mustafaozbag.org

SORU-CEVAP SOHBET 1 MAYIS 2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 2 Mayıs 2021 · 1:49:06

Selamun Aleyküm, hayırlı geceler, Allah gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı mübarek eylesin inşallah. Salim'e takılıyorum diyorum ki, söyleyeceğim şimdi canlı yayın başlayınca, benden dolayı gecikme olmadı. Salim'in makus talihi ve imtihanı devreye girdi ve ses cihazında gene bir tutukluk oldu. Böyle olunca da, Salim'de bir stres, bir telaş, bir böyle curcuna, burada onurla beraber işleri karıştırmadan gene toparladılar hamdolsun.
Salim'e dedim, Salim, valla söyleyeceğim canlı yayın başlayınca dedim. Hani bu benlik bir şey değil. Hani böyle yaşlı, ihtiyar, işte bak geç kaldı, uyudu kaldı falan diye düşünmesinler dedim. Böyle söyleyeceğim dedim. Allah Ramazan'ınızı mübarek eylesin. Tabii artık böyle son günlere geliyoruz Ramazan'ın. Valla nasıl geldi, nasıl ortasına geldik, nasıl sonuna geliyoruz. Böyle bir hayalmiş gibi geldi geçti. Hiçbir şey anlamadık desem yeri var. Böyle nasıl bir Ramazan geçti, böyle bir derler ya su gibi diye, su gibi geldi geçti. Neredesi bitiyor yani. E tabii bu önümüzdeki ayın, yarın herhalde işte arkadaşlar itikafa niyet edecekler inşallah. Son on güne girmiş bulunuyoruz.
O yüzden yarından itibaren bütün kardeşlerimiz, arkadaşlarımız tövbelerini, zikirlerini, dualarını çoğaltmaya gayret etsinler. Gece ibadetlerine gayret etsinler. Bu son on gün, kadir gecesini aramak malum sünnet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri oruç farz olduktan sonra ve kadir gecesiyle alakalı ayet-i kerime indikten sonra ilk sene ilk on günde aradı. Sonraki sene ikinci on gün ortasında aradı. Sonraki sene son on günde aradı ve son on günde karar kılındı. Yani kadir gecesi Ramazan'ın son on gününde hadis-i şerifler var tek gece olduğuna dair ama tek gece hesaplamalar bazen karışıyor. Ramazan yirmi dokuz mu tuttu, otuz mu tuttu, işte ayın görülmesi, hilalin görülmesiyle alakalı tartışmalar oluyor.
O yüzden son on günün on gecesinde hiç olmazsa kadir gecesiymiş gibi inşallah ibadet edelim. Gece ibadetleri olsun. İki rekat da olsa gece namazı kılın. Çünkü gecesini ibadeti geçiren, teravihi kılabiliyorsanız teravihi kılın. Malum teravihsiz bir de Ramazan geçti. Geçen sene de teravihsiz geçti. Bu sene de teravihsiz geçti. Bu pandemi yasaklarından dolayı en fazla Müslümanlar bu konuda sıkıntı çekiyor. Yani insanlar işte gene bir kapanma olacak dendi. Bir kapanma olmayacak deyince işte herkes sahillere koştu, otellere koştu, tatil beldelerine koştu. Geride kalanlar da kapandı kaldı, tıkandı kaldı. Bir faydası oluyor mu? Bence olmuyor.
Yani sonuçta hep böyle kapanma var. Veya bu habire kapanıyoruz, açılıyoruz, kapanıyoruz, açılıyoruz. Bir faydasını da görülmedi bugüne kadar. Herhalde bu pandemiyi yönetenler de böyle hele bir tanesi var artık onu televizyonlarda görmek dahi istemiyorum. O bir tane ne o? Bir profesör var bu hastalıklarla alakalı. Oğlu aşı satan bir firmanın Türkiye müdürü. Adam aşı da aşı, kapanın aşılanın, kapanın aşılanın. Ama aşılanmanın da, kapanmanın da bir şu ana kadar herhangi bir faydası görünmedi. Yine aynı yerde sayıklıyoruz, aynı yerde kalıyoruz. Aşılar hakkında bir sürü dedikodular, bir sürü laflar, olumlu söyleyenler var, olumsuz söyleyenler var. Koronanın bir ilacının olmadığını söyleyenler var.
İlaç kullananlarda kalıtsal hastalıkları olduğunu söyleyenler var. Korona yok demiyorum. Çünkü yakın dairemde bu konuda hasta olan, hastanede yatan ama belki de artık teşhisi korona mıydı, değil miydi, başka bir şey miydi onu da tam olarak bilmiyoruz. Yani öksüren korona oluyor. Ama bir şeyi fark ediyorum. Yani korona gündeme geldiğinden beri grip hastalığı kalmalı. Öyle gripten hasta olan yok artık. Herkes korona oldu. Şimdi bir de bu tarafı var. Neyse bu korona defterini kapatalım. Burası çok su götürecek çünkü. Çok muhabbet götürecek. Maske mesafede işe yaramadı. Hiçbir işe yaramadı. Ben hiç maske kullanmadım örneğin. Korona başladığından beri ben iki sefer maske kullandım. Onda işte bir devlet hastanesine gittiğimde bir de başka bir özel hastaneye gittim.
O zaman kullandım. Onun gerisine hiç maske takmadım. Hiçbir şey de olmadı. Yani Cenab-ı Hakk'ın amdusena olsun. Yani yok mesafeymiş. Ben mesafede gözetmedim. Ve gelen bütün kardeşlerle de sarmaştım, dolaştım. Yani böyle bir hayat yaşadım. Yani kendimi kısmadım bu konuda. Ne bileyim bugüne kadar bugünlere geldik. Allah'ım hayır versin. Ramazan'ın son 10 günü inşallah bayanlar evlerde... Kahve bitmiş mi ya? Bitmemiştir daha. Kaptırmam. Tadı dibinde alıyor ya onun ya. Bayan kardeşlerimiz evlerinde 10 gün itikafa girebilirler. Günlük yapabilirler. Saatlik yapabilirler. Bugün de yayınladım neler çekeceklerine dair, nasıl yapacaklarına dair. Tabii böyle dışarıdan bazı kardeşler, arkadaşlar, bilen bilmeyenler mesajlar çektiler.
Bu bizim sufilerin genelde de bizim kendi içinde bulunduğumuz tasavvuf topluluğunun itikafı yerdi. O yüzden sadece bizim kardeşlerimizi bağlayan bir şey, sadece bizden derste olan kardeşler böyle itikafa girebilirler. Onunla kim giriyorsa inşallah özel olarak bir müsaade olmasına gerek yok. Arkadaşlar girebilirler. Erkekler izin alabiliyorlarsa camide sünnet. Ama bir beldede hiçbir camide eğer veya yakın yerde herhangi bir camiye izin vermiyorlarsa, o kimseler artık evlerinde de bunu yapabilirler. Çünkü itikaf ibadeti sünnete bir beldede olması gereken bir sünnet. Zaman zaman bazı müftü efendiler illerinde, ilçelerinde itikaf ibadetine müsaade etmeyebiliyorlar. Veya itikafa girecek olan kimseler camileri açmayabiliyorlar.
Böyle enteresan şeyler var. Benim de başıma bir iki sefer geldi çünkü. Ya imam efendiler diyor, hani onunla camide bir kimse var. İşte onunla uğraşmak mı geliyor artık, onlara bir ağırlık mı geliyor, ne oluyorsa. İşte kendilerince müsaade etmek istemiyorlar. Müftülük müsaade etmiyor diyorlar. Alabiliyorlarsa, yapabiliyorlarsa bir camiden izin alıp veya müftüden bir müftülükten bir camide normalde itikafa girebilirler. Ama yapamıyorlarsa, o beldede hiçbir camide itikaf ibadetine müsaade edilmiyorsa, o zaman evinin bir köşesinde de itikaf edebilir. Aslında evde sünnet ama yapacak bir şey yok. Böyle zamanlarda böyle bir şey yapabilirler. İnşallah böylece de itikaf ibadetlerini yerine getirmiş olurlar. Kaldığımız yerden devam edeceğiz sohbete.
Geçen haftalarda Allah'a eza cefa çektirmek, Hazreti Peygamber'e sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne eza cefa çektirmek, velilere eza cefa çektirmek, e-alimlere eza cefa çektirmek olarak devam ettik. Şimdi bu eza cefa deyince, hani sadece hayvanlara eza cefa çektirmek olarak algılanıyor. Asıl eza cefa Allah'a, Resulüne, velilere, evliyalara ve müminlere. Tabi bu müminlere ezadan devam edeceğiz inşallah. Müminlere eza, bununla alakalı işte Ashab Suresi ayet 58'de, mümin erkekleri ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden ötürü eziyet edenler, şüphesiz iftira etmişler ve hapaçık bir günah yüklenmişlerdir. Ayet-i Kerimesi var. Şimdi demek ki müminlere eza cefa, bu çok geniş bir yer fazla.
Hani bunu böyle müminlere eza cefa çektirmek deyince işte, müminin kendi bireysel hakları, aile hakları, dini hakları böyle çok hakkı giriyor müminlerin. İşte müminin kendisine eza cefa, müminin ailesine, eşine, çocuğuna, yoluna eza cefa çok geniş bir daire. Yani işin içerisinde çünkü zulüm giriyor. Zulüm girince işin içerisinde daire daha da genişliyor. Ben bunu biraz daha böyle kendi kendime düşünüyorum. Hani daha dar dairede mi alayım diye. Ama malum bizim sohbetler sonradan bir Risale kıvamında oluyor ya, hani böyle işte böyle bir konuyla alakalı geniş bir teferruat olmuş oluyor. Gelecek nesillere de böyle işte bir ölçü kalsın, bir ders niteliğinde kalsın diye oluyor.
Biraz bu konuda ben kendimce titizleniyorum. Hani böyle daha teferruatlı anlatalım, daha iyi anlatalım diye. O yüzden müminlere ezanın da işte iftirak kısmı var, gıybeti kısmı var, nemmamlık, kovuculuk kısmı var ondan sonra işte, bunun yanında işte ticaret erbabının borçlarının ödenmemesi var gibi gibi gibi birçok bu konuda eza, cefa var. Tabi bu ayet-i kerime de mümin erkek ve mümin kadınlara yapmadıkları şeyleri isnat ederek, onlara iftirada bulunan veya onları ayıplamaya çalışan, yahut onların itibarını düşürmek isteyen kafir, münafık zındıkları yermekte. Yani onlara yeriyor ve onların bu halleriyle büyük günah işlediklerini beyan ediyor. Yani bir kim bir mümin kadın veya mümin erkeği yapmadığı bir şeyde, ona böyle sırf itibar suikastı yapmak, şeref-haisiyet suikastı yapmak için, onların yapmadığı şeyleri bir suç isnat etmek, yani iftira atmak onlara.
Şimdi böyle iftira o kadar çok şu anda gündemde ki, yani insanlar çok rahat bir şekilde bir başkasının üzerine iftira edebiliyor. Çok rahat hem de. Yani böyle bir ahiret düşüncesi, böyle bir hesap kitap düşüncesi insanlarda kalmamış. Bu yani sosyal medya denilen bu neydi belirsiz, başı sonu, ortası, dibi, başı üstü bir sınırı olmayan bu olguda, bütün herkes, bütün diline geleni dilediği gibi konuşabiliyor.
O yüzden kim bir şey yaptı, yapmadı hiç önemli değil, müminlere eza cefa çekiliyor. Bir bakıyorsunuz bir kimsenin böyle itibar suikastı yapmışlar. Bir kimse böyle işte onun şanını, şerefini, haysiyetini düşürücü haberler yapmışlar. Bir bakıyorsunuz işte insanların içerisinde değişik iftiralar atılmış. Hatta iftira atana ulaşıyorsunuz. Ya bunu böyle gördün mü, bunu böyle yaptın mı? Ses seda yok. Geçenlerde böyle bir şey yaşandı bir genç kardeşimizin üzerinden. Tabiri caizse 6-7 sayfa Risale halinde yazı yazdım. Yani bunları bunları bunları bilmeden nasıl söylediniz diye. Yani gayet normal bu konuda ya onları söyleyen o değilmiş gibi davranıyorlar. Helallık alma düşünceleri dahi olmuyor.
Allah muhafaza eylesin. Ya mesele bu kadar olağanlaşmış haline gelmiş. Ve Rabbim de Rabbim inşallah cümlemizi bunun konuda affetsin, cümlemizi korusun. Nisa suresi ayet 112'de de kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur buyurur. Demek ki bu noktada müminlere en büyük eza cefalardan birisini bir mümine iftira atmak. Allah muhafaza eylesin. Nur suresi ayet 4-5. İffetli kadınlara zina isnat edip de sonra 4 şahit getirmeyenlere 80 değnek vurun. Ebediyen onların şahitliğini kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir. Ama bundan sonra tövbe edip düzelenler bunun dışındadır.
Şüphesiz Allah bu işler ve merhamet eder. Yine bu aynı ayet-i kerimeden devam ederekten iffetli haberi olmayan mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış olduklarına şahitlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır. O gün Allah onları kesinleşmiş cezalarını verecektir. Allah'a apaçık hak olduğunu bildirecektir. Bu da Nur suresi 23-25'e kadar. Şimdi bu sadece iftira kadınları bağlamıyor. Aynı zamanda da erkekleri de bağlıyor. Yani bir mümin bir erkeğe, mümin bir kadına iftira etmek. Hatta ona böyle zina iftirası atmak en büyük günah keballerden birisi. Ama insanlar gözleriyle görmedikleri halde bu noktada ne yazık ki çok rahat bir şekilde işte bir insana hani haysiyetini, şerefini onun bu noktada işte itibarını düşürmek için zina isnadında bulunabiliyor insanlar.
Ve ne yazık ki o zina isnadında bulunurken bir iftira atarken de sağını, solunu, önünü, arkasını, altını, üstünü düşünmüyor. Bu kadar fitursuz bir şekilde iftira atıyorlar. Ve normalde bir kadına veya bir erkeğe işte ey iffetsiz insan, ey zani demek işte veyahut da çok özür dilerim ama işte o repe demek. Veyahut da ne bileyim işte geçmişte kahpe demek veya erkeğe işte çok özür dilerim ama kahpenin kocası demek. İşte zaninin kocası demek, zinadenin kocası demek, o repe'nin kocası demek. Onu normalde iffetsizlikle suçlamak, çocuklarına işte bu kahpenin çocuğu, bu onun bunun çocuğu, işte bu şunun çocuğu, veled-i zina demek gibi o kasıtla. Bunların hepsinde işte zina eden adam, namussuz herif, şerefsiz herif işte böyle zina etmiş gibi böyle olmayan bir şeyde iftira atan insanlar ve ne yazık ki Allah'ın lanetine uğrayacaklar.
Evet Allah'ın lanetine uğrayacaklar ama o insanın sonuç itibariyle itibarını zedelediler mi bu iftiralarla? Evet, onun haysiyetini, şerefini zedelediler mi? Evet. E şimdi İslam hukuku yok, İslam hukuku olmayınca hani bir kimsenin böyle namusuna dil uzatılınca şahit de yoksa 80 değne kuracak bir yer de yok. O zaman böyle olunca bütün herkes istediği gibi iftira atabiliyor. Siyasilerin üzerinde atıyor, yöneticilerin üzerinde atıyor. İşte böyle toplumun önde gelen bugün sivil toplum kuruluşlarının lideri mi diyorlar? Onlara atıyorlar. İşte şeyhlere, alimlere, bütün herkese, insanlar dillerine gelen her türlü iftirayı atıyorlar. Atıyorlar. Ve bu böyle o kadar acımasız bir şekilde yapıyorlar ki bu iftiraları.
O kadar acımasız yapıyorlar ki önünü arkasını düşünmüyorlar. Oysa Cenab-ı Hak böyle iftira atanlara Allah lanetlemiştir diyor. Dikkat edin, Allah lanetlemiştir. Siz bir kadının zina ettiğini gözünüzle görmüyorsanız ona zani diyemezsiniz. Bir erkeğin zina ettiğini gözünüzle görmüyorsanız ona zani diyemezsiniz. Ama ancak mesela bir kadın işte bilmem ne evinde çalışıyorsa ona bunu söyleyebilirsiniz. Eyvallah. O çünkü o meslek edinmiş ona, bunu ona söyleyebilirsiniz. Ama meslek edinmediyse, bununla tanınmıyorsa ona bu şekilde konuşmak iftira olmuş oluyor. Allah muhafaza eylesin. Şimdi en büyük zina, en büyük ceza zanileridir İslam hukukunda. Karşılığı ölümdür. Savaştan kaçan, hani normalde karşılığı ölümdür derken evli kadın veya evli erkek zina ederlerse, İslam hukukunda bunun cezası taşlanarak da öldürülmedir.
Bu geçmiş kitaplarda da aynıydı. Bu Yahudilikte, Hristiyanlıktaydı da aynıydı. Bu aynı zamanda da işte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin uygulamasında da aynıydı. Eğer bekar ise zina eden 100 değnek vurulur. İftira edene de 80 değnek vurulur. Bakın yani normalde zina cezasından sonra en yüksek ceza iftira atana. Yani bir de işin ayeti kerime ile sabit Allah ona lanet etmiş oluyor. Şimdi tırnak içerisinde iftira eden bir kimse buradan geri dönüp tövbe etmediyse o Allah'ın lanetine uğruyor. Allah'ın lanetine uğrayan bir kimse düşünebiliyor musunuz? Erkekse işte bizle beraber camide namaz kılıyor. Bayansa, bayanlar topluluğunun içerisinde dikkat edin.
Eğer evimizde ise, eşimiz, çoluğumuz, çocuğumuz bizden birisi ise biz tırnak içerisinde tekrar söylüyorum. Allah'ın lanetine uğramış bir kimseyle hayat yaşıyoruz. Zaten bugünkü toplumun en büyük handikapı bu. Allah'ın lanetine uğramış, lanetlik işler yapan kimselerle toplum beraber yaşıyor. Size küçük bir örnek vereyim. Kadının birisi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle beraber yolculuk yaparken böyle hani kervan halinde, kadının birisi devesine lanet okudu. Deveye lanet getirdi. Deveye lanet okuyunca Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o kadına dedi ki, devenin üzerindeki eşyalarını al ve deveyi serbest bırak.
O bizimle yolculuk yapabilecek noktada değil. O çünkü lanetlenmiş bir deve dedi. Bunu söylüyorum. Neden söylüyorum? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sahibi tarafından Allah lanet etsin senin gibi hayvana dendiği için bu hayvan lanetlendi dedi. Hayvanla, kervanda yolculuk yapmadı. O hayvanı kervandan ayırdı. O hayvanı beraber yolculuk yapmaktan ayırdı. Dikkatinizi çekerim buraya. Toplumda, ailelerimizde, akrabalarımızda, etrafımızda, yanı başımızda, nerede olursak olalım. Allah'ın lanetine uğramış fiilyatları yapmaya devam ederlerken, biz onlarla beraber yaşamaya çalışıyoruz. Ya bu lanetlik bir iş yapıyor.
Biz lanetlik bir iş yapan kimseyle aynı çatının altındayız. Aynı topluluğun içindeyiz, aynı mahalledeyiz, aynı şehirdeyiz, aynı ülkedeyiz. Bunu düşünmüyoruz biz. Ve Cenab-ı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir yere lanet inerse diyor, ondan sen de nasibini alırsın. Yani toplumun içerisinde, ailelerde lanetlenmiş işleri yapan, lanete uğramış kimseler var ve biz bunlarla beraber yaşıyoruz. Oysa, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, sahibinin lanetlediği deve ile yolculuk yapmadı. İnceliğe bakın ve bizim yaşadığımız hayata bakın. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, lanetlik işler yapmış etrafımızda. Tövbe edilip geri dönmeleri lazım. İftirayla alakalı dilimizi tutalım. İftira ediyor, ya nereden gördün ki sen bunu?
Elinde bir delilin var mı? Dört tane şahit var mı? Zina iftirasıyla alakalı söylüyorum bunu. Başka iftiralar da olabilir. Ya bu adam hırsız. Gördün mü hırsızlığını? Hayır. Var mı bir mahkeme kararı? Hayır. Senin malını çaldı mı? Hayır. Nereden hırsızlığına hükmettin? Veya bu kimse şunu yapıyor. Gördün mü? Hayır. Var mı elinde şahidin? Yok. Nasıl söylersin böyle bir şeyi? Söylüyorlar. Hele toplumun eğer biraz önündeysen, diledikleri iftirayı yapıyorlar. Yani bana yapılan iftiralar herhalde dünyaya yüz on sekiz sefer dolaşır örneğin. Ve karşı karşıya geldiğimizde bazen diyorum ya nasıl söyleyebildim böyle bir şeyi? Ses yok. Ses yok. Bu kadar da böyle kalpleri katılaşmış, gönülleri kararmış insanlar.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, Yemenlilere bir mektup göndermişti. Yemenlilere göndermiş olduğu mektupta buyurdu. Kebairlerin en büyüğü, yani günah kebairlerin, büyük günahların en büyüğü Allah'a eş koşmak. Adam öldürmek haksız yere, haksız yere bir insan öldürmek kebairlerin en büyüğü. Yani gidiyor adam kadını öldürüyor. Gidiyor adam neden öldürdüğünü de bilmiyor, birilerini öldürüyor. Ölen neden öldüğünü bilmiyor, öldüren neden öldürdüğünü bilmiyor. Ahir zaman alameti, hadis-i şerif. Ahir zaman fitnesi. Adam gidiyor kadını resmen öldürüyor. Adam gidiyor resmen herhangi bir adamı öldürüyor. Trafikten dolayı problem yaşıyorlar.
Ondan sonra birbirlerini öldürüyor millet. Birbirlerini öldürüyor. Trafik herkesin büyük bir sorunu. Şehir işlerinde çarpık yapılaşmadan dolayı, dost doğru bir yapılaşma yok. Trafik geçme geçtiği var. Millet birbirlerini öldürüyor. Veyahut da komşular birbirlerini öldürüyor. Allah muhafaza eylesin. Üçüncüsü savaş alanından kaçmak. Yani savaş alanından kaçmak. Ordu savaşıyor sen kaçıyorsun. Veya Kur'an sünnet mücadelesi verilirken sen sıvışıyorsun. Malını düşünüyorsun, makamını düşünüyorsun. Memurluğunu düşünüyorsun, amirliğini düşünüyorsun. Aman ben burada Kur'an sünnet mücadelesi verirken ben yakalanırsam burada benim memurluğum gider. Yok benim dükkanım gider.
Yok benim müşterim gider. Savaş alanından geri dönüyorsun. Savaş alanı sadece bir ülkenin korunmasıyla alakalı değil ki. Kur'an sünnet mücadelesi veriliyor bütün dünyada. Bakın bütün dünya üzerinde Kur'an sünnet mücadelesi veriliyor. Sebep dünya üzerinde Müslümanların, İslam'ın hakkını, hukukunu koruyacak bir sistem yok. Dünya üzerinde Müslümanlar ezilmekte. Dünya üzerinde Müslümanlar özgür değiller. Dünya üzerinde Müslümanlar dini haklarını kullanamıyorlar. Dini haklarına sahip değiller. Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, Müslümanlar hür, özgür değil. Bütün insanlık özgür ve hür değil. Bunun içerisinde Müslümanlar hiç değil. Bakın hiç değil.
Müslümanların inanma özgürlükleri yok. İbadet özgürlükleri yok. Müslümanların hukuki olarak hukuk özgürlükleri yok. Müslümanlar İslam hukukunun içerisinde yaşamıyorlar. Müslümanlar İslam ahlakının içerisinde yaşamıyorlar. Müslümanlar inandıkları gibi yaşayamıyorlar. Müslümanların inandıkları gibi yaşayamıyorlar. Müslümanların inandıkları gibi yaşayabilmeleri için mücadele etmeleri farz. Dünya üzerinde hakkın galip gelmesi için Müslümanların mücadele etmeleri farz. Bakın sizin bir konuda kanun çıkartmanız, meseleyi hukuki boyutta sizin belki de bir dayanak olabilir. Ama her çıkarılan kanun hak değildir. Hakkın galip gelmesi lazım. Adaletin galip gelmesi lazım. Yoksa 300 kişi toplanır, bir kanun çıkarır.
O kanun hak ve hakikate aykırı ise, hak ve hakikate uygun değil ise, o zaman o istediği kadar kanuna uygun olmuş olsun. Yani o yüzden Müslümanlar bu meselede çok muzdaripler. Bakın Mescid-i Aksa inim inim inliyor. Yıllardan beri. Müslümanlar cefa çekiyor, eziyet çekiyor, kanı dökülüyor. Doğu Türkistan, kanı dökülüyor Müslümanların. Çin sınırlarının içerisinde kalan Müslümanların kanı dökülüyor. Şehit oluyorlar, asimile oluyorlar. Hindistan sınırlarının içerisindeki Müslümanlar şehit oluyorlar, asimile oluyorlar. Diğer ülkelerdeki Müslümanlar, yani toplum Müslümanmış gibi görünüyor. Orada eziyet görüyor. Orada Müslümanlar eziyet çekiyor. Yani burada düşünebiliyor musunuz?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığı, Allah'ın kitabının, Kur'an'ın emri olan, Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i senesiyle sabit olan, hadisleriyle sabit olan eşcinsellerle alakalı bir hutbe irade etti. Memlekette ne kadar çok lanetlik, işli, sevici varmış. Herkes ayağa kalktı. Demokratik, layık bir ülkede böyle bir şey yapamazsınız diye. Yani demokratik, layıklığı seçerken ülkede bu insanların fikri mi soruldu? Layıklık ilkesi için bu insanların fikri mi soruldu? Hani özgürlükçüydü bütün insanlar? Ama ne zaman soracaklar biliyor musunuz? Ülke iyice dinsizleşince, iyice dinsiz olunca, içerideki kalan diğer Müslümanların sesini kısmak için, hadi gelin bir referandum yapalım diyecekler.
Zaten herkes dininden vazgeçmiş olacak ki, dininden vazgeçmiş olacak. Şu anda insanların oluk oluk dinlerinden, davalarından vazgeçmeleri gibi. Acı bir şey. Yani bir mescidi kebir hükmünde olan Ayasofya'nın caminin imamı, anayasada layıklık olmasın dedi, yani önce Müslümanlar vurdu adama. Önce Müslümanlar vurdu. Evet, layıklık İslam'a uygun bir sistem değil. Bir Müslümanın layık olması düşünülemez. Bu mümkün değil. Ama biz bu konuda böyle dilimize gelen her şeyi söyledik. Her şeyi söyledik. O yüzden bir kimsenin Kur'an-Sünnet mücadelesinden geri dönmesi, nefis mücadelesinden geri dönmesi de savaş alanından kaçmak.
Dördüncüsü ne? Anne-Babaya asi olmak. Gençler, anne-babaya asi olmayın. Anne-Babaya asi olmak, günah-ı kebair. Anne-Babanın Kur'an ve Sünnet dairesinde size söylediği, Kur'an ve Sünnet dairesinde size anlatmaya çalıştığı, yaptırmaya çalıştığı, karşı gelirseniz asi oldunuz anne-babaya. Yani annesi dedi ki, yavrum şunu şuradan getiriver, onu getirmedin sen. Onu yapmadın, asi oldun. Veyahut da baba, kızına, oğluna bir şey söyledi. Kur'an-Sünnet dairesinde yapmadı, asi oldu. Veyahut da anne-baba, kızına, oğluna herhangi bir şey söyledi. O normalde yapmadı, asi oldu. E şimdi anne-babaya asi olmak revaçta, evlatlar anne-babalarına istediklerini söylüyorlar şu anda. Diledikleri gibi hakaret ediyorlar, diledikleri gibi onlara laf söylüyorlar, diledikleri gibi kızıyorlar.
Anne-babalar çocukların çamaroğlanı gibi oldu. Ahir zaman elameti bunlar. Bunlar lanetlik işler, kıymetli dostlar. Gençler, lanetlik işler bunlar. Anne-babaya kalkıp da laf söylüyorsanız, anne-babanın gönlünü almıyorsanız, anne-babayı bu noktada kırıp üzüyorsanız, lanetlik bir iş işlediniz. Tuttuğunuz oruç, oruç değil Yunus'a göre. Kıldığınız namaz, namaz değil. E şimdi anne-babaya asi olmak, şey, herkesin olağan bir işi oldu. Ne, bu Z kuşağı, bir de bunu tutturdular. Yani anne-babaya asi olacak, Z kuşağı diyeceğiz, susacağız. Allah'a asi olacak, Z kuşağı diyeceğiz, susacağız. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine asi olacaklar, Z kuşağı diyeceğiz, susacağız.
Yani genç bunlar canım. Ne olmuş genç olduysa, biz de genç olduk. Genç olmayan bir insan mı var? Genç bunlar. Genç olunca Allah'a da asi olacak, peygambere de asi olacak, anne-babaya da asi olacak. Ondan sonra kafasına göre hareket edecek, her türlü haramı işleyecek. Neymiş? Gençmiş bunlar. Bir de bunlara yönelik, bir de pedagoglar, psikologlar, bunlara yönelik böyle işte kendince psikolojik uzmanlar çıktılar. Karışmayın siz onlara. Ya neden karışmayalım? Harama gidiyorlar. Biz harama göz mü yumalım? Ellemeyin siz onları. Ya neden ellemeyelim ya? Tebliğ etmeyelim mi? Doğruyu söylemeyelim mi? Hakkı, hakikati haline anlatmayalım mı? Onlar birer internet ahlakına mı sahip olsun? Youtube ahlakına mı sahip olsun? Ne yapsınlar yani?
Youtube'da bilmem hangi dönmenin CD'lerini, videolarını izleyip öyle mi hareket etsinler? Veyahut da bilmem hangi YouTuber'ın gevşek gevşek konuşmalarını böyle ağız alınmayacak lafları söylemesine mi müsaade edelim? Neymiş bunlar? Gençmiş bunlar. Karışmayacakmışız. Hadi oradan. Hadi oradan. Ben evladıma Kur'an'ı da öğreteceğim. Sünnet-i seneyi de öğreteceğim. Ahlakı da öğreteceğim. Yaşaması için, yaşatılması için mücadele de edeceğim. Karışmamazlık yok. Ben karışacağım. Ben babayım. Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Ben eşimden de sorumluyum. Çocuklarımdan da sorumluyum. Ben çocuklarıma göre baba, eşime de kocayım. Ben elimin altındakilerden sorumluyum.
Ben onların Kur'an ve sünnetin dışında tavır ve davranışlarından, hareketlerinden, fiilyatlarından sorumluyum. Onlara nasihat edeceğim. Onlara öğüt vereceğim. Onlara anlatacağım. Onları bilgilendireceğim. Onları haramdan korumaya çalışacağım. Haramdan korumaya çalışmak farz. Bir kim, bir erkeğin eşini, çoluğunu, çocuğunu haramdan koruması farz. Eşi açıktan haram işliyorsa, erkek de ona seslenmiyorsa ondan sorumlu. Eşinin haramından adam sorumlu diyecek ki ya yapma bunu, etme, söyleme. Anlatacak, bir daha anlatacak, bir daha anlatacak. Gerekirse o haramdan yasaklayacak. Sorumlu. Çocuğundan sorumlu. Çocuğu açıkça haram işlemeyecek. Bir baba bundan sorumlu, bir anne bundan sorumlu.
Allah muhafaza eylesin. Çocuklarımıza söz geçiremiyoruz. Söz geçirin canım kardeşlerim. Yediğinize bakın, içtiğinize bakın, kazandığınıza bakın. Yediğiniz, içtiğiniz haramsa çocuğunuza söz geçiremezsiniz. O zaman yediğinize, içtiğinize dikkat edin. Yedirdiğinize, içirdiğinize dikkat edin. Haramlardan uzak durun. Haramlara göz yummayın. Haramlara göz yumarsanız, Allah muhafaza eylesin. O çocuk anne babaya asi olur. Sevin çocuklarınızı. Sevgiyle yürütün. Sevgiyle yürütürseniz, Allah'ın izniyle Cenab-ı Hakk'ın onların gönüllerine ilham edecektir. İffetli kadına iftira etmek. Büyük günahı keballerden birisi de o. Bugünkü konumuz neydi? İftira etmek. Bir kadına, bir erkeğe iftira etmek.
Namuslu bir insana iftira etmek. Namuslu bir insanın namussuzluğuna hükmedip ona iftira etmek. Allah muhafaza eylesin. Sihir öğrenmek. Yetim malı yemek. Faiz yemek. Günah keballerden. Ribai yemek. Yani faizle iştigal etmek. Mümin, müminden faiz alamaz. Mümin, mümine faiz veremez. Mümin, mümin arasında faiz alışverişi olursa, alan da, veren de. Kabe duvarının dibinde annesini nikahlamış gibi olur diyor hadis-i şerifte. O yüzden yok enflasyon miktarı kadar faiz alınabilir. Yok şu kadar miktar kadar faiz verilebilir. Bunlar normalde müminle müminin arasında olması mümkün olmayan şeyler. Hiç kimse kendisine dayanak aramasın. Mümin, müminden faiz alamaz, faiz veremez.
Müminin müminle olan ilişkisinde bir kimseye mal sattınız, o ödeyemedi. Siz ondan faiz alamazsınız. Bakın siz ondan faiz alamazsınız veya birisine, bir mümin kardeşinize borç verdiniz, siz ondan faiz alamazsınız. Müminin devletle olan ilişkisinde, müminin işte uluslararası kurumlarla olan ilişkisinde veyahut da müminin örneğin bir şirket var, şirket helalı, haramı düzlemiş. Açıkçan diyor ki ben ticarette faiz alırım. Mümkünse ondan uzak dur. Ama mümkün değil, mümkün değil. O zaman sorumlu değilsin ondan. O kimse yalnız Allah muhafaza eylesin. Onu haram görmüyorsak küfür, küfür. O yüzden müminin devletle olan ilişkisinde faiz olmaz. Hanefi'ye göre söylüyorum.
Ama bunu kalkıp da işte enflasyon miktarı kadar verilebilinir. Yok TOKİ'de faiz olmaz. Ya bunlara gerek yok. Çarpıtmayın. Deyin ki Türkiye Cumhuriyeti devleti layık bir devlet olduğundan, dini bir devlet olmadığından devlet ve kurumlarıyla olan ilişkilerde faiz yoktur. Bitti bu kadar. Evirmeye çevirmeye gerek yok. O yüzden devlet vergi dairesini ödeyemiyorsun faizin alıyor. Telefon ödeyemiyorsun faizin alıyor. Su faturası ödeyemiyorsun faizin alıyor. Alıyor. Hepsi alıyor. Bütün kurumlar alıyor. Ama mümin müminden uzak duracak bu noktada. Hicretten sonra irtidat edip eski bedevlik haline dönmektir. Yani hicret oldu. Hicret olunca artık Müslümanlar emin. Medine'de bir emin bir belde var.
Medine'de bir İslam devleti kuruldu. Artık bir baskı, bir zulüm var ise sen Medine'ye hicret edebilirsin. Medine'ye gidip sığınabilirsin. O yüzden dininden dönme yok artık. Onlar dönüyor olarsa onlar da büyük günah, kebar işliyor. Tergip ve terhip altı adlı altı ciltlik bir eser var. Oradan bunu bulabilirsiniz. Yine başka, yine tergipte geçer bu da. İşte kebar yedidir der. Bunların bir tanesi yine iffetli insanlara iffetsizlik isnat etmek der. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Yine başka bir hadis yerinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dokuzdur der. Onda da normalde o mümin insanlara, iffetli kadın veya erkeklere iftira atmak olarak nitelendirir.
O yüzden canım kardeşlerim, iftira atmak, bir kimsenin üzerinde olmayan bir şey varmış gibi göstermek, onun itibarını zedeleyici, şerefini, haysiyetini, namusunu zedeleyici şeyler söylemek büyük günah kebarlerdendir. Ve Allah'ın lanetine uğrayan bir fiiliyattır. Çünkü sohbetin başındaki Nur suresi ayet 23'den 25'e kadar olanda dünyada daha ahiretle de lanetlenmişlerdir der.
Kimler? Mümin olan insanlara zina isnat eden, iftira eden kimselere. Bu konuda dilimize sahip çıkalım. Hiç kimsenin namusuna, şerefine iftira atmayalım. Gözümüzde görmediğimiz halde bir kimseye zina isnatında bulunmayalım. İşte bir erkeğe zina isnatında bulunmayalım. Bir kadına zina isnatında bulunmayalım. Eğer bulunan bir kimse var ise, o bulunduğu kimse mümin ise, onun gıyabında onun namusunu korumak, gıyabında onun şerefini, haysiyetini korumak bütün Müslümanlara farzdır.
Sizin yanınızda bir başkasının namusuna, şerefine, haysiyetine, iffetine zarar verici ihtiralar atıyorsa bir kimse, siz de ona susuyorsanız ve bildiğiniz halde böyle bir şeyin olmadığını bildiğiniz halde susuyorsanız, değilsin şeytandan farkınız yok. Allah muhafaza eylesin. Hiç olmazsa kalben buğz ederekten onu önlemeye çalıştınız. Hadis-i Şerif mucibince. Evet, mümine sövmek ve lanetlemek. Bugünkü müminlere eza ve cefa çektirmenin ayrı bir paragrafı. Öyle söyleyelim. Yani nedir? Müminlerin birbirlerine sövmesi ve müminlere lanet okumak, lanetlemek onları. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Müslümana sövmek fıstır. Yani günah kebay'dır.
Onunla kıtal etmek de küfürdür. Yani bir Müslümanla ölümüne savaşmak, onu öldürmek de ne diyor? Küfürdür. Bir kimse la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorsa, onun kanı, namusu, canı, her şeyi eman altındadır. Biz ona dokunamayız. O yüzden Müslümana da küfür etmek, Hazreti Peygamber'e sövmek, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin adı-i şerifi, mucibince ne olmuş oldu? Günah kebay'dır oldu. Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem birbirine sövenlerin günahı, haksızlığa uğrayan kimse aşırı gidinceye kadar ilk sebebiyet verene aittir. Yani bir kimse durduğun yerde sana küfür etti. Sen de ona karşı bir mücadelede hakkını savunmaya kalksın. Ama eğer haddi aşmazsan, sen her zaman için haklısın.
Kendini savunma hakkın var. Ama ve lakin haddi aşma, aşırı gitme hakkın yok. O yüzden ama sövmek, bir Müslümana sövmek, arkasından, önünden küfür etmek ne olmuş oldu? Günah kebayır olmuş oldu. Yine başka bir adı-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, en büyük günahlardan birisi de kişinin anne ve babasına lanet etmesidir buyurdu. Allah Resulüne dediler ki, Ey Allah'ın Resulü, kişi anne babasını nasıl lanetler? Cevap verdi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Adam başkasının babasına söver, o da onun babasına söver. Başkasının annesine söver, o da onun annesine sever buyurdu Buhari. O yüzden demek ki bizim birisinin annesine sövmemizle, kendi annemize lanetlemiş oluyoruz.
Birisinin babasına sövmemiz, kendi babamıza lanet okumamız oluyor. Çünkü o da bizim anne babamıza sövecek. Veyahut da biz böyle toplumun önde gelen insanları vardır ya, ben hep böyle derslerde söylerim. Arkadaşlar, siz bir kimsenin şeyhine, üstadına bir laf söylemeyin. Ona hakaret etmeyin. Sebep, o da sizin sevdiğinize söyler. Sen birinin sevdiğine laf söylersen, o da senin sevdiğine laf söyler. Hatta sen bir Hristiyana küfredersen, Hristiyan olduğu için, o da senin Müslümanlığına küfreder. O da senin İslam'a küfreder. Sen sebebiyet vermiş oldun. Bu manada En'am suresi ayet 108 enteresan bir şeydir. Ayet-i Kerime, Allah'tan başkasına tapanlara ve onların putlarına sövmeyin.
Sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Yani normalde siz, bir kimsenin aslında bunun felsefi ayrı bir açılımı olabilir bu Ayet-i Kerime'nin. Yani bir kimse kendince Allah'tan başka bir şeye Allah adına tapıyor. Allah'tan başka bir şeye Allah adına tapıyor. Bir put var, puta Allah adına tapıyor ama. Allah bu diyor veya Allah'a yaklaştıracak bu diyor. Şirk mi? Şirk, evet. Ama o kimse onu Allah diye tapınıyor. Siz onu küfrederseniz, onun Allah inancına küfretmiş oluyorsunuz. O da sizin Allah inancınıza küfreder. O yüzden bir kimsenin inancına küfretmek, bir kimsenin imanına küfretmek doğru bir olgu değil. Çünkü bütün inananlar, bütün tapınanlar tapındıkları şeyi Rab bildikleri için tapınıyorlar.
Yani gerçekte Rab'be tapınıyorlar. Sen de Rabbine tapınıyorsun. Sen de gerçek manada Allah'ın ne olduğunu bilmiyorsun ki. Sana anlatılan kadar biliyorsun okuduysan. Okumadıysan hiç bilmiyorsun. Bakın okumadıysan hiç bilmiyorsun. Allah'ın sıfatlarını tanımadıysan bilmiyorsun Allah'ı. Ve bilebildiğin kadar sen ibadet edip, bilebildiğin kadar ona yaklaşıyorsun. Bilebildiğin kadar senin bilgin tam mı? Değil. Hiç kimsenin Allah bilgisi tam değil. Bakın hiç kimsenin. Öyle olunca Allah bilinmezlik mi? Değil. Allah bilinmezdi, bilinmekle sevdi. Kendini tanıtmak için sıfatlarıyla kendini isar etti, gösterdi. Sen ne kadar gördüysen Allah'ı o kadar biliyorsun. Ne kadar gördüysen.
Sen örneğin işte bir bardak su. Sen bir bardağın suyun tamamını gördün mü? Hayır. Ne kadarını gördün? Çeyreğini gördün. Allah'ı da çeyrek kadar tanıyorsun. Veyahut da kendi zan üzerine tanıyorsun Allah'ı sen. Bilgin hakikat bir bilgi değil. Hani bunu da var ya cennet ehliyle alakalı Cenab-ı Hak cennet ehline tecelli eder. Cenab-ı Hak cennet ehline tecelli edince bir kısmı tereddüt eder secde edip etmemekte. Bir kısmı direk secdeye gider, bir kısmı da hiç secde etmez. Tereddüt edenler ve secdeye gitmeyenler bu bizim Rabbimiz değil derler. Ama bir kısmı direk secdeye gider. Direk secdeye gidenler dünyadayken Allah'ı tanıyanlar bilenler. Bakın cennetlik olmuş Allah'ı tanımabilme noktasından uzak.
Onlar secdeye gitmediler. Ve Cenab-ı Hak cennet halkına tekrar tecelli eder zanlarının üzerine. O yüzden hadisi kutsu da buyurdu ki ben kulumun zanlı üzerindeyim. O kulunun zanlı üzerine. Yani senin tanıdığın kadar, senin tanımladığın üzerinde duruyor. Öyle olunca sen Allah'tan başka tapınanları bizce, biz baktığımızda onları şirk ehli görürüz. Sen onların tapındıklarına laf söylersen o da senin tapındığına laf söyler. Dolayısıyla sen kendi tapındığına laf söyletmiş olursun. Birisinin annesine babasına söversen, sen kendi annene babana sövmüş oldun. Başka bir hadis-i şerifte de siz anne babalarınızı sövmeyiniz. Ya Resulallah insan kendi annesine babasına nasıl söver?
Bir başkasının annesine babasına sövmekle kendi annesine babasına sövmüş olur der. O yüzden mesela bazen küfürbaz erkekler olur. Hanımlarının anne babalarına küfrederler. Küfürbaz kadınlar olur. Adamın annesine babasına lanet okulur. Onlara da küfreder. Sanki mata bir şey yapıyormuş gibi. Aslında gerçekte, hakikatte kendi annesine babasına küfretti. O zaman bir kimsenin annesine babasına küfretmek de günah keballerden ve bir kimsenin annesine babasına da lanet getirmesi de günah keballerden. Yine hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir kimse herhangi bir şeye lanet ederse o lanet göğe yükselir. Fakat göğün kapısı bu fena söze kapanır yere döner.
Onun da kapıları kapanır. Sonra sağa sola başvurur. Girecek yer bulamayınca lanet edilene döner. Hakkı ise orada kalır. Eğer lanete layık değilse bu defa lanet edene döner der. Hadis-i şerifte, Ebu Davut'ta geçen hadis-i şerifte. O yüzden kıymetli kardeşlerim, dostlarım. Siz mümin bir kimseye lanet okumayın. Hiç kimseye lanet okumayın. Birisine lanet getirsin. Allah senin belanı versin. Allah sana lanet etsin gibi. Allah senin iki yakasını bir araya getirmesin gibi değişik lanetleşmeler, lanetler var ya. Bunları söylerseniz, karşıdaki kimse ona eğer gerçekten hak ediyorsa, o lanet onun başına tecelli eder. Eğer hak etmiyorsa, o zaman lanet edenin üzerine tecelli eder ki, Allah muhafaza eylesin, bundan sakınmak lazım.
Yine Tirmizi'de ve Ebu Davut'ta geçen hadis-i şerif. Allah'ın laneti, gazabı ve cehennemi ile lanetleşmeyin. Yani hiçbiriniz diğerini Allah sana lanet etsin. Allah'ın gazabına uğra, cehennemde yan gibi beddualarla lanetleşmeyiniz. Sebep, eğer onların başında öyle bir şey yoksa, bu dönecek dolaşacak, sana gelecek. Allah muhafaza eylesin. Enteresan bir şey. Hazreti Ayşe annemiz naklediyor. Yani Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh Hazretlerimiz, kölelerinden bazılarını lanet derken görüyor. Ve lanet derken böyle o alana çıkıp geliyor. Bir bakıyor ki, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz kölelerine lanet ediyor. Diyor ki, hem sıddıklar hem de lanet ediciler. Hayır, Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki bu olamaz buyuruyor.
Yani sen hem sıddıksın hem de lanet ediyorsun. Bu ikisi bir arada olmaz. Bu ikisi bir kimsede birleşmez. Bu ikisi aynı anda tecelli etmez. Hem sıddıklık olacak hem Allah'ın laneti olacak. Olmadı diyor. Bu ikisi olmaz. Bu enteresandır bu hadis-i şerif. Bunun üzerine Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh Hazretleri o lanet dediği köleleri azat ediyor.
Onları azat ediyor. Ondan sonra Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin huzuruna çıkıyor. Ve bundan sonra bir daha yapmayacağına dair söz veriyor. Bu da tergipte geçer. Bakın bundan sonra bir daha yapmayacağına söz veriyor. Şimdi buradan bir ölçü çıkaralım. Bir, biz hiç kimseye lanet okumayalım. İki, böyle bir lanet okuduysak Allah'tan affı mağfiret dileyelim. Buradan bir ölçü daha çıkıyor. Yapmış olduğumuz yanlışlıklarda, hata ve kusurlarda geri dönüp özür dilemesini bilelim. Nasıl Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh Hazretleri geldi, ben böyle bir hata işledim, ben böyle bir suç işledim. Bir daha yapmayacağına dedi, söz verdi, yeniden akitleşti. Biz de bu noktada yeniden inşallah akitleşmesini bilelim.
Bu deveye lanet okuyan kadınla alakalı anlattım. Allah muhafaza eylesin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hayvanına lanetleyen bir kadının hayvanına dedi ki, devesinin üzerindekini al, onu dedi bırak, serbest bırak. Onunla yol yürümek istemiyorum dedi. Allah muhafaza eylesin. O yüzden hayvanlara lanet okumak, bineğine lanet okumak, yani önceden insanın devesi vardı, devesine lanet okuyordu. Şimdi arabasına lanet okuyacak, böyle bir şey yok. Eşyaya lanet okumak yok, hayvanlara lanet okumak yok, kediye köpeğe lanet okumak yok, Allah muhafaza eylesin. Müslümanlara, müminlere sövmek yok, müminlere lanetleşmek yok, Allah muhafaza eylesin. Hatta mümini lanetlemek, onu öldürmek gibidir. Kardeşine lanet eden bir kebair işlemiştir.
Haksız yapılan lanetler sahibine döner. Lanetçi ne şahit, ne sıddık, ne de şefaatçi olamaz. Bu hadis evlerden çıkarıldığımız sonuçlar bunlar. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Anne babaya lanet okumak yok, eş ve çocuklara lanet okumak yok, mümin kardeşlerimize lanet okumak yok, anne babaya asi olmak yok, anne babaya öf bile demeyeceğiz. Anne babanın gönlünü alacağız, anne babaya biz hürmet ve hizmet edeceğiz. Bakın, anne babayla çatışmak, kavga etmek yok. Yapan kimseler anne babalarından helallık alacaklar. Bazen böyle ben meseleleri dinliyorum. İşte bir çocuk işte anneyle kavga ediyor, tartışıyor filan. Diyorum babanla da helallık.
Diyor böyle duruyor. Neden? E sen diyorum onun karısına lanet okudun, laf söyledin. Bir sürü hata yaptın. Bu adam bu kadından sorumlu. Bir gün bir derviş kardeşler öyle dedim. Sen dedim eşinden sorumlusun. Eşini korumakla mükellefsin. Nasıl dedim çocuğuna ezdirirsin sen eşini? Evet, erkekler eşlerinize sahip çıkın. Çocuklarınızın önünde eşlerinize oyuncak etmeyin. Çocuklar, babalarınızı zor duruma düşürmeyin. Annelerinizle kavga ederekten babaları zor duruma düşürmeyin. Annelerinizle kavga gürültü etmeyin. Sufiler, sufilik güzel ahlaktan geçer. Sen anne babanla kavga eder, anne babanla tartışırsa nerede güzel ahlakın senin? Sen annenin gönlünü kırdıktan sonra, babanın gönlünü kırdıktan sonra nerede güzel ahlakın senin?
Senin anne babana dilin kürek gibi çıktıysa o dilini senin ensenden çekerler. Derhal tövbe et, özür dile, helallık al. Öyle sabahlama. Sabaha ne çıkacağım belli değil. Günah-ı kebair işleyenler, lanetlik işler yapanlar, tövbe edip geri dönün. Sabaha kalbinizin mühürlenmeden uyanacağınıza dair elinizde deliliniz mi var? Bir günah-ı kebairi işlediniz, günah-ı kebairi işledikten sonra tövbe etmediniz. Cenab-ı Hakk'ın sizin kalbinizi tövbe etmedinizden dolayı mühürlemeyeceğine dair elinizde bir deliliniz, bir senediniz mi var? Ya sizin kalbinizi mühürleyiverdiyse, ya kalbini kırdığınız Allah dostuysa, Cenab-ı Hak da kendi dostunun kalbini kırıldı diye kendi kalbini kırılmış gibi hükmedip sizin kalbinizi, gönlünüzü mühürlerse ne yapacaksınız?
Bu korkusuzluk ne? Bu hadsizlik ne? Allah'ın dostlarına dil uzatıyorsunuz, ümmeti Muhammed kendinize gelin. Müslümanlara dil uzatıyorsunuz, alimlere dil uzatıyorsunuz, velilere dil uzatıyorsunuz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dil uzatıyorsunuz. Hazreti Allah'a dil uzatıyorsunuz. Kadere sövüyorsunuz, zamana sövüyorsunuz. Cenab-ı Hak'ın hukukuna sövüyorsunuz. Kur'an'a sövüyorsunuz. Ayet-i kerimelere sövüyorsunuz. Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın sünnet-i seniyelerine laf söylüyorsunuz. Hadis yerlerine laf söylüyorsunuz bilir bilmez. İnkar ediyorsunuz. Bu cesaretinizi nereden alıyorsunuz? Anne babalara isyan ediyorsunuz. Hak ve hakikate isyan ediyorsunuz.
Kadınlar kocalarına isyan ediyor. Kocalar kadınlarına zulmediyor. Anne baba çocuklarına zulmediyor. Çocuklar anne babaya zulmediyor. Ramazan mübarek günde ey ümmeti Muhammed kendinize gelin. Bunların hepsi de lanetlik işler, lanetlik fiilyatlar. Cenab-ı Hak gönlünüzü mühürle verirse, kalbinizi mühürle verirse, dilinizi mühürle verirse ne yaparsınız ya? Ne yaparsınız? Mümin mümine eza çektiriyor. Mümin mümine cefa çektiriyor. Mümin mümine lanet okuyor. Mümin mümine haksızlık yapıyor. Mümin müminin namusuna, şerefine, haysiyetine iftira atıyor. Fitursuz bir şekilde. Bu dünya geldi, geçti. Hani dedeleriniz nerede? Hani nineleriniz nerede? Hani dedelerinizin, ninelerinizin, babaları, anneleri nerede?
Mezarlıklar ölenlerle dolu. Ölüp gideceksiniz bu dünyadan. Göçüp gideceğiz bu dünyadan. Bu dünyadan göçüp giderken, kolumuza Allah'a iftira etmek, Allah'a lanet okumak, Allah'a küfretmek, Allah'a şirk düşmek, kolumuzda Hz. Muhammed-i Mustafa'nın hadis sevgilerine inkar etmek, sünnet-i senesini inkar etmek, onunla alay etmek, onun eşlerine laf söylemek, tertemiz sahabeye laf söylemek, sahabelerin faziletini inkar etmek, onlara lanet okumak, pir efendilere lanet okumak, onlara inanmamak, velilere küfretmek, velilere hakaret etmek,
alay etmek, alimlere küfretmek, alimlerle alay etmek, anne babaya asi olmak, müminlere arasında açmak, kovuculuk yapmak, iftira etmek, gıybet etmek, dedikodu etmek, bunları sıralamaya başladığımda içim kanı alıyor. Bunlarla mı ölüp gideceksiniz? Allah muhafaza eylesin. Namazlarımız eksik, oruçlarımız eksik, tesettürlerimiz eksik, zekatlarımız eksik, fıtralarımız eksik, sadakalarımız eksik, ahlakımız eksik, ibadetlerimiz eksik, tüm eksikliklerimizle beraber göçüp gideceğiz.
Yoksa tövbe edip tertemiz, herkesle helallaşıp, her şeyin hakkını, hukukunu yerli yerine getirip de mi göçüp gideceğiz bu dünyadan? Ramazan mübarek gün. Hiç gönlüm arzu etmiyor, bu günah kebayları sıralamaya ama, görüyorum, bakıyorum, diyorum eyvah, eyvah Ümmet-i Muhammed ne hale geldi diyorum. Eyvah ki eyvah diyorum. Ya yüzüme iftira ediyor adam. Diyorum ki ya bu iftira, bir delil getir. Veya bir kadın, yüzüme iftira ediyor. Delil getir, Ramazan mübarek gün. yazdım, böyle 4-5 sayfa yazdım ya. Altına şunu diyemedi, özür dilerim hakkınızı helal edin. Ben böyle bilmiyordum. Beni affedin diyemedi. İftiranın içerisinde boğuluyor insanlar.
Gıybetin içerisinde boğuluyor insanlar. Ya bir baba kendi kızının üzerinde iftira atar mı ya? Namusuna laf söyler mi? Bir erkek kendi eşinin üzerinde namusuna laf söyler mi? Bir anne baba kendi çocuğunun kızının namusuna, laf söyler mi? İftira bu kadar diz boyu. Ben magazinleşti. Dindarlar da magazinleşti. Hani var ya magazin sayfaları, o onunla sevgili olmuş, o onunla olmamış, o onunla evli gibiyiz, yok değiliz. O öyle olmuş da, bu böyle olmuş da, Müslümanlar da magazin Müslümanı oldu. Allah muhafaza eylesin. Dönelim, tövbe edelim. Allah muhafaza eylesin. Hadis-i şerif, hadis-i şerif, Allah muhafaza eylesin. Yani normalde peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, insanların kusurlarını yüzlerinde ve gıyaplarında söyleyenler, kovuculuk yapanlar ve kusursuz olanları, kusur arayanlarla Allah-u Teala kıyamet gününde, köpek suretinde haşredecektir.
Korkun ey ümmet-i muhamet. Korkun. Allah muhafaza eylesin. Korkun. Gerçekten korkulacak zamanlar. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. O yüzden önümüzdeki hafta, böyle biraz, bu konular böyle ağır biraz, hani böyle ağır geliyor ama, nemmamlığı işleyeceğiz inşallah. Yine böyle bir saati buldu, sohbet. O yüzden fitne sohbetine geçemeyeceğiz. Bunlar da fitne çünkü. Bunlar da büyük fitneler. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun inşallah. Cenab-ı Hak önümüzdeki haftada inşallah, nemmamlığı işleyerekten, sohbetimize devam edeceğiz. Şimdi yine var olan sorularınızı, cevaplarınızı alalım. İnşallah geceyi sonlandıralım, bitirelim. Bir kardeş daha önceki sohbetlerde, ben pirimi, şeyhimi, üstadımı arıyorum.
İlla ki rüyamda mı görmem gereklidir? Diye sormuş. Herhalde ona cevap vermişizdir. Yine o kardeş yazmış, rüyamızda, Hz. Ali Efendimiz'i ve derviş Abdullah babayı görmüşüzdür demiş. Allah mübarek eylesin inşallah. Rüyanızı tam yazarsanız, daha hoş olur inşallah. Mustafa Çavuş kardeş, sesli bir mesaj atmışsınız. Siz attıysanız buradan sesli mesajı dinlememiz ve cevap vermemiz mümkün değil. Almanya'dan yazan kardeşimiz. Selamun Aleyküm ben zekatımı hesaplayıp vermek istiyorum ama benim bir de bağ kur borcum var. Bu zekatı hesaplarken bağ kur borcu zekattan düşülür mü? Evet.
Ne kadar borcunuz var ise, ticaret mallarından düşeceksiniz. Öylesi zekatınızı vereceksiniz. Ve kardeş merhaba hocam demiş. Merhaba canım kardeşim. Selamun Aleyküm benim baba tarafım hepsi Alevi.
Ve namaz kılmıyorlar. Ve ben bu yolda İslam dininde olmam ve dergaha gitmem, namaz kılmam, oruç tutmam. Bunlar benim evime gelip aileme ve bana siz Yezidisiniz. Ve biz sizin gibi Yezidilerle işimiz olmaz. Ve büyükler toplanıp bana, bana da sen mecbur Alevi olacaksın. Ve bu Yezidilikten vazgeçeceksin. Yoksa senin dışlarız. İç soy ismini değiştir diyorlar. Üstüme çok geliyorlar. Benim yaşadığım mahallemde beni hedef gösterip, bak siz o Yezidi döndüremediniz diyorlarmış. Ve ben her seferinde, benim yolum belli. Ben bu yoldan dönmem. Sizin dinini, size benim dinim, bana diyorum. Peki benim bu durumda ne yapmam gerekiyor? Babam dört yıl önce vefat etti.
Bir şey yapmana gerek yok. Sen Kur'an ve Sünnet'i yaşamaya devam edeceksin. Sen tabiri caizse böyle mukaddes bir cihat halindesin. O yüzden Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışıp hayatına devam edeceksin inşallah. Allah yardımcın olsun inşallah. Selamun Aleyküm, hayırlı Ramazanlar. Size bir sorum olacak. Ben ne zaman, nerede olursam olayım, sizin isminiz anıldığında bir türlü gözyaşlarımı tutamıyorum. Garip ama heyecandan içim titriyor gibi. Bunun sebebi nedir? Allah yardımcın olsun. Cenab-ı Hak muhabbetini arttırsın işte inşallah. Hadis-i şerif, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi, ben sizin en iyilerinize haber vereyim mi diye buyuruyor. Sahabe de diyor ki, evet ya Resulallah.
Kim bizim en iyilerimiz deyince, en iyileriniz kendileri görüldüğü zaman Allah, hatıra gelen Allah'ın anıldığı kimselerdir diyor. Allah bizi iyilerden eylesin cümlemizi inşallah. Selamun Aleyküm, hocama sorum var Allah'ın izniyle. Mürşid-i Kamil'imi arıyorum, nasıl bulacağım bana? Mürşidlik yapar mı kendisi? Cenab-ı Hak arayan bulur, bulan tanır, tanıyan sever, seven aşık olur, ben de aşık olurum demiş. Arayanlar bulmuş. Her arayan bulmuş mu? Yok. Ama arayanlar bulmuş. O yüzden arayacaksın inşallah. Cenab-ı Hak buldursun canım kardeşim. Yolunu açsın inşallah.
Selamun Aleyküm hocam, sizden bir ricam olacaktı. Acaba itikafa girecek bir kardeşimizi tanıyor musunuz? Hamile kalabilmek için elmayı okumasını rica edecektim. Şimdiden Allah razı olsun. Dönüş yaparsanız çok sevinirim, hayırlı günler. İnşallah kardeşlerimiz, on günlük itikafa girenlere söylüyoruz. Böyle böyle elma okuyun içeri diye. İnşallah kardeşlerimiz de elma koyacaklar. Ondan sonra inşallah Cenab-ı Hak kabul etsin dualarını, zikirlerini, itikaflarını. İnşallah elmalar da vesile eylesin. Rabbim evladı olmayanlara evlat nasip etsin inşallah. Ben Bursa'dan ilahi ve bender sorumlusu. Evet.
Hatice Küsse Tevhid esması nasıl çekilmeli? Kalbi çekilirken ilahinin H kısmı nasıl vurulmalı? Hak esması nasıl vurulursa ilahi söylenir ya da söylenmez. Ben sondan alayım. Bununla alakalı gelip soru sormuştu. Ben de sayfaya sor dedim. Şimdi demesin arkadaşlar ya işte soru sormak yasaktı. Nereden sordu diye ben dedim. Oraya sor ki dedim. Herkes bu konuda bilgilensin dedim. Şimdi Hak esmasında bir yavaş olarak çekilir. Hak, hak, hak, … Hani Hay esması gibi. Hay, hay, hay. Veyahut da hu, hu, hu, … esması gibi. Böyle hani yavaş çekilirse o zaman hak esmasında ilahi söylenir. Bunda bir sıkıntı yok.
Ama ben genel olarak hak esmasını vurdururken tempoyu yükseltirim. Yani ben hak, hak, hak, … Tempoyu yükselttim. Orada ilahi gitmez ki zaten. Söylenmez de orada ilahi. O yüzden bazen arkadaşlar işte hani söylemeye çalışıyorlar. Ritim bozuluyor, olmuyor. O yüzden hak esması normal tekli Hay esması gibi, hu esması gibi çekilirse o zaman ilahi söylenir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama ritmi yükseltildiyse hak esmasının o zaman ilahi söylenmez. Bu tevhidle alakalı, bu tevhid çekilirken ilahenin H'si normalde la ilahe illallah, la ilahe illallah. Bu normalde H burada duyulması lazım. Eğer sondaki H duyulmazsa tevhidi tam söylememiş oluruz. İster darbi söyleyelim bunda, ister nefeste söyleyelim.
Bu noktada H çıkacak. La ilahe. O H vurulacak orada. Kalbi söylerken de normalde yapabildiğimiz yere kadar biz kalbi söylerken sadece bir değişik bir hani nefes metodu vardır ya. hı hı hı … diye. oradaki normalde bunu çekerken şimdi arkadaşlar zorlanıyorlar bazen ama normalde buradaki kastımız şu. ilahenin H'sini çıkarmaya çalışmak. Yoksa Zikrullah'ın temposunu bozmaya çalışmayın. Zikrullah'ınızla devam edin. Yani bunu böyle illaki böyle olacak deyip de bu kalbi de insanları zorlamayın. Yani mevcut çekebildikleri yere kadar çekmeye devam etsin arkadaşlar. Bu meseleyi herhalde açıklaya kavuşturdum. Arkadaşımın sorusunu size iletmek istiyorum. Selamünaleyküm aleykümselam.
Merhaba size bir şey danışmak istiyorum. Ben bir esma çalışması yaptırdım. Orada bana özel esmanın ya mukaddim olduğu söylendi. Ve İbn-i Arabi'ye göre hesaplama yaptığını benim bu esmayı Ebced sayısı olan 184'e göre değil, lafzi değerine göre 404 kez okumam gerektiği söylendi. Sizce bu doğru mudur? Lütfen yardımcı olun. Ne yapacağımı bilmiyorum. Hangisi doğrudur acaba? Hesaplamayı benim ismim, anne ismi, altı doğum tarihi alıp da yapıldı. Bunlar sünnet-i seniyede zemini olmayan şeyler. Ben din, tasavvuf, dinin içerisinde fıkıh ve tasavvuf kısmında ben Kur'an ve sünnete dayandırarak yaşamaya çalışırım. Ben bunu anlatmaya çalışırım. Bu hesaplama sistemi hiçbir hadislerde okuduğum bir şey değil.
Sünnet-i seniyede okuduğum bir şey değil. Bunu böyle hesaplayabilirler mi? Hesaplayabilirler. Ben derim ki senin esman la ilahe illallah. Kim la ilahe illallah söylerse benim kalama sığınmış olur. O yüce bir kaladır. O yüzden biz kardeşlerimize tevhide la ilahe illallah'a devam edin diyoruz. Eğer o rüyasında bir esma görüyorsa ama nefis meratiplerini ilgilendiren ama o kimsenin kalbi meratiplerini ilgilendiren ama o kimsenin hem maddi manevi içini dışını ilgilendiren bir esma rüyasında görürse o esmayı rüyasında gördü.
Esmayı biz ona durumuna göre veririz veya vermeyiz illa ki veririz diye bir kaydı yok. Ona göre onun esması dizayn edilir. Bunlar böyle farazi şeyler. Yani siz oturacaksınız şimdi işte 4400 kez ya mukaddim okuyacağınız benim esman buymuş diyeceğiniz karar sizin ama ben bunlara katılan kimselerden değilim. Selamun Aleyküm. Geçmiş yıllardan birikmiş Ramazan orucu borçlarım için bir miktar para ayırdım.
Bu borçlarımı tutarsam yine de fidye çıkarmam gerekir mi? Çıkardığım fidyeyi vereceğim kişinin sadece ihtiyaç sahibi olması yeterli midir? Oruç ve namaz kılma şartı aramalı mıyım? Yani ben hani senin ekmeğini namaz kılanlar yesin der hadis-i şerifte. Ben o yüzden birinci derecede ben kendi kardeşlerimi gözeterim. Fidye de verilecekse, zekat da verilecekse, sadaka da verilecekse ben önce kendi kardeşlerimi gözeterim. Yani kendi topluluğumuzun içini gözeterim. Bunu önemserim ben. O yüzden hani önce ben aileme bakmakla mükellefim. Ben bunu farz olarak görürüm. Ben kendimce kendimi öyle görürüm. Ben 33 yıldır bir sufi topluluğun içindeyim. Ben o yüzden dışarı gözümü hiç çevirmem. Hiç dışarı bakmam. O yüzden bir şey ödeyeceksem, bir şey yapacaksam sadece ve sadece kendi kardeşlerime yönelik bakarım, çalışırım.
O yüzden dışarıdakilere de bakmak gerekir mi? Gerekir ama önce can demişler ya. Önce benim kardeşlerim, önce beraber yol yürüdüğüm kimseler bütün hayatlarını benimle beraber yaşıyorlar. Yıl 365 gün, yıllardan beri yol koşturuyoruz. Bir yolun içindeyiz. Onların açlığı benim açlığım, onların tokluğu benim toplum. Onların açıkta kalması benim açıkta kalmam. Ben öyle görüyorum. O yüzden bu konuda ben hani işte kendimce bana böyle şeyler sorduklarında da aynı minval üzerine cevap veririm ben. Ben derim ki önce kendi açınızı doyurun. Önce kendi çıplağınızı giydirin. Diğer kalan şey heva hevestir çünkü. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi'nin zamanında bir yerde bir esnaf vardı.
O böyle Şeyh Efendi'ye ne temanla eder. Efendim dua edin de işlerimiz şöyle olsun, böyle olsun. Yok kamyon aldım, borçlandım. Yok şunu yaptım, şöyle yaptım filan. Şeyh Efendi de dua eder hep ona. Şeyh Efendi'yle de beraber gidiyoruz böyle ona böyle. İşte o çok davet ediyor. Yoldan çeviriyor bizi. Bir gün kendisi söyledi. Dedi ki efendim dua edin. Fethullah Gülen'in cemaatine sıra çekler yazmış himmet olarak. Bunları ödeyeyim efendim dedi. Şeyh Efendi'nin tabiri caizse yüzü böyle değişti. İnşallah ödersin dedi. Neyse çıktık. Gördün mü Mustafa Efendi dedi. Burada dedi yemleniyor, gidiyor başka yere doğuruyor dedi. Böyle ahlaksız tavuklar olur ya dedi.
Yani burada dedi yemlenir, gider başkasının kümesine doğurur dedi. Ben böyle kaldım. Öyle tavuğu ne yaparlar dedi. Ben sustum, siz bilirsiniz efendim dedim. Böyle sertleşince. Keserler oğlum dedi. Kaldım. Tabii yani sonra böyle işte o kimseyle olan, nasıl söyleyeyim, samimiyetini böyle aşağı doğru düşürdü. Halbuki onun evlenmesine, işte işinin büyümesine.
Tabiri caizse Şeyh Efendi çok uğraştı. Böyle üstadların uğraştığı, böyle hani himmet ettiği, böyle yakın durduğu kimseler vardır. Böyle onlar böyle hani işleri düzelir, açları düzelir. Onların hamagatları, böyle hamagat demek kör, doğruyu görmeyen, gerçeği görmeyen, neyin nereden olduğunu, neyin nereden geldiğini bilmeyen, görmek istemeyen. Kendisine kibir deryasını atmış. Ben yaptım, ben ettim. Onun arkasındaki duayı görmüyor. Arkasındaki himmeti görmüyor. Arkasındaki manevi tecelliyatı görmüyor. O kimseler yemlendikleri yere doğurmazlar. Karnını doyurdukları yere doğurmazlar. Onlar başka yerlere doğurmaya çalışırlar. Yumurtalarını başka yerlere atarlar.
E manevi tecelli keser himmetini. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ben önce kardeşlerimi düşünüyorum. Ben önce arkadaşlarımı düşünüyorum. Ben önce, ben komple, ben topluluğumuzu, dergamızı bir aile gibi görürüm. Ben bu topluluğun bir hizmetkarıyım, bu ailenin bir ferdiyim. Ben önce onları düşünüyorum. Ben başka bir şey kimse düşünmem. O yüzden fidyemi de, zekatımı da, fitremi de ben bu topluluğun içerisinde değerlendirim onu. Oruç ve namaz kılma şartı benim için yetmez. Ben kendim için söylüyorum onu. Ben o topluluğun içerisinde ne yapacaksam yaparım. Çünkü bana hizmet eden o topluluktur. Benle beraber koşan o topluluktur.
Ben bazen zaman zaman böyle programlarda geri çekilirim. Böyle bakarım, çocuklar 13 yaşında, 15 yaşında, 17 yaşında. Kendi kendime görürüm böyle. Otobüste uyuklaya uyuklaya giderler. Uyuklaya uyuklaya gelirler. Sabahleyin erkenden okula gideceklerdir tekrar. İşe gideceklerdir. Bir programa giderler, gelirler. İşte orada ne piştiyse onu yerler. Biz böyle hani paralı bir topluluk değiliz ki. Kendi kendimize olmaya çalışırız. E onlar ceplerinden ayırırlar, harçlıklarından ayırırlar. İşte sema talimine gelirler. Bendir talimine, ilahi talimine gelirler. Ne bileyim değişik hizmetlerde koşuşturlar. Ben önce onları düşünüyorum. O yüzden oruç ve namaz şartı lazım. Ama ben önce kendi aileme bakarım.
Ben ondan sorumluyum. O yüzden fidye de verilecekse kendi ailenize verin. Önce. Merhabalar soru iletecektim izninizle. Eskiden Allah dostları bir kap yemek, bir kap giysiyle yaşardı ve gönülleri Allah'tan başkasına meyletse uyarılardı. Bugün ise imkanlarımız malum. Biz bunca varlığın meşgalenin içinde nasıl Allah dostu olacağız? Ev, iş, çoluk, çocuk nasıl olacak bu? Şimdiden Allah razı olsun. Yani normalde her dönemin kendine ait imtihanları, kendine ait zorlukları, kendine ait kolaylıkları var. O yüzden bu dönemde Allah dostu yok diyemeyiz. Siz böyle derseniz. Bunlar böyle anlatıldığı gibi değil. Bir kap giysi, bir kap yemek değil. Koca dergah kurmuşlar.
O dergahı neyle kurdular ki? Şimdi kapatılan, hizmetten men edilen Karabaş-ı Veli tekkesi var. Karabaş-ı Veli Hazretleri o tekkeyi nereden kurdu ki? Eski Mevlevhane vardı Bursa'da. Sonra yıkmışlar, yanına su deposu yapmışlar. Şimdi Büyükşehir Belediyesi yine Mevlevhane yapmaya çalışıyor. Cunidi de de Mevlevhanesi. Neyle yapmış ki? Bir kap yemeği, bir tek cübbesi var ise. İmam-ı Azam Hazretleri tüccardı. Abdülkadir Geylan Hazretleri yine ticaret yapardı. Meslekleri vardı. Mesleksiz hiçbir Veli yoktur. Evet. Selamun Aleyküm hocam. WhatsApp'ta değişik gruplarda, gruplarında sırayla cüz okuyoruz. Ayrıca katılanlar da ölenlerine, hastalarına Kur'an okutmak istiyorlar.
Elden geldiğince okumaya çalışıyorum. Bu durumda çok dağ oluyorum. Sorum şu, kendi okuduğum hattımı aksatarak bu gruplarda Kur'an okumakla ne kadar doğru veya hatalıyım? Bir yandan bir şekilde Kur'an'la meşgul olmak için iyi bir vesile diye düşünüyorum. Fakat diğer yandan hatim yapmamın sürem uzuyor. Sen hatmine devam et. Böyle yeni moda çıktı. Yazıyorlar, bana bir Yasin okur musun? Otur oku kendin. Bilmiyorum. Üç İhlas bir Fatiha oku. Yok Yasin dağıtıyorlar. Yok işte Salat-ı Tefriciye dağıtıyorlar. Yok Hadis-i Şerif dağıtıyorlar. Yok Tevhid dağıtıyorlar. Şunu bana okur musun? Bir de hani benim telefon numaram da her yerde var ya. İşte atıyorlar.
Şu cüz'ü bana okur musun? Ya canım kardeşim otur oku kendin. Bu yeni çıktı. Allah muhafaza eylesin. Okumuyorum hiçbirisine de cevap vermiyorum. Selamun Aleyküm. Hayırlı geceler. Ben zekat hesaplamayı yaparken alıştan mı satıştan mı? Alıştan hesaplayacaksınız. Selamun Aleyküm.
Önceden ders almıştım. Düzenli bir şekilde çekmeye gayret ediyordum. Daha sonra nefsime uydum. Hem namazı hem derse aksatmaya başladım. Sonra da baya bir süre ne namaz kıldım ne dersimi çektim. Bu süreçte günah üstüne günah işledim. Şimdi eyvah dedim ama nereden başlayacağımı ve yapacağımı bilmiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim. Kaldığın yerden başta canım kardeşim. Kaldığın yerde başta Cenab-ı Hak muhafaza eylesin muinin olsun. Tövbe et namazına da dersine de başla inşallah. Selamun Aleyküm hocam. Benim bir sorum banka promosyon ödemesi helal mı haram mı? Bankalar ne ödüyorsa alın kardeşim. Yani banka darül harp hukukuna göre bankadan aldığınız caiz.
Banka maaş ödemelerini kendisiyle çalışmamız için 3 seneliğine anlaşma yapmış. Kişi başına yaklaşık bir maaş peşin ödeme yapacak. Bu para bana haram mı helal mı? Hayırlı akşamlar. Sen o parayı alman caiz. Al bunda bir sıkıntı yok. Hayırlı akşamlar hocam. Ben İzmir güzel yılda oturuyorum. Bir buçuk hafta kadar önce sizi rüyamda gördüm. Büyümüş olduğum mahallede siz ve bazı abilerimle beraber esnaf ziyareti yapıyordunuz. Yanınıza her gelmeye çalıştığımda kendimi çıplak halde bulup giyinmek için bir şeyler buluyorum. Bu şekilde 4-5 defa giyindim ve sonunda bir taksi durağına giyinik şekilde yanınıza gelebildim. Sizinle fotoğraf çektirmek istediğimizi söyledim.
Bana gel sağ dizime otur öyle fotoğraf çekelim dediniz ve fotoğraf çekildik. Rüyamı yorumlamanızı ve size tabi olup ders almak istiyorum. Ellerinizden öperim. Ders alacağına işaret. Allah muayinin olsun inşallah. Rabbim tövbelerini kabul etsin. Allah'ım daim eylesin inşallah. Sizin dersinizi de gönderiyorum. İzmir'de bizim Mehmet Kuyucu kardeşimiz var. Mehmet Kuyucu kardeşimizle irtibata gir. İnşallah onunla derslerine devam et canım kardeşim. İzmir'in zakiri Mehmet Kuyucu kardeşle inşallah irtibata gir. Onunla inşallah derslerine başla. Hayırlı akşamlar. 2020 yılında 30 bin vatandaş COVID'den öldü dedi Sağlık Bakanı. 2020 yılında 15 milyon turist geldi gitti.
Bir turist COVID'den ölmedi. Neden? Demek ki turistlere bulaşmıyor COVID. Normal yerli vatandaşlara bulaşıyor. Bir de bizim ülkedeki COVID daha farklı zaten. Bizdeki mutasyon farklı. Bizim ülkedeki mesela COVID AVM'lere bulaşmıyor. Gece kulüplerine bulaşmıyor. Ondan sonra İstanbul'daki metrolarda bulaşmıyor. Ondan sonra belediye otobüslerinde bulaşmıyor. Camilere bulaşıyor. Böyle enteresan bir COVID var bizde. Mesela Suriyelilere bulaşmıyor. COVID enteresan. Suriye'ye de bulaşmıyor. Ondan sonra Kuzey Gıra bulaşmıyor. Enteresan bir COVID var bizde. PKK'ya bulaşmıyor mesela. Böyle bizim bu ülkeye ait bu COVID. Böyle enteresan bir şey. Böyle dolaşıyor. Nerede namaz kılanlar var?
Onlara geliyor. Nerede ehli tarikat var? Onlara geliyor. Nerede böyle ekmeğine koşan küçük esnaf var? Onlara geliyor. Mesela berbellere geldi şimdi. İşte kuaförlere geldi. COVID küçük esnafa geldi. O yüzden büyüklerine bir şey yok. O yüzden bir de böyle bir COVID ki. Yani yastı namazına gelenlere dokunmuyor. Teraviye gelenlere dokunuyor. Yani yastı namazına kılanlara asla dokunmuyor. COVID diyor ki bunlar yastı kılıyorlar. Ama teravih kılmaya başlarsan yani sünnet işlersen COVID başında cebelleş oluyor. O yüzden ünlü bir profesörümüz teravih kılmayı haram eyledi. Siyasilerin cenazelerine bulaşmıyor. Ondan sonra devlet erkanının cenazelerine bulaşmıyor.
Siyasilerin kongrelerine bulaşmıyor. Bu COVID özel bir COVID. Mutasyon geçirmiş. O yüzden oraları bulaşmıyor. Ama öbür günlere bulaşıyor. Böyle enteresan bir COVID yaşıyoruz biz. Selamun Aleyküm. Daha önce bir paylaşımınızda şeyhinin vermiş olduğu esma senin için İsm-i Azam hükmünde gibidir. O zikri küçük görme ve çek manasında bir paylaşımınız olmuştu. Hemen akabinde derssiz olanların tevhid çekmesiyle ilgili bir paylaşıma devam ettiniz. Dersini aldıklarınızı ya da kendisi verenlerin bu konuda tevhidiyle tekrardan derslerini kendilerine verdiğinizi hissettim. Böyle bir durum var mı? Yok. Sormayı Allah'a affetsin hep ihmal ettim ama sürekli de aklımda ve beni meşgul eden bir soru.
Teşekkür ederim. Yani dersi bırakıp gidenler için böyle bir şey söz konusu değil. Tevhid herkese ben tavsiye ederim. Tevhidi çekin derim. Ama bir ders niteliğindeyse bu farklıdır. Ders niteliğinde olan. O yüzden dersini bırakıp gidenlerle alakalı değildi o sohbete. Selamun Aleyküm hocam. Nasuh tövbemi bozduğum ve büyük günahlardan birini işledim. Pişman oldum tövbe ettim ama içimden bir ses senden olmaz sürekli tövbe edip bozuyorsun. Allah seni affetmez pisliğin teksin diyor. Ve nefes alamıyorum kendime zarar vermekten korkuyorum. Ne olur bir tavsiye verin. Canım kardeşim bir kul günah hadisi kudüsü bu.
Bir kul günah işledi ve nedamet getirdi. Allah'a tövbe etti. Ya Rabbi beni affet dedi. Allah ona dedi ki kulun kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Affettim. Kul yine günah işledi. Yine döndü tövbe etti. Allah dedi ki kulun kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Affettim. O yüzden bütün ümmet için, bütün insanlar için geçerli bu peygamberler hariç hiçbir kimse yoktur ki bir günah onu perçeminden tutmasın.
Yani saçından tutmasın, kafasından tutmasın. Nicedir o ümmetin hali? Hazreti Peygamber öyle söylüyorlar. Ne yapacak onlar? Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir diyor. Hani tövbe edenler müstesna. Allah tövbeleri kabul eder. Tövbe eden de hiç günah işlememiş gibidir. Canım kardeşlerim. Ne günah işlediysek işledik. Rabbim cümlemizi affetsin. Oturalım. Hani bir hadis-i şerif var ya. Çok ümit vardır bu hadis-i şerif. Kim yüz sefer subhanallah ve bihamdihi subhanallah il azim ve bihamdihi estağfurullah el azim der ise. Deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onun günahını affeder. Kim topluca zikrullah halakasına oturur, zikrullah ederse Allah onun geçmiş günahlarını affeder.
İmam Hanbel'in naklettiği hadis'te geçmiş günahlarını affa çevirir der. Biz şimdi burada gecenin sonunda tevhid çekeceğiz. Toplu bir şekilde buradakilerle. Az üç tevhid çekeceğiz. Bu kadar burada vaktimiz, zamanımız, yerimiz. Sen inşallah soruyu yeni yazmışsın zaten. Devam et sohbeti dinlemeye. Sonunda inşallah tevhid çekelim. Çünkü işte yaklaşık olarak kaç kişi takip ediyor? Evlerinde iki bin kişi, üç bin kişi. Hep beraber tevhid-i şerifi çekersek, hep beraber inşallah affolmuş, hep beraber geçmiş günahları sevaba hayra çevrilenlerden olmuş oluruz. O yüzden tövbe edelim, Allah'ı zikredelim. Toplu zikir meclislerine. Üç kişi olduk mu cemaat oluruz çünkü.
Evinizde dahi üç kişi olsanız cemaat olursunuz. La ilahe illallah, la ilahe illallah deyip de Allah'ı zikrederseniz cemaat da Allah'ı zikretmiş, sevabı olmuş olur. Ve aynı zamanda da geçmiş günahlarınız sevaba çevrilmiş olur. Ümidinizi yitirmeyin. O yüzden ümitsizlik yok. Tövbe ederiz. Ondan sonra tekrar tövbe ederiz, tekrar tövbe ederiz. Yolumuza ve hayatımıza devam ederiz. Allah bizi tövbe edip, tövbesinde sabit kalan kullarından eylesin inşallah. Amin. O yüzden tekrar söylüyorum. Kendime de bu nasihatim. Kim subhanallah ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfurullah el azim zikrini yüz sefer söylerse, deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder.
Allah affa mahzor olan kullarından eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Antalya'dan yazıyorum. Benim komşum yabancı Hristiyan. Yarın onların bayramı iki gündür komşularımla beraber hazırlık yapıyorlar. Yumurtaları haşlayıp boyadılar. Ve yarın bütün çocukları toplayıp yumurtaları doğatacaklar. Benim çocuklarımı çağırdıklarında göndermesem ayıp olur mu? Dualarınızı istiyorum. Hayırlı Ramazanlar. Ben göndermezdim. Çünkü bir Hristiyan adetini, bir gayrimüslim adetini ben çocuklarımın öğrenmesini istemem. Onlara benzememek adına istemem. O yüzden onlara benzememeye gayret edelim inşallah. Selamünaleyküm. Ben Tekirdağ Kapaklı'dan Volkan Şahin.
Ben bir mürşidi kamile intisap ettiydim. O zat da geçen pazartesi vefat etti. Vefat etmeden önce sizi rüyamda gördüm. Beyaz bir tahta önünde ben ön sıradayım. Bir şeyler anlatıyorsunuz. Gülerek ertesi gün istihar yaptım. Bir şeyler anlatıyorsunuz gülerek. Ertesi gün istihar yaptım. Ya Rabbi beni sana ulaştıracak bir mürşidi kamil göster diye dua ettim. Gece sizi gördüm. Bana lacivert bir çaraf verdiniz. Bunu iade et dediniz. Ben de emredersiniz efendim dedim. İade edince ne diyeyim dedim. Bana kardeşime para göndereceğim dersin. Dediniz. Ertesi günlerde de sizi rüyamda gördüm. Müsaadenizle uygun görürseniz ders istiyorum. Bir de müsaade ederseniz itikafa girmek istiyorum.
Allah mübarek eylesin Vedat kardeşim. Allah'ım inşallah daim eylesin. Cenab-ı Hak muinin olsun. İtikafa da girebilirsin. İtikafla alakalı da dersi erkekler grubu var. Oraya girersen telegramda. İnşallah orada dersi bulabilirsin. İnşallah dersin de itikafın da mübarek olsun. İnşallah Rabbim daim eylesin. Cenab-ı Hak son nefesimize kadar Kur'an ve sünnette hizmet eden, Kur'an ve sünnette koşuşturan kullarından eylesin inşallah.
Bir günahı içinden bir şey olmaz diyerek o günahı işlemek küfre girer mi? O katmerli günah kebair olmuş oluyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden tövbe edip geri döneceğiz. Tövbe etsek ama o günahta göz cinası olsa bu günahta nasıl sakınabilirim? Tövbe et canım kardeşim. Tövbe et. Tövbe bütün günahları temizler. Selamun Aleyküm. Arkadaşımın telegramı olmadığı için benden rüyasını size iletmemi istedi. Rüyası. Bir odanın içerisine giriyorum. Karşıda Mevlana'nın kabri var. Bana gel diyor. Ardından bir şeyler daha söylüyor. Ama aklımda kalmamış. Daha sonra tam onun kabrin yanında bir pencere var.
O pencerenin içindeki odada Şemsi Tebrizi'nin kabri var. Oraya bakıyorum uzun bir süre. Yolu Hazreti Pir'in üzerinden geçiyor. Bir de Şemsi kolundan olacak inşallah. O yüzden mübarek olsun. Bir Pir efendileri görmek. Rahmettir, berekettir, lütuftur, ikramdır, ihsandır, hidayettir. Rabbim muhine olsun inşallah. Selamun Aleyküm. Ben Yunus Emre Perşembe günü yanınıza gelip ders almıştım. Önceki hafta canlı yayından rüyamı size anlattıktan sonra aklıma takılan bir sorumdan dolayı ders isteyememiştim. Daha sonra yanınıza geldim ve ders aldım. Size Risale okuduğum için ders almamda bir sakınca olur mu? Ya da Risale veya farklı bir dini kitap okuyunca ya da farklı bir cemaatin sohbetine gidince sıkıntı olur mu diye sormuştum.
Siz de bu sorumu canlı yayın üzerinden tekrar sormamı söylemiştiniz. Evet. Canım kardeşlerim, bütün cemaat ve tarikatları bağlayan bir şey. Böyle bir kimse bir üstada intisap edince Risale okumasında, başka farklı cemaat ve tarikatların sohbetine gitmesinde, zikrullah'a gitmesinde bir beis, bir sakınca yoktur. Müminler kardeştir. O yüzden biz bütün hangi cemaatten olursa olsun biz onu kardeşimiz biliriz. Müsaitsek eğer bizim o gece kendi sohbetimiz yoksa onların sohbetine zikrullahına katılmamızda bir beis yok. Risale okumamızda da bir beis yok. Biz böyle hani at gözlüğü takıp da böyle sadece bir kitap okumayı da çok uygun görmeyiz. O yüzden hadis okuruz, fıkıh okuruz, tefsir okuruz. Risale-i Nur'larda önemli bir tefsir kitabıdır, bir tefsir külliyatıdır.
O yüzden okumasında bir beis yok. Böyle bazen bazı dergahlarda, bazı işte kimselerde eleştirmek için söylemiyorum. İşte cehri zikrullah'a katılan tarikattan düşer. Yani bunlar çok uygun şeyler değil, ümmetin kardeşliğine zarar verici şeyler. Selamun Aleyküm. Bundan dört yıl önce çalıştığım bir alışveriş merkezinde bir kız için patron konuşmak istedim. Niyetim evlilikti. Patron bana onu seninle konuşmak istiyor. Sen mi dedi. Ben de benimle konuşmak istiyor dedim. Ama kız öyle bir şey bana söylemedi. Ama kızla bir sohbetimiz oldu. Bana evli misin dedi. Hayır dedim. Peki sen diye sordum.
Konuştum. Vardı. Artık konuşmuyorum dedi. Aradan üç ay geçti. Ben patronuna söyledim. Niyetim iftira atmak değil sadece müsaadesi istedim. Kız yabancı ürükluydu. Patron bana kocasıyla görüştüm. Onunla konuş dedi. Ben de Allah için ben evli olduğunu bilmiyordum. Bu konu kapatalım dedim. Yuvas yıkılmasın. Çok korktum. Çok tövbe ettim. Pişman oldum. Şimdi iki çocuk var Yuvas için. Dua ettim. Çok şükür Yuvas'ın mutlu. Şimdi helallık istesen fitne çıkacak. Sizde ne yapmalıyım? Hiçbir şey yapmana gerek yok. Tövbe et. Allah yoluna çıketsin inşallah. Merhaba. Hayırlı geceler. Benim için dua eder misiniz? Cenab-ı Hak gönlüne genişlik versin. Derinlik versin.
Mutmeyin eylesin. Kalbini zikrullahla süslesin inşallah. Hocam merhaba. Benim abim madde bağımlısı ve bir kızla görüşüyor. Kız da uygun görmediğimiz birisi. Bunlardan nasıl kurtarırız? Bundan sebep annem babam çok üzülüyor. Allah yardımcınız olsun. Tatlı tatlı tebliğ edin. Tatlı tatlı söyleyin. Tatlı tatlı konuşun. İnşallah. Selamun aleyküm. Hayırlı geceler abim. İçkiyle iştigal ediyor. Nasıl bir yol izleyelim? Evde itikafa girilir mi? Normalde erkekler etraflarında girebilecek bir cami bulamıyorlarsa, evlerinde bir oda tespit edip orada itikaf edebilirler. Bu pandemiyle alakalı. Çünkü camilerde girilecek bir cami yok ise, yani bir camiyi normalde bu konuda vermiyorsa diyanet, o zaman evde erkekler girebilirler.
Bayanlar da ne yapacaklar? Evlerinin bir köşesine itikafa girebilirler. İnşallah içki içenlere biz nasihat edelim, onlara anlatalım içkinin kötülüklerini ve haramiyetini. İnşallah Cenab-ı Hak onların tevbelerini kabul eder. Telegramdaki grupta çok tartışılır ve bunun içerisinde hakarete giriyor. Bundan çok rahatsız oluyorum. Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Hakaret edenler, birbirlerine hakaret edenler doğru yapmıyorlar. Hakaret edenler, tabiri caizse bizden değil. Tartışılabilir bir konu hakkında insanlar fikirlerini söyleyebilir. Ahlaki kurallar dairesinde tartışmaya açığız. Ama hakarete açık değiliz. Birbirini böyle yok saymaya açık değiliz.
O yüzden bir konunun tartışılmasından muzdarip olmam. Herkes fikrini söylemesi lazım. Hür bir şekilde fikrini beyan etmesi lazım. Ama hakaret etme, onu yok görme, bu noktada ona böyle tepeden bakma, Kur'an ve sünnet alakının dışında davranma söz konusu olmaması lazım. Size intisap istihetmek istiyorum sevgili hocam demiş.
Ya Rabbi en sevdiğim sayıttı uyandır beni. En sevdiğin amelle uğraştır beni. Beni sana yaklaştıracak ameller nasibeyle, günahlarından uzaklaştıracak ameller kavuştur beni diye dua edip yattım. Hocam uyanınca YouTube'da siz karşıma çıktınız. Size intisap etmek istiyorum. Tamam. Bu da bir tecelliyat. Ey Allah. Sana dersimizi verdik canım kardeşim. Günde en az bir sefer bunu çekeceksin. Ahlakını güzelleştireceksin. Allah mübarek eylesin inşallah. Tekirdağ Kapaklı'dan Volkan kardeş. Allah yardımcın olsun inşallah. Rabbim o inin olsun. Selamun aleyküm. Ben sizden dersliyim. Uzun zamandır da çekmedim. Tekrar başlayacağım Allah'ın izniyle. Benim sizinle telefon ya da herhangi bir şekilde iletişime geçmem lazım.
Lütfen evladınız olarak buna çok ihtiyacım var. Canım kardeşim normalde telegramda tasvuf farklı erkekler grubu var. Oradan iletişime geçebilirsin. Derslerinde başlayabilirsin. Allah muinin olsun inşallah. Üstadım ben sizi rüyamda görüp dergaha girmek istedikçe rüyamda ölmüş anne babamı görüyorum. Ve rüyam ne anlama geliyor? Anne babana dua et. Anne babanın üzerine hayır hasenat et inşallah. Ama arkadaşım rüyasını iletmemi istedi. Hocanız bir ilkokulun önünde arabanın içindeydi. Ben de onu izliyordum. Sonra arabadan indi ve okula doğru yürüdü. Okuldakiler kaçışmaya başladı. Ama hınca hınç meğerse hocamız geliyor diyeymiş.
Sen kaçmadınsan ders alacaksın inşallah. Allah'ın üyesi inşallah. Sevgili kıymetli soru soramıyoruz. O halde anınız aşk olsun. Hayırlı geceler. Hayırlı geceler. İçin, dışın, önün, arkan, yolun, sonun aşk olsun inşallah. Evet. Cengiz kardeş. Allah senden de razı olsun. Allah yardımcın olsun. Daim olsun inşallah. Evet. Soru sormayan kardeşler için teşekkür ediyorum. Bakın böyle olunca işte yeni sohbetleri, gelen arkadaşlar böyle soru sorabiliyorlar. Daha faydalı oluyor onlara. O yüzden normalde direkt ulaşabiliyorlar. O yüzden yine biz eski arkadaşların soru sormamasını tavsiye ediyoruz inşallah.
Yine bu minval üzerinde devam edelim. Cengiz kardeş İzmir'denmiş. Evet. İzmir'den yazdım. Allah razı olsun. Dersimi aldım demiş. Allah mübarek etsin. Şeyde İzmir'in zakiri Mehmet Kuyucu kardeşimiz var. İnşallah Cengiz kardeşi onunla irtibata gir. Onlar orada, oradaki faaliyetlere katılırsın inşallah. Allah mübarek eylesin inşallah. Evet kıymetli dostlar, biz tabii sohbetin bitiminde kısa da olsa bir zikrullah yapıyoruz. O yüzden zikrullahın ardından da Fatiha deyip sonlandırıyoruz. Bu inşallah Rahman toplu zikrullaha giriyor. Çünkü yaklaşık biz burada bir kavurmalık varız. O yüzden inşallah Cenab-ı Hak geçmiş günahlarımızın affına, geçmiş günahlarımızın sevaba çevrilmesine vesile eylesin.
O yüzden tevhid onun kalası, biz de onun kalasına sığındık. Cenab-ı Hak katından ikram etsin, ihsan etsin, muhafaza eylesin inşallah. Eftali zikrfale mennehu la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah El Fatiha ma salavata amin.
Evet. Allah gecenizi mübarek eylesin, Cenab-ı Hak Ramazan'ınızı mübarek eylesin, tuttuğunuz oruçlarınızı, yaptığınız ibadetleri mübarek eylesin, katında kabul etsin inşallah. Hayırlı geceler, Allah'a emanet olun. Selamun Aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi