulların etraflarını da satıyorlar. Bu çok acı ülkemiz için, Ümmet-i Muhammed için çok acı bir şey. Bu ileriye dönerek daha da bizim ülkemizi perişan edecek. Böyle söylediğimde sanki belirli bazı hani hükümet eden partiyi eleştiriyormuşum gibi algılanıyor.
İşte bana diyorlar, sen şu partinin muhalifi misin, bu partinin muhalifi misin? Canım kardeşim, benim söylediğim şey bu ülkenin, bu vatanın yarası on yıl içerisinde açın tuik hesaplarına uyuşturucu tedavi olmak isteyenler yüzde dokuz yüz artmış. Bazı araştırmalarda uyuşturucu kullananlar on yıl içerisinde yüzde bin altı yüz artmış, bin sekiz yüz artmış. Bunlar az rakamlar değil. Şimdi şeyden ne o, bipolar bozukluktan mahallemizdeki bağıran, çağıran adama geçtik. Oradan da uyuşturucuya geçtik. Hakkınızı helal edin ama yani bunlar gerçekten ve gerçekten de bizim ülkemizin acı yenileri. Ülkemizde hızla, bakın hızla diyorum, uyuşturucu kullanan ve uyuşturucuya bağlı rahatsızlıklar artıyor ve bunun sıkıntıları artıyor.
Ülkemizde fuhuş artıyor ve hızla artıyor, hızla artıyor. Resmisi, gayri resmisi. Bunun sıkıntıları fazla. Ülkemizde kumar ve kumar alışkanlıkları hızla artıyor, hızla artıyor. Bakın bu büyük günah kebaliler hızla artıyor. Ülkemizde eşcinsel eğilimler ve eşcinsellikler hızla artıyor. Bunlar sıkıntılı durumlar. Gelecek nesillerimiz için sıkıntılı. Allah muhafaza eylesin. Döndük şimdi bipolar bozukluklara. Yani böyle bipolar bozukluk evde, ailede bir kimsede varsa, onun etrafında da böyle depresif hareketler olabilir. Kendilerini tedavi edecekler. Kendilerini tedavi ettirecekler. Bunu görecekler. Bu konuda Allah'a yakınlık, Allah'a doğru koşmada daha dikkatli olacaklar inşallah.
O zaman tedavi de olurlar. Selamun Aleyküm, hayırlı geceler. Şu anda aşılar adına birçok şey konuşuluyor. Mecuru bırakılmayıp bize bırakıldığı sürece aşı olmalı mıyız, olmamalı mıyız? Aydınlatır mısınız? Şimdi insanların aşılar adında böyle tereddüt etmeleri gayet normal. Yani böyle neden tereddüt ediyorsunuz diye kimseye bağırıp çağırma kimsenin hakkı yok. Sebebi şu. Dünya Sağlık Örgütü 30 yıl sonra, 40 yıl sonra işte Afrika'da şurada burada dağıttığımız, işte şununla alakalı aşının içerisine biz şunu da koyduk, orada bunu da denediydik gibi kendi olumsuz itirafları var. Açar bakarsanız ben bunu kendim bu internet haberlerinde okudum, açın bakın isterseniz ellerinizde var bütün imkanlar.
Yani Dünya Sağlık Örgütü'nün kendi açıklamaları var. Yani bir yerde bir çiçek aşısı yapacağız derken içine başka bir şey koymuşlar. Yani nereden biliyoruz biz diğer hastalıkların veyahut da bu salgınların Dünya Sağlık Örgütü'nün gözetiminde üretilmediğine dair. Ya diyeceksiniz ki bu kadar bir paranoya mı var? Evet var. Yani Dünya Sağlık Örgütü denilen örgüt ne yazık ki doğru bir örgüt değil. Birleşmiş Milletler ne kadar doğru değil ise, NATO ne kadar doğru değil ise, işte IMF ne kadar doğru değil ise, Dünya Bankası ne kadar doğru değil ise, ne bileyim işte Batı'nın insan hakları mahkemeleri ne kadar doğru değil ise, yani Batı'nın kurmuş olduğu bu tip örgütlenmelerin arkasından hep çok affedersiniz, pislikler çıkıyor.
Necaset akıyor hepsinden de. Böyle olunca insanlar bir daha mecbur, şüpheli bakıyorlar, tereddüt ediyorlar, haklılar. Yani siz bugün hastalıkları tedavi etmiyorsunuz. Yani ne yapıyorsunuz, yani ne öldürüyorsunuz, ne diriltiyorsunuz hesabı. Hani öldürmek, diriltmek Allah'a mahsus ama yani o ilaç hastalığı tedavi etmiyor. Her hasta Dünya Sağlık Örgütü'nün gözetiminde bu ilaç firmalarının müşterisi. Başka bir şey değil. O yüzden aşıya insanlar olumsuz bakıyorlar. O yüzden insanlar muhakkak her aşının, her tedavinin vücutta olumsuz etkileri olacaktır. Bunu kabul ediyoruz. Ama bazen öyle şeyler oluyor ki, yani bunun altından kalkılamaz, hasarlar açıyor.
Yani düşünebiliyor musunuz? Yani önceden işte bir ilacı denemek için Afrika'ya gidip deniyorlarmış ilaçları veya üçüncü, dördüncü dünya ülkelerinde ilaçları, aşıları deniyorlarmış. Şimdi öyle bakınca insan bile mecbur, herkes tedirgin oluyor. Ha diyeceksiniz ki, yani işte bu konuda devleti idare edenler bunları görmüyorlar mı? Görüyorlar ama bir şey örnekleyeceğim. Yani bundan kaç yıl oldu bilmiyorum. Bir domuz gribi korkusu salmışlardı ortalığa. Bir domuz gribi aşısı sattılar bize. Bilmem kaç milyon dolarlık. İnsanlar o domuz gribi aşısını olmadılar. Öyle de bir salgın olmadı. Öyle de bir sıkıntılı bir durum olmadı. O aşılar bizde kaldı. Ve miadı doldu.
Miadı Dolmaz'dan önce Türkiye, ben takip ettim o süreci. Türkiye o aşıları kimi yere hibe etti bazı ülkelere. Bazı ülkelere cüz'i bir parayla sattı. Zarar etti yani. Paramızı bizim yuttular. Bildiğiniz yuttular. Nasıl yuttular? İşte bu dünya üzerindeki bu kapitalist teccaliyet sistemi sizi bir yere zorluyor. Beni bir yere zorlayınca bir şey, ben o zaman onda böyle şüpheleniyorum.
Ona temkinli yaklaşıyorum. Ona tedbirli yaklaşıyorum. Bu koronayla da alakalı aynı. Yani evet böyle rahatsızlık yaşayan arkadaşlarımız, kardeşlerimiz oldu. Onların üzerinde gerçekten ağır sendromlar, ağır durumlar yaşandı. Allah'ın izninden bir ölüm olmadı. Ama gerçekten ağır yaşayan kardeşlerimiz oldu. Evet ağır. Ama düşünebiliyor musunuz? Yani bu hastalığın veyahut da bu salgının ilacı yok. Bir ilaç yok. Ama işte şimdi bir aşı ürettiler. Hızlı bir şekilde. İşte Çin ilk önce üretti. Rusya üretti. Almanya üretti. İngiltere üretti. Amerika üretti. Yani kimin aşısı kimin aşısını döver.
Kimin aşısı kimin aşısını tuş eder. Ardından işte Türkiye'de şimdi herhalde üçüncü faz çalışmaları diyorlar. Ona başladı. Erciyes Üniversitesi de böyle bir çalışma yaptı. Birkaç üniversite daha yapıyor. Takip ettiğim kadarıyla alkışlıyorum onları buradan. Yani gerçekten önemli bir iş beceriyorlar, başarıyorlar. Eğer bu işte önemli bir merhale kat ederler ve başarılı bir aşı çalışması olursa, Türkiye için çok önemli. Çünkü artık böyle biyolojik silahlar konuşuluyor. Düşünebiliyor musunuz? Bu koronadan dolayı dünya ekonomisi sarsılıyor. Koca koca ülkeler kapılarını kapatmak zorunda kalıyor. Koca koca ülkeler fabrikalarını, iş yerlerini kapatmak zorunda kalıyor. Ve insanlar batıyor, insanlar sıkıntı yaşıyorlar. Devletler sıkıntı yaşıyorlar.
Böyle olunca yani bütün dünya ekonomisini sarsan bir pandemi süreci yaşıyoruz. E bu böyle giderse o zaman bazı ülkeler bununla baş edemezlerse batarlar veyahut da işgale hazır olurlar. Bakın işgale hazır olurlar. Yani şimdi adam fitursuz bir şekilde bir gecede bombalıyor. Adamlar Bağdat'ı bombaladılar bir gecede, Suriye'yi bombaladılar. Lübnan'ı bombaladılar. Fransa ve İtalya. Önce Fransa başladı. Ne yaptı? Hiç kim, ne Birleşmiş Milletler kararı var, ne bir şey var, ne NATO kararı var, hiçbir karar yok. Olsa da hukuksuz zaten. Öyle bir karar olsa da hukuksuz. Ama ne yaptılar? Kalktılar, bombaladılar ortalığı. Kimse de bir şey demedi. Böyle bir zalimlik var dünya üzerinde şimdi.
O yüzden Türkiye Cumhuriyeti devleti de haklı olarak kendi aşısını üretmeye gayret ediyor. Yani üniversiteler elhamdülillah bu konuda güzel bir, o Erciyes Üniversitesi böyle bir şeyde hızlı davrandı. Bir iş çıkarıyor. Örnekliyorum ben kendi ülkemin aşısına güvenirim. Vurulurum da. Örnekliyorum bunu. Çin'den gelen aşı için diyorlar ki, hani bu işte Batı'nın uyguladığı DNA'larla genetikle oynanan aşı değil diyorlar.
Batı'daki aşıların hepsi de genetikle oynanmış aşılar. Çin'deki aşı genetik üzerinden değil. Yani Çin'deki aşı basit. Yani mikrobu sana veriyor. O mikrobu bağışıklık sistemi sağlıyor vücut. Mesele bitiyor. Yani Çin aşısının benim bildiğim kabaca tarifi bu. Böyle bir şey olduğundan dolayı çok sıkıntı olacağına inanmıyorum. Ama ve lakin yine de temkinli, tedbirli davranmakta fayda var. İlmi siyaset nedir?
Nasıl öğrenilir? Çalışma hayatında ilmi siyaset nasıl uygulanır? Bu tabii çalışma hayatında orada burada her yerde ilmi siyaset lazım. Ama bu tecrübeyle alakalı. Bununla alakalı meşhur kıssa var ya. Yani bir öğrenci kendince eğitimini tamamladım. Hocam demiş beni gönder annemi babamı çok özledim. Hocası da demiş ki evladım bir sene daha kal sana ilmi siyaset öğreteyim demiş. Çocuk da demiş ki yok efendim ben gitmek istiyorum. İyi oğlum demiş göndermiş öğrencisini. Ben bunu hep anlatırım. Neyse öğrenci Cuma'yı kılacak bir yol üstünde bir camiye girmiş. Tabii hocaya bakmış doğru konuşmuyor hiç. Hani şimdi de böyle zaman zaman var ya işte neymiş. böyle diyanet ilahiyat mevzunu bir kısım bizim böyle insanlarımız var.
İşte içki içmek haram değil sarhoş olmak haram gibi böyle absürt saçma fikirleri olan hocalar var. Bunlar da bizim çocuklarımızı eğitiyorlar. Bunlar böyle şeydeler ne o din kültürü öğretmeni bunlar. Yani sarhoş olmak harammış. İçki içmek haram değilmiş. Veyahut da işte hani İmam-ı Azam'ın bir fetvası var. Bir kimse Kur'an-ı Kerim'i öğrenince kadar Arapçasını öğrenince kadar kendi lisanı ile Fatiha'yı okuyup namazını kılabilir. Sırf namaz kılsın diye. Bak sırf namaz kılsın diye. Bu fetvasını alıp çarpıtıp şimdi işte İmam-ı Azam'ın fetvası var. Ondan sonra herkes kendi lisanıyla da ibadet edebilir deyip genelleştiriyorlar.
Konu açılmışken bulabilirsem hızlı bir şekilde onu şimdi şeyde el-hidayede geçer bu çünkü. Bunlar bulursam inşallah onu ya.
Bu normalde enteresan bir şey. Kalkıp da böyle bir şey insanın söylemesi, çarpıtması. İsmail şu namaz vakitinden sonra konu başlıkları var. Konu başlıklarına bak kıraatla alakalı bölüme de bakabilirsin. Bunun gibi o da gitmiş o çocuk camiye.
Camiye girmiş bakmış adam yalan yanlış konuşuyor. Demiş ki ey cemaat bunun söyledikleri doğru değil. Oradan o adam da minverden demiş ki aha münafık demiş kim bir yumruk vurursa demiş sevap alır. Cennet kazanır. Bamagüme bamagüme genç delikanlı dövmüşler geri dönmüş. Bu işte bir hata var bir yanlışlık var diye talebe. Hocası demiş ki evladım ben sana demedim mi ilmi siyaset öğreteyim diye demiş. Neyse bir yıl daha kalmış ilmi siyaset öğrenmiş. Yine aynı cami yine aynı adam yine yanlış yanlış. Konuşuyor çocuk bu sefer demiş ki talebe. Ey cemaat demiş kim bu adamdan bir parça koparırsa ehli cennettir. Şimdi ilmi siyaset tabi tecrübeyle alakalı.
Çok hadis okuyacaksınız. İnsan davranışlarıyla alakalı. İnşallah bunu öğrenirsiniz. Kur'an-ı Kerim'de cünüp olduğunuzda gusül abdesti alın buyurulmaktadır. Maide 6. Adetleyken rüyalanan bir kadın cünüp olur mu? Gusül abdesti alması gerekir mi? O zaten gusül abdesti almasına gerekmez. Zaten o ibadet etme noktasında değil. Ama gusül abdesti alır gibi yaparsa harika olur. İbn-i Amur radıyallahu andan peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki kim cinsel uzunu tutarsa abdest alsın. Herhangi bir kadının da fercini tutarsa o da abdest alsın. Rudani. Bu normalde hadis-i şerifi hanefiler kendilerince şey almamışlar bunu. Ölçü almamışlar.
O yüzden bir kimsenin abdest alması için ya mezi gelmesi lazım erkeklerde, kadınlarda da işte böyle bir ıslaklık olması lazım. O zaman şehvetle çıkmayan akıntılardan abdest alınır. Şehvetle çıkarsa o zaman gusül gerekir. Buldun mu İsmail? Ama o hükmü buldu mu? Allah'ın aleyküm hizmet yolunda farz olan ibadet geri plana atılabilir mi?
Örneğin cuma vakti şu an hizmet zamanı namazı gitmesen de olur denebilir mi? Ya da siz böyle bir kapı açtınız mı kardeşlere? Yok. Hiçbir şey bir cuma namazın farzının yerine geçmez. Yok öyle bir şey. Olmaz. Biz bu noktada hiçbir şeyimiz yok. Geçerli bir şeyimiz yok. Bir kimse ezan Allah'a ekber dediğinde namazını kılar. Cuma namazını hiçbir şekilde terk etmez. Doğru değil. Selamun aleyküm. Normalde ücreti olan bir bilgisayar programını veya bir oyunu bilgisayarımıza veya telefonumuza indirip kullanmak caiz midir? Bunu daha önce söylemiştim.
Bu darül harp, darül islam hukukuna göre bu değişebilir diye. O yüzden normalde bunu darül harp, darül islam hukuku açısından bakmak lazım. Selamun aleyküm. Bir, ben sizin sohbetlerinizden yeterince verim alıyorum. Fazlasıyla bilgi veriyorsunuz. Allah razı olsun. Fakat birkaç kişi bana yaptığımın yanlış olduğunu, din açıdan farklı farklı hocaların da sohbetlerini dinlemem gerektiğini ve karşılaştırma yapmam gerektiğini söyledi. Oysa ki siz zaten bize doğru bir bilgi veriyorsunuz. Ben başka hocaları dinlerken gerçekten keyif almıyorum.
Böyle düşünerek nefis mi yapıyorum bilmiyorum. Sadece sizin sohbetiniz benim için verimli. Peki bana bu şekilde tepki gösteren kişilere cevabım ne olmalı? Bu tutumum yanlış mı? Benim kendi şahsi idaremde yanlış değil. Yani şöyle yanlış değil. Bir kimse bir üstada bağlandıysa, üstadın söyledikleri Kur'an ve sünnet daresinin içindeyse orada devam eder. Onun sohbetlerinden başka bir sohbet dinlemez. Ben öyle bilirim. Şimdi zaman zaman böyle bizim daha önce Şeyh Efendi'nin zamanında da böyle kardeşlerimiz vardı. Böyle işte başka yerlere de giderlerdi. Ben kendi içimde, kendimce tasvip etmem onu. Sebebi şu. Yani sen bir üstadı rüyanda görmüşsün, üstadı intisap etmişsin, bağlanmışsın.
Şimdi kalkıp da başka bir yere gidip başka bir sohbeti dinlemen hoş değil. Benim bildiğim şey bu. O yüzden hani yine bir kısa anlatayım. Bir derviş bir tane karpuz büyütmüş, malum ya işte üstadını götürmek için. Hani yolda hızır birkaç eşekle şemali bürünüp karpuzu istemiş. Demiş, yok ben üstadıma niyet ettim. Bu da onun gibi bir şey. Bir an bir kimse benim nazarımda, bence. Başka bir yere dallanıp budaklanmasına gerek yok. Şimdi bir ilim ehli, yani diyelim ki bir fetva verecek bir kimse, bir insanın bu noktada dini yaşamasında önünü açacak. O işte Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli, Suiti'yi araştırsın, baksın. İmam Gazali'ye baksın, İmam Rabbani'ye baksın, baksın konusuna göre ve onun önüne dinini yaşaması için bir pencere alsın.
Eyvallah, bunu kabul ediyorum. Ama Sufiler için bu geçerli bir şey değil. Neden? Yani bir kimse bu zamanda, hani Hazreti Pir diyor ya, zamanın İsa'sı odur. Hani bir üstad için, bir veli için zamanın İsa'sı odur. Sen ona intisap edeceksin diyor. O yüzden zamanın İsa'sına bakacağız inşallah. Çekildim ya kaşından, cam-ı lal-i yardan geçtim.
Beni tan-ı ad-u billah bi-izar etti canımdan. Nedim'in bu beytini açıklayabilir misiniz? Harikasın sen ya. Allah iyiliğinizi versin. Üç, tabiri caizse her insanın cinsel istekleri mevcuttur. Bir yakının, bir insanın cinsel istekleri varsa, biriyle cinsel beraberlik yaşamasa bile, cinsel olarak tatmin olmak için karşı cinse, cinsel konular konuşmasının normal olduğunu söyledi.
Ben de bunun da günah olduğunu söyledim. O da sadece hayal kurarak bir insan cinsel yönden tatmin olması yeterli değil dedi. Ben de cinsel isteği çok fazlaysa o zaman evlensin dedim. O da diyelim ki evlenme durumunda değil, o zaman cinsel olarak nasıl tatmin olacak dedi. Herkesin cinsel isteği aynı değil, hormonal olarak kimisinin isteği daha fazlayken, kimisinin daha az isteği var. Bu konuda bilgilendirir misiniz? Birisi evlenme durumunda değilse, cinsel isteklerini nasıl karşılamalı, bunun ölçüsü ne? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri evlenmeyi tavsiye ediyor. Eğer evlenemeyecek durumdayım diyene oruç tutmayı tavsiye ediyor. Bunun başka bir yolu yok. Buldunuz mu?
Nasıl? Nerede? Şurası. Evet. Başlangıcı burası. Doğru. Eğer kişi Arapça bildiği halde namazda Farsça ile başlar ya da namazda Farsça okur veyahut bir hayvanı keserken Farsça ile besmele çekerse İmam Ebu Hanife'ye göre caizdir.
Diğer iki imam ise hayvan kesme besmelesi dışında Farsça caiz değildir. Ancak Arapça bilmediği takdirde öğreninceye kadar Farsça caizdir demişlerdir. Buna göre İmam Muhammed iftidah tekbilesi konusunda Arapça'da İmam Ebu Hanife ile Farsça'da İmam Ebu Yusuf da beraberdir. Çünkü Arapçanın başka dillerde bulunmayan bir özelliği vardır. Namazdaki okuyuşa gelince iki imamın Farsça okuması caiz görmemelerinin sebebi Kur'an adının Arapça olarak nazil olan bir nazm-ı şerifle itlak olunmasıdır. Nitekim biz bu kitabı bir Arapça Kur'an olarak inzal buyurduk. Ayet-i kerimesidir. Yusuf Suresi Ayet 2 Bunu nazsam bildirmektedir. Ancak kişiye rükü ve secdeleri yapamayacak bir durumda olduğu zaman nasıl işaretle yetinebiliyorsa Kur'an'dan hiçbir şey bilmediği zaman da anlamını okuyabilir.
Fakat Besmele öyle değildir. Zira Besmele bir zikirdir. Zikir ise her dil ile yapılabilir. İmam Ebu Hanife'nin dayanağı ise Kur'an geçmiş peygamberlerin kitaplarında da bulunur. Ayet-i kerimesi şu ara 196'dır. Zira geçmiş peygamberlerin kitablarında olan ifadeler Arapça olmadıkları halde bu ayette onlara Kur'an denilmiştir. Bu o demektir ki Kur'an lafızlardan çok lafızların ihtiva ettiği manalardır. Bunun için kişi Kur'an'dan hiçbir şey bilmediği zaman onu Farsça olarak okuyabilir. Hiçbir şey bilmiyorsa. Ancak şu var ki tevarüz eden gelen sünnete muhalefet ettiği için iyi bir şey yapmış olmuyor. Sonra sahih olan görüşe göre Farsçadan başka herhangi bir dille de olur.
Zira mana dillerin değişmesiyle değişmediği gibi geçmiş peygamberlerin kitaplarında olan ifadeler nasıl Arapça değildiyse Farsça da değildir. Yani sonuçta yine de İmam-ı Azam sonradan böyle bir rivayet var. Sonradan yani İmam Muhammed ve İmam Yusuf'un görüşüne döndüğünü, dönüş yaptığını ve normalde bu dönüşünden dolayı İmam Muhammed ve İmam Yusuf'un fetvası da bir kimse işte öğreninceye kadar bilmiyorsa evet başka bir dilde namazını kılabilir.
Namazını kılabilir. Namaz kılmakla alakalı bu. Bakın bu namaz kılmakla alakalı. O yüzden namazdan kaçış yok. Ama bunu kalkıp da işte böyle genelleştirmeleri uygun değil. Selamun Aleyküm. Allah cinlere ve şeytanlara gökyüzünün kapılarını kapattığı halde insanlar nasıl uluyordur? Roketler ile uzaya ve Mars'a kadar gidebiliyorlar. Bunlar gerçekten yapılıyor mu? Allah'ın men ettiği bir şeyi izinsiz yapabiliyorlar mı? Yani Cenab-ı Hakk'ın normalde cinlere ve şeytanlara kapattığı gök olarak nereye algılıyorsunuz? Algıladığınız yer önemli. Siz normalde eğer ki dünya semasını veya güneş sisteminin içerisindeki sistemi algılıyorsanız doğru değil. Selamun Aleyküm.
Kayseri'den Mesut Güler. Allah'a emanet olun. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Hamile bir kimsenin sema yapması çocuğa zarar verir mi? Valla zarar görenleri görmedik hiç. Ben zarar olacağına inanmıyorum. Riyazat hakkında malumat verir misiniz? Riyazat şahsın kendisine ve aynı zamanda eğer bir üstada bağlıysa, üstadın bu konudaki bakış açısına göre değişir.
Ama asıl ben kendimce söyleyeyim, bir kimse riyazat yapacaksa bu zamanda bir haram yemekten içmekten uzak duracak, haram konuşmaktan uzak duracak, haram her türlü her şeyden elini, gözünü, ayağını, kulağını, uzuvlarını çekecek. Asıl önemli olan riyazat bu. Meslemi deki bazı beytleri yanlış yorumlayıp Mevlana'ya saldırıyorlar. Onlar hakkında ne dersiniz? Yani insanlar Kur'an'a saldırıyor bugün. Fitursuz bir şekilde. İnsanlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ve sünnet-i seneye saldırıyorlar. Fitursuz bir şekilde. İnsanlar imam-ı azama, imam-ı şafiye, imam-ı maliki, imam-ı hamile, mezhep imamlarına saldırıyorlar fitursuzca. İnsanlar dinle alakalı her ne var ise saldırıyorlar fitursuzca.
O yüzden Hazreti Mevlana'ya da saldırmaları, Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretlerine saldırmaları, ehli zikre, ehli tasavvufa saldırmaları gayet normal. Annem bazen namazı terk ediyor, ağırlık oluyor, iş bitmiyor diyor. Tembih ettim namaza daim şimdi. Anneme ne dersiniz? Ona dua edelim inşallah. Cenab-ı Hak cümle Ümmet-i Muhammed'i beş vakit namazını kılmayı nasip eylesin. Selamünaleyküm. Yıllar önce bir pazarcı akrabamız bize misafirliğe geldiğinde kendi arabasından malları çalınmıştı. Şimdi bizden o çalınan mallarının parasını istiyor.
Sizin kapının önünde çalınmıştı, siz parayı ödemeniz lazım, hakkımıza helal değildir diyorlar. Bunun dinimizde hükmü nasıl olur? Hiç alakası yok. Yani bir kimsenin kapısının önünde malı çalındı diye oraya misafirliğe gelen kimse ödemek zorunda mı? Olur mu öyle şey? Allah muhafaza eylesin. Boş muhabbet. Çekemediğimiz derslerimizi namaz gibi kaza edebilir miyiz? Bu böyle hani şey haline geliyorsa ya nasıl olsa kaza ediliyor sonra çekelim diye bir tembelliğe yol açmasın. Evet olur. Hocam selamünaleyküm. Rüya yorumlu olmuyorsunuz ancak çok merak ediyorum. Hud aleyhisselam ve Hazreti Fatma'nın kabrini ziyaret ne maneye gelir?
Hayırlı akşamlar. Rahmet olur, bereket olur, lütuf olur, ikram olur. Allah lütfuna, ikramına, affına mazhar eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Eski şehirde şubeniz katılabileceğimiz bir sohbet alakası var mı? Eski şehirde arkadaşlar var ama toplanmıyorlar. İnşallah irtibatı kuralım. İnşallah Cenab-ı Hak irtibatımızı sağlamlaştırsın. Olur inşallah. Selamünaleyküm. Hayırlı akşamlar. Bir evimden ev almak uygun mudur? Bir ev de mi var? Ne o? Öyle mi? Çok var diyorsun. Bir ev, fuzil ev, başka katılım ev. Sonra ev var diyorsun. Bir sürü ev var.
Canım kardeşim bunlar bildiğim şeyler değil. Sistemlerini bilmiyorum. Durumlarını, vaziyetlerini bilmiyorum. O yüzden bir şey diyemem. Bunlar tehlikeli şeyler. Miyara Cübbeli Ahmet Hoca'nın üzerine çok geldiler ya. Neydi o bir şey vardı. Fadıl vardı. Fadıl bir devre mülk yapıyordu. Cübbeli Ahmet Hoca'yı da oradan bir yer mi vermiş? Bir şey mi ne hediye etmiş? O da açılışına gitti dedi. Adam hala da bunun çenesinden kurtulamadı. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ben bilmediğim bir şey söyleyecek bir lafım yok. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Kayınvalidem 78 yaşında Alzheimer teşhisi kondu. Bundan dolayı yardımsız bir şey yapamıyor. Şu an ben bakıyorum.
Alt bezi kullanıyor. Yardımla yürüyor. Namazı abdestim yok diye kılmıyor. Namazı abdestim yok diye kılmıyor. Abdest aldırmak istediğimde abdest almıyor. Nasıl yol izleyelim? Abdest alabilir. Aslında abdest alıp namaz da kılabilir. Yani o normalde kendi kendine kendisini pis görüyordur. O yüzden böyle söylüyordur. Psikolojik olarak yardım alınması lazım. Onun bu böyle hani temizlendiğinde, tahareti yapıldığında, temiz bez takıldığında abdest alıp namazını kılabilir. Selamun aleyküm.
Ne tarafta değilsem orası daha doğruymuş gibi geliyor. Abdest, namaz, derslerimi kaçırmadığında sanki bunları yapmayanlar daha güzel bir hayat yaşıyor ve her şeylere tam gibi bir düşünce geliyor. İçime mutsuz oluyorum. Kendimi salıp ibadetlerimi aksatınca da Allah kendi yolunda olanlara yardım ediyor. Onlar daha iyi diye his geliyor içime. Nereye gitsem sığamıyorum. Nerede dursam mutlu olamıyorum. Bu imanın bir eksikliğinden mi kaynaklanıyor? İmanın kalbe oturup kemale ermemesinden kaynaklanıyor. Eksiklik olarak değil. Kemale ermediğinden oluyor. O yüzden böyle bir namazını, abdestini, dersini, zikrini sıkı sıkı tut. Böyle bir kalbinde gevşeklik olduğunda bol bol ihlas oku, tevhid çek.
Selamun aleyküm. İş yerimiz yılbaşına özel çerez ve kahve dağıtıyor. Almamız uygun mudur? Sen al canım kardeşim. Sen al ama sen böyle iş yerine o yılbaşı ondan sonra niyet ederekten yiyip içme. Yılbaşından sonra ye iç. Hocam iyi akşamlar içimde Allah sevgisi olmasına rağmen peygamber sevgisi neden yok. Beni bu durum rahatsız ediyor. Bu konuda yardımlarınızı istiyorum. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış namazlarını kıl. İnşallah peygamber sevgisi de sende oluşur. İnşallah. Selamun aleyküm.
Ben Suriyeli bir bayanım. Eşim benim resmi nikahımı boşadı. İmam nikahım duruyor. Ondan iki çocuğumuz var. Bir başkasıyla evlendi. Ayrı evlerde yaşıyoruz. Bizlere maddi manevi nasıl davranması gerekir? Bu normalde özel evlilik akitleri olması lazım. Eğer özel evlilik akidi varsa ona göre hükmetmek lazım. Özel evlilik akidi yoksa ona göre hükmetmek lazım. Bu tip meselelerden her iki tarafı alıp, beraber konuşturup ona göre hükmedilmesi lazım. Selamun aleyküm. Zikir anında gözümün önüne devamlı bir kapı geliyor.
Kapı yeşillik bir yere açılıyor. Hep aynı şeyi görüyorum. Allah yardımcın olsun. Allah'ım en hayırlı yöne çevirsin inşallah. Selamun aleyküm. Namaz kılmak için en eftal zaman hangi dilimdir? Okunur okunmaz mı kılmalıyız? Namazı vaktinde kılmayı çok meth etmişler ya. O yüzden hemen okunur okunmaz namazınızı kılmaya gayret edin. Kehf suresinde anlatılan Ashab-ı Kehf zamanında Hristiyanlık dini mi vardı? Ashab-ı Kehf Hristiyanlığa mı inanmışlardı? Bilgilendirir misiniz? Bu konuda birçok rivayetler var. O yüzden şuna inanıyorlardı dememiz biraz zor. Bazen dünyaya çok kapıldığımı hissediyorum. Sabah okuma yapmaya, ibadete çok hevesli olsam da akşam bir bakıyorum diziler izlemeye başlamışım.
Bu durumdan kurtulup hep yakın olmak istiyorum. Bana tavsiyeniz nedir? Her daim dilin zikirle ıslak olsun. Selamun aleyküm. Rüyalarımız size nasıl anlatmamız, bizleri bilgilendirir misiniz? Benim bebek orup satmak istiyoruz.
Örüp olacak herhalde. Bebek orup satmak istiyoruz. Bunu yapmamız uygun mudur? Uygun. Rüyaları normalde bayanlardan görevlendirdiğimiz kardeşlerimiz var şehirlerde. Erkeklerden belli zaten görevli kardeşler var yine şehirlerde. Onları anlatabilirsiniz. Bana da normalde yazabilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Allah halik sıfatını hangi kulları üzerinde tecelli ettirir? Türkiye'de gizli olarak kanun maddesinde bulundurulan halifelik tekrar canlandırılacak mı? Kızıl elma Türkiye'de, İstanbul'daki ahit sandığı bunun kanıtı değil mi? Her şey Türkiye'nin etrafında dönmüyor mu? Her şey Türkiye'nin etrafında dönüyor. Çünkü mukaddes emanetler Türkiye'de olduğu için her şey Türkiye'nin üzerinde dönüyor.
Allah yiyesin inşallah. Refref nedir? Burak, İsra gecesi, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini Mekke'den alıp Kudüs'e kadar götürdüğü Cenab-ı Hakk'ın lütfettiği bir binek. Refref de Kudüs'ten, Mescid-i Aksa'dan Sidretül Münteha'ya kadar götürülen araç. Öyle söyleyelim.
Selamünaleyküm. İki kere arda arda düşük yapmış olmayı gelen bir kötülük olarak mı düşünmek gerekir? Hayır. Ne alakası var? Neden kötülük olsun? Anne, babalar bu düşüklerine sabrederlerse Cenab-ı Hak onlara ecir verir, sevap verir. Nefsimden deyip neyi yanlış yaptım diye düşünmek mi gerekir? Tövbe edebiliriz. Muhakkak hatamız, kusurumuz vardır. Ama bizim hatamız, kusurumuz var deyip de bebek düştüğüne inanmak doğru bu psikoloji değil. Ya da Rabbim sınav ediyor mu demek gerekir? Yani normalde bu bütün başımıza gelen olumsuz her şey bir imtihandır. Sabredilecek yerde sabrederiz. Mücadele edilecek yerde mücadele ederiz. Gayret edilecek olan yerde gayret ederiz.
Susacağımız yerde susarız. Dua edeceğimiz yerde dua ederiz. Ve böylece başımıza gelen olumsuzlukları def etmenin yolunu ararız. Nefsimden ise bunun sebebini, nefis yaptığım noktanın ne olduğunu nasıl bulabilirim? Yani bunu normalde yaşımıza bir olumsuzluk geldiyse biz tövbe eder, hayatımıza devam ederiz. Selamünaleyküm. Biz yeni evli genciz. İkimiz de karı koca çalışıyoruz özel şirkette. Ama ancak çalışıp borçlarımızı ödeyip ailelerimize yardımcı oluyoruz. Ev bark sahibi olabilmek için yarın öbür gün Rabbim nasip ederse evlatlarımıza bir iki bir şey bırakabilmek için böyle zor bir darboğaza ne yapılır efendim? Ben üzülüyorum bu hale, sonra kızıyorum kendime ne kötü halde insanlar var diye.
Bize ne tavsiye edersiniz? Nasıl birikim yapıp en azından bir ev sahibi olabiliriz hayırlısıyla, helalından, temizinden? Bir de buna dertlenmek, bunu istemek şükürsüzlük olur. Çok teşekkür ederim. Yani insanlar kendilerince çalışıp gayret edecekler. Yani çalışıp gayret ederken bir insanın bu dünyada başını sokacak bir ev edinmesi gayet onun Kur'an ve Sünnet dairesinde hakkı bunda bir problem yok. O yüzden bunu almak için de bir kimse gayret sarf edebilir, birikim yapabilir. Allah yardım etsin inşallah. Bunda bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm. Bir kişinin seyri sülükü ders aldığından mı başlar? Hal yaşamasada, rüya görmese de, birinde sadık ise, az da olsa ilerler mi? Bir kimsenin seyri sülükü bir üstada, bir mürsid-i kamiline bağlandığı anda onun seyri sülükü başlar.
Ha birisi koşarak gider, birisi yürüyerek gider, birisi emekleyerek gider, birisi milim milim gider ama yol gider. Kişi şüphelerine nasıl arınır? Kur'an, Sünnet, gayb alemi yolunun hakikati noktasından tam bir imanı nasıl yakalar? İnsan normalde önce Allah'ın varlığına, birliğine tam olarak iman eder, teslim olur. Hz. Muhammed-i Mustafa'nın da sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine onun kulu ve peygamber olduğunu iman eder, teslim olur. Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışır. Yani bu böyle hemen üç günde gayb aleminin kapıları açılacak. İşte duvarın arkasını görecek. Bunlar işin farklı yönleri. Biz önce iyi bir kul olmanın yolunu seçelim inşallah. Yolunda olalım. Kendimi disiplin edemiyorum. Başladığım bir şeyin sonuna gelemiyorum. Bir diziye başlayıp, bir kitaba başlayıp sonuna gelmişliğim yoktur.
Devamını sağlayamıyorum. Okul ve sınav süreçlerimde de aynı problem var. Siz tasavvuf disiplin işidir dersiniz. Maalesef ki sufilik yolunda da yaşıyorum. Hayatımın genelinde ciddi bir disiplin problemi hakim. Disiplin etmek istiyorum ama edemiyorum. Ne tavsiye ederseniz. Yani birisi gelip sizi disiplin etmeyecek ki. Birisi gelip sizi boynunuza sarılıp boğazınıza sıkmayacak ki. O kimse kendi kendine disiplin edecek. Allah'ı zikredecek, yaslanacak, dayanacak, Allah'a ağlayacak, yalvaracak, namaz kılacak, oruç tutacak. Ve yapması gereken şeyleri bir tamam yapacak. Yani insanımızda bu eksik. Allah muhafaza eylesin. Zikrullah'ta çektiğimiz illallah ne demektir? Zikrullah yaparken kalbimde zikrullahı hissetmek için ne yapmalıyım?
La ilahe illallah. La ilahe. Yani hiçbir ilahe yoktur. İllallah. Ancak Allah vardır. Selamünaleyküm. Sizden oğlum ve beyim için bir de konuşamayan bir yavru için dua istiyorum. Beyinler çocuğumu fevali, küfürlü konuşuyor. Çok üzülüp ağlıyorum. Bir de dersimi gücüm yettiği kadar yapıyorum. Ne kadar doğru saygılar. Allah yardımcınız olsun. Rabbim herkese muine olsun. İnşallah. Selamünaleyküm.
Ben üç evlerden. İbrahim Aksur namazın kazası var mıdır? Evet. Benim şahsi fikrim dur kılmayayım. Akşam gidince kılarım gibi. Bu bana biraz ters geliyor. Hakkınızı helal edin. Normalde bir kimse beş vakit namazı farsız. Onu kılmaya gayret edecek. Yani zamanı var. Kılabilir. Ya akşama kaza ederim. Bu doğru değil. Evet. Bu yanlış. Ama böyle yapsa da yine de o namazını kaza etsin, kılsın. Hiç kılmamaktansa öyle kılmak uygun. Selamünaleyküm. On yedi sene evvel senetsiz, sepetsiz bir arkadaşım daire aldı.
On beş bin TL. İki bin yüz TL'sini ben verdim. Dört yüz elli TL'si kaldı. Ödemedi, ödemedi, ödediğini söyledi. Allah şahidimiz olsun ödemedi. Bu durum karşısında ne yapmalıyım? Yani onun kendisine söyle bunu ödemediğini. Ama o hala da ödedim diyorsa, elde senet yok, sepet yok, yapacak bir şey de yok. Daha önceden karşılıklı yapılmış olan iyilikler dışında bir taraf, diğer tarafa borç verse, bunlar geçmişteki iyiliklere sayılır mı? Bunun geçmişteki iyilikleri sayarak vermiş olduğu borcu, yaptığı iyiliklere sayıyor, borcunu ödemiyor. Bu doğru değil. Olmaz öyle bir şey. Borç ayrı, iyilikler ayrı borcunu ödeyecek. Selamun Aleyküm, geceniz hayırlara vesile olsun. Ben rüyamda üniversitelerinin kapısından içeri girdiğimi gördüm. Rüyamda ders alacağım.
Hocam bana bakıyor ve odasının kapısından içeri girmeden beklemekteyim. Ben bunu size yorumladım. Sizden ders almam için hazır değil miyim acaba? Allah hayırlısını eylesin inşallah. Cenab-ı Hak en hayırlı yöne çevirsin. Sen yorumlamışsın sonuçta. Selamun Aleyküm, geceniz mübarek olsun. Dualarınızı bizi unutmayın. Hocam borsa hakkında ne düşünüyorsunuz? Bildiğim bir şey değil, bildiğim bir şey olmadığından dolayı olumlu veya olumsuz bir şey söylemeyeceğim. Ben hep arkadaşlara diyorum. Benim bildiğim bir şey real ticaret, real alışveriş, real üretim. Bu borsadır, ne bileyim işte bu tıp yerlerden kağıt alıp satmaktır. Çok bildiğim bir şey değil. Çok da uygun görmüyorum.
Selamun Aleyküm. İş yerinde yedi kişi çalışıyoruz. Müdür ofis içinde olanı biteni bana bildirmeni istiyorum diyor. Bunu dediği zaman size duyduklarınızı söylemeniz yalan olarak yeter. Hadis-i Şerif aklıma geliyor. Bu konuda nasıl bir davranış sergilenmesi uygun olur? Allah razı olsun. Sen işine bak. Olanı biteni müdür kendisini nasıl takip ediyorsa etsin. Medine'de çoğu camilerde imamı göremiyoruz. Örneğin Uhud ve Kuba Camii'nde. Cemaatle namaz kılmaya nasıl devam edebiliriz? Devam edin. Allah kabul etsin inşallah. Allah ömrenizi de mübarek eylesin. Mustafa dedeceğim ben 9 yaşındayım.
Allah gavurları yaratmış. Merak ediyorum. İman edenle etmeyenin arasındaki fark bilinsin diye yaratmış. Selamun Aleyküm. Allah sevdiği kul nasıl, Allah'ın sevdiği kul nasıl oluruz? Geceniz mübarek olsun. Rabbim sizi kötülerden korusun. Hak yolunda Rabbim ibadetlerinizi artırsın. Hadis-i Kudsi net farzları yerine getir. Nafilelerle Allah'a yaklaş ve Allah'ı sev. Selamun Aleyküm. Bazı durumlarda kendimi beğenmeşlik yaptığımı fark ettim. Bunun sürekli bir savaş halindeyim. Bununla. Çok üzülüyorum nefsime yenilmekten ve bu durum üzerine imtihan olmaktan çok korkuyorum. Lakin baş edemiyorum. Bundan nasıl kurtulabilirim?
Nefisle mücadele devam. Yani kendini beğenme, gerçekten insanları beğenmeme, kendini beğenme veya kendine ayrı bir özellik görme. Nefisle mücadelede sıkıntılı bir yer. İnşallah atlatırsın. Selamun Aleyküm. Kendim öğretmenim, eşim ev hanımı, bir çocuğum var. Eşim ne kadar kazandığımı biliyor. Bunun dışında kendi yaptığım, ticari işlerle yaptığım şeylere karışabilir mi? Kazancımı söylemek zorunda mıyım? Ben bir şey söylemeyince yalan söylüyorsun diyor. Bu durum beni üzüyor. Allah razı olsun. Yani bir kadının, kocasının ne kadar kazanıp kazanmadığını bilme şartı yok. Hiç yok. Kadının kalkıp da, yani maaşını da bilme hakkı yok.
Bu pandemi döneminde okuldan aldığım maaş ve ek derslerim hesaba yatıyor. Ben de okulumuzun kalibodur, fayans, boya işlerini yapıyorum. Müdür sana borcumuz ne olacak dedi. Ben de devlet paramı ödüyor, fazla bir şey yapıyorsam Allah razı olsun diyorum. Doğru yolda mıyım? Evet. On aydır alkol içmiyor. Beş vakit namaz kılıyor. Her gece Kur'an okuyor. Gece tevcid namazı da kılıyorum. Çok şükür. Lakin rüyalarımda içki içiyorum. Uyanık günde canım istiyor. Ne pis bir illesi. Otuz sene içtim. Beni çok zorluyor. Ne yapmalıyım? Allah muhafaza eylesin. Allah muhafaza eylesin. Sakın dönüş yapma. Devam et inşallah böyle namaza, abdeste uğracağı. Zikrullah'a devam et.
Rabbi muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Her dönemde şeyhin kim olacağı belli olmadığından yolumuzun tek dergahı olmuyor. Eski silsileden, şeyhlerden bugüne kullanacağımız ya da bizden sonrakileri bırakabileceğimiz dergah aşevi bırakma durumu olur mu? İnşallah olur. Cenab-ı Hak nasip etsin, kısmet etsin. Rabbim inşallah. Böyle bir bütün kardeşlerimizin bizden sonra da zikir yapacağı, toplanacağı, sema edeceği Cenab-ı Hak böyle bir yer nasip etsin. İnşallah. Cenab-ı Hak kısmet etsin. Selamun aleyküm. Kur'an-ı Kerim Türkçe meali okurken dikkat etmemiz gereken bir durum var mı? Türkçe çevirirler birbirine yakın ama biraz değişik oluyor. Evet ben bazen bakıyorum çevirilere.
Gerçekten çok değişik olan çeviriler var. O yüzden el malının çevirisine bakabilirsiniz. Başka aklıma gelen şey var. Taberinin kısa böyle meali var, çevirisi var. Ona da bakabilirsiniz. Selamun aleyküm. Sevdiğim ve evlenecek olduğum kişi bana karşı sürekli laf aralarında hakaret ediyor. Özür dileyerek mal, geri zekalı tarzında sözler söylüyor. Böyle davranan kişinin psikolojisi ne olabilir? Hadsiz ve terbiyesiz. Ahlaksız. İster kadın erkeğe söylesin, isterse erkek kadına söylesin. Yani bu böyle o kadar hadsiz, edepsiz, terbiyesiz sözler kullanıyorlar ki kadınlar da, erkekler de birbirlerine, eşler de.
İşte malsın, geri zekalısın, saçmalama ondan sonra. Ne bileyim işte böyle hayvani şeyler. Ayı gibisin, domuz gibisin, su aygırı gibisin. Böyle bir sözler kullanıyorlar ki bu böyle insanların arasında bu tip hakaretvari karşıdakini incitici sözler böyle moda haline geldi. Yani bunları nereden öğreniyorlarsa böyle bir naiflik, naziklik, narinlik insanların içerisinde hızla kaldırılıyor.
Yani insanlar böyle çok özür dilerim ama sokak ağzıyla konuşuyorlar. Önceden bu sokak ağzıydı, şimdi bu artık böyle sosyal medya ağzı diyeyim buna. O kadar bayığı, o kadar böyle çukur, o kadar çirkef, o kadar böyle ağzı alınmayacak şekilde konuşuyorlar. Bunları tarif etmek mümkün değil. Ve insanlar bunları da normal görüyorlar. Yani ne var bunda diyorlar. Yani karşıdaki kimseye hakaret etmeyi normal gören bir toplum oluştu. Yani öyle bir şey ki hiç bu konuda, özür dilerim, hiç bu konuda böyle hani ya karşıdaki kimseyi kırarım, incitirim. Böyle işte karşımdaki kimseye yanlış konuşmuş oldum.
Yani işte böyle söylemeyeyim, böyle bir şeyleri de yok. Benim meşhur bir hani bazen böyle ağır geliyor arkadaşlara bu. Ya bir kimse evlenecek olduğu veya evlenmiş olduğu kadına veya erkeğe mal, geri zekalı, kafan çalışmaz ki senin. Sen aptalın tekisin veya saçmalıyorsun, işte manyaksın sen. Böyle böyle sözler. Yani bu kimse evlenecek olduğu veya evlendiği veyahut da arkadaşına veyahut da dostuna veya sohbet ettiği kimseye veyahut da kardeşine bunlar söylenmez. Sufi dili değildir bu. Edeb dili değildir. Adap dili değildir. Ve ben derim ya bir sefer söyleyelim bir daha söyler. Ya bir sefer söyledi bir daha söyler o.
Yani ben onu hanım bir sefer ikaz ettiniz, irşat ettiniz, nasihat ettiniz. Yapma etme dediniz. O özür diledi tamam bir daha yapmayacağım dedi. Ardından bir daha yaptı. Yine yapma etme bak böyle sözler kullanılmaz dediniz. Özür diledi tekrar yapıyor ki. Yani çok ender terbiye eden kendini. Çok ender. Ve bu böyle şimdi çocuklara kadar geldi. Yani birbirlerine oha, çüş, ne bileyim böyle işte. Tuhaf tuhaf davranışlar, tuhaf tuhaf birbirine sözler sarf etmekler. Bu böyle hani belki de sufi ahlakı daha böyle edepli, terbiyeli, ahlaklı, daha oturgun. Biz öyle bir yani hayatın içerisinde yaşadığımızdan bana böyle çok büyük şeymiş gibi geliyor.
Böyle tuhaf bir şey böyle büyük günah kebar işlenmiş gibi oluyor. Ben utanıyorum bazen. Yani bunları konuşan çocukların yanında, gençlerin yanında, büyüklerin yanında gerçekten utanıyorum. Yerin dibine giriyorum. Nasıl bir kelimedir çüş, oha. Nasıl kelimedir mal, geri zekalı. Hayvan gibisin, hayvan mısın, domuz gibi yiyorsun. Ne diyor o? Yılan gibisin. Söyle dedi. Ben yılanı görüyorum dedi ona baktığımda dedi. Yılan gibi dedi. Bu tip karşısındaki insanı hayvana benzetme ve ona bir tip böyle serkez sözler söyleme hoş değil ama insanlar bunları normal karşılıyor. Böyle bakıyorum böyle normal, insanlara normal geliyor bunlar.
Yani böyle ona ya nasıl böyle bir söz kullandın o kimseye dedim de ne var bu sözde diyor. Bana tuhaf geliyor. Ben, benim yanımda kullanıldığında dair bana tuhaf geliyor. Allah muhafaza eylesin. Yani bir kimse bana mal gelecek al diyecek. Yani benim tuhafıma gidiyor. Yani Allah muhafaza eylesin. Daha bugüne kadar kimse demedi bana ama biraz hani sıkıntılı sözler. Çok sıkıntılı. Yani bir erkeğin eşine böyle söylemesi, bu tip böyle serkez, salaş sözler söylemesi, edepsiz sözler söylemesi. Bir kadının bunları bir erkeğine söylemesi. Yani bunlar gerçekten sıkıntılı sözcükler, kelimeler.
Bunlardan kurulu cümleler hoş, cümleler değil. Ondan sonra böyle şu anda mesela milletin dilinde dolaşıyor böyle. Bir şey oluyor, işte ben geçen gün buradan yukarıdur çıkıyorum. Önümde iki genç kız böyle belli yani işte 17-18 yaşlarında. İşte ona diyor saçmalama. Öbürkü de diyor saçmalamışım ne olacak. Yani çok rahat böyle saçmalama kelimesini kullanıyorlar birbirlerine. Yani ben ne bileyim tuhafıma gidiyor. O yüzden ne bileyim böyle davranan kişinin psikolojisi ne olabilir? Ne psikolojisi arayacak? Psikolojik olarak bir kimse birisine mal gerizekalı diyorsa onda kibirlilik var psikolojisi. Kibirliliğin üzerine kurulu.
Ona rahatsızlığımı dile getirdiğim halde sevdiğim kişilere karşı böyle hitap ediyorum. Sen tam tersini anla diyor. Ya ne alakası var? İnsan sevdiğine daha naif olur. Sevdiğine karşı daha kibar olur. Daha dikkatli olur. Ben seni seviyorum deyip de ona gerizekalı mal der mi ya? Ne alakası var ya? Karşısındakini daha da saf salak yerine koyuyor. Annesiyle telefon görüşmesine şahit oldum. Aralarında çok resmi ve soğuk bir konuşma vardı. Annesi de telefondayken yanındaki birisine hakaret etti. Kendim cahilesinden mi böyle gördü de ona normal geliyor diye düşünmeye başladım. Benim böyle birisine yaklaşımım ne olmalı? Ya Allah böyle bir kimseye nasıl yaklaşılır? Ona nasihat edeceksin.
Ama bir kadın bir erkeğe nasihat ettiğinde o erkek olgunlukla karşılayıp o nasihata bakaraktan geri dönmesi lazım. Yani kadın ona söylemiş bunlar bunlar bunlar bunlar duymak istemiyorum. Bunların böyle davranılmasını istemiyorum demiş. Adam bir daha söylüyorsa o şahıs bir daha diyorsa o zaman nasihattan da anlamıyor. Kibirlerin teki. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. İçimde ölüm korkusu hiç gitmiyor. Ölmeden önce ölmeyi nasıl başlarız? Ölüme seve seve gitmek için ne yapılır? Yani normalde ölüm korkusu çok hoş bir korku değil. Allah'tan korkalım inşallah. Babama üç yıl önce bir polar teşhisi konulmuştu. Bu durumda babaya itaat kalkar mı?
Kur'an ve sünnet tarihinde söylüyorsa o kimse bir şeyi ona itaat edilir. Ama Kur'an ve sünnet tarihinde değilse kim olursa olsun itaat edilmez. Hayırlı geceler başımıza gelen yakın daire akrabalarımız, yakınlarımız ile yaşadığımız olaylarda kalsam kalamam, gitsem gidemiyorum misali arada kaldığımız durumlarda ne yapmalıyız?
Nasıl bir tutumumuz olmalı? Bu duruma göre değişir. Yani hale ahvale göre değişir bu. Ama meseleyi böyle odak noktanıza haram helal çizgisini koyun. Eğer haram bir şey varsa kalmayın, gidin. Bir orada açıktan haram işleniyor. Açıktan harama sevk ediyorlar herkesi. Yani belki de o esnada gitmeniz uygun olmayacak, iyice kırgınlık olacak. Sabredin, tevhid çekin içinizden ama sonra uzaklaşmaya gayret edin. Veyahut da nasihat edin orada. Denin ki ya bu yaptığınız haram, bu yaptığınız şeye devam ederseniz yani sıkıntılı bir durum gibisinden imada bulunun. Hakkınızı helal edin. Son olarak da haksızlığa uğradığımız, kırıldığımız, unutamadığımız olayları içimize bir türlü sindireyemeyişimiz nefsimizden midir yoksa duruşumuzdan mıdır?
Nasıl ayırt edebiliriz? Yani bu Kur'an ve sünnet dışında bir davranışa düçar olduysanız, yani muhakkak o kimseye bunu tebliğ edin, nasihat edin. Yani çünkü o kimseye tebliğ edip nasihat ederekten kendinizi tedavi edeceksiniz. Ama o kimseye haksızlığa uğradığınızı, yanlışlığa uğradığınızı, bu konuda hakkınızın ve hukukunuzun yenildiğini söylemezseniz, o kimse de ilk yaptığının doğru olarak zannedecek. Belki de o siz böyle nasihat edince sizden helallık alacak. Ne bileyim işte o hatasını telafi edecek. Belki de bir doğru yol bulunacak inşallah. O yüzden onu böyle tebliğ etmekte fayda var. Size bir sorum olacak. Hz. Mehdi her yüzyılın ilk çeyreğinde çıkabilir diye bir sahih hadis duydum. Bir videoda da size danışmak istedim.
Ben normalde böyle bir hadis-i şerif okumadım. Mehdi ile alakalı hadislerin içerisinde. Ben hiç rastlamadım. Yani elimdeki hadis kitaplardan. Bilhassa işte elimde kötü bir sidde var. Diğer bu Harim, Müslim, Termizi, İbn-i Mace, Ebu Davud, Rudani var. Öbür günler var. Yani bayağı hadis kitabı var elimde. Mehdi ile alakalı kendimce, kendime ve arkadaşlarımıza yetecek kadar araştırma yaptığıma inanıyorum. Böyle bir hadise denk gelmedim. Vardır bir şey diyemem. Ve Mehdi Aleyhisselam kutsal emanetleri kuşandığında taşla, sopalarla, kılıçlarla cenk olacakmış. Şartla reşit olacakmış. Şu an her ne kadar kafirler çok önde olsalar bile Müslümanlardan. Böyle bir şey de okumadım hiç. Yani savaşın nasıl olacağıyla alakalı. Bu işte kılıçla, taşla, sopayla olacak, herkes eşit olacak diye bir hadis okumadım.
Bir diğer sorunu çok merak ediyorum. Allah Celle Celaluhu bütün sırlarına Peygamberimiz'e vakıf olmuş mudur? Yoksa Peygamberimiz de mi sınırlıdır? Sonsuz başı ve sonu olmayan bir Allah'ın bütün sırlarına vakıf olmanın mümkün olmadığına inanıyorum. Yani o her daim yeni bir ilim, yeni bir hikmet perdesi olduğuna göre ben onun Peygamberimiz de hepsinin, Peygamberimizin hepsinde vakıf olduğuna kabul etmiyorum.
Ve son sorum, Anunnakiler diye bir şey duydum. Eski Sümerler zamanında Sirius yıldızından gelindiği ve binlerce yıl önceki teknolojisi şu an günümüzde yokmuş olabilir. Kur'an-ı Kerim'de de Yıldız Suresi vardı yanlış bilmiyorsam. Necm Suresi olması lazım yanılsam. Allah affetsin. O sürede de acaba bu bahsettiğin varlıkların gerçekte var oluşuna dikkat çekiyor mu? Eğer varsa bu tür cinli varlıklar var mıdır? Var. Ya da kabul eden midir? Evet. Hayırlı geceler size bir sorum olacak. Benim çocuğum beni o kadar üzüyor ki. Ne desem hiç dinlemiyor.
Ben o yüzden hep dua eterken Allah'ım canımı al diye dua ediyorum. Canımı al diye günaha giriyorum. Sen tövbe et. Sen canımı al diye dua etme. Tövbe et. Yani çok tövbe et. Yani ben bir çocuk anne babayı dinlemiyorsa anne baba kendine bakacak. Tövbe edecek. Kendince çok tövbe edecek. Diyecek ki ben bu çocuğa karşı nerede yanlış yaptım? Nerede hata yaptım ki? Bu çocuk beni dinlemiyor diyecek. Baba tövbe edecek. Acaba haram mı yedirdim? Acaba haramla mı ben bunu büyüttüm? Haramla mı büyütüyorum? Kendisi tövbe edecek. Yani bir de haram olunca bir yeri çalmak olarak görüyor sadece insan. Bir şeyi çalarsa haram oldu. Veya işte bir mümin kimseden faiz alırsa haram oldu diye düşünüyor.
Siz bir iş yerinde çalışıyorsunuz. Kaç saat anlaştınız? Sekiz saat. Sekiz saat bir tamam orada çalışmıyorsanız kazancınıza haram girdi. İşten kaytardınız. Kaytardığınız saatler size haram oldu. O zaman ne maaş yetiyor, ne para yetiyor, ne de bir şey yetiyor. Neden? Haram olduğundan bereket olmuyor. E çoluk çocuk da seni dinlemiyor. Yani veyahut da çocuğuna Kur'an sünnet tarihinde bir eğitim vermiyorsun. Kur'an sünnet tarihinde davranmıyorsun. Çocuk seni dinlemiyor. Allah muhafaza eylesin. Siz diyorsunuz ya sıkıntılar iyi diyorsunuz ama bende de aşırı sıkıntılarım var. Hem eşim hem de çocuğumdan hem de geçim sıkıntısında. Bazen de çıkacak yol bulamıyorum.
Ne yapmam gerekiyor? Bu normalde insanlar muhakkak sıkıntısız bir hayat yaşamayacak. Sıkıntısı olacak. Ama ve lakin bu sıkıntı eşinle ise otur eşinle. Nerede sıkıntı var? Otur konuş. Çocuğunla atsa çocuğunda nasıl bir sıkıntı var? Otur konuş inşallah. Hocam benim eşim her akşam acile gidiyor ama bir şey çıkmıyor. Ama eve gelince sabaha kadar yatmıyor. Artık beni de yatırmıyor. Çünkü hep inliyor ve ben uyuyamıyorum. Psikolojik olabilir mi? Tam psikolojik yap. Yani her gün hastaneye acile gidiyor da acilde hiçbir şey çıkmıyorsa evet psikolojik. Abdullah bin Mesud der ki sabır imanın yarısı. Yakin ise imanın tümüdür. Kaynak rüdane. Bu hadise anlatılmak istenen nedir?
Yakin ne demektir? Allah'ı görüyormuşçasına yaşamaktır. Yakin. Geceleri uyanıp ağlayan çocuğunun durumu psikiyatri de gece terörü adında uyku bozukluğuna benziyor. Bu bozukluk psikiyatri başka bir rahatsızlığın göstergesi olabilir. Önemli ve araştırmalı demişti. Uzman bir psikiyatrist hakkınızı helal edin. Evet geceleri geçen haftadan kalan bir çocuğu gece ağlıyordu. Bunu yazan kardeşimiz de bu işin uzmanı bir kardeşimiz. Selamun Aleyküm. Haddim olmadan sizden bir izin isteyecektim. Eğer izniniz olursa sizin şiirlerinizi toparlayıp kitap haline getirmek istiyorum. Bana izin verirseniz çok mutlu olurum. Bizden izin alınmasına gerek yok. Herkes bir şeyler yapabilir.
Bu konuda bir izine ihtiyaç yok. Sosyal medyada YouTube kanalı açıp çocukların evde oynadıkları oyun videolarını çekip yüklüyorum. Bu çocuklar üzerinde olumsuz bir etkisi olur mu? Tavsiye eder misiniz? Bu konunun psikiyatri bölümü, psikoloji bölümü bu konuyla alakalı ne der bilemem. Ama bu benim nazarımda hoş bir şey değil. Yani o çocuklar yarın öbür gün bunları seyrettiklerinde kendilerini bir kibirlilik deryasına atarlarsa kendilerini bir şey zannederler. Egolarını büyütürse ne yapacaksın? Selamun Aleyküm hocam ben İstanbul'dan Sedat.
Benim bir arkadaşım şu anda ayrılık acısı yaşıyor. Yani sevdiği kız onu terk etti. Ama kabullenemiyor. Ben de onun için ne yapacağımı bilmiyorum. Sizden bu konudan yardım olmak isterim. Ya da bu durum için hayır duası okursanız sevinirim. Kurban kessin dağıtsın ya. Hayır olmuş ne güzel olmuş işte. Bunun için ne acı çekecek ya.
Bu bahsettiğim arkadaş namazını kılan bir arkadaşım. Yani dinine bağlı biri ama korkun gözünü karartmış. Yani beş yaşındaki bir çocuğa dönmüş. İlle de ondan başkası olmaz diyor. Yani namazını bıraktığı gibi bir şey şu anda. Kıldığını göremiyorum. Artık tanıyamıyorum onu. İmtihanı kaybediyor o arkadaş. O arkadaşa söyle. Tövbe etsin. Toparlasın kendini. Allah muhafaza eylesin inşallah. Bu normal değil. Cuma namazı farz mı kadınlardan imam olur mu? İyi geceler. Cuma namazı bayanlara farz mı? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. İslam'ın ilk yıllarında cuma ve bayram namazlarına bütün herkesi toplardı.
Hatta kadınlar muayyen zamanlarında ise mescidin dışında toplanırlardı. Ama orada bulunurlardı. Orada gelirlerdi oraya. Onlar mescidin dışında dururlardı. Sonra zaman içerisinde Ümmet-i Muhammed çoğalınca artık siz cumaları evinizde kılabilirsiniz dedi. Rüyada sahabelerin adı veya evlilerin isminin geçmiş olması durumunda onları görmüş diyebilir miyiz?
Yok adı geçmiş sadece. Selamun aleyküm hocam. Mevla'ya ilgim çok arttı. Bu aralar onun eserlerini Mevlana'ya, onun eserlerini okumak istiyorum. Ne önersiniz? Bir de vakfınız hangi şehirde? Mevlana'ya ilginiz arttıysa mesnevi şerhi okuyabilirsiniz inşallah. Cenab-ı Hak inşallah size bu konuda kapı aralasın.
Rabbim nasip etsin inşallah. Hocam bir de evlilik yolunda olduğum biri var. Sizin vakfınıza gelmesini, semazen olmasını çok istiyorum. Bunun için niye olmamız gerekiyor? İnegöl'den yazıyorum. Şu anda sema kurslarımız yok. Yani pandemiden dolayı bütün kurslarımız, bütün vakıf çalışmalarımız. devletin almış olduğu kararla ikinci bir emre kadar tatil edildi. Başladığında inşallah kardeşimiz gelip burada sema kursu alabilir. İnşallah sıra gelir bana da hocam. E geldi sıra. Allah iyi etsin inşallah. Kardeşe tövbe et demişiz. O da bu kadar mı demiş? Ya tövbe etme kadar önemli ve büyük bir şey var mı?
Tövbe et. Çevirgel duası doğru mudur hocam? Allah razı olsun. Yani ben bunu bizzat yaşadığım bir şey. Annemde vardı bu dua. Ben ona döndürgel duası diyordum. Çevirgel okurdu annem. Allah rahmet eylesin. Hatta ben bazen böyle genelde hep dışarıda dururdum. Bir bakarım ben gelmişim Bayındır'a. Bayındır'a gelince derdim yaptın yine bir şey diye. Gülerdi annem kız kız. O yüzden annemin gerçekten bu konuda maharetliydi okumakta. Okurdu böyle işte kimisinin işte adam ayrılmak ister karısından. Kadınlar gelirdi anneme yalvar yakar yapardı. Adama böyle bir çevir gel döndür gel okurlardı. Adam tıpış tıpış gelir hanımını anasının evinden alır giderdi.
Zannediyorum babam da öyle döndü. Çünkü annem bir ara gittiydi. Bizi terk ettiydi. Ondan sonra yani bizim Bayındır diliyle kaçtıydı. Ondan sonra biz okuldan geldiğimizde bir baktık ki evde hiçbir eşya yok. Ondan sonra tabii babam da öf öflü. Ondan sonra haydi boşanmaya karar verdiler. Avukatlar tutuldu karşılıklı bilmem neler oldu. Sonradan ne olduysa oldu. Birden ne o çark geri döndü. İşte babamın çok böyle değer verdiği bir arkadaşı vardı. Ovalı İsmail abi diye. Ovalı İsmail amca sağ mıdır değil midir bilmiyorum. O babamın çok samimi arkadaşıydı. Hanımı da işte annemle çok samimiydi. Ailecek samimiydik yani. Onların da bir benim Mustafa çocukları vardı.
Ahiretlik diyorduk biz ona. Böyle onun da adı Mustafa'ydı. Ondan sonra işte onlar artık annem onları devreye koymuş herhalde. Artık nasıl olduysa. Sonra onlar geldiler babamla görüştüler filan. İsmail abi böyle işte Hasan olmaz şu bu filan böyle ona ikna edici konuştu. Velhasıl iş döndü dolaştı. Annem eşyalarını toparladı. Tekrar geldi. Tabii sonradan anladık biz bunu. Ve o zaman daha küçüktür. Annem gittiğinde kitaplarını unutmuş evde. Abimin vasıtasıyla istetteydi kitaplarını. Ondan sonra tabii büyük bir ihtimalle okudu. Ben şey yapıyorum. Tahmin ediyorum yani. Velhasıl çevirgel duasının tesirini, annemdeki tesirini ben biliyorum. Uzun bir dua o.
Ben birkaç sefer de onun böyle daktülede yazılma bir böyle bir kitabı vardı. Ona da bir hoca kadın vermiş ona. Ölmezden önce. O böyle onun içerisinde işte cinni tayfesinden kurtulma duaları, işte çocuk edinme duaları, ne bileyim işte nasip açacak mühlemle duaları. Böyle değişik dualar vardı onda. Ama böyle şeyler, dualar böyle çok özür dilerim uyduruk şeyler değil. İşte Kur'an-ı Kerim'den alınmış ayet-i kerimeler gibi böyle şeylerdi. Geçmiş gün hatırımda kalan ondan sonra bazen soruyorlar o kitap nerede diye valla bilmiyorum o kitap nerede. Ben çünkü nasıl söyleyeyim yaklaşık tabii uzun müddettir Bayındır'dan uzak olduğumda kitap kimin eline geçti, nerede onu bilmiyorum. Ama çevirgel duası diye bir duayı biliyorum.
Selamünaleyküm hocam. Bazı zamanlarda içimden bir ses Allah'ı sürekli kötü laf ediyor. Allah'ı aşağılayıcı kelimeler ediyor. Her ettikçe ben sureler, dualar ediyorum. Ettim de gidiyor ama sonra aklıma gelince bu olayı tekrarlıyor. Bu olaydan çok vicdan azabı diyorum ama bu benim iç sesimden bürünüyor. Sizce bundan nasıl kurtulabilirim? İhlas şerifi oku, Fatiha şerifi oku, bol bol tehlit çek inşallah. Şeytan böyle vesvese verir insana. Bu böyle tasavvuf diye bir grup kurdun mu bu şeye? Tasavvuf diye. Yok, tasavvuf diye bir grup kurulmuş. Buraya numarayı da almışlar.
Sileyim o zaman. Tamam, sen kurma. Bu bir itiraftır.
Geçmişte eşime ve ilk oğluma kötü davrandım. Cahildim. Dünyanın rengine kaldım. Eşimden ve oğlumdan helallık almama rağmen yine de içim soğumuyor. Her aklıma geldiğimde içim yanıyor. Yaptığım bu yanlışlar benim ne yaşıyor? Ne yapacağımı bilmiyorum. Çok rahatsızım. Çok itiraf şunun içinde. Siz bunları okuduğunuzda benim yaptığım hatayı başkası yapmasın. Son pişmanlık fayda vermiyor. Cenab-ı Hak muhinin olsun. Eşine inşallah bundan sonraki hayatında iyi davranırsın. Selamun Aleyküm.
Aslında istişareye gelmem gerekiyordu. Fakat başka alternatif olmadığı için planladığım şeyleri yapmaya mecbur kaldım. Öncelikle bunun için sizden özür dilerim. rüya yorumun yeri değil ama yine de yazmak istedim. Okuyamayacağım çok uzun. Değerli aletim inşallah.
Selamun Aleyküm. Öyle birini seviyorum ki benimle beraber binlerce kişi de onu seviyor. Ben bu binlerce kişiden neden nefret etmiyorum? Neden sevdiğimi kıskanmıyorum? Ve neden sevdiğimi onlarla paylaşmaya dünden gönüllüyüm. Bu sevdiğin kişiyle alakalı mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini severiz. Ve binlerce kişiyle onun sevgisini paylaşırız. Hz. Allah'ı celle celaluhu severiz. Ve paylaşabildiğimiz bütün kişilerle paylaşırız. Ve onların da sevmelerini sağlamaya çalışırız. Yani sevmek öyle bir şeydir. Yani bir kimse bir şeyi seviyorsa gerçek sevgi. Bu Allah'tır. Allah'ı seviyorsa herkes onu sevsin ister. Resulullah'tır sallallahu aleyhi ve sellem.
İlahi sevgiler böyledir. Herkes onu sevsin ister. Üstadıdır. İlahi sevgidir. Herkes onu sevsin ister. Eşidir. Orada sevgi renk değiştirir. Kıskanır. Herkes onu sevsin istemez. Sünnete göre beden temizliği yapıp sonra mı gusül etmemiz uygundur. Gusülden önce maddi pisliklerin giderilmesi sünnettir yazıyor. Kuduride maddi pisliklerden kasıt nedir? Bir taharettir maddi pislikler. Yani bir kimsenin üzerine necaset bulunması gibi. Ama sufiler mesela eğer saçını sakalını keseceklerse genel olarak gusülden sonra kesmeleri gerekir. Veyahut da koltuk altı veya etek tıraşı yapacaklarsa gusülden sonra yapmaları uygundur.
Hani üzerinden bir kimsenin saçının teli dahi olsa gusülsüz düşmesin isterler. Bu sufi terbiyesidir. Ama bunun böyle olması uygundur. Mesela tırnağını dahi kesecekse gusülsüz kesmek istemezler. Ama mecbur kalınca veyahut da ortam öyle gelişince de yapacak bir şey yok. Bir derviş kardeşimizin sıkıntılı halinde, zor zamanda onun için maddi manevi neler yapabiliriz?
Ne tavsiye edersiniz? Derviş terbiyesi şifa olur mu? Muhakkak şifa olur. Biz maddi olarak yardımda bulunabiliyorsak maddi yardımda bulunabiliriz. Dua ederiz onun için. Veyahut da örneğin işte hastaysa bakım için yanına gideriz. Geçmiş olsuna gideriz. Ziyarete gideriz. Yemek yapamayacak durumdaysa bir kap yemek yapar gideriz. Evini temizleyemeyecek durumdaysa evini temizlemeye gideriz. Dükkanı açamayacak durumdaysa dükkanını açabiliyorsak dükkanını açarız. Ne bileyim işte o esnada o hastalığından dolayı maddi zorluk yaşıyorsa, elimizden geliyorsa ona yardımcı oluruz. Bunlar böyle insanların arasında kaybolan şeyler. Yani insanlar birbirlerini unutuveriyorlar hemen.
Birbirlerini terk ediveriyorlar hemen. O yüzden böyle kardeşliğinizi çok sağlam zemin içerisine oturtturun. Menfaat beklemeyin ama insanlara iyilik yapın, yardımcı olun, insanlara koşun. İnsanların sıkıntılarını gidermeye, dertlerine derman olmaya, yaralarına merhem olmaya çalışın. Bu şu anda bu decjalist, kapitalist dünyanın yapmadığı şey. O yüzden sufiler bu ahlakı, bu İslami ahlakı terk etmemeliler ve hiç olmazsa kendi aralarında bunu tesis etmeliler. Bunu sağlamalılar. Bazen zaman zaman arkadaşlardan teşekkür mesajları alıyorum. İşte öyle mutlu oluyorum ki, öyle mutlu oluyorum ki, yani mutluluğumu tarif edemem. İşte bir kardeşimiz diyor ki, ben işte koronadan, işte biz karantinadaydık, işte ne güzel kardeşlik oluşturmuşuz.
işte beni yemeksiz bırakmadılar, devamlı benim geldiler, halimi hatırımı sordular, işte maddi manevi bize yardımcı olmaya çalıştılar diye, bana teşekkür mesajı atıyor. Bu beni öyle bir mutlu etti ki, hamdolsun dedim ya, yani, böyle bir şey tesis edilmiş. O yüzden, fakirmiş, zenginmiş, oymuş, buymuş, bakmadan, insanların mesleklerine ve, konumlarına, durumlarına bakmadan, sırf Allah rızası için, Allah için, kardeşliğinizin bir tecelliyatı olarak, birbirinize destek çıkın, yardımcı olun, kardeşliğinizi gösterin. Bu korona zamanlarında, herkes birbirine destek olsun. Gerçekten, böyle insanlar, şik psikolojik problemler yaşıyorlar, ticari problemler yaşıyorlar, kolay değil. O yüzden insan, bir zorluğu, bir sıkıntıyı, bir problemi gördüğünde, yapabilecek olduğu bir şeyi, fütursuz bir şekilde yapmalı. Bu kardeşliğin, tecelliyatı.
Ama ne yazık ki, bu böyle, insanlar arasında, yavaş yavaş, iyilik kayboluyor. Mesela, adamın ihtiyacı yok, birine bir 3 lira, 5 lira, bir borç vermiş, adamın böyle, ensesini de boza piştiriyor. Ya senin kardeşin bu ya, senin kardeşin bu. Hata yapabilir, eksiklik yapabilir, yapabilir. Yani, ihtiyacın mı var, bu 2 liraya, 3 liraya, 5 liraya, 10 liraya, örneğin. Veyahut da, o 5 liraya, 10 liraya geciktirdiyse, iflas mı ettin yani sen? Bu, böyle bir tuhaf şeyler var. Yani, bazen insanların, nefisleri, kardeşlerine karşı canavarlaşıyor. Yani, bir başkasından da, bir sürü alacağı vardır. Ama o kardeşine olan alacağı, onun gözünde şeytan büyütüyor, onun bazının sıkası geliyor. Benim işte, şu mu yapmadı Allah, bunu mu yapmadı Allah, veyahut da bazısı da geliyor, kardeşinin sıkıntılı durumunu, bildiği halde onu bir daha sıkıntıya sokuyor.
Ya bu adam sıkıntıda, ne ama bunu bir daha sıkıntıya soktun? Böyle durumlar, olunca da, üzülüyorum ben. Ben diyorum ki, yani, biz kardeş ettik insanları, birbirlerine zulmetmemeleri lazım. O yüzden, biz bu yol kardeşliğini, iyi tesis edip, iyi böyle, bunun, uygulamasını göstermeliyiz. Ama, bunu istismar etmemeliyiz. Allah muhafaza eylesin. Kimisi de, evinin işini yaptıracak insan arıyor. Bu da doğru değil. Yani, birisi gelse de, onun evini temizlerse. Bu da doğru değil. O yüzden bakın, kardeşlerinizin arasında, rahatsız olan var ise, kardeşlerinizin arasında bir şey yetiremeyen, getiremeyen, götüremeyen varsa, kardeşlerinizin arasında ihtiyacı olan varsa, onlara karşı kanatlarınızı açın.
Allah yesin inşallah. El kafi fi il mit din küleyni tarafından, kalemem ile, şiaya göre muteber addedilen dört hadis kitabında, kütüb-ü erbağda, 16 bin civarında hadis vardır. Kitapta yer alan rivayetlerin, çoğu Cafer-i Sadık'ın ve diğer imamların sözlerinden ibaret olup, isnatlar çoğunlukla, Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme aralıksız olarak ulaşmakta.
Pek çok rivayetin uydurma olduğu iddia edilmektedir. Oradaki hadislerin, şiirlerin uydurduğu hadisler diye anılıyor. Doğrusu nedir? Bilmediğimden dolayı bir şey diyemeyeceğim. O yüzden bende böyle bir hadis kitabı da yok. Ben ehl-i sünneti muteber kabul ettiği hadis kitapları var. Ben onlara bakıyorum. Sabah namazının sünneti de kaza edilmeli mi? Kaza gerekliliği vacip gibi midir? Evet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, sürüne sürüne de sabah namazının sünnetini kılmaya gayret edin demiş. Ve sabah namazının sünnetini hiç terk etmemiş, kaza da etmiş. O yüzden inşallah terk etmeyin ve kaza da edin. Hayırlı akşamlar Rabbim nefesinize ve bedeninize kuvvet versin.
Amin. Sizin gibi hakkı ve hakikati söyleyen kişilerin sayını arttırsın. Ya kardeşler bana böyle methedici cümleler yazmayınız diye rica etmiştim. Onları okumacağımı da söyledim. Allah razı olsun. Bir kardeş bana bir şey sordu. Cevabını bulamadım. İmam Azam Hazretleri'nin Nevriz günü birine elma vermesinin küfür olduğu gibi bir şey söyledi. Böyle bir şey okudunuz mu? Okumadım ama normalde insanların kendi milli bayramlarını kutlamalarında bir beis olmadığına dair fetvayı biliyorum. Bir de şu an korona geçiriyoruz. Ailecek biraz ağır geçiyor. Bu hastalıkta günahları kefaret olarak bakabilir miyiz? Evet. Böyle düşününce ağrıyı az hissediyor gibi oluyoruz.
Günümüz gözümüzün önüne Eyüp aleyhisselam geliyor. Ve halime şükrediyorum. Dua buyurun. İnşallah. Huuu demiş. Eyvallah. Akıl ile zeka arasında fark nedir? Hangisi önemlidir? Bu yolda hangisi ile yürünür? Akıl önemlidir. Sevmek ne demek? Sizin anlattığınız, ima ettiğiniz sevgiyi ben yakın çevremde yol arkadaşlarımdan başka hakkıyla göremedim. E göremezsin zaten. O yüzden ancak bu topluluğun içerisinde görürsün. Kendi eş ve çocukların dahil evet. Kazayla ayaklarına basmaya gör. Sizin sevme öğretisiyle bizim beklentimiz arttı. Sevme, sevilme, asker ölçümüz ne olmalı? Sevilmeyi bekleme, sev. İnsanlara sevginin tecelliyatını göster. Sevmenin ehemmiyetini göster.
Ve sevdikçe sev. Etrafındaki insanları sev. Sevgin Allah için olsun. Bir şey bekleme. Eş, çoluk, çocuk, arkadaş, kardeş hiçbir şey bekleme. Allah için sev ve onlara iyilikte bulun. Biz böyle giderse önümüzdeki haftada bir soruyla gidecek herhalde salim. 95 soru var da. Aişe radiyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğuna divayet eder. Tedbirin kadere faydası olmaz. Allah'ın takdir ettiği şey olur. Duanın ise gelmiş ve gelmemiş olan felaketlere faydası vardır. Zahiri tedbirden çok dua tedbirine mi sarılmak lazım? Her ikisini de sarılacağız. Hem zahiren tedbir uygulayacağız hem de dua edeceğiz.
Arkadaşlar bu telefon numarasını aramayın lütfen. Bu telefon numarası aranılacak bir telefon değil. Buradan cevap vermiyoruz çünkü. Sadece Whatsapp'tan soru yazabilirsiniz. Böyle canlı buraya işte bağlantı kurulup da buradan işte sohbet edilecek bir telefon numarası olarak kullanılmıyor. Sadece Whatsapp'tan soru soracaksınız lütfen. Selamun Aleyküm. Bir tasavvuf kitabı ağır geliyorsa okumayı bırakmalı mıyız? Bırakabilirsiniz. Eğer eşinin akrabalarından biriyle ya da birileriyle bir sorun yaşarsak ya da bir şeyden rahatsızlık duyarsak bunu eşimize anlatmalı mıyız yoksa kendimiz mi çözme yoluna gitmeliyiz? Yani eşinin akrabalarıysa çözme yoluna gidebileceksen çözemiyorsan eşinden bu konuda yardım alabilirsin.
Sorumluluğumuz altındaki biri bize hiçbir şekilde cevap vermiyorsa ona karşı hukukumuz nasıl olmalıdır? Yani bu sorumluluğunuzun altındaki kimse yani nasıl cevap vermez ki? Eğer bu bir iş yeriyse o cevap verecek. Eğer bu normalde bir resmi dairesi cevap verecek. Veyahut da bu bizim topluluğumuzdaysa o da cevap verecek. Ya akşamlar internetten gerçek parayla sanal oyun satın almak caiz midir? Parayla satılan bir oyunu korsan indirmek caiz midir? Teşekkürler. Yani internette oyun oynamak zorunda değilsiniz. Neden oyunla siz kendinizi bu noktada boş meleğani şeylerle uğraşıyorsunuz? Gaflete uğraşıyorsunuz? İnternette oyun oynayacağınıza üç tane hadis-i şerif okusanıza, internette oyun oynayacağınıza bir dini hakikati okusanıza, internette boş boş oyun oynayanlar boş kafalılar.
Bunlar neden? Çünkü bir zaman gelecek onlar boş zamanın kıymetini bilmediklerinden dolayı hayıflanacaklar. Hani sıhhatin, boş vaktin, ömrün kıymetini insanlar bilemiyorlar. Ve şeytan sizi böyle internet oyunlarıyla aldatıyor. Gaflete sokuyor sizi. Sizi zikirden uzaklaştırıyor. Sizi zikirden uzaklaştıran her şey şeytani bir oyundur. Sizi namazdan, ibadetten, Allah'ı zikirden, Allah'ı anmaktan, işinizden, aşınızdan, eşinizden uzaklaştıran her şey, her şey şeytani bir oyundur. O yüzden uzak durun. Yani insanların elinde cep telefonu veya bilgisayar oyun oynayacağız diye uğraşıyorlar.
Melehan'ı seni Allah'ın zikrinden uzaklaştırdı, seni namazdan uzaklaştırdı, oyun manyağı oldu millet. Yani beş yaşındaki çocuk aklı var gibi herkeste. Ama bütün gençlerde var şimdi, bu yaşlılarda var. Yaşlılarda dedim, yani gençlikten çıkmış, otuz yaşına gelmiş, onda dahi var. Otuz yaşına geçmiş, onda dahi var. Oyun oynayacak. Ya oyun oynayacağına beş tane hadis-i şerif oku. Oyun oynayacağına Kur'an ve sünneti öğren. Oyun oynayacağına git, hayırlı bir iş yap. Bana kim diyebilir oyun oynamak hayırlı bir iştir diye? Kimse diyemez. Hiç kimse diyemez. Bir de o meleğanın hayırsız olan işe bir de para ödeyeceksiniz. Ona para ödemek haram.
Neden? Sizi Allah'tan uzaklaştırıyor. Sizi Kur'an ve sünnetten uzaklaştırıyor. Sizi zikirden uzaklaştırıyor. Sizi ibadetten uzaklaştırıyor. Sizi eşinizden uzaklaştırıyor. Sizi çocuğunuzdan uzaklaştırıyor. Saatlerce oyun oynayan evli adamlar var. Adama diyorum oğlum eşin nerede? E yatıyor o. E diyorum sen gitmiyor musun yanına? Bakıyor gözümün içine içine. Ondan sonra geliyorlar. Eşim beni aldattı. Ve ahmak sen oyun oynayacağına gitsene eşinin yanına. Ve ahmak kadın sen oyuna zaman ayıracağına eşine zaman ayır. Çocuklarına zaman ayır. Bunlar şeytanın vesvesesine, şeytanın oyununa gelen insanlar. Allah muhafaza eylesin.
Hastalık her gün o oyunu oynayacak psikolojik saplantı halinde. Gerçekten. Ve oyunların büyük bir bölümü, büyük bir bölümü. İnsanların psikolojilerini bozuyor. Çocukların psikolojilerini bozuyor. Ama ne yazık ki hepimiz, ben de dahil çocuklarımızı bundan uzak tutamıyoruz. Hadi 5 yaşında, 10 yaşında, 15 yaşında olur da bir şey diyemezsin. Hadi çocuk eğleniyor dersin. Zaman geçiriyor dersin. Ya o 25-30 yaşına gelmiş, 40 yaşına gelmiş. İnsanlar oyun oynayacağım diye uğraşıyor. Acı bir şey. Acı bir şey. Bir de bunun kırıklarını indirmek için benden fetva istiyorlar. Şeytani bir şey. Neyin kırığını indireceksin? Neyin fetvasını istiyorsunuz benden? Hayırlı bir şeyin fetvasını soran yok.
Hayırsız şeylerin fetvasını soruyorlar. Demiyorlar ki işte bir hadis programı kırık olarak indirebilir misiniz? Örneğin. Daha bir tane soru yok öyle. Mesela mürşid 3, mürşid 5, kaç çıktı mürşid kaç çıktı? Değil mi? Mürşid 1 vardı. Önce bir mürşitseydi çıktı. Evet bir mürşid 1 çıktıydı değil mi? Sonra 2, sonra 3, sonra 4, sonra 5 çıktı. Ama şeyli değil mi o böyle? Lisanslı. Paralı. Mesela şimdi bir kimse sormuyor biz bunun kırığını indirebilir miyiz, kırabilir miyiz diye. Neden? İlgilenmiyorlar çünkü dinle, Kur'an'la. Zaten kırmana gerek yok. İnternette zaten böyle o kadar var ki.
İnternetten kendinize kütüphane kurabilirsiniz. Ama yok. Yani oyun oynayacak insanlar. Oturun Kur'an-ı Kerim öğrenin. Oturun Kur'an-ı Kerim'i güzel okumayı öğrenin. Oturun hadis okuyun. Oturun fıkıh okuyun. Oturun tefsir okuyun. Allah'tan korkun ya. Selamun aleyküm bir kadının mezarlık adabı nasıl olmalı? Mezarlığa girip dua edebilir mi? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke döneminde Müslümanların kabristan ziyaretlerini tamamiyetle yasakladı. Çünkü kabirlerine gidecekleri hepsi de müşrikti. Medine-i Münevvere de serbest etti. O da kabristanın duvarına kadar. Kabristanın içerisinde dolaşmaları uygun değil. Selamun aleyküm. Tesbih namazı nedir, nasıl ve ne zaman kılınır bu konuda bir bilgi alabilir miyiz?
Bütün fıkıh kitaplarında tesbih namazıyla alakalı bir bölüm vardır. Oradan açıp okuyabilirsiniz. Bir kardeşimiz yazmış ve fotoğraf atmış. Abim, yengem, annem ve babam çocuklar gibi çocuklar bir çatı altında köyde yaşıyor. Abim kurban bayramından sonra çok değişti. Yengem, abimin gözüne bir kötü kadın olarak görünüyor. Her gördüğü erkekle yengemi bir tutuyor. Yengem, abimin gözüne bir kötü kadın olarak görünüyor. Her gördüğü erkekle yengemi bir tutuyor ve sürekli kavga ediyorlar. Ayrıca eniştesi ve babamla da söylemeye başladı. Hepsini öldüreceğim diyor.
Kendi çok zayıfladı ve çok sıkıntılı duruyor. Kapıları kilitliyor ve erkekler kapıya geldi diyor. Kaç defa anneme liste vermiş ve erkeklerin isimleri varmış. Gözleri hep yengemin üzerinde ve onu istemiyorum git diyor. Sıkıntısından sürekli ağırlıyor. Namaz kılıp Kur'an okuyor. Namazlarını da küçük yaştan beri kılıyor. Ümreye gittik beraber. Biraz rahatsız olmuş. Allah yardım etsin inşallah. Rahatsız. Tedavi edilmesi lazım. Karides, kalamar gibi deniz ürünleri Hanefi mezhebinde haram mıdır? Hanefiler böyle suret olarak tatlı olmayan böcekimsi deniz ürünlerini haram dememişler. Uygun değil demişler.
Caiz değiller demişler. İmam Şafi ise denizden babam çıksa yerim demiş. Durum bu. Bir de deccal yaşıyor mu? Neye benziyor? Nerede çıkacak? Teşekkür ederim. Valla her dönemin deccalı da var. Mehdisi de var. Allah yi etsin inşallah. Dersli değilim. Rüya sormak istiyorum. Rüyamda bir sokaktan yürüyorken karşıma bir yaşlı çift çıktı. O sırada cebimden ip çıkardım. Yaşlı çiftten erkek oğlunun ne oldu? Bizi mi asacaksın dedi. Bunun üzerine ben hayır ipimi kontrol ediyorum dedim. Daha sonra o yaşlı amca koluma girdi. Sonra yürümeye devam ettik. Daha sonra bacağımı iki tane beyaz kurt yapışıyor.
Isırmaya başladı. Elimle kurtları geriye attım. Sonrasında karşıma siyah fareler çıktı. Onlar beni kovalarken bir settin. Anladım ve uyandım. Beni bir sürü etkisini altında bıraktı. Bu rüya tabiri nedir? Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış. Tövbe et. Üzerinde günah kebaleler var. Yanlışlıklar var. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Etrafımızdaki insanlar bizi içinde bulunmadığımız bir suçla itham ediyorsa kendimizi anlatmaya mı çalışmalıyız? Yoksa susup geri mi çekilmeliyiz? Ve haksız yere bir insanı zan altında bırakmanın günahı nedir? Allah'a emanet olun. Yani normalde zaman zaman böyle şeyler olur. Duruma göre hareket edeceksiniz. Eğer normalde etrafınızdaki insanlar sizi bir zan altında tutuyorlarsa, ben bunu yapmadım, böyle değilim diyebilirsiniz.
Ama bunu anlayacak durumda değillerse ve bu noktada nasihattan anlamayacaksa, söylediğinizden anlamayacaksa Allah'a aval edip geçeceğiz. Cebrail aleyhisselamın, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın sözündeki ayrılıktan kastedilen nedir? Hazreti Hasan ile Hazreti Hüseyin Efendimiz için söylüyor. Yani bir gün Cebrail aleyhisselamla görüşmesi var iken hiç kimseye almayın diye meymune annemize söylüyor. Meymune annemiz de kapıda dikilirken Hasan ile Hüseyin koşarak içeri giriyorlar. O esnada Cebrail aleyhisselam da içeride. Onun Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin dizilerine oturuyorlar. Birisi bir dizine, birisi bir dizine.
O zaman Cebrail aleyhisselam diyor ki ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın diyor. Evet insan bütün dünya üzerindeki sevdiklerinden bir gün ayrılır. İşte üstadını seversin, üstadından bir gün ayrılırsın. Eşini seversin, ondan bir gün ayrılırsın. Ayrılırsın, çocuğunu seversin, ondan bir gün ayrılırsın. Asıl sevilecek olan Allah ve Resulü'dür.
Efendim ben sizi rüyamda gördüm. Ne mutlu bana ki rüyamda efendim bana ders veriyordunuz. Ben derişlerinizden Sedat Mıntaz'ın babasıyım. Ben de ders almak isterim. Allah razı olsun. Allah mübarek etsin canım kardeşim inşallah. Biz de senin dersini verelim. Onu şey yap dedik değil mi? Biz burada ders kağıdına yüklememişim ya.
Gönderdin mi? Gönderdiysen tamam. Evet canım kardeşim.
Allah mübarek etsin. Günde bir sefer o dersi yapacaksın inşallah. Rabbim daim eylesin. Selamun aleyküm. Okuduğum bir kitapta erkeklerin sünnetinin Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın sünneti olmadığını ifade eden bir alıntı bulunuyor. Esasen törenleri eleştiren bir girişle başlamış. Sünnet erkeğin bedeni üzerine bir durum olduğu için bunun törenleşmesi hem erkeğin mahremiyetini ihlal eder hem de kendi cinsinden ötürü kibirlenmesine sebep olur diyor. Anladığım kadarıyla siz sünnet töreni konusunda ne düşünüyorsunuz? Hz. Adem Aleyhisselam sünnetli idi. O yüzden bütün peygamberler sünnetli doğmuşlardır.
Ve sünnet olmak bütün peygamberlerin sünnetidir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de sünnet olmuştur. Ve ashab da sünnet olmuştur. Ashabın çocukları da sünnet olmuştur. Sünnet töreni de sünnettir. Aşırıya şatafata şatata kaçmamak için. Kaçmadan. Selamun Aleyküm. Benim bildiğim yol Kur'an ve sünnet imamların iştahı hiçbirinde olmayıp gelenek görenekte var ise de zararı yoksa örfleri yaşamamızı buyurduğunuzu hatırlıyorum. Yüzeysel bakıldığında bekar bir kıza evlendiğinde kırmızı kuşak bağlanması, bir evden alınıp başka bir eve götürülmesi, damada karşı sanki bir savaş kazanmaya gidiyormuşçasına adetlerin olması belki de problem değil.
Fakat sosyolojik açıdan bakıldığında gelin ve damadı nesneleştirip yapılan düğün töreninde onların bir kukla gibi kullanılması hali aslında düğün törenlerinin toplumsal bir problem olduğu fikrini benimsetiyor bana. Fuhşiyat barındıran cümle kullanmak bile hadislerinde yasaklanmış olduğunu hatırlıyorum. Törenlerde yapılan geleneklilerde kadının bekaretini sorgulatan davranışlar erkeğe bir şey başaracak düşüncesiyle davranılması gibi durumlar sıkıntılı olmuyor mu o zaman?
Düğünde eğlence ve yemek sünnette var iken diğerlerinin varlığını bilmiyorum. Maslında yalnızca sünnet yaşandığında gelenekten uzaklaştırıyor fakat tertemiz bir bilinçaltıyla evleniyor insanlar. Siz bu fikirlerin hakkında ne düşünüyorsunuz? Şimdi Kur'an ve sünnet belli, sünnet seniye de belli. Ama Kur'an ve sünnete aykırı olmayan gelenek, tören, töreler de bizi biz yapan ögeler. Şimdi insanlar, bu son zamanlarda oluştu bu. Hani böyle bir insanları kendi geleneklerinden, göreneklerinden, töresinden uzaklaştırma çıktı. Kendi bağlarından koparıyorlar. Yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri toplumların gelenek, görenek ve törelerini ve törenlerini sünnet-i seniye, Kur'an ve sünnete uyduğu müddetçe seslenmemiştir, değiştirmemiştir, karşı gelmemiştir.
Fakat din adı altında insanların gelenekleri, görenekleri, töreleri yok ediliyor. Yani örneğin işte kırmızı kuşak bağlanması kadının bekaretini simgeliyordu. Yani baba diyordu ki ben kızımı bakir bir şekilde evlendirdim. Bunu böyle kızının Kur'an ve sünnet dairesinde ahlaklı bir şekilde evlendirmenin, mutluluğunun ifadesiydi. Ama şimdi son dönemde bekarete karşı bir savaş açıldı. Ülkede önemli bir şekilde. Bu savaş bu yeni de değil. Hani medyada, sosyal medyada, televizyonlarda, her yerde bekaretin önemsiz olduğunu, önemli bir şey olmadığını, ondan sonra ve bekarette o kadar korunması gereken bir şey olmadığına alakalı söylemler geliştirdiler.
Yani bunları söylemleri geliştirirken de, söylerlerken de, feminist bir akımın bir öğretisi, Avrupai bir akımın öğretisi olarak bize gösterdiler bunu. Ve zaman içerisinde artık bunun ehemmiyeti yok. O zaman ne olacak? Yani bu ülkenin kız çocukları, önüne gelen insanla cinsel ilişkiye girip, ondan sonra nikahsız hayatlar yaşayıp, sonra nasıl bir hayat düzeni kuracaklar? O hale mi geleceğiz? Yani bu böyle mesela, örneğin geleneklerimizi, göreneklerimizi, töremizi aşağılaraktan bizleri köksüz, soysuz, sopsuz bir hale getiriyorlar. Yani artık bu önceden büyük şehirlerle başladı, kazalar da devam etti, köylerde de artık bu gayet normal bir şekilde yok edilmeye çalışılıyor. Yani artık böyle bakıldığında bu meselelere, evet bazı yerlerde gelenekler, görenekler vardır, sosyolojik olarak sıkıntılara yol açıyordur.
Ne bileyim işte erkeğin sanki çok önemli birisiymiş gibi, kadının önemsiz birisiymiş gibi görünmesine sebep oluyordur. Bunları methetmiyorum ben. Ama işte yani bir kız babasının kızını harama bulaşmadan evlendirdiğinin göstergesi olan bir kuşak bağlamayı neden aşağılıyoruz ki biz? Veyahut da gelinin zikirle, tevhidle, duayla evden çıkmasını neden aşağılıyoruz ki biz?
Veyahut da gelinin zikirle, duayla, tevhidle koca evine girmesini neden aşağılıyoruz ki biz? Veyahut da gelin koca evine girerken, yani beynin evine girerken, kendi evine girerken işte başından aşağı şekerleme dökülmesini, ne bileyim işte çerez dökülmesini neden aşağılıyoruz ki? Belki de dışarıdan baktığımızda bazı geleneklere, göreneklere, törelere tuhaf gelebilir veyahut da böyle bıyık altından gülünecek bir şeymiş gibi gelebilir. Ama bizi biz yapan şeyler bunlar. Yani şimdi insanların evlenme kültürlerine baktığımızda bu biz miyiz? Örneğin bu biz değiliz. Yani şu anda kendi ülkem için söyleyeyim, kendi ülkemdeki düğünlerin %90'ı İslam mı? Yani bir taraf, yani biz böyle işte Avrupa ahlakını ve Avrupa özentisini içeren düğünler yapmayacağız derken, bunlara karşı işte düğünleri sohbetle yapacağız, milleti ağlatacağız, milleti işte böyle düğün töreninde hiç eğlence yer vermeyeceğiz noktasına getirdi.
Yani ifrat ve tefrit yaşıyoruz, yaşadık da. O da doğru değildi, bu da doğru değildi. Bizim Anadolu'daki yaşadığımız İslam, bizim Anadolu'da yaşadığımız İslam'ın kökleri sevgiye, hoşgörüye ve Kur'an ve sünnete aykırı gelmeyen geleneğe, göreneğe, töreye aykırı bir İslam değildi. Ama ne yazık ki biz böyle şimdiki bir kısım haricilerin, mütezilenin, ne bileyim işte yeni New Selefi dedikleri Vahabi Selefilerin baskısı altında kaldık.
Ve ne yazık ki biz kendi topraklarımızdan fışkıran geleneğimizi, göreneğimizi, töremizi, kültürümüzü terk ettik. O yüzden ben buna üzülüyorum, başka bir şey değil. Yoksa evet yani Kur'an ve sünnete uyduğu müddetçe geleneklerimizi, göreneğimizi yaşatmalıyız. E o zaman hani neden şimdi örneğin Anadolu'daki yemek kültürünü yaşatmaya çalışıyoruz? Sebep işte Amerika'dan gelen, Avrupa'dan gelen Facebook kültürüne savaş açmaya, direnmeye çalışıyoruz. Yani düşünebiliyor musunuz? Yani dışarıdan gelen, ne olduğu belli olmayan bir et yiyor insanlar. Yani dışarıdan gelen, yani o et Türkiye'de üretilmiyor. Hamburger etleri, köfteleri Türkiye'de üretilmiyor. Dışarıdan geliyor, dondurulmuş bir vaziyette.
Ve bir video izledim. O hamburger, sosis, salam yapan bir video izledim. Baya da, yani baya oluyor. Ve o videoyu bütün elimin ulaştığı yerlere paylaştım. Yani hayvanları canlı canlı boynuzuyla, ne bileyim derisiyle, bütün bildiğiniz bütün hayvanı atıyor, kıyma yapıyor. Öbür taraftan sosis, köfte olarak çıkarıyor. İçindeki necaset de, pislik de, hayvanlar boynuzlarıyla, ayaklarıyla, tırnaklarıyla, derisiyle ya. Ya canlı hayvanlar, canlı. Kanıyla. Yani insanlar o hamburgeri yiyorlar. Ya ben yemeyim, yemem deyince de kızıyorlar bana. Ya ne eti yediğim belli değil. Mahallenin kasabına, çok özür dilerim, su mu çıktı ya? Git mahallenin kasabından al tertemiz etini ye. Yani bildiğin, tanıdığın bir kasaptan git, etini al ye.
Ben marketlerde dahi satılan eti, kıymayı yemiyorum. Biz kökümüzden koparılıyoruz. Aslında koparıldık, farkında değiliz. Yani farkında değiliz. O yüzden ben o Kur'an ve sünnetin içerisinde olan, aykırı olmayan geleneğin ve görüneğin yaşatılmasından yanayım. Allah bizi affetsin inşallah.
Selamun Aleyküm. Resulullah Aleyhissalatü Vesselam buyurmuş. Blue çağına gelmeden vefat eden çocuğu cennete beklermiş. Sabredip sevabını Allah'tan bekleyen kimse bu anne karnında ölen bebek için geçerli mi? Açıklama yapar mısınız? Yani normalde bu anne karnında ölen bebeklerle, düşük yapan bebeklerle alakalı, anne karnında ölen bebeklerle de alakalı hadis-i şerifler var diye biliyorum.
Oğlum 7 yaşında, 3,5 yaşlarında, yaklaşık 6 yaşlarında kadar ufak tefek korkuları vardı. Şimdi ise tek kalmaktan, karanlıktan, tuvalete gitmekten en ufak sesten bile korkuyor. Kapının camından birisini gördüğünü söylüyor. Tırnaklarının kenarlarını bazen dudaklarını yoluyor. Korkularını nasıl yenebiliriz? Yani o muhakkak bir tedavi amaçlı bu konularla ilgili bir psikiyatri değil, öbürkü neydi?
Psikologla görüşmesinde fayda var. Selamünaleyküm. Komşumun sorusu eşi vefat etmiş, resmi olarak boşanma olmamış ama dini olarak boşanmış. Eşi vefat etmeden maaşını ona kalmasını istediği için resmi boşanma olmamış. Bir oğlu var 19 yaşında, beraber yaşıyorlar. Şu anda komşum Diyanet'e sormuş, onlar da maaşını sen harcayamazsın, oğlun harcamalı demişler. Kafası çok karışmış, dini olarak uygun olan nedir? Yani normalde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kur'an ve Sünnet'e göre yönetilmediğinden dolayı resmi hukuk ona neyi müsaade ediyorsa onu yapabilir. Selamünaleyküm. Kurumuş ağaç dalı evde durunca kıtlık getirir mi?
Bir de akşam ev süpürmesi kıtlık getirir mi? Üstada iletir misiniz? Bakın bunlar bizim gelenek ve göreneklerimiz. Şimdi aslında bunlardaki maksat farklı. Kuru ağaç dalı evde kıtlık getirir mi? Yani kuru ağaç dalı diyor ki, geleneğimiz bizim, kuru bir ağaç bekletme. Muhakkak ek. O ağaç dalı yeşilliğe döndür onu. İşte akşam ev süpürmesi kıtlık getirir mi? Önceden aydınlanma yok. Sen evinde ne süpürdüğünü görmeyeceksin. Evinde ne süpürdüğünü görmeyeceğinden dolayı sen yere düşmüş olan ekmek lokmasını veya herhangi bir gıdayı dışarı atmış olabilirsin. Böylece nimete nankörlük etmiş olursun. Yani aslında o kıtlık getirmeyecek o.
Ama ve lakin sen nimete nankörlük etmiş olacaksın. Bunun gibi eskilerin sözleri vardı. Bu eski sözler, evet belki de hani Kur'an sünnet dairesinde bunun karşılığında bir hadis bulamayabilirsiniz. Bunun karşılığında bir fıkıh bulamayabilirsiniz. Ama onun nedenini, niçinini araştırırsanız muhakkak ondan bir hikmet çıkarırsınız. Biz hikmete tabi olan bir hümmetiz. Bakın, iyi güzel şeyler, Çin'di de olsa alırız biz. Hikmet nereden olursa olsun onları alırız. O yüzden hani gece süpürülmez denilmesinin hikmeti bu. İşte önceden normalde gaz lambası bile yok. Daha da normalde işte insanlar kandillerle aydınlanıyorlar. Ne kadar aydınlanabilecekler?
E sen o şeyde evini süpüreceksin. E bu doğru değil. Bununla alakalı. Selamlar hocam. İstanbul'daki Şebu Aruz programı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bu programdaki amaç nedir sizce? Bazı muhafazakar, tarihçi, yazarlar, Mevluviliğin bazı rutiyellerine karşı çıkıyorlar. Mevlana Hazretleri'nin sessiz zikir dahi yapmadığını söylüyorlar. Bu konuda bizi bilgilendirmişsiniz. Teşekkür ederim. Şimdi hem ülkeye diyeceksiniz ki demokratik, layık, hukuk devleti, hem de diyeceksiniz ki birileri böyle şeyler yapamazlar. Örneğin. Şimdi bir kimse Mevlevi'nin adabı Erkan'ı Mevlevi'lere ait. Yani bu devleti neden ilgilendirecek ama ilgilendiriyor.
İşte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı böyle bir Şebu Aruz programı yapmış. Şimdi bütün Şebu Aruz programları maydanoz olan Konya İlk Kültür Müdürlüğü'nün hiç sesi çıkmadı. Yani Konya İlk Kültür Müdürlüğü'nün bir Konya valiliği üzerinden bütün valileri olan bir genelgesi var. Şebu Aruzların yapılması için Konya İlk Kültür Müdürlüğü'nden izin alınacağına dair.
Yani bu meselede başka şeyler var. Yani İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı böyle bir program yapacağını eğer Konya İlk Kültür Müdürlüğü'nden izin aldıysa ve o izni de Konya İlk Kültür Müdürlüğü verdiyse sorumlu olan Konya İlk Kültür Müdürlüğü. Konya İlk Kültür Müdürlüğü çünkü Şebu Aruz kelimesini, cümlesini kendine atfetti. Yani tabiri caizse Konya İlk Kültür Müdürlüğü'nün haricinde hiçbir kurum, kuruluş, vakıf Şebu Aruz kelimesini kullanmayacak. Kullanacak ise Konya İlk Kültür Müdürlüğü'nden izin alması gerekiyor ve programı da onlara sunması gerekiyor. Şimdi eğer İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yapmış olduğu Şebu Aruz programı Konya İlk Kültür Müdürlüğü'nün izni dairesinde yapıldıysa, o zaman bu konuda birinci sorumlu Konya İlk Kültür Müdürlüğü.
Yok eğer Konya İlk Kültür Müdürlüğü böyle bir programdan haberi yok ise, İstanbul Büyükşehir Belediyesi böyle bir programı Konya İlk Kültür Müdürlüğü'nden izinsiz yaptıysa, o zaman ülkede çifte standartlık var. Neden? Yani bizim gibi vakıflara müsaade edilmeyen şey İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na müsaade edildi o zaman. O zaman bu hukuksuzluk değil mi? O zaman bu kurumlara göre, bireylere göre, şahıslara göre hukuk olmamış, olmuyor mu? Meselenin bu tarafı var. Tabii her meselede görüş beyan eden çelebiler de var ya ülkede, yani bir çelebi şeyi var ülkede, nasıl söyleyeyim, yani onlar bu konuda sanki Mevlevilikte bir otoriteymiş gibi, her meselede açıklama yapan, gazetelere işte böyle beyanatlar veren, oturup işte bu konuda bu Mevleviliğe uygun değil, bu Mevleviliğe uygun deyip deyip veya bu topluluk Mevleviliğe uygun, bu topluluk Mevleviliğe uygun değil deyip
ahkam kesen çelebiler var. Ben özellikle takip ettim, bu ahkam kesen çelebiler suskun. Hiçbir açıklamaları yok. Yani hiçbir açıklamaları yok. Hani ülkede din ve vicdan hürriyeti vardı? Hani ülkede insanlar dinin ritüellerini özgür bir şekilde yerine getirirlerdi? Demek ki yok. Ben Mevlevilik tarikatının gelenek ve göreneğine uygun olmadığını söylüyorum. Evet uygun değil. Bu yapılan program İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yapmış olduğu Şebu Arus programı Mevlevilik geleneğine, göreneğine, Mevlevilik tarikatının yoluna, üslubuna uygun değil. Eyvallah.
Bunda bir sıkıntı yok. Uygun değil. Ama bir kimsenin bunu yapma özgürlüğünü kim kısıtlayabilir? Yani ona bakarsanız, lutilik de İslam dininde aykırı bir ve lanetlik bir fiilyat. Kim engelliyor? Fuhuş'u kime engelliyor? Fuhuş da İslam hukukuna göre, İslam'a göre yani engellenilmesi gereken, mücadele edilmesi gereken bir fiilyat. Ama yok. Yani amaç bu değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin de amacı zaten Şebu Arus yapmak değil ki. Onun da amacı o değil. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Şebu Arus yapmak istiyorsa, Şebu Arus'u yapacak o kadar çok ülkede semazen topluluğu, semazen topluluğu var ki, o kadar çok veyahut da işte bir telefon açsa, Konya İl Kültür Müdürlüğü'ne ben Şebu Arus yapmak istiyorum, bana bir ekip gönderin dese, parasını da yatırsa, onlar öyle ucuza gitmiyorlar çünkü.
Parasız da gitmiyorlar. Onların uçak paraları, yemeleri, içmeleri, kalkmaları, otel masrafları, hacırahları öyle kolay değil o. Ama ne olacak ki, belediyelerin parası mı yok ya, ne her türlü şeye, her yere para dağıtıyorlar zaten. Ne olmuş onlara da versene. Böyle bir şey yapabilir miydi? Her cevap yapabilirdi. Ama o da aykırı bir şey yapıyor. E tamam, yani bizim ülkemiz bir sürü aykırılıkları kendi içerisinde barındıran bir ülke. Biz her aykırılığı yüksek tonajlı sesle itiraz edersek, o zaman tırnak içerisinde söylüyorum, ben demokrat değilim, ben demokrasiye de inanmıyorum. O zaman nerede kaldı demokrasi anlayışımız bizim? Nerede kaldı özgürlüğümüz bizim?
Ama Türkiye'de bazı şeyler, bazı şeylere özel oluyor. Yani İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Mevlevilik yoluna, tarikatına, adabına, erkanına uygun olmayan bir şey icra ederse, herkes ona laf söylüyor, karşı çıkıyor. Daha doğrusu, hani bu böyle bir şey oldu, gündeme geldi, biz ama Mevlevilik adabına, erkanına uygun hareket eden toplulukları da yerden yere vuruyoruz ki.
Evet, ben de bazen böyle arkadaşlara diyorum ki, Karabaş-ı Veli tekkesini kim kapattı? Orada semayı kim durdurdu? Ben de onu söylüyorum. Karabaş-ı Veli tekkesinde Mevlevilik adabına, erkanına, tarikatına, yoluna aykırı hiçbir şey yoktu. İnsanlar geliyorlardı, çaylarını içiyorlardı, sohbet ediyorlardı, semalarını izliyorlardı, sohbetlerini dinliyorlardı.
Hoş bir şekilde gidiyorlardı. Konya'nın mı tasallutu oldu, Kültür Bakanlığı'nın mı tasallutu oldu, orta yerde kimin tasallutu oldu bilmiyoruz. AK Parti il başkanlığının mı tasallutu oldu, Bursa valiliğinin mi tasallutu oldu, Büyükşehir Belediye Başkanı'nın mı tasallutu oldu, Osman Gazi Belediye Başkanı'nın mı tasallutu oldu? Yani bu konuda kim aktif rol oynadı bilmiyoruz. Ama sonuç olarak Karabaş-ı Veli tekkesi, sema programları bitti. Tabiri caizse kapandı. Biz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nı biz de kabul etmiyoruz. İyi ama yani kapananda bir tekke var. Onu görmüyor kimse.
Evet, yani sonuçta Mevlevilik ile alakalı ahkam kesenler, Mevlevilik ile alakalı bizim gibi garip Güraba'ya ahkam kesen, bizim gibi garip Güraba'ya baskı kuran, bizim gibi garip Güraba'nın ensesinde boza pişirmeye çalışanlar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mevlevilik adabına, erkanına uymayan bir program yapıyor. Bizim ensemizde boza pişirenler, bizi haksız yere eleştirenler, haksız yere bize her türlü zulmü, bize her türlü bağnazlığı, bize her türlü yobazlığı, bize her türlü her şeyi yapan kesim suskun.
Yapacak bir şey yok. Mevlana Hazretleri'nin sessiz zikir dahi yapmadığını söylüyorlar. Yapmamıştır, yapmasın. Ne olmuş? Ama yaptı ama yapmadı. Ne olmuş? Sesli zikir yapmak günah mı? Sesli zikir yapmak ayıp mı? Sesli zikir yapmak yok mu Kur'an ve sünnette? Boş muhabbet bunlar. Bunlar böyle söyleyecek sözü olmayan, bayığı, fikirsiz, ne bileyim işte cahil insanların sözleri. Allah iyisin. Okey oyunu oynamak din en caiz mi? Değil. Kuma şans oyunlarının cümlesi haram. Benim bildiğim, okuduğum Kur'an ve sünnete göre olan din bu.
Ama birileri kalkıyor anı diyor ya, içki içmek değil, sarhoş olmak haram diyor. Onlara bir şey diyemem. Selamun Aleyküm. Pandemi döneminde evden çalışıyorum. Evde olduğum zamanlarda annemle anlaşılmadığımız durumlar oluyor. Ve bir süre sonra evde gergin bir ortam ulaşıyor. Bize ne tavsiye edersiniz? Barışmayı, birbirinizle iyi geçinmeyi. Birbirinize sabretmeyi. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri secdelerini ve kıyamlarını uzun tutan namazlar kılmış. Secdelerinde ne okuyordu, neyi tespih ediyordu veya dua mı ediyordu? Acaba bizler de secdelerimizi nasıl uzun tutacağız? Bizleri bu konuda aydınlatılır mısınız?
Namazlarında uzun tutmuyordu. Yani cemaatle olan namazlarında uzun tutmuyordu. Ama kendisi gece ibadetlerinde uzun tutuyordu. Allah'ı zikrediyordu. İşin içinden çıkamadığım iki konu var bana yardımcı olur musunuz? Düşünce nedir? Düşüncenin ayrı bir zaman boyutu var mı? Düşündüklerimizden ve düşünemediklerimizden dolayı sıkıntılar yaşamamız normal mi? Her şeyi bırakıp düşünmeden onun tadını çıkarmak mı? Doğru olan anlatabilmişimdir, hakkınızı helal edin. Vallahi anlattığın bu, anlatabildin mi anlatamadın mı bir şey diyemeyim. Yani normalde eğer gerçekten tefekkür etmek ise varlık üzerinde tefekkür edin, varlık üzerinde düşünün bu ibadet. Ha diyeceksiniz ki, yani onu mu önerirsiniz, zikri mi?
Ben zikri önerim. Rabbime karşı duyduğum doyumsuzluk, Rabbimin adını okumak, yazmak bile beni duygu seninle götürürken, niye o duygu da o huzurda her daim kalamıyorum? Onu doyamazken niye hep tek eden, terk eden ben oluyorum? Ben o anları her daim daha da daha da çok yaşamak isterken, niye her defasında yine unutuyorum, her an yine olmadı deyip, pişmanlıklarımla, günah ve hatalarımla kalıyorum? Ben ne yapmalıyım ki onu terk etmeyeyim? Bunlar münafıklık bu. Münafıklık değil. Ama Allah'ın zikriyle her daim dilin ıslak olsun. Selamun Aleyküm okuduğum Kastamonu lahikasında bir zaman eski harbi umumide düşmanların Ehl-i İslam'a ve bilhassa çoluk ve çocuklara ettikleri katil ve zulümlerinden pek çok müteallim oluyordum.
Fıtratımda şefkat ve rikkat ziyade olduğundan tahammülüm haricinde azap çekerdim. Birden kalbime geldi ki o maktul masumlar şehit olup veli olurlar. Fani ayetleri baki bir hayata tebdil ediliyor ve zayi olan mallara sadaka hükmünde olup baki bir mal ile mübadele olur. Hatta o mazlumlar kafir de olsa ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belaları mukabil, rahmet-i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde-i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahür, rahmet görüp, Ya Rabbi şükür, Elhamdülillah diyeceklerini bildiğim ve kati bir surette kanaat getirdim
ve ifrad-i şefkatten gelen şiddetli teessür ve elemden kurtuldum. Kastamonu, 75, burada anlatılmak istenen nedir? Kafir bile olsa ahirette mükafat vardır deniyor. Bunu anlayamadım. Bu bölümü açıklar mısınız? Ben çok Risale'lerle alakalı fazla geniş bir bilgim yok. Ama anladığımı söyleyeceğim şimdi. İnsanlar normalde hani bir Bosna Savaşı'nı düşünün. Bosna Savaşı'nda kadınlar, çoluk, çocuk, askerler hepsi de bilhassa kadınlar ve çocuklar Sırpların tasallutu altında kaldırdılar. Canlarını, namuslarını, mallarını kaybettiler. Bu büyük bir üzüntü ama orada canlarını, mallarını, namuslarını kaybeden bu kadınlar, bu çocuklar, ölenler şehit hükmünde olup, şehit hükmünde olup Allah'a yakın bir dereceye ulaştılar.
Sağ kalanlar gazi oldular ve yine Allah'a yakın bir dereceye ulaştılar. O yüzden veyahut da bir Müslümanın malını zalim bir hükümdar, zalim bir devlet gasp etti. O Müslümanın malını haksız bir zalim hükümdar, haksız bir zalim devlet gasp etti. Onun malı sadaka yerine geçti. Ve ahirette onun karşılığına sevap olarak gelecek. Hani mesela işte Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde vakıf mallarına el konuldu. Vakıf mallarına el konulunca vakfiyeler kapatıldı, dergahlar kapatıldı, dergahlara el konuldu. Ve dergahlar mesela bu konuda farklı amaçlar üzerinde kullanıldı. Öyle olunca o vakıfları yapan, o vakıflara hizmet eden, o vakıfların ayakta durmasını sağlayan kimselerin malları bu manada sadaka yerine geçti.
Ve onlar yine ne oldu? Onların sevaplarından bir şey eksilmedi. E tabi böyle olunca hani bu benim anladığım bu. Buradaki bir tek o tırnak içerisinde söyleyeceğim. Kafirler de görmüş olduğu zulümlerden, sıkıntılardan paylarını alırlar. Allah zerrece haksızlık şer yapanın şeri cezasız kalmaz. Zerrece haksızlığı uğranın o haksızlığı uğramasının karşılığı verilir. Kafirler de Gayya kuyusunda yanmayacaklar. Asla cennete giremezler. Ama onlar da cehennemin en zayıf yerinde cezalandırılacaklar. Allah-u Alem. Ama yok. Burada Bediüzzaman eğer ki kafirler de cennete girecek diyorsa bu zaten doğru değil. Ayete aykırı, hadislere aykırı, İslam'ın fıkhına, hukukuna, felsefesine, inancına aykırı.
Orada sıkıntı var. Hayırlı geceler. Ben insanlarla iken namaz kıldığımı söylemeye çekiniyorum. Ya da onların yanında namaz kılmaya ya da dua etmeye çekiniyorum. Daha doğrusu bir şey derler diye, kibirlenirim ya da gururlanırım diye çok korkuyorum. Böyle düşünmem yanlış mı? Nasıl davranmalıyım? Bir de Allah'a anlatırken samimiyetimiz nasıl olmalı? Dua ederken, konuşurken Allah razı olsun. Allah'a samimiyetle yaklaşın, dua edin, Allah'ı zikredin. Namaz vakti geldiğinizde de namazınızı kılın. İlla ki topluluğun içerisinde ben namaz kılıyorum demeyeceğimize göre namaz vakti gelmiş namazımızı kılacağız. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hayırlı akşamlar. Ben on yıllık evliyim.
Çocuğum yok. Sekiz yıldır da sizin sohbetinize geliyorum. Tüp bebek denemelerim olumsuz. Bir tane düşük yaptım. Çevrendekiler sende sübyan olabilir derler. Hoca git oradan da olumsuz. Ben çocukken korktum. Ondan sonra konuşmamda takılma oldu. Ve hala konuşurken takılıyorum. Bana yardımcı olur musunuz? Allah rızası için demiş kardeşimiz. Rabbim inşallah hayırlı bir evlat nasip eylesin. Allah'ı zikret. Allah'a dua et. Cenab-ı Hak hayırlısını versin inşallah. Selamünaleyküm. Benim bir sorum olacak. Ölümden sonra kişide kalan yüz ifadesinin amelle bir alakası var mıdır? Çok amelle alakası yok. O yüzden yüz ifadesinden bir şeyler çıkarmaya gayret ederler insanlar.
Yok gülerek gitti. Yok yüzü asık gitti. Yok göz açık gibi gitti diye. Hiç alakası yok. Olmadığına inanıyorum. Allah razı olsun. Teşekkür ederim dualarınız için. Cenab-ı Hak cümlemizin muhine olsun inşallah.
Mesut güler. Allah'ın selamı üzerinize olsun inşallah. Evet. Saat tam 12. Saat 12. İnşallah geceye son veriyoruz. Biz yine her zamanki gibi tevhid çekip, Fatiha okuyup geceye son vereceğiz. Bir hayli yaklaşık 83-84 tane soru kaldı. Herhalde önümüzdeki haftada soru cevaba devam edeceğiz. Soruları bitiremedik. O yüzden soru sorup da cevabını alamayanlar inşallah bir hafta daha sabırla bekleyecekler. Allah sağlık ömür verirse, nefes verirse inşallah önümüzdeki hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz. Eftali zikir fâle bennehu.
La ilahe illallah. El fâtiha mâ selâvâ ta'l-i.
Ecmâin. Allah gecenizi mübarek eylesin. Cenab-ı Hak gündüzünüzü mübarek eylesin. Selâmün aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi