mustafaozbag.org

ŞEB-İ ARUS 2018 "MEVLANA'DA HOŞGÖRÜ" - MUSTAFA ÖZBAĞ'IN KONUŞMALARI VE SEMA - BURSA - 15.12.2018

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 17 Aralık 2018 · 1:55:23

İllâllâh, Muhammedun Resûlullah, destur ya Hazreti Allâhû. Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak her nefeste hakkın rahmetini düşünen, lütfunu, ikramını, ihsanını düşünen, Cenab-ı Hak'ın mevcudiyeti yarattığını düşünüp, onun önünde tevazu ile kulluk yapmayı hedefleyen kullarından eylesin.
Cenab-ı Hak vatanımızı, milletimizi, devletimizi, insanlarımızı mutlu, güzel, hak ve hakikat üzerine yaşayan ve yaşatanlardan eylesin. Rabbim cümle Ümmet-i Muhammed'e merhamet etsin. Ümmet-i Muhammed'e lütfetsin. Ümmet-i Muhammed'e ikram etsin. Ümmet-i Muhammed'e Kur'an ve sünnet-i seniye sımsıkı yapışmayı nasip ve müesser eylesin. Buyurun oturun. Otur, otur, otur. Bayraktar ve sancaklar oturmayacak. Onlar gözleri hep hudutta olacak. Hiç gözlerini kırpmayacaklar. Bütün İslam toprakları onlara emanet. Kıymetli dostlar, insanlar vardır, gelirler, geçerler. Nice padişahlar geçmiş, nice krallar geçmiş, nice alimler geçmiş.
Hepsi de unutulmuş, büyük bir çoğunluğu. Kimisinin ardından iyiliklerle konuşulmuş. Denmiş ki iyi insandı, adaletliydi, cesaretliydi. Fatih gibi, kanuni gibi. Kimileri de kötü anılmış. Müslüman olmalarına rağmen arkalarından zalimliklerini konuşmuşlar. Adaletsizliklerini konuşmuşlar. Kendi halkına, kendi kavimlerine yapmış olduğu zulümlerle konuşulmuş.
Peygamberler, Adem'den itibaren hepsi de hayırla yad edilmiş. Peygamberlerin arkasından veliler, hepsi de hayırla yad edilmiş. Onlar toprağa gömülmüşler ama ayeti kerime tecelli etmiş. Onlara ölü demeyiniz. Onlar sağdırlar, diridirler ama sizler göremezsiniz denmiş. Demek ki onlar ölmemiş. Niceleri ölmüş, niceleri toprakta yerle yeksan olmuş. Ama onlar ölülerden sayılmamış. Onlar dirilerden sayılmış. Bu dirilerden sayılanların en önemli, en önemli zatlardan birisi peygamberlerden sonra Hazreti Mevlana Celaletin Rumi.
Az önce Şeyh Efendi Hazretleri Saraybosna'daki bir Mevlevi Haneden bahsetti. Yüreğim kıpır kıpır etti. Kendimce dedim ki, ecdat sevgisiyle, muhabbetiyle, şefkatiyle önce gitmiş, oraları yoğurmuş. İki türlü insanlara ulaşabilirsiniz. İki türlü insanları yola getirmeye çalışabilirsiniz. Birisi zorla, ceza vererek, başında tabiri caizse, ensesine vura vura. Bu İslam değildir. İkincisi sevgiyle. İkincisi sevgiyle.
Ancak sevgiyle yürürseniz, sizi dinlerler. Sevgiyle bakarsanız, size bakarlar. Sevgiyle muamelede bulunursanız, sizi severler. Seven sevilir. Seven sevilir. İkinci bir şık yoktur. O zaman, sufiler, sevgiyle yürürler. Sevilmeyi beklemez. Sever. Neyi sever? Allah'ı. Neyi sever? Resulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem'i. Neyi sever?
Velileri. Neyi sever? İnsanları. Neyi sever? Varlığın tamamını. Varlığın tamamını sever. Varlık, sevilmeye layıktır. Biz dünyadan nefret edenlerden değiliz. Dünyanın içindekilerden de nefret edenlerden değiliz. Biz dünyayı da, içindekileri de Allah yarattı diye severiz. Hani koca Yunus der ya, yaradılanı sev yaradandan ötürü diye.
Hz. Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri de der ki, biz varlığın tamamını severiz. Çünkü bu varlığı Allah yaratmıştır der. Varlığın tamamını Allah yarattığı için severiz. Varlık tamamiyetle Allah'ın yarattığı, sevdiği bir olgudur. Varlığın içerisinde, varlığın en mükemmel noktasında olan insandır. İnsan eşrefi mahlukattır. İnsan, ademiyet makamındadır. Ve sevilmeye layıktır. İnsan, sevilmeye layıktır. Eğer bir kimse, bir insanı ve insanlığı sevemiyorsa, Cenab-ı Hak onun kalbini mühürlemiştir. Sebep, onun sevgisizliğinden dolayı. Ve Hz. Mevlana, bu Allah, Resulullah ve insan sevgisiyle yoğrulmuştur.
Bu topraklar, Allah, Resulullah ve insan sevgisiyle yoğrulmuştur. Kıymetli dostlar, zaman göreceli bir şeydir. Hayat gelip geçer. Dün bu topraklara Moğollar hançerini basmıştı. Bir taraftan Bizanslılar, bir taraftan Moğollular bu toprakların boğazını sıkmaya çalışıyordu. Sanki şimdi çok mu farklı? O zaman da içeride adaletsizlikler, hukuksuzluklar, içeride ayrımcılıklar, gayrımcılıklar, dışarıda ayrı problem, içeride ayrı problem var iken, Bir ses yükseldi. Bir ses. Hz. Mevlana'nın sesi. Diyordu ki, O ümitsizliğin, o umutsuzluğun, o karanlığın pençesinde, o terörün, o yokluğun, o sıkıntının, her yerin yakılıp yıkıldığı bir zamanda, Hz. Pir haykırıyordu.
Gel, ne olursan ol gel. Ateşe de tapsan, puta da tapsan, bin sefer tövbe şişesini kırsan da, yine gel. Bu dergah, ümitsizlikler dergahı değil diyordu. Bu dergah, bütün yeryüzü, yeryüzü Müslümanlara mescittir. Dergah, yeryüzü, bütün arz. Bu arzda ümitsizlik yok. Her yer yıkılsa da, her yer tanrımar olsa da, etlerimizi lime lime, dilim dilim dilseler de, evlerimiz yıkılsa, ocaklarımız sönse, düşman bağrımıza hançerini dayasa, dahi ümitsizlik yok. Bu dergah, ümitsizler dergahı değil. Biz, anka kuşu gibi küllerimizden yeniden doğmasını biliriz.
Biz, her sabah uyandığımızda, yeni bir dünya kurarız. Biz, her sabah uyandığımızda, alemleri yeniden Allah'ın izniyle inşa eder, düzene katarız. Bu dergah, ümitsizlikler dergahı değil. Gözlerinizdeki çakmak çakmaklığı görüyorum. Şimdi desem ki hepinize, yürüyün Londra'ya, bayrağımızı Londra'ya dikeriz. Yürüyün Washington'a desem, bayrağımızı Washington'a dikeriz. Dikerimiz, bu dergah, ümitsizlikler dergahı değil. Bakın, ecdat sevgisiyle Bosna'ya gitmiş. Muhabbetiyle Bosna'ya gitmiş. Şefkatiyle Bosna'ya gitmiş. Balkanlara muhabbet götürmüş. Şefkat götürmüş.
Sevgi götürmüş. Aşk götürmüş. Şimdi, Balkanlara gittiğimizde, kendi yurdumuzdaymışız gibiyiz. Biziz, kendimiziz, kendi evimiz, kendi kardeşlerimiz var, kendi dostlarımız var. Bizden, bizim, bakın Allah dostluğumuzu baki eylesin.
Bizim, yemeklerimiz aynı, adetlerimiz aynı, örf adetlerimiz aynı, geleneğimiz aynı, zikrullahımız aynı. Tekkeye gittiğimizde, Yunus ilahileri dinliyoruz orada. Yunus ilahilerinde zikrullah yapıyoruz Bosna'da. Ve bildiğiniz Türkçe Yunus ilahileri dinliyoruz. Bu ne güzel bir dil. Bu ne güzel bir dil ki, bütün alemle barışık. Bu ne güzel bir nefes, bütün gönüllere aşk üflemiş. Bu ne muhteşem bir nefes, bütün gönüllere muhabbet üflemiş. Boşnakmış, Arnavutmuş, Acemmiş, Arapmış, Kureyşliymiş, Habeşmiş.
Irkı, rengi, ne olursa olsun, dil, gönülden, dil, aşk dili aramızda kalsın. Aşksızlar anlamaz, aşksızlar bilmez. Bu dil aşıklara ait. Bu dile sahip olanlar, bildiğiniz dil değil. Bu göz dili, gönül dili, gözler çakmak çakmak, gönül Fırat Nehri gibi akar, akar da akar, akar da akar.
Kelimeler susar, his konuşur, kelimeler susar, hakikat konuşur. Kelimeler sular, kalpler konuşur. Kalplerde bir sürur, tam baş kösesinde Allah nidası. Vücut, sükuna ermiş. Bütün alemleri sükuna erdirmiş. Sabah yeli gibi, Yemen'den esmekte, tatlı tatlı. Hani sabah namazına kalkarsınız, sabah namazına kalktığınızda, kalbinizde tatlı bir esinti olur ya, Üfler, bu Rahman'ın sesidir. Bu Rahman'ın nefesidir. Bu nefeste birleşir bütün aşıklar. Bu nefeste birleşir bütün sevenler. Bu nefeste birleşir bütün Allah'ın aşık kulları. O yüzden dil Arapçaymış, dil Acemcaymış, dil Faresiceymiş, dil Boşnakçaymış, Dil Arnavutçaymış, dil Fransızcaymış, dil İngilizceymiş, dil bilmem hangi dildenmiş.
Önemli değil, yeryüzünde bir tek dil var. O dil aşıkların dili, harfsiz, aşık dili harfsiz. Nerede olsa o nefesi aldığında tanırsın. Konuşmasına gerek yok. Bakarsın, dersin ki, baktığında benden, bakışında aşk vardır, bakışında sevgi vardır, duyuşunda aşk vardır onun. Ve o aşkın sesine müştaktır.
Onu dinler. Asadında dinledi, konuşan aşıkmış gibi gelir. Ama aşık da aşk tecelli etmiş. Aşık da aşk tecelli ettiği için konuşan aşk. Konuşan aşk, dinleyen aşk, susan aşk. Ortalığa dökülen aşk, toplayan aşk, aşkın dili, aşkın gözü, aşkın kulağı, aşkın eli, aşkın ayağı.
Oldu mu? Cümle alem bir olur. O yüzden Hazreti Mevlana Celalettin-i Rumi Hazretleri der ki, Hey evlat, biz perdelin iki sivri ucu gibiyiz. Bir ayağımızla şeriat-ı Muhammediye ayağımızı saplamışız. Öbür ayağımızla yetmiş iki buçuk milleti seyran ederiz. Bu ne demek biliyor musunuz? Bir ayağımız şeriat-ı Muhammediye'de. Öbür ayağımızla biz aşıkların gönüllerini dolaşırız. Biz öbür ayağımızla aşıkların gözlerini dolaşırız. Biz öbür ayağımızla aşıklarla hemhal oluruz. İşte bu Hazreti Mevlana aşk doğumu dikmiş bu topraklara. Hacı Bektaş-ı Veli aşk doğumu dikmiş bu topraklara.
Yunus Emre aşk doğumu dikmiş bu topraklara. Biz aşksız yaşayamayız. Biz sevdasız duramayız. Biz o yüzden bu topraklara sevda ile bağlıyız. Çünkü biz bu topraklarda öğrendik aşkı. Bu topraklarda öğrendik muhabbeti. Biz bu topraklarda sevmeyi öğrendik. Biz Ferdi ile öğrendik sevgiyi. Orhan Gecebay ile öğrendik sevgiyi. Kerih görmedik. Müslüm Baba ile tattık biz aşkı. Müslüm Baba'dan dinledik. Neyi dinledik? Sen olmazsan bu şehirde yaşanmaz dedik. Yaşanır mı sevdasız bu şehirde? Yaşanmaz. Aşksız yaşanır mı?
Sevdasız yaşanır mı? Aşksız kalan ölü gibi midir? O zaman diri olalım. Diriyi sevelim. Ölüyle ne işimiz var? Biz ebedi diri olana aşığız. Ebedi diri olacak olana aşığız. Ne işimiz var? Toprağın altında. Vur toprağa. Sıçra biraz daha. Ötelere doğru git. Hazreti Mevlana diyor. Bir adım daha atayım da. Öteye geçivereyim. Neden atmazsınız bir adım daha? Size demiyorum. Sevdadan nasibine olmayanlara diyorum. Siz zaten aşkla yorulmuşsunuz. Ne işiniz var burada yoksa? Bu kışın berinde soğukta.
Hepimiz sevda kuşu gibiyiz. Hepimiz. İşte Hazreti Mevlana Celaletin Rumi Hazretleri ta Londra'ya giderken ve Londra'da dahi Londra Üniversitesi'nde Mevlana Kürsüsü kuruluyorsa sevdanın dilinden. Amerikan üniversitelerinde Mevlana Araştırma Enstitüleri kuruluyorsa sevdanın dilinden. Yok ki onlar o sevda.
Bilmez onlar sevmeyi. Bilmediklerinden dolayı Batı'da bir ailede dört kişiden bir kişi intihara teşebbüs ediyor. Batı'da dört kişiden bir kişi intihara teşebbüs ediyor. Sebep sevgi yok. Batı'da dört kişiden iki kişisi uyuşturucu pençesinde. Dört kişiden iki kişi. Neden? Boşlukta. Sevemiyorlar. Aşık olamıyorlar. Bakın sevda kuşlarına. Yıllardan beri yürümüşler. Bunlar her sabah yeniden doğuyorlar. Kolay değildir bu ülkede Allah demek. Kolay değildir bu dünyada Allah demek. Allah dediysen başına muhakkak bir şey gelir.
Ama biz mozajist aşıklarız. Başımıza bir şey geleceğini bilerekten diyoruz ki ne gelecekse seni sevdiğimizden gelsin. Başımıza ne yağacaksa seni sevdiğimizden yağsın. Madem ki sen bizim sevdamızı dertlerle sınacaksın. Madem ki bizim aşkımızı sen sıkıntılarla sınacaksın. Madem ki bizim aşıklığımızı ateşlere ataraktan sınacaksın. Madem ki bizim aşıklığımızı sıkıntılara kataraktan sınacaksın. Değil mi imtihan eden sensin. Vallahi de of demeyiz. Billahi de of demeyiz. Kızılcık şerbeti içeriz de kan kusarız. Kızılcık şerbeti içeriz deriz. Kan kusarız. Deriz ki kızılcık şerbeti içtik. Karnımız aç olur.
Dudağımızda kürdan eksik olmaz. Koyarız dudağımıza kürdanı. Dosta güven düşmanı çatır çak çatlatırız. Neden? Dudağımızda kürdanla dolaşırız. Kimseye demeyiz karnımız aç diye. Sufiler toplumun kalbidir çünkü. Sufi açım derse dünya yıkılır. Sufi dertliyim derse dünya gam kasavet dolar. Sufi sıkıntıdayım derse bütün dünya hallaç bomu gibi atılır. Bu dünya yaşıyorsa sufilerin yüzü suyur Metin'e. Neden? Çünkü sufiler kalbidir dünyanın. Kıymetli dostlar o sufilerin hoşgörüsüdür. Dünyayı ayakta tutan. O sufilerin sevdasıdır. Sebep. Seversen merhamet edersin. Seversen şefkat gösterirsin.
Seversen anlayış gösterirsin. Seversen toleranslı davranırsın. Seversen sen onun kılına kıyafetine bakmazsın. Seversen sen onun saçını ne tarafa taradığına bakmazsın. Seversen sevdiğine karşı gözün kör kulağın sağır olur. Sevdiğinin eksikliğini görmezsin. Sevdiğinin eksikliğini duymazsın. O konuşuyor. Ne konuşuyorsa benim sevdiğim konuşuyor. Eksiklik kulağına dahi gelmez ki. Aa sen neden burada bunu söyledin diyorsa. O seni sevmemiş. Ya muhabbet beslemiş. Seversen senin eksikliğini görmez. Seversen senin hatanı görmez. Seversen sen onun için en yakışıklısın. Seversen sen onun için en güzel kadınsın.
Seversen sen onun için en iyi evlatsın. Seversen sen onun için en iyi akrabasın. Seversen sen onun için en iyi amca, en iyi dayı, en iyisisin. Seversen sen en iyisisin. Seversen sen en iyisi de iyisin. Hani bunu böyle hep kadınların eksikliğine dem vurarak söylerler. Bu erkekler için de geçerli. Kadınlar için de. Hani adam bir gün file boş gelmiş ya. Hanıma demiş herif senin gözün körmüş ya demiş. Kadınlar üzeriniz alınmayın. Aynı şey erkekler için de geçerli. Adam kadına karşı sevgisi kalmazsa bakar. Bu nasıl yemek yiyor ya ağzını şapırdatıyor. Ya bu kadın ne ki hilkat garibesi gibi evin içerisinde dolaşıyor der.
Der. Bu sevgisizliktendir. Seversen kadın evde sultan gibi yürür. Adam bakar ya bu kadın ne kadar güzel yürüyor. Ya yürüdükçe muhteşem oldu. Neden? Adam sevdi. Adam sevince kadın ayak serçe parmağını gösterse kendinden geçer. Ağustos'un ortasında o da ayağını uzatır. Bak ayak serçe parmağımı gör der. Sen de boyuna volta atarsın sokakta. Neden? Ayağını gösterecek sana. Sevdin mi? Onun ayağını seyretmek için gidersin. Sevdin mi? Beklersin an ve an. Bir an göz göze gelmek için. Sevmek böyle bir şeydir. Daha tarif edeyim mi sevmeyi size? Eşlerinizden boşancanız yoksa.
Bakacak adama bu beni sevmiyor diyecek. Bakacak kadına bu beni sevmiyor diyecek. Biz herkesi evlendirelim birleştirelim derken ayrılacak gidecek. Bir küçük not anlatayım mı? İzmir'de üniversitede 9 Eylül Üniversitesi'nde sohbet ediyorum. Sevmekle alakalı başladım anlatmaya. Doktorlar dinliyor hepsi de. Birisi karı koca. Kadın baktı yanımdaki kim diye. Eyvah dedim şimdi boşanacak bunlar. Adamı tarif ediyordum seven adam nasıl olur diye. Adam gidiyor. Gidecek oradan. Hemen lafı döndürdüm. Bir seven kadın nasıl olur anlatmaya başladım. Adam döndü kadına baktı. Dedim burada kesiyorum muhabbeti. Herkes dedim boşanıp da gidecek buradan şimdi deyince bir bayan kalktı ayağa.
Dedi doktor kendisi uzman. Teşhis koyuyorum dedi. Herkes sustu. Hepsi tıpçı. Yaklaşık 800 kişilik salon. Hepsi de doktor. Hepsi de tıpçı. Öğrenci asistan. Bağırdı kadın. Teşhis koyuyorum dedi. Herkes baktı sustu ona. Bu adam aşık dedi benden için. Eyvah dedim gürültüye gidiyorum ben şimdi. Bizim Orhan Hoca toparladı. Dedi sayın doktorum sakin olun. Döndüm Orhan Hoca'ya. Dedim sen kimden yanasın? Elleme dedim ya teşhis koydu. Uzman. Biraz daha anlatırsam. Herkes birbirinden kopmuş olarak gidecek. O yüzden fazla tarif etmeyeceğim. Döndüm.
Hazreti Mevlana'ya, Celalet-i Nurma Hazretleri'ne. O hoşgörüsüyle gitti. Ama bu hoşgörüyü Muhammed-i Mustafa'dan aldı. Onun öğretmeni Muhammed-i Mustafa. O yüzden ben Kur'an'ın kuluyum. Muhammed-i Mustafa'nın yolunun tozuyum. Bunun dışında söylenen sözlerden de O kişilerden de uzağım dedi. Öğretmenini koydu orta yere. Bir ayağı Kur'an-ı Kerim'de Bir ayağı Sünnet-i Seniyye'de Hazreti Muhammed-i Mustafa'ya Medine-i Münevvere'ye hicret ettiğinde Hoşgörüsüyle geldi. Muhabbetiyle geldi. Sen Hristiyansın, Sen Yahudisin demedi. Ayrıştırmadı. Ötekileştirmedi.
O hakkı tebliğ etti. Ve sevdi. Sadece sevdi. İnsanları sevdi. Hayvanları sevdi. Yeşili sevdi. Doğayı sevdi. Her şeyi sevdi. Biliyor musunuz? Ordu. Sefere çıkmıştı. Ordu sefere çıktığında Malum bir hayvancağız Yavrularıyla beraber Orada Hazreti Muhammed-i Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri gördü onu. İki tane asker dikti başına. Ordunun yolunu çevirdi. O iki tane askerle de O hayvanı ve yavrularını Muhafaza altına aldı. Dedi ki ordu bu hayvancıkları ve yavruları Rahatsız etmesin. Dikkat edin. Ordu bu iki tane. Bir hayvan, üç dört tane yavrusu. Rahatsız olmasın diye iki asker dikti başına.
Siz onun yolunu takip eden Hazreti Mevlana Celalet-i Rum Hazretleri Ne yapardı biliyor musunuz? Bakın insanlar şimdi Hayvanları arabaların arkasına bağlayıp Eziyet ediyorlar, öldürüyorlar, tecavüz ediyorlar. Hazreti Mevlana ne yapardı biliyor musunuz? Her gün iki dirhem para verip Elinde yumuşak ekmek Bir viraneliğe gidiyor. Şimdi böyle zatları takip ederler ya Kimisi sevdiğinden takip eder Kimisi acaba bir şey var mı? Dedikodu üretecek. Öyle ya Acaba bir kadın mı var? Acaba bir kız mı var? Acaba yanlış bir şey mi var? Farlar açık takip ediyorlar. Birinci gün gidiyor, ikinci gün, üçüncü gün, dördüncü gün, beşinci gün, altıncı gün, yedinci gün O arkasından takip edenler dayanamıyorlar artık.
Diyorlar ki Efendim her gün elinizde iki ekmek Bugünkü dilde söylüyorum. Tabiri caizse nereye gidiyorsunuz? Dedi ki Şu viranede doğum yapmış bir çok özür dilerim köpek var. O yeni doğum yaptığından yavrularını beslemek için ayrılamıyor. Ben ona her gün yiyecek götürüyorum dedi. O yavrularını beslemek için avlanmaya çıkamadığını düşündü. Ona ekmek götürüyordu. Bu öğretiyi kimden aldı? Hazreti Muhammed Mustafa'dan Sallallahu Aleyhi Vesselam'den. Ama biz insan sevmiyoruz, kedi köpek seviyoruz. Şimdi o hale geldik. İnsan sevmiyor, kedi köpek seviyor. İnsan sevmiyor.
Değil. İnsanı da sev, Kedi köpeği de sev, Taşı toprağı da sev, Ağacı da sev, Çiçeği de sev. E anneni de sev ya. Çiçek sevilmeye layık da, Anne sevilmeye layık değil mi? Köpek sevilmeye layık da, Baba sevilmeye layık değil mi? E bülbül kuş sevilmeye layık da, Eş sevilmeye layık değil mi? Balığa gösterdiğin kıymeti eşe neden göstermiyorsun? Kuşa gösterdiğin kıymeti eşe neden göstermiyorsun? Erkekler işinize ve arabanıza gösterdiğiniz kıymeti eşlerinize neden göstermiyorsunuz? Sen gösteriyorsun sana bir şey, senin yanındaki değil, bu sıkıntı yok sizin. Bu sözden alınmayın siz.
Bu sözden alınmayın. Desem de inanmayın. Eşlere neden kıymet göstermiyoruz? Çocuklarımıza neden kıymet göstermiyoruz? Arkadaşlarımıza, kardeşlerimize neden kıymet göstermiyoruz? Akrabalarımıza neden kıymet göstermiyoruz? Kıymetli kardeşlerim, önce aile birliğini koruyun, önce sülale birliğini koruyun, önce akraba birliğini koruyun, sonra mahalle birliğini koruyun, sonra il, ilçe, millet birliğini koruyun. Sakın ötekileştirmeyin, sakın itmeyin, sakın insanların kusurlarından, hatalarından, yanlışlıklarından dolayı konuşmamazdık, selam vermemezdik. Aman bırak ya bu içki içiyor, aman bırak ya bu uyuşturucu kullanıyor, aman bırak ya onun başı açık, aman bırak ya onun sakalı yok, aman bırak ya o bizim tarikattan değil. Aman bırak ya o bizim mezhepten değil, aman bırak o bizim mezhepten değil, aman bırak o bizim ırkımızdan değil.
Kıymetli dostlar tehlike büyük, bu tehlikeyi görelim tehlike büyük. Sonra dış güçler geldi bize bunu yaptı, dış güçler geldi bize operasyon yaptı. Bahane atacak yer çok, değil. Sevelim, ötekileştirmeyelim, bağrımıza basalım, onunla dost olalım, arkadaş olalım.
Ölünce sevemezsin, ölünce öpemezsin, ölünce elinden tutamazsın, ölünce yan yana yürüyemezsin, ölünce omuz omuza duramazsın, Ölünce nasılsın diye soramazsın, ölünce nasılsın diye soramazsın, ölünce bir şeyin mi var diyemezsin, ölünce ahlah edersin. Keşke bir tas çorba götürseydim, keşke bir tas çorba götürseydim, keşke bir lirada olsa yardım etseydim, keşke ben onu biraz daha seyretseydim.
Ah bir salınaydı önümde, o salınıp giderken ben arkasından bakıp ağlayaydım. Yüzünü döneydi bana, yüzünü döneydi bana, yüzünü döndüğünde canımı vereydim, yüzünü döndüğünde yüzümü dökeydim. Ah bana elini uzatsaydı da, benim elim onun eli olsaydı. Ah beni bir dinleseydi, ben sabahlara kadar konuşsaydım. Ah o konuşsaydı da ben dinleseydim, onun sesi bülbül gibi şakısaydı, o anlatsaydı ben ağlasaydım, ben anlatsaydım o tebessüm etseydi, ben onu dinleseydim sabahlara kadar. O anlatsaydı bana, aşktan, muhabbetten, sevdadan. Ben anlatsaydım ona, ah deseydim, sen yokken ben neler yaşadım, ah deseydim, sen beni bırakıp gittiğinde, beni kimler vurdu, arka sokaklarda beni kimler indirdi deseydim.
Alasaydım sabahlara kadar, o beni dinleseydi, ama ölmeden, ama yaşarken, bir gece yarısı geliverseydi, aniden, bir gece yarısı iniverseydi, bakiverseydi bir sefer gözlerime, bir sefer kahküllerine sarıverseydi, bir sefer ne oldu deyip başımı okşayıverseydi. Ama ölmeden, ama ölmeden, ama ölmeden, gözümün yaşını silseydi, ama ölmeden, sakalımı sıvazlasaydı, ama ölmeden, kendi gelseydi, derdimin dermanı kendi olsaydı, gelseydi, yaramı sarsaydı, gelseydi, dilime baksaydı, gözüme baksaydı, Gözümde binlerce göz görürdü, dilimde binlerce dil, yüreğimde binlerce yürek görürdü, hepsi yararlı, hepsi hüzünlü, hepsi dertli, hepsi acılı, bol soslu, hepsi çileli, bol çileli.
Dertli mi dertli, vakarlı mı vakarlı, dedem gelseydi, o yüzden sağken, yaşıyorken sevin, aşık olun. Belki de, son görüşünüz, sonra fotoğraflardan bakmak gelir, öyle değil mi?
Canlısını varken, neden fotoğrafından bakalım, değil mi? Fotoğraf da lazım, ama asıl canlısı lazım. Asıl aynadan görmek lazım. Asıl aynaya bakmak lazım. Aynaya baktım, saç beyaz olmuş. Ne yapayım üstadım? Benim de kafayı kırık yapmış böyle. Biraz arabesk, biraz kırık, biraz garip, biraz sancılı. Aşık olunca öyle mi oluyor? Sen de mi teşhis koydun? Değil mi başkanım? Allah herkese nasip etmezmiş. Ah, toprağın altında Kureyşli de bir, toprağın altında Habeşli de bir, toprağın altında Faresi de bir, toprağın altında Hindüsü de bir, toprağın altında Padişahı da bir, toprağın altında sen Veli olmuşsun, sen Padişah olmuşsun, sen Mürid olmuşsun, sen Mürşid olmuşsun.
Senin rengin buymuş, senin rengin şuymuş, sen zenginmişsin, sen fakir misin, sen terk edilmişsin, sen harç hala da dolaşmışsın. Bir anlamı yok. Toprağın altında, kadının kadınlığı kalmayacak, erkeğin erkekliği kalmayacak. Seninle bir farkı olmayacak toprağın altında. Anladın? Toprağın altında herkes toprak olup gidecek. Sen de toprak olacaksın, ben de toprak olacağım. Herkes toprak olacak. Hepimiz toprak olacağız. Ama, Hazreti Pir'in dediği gibi, Gel, beri gel demiş ya. Biraz daha gel. Biraz daha beri gel.
Bir adım daha at. Daha da yakın ol. Yakınliğin de yakını olsun. Gel, biraz daha gel. Biraz daha yakın ol. Ney zembaşı. Ney, bugün ciğerimizden okusun. Ney, bugün bizi anlatsın. Kudum zembaşı. Her vurdukça yüreğimize vur bugün. Bendir zembaşı. Canım kardeşim. Vurdukça nefse doğru vur bugün. Nefis terbiyesini alsın. İlahi zembaşı. Bugün öyle Allah be bize. Kendimizden geçelim. Bir daha kendimize gelmeyelim. Hay canlarım benim. Bugün öyle çark atın. Öyle sema edin.
Öyle vurun çarka ki. Semada melekler gıpta ile baksın. Desinler ki, Bunlar nerenin gülü? Bunlar nerenin bülbülü? Bunlar nerenin cengaverleri? Öyle sema edin ki. Arşalardaki melekler başlarına örtü de koysun bugün. Utansınlar. Desinler ki, bu dünyada her şeyi kenara atıp, her şeyi ötelere atıp, Allah deyip çarkuranlar var. bugün öylesine Allah deyin ki, biz oturalım, arkamızdan Allah diyenleri seyredelim.
Unutmayacağız değil mi? Dedemin yıkık evini. Ya ne yapayım? Benim ilk zikrullah yaptığım yer dedemin yıkık eviydi. O adam da benim ilk zikir yaptığım adamdı. Elektrik yok, su yok, gaz lambasında, kilim yok, halı yok, tahta yok. Toprağın üstündeydik. Hiç kimse yoktu. Herkes diyordu ki, yüzde yüz bu müftünün kızına kafayı taktı. He ya? Kimse, Allah dediğimize inanmamıştı. Bir sürü yazmışım gene. Ne yapayım?
Bugün bir şeye niyet ettim. Niyet ettiğim şey şu, ben çok bizim hakkımızda, kendi hakkımda konuşulanlara cevap vermeyi yeylemiyorum çok. Millet ne diyorsa desin diyorum. Senin yaptığın doğru olsun. Kur'an ve sünnete uy diyorum. Bizim biraz da dertleşme gecesi gibi bizim bu gecelerimiz. Memnun musunuz? Memnun musunuz? Var mı bir sıkıntı? Var mı bir problem? Yerlerimizi seviyoruz mu? Seviyoruz mu? Merak etmeyin, Kadir inanır gibi yalan söylüyorsun demeyeceğim. Demeyeceğim. Sema, Sema yapıyoruz ya, önüne gelen, ağzı olan konuşuyor.
Be mübarek insanlar, ırgılatma çalıyı, söyletme deliyi. Otur oturduğun yere, ah ilim bilmez, ilfan bilmez, kitap okumaz, işkembe-i kübradan konuşan kimse. Sana mı kaldı? Mustafa Özbağ'ı çıldırtma, yapma, konuşma, karşıma gelsen konuşamazsın zaten.
Dilin tutulur, nutkun tutulur, elin ayan karışır, kalbin karışır, gözün karışır. Klavyenin başında, konuşuyor, alimlik yapıyor. Klavyenin başında, bir şeyler yazıyor. Etrafa bir şeyler diyor. Sanki söyleyince, beni yerin dibine batıracak. Ya ben buyum canım kardeşim, ben meydandayım. Meydanda. Hani Ahmet Kaya diyor ya, beni bir çocuk bile vurur diyor. Evet, benim korumam yok, özel askerlerim yok, hiçbir şeyim yok, meydandayım ya. Elimi kolumu sallaya sallaya yürüyorum. Her şeyimle meydandayım. Zaten didiklenmedik, teftiklenmedik, yanımız kalmamış. Buradan İstanbul yakın köprü olmuş, ta Londra'ya. Eee, ya beni bırak, ne yapıyorsam yapayım.
Eğer yaptıklarımdan, Kur'an ve sünnetin dışında bir şey varsa, yaz bize, gönder, kendimizi düzeltelim. Sema, bu faaliyetimiz, sema etmek. İki manası var. Bir, şiir söylemek. İki, çarkatmak. Kalk hadi. Bakın şimdi, bu bir tam çarkatacak. Destur, hu. Bakın, bu tam çarkat. Maşallah, subhanallah. Maşallah, subhanallah. Hu. Allah razı olsun. Otur. En küçüğümüz hangisi? Ah canım benim.
Ah canım benim. Açılın bakayım. Kaç yaşındasın? Beş yaşındasın. Maşallah, subhanallah. Adın ne? Efendim? Efe. Öyle mi? Ne adı? Efe. Vay! Efelerin efesisin sen ha. Vay! Yedi dağın değil, yedi düveli nefesi. Vay ya! Efe yüreklisin yani. Çatal olur efelerin yüreği. Neden çatal olur biliyor musun? Bir çatalında Kur'an, bir çatalında sünnet.
Çatal olur. Bir tarafında vatan, bir tarafında millet. Anladın? Şimdi, bu Efe yürekli koca semazen çark atacak. At bakayım Bismillah. Vuh! Allah'ım! Ay maşallah, subhanallah. Allah nazardan saklasın. Vuh! Maşallah. İşte sema. İkinci manası bu. Bizim semazen kardeşler, her çarkta, Allah, Allah, Allah diye sema ediyorlar. Hepsinin de öğretisi bildiğim bu. Allah diyerekten sema ediyorlar. Allah diyorlar.
Ahmet, Mehmet değil. Allah. Hadisi şerif. Hazreti Ali radiyallahu anh hazretleri anlatıyor. Ben, Cafer radiyallahu anh ve Zeyd'le birlikte Peygamber'e sallallahu aleyhi ve selleme gittik. Ben okumayı çok sevmem böyle topluluğun huzurunda. Hakkınızı helal edin. Ama bu ilim, irfan bilmezler. Benim her kelimemi, her noktamı, her vurgumu eleştirmek için uğraşıyorlar ya. O yüzden okuyorum. Bir kelime eksik olmasın diye. Hakkınızı helal edin. Sizi sıktıysam özür dilerim. Hayır, sıkmadın da demiyorsunuz ha. Hazretim, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gittik.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Zeyd'e dedi ki, sen benim azatlımsın. Bu zaman sevinçten Zeyd bir ayağının üzerinde peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin etrafında dönüp durmaya başladı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sonra Cafer'e dedi ki, sen ahlaken ve fıtreten bana benzersin dedi.
bu zaman Cafer de Zeyd'in arkasına dönüp durmaya başladı. Sonra bana sen bendensin ben de sendenim dedi. Bu zaman ben de Cafer'in arkasında dönüp durmaya başladım. Bu hadisi bu olayı nakleden İmam-ı Hanbel Müsned'in de naklediyor bunu. Müsned Cilt 1 sayfa 537 Nol 857 Beyhaki bu hadisi şerh ediyor.
Diyor ki, bu hadis sahih bir delil ve ruhsat ile sema ederek Allah'ı zikrederken sema ederek dönüp durmanın caiz olduğunu gösterir. Diyor. Bir hadis-i şerifte. Enes-i Malik rivayet ediyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu da şiirle alakalı. Şiir okuyacak bir kişi istedi. Bir bedevi de şiir okuyacak kimse yok mu demiş. Bir bedevi şiir okuyor. Doğaçlama nefis ve arzu yılanı ciğerimi soktu.
Doktoru da evsuncusu da yoktur. Fakat benim aşık olduğum bir sevgilim var. İlacım da panzehirim de odur. Şiirini okuyunca Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ashabıyla birlikte vecde geldi. Ridası da yani cübbesi omuzundan düştü. Bunun üzerine Muaviye dedi ki eğlenceiniz ne güzel ey Allah'ın Resulü. Hazreti Peygamber de öyle deme ey Muaviye sema sırasında sevgiliyi hatırlayıp da ürpermeyen kerim biri değildir buyurdu. Ve ridasını dört yüz parçaya bölerekten ashabına dağıttı. Demek ki o esnada dört yüz sahabe varmış. Kıymetli dostlar o yüzden sema bu manada haktan gelen bir ilhamdır.
Sema Allah'ı zikir ritüelidir. Sema aşıklar için sevgiliyle sohbet zamanıdır. Çünkü semada aşıklar Allah diyerekten sema ederler. kıymetli dostlar Hazreti Mevlana Celaletin Rum Hazretleri'nin iki nefesiyle sohbetimi son vermek istiyorum. Gel daha yakına gel. Bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen bensin ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir? Biz hakkın nuruyuz. Hakkın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz?
Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor? Biz hepimiz bütün insanlar tek bir vücut halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir aynı tende uğurlu ne demek? Uğursuz ne demek? Öldüğüm gün taputum götürülürken bende bu dünya derdi var sanma benim için ağlama yazık vah vah deme şeytanın tuzağına düşersen o zaman eyvah demenin sırasıdır cenazemi gömdüğün zaman ayrılık ayrılık deme benim buluşmam kavuşmam işte o zamandır beni toprağa verdikleri zaman elveda elveda demeye kalkışma mezar cennet topluluğunun perdesidir batmayı gördün ya doğmayı da seyret
güneşle aya gruptan hiç ziyan gelir mi? yere hangi tohum ekildi de bitmedi insan tohumu bitmeyecek diye şüpheleniyor musun? toprağa konulduğumu sanıyorsun değil mi? ayağımın altında yedi gök vardır Hz. Mevlana Celalyti Ruma Hazretleri'nin Şeb-ü Arus'u hepinize kutlu ve mutlu olsun bayramımız bayram olsun öldüğü günü bayram eden öldüğü günü seyran eden o muhteşem pirin yolundan ve izinden Cenab-ı Hak gitmeyi nasip ettiği gibi son nefese kadar o yolda bizleri berdevam eylesin son nefese
kadar Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin son nefese kadar vatan ve millet uğruna çalışan ve çabalayanlardan eylesin son nefese kadar Ümmet-i Muhammed'in mutluluğu ve kurtuluşu için mücadele edenlerden eylesin son nefese kadar bütün insanlığın mutluluğu ve huzuru için çalışanlardan eylesin Rabbim her sene her daim burada toplanıp halleşip helallaşip dağılmayı bizlere nasip eylesin kıymetli dostlar bizlere haklarınızı helal edin bizlere haklarınızı helal edin bizlere haklarınızı helal edin bizden yana da
hepinize helal olsun buradaki kardeşler hepiniz için helal kalacağım beni vekil tayin ettiniz mi beni vekil tayin ettiniz mi beni vekil tayin ettiniz mi buradaki kardeşler birbirlerinize haklarınızı helal edin buradaki kardeşler ve burada olmayanlar birbirlerinize haklarınızı helal edin birbirlerinize haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun şimdi semada herkes oturduğu yerde özgür istediği gibi Allah desin kıymetli dostlar sufilik gözünü mahşerde Allah'ın gölgesine dikmektir kapının önünde
dergi satmayacağız cd satmayacağız kitap satmayacağız para toplamayacağız kapının elinde pamuk eller cebe demeyeceğiz kapının önünde merak etmeyin burası protokol ya sizlerden bir ücret istemeyeceğiz en rahat siz olun rahat rahat oturabilirsiniz misafirler siz de rahat edin hiç sıkıntı yok sufiler gerçek sufiler hiçbir ücret beklemezler ve almazlar sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz onlar hidayete erdirilmişlerdir kimler hidayete erdirilmiş din yolunda ücret istemeyenler ücret istedi
hidayete erdirilmemiş tam iman etmiş benim gibi topal ayak eksik neden ya bir yemek yedirselerdi şurada be bak bu işler böyle olmuyor ya lastikçi Ömer benim arabanın lastiklerini sen bedavadan değiştirmen lazım İsmail de orada gülüyor onca sohbete gidiyoruz kardeşim ya hacı Ahmet arabanın mazotunu senin karşılaman lazım ee bizim Cevdet'te bakımını lan Lütfus'ta nerede Lütfus'ta el kaldır neredesin helalın var senin iyi misin Allah senden razı olsun mesela sohbete gidiyoruz ya ee Lütfus'ta da canım arabanın kaportasını
boyasını yapsın ee başka ne lazım ev lazım ee müritler hadi toplanın bakalım bir ev yapın ne lazım dergah lazım hadi toplanın bakalım bir de dergah yapın ne lazım ya bizim şunu yapmamız lazım ee toplanın hadi bakalım bir de para toplayalım bu sufilik değil buradan haykırıyorum müritlerinin parasına puluna evine barkına gözünü dikenler asla sufi değildirler geçimini sohbetten zikrullahtan geçimini dervişlerden geçimini dinden kazananlar asla sufi değildir kazananlar sohbetlere
gittiklerinde ağlayaraktan din sataraktan para kazananlar asla sufi değildir kanmayın zaten zaten onlar sohbetlerini fise bilillah yapsalar Allah için yapsalar onların bir değerleri ve kıymetleri olur düşünebiliyor musunuz neden insanlar neden insanlar bu kadar sohbet eden varken bütün televizyonlarda din anlatılırken neden ateist oluyorlar neden dinden uzaklaşıyorlar bir imam hatip talebesinin dinden soğuması nedendir bir ilahiyet fakültesindeki bir öğrencinin hadis inkarcılığı nedendir
bir ilahiyet fakültesindeki profesörün Kur'an inkarcılığı nedendir neden Hz. Allah 3 tane put söylüyor Kur'an'da 3 tane Laat Uzza Menat Menat ne biliyor musunuz Para Para Menat Para Parayla satanlar Sohbetlerini parayla satanlar Din kitaplarını parayla satanlar Allah'a nasıl hesap vereceksiniz sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz Para para
para kaç para diye sema edenler Hz. Mevlana Celalettin Rumi'nin yüzüne nasıl bakacaksınız hiç mi utanmazsınız hiç mi aklınıza gelmez kıymetli dostlar kıymetli kardeşler din ne zaman paraya çevrildi kıyamet o zamandır şimdi kıyamet vakti şimdi ahir zaman vakti insanlar iman etti deyip menatın önünde eğiliyorlar ikincisi neydi uzza ne biliyor musunuz gücü elinde tutanlar lat ne biliyor musunuz
heva heves üç tane put lat menat uzza bir ekonomi paraya tapanlar iki güce tapanlar üç heva ve hevese tapanlar kuranda üç tane put kuranda adı geçen üç tane put lat menat uzza para güç heva heves Allah üçünden de bizleri muhafaza eylesin işte şimdi birazdan biz gözümüzü arşalanın altında Allah'ın gölgesine diktik Allah'ın gölgesinde gölgelenecek olanlar mahşer kopar kıyamet kopar mahşer kurulur hesap kitap görülecek mahşer yerine nurdan minberler kurulur nurdan minberlerin üzerinde nurdan elbiseler
giymiş nurdan taç ile tatlanmış bir zevat oturmakta bütün mahşer halkı bütün mahşer halkı birbirlerine bakışırlar başlarındaki peygamberlere sorarlar bunlar hangi peygamberler peygamberler bunlara bakarlar onlara gıpta ile bakarlar gıpta ile baktıkları bir topluluk var ve derler ki bunlar hangi peygamberlerden bir melek cevap verir bunlar peygamber değil hangi şehitlerden bunlar şehit de değil bunlar kim melek cevap verir bunlar yeryüzündeyken birbirleriyle akraba olmadıkları halde birbirleriyle alışverişleri
olmadıkları halde birbirlerini Allah için seven toplandıklarında Allah'ı zikredenler ben bu fakir 30 yıldan beri insanları buraya davet ediyorum kardeşler Mustafa Özbağ'ın bir yolu yok ben yolsuz adamım Mustafa Özbağ'ın yazmış olduğu bir kitap yok ben bu manada kitapsız adamım Mustafa Özbağ'ın kendine has bir şey yok ya ben Hazreti Pir'in dediği gibi Kur'an'ın kulu Muhammed-i Mustafa'nın yolunun tozuyum uyabildiğim kadar ve gözümü Arş-ı Alâ'nın altında Allah'ın gölgesine diktim ben fakir fukara insanım
garip kimsesizim 15 yaşında babasız kalmış hayat mücadelesi vermiş kendince bir garip insanım ne yapayım o zengin o gani ben gözümü ona diktim vermezse de onun şanındandır vermezse onun şanındandır ama o isteyene verir merak etmeyin hep beraber Arş-ı Alâ'nın altında toplanmaya söz veriyor muyuz hep beraber Arş-ı Alâ'nın altında toplanmaya söz veriyor muyuz Arş-ı Alâ'nın altında toplanmaya söz veriyor muyuz Allah mübarek eylesin hep beraber semada buyurun Allah demeye vuh eyvallah İllallah Muhammeden Resulullah
Destur Ya Hazreti Allah Uuuu Destur Ya Hazreti
Allah Bismillahirrahmanirrahim Ve Tevasav
Bil Hakkı Ve Tevasav Bil Sabır Sadak Allah Azim Subhane Rabbike Rabbil İzzeti Amma Yasıfuna Ve Selam Alal Murselin Velhamdülillahi Rabbil Alameen Subhane Rabbil Alaleel Alameen Elhamdülillah Elhamdülillah Rabbil Alemin Elhamdülillah Rabbil Alemin Elhamdülillah Rabbil Alemin Esselatu Vesselam Aleyk Ya Resul Allah Amin Esselatu Vesselam Aleyk Ya Habib Allah Amin Esselatu Vesselam Aleyk Ya Nebi Allah Amin Esselatu Vesselam Aleyk Ya Seyyid
Evveline Vel Ahirin Amin Velhamdülillah Rabbil Alemin Amin Ya Rabbi Günahlarımıza Tövbe Ettik Ruce Ettik Bizleri Affeyle Amin Bizlerin Hatalarını, Kusurlarını, Yanlışlıklarını, Eksikliklerini Affeyle Amin Anne ve Babalarımızı Affeyle Amin Eş ve Çocuklarımızı Affeyle Amin Geçmiş Zürriyetlerimizi Affeyle Amin Gelecek Zürriyetlerimizi Affeyle Amin Gelecek Zürriyetlerimizi Namaz Kılanlardan Eyle Amin İman Edip Zikredenlerden Eyle Amin Sana Aşık Habibine Aşık Dostlarına Aşık Müminlere Aşık Kullarından Eyle Amin Ey Merhametlilerin En Merhametlisi
Ümmeti Muhammed'e Merhamet Eyle Amin Ümmeti Muhammed'e İkram Eyle Amin Ümmeti Muhammed'e İhsan Eyle Amin Ümmeti Muhammed'e Kur'an ve Sünnet'e Sımsıkı Yapışmayı Nasip Eyle Amin Ümmeti Muhammed'i Bir ve Beraber Eyle Amin Ümmeti Muhammed'i Tek Vücut Eyle Amin Ümmeti Muhammed'i Dağılmışlıktan Kurtar Amin Ümmeti Muhammed'i Ümitsizliğe Düşmekten Kurtar Amin Ümmeti Muhammed'i Ya Rabbi Gönüllerini Bireyle Amin Dualarını Bireyle Amin Amin Hedeflerini Bireyle Amin Amin İstikametlerini Bireyle Amin Amin Ey Merhametlilerin En Merhametlisi
Amin Memleketimize Yardım Eyle Amin Amin Memleketimize İkram Eyle Amin Amin Memleketimize İhsan Eyle Amin Amin Günah-i Kebailerden Muhafaza Eyle Amin Amin Günah-i Kebailere Düşmekten Koru Ya Rabbi Amin Amin Bereketsizlikten Koru Ya Rabbi Amin Amin Ahlaksızlıktan Koru Ya Rabbi Amin Amin Hukuksuzluktan Koru Ya Rabbi Amin Amin Yağmursuzluktan Koru Ya Rabbi Amin Amin Toprağın Bitki Üretmemesinden Koru Ya Rabbi Amin Amin Ey Merhametlilerin En Merhametlisi Fuhuş Artarsa Bereket Ortadan Kalkar Buyurdu Hazreti Muhammed-i Mustafa
Ya Rabbi İslam Ümmetini Fuhuş Bataklığından Koru Ya Rabbi Amin İslam Ümmetini Uyuşturucu Bataklığından Koru Ya Rabbi Amin İslam Ümmetini Terör Bataklığından Koru Ya Rabbi Amin İslam Ümmetini Birbirine Düşmekten Koru Ya Rabbi Amin Müslümanları Birbirine Düşmekten Koru Ya Rabbi Amin Gönüllerimize İlham Eyle Amin Dillerimize İlham Eyle Amin Vücutlarımıza İlham Eyle Amin Bizlere Hakkı Görenlerden Eyle Amin Bizlere Hakkı Söyleyenlerden Eyle Amin Bizlere Hakkı Zikredenlerden Eyle Amin Bizlere Gönüllerine Muhabbetullahını Koyduklarından Eyle Amin
Muhabbetullahının Yolunda Koşanlardan Eyle Amin Merhametlerinin Merhametlerine Merhametlerine Merhametlerine … Mer Habibinin ahlakıyla ahlaklananlardan eyle, Habibinin hukukuyla hukuklananlardan eyle, Ey merhametlilerin en merhametlisi, biz seni Rab bildik, Allah bildik, senin Allah'lığına iman ettik, Habibinin tarif ettiği gibi, Habibinin söylediği, gösterdiği gibi sana iman ettik, seni tanımaya çalıştık.
Ey merhametlilerin en merhametlisi, imanlarımızı kabul eyle, imanlarımızı kabul eyle, imanlarımızı kabul eyle, dertlerimize derman eyle, sıkıntılarımızı def eyle, müşkilatlarımızı hal eyle, borçlularımıza edalar nasip eyle, Ver murat olanların muratlarını hal eyle, içimizi dışımızı nur eyle, önümüzü arkamızı nur eyle, altımızı üstümüzü nur eyle, sağımızı solumuzu nur eyle, nefeslerimizi nur eyle, son nefesimizi nur eyle, kabrimizi nur eyle, Mahşerimizi nur eyle, mahşerimizi nur eyle, nurdan minverleri oturtturduğun kullarından eyle,
Nurdan elbiseler giydirdiğin kullarından eyle, nurdan taçlandırdığın kullarından eyle, bizleri nur eyle, bizleri nur eyle, bizleri nur eyle. Allah Allah Allah … Akdi Şerifler hayr ola, hayırlar feth ola, şeriler def ola, Allahu azimiş şanın ismiyle kalbimiz sahir, mütahir, pak ola, Sefalar müjdat ola Kulüb-i aşikan Bakişad-ı Handan ola Demi-i Hazreti Mevlana Şemsi Tebrizi El Fatiha Selavat Amin
Eyvallah İllallah Muhammedun Resulullah Destur Ya Hazreti Allah Huu Esselamu Aleyküm ve Rahmetullah Kıymetli dostlar
Şeybu Arusunuz mübarek olsun Önümüzdeki Cumartesi Gündüz Merunos Osman Gazi'de salonunda Sadece bayanlara Ait Şeybu Arus Etkinliği olacaktır Tüm bayan kardeşler Bu Şeybu Arus etkinliğine davetlidir 1- Yarın Gelibolu Mevlanesi'nde Şeybu Arus etkinliğimiz vardır Bütün kardeşler davetlidir Müsait olanların gelmeleri mecburidir 2- Önümüzdeki Cuma günü Gemlik'te Şeybu Arus programımız vardır Bütün kardeşlerimiz davetlidir 3- Önümüzdeki pazar günü İzmir'de, Gazemir'de Atatürk, pardon özür dilerim Salonun ismini bilmiyorum
Kapalı spor salonunda Yine Şeybu Arus törenimiz olacaktır Herkes davetlidir 4- Bir dahaki Yani Aralık'ın son Cuma'sında Malum Konya'dan sonra Mevlevilik'te 2. Merkez Hükmünde olan Afyon'da İnşallah orada da kapalı spor salonunda Şeybu Arus etkinliğimiz olacak Bütün kardeşlerimiz davetlidir İşi müsait olanların gelmeleri mecburidir Kıymetli dostlar Sayın Osman Gazi Belediye Başkan Yarımcısı Sayın Gürsü Belediye Başkanı Kardeşim ve Bosna'dan gelen Kazım Efendi Hazretleri ve arkadaşları Ve tüm dışarıdan gelen Dostlar, kardeşler
Hepiniz de Allah razı olsun Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz Geceniz mübarek olsun Selamun Aleyküm Sağlıcakla kalın Sağlıcakla evlerinizde dönün Esselamun Aleyküm ve Rahmetullah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi