mustafaozbag.org

SORU-CEVAP SOHBET 15 MAYIS 2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 16 Mayıs 2021 · 2:05:55

Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar. Bu Ramazan bayramının son günü. Aslında bayram bitti. Çünkü akşam namazı olunca gün biter İslam'da. Ama yine de bugün bayram hükmünde görürsek hepinizin de bayramı mübarek olsun. Bayramlaşmıştık zaten değişik vesilelerle. Bir de Telegram'dan da canlı böyle bir küçük bir bayramlaşma sohbeti yapmıştık. Yine de bayramlarınız mübarek olsun. Önce küçük bir analiz, yani koronaya rağmen iyi bir Ramazan geçirdiğimize inanıyorum. Kendimizce, özür dilerim, evlerde zikrullahlar, sohbetler, Telegram üzerinden sohbetler, zikirler, Kur'an hatimleri, mukabeleler, zikir hatimleri, son on günde itikaflar, bir hayli böyle dolu dolu geçti.
Cenab-ı Hakk'a sena ediyorum. Böyle şeyleri konuşmayı çok sevmiyorum ama yaklaşık Çanakkale ile beraber altı yüze yakın aileye ulaşıldı. Bu konuda Çanakkale'deki arkadaşlar çok aktif çalıştılar. Her gün sıcak yemek götürdüler, iftarlık götürdüler yaklaşık yüz elli aileye. Yüz elliden fazla da biz böyle tevazu gösterelim, yüz elli diyelim. Öbür türlü erzaklar, nakdi ve erzak yardımları derken, elhamdülillah bu Ramazan'da yaklaşık altı yüz yakın aileye ulaşıldı. Cenab-ı Hakk'a hamdü sena ediyorum kendi dairemde. Tabi geçen sene Ramazanlarda da böyle aktiftik. Ama bu Ramazan, Cenab-ı Hakk'a hamdü sena diyorum, daha aktif oldu. Emeği geçen bütün arkadaşlar, hizmet edenler, destek olanlar hepsine de ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Allah hepsinin de ecrini, sevabını arttırsın. Böyle dolu dolu bir Ramazan oldu. Hamdolsun. Bir hayli böyle öbür türlü arkadaşların kendi aralarında, kendi dairelerinde yaptıkları derken onların hemen hemen büyük bir kısmından bir kısmından haberim var, bir kısmından haberim yok. Öyle diyeyim. Elhamdülillah hamdolsun böyle bir dolu dolu bir Ramazan yaşandı. Güzel bir Ramazan yaşandı. Benim belki de kendi sağlık problemlerimden dolayı Ramazan sohbetlerinin performansı düşük geçmiş olabilir. Çünkü hem oruç hamdolsun hem şeker böyle kol kola yürüdüler. O yüzden bazen sohbete çıkacağım zamanlar dilimin böyle dönmediğini dahi düşündüğüm zamanlar oldu. Pertekleştiği zamanlar oldu.
Ne bileyim işte konuşacağımı zor hatırladığım zamanlar oldu. Ama Cenab-ı Hakk'a hamdü sena diyorum. en büyük müjdelerden, mutluluklardan birisi o. Ramazan ayına hamdolsun oruçlu geçirebildim. Dualarınız da sizin. Hamdolsun. O yüzden benim için birkaç bayram birden yaşandı. Hem Ramazan bayramını oruçlu geçirmek, hem Ramazan'ı oruçlu geçiren bir kimse farz olduğunu iman edip oruçlu geçirirse geçmiş günahları affolur hadisine mazhar olmak, hem bayram yapmak, hem arkadaşlarla, kardeşlerle bayramlaşmak, Cenab-ı Hakk'a hamdü sena olsun.
Bu tarafımız çok iyiydi. E tabi bu Ramazan'ın bayrama gelirken bu katil adi mahluk olan bu Siyonist İsrail, Katil İsrail Devleti tabi var gücüyle bütün Filistinlilere ve Mescid-i Aksa'ya saldırdı. Bu da bizi her Ramazan ne yazık ki bu edepsizler, bu hainler, bu alçaklar, bu katiller her Ramazan böyle bir şey yapıp Ümmet-i Muhammed'in ağzının tadını bozuyorlar ve Filistinlilere toplu katliam yapıyorlar. Aslında yavaş yavaş yaptıkları için Ümmet-i Muhammed bunun farkında ama farkında değil. Yani o bölgede Müslüman bırakmıyorlar. Bir müddet sonra büyük bir ihtimalle Mescid-i Aksa'yı yıkacaklar onlar. Oradaki Hazreti Ömer Radıallahu Anh Hazretlerinin yaptırmış olduğu mescidi yani Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin miraca yükseldiği yere yapıldı çünkü mescid.
O mescidi de yıkacaklar ve orayı talan edecekler. Ve Müslümanların ilk kıblegahı olan Mescid-i Aksa'yı amaçlar o, yıkmak. tabi bir şeyi yavaş yavaş yapınca göze görünmüyor. Yani yavaş yavaş yapıyorlar, yavaş yavaş katlediyorlar. Tanımıyorlar, kadın tanımıyorlar, genç tanımıyorlar, yaşlı tanımıyorlar, ihtiyar tanımıyorlar. İnsanları katlediyorlar. Normalde ve çocukları katlediyorlar, kadınları katlediyorlar, gençleri katlediyorlar, önlerine gelen her şeyi katlediyorlar. Ve Ümmet-i Muhammed sadece miting yapıyor, telin ediyor kendince. Ümmet-i Muhammed'in başındaki başındaki yöneticiler ne yazık ki böyle çok güçlü kınıyorlar. Kimisi kınamaktan da aciz.
Çünkü gittiler, İsrail'le dost oldular, imzalar attılar. İsrail'in tabiri caizse uydusu oldular. Ve Ümmet-i Muhammed bunun hesabını verecek bir gün. Ümmet-i Muhammed'in başındaki yöneticiler de bunun hesaplarını verecekler bir gün. Ve bir tek Türkiye Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve bakanlar işte değişik görüşmeler yapıyorlar. İşte görüşüyorlar onlar da bol bol. Bu konuda ne düşünüyorlar, beyin gerilerinde ne var bilmiyoruz ama eğer bugüne kadar gibi olacaksa yine de sonuç fiyasko. Bir şey çıkmayacak sonuç olarak. Ümmet-i Muhammed ölmesiyle, çocuklarının katletmesiyle ve her yerde kanının dökülmesiyle kalacak. Bu biz artık ben 59 yaşındayım, 60 yaşındayım.
Bu bana artık acı geliyor, ahır geliyor artık bu. Ben 30 kusur yıldan beri İslam'la tanıştım. 30 kusur yıldan beri İslam'la tanıştım ama benim İslam'la tanıştığından önce de İslam'la tanıştıktan sonra da akan Müslüman kanı, ırzına geçilen Müslüman kadını, katledilen Müslümanlar, işgal edilen Müslümanların ülkeleri. Bu Osmanlı yıkıldığından beri devam ediyor ve hala da bunun sonu gelmiş değil. Ve bunu durdurabilecek ne yazık ki İslam ülkelerinde akıl mı yok, fikir mi yok, bu konuda iman mı yok, düşünce mi yok, ne yoksa yok. Yok. ve benim bildiğimden beri ben 33 yıldan beri, 34 yıldan beri herkes güçlü bir şekilde kınıyor. Yani Suriye yıkıldı, Irak yıkıldı, Yemen yıkıldı, Afganistan yıkıldı, Bangladeş'te ona keza, Doğu Türkistan'da, Çin'de ona keza, Doğu Türkistan'daki zulüm, hele benim ülkücülüğümden 15-16 yaşından beri devam eden bir süre gelen bir zulüm var.
Düşünebiliyor musunuz? Ben ülkücülükle tanıştığımda 13-14 yaşındaydım. Şu anda 60 yaşında olmuş olsam, yani 45 yıldan beri bu devam eden bir benim bildiğim sistematik bir zulüm var. Benim bildiğim. Sistematik. Yani öyle bir şey yapmışlar ki, yani zalim o emperyalistler öyle şeyler yapmışlar ki, kalkmışlar, bütün İslam ülkelerini ve Türk illerini parçalarlarken dahi birbirlerine düşmanlık yapacak, birbirlerine düşman olacak ögeler koymuşlar.
Düşünebiliyor musunuz? Azerbaycan'ın yarısı İran'da, yarısı Azerbaycan'da. Yani o kimse Azerbaycan'da yaşıyor, Tebriz doğumlu. Veya o kimse Tebriz'de yaşıyor ama Bakü doğumlu. Örneğin. Veyahut da Özbekistan'ın içerisinde, Kırgızistan'ın toprakları var. Kırgızistan'ın içerisinde, Özbekistan'ın toprakları var. Her ikisinin de Türkmenistan'ın içerisinde de toprakları var. Yani böyle bir emperyalistlerin Türkleri ve İslam dünyasını böyle parçalıyorlar. Yani oturmuş, aşiretin bir kısmı Suriye'de kalmış, bir kısmı Türkiye'de kalmış, Hatay'da kalmış. Veyahut da bir kısmı Ürdün'de kalmış, bir kısmı Filistin'de kalmış. Veyahut da bir kısmı Suudi Arabistan'da kalmış, bir kısmı Yemen'de kalmış.
Bunun gibi. Ve hepsinde de problem var. Ve ümmeti birleştirecek bir siyasi mekanizma yok. Böyle bir siyasi mekanizmasının kurulmasına çaba gösterecek, kurulmasını için gayret sarf edecek olan liderleri de alaşağı ediyorlar. Merhum Necmetin Erbakan Hoca'yı alaşağı ettikleri gibi. Veyahut da Mısır'da Mursi'yi alaşağı ettikleri gibi. Bir bahar, Arap bahar oluşturup bütün ülkeleri karıştırdıkları gibi. Ve ne yazık ki de Ümmet-i Muhammed bu karışıklığa çanak tutuyor. Tam bir ahir zaman, tam bir deccal fitnesi. Bütün İslam ülkelerinde bu deccal fitnesi, bu ahir zaman fitnesi kol geziyor. Ve bir buçuk millarlık İslam dünyası ne yazık ki ve ne yazık ki bakın ne yazık ki ve ne yazık ki bir olup, beraber olup, ortak bir noktada buluşup, ortak bir şey yapamıyorlar.
İşin en acı tarafı bu. Ortak bir şey yapamıyorlar. Ve herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor ama hiçbir şey yapamıyorlar. Bakıyorsun Afrika'ya, Afrika, İslam olarak karman çorman olmuş. Bırakmışlar bir kısmını Fransızlara, bir kısmını İtalyanlara. Bakıyorsun Türkiye Cumhuriyeti'nin olduğu yerleri bırakmışlar Rusya'ya, bir kısmını Çin'e, bir kısmını İran'a bırakmışlar. Düşünebiliyor musunuz? Yani o Türkiye toplulukların bir kısmı Çin'de, bir kısmı Rusya'da, bir kısmı İran'da. Yani Türkler de bu konuda dağılmış vaziyette. Dağıtmışlar. Birbirlerinin arasına da fitne koymuşlar. Kırgızlar, Tacikistanlılar, Türkmenistanlılar, Kazakistanlılar, birbirleriyle Özbekistanlılar, dövüşecekler. Dövüşmek için yer arıyorlar.
Afganistan ona dese kan revan, böyle anlatmak istemiyorum, böyle analiz etmek istemiyorum ama resmi görelim. Yani bu hala da bizim kanımız akıyor, hala da bizim namuslarımız parçalanıyor, hala da bizim topraklarımız işgal ediliyor. Yani işgale doymadılar daha. Yani Osmanlı yıkıldı, 100 yılı geçti, işgale doymadılar. Önce bir parçaladılar, oradaki insanlara beylikler verdiler, krallıklar verdiler, ne bileyim hükümetler kurdurdular. Bu İngilizler kalktı, her yere ayrı ayrı hükümet kurdu, ayrı ayrı krallıklar kurdurdu, ayrı ayrı insanları bu ayrılığa, bu ırkçılığa, işlerine koydular ve ondan sonunda böl, parçala, yut hesabı, alt zenginlikler, üst zenginlikler, bütün herkesi paraya yaptılar. Ve ne yazık ki Ümmet-i Muhammed'in başındaki siyasiler, askeriler, bürokratlar, krallar, kraliçeler, hepsi de bu paylaşımdan 3-5 kuruş dünya menfaatı aldıkları için onlar da sessiz, sakin hayatlarına devam ediyorlar.
Ve bir gün sıranın kendilerine geleceklerine, kendi ülkemiz dedikleri yere geleceklerini görmekten uzaklar. Petro dolarları alıyorlar, işte onları beyaz kağıtlara yatırıyorlar. Yarın öbür gün Amerikan ekonomisi biraz daha sıkışınca siz terör devletisiniz, terör desteklediniz deyip bütün beyaz kağıtlarına da el koyacak, geçecek. Çünkü emperyalistlerin yaptığı iş bu. Veya gelecek, bombalayacak, sana demokrasi getiriyorum diye Irak'a demokrasi getirdi sözde, komple Irak'a bombaladı. Komple Irak'a bombaladıktan sonra bir de borçlandırdı demokrasi getirdim diye. Şimdi Irak'ın bütün petrollerine el koydular. Irak yine aç, yine fakir, yine birbirleriyle dövüşeceğiz diye uğraşıyor.
Yani asıl emperyalist de savaşacaklarına o Şii'ydi, o Sünni'ydi. O Şii'nin bilmem hangi fraksiyonundaydı, o Sünni'nin hangi fraksiyonundaydı, onlarla dövüşüyorlar. Bir de işlerinden barzanileri çıkardılar, bir de onlara paye verdiler. Onlar da biz ayrı devlet kuracağız rüyasıyla. Onlar da hiç kimseye takılmıyorlar. Yani düşünebiliyor musunuz? Büyük bir kaosun içinde dünya. İslam dünyası bilhassa büyük bir kaosun içinde. Ve herkes bu kaostan besleniyor. Başlarındaki liderler besleniyor. Liderlerin etrafındaki iş yapanlar, bürokratlar, tüccarlar besleniyor. Ve halk perişan. Her yerde perişan. Suudi Arabistan'da perişan, Ürdün'de, Yemen'de, Fas'ta, Tunus'ta, Cezayir'de, Suriye'de, Irak'ta, İran'da, Pakistan'da, Bangladeş'te, Türkiye Cumhuriyeti'nde, Türkiye'de halk perişan.
Evet. Bunu görmüyor kimse. Ve baktığımız zaman Cebel-i Tarih'ten Afrika'ya, hem Kuzey Afrika'ya, hem Güney Afrika'ya, hem ortaya baktığımızda her yer karmakarışık. Ya böyle bir dünya yok, böyle bir hayat yok, böyle bir düzen yok, böyle bir düzen yok. Yani her gün Müslüman kanı akıyor. Her gün, her gün Müslümanların çocukları katlediliyor, öldürülüyor, şehit ediliyor. Her gün Müslüman kadınların ırzına geçiliyor. Her gün bomba var İslam dünyasının tepesinde. Her gün ya, her gün dikkatle izleyin, bakın dikkatle izleyin, her gün herhangi bir Müslümanın, herhangi bir yerde kanı akıtılıyor.
Yani bu savaş devam ediyor. Ama örtülü, ama örtüsüz. Devam ediyor. Yani pis İsrail'ler, piç İsrail'ler, katiller haber veriyorlar, basın olan o binayı bombalayacağız diye. Bir saat sonra bombalayacağız diyorlar, yıkacağız orayı. Haber veriyor ya, göstere göstere yapıyor. boşaltın binayı ve hiç kimse de buna bir şey diyemiyor. Hiç kimse buna bir şey söyleyemiyor. Çünkü Suudi Arabistan'ın uçakları kendi ülkesine yönlendirilmiş. İsrail'i dost görüyor. Bütün F-16'lar, bütün Amerika'dan, İngiltere'den, Fransa'dan alınan uçakların hepsinde, programlarında İsrail dost görünüyor.
Bombalayamazlar. O yüzden İsrail elini kolunu sallaya sallaya Suriye'ye gidiyor, bombalıyor. Suudi Arabistan'a gidiyor, bombalıyor. İran'ı gidiyor, bombalıyor. Hatta bizim Güneydoğu sınırlarına da önceden giriyordu. İstediği gibi. Bir de boş kapsül bırakıyordu, tank bırakıyordu bize. Bilmiyorum bizinkilerin yazılımları değişti mi, değişmedi mi? Bizinkilerin de yazılımları değişmediyse bizim F-16'larda İsrailleri dost görüyor. Ateşleyemez yani. Füzeye ateşleyemez. Bakın füzeyi ateşleyemez. Ve Orta Doğu'da tek atom bombası olan ülke İsrail. Birisi atom bombası yapmaya kalkarsa terör devleti oluyor.
İsrail değil. Ve ben artık normalde bütün İslam dünyasının başındaki yöneticileri aciz, pasif, ondan sonra ülkesini, devletini, milletini peşkeş çeken insanlar olarak görmeye başladım. böyle bir şey yok ya. Bakın böyle bir şey yok. Evet bizim ülkemiz jeopolitik olarak sıkıntılı bir yerdeyiz. Biz sıkıntılı bir yerdeyiz. Kabul ediyorum. Problemli bir yerdeyiz biz. Evet. Ama sonuçta insanlar bunları kendilerince düşünüp biz buraya gidelim buraya yerleşelim diye yerleşmiyorlar. Ata ecdat gelmiş fethetmiş. Bunları kanlarıyla yoğurmuş. Burayı vatan yapmışlar. ama problemimiz çok. Yani sıkıntı fazla. Ümmet-i Muhammed'in başındaki yöneticiler birleşmiyorlar.
Ve birleşme hareketi yapacak olan herhangi bir tarikat, herhangi bir cemaat, herhangi bir topluluk oluşursa terörist damgasını yiyip dağıtıyorlar. Sizin bir Mescid-i Aksa davanız varsa terör damgası yiyorsunuz. Siz bir Kudüs, Mescid-i Aksa, Filistin dediniz mi terörist damgası yiyorsunuz. Siz bir Keşmir, siz bir Türkistan, Doğu Türkistan deyince siz terörist damgası yiyorsunuz.
Siz Neymar deyince siz terörist damgası yiyorsunuz. Siz Bangladeş deyince terörist damgası yiyorsunuz. Siz bu topraklar tecavüze uğramasın, kadınlarımız, kızlarımız tecavüze uğramasın deyince terörist damgası yiyorsunuz. Siz bizim kadınlarımızın namusu, bizim çocuklarımızın namusu, bizim geleceğimizin namusu deyince terörist damgası yiyorsunuz. Ve şunu söylüyorlar size, siz ehli sufi değil misiniz? Siz insan yetiştirmeye bakın, Allah'ı zikrettirmeye bakın, sizin ne işiniz var siyasetle? Siz bu öyle şeylerden neden uğraşıyorsunuz? Çünkü öyle o empoze etmişler. Çünkü satılık dergahlar kurmuşlar. İngiltere'ye çalışan, İngiliz M16'ya çalışan bu ülkede dergahlar kurmuşlar.
İsrail'e, Mossad'a çalışan dergahlar, tekkeler, cemaatler kurmuşlar. CIA ile ortak hareket eden dergahlar, cemaatler, tekkeler kurmuşlar. Dernekler kurmuşlar. Bakıyorsun söylediklerine, söyledikleri Kur'an ve sünnetin dışında yaptıkları bu vatana, bu millete, bu vatanın, milletin geleceğine yönelik tehlikeli işler var. Bunları dile getirdiğiniz zaman siz nasıl Sufi'siniz diyorlar. Ve sizin de başınızı çore bölmeye çalışıyorlar ve örüyorlar da zaten. Çünkü her yerde yapılanmışlar. Her yerde insanları var, adamları var tabiri caizse. Sizin tekkenizi de kapatırlar, vakfınızı da kapatırlar, size normalde suikaste düzenlemeye çalışırlar, zehirlemeye de çalışırlar, size değişik iftiralar da atmaya çalışırlar, iftirada atarlar.
Siz o iftiralarla uğraşırsınız, gidip ifade verirsiniz. Ve o iftirayı da attırırken sizdenmiş gibi görünenleri attırırlar. Bir başkasına değil, bir resmi kurum, iki satır yazı yazar, sizin hakkınızda siz gidip ifade vermekle uğraşırsınız. sebep siz Kur'an Sünnet dediniz çünkü, sebep siz Vatan Millet dediniz çünkü, sebep siz Ümmet dediniz çünkü, sebep siz Doğu Türkistan'la da laf söylediniz, Filistin'e de laf söylediniz, Yemen'e de laf söylediniz, Müslümanların kanı akıtılıyor dediniz, Müslümanların namusları paçavra
gibi atılıyor dediniz. Yani düşünebiliyor musunuz? Bu ülkede eşcinsellik savunuluyor. Sizin buna susmanızı istiyorlar. Koca koca parti liderlerini eşcinselliğin neye zararı var diye konuşma yaptırıyorlar. O parti liderinin böyle yakasından tutsan desen ki oğlunun eşcinsel olmasını ister misin be adam desen istemem der. Nasıl eşcinsellik zararı değil o zaman? Senin kızının eşcinsel olmasını ister misin desen o siyasetçinin yakasından tutsan tutamazsın ki der dese derler seni zaten. Olmaz istemem der. Ama onu savundururlar. Koskoca muhalefet partisinin lideri eşcinsellikte ne zarar var canım der.
Söyler bunu. Ve sen Allah'ın lanetlediği fiiliyatı böyle söyleyen bir kimseye neden söyledin diyemezsin. Dediğin zaman sana bir sürü cendereye girersin. Dersin benim gibi olursun işte. Başka bir şey olmazsın. Yani düşünebiliyor musunuz? Böyle bir İslam dünyasına global bir saldırı var. Alimlerimize saldırıyorlar. Mezheplerimize saldırıyorlar. Meşreplerimize saldırıyorlar. Tarikatlarımıza saldırıyorlar. Kapattılar da zaten. Sufiliğe saldırıyorlar. Hadislere saldırıyorlar. Kur'an'a da saldırıyorlar şimdi. saldırmadıkları inançsal olarak hiçbir yanımız yok. İlahiyatlar hadis inkarcısıyla, ayet inkarcısıyla, mezhep inkarcısıyla, meşrep ve mezhep meşrep ve mezhep inkarcısıyla dolu.
Dolu. İlahiyatta okuyan çocukları dinliyorum. Ya yok böyle bir şey diyorum ya. Örgütlenmişler. Herkes örgütlenmiş. Mezhep inkarcıları ilahiyatlarda örgütlenmiş. Hadis inkarcıları ilahiyatlarda örgütlenmiş. Ayet inkarcıları ilahiyatlarda örgütlenmiş. İlahiyatlarda örgütlenmiş. Herkes kendi inkarcısını yetiştiriyor. Parsellemişler. Hadis inkarcıları ayrı, ayet inkarcıları ayrı, tarihselciler ayrı, mezhep inkarcıları ayrı, meşrep inkarcıları ayrı, örgütlenmişler ve parsellemişler ilahiyatları.
Siz zannediyorsunuz ki adam ayetleri inkar etti, Almanya'ya gitti, kurtulduk diyorsunuz. Değil, onun yetiştirdikleri var arkada. Hani Ebu Cehil ölmedi, kıtalar dolaşıyor dedi ya Şahin. Kıtalar dolaşıyor. Yani siz diyorsunuz ki o bir tane Öztürk vardı, öldü. Neydi onun adı? Yaşar Nuri Öztürk. Öldü, kurtulduk zannediyorsunuz. Değil, yetiştirdikleri var. Şer kapısı açık.
Bir müddet sonra gelecek, kapınızın önünde bir kadına tecavüz edecekler, susacaksınız. Bir müddet sonra böyle giderse ülkenizi işgal edecekler, susacaksınız. Bu aymazlık, bu vurdum duymazlık, bu böyle boş vermişlik, bu böyle uçta bir yerde bir şey oluyor ya ona böyle hani tepkisiz kalmak, bir gün sizin kendi kapınızda göreceksiniz onu.
Ne yazık ki, gönül arzu etmez, uyanalım, titreyelim, kendimize gelelim. Bütün İslam ümmeti olarak, başımızdaki idareci konumunda olanlar, siyasetçiler, krallar, kraliçeler, devlet başkanları, hükümet başkanları, bakanlar, her neyse, ümmeti Muhammed'in derdiyle dertlenmiyorsa, onlara oy vermeyelim. Ümmeti Muhammed'in derdiyle dertlenmeyen, kendi vatandaşının derdiyle dertlenmeyen, kendi milletinin derdiyle dertlenmeyen, kendisinin ve yakın çevresinin, ceplerini doldurmakla meşgul olanları seçmeyelim.
Seçmeyelim. Vatandaşının, milletinin derdiyle dertlenen insanlar, milletinin derdiyle dertlenen insanlar, ben açsam, o da aç yatacak. Ben açsam, o da aç yatacak. Ben yiyemiyorsam, o da yiyemeyecek. Ben içemiyorsam, o da içmeyecek. Zehir zıkkım olsun. İçmeyecek. Ya da demeyecek, ben siyasetçiyim diye. Çıkmayacak o zaman meydana. Hani Hazreti Ömer, radıyallahu anh, Hazretleri gitmiş ya, teftişe, vali ona, beyaz buğday unundan, ekmekle, bal şerbeti koymuş sofraya. Valiye çağırmış, gel buraya demiş.
Vali buyurun efendim demiş. Senin en fakirin demiş, bunu yiyor mu? Demiş, yemiyor ya Emir el-Müminin. En fakirinin yediğini yemeyen, en fakirinin giydiğini giymeyen, idareci yalancıdır demiş. Yalancı. Kaldır demiş bu yemeği buradan. Ümmet-i Muhammed, Muaviye'den sonra bozuldu. Ve ümmet-i Muhammed'in başındakiler şimdi birer Yezidi hükmünde gibi. Hakkı savunanları, hukuku savunanları, adaleti savunanları, Yezidi çok, kılıçtan geçiriyorlar. Kılıçtan geçiriyorlar. Meşhur ya, bu böyle anlatılır.
Olmuştur, olmamıştır. Küfeden bir adam gelir Şam'a. Küfeden Şam'a gelince, bu küfelinin devesini Şam'dan zalim bir adam tutar. Der ki, bu dişi deve benim. Küfeli der ki ya, bu deve erkek ve benim. Senindi, benimdi, senindi, benimdi, toplanırlar Şam'ın merkezine. mesele Muaviye'ye gider. Muaviye çıkar Şam meydanına. Deve de orada erkek. Küfeli orada. Şamlı o zalim de orada. Bütün halk da toplanmış. Hükümle çıkacak diye. O Şamlı olan Muaviye der ki, ey Muaviye, bak der bu dişi deve benim. Bu adam da diyor ki, bu deve erkek.
Ama benim diyor diyor. Bu deve kimin? Hükmet diyor. Muaviye bakıyor. Bir Şamlı'ya bakıyor. Bir Küfeli'ye bakıyor. Küfeli Hz. Ali Efendimiz'i sevenlerden. Kafasını kaldırıyor. Ey Şam halkı! Şahit misiniz bu devenin diyor. Şam halkına dönüyor. Bu deve diyor. Bu Şamlı'nın. Bu dişi deve Şamlı'nın. Millete de dönüyor. Değil mi diyor. Bu dişi değil mi? Bütün herkes diyor. Evet o dişi deve. Küfeli şaşkın. Küfeli diyor. Gel yanıma. Sarayına alıyor onu. Diyor ki o devinin erkek olduğunu sen de biliyorsun ben de biliyorum. O devinin erkek olduğunu bu Şamlılar da biliyor diyor. Git şimdi diyor Ali'ye selam söyle. De ki diyor.
Muaviye'nin arkasında erkek deveye Muaviye dişi dediği için dişi diyen böyle aptallar salaklar ordusu var dedi. Gözü kör olanlar var dedi. Haber ver. Kiminle uğraştığını bilsin. Kiminle uğraştığını bilsin. İşte şimdi Ümmet-i Muhammed o Muaviye'nin etrafındaki, Ümmet-i Muhammed'in etrafındaki liderlerin etrafındaki kimseler, Ümmet-i Muhammed'in başındaki liderler ne yazık ki bu hükümdeler. Ve onlar karaya beyaz değerlerse herkes alkışlıyor. Beyaz bu yağ diyor. Sen diyorsun ki bu beyaz değil. Bu kara seni linç ediyorlar. Seni linç ediyorlar. Ve başına örülmeyecek çorapları örüyorlar. Ve Ümmet-i Muhammed hakkı haykırmaktan aciz. Hadis-i Şerif çok az olacaksınız diyor ahir zamanda.
Hakkı haykıranlar çok az olacak diyor. Çok az olacak. Parmakla sayılacak kadar az. Hadis-i Şerif'te diyor ki parmakla sayılacak kadar az. O haldeyiz şu anda. Bakın o haldeyiz. Ve birisi bize Kur'an sünnet derse biz böyle diken diken oluyoruz. Birisi Kur'an sünnet söyler diye ödümüz patlıyor bizim. Birisi vatan millet der diyor ödümüz patlıyor bizim. Siyasetçisinin, bürokratisinin, hakimin, savcısının, avukatın, polisin hepsinin de. Vatandaşın. Kur'an sünnet ya. Kur'an sünnet. Hak, hak, hak, hak. Hak ve adalet. Lazım. Herkese lazım. Hak ve adalet herkese lazım. Bütün dünyaya lazım. Gavuruna da lazım. Müslümanına da lazım.
Nasıl rahat uyur bilmiyorum insan. Ben bir Müslüman, Keşmir'de, Bangladeş'te, Doğu Türkistan'da, Filistin'de, Yemen'de, Afrika'da, Irak'ta, Suriye'de, Müslümanlar bombanın altında inim inim inlerken bir kimse nasıl rahat uyur? Vallahi de, billahi de bilmiyorum. Bilmiyorum. Uyuyorlar. O liderler nasıl uyuyor bilmiyorum. Bilmiyorum. Ben bilmiyorum. Bilen varsa anlatsın bize. Allah bizi affetsin. Ben bilmiyorum. İyi ki ben bir genelkurmay başkanı filan olmamışım. İyi ki ben bir ordu komutanı filan olmamışım. Herhalde ben dinlemeyecekmişim hiç kimseyi. Ben yürüyecekmişim Allah Allah nidalarıyla.
Arkamdan ne yaparlarını, ne ederlerdi, vatan haini derlerdi, ne derlerdi bilemem. Evet derlerdi. Ve şu anda da devlet müsaade etsin. Ben yemin ediyorum yürüyeceğim. Yürüyeceğim. Ölmesini bilirim ya. Ölmesini bilirim. Böyle bir şey yok. Allah bizi affetsin. Ümmet-i Muhammed ne yazık ki böyle kış uykusunda geçmiş ya. Gebermiş sanki. Uyuşturucu yemiş gitmiş. Zaten uyuşturucu herkese bedava dağıtıyorlar. Adamın birisi de diyor. Dört ton kokain geliyordu diyor. Marineye teslim edilecekti diyor. Herkes uzsuz buz. Kimse dört ton kokainini reddetmiyor.
Kimse bu marineye gelecekti gelmeyecekti onu da reddetmiyor. Ne olacak? Uyuşturucuya dağıtacaklar. Ülkeyi uyuşturacaklar iyice. Bu da ayrı bir mesele. Ondan sonra diyorlar. Nereden çıktı bu? Telefon açıyorlar. Bana. Bugüne kadar böyle tweet atmamıştın. Ondan sonra işte yok şu bakanı şu olsun, bu bakanı bu olsun. Bir ülke düşündüm. Öyle dedim kendi kendime düşündüm. Dedim ki yani Haluk Kırcı Milli İstihbarat'ın başına geçmiş olsa valla duman attırır ortalığı gibi geliyor bana Haluk Ağa. Yani merhabamız var, selamımız var. Bunu böyle konuşmak istemem. Herhalde haber gider ona böyle söyledim diye. O da hakkını helal etsin böyle onu bununla alakalı böyle konuştum diye.
Ama Milli İstihbarat'ın başında olmuş olsaydı hele bir ekip böyle hayal ettim kendi kendime. Haluk Kırcı dedi Milli İstihbarat'ın başında Alaattin Çakıcı Dışişleri Bakanı Sedat Peker İçişleri Bakanı Mehmet Ali Ağaç'a Genelkurmay Başkanı Hayalini kurduğu zaman ortalık yer yerinden oynuyor. Yani herhalde böyle giderse çıkış yolu olarak böyle bulacağız herhalde. Sağlık Bakanı Ahmet Rasim Küçük Usta bütün aşılara hayır, bütün ilaçlara hayır. Milli Eğitim Bakanı Abdurrahman Dilipak eğitim kökten baştan sonundan hepsi bir düzenlensin. Bir tez benimkisi de sonuçta uçuk gibi gelmesin. Hiç olmazsa bunların böyle bir hesapları, kitapları yok. Yani kalkacak şimdi Mehmet Ali Ağaç'a Rusya ne der, Amerika ne der, Çin ne der mi diyecek?
Allah Allah'ın idalarıyla yürüyecek. Veyahut da işte kim, Sedat Peker kim, ne der diye mi bakacak? Ve Halettin Çakıcı kim, ne der diye mi bakacak? Bakmaz. Vatan millet dediğin zaman yöneliler indirilecek olanı, indirirler, karıştıracak olanı karıştırırlar, geçerler. Mevcut böyle düzenli bir şey. Yok uluslararası o gücenmesin, yok uluslararası denge var o yapmasın. Ya bu uluslararası dengeler, uluslararası hukuk, uluslararası kanunlar Müslümanlara mı sadece ya? İsrail'e değil mi? Rusya'ya değil mi? Amerika'ya değil mi? Fransa'ya değil mi? İngiltere'ye değil mi? Almanya'ya değil mi? Hollanda'ya değil mi? Çin'e değil mi ya? Bu uluslararası hukuk denilen nemenem olan şey sadece Müslümanları mı bağlıyor ya?
Hangi uluslararası hukuk normlarına uyaraktan Afganistan'ı bombaladılar, Irak'ı bombaladılar, Suriye'yi bombaladılar, Libya'yı bombaladılar ya? Hangi uluslararası hukuka dayanaraktan yaptılar bunu? Hangi uluslararası hukuka dayanaraktan Ermenistan kalktı, Dağlık Karabağ'la işgal etti? Bir sürü soykurum yaptı, katliam yaptı? Geçin ya bu uluslararası kanunmuş, hukukmuş, boş bunların hepsi de. Boş, boş. Aldatmacadan ibaret. Bunları savunanlar kendileri ellerinden geldiğince her şeyi yapıyorlar. Ne uluslararası hukukmuş. Bizi öyle kandırıyorlar, bizi öyle aldatıyorlar. Allah bizi affetsin inşallah.
Evet, zarar vermekten devam ediyoruz. Nasihatlere. Mü'mine sövmeyi, lanet etmeyi geçen ders yapmıştık. İftira etmeyi geçen ders yapmıştık. Biz mü'minlere eza ve etrafımıza hiçbir şeye eza vermemekti. Biz başa mü'minlere eza koyduk. Mü'minlere ezanın alt şeyi olarak mü'minlere sövmek, lanet etmek. Ondan sonra da onun alt versiyonu olarak, maddesi olarak öyle diyelim, iftira etmek. Şimdi de nemmamlığı anlatacağız bu akşam. Mü'minlere eza cefa veren bir ahlak ne? Nemmamlık. Nemmamlık ne? İnsanların arkasından çekiştirmeleri. İftirayı anlatmıştık. Bir kimsenin üzerinde olmayan bir şeyi varmış gibi söylemek. Lanetlik bir işte. Allah muhafaza eylesin. Evet, nemmamlık. Nemmamlık ne? Yine de Allah muhafaza eylesin.
Bu konuda Müslümanların arkasından olmayan şeyleri laf dönürmek. Müslümanların sırrını açıklamak veya bir insanın sırrını açıklamak. Örtülü kalması gereken bir şeyi, örtüyü kaldırıp etrafa yaymak. Ve duyup susması gereken yerlerde, duyarsa susması gereken yerlerde konuşması. Yani laf gezdiriyorlar ortalıkta, laf dolaştırıyorlar.
Bunlar ne nemmam. Diliyle çekiştirip yüzünden de alay edenin vay haline Hümeze. Ayet 1. Daima ayıplayan, laf getirip götürene. Kalem 11. Yine kalem 13. Bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış. Ayet-i kerimeler bunlar. İşte İbn-i Mübarek Hazretleri, soyu belli olmayan çocuklar sır tutmaz olduklarını bu ayetten çıkarmış. Ve sır tutmadığından ötürü söz gezdirmek için öteye beriye gider durur. Bunu da yapan gayrimeşru çocuktur demiş. Bu çok ağırdır. Ben bunu böyle kullanırım nemmamlar için. Bir kimsenin olmayan bir şeyi bir de üzerine bir de ne yapıyor? Ekliyor, iftira olmuş oluyor. Olduysa gıybet. Şimdi onu bir de dolaştırıyor, üzerine bir de nemmamlık ekliyor o kimsenin üzerine.
Düşünün. Adam iftira etti. Olmayan bir şey. Olmayan bir şeyi iftira ettiği gibi arkasından konuştu, gıybet etti. İftira etti. Olan bir şey ise gıybet etti. Onu bir de dolaştırdı. Bak olmayan bir şey ise iftira etti. Olan bir şey ise gıybet etti. Bir de onu dolaştırdı insandan insana. O da bir de ne yaptı? Nemmam oldu. Böyle olunca da o kimse diyor ki hani annesi babası belli olsa dahi o böyle onun onun çocuğudur tabiri caizse. Ağır ama bu ağır bunu neden telaffuz ederim ben? Derim ki arkadaşlar nemmamlık yapmayın. Olmayan bir şeye iftira atmayın insanlara. Ve olmayan bir şeye iftira attığınız gibi bir de o lafı dolaştırmayın. Dolaştırdınız o zaman siz nemmam oldunuz.
Dolaştırmadın. Sen kendin söyledin bir tek ama birisine söylüyorsun ya gene lafı dolaştırmış oluyorsun. Yani birine dediğin anda lafı dolaştırdın hemen nemmam oldun. Doğruysa gıybet ettin. Doğru değilse iftira ettin. Katmerlenmiş bir şekilde günaha girdin. O yüzden lanettik hiç zaten. Katmerli olduğundan. Allah muhafaza eylesin. Tergipte geçiyor hadis-i şerif. İnsanların kusurlarını yüzlerinde ve gıyaplarında söyleyenler, kovuculuk yapanlar ve kusursuz olanlara kusur arayanları Allah-u Teala kıyamet gününde köpek suretinde haşredecektir. Tekrar hadis-i şerifi söyleyeyim. İnsanların kusurlarını yüzlerinde. Yani bir kimsenin kusuru var sen onun yüzüne söylüyorsun onu.
İki, gıyabında söylüyorsun. Bakın hani ben onun yüzüne karşı da söylerim. Sen onu onun yüzüne karşı da söylersen kıyamette köpek gibi haşrolacaksın. Köpek suretinde haşrolacaksın. Bir kimsenin kusuru yüzüne de söylenmez. Bizim içimize koymuşlar bunu. Ben onun yüzüne de söylerim. Sen çok delikanlısın, çok yiğitsin. Çok cesaretlisin ya sen. Sen onun yüzüne de söylersin. Ve kıyamette köpek suretinde haşrolursun. Gıyabında söyledi. O da ne yaptı? O da köpek suretinde haşrolacak. Ve koğuculuk yaptı. Yani iki kişinin arasını bozdu. Nemmamlık yaptı. Ondan lafı aldı, ona götürdü. Nemmamlık yaptı.
İki kişinin arasını bozdu. Karı kocanın arasını bozdu. Evlat, anne baba arasını bozdu. İki arkadaşın arasını bozdu. Mürid, mürşid ilişkisinde arayı bozdu. Senin hakkında Şeyh Efendi böyle dedi biliyor musun? Bozdu. Veya Şeyh Efendi filanca hakkında böyle söyledi. Şahsın bireyin kendisiyle alakalı. Bozdu ilişkiyi. Köpek suretinde haşrolacak. Ve bir kimsenin sen hatasını, kusurunu görmedin. Kusursuz, hatasız, sen görmedin halde ona hata, ona kusur atfetmen. Bakın dil nasıl eza cefa veriyor Müslümanlara. O da ne yapacak? Köpek suretinde haşrolacak. Kardeşler, dikkat edin dilinize. Siz günlük yetmiş bin tevhid çekip, bu dilinize sahip değilseniz, tevhidi nurunu aldı götürdü bunlar.
Sen oruç tuttun, ama sen diline sahip çıkmadıysan, orucun faziletini aldı götürdü bunlar. Sen kalkıp eşini kendi annene, babana söylemen dahi, günah kebahir, gıybet ettin. Anne, adam bana bugün ne yaptı biliyor musun? Gitti. Gitti sevabın. Veya adam, sorma anne ya. Bir türlü yemek yapamıyor ya. Gitti sevabın. Dost doğru çocuklara bakamıyor anne ya. Gitti sevabın. Velatta anne amin. Dil, dil, dil. Filanca zakir canım, dost doğru zikrullah yaptıramıyor. Dil, gitti. Ben bir zakir olsam, ha gel yaptım seni zakir. Ne yapacaksın? Dil.
Veyahut da işte, bu ancak kime caiz? Bir dergahsa, üstada caizdir. Git ona söyle derdini. Sıkıntı yok. Hakime söyle, savcıya söyle. Bu hayırı mesele. Allah muhafaza eylesin. Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri topluluğa söylüyor. Ben size en iyilerinize haber vereyim mi? Orada bulunanlar, evet ey Allah'ın Resulü. Haber ver. En iyileriniz, kendileri görüldüğü zaman Allah, hatıra gelen, Allah'ın adı anılan kimselerdir. Ve yanlarında Allah'ı zikredilen kimselerdir. Demek ki, Ümmet-i Muhammed'in en iyileri neymiş? Onlar görüldüğünde Allah'a hatıra gelecek. Ve onlar Allah'ı hatırlatacaklar. Allah sohbeti yapacaklar.
Allah'ı zikredecekler. Şimdi şeytana gönlünü, aklını satmış olanlar rahatsız olur bundan. Seninle iltibatı kesmek ister. Sen bir şey yapacak olsa ya haram yapamayız. Bir şey olacak olsa ya bu yanlış yapamayız. Lütfen gıybet etmeyelim. Lütfen iftira etmeyelim kimseye. O kimse burada değil. Lütfen ya gerek yok ya. Senin oğlun da olsa, kızın da olsa arkasından konuşma. Gıybet etme. Senin çocuğun da olsa gıybet etme. Senin eşin de olsa gıybet etme. Dedikot etme etrafından şey yapma. Sen Allah'ı hatırlat herkese. Sen Allah'ı zikret. Allah'ı hatırlat. En iyilerden olmak istiyorsan. Seni gördüklerinde Allah hatırına gelsin. Namazı kılmadı aklına gelsin. Namazı kılsın, orucu tutmadı aklına gelsin.
Orucu tutsun, tövbe etsin. Zikrullah yaptır. Allah'ı andır insanlara. Ve devam etti. Sonra dedi ki, size en kötülerinizi haber vereyim mi? Sahabe dinliyor, pür dikkat. Evet ya Resulallah. Bunlar, laf götürüp getirenler. Dostların arasını bozanlar. Ve iyilere kötü şeyler isnat edenlerdir. İmam-ı Hanbel nakletmiş. En kötüler kimlermiş? En kötüler. Laf götürüp getiriyor. Ne yapıyor? Dostların arasını açıyor. Ne yapıyor? İyilere kötü şeyler isnat ediyor. Yani iyi bir kimse, ona kötü şeyler isnat ediyor. Olmayan şeyler iftira atıyor ona. Allah muhafaza eylesin. Bunlar da insanların en kötüleri, en şerlileri. Allah muhafaza eylesin.
Laf götüren götüren, iki kişinin arasını bozan, iyi bir insan. Onun üzerine kötü bir şey isnat eden, iftira atan kimse. Allah muhafaza eylesin. Yine İbn-i Mace de nakletmiş bu hadis-i şerifi. Allah'ın en hayırlı kulları. Görüldükleri zaman Allah'ın adı anılan kullardır. Allah'ın en kötü kulları da laf götüren, getiren, dostların arasını açan, iyilere karşı gelip direnenlerdir. Demek ki burada ilave bir şey var. Ne var? Bir kimse iyiliği, iyi. O iyiye karşı geliyor, ona direniyor. O kimseye sen Kur'an, sünnet, vatan, millet diyorsun, direniyor. O kimseye güzel ahlak anlatıyorsun, o direniyor. O insana sen iyiliği, güzelliği, hoşluğu anlatıyorsun, direniyor sana karşı. Ve sana kötülük düşünüyor.
Sen ona Kur'an'ı tebliğ ediyorsun, sünneti seneyi tebliğ ediyorsun, o direniyor sana. Ve bir de sana karşı kötülük düşünüyor. Allah muhafaza eylesin. Bunlar da Allah'ın kötü kulları. Her yerde var mı? Evet. Allah muhafaza eylesin. Yine tergipte geçiyor bu hadis-i şerif. Meşrurdur ya, çok ders yapardık biz tergipten bir ara. Benim çok hoşuma gider tergip ve terhip. Gerçekten güzel hadis kitaplarından birisidir. Tavsiye edilecek hadis kitaplarından birisidir. Evinizde bulunması lazım gelen hadis kitaplarından birisidir. Herhangi bir kimse, Müslüman bir kimse, kendisinde olmayan bir şeyi, dünyada onu ayıplamak için isnat edecek olursa, Allah-u Teala kıyamet gününde söylediği sözün yalan olduğu meydana çıkınca kadar cehennemde onu yakar.
Yani siz bir kimseye iftirada bulundunuz. Onun üzerinde olmayan bir şey söylediniz. Onun üzerinde olmayan bir şey söylediğiniz için yalan çünkü. Yalan yere siz ona iftira attınız. Onun üzerinde olmayan bir şey varmış gibi söylediniz. Ve bakın, o söylenilen söz yalan olduğu meydana çıkıncaya kadar kaç yıl, işte beş yıl geçti, on yıl geçti. Ama siz onun hakkında hep böyle bunu söylediniz ve yalan olduğu meydana çıktı. Herkes onun yalan olduğunu duydu. Kaç yıl? On yıl. On yıl siz cehennemde yanacaksınız. Ölünceye kadar meydana çıkmadı. Ömrü kaç yıldı? İşte siz onu söyledikten sonra o kırk yıl yaşadı. Kırk yıl cehennemde onun için yanacaksınız. Tövbe edip helallık alın.
Ben derviş kardeşlerinin haricinde kimseye helallık vermiyorum. Açıkça da söylüyorum bunu. Hakkımda gıybet eden, dedikodu eden, hakkımda nemamlık eden, kovuculuk eden, iftira edenlere hakkım helal değil. Açıkça söylüyorum bunu. Allah muhafaza eylesin cümlemizi. Yine tergipten bir hadis-i şerif. Bu derste biraz tergipten şey yaptım. Hem bir de tergibi okuyanlar bugüne kadar hatırlasınlar. Tergibi tasnif eden kimseyle de hari Hasan etkisin. Benim çünkü çok önemli kaynak kitaplarımdan birisidir. Tergibi altı cildi. Çok önemserim. Vesile olanlardan da Allah razı olsun o hadis kitabını almaya. Böyle çok güzel böyle öz yani hadislerle İslam gibi bir şey.
Allah razı olsun inşallah. Benim katımda en sevimliniz, ahlakça en güzel olan ve çevresindekilere en güzel geçinenizdir ki, onlar herkesi sever ve herkes de onları sever. Demek ki en sevimli olan kimse kim? Ahlakça etrafıyla güzel geçinen, etrafıyla iyi geçinen, eş, çocuklar, arkadaşlar, derviş kardeşler. Ahlakça siz etrafınızda iyi geçineceksiniz.
Ve çevrendeki kimselerle çalışma arkadaşların, ne bileyim iş arkadaşların, alışveriş ettiğin kimseler, esnafsan dükkana giren çıkan, memursan, sana bir iş yapmaya gelen insanlar. Bunlarla ne yapacaksın? En güzel bir şekilde geçinmeye çalışacaksın. Kıymetli kardeşler, birinci derecede evli olanlar, eşlerinizle iyi geçinin, kadınlar da erkekler de. Çocuklarınızla iyi geçinin, çocuklar, anne babalarınızla iyi geçinin, anne babalarınıza öf bile demeyin. Anne babalar, çocuklarınıza zulmetmeyin, çocuklarınıza eziyet etmeyin, çocuklarınızdan olmayacak şeyler istemeyin. Onlara hoşgörülü davranın, sevgili davranın, sevecen davranın. Çocuklarınıza sevginizi verin. Yoksa o çocuklar ondan sonra sevgisiz büyüyorlar, ne yazık ki psikolojileri bozuk oluyor.
Topluma faydalı insan olmuyorlar. Çocuklarınızın arasında ayırım yapmayın. Çocuklarınızın Kur'an ve sünnet dairesinde, helal dairede makul olan isteklerini, makul olan görüş ve düşüncelerini kabul edin. Eşler, birbirinizleri kırmayın, birbirlerinizi üzmeyin, birbirlerinizi incitmeyin, birbirlerinizi hakaret etmeyin. Birbirlerinizi kötü söz söylemeyin. Birbirlerinizin aleyhinde laf atmayın. Birbirlerinizi sinir edecek hareketlerden uzak durun. Ne yapıyormuş bu iyi kimseler? Etrafındaki insanları seviyormuş. Eşler, birbirinizi sevin. Anne babalar, çocuklarınızı sevin. Çocuklar, anne babalarınızı sevin. Derviş kardeşlerinizi sevin.
Zakirlerinizi sevin. Zakirler, derviş kardeşleri sevsin. Çavuşlar, zakirler, herkes birbirini sevsin. Herkes birbirine yardım etsin. Herkes birbirine toleranslı davransın. Herkes birbirine muhabbet beslesin. Birbirine hizmet etsin. Dostluğunuzu, kardeşliğinizi ebedi hayata taşıyın. Eşliğinizi ebedi hayata taşıyın. Çocuklarınızla olan hukukunuzu ebedi hayata taşıyın. Ölüp gittikten sonra bu dünyada, bu gök kubbede hoş bir seda bırakın. Çocuklarınız arkanızdan lanet okumasın. Çocuklarınız arkanızdan laf atmasın. Çocuklar arkanızdan bize şunu yaptı da, bize bunu yaptı da, şöyle de zulmetti, şöyle hakaret etti, bize böyle kötü davrandı demesinler. Demesinler. Bir insanın çocuğu anne babasından razı değilse o anne baba kendine baksın.
Ben bu çocuğa haram bir şey mi öğrettim? Ben bu çocuğa haram yola mı sevk ettim? Ben bu çocuğa haram bir şey mi yedirdim? O yüzden herkes sevgiyle yaklaşın. Sevgiyle. Ben bu Ramazan boyunca hep arkadaşlara, kardeşlere nasihat ettim. Arkadaşlar, kardeşler. Bakın toplum sevgisiz. Çocuk doğdu, annesinden babasından sevgi görmedi. Okula gitti, okulda sevgi görmedi öğretmeninden. Ortaokula gitti, sevgi görmedi. Liseye gitti, sevgi görmedi. Çocuk askere gitti, sevgi görmedi. İş hayatına girdi, sevgi görmedi. Evlendi, eşinden sevgi görmedi. Sevgisiz. Sevgiyle büyümedi, sevgiyle olgunlaşmadı. Ve o kimse geldi, bir meclise, bir dergaha, bir zikir topluluğuna oraya geldi.
Hepimiz aynıyız biz. Ve orada da sevgisizliği görünce bu insan nereye gidecek? Bu insan nereye gidecek? Evde anne baba azarladı. Okulda öğretmen azarladı. İş yerine gitti, müdür, amir, patron azarladı. Eve geldi, evde eş azarladı. Kadın, erkek önemli değil. E dergaha geldi, dergaha da şey hazırladı, zakir hazırladı, çavuş azarladı. Bir önceki gelen o azarladı. Geliyorsun dedi, azarladılar. Gidiyorsun dediler, azarladılar. Nereye gidecek bu adam ya? Bu insan nereye gidecek bu toplumda? Toplumun hali bu. Toplumun durumu bu. Çocuk ilkokula gitti, ilkokulda öğretmen vurdu, dövdü, korkuttu. Evet. Yani öğretmen benim kulağımı çekti.
Ben babama söyledim böyle böyle kulağımı çekti diye. Bir alt sokaktaydı ilkokul öğretmeni. Vallahi babam gitti, bir boyadı onu. Dipten tırnağa. İlkokul hayatım boyunca hiç kimse bize bir şey diyemedi. Neden kulağımı çekti benim diye öğretmen. Kimsenin hakkı yok buna. O yüzden arkadaşlar, kardeşler, ne yapacakmışsınız? Herkesi sevecekmişiz. Bak onlar herkesi sever. Demek ki biz herkesi seveceğiz. Ve herkes de onları sever. Benim meşhur tezim var ya, seven sevilir. Seven sevilir. Bir kimse sevmiyor. Karşı tarafta onu, bir kimse seviyor, karşı taraf sevmiyor.
Sevmeyen zulmediyor. Allah o zulmedenin başına bir kılıç tayin eder. Sen sev. Sevmekten zarar etmez kimse. Sen sev. Seni sevdiğin seni sevmiyormuş. Bırak ya, sahibi var her şeyin. Sevenin sahibi Allah. Sevenin sahibi Allah. Onun başına bir çorap örer, merak etme sen. Sen bırak. Onun intikamını alır o. Allah muhafaza eylesin. Benim katımda en sevimsizleriniz, kovuculuk yapan, dostların arasını açan ve temiz kimselerde kusur arayanlardır. Allah muhafaza eylesin. Yine Tebari'nin bir rivayetinde, size kötü olanlarınıza haber vereyim mi? Evet ya Resulallah derler, kötü olanlarınız, yalnızlığı sevip kimseyle oturmayan, ülfet ve ünsiyeti sevmeyen, hizmetçisini döven, yardım ve iyilik yapmayan kimsedir buyurdu.
Bakın bunlar böyle toplum psikolojisi, birey psikolojisini anlatan hadis-i şerifler. Şimdi herkes kendi kendini, kendi kendini düşünsün. Evlerinizde düşünün. Ben yalnız kalmayı seviyorum. Hiç kimseyle oturup sohbet etmiyor. Hiç kimseyle muhabbet kurmuyor. Yanında hizmet edenleri dövüyor. Önceden böyle hizmet eden insanlar var. Ondan sonra ve etrafına da yardım ve iyilik yapmıyor. Bunlar neymiş? Kötüler imiş. Ve dedi ki, bundan daha kötü olanını size haber vereyim mi? Bakın bunlar bir kötü, bunlardan daha kötü olanlar var. Dediler ki, bildir ya Resulallah. O da dedi ki, insanlar kendisine, kendisi de insanlara buğuz edendir.
Bu normalde ne yapıyor? İnsanlar kendisine buğuz ediyor. Aman diyorlar, bundan uzak duralım biz. Bu normal, iyi bir insan değil. Ve o da insanlara buğuz ediyor. Etrafta öyle insanlar vardır ya, bütün insanlar kötüdür. Herkese kötü damgasını vurur. Ve kimseyle arkadaşlık, dostluk kurmaz. Size bundan kötüsünün de haber vereyim mi dedi. Bakın daha kötünün de kötüsü var. Evet dediler. Günah işleyeni ceza görsün diye işlediği günahtan vazgeçirmeyen, mazeret kabul etmeyen, kusur bağışlamayan kimsedir. Yani bir kimse günah işliyor, o ceza görsün diye ona nasihat etmiyor. Yani örneğin içki içiyor o kimse, onun içkisine karışmıyor. Bu içkiyi içtiği için bir ceza görsün de görsün diyor.
Ona ne yapacak? Vazgeçirmeye çalışacak. Ve birisi hata yaptı, özür diliyor. Birisi yanlış yaptı. Eşler arasında, anne baba çocuklar arasında, akrabalar arasında, kardeşlerin arasında. Birisi bir hata yaptı. Öyle ya bir yanlışlık yaptı. Geliyor ona diyor ki özür dilerim senden, böyle bir yanlışlık yaptım. Onun özrünü veya onun mazeretini, öyle ya kabul etmiyor kimse. Çünkü neden? Katı kalpli, kalbi kararmış ve kusur bağışlamayan kimsedir. Ya hata yapmış işte bırak bağışla, öyle bir şey yok. Bundan da kötü olanı var. Size bundan da kötüsünü haber vereyim mi? Ver ya Resulallah. İyiliği umulmayan, kötülüğünden emin olunmayan kimsedir. Demek ki artık bir kimseden asla iyilik umuyoruz.
Ve o muhakkak kötülük yapar. Kötülüğünden de onun eminiz. Bu da tergipte geçer. Yadır-ı Şerif. Rabbim bizi böyle olmaktan muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun inşallah. Bu kovuculara, kovuculara, kıybetçilere, iftiracıları da dinlemek o da günah kebayıdır. Bunlara inanmak daha büyük bir günah kebayıdır. Bazı noktalarda küfürdür. Dikkat edin. İftiracı, gıybetçi, nemmam, kovucu, laf dolaştırıcı insanlara inanmak Allah muhafaza eylesin. Normalde buna inanmak küfre kadar götürür insanı. Bunu dinlemek büyük günah kebair. Ve bu noktada Hucurat Suresi ayet 6. Ey müminler eğer yoldan çıkmışın biri size haber getirirse onun araştırın içini dışına. Yoksa bilmeden bir millete fenalık ederseniz de sonra ettiğinizde yanarsınız.
O yüzden bu ayet-i kerime mucibince bize gıybet, dedikodu, iftira, kovuculuk bunlardan uzak duracağız. Allah muhafaza eylesin. Dinlemeyeceğiz de. Bakın dinlemeyeceğiz de. Dinlemek için alim hükmünde, amir hükmünde, hakim hükmünde olmanız gerekiyor. Amir değilseniz, alim değilseniz, hakim değilseniz dinlemeyeceksiniz. Bakın dinlemeyeceksiniz. Karı koca arasındaki bir mesele. Dinleme kardeşim. Hükmetecek misin? Hayır. Alim misin? Hayır. Amir misin? Hayır. Hakim misin? Hayır. Dinleme. Ya arkadaş anlattı işte. Dinleme ya. Dinleme. Dinler sen de gıybet etmiş oldun. Hem de onun gıybetine sebep oldun. Dinleme.
Ben hep derim arkadaşlara, arkadaşlar dinlemeyin. Neden? Ya gıybet ediyorsunuz. Dinlemeyin. Sen o lafı bir de başkasına götürürsen, oho işte laf dolaştırdın. Filanca var ya, hanım için bunlar bunlar bunları söyledi. Görüyor musun? Bak ya, şimdi de kol kola gidiyorlar işte. Bitti. Dinleme. Gir mağaraya. Allah muhafaza eylesin. Ve o kimse ne yapacak? Böyle nemmama diyecek ki, sen çirkin bir iş yapıyorsun. Sen günahı kebar işliyorsun. Bundan vazgeç. Ona nasihat edecek. Bundan vazgeç. Ve eğer ondan vazgeç diyor, ona söylemezse, o zaman cihadı terk etti. Çünkü bir zulmeden bir kimsenin zulmüne ortak olduğunu söylemezse, haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.
Siz bir kimse, bir zalim zulmediyorsa, siz o zulme seyirci kalamazsınız. Bir Müslümanın namusunu, şerefini, haysiyetini gıyabında savunmak, gıyabında onu korumak cihattır. Cihattır bu. Sizin bir kardeşinizin namusunu, şerefini siz koruyacaksınız. Daha laf öğrenmek için ne yaptı ya? Dinlemeyeceksiniz. Diyeceksiniz ki, arkadaş, x kimse, örneğin buradan olanlardan örnek vereyim. Salimle alakalı birisi olumsuz bir şey söylemeye kalktı. Canım kardeşim, salim kardeşimiz kardeşimizdir, arkadaşımızdır, hizmeti vardır. Aleyhinde konuşma benim yanımda, gıybet etme. Laf dolaştırma, nemmamlık yapma canım kardeşim, haram.
Onun çünkü, haysiyetini, şerefini korucan ve nasihat edeceksin ona. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Ve eğer o kimse, dinledi ya onu, ona nasihat etmedi ve o normalde, Allah muhafaza eylesin, o şahıs da tövbe etmedi nasihat etse de. Mesela Salim'in hakkında birisi konuşuyordu, ona söyledi, tövbe et dedi, arkasından konuşma dedi. O tövbe etmedi, tövbe etmeyene buğz etmekle mükellefiz. Biz çünkü nasihatimizle o kötülüğü öneemedik ya, ne diyor? Kalben buğz etmektir. Biz ona kalben ne yapacağız? Bir de buğz edeceğiz. Ve o kimse bize geldi, birinin hani Salim'in aleyhine konuştu ya, biz Salim'in hakkında kötü bir şey düşünmeyeceğiz.
Onun hakkında şüpheye düşmeyeceğiz. Sebep, bize laf getiren, herkese laf getirir. Bize gıybet eden, herkese gıybet eder. Bize karşı kovuculuk yapan, laf getiren, götüren, dolaştıran kimse herkese yapar. O zaman onun söylediği söze itibar edilmez. Ve onun söylediği söze biz itibar etmeyeceğiz. Diyeceğiz ki bu itibarsız bir adam. Bu itibarsız adamın sözüne de itibar edilmez. O yüzden Salim'in temizliğini ben şimdi daha iyi anladım diyecek, Salim'in üzerinde ne yapacak? Asla ve asla kötü düşünmeyecek. Ve muhakkak ve muhakkak o söz doğru mu, değil mi diye ne yapacak? Araştırmayacak. Çünkü kovucu bir adam, dedikoducu, gıybetçi, iftiracı bir kimse, dili onun bunun çocuğu olmuş.
Onun sözünün peşine düşünmez. Allah muhafaza eylesin. Hucurat 12 Ey iman edenler, zannın bir çoğunundan kaçının. Çünkü bazı zan günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Bundan teksindiniz değil mi? Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah tevvaptır, rahimdir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz nemmamlara karşı asla ve asla taviz vermeyeceğiz. Gıybetçilere taviz vermeyeceğiz. İhtiracılara karşı taviz vermeyeceğiz. Bize söylenenleri falanca bize böyle söyledi deyip de lafı da taşımayacağız. Kovuculuya biz bir kürekte ateş biz atmayacağız.
Çünkü duyduklarınızı aktarmanız size yalan olarak yeter hadisi şerif. Allah bizi bunlardan muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun. Rabbim cümlemize ahlakını iyileştirmede bizlere gayret versin, feraset versin, bizlere cesaret versin. Bakın ahlakı güzelleştirmek de bir cesaret meselesidir. Neden? Çünkü birine gıybet etme demek cesur insanların, erdemli insanların işidir. Rabbim bizi onlardan eylesin inşallah. Şimdi bu sorularınıza inşallah Cenab-ı Hak müsaade ettiği müddetçe cevap vereceğiz. Ondan sonra da inşallah bu geceyi sonlandıracağız. Selamünaleyküm babam ve annem sürekli evde bir hata yaptığımızda ya da onlarla şakalaştığımızda bize ileride kocanız sizi dövecek, elin oğlu nasıl olur görün diye tehdit edip bizi baskı altına almaya çalışıyorlar.
Her şeyde bize hakaret edip laf sokuyorlar. Bu konuda ne yapılmalı iki taraf içinde? Yani doğru değil böyle bir tarzda sizlere konuşmaları anne ve babalarınız. Öyle artık kocalar kalkıp da eşlerini dövebilecek noktada değil. Veyahut da eşini haksız yere döven koca, koca değil zaten. Eğer bir adam kalkıp da bir kadını haksız yere dövüyorsa o kadın onunla neden hayatını devam ettirsin ki? Böyle bir şeyde, bu noktada kimsenin böyle bir şey yapmaya hakkı yok çünkü. Kimse eşini haksız yere dövmeyecek. Böyle bir şey yok. O yüzden anne babanız belki de sizi terbiye etmeye çalışıyor ama metotları yanlış olmuş. Böyle tehditle, baskıyla terbiye olmaz. Nasihatla, anlataraktan, güzel güzel söyleyerekten inşallah terbiye olacağız.
Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm Mustafa Hocam. Benim sorum, uteka namazı ile ilgili olacak. Birçok İslam yazarı ve büyümüz bu namaz ile ilgili hadislere göre 8 rekat kalınır. Ve her rekata bir fatiha, 15 ihlas okunur demişler. Sorum şu ki, ilk rekatta ve üçüncü rekatta ayağa kalkılınca subhaneke okunuyor mu? Fatiha'dan önce. Benim bildiğim bütün namazlarından önce subhaneke ile başlanıyor. Allah sizden razı olsun. Bir uteka namazı diye ilk defa duyuyorum. Hemen hemen El İhtiyar, Dürer Gürer, İbni Abidin, Fetevay-i Hindi'ye, Hanefilerdeki fıkıh kitapları, aklıma gelenleri sıraladım. Ben de var olanları. Bunların içerisinde uteka namazı diye bir namaz hiç okumadım.
Hiç okumadım. Belki de ben bilmiyor olabilirim. Salim de şimdi internetten her anla hızla bakmaya başladı. Uteka namazı diye bir namaz. Cübbelinin videosu varmış. Doğrudur. Doğrudur. Benim normalde, ben bu kitaplardan bahsedeyim ben. Bu normalde namazla alakalı dört mezhep, ceziri var, işte Dürer Gürer var, İbni Abidin var, Fetevay-i Hindi'ye var, şeyin mepsut var, bende var olan fıkıh kitapları.
Bunların hiçbirisinde okumadım namazda olan bahiste. Cübbeli bulmuştur onu bir yerden muhakkak. Azatlılar namazı olarak geçiyormuş. Doğrudur. Cübbelinin ilmi yok bizde. O yüzden bizim bu konuda söyleyeceğimiz bir şey yok. Selamun Aleyküm.
Bir rüya gördüm. Ahmet abi zıplayarak zikir yaptığımı söyledi. Ben de hangi esmada zıpladığımı sordum. O da hiç ritim tutturamadığımı söyledi. Bana bir yol gösterin. Allah'ı zikrullah'a devam et. İstersen zıplayaraktan, ister kızsen yataraktan, ister yürüyerekten. Allah muhafaza eylesin. Hayırlı bayramlar hocam. Ben Antalya'dan Songül, bu eltimin telefonu. Benim telegramım yok. Yıllar önce annem vefat ettikten sonra rüya görmüştüm. Annemin cenazesi yeşil bir tabutun içinde Mevlana türbesinin ortasında. Hz. Mevlana'daki mübarekler tabutun etrafında toplanmışlar. Kendi aralarını fısıldayaraktan konuştular. Anneme isim koyacaklardı ve annemin ismini Mahmut koydular.
Sonra annemin tabutu yavaş yavaş havalanaraktan gitti. Sizden ders almak istiyorum demiş. Anneniz mübarek kadınmış. Allah mübarek eylesin inşallah. Cenab-ı Hak sizleri de öyle bir mübarek eylesin. İnşallah siz de öyle yeşil tabutların içerisinde Allah'a vuslat olursunuz inşallah. Versinizi de gönderdim. Cenab-ı Hak daim eylesin, devamlı eylesin. Antalya'daki kardeşlerimize de selam inşallah hepsine de. Allah yardımcınız olsun inşallah. Kardeşlerin rüyalarını okumuyorum buradan. Hakkınızı helal edin. Onu da söylemiş olayım. Selamünaleyküm hocam.
Benim çok yakın arkadaşım ve eşi size bağlı. Ben rüyamda sizi gördüm. Hocam sizinle sohbet ediyorduk. Ve siz bana arkadaşımın eşinden memnun olmadığınıza dair bir söz söylüyordunuz. Devamını hatırlayamıyorum. Uygunsa bunu tevhül eder misiniz? Rüya görene aittir. O yüzden kendinize dikkat edin. Tövbe edin inşallah. Rabbim muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun cümleyi. Selamünaleyküm. Annemin sorusu. Annem yıllar evvel ders almış. Dersi alırken yemin ettirmişler. Dersini çekmiş. Fakat 20-21 sene hiç çekmemiş. Unutmuş. Ders annemden düşer mi? Ya da ne yapması gerekir? Kimden ders almış? Ders aldığı kimseyle helallaşacak. Ondan sonra yemin etmiş çünkü.
Eğer sağlarsa, yaşıyorlarsa dersi bırakacak. Yok, böyle bir şey mümkün değilse, yemin kefareti oruç tutup 3 gün, çünkü bir de dersini bırakmış, 20 yıl hiç çekmemiş. Yemin kefareti 3 gün oruç tutacak, oruç tutabiliyorsa ya da ona göre tasaduk edecek. Selamünaleyküm hocam. Ben Almanya'da yaşıyorum.
Uzun zamandır sizi takip ediyorum. Zikir almak için gönlüm sizden yana. Allah için bana zikir verin. Selamlar. Telegram'da bayanlar topluluğu var. Orada da Almanya'dan arkadaşlar, kardeşler var. O yüzden onlarla irtibata girin. Dersinizi de verdim. Allah mübarek eylesin. Hangi şehirde yaşıyorsunuz bilmiyorum. İnşallah orada Almanya'dan kardeşlerimiz var. Almanya'nın zakiri bir bayan kardeşimiz de var. O yüzden onlarla irtibat kurup beraber inşallah derslerinize, çalışmalarınıza devam edin. Allah mübarek eylesin inşallah. Almanya'daki kardeşlerimiz birbirlerine sahip çıksınlar.
Birbirlerine destek olsunlar. İnşallah orada da halakalar kurulsun. Zikrullahlar yapılsın. İnşallah güzel bir, hoş bir seda bırakalım inşallah. Selamünaleyküm bayramınız mübarek olsun. Ben Bursa'dan Yunus Emre babam eşime ve bana çok ama çok basit bir nedenden dolayı küstü.
Hem kendisi bizimle konuşmuyor ve hem de annemin ve kardeşlerimin de benimle ve eşimle görüşüp konuşmasına izin vermeyip aşırı derecede karşı çıkıyor. Biz babamıza karşı hiçbir zaman bir terbiyesizlik yapmadık ve kötü davranmadık. Eşim ve ben defalarca babamın gönlünü almaya çalıştık, yanına gittik. Ama kendisi bizi hoş karşılamıyor ve sürekli bizi tersliyor. Babamın bize böyle davranmasına hem çok şaşırıyoruz hem de nedenini bir türlü anlayamıyoruz. Bu durumda babamın yanına yine giderek konuşmaya çalışmalı mıyız ya da bu konuda ne yapmalıyız acaba? Babanızın yanına gidin, konuşmaya gayret edin. Neye canı sıkılmış, neye size tavır koymuş? Net bir şekilde öğrenin, özür dileyin, helallik alın, gönlünü alın.
Selamünaleyküm. Ablamın rüyasını, ablam rüyasını iletmeme rica etti. Rüyamda bir düğün salonundayız. Herkesin telefonundan sinyal sesi geliyor. Salonun sahibi dışarı çıkıyor, yıkacaklar buraya diyor. Dışarı çıkınca karşımızdaki bina deprem gibi yıkıldı. Bizim bina ters üçgen şeklinde katlandı. Annem içeride kaldı. Ben önünden geçerken sıkışmıştı. Abine söyle beni kurtarsın, sadece o beni kurtar dedi. Oğlum ilkokul üçüncü çağında gördüm. Onları da dışarı çıkartıyorlardı ama o çıkmadı. Bir çocuk o yerde yatıyordu dedi. Ben de tekrar içeri girmek istedim, içeri almadılar.
Orada benim oğlum ancak onu ben kurtarırım dedim. İçeri girdim ve onu nasıl çıkaracağım diye düşündüm. Şu anda yirmi yaşında. O haline geldi gözüme. Sürüyüp çıkardım. Rüyam bir anda değişti. Annem ve ben ablam varız. Kız kardeşim önünde beyaz bir set vardı. Yüzü görünmüyordu. Misafir geldi. Ona benzer bir tabakta bir dilim peynir gibi beyaz bir şey alttan uzattı. O da elin ne kadar güzel, yumuşacık dedi. Annem de o peygamber karısı tabii ki eli güzel olacak dedi. Ben uyandım. Vaktinizi ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Bazı sıkıntılar yaşamışsınız ve sıkıntılar inşallah felaha kavuşacak. Anneniz de sıkıntı yaşamış. Annenizin de sıkıntıları felaha kavuşacak. İnşallah ailecek felaha kavuşanlardan olursunuz.
O hangi kardeşinizse eli yumuşak olan, evet o Kur'an ve sünnet dairesinde maneviyeti olan bir kimse. İnşallah ondan da faydalanacaksınız. Doğrusunu Allah bilir. Sürme çekmek günah mıdır? Bir kadının kocasına süslenmesi ibadettir. Sürme çekmek günah mıdır? Bir kadının sadece ve sadece kocasına süslenmesi ibadettir. Bir kadının kocasına sürmelenmesi, kokulanması, temizlenmesi, kocasına böyle bilgi alaka duyması için ona karşı iyi, temiz, güzel olması nafile ibadettir. Bir erkeğin de temiz olması, böyle kötü kokmaması, ağız, diş, beden olarak eşine karşı temiz, kokulu ve süslü olması da eşine karşı o da ibadettir.
Bu biraz böyle şey, bizim toplumumuzda çok dikkat edilmeyen bir şey. Kadınlarımız da erkeklerimiz de sokağa çıkarken başkalarına süslenip, kokulanıp sokağa çıkıyorlar. Evlerine geldiklerinde kadınlar da erkekler de evlerde birbirlerine karşı süslü ve kokulu ve hoşgörülü değiller. Bu sadece ne kadınlar erkeklere ne erkekler kadınlara bu konuda laf söylemesin, kimse birbirinden ağrımaz.
Üç aşağı beş yukarı aynı. O yüzden evli kadınların ve erkeklerin birbirlerine süslenmeleri, birbirlerine karşı kokulanmaları, birbirlerine karşı hem fiziki ağız kokusunu hem de manevi ağız kokularını gidermeleri lazım. Fiziki ağız kokusunu anladık. Manevi ağız kokusu ne? Manevi ağız kokusu. O kimse gıybet etti, delikot etti, iftira etti, küfür etti, ağzından kötü sözler geçti ve tövbe etmedi kadın veya erkek.
Ve birbirlerine nefes aldılar, verdiler. Ya onun nefesinin batin olarak onun nefesi, çok özür dilerim ama necis kokuyor. İşin bir de bu tarafı var. Veya kadın, başka erkekler beni beğensin diye süslendi çıktı. Bedeni necis kokuyor onun. Veya erkek, kadınlar beni beğensin diye süslendi çıktı. Bedeni necis kokuyor onun. Yok. Buradaki niyet kötü çünkü. Niyet kötü. Sen süslenip çıkarken kadınlar beni beğensin diye süslenip çıkmayacaksın. Bu niyet kötü bir niyet. Sen bayan kardeşim dışarı çıkarken erkekler beni beğensin diye süslenip, taranıp, boyanıp çıkmayacaksın. Niyet kötü.
Ameller niyetlere göredir. Niyetin kötüyse attığın her adımda günaha girdin. Niyetin kötü çünkü. Niyetin iyiyse attığın her adımda ne yaptın? Sevaba girdin. Bayan kardeşler, kılınızı, kıyafetinize dikkat edin. Tesettürünüze dikkat edin. Sadece başınızı örtmeniz yetmez. Ya vücut hatlarınız belli olmayacak. Ya içi görünmeyecek. Ya teninizi göstermeyeceksiniz. Erkekler, sadece ayağınıza pantolon giymeniz yetmez. Giyiyorsunuz daracık streç pantolonları. Bütün vücut hatlarınız meydanda. Arkadan bakıldığında kadınlardan daha dar giyen erkekler var şimdi. Kadınlar normalde tayt giyiyorlar, erkekler de tayt giyiyor şimdi.
Tam lanetlik bir iş. Tam lanetlik. Ama diyor ya, kertenkelenin deliğine girseler, siz de diyor kafanızı oraya sokmaya çalışacaksınız. Hadi şerite. Bunlar kim ya Resulallah? Hristiyanlar ve Yahudiler mi? Niyam, evet. Evet, erkeklerin hepsi de böyle büyük bir çoğunluğu şimdi. Bilhassa gençler. Daracık streç pantolonunu alıp dolaşıyorlar. Daracık. Bir beden büyüğünü al ya, git belini daralt. Yoksa gittiktir ya. Git daracık almak zorunda mısın ya? Bazen dervişlerin de ayağında görüyorum bunu. O yüzden üstüne basa basa söylüyorum. Bazen erkek dervişlerin de ayağında görüyorum daracık streç pantolonlar.
Önü arkası belli. Bu da çıplak hükmünde. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm kuzenim Fatma Balta kendisi Hatay'da yaşıyor. Bir süre önce bana sizden ders almak istediğini söyledi. Ben de istihare yapmasını, Allah'tan bir işaret istemesini söyledim. Daha sonra bu rüyaları görmüş. İlk rüyamda bir topluluk vardı. Bu topluluk benim akrabamdı. Teyzem, Aynır ve ben özellikle bir köşede durmuş zikir yapıyorduk. İkinci rüyamda Mescid-i Aksa'yı gördüm. Teyzem, Aynır ve ben vardık. Dua ediyorduk hep birlikte.
Kalbimizde kalabalık vardı. Uygun görürseniz ders almak istiyor kendisi. Allah mübarek eylesin. Cenab-ı Hak daim eylesin. Onun dersini verdim. İnşallah Hatay'da kardeşlerimiz var. İnşallah onlarla iltibatta bulunsun. İnşallah oradaki derslere de devam etsinler. İnşallah. Arkadaşlar, Hatay'da ders oluyor. Bayan kardeşler için söylüyorum, erkekler için de söylüyorum. Antalya'da oluyor. Orada yakın, onlar da yakın değil ama Antalya, Hatay değil mi? Yakın değil. Evet. Selamun Aleyküm Müslümanların bir arada hareket etmelerini sağlayacak olan halifelik hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Özellikle son Kudüs'te yaşanan olaylardan sonra gündeme gelir mi?
Biz onu hep gündemde tutuyoruz. Her ülke dışında, Türkiye'nin dışındaki Müslümanlara bir saldırı olduğunda özellikle gündemde tutuyoruz. Halifelik kaldırılmadı. Türkiye Cumhuriyeti, Millet Meclisi'nin uhdesine verildi. Yani önceden halife tek başınaydı, meclisin uhdesine verildi. Meclisin manevi şahsına verildi. Öyle söyleyelim. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi, aynı zamanda halife hükmünde. Bugüne kadar icra edilmedi, çalıştırılmadı. Bugüne kadar bu gündeme getirilmedi. Yani bizde böyle bir layıklık belası var. O layıklık belasından dolayı bir Avrupalı olma bizde pilotonik aşkı var. Böyle yaranma aşkı var batıya doğru. Zaman zaman kendi içerisinde devleti idare eden insanlar bunları gerekli görmüş olabilir.
Belirli zamanlar içerisinde ilmi siyaset yapmış olabilirler. Bilemiyoruz. Bunlar bizim bildiğimiz şeyler değil. Hani bir kimseye derler ya dışarıdan davulun sesi hoş gelir diye. Dışarıdan davulun sesi hoş gelir. Veyahut da sokaktaki adam devlet idare etmeye kalkar ya bizde meşhurdur. Bu iyidir ama bir yönden de. Yani neden iyidir? Yani adam devlet idaresiyle alakalı söz sahibi olmak istiyor. Doğruları yanlışları araştırıyor. Bu güzel bir şey. Yani devletin idaresiyle alakalı ilgili. Bu güzel bir şey. Ama işte böyle zaman zaman gündeme geliyor bunlar. Müslümanlar aslında bilmiyoruz tabii ne düşünürler, ne yaparlar devlet büyüklerimiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu ilan edebilir.
Bu sefer bütün Müslümanlar aslında Türkiye'nin elinde böyle bir manevi güç var. Bütün Müslümanlar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne biat etmek zorunda kalır. Ama tabii önce de anaba derler sen Kur'an ve sünnete uygun yönetilmiyorsun ki biz sana nasıl biat edelim gibisinden. Onun bir ortak çözümü bulabilir, ortak yolu bulunabilir. Ve böylece ama bu halifelikle de kalmaz. Bu işin siyasi gücü, ekonomik gücü, askeri gücü olması gerekir. Ben bunu gerçekten çok arz ediyorum. Ve bunu ümit ediyorum, bekliyorum. Böyle olması için de dillendiriyorum. Çünkü İslam ülkelerine baktığımda bunların içerisinde en derli toplusu, en iyisi yine Türkiye bizim. Yani benim tanıdığım, bildiklerimin içerisinde, gezip gördüklerimin içerisinde, konuştuklarımızın içerisinde kendi ülkem olduğu için demiyorum.
Bundan da mutluluk ve kıvanç duyuyorum. En iyisi Türkiye. Yani Türkiye yine bu İslam dünyasına liderlik yapacak olan, Türkiye yine İslam dünyasını çekip çevirecek olan. Ve Türkiye'den ümitli bütün herkes. Düşünebiliyor musunuz? Mescid-i Aksa'da Türk bayraklarını çekerekten Filistinli Müslümanlar Mescid-i Aksa'yı savunmaya çalışıyorlar. Ve Mescid-i Aksa'ya miting yapan Müslümanlar Tayyip Erdoğan'ın sloganları ataraktan söylüyorlar. Yani bizim reisin de öyle bir ters damarı var. Ben de o ters damarı tutsun diye bakıyorum. O ters damarı tutunca çünkü ne devlet hiyerarşisi, ne uluslararası hiyerarşi, ne uluslararası hukuk hiçbir şey dinlemeden bodozlamasına gidiyor, iyi yapıyor.
One minute gibi, hani siz çocukları öldürmesini iyi bilirsiniz dedi, çıktı işin içerisinden. Veyahut da Birleşmiş Milletler'de haykırdı ya, bu İsrail neresidir dedi, haritaları gösterdi. 1947'de bu kadardı, 1960'da bu kadardı, 1900'de bu kadar, bunun sınırı neresi bunun dedi. Evet, düşünebiliyor musunuz, Birleşmiş Milletlerce onaylanmış, İsrail'in sınırı yok. Varsa da İsrail kabul etmiyor. Aslında İsrail kabul etmeyince, Osmanlı'nın torunu olarak biz de kabul etmeme hükmüne sahibiz o zaman. Sen sınırını kabul etmiyor musun? Evet, bizim orası zaten o zaman. Biz hiçbir sınırı tanımıyoruz o zaman. Şimdi bir de bu tarafı var. Ya sen bu sınırı tanımıyorsan, ya ben hiç tanımam zaten ki o zaman.
O zaman benim Yunanistan sınırım da geçici, o zaman benim Bulgaristan sınırım da geçici. Çünkü Osmanlı, oraları kendi iradelerine bırakmış. Demiş ki siz kendi kendinizi idare edin, çekiliyoruz demiş. Biz çekiliyoruz, kendi kendinizi idare edin demiş. Aslında uluslararası hukuk noktasında oraları bize ait. O zaman Viyana kapılarına kadar sınır yok. O zaman Yunanistan da bizim, Bulgaristan da bizim, Makedonya da bizim. O zaman Gürcistan da bizim, Kırım da bizim. O zaman Büyük Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün yerleri bizim, çekildiğimiz bütün yerler bizim. Yemen'e varıncaya kadar. Kuzey Afrika da bizim. İsrail sınırını tanımıyor da, kabul ediliyor da, biz neden tanıyalım o zaman?
Böyle bir şey çıkıyor. Bir ülke düşünün, sınırı belli değil. Yarın öbür gün dese ki, Ankara'ya kadar benim sınırlarımın dahilinde kim dur diyecek. Onların bir arzu mevdutları var ya. Ona bakarsan, benim de Orta Asya'dan gelme, benim de kendi milletimin bir ülkesü var. Bütün dünya Türk'ün ili oluncaya kadar savaşmaya devam. Alın. Benim de atam Oğuz'dan gelme, benim de bir felsefem var. Bütün dünya, Türk'ün ili oluncaya kadar savaşmaya devam. Senin arzu mevdutun var, bir avuç yer. Ama benim o zaman ülküm bütün dünya, Türk'ün ili oluncaya kadar savaşmaya devam.
Bütün dünyaya hak, hukuk götürünce kadar savaşmaya devam. Neden Türkler hemen İslam'ı benimsediler, oldular? Çünkü İslam'ın da böyle bir öngörüsü var. Ne? Yeryüzünde tevhid hakim oluncaya kadar mücadele etmekle, savaşmakla emrolundum. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerifi. Yani Türklerin bütün dünyayı Türk ili yapma ülküsüyle, İslam'ın bütün dünya, bütün dünya İslam oluncaya kadar mücadele etmekle, savaşmakla emrolundum.
Ülküsü birleşiyor. O yüzden Türk ve Müslümanlar bütün dünyayı İslam etmek için uğraşıyorlar. Benim de böyle bir ülküm var. O zaman tanımıyorum ben. Ne Suriye sınırı tanıyorum, ne Irak sınırı tanıyorum. Ne Suudi sınırı tanıyorum, ne İsrail sınırı tanıyorum. Hayır. Benim orada şehit olmuş atalarım var. Evet. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de benim atam. Aşere-i Mübeşşere de benim atam. Ehlibeyt de benim atam. Benim atamın kanı var orada. Benim hakkım. Benim atam bütün peygamberlere imamlık yaptı orada. Bütün velilere imamlık yaptı orada. Bütün meleklere imamlık yaptı orada.
Bütün manevi atam imamlık yaptı. Benim atam Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Benim hakkım var orada. Ben sınır mınır tanımıyorum. Ben İsrail misrail tanımıyorum. Ben tanımıyorum. Evet. Hz. İsa da benim atam. Hz. Musa da benim atam. Hz. İbrahim de benim atam. Bunu ciddi ciddi söylüyorum. Evet. Onların ayak bastıkları her yerde benim hakkım var. Onların ayak bastığı her yer benim vatan toprağım. Her yer.
Mısır da benim vatan toprağım. Afrika da benim vatan toprağım. Hindistan da benim vatan toprağım. Orta Asya da benim vatan toprağım. Evet. O yüzden Türkiye Büyük Millet Meclisi hızla, hızla hem halifeliğini ilan etmeli. Evet. Halifelik, halife ortadan kayboldu. Halifelik makamı millet meclisinde. Millet Meclisi'nin başkanı aslında aynı zamanda hilafet makamının başkanı. Evet. Hatırlayalım bunları biz. Bunları bilelim. Bunları unutmayalım.
Bunları hatırlatalım. O yüzden bizim bir, canım kardeşlerim, biz bin yıllık değil, beş bin yıllık bir devlet geleneğimiz var bizim. Biz Adem'den beri hiçbir zaman puta tapınmadık. Adem'den beri, biz Adem'den öncesinden itibaren hiç puta tapınmadık biz.
Bizim kanımızda, soyumuzda, sülbümüzda puta tapınmak yok. Millet atla, putla uğraşırken biz zatullahla uğraşıyorduk. Bu toplum, peygamberleri içinden çıkarmış olan toplum. Ne diyor Hazreti Ali radıyallahu anh Hazretleri? Kırkların otuzu Şam'dadır diyor. Şam dedi, Anadolu. O yüzden herkes ne olduğunun bilincine varsın. Herkes ne olduğunun bilincine vararak yaşarsa, o zaman bu emperyalizmin zaten mumu sönecek. Güneş karanlığı yarıp çıktığında mumun hükmü kalmaz.
Güneş karanlığı yarıp çıkınca ayın hükmü kalmaz, yıldızın hükmü kalmaz. O yüzden bu topraklardaki insanlar ne olduklarının bilincine varsınlar. Nereden geldiklerinin bilincine varsınlar. Kim olduklarının bilincine varsınlar. Bu toprakların insanları ne olduklarının bilincine varsınlar. Bakmayın siz, bizi Kürttü, Lazlı, Çerkezdi, yok Manavdı, yok Yerliydi, yok Göçmendi, yok Şuydu, yok Buydu, yok Şuydu. Bunların hepsi de bir sülalenin boyları. Biz hepimiz akrabayız, sülaleyiz biz. Boşlağından, Pamağınla, Arnavutuyla, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Kırgızıyla, Özbekiyle, Tacikiyle. Biz hepimiz kocaman bir aile ve sülaleyiz.
Öyle kendi kendinize başka bir şey düşünmeyin. Biz kocaman bir aileyiz. Kocaman bir sülaleyiz. Biz Adem'in sülalesindeniz. Biz İbrahim'in sülalesindeniz. Biz Muhammed-i Mustafa'nın sülalesindeniz. Öyle kendi kendinize farklı bir yere koymayın. O yüzden halifelik de bizim. Dünya bizi bekliyor, dünya. Bakmayın biz kendi kendimizi eleştiriyoruz. Evet eleştireceğiz. Neden? Demiri döversen çelik olur. Demiri dövmezsen çelik olmaz. Biz eleştiririz. Demiri dövmek için. Çelik olsun, kessin.
Zalimin önünde dimdik dursun diye dövüyoruz. Düşmanlığımızdan değil. Hani baba yüzünü asar ya çocuğuna. Düşmanlığından değil. Onun iyiliğinedir o. Çocuğuna sert konuşur bazen. Onun iyiliğinedir o. Bir mürşid, müridine bazen sert konuşur. Onun iyiliğinedir o. Ona bazen ders verir. İyiliğinedir onun. Ters konuşur. Onun iyiliğinedir o. O yüzden eleştirimiz çelik olsunlar diye. Küffarın karşısında dimdik dursunlar. Sıradalar gibi dursunlar. Yılmasınlar. Yenilmesinler. Gavura karşı keskin olsunlar. Salsınlar bizi.
Salsınlar yemin ediyorum. Eğer bir avuç sufi topluluğuyla İsrail'in altını üstünü getirmezsek adım Mustafa değil. Evet. Altını üstünü getirmezsem. Allah'ım o günleri göstersin bana zaten. O yüzden halifelik de bu ülkenin. İslam dünyasının da önderi olacak olan bu ülke. Bu topraklar. Kur'an'ı da, sünneti, seniyyeyi de, sufiliği de, Allah'a aşıklığı da en iyi yaşayan topraklar. Başkalarına bakınca. Allah bizi iyi eylesin inşallah. Tez zamanda Ümmet-i Muhammed'i ayağa kaldırsın. Tez zamanda Ümmet-i Muhammed'i güçlü ve kuvvetli eylesin inşallah.
Selamünaleyküm hocam. Bahsetmiş olduğunuz Müslümanları tek vücut yapacak siyasi mekanizma rahmetli Erbakan hocamız zamanında D-8'ler olarak kuruldu. Kısa sürede ortak para birimi oluşturacak kadar güçlendiler. Ancak 28 Şubat Afganistan ile başlayan ve siyonizm düşmanı olan liderleri hedef alan savaşlar derken bu oluşum da bertaraf edildi. Şimdi belli gün ve hafta kutlar gibi kuruluş kutlama veya başkanlık değiştirme törenine dönüştü. Avrupa Birliği'ne verdiğimiz önemi D-8'lere vermiş olsaydık, şimdi bu 8'ler 10 denizlere, 20 denizlere doğru gidiyor olacaktı. Allah birlik ve beraberlik plan günleri tez vakitte nasip etsin. Uzun oldu, hakkınızı helal edin.
Helal olsun. İnşallah ve Rahman Cenab-ı Hak ülkemize bu meselede abilik yapmaya, mimandallık yapmayı nasip eylesin. İnşallah. İnşallah Cenab-ı Hak ülkemizi İslam'ın kılıcı eylesin tekrar. Selamünaleyküm hocam. Kızım Gizem'in bir sorusu var. Cuma günü neden Müslümanların bayramıdır ve selanın önemi anlamı nedir? Cuma günü Müslümanların bayramıdır. Cenab-ı Hak Hazreti Muhammed Mustafa'nın dilinden haftalık bayramı ilan etmiş. Hani günlerin içerisinde Cuma en faziletli, ayların içerisinde Ramazan en faziletli, haftanın en faziletli günü Cuma. Bütün 365 günün içerisinde Kadir Gecesi fazilette gibi böyle faziletli günler, zamanlar, yerler koymuş.
Bir müjde, bir ferahlık, bir güzellik. Sela bir şeye haber verme. Hani bir şeye nasıl haber verelim diye düşünmüşler. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine salatu selam getirilmekten haber verelim diye düşünmüşler. Selamünaleyküm. Ben trafik kazası yaptım. Ben arkadaşımın arabasındaydım. Kafamın üzerine saç bölgesi, kafatasına sağ tarafında dokuz dikiş attılar. O bölgede saç ve deri öldüğünden dolayı tazminat hakkım varmış. Hukuk bürosundan ve avukat aradılar beni. Trafik sigortasından para tazminat hak edecekler. Bana böyle bir parayı hakkım var mıdır, yok mudur başıma ilk defa geliyor. Öyle bir durum.
Kimisi haramdır, kimisi helal diyor. Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. Paranın miktarı 20 ile 40 milyar arası. Yüzde 20'sini avukat alacak. Ve beni İstanbul'da anlaşmalı hastaneler varmış. Heyet oluşturacak. Ona göre karar verecek. Ne diyorsun? Peki o sigorta bu adamın arabasında olduğu diye o adamdan alıyor mu parayı? Peki o arabanın sahibinden alıyor mu parayı? Ha almıyor. Arabanın sahibi. Teminat kapsamında ama arabanın sahibinden bu parayı almıyor değil mi? Al o zaman. Sıkıntı yok. Benim babam 25 sene önce Kadir-i Dergan'a bağlıydı.
Fakat yıllardır gitmiyor. Ve yurtlarını çekmeyi bırakmış. Fakat son iki yıldır tekrar çekiyor. Hala oraya bağlı olup olmadığını merak ediyor. E oraya sorsun kimmiş, hangi toplulukmuş? O irtibata girsin. Onlara desin ki ben dersimi çekiyorum. Haberin olsun, haberiniz olsun desin. Eğer sağlarsa, duruyorlarsa bir bağlantı, bir ilinti kursun inşallah. Selamun Aleyküm. Bayramınız mübarek olsun. Allah için seviyorum sizi. Allah da seni sevsin inşallah. Selamun Aleyküm ve Rahmetullahu Berekatuhu. Baba bana hakkını helal et. Ben şu yüzden bulundum ve seni tenkit ettim. Sosyal medya gezen bir video var. Allah Celle'le Aleyküm'ü Rüyamda Gördüm adlı.
Bu video hem tarikat düşmanı olmamı hem de beni selefi cemaatlere yöneltti. İşin dini boyutunu bir araştırdım. Ve bunda Said-i Nursi, Beyazlı Bestami, Hallâc-ı Mansûr ilgili görüşü beni çok rahatlattı. Bana dua edin inşallah. Ben sizi rüyamda görüyorum. Bana ders verin. Hakkınızı helal etmeniz için. Dervişiniz de olurum. Canım kardeşim. Kim olduğunu tanımıyorum da bilmiyorum da. Bilip bilmeden ne ama hakkımıza giriyorum ki. Selamun Aleyküm. Anne kendi südünün tadına bakmasında bir sakınca var mı? Dinimizde bir yeri var mı? Bakabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun Aleyküm.
Dersli olmayan bir arkadaşın iletmemi istediği bir soru vardı. İçin bomboş tasavvufta buna bir tavsiye var mıdır? Teşekkürler. Ne kadar güzel, bomboş olmuş. Zikirle ve Allah aşkıyla doldursun. Selamlar pandemide maneviyatı kaybetme noktasına doğru gidiyoruz. Nasihat verir misiniz? Ya bir pandemiyle insan maneviyatını kaybeder mi? Cenab-ı Hakk'ım da olsun. Bizde daha da sıkılaştı, kavileşti. Güldür güldür her evde zikrullah oluyor. Her yerde böyle bir sohbetler oluyor. Kavileşti daha. Sevin canım kardeşim, Allah'ı zikredin, Allah'ı sevin. İnternette bir yaşlı amca Allah cenneti ve cehennemin ceza ve mükafeti olmasa kimse ibadet etmez dedi.
Bu konu kafama takıldı. Ne dersiniz? Halt yemiş o. Cahilin teki, bilir bilmezin birisi bir laf söylemiş işte. Ona tecid, iman tecid, nikah gerekli. Selamun aleyküm. Filistin için İslam ülkeleri ve Türkiye, İsrail'e askeri güç gönderecekler mi? Bu zulüm bitecek mi? İnşallah. Hayırlı akşamlar bir insan hem iyi hem kötü olabilir mi?
İnsan öyle zaten. Hem iyi hem kötü. Nefsine uyduğu zaman kötü, Rabbine uyduğu zaman iyi. Kendimce iyi bir insan olmaya çalışıyorum ama bazı günahlardan da sirrilemiyorum. İşlediğim günahları bilmedikleri için de beni iyi insan olarak ad edenlere sahtekalık yapıyor gibi hissediyorum. Hepimizde vardır ki bu. Hiçbir kimse yoktur ki bir günah onun perçeminden tutmasın. Yani alnından tutmasın. Nicedir bu ümmetin hali? Sahabeler diyorlar ki bu ümmet ne yapacak? Diyor ki tövbe edenler müstesna. Tövbe diyor ya. Çünkü tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir diyor. Allah bizi onlardan eylesin. Cenab-ı Hak tövbe düşüncemizi bizde her daim var etsin. Her daim tövbe edenlerden olalım. Yüzsüz de olsak, kara yüzlü de olsak, kara yüzlü de olsak.
Ne kadar kara olursak olalım. Ne kadar günah işlersek işleyelim. Bilelim ki Rabbim gafur rahimdir. Tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder ve onları affeder. Kim günde yüz sefer subhanallahı ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdiye estağfurullahil azim der ise, deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder. Kim farz olduğuna iman eder, inanır da otuz Ramazan orucunu tutarsa Allah onun geçmiş günahlarını affeder.
Kim bir zikrullah halakasına oturur, Allah'ı topluca cemaatle zikrullah ederse oradan af olmuş olarak kalkınız buyurmuş. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve hadisi kudsi de var. O yüzden ümit varız Allah'ın izninden. Hayırlı akşamlar diliyorum. Abim sizden ders almak istiyor, sizinle tanışmak, elinizi öpmek istiyor. Kendisi namaz kılıyor, Arapça Kur'an akıyor, ders almak istiyor sizden. İnşallah Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah. Evet Almanya, sağ olun okudum, Allah'ın izninden başlıyorum. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamun Aleyküm, ben Bursa'dan Şüheda.
Telegram olmadığı için eşimin telefonundan yazıyorum. Ben sizi daha önce rüyamda gördüm, ancak rüyayı net olarak hatırlayamıyorum. Ben ders almak istiyorum. Allah mübarek eylesin Şüheda. Cenab-ı Hak daim eylesin, devamlı eylesin. Dersini de gönderdim inşallah. En yakınında bulunan kardeşlerle irtibata gir. İnşallah oradaki o çalışmalara katıl. Onlarla beraber topluca hareket edin inşallah. Selamun Aleyküm hocam, ben Kırklareli Lüleburgaz'dan yazıyorum. Yeğenim ders almış, bana da verir misiniz? Vereyim hadi bu akşam bakalım, kimseyi geri çevirmedik. Aleyküm selam. İnşallah senin de dersini gönderdik. Lüleburgaz'a selamlar inşallah. Orada kardeşlerimiz var, derlenip toparlanın, ders yapın inşallah.
Allah kabul etsin inşallah. Rabbim muhafaza eylesin, Cenab-ı Hak korusun. Selamun Aleyküm. Tarikat şeyhleri bazen farklı renk postlarının üstlerine oturuyorlar. Mavi, kırmızı, beyaz. Bu renklerin anlamı nedir? Bu manada anlamlar nelerdir? Uzun bir sohbet. Hakkınızı helal edin. Allah insanı cin, ben, ten gibi yedi varlık yaratmış. Bunların sıralaması nedir? Bunları nedir? Açıkçası hiç anlayamadık. Allah'ın yarattığı ne? Yedi varlığı sayısız Allah'ta varlık var ya. O cinnileri ve şeytanı ve insanı biz tanıyoruz. O yüzden yani daha doğrusu bilenler ne kadar biliyor?
Bunları biliyor. Kur'an bize cinnilerden, insanlardan bahsediyor. Meleklerden bahsediyor. Biz onları biliyoruz. Hayyonlardan bahsediyor. Onları biliyoruz. Çok varlık var. Hocam bir de sizden gençler için dua talep ediyorum. Allah rızası için gençleri dualarınızdan eksik etmeyin. Ben bir genç olarak çok zorlanıyorum. Tam biraz toparlanayım diyorum. Ama çok zorlanıyorum. Nefsi mağur basıyor. Sokağa kafamızı kaldıramaz olduk. Konuşulanların çok gıybet dedikodu. Gençlerin halinden kurtulması için ne buyursunuz? Allah razı olsun. Bazen namazı duracağım ama hiç içimden gelmiyor. Böyle gitmesem mi, kılmasam mı diyorum. Bir gayretle kılıyorum ama keyif alamıyorum. Zorlama oluyor.
Bazen de içimden geliyor. Huşu içinde kılıyorum. Bu zorlandığım anlamda ne yapmam gerekir? Canım kardeşim, muhakkak ki bir topluluğa intisap et. Bir dergaha intisap et. Ve aynı zamanda da böyle bir zorlandığında kelime-i tevhide devam et. Allah yardımcın olsun. Rabbim en hayırlığına çevirsin. İnşallah. Selamun Aleyküm. O Kudüs'ün altını üstüne getirmek için yanınızda götüreceğiniz bir avuç sufin içinde biz bayan talebeleriniz de olalım inşallah. Birlikte muzaffer olalım. Ya şehit Allah'ın eziğiyle. İzmir'den sevgiler. Selam söyle herkese. İnşallah. Ne diyorlar? Anca beraber, kanca beraber mi diyorlar? İnşallah. Hep beraber inşallah.
Selamun Aleyküm. Ben sizden dersliyim. Fakat bir ara dersimi çekmeyi bırakmıştım. Şimdi ise uzun zamandır yeniden çekiyorum. Haber vermem gerektiğini düşündüm. Bu mesajı o yüzden attım. Hakkınızı helal edin. Helal olsun. Dersine devam et inşallah canım kardeşim. Rabbim bizi sabit eylesin inşallah. Evet. Bu akşam da bitirdik. Hakkınızı helal edin. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah bu korona döneminde salı günleri telegram sohbetimiz devam edecek. Telegram sohbetini de dokuz buçuk diye yapmayı düşünüyorum gene. Böyle bir kafamda ufak tefek planlar, programlar var. O yüzden ben böyle mutadımı bırakmayı pek düşünmüyorum.
Mutadımı bırakınca böyle ben de rahatsız oluyorum. O yüzden salıları benim mutadlı programım olurdu. Ben tabii zaman zaman salıları böyle Allah'ın izninden gitmeye çalışıyorum. Gayret ediyorum. Ama böyle bir şey olunca böyle bir deneme yaptık. 700-800 kişi, 900'e yaklaştı. İnsanlar sohbeti dinlediler. Bir bayramlaşma yaptık. Bayram herkesin işi gücü olmasına rağmen o da bayağı adeti buldu. Tabi adete bakmıyorum ben. ama böyle arkadaşlardan olumlu tepkiler aldık. O yüzden Allah'tan bir şey gelmezse bu önümüzdeki salı gün yine telegram sohbeti devam edecek. İnşallah salı gün tekrar telegram sohbetinde buluşuruz. Hakkınızı helal edin inşallah.
eftari zikir fâle bennâhu la ilahe illallah la ilahe illallah aminu özübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil âlemin Esselatu ve selamu aleyk Oleyka ya Rasulullah Amin Esselatu ve selamu aleyk Oleyka ya Habibullah Esselatu ve selamu aleyk Oleyka ya Nebiyyallahu
Estselatu ve selamu aleyk Oleyka ya Hayr-i Halkı Allah Estselatu ve selamu aleyk Oleyka ya Nur-i Yarşı Allah abinu Esselatu ve selamu aleyk Oleyka ya Seyyid'e özeline ve elahirin aminu Ya Rabbi bilerek bilmeyerek işlediğimiz günahları affeyle. Ya Rabbi bilerek bilmeyerek işlediğimiz hataları, kusurları, yanlışlıkları affeyle. Ya Rabbi hatalarımızı, kusurlarımızı affettiğin gibi onları hayra çevirdiğin, onları sevaba çevirdiğin kullarından eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi Ümmet-i Muhammed'e yardım eyle. Ümmet-i Muhammed'e ikram eyle. Ümmet-i Muhammed'e ihsan eyle. Ya Rabbi Filistin'deki kardeşlerimize yardım eyle. Keşmir'deki kardeşlerimize yardım eyle.
Doğu Türkistan'daki kardeşlerimize yardım eyle. Suriye'deki kardeşlerimize yardım eyle. Ümmet-i Muhammed'e yardım eyle. Ümmet-i Muhammed'i ayağa kaldır. Ümmet-i Muhammed'i kuvvetlendir. Ümmet-i Muhammed'e Kur'an ve Sünnet-i Seniyye sımsık yapışmayı nasip eyle. Ya Rabbi Ümmet-i Muhammed'i bir ve beraber eyleyecek liderleri Ümmet-i Muhammed'in başına tesis eyle. Ya Rabbi gavurlarla savaşacak komutanlar nasip eyle. Ya Rabbi gavurlarla mücadele edecek Ümmet'in başına siyasetçiler nasip eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi Ümmet-i Muhammed'in kurtuluşuna, Ümmet-i Muhammed'in dirilişine bizler de vesile eyle. Subhane Rabbike Rabbil İzzetanma Yesifun ve Selamin Alel Mürselin ve Elhamdülillahi Rabbil Alemin El Fatiha.
Amin, Ecmain. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Ayınız, yılınız, ömrünüz hayırlı olsun. Selamun Aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi