Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Mayıs 2021 · 2:12:03
Selamun Aleyküm, hayırlı geceler, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüz hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Malum Ramazan'ın son on günü, bu son on gününün içerisinde yirmi yedinci gecesi, tabiri caizse ben her yirmi yedinci gecesi, böyle Kadir Gecesi kutlandığında, Ramazan artık bitti, el salıyor diye düşünürüm. Cümle Ümmet-i Muhammed'in Kadir Gecesi de mübarek olsun. Gönül arzu ederdi ki, Kadir Gecelerini büyük bir coşkuyla, büyük bir huşu ile, büyük bir sevinçle yaşayalım. Büyük bir sevinçle Kadir Gecelerinin o muhteşemliğini idrak edelim. Ama Ümmet-i Muhammed, bilhassa Osmanlı'nın son yüz yılından sonra, her tarafta ateş altında, her tarafta Ümmet-i Muhammed'in kan akıyor, her tarafta zalimlerin zulmünün altında inim inim inliyor.
Yine her Ramazan sanki böyle kasıtlı yapılıyor. İngilizlerin kurdurduğu pis İsrail terör devleti, Filistinli Müslümanların yine kanını akıttı, yine zulmetti. İbadethanelerde, onların normal Mescid-i Aksa'da ibadet eden, namaz kılan Müslümanların üzerine ateş açtı. Oradaki Mescid-i Aksa camisini bastı. Oradaki evleri, oradaki insanları, oradaki Müslümanları rahatsız etmeye, onların kanlarını dökmeye, onları şehit etmeye devam ediyor. Ve ne yazık ki bir avuç bu pis İsrail Yahudisine dur diyecek herhangi bir kimse yok, herhangi bir topluluk yok, herhangi bir devlet de yok. Ümmet-i Muhammed, bir buçuk milyarın üzerinde, bir buçuk milyarın üzerindeki Müslümanlar, ne yazık ki bu İsrail'i durdurma gücüne, kuvvetine sahip değiller.
Ya da İslam ülkelerinin, İslam milletinin başındaki devlet idarecilerinin böyle bir dertleri yok. Yani bakıyoruz, hepsi de işte bir ne o İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bir ağırlığı var, ne Müslüman İslam devletlerinin bir ağırlıkları var. Zaten bir kısmı bundan önce İsrail kalktı Mısır'la, Suudi Arabistan'la, Birleşik Arap Emirlikleri'yle böyle bir iyileşme, normalleşme, hatta Sudan'la bile bir iyileşme, bir normalleşme yaptı. Ve ne yazık ki İslam ümmetinin başındaki liyakatsız, ferasetsiz, batı uşağı olmuş, batının güdümüne girmiş, emperyalistlerin güdümüne girmiş, devlet başkanlarıyla, hükümet başkanlarıyla, askeri erkanla ne yazık ki baş başalar. Öyle olunca da onlar ümmet-i Muhammed'in derdiyle dertlenmekten, ümmet-i Muhammed'in çilesiyle çilelenmekten uzaklar.
Kendi makamlarını, kendi mevkilerini düşünüyorlar. Kendi saraylarını, kendi lüks hayatlarını düşünüyorlar. Ve ne yazık ki onların böyle bir Filistin davası gibi davası yok. Onların Doğu Türkistan davası gibi davaları yok. Onların bu Pakistan'da, Afganistan'da, Bangladeş'te, ondan sonra bu Uzak Doğu'daki Müslümanların yaşadığı çilelerle bir davaları yok. Fransa'da, Almanya'da, Belçika'da, İngiltere'de, Amerika'da Müslümanlar inim inim iniyor. Haklarına, hukuklarına ne yazık ki sahip olacak herhangi bir devlet veya bir topluluk yok. Müslümanların kendi bir birleşmiş milletleri yok. Müslümanların kendilerine ait bir silahlı güçleri yok. Müslümanların kendilerine ait kendi haklarını savunacak, ümmet-i Muhammed'i koruyacak.
Ne ekonomik, ne siyasi, ne askeri herhangi bir yapılanmaları yok. Çok cılız kalıyor. Aynı o fiten babındaki hadis-i şerit'te belirtildiği gibi, bugün Müslümanlar çok ama denizin üzerindeki köpük misali hiçbir ağırlıkları yok. Ve biz iftar ederken Filistin aklımızda değil, biz iftar ederken kanı dökülen Müslümanlar aklımızda değil. Ve acı bir şey. Bu böyle her yıl tekrar eden bir İsrail zulmü var. Her Ramazan'da. Bakın her Ramazan'da gövde gösterisi yapıyorlar. Bütün Müslümanlar orada teravih kılacaklar. Bütün Müslümanlar Mescid-i Aksa'da namaz kılacaklar. İftar edecekler, ibadet edecekler. Ve onların üzerine silahla, bombayla, tüfekle saldırıp, postallarıyla camilere girip ne yazık ki her türlü zulmü yapıyorlar.
Ve dünya Müslümanları bu konuda sessiz, sesini çıkarmaktan aciz. Bizim lüks hayatlarımız, rahat hayatlarımız, bizim katlarımız, yatlarımız, arabalarımız, bizim yaşadığımız rahat hayat, bizi ne yazık ki bu mücadeleden uzak tutuyor. Biz dolabımızdaki yiyecekleri, altımızdaki arabayı, lüks evlerimizi terk edip de bu davanın peşine koşabilecek noktada değiliz. Ne yazık ki koşuyoruz diyen siyasi erkan da bundan uzak, herkes Allah yolunda mücahidiz diye yola çıkıp bir müddet sonra müteahhitlik, bir müddet sonra itlik yapıyor. Veyahut da işte paranın, pulun peşine, makamın, mevkinin peşine düşüp ne yazılık ki bozulup gidiyor. Ve İslam ümmeti bu keşmekeşliğin, bu dağınıklığın altında inim inim inliyor.
Ve İslam'ın, Müslümanların hakkını, hukukunu koruyacak, Müslümanların şanını, şerefini, izzetini, namusunu koruyacak herhangi bir kurum yok. Bakın Amerika geldi, Irak'ı bombaladı, yaktı, yıktı, batı geldi, Irak'ı yaktı, yıktı, bombaladı, yürüdü gitti, Suriye'yi yaktı, yıktı, bombaladı, yürüyüp gidiyor. Bosna'yı yaktı, yıktı, bombaladı, insanları şehit etti, tecavüz etti, çekti gitti. Ve Batı'ya bunun hesabını soracak, bunun faturasını kesecek İslam dünyasında bir şey yok, oluşum yok. Yemen altını üstünü getirdiler, hiç kimsenin umurunda değil, Mısır'da Sisi geldi darbe yaptı, mahkemenin önünde darbe yaptı, Cumhurbaşkanı'nın mahkemede öldürdüler, hiç kimsenin umurunda değil. Bunun gibi, o yüzden İslam dünyası bu manada bakılırsa sahipsiz, kimsesiz, kimliksiz, kişiliksiz, İslam dünyası hakkını, hukukunu koruyabilecek, hakkını, hukukunu savunabilecek güç ve kuvvetten uzak, İslam dünyası namusunu, şerefini korumaktan uzak, İslam dünyası haysiyetini korumaktan uzak,
izzetini korumaktan uzak, dağılmış vaziyette ve bu dağınıklığın içerisinde, bu perişanlığın içerisinde biz yine bir Cenab-ı Hakk'ın bize lütfu, ikramı, ihsanı olan Kadir Gecesi'ni yaşayacağız. Gönül arzu ederdi ki, böyle bir giriş yapmayayım ben. Gerçekten düşündüm, düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum kendimce, yani bu Ümmet-i Muhammed'in hali ne olacak diye ve kendimce de dedim ki, yani her Kadir Gecesi'nde veya Kandil'de Ümmet-i Muhammed'in acısını, sancısını, derdini paylaşıyoruz.
Başka bir şey konuşabilecek fazla bir şeyimiz kalmıyor. Allah muhafaza eylesin. İyi ki yine de böyle bir Kandil Geceleri var. Yani yakında bu Kandil Geceleri'ni de bizim yok etmek için uğraşacaklar. Hani çünkü böyle her dinin kendince bir şiarı vardır ya, işte mesela dinin şiarından, Hristiyan dininin şiarındandır, haç. Hristiyan dininin şiarındandır, işte nedir? Çan çalınması. Hristiyan dininin şiarlarındandır. İşte onlar ne? Yortu günü yapıyorlar. İşte Hristiyan dininin de kendince değişik şiarları var. Ve bu şiarları Hristiyanlar tarih boyunca sahip çıkmışlar. Aynı şekilde Yahudi dininin de şiarları var. İslam dininin de şiarları var. Bakın Batı kendini Hristiyan dininin şiarlarıyla uğraşır.
Veyahut da Yahudiler kendi dinin şiarlarıyla uğraşmazlar. Ya şiar dediğim şey, şimdi gençler anlayamayabilirler, işaret demek. Şiar, işaret. Yani İslam'ın işareti, Hristiyan'ın işareti. Bir haç görürseniz siz bir yerde, bu ev veya bu köy Hristiyan dersiniz. Bunun gibi, hani bir çan sesi duyarsanız, bu Hristiyanların adetidir, şiarıdır, işaretidir. Bunun gibi, İslam'ın da kendince, kendi işaretleri var, şiarları var. Bu mübarek aylar, mübarek günler, İslam'ın kendi işaretlerinden, şiarlarından, bu husisi olarak kendi kıymeti, kendi değeri İslam'ın bunlar. Bunlar normalde, hani bunlara karşı da selefi, vahabi takımı, bir kısmı böyle Müslüman'mış gibi, İslam'mış gibi görünen, ama ne yazık ki hadisleri inkar eden, normalde bütün mübarek geceleri inkar eden, ayetleri de inkar edenler de çıktı da artık, bunları inkar edenler var ya, normalde bu şiarları da inkar ediyorlar.
O yüzden, bu şiarları, halbuki bütün kainat, bütün alem, bütün varlıklar, bu kutlu, mübarek zamanlara hürmet ederler. Ama ne yazık ki, varlığın değişik pertelerinde, değişik varlıklar, bu kutlu günlere, bu mübarek günlere hürmet ederlerken, bizdenmiş gibi görünenler, ne yazık ki bu kutlu günlerimize, bu mübarek günlerimize bizim saygı göstermiyorlar.
Allah muhafaza eylesin. Bugün, bir haberde şey yapmıştım, bu neydi adamın adı ya? Televizyon programları filan yapıyordu. Şimdi bakayım eğer olabilirsem ya. Metin Uca, Metin Uca, aklıma geldi şimdi, bulamadım ama. Metin Uca mıydı, neydi? Metin, Metin mi adı? Uca soy ismi, onun ama.
Metin Uca değil mi? Metin Uca kalkmış, Kadir gecesiyle dalga geçen bir tweet atmış. Tabii Metin Uca da, onu bizim Mehmet Emin Bey, avukatın, Avukat Mehmet Emin Bey'in kardeşi Engin, o da avukat, o bana bildirmişti, söylemişti. Böyle bir Müslümanları tahrik eden, Müslümanları böyle herhangi bir ibadetine alay eden bir tweet atıyormuş. Ondan sonra da Müslümanlar ona hakaret edince, Twitter'dan, o da gidip onları şikayet edip, onlardan tazminat alıyormuş. Adamın işi buymuş. Bunun gibi o da böyle Kadir gecesiyle alay eden bir şey atmış. İşte bu böyle Müslümanların da yüzyıllardan beri kutladığı mübarek ay, gün ve geceler senenin içerisinde dağıtılmış.
Ve İslam'ın işareti olan, işte bizde de işaret, mesela şimdi Ezan-ı Şerif okundu. Ezan bir İslam'ın işaretidir. Minareler İslam'ın işaretidir. Hani Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri böyle sabaha karşı bir beldeye yaklaştığında, eğer orada Ezan sesi varsa, minare varsa, orası İslam köyü derviş. Yani oraya saldırılmasına, oraya herhangi bir şey söylenilmesine karşı çıkarmış. Demek ki minareler de ne olmuştu bizim için? İslam'ın şiarı olmuştu. Mezar taşları İslam'ın şiarıdır bizde, işaretidir. Bilhassa biz Bosna'ya gittiğimizde, orada mesela işte Hristiyan mezarları ve Müslüman mezarları hemen ayrı. Nereden ayrılıyor? Mezar taşlarından ayrılıyor. Dikkat edin, bizim mezar taşlarımız da şu anda İslam şiarı işareti değil.
Bizim şu anda mezarlarımız da İslam işareti değil. Bizde şimdi, ben de dahilim buna. Ben de annemin babamın mezarına bir mermer yazdırdım, koydum. Aslında normalde İslam şiarı, onun normalde eğer alimse, alimse, onun kafasına alim sarığı yapmak. Şeyhse, o mezar taşını şeyh sarığı yapmak. İşte neyse o kimsenin mesleği, mesleğiyle alakalı onun bir sarığını sardırmak. Ve onun mesela başına muhakkak bir sarıklı ama dilimli ama dilimsiz bir mezar taşı yaptırmak. Bu İslam'ın şiarı. Yani o kimsenin İslam olduğunun şiarı mezar taşından belli. Bugünkü mezar taşlarından değil. Bakın tekrar dikkatinizi çekiyorum. Bugünkü mezar taşları çünkü, gidin başka bir Hristiyan mezarlığına, onlar da mermere yazdırıyorlar, kare veyahut da işte dikdörtgen şekilde.
Ondan sonra biz de yazdırıyoruz. Onlar da mezarın komple boyunca kocaman bir tane bir şey yazıyorlar. Biz de aynı yazdırıyoruz. Yani biz adım, adım, adım, adım, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin dediği gibi biz onlara uyduk. Yani ne yaptık? Biz mezar taşlarımızı da kafirlerin mezar taşlarına benzettik ki, mezar taşları İslam'ın şiarıdı. Yani şairiydi, şeariydi. Yani işaretiydi. Ama bizim ne yazık ki işte medreseler İslam'ın işaretidir. Çeşmeler, çeşmelerdeki kitabeler İslam'ın işaretidir. Ondan sonra bunların hepsi de birer İslam nişanıdır. Ve bunlara normalde gittiğimiz, geldiğimiz yerlerde bu işaretler hep vardır. Bu mesela bu işaretler veyahut da bu şeayirler kimisi farzdır.
Yani nedir bu? Mesela namaz müminlere farzdır. Namaz müminlere farzdır. Mümin olmayanlara farz değil. Namaz akıllı ve müminlere farzdır. Oruç akıllı ve müminlere farzdır. Bunun gibi zekat parası olan, zengin olan mümine farzdır. Hac parası olan ve sağlığı yerinde olan mümine farzdır. Bakın bunlar akıllı ve mümin olanlara farzdır. Eğer bir kimse akıldan noksanlığı varsa, mümin değilse bunları yerine getirmez. O yüzden bu işaretlerin bazıları da nedir? Farzdır. Bazıları nedir? Bazıları da vaciptir bu işaretlerin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine saygı göstermek. Çünkü hadise sabit ya benim adım bir yerde, senin adın Cebrail aleyhisselam diyor.
Ey Muhammed, senin adın bir yerde anılır da, sana salatu selam getirmezlerse, Allah'ın ve meleklerin laneti onların üzerine olsun. Amin. Hadis-i şerif uzun biliyorsunuz. Ramazan ayı gelir de, o kimse affolmazsa, Allah'ın laneti onun üzerine olsun. Amin. Neden? Çünkü kim otuz Ramazan orucunu tutarsa, Cenab-ı Hak onun geçmiş günahlarını affedecek. Bu sabit. O yüzden Ramazan ayı gelmiş, o kimse oruçtan bir haber tutabilecekken, sağlığı yerindeyken tutmuyor. O zaman o kimsenin diyor, affolmadığı ise Allah'ın laneti onun üzerine olsun. Öbürküsü ne? Anne babasının yaşlılığına rastladı da, anne babasının yaşlılığına rastladı da, anne babasının yaşlılığına rastladı, aff olmazsa.
Yani bu ne demek? Anne babasının yaşlılığına rastladı, onların rızasını almadı. Onlarla ilgilenmedi, onlara bakmadı, onlara itaat etmedi, onların gönüllerini almadı. Ona da Allah'ın laneti üzerine olsun diyor. O yüzden kıymetli dostlar, bakın anne babaya da itaat etmek, anne babaya da bakmak bu manada nedir? Dinimizin bizim işaretidir. Dinimizin şe'arıdır bu. Bunu eğer es geçmekte doğru değil. Bunlar vacip çünkü. Kurban kesmek gibi. Hanefilerde neydi? Kurban kesmek vacipti. Kurbanı almak, kurbanı kesmek İslam'ın işaretlerinden. Şimdi zaman içerisinde biz de batılılaşacağız diye kurban kesmeyi bıraktık. Kurbanı işte bir oturduğumuz yerden bir vakfa vereveriyoruz.
O vakıflar da zaten böyle parayı pulu kapmak için sırada duruyorlar. Kapacaklar zaten. Parayı kapsınlar da baksınlar işlerine ona bakıyorlar. O yüzden kurban kesmek, bayram namazlarını kılmak bunlar İslam'ın işaretleri. Kurban bayramında, arefe günü sabah namazından dördüncü günün ikindi namazına kadar fazladan sonra teşrik tekbirlerini okumak. Bunlar böyle aklıma gelen vacipleri böyle sıralayıverdim. Daha çok vacip var da bunlar böyle halka yönelik, insanların içine yönelik. O yüzden bunları işaretliyiverdim. Bazı da bu işaretlerden bazıları da sünnettir. Nedir bu? Ezan okumak gibi. Hani ezan okumak sünnettir. Selam vermek gibi. Sünnettir. Bunlar böyle hani daha birçok sünnetler vardır ya.
İşte insanları yedirip içirmek, hayır hasenet etmek, açı doyurmak, ondan sonra susuza su vermek gibi. Bunlar hep böyle birçok sünnet var. Hayatı sünnetleri, hayatımızı sünnetlerle yaşarsak, sünnetlerle sarmalarsak harika bir şey. Bunlar da ne? İslam'ın işaretlerinden. O yüzden bu işaretlerin hepsi de ama Adem'den itibaren süre gelen. Ama Hazreti Muhammed Mustafa'dan sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden. Ama geçmiş peygamberlerden süre gelen İslam'ın işaretleri. O yüzden geçmiş ümmetlere namaz farz kılındı gibi size de farz kılındı. Bakın geçmiş ümmetlerinden itibaren İslam'ın işareti. Geçmiş ümmetlere oruç farz kılındı gibi size de farz kılındı.
O zaman geçmiş ümmetlerden itibaren oruç var. İslam'ın işareti bakın bunlar. İşte Kadir Gecesi veyahut da işte Beraat Gecesi, Şaban'ın 15. Gecesi, Mevlüt Kandilleri gibi bunlar da bütün kandiller İslam'ın işaretleri. Bunları özellikle böyle aldım ki hani böyle özellikle bu işaretlere saldırılıyor. Saldırıldı. Şimdi artık hadislere de saldırıyorlar. Ayet-i kerimelere de saldırıyorlar. Mesela İslam'ın işaretleri 3 aylar örneğin. Bu haram aylar 4 aylar ama 3 aylar önemli. Recep, Şaban, Ramazan bu 3 aylar. Öbür 4. haram ayı nedir? Öbürkü de Zilhicce. Evet.
Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep. Evet. Bunlar neydi? Haram aylar. İşte bu haram aylar. Bunlar da ne? İslam'ın işaretleri. Zilkade, Zilhicce, Recep ayları. Bunlar ne? Haram aylar. Bu aylarda ne yapıyordu? Hiç kimse savaşmıyordu. Arife günleri, aşure günleri. Ondan sonra hicri yılbaşı. Ondan sonra Ramazan kurban bayramı. Cuma günleri. Bunların hepsi de neydi? Bunların hepsi de bizim için mübarek günlerdi. Bunlar bu mübarek günler, bu kutsal günler de bizim için ne? Birer İslam'ın işareti. Ve tabi o mesela kurban evet on gün o Zilhicce'nin ilk on günüyle de alakalı Cenab-ı Hakk ayeti kerimede de and olsun fecre ve on geceye buyurmuş. Fecir ayeti ki işte bu Zilhicce'nin ilk on gününde de gecesini ihya etmek, gündüzlerini namazla geçirmek, oruçla geçirmek bu manada önemli adı.
Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde buhar'de geçen bir hadis-i şerife göre salih amellerin Allah'a en ziyade sevgili olduğu günler Zilhicce'nin başındaki bu on gündür buyurmuş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Zilhicce'nin ilk gününde tutulan her bir orucun bir yıllık oruç gibi gecesindeki kıyamın ise yani namazın ise Kadir gecesi gibi fazileti olduğu Tirmizi'de geçen bir hadis-i şerifte geçerli. O yüzden normalde böyle bu mübarek günler, böyle bir İslam'ın şiarı olduğu işte böyle faziletli günleri boş geçirmemek, o günlerde ibadet etmek İslam'ın kendi işaretlerinden. Bunlara savaş açanlara susturun. Bunlarla da mücadele edin. Sessiz kalmayın. Bizim dinimizin şiarına dokunmasınlar. Solaganda kalmasın bu bayrak inmez ezan susmaz diye.
O zaman ezanı susturmaya gayret eden, ezanı susturanları susturalım biz de. Neyle? İlimle susturalım. Neyle? Biz o ezanı okumakla susturalım. Çünkü Müslümanlar bu konuda gayret sarf etmezlerse bu topraklarda mübarek ezan-ı şerifler susturuldu bir zaman. Kur'an-ı Kerimler susturuldu. Bakın bunlar önemli şiarlar. Mesela işte namazı da bir gün gelip susturabilirler. Bunun gibi sıkıntılı zamanlar yaşıyoruz. Mesela işte önceden dileyen mahalle camisinde itikafa giriyordu. Şimdi bunu Diyanet'in iznine bağladılar. Yani istediğiniz camide veya dilediğiniz camide itikafa giremiyorsunuz. Örnek. Halbuki itikaf ibadetini desteklemek, itikaf ibadetini insanlara teşvik etmek lazım. Ama ne yazık ki böyle bir teşvik söz konusu olmuyor.
Tabi bu sene bir de son on günde bu itikafla alakalı da olaylar oldu malum. İşte ne o? Furkan Vakfı mıydı? Furkan Vakfı'nın müntesipleri itikafa gireceğiz dediler. Her sivil itaatsizlik yapmaya kalktılar. Ben işin doğrusunu, yanlışını, işin içerisine öyle girmek istemiyorum. Ama camideki müdahale doğru değildi. Yani o yüzden camide polisin, emniyetin öyle müdahale etmesi, o ilk Antep'teki gibi müdahale etmesi doğru değildi.
Şimdi karşımızdaki insanlar haksız olabilirler. Karşımızdaki insanlar farklı düşünebilirler. O yüzden devlet erkanının, devlet emniyet güçlerinin ibadethanelerdeki, ibadethanelerde yapacak olduğu operasyonlar usturuplu olmalı. Yani Alman hükümetinin polisleri postallarıyla camiye girdi diye yeri göğü inleteceğiz. Ama kendi ülkemizde camiye giren polisler orada haklı haksız, bakın orasını tartışmıyorum.
Ben devlet değilim, meselenin perde arkasını, perde önünü bilmem. Ama oradaki insanlara o yapılan haksızlığa karşı haksız bir davranış çünkü. Öyle müdahale edilmemesi gerekiyordu. Müdahale biçimi yanlış. Sonuçta Ramazan mübarek gün, insanlar kendilerince itikafa giriyoruz demişler. Provokat olabilir, arkasında şu vardı, bu vardı. Bu devletin işi. Beni yıkılandırmaz orası. O yüzden normalde ama yine de ibadet eden insanlara karşı daha ölçülü davranmakta fayda vardı. İşte bunun gibi itikafa girmek de İslam'ın işaretlerinden birisi. O yüzden bir beldede de muhakkak itikafa girenler olması gerekiyor. İşte bu İslam'ın işareti olan bu ibadetlerden, bu İslam'ın işareti olan bu mübarek günlerden birisi de Kadir Gecesi.
Ancak onaya girebildik, hakkınızı helal edin. Kadir Gecesi de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin üzerinde ehemmiyette durduğu bir gece. Kadir suresi, kadir kelimesi, kudret, kuvvet, güç, kader, takdir, hüküm, kaza, değer, kıymet, şeref, azamet gibi çok geniş anlamı olan bir kelime, kadir kelimesi.
Ama bizim kadir dediğimizde kendi içimizde kullandığımız şey kıymetli, şerefli, azametli takdir gecesi anlamında kullanıyoruz. Yani Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinde açıkça isminden bahsedilen mübarek bir gece. Çünkü ayetle sabit, biraz böyle bu kandil gecelerine karşı çıkanların hiç karşı çıkamadıkları bir kadir gecesi. Sebep? Çünkü ayetle sabit. Ne? Ayet 97. sure, Kadir suresi. Ve Kur'an-ı Kerim'in ilk Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne indirilmeye başlandığı gece. Kadir suresi. Ayet bir doğrusu, biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh o gece Rab'larının izniyle her iş için iner de iner.
O tan yeri ağırınca kadar bir selamettir. Mealen, ayet-i kerimeler bu. Mealen. İşte bu gece Allah tarafından takdir edilmiş işlerin ayırt edildiği bir gece. O yüzden müfessirlerin büyük bir ekseriyeti bu geceyi, yani Kadir gecesini onun sonuna işaret edeni de Duhan suresinin ilk beş ayeti olarak görmüşler. Duhan suresinin ilk beş ayeti de Mealen ne? Hamim. Açık olan ve gerçeği açıklayan bu kitaba yemin ederim ki biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz haktan yüz çevirenleri uyarırız. O öyle bir gecedir ki her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle o zaman yazılıp belirlenir. Duhan suresi ayet birden beşe kadar. İşte Kadir gecesini de Cenab-ı Hak Duhan suresi ile bunu ne yapmış?
Desteklemiş. Tabi bazı müfessirler de işte Duhan suresinin bu kısmını beraat gecesine atfetmişler. Yani demişler ki Duhan suresinin bu her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle o zaman yazılıp belirlenir dediği geceye beraat gecesi olarak nitelendirenler olmuş. O yüzden demek ki hem Kadir gecesini hem beraat gecesini biz her iki geceyi de İslam'ın bir işareti, İslam'ın bir ibadeti olarak görüp onları muhakkak ki büyük bir saygıyla, büyük bir dikkatle o geceleri boş geçirmememiz gerekiyor.
Ve yine Kadir gecesi ile alakalı Bakara ayet yüz seksen beşte Ramazan ayı öyle bir aydır ki Kur'an o ayda indirilmiştir diyerekten işte Ramazan ayının bütününün ve aynı zamanda da Kur'an'ın indirilişini söylediği için Kadir gecesinin de ehemmiyeti böyle Kur'an'la sabitlenmiş oluyor. Ve İbni Abbas ve başkaları da buyurmuşlar ki Cenab-ı Hak Kur'an'ı bir bütün halinde lef-i muhafızdan dünya göğündeki izzet evine indirdi diye bahsetmişler.
İşte bu Kadir gecesi olarak nitelendiriliyor. Sonra beraat gecesinde de veya bazıları diyor ki bu beraat gecesinde Kur'an lef-i muhafıza indirildi, Kadir gecesinde dünya semasına indirildi yavaş yavaş diye. Böyle değişik görüşler var. Biz onlara bakmayacağız. Meselenin aslı o değil. Meselenin aslı ne? Kadir gecesi. Ve Cenab-ı Hak ondan sonra yirmi üç yılda Kur'an-ı Kerim'i Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine Cebrail vasıtasıyla tebliğ etti. Yirmi üç yıl sonunda da Cenab-ı Hak dedi ki bugünkü dininizi tamam ettik. Evet. Din tamam oldu. Dine sonradan ilave ne bir ibadet edebilirsiniz, ibadet ekleyebilirsiniz ne de bir ibadeti sonradan yok edebilirsiniz, kaldırabilirsiniz. Ne Kur'an-ı Kerim'den bir harfi sonradan bir harf ona ilave edebilirsiniz ne de bir harfi yok kabul edersiniz.
Bu mümkün değil. Yok kabul ederseniz de, ilave ederseniz de küfre düşersiniz. Dinsiz olur, imansız olur, çıkarsınız. Herhangi bir ayet-i kerimeyi de inkar ederseniz yine dinsiz olur, imansız olur, çıkarsınız. Allah muhafaza eylesin. O zaman neydi Kadir Gecesi? Bin aydan daha hayırlı bir geceydi. Bin aydan daha hayırlı bir gece. O yüzden bu Kadir Gecesi tabiri caizse gecelerin padişahı hükmünde. Bütün haftanın gecelerini sıralayacak olursak, cuma bu manada en mübarek günlerden birisidir hafta içerisinde. Ramazan ayı ayların padişahıdır. Ramazan ayının içerisinde ve bütün yılın içerisinde, 365 günün içerisinde günlerin padişahı da nedir? Kadir Gecesidir.
İşte o Kadir Gecesi için bütün Ümmet-i Muhammed o geceyi aramış. Sahabeler o geceyi aramış. Bizler de o arayanlardan olalım inşallah. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de Ramazan ayı geldi. Mübarek bir ay. O ayın orucunu Allah size farz kılmıştır. O ayda cennet kapıları açılır ve cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar zincirlere vurulur. Ondaki bir gece bin aydan daha hayırlıdır. O gecenin ayrından mahrum kalan gerçekten mahrum kalmıştır der İmam-ı Hanbel hadisinde. Demek ki Ramazan ayı geldiğinde o gece bin aydan hayırlı bir gece Ramazan ayın içinde. Bazen zaman zaman soruyorlar. Bu şeytanlar bağlandığı halde hani bunca olaylar neden oluyor diye.
Bunlar da iki ayaklı şeytan. Yani şeytanları Cenab-ı Hak bağlıyor. Ümmet-i Muhammed rahat etsin diye ama ümmet-i Muhammed'in içerisindeki iki ayaklı şeytanlar durmuyorlar. Onlar şeytanlaşmış, gönlü şeytanlaşmış, aklı şeytanlaşmış, fikri şeytanlaşmış. İmandan uzak, tövbeden uzak, İslam'dan uzak, Kur'an'dan uzak, sünnet-i seniyeden uzak olunca o hayvanlaşmış hale geliyor. Hayvanlaşınca da her türlü her şeyi yapıyorlar. Onlar için Ramazan'da oruçlu söz konusu değil zaten. Allah muhafaza eylesin inşallah. Ve normalde bu gecenin faziletini ihtiva eden böyle ayet ve hadislerden, mübarek sözlerden çıkardığım ölçüler var. İnşallah bu faziletine dair bu ölçülerden de biraz sohbet edip inşallah sohbeti sonlandıracağız.
Her şeyden önce bu geceyi Cenab-ı Hak Kur'an'ında övmüş, Kur'an'ında övdüğü için Allah'ın değer verdiği şey bütün değerlerin üstüne çıkar. O yüzden Allah böyle bir geceye değer verdiği için bütün değerlerin üstünde bir değere sahiptir Kadir Gecesi. Yine bu gecenin önemine fazileten Cenab-ı Hak Kadir Suresi diye müstakil bir sure indirmiş. Bu müstakil bir sure indirerekten Rabbim bu surenin faziletini tabiri caizse tasdiklemiş. Yine Kur'an'da ismi açıkça zikredilen yegane gecedir Kadir Gecesi. Bakın açıkça zikredilen, yine adını bu geceden alınan Kadir Suresi'nin de bin aydan daha ayırlı olduğu ifade edilmiş. Bin ay ise seksen üç sene dört aylık bir zaman dilimine denktir.
Diğer bir ifadeyle yaklaşık otuz bin gün ve geceye tekabül eder. Dolayısıyla Kadir Gecesi, içinde Kadir Gecesi bulunmayan seksen küsur seneden daha ayırlıdır. Bu ise salih amel üzere uzun bir ömür sürmüş insan hayatından daha hayırlıdır. Bir tek geceyi ihya etmenin bir ömre bedel olması, Yüce Allah'ın hususiyetle bu ümmete verdiği en büyük lütuflardır. Taberinin dediği gibi, mutlak olarak Kadir Gecesi'nde amel, Kadir Gecesi bulunmayan bin ay amelden daha hayırlıdır. Bu da onun hayırlılığı sayısız olduğunu açıklamaktadır. Bu gece peygamber ümmetine özel bir müjdedir. Yani biraz daha böyle bu özel müjde olunca, hani buraya da açmakta fayda görüyorum. Yani geçmiş ümmetlerden seksen yıl böyle çok güzel ibadetler edenler anıldığında, sahabe böyle onlara karşı bir gıpta ile bakıyorlar.
Hani seksen yıl bir kimse ne kadar hayırlı ameller işlemişler. Tabi insanların ömürleri uzun. Sahabe onlara gıpta ile bakınca, Cebrail aleyhisselam geliyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine diyor ki, Ashabına söyle, ben bu manada söylüyorum bunu. İlla ki böyle kelimelerde eksiklik olabilir. Ashabına söyle, Allah onlara geçmiş ümmetlerin seksen yılda elde edeceği bir ibadeti bir gecede verecek.
Seksen yıl ibadet edip alacağı fazileti, alacağı sevabı bir gecede verecek. O da Kadir gecesi diye müjdeliyor. O yüzden aslında Ramazan'ın bütün günlerinin içerisinde Kadir gecesini aramamız gerekiyor. Teravihler bu yüzden önemli. Teravih namazları bu yüzden önemliydi. Yani neden önemliydi? İnsanlar gündüzleri oruç tutacaklar. Akşamlarında teravih namazı olarak nafile bir ibadetle, gecesini de nafile ibadetle geçireceklerinden dolayı, bir Ramazan boyu gündüz oruç tuttu, gece teravih namazı kıldı. O kimse bir Ramazan içerisinde Kadir gecesini mutlaka ne yapacaktı? Yakalayacaktı. Ve hem geçmiş günahları affolacak, hem de 80 yıl ibadet etmiş, 80 yıl namaz kılmış, 80 yıl oruç tutmuş, 80 yıl bütün bütün, tüm 24 saat ibadet etmiş gibi Cenab-ı Hak ona sevap vermiş olacaktı.
Teravih namazları bu yüzden çok önemliydi. Çünkü insanlar nefislerine uyuyorlar, evlerinde teravih namazını takip edemiyorlar, evlerinde teravih namazını yerine getiremiyorlar. İşte yok yorgunluk oluyor, yok baş ağrısı oluyor, yok yaşlılık oluyor, yok bahanesi çok oluyor. Ama Ramazanlarda, camilerde ibadet serbest olmuş olsaydı, insanlar lepa lep camileri doldurup teravih namazlarına kılacaktı. Yani işte cenaze namazlarına lepa lep dolduracaklarına, ne bileyim siyasilerin bu kongrelerine lepa lep dolduracaklarına, camileri lepa lep dolduracaklardı. Ve camilerde teravih kılaraktan kendi dini hayatlarına düzene kaçacaklardı. İşin bir de bu tarafı var. Ne yazık ki iki Ramazandır böyle geçiyor.
Yani teravih namazları yok, camiler kapalı. Ne bileyim bir de bu sene daha böyle enteresan bir şey yaptılar. Yatsı namazını kılıyorsun, çıkıyorsun. Teravih yok. Yani yatsıda bulaşmayan korona teravide bulaşıyor. Cenazede bulaşmayan korona teravide bulaşıyor. İşte kongrelerde bulaşmayan korona teravide bulaşıyor. Veyahut da bakıyorum ben şimdi marketlerin içi hınca hınç dolu, marketlerde bulaşmayan korona teravide bulaşıyor.
Enteresan bir zamanlar yaşıyoruz. Allah bizim hayra çevirsin inşallah. Ve yine Kadir suresinin başında bildirildiği üzere ilahi bir mesaj Kur'an yeryüzüne bu gece indirilmiş ve dolayısıyla Kur'an ve vahiy bu geceye apayrı bir şeref katmıştır. Yine vahiyin bu gecede inmesiyle birlikte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine de peygamberlik bu gecede verilmiştir. Yani o yüzden hatta pazartesidir malum. Pazartesi günü önemlidir. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ilk vahiyin geldiği gün pazartesidir. Pazartesi gün vahiy indirilmiş ve Ramazan'ın içidir. Rabbim inşallah o peygambere hayırlı ümmet olanlardan eylesin bizi. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri 40 yaşında Hira Dağı'nda, Hira Mağarası'nda ibadet ederken Cebrail aleyhisselam gelip ona peygamberliği müjdelemesi ve aynı zamanda da ilk ayeti kerimeyi ona indirmesi bu gece doğmuş.
Ve bu gecede melekler ve ruh yani Cebrail aleyhisselam yeryüzüne inerekten yeryüzünü şereflendirirler. Yine bu gece Cenab-ı Hak tecelli eder. Bütün ümmeti Muhammed için dünya semasına yok mu affını isteyen affedeyim, yok mu rızık isteyen rızık vereyim diye kullarına seslenir. Kadir ve kıymeti pek yüce olan bu gece aynı zamanda da bir takdir gecesi olarak nitelendirilmiştir. Her iş, hikmeti üzere bu gecede takdir edilir. Ayet-i Kerime öyle çünkü. Yine bu gece gün ağırınca kadar selam ve esenliktir. Duaların makbul olduğu, sevapların kat kat arttırılıp günahların bağışlandığı en mübarek zaman dilimlerinden bir gecedir. Kadir gecesi. Yine Kadir gecesinin önemine işaret eden bir hadis-i şerifte önceki ümmetlerin uzun ömürlü olmaları sebebiyle fazla sevap kazanma imkanına sahip bulunmalarına mukabil bu ümmete de bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi verilmiştir.
Yine Kadir gecesinin gündüzünde de normal gündüzlerden faziletlidir. Nitekim hadis-i şerifte de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Kadir gecesinin gündüzünde tutulan oruç bütün senenin orucuna denk sayılmıştır. Yani bütün Ramazan tutabilenler, oruç tutanlar muhakkak Kadir gecesinin gündüzünde oruçlu geçirmiş oldu. Böylece ne oldu? Bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi, bütün geceyi oruçlu geçirenler gibi denk oldu. Yine Kadir gecesini iya etmek geçmiş günahların bağışlanmasına sebeptir. Nitekim Hz. Ebu Hureyre radallahu anh Hazretleri bu hususla ilgili olarak hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şöyle buyurdu der.
Faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Kadir gecesini iya eden kişinin geçmiş günahları bağışlanır buyurmuştur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. O yüzden bu hadisteki müjde-i nail olabilmek için Ramazan'ın bütün günlerini oruçlu geçirmek icap eder. Aynı şekilde bu müjdeye erişebilmek için Ramazan'ın bütün gecelerini de ne yapmak lazım? İhya edilmelidir. Sadece bazı geceleri ihya etmek yeterli değil. Bilindiği gibi yasın namazının farzıyla birlikte teravih namazını kılan bir kimse o geceyi ihya etmiş sayılır. O yüzden ben teravihi çok önemserim. Allah cümlenize nasip etsin inşallah. Ben Ramazan ömrelerini o yüzden çok kıymet verirdim. Allah rahmet eylesin.
Üstadım Abdullah Efendi Hazretleri böyle bize bir Ramazan ömresini alıştırdıydı. Gerçekten yani o Ramazan ömresine gitmeyi bize böyle bir ölçü, bir distur, bir vazife olarak bize bıraktıydı. Allah rahmet eylesin. Bir hayli 12, 13, 14 sefer mi bilmiyorum saymadım. Öyle Ramazan ömresine gitmek nasip olduk. İşte son 15 gün, 20 gün falan gidiyorduk. Hani son 10 gününü muhakkak Mekke'de geçiriyorduk. Hamdolsun böyle 13-14 sefer onunla beraber ümreye gitmek nasip olduydu. Ve o ümre ibadetinde bir de çok disiplinliydi Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleri muhakkak böyle teravihi kılardı. Şeyde ama Medine'de ama Mekke'de. İlk 6-7 gün, 5 gün, 6 gün, 7 gün ne kadarsa Medine'de durur.
Son 10 günü muhakkak Mekke'de geçirirdik. Son 10 gün de Mekke'de her gün teravihler kılınır, her gün zikirler olur. Her gün toplu iftarlar ederdik. Muhteşem günlerdi Allah rahmet eylesin. Ve gerçekten bizde böyle bir, bende bilhassa böyle bir şey bıraktı. Tabi birkaç yıl, bir müddet gidemedim ben. Ama evvelsi seneydi değil mi Cevdet? 2016'da gittik. En son bir arkadaşlarla çok güzel, muhteşem bir ömrü oldu. İnşallah Cenab-ı Hak nasip etsin. Tekrar tekrar gidelim. Yine öyle bir uçak hamdolsun doluşup gittiydik buradan. İnşallah yine öyle bir uçak doluşup gideriz. İnşallah Cenab-ı Hak cümle kardeşlerimize ve Ümmet-i Muhammed'e her sene gitmeyi nasip eylesin.
Yani oradaki Suud yönetimine ben de kızıyorum ama yapacak bir şey yok. Bizim Hicaz bölgesi bütün Müslümanların ortak yeri, gideceğimiz yer. O yüzden yine Ramazan geldiğinde inşallah Cenab-ı Hak nasip ederse, Allah izin verirse inşallah her Ramazan gitmeye niyet edin Ümre'ye. Ve Ramazan Ümresi'ne gittiğinizde de otelde geçirmeyin. Gençlikte bütün her şey. Ben son ömreye gittiğimde baktım artık böyle eskisi gibi gücümüz, kuvvetimiz yok. İşte oruç çarpıyor, vuruyor ondan sonra. Dedim Mustafa Özbağ, artık eskisi gibi koşuşturamayacaksın. Eskisi gibi ibadet edemeyeceksin. Bu dedim belli oldu. Yani yaş geçince gerçekten insan o gençliğin kıymetini anlıyor.
Yani bütün kardeşlere söylüyorum buradan inşallah bir nasihat gibi olsun. Bir böyle inşallah onlara böyle bir vazife gibi olsun. Gücünüz yettiğince Ramazan ömrelerini kaçırmamaya gayret edin. Böyle yok işte pis Araplara para mı yedireceksiniz, yok suuda para mı yedireceksiniz, yok her sene her sene ömreye mi gidilirmiş, yok işte sen ömreye gideceksin, parayı bir fukaraya yardım et filan. Bu sözlere bakmayıp her Ramazan mümkünse, Ramazanı mümkünse orada geçirmeye gayret edin. Mümkün değilse son 15 gününü, son 20 gününü orada geçirmeye gayret edin. Muhakkak, şimdi bizim artık yaşımız geçti. Yani o artık son 10 gün Mekke'deki izdihamı kaldıramaz hale geldim ben. Eğer gidecek olursam, nasip olursa son 10 gününü artık bundan sonra Midine'de geçirmeye niyetlendim.
İnşallah tez zamanda bu ama var ama yok bu korona musibeti ortadan kalkarsa inşallah yine Ramazan ömresini niyet edip gideceğiz. Çünkü normalde gerçekten insan Ramazanı Ramazan gibi yaşıyor orada. Yani neden? İşte gündüz iş yok, telaş yok, böyle kendini ibadete veriyorsun, 5 şakit namazını mescitte kılıyorsun, imamlarla beraber kılıyorsun. İşte eğer Mekke'deysen tavaf ediyorsun, Medine-i Münevvere'deysen oturuyorsun, dua ediyorsun. Hele o Medine-i Münevvere'de o iftar vaktinin hazı, iftar vaktinin fazileti, iftar vaktinde yapılan dualar, zikirler, Kur'an-ı Kerimler. Bu böyle her Müslümanın gerçekten doya doya yaşaması gerektiği bir zamanlar. Muhakkak Ümmet-i Muhammed bu fazileti, bu feyzi, bu mübarek yerleri yaşaması lazım.
Muhakkak Beytullah'a gidip tavaf etmesi ve Beytullah'ta dua etmesi. İnsan kendince ait olduğu dini anlıyor. Diyorsun ki ben Müslümanım ya işte bizim bu da dinin işaretlerinden, dinin olmazsa olmazlarından diyorsun. Gerçekten bir kimse Müslümanlığını daha iyi anlıyor. Ben ya da bendeki tecelliyatı öyle oldu ilk gittiğimde. O yüzden muhakkak ve muhakkak Ramazan ömresinde insanlar gitmeleri lazım. İnşallah dua edelim birbirlerimize. Hepimizi Cenab-ı Hak Ramazan ömrelerinde Mekke'de, Medine'de buluştursun inşallah. O rızkımızı orada tesis eylesin Ramazanlarda. İnşallah haç zamanında rızkımızı orada tesis eylesin. İnsanın zamanı geçince, vakti geçince, böyle hani tabiri caizse bahçede güller solunca o zaman bahçenin gülünün kıymetini biliyor.
Zaman geçiyor, vakit geçiyor. Bakıyorsun geriye doğru. Diyorsun ki hani ne günlermiş, ne güzel günlermiş. Ahva etmiyorum ben, geçmişe hiçbir zaman ahva etmem. Böyle pişmanlığım yoktur. Ama daha iyi yaşayabilirsiniz, daha güzel yaşayabilirsiniz. Arabanız iki model eski olsun, bir tane daireniz eksik olsun, ne bileyim evdeki eşyalarınız eski olsun. Böyle lüks eşyalara vereceğinize hacca ömreye gidin, ömreye harcayın. Ölüp gidecek bütün insan, herkes her şeyini bırakıp gideceksin burada. Malını da bırakacaksın, mülkünü de bırakacaksın, paranı da bırakacaksın, pulunu da bırakacaksın, şatafatını bırakacaksın, şatanı bırakacaksın, şatafatını bırakacaksın. Kabirde masadır, sandaledir, lüks arabadır, kabirde lüks evin, villaların seni kurtarmayacak.
Kabirde seni Allah'ın izniyle Allah'ın rahmeti, bereketi, lütfu, ikramı, ihsanı kurtaracak. O yüzden Allah'ın lütfunu, ikramını, ihsanını celp edecek ibadetler yapmaya gayret edin. Allah'ın affını celp edecek ibadetler edin. Allah'ı çokça zikredin. Allah'ı çokça zikredin. Hele bu zamanda Allah'ı öyle zikredin, öyle zikredin ki kendinizden geçin. Böyle mübarek günleri, mübarek geceleri fırsat bilin. Mübarek zamanları fırsat bilin. O mübarek günleri, geceleri fırsat bilerekten, tabiri caizse heybenizi doldurarakten bu dünyadan göçüp gitmeye gayret edin. Bile bile günah işlememeye gayret edin. Müslümanın en fazla yakan yıkan yer, bile bile Müslümanın günah işlemesi.
Bile bile insanların gönüllerini kırması. Bile bile insanları incitmesi. Müslümanların gönüllerini kırmayın. Ehli zikrin gönüllerini kırmayın. İnsanlara iftira atmayın. Dedikodusunu etmeyin. İnsanların namuslarına, şereflerine, haysiyetlerine, insanların izzetlerine laf söylemeyin. İnsanların arkasından peşinden iş dolaştırmayın. Böyle gıybet dolaştırmayın. Laf dolaştırmayın. Nemmamlık yapmayın. İnsanların arkasından bilir bilmez konuşmayın. Bunlar Müslümanların faziletini yok eden şeyler. Geçmişte de yok etmiş, şimdi de yok ediyor. Kardeşler günler gelip geçiyor. Hayat gelip geçiyor. Anlar gelip geçiyor. Bir bakıyorsunuz ki benim gibi yaş olmuş 59, el bomboş, heybe bomboş, önündeki bomboş, arkasındaki heyben bomboş.
Ve o bomboş, kapkara, kupkuru bir şekilde orta yerde kalıyorsunuz. O yüzden bilhassa gençlisi, yaşlısı hepsini ama gençlere seslenmek istiyorum. Gençler bu gençliğiniz geçip gidecek, yürüyüp gidecek. Bir bakacaksınız ki elinizde bir şey kalmamış. İşte evdi, içti, açtı, eşti derken hayatınız bir tarafa doğru kaymış gitmiş. O yüzden gençken ibadetlerinize dikkat edin. Gençken Allah yolunda koşuşturmaya dikkat edin. Elinizde fırsat var iken koşuşturun, ibadet edin. Dünyaya harcadığınızın, dünyaya meylinizin yüzde yirmisini, otuzunu ahirete ve Allah'a meyletseniz Allah'a dost olursunuz. Bakın Allah'a dost olursunuz. Bu insanoğlu, bu Müslümanlar, bu müminler dünyaya harcadıklarının yüzde yirmisini, otuzunu Allah'a yaslansalar, Allah'a yan harcadığı dediği para değil ha.
Gözümüzü para bürümüş bizim. Zaman, dünyaya harcadığınız zamanın yüzde otuzunu Allah'a, Allah yoluna, İslam'a harcamış olsanız yemin ediyorum size Allah'a dost olursunuz. Allah'a dost olursunuz. Bırakın Z kuşağıymış, X kuşağıymış, Y kuşağıymış, şu kuşağı, bu kuşağı. Allah'a dost olmanın yoluna bakın siz. Bırakın o yok, YouTuber şöyleymiş, dünyayı yönetenler böyleymiş, şu şöyleymiş, bu böyleymiş. Siz Allah'la olan ilişkinizi sağlam tutun. Başımıza ne geliyorsa Allah'la olan ilişkimizi sağlam tutmadığımızdan oluyor. Başımıza ne geliyorsa biz kendimizi dosdoğru düzeltmediğimizden, dosdoğru bir yolda gitmediğimizden oluyor. Bakıyoruz şimdi, ben de zaman zaman hatalı şunlar, bunlar kabahatlı, bunlar hatalı diyorum.
Kendi nefsimizi görmüyoruz biz. Kendi nefsimize bakmıyoruz. Ben nerede yanlış yaptım ona bakmıyoruz. Ben annemi mi kırdım, ben babamı mı kırdım, ben eşimi mi kırdım, ben çocuklarımı mı kırdım, ben arkadaşlarımı mı kırdım, ben iş yaptım, insanlarımı kırdım, ben kime haksızlık yaptım, anneme mi haksızlık yaptım, babama mı haksızlık yaptım, eşime mi haksızlık yaptım, çocuklarıma mı haksızlık yaptım, komşularıma mı yaptım, arkadaşlarıma mı yaptım, bir gruba, bir dergaha, bir cemaate mi yaptım? İnsanların dilleri o kadar böyle gıybete, dedikoduya, iftiraya, harama alışmış ki zikrullaha dilini alıştıracağına insanoğlu harama dilini alıştırmış. Zikrullahla hemhal olacağını, Allah'ı zikredeceğini gıybete, dedikoduya, iftiraya dilini alıştırmış. Ve kendini helallara alıştıracağını kendisini haramlara alıştırmış.
Biz nefsimizi düzeltemiyoruz ki bir başkasını düzeltelim. Biz kendimizi düzeltemiyoruz ki bir başkasını düzeltelim. Biz kendimiz israfa, şatata, şatafata düşmüş bir başkasına söyleyecek bir sözümüz yok ki. Biz gösterişe düşmüşüz bir başkasına söyleyecek sözümüz yok. Ümmet-i Muhammed rahata düşmüş bir başkasına söyleyecek bir söz yok. Kendini düzeltmedikten sonra ne düzelir ki? Biz kendimizi değiştirmedikten sonra ne bizim başımızdaki değişir, ne bizim altımızdaki değişir, ne bizim üstümüzdeki değişir, ne bizim yanımız, sağımız, solumuz değişir. Değişmez hiçbir şey. Biz kendimizi değiştirmeliyiz. Biz Allah'ın ipine sımsıkı tutmalıyız. Allah'ın ipine Kur'an, sünnet-i seniye.
Biz Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmalıyız. Yoksa biz sohbetleri sabahlara kadar yapsak ama Kur'an ve sünnete uymamış olsak, biz sabahlara kadar ibadet etsek, bakın namaz kılacak ama ertesi gün Kur'an ve sünnetin hukukuna, hükmüne sımsıkı yapışmasak. Yani ümmet-i Muhammed'in düştüğü eksikliklerden birisi de bu. Yani işte namazını kılıyor ama İslam'ın hukukuna ters düşüyor. Namazı kılıyor ama İslam'ın akaidini, imani meselelere ters düşüyor. Ayet inkar ediyor, hadis inkar ediyor, peygamber inkar ediyor, kaderi inkar ediyor, kazayı inkar ediyor, Allah'tan geldiğini inkar ediyor. İnkar da inkar ve ne yazık ki bu batı ve batılıya kafasını, önünü, beynini satmış olan insanlar bunları görmüyorlar.
Bize lazım olmayacak, kabirde bize yolculuk etmeyecek. Bakın kabirde bize yolculuk etmeyecek, mahşerde bize şahitlik etmeyecek, sıratta bize şahitlik etmeyecek işlerle uğraşıyoruz biz, biz Müslümanlar olarak. Canım kardeşim sen Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışsana, sana ne ashabın yaptığı hatalardan, onlara lanet okumakla senin eline bir şey mi geçecek? Veyahut da sana ne bir başkasının yaptığı yanlışlıkları dile getirmekten, onları dile getirmekle senin eline bir şey mi geçecek? Sen Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışıp Kur'an ve Sünnet'i sen yaşamaya gayret etsene, bizim en büyük sıkıntımız bu zaten. Biz normalde Ahmet'i Mehmet'i eleştirmekten kendimizi görmüyoruz, biz nefsimizi görmüyoruz, Allah bizi affetsin.
O yüzden kıymetli dostlar, canım kardeşlerim benim, Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışın, Allah'ı çokça zikredin, tövbe edin. Hani Sufilerin bir meşhur bir söylemi vardır her geceyi Kadir bil diye, her geceyi Kadir bil, her gördüğünde Hızır bil. Bırak boş ver onunla bununla uğraşmayı. O yüzden bakıyorsun Ümmet-i Muhammed'in haline, Ümmet-i Muhammed sımsıkı Kur'an ve Sünnet'e yapışsa, önce kendi nefsinde onu yaşasa, sonra ailesine, çoluğuna, çocuğuna, etrafına yaşasa, bırakın kendisinin kurtulmasını dünya kurtulur.
Ama biz öyle ne yalnız ki yaşayamıyoruz. O yüzden düşünebiliyor musunuz? Biz Kadir Gecesi'nin var olduğunu anlatabilmek için nelerden ne sözler getiriyoruz, neler anlatmaya çalışıyoruz. Sebep? Yani Ümmet-i Muhammed o kadar baskının altında ki Kadir Gecesi'ni dahi inkar edecekler neredeyse. Mübarek geceleri inkar ettikleri gibi. Neden? İşte böyle içimizden çıkan ahmaklar yüzünden veya içimize giren ahmaklar yüzünden. Ama asıl hatalı biz deriz. Biz çünkü Kur'an ve Sünnet'imize sımsıkı yapışmıyoruz. Biz de Kur'an ve Sünnet'i sımsıkı savunmuyoruz. Biz Kur'an ve Sünnet'in mücadelesini vermiyoruz. Yani birisi örneğin işte karşımızda eşcinselliği met ediyor, biz onu tellin edemiyoruz.
Biz onu protesto edemiyoruz. Birisi Kur'an ve Sünnet'i reforma etmemiz lazım diyor, biz onu protesto edemiyoruz. Biz bir de şey, sosyal medya manyağı olduk biz. Sosyal medyada bir şey böyle tellin edince, bir şey inkar edince, bir şey söyleyince işimiz bitti olarak görüyoruz. En büyük handikaplarımızdan birisi bu. Biz sosyal medyada geçirdiğimiz zamanı, biz Kur'an ve Sünnet'i öğrenme, Allah'ı zikretme de geçirsek meseleyi halledeceğiz. Biz, bazen zaman zaman diyorlar, sayfaya girmiyorsun hiç, oradakilere cevap, ya mübarek insanlar, başka işiniz gücünüz mü yok ya? Sabahtan akşama kadar insanlar orada durur, bir şeyler yazacağım diye uğraşır mı? Allah'ı zikredin Allah'ı. Benim kalkıp da işte bir kardeşimi tebliğ etmişim edeceğim kadar, nesini tebliğ edeceğim daha ben?
Birbirlerimize tebliğ edeceğiz diye uğraşıyoruz. Birbirlerimizle tartışıyoruz, kavga ediyoruz. Birbirimizle atışacağız, birbirimizin üstüne çıkmaya çalışıyoruz. O, sana haklısın, o ben haklıyım. O şunu şunu dedi, o bunu bunu dedi. Ümmet-i Muhammed'in hali bu. Bana diyorlar ki neden girmeyin, ne yapayım sizin gıybetinize, dedikodunuza, iftiranıza ortak mı olayım? Allah muhafaza eylesin. O yüzden canım kardeşlerim, böyle geceleri biz kendimizce, kendi dairemizde inşallah bu iyi değerlendirelim, tövbe edelim. İlla ki böyle, ben onu da çok hoş görmüyorum. Mübarek gecelerin Müslümanı. Tamam, iyi, güzel. Yani o mübarek geceleri ihya etmesi, İslam'ın işareti ama o bir günlük Müslüman olmayalım.
Bir günlük geceleri ihya eden olmayalım. Kur'an ve sünnete inşallah sımsıkı yapışmaya gayret edelim. Haklarınızı helal edin inşallah. İtikafa giren kardeşlerimiz var. Arka kardeşlerin itikaflarını Allah mübarek eylesin. Cenab-ı Hak tekrar tekrar itikaflara girmeyi nasip eylesin inşallah. Bayan kardeşlerimiz evlerde girdiler. İşte erkek kardeşlerimiz camilerde diyanetten izin alarak girdiler. Camilerin imamlarından ve diyanetten izin alarak girdiler. Biz ne olursa olsun devlet bizim devletimiz. Biz devletimizle çatışmayız. Devletimize karşı bir hareketin içerisine girmeyiz. Bunu ben yıllardan beri hep söylerim. Devlet bizim devletimiz. Biz bu her ne kadar kanunlardan memnun değil isek de, işte işte memnun değil isek de, ne bileyim devletin bu dönen çarkından memnun değil isek de, devlet bizim devletimiz.
Biz devletsiz olmaktansa, devletsiz olmaktansa ve yıkılan bir devletin altında kalmaktansa, bu manada devletsiz olmaktansa mevcut devletimizi ayakta tutmaya gayret ederim ben. Evet, işleyişinden, kanunlarından memnun değilim. Memnun değilim. Kur'an ve sünnete uygun olmayan çok kanun var. Enteresan bir şey. İslam'ın haram ettiği her şey devletin kanunlarında helal. Enteresan bir şey bu. Ama inşallah Ümmet-i Muhammed uyanacak. İnşallah Ümmet-i Muhammed bu meselenin de altından kalkacak inşallah. Bu topraklarda İslam tekrar neş-i neva bulacak. İslam yeniden yaşanacak. Benim inancım var, ümidim var inşallah.
Doğrular, hikmet hakim olacak. Hak hakim olacak inşallah. O yüzden ümitsizlik yok. O yüzden böyle kırılganlık yok. Ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım. Biz bu topraklarda Kur'an ve sünnetin ilimle, fikirle, fenle hakim olması için mücadele edeceğiz inşallah. Geceniz mübarek olsun inşallah. Kandiliniz mübarek olsun. Allah nice kandiller, nice geceler yaşamayı nasip eylesin. Önümüzdeki cumartesi bayramın üçüncü günü oluyor. Biz bayramlarda genelde şey yapmayız. Bir böyle bir ibadet, bir şey yapmayız. Ama korona var, yasak zaten. Hiç kimse de hiçbir yere gidemiyor. O yüzden bizim canlı yayın ekibi, onlara da sormam lazım. Kabul ederse önümüzdeki cumartesiye, sohbete devam edeceğiz.
Tabii buradaki ekip de böyle tebessüm ediyor. Hani kabul etmememiz mümkün mü, dercesine mi? Yoksa sevinçlerinden mi? Artık üzüntülerinden mi? Bir şey diyemeyeceğim. Ama şey Ömer falan böyle tamam değil mi Ömer? Yoksa sen bir yerlere Bahama Adaları'na falan tatile gitmiyorsun değil mi? Yok öyle bir şey değil. Evet. O yüzden biz önümüzdeki cumartesi gecesi de burada yayına devam edeceğiz inşallah. Hem bir bayramlaşma olur. Hem yine o nasihatlere devam ederiz. Hem de nasıl olsa biz böyle genelde bizim kardeşlerimizin deniz kenarlarında yazdıkları yok. Lüks otellerde rezervasyonları yok genelde. Böyle bir şeyimiz de yok. Ne o? Adetimiz, geleneğimiz de yok. O yüzden kardeşlerin büyük bir çoğunluğu şeydeler, evlerindeler.
Devletin koymuş olduğu korona tedbirlerine uyuyorlar harfiyen. Tabii uymayanların uyumadıkların yanlarına kar kalıyor ama yapacak bir şey yok. İşte acı şeyler bunlar. Bunları da dillendirmek istemiyorum ama turistlere dokunmayan korona yerlilere dokunuyor. Turistler uçaklara doluşup geliyorlar. Kendi ülkelerinde bulamadıkları rahatı Türkiye'de buluyorlar. Onlara korona tedbirleri yok ama ülke insanlarına korona tedbirleri var. Şimdi bir de bu böyle tabiri caizse artık böyle şaka gibi bir şey. O yüzden söyleyecek bir laf yok. Allah izin verirse inşallah cumartesi akşam hem bayramlaşırız. Ben böyle bayram gelmeden bayramımız mübarek olsun da demek istemiyorum. Bayram gelmedi daha.
O yüzden cumartesi günde bayram olacak. O yüzden burada inşallah toplu bir şekilde korona günlerinde canlı yayında bayramlaşmayı gerçekleştirebiliriz inşallah. Muhakkak işte herhalde Diyanet açıkladığı bayram namazı kılınması serbest olacak diye. O yüzden bayram namazlarına gitmeye gayret edin. Tembellik yapmayın. Ben şimdi bayram namazına nereye gideceğimi de söylemeyeyim. Oraya arkadaşlar doluşuyorlar. Orada doluştuğu zaman da sıkıntı oluyor. O yüzden herkes kendi zannediyorum kendi mahallelerindeki bayram, kendi mahallelerindeki ezanla camilere gidecekler herhalde. O yüzden bayram namazına muhakkak da gitmeye gayret edin. Bayramın üçüncü günde burada sohbette buluşuruz inşallah. Bu akşam da sorularınıza da inşallah bakacağız.
Allah izin verirse inşallah. Sorulara da baktıktan sonra geceyi sonlandıracağız. Mürk kardeş sormuş. Hayırlı akşamlar hocam. İmanda yakine ermenin en kısa ve kestirme yolunu sizce ne olabilir? Rica etsem cevaplanır mısınız? Bir kimse Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu dediyse o kimse iman etmiştir. Ama yakine varmanın yolu kim farzları yerine getirirse Allah'a en sevgili, en güzel işi yapmıştır.
Nafilelerle Allah'a yaklaşır ve Allah'ı sever, Allah da onu sever. Hadis-i Kudsi bu. O yüzden yakine varmanın yolunu bu olarak görüyorum. Yoksa bir kimse farzları yerine getirmeden, sünnetleri yerine getirmeden Allah'a yakınliği sağlayabileceğine inananlardan değilim. O yüzden muhakkak bir kimse farzları yerine getirecek, muhakkak nafilelerle Allah'a yaklaşacak. Şeriatsız, tarikatsız hakikate varmak yalancılıktan başka bir şey değildir. Tekrar bunu söylüyorum. Şeriatsiz, tarikatsiz hakikate varmak yalancılıktan ibarettir. Başka bir şey değildir. O yüzden şeriatı olmayanın tarikati olmaz, tarikati olmayanın hakikati olmaz. Hakikati olmayanın da yakınlığı olmaz.
İnsanları aldatıyorlar. Bir kimse şeriatı yerine getirecek. Şeriatı yerine getirmeyen bir kimsenin şeriat ne? Kur'an ve sünnetin ölçüleri. Haramlar belli, helallar belli. Şüpheliler var. Şüphelilerden de uzak durun. Evet, hadis belli. Size iki şey bıraktım. Kim onlara sımsık yapışırsa asla sapıtmaz. Birincisi Allah'ın kitabı Kur'an, ikincisi sünnet-i seniyem. Başka bir hadis-i şerifte ehli beytim der. O zaman şeriatsiz bir tarikat düşünülemez. Tarikattan kastım bir üstada intisap etmek. Tarikattan kastım bir mürşidi kamilin terbiyesine girmek. Tarikattan kastım bu.
Yoksa eskisi gibi bir tarikatın var olduğuna inananlardan değilim Türkiye'de. Kim var diyorsa da oturur tartışırız. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Ama ve lakin bir kimsenin şeriatsız bir mürşide, bir üstada bağlanmadan hakikati bulması ve o hakikatten içerisinde yakınlığı bulması mümkün değil. Benim bildiğim yol bu canım kardeşlerim. Yine aynı kardeşin sorusu. İyi günler hocam. Rüyamda sizi gördüm. Yanlışım yoksa tebeşirle ya da başka bir şey ile bir şey yaptınız. Sonra ben sağ elimin baş parmağımı kalp bölgeme getirdim. Sonra sol elimi kadın gibi birisine uzatıyordum. Rüyamı tevil eder misiniz?
Sizi bazen internetten izleyen birisiyim. Allah yardımcınız olsun inşallah. Rabbim sizi de bir üstada bir mürşidi kamile intisap eden kullarından eylesin inşallah. Hayırlı akşamlar hocam. Hanefilere göre tilavet secdesi nasıl kılması gerekiyor? Bir yerde okudum iki ve dört rekat olarak kılınabilir yazıyordu. Bu doğru mu? Bu konu hakkında bilgilenirseniz sevindirim. Tilavet secdesi normalde ayağa kalkıp Allah-u Ekber deyip secdeye gitmek. Bu kadar. Selamun Aleyküm hocam ben Antalya'dan Filiz zikirlere katılıyorum. Hocam ders almak istiyorum.
Hocam zikre girdiğim zaman gözlerimden yaşlar akınca kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor. Allah mübarek eylesin inşallah. Rabbim daim eylesin inşallah. Cenab-ı Hak korusun muhafaza eylesin. Allah mübarek eylesin. Selamun Aleyküm oruçlu olduğumda sabahları ders çalışamıyorum ve çok büyük zamanım gidiyor. Üniversite sınavına çalışıyorum.
Yalnızca bu sene için oruçlarımı daha sonra tutsam ne kadar doğru olur? Doğru olmaz. Üniversite sınavı için orucu terk etmek caiz değil. Oruç ancak sağlık sebepleri yüzünden veyahut da işte yolculuk varsa veya hamilelik varsa, emzirme varsa onlardan dolayı oruç terk edilebilir. Başka türlü oruç terk edilemez. O yüzden seneye bir daha çalışırsın. Bir günlük orucu terk etmektense bir sene üniversiteye gitmemeyi tercih ederim ben. Selamun Aleyküm kuzenim rüyasını iletmeme rica etti. Rahmetli babam ilk öldüğü aylardı. Küçük oğlumu uyutup eşimle uyuduktan sonra baba ne olur gel bir kere ben yiyeyim de diye çok ağlıyordum.
Baktım böyle olmuyor. Ağlasız da giden gelmiyor. Bir gece abdestimi aldım. Yasin'in Türkçe mealini okudum. Allah'ım babamın ruhu içinde bir de okuyoruz Yasin Arapça bilmiyorum ben ne okuyorum diye merak ettim. Türkçe mealini okudum. Sonra da dua ettim. Dedim ki Allah'ım ben babamı çok özlüyorum, çok seviyorum. Tamam sen verdin, sen aldın. İsyan da etmiyorum. Sadece babam nerede, nasıl merak ediyorum. Bana rüyamda göster Allah'ım diye yattım. Rüyamda kız kardeşim, o zaman üniversitede öğrenciydi. Onun evindeydik, yerde oturduk, yemek yiyorduk. Yatağın olduğu oda var karşımda benim. O kapı aralıklı, açıktı. Lambanın ışığı odadaki yatağa yansıyordu. Orada babam yatıyordu.
Canan'a dedim ki, Canan bak babam orada yatıyor dedim. O da sen yine hayal görüyorsun. Babam öldü dedi. Ben hayır gel dokunalım bak görürsün dedim. Gittik, babamın kolunu tuttum, havaya kaldırdım. Bak bak gördüm, burada da dedim. Sonra ikimiz de ağlayamaya sarıldık. Babam hiç kıpırdamadan, kızım ne yapıyorsunuz, durun ben ruhum dedi. Baba gitme ne olur söyle oradan neredesin dedim. Cennetin bahçesindeyim kızım dedi. Sevindim, ağladım. Hem öldüğünü bir kez daha kabul ettim. Bir daha göremeyeceğim diye ağladım. Sonrasında hasta olduğu zamanlar değil de sağlıklı zamanlardaki halini görüyorum. Ben ölmedim diyor. Babam kanserden vefat etti. Teşekkür ederim vaktinizi ayırıp okuduğunuz için.
Maşallah. Baban devasız bir hastalıktan ölmüş. Kendisi de rüyasında cennetin bahçesindeyim demiş. Bir kimse iman ehliyse, devasız bir hastalıktan ölürse şehit hükmünden. Allah varsa taksiratı affetsin inşallah. Selamun Aleyküm. Evlenmek için görüştüğüm bir kişi var. Çok kararsızım. İstareye yattım. Rüyamda beyaz bir tavanı izlerken Kabe'yi gördüm. İstarelerde bazen şeytani rüyalar olabileceği, o yüzden istareye göre hareket etmekten ziyade istişare de önemli deniliyor. Kabe'yi görünce çok etkilendim ben. Böyle bir rüyayı nasıl yorumlamak gerekir? Kabe'nin şekline, şemaline şeytan girmez. O yüzden istare yaptığın konuyla alakalı Kabe'yi görünce onun olumlu olduğuna işaret edilir.
O yüzden tavan da beyaz, o da olumlu. Her ikisi de olumlu. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Bir şey sormak istiyorum. Manevi annemin ayakları o uyurken kınalanıyor. Uyandığında görüyor bunu. Yıllardır arar oluyor. Bunun anlamı ne? Özellikle sormamı istedi. Bunun fiziki bir açıklaması var. Vücutta bazı salgılar var. O salgılar fazlalaşınca, ellerde ve ayaklarda böyle bir kınalanmış gibi bir şey oluyor. Bunun manevi bir işareti yok. Herkes manevi bir işareti olduğunu düşünüyor. Öyle değil. Selamun Aleyküm. Benim sorum olacak çalıştığım yerde terfi aldığımda yaparım diye düşündüğüm bir adağım vardı. Ancak sonrasında ne olduğunu unuttum.
Beni çok rahatsız ediyor. Ne yapabilirim? Cevabınız için şimdiden teşekkür eder. Kendiniz mübarek olsun. Normalde unutmuşsunuz. Unuttuklarınızdan sorunlu değilsiniz. Ama normalde kendinizce tahmini bir şey yapabilirsiniz. Selamun Aleyküm. Birinci sınıfa giden oğlum arkadaşlarını döver. Öğretmenin dediğini okumaz, yazmaz, ödev yapmaz, istemez. Kaç tane öğretmen ile aram negatifleşmiş durumda. Ne yapayım? Telefon, tablet vermiyoruz. Çocuk farklı. Ne yapayım bilmiyorum. Duanıza ihtiyacım var. Normalde çocuğunuzu bir terbiye etmeye çalışacaksınız. İki, eğer çocuğunuzda terbiye uymayan bir şeyler var ise kendiniz tövbe etsiniz.
İnşallah çocuğunuzu terbiye edeceksiniz. Yani çocuğunuzun ne olduğunu biliyorsunuz. Öğretmenlerle kavga etmenize gerek yok. Bir de işin bu tarafı var. Mesela bir kimsenin çocuğu çalışmıyor. Derslerine çalışmıyor. Gidiyor veli öğretmenlerle kavga ediyor. Ya senin çocuğun meydanda. Çocuğun meydandaki ne ama öğretmenle kavga ediyorsun? Sen öğretmenle anlaşaraktan çocuğunu ders çalıştırmaya yönlendireceğine gidip öğretmenle kavga ediyor. Bütün herkesin handikabı bu. Bütün hep suç öğretmenlerde, hep suç okulda. Hiç çocuklarda suç yok. Hiç ailelerde suç yok. Böyle bir handikap var ortalıkta. Yani hiç kimse benim yoğurdum ekşi demiyor. Ya işte çocuğun ders çalışmak istemiyor.
Yani çocuğun ders çalışmak istemeyince öğretmenin suçu ne, okulun suçu ne? Yani adam namaz kılmıyor. Caminin suçu ne? Adam camiye gitmiyor. İmamın suçu ne? Ben bu imamın arkasından namaz kılmam diyor geçen gün birisi. Evde kılıyor musun dedim ben. Sustu. Yani imamın arkasında kılmıyor. Evde kılıyor musun? Ses yok. Ama imamı ne suçluyorsun sen? Yani imamın hatası, kusuru varsa var. Sen namazı kılacaksan kılsana. Bu da onun gibi bir şey. Çocuklar derslerinde çalışmak istemiyorlar. Bir kısmı çalışmak istemiyor. Öğretmenin suçu ne ki bunda? Veyahut da öğretmen ona muhakkak hep bir hainlik düşünmüştür. Bir algı da bu. Değil. Çalışmıyor. Benim meşhur türü tezim bu.
Ben cüz-i iradeciyimdir. Çalış canım kardeşim. Çalışırsan Allah sana verir. Veyahut da çocuğuna ders çalışmayı öğret. Öğretmiyorsun. Ondan sonra bakıyorsun. Çocuk ders çalışmıyor. Herkes okuyup vali olacak değil ya. Meşhur tezim benim. Ne yapsın? Ya yapacak bir şey yok. Yani çalışmıyorsa, işte çalıştı da olmadı. Laf çalışmış da olmamış. Asla kabul etmem böyle şeyleri. Çalıştın orada hata yaptın. Bu ayrı mesele. Demek ki az çalıştın. Çok çalışmış olsaydın olmayacaktı. Ben hayatı mücadele etmek, savaşmak, çalışmak, sevmek onun üzerine kurgularım. Çalışacak o kimse. Mücadele edecek, gayret edecek. Gayretsiz, mücadelesiz bir hayat olmaz.
Herhalde ben öyle yaşadığımdan kaynaklanıyor. Muhakkak ki Cenab-ı Hak çalışanı görür ve çalışanın karşılığını verir. Allah zalim değil. Allah senin çalıştığının karşılığını vermeyecek noktada değil. Allah'ı öyle tanımlamayın. Allah hak edene hak ettiğini verir. Zerrece hayır işleyenin hayrı karşılıksız kalmaz. Zerrece şer işleyenin şerri de cezasız kalmaz. Cenab-ı Hak kim neyi hak ediyorsa onu verir. Allah adalet sahibidir. O kimse bu konunun dışında biraz, belki de o esnada bir zulüm altındadır. Kendince sen zalimle, zulümle mücadele et. Cenab-ı Hak senin önüne bir pencere açacak, bir yol açacak. Cenab-ı Hak sana bir nefes verecek. Zalimlerin zulmü ebedi değil.
Sen mücadele et. Ya biz çok gayret ediyoruz ama işimiz olmuyor. Ya neden? Sen de az gayret etmişsin. Bir bak yaptığın işe, değiştirmen gerekiyorsa değiştir. Kanal değiştireceksen kanal değiştir. Ne bileyim iş değiştireceksen iş değiştir. Çalış, gayret et. Yani ben neyi elimde tutsam kuruyor. Tövbe et. Kimin gönlünü kırdın? Kimi incittin? Annene babaya mı ağız oldun? Anneye babaya es mi geçtin? Eşini mi kırdın? Çocuklarını mı kırdın? Arkadaşlarını, dostlarını mı kırdın? Birisine haksızlık mı yaptın? Birisine arsızlık mı yaptın? Birisine uğursuzluk mu yaptın? Birisine hırsızlık mı yaptın? Ne yaptın? Tövbe et. Kendi kendini düzelt. Sen kendini düzeltince Allah sana yardım eder.
O yüzden bu kardeşimiz de çocuğunu düzeltmeye gayret edecek. Onu terbiye etmeye gayret edecek. Çocuğunu ders çalıştırmaya çalışacak. Uğraşacak. Olmuyor. Çocuğun okumaktan yana şeyi yok. O zaman onun önüne ama ticaretten, ama senattan, ama ziraattan bir kapı açacak. Ama çocuklarımız, bak bütün bugünün insanların en büyük handikapı şu. Herkes çocuklarını el bebek, gül bebek büyütmeye çalışıyor. Hiç kimse çocuğum zorlansın diye düşünmüyor. Ondan sonra o çocuk da hiçbir iş yapmak istemiyor. Hiçbir mücadeleye girmek istemiyor. Allah bizi affetsin inşallah. Selamun Aleyküm. Biz Medine'deki sizden dersi kızlarınız Merve Nur Oğuz, Elif Nur Oğuz, Hatice Ebral Oğuz'un anne ve babasıyız.
Birkaç gün önce girdiğim itikafta, Zikrullah'ta Allah esması halimde, siz siyah sarık, beyaz gömlek, siyah haydarı ile ellerinizi açarak sema ederken beraber Allah dediğimiz gösterildi. Çok feyiz aldım, eşim bir şey görmedi ama Medine'den ben ve eşim sizden ders almak istiyoruz. Niyetim Allah yolunda çoluğum çocuğumla hizmet etmektir. Duacınızı Medine'den Esselamun Aleyküm. Ve Aleyküm Selam. Medine-i Münevvere'ye bolca selam. Medine-i Münevvere'ye, bütün Medine halkına, hem toprağın altındakilere, hem toprağın üstündekilere selam. Bilhassa Hz. Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine selam. İnşallah ziyaret ederseniz bu fakir için de orada dua edin.
İnşallah bizden de selam söyleyin. Kara yüzlü deyin, selamı var size deyin. Layık değiliz ama Allah bizi inşallah affetsin. İnşallah Habibi'ne layık bir ümmet eylesin. İnşallah Habibi'nin kabri şerifinin başında yine dua etmeye, Habibi'nin gölgesinde salatu selam getirmeyi, orada iftar etmeyi, inşallah orada namaz kılmayı, Cenab-ı Hak cümlemize nasip etsin inşallah.
Şimdi Ali binat okumalıydı. Bir dizikullahı koyuvermeliydik. İnşallah. Rabbim o günler tekrar yaşasın inşallah. Ben Konya'dan yazıyorum.
Ben Hatice Çengel'in görümcesinin kızıyım. Üstadım ben dersimi çok uzun zaman önce almıştım fakat bir çektim bir çekmedim. Ben tekrar başlamak istiyorum. Dervişe talibim başlayayım deyince başlayabilir miyim? Başlayabilirsin. Rabbim mu'inin olsun. Sözünde duranlardan eylesin. Daim Allah yolunda koşanlardan eylesin inşallah. Selamun Aleyküm. Öncelikle İslam aleminin gecesi ne olsun? Geçtiğimiz kış günü etraf kar kaplıyken İstanbul'da gönlüme bir şey düştü. Kalk git. İnsanların geçtiği kaldırımları temizde.
Kimse yaralanmasın, düşmesin dedi içimdeki ses. Ama ben nefsime oydum gitmedim. Bunun bir vebali var mıdır? Ve böyle bir şey, iç sesi ne diye anlamlandırmalıyız. Hayırlı geceler. Ne güzel işte Cenab-ı Hak sana bir hayırlı bir şey koymuş önüne. Hani tevhidin, imanın en zayıf noktası yolda bir engeli kaldırmaktır der ya. Onun gibi sen de işte insanların gelip geçeceği yerde bir engeli kaldırmak olarak gönlüne gelmiş. Allah'ın eli, gözü, kuluğa, dudağı olacağına sen nefsine oymuşsun, yapmamışsın. Bu önemli. Kardeşimiz Konya'dan yazan başlayayım mı demiş. Evet, yeniden başlayacaksın inşallah.
Allah mübarek etsin canım kardeşim. Selamun Aleyküm. Ben Sevgi Ay Yılmaz'ın yeğeni Derya Budak sizi yakından takip ediyorum. Bu gecenin hürmetine rica etsem ders verebilir misiniz? Bu gecenin hürmetine sana ders veririm inşallah. Allah mübarek etsin Derya. Selamun Aleyküm. Hayırlı kandiller diliyorum. İsrail'in arkasındaki güç kimler acaba? Hep böyle zulmü izleyecek miyiz üstadım? Allah razı olsun. Selamun Aleyküm demiş. Ne yazık ki izliyoruz.
Arkasındaki güç, Hristiyanların bir kısmı ve evangelistler. O yüzden bilhassa o evangelistler ve siyonistler, tabiri caizse kendi lisanlarıyla Tanrı'yı kıyamete zorlamak diye adlandırdığımız, onu yapmaya çalışıyorlar. Siyonistlerin orada bir hani Anadolu'dan böyle hatta onların tabiriyle Manisa'ya kadar geliyor şey, vaat edilmiş topraklar. Vaat edilmiş topraklar, onlar da o siyonistler vaat edilmiş toprakların üzerinde kendilerince şey yapıyorlar. Büyük İsrail Devleti'ni kurmaya çalışıyorlar. Hocam Kadir geceniz mübarek olsun. Amin. Sorum şu, şüphe duygusunun dinimizdeki yeri ve ölçüsü nasıl olmalı? Bir ilmi şüphe vardır.
İlim ehli için geçerlidir. Mesela bir kimse hadis araştırıyor. Bu hadis sahih mi değil mi? Üzerinde ilmi şüphedir. O caizdir. Onu araştırması için. Veyahut da işte sağlık sektöründe veya kimyada veya fizikte veya matematikte kendi konusunda ilim öğrenen, ilimle iştigal eden bir kimse o konuda şüphe eder. O şüphe ilmi şüphedir. İnsanı doğruya, hakikate götürür. Bu güzel bir şüphedir. Bir şüphe vardır insanların üzerinde. Burada Cenab-ı Hak ikaz ediyor. Zannın fazlasından sakınınız. Onun çoğu haramdır diyor. O yüzden insanların üzerine şüphede çoğalırsak bu sefer harama gitmiş oluruz. Çünkü insanlar görmediği, bilmediği, duymadığı bir şeyin üzerine hükmediyorlar.
Bu iyi değil. Allah muhafaza eylesin. Eşler arasında bu olursa insanları boşamaya kadar götürür. Bundan sakınmakta fayda var. Selamünaleyküm hocam. Ben bir rüya gördüm. Arkadaşım size anlatmamı söyledi. Rüyamda bir göl veya deniz kıyısındayım. Suyun içinde hortum şeklinde bir girdap bana doğru geliyordu. Yanımda da birisi var ama kim olduğunu bilmiyorum. Aynı girdap yerle gök arasında bir yerde daha ilerliyor. Onları gördükten sonra oradan uzaklaşmaya çalışıyorum. O sırada gökyüzünden beyaz gök taşı gibi bir cisim hızla bir şekilde geliyor. Ondan kaçmaya çalışıyoruz. O cisim yere düşüyor. Yere düşen şey sandık gibi bir şekil oluyor.
Ve daha sonra kapağı içinde, kapağı açılır. İçinde Allah lafzı olan parlak altın gibi göz alıcı bir şeyler gökyüzüne, gökkuşağı gibi yansıma yapıyor. Sonra sandığın içindeki parlak şeylerin bir tanesinin, değerinin bir milyon dolar olduğu söyleniyor. Daha sonra bir teyze çıkıyor, merakla sandığa bakmak istiyor. Ben de teyze merak etme, ben işlerimi halledip senin yanına geleceğim diyorum. Allah razı olsun, hayırlı akşamlar. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış, Kur'an ve sünneti yaşa canım kardeşim. Cenab-ı Hakk'ı Allah ismi şerifiyle zikret. Selamun Aleyküm. Fidye hakkında bir soru soracaktım. Kızın babası damadına fidye verebilir mi? Ama fidyeyi evin ortak ihtiyacı olarak verebilir mi?
Kızın ihtiyacı var. Kızın babası da zaten dişinden tırnağından arttırıp verebiliyor. Başka zaman yardım yapamıyor. Kızın babası sadece böyle fidye vererek yapabilir mi? Kızın annesi rahatsız zoruç tutmadığı için babası böyle dini hükümleri yerine getirmeye çalışan insan, zor durumda da olsa kendi yemeyip vermeye çalışan birisi. Etrafında kızından ihtiyacı olan da pek yok. Aslında nasıl oluyor? Hocam verebilir mi fidye olarak? Damadınıza fidye verebilirsiniz. Sıkıntı yok. Ama damadınıza verebilirsiniz. Kızınıza değil. Mustafa Hocam selamünaleyküm. Sizi kişisel olarak, aileniz olarak da tanıyorum.
Cevabınız ile aydınlanacağını düşünüyorum. 26 yaşında kardeşim var. Kendisi biyolojik olarak kız. Ancak bebekliğinden beri kız gibi davranmıyor, kız gibi hissetmiyormuş kendisini. Ege Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi'ne götürdük. Kendisinin transseksüel yapıda, yani cinsiyet disorisi olduğunu söylediler. Şu anda cinsiyet değiştirme sürecinde ameliyatların olmaya başladı.
Birkaç din alimine sorduğumuzda buna yapılacak bir şey olmadığını söylediler. Beyin cinsiyeti ile beden cinsiyetini uyumlaştırmak gerektiğini doktorlar ve birkaç hoca da söyledi. Şu anda devlet onaylı, hastane onaylı hormon kullanmakta. Ve ilk defa namaza başladı. Dış görüntüsü tamamıyla erkek oldu. Sakalları var ve sesi de erkek sesi. Çok huzurlu, çok mutlu olduğunu söylüyor. Dinimizin transseksüellikle ilgili herhangi bir tutumu, tansifi var mıdır? Cevabınızı canı gönülden bekliyorum. Hayırlı kandiller. Bu şey değil, doğru değil. Çünkü ben klasik İslam fıkıhı ne diyorsa onu söylemeye gayret ederim. Bu mesele hadis-i şeriflerde mirasla alakalı bölümde geçer.
Mirasla alakalı bölümde hani böyle kendisini kadın hissedenlerin mirasları ne olacak? Veya kendisini erkek hissedenlerin mirasları ne olacak diye Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sorduklarında onların çok özür dilerim ama küçük abdest yaptıkları, bevlettikleri organına bakılır demiş. Eğer erkeklik organından bevlediyorlarsa erkek hükmünde, kadınlık organlarından bevlediyorlarsa kadın hükmünde demiş. Bu normalde çift cinsiyetli olanlarla alakalı. Ama ben kendimi kadın hissettim, ben kendimi erkek hissettim. Beyin olarak ben kendimi erkek görüyorum, beyin olarak ben kendimi kadın görüyorum. Bunu İslam uygun görmüyor. O yüzden bu meselede eşcinselliğe giriyor. Veyahut da işte lanet olsun o kadınlara ki erkeklere benzemeye çalışırlar.
Lanet olsun o kadınlara ki erkeklere benzemeye çalışırlar. lanetlik bir iş olarak görünüyor. Bu konuda Kur'an ve sünnetin klasik yapısında buraya kapı açılmıyor. Şimdi kapı açanlar var. Geçenlerde Cübbeli de bu konuda böyle hani kendisini öyle hissediyorsa ameliyat olsun, kendi kendisine zulmetmesin bu bir zulüm diye bir açıklamada bulundu. Ben ona da hayret ettim tabii. Yani özellikle acaba yanlış mı duydum diye birkaç kişiye dedim ya bu sohbetin bu kısmını bana dedim bulun ondan sonra atın bana dedim ben. buldular attılar, evet öyle diyor. Yani ben tabii hayret ettim, tacib ettim. Çünkü Cübbeli'yi seversiniz, sevmezsiniz, tartışırsınız.
O ayrı bir mesele ama Kur'an ve sünnet bilgisi sağlam bir kimsedir. Yani bugün işte televizyonlarda böyle sohbet edenlerin büyük bir çoğunluğunu ayet, hadis bilgisiyle cebinden 18 sefer çıkarır. Yani ben çünkü Cübbeli'nin ayet, hadis bilgisine gerçekten yani yetiştirmiş kendisini çok iyi ama başka şeylerini tartışırsınız. Bu ayrı bir mesele ama böyle hani medreseden gelme kendini yetiştirmiş bir kimse. Daha iyileri vardır belki de. Ben televizyonlarda dolaşanlar için söylüyorum bunu. Hani televizyonlarda dolaşıyorlar ya yani televizyon televizyon dolaşanlar var. Televizyonda sürekli program yapanlar var, profesörler var, doçentler var.
İşte kendince kendisini böyle taslamam gibi insanlar var. Onların içerisinde baktığınızda yani gerçekten Cübbeli'yi burada Cübbeli'yi satmak değil derdim. Hani böyle sanki vitrine koyuyormuş gibi algılamayın. Ama iyi bir ayet, hadis bilgisi var. Onun böyle bir şey söylemesi benim tacibime gitti. Hayret ettim ben tekrar tekrar dinledim. Böyle bir hani sözü var. Bu sözü ona aslında söylemek lazım. Burayı bir açıkla bunu canlı yayınla, heyecanla mı söyledin veya neye binaen böyle söyledin diye. Burası sıkıntılı bir durum. Çünkü böyle bir hani ayet-i kerimelerde veya hadis-i şeriflerde böyle bir açık kapı yok. İmam-ı Azam'da, İmam Şafi'de, İmam Maliki'de, İmam Hanbeli'de ve sonradan gelen dört mezhep imamlarının iştahatlarında böyle bir açık kapı yok.
Ben ya da hiç okumadım. Hepsinde lanetlik bir iş, büyük günah kebarilik bir iş olarak söyleniyor. O yüzden ben özellikle dedim bu konuda açık kapı yok diye. Yoksa o zaman hani böyle işte erkeklikten kadınlığa dönenler var. Onlar da kendilerince kapı aralanır o zaman. İşte fuhuş yapıyorlar, eşcinsellik yapıyorlar, transseksüellik yapıyorlar. Ne bileyim işte böyle değişik bir tür oluşturuyor. Şu anda emperyalizm insanların fıtratıyla oynuyor. Ve örnekliyorum bunu, bütün ülkelerde bu eşcinsel yapılanmaları, bu trans yapılanmalarını, bu böyle homo yapılanmalarını destekliyor emperyalistler. Ve insanlığın fıtratıyla oynuyorlar. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden bu konuda açık kapı yok. Devlet buna kapı aralayabilir. Devlet, İslam devleti değil çünkü. Yani devlet fuhuşa da kapı aralıyor. Devletin kanunlarında fuhuş da yasak değil. Devletin kanunlarında transseksüellik de yasak değil. Devletin kanunlarında eşcinsellik de yasak değil. İstedikleri yerde istedikleri gibi eşcinselliklerini sergileyebilirler. Kanunen yasak değil. Bakın kanunen yasak değil. Yasak olanlar hep Müslümanlara. Yani eşcinsel, istediği gibi eşcinsellik yapabilir. Hiç kimse ona karışamaz. Bakın hiç kimse karışamaz. İstediği gibi ameliyat da olabiliyor. Hiç kimse de onlara karışmıyor. Bu ayrı bir mesele. Ama Kur'an-Sünnet bağlamında bunun çıkış noktası yok.
Selamun Aleyküm Hocam. Bir kandil gecesi Hacı Bayram Veli Hazretleri'ni ziyarete gidelim dedik. Eşim, oğlum ve ben gece saat 2 ziyarete kalktık gittik. Tüm Ankara bomboştu yollarda ve caminin etrafında hiç kimseler yoktu. Caminin bahçesine girince bahçede 7-8 tane genç adam gördük. Dikiliyorlardı. Türbenin de kapısı kilitliydi. Türbenin camının önüne geldik. Dua etmeye başladık. Bahçede duran 7-8 tane adam hepsi birden geldi. Bizim arkamızda dikildi. Onlar da dua etmeye başladılar. Tabii çok tedirgin olduk ve duayı çabuk kesip hemen döndük. Bu olayı ablamı anlattığımda o adamların boş kimseler olmayacağını söyledi. Sizin bu olayla ilgili görüşünüz ne olabilir?
Olabilir, boşta da olabilir, dolu da olabilir. Normalde belki de orada bekliyorlardı. Böyle işte onlar da ziyarete gelmişlerdi. Orada ziyaret edenleri görünce onlar da ziyaret etmiş olabilirler. Bu tip şeylerden bir şeyler çıkarmaya gayret etmeyin. Selamun Aleyküm. Hayırlı akşamlar. Oğlum, kripto sanal paralarla uğraşıyor. Bunun dinimizdeki hükmü nedir hakkınızı helal edin. Bu kripto sanal paraları ben din bu noktada kripto sanal paralarla alakalı kripto sanal para hakkında hüküm desen bulamazsın. Ama İslam ekonomik sistemde belki de şimdi buna da yeniden iştahat edenler çıkabilir. Benim bildiğim ekonomik sistemde sanal paraların yeri yok.
Benim bildiğim İslam ekonomik sistemde mesela işte böyle borsa yok. Borsada kağıtların alınıp satılması yok. İslam ekonomik sistemi realin üzerine kuruludur. O yüzden realin üzerine kurulu olduğu için benim okuduğum eserlerde bu tip şeyler yok. O yüzden ben kardeşlere bu konuda bu sanal paralarla uğraşın demiyorum. Hatta uğraşanlar varsa kendimce diyorum ki hani uzak durun. Real ticaretinize bakın diyorum. Selamun Aleyküm hocam. Evleneceğimiz kişinin seçimi külli irade ile mi alakalı cüzi irade ile mi? Allah razı olsun geceniz mübarek olsun demiş. Bu soru çok sorulur. Ama adiş-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nikah dört şey için yapılır. İşte dini için, güzelliği için, malı için, nesebi için siz dindar olanını seçiniz der.
Burada direkt emir vaki bir tavsiye vardır. Dindar olanını seçiniz. O zaman seçme hakkı bizde. Başka bir hadisede de hani bir kadının birisi gelir evlilikte kadının hakkı, erkeğin hakkını sorar. İşte Hz. Peygamber erkeğin hakkını söyleyince o kız der ki vallahi de evlenmem, billahi de evlenmem deyince Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o istemediği müddetçe onu evlenmeye zorlamayın der. Bunun gibi hadis-i şerifler var. O yüzden evlilik bir cüzi iradedir. Biz kendi irademizle gider veyahut da irademizi babamıza teslim ederiz, annemize teslim ederiz, şeyhimize teslim ederiz, abimize teslim ederiz gibi irademizi birisine teslim eder, öyle de evlenebiliriz. Ben cüzi irade olarak görüyorum. Eğer külli irade olarak görüyorsa bir kimse o zaman hiç şikayet etmeyecek.
Yani hiç hayır demeyecek, hiç itiraz etmeyecek. Külli irade buymuş diyecek, teslim olacak. Bu da mümkün değil tabi. Selamun aleyküm, kandınız mübarek olsun ve aleyküm selam. Hayırlı sohbetler, itikafa girdim. Halimde eğitü bileh dedim. Birkaç defa halim nedir? Allah halini iyi eylesin inşallah. Devam et itikafına, zikrullahına. Bu tip şeylere takılmayın. Allah'ı zikredin. İtikafınızı bu konuda itikafa yönelin. Allah'ı zikretmeye yönelin. Böyle hal görmeye, rüya görmeye, onu görmeye, bunu görmeye yönelmeyin. Bu sizi yorar. Allah için, Allah'ı zikredin.
İtikaf çünkü günahlardan temizlenme, arınma, manevi olarak yol alma, kalbi olarak yol alma yeridir. Ona bakın, ya ben rüya gördüm de, göremedim de, hal gördüm, göremedim. Veya halimde şunu gördüm, nedir ki? Bunlara bakmayın. Kapatın telefonunuzu, tabletinizi, bilgisayarınızı. Bayanlar işlerine bu yapsınlar, hemen zikrullahı otursunlar. Erkekler zaten camide, onlar da zikrullahına devam etsinler. İtikaf o. Selamun aleyküm hocam. Benim annem beyin kanseri, başında tümör var. Kendisi günde sekiz tane afi içmek zorunda. Oruç tutmayı çok istedi. Çok üzüldü ama ilaç içmezse, havale geçirme riski var. O yüzden tutamıyor, çok üzülüyor. Onun karşılığında fitresini vereceğiz.
Ama sormak istedik, uygun mudur? Hayırlı yayınlar. Evet, uygundur. Eğer parası var ise, gücü var ise oruç tutmaya, fidye vermeye, o zaman 30 günlük kendi yiyeceği kadar, yiyeceği miktarda fidye verecek inşallah. Bazısı, işte Diyanet açıklıyor, kaç para, 30 lira mı açıkladı, 28 lira mı açıkladı, bilmiyorum bu sene. 28 lira mı açıkladı? Yani günlük yiyeceği 28 lira, 30 lira olarak açıklıyor, doğru. Ama o azamisi en alt sırası. Öbür türlü, hali vakti yerinde, yediği önünde, yemediği ardında, o günlük 50 lira yiyorsa, 50 liradan fidyesini verecek inşallah. Geceniz mübarek olsun. Ben ibadetlerde, namaz, ders gibi çok gevşeklik yaptığımı düşünüyorum. Kendime çok kızıyorum.
Bunu nasıl aşabilirim? Kızmakla bir şey elde etmez insan. Yani böyle işte kız sabahtan akşama kadar bir faaliyet olmazsa kızmakla kalırsın. O yüzden bunun yolu ibadetlerine sımsık yapışmak, Kur'an ve Sünnet'e sımsık yapışmak, namazlarına, oruçlarına sımsık yapışmak, bu konuda gevşememek. Hayırlı kandiller diliyorum.
Kardeşler, rüyamda İbrahim Aleyhisselam'ın bir kişi tarafından boğazlandığını gördüm. Ve ben de o kişi İbrahim Aleyhisselam, onun sen boynunu nasıl sıkarsın deyip, ben de o kişinin boğazını sıkıp, o kişi İbrahim Aleyhisselam'ı bıraktıktan sonra ben de onun boğazını bıraktım. Ama rüyayı buraya kadar hatırlıyorum. Bunun hükmü nedir? Aleyhisselamün aleyküm ve aleyküm selam. İbrahim Aleyhisselam gibi büyük bir peygamberi görmek, rahmete, berekete, lütfa, ikrame işaret. Ona zarar vereni, onu zarardan kurtarmak için, onu muhafaza etmeye çalışmak da, o peygamberlerin yoluna hizmet ettiğinizi ve edeceğinizi işaret. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamun aleyküm hocam. Ben Erdekli. Kadir geceniz mübarek olsun.
Eğer haftaya görürseniz de bayramınız mübarek olsun. İnşallah buna cevap verirsiniz. Bu soru değil, Allah razı olsun, mübarek olsun sizin de inşallah. İğnelemenizi aldık, kabul ettik. Kıymetli şeyhim, bizlerin sizi bir atı Kur'an ve sünnet yolunda yaşamak, haramlardan kaçınmak, fazlarını yerine getirmek, tüm sahabelerimizi sevmek, Allah-u Teala'ya kul olmak, Rabbimizin sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemek.
Ve bunun gibi nokta nokta. Üstadımızın Kur'an-ı Sünnet yolunda nasihatlerini dinlemek, uygulamak. Ve bunun gibi nokta nokta. Kıymetli üstadım, hakkınızı helal edin. Sizinle biz kardeşlere karşı biatınız var. Kendinize Allah için iyi bakmanız. Burnunuzu çekip duruyorsunuz. Bizlerin size ihtiyacı var. Lütfen siz de bunu unutmayın. Sizin gözünüzden yaş düşmesin. Rabbim bizleri sizin sevginizden mahrum bırakmasın. Sağlık, huzur, neşe içinde olun. İnşallah bu gecenin hürmetine biz sizden razıyız. Rabbim de sizden razı olsun. Aşk ile illa hu hu. Allah razı olsun. Rabbim cümlemizi bu biatımızda muhkim eylesin inşallah. Rabbim Kur'an ve sünnet tarihinde haramlardan kaçma, farzlarını yerine getirme noktasında kardeşlerle beraber Allah'a vuslat oluncaya kadar berdevam olanlardan olalım inşallah.
Cenab-ı Hak daim eylesin. Teşekkür ederim. Allah razı olsun. Hu na hu inşallah. Ooo. Vuslat selamı almış. Selamun aleyküm. Kadir geceniz mübarek olsun. Ellerinizden öperim. Müsaadenin olursa bir naat okumak isterim. Nereden okuyacaksın şimdi? Allah iyi etsin inşallah. Oradan okuyabilir mi bulunduğu yerden telefonla? Okuyamaz değil mi? Salim müsaade etmiyor. Ali inşallah sen kendini çalıştır şey yap. İnşallah Allah izin verirse. Ha gruba atacakmışsın bak. Okuyup gruba atacakmışsın. Yok o buraya gelecek.
Az solistlik yapacak illa ki. Merhaba ben Ortodoks Hristiyan'ım. Belki beni tanırsınız Twitter'da fenomenim. Adım Bırakbayırlı. Merak ettiğim şey şu. Benim yüreğim Tanrı aşkıyla yanıyor. Ve tasavvufu çok seviyorum. Sizce Müslüman olmadan da tasavvuf ehli olmak mümkün mü? Çünkü insanlar bana sürekli benim Müslüman gibi olduğumu söylüyorlar. Halbuki Hristiyan'ım. Hocam okumayacak mısınız? Sabırlı ol okudum bak işte. Evet. Şimdi Hristiyanların da kendi içlerinde kendi tarikatları var. Tabi Ortodoks tarikatlar da var.
Ama ve lakin onlar kendilerince bir Hristiyan mistezizmi içerisinde bunu yaşayabilirler mi? Yaşayabilirler. Fakat bunu nasıl başaracaklar? Bu biraz tabi zor. Ben isterim ki, hani bu böyle tuhaf gelebilir size. Bir Hristiyan da kendi dininde derinleşsin. Bu konuda benim böyle değişik tezlerim var. Bilhassa Karadağ mıydı gittiğimiz yer Salim? Orada sırf Ortodokslar vardı. Hani bir orada program yaptıydı. Karadağ. Karadağ. Karadağ, Montenegro. Karadağ, Montenegro. Evet. Karadağ, Montenegro'da bir hemen hemen izleyicilerin, dinleyicilerin salonun yüzde doksan dokuzu Ortodoks'tu.
Ondan sonra orada bir sohbet etmiştik. Ve sema da ettik orada. Tabi bu konuda orada tabi sohbet ve sema'dan sonra işte çok beğeni aldı. Oradaki görüş, düşüncelerimiz, fikirlerimiz de beğeni aldı. Ardından tabi biz sonra programdan sonra da orada bazı kimselerle görüştük, konuştuk. Bu biraz böyle tabi hani bugünkü Ortodoks veya Hristiyan veya Protestan veya İngiliz kraliyet ailesinin klisesi olan Anglikan klisesi olsun.
Bunların hepsi de hani Tanrı, Oğul, Kutsal Ruh denkleminde duruyorlar. Böyle olunca hani üçlüyorlar Allah'ı. Yani Allah doğmaz, doğurmaz, Allah baba olmaz. Bu konuda böyle bir inanç noktasında sıkıntı var. Aslında tabi benim araştırmalarıma göre de İsa Aleyhisselam'da böyle bir inanış biçimi yok. Ama sonradan Pavlo Suari bir inanış içerisine girip üçlü tesis inancına girmişler.
Burada sıkıntı var. Burada sıkıntı olunca da zaten problemin büyük bir çoğunluğu burada kalıyor. Ama bu böyle mesela üçlü tesis inancı eski ahitte de yok. Yani malum Hristiyan dini de bir Yahudi dinidir aslında. Çünkü beni İsrail peygamberidir İsa Aleyhisselam. O yüzden normalde zaten yeni ahit, eski ahit olarak geçer kitaplar. Ama mesela eski ahitte üçlü tesis inancı yok. Bu sonradan Hristiyan'ın içerisine katılmış bir inanç. Böyle olunca sufilik tekliğe koşmaktır. Yani tekliğe koşmak olunca mesela bizim peygamber inancımıza göre Hz. Muhammed Mustafa Allah'ın oğlu değildir. Allah'ın çocuğu değildir. Biz peygambere peygamber olarak iman ederiz.
Allah'ın oğlu olarak iman etmeyiz. O yüzden Cebrail Aleyhisselam bir melek olarak iman ederiz. Burada inanç noktasında sıkıntı var. Ama bu problemi nasıl aşacaksın bunu bilmiyorum. O yüzden arzu edersen karşılıklı da görüşebiliriz. Ben seni gel İslam'a davet edeyim. Ondan sonra kelimeye şehadet getir. Tasavufi olarak, sufi olarak da inşallah kol kola yan yana duralım. Ve Allah'ı sevme, Allah'a vuslat noktasında yol alalım. Ben öyle düşünürüm. Çünkü nasıl söyleyeyim? Bunu bütün kalbimle ve samimiyetimle söylüyorum. Gerçekten böyle bir yol alabileceğine inansam derim ki buradan da yol alabilirsin. Buradan da gidebilirsin derim.
Ama böyle bir şeyin mümkün olacağına inanmıyorum. O yüzden gel seni ben tek Allah'a davet etmiş olayım. Ve Allah'a iman edelim. Allah'ın varlığına, birliğine doğmadığına, doğrulmadığına. Çünkü bir varlık düşün, doğuruyor. Bu mümkün değil. Veyahut da bir peygamberi biz Allah'ın oğlu olarak tanımlayacağız. Bu mümkün değil. Bu teklik noktasında da sıkıntılı. Gel seni ben İslam'a davet edeyim. Beraber kol kola verelim, yol yürüyelim. Sufilik adına inşallah. Al, daha devam etmiş kardeşimiz. Ben üçlü birliğe inanmıyorum. Harika. Çünkü Tevrat'ta yok bu. Haylal'ın var, aferin. Evet, üçlü birlikte Tevrat'ta yok.
Bana Hanif dediler hep. Hanif dini, İbrahim Aleyhisselam'dan itibaren gelen dinlere Hanif dini denir. O yüzden hepsi de İslam'dır. Hanif din denilince o üçlü testis inancı, üçlü birliğe zaten inanmazlar onlar. Mesela bu şey vardı, onları İsa Aleyhisselam'ı peygamber olarak tanıyan sonra İzmit konsülünde onlar aforoz edilmişlerdi.
Ne İncil'di onun adı? Barnabas İncil'i. Mesela Barnabas İncil'inde üçlü testis inancı yoktu. Veyahut da şeyde, Balkanlar'da Pomaklar, Arnavutlar, Boşnaklar bu üçlü testis inancına inanmıyorlardı. O yüzden hepsi birden İslam oldular hızla bir şekilde. Çünkü onlar bu Pomaklar da, Arnavutlar da, Boşnaklar da zaten Hazar'ın üzerinden gelen Türkler. O Türklerin hiçbir inanç zamanı, hiçbir zaman Türkler üçlü testis inancı veya onlar çok tanrılı bir dine sahip değillerdi. Hatta Hazar'ın üstünden gelen kolda bazıları böyle işte onlar Yahudi'ydi diyenler de vardır. Böyle Yahudiler şimdi bunun üzerine çalışıyorlar İsrail'ler. Hani Türklerin gerçekte Yahudi olduğunu ve gerçek Yahudi olduklarına dair çalışmalar yapıyorlar.
Bunlar ayrı tartışmalar konusu da Hanif dini İbrahim'den gelen din. Yani o tek tanrılı ve peygamberleri peygamber gören din. O yüzden bana Hanif dediler hep dedin. Evet Hanif din o. Ama zaten üçlü birliğe inanmıyorsanız, tek tanrıya inanıyorsanız ve Allah'ın doğmadığına, doğrulmadığına inanıyorsanız inşallah yolunuzu daha da düzeltebilirsiniz. Görüşebiliriz, konuşabiliriz, sohbet edebiliriz. Bu konuda bildiğimiz kadarıyla takıldığımız yerler olursa inşallah bu konuda size de yardımcı olmaya çalışırım inşallah. Ben tabii sana telefonumu da atayım inşallah. Burası sadece soru sorulduğu zaman buradaki şey. Şu telefonumu da ezberleyemedim ya.
Allah beni affetsin. Hiç ezberim yok. Bu benim telefonum. Arzu edersen görüşebiliriz, konuşabiliriz. Buradan da soru yazabilirsin. Sıkıntı değil. Biz her türlü soruya, her türlü sohbete açığız. O yüzden insanları ötelemekten, itelemekten, böyle ayrım yapmaktan Rabbimizi korusun.
Görüşür, konuşur, anlaşırız inşallah. Bırak. Yayından sonra görüşelim demiş. İnşallah görüşelim, müsait olduğumuzda görüşürüz. Burak'cığım, hayırlı geceler inşallah herkese. Selamun Aleyküm Antalya'dan Fatıma kardeşimizin oğlu, emir dualarınıza muhtaç. Bu gece hastaneye karar oldu. Her birimiz ayrı ayrı muhtaçız. Allah muhineniz olsun, Allah yardımcınız olsun inşallah. Rabbim korusun, Cenab-ı Hak muhafaza eylesin. Ben de numaranızı alsam demiş kardeşim biri. İnşallah sana da numaramızı veririz. Cengiz hatırladım seni.
Normalde seni şeyden ne o, erkekler topluluğundan sivmişim. Böyle bir şey geldi bana. Dediler ki böyle böyle. Sen de dediydin. Ama yok biz onu daha beceremedik. İnşallah hallederiz. Allah gecenizi hayırlı etsin. Kandiliniz umarek olsun. Allah nice kandillerde nasip eylesin. Tekrar söylüyorum. Böyle bakın işte bizim böyle dersli kardeşlerimiz bir şey yazmazlarsa, rüyada yazmazlarsa böyle yeni izleyen, yeni tanışan, yeni tanıyan kardeşlerle daha fazla hemhal olup daha fazla sorularına cevaplıyoruz. Tabi bugün soru soran kendi kardeşlerimizler de üzerine alınmasınlar bu konuda. Allah razı olsun hepsinden.
Çünkü öyle hu diyene hu dedik çünkü. Yerhangi bir şeyimiz yok. Hakkınızı helal edin inşallah. Geceniz hayır olsun. Eftar zikr fâlemennâhu La ilahe illallah Amin. Amin.
Özübillah. Müneşşeytanun racim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil âlemîn. Amin. Elhamdülillahi Rabbil âlemîn. Amin. Elhamdülillahi Rabbil âlemîn. Amin. Elhamdülillahi Rabbil âlemîn. Amin. Elhamdülillahi Rabbil âlemîn. Amin. Elhamdülillahi Rabbil âlemîn. Amin. Esselatü vesselam aleyke ya hayrı halkıllah. Esselatü vesselam aleyke ya nur-i arşıllah. Esselatü vesselam aleyke ya emine vahyullah. Esselatü vesselam aleyke ya seyyide ve zine vel ahirin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Ya Rabbi günahlarımızı affeyle. Ya Rabbi hatalarımızı, kusurlarımızı affeyle. Ya Rabbi yanlışlıklarımızı, eksikliklerimizi affeyle. Ya Rabbi bilerek veya bilmeyerek işlediklerimizi affeyle.
Ya Rabbi cümle ümmeti Muhammed'in günahlarını affeyle. Cümle kardeşlerimizin günahlarını affeyle. Cümle geçmişlerimizin günahlarını affeyle. Cümle gelecek zürriyetlerimizin günahlarını affeyle. Çocuklarımızı, eşlerimizi, kardeşlerimizi affeyle. Çocuklarımızı, kardeşlerimizi, gelecek zürriyetlerimizi namaz kılanlardan, oruç tutanlardan. Kur'an ve sünnet-i seniyeye sımsıkı yapışanlardan eyle. Ya Rabbi ümmet-i Muhammed'e feraset nasip eyle. Ümmet-i Muhammed'e cesaret nasip eyle. Ümmet-i Muhammed'e cihat nurunu nasip eyle. Ümmet-i Muhammed'e Kur'an'ın ruhunu nasip eyle. Ümmet-i Muhammed'i Mustafa'nın sünnet-i seniyesinin ruhunu nasip eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi.
Ümmet-i Muhammed'e Allah sevgisini nasip eyle. Habibullah sevgisini nasip eyle. Alimlerin, velilerin, müminlerin sevgisini nasip eyle. Beytullah'ın sevgisini nasip eyle. Medine-i Münevvere'nin sevgisini nasip eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Beytullah'ı bize sevdir Ya Rabbi. Bizleri Beytullah'ına sevdir Ya Rabbi. Bizleri Medine-i Münevvere'ne sevdir Ya Rabbi. Bizleri Habibine sevdir Ya Rabbi. Bizleri ashabına sevdir Ya Rabbi. Bizleri velilerine sevdir Ya Rabbi. Bizleri dostlarına dost eyle Ya Rabbi. Bizleri düşmanlarına düşman eyle Ya Rabbi. Bizleri sevdiklerinle beraber eyle Ya Rabbi. Bizleri Kur'an ve sünnet-i seneyi yaşayanlarla beraber eyle Ya Rabbi.
Bizleri hakkı hak bilenlerle beraber eyle Ya Rabbi. Bizleri batılı batıl bilenlerden uzak eyle Ya Rabbi. Bizim bizlerin gönüllerine ilham eyle Ya Rabbi. Bizleri zikreden diller nasip eyle. Zikreden gönüller nasip eyle. Zikreden gözler, zikreden kulaklar, zikreden diller nasip eyle. Senin zikrinle kendinden geçenlerden eyle. Bizleri senin muhabbetinle muhabbet duyan, senin muhabbetinde gark olanlardan eyle. Senin sevginle sevgilenen, senin sevginle hoşnut olan, senin sevginle yiyeceği rızkı olanlardan eyle Ya Rabbi. Rızkımızı aşk eyle, başımızı aşk eyle, sonumuzu aşk eyle, ortamızı aşk eyle, kabrimizi aşk eyle, mahşerimizi aşk eyle. Ya Rabbi ebedi senin aşkınla aşık olan kullarından eyle Ya Rabbi.
Şu gecenin yüzü hürmetine zulüm gören, ızdırap çeken, haksızlığa uğrayan, uğursuzluğa uğrayan, her türlü zalimlerin zulmünün altında inim inleyen Müslümanları kurtar Ya Rabbi. Onların feyüzatlarını, faziletlerini artır Ya Rabbi. Onlara karşı onların gönüllerine ilham eyle Ya Rabbi. Onların muhabbet olanı aşkı Allah'ın nasip eyle Ya Rabbi. Bu gecenin hürmetine nerede dua isteyen, nerede amin diyen varsa hepsinin de dualarını kabul eyle Ya Rabbi. Gönlü kırık, içi müzdarip, kalbi kırık, içi hastalıklı olan, içi müzdarip olan her nerede mümin varsa gönüllerini tamir eyle Ya Rabbi. Hastanelerde, evlerde, orada burada hasta yatan hastalarımıza hayırlı şifalar nasip eyle Ya Rabbi.
Derlilere derman nasip eyle Ya Rabbi. Vermurad olanların muradlarını hal eyle Ya Rabbi. Ey merhametlilerin en merhametlisi, ümmeti Muhammed'in başında oynanan oyunları kendi başlarına makus eyle Ya Rabbi. Ümmeti Muhammed'e tuzak kuranların tuzaklarını bozdur Ya Rabbi. Onların tuzaklarını kendi kendilerine düşmelerine nasip eyle Ya Rabbi. Ümmeti Muhammed'i güçlü eyle Ya Rabbi. Ümmeti Muhammed'i kuvvetli eyle Ya Rabbi. Ümmeti Muhammed'i ferasetli ve cesaretli eyle Ya Rabbi. Ey merhametlilerin en merhametlisi, bizlerin vücutlarına sıhhat ve afiyet nasip eyle. Maneviyatımıza da sıhhat ve afiyet nasip eyle Ya Rabbi. Ey merhametlilerin en merhametlisi, dertlerimize dertlerimize dertlerimize.
Erman ol, hastalıklarımıza şifa ol, bermurat olanlarına murat ol, sıkıntılarımızı def eyle, müşkilatlarımızı hal eyle. Katından bizleri nimetlendirdin, katından lütuflandırdın, katından ikram ettin, katından affettin, katından muhafaza altına aldın. Kullarından eyle Ya Rabbi. Amin diyen dillerimizi, nar-ı cehennemden azat eyle. Subhane Rabbike Rabbil İzzet Hanma, Yesufun, ve selamin alel mürselin, velhamdülillahi Rabbil Alemin. Ya Rabbi, Habibini çok özledik, Medine-i Münevver'i çok özledik, Beytullah'ını çok özledik. Bizleri de nasip eyle, tez zamanda inşallah Ya Rabbi. El-Fatiha'na selamata. Amin.
Ejimayin. Geceniz nur olsun, geceniz mübarek olsun. Rabbim cümle ve ümmet-i Muhammed'in günahlarını affı muhafret eylesin. Nice mübarek gecelerde buluşmayı nasip eylesin. Son nefesimize kadar imanıyla, İslamıyla yürümeyi, imanıyla, İslamıyla nefesimizi son vermeyi, Allah'ın cemalini seyrede seyrede ahiret alemine göçmeyi, Cemalullah'ı seyrede seyrede mahşerde hesabımızı vermeyi, Cemalullah'ı seyrede seyrede sıratı geçip Cemalullah'ın ulaştırdığı kullarından eylesin.
İnşallah. Geceniz de hayır olsun. Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.