mustafaozbag.org

SORU-CEVAP BERAT KANDİLİ SOHBET 27 MART 2021

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 28 Mart 2021 · 2:14:16

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak beraat gecenizi de mübarek eylesin. Bugün malum Şaban'ın 15. gecesi. Şaban'ın 15. gecesi deyince Ramazan'a 15 gün kaldı. Yani 15 dakika kaldı. Bir günü bir dakika dersek, 15 dakika sonra Ramazan-ı Şerif. O ümmetin kurtuluşuna sebep olacak, günahlarına döküleceği rahmet ayı, bereket ayı, lütuf ayı, ikram ayı, ihsan ayı geliyor. O yüzden beraat kandili bu manada o lütuf ayının, ihsan ayının, bereket ayının, mağfiret ayının müjdecisi gibi. Bu artık böyle 1, 2, 3 geliyor. Ardından ne olacak? Ramazan'ın son 10 gününde Kadir gecesini inşallah yaşayacağız, ihya edeceğiz.
Ve bin aydan hayırlı bir geceye doğru inşallah yol alıyoruz. O yüzden bu geceye hazırlık gibi, o Kadir gecesine hazırlık gibi bir gece. Beraat gecesi. O yüzden bu gece inşallah bütün ümmet-i Muhammed'in. Bilhassa böyle içkiye devam etmeyenlerin, zinaya devam etmeyenlerin, faize devam etmeyenlerin, şirk üzerinde devam etmeyenlerin, anne babasına asi olmakta devam etmeyenlerin, eşcinsellikte devam etmeyenlerin, haramla yiyip içen böyle hani kimisi vardır, bütün kazancı haramdır, haramlara devam etmeyenlerin bu gece af ve mağfireti uğrayacağı bir gece.
Çünkü bu gece gerçekten bir kimse günahlarına tövbe eder, hatalarına, kusurlarına tövbe eder, Allah'a yalvarır, yakarırsa, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin bu konuda hadis-i şerifleri var, af olacağına dair. O yüzden bu gece öyle bir mübarek bir gece, beraat gecesi. İnsanların inşallah müminlerin beraatlarını eline alacağı, af olundunuz müjdesini alabileceği bir gece. İnşallah bütün kardeşlerimiz, dostlarımız, arkadaşlarımız, yoldaşlarımız ve ümmet-i Muhammed bu gece af olduğunuz müjdesini aldık alanlardan olur. İnşallah bu gecenin sabahında o af olmuş müjdesini almış olarak huzur içerisinde yeni bir güne başlarlar. O yüzden beraat gecesi ile alakalı ulema, alimler, herkes bir şey söylenmiş.
Kur'an-ı Kerim'in lef-i muhafuzdan dünya semasına indiği gece olarak nitelendirmişler. Kadir gecesi de malum ayrı bir Kur'an'ın indirildi. Ama o kadir gecesinde peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kalbine, gönlüne ara ara sırasıyla sayfa sayfa indirilmeye başlandığı gece kadir gecesi. Ama lef-i muhafuzdan o kutsal kitap Kur'an-ı Kerim, lef-i muhafuzdan dünya semasına indirildiği gece olarak da beraat gecesi olarak nitelendirilmiş, öyle söylenmiş, öyle tevil edilmiş.
Tabi bu böyle son dönemde, Osmanlı'nın son döneminden itibaren bu selefi, vahabi takılanlar, ne yazık ki ümmetin içerisine atılmış, pimi çekilmiş el bombası gibiler. Onlar bütün bu kandil gecelerine karşı çıkıp, bir kısım sünnet seniyelere karşı çıkıp, bir kısım bazı şeylere karşı çıkarak ümmetin kafasını, aklını, midesini bulandırıyor. Ama biz onlardan değiliz. Biz o yüzden bir meselenin özünde, temelinde Kur'an'dan ayet-i kerime, bir meselenin özünde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin hadis-i şerifi var ise bizim için sahihtir, biz onu uygularız. O yüzden beraat gecesiyle de alakalı o Duhan suresi, ayet 1'den 4'e kadar ehli ulemanın ittifakı var.
Ama apaçık kitaba yemin olsun ki, biz Kur'an'ı mübarek bir gecede indirdik. Biz gerçekten uyarıcıyız, o mübarek gecede her hikmetli iş, katımızdan bir emirle ayırt edilir ayet-i kerimesini, normalde o bütün ulemanın büyük bir kısmı, mübarek bir gece, Şabi'nin ortasındaki beraat gecesi olarak nitelendirmişler. Ve tabi bunu destekleyen, tasdikleyen de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin tutum ve davranışı rivayet edilir ki, işte Baki mezarlığına gittiği bu gece ve Baki mezarlığında Allah'ı zikrettiği, dua ettiği, ağladığı, secdelere kapandığı.
Bunu da kim aktarıyor bize? Hz. Ayşe annemiz aktarıyor. Hz. Ayşe annemiz gecenin bir kısmında uyandığında bir bakıyor ki, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yatağında yok. Hemen onu aramaya koyuluyor. Onu aramaya koyulunca, Baki mezarlığı ile Hz. Ayşe annemizin evi de çok yakın zaten. Hemen şimdi biraz böyle uzaklaştı. Önceden tabiri caizse sınır gibiler. Hemen Hz. Ayşe annemiz nerede arayacak? Daha önce de birkaç sefer Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Baki mezarlığına gece gidip ibadet edenlerden. Hatta yakın bir de sahabenin bir hurma bahçesi var. Bazen de o çok samimi olduğu o sahabenin hurma bahçesine de bazı geceler gidip orada ibadet ediyor tek başına.
Allah'ı zikrediyor. Hatta bir seferinde o hurma bahçesine gidiyor da, hani Ebu Hureyre'den geliyor, Ebu Hureyre'den gelince, radıyallahu anh hazretleri, Ey Ebu Hureyre, ilk gördüğün kimseyi müjdele, kim la ilahe illallah derse kurtuluşa ermiştir. O kurtulmuştur. Bu müjdeyi git söyle deyince, Ebu Hureyre radıyallahu anh hazretleri diyor ki, Ben zayıf bir kimseyim. Benim sözümü kim dinler ya Resulallah? Kimse benim sözümün sahihliğini kabul etmez deyince, kendi ayakkabılarını veriyor tabiri caizse bugünkü dille. Diyor ki, bunu da delil olarak götür. Git söyle. O da ilk Hz. Ömer Efendimiz'e denk geliyor. Diyor ki, Ya Ömer, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, Kim la ilahe illallah derse kurtuluşa erer.
Bakın, burada ne Ebu Hureyre? Ebu Hureyre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözünü tevil etmiyor. Sözünü akla vurmuyor. Sözünü herhangi bir şey yapmıyor. Hz. Ömer radallahu aleyhi ve sellem hazretleri Ebu Hureyre'nin göğsüne böyle vuruyor. Diyor ki, sus bunu kimseye söyleme. Giriyor. Hz. Peygamber'e diyor ki, Ya Resulallah sen böyle söyledin mi? O da niyam söyledim. O zaman Hz. Ömer Efendimiz şerh ediyor. Diyor ki, Ya Resulallah. Eğer bunu insanlar söylerlerse ibadet etmezler. Bunu böyle söylersek ibadet etmezler. O zaman da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, O anahtarsa, o kilitse bu da anahtardır diyor. İbadetler de anahtardır. Tabi oradaki biraz daha meseleye farklı açıdan bakıp, La ilahe illallah demek, tevhide ulaşmak olarak nitelendirebilinir.
Yani ben öyle nitelendiriyorum. Orada tevhid söz konusu, birleme söz konusu ve bütün, düşünebiliyor musunuz? İçinizdeki, dışınızdaki ilahları reddetme. İlaheleri reddetme. Ve tevhidin saflığına ulaşma. Her neyse konumuz bu değil tabi. Ve bunun gibi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Zaman zaman böyle baki mezarlığına, Zaman zaman böyle bir hurma bahçesine gidip, Gece ibadet edenlerden. Tırnak içerisinde söyleyeyim, Bazen arkadaşlar kendi kendilerine gidip, Mezarlıklarda ibadet etmesinler. Bu doğru bir şey değil. Nokta değil. O yüzden orada mesela kabir halinin vakıf olabilir, Perdesi açılabilir, korkabilir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu meselede dikkatli davranmakta fayda var. İşte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Böyle orada onu Hz. Ayşe annemizi görünce, Hz. Ayşe annemiz tabi hani, Ya Resulallah sen burada ne yapıyorsun bu manada?
Hani ne işin var gibisinden böyle bir şey söylüyor. O da tabi, Hani meşhur ya, Sen Allah'ın sevgili kulusun, Sen Allah'ın peygamberisin. Yani senin böyle işte, Buna rağmen burada böyle kendini, Heder edercesine, İbadet etmen, Kendini heder edercesine, Allah'ı zikretmen, Dua etmen, Hani neden bu kadar kendini, Yoruyorsun, Harap ediyorsun deyince, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, Cevabı muhteşem. Ey Ayşe, Ben şükredici bir kul olmayayım mı? Ey Ayşe, Sen bu gecede, Ne olduğunu bilir misin? Diyor. Bakın biz, Beraat gecesini o yüzden, Sahih bir kaynakla, Hz. Ayşe annemizden öğreniyoruz. Hz. Ayşe annemiz diyor ki, Bu gecenin diğer gecelerden üstünlüğü ne? Ya Resulallah. O da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Devam ediyor.
Diyor. Bu gece, Bu sene içinde doğacak olan, Her çocuk, Bu gece deftere geçirilir. Bu sene içinde öleceklerin isimleri, Bu özel gecede, Deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı, Tertip edilir. Bu gece herkesin ameli ve işleri, Allah'a arz olunur. Bir kimse evinden ayrılıp, Yolculuğa çıkar. Halbiko'nun adı, Yaşayanlar defterinden, Ölüler defterine, Geçirilmiştir, Der. Ve o yüzden, Şaban'ın 15. gecesidir bu gece. Berat gecesidir. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de, O geceyi böyle, İbadetle geçirir. Ve, Bazı hadis-i şerifler var bu konuda. Hani bazı derken, Böyle birkaç tane de değil. O yüzden, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Şaban ayın 15. gecesi, Olduğu zaman, Gecesinde ibadete kalkın.
Yani bu gece ne yapacakmışız biz? İbadet edecekmişiz. Ve o gecenin gündüzünde oruç tutunuz. Gecenin gündüzü, Bugün gündüzdü. Gündüz oruçlu tuttuk, Orucumuzu tuttuk. Ne yapacağız? Şimdi, Gecesinde ne yapacağız? İbadetle geçireceğiz. Çünkü o gece güneş batınca, Allah-u Teala, O andan fecir oluncaya kadar, Yani güneş battı, Akşam namazında, Fecir, Yani sabah namazı, Özür dilerim, Sabah namazı ne olacak? Sabah namazı, Normalde okununcaya kadar, Sabah namaz vaktine kadar, Cenab-ı Hak bir rivayette, Dünya semasına tecelli eder. Dünya semasına iner. Ve der ki, Benden mağfiret dileyen yok mu? Benden rızık isteyen yok mu? Onu rızıklandırayım. Mağfiret dileyen yok mu?
Onu affedeyim. Bir bela ile müftela, Bir sıkıntıya müftela, Bir hastalık, bela, Musibet, dert, Gam, kasvet, Böyle bir şeye müftela olan yok mu? Ona kurtuluş vereyim. Onu kurtarayım buyurur. Ha demek ki, Bu gece müminler için, Beladan, sıkıntıdan, Her türlü müsibetten, Her türlü başımızdaki, Dertlerden, sıkıntılardan, Dua ile, Niyaz ile, Zikir ile, Tövbe ile, Kurtulabileceğimiz bir gece. Ama inanarakten, İman ederekten. Bu gece günahlarımıza tövbe ettiğimizde, Bu gece kusurlarımıza, Hatalarımıza tövbe ettiğimizde, Cenab-ı Hakk'ın affedeceğine dair, Bir müjdenin alındığı gece. Aynı zamanda da, İşte rızık dallığı çeken, Maişet sıkıntısı çeken, Kimselerin de, Bu rızık ve maişet sıkıntılarına cevap verileceği, Borçlulara cevap verileceği, Hastalara cevap verileceği, Bir mübarek gece.
Yani tabiri caizse, Temizlenme, Arınma, Ben sıfırlama demeyeceğim, Şimdi başka yerlere çekilecek laf, O yüzden temizlenme, Arınma, Bugün birisi öyle dedi, Hocam bugün dedi, Sıfırlanma günü mü, Gecesi mi dedi, Dedim bu kelimeyi kullanma, Yanlış yerlere çekilecek dedim, Temizlenme, Arınma, Bu gece temizlenme, Arınma, Bu gece hastalıktan, Sıkıntıdan, Beladan, Müsibetten, Dertten, Gamdan, Günahtan, Kurtulma gecesi, O yüzden, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri de, Bize bunu beyan ediyor, Bu gece böyle olur diyor,
Çünkü, Yine, İbn-i Mace'den, Bu, Az önce, Söylediğim hadis-i şerif, Yine, İbn-i Mace'den, Bu geceyle alakalı diyor, Şaban ayın, 15. gecesi, Dünya'ya en yakın olan, Semaya tecelli eder, Yani, Dünya semasına tecelli eder, Ve, Kelp kabilesinin, Koyunlarının, Kılları sayısından, Daha çok, Günahları affeder, Ha demek ki, Bizim ne kadar çok günahımız, Var olursa olsun, Yani, Bir kimsenin üzerinde, Kelp kabilesi dediği, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Selemi Hazretleri'nin, Kelp kabilesi dediği, Bir hayvancılık yapan,
Küçük baş hayvancılık yapan, Bir kabile, Ve, O bölgenin, En fazla hayvanı, Onlarda var, Allah-u Alem, Sayısallığını, Yakalamak çok zor, Ve, Saymak mümkün değil, Düşünebiliyor musunuz, Koyunları sayamıyorsunuz, Değil ki, Koyunların kıllarını sayacağınız, Diyor ki, O kadar, Çok günahı affeder, Yalnız, Dünya üzerindeki günahlar olarak değil, Bir mümin düşünün, Bir Müslüman düşünün, Çok günah işlemiş, Saymak mümkün değil, Yani, O kimsenin üzerindeki günahları, İşte, O dahi, Tövbe ederse bugün, Geri dönerse, Aff olacağına dair,
Rivayet var, O yüzden, Bu geceyi, İnşallah, Bütün kardeşlerimiz, Bütün, Ümmet-i Muhammed, Dua ile, Zikir ile, Tövbe ile geçirsin, İnşallah, Yine, Böyle bir gecede, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri, Çok ibadet ederdi, Yine, Bir hadis-i şerifte, Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri, Rahmet kapıları, Dört gece açılır, O gecelerde yapılan, Dua, Tövbe, Red olunmaz, Bu bir, Kurban bayramının, Ve, Ramazan bayramının, Birinci geceleri, Şaban'ın, On beşinci, Beraat gecesi, Ve, Arife geceleri,
Bu manada, İşte o zaman, Demek ki, Bu, Gecelerde, Bizim yaptığımız, Dualar, Yaptığımız zikrullahlar, Geri çevrilmeyecek, Allah bizi, Onlardan eylesin, İnşallah, Yani bu, Geceyi biz, İnşallah, Fırsat bilelim, Bu fırsat bilelim, Kadir gecesi, Bundan daha mı, Büyük, Daha mı, Faziletli, El cevap, Evet, Ama, Velakin, Bu gece de, Öyle, Kenara atılacak, Önemsenmeyecek, Gecelerden, Değil, Allah muhafaza, Başka bir hadis-i şerifte de, Hazreti peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri, Beraat gecesinin, Kıymetini bilmeyenlerin,
Kıyamette, Pişman olacaklarına, Dair de, Yine hadis-i şerif var, O yüzden, Biz bu hadis-i şerifleri, Kendimizce, Dikkatle, Uygulamaya çalışalım, Ve bunları, Umursamamazlık, Etmeyelim, İnşallah, Ve, Yine başka bir hadis-i şerifte, Kin ve haset, Sahibi olanları, Bu sıfatları terk etmedikçe, Bu gecenin faziletinden, Faydalanamayacaklarına dair, Yine hadis-i şerif var, O zaman biz, Gönlümüzde, İçimizde, Herhangi bir, Mümin kardeşimize karşı, Kin, Herhangi bir mümin kardeşimize karşı, Hasetlik, Kıskançlık, Duymamamız gerekiyor,
Çünkü, Kalbimizde o kin var iken, Kalbimizde o hasetlik var iken, Cenab-ı Hakk'ın, Rahmeti, Bereketi, Lütfu, İkramı, Bizim üzerimizde, Tecelli etmez, O yüzden, Bir günah-i kebari, Tövbe etmediysek, Bir büyük günah-i kebari, Devam ediyorsak, Bu gecenin fazileti, Rahmeti, Bizim üzerimizde, Tecelli etmez, Çünkü, Normalde, Normalde, Bu gece, Öyle bir güzel gece ki, Tekrar söylüyorum, Bu günah-i kebari, Devam eden, Günah-i kebari, Tövbe etmeyen, O günah-i kebari, İçerisinde, Yüzen bir kimsenin, Bu geceden, Ne yazık ki,
Bu gecenin, Fasiletinden, Nasibi yok, Bununla da alakalı, Hadis-i şerifler var mı? Evet, Başka bir hadis-i şerifte de, Mesela, Haksız yere, Müslümanlara, Düşmanlık besleyenler, Yani, Normalde, Bir Müslümanlara, Haksız yere, Düşmanlık besliyor, Bir Müslüman, Zikir ehli, Ona düşmanlık besliyor, Bir mümin kimse, Sohbet ediyor, Ona düşmanlık besliyor, Veya, Bir topluluğa, Düşmanlık besliyor, Bir Müslüman, Bir mümin kimseye, Bir mümin topluluğa, Bir Müslüman topluluğa, Düşmanlık besliyorlar, Ne yazık ki, Böyle, Müminler,
Müminlere düşman, Bu böyle, Önceden, Müminlere düşman olan, Gavurlardı, Bir tek, Kafirler ve münafıklar, Müslümanlara düşmandı, Şimdi, Müslümanmış gibi, Görünen münafıklar, Müslümanmış gibi, Görünen kafirler var, Veya, Bir kısım, Cahil, Ahmak, Aptal, Böyle, Ne yazık ki, Kafası çalışmayan da, Müslümanlar var, Ya, Müslüman kardeşin senin, Kime düşmanlık ediyorsun, Mümin kardeşin senin, Kime düşmanlık ediyorsun, Yok, O böyle, Kafirlerden daha kafir, Daha şedid, Kafir karşında, Görüyorsun, Biliyorsun, Kafir ya, Sana düşmanlık yapıyor işte,
Onu görüyorsun, Onu tanıyorsun, Ama öbürkün, Senle beraber, Namaz kılıyor, Öbürkün, Senle beraber, Oruç tutuyor, Öbürkün, Senle beraber, Kamyonun üzerine, Bir tane de kocaman, Pakkat yazdırıyor, Filancanın zekatı diyor, Zekat dağıtıyor, Yani, Bizden görünüyor, Tam ahir zaman, Elahmeti, Tam ahir zaman, Hani, Ahir zamanda, Hadis-i şerifler var, Asıl, Okucak olduğunuz, Hadis-i şerifler, Bab-ül fiten, Fiten hadisleri, Fitne hadisleri, Ahir zamanı, Tanıtan, Ahir zamandaki, Münafıkları, Kafirleri, Bizdenmiş gibi, Görünenleri,
Tanıtan, Fiten hadisleridir, Ne yazık ki, Ümmet-i Muhammed, Bu fiten hadislerini, Okumaz, Namaz hadislerini, Okuduğumuz kadar, Biz fiten hadislerini, Okumayız, Bizim ne yazık ki, Alimlerimiz, Hocalarımız da, Bunları okumazlar, Çünkü, Fiten hadisleri, İnsanın, Böyle, Sallayan, Irgalayan, İmanının, Resmini çeken, Hadislerdir, İmanının, Resmini çeken, Fiten hadislerini, Dini, İstismar edecek olan, Cemaatini, Tarikatını, Hacısını, Hocasını, Müslümanları, Etrafındaki insanları, İstismar edecek olan, Kimseler, Okumazlar,
Fiten hadislerini de, Okutmazlar, Bütün, Sohbeti, Dinleyen, Bütün, Kardeşlerimize, Sesleniyorum, Bunu, Normalde, Kardeşlerimiz, Elden ele, Dilden dile, Dolaştırsınlar, Bütün hadis kitaplarında, Bilhassa, Mesela, Buhari'de, Müslüm'de, Tirmizi'de, Veya, İbn-i Mace'de, Ebu Davut'ta, Veyahut da, Kütübüs'ü Siddede'de, Veya, Rudani'de, Hadis kitaplarındaki, Fiten bablarını, Fiten adı, Fitne hadislerini, Muhakkak okuyun, Bugünün, İnsanlarını, Bugünün, Fitnecilerini, Bugünün, Münafıklarını, Bugünün, Müslümanmış gibi, Görünen gavurlarını,
Tanımak istiyorsanız, Fiten hadislerini, Okuyun, O, Fiten hadislerinde, Enteresan, Tespitler vardır, Mesela, İşte, Ahir zamanda, Öyle kimseler olacak ki, Sizin, Dilinizden, Konuşacak, Sizin gibi, İbadet edecek, Ama, Velakin, Onlar, Müslümanların, Düşmanı olacak, Onlar, Fitne çıkaracaklar, Mesela, Siyasetçiler için, İşte, Şeyh Efendiler için, Hoca Efendiler için, Toplumun önünde, Hani, Sivil toplum kuruluşunun, Önderi olarak, Nitelendirilen, Kimseler için, Siyasi parti başkanları için, Valiler için, İşte, Kaymakamlar için,
Belediye başkanları için, Mülkü, İdare amirler için, Hakimler, Savcılar, Hepsi için hadis var, Hepsi için, Ve, Ortak olan, Hadis-i Şerif şu, Onlar, Sizin dilinizden, Konuşacaklar, Onlar, Sizin içinizde, Sizin dilinizden, Konuşacaklar, Ama, Onlar, Şeytanın askeri, Sizi dinden, İmandan edecekler, Sizi, İslam yolundan, Edecekler, Sizi, Kur'an ve, Sünnetten, Edecekler, Sizin istikametinizi, Bozacaklar, Bakın, Değişik hadis-i Şerifler, Sizin paranızı alacaklar, Sizin paranızı alacaklar, Yani, Üçecekler sizin paranızı, Toplayacaklar habire,
Habire toplayacaklar, Doymayacaklar, Doymuyorlar da zaten, Doymuyorlar, Yiyorlar boyuna, Alıyorlar boyuna, Haram demiyorlar, Helal demiyorlar, Kimin parasının olduğuna bakmıyorlar, Alıyorlar boyuna, Yiyorlar, Yiyorlar da yiyorlar, Topluyorlar da topluyorlar, Bizim dilimizde konuşaraktan yapıyorlar, Bizdenmiş gibi görünerekten yapıyorlar, Ayet-i Kerime duruyor, Sizden ücret isteyenlerin peşinden gitmeyiniz, Ama, Ümmet-i Muhammed, Okumuyor, Tabi değil, Ne parası istiyorsun sen benden, He işte şöyle de böyle de, Yok kardeşim,
Sizden ücret isteyenlerin peşinden gitmeyiniz, Ayet-i Kerime, Ayet-i Kerime, Sen bir hizmet edeceksin, Bana mı sordun kardeşim parasını, Git nerede hizmet, Allah'a hizmet ediyorsun, Bana hizmet etmiyorsun, Ben Allah'a hizmet ediyorum, Benim Rabbim Allah, Benim Peygamberim Muhammed Mustafa, Sallallahu aleyhi ve sellem, Ben hiç kimsenin hizmetçisi değilim, Ben hiç kimsenin yala-ı sala değilim, Ben hiç kimsenin basama değilim, Ben Allah'ın kuluyum, Benim bildiğim bu, Ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmetiyim,
Ben Kur'an'ı yaşarken, Hz. Muhammed Mustafa'nın, Ayak izlerini takip edeceğim, Kim neyin ayak izini takip ediyorsa etsin, Beni ilgilendirmiyor, Benim bildiğim din bu, Benim bildiğim din, Ben Kur'an'a iman ettim, Onu yaşama şekli, Şemali, İçi dışı, Sünnet-i Seniyede, Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretlerinin ayak izini takip ederekten, Allah'a yaklaşacağım, Çünkü ayet-i kerime var, Ne dedi, Ey Habibim de ki, Eğer Allah'ı seviyorsanız, Bana uyun, Eğer Allah'ı seviyorsanız, Bana uyun, Yani, Muhammed-i Mustafa'ya uyarım,
Sallallahu aleyhi ve selleme, Din, Kur'an ve sünnet, O yüzden, Sizden ücret istemeyenlerin peşinden, Gidiniz demiş, Biz ücret alanların peşinden gidiyoruz, Neden? Biz ona para vererekten, Ona şirin görüneceğiz, Biz onun yastığının altına para koyunca, Ona şirin görüneceğiz, Biz onun cebine para koyunca, Şirin görüneceğiz, Bize diyecekler ki, Vay şurayı filanca yaptırdı ya, Baş köşe oturtacaklar ya bizi, Biz böyle böbürlene böbürlene gireceğiz, Biz böyle havalana havalana gireceğiz, Neden?
Alkışlayacaklar bizi, Filanca şuraya şu kadar tasadduk etti diyecekler, Filanca yaptırdı buraya ya, Ne büyük şans öğret değil mi? Yani, Kamyonun önüne bir de yazdırın, Mustafa Özbazekatı'dır diye, Kendi üzerime alayım, Üç tane de adam kamyonun üzerine, Ramazan'da geliyor şimdi, Atsınlar millete böyle, Mustafa Özbazekatı diye, Biz bunları, Çünkü, Bunları biz şey yapıyoruz, Veyahut da ne o? İftar çadırı, Filanca iş adamının çadırı, Hay maşallah, Subhanallah, Allah nazarlardan saklasın seni, Kan sırıvereyim yüzüne, Kalktuk diye, Öyle ya, Nazar mazar değer, E tabi biz ondan, Meşhur olacağız ya, Biz Hz. Hüseyin'in, Hz. Hasan Efendimizin, Hz. Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretin, Yolunu terk ettik çünkü, Onlar gece dağıtıyorlardı, Onlar tasadduku gece yapıyorlardı, Onlar sırtlarını alıyorlardı, Küfeyi, Sırtlarını alıyorlardı, Çuvalı, Gece kapı kapı dolaşıyordu, Biz unuttuk onları, Biz Hüseyin'liyi unuttuk çünkü,
Bize gösteriş lazım, Bize şatafat lazım, Bize şataat lazım, Bize lazım böyle, Her şey lazım, Aman, Biz bir yere bir kuruş yediriyorsak, Herkesin duyması lazım, Biz birinin karnını doyurduysak, Biz bütün dünyayı ilan edeceğiz, Biz filancanın karnını doyurduk diyeceğiz, Allah bizi affetsin, Ne yazık ki o hale geldik, İşte, Müslümanlara düşmanlık besleyenler, Müslümanlara düşmanlık besleyen Müslümanlar, Mezhepsel, Meşrepsel, Siyasi, Tarikatsal, Müslümanlara düşmanlık besliyor, Ölçüyü konuşun, Kur'an, Sünnet ölçüsünü konuşun,
Ayet hadisleri konuşun, Ama bir Müslümana düşmanlık yapmayın, Bir Müslüman topluluğa düşmanlık yapmayın, Düşmanlık yapıyorlar şimdi, Eline güç yetiştiren, Eline güç geçiren, Müslüman topluluklara düşmanlık yapıyor, Bir yerde vali olmuş, Bir yere belediye başkanı olmuş, Bir yerde milletvekili olmuş, Bir yerde bir şey olmuş, Olmuş bir şey, Dünyevi olarak, Müslüman topluluklara düşmanlık yapıyorlar, Mahşer var, Mahşer var, Mahşer, Biz Allah'ı zikrediyoruz, Başka bir kimseyi değil, Allah'ı zikredenlere ne ama düşmanlık yapıyorsunuz,
Allah'ı zikredenler ne yaptı size, Sizin egonuzu mu dinlemediler, Evet dinlemediler, Sizin nefsinize mi tabi olmadılar, Evet nefsinize tabi olmadılar, Sizin şeytanınıza tabi olmadılar, Evet tabi olmadılar, Sizin kafir cinnilerinize tabi olmadılar, Tabi olmadılar, Neden düşmanlık olasınız başka türlü, O yüzden düşmansınız, Sizin kafir cinnilerinize, Sizin şeytanınıza, Sizin heva hevesinize, Sizin nefsinize tabi olmadılar, Kime tabi oldular, Allah'a, Resulüne, Siz de düşman oldunuz, Bu gecenin değil, Hiçbir gecenin rahmeti ve bereketi,
Sizin üzerinize olmayacak, Siz Müslümanlara, Düşmanlık beslediğiniz müddetçe, Siz bir Müslüman topluluğa, Kinlendiniz müddetçe, Kinlendiniz müddetçe, Okuduğunuz Kur'an, Boğazınızdan aşağı geçmeyecek, Geçmeyecek, İmanınız boğazınızda takılacak, Aşağı inmeyecek, İman boğazınızda kalacak, Sebep, Siz bir Müslüman topluluğa zulmediyorsunuz, Siz bir Müslüman topluluğa, Adaletsiz davranıyorsunuz, Siz bir Müslüman topluluğa zulmediyorsunuz, Zalimsiniz, İmanınız boğazınızdan aşağı geçmeyecek, Hadis-i şerif bu, Sakın Mustafa Özbağ sözü olarak görmeyin,
Hadis-i şerif okuduğunuz Kur'an, Boğazınızdan aşağı geçmeyecek, Vay kafanıza beyaz takkeleri giyip, Sabah namazlarında ulu camide buluşup, Oralarda böyle Kur'an-ı Kerim okuyabilirsiniz, Veya cenazelerde, Kafanıza beyaz takkeye geçirip, Ne güzel Kur'an-ı Kerim okuyabilirsiniz, Sesiniz çok güzel, Nameniz çok güzel, Belagatınız çok güzel, Harfleri harika çıkarıyorsunuz, Hadis-i şerifte böyle geçiyor, Ama diyor, Onun boğazından aşağı inmez Kur'an, Boğazından aşağı inmez, O Kur'an diyor, O iman, Boğazından aşağı geçmez,
İman dilinde kaldı, Kur'an dilinde kaldı, Ve sen sadece bu gecenin değil, Hiçbir gecenin lütfunu, İkramını alamayacaksın, Ve ben tövbe ettim, O Müslüman topluluğa zulmettiğin, Müslüman topluluğunla nasıl helallaşacaksın, Onlarla helallaşmadan, Nasıl tövben kabul olacak, Olmayacak, Allah muhafaza eylesin, O yüzden Müslüman topluluklara, Müminlere, Müslümanlara düşmanlık besleyenler, Kim olursa olsun, Bu, Sen kalkar işte, Ehli tarikata düşmanlık besliyorsan, Kim olursa olsun, Sen cemaatlere düşmanlık besliyorsan, Risale-i Nurcuymuş,
Yazıcıymış, Çiziciymiş, Okuyucuymuş, Kadir'iymiş, Rufa'ymiş, Bedevi'ymiş, Mevlevi'ymiş, Önemli değil, İnsanlar, Fisebillah toplanmışlar, Dinlerini öğrenip, Yaşama mücadelesi veriyorlar, Layık bir sistemde, Hem de zorba layık bir sistemde, İnsanlar, Dinlerini öğrenip, Yaşamaya çalışıyorlar, Ve yanı başında gördüğü Müslümanlar, Ona düşmanlık yapıyor, Neden? O Mevlevi, Neden? O Kadir'i, Neden? O Hanefi, Neden? İşte o Risale'nin yazıcısı, O neden? O Risale'nin okuyucusu, O ne Süleymancı, O ne bilmem neci, Ya toplanmışlar bir yerde, Allah'ı zikrediyorlar, Allah'ı öğreniyorlar, Kur'an'ı öğreniyorlar, Peygamber'i öğreniyorlar, Ellerinde bir silah mı var, Ellerinde bir bıçak mı var, Ellerinde bir şey mi var, Yok, Neden onlara düşmanlık yaptınız, Hala daha düşmanlık yapıyorsunuz, Hala daha düşmanlığınızı, Elinizden geriye bırakmıyorsunuz, E siz onunla Allah'ın, Huzuruna çıkacaksınız,
Nasıl yüzleşeceksiniz ya, Bu kibrinizle, Ancak cehenneme layık olursunuz, Allah muhafaza eylesin, Ve bu dünya, Geçip geçecek, Geçip gitti bakın, Abdülkadir Geylanesi de vefat etti, Ahmet Er Rufayesi de vefat etti, Hazreti Mevlana'sı da vefat etti, Peygamberler de vefat etti, Nemrut da vefat etti, Firavun da vefat etti, Lut Aleyhisselam'ın, Peygamber olarak görevlendirildiği, O kavim de, Komple gitti, Şimdi herkes eşcinseller için yürüyor, Ülkede, İşte bu başörtülü de, Eşcinselliği destekliyor, Garibim bilmiyor, Sen,
Lut Aleyhisselam'ın peşinde misin, Yoksa, Meleklerin altını üstünü getirdiği, Kavminden misin, Hangisindensin sen, Sen Adem'den itibaren, Hazreti Muhammed-i Mustafa'ya kadar, Fatiha'da bahsetti, İnham etti, İhsan etti, O peygamberlerin, O nebilerin, Velilerin yolunda mısın, Yoksa, Delalette misin, Deccalette misin, Yolunu sen seçiyorsun, Yok o böyle, Eşcinsellerin de yanında, Haa, Sen demek ki, Eşcinsellerle beraber, Halk olmak istiyorsun, Onlardansın, Şimdi ayağa kalkıyorlar, Her alanda, Her yerde, Ne yazık ki, Memleket o hale geldi,
Eşcinseller, Birinci sınıf vatandaş, Biz, Sufiler olarak, Hiç bu memlekete, Birinci sınıf vatandaş olmadık zaten, Hiç olmadık, Bizi gelen vurdu, Giden vurdu, Sezen'in sözüyle, Gelen vurdu, Giden vurdu diyor, Sezen, Diyor, Ben kendim de vurdum, Yani biz kendimize, Gelen vuruyor, Giden vuruyor, Biz kendi kendimizi de vuruyoruz bir de, Sufiler öyle, Şamara olanı gibi, Gelen vuruyor, Giden vuruyor, Olmuyor, Biz bir de kendi kendimizi vuruyoruz, Gömüyoruz kendimizi, Allah bizi affetsin, O yüzden, Sufiler, Hiçbir zaman,
Birinci sınıf vatandaş olmadı, Ben bazen, Ders alacak olan arkadaşlara, Diyorum ki, Bak, Sen birinci sınıf vatandaşsan, Bu ülkede, Sufi olursan, Kesin beşinci sınıf vatandaş olacaksın, Neden? Ya, Sufilerin, Bu dünyada, Ne yalnız ki böyle, Birinci sınıf vatandaş, Olma hakları yok, Neden? Heva hevesine uyanlar, Şeytana tapınanlar, Sufiler, Göz açtırmıyorlar çünkü, Ya da biz öyle yaşıyoruz, Bilmiyorum, Yani bir başkası, Belki de yaşıyordur da, Hiç, Otuz kusur yıldan beri, Biz hiç olmadık, Birinci sınıf vatandaş, Gelen vurdu,
Giden vurdu, Gelen eleştirdi, Giden eleştirdi, Gelen, Beş söyledi, Giden on beş söyledi, Ondan sonra, Cenab-ı Hak, Amdur Senazun, Bize de bir direnç vermiş böyle, Biz de böyle, İnatla, Gayretle böyle, Direneceğiz, Yaşacağız, Yaşatacağız diye, Cenab-ı Hak öyle bir mücadele azim vermiş, Hala da, Mustafa Özbağ ve arkadaşları, Dimdik ayakta, Rüzgar esiyor, Fırtına esiyor, Taşlanıyoruz, Laflanıyoruz, Hakarete uğruyoruz, Küfrediliyoruz, Böyle yok, Bir böyle, Sevenimiz olmuyor, Sevenimiz çok yalnız, Hamdolsun, Ama, Cenab-ı Hak da bizi yaşatıyor,
Öyle bir direnme gücü veriyor, Öyle bir dayanma gücü veriyor, Yaşatıyor, Dosta güven, Düşmana kahır gibi, Cenab-ı Hak bizi ayakta tutuyor, Hamdolsun, O yüzden, Allah bizi affetsin, Müslüman topluluklara karşı, Savaş ajanlar, Müslüman topluluklara bu noktada, Düşmanlık yapanlar, Ne yazık ki, Bu geceden de, Nasiplerini alamayacakları gibi, Hiçbir geceden nasiplerini alamayacaklar, Okudukları Kur'an, Hadis şerif'teki beyan bu, Olmazsa biz, Bir gece böyle bir, Fiten hadisleriyle alakalı, Birkaç ders yapayım bari olmazsa,
İnşallah, Hatırlat, Salim birkaç gece, Böyle, Fiten dersleri yapalım, Arkadaşlar, Kardeşler, Ahir zamandaki, Müslüman tiplemelerini, Öğrensinler iyice, Çünkü, Ben uzun zamandan beri, Fiten dersi, Hani, Biz ara sıra yapıyoruz, Kendi aramızda, Ben çok severim, Fiten hadislerini, Çünkü, İnsanın gününe ışık tutar, Biz çünkü bakarız, Böyle, Namaz, Yanımızda namaz kılıyor, Hüsnü zambesleri biz, Adam bizim paramızı ter, Örneğin, Kendine basamak yapmıştır, Dini örneğin, İstismar eder, Örneğin, Kendine oy devşirmek için, Kendine makam devşirmek için,
Kendine mevki devşirmek için, Ne yazık ki, Dini istismar ederler, Allah bizi, Affetsin inşallah, Evet, Bu gece o zaman, Biz bol bol dua edeceğiz, Bol bol tövbe edeceğiz, Bol bol Allah'ı zikredeceğiz, İnşallah, Bu gece, Hani, Ayet-i Kerime var ya, Kur'an-ı Kerim'de, De ki, Ey, Kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden, Ümidinizi kesmeyin, Şüphesiz Allah, Bakın, Dikkat edin, Şüphesiz Allah, Bütün günahları affeder, Çünkü o çok bağışlayan, Ve çok merhamet edendir, Müjdesini, Bizim bu gece almamız lazım,
O yüzden bu gece biz, Çok tövbe edeceğiz, Allah'ı zikredeceğiz, İşte, Nafile namaz kılacağız, Ama, Fars kazamız var ise, Biz bu akşam, Kaza namazı kılacağız, Böyle bir, Yüz rekat namaz meselesi var ya, İhyada geçer o, Yüz rekat namaz, Ya işte, Buna, Bidat diyenler de vardır, Canım kardeşim, Namaz kılmak ya, Namaz kılmak, Ya neden namaz kılana, Bidat diyelim, Ya bu gece, Yüz rekat namaz, Bidat, Hazreti Peygamber kıldı mı, Canım kardeşim, Namaz kılmak, Hem ayetle, Hem hadiste, Hem imamların, İştahatıyla sabit mi, Evet,
Çok ibadet edin, Sözü, Hadis-i şerifle, Sabit mi, Evet, Namaz kılın diye, Üç yüz kusur tane, Ayet-i kerime var mı, Evet, Ya bir ibadette, Ayet var, Hadis var, İmamların iştahı var, Biz onu bidat, Biz onu bidat göreceğiz, Bir kimse şimdi, Ben sabaha kadar namaz kılacağım dese, Hadis-i şerifte karşılığı var mı, Var, Ayakları şişinceye kadar namaz kılardı, Diyor Hazreti Aişe annemiz, Ayakları şişinceye kadar, Yüz rekat değil, Ayakları şişinceye kadar, Kim bilir kaç yüz rekat, E şimdi bu selefi, Vahabi takımı, Bir terenini tutturuyor,
Ya bırak, İnsanlar ibadet etsinler, Allah'a yaklaşmanın tadını alsınlar, Cenab-ı Hakk'a yalvarmanın tadını alsınlar, Allah'ı zikretmenin tadını alsınlar, Allah'a namaz kılmanın tadını alsınlar, Ya ne gördünüz, Ne gördünüz de, Müslümanların illaki ibadetlerini, Önüne set çekmeye çalışıyorsunuz, Allah muhafaza eylesin, O yüzden, Bu ayeti kerimeye göre, Hani diyor ya, Allah'ın rahmetinden, Ümidinizi kesmeyiniz, Ve devam ediyor, Şüphesiz Allah, Bütün günahları affeder, O zaman biz ümidimizi kesmeyiz, Biz bu gece çok tövbe ederiz,
Çok zikrederiz, Namaz kılarız, Dua ederiz, Cenab-ı Hak inşallah bize, Merhametiyle, Lütfuyla, İkramıyla, İhsanıyla, Muamelede bulunur, Allah bizi onlardan eylesin, O yüzden normalde biz, Bu geceyi duayla, Zikirle, Tövbeyle geçirmeye gayret edelim, Varsa gönlünü kırdığımız kimseler, Onların gönüllerini alalım, Onlardan helallık alalım, Helallaşalım, Annelerimizi, Babalarımızı, Gündüzden ziyaret etmemiz lazım, Gündüzden, Onlarla, Kandilleşmemiz lazım, Böyle mübarek günlerde, Birbirlerinin, İnşallah, Büyüklerimizin, Kandillerini kutlayalım,
Bakın, Bu böyle, Kandil olduğu, Dahi, Unutuluyor artık, İşinizi, Gücünüzü bırakın, Bu kadar dünya yeter, Kandil günlerinde, Eşinizle, Dostunuzle, Arkadaşlarınızla, Kardeşlerinizle, Anne, Babalarınızla, Kandilleşin, Dünyanın işi bitmez, Bakın, Dünyanın işi bitmez, Dünyanın heva, Hevesi, Şanı, Şöhreti, Şatatı, Şatafatı bitmez, O zaman, Biz ne yapacağız, İnşallah, Rahman, Kandilleşeceğiz, Herkesle, Selamlaşacağız, Dualaşacağız, Helalaşacağız, Bir şey daha söyleyeyim, Bugün, Büyük bir çoğunluk, İşte, Kandilleşmek için,
Mesaj attı, Telefon açmaya çalıştı, Kiminle görüşebildik, Kiminle görüşemedik, Kiminin mesajına, Cevap verebildik, Fırsat buldukça, Kimisine veremedik, Bütün kardeşlerimizin, Kandili mübarek olsun, Cevap veremediklerimiz, Sürçülisan ettiysek, Affolsun, Cevap veremediklerimizde, Affetsinler, Haklarını helal etsinler, O yüzden, Çünkü, Gerçekten, Herhangi bir, Art niyet olmaksızın, Zamansızlıktan dolayı, Cevap veremediğimiz, Zamanlar oluyor, Sanki, O kardeşimizi, O arayanı, Özellikle cevap vermiyormuşuz, Gibi, Algılayanlar var,
Hiç kimseyle, Böyle bir derdim, Böyle bir, Sıkıntım yok, Hiç kimseye, Özel bir, Ben bunu, Telefonuna bakmayayım, Onun mesajına cevap vermeyeyim diye, Böyle bir düşüncem yok, Haklarınızı helal edin, İnşallah, Allah'ım, Cümlemizi muhafaza eylesin, Rabbim, Cümlemizi sevsin, Sevindirsin, İnşallah, E tabi, Bu akşam da, Bu akşam da, Hayriyetten, Afyon'dan, Misafirlerimiz var, Mehmet, Oradan, Mehmet Ali, Mehmet Emin, Mehmet Ali, Yunan'a gitti aklımız bak, Mehmet Emin, Mehmet Ali dedik, Yunan, Mehmet Ali, Sen Mehmet Emin,
Mehmet Emin ve, Arkadaşları var, Kardeşleri var, İnşallah, Onlar da hoş gelmişler, Allah razı olsun, Burada bir şey var, Hani bu akşamla alakalı, Yedi sınıf, Bunlar bu gecenin rahmetinden, Bereketinden istifade edemeyecek olan, Allah'a ortak koşanlar, İkincisi, Kalpleri düşmanlık hisleriyle dolu olup, İnsanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey, Düşünmeyenler, Üçüncüsü, Müslümanların aradığı, Arasına fitne sokanlar, Dördüncüsü, Akraba bağlarını koparanlar, Beşincisi, Gurur ve kibirleri, Kibirleri, Gurur ve kibirleri kendinden önde giden kimseler,
Yani gurur ve kibire düşen insanlar, Altıncısı, Anne ve babalarına isyan edenler, Yedincisi de, Devamlı içki içenler, Yani devamlı içki içiyor, Devamlı kumar oynuyor, Devamlı fuhuş yapıyor, Devamlı uyuşturucu kullanıyor, Bunlar ne yapıyorlar, Bu devamlı böyle günah-i kebahire devam eden bir kimse, Eşcinsellik devam ediyor, Bunlar, Bunlar bu gecenin faziletinden faydalanamayacaklar, Allah muhafaza eylesin inşallah, Ben daha bir sürü notlar almışım buraya, Ama ben şimdi bunları okumaya kalkarsam, Herhalde, Biz burada,
Sohbeti fazlalaştırmış oluruz, Yaklaşık, Bir saate yakın mı oldu, 45 dakika, Sohbetin şeyi, 45 dakikada, Yetsin, Ben bu akşam, Bir şey yapayım olmazsa, Böyle, En son kaldığımız yerden başlamayayım, Gündemi yakalamış olalım, Şimdi gelen, Şu ana kadar gelen sorulara bakalım, Bundan sonra da arkadaşlar, Kardeşler, Birkaç hafta bize soru yazmasınlar, Çünkü, Yaklaşık, 212 tane soru olmuş, O 212 tane soru olunca, Sanki cevap vermiyormuşuz gibi algılanıyor, O yüzden öyle algılanmasın inşallah, Haklarınızı helal edin inşallah,
Neyse ben haksızlık etmeyim yine, Döneyim başa, En son kaldığımız yerden devam edelim, Selamünaleyküm ablalarımızla,
Bir araya geldiğimiz vakit, Hep umre hatıralarınızı anlatırlar, O zaman hep dua ediyorum, Sizinle ümreye gitmek istiyorum, Bir gün nasip olur mu? İnşallah, Cenab-ı Hak nasip etsin cümleye inşallah, Selamünaleyküm, Kafam karıştığı için, Affınıza sığınarak öğrenmek istediğim için, Sormak istediğim bir soru var, Zikrullah yaptırırken, Tevhid esmasının dar bir kalbi ve, Nefes et, Çekebiliyor muyuz?
Yani normalde, Şimdi, Bazen arkadaşlar, Kardeşler, Bir kişi, İki kişi, Üç kişi ders yapıyorlar, Veya bir toplulukla ders yapıyorlar, Orada ders yaptıran kimse, Kendi heva ve hevesine uymadan, Oradaki konuma, Duruma göre, İştahat edip yaptırabilir mi? Her cevap yaptırabilir. Ama böyle, Dikkatli olmakta fayda var. İllallah esmasını, Çekiyor muyuz? Ve dar bir kalbi, Yapabiliyor muyuz? İllallah esması, Bizim esma sistemimizin içerisinde var, Ama ve lakin, Bunu çok yaptırmıyoruz, Biz böyle, Bazen yaptırıyoruz, Ben, Şeyh Efendi Hazretleri de öyle yaptırırdı, Ben de bazen yaptırırım, Bunu çok böyle yaptırmıyoruz, O yaptırılıp, Yaptırılmamasında, Bir beis yok fazla, Hay hay, Hay Allah diye mi, Yoksa sadece, Hay şeklinde mi?
Hay hay, Hay Allah diye, Çektirecek arkadaşlar, Hu hu hu, Allah diye mi? Yok, Hu hu hu, Hu, Tekli çektirecekler, Onu da inşallah, Hak esması, Üzerine ilahi okunur mu? Okunur, Duruma, Konuma, Zamana göre, Duayı kısaltmak, Gülbango okumamak, Değişiklikler yapmakta, Özgür müyüz? Bunlar, Yani duruma, Konuma göre değişebilir, Ama böyle, Kendi kendine, Yeni bir usül, Bir kaide çıkarıyormuş, Gibi olmayacak.
Hay Allah, Akşamlar, Ben online, Zikrullah'a katıldım, Zikir yaptıran, Zakir'in, Çığlık attığını, Ve kendini, O taraftan, Bu tarafa attığını, Gördüm, Şimdiye kadar, Öğretilerinizin içinde, Böyle bir şey, Görmedim, Duymadım, Yeni olan bir kardeş, Katılmış ve korkmuş, Size sormanın, En uygun olduğunu, Düşündüm, Hatam varsa, Affola. Bu bizim, Zikrullah, Adaf ve Erkanımızın, İçerisinde yok, Biz Allah'ı, Zikrederken, Böyle, Çığlık atma, Bağırma, Çağırma, Kendini, Yerden yere atma, Yakasını, Paçasını yırtma, Saçını, Başını dağıtma, Ne bileyim, Bu tip, Hal ve hareketler, Bizde, Heva ve Heves olarak, Görülür, Biz asla ve asla, Böyle bu davranışları, Tasvip etmeyiz, Ölçü şu, Hani, Hazreti Ömer, Radillâhu anh Hazretleri, Böyle giderken, Bir böyle, Bir Müslüman, Hem Allah'ı zikrediyor, Hem titriyordu böyle, Hazreti Ömer Efendimiz, Bu ne dedi, Dediler ki,
Bu Irak tarafından, Iraklı bir Müslüman, Onun üzerinde, Şeytanın, Tecelliyetini görüyorum, Kaldırın bunu, Buradan dedi, Şimdi, O yüzden, Ölçü bu, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri'nin, Ashabı, Böyle bir, Veş halinde, Böyle bir, Aşk halinde, Gözlerinden, Yaşlar akardı, Onların, O böyle, Sessiz bir şekilde, Sim sim ağlarlardı, Onlar böyle, Sayha atalım, Bağıralım, Çağıralım, Kendimizi duvardan duvara vuralım, Yerlerde, Debelenelim, Böyle bir şey yapmazlardı, O yüzden, O veç hali, O cezbe hali,
O kimsenin üzerinde geliyorsa, Tabiri caizse, Dudağını ısırsın, Dilini ısırsın, Elini ısırsın, Neresini ısırıyorsa, Isırsın, Kendisini korumaya çalışsın, Kendisinden haberi yok, Bakın, Bir de işin bu tarafı var, Kendinden haberi yok, Bir iğne batırın bakalım, İğnenin battığını sezecek mi, Sezmeyecek mi? İğneyi batırdığında, Gözünü açıp, Ne oldu, Kim batırdı diye, Bakıyorsa, Ona veç hali gelmemiş, Bunun da ölçüsü, Ahmetel Bedevi Hazretleri, Ahmetel Bedevi Hazretleri, Hay esmasında, Böyle yukarı doğru, Yükselirmiş dervişlerden,
Dergahın, Çavuşu, Şimdi, Bir çavuş vardır, Mahalle çavuşudur, Mahallede ders yaptır, Bir de dergahın çavuşu vardır, O dergahta oturur, Devamda, Aslında, O böyle, Şeyhe en yakın kimsedir, Onu dergah çavuşu yapar, Şeyh Efendi, O hiçbir yere gitmez, O normalde, Bir dergahımızda çavuştur, Dedim, O herhangi bir yerde, Ders yaptırır, Şu anda bizde, Dergah çavuşu yok, Çünkü dergah da yok, Dergah olursa, Bir dergah çavuşu, Olması lazım, Ona bir dergah çavuşu, Verir, O aslında, Tabiri caizse, Böyle halife adayı gibidir, Şeyhin,
Nefes almasını, Daha takip eder, Nerede nefes alır, Nerede nefes verir, Onu dahi bilir, Daha ileri, O esnada, Şeyh Efendisi'ne, Münacaat eder, Zikrullah'taki, Yaşadığı hali, Ben de yaşayayım, Diye, Manevi olarak, Dergah çavuşu, Dediğinizde, Böyle bir maneviyatı, Daha açık olması gerekir, Öyle, Benim gibi, Öven direkten, Olmaz yani, Allah bizi affetsin, Öyle bir dergah çavuşu, O da dergah çavuşu, Öyle dergah çavuşu, Olunca, Usulü, Şeyh Efendi'ye, Seylim, Efendim demiş, Hakkınızı helal edin, Zikrullah esnasında demiş,
Hay esnasında, Derviş kardeşlerimizden, Yukarı doğru çıkıyorsunuz, Bu şeriata, Mugayyir bir durum demiş, Bu böyle, Bu kapı, Herkes açık değildir, Bu ancak, Dergah çavuşu, Açıktır bu kapı, Ancak, Halife'ye açıktır bu kapı, Bir halife de bunu, Şeyhine söyleyebilir, Geri kalan, Oturur, Allah'ı zikreder, Sana mı düştü, Şimdi herkese düşüyor da, Şimdi herkes, Şeyhe şerh düşeceğim diye uğraşıyor, Şeyhin söylediğini tevil edeceğim diye uğraşıyor, Şeyhin emrini nereden kırpayım diye bakıyor, Şimdi öyle oldu, Neyse, Böyle şey yapınca,
Şeyh Efendi ona demiş ki, Demiş, Evladım, Hançerin yanında değil miydi, Yanımdaydı, Ne vurmadın o zaman, Demiş, Geriat-ı Mugayir bir hali gördün, Tabi susmuş, Edeb etmiş, Bir daha öyle olunca, Vur evladım hançerine demiş, Tabi yine, Haye esması, Yine Ahmet albedeva zetleri yükselmiş, Emir, Şeyhi öyle söylemiş, Çıkarmış hançeri, Vuruyor tabi, Kesmiyor, Vuruyor, Kesmiyor, Vuruyor, Kesmiyor, Zikrullah bitmiş, Hal bitmiş, Dönmüş Ahmet albedeva zetleri, Demiş, Evladım aynı şeyi yaşanmadı mı, Yaşandı efendim demiş, Oğlum ne vurmadın hançeri demiş,
Vurdum efendim, Kesmedi demiş, Ahmet albedevi diyor ki, Hamdolsun, Demek ki nefsimizden değilmiş diyor, Ha demek ki, Bir kimse kendinden geçebilir mi, Evet, O esnada, Hançerimiz yok, Toplu iğnemiz vardır, Ben bayanlara derim, Örtünden toplu iğneye çıkar, Yanındakine batır, O esnada ne yapıyor, O yüzden, Zikrullah'ta, Zikrullah'ta, Edebimizde, Adabımızda, Zikrullahımız yaparız, Cezbe hak mı, Evet, Yaşanır mı, Evet, Ama dediğim gibi, Eğer gerçekten, Rahmani değilse, Sıkıntı, O yüzden kardeşlerimiz, Dikkat edecekler,
Heva ve heveslerine, İnşallah, Uymayacaklar, Kadın ve erkeğin, Namaza ve oruca, Başlaman yaşı, Kaçtır? Bu, Akıl balilik aramışlar ya, Akıl balilik, Akıl baliliği, Biz böyle, Kadının, Ay hali görmesi, Erkeğin de, Böyle, Bali olması olarak görüyoruz, Hani fiziki olarak görüyoruz, Değil, Bir erkek, Bir şeyin günah sevap olduğunu biliyorsa, Bir kız çocuğu, Bir şeyin günah sevap olduğunu biliyorsa, Bali olmuştur, Hükmü çıkabilir, O yüzden ibadette ne yapacaklar?
Dini nikahımızı kıydırmak istiyoruz, Uygun bir zamanda, Ofisinize gelsek, Bizim dini nikahımızı kıyarmışsınız, Ne yazık ki, Ofiste bu tip şeyler olması, Biraz zor, O yüzden, Böyle şeyleri de, Yapamıyoruz, Hakkınızı helal edin, İnşallah, Kardeşlerimiz, Nikahların, Dini nikahlarını, Bir, Uygun gördükleri yerde, Yaptıracaklar inşallah, Yapacaklar, Canım kardeşim, Bir kardeşimiz, Burada, Peygamber,
Sallallahu aleyhi ve sellemin, Çevirisiyle alakalı, Bir, İngilizce, Ondan sonra, Fransızca atmış, Ama bunlar, Buradan okuman mümkün değil, Onu inşallah, Bu, Erkeklerin sayfasına atarsan, Çeviri yapanlar, Oradan daha fazla, Faydalanırlar, Ya da, Mustafa Özbağ olarak, Bana özel at, Ben çeviri yapanlara, Atayım onlar, Selamun aleyküm, Ben yeni derviş oldum, Derslerimi çekerken, Nelere dikkat etmeliyim, Hayiz döneminde, Dersimi nasıl çekmeliyim, Zakir, Çavuş ve derviş kardeşler, Hangi konularda danışabilirim, Her konu hakkında,
Size mi danışmalıyım, Annemle çok çekiştirir, O beni çok eleştirir, Çok söylenir, Ben de ona çok cevap veririm, Kendimi tutmaya çalışıyorum, Fakat çok zorlanıyorum, O tarz durumlarda, Kendimi nasıl dizginleyebilirim, Önce annenle, Bu noktada çekişme, Annen sana laf söylerken, Dilini damağına daya, Allah'ı zikret, Allah, Allah, Allah de, La elâhe illallah de, Salatü selam getir, Annenle çekişme, Çünkü normalde, Bir sufi, Annesiyle, Babasıyla, Kocasıyla, Eşiyle, Karısıyla, Çocuklarıyla, Çekişmez, Çekişiyorsa, Ondan sufi ahlakı,
Onun üzerinde oturmamıştır, Yerleşmemiştir, Çekişmek yok, Bu bir, İkincisi, Bir kimse günlük yürütlerine, Devam edecek, Bayanlar, Hayiz günlerinde de, Normalde, Hayiz halindeyken, Okuyabileceklerini okuyacaklar, Okuyamadıklarını da bırakacaklar, Elhamdülillah, Ben tövbe ve ders almak istiyorum, İnşallah, Hadi bakalım, Sana da bir ders verelim, Allah'ım var, Bu gecenin yüzü, Söyültene denk gelecekmiş ona, Demek ki, Kandil gecesi, Selamun aleyküm, Geçmişte etrafına iyi davranan,
İyiliklerde bulunan kişinin, Geçirdiği beyin kanaması sonucu, Yüz altmış derece değişen, Aksi bir karaktere bürünen kişinin, Ahvali ne olur? Bu kişi iyileştiği halde, Hasta hükmünde midir? Eğer normalde, Gerçekten böyle bir, Çok zıt bir noktaya gittiyse, Tam iyileşmemiş olabilir. O yüzden bazı, Mesela hastalıkların, İnsanlarda kalıcı etkisi olabiliyor. Mesela işte, Anestezi yapıyorlar, Anestezi yapılan kimsede, Hastalıktan dolayı, Bir rahatsızlık kalıyor, Psikolojik olarak, Veya ağır, Hastalıklar geçirenler, Böyle depresif problemler, Yaşayabiliyorlar. Belli zamanlarda, Belli şeyler değişebiliyor. O yüzden, Sabırlı olmak lazım. Yine, Hasta hükmünde görüp, Toleranslı davranmakta fayda var.
Kardeşimiz karıştırmış herhalde, Buraya yazmış, Nigara Hanım size bir soru mu olacaktı, Çocuğumla ilgili diye. Burası, Nigara Hanım, Kardeşimiz de bu noktada, Şey yapıyor, Ne o? Böyle, Psikolojik konularla alakalı, Sohbet ediliyor. Onun sayfası ayrı. İnşallah, Siz onu, Tasavvuf Vakı, Bayanlar grubundan, Takip edin. İnşallah. Kul, Namazını kılarken, Sağa sola iltifat etmediği müddetçe, Allah Celle, Ona devamlı rahmetini ihsan eder.
Sağa sola iltifat ettiği zaman ise, Allah-u Teala, Ona rahmetini ihsan etmez. Sünen Ebu Davud. Buradaki, Sağa sola iltifat, Kişinin gönlüne, Kalbine gelen, Dünyevi düşünceleri mi, Yoksa kişinin fizik olarak, Sağa sola bakması. Yani, Bir kimsenin, Gövdesini, Kıbleden çevirirse, Namazı fasit oldu. Fiziki olarak. E kafasını böyle, Sağa sola çevirirse, Namazı fasit olmadı ama, Onun normalde, Bu sefer, Fasitliğe yakın gidiyor. Kafası karışıyor çünkü. Ama işin bir de, Bu tarafı var. Gövdesi kıblede, İçi kıblede değil. Onu ne yapacağız? Allah muhafaza eylesin. O yüzden, Sağa sola iltifat etmesi, İşte, Namazda, Ama birisi oraya, Gözünün önüne geldi, Ona hem namazda, Hem hoş geldin diyor. Kafasıyla işaret ediyor. O, İşte, Sağa sola iltifat etmesi gibi.
Ama, Lakin içi, İç, İç, İçimize bakalım. İçimize bakalım. Allah'ım bizim içimizi düzelsin inşallah. Telegram bayanlar grubundayım. Maşallah çok yoğun, Hepsini okumam imkansız. Kendim dünya hayatında, Yoğun olan biriyim. Grupta bazı paylaşımlar oluyor. Hastalıklar, Ölümler, Dua isteyenler, Selam verenler. Yazamıyorum ama, Okuduğum anda, Yürekten dua ediyorum. Yazmadığım için, Kötü hissediyorum. Kul hakkına giriyor muyum? Yazmasam olur mu? Yetişebildiğimizden, Gücümüzün yettiğinden sorumluyuz. Gücümüzün yetmediğinden sorumlu değiliz. Yani, Her iki grubu da ben kurdum. Ama benim hepsini okumam mümkün değil. Bu mümkün değil.
Hele bazı arkadaşlar var, Bir şey yazıyorlar böyle, Bir sayfa, İki sayfa, Bana özelden böyle mesaj atıyorlar. İşte, Ya bir sağlık problemi oluyor, Ya da başka bir problem oluyor. Diyorum ki, Mübarek insan ya, İki cümlede meseleni halledemiyor musun? Halledemiyorlar. Yani, Okunması çok zor. Veya buraya soru yazıyorlar, Upuzun. Ya okunması çok zor. Yani bazen, Bazı şeyleri okuyacağına, Gide iki hadis oku. Daha iyi. Allah bizi affetsin. Selamun Aleyküm, Hayırlı akşamlar. Ben evlenme çağına geldim, Ve kendime hayırlı bir kısmet buldum. Beyefendi ile konuştuk, Anlaştık çok şükür, Bir sıkıntı yok.
Ama ailem bu konuyu hep erteliyor. Hiçbir adımda bulunmuyor. Bahane olarak da, Ablamın evlenmesinden sonra, Bizim sözümüzün, Takılmasından yanı var. Ablamın daha henüz görüştüğü kimse yok. Ben bu durumda ne yapmalıyım? Ailem bu konuda günaha giriyor mu? Evet. Ben bir anne baba, Evlenme çağına gelen çocuğu, Evlenmek isterse, Onun evliliğini ötelerse, Ertelerse, Günaha kebair'e girmiş olur. O yüzden, Öteleme ve ertelemenin, Haklı gerekçesi olması lazım. Bir haklı gerekçesi yok ise, Anne baba, Evlenme çağına gelen çocuğunu, Evlendirmekle mükellef. Çocuğun ebeveynden hakkı üçtür. Bir, Onun hayırlı bir isim konması.
İki, Ona dinini öğretmesi. Üç, O kimsenin işte böyle, İhaşesini sağlayabileceği, Şeylerin olması. Ebeveyn bunları yaptıktan sonra, Bu onlar ana temeli. Yani normalde hayırlı isim koydu, O çocuğu normalde dinini öğretti, O çocuğu bir de ne yaptı? İşte önüne bir iş koydu, Ardından bu temeli. Ardından ne yapacak ebeveyn? Evlenme çağına gelen çocuğunu, Hızla evlendirecek. Bu konuda da, Hadis-i Şerif var. Ötelemek yok, Ertelemek yok. Öteleyen ve erteleyen, Günah kebahire girdi. Kız, Erkek hiç değişen bir şey yok. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde, Anne babalar, Bu konuda titiz davranacaklar. Evlenme çağına gelen çocuklarına, Ayıp değil, Günah değil bu.
Evlenme çağına gelmiş. Dönecek. Kız çocuğuysa, Kız çocuğuna diyecek, Kızım, Seni istediğin anda, İstediğin kimseyle, Makul dairede evlendiririm. Erkek çocuğu, Erkek çocuğuna diyecek ki, Oğlum, Seni istediğin anda, İstediğin şekilde, Makul dairede seni evlendiririm. Bitti. Anne babanın vazifesi bu. Bunu yerine getirecek, Eğer önüne engel oluyorsa, Günah kebahir işlemiş oluyor, Anne baba. Allah muhafaza eylesin. Hocam, Sizden ders istemiştim. Manevi bir rüya istemiştiniz. Ben sizi, Geçen rüyamda gördüm. Sizi aile büyüğümüzün, Evine davet etmişim. Siz de gelmişsiniz. Baş köşeye oturdunuz. Akrabalarım etrafınıza oturmuş. Ders anlatıyordunuz. Vaaz veriyordunuz. Siyah elbiseniz, Siyah tasarınız vardı. Sizi ben çağırdım.
Akrabaların da haberi yok. O yüzden ne olacak acaba gibisinden, Bir utangaçlıkla, Ben balkondayım, Camdan sizi dinliyorum ve izliyorum. Sonra dersi bitirdiniz. Kalkarken ben de içeri girdim. Siz çıkış kapısının önünde durdunuz. Ben yanınıza geldim. Diğer akrabalar arkada odada kaldı. Akrabalardan biri, Öp hocanın elini diye seslendi. Ben de elinizi öptüm. Bana ders verir misiniz? Sana ders seve seve veririm hem de. Allah mübarek eylesin. Benimle özel irtibata gir. Bu rüyayı anlatan kardeşimiz. Benimle özel irtibata gir. Allah mübarek eylesin. Böyle bekliyorum.
Anca aşağıya çekiyorum ya şeyleri. O yüzden başka bir şey anlamayın. Yanlış anlamayın. Böyle de açıklama yapmaktır sünnet. Hani Hazreti Ayşe annemiz de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle gece karanında yolda gidiyormuş. İki üç tane sahabe de orada görünmüş. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onlara dönmüş. Bu Ebu Bekir'in kızıdır yanındaki demiş. Yanındaki Ebu Bekir'in kızıdır. Bakın Edeb'e bakın. Ebu Bekir'in kızı. Eşim demiyor. Karım demiyor. Bir başka bir erkeğe. Bu Ebu Bekir'in kızıdır diyor. Normalde ne yaptı? Çünkü şeytan kalbe fitne verir. Şeytan kalbe vesvese verir. Şeytanın işi o. Şeytan bunun yanındaki bu kadın kim ya der.
Yani işte ben bunu hep anlatırım ya. Böyle bir tane örnek yeter dilimize. Pelsenek oluyor. Benim kız kardeşim var tabii. Benden yaklaşık 12-13 yaş küçük. Bana dedi abi dedi ya çiçek festivali var. Koluna gireyim şurada dedi. Bir yürüyelim. Kızım yürümeyelim dedim. Derler ki dedim ben. Bir çoğu sakalınla hacı taze bir tane hatun bulmuş. Ondan geziyor derler dedim. Senden için de derler ki dedim ben. Bir tane sakallı hacı bulmuş. Ondan geziyordu derler dedim ben. Yapmayalım mı? Abi kim ne derse desin ya dedi. Ben dedi senin koluna girip şuradan dedi çiçek festivalinin o kalabalıktan geçeceğim dedi. İyi tamam dedim. Bu girdi koluma işin. Sarıldı bir de bana.
Neyse biz çiçek festivalinin o kalabalığından gittik. Annemin uzaktan akrabası bir pastaneci bir çocuk var gençlerden. Ali. Onun orada pastanesi var. Gittik orada işte ayıp söylemesi. Tatlı dondurma filan bir şeyler yedik. Hem Ali ile selamlaştık konuştuk. Benden ufak tabu o genç. Onun annesi filan böyle annemle samimi. Neyse oradan yine bu benim koluma girdi. Bu kadar bakın. Bu caddeye yürüdük eve geldik. Annem Allah rahmet eylesin. Ağzını köpek yisin senin dedi. Gelir gelmez dedi. Kimi buldun koluna taktın dedi. Bizden önce gelmiş haber eve. Ayşe'ye döndüm. Duydun mu dedim ben. Ondan sonra abi böyle mi ya dedi.
Oho dedim şimdi Bursa'ya yol olmuştur o dedim. Ya burada kalmamıştır bayındır da dedim. Ya Bursa'ya yol olmuştur dedim. Şimdi insanlar normalde enteresan işte böyle bir kimse Allah affetsin biraz önde olunca onun hakkında dedikodu gıybet, laf, suizan, bühtan, şeytana tapınma, onun başında debelenme, eşelenme her şey görülür. O yüzden açıklama yapmak zorunda kalıyoruz. Yani düşünün artık ne hale geldik. İnsanlar yanlış anlamasınlar, eksik anlamasınlar diye ne hale geldik. Yani bekliyoruz ya böyle bir saniyeler işte iki üç tane soru var. Aşağı ineceğin zaman iki yüz sıra geçeceksin ya aşağıya. Onu açıklama yapıyoruz artık. Ne hale geldik. Allah bizi affetsin.
Ramazan kaza orucunu tutarken migren ağrısı tuttuğunda orucu tutamayacak durumu gelinirse bu durumda oruç bozulabilir mi? Bozulabilir. Bozulursa güne bir gün mü tutulması gerekir? Evet. Bir güne bir gün tutacaksınız. Selamun Aleyküm.
Eşimin arkadaşı iki yüz milyar parası var bankada. Günlük yüz elli TL faiz işliyor. Ben de haram dedim. Eşim de bankadan parayı çekti. Geri bankaya yatırıp arkadaşının fikri gibi yapmayı düşünüyor. Ben bu konuda çok huzursuzum. Ne yapmam gerekiyor? Hakkınızı helal edin. Haram olduğunu sen nereden çıkardın? Fetvan nereden? Neden bilir bilmez öyle her şeye fetva verir hale geldik biz ya? Ya. Evet faiz haram. Doğru. Müminin müminden fazlalık alması ne olursa olsun faiz. Haram. Müminin müminden ama. Hanefiler Darül Harp'te müminle kafir arasında faiz yoktur hükmüne varmışlar. Darül Harp ne?
İslam hukukunun olmadığı her yer Darül Harp'tir. Bunda İmam Muhammed fetvayı verir. İmam Muhammed'e göre bir yerde İslam hukuku icra edilmiyorsa orası Darül Harp'tir. İmam Muhammed, İmam Yusuf iki tane daha ilavesi vardır. Darül Harp'e bitişik olacak. Bir de daha önce eman verilenlerin emanlarının kaldırılmış olması gerektiğini söyler. Ama İmam Muhammed'e göre bir yerde İslam'ın kısası hukuku uygulanmıyorsa orası Darül Harp'tir der. Ve faizle alakalı meselede de Darül Harp'te müminle kafirin arasında faiz yoktur der. Böyle olunca Türkiye İslam hukukuyla idare edilen bir ülke değil. Zaten kim bunu İslam hukuku Türkiye'de var derse savcılık onun hakkında soruşturma açar.
Veya kim derse ki ben İslam hukukunun hükmedilmesini istiyorum bir ülkede savcılık onu da dava açar. Sebep ülkenin anayasasını işte teokratik bir anayasaya çevirmekten, hukuk sistemini teokratik bir sisteme çevirmekten, ülkeyi yıkmaktan ondan sonra cumhuriyeti devirmekten adam içeride alır soluklanır içeride kendisi. İçeride başlar sas çalma artık. Öyle. O yüzden hiç kimse Türkiye, İslam hukuku var diyemez Türkiye'de. Diyemez. Koca Diyanet İşleri Başkanlığı, Başkanı hutbede Kur'an'ın ayetini okudu. Eşcinsellerle alakalı ayağa kalktı ortalık. Adamı mahkemeye verdiler. O soruşturma, mahkeme açma izni cumhurbaşkanı vermedi bildiğim kadarıyla. Değil mi? Vermedi değil mi?
Efendim? Takipsizlik mi verildi? Takipsizlik mi verildi? Tabii. Bizde olsak takipsizlik verilmez bizim normalde. Ensemizde bozup pişirirler. Tabii Türkiye burası. Yani düşün, Diyanet Kur'an-ı Kerim'in ayeti kerimesini hutbede okuyamıyor. Okuyamıyor. Okuyamaz zaten. Mesela kısas ayetlerini okuyamazlar. Hutbelerde okuyamazlar kısas ayetlerini. Zaten oturuyorlar, kalkıyorlar, düşünüyorlar, taşınıyorlar. Bu kısas ayetlerini hani kaldıralım yok edelim diye. Fransızlar istiyormuş gibi gösteriyorlar. Evet Fransa da istiyor. Kısas ayetlerini istemiyor Fransa. Kur'an'ı değiştirelim diyor.
Neden bizim de içimizden, bizdenmiş gibi konuşan kimseler üretiyorlar. Bunları tarihselciliğin içerisinde yargılayalım. Bu tarihsel bunlar. Bunları ortadan kaldıralım. Veyahut da bir ara Cumhurbaşkanımız da dedi ya, reform edelim. Bunlar böyle 1400 yıl öncesinin hukukuyla böyle ayeti kerimeleriyle olmaz dedi. Sonra millet bir şok atlattı bir iki bir laf söyleyince torunistan etti, döndü. Ben öyle demek istemedim dedi. Tabii kim tövbe der geri dönerse Allah onu affeder. Bu da ayrı bir mesele. Ama sonuçta sıkıntı onlar zaten. İslam'ın hukuku. Hani bazıları diyor ya namaz kılanı engelleyen mi var? Canım kardeşim senin namazından zaten namazını ne engellesin? Engelleyeceğini engellemiş zaten. O yüzden böyle bazı şeyleri bilir bilmez fetva vermeyin.
Yani elinizde İbn-i Abidin mi var? Elinizde fetavayı hindiye mi var? Fıkıh kitabı olarak. Elinizde ne var ki siz ona bakacaksınız? Öyle hani anneden babadan duymam bilgiyle bazı şeylere hükmetmeyin. Mesela gidin Diyanet'e sorun. Bağlı bulunduğunuz ilde neredeyse. Deyin ki Türkiye'de İslam hukuku var mı yok mu? Yok diyecekler. İslam hukukunun olmadığı yerde bankaya koyduğumuz para faiz olur mu olmaz mı? Olmaz dersen sen maaşı nereden alıyorsun diye sor ona. Öyle ya. Allah muhafaza eylesin. Evet kızım Hira Nur 8 yaşında sizden ders almak istiyoruz. Ver inşallah 8-8 çeksin. Allah iyi etsin.
Hayırlı akşamlar benim bir sorum olacaktı. Benim kocam beni üzdüğü halde, beni kırdığı halde sonrasında özrünü dilemiyor. Gönlümü almıyor. Hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Bir de beni boşamakla tehdit ediyor. Çocuklarımla tehdit ediyor. Alırım vermem diye. Ben de hep içime atıyorum. Bir de eşim sizin dervişiniz. Ne? Bizim kardeşlerimiz böyle bir şey yapmaz. Yok. Bizim kardeşlerimiz eşleriyle iyi geçinirler. Kadın erkek hiç önemli değil. Eğer bir eşlerinin arasında bir hata kusur işliyorlarsa birbirlerinden özür dileyip onu telafi etmesini bilirler. Bizim kardeşlerimiz ne kadın ne erkek birbirini çocukla tehdit etmezler.
Ben çocuğu alırım vermez demezler. Bu bizim öğretimiz değil. O yüzden hani sizin dervişiniz demiş benim dervişim de yok zaten. Öyle bu benim dervişim dediğinde duvarın arkasından haber vermesi lazım bana. Derviş adayı herkes. Allah bizi affetsin. Derviş ne demek ki? Yunus'tur derviş. Yunus da kendini sen derviş olamazsın dedikten sonra kim derviş olacak ki? Allah bizi affetsin. Hani Abdülkadir Geylan Hazretleri ile Ahmet Er Rufa Hazretleri sohbet ediyorlarmış. İki üç kişi gelmiş dışarıdan. Selam vermişler. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Demişler efendim bizim şeyhimiz vefat etti.
Bize bir tane şeyh görevlendirseniz. Demiş ki dergahın çaycısını alın götürün şeyhiniz olsun. Allah mübarek etsin demişler. Dergahın çaycısını alıp götürmüşler şeyh diye. Geylan Hazretleri, Ahmet Er Rufa Hazretleri'ne bakmış. Demiş kuzen. İyi ki demiş şeyhi istediler. Dervişi isteseler de demiş. Ya sen gidecektin ya ben gidecektim demiş. O yüzden yani biraz böyle dervişlik deyince öyle kolay bir şey değil ya. Koca Yunus sen derviş olamadın demiş. Kim derviş olmuş? Allah affetsin inşallah. Şeyh çok. Elhamdülillah. Senin dergah şeyhlerle dolu. Hamdolsun. Derviş. Hepimiz adayız. Ben dahilim buna.
Ama kadro yok herhalde bir türlü. İmzalanmıyor demek ki. Allah bizi affetsin. Senin sorun. Muhasebeci. Soru bu. Borsada sanal paralar var. Bitcoin, Litecoin. X'in, LTC gibi. Maşallah ne kadar çoğalmış ya. Biz bir tek Bitcoin biliyoruz ha. Değişik isimlerle para ticaretiyle kazanan biri başka hiçbir ticaret yapmıyor.
Parayı paraya çeviriyor. Parayla bu farklı paraları alıp satıyor. Yıl içinde kazanıp kaybediyor. Sürekli bu işi yapan kişi zekatını nasıl ödeyecek? Ana parasından mı, karından mı ödeyecek? Çünkü ortada bir mal yok. Yok öyle bir şey. Komple paradan ödeyecek. Öyle kandıramazsın. Ortalığı. Yok. Ne kadar elinde parası var? 300 bin lira. 300 binlerden zekatını ödeyecek. Ne kadar parası var? 1 trilyon. 1 trilyondan zekatını ödeyecek. Öyle bunun 500 bin lira ana para. Geri kalan 200 bin lira kar ettim. 200 binlerden zekatını ödeyeyim. Öyle bir şey yok. Yok. O komplesinden ödeyecek. Anladın değil mi? Ha? Sen de anla yani bunu. Sen de bil yani.
Öyle borsada döndür. Veya bitcoin'de, dolarda, orada, burada döndürüyor diyelim. Değil mi? Döndürüyor. O nakit paraya giriyor. Borsada kağıdı alırken, kağıt nakit para çünkü. Nakit para hükmünde. Kağıdı aldı. Alış parası kaç para? İşte 10 lira. 10 liradan zekatını ödeyecek. Daha satmadı. Kar etmedi çünkü. Doları aldı. Kaç para? İşte dolar şimdi 8 lira. Adam 7 liradan aldıydı diyelim değil mi? Doları 7 liradan aldı. O zaman dolar bugünün real fiyatı yükseldi örneğin. O zaman yükseldiği fiyatı şey yapacak. Ne o? Ödeyecek. Para olunca, o esnadaki geçerliği parasından ödeyecek. Para çünkü. Kağıt da para hükmünde değil mi?
Borsada. Her alın paraya dönebilir. Kaçtan aldı? 10 liradan. Zaten kaç para o esnada? 15 lira. 15 liradan ödeyecek. Anladın? Öyle karların hepsini cebinize koymayacağınız. Zekatınızı ödeyeceğiniz ona göre. Ya da yatırım yapacak, gidecek, tarla alacak. Hiçbir zekatı yok. Gelir yoksa, gelir de yok. Tarla, zekatı da yok. Koyun aldı, zekatı var. İnek aldı, zekatı var. Veyahut da işte meyve bahçesi aldı, meyvelerini topladı. Zekatı var. Ama öbür türlü hiçbir meyve almalı. Zekatı yok. Veya bir mülk aldı, kira alıyor. Kirayı da yiyor komple. Komple yiyorsa, kenarda parası yoksa, onun da zekatı yok. Rüyamda ilk defa sizi gördüm.
Kızım da sizin sohbetlerinize geliyor. Rüyamda bizim memlekete gelmişsiniz. Siyah cübbeniz, kırmızı sikkeniz vardı. Bize de uğradınız, karşılama gibi bir şey oldu. Buralara nasıl geldiniz diye sordular o arada. Siz de işimiz vardı. Geldik, sevdiklerimiz, tanıdıklarınız var. Onları da görelim, istedik diyorsunuz. İçeri girdiniz, oturdunuz. Hal hatır ettik, sohbet ettiniz. Çay, kahve, su ikram etmişiz. Eşim bir yere gitti. Ben de niye bıraktı gitti diyorum kendi kendime. Yalnız kaldınız diye üzülüyorum. Kızımla ben kaldık. Dışarıdan camdan bir kadın gördüm. 50 yaşlarında, uzun boylu esmer elinde bir çocuk var. Ben de içeri girebilir miyim diyor. Ben de gir diyorum.
Camdan içeri giriyor. Sohbet bitiyor. Siz gidecekken, 30-40 yaşlarında birisi jiple sizi almaya geliyor. Elinde bir kamp çantası var, asker desenli. Bunu da götüreyim mi diye soruyor size. Siz gidiyorsunuz, eve dönüyorum. Aynı, ev değil. Sizin cüzdanınız kalmış. Üstünde yorgan iğnesiyle tutturulmuş bir not defteri varmış. Okumaya çalıştım. O esnada uyandım. Allah mübarek eylesin inşallah. Cenab-ı Hak inşallah. Sizin de sufilik yolunda gidenlerden eylesin. Bazen zikir yaptırırken, Hay, hay, hay Allah ismasını sizin gibi, sizin bazı zikrullahlarda vurdurduğunuz gibi, köşeli vurdurduğum oldu.
Ama zikir sırasında bunu yapmaktan kendimi alamadım. Allah mübarek etsin. Görülen rüyaların bir kısmının unutulması, hatırlanmaması kişinin perdelendiğini mi gösterir? Ya da bunun bir anlamı var mı? Olabilir. Her şey sinemaskop, izlenecek diye bir kaide yok. Selamun Aleyküm hocam. Saygılar, hürmetler, hayırlı geceler olsun. Ben ertekli ders almak istiyorum. Rüyamda gördüm sizi. Üstte rüyamı anlattım. Uygunsa dersimi almak istiyorum. Rabbim sizi her türlü şerden korusun. Amin. Ben size ders verdim. Tevhide devam edeceksiniz dedim. Yeni doğmuş erkek çocuğa altın künye ya da altın bileklik gibi altın takı takılması uygun mu?
Allah Resulü erkeklere caiz değil demiş. Bence yeni doğan çocuğa da takılmaması uygun olur. Yeni doğan bebek için Kur'an sünnet dairesinde neler yapılmalıdır? Nelere dikkat edilmelidir? İlk önce hayırlı bir isim koyacaksınız. Bebeğe isim koyarken nelere dikkat edilmeli? Tek ya da iki isim konulur mu? Allah'ın isimlerinden, peygamber isimlerinden, veli isimlerinden, sahabe isimlerinden bir isim koyacaksınız. Bazı aileler erkek ya da kız çocuklarını isteyip cinsiyet ayırımı yapabiliyorlar. Bu sebeple gebe olanlar bebeklerin cinsiyetini öğrenmeli mi ya da öğrenmemeli mi? Dilerlerse öğrenirler, dilemezlerse öğrenmezler. Bunda bir sıkıntı yok. Akika kurbanı çocuk doğduktan sonra kaç yaşına kadar kesilmeli verili bir zamanı var mıdır?
Akika kurbanı kesen kişilerde yiyebilir mi? Anne babalara da verilebilir mi? Akika kurbanı Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri hemen ilk yedi gün içerisinde keserdi. Normalde kız veya erkek çocuğunun kafasını tıraş ettirir. Ağırlığı kadar altın veya gümüş tasattuk ettirirdi. Kız çocuğundan bir, erkek çocuğunuzu iki kurban keser, komple dağıttırırdı. Ben beş buçuk aylık hamileyim. Ramazan orucunu tutmamda sıkıntı olur mu? Doktorunuza danışacaksınız. Eğer sağlık olarak bir sıkıntı yoksa orucunu tutabilirsiniz. Ama sağlık olarak bir problem varsa hamileler, emzikliler, yolcular, hastalar, iyice zayıf olan kimseler oruç tutmayabilirler. Selamun Aleyküm. Kur'an-ı Kerim'de birçok ayette akletmez misiniz diye bizi uyarıyor.
Buradaki kastedilen akıl gündelik hayatımızda kullandığımız akıl mıdır? Yoksa Necip Fazıl Kısakürk'ün varlık nasıl, yokluk niçin, yaşamak ne, topyekün, aklı yere salıverip çıldırmadan geçilmez fikrindeki akıla muhalefet eden akıl nedir? Saygılarımı sunarım. Şimdi normalde bir kimsenin günlük işlerinde muhakkak ki akıl lazım. Zaten akıllı olmayan kimseye din mecburiyeti yok. Ona din de lazım değil. O zaman bizim akletmemiz, varlığın üzerine tefekkür etmemiz, varlığı anlamamız, varlığı dinlenmemiz, varlıkla alakalı ilişkimizi kurmak içindir. İki, akletmemiz gereken şey Kur'an ve sünneti tanımlama, Kur'an ve sünneti tanımabilme, Allah'ı tanımabilmeyle alakalı.
O yüzden biz böyle aklımızı Kur'an ve sünneti anlama, varlığı anlama yolunda çalıştırmaya çalışırız. Aklımızı Kur'an'ı sorgulama, Allah'ı sorgulamaya çalıştırmıyoruz. O aklı reddederiz. Bankadan, vadesiz hesaptan birikim amaçlı altın yapmak günah mıdır? Neden günah olsun? Yok, günah olmaz. Yalnız siz parayı TL'ye yatırıyorsunuz, onlar orada size altın hesabı açıyorlar. Sizi tekrar öderlerken, ondan sonra altın ödemiyorlar. Size TL ödüyorlar. Ya da altını götürüyorsunuz, kağıt alıyorsunuz. Burası sıkıntılı. Diyeceksiniz ki olabilir mi? El cevap olur. Ama burası sıkıntılı. Ben yapmazdım. Ben altın götürüyorsam 24 ayar, derim ki 24 ayar bana altın verin yine, örneğin.
Ama öyle yapmıyorlar. Selamun aleyküm. Kendimi ve ev içindeki yaşantımızı daha da toparlamaya çalışıyorum. Ben bir anneyim, eşimle diyolumuz minimum. Bazı durumlar yaşadık ama çocuklar söz konusu olduğunda müdahale edersem, eşim bana, bir Allah'ım demediğin kaldı karşımıma, karşıma bana. Ben dinimi biliyorum diyebiliyor. Halbuki ona karışmam mümkün değil. Ya da ben hazır gıda yedirmeyelim. Bana yardım et, alma dediğimde, ben çocukların terbiyesini mi bozuyorum diyebiliyor. Halimiz ve evliliğin malumunuz. Bana ne buyurursunuz? Mümkün olduğunca Kur'an sünnet dairesindedir. Mümkün olduğunca eve sen hazır gıda bir şey isteme. Mümkün olduğunca toleranslı davranmaya gayret et.
El Hiday'ı okuyorum ama okuduklarım kalıcı olmuyor. Konuları karıştırabiliyorum sonradan. Tavsiye ve duanıza talibim. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak korusun. İnşallah. Selamun Aleyküm. Ders yaptırma ile ilgili müsaadeniz olursa sormak istediklerim var. Bir zikrullah vakti dar ise, kısaltmalar yaparak zikrullah yapılabilir mi? Evet. Zikrullah kağıdındakilere ekleme yapılamaz. Fakat çıkarma yapılabilir deniyor. Doğru mu? Yani şöyle bir şey. O esnada 10 dakikalık bir zaman var. Tevhidi okur, kalkabilir bir kimse. Veyahut da bir yemek sohbeti oldu. Yemek indi, 3 tevhidi okur, kalkarlar. Veyahut da işte sohbet edildi, bir şey oldu. Ama ortam müsait değil, 3-5 arkadaş toplanmışız.
La ilahe illallah, la ilahe illallah, kalkabiliriz. Bunlar normal, bugün için bu pandemi sürecinde olabilecek olan şeyler. Yani yeter ki oradaki o zikrullah adabı, erkanı içerisinde duralım biz. İçinden bazı şeyleri icra edemeyebiliriz ama içinde duralım. Yoksa icra edilemeye bilinir, zaman zaman kısa kesilebilir, zaman zaman bazı esmalar söylenmeye bilinir. Bazen de böyle hani arkadaşlar ders yaptıracağım deyip de baştan sona kadar böyle harfiyen yaptıracağım deyip, milleti pert etmesin ve hatta insanları sıkmasın, insanları daraltmasın, hepsini yaptıracağım deyip de böyle işte perperişan etmesin milleti. Bazen zaman zaman yeni ders yaptıranların böyle bir handikapları olur.
Uzun ders yaptıracağım, bütün her şeyi harfiyen yaptıracağım. Oradaki insanları pert eder, Allah muhafaza etsin. Öyle de yapmayacağız. Hani kendi heva ve hevesimizde de uyumayacağız, samimiyetimizde. Hiç unutmam ben, biz bir gün böyle Şeyh Efendi Hazretleri'nin evine gittik, işte yemek illaki koydu orada. Yani orada sohbet eden birkaç kişi var, biz salonun bir köşesinde yemek yiyeceğiz. Zannediyorum Cafer de vardı yanımda galiba, Cafer'le bir riski daha vardı. Cafer, üçümüz, üç kişiydik değil mi? İki kişiydik değil mi? Ben böyle la la illallah, la la illallah dedim. Şimdi sofra orada, Cafer'le biz böyle sessiz bir şekilde ben böyle hani, üç elif miktar uzatmadan, la la illallah, la la illallah, la la illallah, muhammeden Resulullah.
Afiyet olsun dedim, yemeye başladım. Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi Hazretleri'nin küçük olan Naci dedi ki böyle sessizden. Aha dedi, Mustafa abi sen dedi işin yolunu bulmuşsun dedi. Tabii bizim yaptığımızı Şeyh Efendi gördü yalnız orada. Duydu, gördü. Ondan sonra. Ben de böyle edeb ettim orada şimdi, orada birileriyle konuşuyor. E biz de Cafer'le iki kişiyiz. Bir de zorla yemek koydurdu bize zaten. Yani biz de orada köşede yemek yiyeceğiz. Orada şimdi şeyhin huzurunda, işte dergahın adabı bu, la ilahe illallah, üç sefer çekeceksin filan. Böyle sesli yapacaksın. Orada sohbet ediyor birkaç arkadaş var, misafir var. O yüzden yapıver dedik öyle. E Şeyh Efendi de bir şey demedi.
Bende o böyle ölçü gibi kaldı. Şimdi bakıyorum böyle işte sıkıntılı, dar bir zamanda. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, muhammede Resulullah, Bismillahirrahmanirrahim, hayri razıkın diyorum. Şimdi bir arada böyle bazı zakir abilerimiz lokantaya filan gittiğinde, lokantada üç elif miktarı söyleteceğim diye uğraşıyor. Lokantanın içerisi hınca hınç dolu, herkes yemek yiyeceğim diye uğraşıyor. O zakir abilerimiz, büyüklerimiz bizim, böyle işte takva yapıp tevhidi uzun çektirecekler lokantada. O olmuyor, herkes dönüyor bakıyor, ne oluyor bunlara diyor yani, hadi bu Anadolu'da olur da, İzmir'de nerede yapacaksın, Bursa'da, İstanbul'da nerede yapacaksın yani, mümkün mü?
Ben böyle dört beş kişi oturunca ben hemen sessiz, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, muhammede Resulullah, Bismillahirrahmanirrahim, hayri razıkın, tamam devam ediyoruz biz. Böyle bir usul kaldı, sonu bunu Şeyh Efendi'ye söylemişler. Mustafa Efendi böyle yaptırıyor diye. Ne yapayım, benim kaderim deyip böyle, gelen vuruyor, giden vuruyor işte beni. Şeyh Efendi böyle biraz tebessüm vari, böyle böyle yaptırıyor mu şunu dedi. Öyle yaptırıyorum efendim dedim, lokanta dedim, curcuna herkes yemek yiyeceğim diye uğraşıyor dedim, onlar dedim, üç helif miktarı uzatacağız diye uğraşıyorlar. Ben de hemen dedim, böyle kimse ilgi çekmesin diye böyle yapıyorum, ala yapıyorsun dedi.
O yüzden olur, bunu böyle heva hevesine uyaraktan değil. Ders yaptıran kardeşler, kardeşleri gözetecekler. Ölçü hani imamlar için diyor ya, arkasında namaz kılan yaşlıları, emziklileri, hamileleri unutmasınlar. İmamlarla alakalı, hadis-i şerif bu. Yani imam, namaz kıldıran kimse arkasında yaşlı, abdestini tutamaz, dizleri tutamaz, onları düşünecek. Emzikli kadın onu düşünecek. Çünkü çocuğu ağlar, hamile kadın, çok uzun ayakta kalamaz. Bu takva bu. Takva, arkasındaki insanları namazdan bıktırıp da iki sayfa okumak değil. Sen git evinde beş sayfalar kıl bir rekat namazı. Ama eğer orada bir cemaat varsa arkanda, sen kolaylaştır, sen sevdir. Hadis-i şerif var ya, zorlaştırmanız, kolaylaştırınız.
Takva kolaylıktadır, zorlukta değil. Hadis-i şerif de çünkü kolaylıktadır takva diyor. Biz de tersine yapıyorlar. Ne kadar zorlarsan o kadar takva ehlesin. Değil canım kardeşim. Ne kadar kolaylığını görürsen o kadar takva ehlesin. Sen kolaylaştır, insanlara dini sevdir. O yüzden zikrullahta da uzun uzun zikir yaptırma. Bir saat, bir buçuk saat. Vay ne uzun zikrullah yaptırdı ya. Değil. Oradaki amaç cemaatle zikrullah yapmak. Kim cemaatle Allah'ı zikrederse, af olmuş olarak kalkınız. Biz o affa müştakız. Biz o affı alalım ya. Sen iki saat orada zikrullah yaptıracağım diye uğraş. Evinde bin sefer tevhid çekme.
Hani senin zikrullah aşkın? Yok, olmadı. O yüzden arkadaşlarımıza, kardeşlerimize tavsiye. Böyle dönemlerde, evlerde, küçük zikrullah alakalarında, küçük zikrullahlarda kardeşler üzmeyin birbirinizi. Uzun uzun ders yaptıracağız diye uğraşmayın. Bir sohbetinizde, La ilahe illallah esmasını, ilahi kısmındaki heyi tam şekilde söylensin demiştiniz.
Kalbi ve nefeste bu esmaat çekilecek mi? Çekilir. Neden çekilmesin? Çekiyoruz. İllallah esması zikrullah'tan kaldırıldı mı? Hayır. Ama bazen yapmadığımız, vurmadığımız zaman oluyor. Ben genelde, Şeyh Efendi'nin zamanından itibaren, hatta Şeyh Efendi'nin bulunduğu zikrullah alakalarında dahi, bazen yaptırmazdım. Genelde yaptırmazdım. Şeyh Efendi de yaptırmazdı. O yüzden zikrullah'tan kaldırıldı diye miyiz? Yaptırılmasında bir sıkıntı yok. Hay ve hu esmaları tek olarak çekilebiliyor mu? Yoksa hay, hay, hay Allah, hay, hay, hay Allah diye çekilecek hay esması. Hu esması da tekli. Kıyamda rükuda hu, hu, hu diye. Hay esması mı, hu esması mı? Önce olmalı.
Hu esması önce olmalı. Şeyh Efendi, hu esmasını hay esmasından sonraya alırdı. Arkadaşlar dinlensinler diye. Çünkü hay esması çok hararetli olur. Ondan sonra hu esmasında harareti aşağı doğru, aşağı çekilir. Dinlenir insan. Ama biz hu esmasını önce çekeceğiz. Ben esmaları nefis meratiplerine göre dizayn ediyorum. emmare, la ilahe illallah, le imame, Allah esması, mülhüme, hu esması, mutmainne, hay esması.
Hak, mesele bir çekilir. Kayyum, kahhar, zikrullah biter. Esmalar arasında ilahe maksud diye söylenen dua var. Esmalar arasında bu dua ile bölmeden devam edilebilir mi? Dua edelim bir nefes alsın arkadaşlar, kardeşler. Zikrullah'ta üstadımız nasıl zikrullah yaptırırız, hangi esmaları derse biz de yaptırabiliriz diye bir söylem var doğru mu?
Herkes yaptırma şekline, şemaline uyacak. Herkes üstad değil. Oldularsa eyvallah kendi derslerini kendileri istedikleri gibi dizayn etsinler. Ben sizden ders almak istiyorum. Peki, bugün beraat gecesi olduğu için hiçbir şey sormadan sana dersini veriyorum canım kardeşim. Hadi bakalım, Allah mübarek etsin.
Arkadaşlar, sorular 175 tane. Bilhassa bizim kardeşlerimiz bu akşam başka soru sormasınlar inşallah. Soruları önümüzdeki haftaya bitirelim inşallah. Van'dan yazan kardeşim, hiçbir soruna cevap vermeyeceğim. Mübarek insan, o kadar çok şey yazmışsın ki, sen yanlış anlamazsın diye böyle yaptım.
Bu kadar, neden böyle müstürü yazmışsın? Ha bir soruyu birkaç sefer atmışsın, okunmadı diye. Çocuklu bayan vazifelilerin vazife esnasında çocuklarının başkalarına baktırmamak adına yapması gereken nelerdir? Alın kucağınızda uyutun, alın yanınızda dolaştırın. Ama siz bunun benim çocuğuma bakabilir misiniz? Benim çocuğuma bakın demeyin. Arkadaşlar, kardeşler, vazifeli olanlar, çavuşlar, zakirler, ders yaptıranlar, semazen başları, herkes. Kendi özel işinizi kendiniz yapacaksınız. Bir başkasına işinizi yaptırmayacaksınız, çocuğunuzu baktırmayacaksınız. Örneğin işte herhangi bir ev işi, el işi yaptırmayacaksınız. Yaptırmayacaksınız, istemeyeceksiniz.
Benim çocuğuma bir zahmet bakar mısın? Demeyeceksin. Alacaksın çocuğunu, kucağına al, sırtına bağla, önüne al. Ne bileyim, seninle beraber oynasın, seninle beraber halakanın içerisine girsin. Sıkıntı yok. Hayırlı geceler. İnsanın ölüme bakış açısı nasıl olmalı sizce? Yani korkmak mı, doğru olan yoksa umursamamak mı? Vallahi hiç aklıma geldi, hiç aklıma gelmedi. Korkmak desen, korkmak değil. Umursamamak mı desen, umursamamak da değil birinkisi. Herhalde ölümü arzuluyorum ben. Böyle bir mesela cisme bürünse, gelse, hoş geldin diyeceğim ben ondan önce koşacağım. Ölüm güzel şey, bazen uzaktan görüyorum, gel diyorum, gelmiyor.
Bir de ben evlenmek istiyorum, ancak korkularım var. Yani hem ölümü düşünüyorsun, ölümden korkuyorsun. Umursamayayım mı diyorsun, bir de evlenmek istiyorsun. Bu psikolojiyle adamı perişan edeceksin sen. Bu psikolojiyi düzeltin. Yani ölümle alakalı handikapı bir hallet. Bunu düzenle. Ölümden ne kork, ne umursamamak et. Ölümle aranı düzelt. Yani ölümü bu noktada, hani diyor ya, ölümü tefekkür ediniz. Ölümü tefekkür et. Ama bu dünyada da nefesin ne kadarsa yaşayacağını da bil. O yüzden bu dünyayı da kaliteli yaşamak, düzgün yaşamak, işte eşinle mutlu olmak, çocuklarınla mutlu olmak ve çocuklarını güzel yetiştirme düşüncesine sahip ol.
Ondan sonra da evlen inşallah. Allah hayırlısından sana eş nasip etsin. 2-3 yaşındaki çocuklarımıza Allah'ı nasıl anlatmalıyız? Sakin olun. Önünüzde daha çok zaman var. 2 yaşındaki çocuğa Allah anlatmaya çalışmayın. Sakin olun. Sakin olun. Merak etmeyin. O öğrenir. 2 yaşındaki çocuğu var. Rahat bırakayım. Alkol içeren cilt bakım ürünleri kullanabilir miyim? Araştırdım fakat net bir cevap bulamadım. Sizden duymak isterim. Alkoller ikiye ayrılırlar. Bu normalde hem mültekat tercümesinde geçer, hem İbn-i Abidin'de geçer, hem Feteva'yı Hindi'ye de geçer, der ki alkoller ikiye ayrılır. Uçucu alkoller var, kalıcı alkoller var.
Uçucu alkollerle alakalı bir şey kullanabilirsiniz. Kolaya gibi. Örneğin. O sizin abdestinizi bozmaz. Uçucu. Bir müddet sonra uçar gider. Uçucu olduğundan dolayı, onunla mesela kolunuza dökseniz, elbisede o uçucu alkollü olsa, yaşlık vardı burada. O yaşlık gitti, o zaman uçucu alkollü. Uçtu gitti. Bu elbiseyle namaz kılınır mı? El cevap kılınır. Bir de kalıcı alkoller var. Nasıl olduğunu bilmiyorum. Buraya döktü, burada kaldı. O alkolle siz namaz kılamazsınız. Eğer üç dirhemden fazlaysa, Hanefi'ye göre. Neden? O kaldı üzerinizde. Necaset hükmünde, necaset hükmünde olduğu için namaz kılamadınız. Şimdi, o normalde cilt bakım ürünlerinde eğer kalıcı alkol var ise, üç dirhem miktarındaysa, sizin üzerinde necasetle geziyorsunuz.
Necasetle gezdiğiniz için, necasetten taharet namazın farzlarından birisi. Yani, hem üzeriniz temiz olacak, hem de namaz kılacağınız yer temiz olacak. Bu necaset üzerinizde var ise, o zaman namazı kılamazsınız. Ancak necaseti temizledikten sonra, üç dirhem kaç grama geliyor bilmiyorum. Ama yüzüne, gözüne, orana, burana sürdün, o zaman üç dirhemden fazla olur herhalde. Bazen, bazı sanatçı denilen kimseler var ya, onların böyle boyalarına bakınca, diyorum ki, bunlar bir kova falan boya sürmüşler başlarına diyor. O yüzden, onların mesela namazları öyle namaz kılmaya kalkarlarsa, eğer kalıcı alkol varsa sıkıntılıdır. Kaç grammış? Üç dirhem, dokuz nokta altmış gram. Yani, dokuz buçuk gram.
Evet, bilemem. Cennette giyimimiz nasıl olacak? Yapraklarla örtülmeyeceksiniz. Cennet kıyafetleri var. İdris Aleyhisselam orada cennet kıyafetleri biçiyor. İdris nevi hülle biçer diyor ya, İdris Aleyhisselam şu anda cennette yaşayanlardan birisi. O yüzden, ahir zamanda, o da dünyaya indirilecek, ölümü tatacak. Henüz daha ölümü tatmadı o. Cennette de ölüm olmadığından dolayı, cennette çıkarılacak, ölümü tatacak. Değişik hayat standartları var. İdris Aleyhisselam'ın hayat standardı farklı. İsa Aleyhisselam'ın hayat standardı farklı. Biz hayat standardı olarak, sadece dünya hayat standardı olarak görüyoruz. Değil. Dünya hayat standardı ayrı. Cennet hayat standardı ayrı.
Orada yaşayan var. İsa Aleyhisselam göğe çekildi. Onun hayat standardı ayrı. O da yaşıyor. Bakın yaşıyor. O yüzden cehennem hayat standardı var. Cehennem var şu anda. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Miraç'ta gördü. Orada eziyet çekenler, cefa çekenler onları gördü. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hayat standardı. Kabir hayatı var. Hayat standardı. Ayrı bir hayat standardı. Kabir hayatı. O zaman ruhlar aleminin durduğu yer var. Hayat standardı. Orada ruhlar, nefes, ruhlarda can var mı? El cevap evet. Çünkü onlara ben sizin Rabbiniz değil miyim dedi. Onlar da evet dediler. O zaman secde edin dedi.
Secde ettiler. Cansız bir varlık bunu yapabilir mi? Yapamaz. Bakın hayat standardı. Cinlilerin hayat standardı. Şeytanın hayat standardı. Meleklerin hayat standardı. O kadar çok hayat standardı var ki. Bunları sıralamaya kalksak. Allah affetsin. Yetmiş bin türlü hayat standardı sıralarım ben size. Cinni taifesi kendi içerisinde yedi taifedir. Yedi taifenin ayrı ayrı hayat standardı var. Şeytan yedi taifedir. Şeytanın yedi taifesinin içerisinde ayrı ayrı hayat standardı var. Melekler ayrı ayrı hayat standardları var. Mesela meleklerin dünyanın içerisindeki melekler, uzayın içerisindeki melekler, güneşin etrafındaki melekler bunların ayrı ayrı hayat standardları var.
Bunları tabi melekler bir bütün olarak bir hayat standardı diyebiliriz. Tanımlama açısından. Ama birçok hayat standardı var. O yüzden cennetteki giyimimiz nasıl olacak? Böyle bildiğimiz bu kıyafetler gibi olmayacak. Çok süslü. Çok süslü. Cennet nasıl bir yer? Beyaz bir yer mi olacak? Yok beyaz bir yer değil. Yani sadece beyaz bir yer dersek o zaman belli bir bölümünü, belli bir yerini görmüştür o kimse. Gördüğü yeri söylüyordur. Cennet sekiz kat. Her katında farklı farklı makamlar, farklı farklı mekanlar, farklı farklı renkler, oradaki cisimler, eşyalar, oradaki hizmetkar melekler, oradaki hizmetkar huriler, gılmanlar, hepsi de kendi katına göre farklılık arz ediyor.
O yüzden cennet bembeyaz değil öyle. Öyle bir şey yok. Yani ya da o öyle görmüştür. Bir başkası başka türlü görmüştür. O yüzden onu bir renge bağlamak mümkün değil. Ben mümkün değil olarak görüyorum. Herkes kendi bildiğini söyler. Allah'ı ne şekilde göreceğiz? Bu normalde görmeyle alakalı, hani bu dünyada kör olanlar orada da kör olurlar. Bu ayet-i kerimeyi unutmayın. Ama Cenab-ı Hak cennet halkına tecelli edecek. Cennet halkına tecelli etmesi, Cenab-ı Hak cennet halkına ilk tecelli ettiğinde kendi keyfiyetine göre tecelli edecek. Bu keyfiyet bizim algılarımızın ve bizim aklımızın üstünde bir keyfiyet. Bu keyfiyetin, keyfiyet diyorum bu Allah'ın kendi keyfiyeti.
Hangi suret üzerine tecelli eder? Suretsiz mi tecelli eder? O keyfiyet ona ait. Ama burada Allah'ı tanıyanlar, Cenab-ı Hak ister zat-ı tecelliyatta, ister sıfatsal tecelliyatta, nasıl tecelli ederse etsin keyfiyet noktasında, dünya üzerinde Allah'ı tanıyanlar orada da ilk tecellide tanıyacaklar ve secdeye gidecekler. Bu bizim Rabbimiz diyecekler. Ama bir kısmı tereddüt edecek, secdeye gitmeyecek, onlar bu da tereddüt edenler. Bir kısmı tereddüde de kalmayacak, bu bizim Rabbimiz değil diyecek. Onlar bu dünyada da tanımayanlar ama cennetlik olanlar yine. Sonra Cenab-ı Hak bir daha tecelli edecek, o zaman herkesin kendi anlayışına göre herkes anlayacak, Allah'ı tanıacak.
Yani şahısların idraklerine göre, şahısların tanımlamalarına göre ikinci tecelliyat olacak. Bu tabii o kimsenin algısıyla alakalı, o kimsenin anlamasıyla alakalı, o kimsenin maneviyatıyla alakalı, o kimsenin tanımasıyla alakalı bu. O zaman kendi tabiri caizse, hani ben bir Allah var, şeksiz şüphesiz, bir de insanların kendilerince iman ettiği Rableri var. Bu tanımlama o kimsenin kendisine ait. Hani Allah'a hüsn-i zam besleyiniz. Evet, hüsn-i zam besledik. Ve bu noktada biz Allah'ı tanımlamada kendi idrakimiz dairesinde tanımladık. O zaman hepimizin bir Rab anlayışı çıktı. Hepimiz bilebildiğimiz, görebildiğimiz, tanıyabildiğimiz kadar bir Rab anlayışımız çıktı.
Biz bu bizim idrakimizle alakalı, tanımlamamızla, tanımlamamızla alakalı. Cennette hangi dil konuşacağız? Bunu şeriat, Arapça der. Doğru. Mustafa Özbağ, Rabça der. Zamandan, mekandan, her türlü kayıttan uzak olan Allah'ın, cennette kendisine bir dil ile kayıtlayacağına inananlardan değilim.
Bu sorular, on yaşında olan kızımı merak ettiği sorular. Vay, bu kızcağız on yaşındakken bunları soruyorsa bize. Hani bu yirmi, otuz yaşına geldiğinde biz baya terletecek bizi demek. Mübarek olsun. Maşallah. Selamun Aleyküm demiş bir kardeş. Ve Aleyküm Selam. Selamun Aleyküm. Twitter adresinizde Soner Yalçın'ın paylaşmış olduğu bir yazısında, Kırtas olayında ve Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Gadir Hum'da binlerce Müslümana hitap etti.
Ama cenazesinde sadece on yedi kişi vardı. Oradan anlayın neler olduğunu. Hz. Ali sabretti. Evi yakıldı. Hz. Fatma dövüldü. Bebeğini kaybetti. Mezarına bile kaybettirdiler. Şeklinde yazılar geçiyor. Bu konulardan bize bahsedebilir misiniz? Bu makalede geçen İlk Nur Altıntaş'ın Kabe'nin oğlu kitabı ile diğer kitaplarını önerir misiniz? Ben İlk Nur Altıntaş'ı tanımıyorum. Kabe'nin oğlu kitabını da okumuştum yok, bildiğim yok. Ama Soner Yalçın'ın o yazısını okudum. İçerisinde doğru kısımlar var. Doğru kısımlar olduğu için de paylaştım. Kadir Hum'le alakalı bir şeyi hemen böyle reddetmek işin kolaycılığıdır. Normalde sahabenin hepsi de yıldızlar gibidir.
Hangisine sarılırsanız beni bulursunuz. Hadis-i Şerif'i var. Biz sahabeden hiç kimse bu konuda art niyet beslemeyiz. Onların kendi içerisindeki ihtilafları, muhalefetleri hepsi de birer rahmettir. O yüzden mesela sahabelerin içerisinde Hazreti Fatıma annemiz tabiri caizse bu biraz yanlış anlaşılabilir ama sahabenin içerisinde ilk muhalif eden muhalif kimsedir.
Ben Hazreti Fatıma annemizin o muhalif tarafıyla ben orayı da görürüm. Hazreti Fatıma annemiz iyi bir muhaliftir. Ebu Zer-i Gifari iyi bir muhaliftir. Hazreti Ali Efendimiz iyi bir muhaliftir. Hazreti Ali radiyallahu anh Hazreti, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e Hazreti Fatıma annemiz vefat ettikten sonra biat etmiştir. Bu Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'in faziletinin eksikliği ve Hazreti Ali Efendimiz'in faziletinin eksikliği değildir. Yani bunları öyle de görmeyin. Ebu Zer-i Gifari böyle zor biat edenlerdendir. Bunlar böyle yani sahabenin muhalif kanadını da tanımakta fayda var. Şimdi bu biraz dini öğretiyle alakalı. Mesela biz sahabelerin içerisinde Allah bizi affetsin, biz muhalif kanadı pek tanımak istemeyiz. Bize tanıtmazlar da.
Ama muhalif kanadının başını Hazreti Fatıma annemiz, Hazreti Ali radiyallahu anh Hazretleri, Hazreti Hasan Efendimiz, Hazreti Hüseyin Efendimiz gibi ehli beyt çeker. Çünkü onlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin, burayı tırnak içerisinde söyleyeceğim. Maddi, manevi, kalbi tedrisatından geçmiş kimselerdir. Bakın maddi, manevi ardı bir daha kalbi tedrisatından geçmişlerdir. Onlar bir meselede zerre miktarınca, bakın zerre miktarınca diyorum, böyle fulü bir şey olsalar onu kabul etmezler. Bakın fulü bir şey, bırakın böyle siyah noktayı, fulü bir şey olsa kabul etmezler. Ebu Zer'i Gifari gibi, Hazreti Ali radiyallahu anh Hazretleri, zaten Selman-ı Farisi, Hazreti Ali radiyallahu anh Hazretleri, Hazreti Fatıma atul Zehra annemiz falan böyle yani.
Bunları konuşurken dikkatli konuşmak lazım. Yani bir mecliste mesela işte biat etmeyenler küfür ediyor. Dur dedim, sus. Cahil adamsın sen dedim. Sohbet ediyor. Kaldı. Yani Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e biat etmeyen küfür üzerindemiz. Sen Hazreti Fatıma annemize laf söyledin dedim. Kaldı. Hazreti Fatıma atul Zehra annemiz. Cennet kadınlarının annesi. Günahın, G'sinin noktası buluşmamış, bulaşmamış olan annemiz. Hazreti Muhammed Mustafa'nın ciğer paresi. Hasan ile Hüseyin radiyallahu anh Hazretlerinin annesi.
Ve direkt Hazreti Peygamberin ağzından müjde alan, sallallahu aleyhi ve sellemin ağzından müjde alan. Ben öldükten sonra en kısa zamanda yanıma gelecek olan sensin dedi. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e biat etmedi diye kafir mi olur? Bu nasıl bir ilimdir? Bu nasıl bir hakarettir? Bu nasıl bir ahmaklıktır? Cahil. Biz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin maddi, manevi, kalbi tedrisatından geçmiş, südde lekenin olacağı, onlarda olmayacağı olan, o muhalefet eden kimselere biz nasıl laf söyleriz? Allah muhafaza eylesin. O yüzden evet. Yani bu bir gerçek. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin 17 kişi cenaze namazını kıldı.
Evet. Sonradan cenaze namazı kıldılar. Herkes böyle ayrı ayrı gruplar halinde. Evet. Evet Hazreti Ali raddallahu anh Hazretlerine zarar verdiler. Evet. Medine-i Münevvere'den hicret etmek zorunda kaldı. Evet. Evet. Yani biz böyle Ebu Zer'i Gifari'nin hayatı neden okunmaz insanlar tarafından? Okunur da muhalefeti neden okunmaz? Ebu Zer'i Gifari neye muhalefet etmiştir? Neye muhalefet etmiştir? Kime muhalefet etmiştir? Neden okunmaz? Evet. Ebu Zer'i Gifari neye muhalefet etmiştir?
Devlet yönetiminde olup da haksız para kazananlar, haksız kazanç yapanlar, devlet yönetiminde olup da şatata şatafata düşenler, devlet yönetiminde olup da insanları zulmedenler, parasına, puluna, malına, mülküne tasallut edenlere muhalefet etmiştir Ebu Zer'i Gifari. Evet. Biz şimdi Ebu Zer'i Gifari Hazretlerine bu muhalefetinden dolayı kınacak mıyız, alkışacak mıyız? Bu uyuşturucunun geldiği bir nokta Mehmet Emin kardeş. Uyuşturucu büyük bir bela, büyük bir musibet ülke adına. O yüzden yani kardeşlerimiz, arkadaşlarımız veyahut da kendisini ehli sünnet gören insanlar oturup sahabe efendilerimizin muhalif olanların okumaları lazım. Burada sıkıntı var.
Yani Anadolu'daki Müslümanlarda da, bütün dünya Müslümanlarında da sıkıntı var. Benim belki de dilim size farklı gelebilir, hakkınızı helal edin. Hani benim sufiliğe bakış açım da farklıdır. Ben kendimi Hüseyin olarak nitelendiririm. Yani Allah beni affetsin. Ben Kur'an ve sünnetin dışındaki her şeye muhalifim. Bitti. O yüzden paylaşırım. Hz. Fatıma annemizin Medine-i Münevvere'de son altı ayında, yani zaten altı ay sonra vefat etti. Yani oradaki bir kısım zevat tarafından ötekileştirildiğini, bu acı hepimizin ya. Bunu nereye koyacağım ya?
Nesini yalayıp yutacağım bunu? Nesini görmezlikten geleceğim? Çok basit ya. Hz. Hüseyin Efendimiz'i kim şehit etti ya? Uzaydan mı geldi adamlar? O zaman için faresiler mi şehit etti? Hristiyanlar mı şehit etti? Yahudiler mi şehit etti? Türziler mi şehit etti? Zerdüşler mi şehit etti? Kim şehit etti Hz. Hüseyin Efendimiz'i? Neydi suçu? Bizdenmiş gibi görünenler şehit etti.
Bizdenmiş gibi görünenler. Ve üstünü örtümeye çalışıyor İslam dünyası. Bunu ben dillendirdiğimde, benim dini kitap olarak çocukluğumda okuduğum babamın kitabıdır. Hz. Ali ve Kerbela ile alakalı. Babamın dini kitapları vardı. Hepsi de Hz. Ali Efendimiz ve Kerbela üzerineydi çocukluğumuzda. Müslümanlar kendi Müslüman görünenlerden çektiği kadar hiçbir şeyden çekmemiştir tarih boyunca. Hz. Adem'in oğlunu gene Adem'in çocuğu öldürdü, şehit etti. Lüt'ün evine misafir gelen melekleri, parlak erkek diye Lüt'ün hanımı gambazladı.
Peygamberleri gambazlayan peygamberlerin yanındaki kimselerdi İsa Aleyhisselam'da olduğu gibi. O yüzden 1400 yıllık İslam tarihine baktığınızda, Müslümanların en büyük düşmanı yine Müslümanmış gibi görünen kimselerden gelmiştir. En büyük düşmanlık. O yüzden fitne hadislerine iyi bakın derim ben. Fitne hadislerine iyi bakın.
Kendinizi de iyi tanımlarsınız. Ben neredeyim diye. Biz böyle bizdenmiş gibi görünenlerle kendi kendimizi aldatmayı çok seviyoruz. Allah bizi affetsin. Evet, hakikat kimden gelirse gelsin biz paylaşırız. Soner Yalçın'la alakalı olumsuz bir sürü şey söyleyebilirler. Beni ilgilendirmez. Soner Yalçın'ın doğru tespitleri var ise o doğru tespitlerini alır paylaşırır. Benim böyle bir derdim yok. Doğru kimden, nereden, nasıl gelirse gelsin bizim için doğrudur. Hikmet müminin yitik malıdır demiş Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Nerede bulursa alır. Nerede bulursa alır. Allah bizi affetsin inşallah.
Evet canım kardeşlerim. Tekrar buradan söyleyeyim. Bizim kardeşlerimiz soru yazmasınlar önümüzdeki haftada. Bugün maşallah iyi güzelliğe indirebildik soruları. Önümüzdeki haftada inşallah bir iki tane böyle fiten hadisleriyle hem nasihat hem fiten hadisleri kısa bir sohbet. Ondan sonra da inşallah soru cevaba geçeceğiz. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Kandiliniz mübarek olsun. Biz böyle misafirlerle bir kısa hemen bir tevhid okuyacağız. Geceyi sonlandıracağız inşallah. Eftal-ı zikir fâlemennâhûm. Lâ ilâh-i yâtiha mâ selâvât. Âmîn.
Mecmet. Allah gecenizi mübarek eylesin. Cenab-ı Hak kandilinizi mübarek eylesin. Sabah seher vaktinde hepiniz de af müjdesini almış kullardan eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Geceniz mübarek olsun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi