mustafaozbag.org

SORU-CEVAP SOHBET 10 NİSAN 2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 11 Nisan 2021 · 1:55:12

Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar, Allah gecenizi mübarek eylesin, gündüzünüz mübarek eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü mübarek eylesin, Rabbim ömrünüzce Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışıp yaşayan ve yaşatanlardan eylesin. İnşallah gelecek nesillerimizi, gelecek evlatlarımızı da Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışan, namazını kılan, orucunu tutan, zikrini yapan, zekatını veren, hacca giden, hakkı hak, batılı batıl bilen zürriyetlerden eylesin inşallah.
Cenab-ı Hak bu topraklarda Kur'an ve Sünnet'in yaşandığı, özgür ve hür bir şekilde, Kur'an ve Sünnet'in yaşandığı, insanların hür bir şekilde Allah'a olan kulluklarını yaptığı, yine o eski günlere döndürsün inşallah. Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'i hürriyetine alan, ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve Sünnet'i yaşayan ve yaşatan, ümmet-i Muhammed'i bu dağınıklıktan, bu paryalıktan kurtardığı ümmetlerden eylesin inşallah.
Nasihatlerimizle başlayacağız inşallah. Bugün 10. nasihat, kendimce tespit ettim. Şüphe ve haram endişesi olan her şeyden uzak durmakla alakalı. Bugün, dün, ondan önceki günler, işte daha önceki yüzyıllar, tarih boyunca insanların en büyük handikapı Allah'ın haram ettiği, Allah'ın yasakladığı her ne var ise onların işlenmesi. Cenab-ı Hak'ın adetullahında fazla bir değişiklik yoktur. O yüzden geçmiş ümmetlere nasıl namaz farz kılındıysa, bize de namaz farz kılınmıştır. Şimdi inşallah önümüzdeki salı günü oruçlu olacağız. Geçmiş ümmetlere oruç nasıl farz kılındıysa, bizlere de farz kılınmış. Bunun gibi haramlar söz konusu. Cenab-ı Hak insanoğlunu kendi nefsine, kendi heva ve hevesine bırakmamış.
Şeytanın vesvesesine, şeytanın oyunlarına bırakmamış. Haramları beyan etmiş, belli etmiş. O yüzden haramlar belli olduktan sonra helallar da belli olmuş. Ama şüphe duyulan şeylerde o zaman uzak durmakla alakalı bir ölçü çıkmış. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de hadis-i şerifte, şurası muhakkak ki haramlar apaçık bellidir. Helallar da apaçık bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli olanlar vardır. İnsanların çoğu bunları bilmez. Bu durumda kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da tebriye etmiş, yani korumuş olur. Kim de şüpheli şeylerde düşerse, harama düşmüş olur. Tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü ototan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır.
Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır. Allah'ın koruluğu da haramlardır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur. Eğer bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun, bu et parçası da kalptir. Bu uzun bir hadis-i şerif. Bunu Buhari Müslüm, Ebu Davut Tirmizi'de, Nesai'de bulmak mümkün. Veya Kütüb-i Siddede bunu da bulmak veya diğer hadis kitaplarında da bunu bulmak mümkün. O yüzden, şimdi şüphelilerden uzak durma. Haramlar belli. Zaten haramlara yaklaşmak, haramların içerisinde bulunmak mümkün değil. Bir sufilik yoluna giren bir kimse, haramlarla iştigal etmeyecek.
Haramlarla oyalanmayacak. Haramlarla iletişimini kesecek. Ama helallar da belli, işin içerisinde bir de şüpheliler girdi. O zaman şüphelilerden de ne yapacak? Uzak duracak. İçeriğini bilmiyor. Şüpheli, uzak duracak. Ne bileyim, içindeki maddeleri ne olduğunun temizliğini bilmiyor. Uzak duracak. Şimdi bakın, bir şeyin helal olması yetmez, bir de onun temiz olması lazım. Hem temizliğinde hem helalliğinde şüphe etmeyecek. O zaman bugün Ümmet-i Muhammed'in en büyük handikaplarından birisi, bir şeyin içeriğini bilmeden yiyip içmesiyle alakalı. Veya bir şeyin içeriğini bilmeden düşünmesiyle, fikriyatıyla alakalı. Şimdi biz, İslam dünyası veyahut da Müslümanlar bu şüphelilerden uzak durmayı sadece yeme, içme, kıyafet olarak algılıyor.
Canım kardeşlerim, bir de işin inanç tarafı var. Bir de meselenin akideyle alakalı dairesi var. Şüpheli fikirlerden, şüpheli neşriyatlardan, şüpheli akımlardan da uzak durma. İşin bir de bu bölümü var. Bunu biz hiçbir zaman böyle önümüze koymamışız. Veyahut da baktığınızda şüphelilerden uzak durmakla alakalı, hep yeme içmeyle alakalı meseleleri görürsünüz. Yeme içmenin dışında, mesela kıyafette şüpheli. Kıyafette şüpheli nasıl? İşte bir bayan kardeşimizin veya bir erkek kardeşimizin vücut hatlarının veyahut da cinsel uzuvlarının belli olması gibi. Yani bu tesettür sadece kadınlara farz değil, erkeklere de farz. Bunu zaman zaman söylüyorum çünkü artık erkekler de likralı daracık pantolonlar giyiyorlar.
Veya öyle dar pantolonlar giyiyorlar ki erkeklerin de ön ve arkaları belli oluyor. Yani bayanların giymiş olduğu likralı pantolonlardan, tightlardan ne bileyim bir farkı yok erkeğin. Sanki bayanlara bu haram da erkeklere helalmiş gibi davranılıyor. Değil, erkeklere de haram. Erkekler de öyle tight pantolonlar, tight kıyafetler tercih edemezler. Mümkün değil. Sebep çünkü onların da önleri ve arkaları belli oluyor. Şüpheli, ondan uzak duracak. Yani aslında bunda bir şüphe yok, giymeyecek erkekler de onu. Ama ne yazık ki şimdi böyle likralı pantolonlar, likralı ne bileyim kotlar, likralı böyle kanvarsım diyorlar. Onlar moda oldu. Şimdi bütün erkekler de genç çocuklarının hepsinde de öyle likralı, önünü arkasını belli eden, önünü arkası böyle vücut hatları belli olan kıyafetler giyiyorlar.
Bu da kıyafetten şüpheli. Veyahut da bayanlar örneğin işte içi görünen kıyafetler giyiyorlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onları çıplak hükmünde görüyor. Neden? Çünkü içi görünüyor, içi belli oluyor. İçi görünüyor, içi belli olunca o şüphelilerden de değil, harama girmiş oluyor. Ama bunun gibi şüpheli, kıyafette şüpheli, yeme içmede şüpheli olan meseleler var. Yani bu haram mı, değil mi? O kimse kendince şüphe ettiğinde bırakacak. Sufilik bu meselede şüphe kaldırmayan şeylerle uğraşacak. Veyahut da dini akidesini kurarken şüphe kaldırmayan, Kur'an ve sünnete sımsıkı, imamların iştahına sımsıkı bağlanıp, inanıp, amel edecek. Şüphelilerden uzak duracak. Ya hadis inkarcısı var, hiç mi şüphe etmezsin?
Hadisleri inkar ediyor, uzak duracaksın. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri size iki şey bıraktım. Kim sımsıkı yapışırsa asla sapıtmaz bu Allah'ın kitabı Kur'an ve benim sünnet-i seniyyem dedi. Başka bir hadis-i şerifte de ehl-i beytimin yoludur dedi. Şimdi o zaman normalde dini akidede de şüpheler var. Yani birisi ayeti kerimeyi inkar ediyor. Yani bu Allah'ın lafzı olamaz deyip Kur'an-ı Kerim'den bazı ayeti kerimeleri inkar ediyor. Ya şüpheden fazla haram, biz artık böyle yeme içmeyi bıraktık. Yani İslam dünyası bin yıl yeme içme ile uğraşmış. Bin iki yüz yıl yeme içme ile uğraşmış. Şüpheli olarak sadece yeme içmeyi görmüş.
Sufiler de önceden şüphelilerden uzak durmak deyince yeme içme noktasında durmuşlar. Değil canım kardeşlerim. Şimdi imani ölçülerde şüpheliler, şüpheli meseleler var. Bir kimse kaderi inkar ediyor. Kaderi inkar etmek yani normalde nereden çıktı? Veyahut da kabir azabını inkar ediyor. Nereden çıktı? Hadisleri inkar ediyorlar. Yani düşünebiliyor musunuz? Ve bunların içinde de habire tartışma var. Uzun yıllardan beri tartışılıyor bunlar. Yani Osmanlı yıkılıyor bir taraftan. Osmanlı yıkılırken Osmanlı'nın içerisindeki ulema bunları tartışıyor. Düşünebiliyor musunuz? Yani bırakmıyorlar bunları ve 200 yıldan beri, 300 yıldan beri bizim içimizde bir nifak, bizim içimize bir fitne konmuş.
Biz bunları tartışaraktan, biz bunlar yüzünden kavga ederekten zamanımızı geçiriyoruz. Yani Osmanlı toprak kaybetmeye başlamış, Osmanlı Balkanlarda yeniliyor, Afrika'da yeniliyor, Orta Doğu'da yeniliyor, Doğu'da yeniliyor. Osmanlı yenilirken içerideki ulema işte Allah'ın sıfatlarıyla alakalı tartışmalar yapıyor. Kabir azabı var mıdır yok mudur tartışmalar yapıyor. Hadis-i şerifler sahi midir değil midir tartışmalar yapıyor. Veya böyle çok affedersiniz ama dinin aslıyla alakası olmayan meselelerde tartışmalar yapıyor. Tesettür nasıl olmalı var mıdır yok mudur tartışmalar yapıyor. Yani öyle tartışmalar var ki Osmanlı döneminde millet birbirine kavga, gürültü, kazma, kürek kavga ediyorlar taraflar birbirleriyle.
Bakın Ümmet-i Muhammed'in içerisine bu fitne atılmış, Ümmet-i Muhammed bu fitneden kendini kurtaramıyor. Canım kardeşim şüphelidir bu mesele ben bundan uzak duracağım. Hakkında zayıf da olsa hadis-i şerif var ben böyle amel edeceğim diyeni saf, salak, ahmak olarak görüyorlar. Ve onun bidat ehli olarak görüyor. Ya ben zayıf bir hadiste de amel edebilirim. Sen amel etmeyeceksen etme, sen ne yapma benim amelime karşı çıkıyorsun dediğinde seni linç ediyor. Şimdi mesela hadis-i inkarcıları çıktı ve belli merkezlerden bunlar destekleniyorlar. Ve hadis-i şerifleri kendisini ölçeden, ölçeden dini Kur'an-ı Sünnet ölçüsünde alan, imamların iştihadı ölçüsünde alan insanlara ne yazık ki aşırı derecede zulüm noktasına gelen saldırılar var.
Ya canım kardeşlerim siz la la illallah Muhammeden Resulullah diyorsanız Müslümanlara neden zulmediyorsunuz? Neden müminlere bu kadar taş atıyorsunuz? Neden müminlerin bu kadar canını acıtıyorsunuz? Neden müminlere bu kadar saldıraraktan elinize bir şey mi geçiyor? Yani siz denizin köpükleri gibisiniz. O gün biz kuvvetli olmayacak mıyız? Hayır o gün sayıca üstün olacaksınız ama deniz köpüğü gibi hiçbir ağırlığınız olmayacak diyen peygamberi duymadınız mı? Veyahut da ayet-i kerimede zulmedenlerle alakalı ayet-i kerimeleri duymadınız mı? Veyahut ayrılığa düşmeyin, birbirinizle çekişmeyin, birbirinizle savaşmayın diyen ayet-i kerimeleri siz duymadınız mı?
