Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 20 Haziran 2021 · 1:57:02
Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Rabbim umduklarımıza nail eylesin, korktuklarımıza nüfusu muhafaza eylesin, Cenab-ı Hak cümlemizi sevsin, sevindirsin, muhafaza eylesin. Rabbim inşâAllah cümle Ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışıp, Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye anlayıp yaşayanlardan eylesin. Cenab-ı Hak, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek izinden gidip, Allah'ı tanıma, Allah'ı bilme, Allah'ı sevme, Allah'a aşık olma yolunda eylesin cümlemizi. Rabbim memleketimizi de her türlü sıkıntılardan korusun, her türlü haramlardan, her türlü beladan, müsibetten, her türlü afattan Rabbim muhafaza eylesin.
İnşâAllah, Rahman memleketimize de dirlik, birlik, beraberlik ihsan eylesin. Memleketimizde de adaletin, hukukun çalıştığı, yaşandığı bir memleket haline getirsin inşâAllah. Hep böyle sohbet öncesi küçük, küçük sosyal meselelere değiniyoruz ya, böyle yine işte küçük bir analiz edelim, küçücük bir sosyal meselelere dokunalım istiyoruz. Toplumda sıkıntı devam ediyor. Benim gördüğüm, benim baktığım pencereden öyle. Hem İslami kesimde, hem de böyle ekonomik özgürlüğüne ulaşamamış kesimler, biraz böyle sıkıntıları fazla. İslami cenahta da sıkıntı fazla. Çünkü bu yerel siyasetçilerin ve bürokratların oynadığı oyunlar, tezgahlar, mağduriyetler ve insanların ensesinde boza pişirmeler, sıkıştırılmış, mağdur edilmiş, aşağılanmış kişilerin aşırı derecede rahatsızlığı var.
Ve bu rahatsızlık gün geçtikçe de artıyor. Bu yerel siyasetçilerin ve yerel bürokratların görmemezlikten geldiği bir durum. Ama bu böyle bütün sıkıntı her alanda var. Bu, ben siyasi parti açısından bakmıyorum, milletimizin ve devletimiz açısından bakıyorum. Bu sıkıntılı bir durum. İnsanlar bir müddet sonra daha da sıkıntıya düşebilirler. Ama ne yazık ki bu mesele görülmüyor, anlaşılmıyor. Bir tarafta dinde reformistler çıktılar. Bu dinde reformistler böyle İslami kesimi oldukça tedirgin ediyor. Bu belli bir siyasi atmosferden çıkınca bu sözler, belli bürokratik kesimlerden bu sözler çıkınca, bir de Cumhurbaşkanımızın daha önce beyan ettiği, böyle bir dinde reform gibi bir sözünü kendilerini ölçe alarak, bu konuda dinde reformistler, kendince sünnet-i seniye inkarcıları karşıtları, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin değişmesi gerektiğine inanan,
kendilerini entelektüel çerçevede gören bir kısım zattan dolayı, dini alan biraz şey, tabiri caizse tedirgin. Bir taraftan da adalettir, ondan sonra insanların birbirlerine bakış açıları ve toplumun barışamaması bir türlü, kişinin dini ve vicdani hürriyetlerinin kısıtlanması, bu belki de çok görünmüyor ama, bu gerçekten ve gerçekten bu ağır bir şekilde devam ediyor. Geçim sıkıntıları ağır bir şekilde devam ediyor. Asgari noktada insanca yaşama ekonomisi yok insanların üzerinde. İnsanlar gerçekten belli bir kesim, gerçekten çok ağır bir ekonomik bunalım yaşıyor. Ama bunu gerçekten insanlar ne yazık ki farkında değiller. Böyle olunca da bunun rüşvet, torpil, yolsuzluk, ondan sonra bir kısım siyaset ve bürokratların paranın nereden geldiği belli olmayan lüks harcamaları, onların lüks hayatları, işte beş yıl önceye kadar hiçbir şey yoktu, siyasete girdi, işte lüks arabalar, lüks harcamalar veyahut da işte belli bir siyasi görüşün içerisindeydi,
işte hızla bürokratik olarak yükselmeler, dün normal memurdu, adam bugün genel müdür oldu filan, işte belli bürokratların veya eski siyasilerin üç dört yerden beş yerden maaş almaları, bunlar toplum içerisinde gerçekten ve gerçekten de büyük sıkıntılara sebebiyet veriyor ve bunlar aşırı derecede insanların arasında konuşulmaya başladı. Hani bir şey, bir şeyin şu uyu vukuundan beterdir derler ya, yani oldu olmadı ama bu böyle toplum içerisinde yaygınlaşınca, işte dolmuş takside, işte minibüste, işte ne bileyim metroda, otobüste bunlar böyle açıktan açıktan konuşulunca artık böyle bıçak kemiğe dayanmış, hani benim böyle sakalım var ya, bir işte dolmuş taksiye biniyorum, dolmuş taksinin içerisindeki muhabbet bu.
Hemen böyle işte yüksek bürokratların ve milletvekillerin veya siyasetçilerin çocuklarının hemen anında bir yerlere girmesi, anında zengin olması, anında onların lüks harcamalar yapması, ne bileyim her birinin mahalleden çıkıp lüks villalara göçmeleri, o lüks villalarda hayat sürmeleri toplum içerisinde artık açıktan dillendirmeye, açıktan konuşulmaya başlandı. Ve bunun daha sıkıntılı durumu da bunları dillendiremiyor hiç kimse. Yani bizim sivil toplum örgütü dediğimiz kurum ve kuruluşlar, cemaatler, tarikatlar, bunun adına ne derseniz deyin, bunlar da bunları dillendiremiyorlar, bunları konuşamıyorlar. Çünkü onlar da kendilerince hani biz zararı uğrarız, bizimce cemaatimiz zararı uğrar, tekkemiz kapatılır, işte tarikatımız basılır, işte bizi de normalde ne yapacakları belli değil diye bir korku hakim oldu insanların üzerinde.
Ne yazık ki bu gerçekten problemli ama yerel siyasetçilerde, yerel bürokratlarda o kadar kibir var, o kadar kendini beğenmişlik var, o kadar kendilerini dev aynasında görüyorlar ki, yani halkla bütünleşmek, halkla iç içe girmek, sokaklarda yürümek, öyle işte bu tip sivil toplum örgütlerini ziyaret etmek, onlarla meseleleri konuşmak, istişare etmek, böyle bir olguları yok, farkında değiller. Eğer toplum değişti, insanlar değişti ve insanlar artık eskisi gibi değil ve bir şey daha değineyim, artık insanlar siyaset konuşmak istemiyor, artık insanlar siyasetçi dinlemek istemiyor. Siyaset ve siyasete karşı ve siyasetçiye karşı tabiri caizse insanlar artık iyice böyle iğrenmişler tabiri caizse. Konuşmak dahi istemiyorlar, Allah muhafaza eylesin.
En sıkıntılı şeylerden de birisi bu, yani korkarım bir seçim olmuş olsa çok az sandığa giden olacak. Belki de hani insanların bu faydasınadır, zararınadır bir şey diyemem ama gerçekten sıkıntı büyük. Tabii bu böyle ülke, memleket sıkıntının içerisinde biz de sıkıntı değiliz. Yani tabiri caizse. Yani bütün herkes de olduğu gibi hepimizde de sıkıntı var, problem var. Hepimizde de değişik durumlar, haller var. İnşallah iyi olur, inşallah düzelir, inşallah toplum adalete kavuşur, refaha kavuşur. İnşallah böyle ne bileyim tabiri caizse etrafındaki insanların nemelandığı bir düzenden, sistemden çıkarız inşallah. Çünkü baktığımız zaman bu acı gerçekler önümüzde. Rabbim bizi muhafaza eylesin inşallah.
Nasihatlerimize devam edeceğiz inşallah. Geçen hafta söylediğimiz gibi hani dili meleyani ve boş şeylerden korumayla alakalıydı bu geceki sohbetimiz. Bugün hani tabiri caizse eski sufiler dilin afetleri derler ya veya işte dilini korumakla alakalı konuşurlar eski sufiler. Bugünkü inşallah inşallah sohbetimiz bu olacak.
İsra suresi ayet 53. Kullarıma söyle en güzel olanı söylesinler. Doğrusu şeytan aralarını açmak ister. Zira şeytan insan için apaçık bir düşman olmuştur. Cenab-ı Hakk peygamberine diyor ki tebliğ et ve de ki kullar benim kullarım en güzel olanı söylesinler. Doğrusu şeytan aralarını açmak ister.
O zaman Allah'ın kulları Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ümmetleri birbirleriyle konuşmalarına, birbirleriyle hitap ederlerken, birbirlerine bir şey söylerlerken muhakkak en güzel sözleri söyleyecekler. Ve en iyi şekilde kendilerini ifade edecekler. Bu hani böyle belagatlı konuşmak değil. Hani insanlar beni dinlesinler ben belagatlı konuşayım. Veya insanlar beni bir alim zannetsinler, beni bir şey zannetsinler. O yüzden böyle bir belagatlı konuşayım. Böyle bir şey değil bu. Sufiler buna çok ehemmiyet vermezler çünkü. Sufi böyle belagatlı konuşacağım diye uğraşmaz. Sufi kalbini temizlemeye, kalbini tenvir etmeye, kalbini güzelleştirmeye çalışır.
Çünkü Sufi kalbini temizler, kalbini güzelleştirirse onun dili de güzel olur, gözü de güzel olur, eli ayağı da kulağı da güzel olur. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ya, sizde bir uzuv vardır, orası iyi olursa bütün azalar iyi olur. O da kalptir dedi. İşte Sufi kendince kalbini düzeltmeye çalışır ki kalbi düzelenin dili de düzelir. Eğer bir kimsenin dilinde küfür var ise kalbinde de küfür vardır. Eğer bir kimsenin gözünde şehvet varsa, etrafa bakıyorsa kalbinde de şehvet vardır onun. Eğer bir kimsenin eli hırsızlığa gidiyorsa, harama gidiyorsa eli, illaki hırsızlık rüşvet değil elle olan. Ya haram kadına dokunma, haram erkeğe dokunma, bu da elin haramlarından.
Eğer bir kimsenin eli bu konuda harama doğru gidiyorsa, onun kalbinde çünkü haram yerleşmiş. Kalbi haramla haşır neşir. Bir insan rüşvetle hemhal oluyorsa, onun kalbi haramla iştigal ediyor. Veyahut da o kimse hırsızlık yapıyorsa, kalbi haramla iştigal ediyor. Veyahut da o kimse işte ihalelerde bir usulsüzlük yapıyorsa, bir yolsuzluk yapıyorsa, onun kalbi haramla iştigal ediyor.
İşte böyle olursa o zaman o kimsenin sözü de, özü de, eli de, ayağı da, huzurları da harama çalışacak. Haramla iştigal edecek. Ama Cenab-ı Hak diyor ki, siz güzel olanı söyleyiniz. O zaman güzel olanı söyleyebilmemiz için bizim kalbimizin de güzel olması gerekiyor. Ve Cenab-ı Hak böyle yapmazlarsa, yani insanlar güzel konuşmazlarsa, birbirleriyle güzel güzel anlaşmazlarsa, insanlar birbirlerine güzel konuşmazsa, ikinci şey devreye gidiyor.
Ne? Kötü sözler devreye giriyor, şeytani sözler devreye giriyor, şeytanla alışverişler devreye giriyor. Çünkü böyle yapmazsa, kötü söz, Müslümanların, müminlerin arasını bozacak, insanların arasını bozacak. O sözde kalmayacak, bu sefer kötü söz, ardından fiiliyata dönüşecek. Nasıl fiiliyata dönüşecek? O kötü sözü duyan kimse, karşıdaki kimseden ya sözle intikam almaya çalışacak, ya da eliyle intikam almaya çalışacak. Ki bu da fiiliyata dönüşecek. Fiiliyata dönüşünce, insanların arasında bir düşmanlık olacak, bir çatışma olacak. Bakın, kötü söz bizi çatışmaya götürdü. Bizi birbirimize düşmanlığa götürdü. İyi söz ise bizi birbirimize dostluğa götürdü. İnsanların içerisinde barışa, sulha götürdü. O yüzden şeytanın işi, kovulduğundan beri Adem'in çocuklarını yoldan saptırmaktır.
Bu şeytanın işidir. Şeytan bunun vaadini Cenab-ı Hak'tan aldı. Dedi ki, ben kıyamete kadar senin kullarını saptırıcılardan olacağım. Cenab-ı Hak da ona dedi ki, sen benim iyi kullarımı, salih kullarımı saptıramazsın. O zaman şeytanın sapmasından muhafaza olmamız için bizim iyi kullardan, salih kullardan olmamız lazım. Ve şeytanın insanı olan düşmanlığı açık, saklı gizli değil. O yüzden Müslümanlar birbirlerine karşı sert davranıp, sert sözler söylüyorlarsa, bilsinler ki şeytan onların içerisine yuva yapmış. O inşaatı bitirmiş, salon salameş, ondan sonra yayla gibi bir kalp ama şeytan orada at koşturtuyor. Yani şeytanın oradan at koşturtmasını önleyecek yegane bir şey var, iman ve zikir.
Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, kötü konuşmak, küfretmek, çirkin sözler kullanmak herkes için çok kolaydır. Asıl zor olan şey, iyi sözler söylemek, Allah'ı zikretmek, salihlerle beraber olup salih ameller işlemektir. Bu çünkü nefisle mücadele, şeytanla mücadeleyi gerektirir. Eğer bir kimse nefsiyle, şeytanla mücadele edilemezse, o zaman o kimse ne yazık ki, ne yazık ki şeytana teslim olur, nefsine teslim olur ve kötü sözler söyleyenlerden olur.
Zümer Suresi Ayet 18 O halde sözü dinleyip, sonra da en güzelini tatbik eden kullarımı müjdele. İşte onlardır Allah'ın hidayetine mahsur olanlar ve işte onlardır aklı selim sahibi olanlar. O zaman sözü dinleyip de en güzelini tatbik eden kullara da ne var? Müjde var. İyi sözleri dinleyip en güzelini tatbik eden, yani dinledi, tatbik edecek, fiilyata geçirecek, eyleme geçirecek.
Müslümanlar biliyorlar, eyleme geçirmiyorlar. Müslümanlar biliyorlar ama ne yazık ki onun fiilyatını, en fiilyatını işlemiyorlar. Sıkıntı bu zaten. Yoksa zahir manada sahabenin bilmediği kadar ayet biliyoruz, sahabenin bilmediği kadar biz zahir manada hadis biliyoruz. Ama ne yazık ki biz sahabenin tabiri caizse, öyle söylemiş büyükler, biz atının burnunun üzerindeki terinin tozu dahi olamıyoruz.
Allah bizi affetsin inşallah. Kötü söz, Müslümanların, müminlerin aralarını açıyor, eş ve eşlerin aralarını açıyor, anne babayla çocuklarının aralarını açıyor, toplulukların aralarını açıyor, insanların içerisine fitne tohumu döküyor, insanların içerisine düşmanlık ve çatışma tohumları döküyor ve insanlar ne yazık ki o çatışmanın, o düşmanlığın içerisinde birbirlerini yiyip bitiriyorlar. Hani bir hadis-i şerif var, ahir zamanla alakalı. Ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki, ölen neden öldüğünü, öldüren neden öldürdüğünü bilemeyecek. Yani o kötü sözler, o kötü fiiliyatlar, o kötü düşünceler hızla büyüyor, kar topu gibi oluyor ve insanlar birbirlerini ama bilerek, ama bilmeyerek düşman ediyorlar, ama bilerek, ama bilmeyerek çatışma ortamı çıkıyor.
Çok rahat bir kimse klavyenin başına geçip istediği kimseye hakaret edebiliyor, istediği kimseye küfür edebiliyor, klavyenin başında istediğini istediği gibi yapmaya çalışıyor. Bu müminlerin arasında dahi böyle bir kötü bir adet, kötü bir ahlak oldu. Bakıyorsun hakaret eden imam, bir bakıyorsun hakaret eden hafız, bir bakıyorsun küfreden bilmem hangi dergaha müntesip bir kimse, bir bakıyorsun küfreden bilmem hangi dini tabana sahip olan bir partinin müntesibi, küfredene bir bakıyorsun sakallı, küfredene bir bakıyorsun örtülü Allah muhafaza eylesin.
Yani insanlar artık insanların dil hakimiyetleri kalmamış. Hele bu sosyal medya denilen, iyiye kullanılırsa Kur'an ve sünnete hizmet eden ama kötüye kullanılırsa şeytana hizmet eden bu olgu, şeytanlaşmış insanların arenası haline geliyor. Ve insanlar önlerine gelen küfrediyor, önlerine gelene hakaret ediyor, önlerine gelene ne yazık ki onların haysiyetlerini ve şereflerini katletmeye çalışıyorlar. Ve öyle bir hal oldu ki insanların içerisinde sosyal medya savaşları oluyor. Allah bizleri muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak bizi inşallah Kur'an ve sünnet dairesinde daim eylesin. Bir Muaz bin Cebel'in yaşadığı bir hadise var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle yürürken Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine diyor ki Ey Allah'ın Resulü seni rahatsız etmeyeceksem yanına yaklaşmama izin verir misin diyor.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine yaklaş yaklaş diyor. Ve yan yana ilerlemeye başlıyorlar. Hz. Muaz canım sana feda olsun ya Resulallah. Cenab-ı Mevla'dan niyazım benim emanetimi senden önce almasıdır. Allah göstermesin eğer sen bizden önce vefat edersen senden sonra hangi ibadetleri yapalım diye soruyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu soruya cevap vermiyor. Susuyor. Bunun üzerine Muaz diyor ki Allah yolunda cihat mı edelim ya Resulallah. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah yolunda cihat çok güzel şeydir. Ama insanlar için bundan daha hayırlı ameller vardır buyuruyor. Bu sefer Muaz bin Cebel diyor ki yani oruç tutmak zekat vermek mi?
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki oruç tutmak zekat vermek de güzeldir. Muaz bu minval üzerine insanoğlunun yaptığı bütün iyilikleri sayıp döküyor. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o salih amelleri döküldükçe hep diyor ki insanlar için bundan daha hayırlısı vardır. İnsanlar için bundan daha hayırlısı vardır. Hazreti Muaz en sonunda diyor ki anam babam sana kurban olsun ya Resulallah. Allah insanlar için bunlardan daha hayırlı ne olabilir diye soruyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki hayır konuşmayacaksan sus. Tekrar söyleyeyim hayır konuşmayacaksan sus buyuruyor.
Muaz diyor ki ya Resulallah konuştuklarımızdan dolayı hesaba mı çekileceğiz? Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Muaz'ın dizine hafifçe dokunuyor ve şöyle söylüyor. Allah hayırını versin Muaz. İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen dillerinin söylediğinden başkası nedir ki? Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya faydalı söz söylesin veya sussun, zaralı söz söylemesin buyurdu.
Kim Allah'a ve Resulüne kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya faydalı söz söylesin veya sussun, zaralı söz söylemesin buyurdu. Bunu hakim nakletmiş bize. İşte kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler bakın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin böyle çok hadisine önemli olan meselelerde bu sözü çok duyarsınız.
Kim Allah'a ve ahiret gününe inandıysa veya kim Allah ve Resulüne iman ettiyse sözünün başına bunu koyuyorsa bilin ki bu çok önemlidir. Burada çok dikkatli olmak gerekir. Eğer o çok önemli bir kimse yerine getirmezse o çok dikkati yerine getirmezse o zaman gaflete düşebilir. Allah muhafaza eylesin. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya faydalı söz söylesin veya sussun, zararlı söz söylemesin buyurdu.
İşte kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler biz dilimizi zararlı söze kapatmakla mükellefiz. Biz kendimizce Allah'ı sevme, Resulünü sevme iddiasında bulunan bir topluluğuz. Kim Allah ve Resulünü sevme iddiası taşıyorsa o zaman o kötü söz kullanmayacak. Eşlerimize, çocuklarımıza, kardeşlerimize, komşularımıza, mahallemizdeki insanlara, iş yaptığımız insanlara kötü söz söylemeyeceğiz.
Ve kötü davranışlarda bulunmayacağız. Bilhassa erkekler gücünüzü eşlerinizin üzerinde sınamayın. Gücünüzü çocuklarınızın üzerinde sınamayın. Eşlerinize ve çocuklarınıza hakaret etmeniz, kadınlarınıza ve kızlarınıza veya erkek çocuklarınıza hakaret etmeniz size bir şey kazandırmaz. Kadınlar, asla ve asla kocalarınıza hakaret etmeyin. Asla ve asla çocuklarınıza hakaret etmeyin. Sizden sonra gelecek olan nesillere kötü ahlak, miras bırakmayın. Sizden sonra gelecek olan nesillere hiçbir anne baba kötü bir miras bırakmasın. Kötü bir ahlak bırakmasın. Kötü bir dil bırakmasın. Kötü dil Kur'an ve sünnetten uzaktır. Şeytana aittir.
Bir kadın kocasına hakaret ediyorsa onun kalbine şeytan oturmuştur. Bir erkek eşine, karısına hakaret ediyorsa onun kalbine şeytan oturmuştur. Bir anne baba çocuklarına hakaret ediyorsa onun gönlüne şeytan oturmuştur. Eğer bir çocuk anne ve babasına hakaret ediyorsa onun gönlüne şeytan oturmuştur. Orada şeytan hakimdir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden belki de bu hadis-i şerif uzundu ama ve lakin önemli gördüm. Önemli görmemin sebebi şu. Kötü söz bütün insanlardaki iyilikleri yok edip gidiyor. İyi söz ise cihad etmekten de zekat vermekten de iyi söz söylemek. Nafile ibadetlerin en yükseği. Kıymetli dostlar, sufi standlı olanların ağzından küfür çıkmayacak.
Sufi standlı olanlar ağızlarından hakaret çıkmayacak. Sufi standlı olanlar birinci derecedeki etraflarına kötü söz söyleyerekten onlara zulmetmeyecekler. Hem siz eşlere kötü sözler söyleyeceksiniz. Hakaret edeceksiniz. Hem de seyr-i sülük mü bekleyeceksiniz. Hem siz Kur'an ve sünnetin emrettiği şekilde yaşamayacaksınız. Güzel ahlak sahibi olmayacaksınız. Hem de siz seyr-i sülük bekleyeceksiniz. Öyle mi? Hem de diyeceksiniz ki biz neden güzel rüyalar görmüyoruz. Biz neden güzel haller görmüyoruz. Neden üstadımız bize şöyle davrandı. Neden fişmanca böyle davrandı diyeceksiniz. Kıymetli dostlar. İnsanların nefesleri belli. Ömürleri de belli üçe aşağı beş yukarı.
Eğer siz bu dünyaya zulmetmeye geldiyseniz o zaman sufilik yolunda işiniz ne? Eğer siz hem ders alıp hem sufi olup hem şeytanın emrinde koşacaksanız sizin sufilik yolunda ne işiniz var? Allah muhafaza eylesin. Bunu söylemek istemem ama adı mümin dili kafir. Adı mümin dili fasık. Adı mümin dili münafık. Adı mümin Müslüman. Ama dili zalim. Bunlardan olmayalım. Adı müslüman olup zalimlerden, adı müslüman olup fasıklardan, adı müslüman olup münafıklardan, adı müslüman olup kafirlerden olmayalım. Dilimize dikkat edelim. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak çünkü dili o kadar çok önemsedi ki, dili o kadar çok önemsedi ki, dille alakalı insanlar hani bir meşhur bir hadis-i şerif daha var ya, insan diyor cennete bir arşın kalır.
Tam cennete gireceği zaman, söylemiş olduğu bir kötü söz, onun cennete girmesini engeller ve o kimse cehenneme gider diyor. Ve insan tam cehenneme girecektir. Cehenneme bir arşın kalır. Yani bir karış kalır, bir adım kalır. Söylemiş olduğu iyi söz, onun önüne engel olur ve o cennete gider. Hadis-i şerif, o yüzden sözlerimize, dillerimize dikkat edeceğiz. Allah muhafaza eylesin. Yine sahabeden bir kimse geliyor. Ey Allah'ın Resulü, kurtuluş nedir? Kurtuluş nedir? Bakın sahabe dönüyor, dolaşıyor, yanıyor, yıkılıyor, kurtuluşu soruyor. Sahabe yanıp, yıkılıp, gelip de ben nasıl zengin olurum sormuyor. Sahabe Hazreti Muhammed Mustafa'ya, kurtuluşun nerede olduğunu soruyor.
Sahabe Muhammed Mustafa'ya, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, cennetin yolunu soruyor. Cemalullah'ın yolunu soruyor. Allah'a dostluğun yolunu soruyor. Allah'a nasıl yakın olmanın yolunu soruyor. Sahabe çünkü, tabiri caizse, cenneti ve cehennemi görüyormuşçasına bir hayat yaşıyor. Hani ihsan mertebesi var ya, Allah'ı görüyormuşçasına yaşamak. İşte sahabe, o ihsan mertebesine koşuyor ve soruyor. Ey Allah'ın Resulü, kurtuluş nedir? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, ona diyor ki, dilini muhafaza et, dilini. Evin sana geniş olsun, ihtiyacının dışında evinden çıkma. İhtiyacının dışında evinden çıkma ve hatalarına ağla. Tirmizi de geçiyor bu hadis-i şerif.
Bakın, demek ki, kurtuluş neredeymiş? Dilini muhafaza etmekte, dilini korumakta, dilini kötü sözden uzak tutmakta, dilini kötü sözlerden, kötü fiiliyatların sözlerinden uzak tutacaksın. Evin sana geniş olsun. Demek ki, seni bu deccalist sistem 1 artı 1'e yerleştiriyor. Evini geniş tut. Git, tarlada al, bahçeden al, evin geniş olsun. Evin geniş olsun. Niçin? Gelen misafir sende rahat etsin. Evin geniş olsun. Misafirler için 6 odalı bir salonlu eve sahip olup da, evinde yatılı bir misafir kalmıyorsa, o evden hesap sorarlar senden. Sen öyle geniş bir evde oturup da, evinde zikrullah yoksa, evinde Kur'an yoksa, evinde ibadet yoksa, evinde Allah dostları gelip gitmiyorsa, evine Allah'ı zikredenler gelip gitmiyorsa, evinde ibadet değil de, şata, şatafat, gösteriş hakimse, o evden senden hesap soracaklar.
Sakın onu o evin hesabını vermeyeceğim zannetme. O ev geniş olacak. Akrabaların gelip gelecek, kalacak, iftar edecekler, yemek yiyecekler, evin geniş olacak, misafir olacaklar, evin geniş olacak, zikrullah alakası kurulacak, evin geniş olacak, evin geniş olacak, hafızlık alakası kurulacak, Kur'an okunacak, fıkıh öğrenilecek, hadis öğrenilecek, evin geniş olacak, aç, açık, meydanda bir kimse kaldıysa evinde misafir edeceksin. Ve bir ihtiyacın yok, herhangi bir ihtiyacın yok. Bu bayanlar için yeterli. Kalkıp da çarşı, pazar dolaşmayacaksınız. O alışveriş merkezi, bizim o alışveriş merkezi sizin avare avare dolaşmaz mümin bir kadın. Mümin bir erkek avare avare dolaşmaz. Ya canımız sıkıldı, hadi gidelim bir AVM gezelim. Canın sıkıldıysa otur Allah'ı zikret.
Canın sıkıldıysa otur, Kur'an-ı Kerim'den bir sayfa oku. Avare avare dolaşma. Ve ne? Hatalarına ağla. Muhakkak tövbe et, muhakkak günahlarına ağla. Muhakkak yanlışlıklarına ağla ki, kurtuluşa erenlerden eylesin. Allah muhafaza eylesin. Laf dolaştırma. Hadis-i şerif, kişiye yalan olarak her duyduğunu söylemesi yeter. Bugün sosyal medyada bu çok fazla. Bakın, aynı hataya bazen ben de düşüyorum. Arkadaşlar uyarıyorlar, burada bir sıkıntı var, bu haberde sıkıntı var diye. Ben de bana o haberi gönderen arkadaşlar, beni yanıltmazlar diye direkt kullandığım haberler, direkt kullandığım bazı sözler oluyor. Kendime distor ettim artık. Arkadaşlardan gelene de, benim kendi arkadaşlarımdan gelene de tekrar yeniden bakmaya karar verdim.
Çünkü yanılıyorlar, beni de yanıltıyorlar. Ben direkt bakmadan, çünkü ben arkadaşlarıma, kardeşlerime güvenirim. Onlardan bana bir haber gelirse ben onu sorgulamam. Ama ne yazık ki bu konuda titiz davranmıyor bazı kardeşlerimiz, davranmamışlar. Benim de yanılmama sebep oldular. Sonra başka arkadaşlar uyardılar, bu resim onun değildi, bunundu. Bunun üzerinde oynanma yapılmış, oynanma yapılmamış. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kişiye yalan olarak duyduğunu söylemesi yeter. Hakikatin hakikati var. Hakikati ara. Dilini muhafaza et. Ben duydum dediğinde, söylediğinde yalan olarak yeter. Ben böyle duydum diyeni de dinleme. Neden? Yalan dinliyorsun. Allah muhafaza eylesin.
Müthiş hadis-i şerif. İnsanoğlunun her sözü aleyhinedir. İnsanoğlunun her sözü, aleyhinedir. Ancak iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak yahut Allah'ı zikretmek müstesnadır. Tirmizi. Demek ki, ya iyiliği emredeceğiz, ya kötülükten uzaklaştırmak, alıkoymak için konuşacağız, ya da Allah'ı zikredeceğiz.
Başka bir alternatif yok. Allah muhafaza eylesin inşallah. Cenab-ı Hakk cümlemizi korusun. Bir hadis-i şerif daha söyleyeyim. Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir. Tirmizeli. Rabbim muhafaza eylesin. Evet, böyle küçük küçük, böyle tabiri caizse küçük cümle ve kelimelerle dilin afetlerini sıra alacağım. Çok da vaktinizi almak istemiyorum. Hakkınızı helal edin inşallah. Malayani konuşmak, yani boş sözler konuşmak, boş muhabbet etmek. Yani sözünün astığı astarı yok, boş konuşuyorlar ya. Bunlar dilin afetleri bunlar bakın. Fuzili konuşmak, boşu boşuna konuşmak, gereksiz konuşmalar Allah muhafaza eylesin. Bunlar ne? Dilin afetleri.
Batıla dalıp batıl konuşmak. Batıl, Kur'an ve sünnetten uzak, vatanın, milletin faydasından uzak olan bu batıl şeyleri konuşmak. Allah muhafaza eylesin. İnsanlarla olur olmaz devamlı münakişe etmek. Devamlı onlarla böyle sözlü mücadele etmek. İnsanlar vardır ya, devamlı dilleriyle münakişe ederler, mücadele ederler, doğru yanlış bakmazlar. Böyle habire münakişe ederler. Bilhassa bu dini meselelerde daha fazla oluyor. Arkadaşlar, din münakaşa yeri değildir. Din münakaşa edilecek bir şey de değildir. Din iman edip iyi amel işlemektir. Eğer bir kimse iman etti, etti, etmedi, etmedi. Bizi ilgilendirmez. Bizden imanla alakalı bir bilgi istiyorsa veririz. Ama dini meseleleri münakaşa etmeyiz.
Dini meselelerle alakalı böyle kalkıp da insanlarla dövüşmeyiz, kavga etmeyiz. Le küm dini küm veliye din. Senin dinin sana, benim dinin bana. Münakaşa gerek yok. Düşmanlık, dilde düşmanlığın hakim olması. Allah muhafaza eylesin. Dili nafatı. Böyle insanların arasında yapmacık konuşmalar vardır. Dilimizi bu yapmacık konuşmalardan uzak tutacağız. Yapmacık düşünmeyeceğiz. Yapmacık gözyaşı akıtmaya çalışmayacağız. Yapmacık yüzümüzü buruşturmayacağız. Yapmacık konuşmayacağız. Allah muhafaza eylesin. Karşındaki insanlara sövmek. Karşındaki kimselere çirkin sözler kullanmak. Allah muhafaza eylesin. Dilimizi bunlardan koruyacağız. Müminlere lanet okumaktan, müminlere lanet etmekten uzak duracağız.
Kafirlere lanet edilmiş mi? Evet. Münafıklara lanet edilmiş mi? Evet. Ama müminlere lanet edilmemiş. Veyahut da bazı fiiliyatlara lanet okunmuş. Eşcinselliğe devam edenler için. Veyahut da fıtratı bozanlar için. Bunlarla alakalı hadisler var. Sahih. Yani işte kim saçına saç eklerse, dövümü vurdurursa, hani dövme yaptırırsa. Kim eşcinsellik yaparsa yani kadın kadına yaklaşırsa, erkek erkeğe yaklaşırsa. Allah ona lanet etsin. Kim eşine arkadan yaklaşırsa Allah ona lanet etsin. Yani ters ilişki dediğimiz şey. Bunlar Allah muhafaza eylesin. Böyle toplumu rahatsız eden adaletsizlikler. Onlara Allah lanet etsin diye hadis-i şerifler var. O zaman normalde mesela bir kimse şunu diyebilir.
Eşcinsellik lanetlenmiş bir fiiliyattır. Eyvallah. Eşcinselliği sevmek de o zaman lanetlendi. Örneğin. Çünkü bir şey haramsa, lanetlikse onu sevmek de lanetliktir. Allah muhafaza eylesin. İşte böyle insanların şeytaniyetini, nefis nefsini galayana getirecek sözler söylemek, bunları terennüm haline getirmek, şeytani batıl fiiliyatları veyahut da düşünceleri övmek, metetmek.
Allah muhafaza eylesin. İnsanlara ağır mizah, şaka, insanların şerefini, şanını düşürecek namuslu insanların namuslarının üzerinde şerefli ve haysiyetli insanların şerefleri ve haysiyetleri üzerinde mizah yapmak. Allah muhafaza eylesin. Şaka yapmak. Bunlar da dili nafatları. İnsanlarla alay etmek. Bir arkadaşınla, bir komşunla, kardeşinle, anne babanla, çocuklarınla veyahut da bilindik bilinmedik mümin bir kimseyi alaya almak, onunla alay etmek.
Bir kimsenin sırrını yaymak. Yani bir insanlar arkadaş oluyor, dost oluyorlar. Bir bakıyorsunuz sonra, yani o kimseyle dostluğu bitiyor. Onun bir sırrına vakıf olmuş ya, onun sırrını yayıyor etrafa. Hani onun böyle açmazı olmuş veyahut da o böyle sıkıntılı bir hali olmuş, onun o sıkıntılı halini, açmazını insanlara yayıyor. Veyahut da işte karı koca birbirlerine bir sıkıntılarını, bir problemlerini veyahut da yaşadığı bir şey anlatmış. Karı koca sıkıntıya düştüklerinde o meseleyi gündeme getirip birbirlerine vuruyorlar. Örneğin, hani bel altı vurmak diyorlar ya, onun gibi Allah muhafaza eylesin. Sırrı yaymak, bakın bu çok önemli. Bir kadın kocasının sırrını yayarsa veya kocasının sırrını, kocasının karşına hakaretvari bir şekilde söylerse, o hani var ya, nemmamlıkla alakalı ayet-i kerime, onlar damgalanmışlardır, onun ayet-i kerimesini.
Hani biliyorsunuz, İbni Mesut'tu bu meseleyi şerh ederken, onlar diyor, hani çok özür dilerim ama, hani işte annesi babası belli olsa dahi, onlar gayrimeşru çocuklardır diyor. Bakın, burası çok önemli. Bir arkadaşınızın sırrını yayarsanız, bir dostunuzun sırrını yayarsanız, onun istemediği, duyulmasını istemediği bir şeyi, bir başkasına aktarırsanız, nemmamlardan olursunuz. Ve ne yazık ki, o İbni Mesut'un dediği, İbni Mesut'tu değil mi, o şeyden nemmamlıkla alakalı helallar, haramları aç bakayım bir, yanılmayayım. Açabildin mi?
Tamam açtım. İbni Mübarek'miş, evet. İbni Mübarek Hazretleri, sır tutmadan ve oraya buraya sözü gezdirmekten dolayı bunları gayrimeşru çocuktur diyor. Bakın, çok ağır bir mesele bu. O yüzden bugün toplumun içerisinde dolaşıyor bu. Yani, bu böyle sır tutmamak, Allah'ın lanetlediği bir fiilyat. Rabbi muhafaza eylesin. O yüzden, birisinin söylenilmesini istemediği bir sırrı var. Onu siz yayarsanız, bu ne yazık ki Allah muhafaza eylesin. İbni Mübarek'in söylediği bu söze duçar olursunuz. O yüzden insanların sırlarını yaymayın. Olmuştur, bir hata yapmıştır, bir kusur işlemiştir daha önce. Bunu bir başkasına aktarmak, bir başkasına söylemeye mecburiyetliğin yok senin.
Veyahut da bir kimsenin istemediği bir şey vardır. Bunu kalkıp da etrafa yaymanın bir anlamı yok. Yalan yere söz vermek, dilin afetleri. Ben filanca gün sana geleceğim, git kardeşim ne gitmedin? Yalan yere söz veriyor insanlar. Yapamayacağınız bir şey için söz vermeyin. Sufi kardeşler, buna dikkat edin. Bir şeyi yapamayacaksınız. Ben şu gün gelirim deme, ben buraya katılacağım deme, ben bunu böyle yapacağım deme. Yapamayacaksan söz verme. Bilhassa vakfın içerisinde iş yapanlar, vakfın içerisinde vakfın işlerini yapanlar buna daha çok dikkat edecekler. Söz vermeyecekler.
Bunu yapamıyorsak ben bunu yapamıyorum diyecek. Gelemeyecek, ben bunu gelemiyorum diyecek. Söz veriyor. Adam yerine getirmiyor. Kardeşim senden zorla mı söz aldık ya? Yapmayacaksan yapmayacağım de. Allah muhafaza eylesin. Yalan yere konuşmak, yalan yere yemin etmek. Bakın yalan yere konuşmak, yalan yere yemin etmek. Allah muhafaza eylesin. Yalan nerede geçerliydi? Eşlerin birbirlerinin gönüllerini almak için, birbirlerinin rızalarını sağlamak için. Bir kimsenin böyle hani tabiri caizse pembe yalanlar diyorlar ya, pembe yalanlar söylemesi. Eşin gönlünü almak için. Kadının kocasına, kocanın da karısının gönlünü almak için. Hani aslında kadın kilolu, adama soruyor, kilolu muyum diyor.
Aa çok iyisin diyor. Adam diyemiyor ona, ya kilom var. Yani veyahut da adam kilolu, kadın diyemiyor ona, senin kilon var diye. Aa çok iyisin sen böyle, hiçbir sıkıntı yok. Nerede senin kilon diyor. Adamın göbeği bir metre önden gidiyor. Adamdan önde gidiyor. Salim de bakıyor oradan bu ben miyim diye. Sen değilsin Salim. Seninki bir metre değil çünkü. Allah muhafaza eylesin. O zaman böyle tatlı, hani pembe yalan dedikleri toplumda, eşlerin birbirlerinin hoşnut etmesi, birbirlerinin memnun etmesi için. İkincisi ne, harpte yalan söyleme. Yani düşmanını aldatma. Çünkü harp bir hileden ibarettir. Hadis-i şerif, harp hutadır, harp hutadır, harp hutadır.
Huta hile demek. Harp halindesin. Müslümanlar, müminler gavurlarla harp halinde. Müminler, münafıklarla harp halinde. Müminler, din düşmanlarıyla harp halinde. Müminler, tekke düşmanı, cami düşmanı, sema düşmanı, zikir düşmanı, Müslüman görünümlü münafıklarla harp halinde. O zaman, dikkatli olacağız. Neden? Ya öyle Müslüman görünümlü, cami düşmanı, tekke düşmanı, sema düşmanı, zikir düşmanı, öyle mümin görünümünde, Kur'an düşmanı, sünnet düşmanı, fıkıh düşmanı, mezhep düşmanı, meşhep düşmanı var ki, bunlar Müslüman görüntülü. Bunlar normalde kartal görünümlü, şahin gibi bunlar. Bunlar şahin de değil.
Bunlar böyle uzaktan bakarsan, bunları aslan görüyorsun. Ama yaklaştığın zaman, bir bakıyorsun ki bunlar çakal bile değil. O zaman, harp hutadır. Dikkatli olacaksın. Düşmana kalkıp da sırrını vermeyeceksin. Ve yakalanıyorlar ya devletler nezdinde bir ara işte, Türkiye'nin milli silah sanayinin formüllerini dışarı peşkeş çekmeye, satmaya çalışan bir adamın birisi, evinde eurolarla, dolarlarla yakalandıydı.
Bunun gibi. Bunların tabii, bunlar olmaması gereken şeyler. Ama adam yapıyor ya, işte düşmanına ne yapacaksın? Aldatacaksın, düşmanını kandıracaksın, sağ göstereceksin, sol vuracaksın, sol göstereceksin, sağ vuracaksın. Öbürkü neydi? Üçüncüsü, iki Müslümanın arasında barışı sağlamak için söylenen yalan. Bu üçünün haricinde, o zaman insanlar dikkat edecekler. Mümin kardeşini aldatmayacaksın. Mümin kardeşini aldatan bizden değil. Mümin, mümini aldatmaz. Mümin, mümini kandırmaz. Mümin, mümine ne yapar? Yalan yere konuşmaz. Yalan yere, mümin, mümine yemin etmez. Mümin, mümine yalnız. Bunun hükmü, darül İslam'da, darül Harp'te değişir.
Bunu da bilmiyorlar insanlar. Yani bir tanesine ne? Dilin afatı, en büyük afatlardan birisi. Gıybet etmek. Allah muhafaza eylesin. Öbürküsü ne? Dilin afatı söz taşımak. Bu oyuna sözü gezdiriyor o. Dilin afatı ne? İki dilli olmak. İki dilli. Çatal. Dilin afatı ne? İnsanları yüzüne övmek. Bir avuç toprak atın diyordu ya. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Öveceksen arkasından öv. De ki iyi adamdır. De ki cömert adamdır. De ki bize ilim öğretti. De ki bizim elimizden tuttu. Arkasından, yüzüne karşı değil. Allah muhafaza eylesin. Ve konuşurken söylediğiniz sözlerdeki gizli hataları görmemek.
Dilin afatı. Salim ben seni severim ama sen de böyle böyle yapıyorsun. Ne alakası var Salim'i eleştirdin? Saklı gizli eleştirdin. Hem diyeceksin ki Salim'i seveceksin. Hem de Salim'i normalde işte kendince yüzüne onun eleştireceksin. Nasihat et. Eleştirme. Nasihata evet. Eleştiriye hayır. Yemekteyiz programında sanki herkes. Milletin önüne öyle bir programlar koydular ki. Herkes birbirini acımasızca eleştiriyor. İslam nasihat eder. Din nasihattir. Allah muhafaza eylesin. Bir de ne? Gereksiz böyle yersiz sorular sormak insanlara. Nereye gidiyorsun? Sana ne?
Nereden gideceksin? Sana ne kardeşim ya? Yersiz soru sorma. Toplum içerisinde adam sana cevap bulmak zorunda mı? Yersiz sorular. Bizi seni ilgilendirmeyen şeyleri sormak. Hani vardı ya hadis-i şerifte ne dedik? Kişinin, Müslümanın kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi. Müslümanlığının güzelliğindendir.
O zaman yersiz sorular sorma. Gereksiz sorular sorma. Seni ilgilendirmeyen sorular sorma. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun inşallah cümlemizi. Evet. Bu tabii bunların üzerine koca Yunus'tan bir dörtlük. Sözü bilen kişinin yüzünü ayede bir söz. Sözü pişirip diyenin işini sayede bir söz. Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı, söz ola ağlı aşı bal ile ya ede bir söz.
Rabbim cümlemizin sözlerini korusun muhafaza eylesin inşallah. Âlâ suresi ayet 9 O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver. İsra ayet 36 Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsi de ondan sorumludur. Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin. Bir ilanımız var. Bu uyuşturucu bağımlılığıyla alakalı bir panel var. 20 Haziran pazar günü. Bugün de varmış. Yarın da saat 13'te inşallah. Bayan kardeşlerin yapacak olduğu bir uyuşturucu bağımlılığı paneli. Kıymetli arkadaşlar, kıymetli dostlar.
Bu konuya değinmek istiyorum. Gün geçmiyor ki, hemen hemen günde 2-3-4 tane burayı iyi dinleyin. Gün geçmiyor ki, 2-3-4 tane bayan kardeş eşinin uyuşturucu bağımlılığı olup da bundan şikayet etmemiş olsun. Bu kimyasal uyuşturucular o kadar böyle edinimleri kolaylaşmış ki, o kadar kolaylaşmış ki, insanların arasında tabiri caizse gizli açık bu kimyasal uyuşturucu bağımlılığı aldı götürdü insanları.
Ve bu kimyasal uyuşturucu kullananların aklı gidiyor. Akıl namına bir şey kalmıyor. Bakın, akıl namına bir şey kalmıyor. Çok özür dilerim. Bunu buralardan konuşmak istemiyorum ama çocuklarınızın eğitimine, çocuklarınızın korunmasını, muhafazasını titizlenmeniz için söylüyorum. İster erkek çocuğunuz olsun, ister kız çocuğunuz olsun, çocuklarınızı koruyup kollayın. Uyuşturucu bağımlılığından uzak tutun, bağımlılarından da uzak tutun. Uyuşturucuya karşı onları muhakkak muhakkak bilinçlendirin. Bir küçücük sigarayla başlıyor. O uyuşturucu kullanan okul arkadaşı çocuğun, mahalle arkadaşı sigaranın içerisine tütününü döküp içine küçücük bir tane kimyasal uyuşturucu tozu gibi böyle kırıntısını koyuyor.
O çocuk bir sigara içmek, ertesi gün bir sigarada uyuşturucu bağımlısı oluyor. Ve ne yazık ki kız erkek ayrıştırmadan bu uyuşturucu belası, bu uyuşturucu şerefsizliği bizim toplumumuzun içerisine yerleşti. Ve bu uyuşturucu bağımlısı erkeklerle evlenen kadınların namusları, şerefleri, haysiyetleri tehlike altında. Bu uyuşturucu bağımlısı kadın ve erkeklerin kendilerinin de namusları, şerefleri, haysiyetleri tehlike altında.
Bu uyuşturucu müptelası, bu uyuşturucu belasına bulaşan insanların çocuklarının da namusları tehlike altında. Ailelerinin de namusları tehlike altında. Öyle şeyler söylüyorlar bana, öyle şeyler dinliyorum ki akla hayale gelmeyecek şeyler. Dinlerken kalbinizin parçalanacağı, aklınızın duracağı, vücudunuzun pert olacağı, pislikler, vücudunuzun pert olacağı necasetler dinliyorum.
Anneler dinliyorum, çocuklarının yaptıklarını söylüyorlar. Anneler dinliyorum, kızlarının yaptıklarını söylüyorlar. Aileler dinliyorum, kocalarının yaptıklarını söylüyorlar. Ve ne yazık ki o adam o uyuşturucuyu kullanınca, o 9 yaşındaki, 10 yaşındaki kızını kız gibi, kendi kızı gibi görmüyor. O adam ne yazık ki uyuşturucuyu kullanınca, kız kardeşini kız kardeşi gibi görmüyor. O adam ne yazık ki o uyuşturucuları kullanınca, annesini anne gibi, teyzesini teyze gibi görmüyor. Halasını hala gibi görmüyor. Baldızını baldız gibi görmüyor. Ve bu meselede o kadar derinlemesine anlatılması mümkün olmayan, insanların duymasının dahi içini kaldıracak, iğreneceği şeyler yaşanıyor ki, toplum bunun farkında.
Ama kullanmayanlar bunun farkında değil. Ama evinde bir uyuşturucu müptelası bağımlısı olan bir kimse, bunu acımasız bir şekilde yaşıyor. Ve bunun sonu yok. Bu kimyasal uyuşturucu kullananlar, ne yazık ki bunu bırakamıyorlar. Tedavilere cevap veremiyorlar. Bunların tedavisi yok. Lütfen Allah rızası için, Allah için, bütün anne babalara sesleniyorum. Çocuklarınızın peşinden düşmeyin. Çocuklarınızı koruyun. Çocuklarınızı kollayın. Uyuşturucu çeteleri, uyuşturucu kullananlar, sokak başlarında, okul önlerinde, kafelerde, ne yazık ki, motor sikletli kuryelerle dolaştırıyorlar. Zannetmeyin ki o kuryeler yemek dağıtıyor. Zannetmeyin ki insanlar orada burada, sanki kafede, mafede, orada burada, kafelerde dolaşıyor.
Uyuşturucu almış, götürmüş kendini. Bakın ne diyorum size. Ve bu telefon açanlara, gidin polise bunu aktarın. Gidin bunlara savcılıkları anlatın dediğimde, kadın ağlıyor. Diyor ki bana tecavüz eden oğlumu mu anlatayım? Kadın ağlıyor. Diyor ki bana tecavüz eden yeğenimi mi anlatayım? Kadın ağlıyor, kız ağlıyor. Bana sarkıntılık yapan abimi mi anlatayım? Dayımı mı anlatayım? Amcamı mı anlatayım? Diyor. Bakın bu uyuşturucuyla alakalı mücadeleye çok önem veriyorum. Bu kardeşlere de özellikle rica ediyorum. Bu konularda bayan kardeşler bu konuda çok böyle uğraş veriyorlar. Samimi söylüyorum. Bu çocuklarınızı, bu programları dinletin. Çocuklarınızı bu programlara katın. Hatta anneler, babalar, hadi kadınların platformunun işi bu.
Ama bayanlar muhakkak bu uyuşturucuyla alakalı bilgilendirme programlarına katılsınlar. Çocuklarını takip etsinler çünkü. Onların davranış biçimlerine dikkat etsinler. Kadınlar bu programları dinlesinler. Eşlerinin davranış bozukluklarını görsünler çünkü. Kadın kimyasal uyuşturucu bilmiyor ki. Adamın neler yaptığını bilmiyor. Yani normalde çünkü farklı şeylerde. Bakın açık açık söylüyorum. Bu uyuşturucudan dolayı eşlerini satanlar, uyuşturucudan dolayı kızlarının namuslarını peşkeş çekenler, uyuşturucudan dolayı baldızını, kardeşini, annesini satıp peşkeş çekenler. Geçenlerde bir haber vardı. Televizyonlarda da gösterdi. Adana'da bir anne oğlunun öldüğü günü kendisine bayram günü olarak ilan etti.
Oğlu motora binmiş, motorla deniz sulama kanalına düşmüş. Sulama kanalında ölmüş. İbretle izledim haberi. İbretle dinledim haberi. İbretle okudum internetten haberi. Kadının gözünde bir damla yaş yok. Kadın diyor ki, bugün benim bayram günüm. Oğlu ölmüş. Bayram günüm diyor. Soruyorlar kadına. Çünkü diyor, her gün ben ona uyuşturucu parası yetiştirecektim. Bu sözün arkasını siz deşeleyin. Ben her gün ona uyuşturucu parası vermek mükellefin dedim. Sebep dövüyor çünkü. Sebep satıyor çünkü. Sebep eline ne geçiyorsa yapıyor. Genç kızlara sesleniyorum. Bir kimse uyuşturucuyla bağlantısı var mı? Tespit ettiniz mi ettiniz?
Evlenmeyin onlarla. Evet. Kızlarını evlendirecek olan anne babalar. Çocuklarınızı sonuna kadar araştırın. Verecek oldunuz kimseyi. Uyuşturucuyla bağlantısı var ise kızını verme oraya. Göğsünü siper et kızının önünde verme. Evet verme. Göğsünü siper et verme. Oğlu uyuşturucuyla bağı olan anne babalar. Milletin kızlarının başını yakmayın. Ailelerin başını yakmayın. O çocuklarınıza gidip kız istemeyin. Yakmayın insanların başına. Allah muhafaza eylesin. O yüzden anne babalar çocuklarınıza dikkat edin. Çocuklarınızın üzerinde titizlenin.
Çocuklarınızın üzerinde evet titizlenin ya titizlenin. Çocuklarınız bunalabilir. Bunalsınlar. Titizlenin çocuklarınızın üzerinde. Çocuklarınızı koruyun. Genç kızlar. Uyuşturucuyla bağı mı var adamın? Yok bırakmış da yok bırakıyormuş da. Geç kardeşim. Geç. Geç. Artık bu kimyasalları bırakabilen çok az. Yalan söylüyorlar. Bıraktık diyorlar. Yalan söylüyorlar. Yalan söylüyorlar. Ve aileler helak oluyor. Aileler perişan oluyor. Aileler ne yazık ki yanıyor. Yıkılıyor aileler. Gerçekten yıkılıyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kardeşlerimize nasihatımdır. Yarın uyuşturucuyla alakalı bir bayan kardeşlere panel var. Lütfen herkes bu paneli inşallah dinlesinler.
Allah muhafaza eylesin. Bu paneli muhakkak katılsınlar. Ve uyuşturucuyla alakalı bilgilensinler. Haklarınızı helal edin inşallah. Bir kardeşimizin sorusu vardı. Onu buraya not olarak almıştım ben muhakkak konuşayım diye. cezbeyle alakalı bir soruydu. Cezbeyle alakalı soruydu. Soru şu. Annemin sorusu diye geldi. Selamünaleyküm şeyhim Mustafa Özba efendi. Selamünaleyküm ben bir sohbet veya bir zikrullah alakasına katılınca. Daha önce de şimdi de cezbe hali yaşıyorum. Sonra kendimi toparlayamıyorum. Tüm azalarım ağrıyor. Birkaç gün çekiyorum. Bunun altını çizin.
Tüm azalarım ağrıyor. Birkaç gün bu ağrıyı, acıyı çekiyorum. Sizin cezbeyi doğru bulmadığınızı öğrendim. Bana ne emredersiniz? Soru bu. Şimdi bununla alakalı önümüzdeki salıya cezbe ne? Nasıl olması gerekir? Bizim bu konudaki anlayışımız ne? Genişlemesine salı günü inşallah bununla alakalı sohbet edeceğim. Ama şunun altını çizeyim. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler. Biz cezbenin hakikisini öyle söyleyeyim. Gerçeğine karşı değiliz. Yok cezbe haktır. Bakın cezbe haktır. Ben burada hani özellikle altını çizdim ya. Bak ne diyor? Cezbe hali yaşıyorum. Sonra kendimi toparlayamıyorum.
Tüm azalarım ağrıyor. Birkaç gün bu ağrıları çekiyorum. El hak doğru. Bu cezbe hak. Öyle söyleyeyim. Bu cezbeye söyleyecek kimsenin bir sözü yok. Ben cezbelendim deyip nefsinden yapılanlara karşıyım. Cezbeye karşı değilim. Arkadaş cezbe geçiriyor. Kendince heva hevesine uymuş. Bakın bu annemizde ben soruyu soranın çünkü benim normalde direkt bana soruldu. Bu annemizi tanıyorum ben. Tanıdığım için söylemiyorum. Buradaki bu hali anlatmış ya altına. Evet bu hak. Biz cezbeye bizim itirazımız yok. Cezbe sufilin bir kendi içerisinde bir parçası öyle söyleyeyim. Ve cezbe haktır.
Bu konuda bizim karşı olmamız mümkün değil. Biz cezbelendim deyip hakikate uymayan hallere karşıyız. Biz ilhama inanırız. Salih insanlara Cenab-ı Hak ilham eder. Salihlere ilham eder. Ve Cenab-ı Hak, Cenab-ı Hak mümin kimselere ilham eder. Arıya ilham eden Allah derişe mi ilham etmeyecek? Ama ilham ile o kimsenin hayalini karıştırıyorlar. O kimse hayalini ilham zannediyor. Ben hayali de kabul ederim. Ama hayali hakikat olarak görmem. O yüzden arkadaşlarımız, kardeşlerimiz hayalle hakikati ayırt edebilecek noktada insan çok az. Hayali hakikat olarak aktarıyor.
Hayali ilham olarak aktarıyor. Burası sıkıntılı. Veya birisi diyor ki, Bana ilham geldi, Cevdet sen orada o koltuktan kalk, bu koltuğa otur. Cevdet de kalkıyor, o koltuktan bu koltuğa oturuyor. Ne oldu? Filanca ilham geldi ama. Allah Allah ya. Senin ilhamına mı tabiyiz biz? Sana ilham eden Allah bana da ilham etsin. Güç mü yetiremeyecek o? Sen benim şeyhim misin? Bana şeyhim derse bu koltuktan kalk buraya otur, ben otururum onu. Oraya otursam, kalk öbür tarafa otur dese bir daha kalkarım. Kalk bir daha bu tarafa otur, kalkar bir daha otururum oraya. Beni şeyhimden başka kimse o koltuktan kaldırttıramaz.
İstersen adam bin sefer ilham gelsin ona. Bakın şeyhimden başka. Veyahut da işte halimde gördüm ben. Eee? İşte bizim Salim'in kafasını kestiler, benim önüme getirdiler. Maşallah, subhanallah ya. Bunu senin Salim'e söylemen yanlış. Salim'e canın sıkıldı, kafasını kestirdin. Ben bunlara karşıyım. Ben başka bir şey değilim. Bunlar bir topluluğun hiyerarşisini bozan şeyler. Bunlar hayal, hal değil. Bunlar ilham değil, vesvese, nefis. Bunlardan geçtik biz.
Salim biraz daha çalışırsan sana Esma'ı vereceğim bak. Sana bir Esma'a gelecek bak sana. Ne oldu? İlham geldi bana ya. Yapmayın. İşte bir mevzu vardı ya şeyde. Bana atmışlardı bir tane. Hani öldü. Bir zat vardı. İşte televizyonda ona böyle soruyorlar. Ben sizden ders almıştım, intisap etmiştim ama intisabım kabul oldu mu? O da bakalım diyordu böyle kabul edilmişsin. Bunlar yok ya. Ben bunlara karşıyım. Ben hale karşı olabilir miyim? Ben cezbeye karşı olabilir miyim? Ben rüyaya karşı olabilir miyim? Böyle bir şey yok. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden sakın böyle lanse etmeyin. Hani demişler ya o annemize. Üstat cezbeye karşı. Ben cezbeye karşı değilim. Allah affetsin. Bizim toplumumuz cezbe ehli. Hamdolsun. Ama öyle olur olmaz yerde böyle tuhaf sesler çıkarıp titreyen böyle bir şey değil. Bakın ne diyor? Ben diyor. Bütün vücudum ağrıyor benim. Peki. Hemen sizi şimdi meseleyi karıştırmayın yalnız. Hemen sizi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine götüreceğim. Cebrail aleyhisselamla görüştüğünde kendisinde de böyle bir zorluk, terleme, ağrı hissediyor. Umudu. Evet. İşte bakın. Cezbe, cezbe geçiren kimse de hasta olur o kimse.
Ağırlık gelir ona. Vücudu ağrır onun. Bütün bedeni ağrır. Bütün bedeni ağrır. Hareket edecek hali kalmaz. Sakın bunları yapmayın ha şimdi. Gösterişten yapmayın böyle. Ay cezbe geçirdim. Hiç halim yok. Öyle bir şey yok. Sakın ha. Neden zikrullahlardan sonra cehri zikrullahlardan sonra? Çay içilir. Sohbet edilir. İlahi okunur. Hatta ona meşk etmek denir. Meşk edilir. Sebebi nedir biliyor musunuz? Orada zikrullah yapan kimseler zikrullahın cezbesinden çıksınlar. O halle dışarı çıkmasınlar. O halle dışarı çıkarlarsa birisinin işte ne bileyim yolunu şaşırabilir. Yönünü şaşırabilir.
Evet. Nereye gideceğini şaşırabilir. O esnada önüne bir yol açılır. O normalde evime gidiyorum zanneder. Dağın başında soluklanabilir. Şehrin başka bir yerinde soluklanabilir. Evet. Ama o normalde yine aklı yerinde gözü görüyormuş gibi olur. İşte bu cezbedir. O yüzden oturulur orada çay içilir. Sohbet edilir. Soluklanılır. Kendine gelinir. Sebebi budur. Yoksa o kimse işte bir cezbe geçirse, zikrullatta bir hal görse, bir şeyler yaşamış olsa, ardından kalksa, işte örneğin araba kullanıyor kendisi. Arabaya binse, nereye gidiyor? X yere gidecek. Örneğin. Adam o yolda olmayabilir. Başka bir yoldan kendini bulur. Saatler sonra.
Aval aval bakınır ben buraya nasıl geldim diye. Şimdi navigasyon var artık. Basarsın navigasyonu nerede olduğunu görürsün. Navigasyonla yolunu çizersin. Önceden navigasyon da yoktu. Bu cezbedir. Buna kim karşı gelecek ki? Yok. Buna karşı gelemez kimse. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz şuna karşıyız. İşte zikrullah devam ediyor. Allah, Allah, Allah, Allah. Zikrullah devam ediyor. Birisi Allah, Allah, Allah, Allah. Allah. Ne oldu ya? Cezbe geçiriyor arkadaş. Değil. Değil. O değil o. Öyle değil yani. Allah muhafaza eylesin. Biz bunlara karşıyız. Biz böyle hani cezbe geçiriyorum terenenesiyle ilgi çekmeye karşıyız.
Kalbime ilham geliyor terenenesiyle insanları etrafında toplayıp onları yönetmeye karşıyız. Biz hal görüyorum deyip de insanlara algı yapmaya karşıyız. Başka bir şey değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden burasının da bilinmesini istedim. Hakkınızı helal edin. İnşallah önümüzdeki hafta 16. nasihatten devam edeceğiz. Her halükârda Allah'a güvenme, ona tevekkül etme ile alakalı olacak nasihat konusu.
Allah muhafaza eylesin inşallah. Bakın aynı yerden hemen anında bir şey geldi. Size intisap edeli beri annem kalbinin sızladığını söyledi. İşte cezbe bu. Evet Allah mübarek eylesin. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin inşallah. Evet kıymetli dostlar. Şimdi sorulara geldi.
Sıra. Önleteceğiz ya hiçbir sıkıntı yok. Olduk çaresini. Yoluna da bak. Tamam. Harika oldu. Savaşta bakıyor. Bir tek kendini şey zannediyor. Savaş ne o? Teknolojik görüyor. Hocam hadis şerifte akşam vakti. Kıyamet kopacaktır deniyor. Siz vaazınızda sabah namazından sonra kıyamet kopacaktır diyorsunuz. Bu konuda bilgi almak istiyorum hocam. Normalde akşam vaktinde güneş hani bir daha artık şeyden ne o? Doğudan doğmayacak artık.
Akşam namaz vakti. Herkes uyuyacak. Sabah namazını insanlar kılacak. Sabah namazını kıldıktan sonra bir bulutumsu bir şey gelecek. Müminlerin Cenab-ı Hak ruhlarını alacak. O gün bir türlü işte ne sabah ne akşam olacak. Ve o gün akşam namazı vaktinde kıyamet kopacak. Evet. Abim sizden razı olsun. Zikrullah'ı dinlemeye davet eden Rabbime sonsuzlar şükür olsun. Amin. İnşallah. Allah razı olsun. Bazı antik Mısır metinlerinde Tanrı'nın ölen kişilerin kalpleriyle yaptığı iyiliklerin oranlarına baktığı, iyi kalpli insanların yaptığı on iyilik ile kötü kalpli insanların yaptığı bir iyiliğin terazide eşit olduğu yazıyor.
Terazi sağır basanın öte aleminin ışık tarafına, hafif gelen ise karanlık tarafına gideceği yazıyor. Peki ya hakikatte Allah'ın terazisinde maddi durumu eşit olan çok kötü kalpli insanın verdiği on liralık sadaka ile çok iyi kalpli insanın verdiği yirmi liralık sadaka eşit midir? Biz antik Mısır inanışına sahip değiliz ki. Biz Kur'an ve Sünnet'e iman ettik. Kur'an ve Sünnet'e iman ettiğimiz için biz Kur'an ve Sünnet'in hükmüne bakarız. Kur'an ve Sünnet'in hükmüne göre senin iyiliklerin fazla gelirse cennete gidersin, senin kötülüklerin eksik fazlaysa cehenneme gidersin. Bu noktada normalde ayet ve hadisler açık ve net. O yüzden işte çok kötü bir kimse yirmi liralık hayır yaptı o cennete gidecek diye İslam'da böyle bir kaide yok.
Soru iki, yirmi lirası olan bir insanın verdiği on liralık sadaka ile on lirası olan bir insanın verdiği on liralık sadaka sevap bakımından terazide eşit midir? Değildir. Yirmi liranın on lirasını veren malının yarısını vermiştir. On liranın on lirasını veren malının tamamını vermiştir. O yüzden malının tamamını sadaka olarak verenle malının yarısını sadaka veren kimsenin terazisi aynı değildir. Buradaki yirmi lira veya on lira olması önemli değildir. Bir kimse malının yarısını sadaka olarak veriyor. Bir kimse malının tamamını veriyor. Benim cebimde beş lira var. Ben beş liranın tamamını sadaka olarak verdim. Öbürkünün cebinde örneğin elli lira var. O elli liranın o da on lirasını verdi ama ben cebimdeki beş lirayı verdim.
Ben cebimdeki olan beş lirayı verdim. Başka bir param yok. Ben malımın tamamını sadaka verdim. Öbürkünün elli liraydı. O on lira verdi. O malının beşte birini sadaka verdi. O yüzden eşit değil. Soru üç. Geçen bir konuşmanızda dünya dışında yaşayan insanlar var demiştiniz. İnsanlar demem. İnsanlar da var da. İnsanlar çoğul ama ben dünya dışında yaşayan varlıklar var derim. Sadece insanlar koymam. Ha insanlarda var mı? Varsa Ali Aleyhisselam'ın hayatı var. Örneğin işte cennet hayatı var. Cennette yaşayan var. Dünya dışında İsa Aleyhisselam'ın hayatı var. Hem dünyada hem dışarıda yaşayan Hızır Aleyhisselam'ın hayatı var. Yine de boş bir söz değil yani. Bunu derken Hazreti İsa gibi yetkili insanlardan mı bahsettiniz?
Yoksa imtihan edilmekte olan kendi dünyalarında kendi düzenlerini kurmuş bizim gibi normal insanlardan mı bahsediyorsunuz? Bizim gibi normal insanlardan bahsetmedim. Yani dünyanın dışında da varlıklar var. Bu varlıkların da kendilerine ait hayat standartları var. Ama dünyanın dışında da farklı hayat sistemleri var mı? İsa Aleyhisselam'ın hayatı gibi, Salih Aleyhisselam'ın hayatı gibi, İdris Aleyhisselam'ın hayatı gibi, kabir hayatı gibi, mahşer hayatı gibi normalde farklı hayat standartları da var. Selamun Aleyküm Rahmetullahu ve Berekatuhu Hocam. Rüyamda yakaza halinde sizi gördüm. 300 yıl oldu.
Ehli Beyt'ten görüp leddün alanların sayısı 9 geçmedi. Bir şey söylendi. 309 yılda olabilir. Bir de rüyamda Ya Vedud, Ya Muciyip esmasını söylüyordum ve rüyamda uçuyordum. Bu nasıl olur diye dua ederek bir ses dedi ki, ben rükkâil meleğim, selam verdi. Ben de selam verdim, dua ettim. Lakin bu duyduğum sesler sol kulağından gelince tedirgin oldum. Şeytandan olur sol taraf diye. Ve siz çok işten bir duanız vardı. Daha aradığım kişiyi bulamadım. Canı gönülden dua ediyorum diye doğrusunu Rabbim bilir. Allah razı olsun sizden. Allah yardımcınız olsun. Rabbim muayneniz olsun. İnşallah Cenab-ı Hak sizi en hayırlı yöne ulaştırsın. Rabbim inşallah sizi, üstadınız kimse onunla buluştursun, ulaştırsın inşallah.
Allah yardımcınız olsun inşallah. Ben okuyorum. Nasıl olur benim durumum? Canlı yayın yapıyorum. Ama şarkıcılığı gazinomu orada bıraktım biliyorsunuz 13 yıl önce. İlahi grubu kurdum, programlara gidiyorum. Bunun için ne buyurursunuz? Senin mesleğin buyuracak bir şey yok. Allah yardımcın olsun inşallah. Yani bu konuda ilahi söylemek, ilahiden bir ücret almak şey değil. Haram değil. Herhangi bir sıkıntısı yok. İlahi söyleyebilirsin, mevlüt okuyabilirsin. O yüzden bunlardan ücret de alabilirsin.
Bu konuda herhangi bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm. Nisa 34. ayette gerçekten kadınları vurabilirsiniz diyor mu? Hayırlı akşamlar. Ben onu bazen aktarıyorum, anlatıyorum. Erkek arkadaşlara diyorum ki, evet normalde serkeşlik eden kadınlarla alakalı bir hüküm bu. Ama buradaki serkeşlik, ne biliyor musunuz? Bunu da açıkça söyleyeyim. Buradaki serkeşlik namusla alakalı. Yani kadının böyle işte başka evli bir kadının başka erkeklere özenmesi, bakması, gönlünün kaymasıyla alakalı. O erkek bu konuda artık böyle son noktaya geldiğinde onu diyor eşine vurabilir. Bu ama bu meseleyle alakalı. Yani böyle yemeğin tuzuyla, koltuğun tozuyla alakalı değil bu.
Bu kadının artık göz göre göre evini yıkma yoluna girmesi. Erkeğin onu da vurması nasıl biliyor musunuz? Koltuğunu kaldırmayacak. Koltuğu yapışık olacak. Koltuğu yapışık. Böyle koltuğu yapışık, böyle vuracak yani. Hiç siz böyle bir erkek böyle vurabilir mi? Vuramaz. Tarif ederken böyle tarif etmişler. Ben de arkadaşlara diyorum ki kendinizi yeniltmeyin. Yani adam bana vurdu demeyin. Bunu vurmayın böyle diyorum ben. O yüzden adam bunu bana vurdu demektense bununla hiç vurma dair. Neden? Sen koltuğunu kaldıramazsan zaten böyle vuramazsın ki zaten kimseye. Kimseye vuramazsın. E öyle olunca hiç kendinizi vurdu sözü geçirmeyin. Bu şu demek. Yani evine sahip çık, kendine sahip çık.
Bak sen ahlakın senin bozuluyor. Sen işte başka erkeklere meyletmeye başladın. Senin bu konukta da son ikazımız bu demek. Bu bununla alakalı. Rabbim kimseye bu konuda imtihan etmesin. Selamun aleyküm hakkınız, helal edin numaranız olmadığı için buradan yazıyorum. Yanlış bir şey yapmaktan çekindiğim için soruyorum. Ben üç ay önce ders almıştım. Dersimde İhlas Suresi de var. Arkadaşlar karışıklık oluyor. Herkes yayın ders edinsin ve çeksin dediğiniz için ihlaslar çekmeyip son paylaştığınız derse mi tabi olacağım? Evet. Bütün arkadaşlar, bütün arkadaşlar eski yeni herkes son paylaştığım derse tabi olacak.
Onu çekecekler arkadaşlar. Bir de buradan ben hani genel olarak Sufi kardeşler ondan sonra yani buraya rüya yazmasınlar özellikle. Veyahut da işte böyle gerçekten çok önemli bir soruysa bunu yazabilirler. Bunda sıkıntı yok. Ama böyle kardeşlerin de böyle önemli meselelere cevap verebilmek için salı günleri de çok kısa bir sohbet yapıyorum. Bunda bir sıkıntı yok. İnşallah Rabbim inşallah en hayırlı yöne çevirsin. Bunda bir problem yok. O yüzden bütün arkadaşlar, bütün kardeşler yeni dersi çekmeye devam edecekler. Oğlumun Türkçesi pek iyi olmadığından rüyasını bana anlattı.
Ben de size yazıp göndereyim dedim. Oğlum dersli değil. Rüyamda parti vardı bir evde. Partiye zenci, sarhoş biri geldi. Kimse onu istemiyordu. Ben de acıdım ve onunla ilgilendim. Dans ettik. Adını sordum. Patrik dedi. Sen Müslüman mısın diye sordum. Evet Müslümanım deyince sarıldım. Görüşürüz yine dedim. O da bana neden sarıldın? Sen eşcinselmişsin dedi. Ben de hayır Müslüman olduğun için sarıldım. Biz kardeşiz deyince evet haklısın dedi. Görüşürüz dedim. Tam giderken birden çok güçlü bir ses. Ben Patrik değilim. Benim adım Muhammed diye bağırdı. Birden döndüm. Her şey değişti. Peygamber Efendimiz'i gördüm. Beyaz uzun kıyafetliydi. Ve her yer beyazdı.
Işıklar içindeydi. Ve birden ilahiler söylenmeye başladı. O kadar güzeldi ki peygamberimiz. Gördüğümde inanamadım. Öyle etkilendim ki bağırarak uykudan uyandım. Almanya'dan Emre. Allah mübarek eylesin. Emre kardeş. Hz. Muhammed Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini bir kimsenin rüyasında görmesi büyük şereftir, büyük berekettir, büyük lütuftur, büyük ikramdır, büyük ihsandır, büyük bir müjdedir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin şekline, suretine şeytan giremez. Büyük bir hidayet müjdesidir. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yoluna sımsıkı tutun. Onun yolunda gidenlerden ol inşallah. Allah mübarek eylesin canım kardeşim. Selamun aleyküm. Kayınçom bir rüya görmüş.
Ben de size yazmak istedim. Lütfedip tevli eder misiniz? Kendi evlerinin çatısında oturuyoruz. Bir an bir kendi peyda alıyor sarı beyaz. Kedi peyda alıyor sarı beyaz renkte. Biz de kalın bir sesle konuşmaya başlamış. Sonra kayınçom başına bastırmış ama gücü yetmemiş. Ben de bastırmışım. Benim de gücüm yetmemiş. Sonra bir sayısı peyda olmuş. Bir ses bunlar Mardin Nusaybin cinleridir diye. Ellerinizden öperim. Babacım kayınçom dersi değil. Evet. Bu gerçekten cinni tayfesinden birisini görmüş. Allah hayırlısını versin inşallah. Selamun aleyküm hocam. Hayırlı akşamlar. Benim babam yeni vefat etti. Ölmeden önce beş yıldır evli oldu.
İkinci eşine vermemiz gerekenler bize vasiyet etti. Fakat yeni eşi devletin vermiş olduğu bir bölü dört hakkımı istiyorum diyor. Benim babamın dediğini yapmadığı için ben eşiyle görüşmesem günaha girmiş olur muyum? Dinimize göre de ben ona bakmak zorunda mıyım? Bizlere yol gösterirseniz gösterdiğiniz için Rabbim öpüden razı olsun inşallah. Normalde bir kimsenin vasiyetini kabul etmiyorsa bir kimse. Normal devletin hukuku neyse o olacak. Başka yapacak bir şey yok. Baban onu sağlığında yapmış olsaydı hani malları dağıtmış olsaydı olurdu. Ama sağlığında yapmamış o yüzden o hisseye girecek. İnsanların babalarının eşlerine de erkek evlatlar bakıp gözetmeleri gerekir.
Selamun Aleyküm bir arkadaşımın sorusu işim gücüm rast gitmiyor. Elimi neye atsam elimde kalıyor. Kalp rahatsızlığım var. Ailem önemsemiyor. Bu hastalığımı iş bulmakta sıkıntı yaşıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Sıkıntıların üstesinden nasıl gelebilirim? Bir de annemler KPSS'ye çalışmamı istemiyorlar. Sen yapamazsın diyorlar. Ben KPSS'ye nasıl çalışabilirim? Bunun için hangi dualar okumamı tavsiye edersiniz? Çalışacaksın bol bol. O yüzden normalde illa ki şu duayı yapacaksın, bu duayı Allah'a yalvaracaksın, yakaracaksın. Ama en önemlisi çalışacaksın inşallah. Çalışmak, çalışmak, çalışmak başka bir şey değil. Selamun Aleyküm. Şehit olmak için ne yapabiliriz?
Allah'ı çok zikredeceksin. Kur'an ve Sünnet'e sımsık yapışacaksın. İnşallah Cenab-ı Hak şehit hükmünde huzurunu aldığı kullarından eyler. İnşallah. Babam içki içinde çalışıyor. Parası içkiden geliyor. Haram olduğunu biliyor. Namaz da kılıyor kendisi ama biz çocuklarına göre çalışıyor. Babam için korkuyorum. Ne yapabilirim? Dua et babana inşallah. Bana cin musallat oldu. Hoca'ya gittim ama çıkmıyor. Ne yapabilirim? Dua edeceksin. Felak nasıl okuyacaksın? Ayet-el Kürsü okuyacaksın. Benim nişanlım şehit oldu. Ondan sonra cin musallat oldu. Bana kendimde değilim. Bir gün kardeşimle kuzenim evimizin önündeyken ben pencereden dışarı bakıyordum.
Gözümün önünde bayrak çarlandı. Kuzenimin elinde bayrak gördüm. Kapıdan içeri giriyordu. Bayrağı sarılmış taput gördüm ardınca. Bunlar real kendimdeyken gördüm. Ama cinle mi alakalı yoksa değil mi bilmiyorum. Cinle alakalı değil bunlar. Bunlar normalde etkisinde kalınarak da görülen şeyler. Kardeşim de askere gitmek zamanı yaklaştı birkaç aydır. Annem kız kardeşim ve ben ölü toprak gibi rüyalar görüyoruz. Benim gördüğüm rüyada toprak alıyorlardı bizim bahçeden. Ama toprak çok güzeldi. Benim ve ailem de şehit olmamız için dua ediyorum. Acaba bu gördüklerim musallat olmuş cinle mi alakalı? Değil. Cinle alakalı değil canım kardeşim bunlar. Ben Almanya'dan bin bir tevhid dersim var ve tam ders almak istiyorum.
Uygun görürseniz evvela duanıza, himmetinize talibim. Tam ders almaya talibim üstadım. İnşallah Cenab-ı Hak devamlı eylesin inşallah. Rabbim her daim iyilerden eylesin inşallah. Dersiniz mübarek olsun.
Maşallah ya. Bu kadar okursak biz kardeşler, arkadaşlar. Selamun Aleyküm ben Mevlana Hazretleri'ni gören aciz bir çare. Ve ana rahminden bu yana dergahdayım. Abdülkadir Geylani otağında gözlerimi açtım. Nakşibendi ocağında demledim. Rabbimin izni ve nasibi ile Mevlevi ocağında yanmaya geldim. Buradaki kardeşlerim gibi bizim de zikir halindeyken perdelerimiz açılır ve başka bir alemde oluruz. Şeyhim efendim öyle ki bundan bir ay evvel bir durum yaşadığım zikir halinde çok sevdiğim bir canın arabasının kaza yaptığını gördüm. Teheccüh vakti idi. Başta önemsemedim.
Lakin ya gerçekse diye kalbime bir şüphe düştü. Kendisine söylesem mi söylemesem mi diye içim içimi yedi. Çünkü söylesem bana deli derdi ama dayanamadım söyledim uyardım arabadan kaza yapacak üzerinde kul hakkı vardı ne olur öde dedim. Bana gaybı Allah bilir sen bilemezsin dedi aşağıladı. Beni çok üzüldüm. Sonra kendimi suçladım evet gaybı Allah bilirdi ben kimdim ki böyle bir durumda özür diledim ve gittim. Dört gün sonra arabasının pert bir şekilde fotosunu attı oturdum ağladım. Ben alım değilim kimim ki alim değilim kimim ki ne olur efendim söyleyin bana bu hal nedir. Biraz uzun olacak lakin affınıza sönüyorum hakkınıza helal edin. Sizden geçen hafta ders almış idim. İlk zikir halinde iki hal koldu.
İlki şudur ki üç kişilik tepe solunda siz değerli efendim sağında kahverenkte cübbe giymiş dervişler orta tepede biz aciz. Er dervişler oturur şekilde ellerinde ağaç oyma taş Allah diyerek yere vurup su çekmekte. Yer ıslak lakin bir ırmak yok. Ne içiyorlar anlam vermek güç. Kıymetli efendim solda ayakta olan biz siz biz acizi yanınıza çağırdınız ve sol elinizi ile bir tepeyi gösterdiniz. Oraya gitmemi istediniz. O tepeye revan olduğumda çamurlu bir ırmak vardı. Bu kardeşimiz hep böyle şey yazmış. Hal yazmış inşallah. Bunları bayanlar sayfasına atın inşallah. Çok uzun da hakkınızı helal edin inşallah. Selamünaleyküm yaşadığım şehirde dersli olmayan bir abla ile zikir yapıyoruz. Zaman buldukça internetten bir ablamızla tanıştırdım.
Zikir yaptık hep beraber. Aki am bu rüyayı görmüş size naklediyorum. Rüyamda uzun boylu yeşil sarıklı beyaz sakallı biri elinde namazlık bana veriyor. Namazını kıl hadi gidelim diyor. Ben Şafi'yim hemen kılarım çıkarız dedim ama bilmiyorum nereye çıkacağız gideceğiz. Yanlış eksik aktardıysam hakkınıza helal edin. Helal olsun. İnşallah zikrullaha devam edin. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamünaleyküm size birkaç sorum olacak. Bir seferi olunca vakit namazlarında sabah ve akşam namazı hariç farzlar iki rekat olarak kılınması gerekiyor mu? Evet. Bunu yapmamak dinle sakıncalı mı? Evet.
Bu noktada bilgim yok ve size danışmak istedim. Örneğin İstanbul-Bursa arasında seyahatte de seferi sayılıyor muyuz? Niyet ettiysen evet. Sorum yasın namazı ile ilgili yasın namazını geç kılmak iyi değil diye duydum. Bu konuda bilgi verirseniz memnun olacağım. Namazları vaktinde kılmak evladır. Çok araştırdım ama kimi hocalar vaktinde kılmak iyi derler ki kimi hocalar da geç kılmanın daha iyi olduğunu söylüyorlar. İyice kafamı kurcalar oldu. Sen vaktinde kıl. Ezan okundu. Ezan okunduktan sonra en kısa zamanda namazını kıl. Ve son sorum ise rüyamda Ebu el-Ensari olduğunu söyleyen birisini gördüm. Ve benimle bir şeyler konuştu. Kafasında kocaman sarığı olan ama yüzünü net seçemediği bir zat idi. Sürekli Ebu el-Ensari diyordu.
Çok farklı bir ortamda idik. Taş kitabeler vs. bulunan Kur'an yazıları olan bana sanki bir şeyler göstermek, anlatmak istiyor gibiydi. Sürekli Ebu el-Ensari sözüyle uyandım. Çok yorumlayamadım ama etkilendim. Allah müminin olsun. İnşallah. Ensaredir. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Allah onu dost eylesin. Kıymetli üstadım.
Akıllarda bir soru var. Bana da yöneltiyorlar. Sanki biliyormuşum gibi. Ben de sormak kararı aldım. Kırmızı ve su yeşili semazenler var. Bunların sonradan eklenmesine sebebi nelerdir? Mana aleminci yorumu nedir? Semazen kardeşler kendileri hangi renk tenure görürlerse o tenureleri dikitiriyorlar kendilerine. Rüyalarındaki gördüğü renge tabi oluyorlar bir kısmı. Kimisi böyle bir şeye gerek duymuyor. Kimisi gerek duyuyor. O yüzden renk boğumuz yok bizim. Selamun Aleyküm. Sabah ezanın sonrası yapılan sema zikrini tüm illerden semazenler Ankara Beştepe'de yapsak sesimiz sessiz zikrimizi duyursak diye bir hayal kurdum. Sizinle de paylaşmak istedim.
Hayırlı akşamlar. Güzel bir hayalmiş gerçekten ya. Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Bizler önerebileceğiniz ve okumamızı tavsiye edeceğiniz kitaplar var mı? Ellerinizden öperim. Birinci derecede ilmi hal. Yani böyle insanın günlük ibadetlerini yerine getirirken nelere dikkat edebileceği ile alakalı ilmi hal.
Ömer Nasuh Bilmen'in olabilir, Fikri Yavuz'un olabilir, tek ciltlik kuduri olabilir, iki ciltlik Fikri Yavuz'un emanet ve ehliyeti olabilir. Böyle bir ilmi hal bilgisi. İkincisi, hadis kitabı olarak edeb-ül müfret. Muhakkak okuyun. Üçüncüsü, Riyâ-ü Sâlih'in yine hadis kitabı. Muhakkak onu da okuyun. Muhakkak evinizde bir Kur'an-ı Kerim meali olsun, Kur'an-ı Kerim olsun, Kur'an-ı Kerim'i öğrenin. Ve muhakkak ondan sonra bir Kur'an tefsiri. Ömer Nasuh Bilmen'in değil mi o tefsiri? O da olabilir. Muhakkak tefsir okumalısınız. Selamünaleyküm, nasılsınız? Ben geçen cumartesi yazmıştım.
Bağlı olduğum yerde yuvalama yerine, yuvalama yeme, içme para mevzusu oluyor. Zikrullah sohbet yok diye. Siz de bana istari yap demişsiniz. İstari bir türlü yapamadım ama aynı gün rüyamda sizi gördüm. Her tarafı yemyeşil olan bir yerdeydik. Saksılar vardı bir sürü içinde yemyeşil çiçekler vardı. Ben size çok yakınmışım. 4-5 adım mesafe var aramızda. Bana doğru bakıp gülümsediniz, hiç konuşmadık. Sonra baktım ki benim de evin orada size yakınmış. Benim de evimin etrafı yemyeşil, benim de saksılarda çiçeklerim varmış. Fakat benim çiçekler, yeşillikler daha yeni filizleniyor. Sizin yeşillikler etrafı sarmıştı. Böyle gördüm. Bir de ben sizin sohbetinizi dinlerken rabıtadaymışım gibi bazı haller oldu.
O gün uyudum, sizi gördüm. Anlattığım gibi. İnşallah hayır olsun üstadım. İnşallah hayır. Allah'ım uyansın inşallah. Bir gün bağlı olduğum yerde tövbe adabı yapmıştım. O gün rüyamda şeyhim kelime-i tevhid ve peygamber a.s.a bolca selavat getir demişti. Rüyamı hocama anlattığımda kelime-i tevhid zikir olarak çekilmez. Hiçbir kimse hiçbir tarikat çekmez tevhidi dedi. Bu yüzden çok sıkıntılıyım. Çünkü ben her gün Rabbimi zikir ederdim. Hocam da sen ne yapmışsın? İyi ki sana kötü bir şey olmamış dedi. Ben de dedim ki Allah'ı zikretmekle kötü ne olabilir? Huzur doluyor kalbim. Asıl zikir etmeyin içimde sıkıntı oluyor dedim. Ben izin verene kadar zikir yok dedi. Kaç kez zikir istedim.
İmam-ı Rabbani mi olacaksın ne yapacaksın dedi. Rabbim affetsin inşallah. Bunları yazarken bile yüce Rabbimden haya ediyorum. Tövbe ediyorum. Rabbim benim kendisine layık kul efendimize layık ümmet eylesin. Amin. Sen tevhide devam et canım kardeşim. Allah'ı zikret. Allah'ı zikretmek en büyük iştir. Kim Allah'ın zikrini yasaklarsa o zalimlerden olur. Rabbim muhafaza eylesin. O yüzden inşallah gördüm, görmüş olduğum birincide anlattığım rüyada hak. Ama sen yine de istare yap inşallah. İstare yap benim nasibim neredeyse oradan dersimi alayım diye. Allah'a yalvar. Allah muhafaza eylesin. Sapıklardan ve sapıklıklardan. Arkadaşlar ders alan kardeşler rüyalarınızı bayanlar, tasavvuf vakfı bayan grubuna atacaklar.
Erkekler de tasavvuf vakfı erkek grubuna rüyalarını atacaklar. Hakkınızı helal edin inşallah. Buraya yine bir kardeş, geçen hafta ders alan bir kardeş buraya atmış şeyi. Onu inşallah tasavvuf vakfı bayan grubuna atın inşallah. Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Bizim iki tane hafız adayımız var. Bunlar önümüzdeki salı sınava girecek. Dua isteyecektim. Rabbim inşallah yardımcılar olsun. Cenab-ı Hak tez zamanda hafızlıklarını bitirtirsin inşallah. Evet arkadaşlar buraya rüya atmıyorsunuz. Merhaba hocam, hayırlı geceler.
Adım Ömer sizden gördüğüm rüyayı tevil etmenizi isterim. Rüya şu, rüyada mezarlık ya da o tarz bir yere birisiyle gittiniz. Kuyu mezarlığın oraya geçmişsiniz ama kuyudan farklıydı, göl gibiydi, ördek vardı. Ben de o tarafa geçtim. Yanımda da tam göremesem de hareketsiz yan yattık bir ördek vardı. Ama kocaman boşluk vardı. O boşluğun altında o göl vardı. Sonra herhalde başka bir yerde perdelenen çok daha kalın bir şeyi kaldırdım. Aşağıda birisi günümüzdeki tarzda giyinmeyen biri konuşma yapıyor. Etrafında mescid gibi bir yerde, etrafında insanlar var. Yanlışım yoksa rüyanın ileri kısmında kapalı bir mekanda sizinle birlikte kol kola zikir yapıyoruz.
Size zikirde ayak uyduramıyorum. İnternette Risale-i Nur ile ilgili konuşma yaptığını bildiğim biriyle karşılaşıyorum. Yaptığı şeylerin neden yaptığını anlatıyor. Kendini sevdirmeyle alakalı bir şey dedi. Ben de yapmaması gerektiğini, yaptığı şeyin kötü olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Sonra siz de bana bir şey diyorsunuz sanırsam. Sonra sizinle tekrar yürüyorum. Ama aynı şekilde berinizi düşürdünüz. Gidip almadım herhalde siz aldınız. Önce buraya okuyun. En altına yazmış. Sen mi kardeşim okudun mu artık? Hocam rüyayı başkasına, başkalarına sizi gördüğümden bahsettim. Sesli tevhül etmedim. Başkasının sesli tevhül ettiğine şahit olmadım.
İçimde kabul ettiğim tevhül, kabuller tevhüle girer mi? Girmiştir inşallah. Allah hayırlısını eylesin. Allah yardımcın olsun inşallah. Rabbim muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar. Panik atak rahatsızlığı başladı bende. Doktora da gidip ilaca başlamak istemiyorum. Siz de ilaç içirmesine sıcak bakmıyorsunuz. Bu durumda ne yapmam lazım? Dualınıza ihtiyacım var. Hakkınızı helal edin. Estağfurullah. Ben bu tip rahatsızlıkları çok kabullenen bir insan değilim. İnsanların başına sıkıntı, gam, kasavet, dert gelir. Böyle bir problem de gelir. Bu problem olunca, biraz insanlar şimdi sıkışınca haydi doktora, doktorların da hepsi de ağız birliği yapmışlar.
Panik atak başlangıcı var. Al antidepresan, tamam. At antidepresanı, uyu 24 saat. Yetmiyor bir tane, ikinci yetmiyor, üçüncü yetmiyor, dördüncü yetmiyor, beşinci yetmiyor, altıncı altın depresif ilaçlar. Ondan sonra onlar da yetmiyor, başlıyor artık, kafa aplar içme eminler. Yani normalde bütün insanları antidepresana boğdular, hapa boğdular, ilaca boğdular. Arkadaşlar, ilaç almak da bir bağımlılık. Antidepresan kullanmak da bir bağımlılık. Bağımlılık yapıyor. İlaçlar bağımlılık yapıyor. Tedavi eden bir ilaç çok zor. Yok. Yok. Kendi kendinizde Allah'tan gelmiş, ne sıkıntısı varsa var. Bela da gelse, musibet de gelse, sıkıntı da gelse, boşansan da, evlensen de, eşin iyi çıktı, kötü çıktı, çocuklarla problem var.
Hayat böyle imtihan. Biz sizi, anne, babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla imtihan ederiz. İmtihan olacağız hepimizle. Ya bu dünyada hiç sıkıntı çekmeden mi yürüyüp gideceğiz? Hiç problem yaşamadan mı yürüyüp gideceğiz? Böyle bir dünya hayatı yok. Böyle bir mümin hayatı da yok. Allah muhafaza eylesin. Atın antidepresanları. Önümüzdeki hafta sonu üniversite sınavına girecek öğrencilerden biriyim. Mübarek duanız nasip olur mu bizler için? İzmit'ten selamlar. Aleyhisselam. Bütün sınava girecek olanlar, Rabbim hepinize de hayırlısını versin. Cenab-ı Hak çalıştığınızın, emeğinizin karşılığını versin inşallah.
Emeğinizin karşılığını versin. İnşallah heyecan yaptırmasın, şaşırtmasın. Cenab-ı Hak emeklerinizin karşılığını versin. Ki Allah emeklerinizin karşılığını zayi etmez. Cenab-ı Hak zalim değildir. Allah yiyesin inşallah. Selamun aleyküm. Benim bir tevhid çekenler ne yapacaklar? Yeni dersimi çekeceğiz. Bak vuslat. Gene sen şimdi böyle şey böyle hani çobanın değineğini sürtünüyorsun şimdi. Otur oturduğun yere. Bizim rahmetli Seyid Taş'ın bir sözü vardı. Ne o? Goyunun canı dayak isteyince gidip çobanın değineğine sürtünürmüş. O yüzden sen otur oturduğun yere.
Selamun aleyküm. Eşimin size bir sorusu var. Eşim dersi değil size bir soru sormak istedi. Dedesi askerde şehit olmuş. Anneannesi de doğumda vefat etmiş. Anneannesi de şehit hükmünde midir? Evet. Şehit ise şefaat hakkı var mıdır? Evet. Bazı şehitler vardır. Ahd-i Şerif'te bir beldeye şefaat ederler. Bazı şehitler bir şehre, kasabaya, köye, mahalleye, eve, sülalesine, şehitlerin faziletine göre.
Ama en az bir şehit bir kişiye en az şefaat eder. O şeye göre, ne o? Faziletine göre. Allah razı olsun inşallah. Hakkınızı helal edin. Sorular bitti. Sohbet bitti. İnşallah kısa bir tevhid. Ondan sonra geceyi sonlandıracağız inşallah. Evtâli zikr fâlemennâ hu la ilâhal ilâ ilâ el-fâtiha mâ selavat