Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 18 Aralık 2018 · 24:54
Sayın Değerli Çanakkale Valim, Sayın Komutanım, Sayın Balkan Ülke Misafirleri, Sayın Protokol Değerli Hazurun, 7. Balkan Coğrafyası Çanakkale'de Buluşuyor projesi kapsamında 745. Hazret-i Mevlânâ'yı anma etkinlikleri ve törenlerine hoş geldiniz. Hakîkat-i Muhammediyye'nin neşesiyle 8 asırdır insanlığı mana âleminin feyzi ve semasıyla aydınlatan Hazret-i Mevlânâ'yı hasret, muhabbet ve minnetle yâd ediyoruz.
Hazret-i Mevlânâ'nın gel çağrısına uyarak başta Balkan coğrafyasından ve nice diyarlardan Gelibolu Mevlevihanemize bu aşk meclisimizle buluşan tüm dostlarımıza hoş geldin diyor, selam ediyoruz. İki tane telgrafımız var, müsaadenizle onları okumak istiyorum. Yüzyıllar öncesinden hayatı, düşünceleri ve hoşgörüyü temel alan felsefesiyle insanlığa sevgi aşılayan büyük Türk İslam şair ve mutasavvufı Hazret-i Mevlânâ'nın 745. Vuslat yıl dönümü anma törenlerine meclisteki bütçe görüşmelerimiz ve görevlerimiz nedeniyle katılamamanın üzüntüsü içerisindeyim.
Dünyanın en büyük Mevlevihanesi olan Gelibolu Mevlevihanemizde bu güzel nadide programın hazırlanması daha bir kıymetli, daha da bir değerlidir. Emeği geçen herkesi ayrı ayrı tebrik ediyor, tüm misafirlerimize en kalbi selam ve saygılarımı sonuyorum. AK Parti Grup Başkan Vekili Sayın Avukat Bülent Turan Çanakkale Milletvekili İkinci telgrafımızı okuyorum.
Anadolu kültür ve medeniyetimizin mimarlarından Hazret-i Mevlânâ ne olursan ol yine gel diyerek dünyanın her zamankinden çok daha fazla bugün ihtiyaç duyduğu iklimin mesajını yıllar öncesinden ilan etmiştir. Alemlerin sırrını çözmüş bir değerin bizlere bir miras olarak bıraktığı felsefeleri sadece Müslüman Türk milletine değil tüm dünyaya, tüm insanlığa ışık tutmaktadır. Hayatı hamdım, piştim, yandım sözleriyle özetleyen Hazret-i Mevlânâ'nın tüm özlü sözleri yaşamımızda bizlere her zaman doğruluğu, mütevazılığı, samimi olmayı, erdemliliği, kısaca Allah'ın istediği bir kul olmayı öğretmektir. Bu duygu ve düşünceler ile bütçe çalışmalarından ötülü katılamadığım törenlerinize programınızın hayırlara vesile olmasını Mevlânâ Hazretlerinin mesajını daha iyi anlamaya büyük katkı sağlayacağına inancımla tüm misafir ve katılımcılara selam ve saygılarımı sunarım.
AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu Sayın Bülent Turan ve Sayın Jülide İskenderoğlu'na telgraflarından ve desteklerinden ötürü teşekkür ediyoruz. Değerli misafirler bu ay 126. program yani içinde bulunduğunuz Mevlevi Hane 10 senenin üstünde her ay düzenli olarak sema, mezhevi şerif okumaları ve çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.
Bu manada Tasavvuf Vakfımız, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tasavvuf Topluluğumuz, Mevlânâ Öğreticisi ve Gelibolu Mevlevi Hanesi Tanıtma ve Yaşatma Derneğimiz aktif olarak rol oynamaktadır. Yedincisini düzenlediğimiz Balkan projemizde ne amaçladığımızı, ne düşündüğümüzü sizlere ben değil de bir gönül dostumuz davetimizi kırmayarak Karadağ'dan bugün buraya aramızda bulunan Karadağ Diyanet İşleri Başkanı Sayın Rıfat Feyzi hocamız anlatsın.
Buyurun Sayın Başkanım. Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve Salatü Vesselamu ala Seyyidina ve Nebiyina Muhammedin ve Aleyhi ve Sahibi Ecmain. Sayın Valim, Sayın Paşam, değerli protokol, değerli kardeşlerim, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Sayın Vali ve Sayın Paşa demedim. Sayın Valim ve Sayın Paşam dedim. Aslında ben başka bir ülkenin vatandaşıyım ama Türkiye'deki valileri ve Türkiye'deki paşaları kendim valim ve paşalar olarak görüyorum ben. Biz bu hasreti çok bekledik. Biz bunu yüzyıl bekledik. Ayrı kaldığımız yüzyıl hep düşünüyorduk böyle. Türkiye'de ne var ne yok, Türkiye ile ne oluyor, Türkiye tekrar bize sahip çıkar mı?
Hep bu düşünceleriyle yaşadık biz. Bizim yaşlılarımız, delilerimiz anlatırdı. Osmanlı zamanı nasıldı vesaire. Çok şükür son yıllarda, son yıllarda Türkiye tekrar Balkanlardaki Müslümanlara kapıları açtı. Tekrar bize sahip çıktı. Tekrar bizi buldu. Tekrar bizim arkamızda durmaya başladı.
Onun için Allah'a çok şükür ediyorum. Ben Karadağ'dan geliyorum. Türkiye'yi, bu devleti çok seven bir insanım. Türk değilim. Ben Boşnağım. Ama bu devlet nasıl bizim yaşlılarımız, dedelerimiz gördüyse ben de onlar gibi görüyorum. Bu bizim ana vatanımızdır. Karadağ'da ben atamayla gelen bir insan değilim. Ben Müslümanlar tarafından seçilen bir adamım. Onun için benim konuşmam da şunu yapıyor, siyaset yapıyor, siyaset yapmıyor falan, affedersiniz, diyebilirsiniz. Ama ben siyaset yapmıyorum.
Ben gönlümde olanları söylüyorum. Ve yani bizim oradan Türkiye'yi nasıl gördüğümüzü konuşuyorum. Size şunu söyleyebilirim. Kenardan biz seyrediyoruz Türkiye'de olup bitenleri. Kenardan bazen iyi görünebiliyor. Hani iki kişi santraç oynadıkları zaman kenarda üçüncü bir kişi bazen çok iyi şeyler görebiliyor. Biz de onu görüyoruz ve ilgileniyoruz.
Dua da ediyoruz. Türkiye üzerinde çok büyük oyunlar oynandı. Siz de bunu biliyorsunuz. 15 Temmuz. Hep Temmuzlar olacak. Ama bu devlete sahip çıkmanız gerekiyor diye düşünüyorum ben. Sahip çıkmanız gerekiyor. Hem sizin için hem bizim için. Karadağ Müslümanları ve Karadağ'ı ziyaret eden son yılda, son yıllarda 130 yıldan sonra ilk defa bu son zamanlarda oldu.
Yani 130 yıldan sonra Türkiye'den bir başbakan geldi ve oradaki Müslümanlarla ilgilendi. Oradaki devlete de mesaj gönderdi. Bize sahip çıktı. İşte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kurduğu parti açık ve net söylüyorum. O partideki o ampul, ışık aydınlatıyor her tarafını. Hani bir İslam'ın Said Nursi'nin bir söyleşi aklıma geldi. O diyor ki, İslamiyet güneş gibidir. Üflenmekle sönmez. Geceden, pardon, gündüz, gündüz gibidir. Gözünü kapatan gündüzü değiştirmez. Gece olmaz.
Gözünü kapatan sadece kendine karanlık yapar. Biz bu aydınlığı görüyoruz. Balkan Müslümanlar olarak görüyoruz. Siz de bunu görün, buna sahip çıkın. Türkiye'yi koruyun. Allah bu milleti, bu devleti korusun ve daim kılsın. Hepinizi sevgiyle, saygıyla sınanlıyorum. Sayın Karadağ heyetimiz adına, Sayın Diyanet İşleri Başkanımıza, İfat Feyziç Hocamıza çok çok teşekkür ediyoruz.
Herhalde ben burada sabaha kadar konuşsam, olayın özünü ve özetini bu kadar iyi anlatamazdım. Bütün Balkan Müslüman kardeşlerimize, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden binlerce, on binlerce gönül dolusu selam olsun. 500 yıldır, Hz. Mevlana'nın sevgi ve muhabbetiyle yoğrulan Balkanlara, tekrar selam olsun. Şimdi Karadağ'dan bir adım öteye geçiyoruz. Saraybosna'mıza, Bosna, Bosna Herkese'imize, Saraybosna'mıza geçiyoruz. Kardeşlerimizin vatanına geçiyoruz. Orada Saraybosna Üniversitesi'nde Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanımız var. Güzel Sanatlar dediğimde, hemen bir parantez açmak istiyorum. Sayın Dekanımızın da yakından tanıdığı, Çanakkale'nin değerlerinden olan Hattat İsmail Öztürk hocamızın, geleneksel Türk sanatları had sergisi, şu an Mevlevihanemizin 450 yıllık duvarlarını süslemektedir.
Lütfen değerli Hattat hocamızın, bu güzel eserlerini görmeden, Mevlevihanemizden ayrılmayın. İşte yine bir sanat, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı, Bosna'da bulunan 600 yıllık Mesudiye Tekkesi'nin üstadı, Prof. Dr. Sayın Kazım Hacı Meyliç, Saraybosna ve oradaki Balkan kültürüyle sizleri selamlamak adına ve konuşmasını yapmak üzere kendisini davet ediyorum. Buyurun Sayın Hocam. Muhterem Hazurun Sayın Vali, Sayın Paşan, Sayın Reisül Ulema, Sayın Gönül Ehli, Bosna Hersek'ten kucak dolu size selamları getirdim.
Ve siz bana nasıl hoş geldiniz dediyseniz, ben de size Bosna'ya geldiğinizden görüşemesek de bile hoş geldiniz diyorum ve sizi de davet ediyorum. Konuşmaya çıkmadım ama, Hazreti Mevlana diyor ki, beni toprağın altında aramayınız.
Beni aşıkların gönülden arayınız. Ben de size geldim. Siz aşıksınız. İnşallah sizin gülönülünüzden Hazreti Mevlana'yı bulacağım. Ve buldum. Böyle güzel bir mekanda, bu mekanda, bu mekandan Saray Bosna'ya, İsa Bey Zaviyası, Mevlevi Zaviyası, Mevlevi Hane'yi kurdurur. 1473'te, maalesef, o eski Yugoslavia döneminden, 1957'de yıkılmış, ve bugün de maket olarak, bir yüksek tepete tekrar da yapılmış. Mevlevi buradan gitmiş ve şehir, bu Mevlevi Hane'nin üzerine kurulan olan bir şehir, nadir olan şehirlerden, Saray Bosna'dan.
Tekrar her şey için çok teşekkür ederim. Sizi bu şekilde, böyle güzel bir mekanda, keşke ben de Bosna'da arayabilirsem. Ama geldim, burası hem Bosna, hem de Türkiye. Tekrar da tekrar, çok teşekkür ederim. Hepinize saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Saray Bosna Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı, Bosna Mesudiye Tekkesi Üstadı, Sayın Profesör Doktor, Kazım Acımeyliç Hocamıza, huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Aynı zamanda yanında kendi dostlarından, kardeşlerinden, Bosna'da çok ünlü bir müzik sanatçısı olan, Sayın Armin Müzafferia da bugün bizlerledir. İnşallah Türk-Balkan Ortak İlahileri kapsamında, Sema programından önce, sizlerle iki adet ilahi burada okuyarak, sizlerle bu Gönül Köprüsü'nü kuracaktır inşallah. Bosna heyetimize tekrar hoş geldiniz diyoruz. Karadağ heyetimize tekrar hoş geldiniz diyoruz. Aramızda Macaristan müftümüz ve Macaristan'dan gelen dostlarımız var. Onlar da Macaristan'da İslam'ı, Macaristan'da bizleri temsil ediyorlar. Kendilerine de hoş geldin diyoruz. Batı Trakya'dan misafirlerimiz var, kendilerine de hoş geldiniz diyoruz. Ve Balkanlardan gelen tüm konuklarımıza, tekrar tekrar hoş geldiniz diyoruz.
Kazım hocamızın bazen mesajları olur. En son gönderdiği mesajlardan birinde, Bosna Mesudiye tekkesinde semazen yetiştirdiğini ve artık Bosna Mesudiye tekkesinden de, doğru mu hocam değil mi? Semazen yetiştiğini, Gelibolu Mevlevihanesinden hepinize müjdelemek istiyorum. Tabii, sufiler bir yapar, bir yürür. Tavşan mis, özür dilerim, kaplumbağa misali.
Ama devlet erkanı bir yapar, bin alır. On bin alır. Şimdi, üzerimizde değeri olan, bu projenin de uygulanmasında büyük emekleri olan, gönül dostu Sayın Valimiz Orhan Tavlu Beyefendi'yi, sizleri selamlama ve konuşmasını yapmak üzere davet ediyorum. Buyurun Sayın Valim. Saygıdeğer Mevlana dostları, Balkan coğrafyasından ilimizde teşrif eden, saygıdeğer misafirlerimiz, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, hem Gelibolu ilçemizin, hem de Balkanların manevi kalbi olan,
dünyanın en büyük Mevlevihanesi'ne hoş geldiniz, şerefler verdiniz. Mesnevisiyle gönülleri fetheden, Anadolu ve Trakya topraklarını, ilmiyle, sözleriyle, öğütleriyle yoğuran, yedi asır önce ektiği kardeşlik tohumlarıyla, millet olma şuurunu inşa eden, Mevlana Celaleddin Rumi'yi, en yüce dosta vuslatının, 745. seneyi devriyesinde, bir kez daha yad ediyor, ve rahmetle anıyorum.
Bugün bizleri bir araya getiren, ve Anadolu topraklarından, dünyaya yalan, onun aşk ile yoğrulmuş, hoşgörüyle taclanmış fikirleridir. Mevlana eserlerini öyle bir aşk ile meşk etmiştir ki, vuslatından 745. sene sonra dahi, onu yad ediyor, onun düğün gecesinde bir araya geliyoruz. Mevlana arkasında sadece yazılı eserler değil, sönmeyen fikirler de bırakmıştır.
Toprağın üstünde nasıl göklere yükselen kubbelerimiz, minarelerimizin mimar sinanları varsa, toprağın altında da var olan, kalplerimizi, ruhlarımızı onaran, Mevlana gibi, Yunus Emre gibi, Hacı Bektaşi Veli gibi, ulu gönül mimarlarımız sayesinde, bugün, vatanımız, bayrağımız, kardeşliğimiz, ve istiklalimiz de vardır. Eğer bugün tek millet olarak, kardeşçe, hür ve bağımsız yaşama imkanına sahipsek, Hz. Mevlana'nın, Ahmet Yesevi'nin, Yunus Emre'nin, aşk ile yoğurdukları, eserlerinin neticesidir. Medeniyetimize, ve milletimize, ilmi, irfanı, hikmeti taşımış olan, aziz gönül mimarlarımızı, medeniyet mimarlarımızı, bu uslat günü vesilesiyle, hürmetle, ve minnetle, bir kez daha yad ediyoruz.
Dil, din, ve ırk ayrımı yapmadan, gönüllerimize, birlik, beraberlik, sevgi ve hoşgörü tohumları iken, Hz. Mevlana, çağlar ötesine geçerek, günümüzde değerinden hiçbir şey kaybetmemiş, evrensel öğretileriyle, dünyamızı aydınlatmaya, devam etmektedir. Hz. Mevlana, insanlara sürekli sevgi ve saygıyı, birbirlerine karşı hoşgörü olmalarını telkin etmiş, kardeşlik ve dostluk içinde yaşamaları için, çağrılarda bulunmuştur.
Verdiği sevgi ve hoşgörü mesajlarıyla, insanların kalplerini birbirine yaklaştırmış, onları birbirleriyle kaynaştırmıştır. Bu sevgi ve hoşgörü medeniyeti, hala bu topraklarda, varlığını devam ettirmektedir. Asırlardır üzerinde birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde yaşadığımız bu vatan topraklarında, barış ve huzur içinde varlığımızı devam ettirebilmemiz için, hepimiz, Hz. Mevlana'nın, sevgi, saygı, hoşgörü telkinlerini anlayıp, kardeşlik ve dostluk içinde yaşamaya devam etmeliyiz.
Bu duygu ve düşüncelerle, her dilden, her dinden ve her renkten insanı kucaklayan, sevginin, kardeşliğin ve hoşgörünün sembolü, Anadolu'muzun en önemli manevi mimarlarından olan ve bunu tüm insanlığa yaymaya çalışan, önemli değerimiz, Mevlana, Celaleddin-i Rumi, sevgi ve rahmetle anıyorum. Mevlana'nın, 745. Vustat Yıl dönümünün, millet olarak, birlik, beraberlik, kardeşlik ve dünya barışına vesile olmasını temenni ediyor.
Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Tekrar hoş geldiniz, şerefler verdiniz. Çanakkale Valimiz Sayın Orhan Tavlı'ya konuşmalarından ötürü teşekkür ediyoruz. Kurumsal manada, Valiliğimizle beraber, bizlerden hiçbir zaman desteklerini eksik etmeyen, kolordu komutanlığımız ve askeri kurumlarımıza, Sayın alan başkanlığımıza ki, Çanakkale şehitlerinin ve onların dünyaya tanıtılmasında son yıllarda çok iyi bir ivme yakalamışlardır.
Ve onun başkanı sana Sayın İsmail Kaşdemir'e, Kültür Turizm Müdürlüğümüz ve müdürümüze ve kurumsal anlamda bizlere destek olan bütün kurumlarımıza da ayrıca, ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.