Siz neden Müslüman kardeşlerinize savaş açıyorsunuz? Siz neden Müslüman kardeşlerinizin kendince bir zayıf dahi olsa bir hadis-i kerimle amel etmesini gözünüzde büyütüp onlara saldırıyorsunuz? Bakın bu şüphelilerden uzak durma meselesi sadece yeme içme ile alakalı değil. Çünkü akidevi olarak da problemlerimiz çok fazla. Allah muhafaza eylesin. Normalde şimdi bir aşı meselesi var ya, aşı orucu bozmaz. İyi, Diyanet İşleri Başkanlığı böyle bir fetva verdi. Neden? İşte din kurulunun toplanmış böyle bir fetva vermiş. Din kurulunun verdiği öyle fetvalar var ki, bu fetvaya da bu sefer şüpheli bakıyoruz biz. Ama neden? Yani çünkü işte Tokide'de faiz olmaz dediniz, bir fetva verdiniz.
Faiz faizdir. Ama yok, Tokide'ninki faiz olmuyor. Böyle bir anlayış olabilir mi? Böyle bir fetva olabilir mi? Veyahut da Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an ve sünnet noktasında sistemle ihtilafa düştüğü meselelerde ne yapıyor? Geri adım atıyor. Neden? Türkiye Cumhuriyeti Devleti laik bir sistem. Laik bir sisteminin içerisinde laikliğe aykırı düşen Kur'an-ı Kerim'de o kadar çok şey var ki. Ne yapacağız? Kur'an'ı mı kırpacağız? Laikliği mi kırpacağız? Laikliği kırpamazsın. O zaman Kur'an'ı kırp. Evet. E ne oldu? Ayasofya Başimamı gitmek zorunda kaldı. Sebep? E Kur'an'la karşı karşıya geldi. Sebep? Laiklikle alakalı. Kur'an laikliği kabul etmez.
Kur'an laik değildir. İmanı mı gitsin adamın? Böyle şüpheli şeyler var. Evet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şüphelilerden uzak duran kimse bakın ırzını da korur diyor. Irzını da korur. Namusunu korur. Şerefini korur. Bu ne demek? Şüpheli canım kardeşim. Sen evlenmeyi düşünüyorsan otur evlilikle alakalı sohbetini, muhabbetini, görüşmeni yap, bitir. Sen o görüşmeyi devam ettirme daha. Şüpheliye giriyorsun. Irzını kaybedeceksin. Namusunu kaybedeceksin. Aileler bu konuda sıkıntılı. Yani bir flörtlük çıkardılar.
Şimdi flörtlükten ileri gitti mesele. Cinsel özgürlük oldu. Ne oldu? 18 yaşını dolduran bir kız istediğiyle cinsel ilişkiye girebilir. Kimse bir şey diyemez. Sanki İstanbul Sözleşmesi bitti. Mesele bitti mi? Bitmedi. O zaman ırzını da korur diyor bir kimse bakın. O zaman meselenin içerisinde cinsel suçlar da girdi. Hani iman eden erkekler, iman eden kadınlara söyle gözlerini haramdan uzak tutsunlar. Sebep? Yani bakışmaktan harama gidiyorsun çünkü. O şehvetle bakış seni harama götürüyor. Bakın o zaman bir kimse şüphelilerden uzak durur derken sadece yeme içme olarak almayacak meseleyi. Bakın ne çıktı? Yeme içme ile alakalı çıktı.
Şimdi bütün Ramazan geliyor. Ramazan gelirken bütün Ramazan ile alakalı reklamlarda yine kola başrolde. Pepsi başrolde. Ya bu adam kolanın müminlerle ne işi var? Adam karının bilmem kaçta kaçını İsrail'e hibe eden bir kuruluş. Ve işin en enteresan noktası. En enteresan noktası. Kolanın içeriğini bilmiyoruz biz. Yani bu ülke mahkemeye verdi Antalya'da birisi. Mahkemeye verdi Coca-Cola içeriğini mahkemeye dahi sunmadı. Coca-Cola'nın içeriğini bu ülke insanları bilmiyor, bilmeden içiyor. İçeriğinde tam ne olduğu belli değil. Ve Ramazan'da en baş köşede kola reklamı var bu ülkede.
Sadece burası değil, Beytullah'ta da. Yani yazmış oraya gayrimüslim kafir giremez. Kola girmiş, Pepsi girmiş, her türlü marka girmiş oraya. Her türlü marka girmiş. Aynı şey bizde de geçerli. Kola ne benim için? Şüpheli. İçmem. Sebep? İçeriğini bilmiyoruz içinde ne var. Tarım Bakanlığı dahi bilmiyor. Kolanın içeriğini Tarım Bakanlığı bilmiyor. O normalde köfte ekmek satan, hamburger köftesi, o hamburger satan yabancı firmalar, onların köftesinin içeriğini bilmiyor kimse. İçeriğinde ne var bilmiyor.
Şüpheli. Bakın şüpheli. Git canım kardeşim sen yerli buranın insanının yaptığı git, git bir kasaptan al dostları etini. Mahalle kasabına git, etini ondan al. Köfteyle alacaksan da ondan al, köfte yiyeceksen de ondan al ye. Şüpheli. Geri kalan şüpheli. Ne eti olduğu belli değil. Ülkede o kadar çok domuz sifliği var ki, o kadar çok domuz sifliği var ki, o domuzları normalde ülkede o kadar yiyecek gayrimüslim kimse yok. Çünkü domuz Yahudilerde de aramdır. Yahudiler domuz yemezler. Asla. Zaten naçar kalırsanız, zorda kalırsanız gidin bir Yahudi kasabından et alın. Onlar hahamsız, hayvan kesmezler.
Hahamsız hayvan kesmezler. Başında haham olacak kesilirken. Haham Yahudi inancına uygun olup olmadığını kontrol edecek. Kesimin, yüzümün hepsinin de damgasını vuracak. Ondan sonra o Yahudiler onu yerler. Müslümanlardan daha tetizler Yahudiler bu konuda. Müslümanlar bu kadar tetiz değil. O zaman canım kardeşlerim, bu şüphelilerden uzak durmak derken birçok alan var. Ama benim bu akşam, hani bu şüpheliler yeme, içme, giyme, kıyafetle alakalı meselelerden fazla üzerinde durduğum şey, fikirle, imanla alakalı. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Cenab-ı Hak cümlemizi bu fikri plandaki şüphelilerden de uzak eylesin bizi. Şimdi yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adı, Tirmizi'de ve Nesai'de diyor ki, Sana şüphe veren şeyi terk et.
Emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira doğruluk kalbin ihtimanıdır. Yalan şüphedir. O yüzden bize o zaman şüphe veren şeyi terk edeceğiz biz. Terk edeceğiz. Bu geceki en önemli mesele bu. Şüpheli olan şeyi terk edeceğiz. O zaman imanımızı ilgilendiren, imani dairede durmamızı ilgilendiren bütün akımları terk edelim.
Hadis inkarcılarının, kader inkarcılarının, kabir azabı inkarcılarının gibi bütün hepsini de terk edelim. Ve Kur'an ve Sünnet'e karşı konuşan, Kur'an ve Sünnet'in haramlarını hiçe sayan, Kur'an ve Sünnet'in farzlarını hiçe sayan her kim var ise, bunlar siyasi olabilir, hoca hacı olabilir, şeyh olabilir, üstad olabilir, diyanetten olabilir, ilahiyetten olabilir. Biz onlarla ne yapalım? İletişimimizi keselim, onları terk edelim. Ve şüphelileri hayatımızdan çıkaralım. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Ve hayatı boyunca haramlardan uzak duran, şüphelilerden kaçan mümin kullarından eylesin inşallah. Bugün akşam ikincisi, sohbetin ikinci kısmı fitne ile alakalı. Yani Bab-ül Fiten'den hani fitne sohbetleri yapalım dediydim.
Onunla alakalı bugün akşam da ikinci hadisi şerifi inşallah sohbet edeceğiz, anlatmaya çalışacağız kendimizce. Rabbim bizleri dinimizi anlamaya, anladığını yaşamaya ve yaşadığı dini de yaşatma çabası, mücadelesi veren kullarından eylesin inşallah. Çünkü anlamak, yaşamak yetmez, yaşatma mücadelesi de vermemiz gerekir. Hani Cenab-ı Hak vel asr-i suresinde Bismillahirrahmanirrahim vel asr-i inel insânele fî hüsrün.
Bütün insanlar hüsrandadır. Ama iman eden, iyi amel işleyen, salihlerle beraber olan ve hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır. Hakkı ve sabrı tavsiye edecek. Hakkı tavsiye edecek. Eğer biz dini anladık, anladığımızı yaşamaya başladık. Yaşadığımızı bizim tavsiye etmemiz gerekir. Yaşadığımızı ne yapacağız? Tavsiye edeceğiz. Yaşadığımızı çocuklar, önce ailemizden başlayacağız. Önce eşimize, kadın erkek, sonra çocuklarımıza, sonra yakın dairemize ne yapacağız? Yaşadığımız, anladığımız ve yaşadığımız dini tebliğ etmeye çalışacağız. Etrafımız bu konuda ne yapacağız? Tebliğden hiç geri adım atmayacağız. Eğer tebliğden geri adım atarsak, anladığımızı, yaşadığımızı insanlara tebliğ etmezsek, bu konuda eksik davranmış oluruz.
Allah muhafaza eylesin inşallah. Babul Fiten'den seçtiğim bugünkü sohbetin hadis-i şerifi. İkinci hadis-i şerifi. Geçen hafta birinciyi yaptık, bu hafta da ikinci hadis-i şerifi. Hz. Ebu Musa raddallahu anh anlatıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki, Kıyametten hemen önce, karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mümin olarak sabaha erer, akşama kafir olur. Mümin olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen, koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse, Adem'in iki oğlundan hayırlısı olsun.
Yani, ölen olsun, öldüren olmasın Ebu Davud ve Tirmizi. Şimdi, kıymetli kardeşler, bu hadis-i şerif, tabiri caizse, Ümmet-i Muhammed'in bu zamanlarını anlatıyor. Hemen önce, karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Karanlık gecenin parçaları, yani böyle geceyi parçalarsanız, ardı ardına geliyor. Yani karanlık bitmiyor bir türlü. Ardı ardına gecenin parçaları, ardı ardına geliyor, ardı ardına geliyor. O zaman, bu zamandaki fitneler, ardı ardına gelecek. İnsanlar başını kaldıramayacaklar fitneden. Yani, daha birisi bitmeden öbürkü başlayacak. Birisi bitmeden öbürkü başlayacak. Tesbih tanesi gibi. Hani, geçen haftaki sohbetten de alıntı yapalım.
Ne dedik geçen haftaki hadis-i şerifte? Bir çubuk gibi, yani veyahut da bir sazlıktaki bir saz gibi, o kimsenin kalbine ne oluyordu? Sıralanıyordu. Hani böyle, bir tane vardı, hemen bir tane daha, bir tane daha, bir tane daha, bir tane daha. O kimsenin kalbinde ne oluyordu? Sıralanıyordu fitne çubukları. Ha, demek ki işte bu hadis-i şerifte de farklı bir şekilde anlatılıyor. Karanlık gecenin parçaları gibi. Ardı ardına fitneler bitmeyecek. Ardı ardına bakın. Ve bakıyoruz, Ümmet-i Muhammed'in son 300 yılına, gerçekten de Ümmet-i Muhammed, bu fitnelerden başını kaldıramıyor. Bu fitnelerden başını kaldırabilmesi için yol belli ama o yola giremiyor Ümmet-i Muhammed. O yolun içerisinde duramıyor.
En önemli, kişi o fitnelerde mümin olarak sabaha erer, sabaha kafir çıkar. Ve mümin olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. Bakın, en önemli mesele bu zaten. Yani bu akşamki şüphelilerden kaçmayı, hani birbirine böyle, iki sohbeti birbirine bağlamaya çalıştım. Cenab-ı Hak bağlattı daha doğrusu. Yani şüphelilerden uzak durmaya çalışırken, akidevi, imani meselelerden bahsettim. Bakın, ahir zaman fitnesinde, imani mesele öncesinde ne? Mümin akşamlıyor, kafir sabahlıyor. Mümin sabahlıyor, geceliyor, kafir sabahlıyor. Yani o zaman her an için o kimse küfürle yüz yüze, her an için o kimse şirkle yüz yüze ve farkında veyahut da değil.
Çünkü birisi çıkıyor televizyonda, başörtüsü olmaması lazım bu zamanda diyor. Onun hoşuna gidiyor, alkışlıyor, böyle olması lazım diyor. O kimse Kur'an'ı kendi heva hevesine göre şerh etti. Kur'an'ı kendi heva hevesine göre tefsir etti. Biz de onu alkışladık, nefsimize tatlı geldi. Veyahut da birisi kalkıyor, işte içkinin azından diyor, bir sıkıntı yok. Sarhoş oluncaya kadar içmeyin siz diyor. Biz de onu alkışlıyoruz hemen. Ne o diyoruz, tamam ya, canım kardeşim içkinin azı da çoğu da haram. Sen bu fitneye düşme. Tesettür Allah'ın farzı, sen bu fitneye düşme. Veyahut da birimiz kalkıyor, mesela bir siyasetçimiz kalkıyor, diyor ki dinin revize edilmesi lazım. Kur'an'ın revize edilmesi lazım.
Evet diyoruz biz o siyasi lider bizim kendi liderimiz olduğu için ayakta alkışlıyoruz biz onu. Farkında değiliz, gitti. İmanımız gitti ya. Ya nereye sen Kur'an ayetlerini değiştiriyorsun? Veyahut da sen kimsin canım kardeşim, Kur'an ayetlerini değiştirmeyi, Kur'an ayetlerini ortadan kaldırmayı bize tavsiye edecek, söyleyecek diyor. Diye kimse bir şey diyemiyor. Hani geçenlerde yayınladım, Süleyman Demirel diyor, hani Twitter'da gönderdim. Süleyman Demirel diyor ya, 1400 yıl önceki hukuku getirmeye çalışırsak işte asıl irtica budur diyor. Ya sen 1400 yıl önceki hukuku getirmeye çalışırsak asıl irtica bu dediğinde küfre düştün. Onu alkışlayanlar da küfre düştü.
Ona oy atanlar da küfre düştü. Farkında değil. Mümin olarak o kimse sabahladı, kafir olarak geceledi. Sebep, çünkü akidevi olarak o fitneye düştü. Veyahut da namaz böyle olmaması lazım. Ya nasıl olacak namaz? Sen kendi kendine böyle yaptın, namazın oldu. Ya nereden çıkardın bunu? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle kılmadı. O günkü arablara kıldı o namazı. Haşa. Ya bunu nereden çıkardın sen? Bunu nereden buldun sen? Ve onun da taraftarları var. Onun da peşinden gidenler var. Demek ki mümin sabahladı, kafir akşamladı. Veyahut da o gece gitti o, kendince bir sohbete gitti. Ama filanca profesör sohbeti var dedi. O filanca profesör de kalktı.
Oradaki sohbetinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin sünneti seniyyesiyle dalga geçti. O kimse de onu kabul etti. Gidip o profesörün yakasından tutup sen benim peygamberimin sünnetiyle nasıl dalga geçersin diyemedi ona. Sebep o çünkü kendisindendi. Veyahut da kendisinden olan birisi makara, takara, tukara dedi, bakara dedi, onun yakasından tutamadı.
Söyleyemedi ona bir şey. Alkışladı onu. Veyahut da bir kimse gitti, tekkeyi kapattı, alkışladı onu. Ona sen zalimsin diyemedi. Kim Allah'ın mescitlerinin, Allah'ın zikrini yasaklarsa ondan daha zalim kim olabilir? Ayet-i Kerimisi'nin onu söyleyemedi. Alkışladı onu. Mümin sabahladı, kafir öldü. Kafir akşamladı. Öyle giderse kafir ölecek. Allah muhafaza eylesin. Bakın o kadar enteresan bir şey. Fitne her yerde kol geziyor, her an. Sebep, Kur'an ve sünnet insanların nefislerine ağır geliyor. Kur'an ve sünnet insanların nefislerine ağır geldiği için reddediyorlar. Ne diyor?
Benim dinim böyle olamaz. Neden olamaz? Sana mı soracaktı Allah din nasıl olsun diye? Sen kimsin? Ama ona göre öyle olamaz. Onun dini başörtüsünü emretmemiş. O dini öyle olamazmış. Veya onun dini içkiyi haram edemezmiş. Onun dini faizi haram edemezmiş. Alıştırıyorlar şimdi bize. Neye alıştırıyorlar? Ence bir toplanıyorlar. Eser toplandı. Eserdeki ulamalar toplandılar. Yani İslam dünyasında eser çok önemli ya. Halbuki 33 dereceli masonu kurdururlar. Kime? Abdü A. 33 dereceli masondur Abdü A. İngiliz soytarısı M16 yetiştirmesidir. İngiliz soytarısı M16 yetiştirmesidir.
Ve Abdü'nun soytarıları var şimdi. Bizim ülkemizde de var. İslam dünyasına yayıldı bunlar. Bizim ülkemizde de var bunlar. Bizim ülkemizde de Abdü'nun soytarıları var. İlahiyatta var. Diyanette var. Var. Refah Partisi'nin içerisinde vardı. Var. Şu anda AK Parti'nin içinde de var Abdü'nun soytarıları. Bunlar siyasi partilerin içerisinde var. İlahiyat fakültelerinde var. Diyanet İşleri Başkanı'nın teşkilatında var. Var. Bunlar Abdü'nun 33 dereceli mason Abdü'nun soytarıları bunlar. Bunlar normalde belli miktarda faize cevaz verenler. Bunlar tesettürle alakalı gevşek davrananlar. Bunlar sünnet-i seneye inkar yolunu açanlar. Bunlar imamların iştahatlarını, fıkıhlarını, mezheplerini reddeden kimseler.
Bunlar kendince Ali Şeriatici hükmünde duran kimseler. Bunların hepsi de bakın organize bir şekilde. Organize bir şekilde. İlahiyatların içerisinde var. Diyanetin içerisinde var. Refah Partisi'nin içerisinde var. Bak yer söylüyorum size. Adres söylüyorum. AK Parti'nin içinde de var. O yüzden bunlar komple dini revize etme. Komple dini bu noktada revize ederken yeniden iştahat etme değil. Bunlar bir kısım ayet-i kerimeleri ortadan kaldırmak istiyorlar. Kur'an'dan çıkarmak istiyorlar. Bunların kolları evangelisten tutun, kraliçeye kadar gidiyor. Kraliçeden, Fransa'dan, Almanya'ya kadar gidiyor bunlar.
Bunlar Rusya'ya, Çin'e kadar gidiyorlar. Deccal bütün dünyayı dolaşıyor. Bütün dünyayı dolaşıyor. Uyanık olun ey ümmet-i Muhammed. Sizdenmiş gibi görünen deccalın hain kafalılarına uymayın. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışın. Bu zamanın en büyük fitnesi bunlar. Bunlar ne? Dini akidevi olarak insanları ifsad eden, bozan hadiseler. Hadis inkarcılığı revaçta. Kader inkarcılığı revaçta. Mezhepleri inkar etmek revaçta. Faizcilik alkışlanıyor. Bunlar eşcinselliği de kabul ediyorlar zaten. Bunlar eşcinsel sevici. Bunlar deccal kafası. Evangelistler ne diyorsa yapıyorlar. Bunlar yeryüzünde yeniden bir din oluşturmanın yolunu arıyorlar.
Dinler arası diyalogçular gidip Hristiyan, Vatikan'la birleşmeler, onlarla fikir istişareleri yapıyorlar. Vatikan ayrı bir merkez. Evangelistler ayrı bir merkez. Protestanlar ayrı bir merkez. İngiliz, Angelikan kilisesi ayrı bir merkez. Fransa, layık kilisesi ayrı merkez. Ve biz de bunların arkasına katılacağız. Biz de bunlarla beraber hareket edeceğiz diye uğraşıyoruz. Boşuna Abdüh, İngiltere'de, Fransa'da, orada burada dolaşıp gelip de Mısır'da, Eser'in başına oturmadı. Bu soysuzların her yerde elleri kolları var. Bunlar soysuz. Evet. Bunlar soysuz. Bunlar Ümmet-i Muhammed'in, Ümmet-i Muhammed'in akidesini bozuyorlar çünkü. Bunlarda faize geçit var, fuhuşa geçit var, bunlarda rüşvete geçit var, bunlarda çıplaklığa geçit var, bunlarda normalde her türlü harama geçit var.
İslam hukukuna geçit yok. İslam hukukuna geçit yok. Anadolu'nun saf, tertemiz imanını, Anadolu'nun saf, tertemiz Kur'an ve sünnetle yoğrulmuş İslam anlayışını yok etmeye çalışıyorlar. O yüzden bu soytarılar her yerde var. Her yerde. Ve bunlar Kur'an ve sünnet diyen kimselerle savaşıyorlar. Kur'an ve sünnet diyenleri algı operasyonları yapıyorlar. Bunları aşağı çekmek için, halkın gözünden düşürmek için ellerinden gelen her şeyi kullanıyorlar. Gazeteleri kullanıyorlar, medyayı kullanıyorlar, televizyonları kullanıyorlar, sosyal medyayı kullanıyorlar.
Her yerde kullanıyorlar. Birisi Kur'an sünnetlerse, hepsi de kargalar gibi, akbabalar gibi onun başına üşüşüyor. Ve bir de Müslüman görüntülü bunlar. Bunlar kartal görünümlü şahin gibiler. Bunlar kartal görünümlü serçe gibiler. Bunların görüntüsü ayrı, iç ayrı. Çakma bunlar. Bildiğiniz çakma. Bunlar orijinal değil. Yan sanayi bile değil bunlar. Yan sanayi bile değil. Bunlar soysuz. Bunlar soysuz. Kur'an'ın diliyle söylüyorum soysuz olduğunu. Benim dilim değil. Bunlar soysuz. Sebep? Bunlar çünkü insanların imanlarıyla oynuyorlar. Dese ki, ben yaşayamıyorum. Ama bu farz.
Ona diyeceğiz ki, bu günahkar. Ama bu değil derse küfre düşüyor. Küfre düşüyor. Allah muhafaza eylesin. Bakın enteresan bir şey. Mümin sabahlıyor, kafir akşamlıyor. Kafir akşamlıyor, mümin sabahlıyor. İman gidiyor, geliyor boyuna. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir zamanda, oturan ayakta durandan ayırlı. Yürüyen koşandan ayırlı. Burası en önemlisi. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın. Yani, siz bunlarla kıtal yapmayın. Siz bunlara silah çekmeyin. Siz bunlarla bu manada savaşmayın. Elinize tabanca, elinize tüfek alıp bunlarla savaşmayın.
Siz bunlarla Kur'an ve sünneti tebliğ ederekten mücadele edin. Kur'an ve sünneti yaşayarakten mücadele edin. Bakın, anarşi en büyük fitnelerden birisidir. İslam, anarşiyi kabul etmez. Siz kalkıp da mevcut bugünkü İslam dışı olan devlet sistemine savaş açamazsınız. Yapamazsınız. Siz mevcut devlet sistemine silahlı bir kalkışma yapamazsınız. Bu dinen caiz değildir. Bakın, bu dinen caiz değildir. Hiç kimse devlete karşı silahlı bir kalkışmada bulunamaz. Dinen caiz değildir. Önce biz karşı çıkarız. O yüzden ben yıllardan beri diyorum, bir darbe olmaya kalkarsa, önce bizi sokaklarda görürsünüz. Biz bu topraklarda kurulmuş olan bu devleti 3-5 soyusuza yıktırmayız.
Buna müsaade etmeyiz. Göz göre göre devletin yıkılmasına göz yumamayız. Bunu kalkar da, bunu bütün herkese söylüyorum. Din adına bunu yapmaya kalkarlarsa aldanırsınız. Değişik menfezlerde değişik oyunlar oynanıyor olabilir. Değişik karanlık odalarda değişik plan ve programlar yapılıyor olabilir. Anadolu'da, La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah diyen bu topraklarda dinini yaşamaya çalışan kimseleri şimdiden uyarıyorum.
Böyle bir şey oluşturulursa, oluşturulmaya kalkılırsa buna müsaade etmeyin. Birileri sizi din adına, galeyana getirip sokaklara çıkarmaya çalışabilir. Sakın böyle oyunlara düşmeyin. Karanlık merkezlerde CIA'nin, M16'nın, bilmem KGB'nin, onun bunun çocuklarının kurmuş olduğu tezgahlara düşmeyin. Bu topraklar, bu vatan bizim, bu devlet bizim. Asla ve asla böyle oyunlara gelmeyiz. Bu büyük bir fitne olur. Bu büyük bir fitne olur. Bu topraklarda yaşayan Müslümanlar 28 Şubat'ta nasıl silaha sarılmadılarsa, nasıl 28 Şubat'ta devletine karşı bir ayaklanma, bir kalkışmaya kalkışmayıp bu oyuna düşmediyse, şimdi de düşmeyecek, yarın da düşmeyecek.
Bakın yarın da düşmeyecek. Devletin çalışmasından, devletin konumundan ve durumundan ben de rahatsızım, ben de memnun değilim. Ama devlete kalkışmak yok. Devlete silah çekmek yok. Din adına bunu yapmak, büyük bir anarşidir, büyük bir fitnedir. Şimdiden bunun altını çizeyim. Ve bunu ilan edin. Bunu dilden dile, bunu gönülden gönüle herkese aktarın ve anlatın. Böyle bir şey bu ülkeyi yıkıma götürür. Çok büyük bir fitnedir. O yüzden Müslümanlar asla ve asla böyle bir oyuna düşmeyecekler. O yüzden diyorum, yayılarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın. Kılıçlarınızı taşa vurun. Hadis-i şerif bu. O yüzden ümmet-i muhammet, Müslümanlar yok şöyle yaparlar, yok böyle yaparlar deyip de silahlanma yarışına girmeyecekler.
Kendi kendilerine silahlanmayacaklar. Hadis-i şerifi inkara gider bu. Allah muhafaza eylesin. Öldürüleceksek vatan uğruna öldürülürüz, şehit oluruz. Öldürmeyiz. Öldürmeyiz. Devlet bir vazife verir. Devlet kendi kıyafetini bize giydirirse, biz gider sınır boylarında savaşırız. Buna hazırız. Bu topraklara nereden saldırı geliyorsa, devlet elbisesinin silahını versin, biz savaşırız. Bunda bir sıkıntımız yok. Her yerde savaşırız. Rabbim bizi bu konuda nefsine uyan, gaflete uyan kimselerden eylemesin. Ve birinin evine girerlerse, Adem'in iki oğlundan birisi ol. Yani öldürülen ol. Öldüren olma. Herhangi bir haksızlığa uğrayabilirsin, herhangi bir zulme uğrayabilirsin.
Sen öldüren olma. Ya öldürülen ol. Allah muhafaza eylesin. Hz. Peygamber böyle söylenince, etrafındakiler diyor ki, bize ne emredersiniz? O da diyor ki, evinizin demirbaşları olun. Evinizin demirbaşları olun. Elinize silah almayın. Elinize kılıç, tank, top, tüfek almayın. Devlet verirse, nerede savaşacaksanız, savaşırsınız. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz asla ve asla, asla ve asla bu fitnelere düşmeyiz. Allah muhafaza eylesin. Bu tip fitnelerden uzak dururuz. Haklarınızı helal edin inşallah. Yani daha notlar almış ama, almışım ama inşallah onu da gelecek sohbetlerde devam ederiz. O notları da alırız.
Şimdi sorulara geçeceğiz. Yine rica ediyorum, lütfen kardeşlerimiz soru yazmasınlar. Bu soruları bitirelim. Ama öyle dememe rağmen yine soru yazanlar oluyor. Yani hiç olmazsa yeni sorular yazmayın. İkinci bir sözüme kadar. Daha 27 Mart'ın sorularını cevaplandıracağız. Düşünebiliyor musunuz? Yani iki hafta önce oluyor değil mi? İki hafta önceki soruları cevaplandıracağız. O yüzden lütfen kardeşlerimiz, arkadaşlarımız yeni sorular yazmasınlar inşallah. Selamünaleyküm, geceniz hayır, kandiliniz mübarek olsun demiş. Eyvallah. Yakın çevremde kumar bağımlısı, sanal kumar bir kimse var. Ne yaparsak yapalım.
Bu alışkanlığından vazgeçiremedik. Evi elinden gitti. Maddi anlamda destek olmaya çalışıyoruz. Evhanesi için. Ama evinde huzuru kalmadı. defalarca tövbe edip tekrarlıyor. Alışkanlığından nasıl vazgeçirebiliriz? Allah vazgeçirtir seni inşallah. Yani düşünebiliyor musunuz? Bakın. Kumar haram mı? Haram. Ama serbest. Yasal çünkü. Yani ülkede her gün kumar oynanıyor. Yasal bir şekilde. Her gün. Devletin eliyle oynanıyor. Evet. Totosu, lotosu, bilmem nesi. Her gün var. Atçısı, sanalcısı. Her gün var. Bakın. Her gün var. Devlet eliyle. Yani kumar devlet eliyle.
Fuş devlet eliyle. Fuş devlet eliyle. Faiz devlet eliyle. İçki devlet eliyle. Devlet eliyle. Vergisini ver. İstediğin haramı işte. Eşcinsellik devlet eliyle. Bakın işte evini kaybetmiş. Her şeyini kaybetmiş. Ailesini, huzurunu kaybetmiş. Şunu diyebilir bir kimse. Oynamasın ya. Yani o dini hassasiyeti ile. O dini hassasiyeti öğrettik mi ki biz ona? Yok. Kıymetli dostlar. Ya bütün haramlar devlet eliyle işletilir mi? Devlet eliyle.
Allah bizi affetsin. Aleyküm. Tasavvuf yolunda hallerin ve rüyaların önemi nedir? Görülen halleri ve rüyaları önemsiz görmek. Değerini az görmek. Rüyada Peygamber Efendimiz'i görmenin ve diğer hal ve rüyaların değerini az görmek doğru mudur? Bir kimse önce rüyayı hafife almış olsa hem ayet-i kerimeyi hem de hadis-i şerifleri hafife almış olur.
Siz birisinin görmüş olduğu rüyaya inanmayabilirsiniz. Eyvallah. Ama rüya ve halle alakalı böyle hafifletici şeyler söylerseniz buna tecrid-i iman gerekir o zaman. Hele yani bir kimse Peygamber rüyada görülmez derseniz tecrid-i iman, tecrid-i nikah gerekli. Şunu diyebilir bir kimse. İz kimse rüya anlatıyor. Allah bilir doğruluğunu, ben bir şey diyemem diyebilir. Ama onun anlattığı doğru değil. Nereden biliyorsun canım kardeşim? Sen o rüya görürken onun içinde miydin? Veya sende bilmediğimiz rüya yorumu mu vardı? Bunları hafife almak, bunları böyle alayvari konuşmak, insanın kendi yoluna kendisinin yol kesiciliği yapmasıdır.
Kendi yoluna ihanet ediyor adam. Ya bir insan kendi yoluna ihanet eder mi? Evet. Sen göremiyor olabilirsin. Sen birisi gibi hal de göremeyebilirsin. Sana ne? Şimdi bu ara ben, erkekler kendi sayfalarında, bayanlar kendi sayfalarında yazın burada paylaşın dedim. Şimdi bir kısmı böyle psikolojik olarak, hani ya böyle de görülür mü ya, bu kadar da görülür mü deyip inkar noktasına gidiyorlar kendi iç dünyalarında.
Oysa ben bunları paylaştırmamın sebebi şuydu, bir sebebi. Arkadaşlar, kör olan herkesi kör bilir. Çünkü kördür. Cahil herkesi cahil bilir. Değil. Öyle değil. Bunlar sufiliğin içerisinde var olan olgular. Peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür salih rüya.
Hadis-i şerif. Peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz. Bu rüya tabirinin içerisine hal de girer. Hal, gözü açık yani uykuda görülmeyen rüyadır. O da rüyadır çünkü. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri gördü mü? Evet. Bir gözü açık rüya vardır. Bir yakaza, uyurla uyanıklık arasında rüya vardır. Bir de yatar, uyur bir kimse. Öyle görülen rüya vardır. Biz böyle gözü açık görülen rüyaya hal diyoruz. Aslında o da rüya. Hani Mesnevi'de der ya Hazreti Mevlana Celalettin, Rum Hazretleri. Bana uyumadan rüya gören gerek der. Uyumadan rüya görenler nedir? Bizim hal diye tabir ettiğimiz şeydir. O da rüyadır.
O yüzden bir kimse böyle rüya görebilir mi? Evet. Bakın bir Sufi topluluğun içerisinde bunların olması o Sufi topluluğunun sahih olduğuna işarettir. Birisi ona hafife alıyorsa, birisi bu olguları reddediyorsa dersini alsın gitsin. Sebep? Çünkü o buranın öğretisini reddediyor. Kabul etmiyor. Bu kadar hal mi görülür? Sabahtan akşama kadar görülür. Nereden biliyorsun sen? Nereden biliyorsun görülmeyeceğini? Elinde delilin mi var? Sus.
Konuşma. Bilmediğin şeyleri dilini uzatma. Yaşamadığın bir şeyi bilemezsin. Kabul et etme. Şahsı kabul etmeyebilirsin. Senin hakkındır. Ama hali, rüyayı kabul etmezsen, sen hadis-i şerifi inkar ediyorsun. Sen kabul etmezsen ayeti kerimeyi inkar ediyorsun. Dikkat et. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kim rüya ve hal anlatırsa dinlerim. Yalan söylediyse kendine ait. Dinlerim. Okurum da. Birisi onu reddederse Allah muhafaza eylesin. Kendi ayağına sıkıyor tabiri caizse.
Kendi yolunu inkar ediyor. Hiç gerek yok. Uğraşmasın, uğraştırmasın. Dersini alsın gitsin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bunu böyle aşağılamak, horhakir görmek, bayığlaştırmak, adileştirmek kimsenin haddine değil. Hele sufilik yolunda gidenlerin haddine değil. Herkes orada rüyasını da anlatacak, halini de anlatacak. Okuma canım kardeşim. Okumak istemiyorsan. Şöyle bir algı var. Yani şibliden okursan kabul. Örnekliyorum. Mesnevi'den okursan kabul. Muhiyetin İbn-i Arabi'den okursan kabul. İbn-i Arabi Hazretleri kendi füsusunda ben bütün peygamberlerin ruhaniyetleriyle konuştum. Ben bütün velilerin ruhaniyetleriyle konuştum.
Geçmiş velilerin de, gelecek velilerin de ruhaniyetleriyle konuştum demesini kabul. Mustafa Özbağ'ın kardeşleri görürlerse kabul değil. Öyle mi? Veya bu toplulukta bunlar konuşulursa, görüşülürse kabul değil. Öyle mi? Ve kim? Bu topluluğun içerisinde bulunduğunu iddia eden kimseler. Siz kendi topluluğunuzu mu horhakir görüyorsunuz. Siz kendi yolunuzun sahiliğinden şüpheniz var o zaman. Alın dersinizi gidin. Yolundan, üstadından şüphesi olanın bu yolda işi yok. Burada da işi yok. Bakın tekrar söylüyorum. Yolundan, üstadından şüphesi olanın burada işi yok. Allah rızası için rica ediyorum.
Alsın dersini gitsin. Yiğitçe, Yiğitçe. İçini kemiren bir kurt varsa alsın dersini gitsin. Hiç kızmayız, üzülmeyiz, darılmayız. Dersini bıraktı diye onu herhangi bir kötü bir zanda beslemeyiz. Allah mübarek etsin, işi gücü rast gelsin. Kendine bir yol baksın, bakmasın, beni yıkılandırmezsin. Ama yolundan, üstadından şüphe etmesin. Ediyorsa, tekrar söylüyorum, alsın dersini gitsin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, görülen rüyaları horhakir görmek, görülen halleri horhakir görmek, onları bayyalılaştırmak, onları böyle tabiri caizse basitleştirmek, kimsenin haddine değil.
Kimsenin haddine değil. Herkes görecek diye bir kaydı yok. Yok. Herkes o hale ulaşacak diye bir kaydı yok. Yok. Ama yani o hali yaşayan bir kimseydi, yüceltmenin de bir anlamı yok. Eyvallah. Yüceltmeyelim de şahsı. Ama bir kimse bu fitnenin kol gezdiği bir zamanda, bütün ümmeti Muhammed'in inim inim inlediği bir zamanda, yani o naçarlığın dip noktasında, o kimse rüyasında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i görmüş.
Sarılmış, elinden öpmüş. Bir kelam duymuş ondan. Halinde görmüş, rüyasında görmüş, namazda görmüş. Oturup kendi kendine dertlendiğinde görmüş. Sıkıldığında görmüş. Yolda giderken görmüş. Kendi kendine zikrullah yaparken görmüş. Kim onu aşağı çekecek ki ya? Nefes olmuş ya ona. Onu aşağı çekmek, o hali bayığı hale getirmek, o hali böyle küçümsemek. Allah muhafaza eylesin. Yolundan şüphesi var, üstadından şüphesi var. Kendine yol arasın, üstad arasın. Her kimse buna. Önemli değil. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Bütün hak mezhepler, Peygamber Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı ve söylediği şeyler olduğu için hepsi tek mezhepte birleşmesi gerekir mi?
Bu mezhepler nasıl ayrılmış? Bir kimse bütün hak mezheplerden uygulama yapabilir mi? Hak mezhep dört tane değil, otuz üç tane mezhep oluşmuş. Bunlar zamanla tabirleri kalmamış. Şimdi dört tane kalmış. Sünni olarak. Bir şia tarafı da var tabi işin. Orası ayrı bir bölüm, ayrı konuşulması gereken şey. Ama ve lakin hani böyle bize tavsiye edilen, söylenen hani işte dört mezhep var diye aslında dört mezhep değil daha fazla.
Her neyse meselenin bu tartışmasına girmeyeyim şimdi ama bunun dördünü birleştirelim. Bunlar bir zenginlik. Yani gerçekten de bazen bir problem geliyor önümüze. Bunu nasıl halledeceğiz diye. Hanefi'de bulamıyoruz. Maliki'ye bakıyoruz. Maliki'de bulamıyoruz. Şafi'ye bakıyoruz. Hanbeli'ye bakıyoruz. Daha da bulamayınca hadis-i şeriflere müracaat ediyoruz. Diyoruz ki böyle bir hadis-i şerif var. Bunu böyle uygulayabilirsiniz. Bunlar bir zenginlik. O yüzden bunu böyle ayrılık gibi, parçalanma gibi görmeyelim. Bu bir ikincisi. Bütün hepsi birleşecek mi? Evet. Ne zaman? Mehtar Resul zuhur ettiği zaman. Abim selamünaleyküm.
Abim içki içip bize zulmediyor. Dua eder misiniz? Allah hidayet eylesin ona inşallah. Cenab-ı Hak onun her türlü kötü musibetlerden arındırsın inşallah. Hayırlı, nurlu, kandiller, benim merak ettim. Bir konu var. Sizden ders alan bütün tüm kardeşler. İyisi ve kötüsü onlara derviş demek doğru mudur? Kötü huy ve ahlakı güzel olmasa dahi derviş mi diyeceğiz? Biz, üstadım öyle derdi Allah rahmet eylesin. Hepimiz derviş adayıyız burada derdi. Biz hepimiz derviş adayıyız. Selamünaleyküm. Oğlumun sorusu, ruhlar aleminde vücut şeklimiz bu dünyadaki gibi mi olacak? Örneğin bir kusur varsa vücut da orada nasıl olacak?
Muhtemelen görevi dolayısıyla korkuları var. Bir yerini kaybetme korkusu, patlayıcı, mayın arama, dua eder misiniz? Yok ruhlar aleminde herkes bir tamam. Yani normalde öyle söyleyeyim. Burada herhangi bir uzu eksik olanın ruhlar aleminde uzuğları tamam. İkinci sorusu, ailecek yemek için sofra hazır, akşam namaz vakti geçmek üzere. Annesi bekleyin beş dakika namaz kılayım deyip çocukları bekletmesi doğru mu? Onlar namaz kılmadığı için o anda onları da bir sıkıntıya düşürmüş olur mu? Namaz her şeyden önemli. Bakın farz namaz bu dünya ve dünyanın içindeki her şeylerden önemli. Bir tek Ramazan'da önce iftar demiş insanlık önde olduğu için. İnsanı düşünmüş Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem.
Önce demiş iftar et. Önce demiş iftar et sonra namazı kıl demiş. Geri kalan namaz her şeyden önemlidir. Namaz her şeyden önemlidir. Bu soruları sormamı isteyen büyük oğluma benim dersimden çekip en azından günlük tövbe ve salavat-ı şerife çeksin diye. Çok güzel, iyi etmişin, çeksinler inşallah. Ders yaptıran kişi kayyum Allah Esma'ın sını, Esma'ın seba'yı, Allah lalâhe illâhu Esma'ın sını ders yaptırabilir mi? Normalde ders yaptıran kardeşlerin ders yaptırma adab ve erkanı belli.
Bütün kardeşler, zakir, çavuş, ders yaptıran bütün herkes o adab, erkan içerisinde derslerini yaptıracaklar. Farklı bir ders yaptırma ve Esma çekme şekli yaptırmayacaklar. Bunlar sadece işte üst adayet olan şeylerdir. O farklı bir şekilde yaptırabilir. O geri kalan hiç kimse ders yaptırma şekil adab ve erkanını değiştirmeyecek.
Zikrin hareket edebi olgunlaşmış bu yuday başaklarının rüzgarla sallanması gibidir. Abdülkadir Geylani. Bu tanımlamanın dışında bir hareket etme şekli var mıdır? Yoktur. Bizdeki zikrullah yapan yapış şekli bellidir. Biz Esma'ların durumuna göre sağımızdan solumuza doğru bazen sadece tek yönlü hafif bir şekilde sallanırız. O da belden aşağı sallanmayacak. Belinden yukarısı sallanır. Belden yukarısı. O yüzden bu adab çerçevesini hafif bir şekilde rüzgarın olgunlaşmış buğday başaklarına salladığı gibi sallandırırız. Bu hadis-i şeriftir. O yüzden bunun dışında bir zikrullah da bizim edebimiz, adabımız yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme hastalığı sırasında ağzından ilaç içirdik.
Bize içirmememizi işaret etti. Ancak biz itirazını hastalarda ilaca karşı görülen nefret diye değerlendirmiş ve içirmiştik. Kendine gelince bana ilaç vermeyin demedin mi diye bizi payladı. Biz davranışımızın sebebini herhalde hastaların ilacı gösterdikleri nefret olarak değerlendirdik diye açıkladık. Resulullah buna rağmen öfke ishar edip herkesi cezalandırmak üzere ilaçtan içmedik kimse kalmayacak emrini.
Ve Abbas hariç hepinizi göreceğim. Zira o bana zorla ilaç içirirken yanınızda değildi buyurdu. Buhari Müslim. Not üstadının sözünü devamlı şerh edenlere gelsin demiş. Eyvallah. Bunu normalde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ilaçla alakalı böyle bir tane de hadis-i şerif var. Yani hasta böyle bir şeyi reddettiği müddetçe onu zorlamayın diye. Yine hasta yemek yemek istemediği zaman da onu zorlamayın. Onu Rabbim besler diye yine böyle bir tane de hadis-i şerif var. Şimdi bizler Peygamber değiliz. Bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin özel hali. Ama ve lakin evet Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözüne nasıl tam itaat gösteriliyorsa bir üstada da Kur'an sünnet dairesinde tam itaat edilmesi gerekir.
Hiç kimsenin üstadın sözünü şerh etmeye hakkı olmaz. Bu kandil akşamı söylenmiş bu ama geçti artık. Derslerini aldıklarınız ve derslerini verenlerin derslerini bu gecenin yüzü sürmetine tekrar verir misiniz? Yani bu konuda çok açık kapımız yok. Derslerini bırakanlar için kapımız açık değil hala daha. Ne olur ne gider bir şey diyemem. Benim hani meşhur tavrımdır bu. Bırakıp gidene kolay kolay kapıyı açmam. Ama bir emir gelir. Sufilikte böyle kat'i şeyler yoktur. Kesin kat'i bir şey söyleyemezsin. Söyleyemezsin. Sebep emir demiri keser. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir şey dese ne diyeceksin?
Hiçbir şey diyemezsin. Veyahut da işte geçmiş peygamberler, sahabe efendilerimiz, pire efendilerimiz bir şey dese ne diyeceksin? Bir şey diyemeyiz. Veyahut da üstadım Abdullah Efendi Hazretleri gelse bana dese ki bunu böyle yap Mustafa Efendi. Ne diyeceğim? Bir şey diyemem. Bunun gibi. O yüzden kesin kat'i konuşmak biraz sufi adabı, erkanı, dili değildir. Bunu asla yapmayacağım diye. Şu anda kapı aralı değil. Allah aralar aralamaz. Cenab-ı Hak bu konuda bir şey diyemeyiz. Ama öbür türlü dersini aldıklarımız kardeşlerimiz var. Bu bizim başka yaptırımımız yok. Bir dersini alırız o kimsenin. Ha bunlarla alakalı da Cenab-ı Hak kapılarını açarsa inşallah onların derslerini veririz, bakarız duruma göre.
Böbreklerim, muhterem üstadım böbreklerim sürekli taş üretiyor. Ondan fazla taş düşürdüm. Oruç tutabilir miyim? Yani doktorunuza tabi olun bu konuda. Yani böbrekler böyle devamlı taş düşürüyorsanız veyahut da devamlı çalışması gerekiyorsa, devamlı bol su içmeniz gerekiyorsa, onu doktorunuz bunu oruç tutma, devamlı su içeceksin diyorsa yapacak bir şey yok o zaman.
Sınav sürecinde öğrencilerden biriyim. Sekiz gün sonra sınırımız var. Sınav geçti. Allah inşallah yenilerine yardımcı olsun inşallah. Tasavvuf Vakfı Erkek Grubu'na beni ekler misiniz? Serkan Çolak. Serkan benim kendi şeyime at telegramdaki şey, oradan seni ekleyeyim inşallah. Benim sorum, eşim Ramazan orucunu tutamayan, ablasına fidyesini verse olur mu?
Yani normalde bir kimse orucunu tutamıyorsa, fidye vermesi gerekiyorsa, eğer o fukara ise, fidyesini verecek bir durumda değilse, ona fidye düşmez. Allah onu affetsin. Merhabalar, canlı yayındaki sorularınızı nereden alıyorsunuz? İnstagram'dan mı? E-mail'den mi? Buradan mı? E-mail'den mesaj yazılı.
Bayağı oldu, cevap kamedi. Belki de rüyayı yazdım diye başka bir sorunu da alacak. Nereden yazayım? Selamette demiş. Evet, rüyayı yazmışsınız. Ne zaman? 20 Mart'ta yazmışsınız. Ama demişsiniz, rüyayı yorumlamadınız, biliyorum ama yine de yazmak istedim demişsiniz. O yüzden ben yorumlamamışım demek ki. Ağzımdan bazen değişik bir tat ve koku geliyor, sebebi ne olabilir? Bundan manevi bir şey aramayın. Gelen tatlı ve dilimin ucuna geliyor ama koku değişik herhalde. Evdekiler soğan, sarımsak mı yedin diyor. Yok. Bunlar da bu bir şeyler aramayın. Selamun Aleyküm Hocam. 9 aydır ciddi niyetle konuştuğum bir kız, 2. ayımızda fıtratlarımızın birbirine uygun olmadığını söyleyerek ayrılmak istedi.
Ben mücadele edip fikrini değiştirdim. Sonra söz yapıldı. 8. ayımızda nişanlandık. Nişandan 2-3 hafta sonra tekrar fıtratlarımızın farklı olduğunu düşünerek ayrılmak istedi. Bu sefer ben de tamam dedim. Çünkü kızın kararsızlık durumu beni çok yormuştu ve ayrıldık. Benim içim çok rahattı ama kız şimdi tekrar geri dönmek istiyor. Tekrar birleşmek için mücadele edeceğini, fıtratlarımızın farklı olması bizim için aslında bir çeşitlilik diyor ve beni ikna etmeye çalışıyor. Genelde kararlı davranan bir yapım olduğu halde bu şekilde ikna etmeye çalışması beni kararsız bıraktı. Karşımdakini kırmak istemeyen bir yapım var. Şimdi ben bu kızla evlenirsem, evlileyim kötü gider mi?
Bilemem. Bu işin içinden nasıl çıkabilirim? Çok zor. Hayatımın hatasını mı yapıyorum acaba? Büyük bir ihtimalle. Kimin benim için hayırlı olacağını nasıl bilebilirim? Allah bilir. Yıllar önce Kanada'ya üniversite için gitmeden önce gelip duanızı almıştım. Belki hatırlarsınız. Benim için önemli olan nasihatleriniz için şimdiden çok teşekkür ederim. Şimdi ben insanların hayatlarını bu noktada etkilemek istemediğimden dolayı bunları böyle söyledim. Bunlar insanların kendilerinin karar vereceği şeyler. Bunları bana söylerseniz şimdi ben kendimce, kendi hayat tecrübeme göre, kendime göre cevaplandırırım. Bu da hoş olmayabilir. O yüzden siz inşallah kendiniz karar verin.
Selamun Aleyküm, hayırlı akşamlar. Annem belinden ameliyat oldu. Allah hayırlı şifa versin inşallah. Nasıl sizin dervişiniz olabiliriz? Allah yardımcın olsun. Kur'an ve sünneti sımsıkı yapış. Kur'an ve sünnet dairesinde yol yürümeye gayret et inşallah. İsmi Merve sizden ders almak istiyorum. Bana da, bana da ders verir misiniz? Herkese veririz. Yeter ki rüyanızda görün. Rüyanızda göre göre ders alın inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Bir polarlıkla alakalı mesaj atmıştım. Önceden siz de bu konuda yetkili arkadaşlarla görüşün diyerek kadınlarla irtibata geçmiştim. Bir süre sonra rüyanda sizi gördüm.
Abdest alıyordunuz. Sanırım denizde bir şelale vardı. Siz yürüyerek geldiniz deniz üzerinden ve gülümsediniz. O gün ben namaz kılmaya başladım çok şükür. Birkaç gün önce de rüyamda gördüm sizi. Bana sabah akşam zikirlerini çektin mi diye sordunuz. Sonra da giderken bana doğru yaklaştınız. Senin gözlerinde gördüğüm cevher gibi bir şey var dediniz ve gittiniz. Sakalınızdan tarif edemeyeceğim güzellikte bir koku geliyordu. Sizi çok seviyorum hocam. Hala kalbimden gitmedi rüyaların etkisi. Şimdi ben sizden ders almamıştım henüz. İzin verirseniz sizden ders alabilir miyim? Evet siz ders alabilirsiniz. Sizin dersinizi gönderdim. Allah mübarek eylesin inşallah.
Selamun aleyküm. Cuma vakti ile ilgili onda bir saat vardır ki bir kul o saate ererse Allah'tan her ne istemişse onu Allah kendisine mutlaka verir. Peygamber Efendimiz buyuruyor. Soru. Cuma vaktinin bir zaman aralığı mı var? Varsa Cuma vakti hangi zaman aralığında? Yani yoksa Cuma gününün bütün günü Cuma vakti midir? Cuma vaktinin aralığıyla alakalı yani değişik görüşler var. Selanın okunduğu zamandan başlayıp ikindi namazının ezanını okuncaya kadar. Veyahut da işte ezanın okunduğu ve iç ezanın okunduğu arası ara olarak söyleyenler var.
O yüzden hadi selam vaktinden ikindi namazının ezanı okununcaya kadar olan vakti biz Cuma vakti diye nitelendirebiliriz. O yüzden bu vakitler arasında muhakkak ki böyle bir vakit vardır. Hani işte dua edilmesi gereken ve dua edildiğinde de Cenab-ı Hakk'ın kabul edeceği bütün duaları kabul eder ama buna hızla cevap verir. O yüzden o vakti inşallah bütün kardeşlerimiz yakalar. Selamünaleyküm.
Ben Deniz Rıdvan. Değerli üstadımızı dün gece rüyamda gördüm. Allah rızası için tevhül ettirir misiniz? Bir oda içinde üstadımız ile birlikte ayakta duruyoruz. Ben Deniz kusurlarımı anlatıyorum. Üstadımız birkaç kelam ediyor. Ben Deniz hocama, hocam Rabbim beni sevsin, varsın, yerim cehennem olsun diyor. Hocama bakmadan ağlamaya başlıyorum. Kendimi sıka sıka. Üstadımız başını ellerine alıp çeviriyor yüzüne. Dudağımdan öpüyor. Ağzımın içine nefesini üflüyor. Tam hatırlayamıyorum ama ayet veya esma söylüyor. Üflerken o esnada uyandım. Allah mübarek eylesin inşallah. Cenab-ı Hak en hayırlı yana çevirsin. Sufilik yolunda ilerleşsin inşallah. Merisi 60.
Selamünaleyküm demiş. 5 adet bilgisayar hatlı cami boy Kur'an-ı Kerim'e ihtiyaç var. İnfakta bulunalım Allah için. Kur'an-ı Kerim'i alıp göndermek istiyorum diyorsanız, adres göndeririz, nakit olarak destek olmak istiyorsanız, İBAN göndeririz bi iznin inşallah. Maşallah. Biz böyle şeylere hiç itibar etmiyoruz. O yüzden bu tip şeyleri de ben bilseydim böyle bir şey olduğunu hiç okumazdım bile.
Evet. Selamünaleyküm hocam. Benim bir konu hakkında sizden akıl almak istiyorum. Ben evliyim. Eşimin ikinci hanımıyım. Diğer hanımıyla ayrılmıştılar. Dört sene sonra tekrar barıştılar ve dört sene içinde üç tane evladı oldu. İlk eşinden ama sürekli sorunluydular. En son kadın üçüncü çocuğunu da sokağa attı. Evini dağıtıp annesinin yanına gitti. Çocuklar şu an ben ev üstünde kaldırım için yanımızdalar. Çocukların hepsi daha küçük. En küçüğü yeni bir yaşına girdi. Beş aydır yanımızdalar. Benim sorum bu benim bu çocuklara bakma mecburiyetim var mı? Yok. Ve benim de iki evladım var. Onlar da küçük. Ve benim küçük oğlum bu olaylardan sonra baya huyusuzlandı. Ben diğer küçük oğluna baktığım için düşündüğüm nokta şu.
İleride bir sorun olursa üvey annelikten dolayı sorun yaparlarsa yani sorumlulukların olmaktan çok korkuyorum. Bana bir akıl verin. Ne olur Allah rızası için. Yani bu normalde hanefi fıkhına göre sizin o eşinizin diğer eşinden olan çocuklarına bakma zorunluluğunuz yok. Çocuklara bakma zorunluluğu babaya ait. Baba eğer çocuklarına bakamayacak durumdaysa evlenmeyecek. Bu babanın sorumluluğunda, sizin sorumluluğunuzda değil. Çocukların bakımı hanefi fıkhına göre babanın sorumluluğunda. Baba ne kadar çocuk bakabilecekse o kadar çocuk edinecek. O yüzden çocukların bakımı yemesi, içmesi, iaşisi, terbiyesi babaya ait. Baba ilgilenecek.
Selamun Aleyküm, hayırlı geceleriniz olsun inşallah. Kusura bakmayın söylediklerimin cahilliğinden özür dilerim. Bu aciz yeni yeni dinini öğreniyor. Yeni yeni yaşamaya başladı. Bir çocuktan farklı bir yanı yok. Hakkınızı helal edin. Rabbimin izniyle sizin öğretilerinize inşallah vatana millete hayırlı biri olurum. İnşallah Allah yardımcınız olsun canım kardeşim. Selamun Aleyküm, 2008 yılından bu yana sizin sohbet ve zikirlerinize katılıyorum. 97 yılında başka bir üstada intisap etmiştim.
28 Şubat'ta dergahımızı kapattılar Ankara'da. Daha sonra ben köye döndüm. Bu dönemde devamsızlık yaptım. Daha sonra Bursa'ya geldim. Sizin sohbet ve zikirlerinize katılıyorum. Bir dönem dersinizi çektim. Şimdi önceki şeyhimin dersini çekiyorum. Hakkınızı helal et. Emeğiniz çok var üzerimizde. Helal olsun. Ana yardımcınız olsun inşallah. Mübarek etsin inşallah. Rüya yazmayın demiştim kardeşlere. Antalya'dan Handan kardeş. Rüyanızda görmüşsünüz.
Dersinizi veriyorum. Allah mübarek eylesin inşallah. Ben vitir, hayırlı geceler. Ben vitir namazını kıldıktan sonra tam selam verirken acaba konut dualarını okudum mu diye düşünüyorum. Tereddüt ediyorum. Bu durumda ne yapmalıyım? Namazınız namazdır. Bir sıkıntı yok. Merhabalar ben bir şey soracaktım. Önceden evimde bereket vardı. Paranın bereketi vardı. Eşimle aramdaki muhabbet çok güzeldi. Şu an tam tersi bunun nedeni nedir ya da nasıl eski haline girebilir bunun için neler yapmalıyız. Tövbe edeceksiniz. Cenab-ı Hakk'a yalvaracak, yakacaksınız inşallah. Cenab-ı Hakk bereketinizi artırsın inşallah. Selamünaleyküm yalnız yaşadığım için gece duşa girmeye korkuyorum.
Gündüz oluşurken duşa girilir mi? Girilir, sıkıntı yok. Selamünaleyküm bilmeyerek işlediğimiz hiç farkında bile olmadığımız veya unutup gittiğimiz günahlarımızı nasıl tevbe edelim? Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz bütün günahlar diyeceğiz, öyle tevbe edeceğiz. İnşallah. O utupta, iç organlarımızın hastalığı psikolojik sebeplere bağlıdır. Onları tedavi için nefes al. Örneğin, ses çıkarın, geçmişim seni özgün bırakıyorum, affediyorum gibi şeylerden bahsediyor. Bu tarz söylemleri dinlemek, uygulamak sakın çalınabilir mi?
Bildiğim bir şey değil. Bir sürü yeni yeni böyle öğretiler çıktı. Hiçbirisinin bilgim yok, hiçbirisiyle alakalı. Allah iyi etsin inşallah, Allah'ım güzel etsin inşallah. Eşim vefat etti, baldızım dul, onunla evlenebilir miyim? Evlenebilirsin, dinen caiz. Selamünaleyküm, hocamıza biat verip ders almak istiyorum. Hocamızı birkaç sene önce rüyamda görmüştüm, hala geçerli mi, rüya bilmiyorum. Ama hocamız, gönülden çok yakın ve sıcağım kabul buyurur ise hakkı aşkı için çok sevinirim. Hocamız konuk büyü, Allah aşkı için çok doğru anlatıyor ve izah ediyorsunuz. Allah aşkı için derslerin, öğretin hocam.
Gönlüm sizden çok sıcaklık alıyor, Allah aşkı için bir değerlendirin. Hocam yoluma ışık olun, yolda elimden tutun, karınlıkta bırakmayın hocam. Üstadım, Allah Kur'an aşkına kabul buyurup derslerin, yol gösterin. Gönlüm sizi görünce, duyunca sıcaklık oluyor. Ardı ardına yazmış arkadaş ya. Hocam ben sizi birkaç zaman önce rüyamda gördüm. Çok yüksek bir binanın üstünde durup, bir secdada üstünde dua ediyordunuz. Ben de binadan kaçarak katları çıkıp, koşarak katları çıkıp yanınıza geldim. Ve sonra sizden hayır dua ettim, siz de zikrini, dersini yapıp, yine görüşelim deyip gittiniz. Hocam ama yanınızdayken çok huzurlu ve güzel kokulu bir şekilde geçip gittiniz.
Allah hayırlısını eylesin inşallah. Evet, nihayet bugün soruları bitirebildik. Cenab-ı Hakk'a hamdü sena ediyorum inşallah. Tabi saatte 22.34 ama ve lakin ben şimdi okuyamadığım şey vardı ya, Hadis-i Şerif. Onu da okuyayım notumu, geceyi sonlandıralım. Evet, bu zifiri karanlıkla alakalı Hadis-i Şerif'te not aldıklarım var. Şimdi, öyle bir zamanda yaşıyoruz ki biz, dinin yasakladığı ne varsa hepsi de yapılıyor. Emretti, hani farz olarak gördüğü ne varsa da terk edilmeye başlanıyor.
Yani böyle bir artık, öyle bir zamanda, hani ahir zaman dilimindeyiz ki, din bunu yasakladı, bu haram, bunu yapmayın dediğimiz her şey yapılıyor. Ve din bunu emretmiş, bunu böyle yapın, namaz kılın, oruç tutun, zekat verin, hadca gidin, iyilik yapın, işte Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışın gibi. Ne var ise bunlar da yıkılmak isteniyor, yapılmıyor. Ve işin en enteresan noktası, bunu yıkanlar da, hani devletler, devletleri idare eden siyasiler, yöneticiler ve dini öğretinin içerisindeymiş gibi görünen ilahiyat ve diyanetçiler. Bütün ülkelerde bu böyle ve bu işin en acı tarafı ve bu konuda Ümmet-i Muhammed de ne yazık ki cesaretsiz, korkak, ürkek Ümmet-i Muhammed bu konuda tebliğ vazifesini yapmaktan uzak.
Şimdi hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, cihadın en eftali, değerce, en kıymetlisi, zalim sultana karşı hakkı söylemektir buyurmuş. Ve devam etmiş, aman dikkat edin, halk korkusu hakkı söylemekten sizi alıkoymasın demiş. Şimdi Ümmet-i Muhammed bu noktada ne yazık ki sıkıntılı. Yani bütün Ümmet-i Muhammed'in yaşadığı topraklarda hiç kimse gerçek bir Kur'an sünneti tebliğ etmekten uzak duruyorlar.
Ve gerçekten Kur'an ve sünneti tebliğ etseler, Kur'an ve sünneti insanlara aktarsalar, başlarına gelecek olanlardan korkuyorlar. Bazı hadis-i şerifler var, işte böyle bir şeyden korkursa o kimse geri çekilebilir mi diye, evet. Ama nereye kadar geri çekilecek Ümmet-i Muhammed, nereye kadar doğruyu tebliğ etmeyecek ve nereye kadar Ümmet-i Muhammed kendi namusunu, şerefini, dinini, ırzını koruyacak, burası çok tehlikeli bir nokta. Ve gerçekten o yüzden biz böyle Ümmet olarak fitnenin içerisinde yüzüyoruz ve ne yazık ki o fitne denizinde boğuluyoruz. Bakın fitne denizinde boğuluyoruz. Yani bu bir süreç var böyle, o süreç devam ediyor Ümmet-i Muhammed'in aleyhine. Yani bu 300 yıldan beri yaklaşık bu süreç Ümmet-i Muhammed'in aleyhine çalışıyor. Ve herhalde biz öyle bir zaman gelecek ki biz böyle namaz kılan, oruç tutan insan dahi göremeyeceğiz.
Allah muhafaza eylesin. Yine ad-i şerifte sizden kimse nefsini hakir görmesin. Ey Allah'ın Resulü, kişi nefsini nasıl hakir görür dediler. Allah için üzerine söz tereddüp eden fena bir durum görür fakat hiç ağzını açmaz. Cenab-ı Hak kıyamet günü kendisine sorar, şu falanca şey hakkında gerçeği söylemekten seni ne alıkoydu. O kul cevap verir, halk korkusu, insanlardan korktuğum için sesimi çıkaramadım. Allah o zaman şöyle der, asıl benden korkman gerekirdi. Şimdi o yüzden bizim insanımız Kur'an ve Sünnet-i Seniye'yi net bir şekilde tebliğ edemiyor. Yani düşünebiliyor musunuz? Ülkedeki Müslümanlar, ülkedeki Müslümanlar Ayasofya Camii İmamı'na sahip çıkamadı.
Arkasında duramadı. Oysa söylediği, Ayasofya Camii İmamı'nın söylediği Kur'an ve Sünnet'ti. Kur'an'ın emirleriydi. İslam dininin emirleriydi. Ve bu topraklarda yaşayan Müslümanlar, Ayasofya Camii Kebiri'nin imamına sahip çıkamadı. Oysa Ayasofya Camii'nin imamı, bize Kur'an ve Sünnet'ten başka bir şey söylememişti. Bakın, bize Kur'an ve Sünnet'ten başka bir şey söylememişti. Ve acı tarafı da şu, Müslümanlar onu fitneci gördü. Müslümanlar onu bozguncu gördü. Müslümanlar onun sesini kısmak için uğraştı. Müslüman, aslında Müslüman değil onlar. Müslüman görünümündeki kimseler. Yani Ayasofya Camii İmamı faiz haram dedi.
Faizler çok yüksek dedi. Ve faiz haram dedi. Kur'an bunu reddeder dedi. Herkes onu taşa topa tuttu. Yeni anayasa yapılacak. Yeni anayasada layıklık olmasın dedi. Yani fikrini beyan edemeyecek mi? İslam hukukçusu bir profesör. Herkes taşa tuttu. Asıl konuşması gerekenler konuşunca, Ümmet-i Muhammed, Ümmet-i Muhammed'in içerisindeki fasıklar, Ümmet-i Muhammed'in içerisindeki münafıklar, Kur'an ve Sünnet'in doğrusundan rahatsızlar. Birisi Kur'an ve Sünnet'i söyleyince, Ben Müslümanım diyen, Alkışlayacağına, Ondan ibret alacağına, Ondan ders alacağına, Saçları değil, En nadide tüyleri dahi diken diken oluyor her birinin.
Bir saf oluyor. Kafir tek millettir. Münafıklar tek millettir. Kur'an ve Sünnet'i söyleyen bir kimsenin karşısında, Ama neden, nasıl, Ya şimdi mi, Zamanı mı deyip de, Kıvırtmanın bir anlamı yok. Kur'an'ın emri bu canım kardeşim. Kur'an faizi yasaklamış, Ve kabirlerinizden şeytan çarpmış olarak kaldırılacaksanız demiş, Bunu Diyanet'in imamları söylemeyecek de kim söyleyecek?
Bunu İlahiyat'ın profesörleri söylemeyecek de kim söyleyecek ülkede? Bunu Şeyhler söylemeyecek, Üstatlar söylemeyecek, Cami imamları söylemeyecek de kim söyleyecek? Haramları kim anlatacak bize? Bu yasak, bu haramdır diye kim anlatacak bize? Yani, Sistemi ilgilendiren bir şey olunca, Herkes sus pus.
Camilerde para toplamasını biliyor herkes. Zekat toplamasını biliyor herkes. Ama, Bir profesör, Bu haram deyince, Ortalık ayağa kalkıyor. Bu hangi parti olursa olsun, Bir partinin işine gelmiyorsa, Dinin hükmü, O partiden bir kimse, Bu nasıl söylenir deyince, Herkes alkışlıyor. Büyük bir fitnenin içindeyiz. Ve işin acı tarafı da şu, Kur'an ve sünnet, Fitne görülür hale gelmiş. Kur'an ve sünneti söyleyen bir kimse, Fitne çıkarma diyebiliyoruz artık biz. Kıymetli kardeşlerim, Fitne, Kur'an ve sünnetin dışındaki her şeydir. Fitne, Kur'an ve sünnetin dışındaki her şeydir.
Kur'an ve sünnet fitne değildir. Bir kimse, Söyleyiş tarzı, Tavrı farklı olabilir, Ama söylediği doğruysa, Fitne değildir. Hak ve hakikati haykırmak, Herkesin hakkıdır. Hak ve hakikat karşısında, Ona karşı cephe almak küfürdür. Ya, Böyle, Hiç durmuyor Fitne.
Ve kendimce üzüldüm. Yani, Koca Ayasofya Camisi'nin imamı, Bir de profesör, Yani, Layıklıkla alakalı bir laf söyledi. Faizle alakalı bir laf söyledi. Türkiye'deki Müslümanım diyenler, Önce Müslümanım diyenler, Adamı taşa tuttu. Ve ülkenin Müslümanları, Ayasofya Camisi imamını, Sahip çıkamadı.
Kendi Diyanet Teşkilatı dahi, Sahip çıkamadı. İlahiyat fakültesindeki, Profesörler, Bir bildiri yayınlayamadılar. Diyemediler, Camii Kebir'in, İmamı doğru söylemiştir. Kur'an'ın emridir. Dinin emridir. Biz de onun söylediklerinin altına, İmzamı atıyoruz. Diyemediler. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki, Eşcinseller için, Ülkenin profesörleri, Bildiri yayınladılar. Eşcinseller için. Ve ülkedeki, İlahiyat fakültesinin, Profesörleri, Kendi profesör arkadaşlarını, Kur'an ve sünnetten, Laf söyledi. Kur'an ve sünnetin, Emrini söyledi diye, Sahip çıkamadılar. Sahip çıkamadılar. Diyanet işleri, Tırnak içerisinde, Diyanet işleri, Teşkilatı, Kendisi, Teklif edip, Getirip de, Oturtturduğu, Ayasofya, Camii İmamına, Sahip çıkamadı.
Bu fitne nereye kadar? Biz nereye kadar, Zorbaların altında, Zorbasın sen deyip, Zalimsin sen deyip, Susmaya devam edeceğiz. Biz Kur'an ve sünneti, Tebliğ edemeyecek miyiz? Kur'an'ın emri, Bu diyemeyecek miyiz? Ve Kur'an'ın emirlerini, Söyleyenlerin, Arkasında, Cihat ruhuyla, Sıradağlar gibi, Duramayacak mıyız? Biz, Ne zamana kadar, Satacağız? Ne zamana kadar, Satılacağız? Ne yapacaksınız? Faizi haram eden, Ayeti kerimeleri, Yok mu, Edilmesini bekliyorsunuz? Kur'an'ı kerimdeki, Haram sayılan, Adledilen, Ayetlerin, Kur'an'dan, Çıkarılmasını mı, Bekliyorsunuz? Sünneti seniyeyi, Zaten, Sünneti seniyi, Zaten ortadan, Kaldırmaya çalışıyorlar.
Ne yapacaksınız? Ey ümmeti Muhammed, Sünneti seniye, Katledilirken, Seyir mi edeceksiniz? Kınanmaktan mı, Korkuyorsunuz? Allah'ın emirlerini, Söylerken? Bırakın sizi, Kafirler kınasın, Bırakın sizi, Münafıklar kınasın, Bırakın sizi, Fasıklar kınasın, Bırakın sizi, Dinsizler kınasın, Sizi Allah kınamasın. Fitne kol geziyor. Durmuyor hiç. Bugün, Ayasofya caminin, İmamının arkasında, Durmayanlar, Yarın, Kendilerinin de, Bir dayana kararlar. Çünkü, Allah, Bunun intikamını, Onlardan alır. Allah, Bunun intikamını alır. Zaten, Alsın da, Siz, Bir Müslümanın, Arkasında durmuyorsanız, Kur'an ve sünneti, Tebliğ eden, Kur'an ve sünneti, Anlatan, Kur'an ve sünneti, Yaşayan, Kur'an ve sünnet için, Uğraşan bir kimsenin, Bu kim olursa olsun, Arkasında durmuyorsanız, Siz, Zalimin ta kendisisiniz.
Siz, Zalimsiniz, Ve, Zalimlerden de, Allah, İntikamını alır. Bir hülagi gelir, Bir hülagi gelir, Sizin rahatınızı bozar. Zenginler, Zenginliğinize mi güveniyorsunuz? Makam sahipleri, Makamınıza mı güveniyorsunuz? Şimdi, Bugünün güç sahipleri, Gücünüze mi güveniyorsunuz? Allah yerle yeksan eder her şeyi. Ama ne yazık ki, Ne yazık ki, Böyle, Fitne o kadar, Bizim içimize işlemiş, Ve, Kalplerimizi o kadar, Bizim katılaştırmış, Gözlerimizi körleştirmiş, Kulaklarımızı sağırlaştırmış, Tabiri caizse, Kalbimiz mühürlenmiş, Biz, Her, Ayasofya, Camii, İmamının, Kur'an'ı tebliğ, Kur'an ayetlerini, Tebliğ etmesini, Biz, Tebliğ etmesinden, Rahatsız olduk.
Küstah bir şekilde, Herkes otur oturduğun yerine, Sen namazını kıldır, Dediler. Siz oturun oturduğunuz yerde, Siz bu topraklarda, Bu topraklarda, Kur'an ve sünneti, Boğamayacaksınız. Müslümanları, Boğamayacaksınız. Kur'an ve sünnet, Galip gelecek bu topraklarda. Siz, Ne yazık ki, Siz boğulacaksınız, Kendi küfür dünyanızda ve deryanızda. Allah kafirlere yardım etmeyecektir. Allah kafirlere yardım edene de yardım etmeyecek. Allah zalimlere yardım etmez. Allah zalimlere yardım edenlere de yardım etmez. Allah zalimlere, Alkışlayanlara yardım etmez. Allah adaletsizlere yardım etmez. Adaletsizlere yardım edenlere de yardım etmez. Allah adaleti, Allah merhameti, Allah Kur'an ve sünnetin ayakta tutmaya çalışanlara yardım eder.
Siz nasıl iman ettiniz ki Allah'ın hukukunu, hükmünü, Allah'ın ayetini söyleyen bir kimsenin arkasında durmayıp da tağutun arkasında durdunuz? Siz Allah'ın ayetlerini söyleyen bir kimseye sahip çıkmadınız da gittiniz kafirlere sahip çıktınız. Öyle mi? Allah hesabını görsün inşallah. Rabbim inşallah tez zamanda, tez zamanda hem bize de göstersin. Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'i korusun, ümmet-i Muhammed'i muhafaza eylesin. Ümmet-i Muhammed'i bizdenmiş gibi görünen münafıklardan, bizdenmiş gibi görünen kafirlerden, bizdenmiş gibi görünen soysuzlardan ümmet-i Muhammed'i ve bizleri korusun. Cenab-ı Hak cümlemizi muhafaza eylesin.
İnşallah şimdiden oruçlarınız makbul ve kabul eylesin. Cenab-ı Hak gerçekten oruç tutup, tövbe edip, Allah'ı zikredip, Allah'a yakınlık besleyen kullarından eylesin. Ramazan ayında inşallah affolmuş olan kullarından olalım. Yani bir de şuna da not düşeyim. Bir teravimiz vardı, teravide yasaklandı. Bu korona illeti, bu korona hastalığı, bu korona nasıl bir hastalık ki? Yani yassı namazının sünnetini kılacağım, bulaşmayacak. Yassı namazının farzını kılacağım, bulaşmayacak. Yassı namazının son sünnetini kılacağım, bulaşmayacak. Cuma'da imam söylüyor bunu. Ve vitir namazını kılarsan, aha korona bulaşacak sana. Ardından teravih kılarsan kesin korona olacaksın. Ya bu nasıl bir mantık? Ya aklımızla oynamayın artık bizim.
Aklımızla oynamayın artık bizim. Ya bir de bunu Diyanet İşleri Başkanı, Din İşleri Yüksek Kurulu toplantısında yapılan istişarelerden sonra sonuç aldık. Korona demek sizi böyle dinliyor. Ne diyor korona size? Eğer diyor yassı namazının sünnetini kılarsan, farzını kılarsan, son sünnetini kılarsan bulaşmam. Ama vitri kılarsan, teravih kılarsan sana bulaşırım. Öyle mi diyor size? Allah'tan korkun. Aklımızla oynamayın ya. Deyin ki kapattık camileri, saat 8'de sokağa çıkma yasağı var. Hiç kimse camiye gitmeyecek deyin. İyi diyelim ki ya tamam devlet böyle bir karar verdi. Devletin kararına uyalım ya. Doğru yanlış, eksik fazla. Ya aklımızla oynamayın ya.
Aklımızla oynanıyor. Ya saf mıyız, salak mıyız, geri zekalı mıyız? Akşam sabah namazında korona yok. Öğlen namazında korona yok. İkindi namazında korona yok. Akşam namazında korona yok. Yasın'ın ilk sünnetinde yok. Farzında yok. Son sünnetinde yok. Vitir'de korona geldi. Selamun aleyküm. Camide kimler var? Vitir kılınanlar. Hepsine de koronayı bulaştırayım ben şimdi. Teravihler. Teravihde zaten bulaştırırım. Bunun bana dini, akli, bilme dayanan bir şey söylesinler ya. Vallahi aklımızla oynuyorlar. Bizi saf yerine koyuyorlar ya. Biz geri zekalı en besit bir toplumuz demek ki.
Aklımla alay edildiğine inanıyorum. Evet. Bunu hangi mantık ya? Metrobüste korona bulaşmıyor. Metrolarda korona bulaşmıyor. Hele İstanbul'dan fotoğraflar atıyorlar. İstanbul'dan metroları gösteriyorlar. Metrobüsleri gösteriyorlar. Bursa'da da aynı. Korona bulaşmıyor. Bir kimse metroya biniyor. İki saat öbür tarafa gidiyor. İstanbul'dan bir taraftan bir tarafa. Korona bulaşmıyor. Camide bulaşıyor ama. Öyle mi? Çarşılar, alışveriş merkezleri her taraf hınca hınç dolu. Korona dolaşmıyor ya. Bulaşmıyor. Ne akıllı korona ya. Bekliyor hain böyle. Şimdi camide teravih kılsınlar. Hepsine de bulaşayım diyor. Ne hain şerefsiz ya. Vallahi aklımızla oynanıyor.
Aklımızla oynanıyor. Başka bir şey değil. Allah bizi affetsin. Biz yine oruçlarımızı tutalım. Biz yine teravihlerimizi kılalım. Evde kılalım. Evde kılmak da sünnet. Evde kılalım. Hani Aytun Çıray dedi ya. Yok teravih namazı diye. Öyle değil. Veyahut da bir tane Mustafa İslamoğlu da 5 yıl önce teravih namazı sünnetti. 5 yıl sonra, 9 yıl sonra mı ne? Teravih namazı yok dedi adam ya. Böyle bunlara kaldık ya. Allah bizi affetsin inşallah. Allah bizi affetsin. Rabbim bizi döneklerden eylemesin. Cenab-ı Hak bizi Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin. Aldatanlardan ve aldananlardan eylemesin inşallah. Haydi bakalım.
Eftali zikr fâle menne hu El Fatiha Selavat Ejmeyin Haklarınızı helal edin
Geceniz hayır olsun Şimdiden Ramazanınız ve oruçlarınız Mübarek olsun inşallah Selamünaleyküm

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi