Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 11 Kasım 2022 · 1:37:52
Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim gününüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i hakkı, hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i, Kur'an ve sünneti seneye sımsıkı yapışıp, yaşayanlardan ve yaşatanlardan eylesin. Amin diyen dillerimizi nâre cehennemden azad eylesin. Günahlarımızı affı mağfiret eylesin. Kusurlarımızı affı mağfiret eylesin. Sevdiklerinin ahlakıyla ahlaklandırsın. Sevdiklerinin yanında eylesin. Sevdiklerinin yolunda eylesin. Bizlere de katından merhamet eylesin. Katından lütfü ilahisini bizlerin üzerinde eksik eylemesin.
Annelerimizi, babalarımızı affeylesin. Eş ve çocuklarımızı affeylesin. Akrabalarımızı affeylesin. Gelecek zürriyetlerimizi affeylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'in çocuklarına hidayet eylesin. Onları her türlü afattan muhafaza eylesin. Tüm derviş kardeşlerimizin çocuklarına iman nasip eylesin. İhlas nasip eylesin. Samimiyet nasip eylesin. Hazreti Muhammed Mustafa'nın yolunda izinde eylesin. Geceniz hayır olsun. Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri silsile-i meşahiye duyulan muhabbeti çok önemseydiğini bize çok kere anlatmış idiniz. Silsile-i meşahiye duyulan muhabbet bu kadar önemli ise o silsileden el almış çavuşların, nakiplerin, nicabaların, şeyhlerin durumlarını anlatan beytler aşağıya alınmış olup, bu konu ile alakalı şeyh Mustafa İsmet Garibullah 15 Ocak 1873 tarihinde İstanbul Çarşamba'da vefat etmiş olup aşağıdaki beytlerin izahları sorulacaktır.
Evet, tabi Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri mektubat 29. mektup 9. kısım 8. telbih olması lazım. Tasavvuf, tarikat, hakikat namlar altında öyle nurani, öyle şirin bir yol vardır ki denizler mürekkep olsa, ormanlar, ağaçlar, kalem olsa o hakikatten bir damla daha yazmış olamaz der. Başlangıcı böyle bunun. Diyeceksiniz ki, bunun nereden senin haberin var? Bizim malum Bayındır'da böyle boş evler vardı. Bu boş evlerden birisini Bayındır'ın okuyucularından Risale-i Nurcular, o zaman bizim dinle alakamız yoktu. Benden evi kiralık istediler. İşte talebe kalacak filan dediler.
Velhasıl biz de başımıza ne gelecek olanı bilmiyoruz. Verdik evi kiraya. Dakika bir gol bir karakollaka yüzleştik. Alışkınız ya biz. İşte bu nara neden verdiniz? Bunlar nurcu filan. O zaman içinde bizim mahalleden bir Hüseyin abimiz vardı. Eniştesi mahallenin. O vesile olduk. O zaman öğrendik. Onlar basılıyorlarmış. Yoksa Bayındır'daki çaylarınız da için, Bayındır'daki Nurcular o zaman için zenginleri vardı. Evleri de, boş evleri de vardı. Apartmanları vardı. Ama böyle karakolla yüzleşmemek için bizi kurban seçmişler evi var diye. Neyse biz birkaç sefer karakola gittik geldik o ara. Tabi oraya Çantacı Necmi amca, sağ dağı herhalde büyük bir ihtimalle. Onlar öyle diyorlar. Çantacı Necmi abi. Şey nerede bizim calayırlar gelmedi mi?
Sağ mı daha o? Sağ. Sizinkilerin bağlantısı var mı onunla? Aynı gruptan mı onlar? Aynı gruptan. Değiller mi? Değiller. He evet. Anladım. O Yeni Asya grubundan herhalde değil mi? Evet oraya geldim. Öyle aslında böyle onunla da tanıştık o ara biz. Birkaç böyle sohbete gittik biz tabi. Onlar çağırdılar filan. İşte bir iki sefer de böyle sözleri tutuşturdular. Sen ders yap diye. Cenab-ı Hak da yaptıracak ya böyle bir ders oldu. Ben de o zaman dinliyorum. Böyle kaldı herkes. Ben de kaldım. Hani nasıl oldu filan gibisinden. Sonra o Hüseyin abi bana bir mektubat hediye etti.
Mektubattan oradan haberim oldu. Ben böyle açtım orayı okudum. O ara ben de tabi şey arıyorum ya böyle bir yer arıyorum ya orası. Orada müthiş bir şey var. Aslında Risale-i Nur okuyanlar orayı okusalar hepsi de uygun adı bir üstada bağlanmak zorunda kalırlar. Eğer dinlerlerse. Zaten İslam dünyasının en enteresan noktası şu. Herkes bir şekilde üstada bağlı ama cemaat olarak ama tarikat olarak ama dinlemiyor. Yani tabi olmuyor. Orada çünkü üstad öyle diyor ki sisile-i meşahiye muhabbet cihetiyle asla ümidini kesmez. Ümidini kesmezse de diyor bugünkü zındıkanın karşısında imanını muhafaza eder diyor. Eğer diyor bir kimse alim mütefennim bir zat olsa kalbi harekete geçmemiş ise bakın burası çok önemli.
Kalbi harekete geçmemiş ise bir tarikattan da böyle bir payı yok ise bugünkü zındıkanın karşısında imanını koruması müşkülleşmiştir diyor. Bitti. Yani alimmiş hiç önemli değil. Eğer kalbi harekete geçmediyse tarikattan hissesi de yok ise bir tarikata bağlanmadı, bir mürşid-i kamile, bir üstada bağlanmadı, bir silsileye bağlanmadı. Burada önemli olan silsile. Çünkü silsile-i meşahiye diyor. Bağlanmadıysa imanını koruması müşkülleşmiştir. Şimdi bu aslında bütün herkese ders niteliğinde. Tabi bunu ben sonra hani Risaleci kardeşlere anlatıyordum. Diyordum ki ya iyisiniz, hoşsunuz. Bak üstad burada böyle diyor. Siz mahkemede söylediği sözü, zaman tarikat zamanı değil sözünü alıyorsunuz bugüne getiriyorsunuz.
Size tarikat söyleyen yok. Bir üstada bağlanın. Ama nasıl bir üstada? Silsile-i meşahiy. Yani silsilesi olan. Yani bu ne? Şeyhuna, şeyhuna, şeyhuna, … devam edecek. Silsilesi olan. Bir de işte bunlar o yolun disturudur. Ya şeyhi onu ilan edecek ya da ona bir icazet verecek. Millet de rüyasında görürse ala yürü. Sıkıntı yok. Ama şeyhuna, şeyhuna olacak. Yani birisi sabahleyen erken kalkıp ben şeyh oldum demeyecek. Ben zakir oldum demeyecek. Sabahleyen erken kalkıp ben nakip oldum demeyecek. Onu birisi atacak. Şimdi, bunu ben onlara da anlatırdım. Bu böyle konu gündeme gelince ben bu hani hali, bu durumu hep arkadaşlara anlatırım.
Risale-i Kudsiye Beyt 111 Dahi var bir bölük yoktur sahihiyet. Bir bölük topluluk da vardır ki Resulullah Efendimiz'e ekli bağlı bir mürşidin elini tutmamış. Ve ona intisab etmemiştir. Öyle olduğu halde, İder davayı şeyhliye ayakmet, Şeyhlik davasına ayak uzatır kafasından şeyh olmuştur. Bu nispet inkısadidir aziz cet. Ey aziz kardeşim, cidden bu nispet, tarika talihinin feyzi, akıs yolu iledir. İnikası şöyle anlayalım. Feyzi ilahi Mevla Teala Hazretleri'nin Peygamber Efendimiz'in kalbine aksetmiştir. Yani normalde bir kimse şeyhlik davası güder. Yani o normalde şeyhlik davası güden kimse kendi kafasından şeyhlik ilan etmiş. Kendi kafasından şeyhim demiş.
Ama bu nispet inkısadır aziz cet. Yani normalde bu yol, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden itibaren gelmesi gereken bir yoldur. Ve bu yolda Hazreti Ali radallahu ana, Hasan-ı Basse, Habib-i Acemi, Davud-u Tayi, Maruf-i Kerhi, Sır-i Sakat-ı, Cüneyd-i Bağdedi, Yunus Şibli, Abdülaziz et-Temimi, Abdülvahid et-Temimi, Ebu'l-Fereç Yusuf et-Tarsusi, Ebu'l-Aslan Gilan'ı, Ebu Said el-Mubarek Mugharrami, Gavsız-ı Azam Abdülkadir Geylan'ın hazretlerinden, Üstadımız Bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ kadar, Böylece kalpten kalbe zincir halkası gibi,
Arada hiçbir kesiklik olmadan aks yoluyla alınmıştır. Bu tarikat aliyenin, Feyzin'in inkisas yoluyla olduğunu daha çok açıklamak üzere şu beyti okuyalım. Ağanın için ehli sohbet olduğu asbap, Hep oldular Habibullah'a ahbap, Tarih-ül inkisası oldular ne yap, Bu zatlar oldular bir anda aktap, Muhabbet üzere gel Hakk'a gidelim, Cemal-i bu kemale seyredelim. Birbirlerine ekli olmasalardı, Feyz-i İlahi birbirlerine cari olur muydu? İşte sahihiyet, Sağlam el olmadan olmaz. Demek ki bu üstadımızın elinden tutan, Biat eden, Abdülkadir Geylan-ı Sırr-ı Aziz, Elinden tutmuş oluyor. Onun elinden tutan da Peygamber Efendimiz, Sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin elinden tutmuş oluyor.
Böylece gide gide Peygamber Efendimiz'e de ekleyeniyor. İşte bu sahihiyettir, Bu yere bağlı olunacak iki feyiz cari olsun. Sahihiyet yok ise nispet olur, Sahihiyet yok ise feyiz-i İlahi kapanır, Kesilir. Dağda bulunan suyu bir su menbağının köye gelebilmesi için, Köye kadar uzanan birbirlerine ekli su küntleri gerekir. Bu küntlerden biri eksik olduğunda, Köye su ulaşamayacak gibi, Birbirine ekli olan meşayet silsilesin, Biri eksik olursa, Feyz-i İlahi de kişinin kalbine ulaşamaz. Sahihiyetle Aziz Hakk'a gidelim, Cemal-i Bağ Kemal'e seyredelim. Evet, yani bir silsile de kesinti yok ise, Şeyhuna, Şeyhuna, Şeyhuna, Şeyhuna, Sahih bir şekilde gidiyorsa, Sahih bir şekilde, Benim şeyhim kim?
Abdullah Gürbüz Efendi. Onun şeyhi kim? İşte, Çorumlacı Mustafa Efendi. Onun şeyhi kim? Hacalaydar Efendi. Onun şeyhi kim? Hacı Bekir Efendi. Onun şeyhi kim? Şey ne o? Mahmud-i Hüdayi Hazretleri'nin Dergahı. Ama icazet aldığı yer. Yani, Çünkü, Hazreti Ebu Bekir Efendi, Ebu Bekir Çorum Hazretleri, Mahmud-i Hüdayi Dergahı'nda yetişme. Son yedi yılı, Seyahat var. İcazet aldığı yer. Abdurrahim Tantavi ile Abdurrahim Neşabi. Yetiştiği yer, Mahmud-i Hüdayi Dergahı. Şimdi böyle olunca, Bakın icazet aldığı yerle, Yetiştiği yer farklı oldu. Mahmud-i Hüdayi Dergahı'nın da yetişti, Ama Tantadan icazet aldı. Oradan onu dediler ki, Yürü, Seyahate çık, Seyahate çıktı.
İcazet aldığı yer Tantevi, Tantevi'den geriye doğru biz gideriz. Neşabi'den geriye doğru gider miyiz? El cevap gideriz. Arada bir kopukluk var mı? Yok. Şimdi arada bir kopukluk yok. E şimdi bir şey söyleyeceğim, Bu mesele yanlış anlaşılmasın. Arada bir tek Abdullah Şeh Efendi, Abdullah Gürbüz Efendi'nin yazılı icazeti yok. Ama normalde onun şeyhli bu manada, Kendi içerisinde ispatlanmış, delillenmiş. Bu Şeh Efendi için, Onun bu fakire ilanı var, Ama burada şunu kendimi methetmek için söylemiyorum, Bu fakirin bu manada da, İşte icazeti var.
Başka yerlerden. Şimdi böyle olunca, Hani bu aradaki teknik olarak icazetsizlik, Sonradan icazetle teknik olarak, Oturmuş yerleşmiş oluyor. Yani normalde Allah affetsin, Bizden sonra arkadaşlarım böyle bir, Kendi kafalarında şek ve şüpheleri olmayacak. Yani demeyecekler, Bizim üstadımızın icazeti yoktu diye. Burası bir şey, Aradaki teknik kopukluğun, Nasıl söyleyeyim, Bağlandığı yer, Öyle söyleyeyim. Yani teknik bir kopukluk vardı, Bu teknik kopukluğu, Biz kendimiz dert edinmedik hiç, Dervişliğimiz boyunca. Rüyamızda gördük, Halimizde gördük, Şeh Efendi'nin kerametlerini gördük. Bu noktada manevi olarak, Ne görülmesi gerekiyorsa, Üç aşağı beş yukarı, Gördük, arkadaşlar da gördü.
Bu sadece bir kişinin görmesiyle olmaz çünkü. Arkadaşlar da gördü. Şeh Efendi'nin, Ben Allah biliyor içimdekini, Kur'an ve sünnetin dışında, Bir nasihatini, Kur'an ve sünnetin dışında, Bir emrini, Bana ben rastlamadım. Bir başkası, Görmüş olabilir, Duymuş olabilir, Onu bağlıyor. Böylece Şeh Efendi'nin, Bu noktada, İtikadi olarak, Ben bir eksikliğini, Noksanlığını görmedim. Allah biliyor içimdekini. Ama, Herkesin hatası, Kusuru vardır. Cenab-ı Hak onu, Benden sakladı demek ki, Gizledi. Ben de, Benim için, Hatası, Bana karşı, Benim üzerimde, Veyahut da, Benim gözümün önünde, Ben bir hatasını, Kusuruna, Rastlamadım. Şimdi, Eğer böyle bir, Sahihlik yok ise, Arada kopukluk var ise, O zaman, Sıkıntı büyük.
Bakın, Arada kopukluk var ise, Yani, Arada bir, O kimsenin, Arada, Bir, Şeyhe, İntisap etmediği halde, Bir şeyhi, Olmadığı halde, Ben şeyhim diye, Yola çıktıysa, Ve milleti topladıysa, Evet, O feyiz, Ona gelmez. O, Cenab-ı Hakk'ın, Hazreti Peygamber'e, Hazreti Peygamber'den, Sisile'den, Sisile-i Meşayihten gelen, O feyiz, Ona gelmez.
Zaten, Gelmediği için, Sıkıntılar çıkar, Orada. Problemler, O yüzden çıkar. Yani, O, Sisile var ise, Yani, Ve o, Sisile'den, Bir şeyh, Ona, Evet, Sahih bir şekilde, Sen şeyh oldun, Sen şeyhlik yapabilirsin, Dediyse, Sıkıntı çıkmaz orada. Ama, Burada, Bu silsilede, Bir, Kopukluk var ise, İşte bu sıkıntı. Ben, Bazen, Arkadaşlara derim ya, Bir şeyhiye, İntisap edeceksiniz. De ki, Senin şeyhin kim? De ki, Onun şeyhi kim? De ki, Onun şeyhi kim? O silsileyi gör. Ama şimdi, Türkiye'deki sıkıntılardan birisi şu, Tekke ve zaviyeler kapanmış, Tekke ve zaviyeler kapandıktan sonra, Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Kayıtlarda geçen, Üç binin üzerinde, Şeh ve derviş asılmış, Geçmeyeni bilmiyoruz.
O zaman için, Zaten Türkiye'nin nüfusu, Dört beş milyon, Bazı rivayetler abartılı, Normalde, O zaman için, Şu anda, Seksen beş milyon mu, Türkiye'nin nüfusu, O zaman için beş milyon filan, Diyorlar ki, İşte, Bir milyona yakın, Şeyh ve derviş asıldı. Sadece Konya'da, Bin kişinin üzerine asmışlar. Ben, Konya'da bir, Yaşlının, Anlattığı, Kimseden dinledim. Sokaklarda yürüyemedik, Demişler. Dokunamamışlar bile asılanlara. Uzun müddet yollarda kalmışlar. Ya lan doğru bilmem. Ben, O zaman böyle tüylerim diken diken oldu.
Bunu, O kimse, Dedesinden dinlemiş. Ben de ondan dinledim. Hatta, Dedesi ona demiş, Anlatma sakın, Bunu. Ama böyle böyle oldu, Demiş. Sadece, Bizim mahallede demiş, Beş yüz kişi astılar. Demiş. Bizim mahallede. Filanca mahallede. Beş yüz kişi astılar. Demiş. Bunun gibi, Yaklaşık, Bir milyona yakın, Bazıları daha fazla diyor da, Bir milyona yakın, Şeyh ve derviş, Cumhuriyetin ilk yıllarında, Asılmış.
Şimdi böyle olunca, Büyük bir kıyım bu. Yani, Nüfus zaten, Beş altı milyon. Siz, Beş altı milyonunu, Bırakın, Hadi bir milyonunu, Beş yüzünü, Assanız dahi, Bu büyük bir kıyım. Bakın, Bu kıyımı görmüyor hiç kimse. Ardından zaten, Su ismi kanunuyla, Bu beş altı milyon nüfusun, Bir milyonu zaten, Ermeni ve Yahudi dönmesi. Yani, Ülkenin nüfusu altı milyon, Bilmiyorum, Bakın, Bin dokuz yüz, Yirmi üçe, Sayın nüfus, Bakın internetten, Kaçmış, Görelim, Kaç? On üç milyon mu? Evet. On üç milyon çıkıyor. Evet, On üç milyon nüfusu varmış. Eyvallah. Bakın, On üç milyon nüfusun, Bir milyonu nereye gitti?
Asmaya gitti. Bir milyon sonra, Devşirmeleri aldılar içeri. Yani, On üç milyon da şüpheli daha, Yedi milyon, Sekiz milyon diyenler var. Hadi resmi rakam, On üçtür, On üçü kabul edelim. Osmanlı olarak. Evet. Ha, Osmanlı olarak. Eyvallah. Demek ki doğru, Yedi sekiz milyon filan, Anadolu'nun nüfusu o zaman. En fazla. Neyse, Bir milyon da devşirme almışlar, Sonradan içeri. Şimdi, Asıl, Ehli tarikatın, Tanrımar olduğu yer burası. Yıkılıp parçalandığı yer burası. Kökünün kesildiği yer burası. Bakın, Kökünün kesildiği yer. Daha ileri söyleyeyim. Türkiye'deki Müslümanların, Kökünün kesildiği yer burası.
Çünkü, Siz, Bir milyon insan asarsanız, Şehirlerde, İnsanlar, Kendi dinlerini dahi, Konuşamazlar. Tabi, Bu bir süreç. Yani, Bu süreci biz baktığımızda, Ta, 1920'den itibaren, Cumhuriyet olarak baktığımızda, Bu süreç yavaş yavaş. İşte, Tekke ve zaviyelerin kapanması, Halifeliğin ilgâ edilmesi, Medreselerin kapanılması, Hep bunlar böyle, Seneden seneye, Devam eden, Yani, Bu sene bir tane birisi, Öbür sene bir tane daha, 1928, Ondan sonra, İslam, Türkiye, Cumhuriyeti, İslam Devleti, İbaresinin kalkması, Yavaş yavaş, Sonra,
Layıklığın ilanı, Böylece, Türkiye'deki, İslam'la, İnsanların, Bağının kopması, İki, Önemli unsur var burada, Bir, Tekke ve zaviyeler kanunu, İki, Medreselerin kapanması, Bu iki unsur, Bakın, Halifeliğin ilgâ edilmesini, Ben konuşmuyorum, Bu ayrı, İki önemli unsur, Toplumun, İnsanların, Dinle bağının kesilmesi, İki yer, Tekke ve zaviyelerin kapatılması, Şeyhlerin ve dervişlerin asılması, Medreselerin kapatılması, Hocalarının asılması, Kim kaldı, Meydanda, Genel olarak, Anadolu'da böyle, İşte, Küçük dergahlar, Tarikatlar,
Böyle, Küçük yerlerdeki yerler, Allah'ın ayırdığı, Kayırdığı, Öyle, Öyle söyleyelim, Sonra neler, Ondan sonra, Mason, Dönme, Alimler, Mason, Dönme, Şeyhler kaldı, Meydanda, Meydanda kalanlara da dikkat edin, Yani, Meydanda kalanlar, Mesela, Mason, Alimler, Alim, Mason, Şeyh, Mason ama, Dönme, İngilizce, Veya, Sebateist, Şimdi, Bunlar, Ağır geliyor, İnsanlara, Bunların, Artıntıları, Devam ediyor, Daha, Bakın, Bu ülkede, Bunların, Artıntıları, Devam ediyor, Bu, Soyisim Kanunu'yla, Bu, Dönüşen, Devşirilen, Dönen,
Sebatecisi, Ermenisi, Yahudisi, Bunlar, Siyasette, Varlar, Ekonomide, Varlar, Dini, Akımların, İçinde, Varlar, Diyanet, Dahil, Buna, Tarikatların, Daha doğrusu, Sufiliğin, İçerisinde, Varlar, Bunlar, Askerinin, İçerisinde, Varlar, Yüksek, Bürokratların, İçerisinde, Varlar, Hala, Da, Varlar, Bakın, Hala, Da, Varlar, Onların, İsimleri, Türk ismi, Müslümanmış, Gibi, Duruyorlar, Bakın, Bu, Türkiye'nin, İçerisindeki, En, Önemli, Tehlikelerden, Birisi, Bunları, Dile, Getirenleri, De, Bir, Şekilde, Susturmanın, Yolunu, Arıyorlar,
Kurdular, Bu, Türkiye'nin, Gerçeği, Evet, Cumhuriyeti, Bunlar, Kurdular, Biz, Parye'yiz, Bunlar, Zaten, Bunların, Canını, Acıtacak, Tehlikeye, Girecek, Birşey, Olursa, Hep birlikte, El birlikte, Bir ververe, Koparıyorlar, Yani, Bu, Onlara, Dokunmayacaksın, Bu, Ülkede, Onlara, Dokunduğun, Anda, Bakın, Hukuku, Askeriyesi, Ondan Sonra, Ekonomisi, Siyasetçisi, Diyanetçisi, Eğitimcileri, Yani, İlahiyatçıları, Ve, Komple, Üniversite, Çevresi, Ekonomisi, Hepsi de, Ayağa Kalkar, Hepsi de,
Hepsi de, Ayağa Kalktıysa, Bir Meselede, Bilin ki, Orada, Onların, Aleyhine, Birşey var, Hepsi ayağa Kalkıyorsa, Seyredeceğiniz, Mesela, Basın, Onların Elindedir, Diyeceğiniz, Şimdi, Ya, İşte, Dini Basın Da, Hayır, Basın, Onların Elindedir, Etkilerler, Parayla, Satın Alırlar, Tehdit, Ederler, Sendenmiş, Gibi, Görünen, Kimse, Şak, Öbür, Tarafa, Geçtiğini, Görürsünüz, Dönektir, Zaten, Onlar, Dönek, Olduğu İçin, Zaten, Senin İçinde, Zirveye, Girer, Zirveye, Oynar, Basının, İçerisinde, Böyle Tip, İnsanlar, Vardır, Tipik,
Örnektir, O, Hürriyete, Giden, Evet, Adam, Kanal 7'deydi, Değil mi, O Zaman, İçin, Kanal 7'de, Aydın Doğan'a, Söylemedik, Laf, Bırakmadı, Sonra, Gitti, Aydın Doğan'la, Beraber, Vizki Kadehi, Tokuşturdu, Adama, Vizki Servis yaptı, Yatında, Bu, Normalde, Hani, Diyeceksiniz ki, Babası, Alimdi, Nuh'un, Oğlunu, Nuh'un, Oğlunu, Gözünüzün, Öninden, Hiç, Çıkarmayın, Lut'un, Hanımını, Gözünüzün, Öninden, Çıkarmayın, Kimsenin, Babası, Annesi, Oğluna, Kızına, Kefil değil, Şimdi, Böyle olunca,
Türkiye'de, O, Dönem içerisinde, Sıkıntılı, Haller var, Yani, İşte, Diyelim ki, Ben, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinin, Kısacık, Hayatını, Şeyh Efendi'den, Dinlediğimde, Yani, Sırtında, Elbise alıp, Köy köy dolaşıp, Elbise satıyormuş gibi, İnsanları zikre davet eden, Ders veren kimse, Sebep, Yani, Normalde, Malum, Baskılar, Veya hatta, Ondan önceki, Şeyhi, Bilal Nadir Hazretleri, İdamdan, Yargılanmış, İrticadan, İdamdan, Yargılanıyor, Ve, Sonra, Hiçbir delil, Bulamadıkları için, Beraat ettiriyorlar, Salıyorlar,
Kendisini, İdamdan, Yargılanıyor, İrticayı, Faaliyetten, Ben, Yeni, Derviş olduğumda, Şeyh Efendi Hazretlerinin, Mahkemesi, Devam ediyordu, 12 Eylül'de, Sıkı Yönetim'de, Tire'de, Şeftali Bahçesi'nde, Zikrullah esnasında, Basılıyorlar, Basılınca, Jandarma bunların hepsini de alıp götürüyor, Hepsini de atıyor, Nezarete, 3-4 gün, Nezarete, Hepsini de ama, Nezarete tutuyorlar, Sonra, Mahkemeye çıkarıyorlar, Mahkemeye çıkardıktan sonra, Mahkeme tutuklu, Yargılanmalarını kabul etmiyor, Serbest bırakıyor, Çorum, Hacı Mustafa Efendi,
Ölünceye kadar, Mahkemeye gelip gidiyor, Tire'ye, O vefat ettikten sonra, Şeyh Efendi gidip geliyordu, Tire'ye, Mahkemeye, Ben, Yeni, Dervişken, Mahkemesi devam ediyordu, Sonra, Şeye uğradı, Ne o, Zaman aşımına uğradı, Onları tutuklayan, Yüzbaşı kanser oluyor, Ondan sonra, Hanımı kanser oluyor, Çocukları perişan oluyor, Sonra o yüzbaşıya diyorlar ki, Sen böyle böyle, Çorum Nacı Mustafa Efendi'nin, Hani, Kötü nazarını aldın, Ondan git, Helallık al filan, O Çorum'a gidiyor, Helallık almaya, Çorum Nacı Mustafa Efendi Hazretleri diyor ki,
Oğlum ben sana hakkımı helal etsem ne olacak diyor, Bu işe Allah helal aldı diyor, Bana anlatılan bu, Ve adam per perişan oluyor, O yüzbaşı çok eziyet etmiş onlara o zaman, Terere, Çok eziyet etmiş ama, Eziyet edince demek ki, Cenab-ı Hakkın bu konuda, Zat-ı uluhiyetine dokunmuş oluyor, Allah da intikamını alıyor, Allah, Dostlarının intikamını havada bırakmaz, İbret-i alem için, Bu dünyada herkesin gözünün önünde alır, İbret olsun diye, Ders olsun diye, Böyle bir şey yaşanıyor, Şimdi, Böyle olduğu halde, Böyle olmasına,
Bu kadar baskıların içerisinde, Böyle, Sahih, Silsileyi devam ettirenler olmuş, Türkiye'de, Bunlar dışarıdan gelme değil, Hani şimdi, Bazı Doğu ve Güneydoğu'da, Şeyhler var, Bunlar, Irak'tan ve Suriye'den gelme, Burasını unutmayın, Yani, O, Silsile'nin, Cumhuriyet döneminde, Nereden geldiğine bakın, Cumhuriyet döneminde, Bunlar şimdi, Böyle çok su götürecek şeyler ama, Böyle su götürecek derken, Milleti hoplatacak şeyler bunlar, Vay sen bizim tarikatımıza, Laf mı söyledin, Denilecek şeyler, Cumhuriyet döneminde, Doğuda,
Güneydoğuda, Anadolu'da, Anadolu'da, Şeyhler, Dervişler, Asılırken, Doğu ve Güneydoğu'ya, Dışarıdan, Bir, Şeyh, Hangi cesarete gelir, Yerleşir Türkiye'ye? Evet, Soru, Ve bunların, Müritleri hızla artar, Ve 12 Eylül dahi, Bunlara dokunmaz, Soru, İstanbul, İngilizlerin, İşgali altındadır, İngilizlerin işgali altındadır, İstanbul, İngilizlerin işgali altındadır, İngilizlerin işgali altındayken,
Bir kısım, Tekkeler, Çalışır vaziyettedir, Şeyhleri başındadır, Ve İngiliz, Kraliyet ailesi, Amacına ulaştıktan sonra, Burunları dahi kanamadan, Zaten ellerini, Kollarını sallaya sallaya, Gelmişlerdi, Yine de ellerini, Kollarını sallaya sallaya giderler, İngilizler, Bir imparatorluğun, Kalbini, İşgal etmiş, Sen elini, Kollarını sallaya sallaya, Gider misin, İşgal etmişsin ya, Yer sana ait, Ve sana bir tane, Kurşun atacak olan da yok, Senin askerin, Soğuk agınlığından bile, Ölmemiş orada, Ve sonra,
İngilizlere, Çalışan, Bir kısım, Dergah şeyhleri ve dergahlar, Ve bir kısım, Ulema takımı, Yerli yerinde durur, Onlar, Cumhuriyet'in ilk döneminde dahi, Bir zarara, Uğramazlar, Bir baskıya da uğramazlar, Bunların bir kısmı, Milletvekilidir, Ha bu alimlerin, Alimlerin, Bir kısmı, Milletvekilidir, Bu şeyhlerin, Bir kısmı, Milletvekilidir, Aynı zamanda, Onlara kimse, Dokunamaz, Bugün, Dokunamadıkları gibi, Bakın, Bugün, Dokunamadıkları gibi, Onların hala da, Dokunulmazlıkları, Devam eder, Bakın,
Devam eder, Bu konuda hiç, Şekiniz, Şüpheniz olmasın, Şimdi, Ama, Bu kimseler, Silsile olarak, Nereye dayanırlar, Nereye giderler, Ne yaparlar, Bu ayrı bir mesele, Ama, Eğer ki, Bir silsile, Gerçek manada, Kesintiye uğramadan, Hz. Muhammed Mustafa'ya, Sallallahu aleyhi ve selleme, Ulaşıyorsa, Orada, Cenab-ı Hakk'ın, Husisi, Feyzi ilahisi, Eksik olmaz, Eğer ortada, Bir kesinti varsa, Silsile'de, Evet, Orada, Sıkıntı olur, Dahi vardır, Bazı nakıstır, Kararı, Bazı kimseler vardır ki, Eksiktir kararı, Yani, Mevla'nın huzurundaki,
Makamı noksandır, Eder şeyhlik, Fakat yoktur zararı, Böyle bir kimse, Şeyhlik eder, Fakat onun, Şeyhlik etmesinin, Pek zararı yoktur, Tün ekmelden, İcazet oldu cari, Çünkü, En kamil mürşitten, Kendisine izin verilmiştir, Bu şeyh, Müritleriyle, Uraştıkça, Kendini tamamlar, O nakız şeyhin, Elinden tutan, En kamil şeyhin, Elinden tutmuş olur, Şimdi, Bir şeyh vardır, Daha kemale, Ermemiştir, Kemale, Ermediği halde, Şeyhi, Ona, Sen şeyhlik, Yapabilirsin, Diye, Ona, İcazet vermiştir, Veya, Söylemiştir, Şimdi, Ben, Zaman zaman,
Şunu söylerim ya, Teknik olarak, Bir kimsede, Nakib-i nügabba, İcazeti var ise, O kimse, Şeyhlik yapabilir, Ama, Mürşid-i kamillik, Taslamayacak, Şeyhlik yapabilir, Bu nedir? O, Nakib-i nügabba, İcazeti olan, Bir kimse, Beşinci esmaya gelmiştir, Eğer, Onun, Kalbi, Meratibi de, Devam ediyorsa, O, Kurmay'dır, Onun yolu açıktır, Kalbi, Meratibi, Devam etmiyorsa, O, Şey gibidir, Hani, Kurmay olmayan, Albaylar vardır ya, O da, Alay komutanıdır sonuçta, Boş değil, Alay komutanı o da, Ama, Öbürki, Kurmay, Öbürki, Kurmay olunca,
O, Birçesi sonu, Ne oluyor? Tuğ general olacak, Onun yolu açık, Onun önü açık, Öbürkünün önü açık değil, Sebep, O çünkü, Nefis meratibleri olarak, Beşinci esmayı aldı, Ama, Kalbi meratibi açık değil, Kalbi meratibi açık olmadığından, Beşinci esmada kaldı, Şimdi, İkisi de teknik olarak, Şeyhlik yapabilir mi? Evet, Fakat, Birisinin kalbi meratibi açıksa, O, Mürşid-i Kamilliğe doğru yol alır, Onu, Manevi zatlardan birisi ele alıp, Onu yetiştirir, Ama, İsa aleyhisselam olur, Ama, Hazreti Ali Efendimiz olur, Ama, Hazreti Hüseyin Efendimiz olur, Ama, Abdülkadir Geylani Hazretleri olur, Pir Efendilerden birisi olur, Veyahut da, Birçin sonra, Pir Efendilerden sonra, Sahabelerden, Bizzat onu ele alır, Birçin sonra, Geçmiş peygamberlerden, Hatta, Dört büyük peygamber, Kitap ehli olandan, Daha da o, İleri boyutta gidiyorsa, İsa aleyhisselam onu ele alır,
Böylece onu, Manevi olarak yetiştirir, Bu mümkün müdür? Evet mümkündür, Bunu kabul eder miyiz? Evet, Onun yolu açık, Öbürkünün kalbi meratibi yok ya, O da çalışır, Gayret ederse, Cenab-ı Hak da onun kalbi meratibini açarsa, O da yol alır, İkisi de teknik olarak, Nakıs olmasına rağmen, Şeyhlik yapabilir mi? Evet, Bakın, Teknik olarak söylüyorum bunu, İkisi de şeyhlik yapabilir mi? Evet, Ama, Şeyhi de var olduğundan, Şeyhini şeyhi, Şeyhini şeyhi, Şeyhini şeyhi var olduğundan, O derviş, Zarar görmez oradan, Bir kimse gitti, Ona intisap etti değil mi? O zarar görmez, Neden? Şeyhinin şeyhi var, Benim şeyhim, Teknik olarak, Ben şimdi burayı da açıklamamı getireyim ki, Kafalarda bulanıklık olmasın, Benim şeyhimin, Nakib-i Nugabba icazeti vardı, Nakib-i Nugabba icazeti, Olduğundan dolayı, Teknik olarak, Şeyhlik yapabilir miydi?
Evet, Silsilede bir kopukluk var mı? Yok, Teknik olarak, Nakib-i Nugabba icazeti var, Bize verdiği, Nakib-i Nugabba icazetlerinin, Şehyi, Söylever şunu, Örneği oydu çünkü, Biz, Ona verilen, Nakib-i Nugabba icazetinden, Örnekleri yazdık, Çünkü, Şeyh Efendi'nin verdiği, Nakib-i Nugabba icazetleri, Diğer icazetler, Bursa'da, Benim elimde hazırlandı, Ben bizatihi, Bunun, Şahidiyim, Benim elimde hazırlandı, Çünkü, Örnek oydu, Biz, Onun, Hani, Örneğine göre, Biz burada, Tanzim ettik, Yani, Ufak tefek yerlerini, Yani, Ben değiştirdim,
Hatta, Dedim, Efendim, Burasını böyle yapayım, Yap Mustafa Efendi, Burasını böyle yapayım, Yap Mustafa Efendi, Pire Efendilerle, Ola alakalı meseleyi de, Ben, Söyledim, Efendim, Filanca, Pire Efendi Hazretleri de, Sizin dersinizi, Sizi destekliyor, Böyle söylüyor, Bunun ismini yazayım, Yaz Mustafa Efendi, Efendim, Bunun da ismini yazayım, Yaz Mustafa Efendi, Bunları belki de, İlk defa söylüyorum şimdi, Değil mi? Evet, Bunları o zaman, Ben, Tanzim ettirirken, Bunlar, Allah affetsin, Şeyh Efendi'nin, Haberi olaraktan, Onunla görüşerekten, Tanzim edildi, Bazı yerleri, Mesela, Pire Efendiler gibi, Olan yerler filan, Onlar böyle manevi, İşte, Bazı tecelliyatta, Olunca, Ben Şeyh Efendi'ye, Telefon açtım, Efendim, Bunu da böyle ilave edelim, Böyle deniliyor deyince, Yap Mustafa Efendi, Dedi, Velhasıl kelam, Bu böyle devam etti, Şimdi, Sisile'de, Bu manada, Bir kopukluk yok, Kopukluk olmuş olsaydı, O zaman, Sıkıntı olurdu, Şeyh Efendi için,
Sizler için, Yokken sıkıntı, Çünkü, Sebep, Yani, Hem zahir olarak, İşte, Hem de, Şeyh Efendi'den, Sözlü olarak, Hem de, Şeyh Efendi'den, Yazılı, Nakib-i Nugabba, Bir kimse, Nakib-i Nugabba, İcazeti olmuş, Sonra, Şeyhlik yapıyor, Bir başkasına, Nakib-i Nugabba, İcazeti veriyor, Onu da, Şeyhlik yapabilir mi, Teknik olarak, Evet, Nakib-i Nugabba, İcazeti veren, Bir kimse için, Diyor ki, Şeyh'tir o, İlan ediyor, O kimse için, Bir sıkıntı yok, Söylemiş ya, Şeyh ona, Onun için, Bir sıkıntı yok, Yani, Ben böyle, Hani, Kendimi,
Orta yere koyuyormuş gibi, Yanlış anlaşılmasın, Başka yerlerden, Örnek vermek, Abes olacak şimdi, Yani, Onun için, Bir sıkıntı yok, Veren düşünsün, Bağlanan, İçinde, Bir sıkıntı yok, Bakın, İntisap, Eden için de, Sıkıntısı yok, Sebep, Şeyh'inin şeyhi var, O icaz etti, Şeyh'inin şeyhi var, İcaz etti, Şeyh'inin şeyhi icaz etti, Şeyh'inin şeyhi icaz etti, Bitti, Bir derviş için, Bu konuda, Bir sıkıntı yok, Bir problem yok, Şeyhlerin silsilesinde, Bir problem, Bizim dergah içinde, Bir sıkıntı var mı, Yok, Ama, Bir kimse de,
Eğer ki, Orta yerde, Bir bağlantı kopukluğu, Var ise, İşte, Oradaki, Dervişlerin, Maneviyatı eksik olur, Orada, Derviş yetişmez, Şimdi, Bizde, Hamd olsun, Cenab-ı Hakk'a, Hamd ediyorum, Yani, Üçüncü, Esma'ya alanı da var, Dördüncü, Esma'ya alanı da var, Beşinci, Esma'ya alanı da var, Hem kadınlardan, Hem erkeklerden, Cenab-ı Hakk'a, Hamdü sena ediyorum, Rabbim sayılarını arttırsın, Hepinizde inşallah, Hepinizde inşallah, Kemale ermiş olarak, Bu dünyadan göçüp gidin, Evet, Şimdi, O normalde, Hani, Kopukluk yok, Ama nakıs,
O nakıs olan kimse, Samimi bir şekilde, Dervişleri eğitmek için, Onları birada tutmak için, Onları zikrullah yaptırmak için, Dinini öğretmek için, Uğraşırsa, Allah onun eksikliğini tamamlar, Diyor, Bu şeyde, Gerçekten de, Allah eksikliği tamamlar, Ayet-i kerime, Siz bildiklerinizle amel ederseniz, Allah sizin bilmediklerinizi öğretir, Sen bildiğinle amel edersen, İhlaslı samimi olursan, Cenab-ı Hak seni korur, Muhafaza eder, Seni yürütür, Koşturturur, Yapacak olan o, İder daim sivadan, Sivadan ol firarı, Mevla'dan gayrısından daima kaçar,
Bu şeyhin kalbi Mevla ile olabilmek için, Mevla'dan gayrısından daima kaçar, Yedi mutlak sahihtir, Gel gidelim, Cemal-i kemale seyredelim, O nakıs, Mürşidin tutmuş olduğu el, Sahihtir, Sağlamdır, Mürşid de yavaş yavaş, Çalışa çalışa, Kemale erer, Evet, Belki de o, Nakib-i nügabba icazetiyle, Şeyhlik yaptı, Ama, O kimse diyor, Kemale erer, Tervişlerle uğraşır, Yavaş yavaş, Kemale erer, Nakıs'tır, Ama, Allah, Onu kemale erdirir, Yeter ki, Sisile'de, Kraliçe olmasın, Yeter ki, Sisile'de, İngiliz soysuzu olmasın, Yeter ki,
Sisile'de, Yahudi bozması olmasın, Yeter ki, Sisile'de, Ermeni dönmesi olmasın, Yeter ki, Sisile'de, Rum bozması olmasın, Yeter ki, Sisile'de, Mason olmasın, Yeter ki, Sisile'de, Sabataycı olmasın, Eğer, Sisile'de, Sabataycılar varsa, Masonlar varsa, İngiliz bozması, Rum yosması, Ermeni dönmesi var ise, O zaman sıkıntı, Sisile'de bozukluk var, İster siyasetçi, İster şeyh, İster, Ondan sonra, Alim, İster Diyanetçi, İster İlahiyatçi, İster Ekonomist, İster, O su, Busu, Nesi olursa, İster, Bürokratı, Eğer, Sisile'de,
Tekrar söylüyorum, Aslında bu, Soy kütükleri var ya, Tayyip Erdoğan'ın, Bu ülkeyi yaptığı, En önemli vazifelerden birisi, Buraya bir not düşeyim, Şimdi artık, Yani ihtilal sebebi bu ya, Soy kütüğü, Biliyorsunuz mu? Bu soy kütüğü, İhtilal sebebi, Şimdi devlet, Ama derin, Ama yüzey, Şuranın keyfini çıkaraktan, Sohbet edeyim, Olmaz mı?
Hem, Biraz da keyif kaçık ya, Yudum yudum da su içeyim, Dilim damağım kuruyor, Konu da heyecanlı, Aslında devlet şunu dedi, Dedi ki, Soy kütüklerini açıyorum, Halka, Herkese, Bir kalem verin şuraya ya, Elimle tutacağım diye uğraşıyorum ya, Devlet şunu dedi, Soy kütüklerini herkes, Şey kendisi görebilir dedi ya, Hani soyunuz nereden geliyor ya, Bir gelin bakın, Aslında devlet, Türkçe olarak şunu söyledi, Ya da ben öyle anladım, Dedi ki, Ey, Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti,
Devletinde yaşayanlar, Soyu Ermeni, Yahudi, Sebateist olanlar, Dönmeler, Sizlerin, Soylarınızı biliyoruz, Bunları meydana çıkardık, Bununla yüzleşisiniz diye de koyduk, Kendi sizin e-devletlerinize, Gir e-devlete, Senin deden Agop, Agop mu?
Senin deden o, Neydi bir tane, Hahan vardı, Koçun dedesi ya, Hain, Naum, Senin deden Hain, Naum, Senin deden bu, İşte, Senin deden, Agop, Senin deden, Yagop, Senin deden, Sabateistçi, Ya, Senin nenen filanca, Sen bir Ermeni dönmesin, Sen o zaman için, Türkiye sınırlarının içerisinde, 500 bine yakın Yahudi vardı, 8 milyon nüfusun, 500 bini Yahudi, Yani o Yahudileri, Biz kendimiz, Yakoptu, Yakup biliyorduk biz onu, Onlara dedi ki, Sizin soyunuz bu, Bunlar,
Bu iş, İhtilallik bir mesele, Çünkü adam, Koca orgeneral olmuş, Yakup, Adam çünkü, Örneğin, Maliye bakanlığında, En üst bürokrat, Hayim, Adam, Türkiye'de, En zenginler, A, Adam Yahudi dönmesi, Adam Kayseri Yahudisi, Malatya Yahudisi, Adam çok zengin, Ne, Altıncı adam, Kuyumcu, Sarraf, Altın piyasası elinde, Ermeni adam, Adam ne, Pırlanta işi yapıyor, Ermeni, Kuyum işi yapıyor, Ermeni, Dolar işi yapıyor, Ermeni, Yahudi, Faiz işi yapıyor, Yahudi, Biz de diyoruz ki, Ulan adam, Müslüman adam, Böyle olur mu, Ulan ne Müslüman,
Onun iki göbek arkası, Yahudi, Onun iki göbek arkası, Yahudi, Babasının, Dedesi Yahudi, Ve Yahudiler, Kendileri, Bu soy isim kanunu, Zaten ihtilal sebebi, Dedim ki, Kendi kendime, İhtilale davetiye çıkarıyorlar, Dedim, Bunu kimse de, Dillendiremez dedim, Türkiye'de, Dedim, Dillendiremez, Soy kütüklerinin, Açıklanması demek, Soy kütüklerinin, Açıklanması demek, Türkiye'de, Ne kadar, Sebateş, Dönme, Rum, Bulgar bozması, Ne kadar, Ondan sonra, İngiliz bozması, Yosması, Ne varsa, Hepsini de, Al oku, Amel defterini, Türkiye'de,
Al oku, Dehlet şunu dedi, Hepinizden haberimiz var, Hepinizde tanıyoruz, Hepinizde biliyoruz, Hepinizin kim olduğunu da biliyoruz, Ha bunlar, O hani, Uluslararası, 2000 tane şirket var, Diyom ya, Bunlar da, Türkiye'nin başında, Bunlar da böyle, Şu anda, O zaman için, İşte, Yahudisi, Ermenisi, Rum'u, 2 milyonsa, Şimdi artık, Türkiye, 80 milyondan, Normalde, 8 milyondan, 80 milyona çıktıysa, Onlar da, 2 milyondan, 20 milyona çıktı, Onlar da çıktı, Onlar diyorlar ki, Bu devletin de, Bu toprakların da, Gerçek sahibi, Biziz,
Aa bunu da demiyorlar, Zannetmeyin, Böyle, Salak sulak, Böyle, Kafası çalışmayan, Embesil, Meseleleri okuyamayan, Böyle bir de, Yandan çarktı, Çırpma, Neydi, Belirsiz, Güruhlar var, Onlar da bunların arkasında, Bunlar tencere, Tava, Yürüyorlar, Haydi, Bir çıkıyorlar, Ne yapıyorlar, Cumhuriyet mitingi yapıyorlar, Bir çıkıyorlar, Bir bakıyorsun ki, Toplanıyorlar, Düşünebiliyor musunuz, Bir başörtüsü meselesini, Yıllardır, Memlekette çıplaklık, Almış götürmüş kendini, Buna kimse dokunan yok, Birisi kafasına, Bir başörtüsü örttü diye,
Kıyamet koparıyorlar, Sorduklarına bakıyorsun, Hepsinin ismi Türk ama, Hepsinin ismi Müslüman, Bizdenmiş gibi görünüyorlar ya, Allah muhafaza eylesin, İşte bu nakıs şeyhler, Eğer ki, Silsilelerinde, Ha nakıs ya, Silsilesinde, İngiliz bozmalığı yoksa, Bunu söylüyorum, Hopluyorlar şimdi, İşte çelebiyiz biz, Kim çelebi? İşte mevcut çelebiler, Değil mi? Bir kısmı, İstanbul'da duran, İyi, Dedeleri ne? Dedeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, Kararıyla, Halebe sürülmüş, İngiliz ajanı, İngiliz ajanı, Sonra, Hangi el, Onu tekrar Hatay'a getirdi, Suriye'de, Hangi el, Onu Hatay'dan sonra İstanbul'a getirdi, Hangi el, Onun çocuklarını, Robert Koleji'nde okuttu, Sonra hangi el, Onları, Dünya Mevlana, Bilmem ne,
Vakfını kurdurup, Orada yetkili tayin etti, Merkezi Londra'da, Sonra hangi el, Hangi el, Bunları böyle söylüyorum, Açık açık, Herkes uyansın, Şey yapsın, Varsa bir kimsenin, Verceği cevap, Buradayız biz, Önümüze geleni dokuyoruz, Sıkıntı yok, Sonra hangi el, Bunlara nereden emretti de, Kur'an ve sünnetin dışında, Söylemleri olan kimselere, İcazet verdirdi, Sonra hangi el, Aynı o vakfa, Ölen Tuğrul İnançer'i de üye etti, Sonra hangi el karıştı da, Tuğrul İnançer vefat ettikten sonra,
Kim tayin etti, Ahmet Özcan oranın şeyhi oldu, Hani nerede icaz et, Yok, Hani kim tayin etti, Kim tayin etti belli değil, Yok, Sonra hangi el, Burayı da atlamayayım şimdi, Hangi el, Karabaş-ı Veli tekkesini, Bizden alıp, Hangi el, Kendi aralarında, Kendi, Tuğrul İnançer'in, İki samimi arkadaşı, Dostu, Aynı dergahdan, Kimselerle oturup, Oturup, Kapalı ihale edip, Üçüncü bir kişi kimse yok, İhale edip, Onlara, Bir de bakan izni alınarak, Dört bin liraya kiraya verildi tekke, Hangi el,
O bakan kim, O müsteşar kim, O onların arkasında duran siyasetçiler kim, Bunları toparladığınızda, Bunları toparladığınızda, Bir resim çıkıyor ortaya işte, Türkiye'deki işlerin resmi çıkıyor, Cenab-ı Hak'a hamd ediyorum, Rabbim, İlham eder, Mehmet Emin, Bir dilekçe yaz, Vakıflara ver, Bizim Yunus dedi ki, Diyanet dedi, Çekiliyormuş, Vakıf, Şeyden, Karabaş-ı Veli tekkesinden dedi bana, Sağlam mı haberledin, Çok sağlam dedi, İyidir, Çünkü, Söylenmiyor, İlan edilmiyor hiçbir yere, Mehmet Emin kardeşlerim, Bir dilekçe yaz,
Vakıflara de ki dedim, Satıyorsanız, Satın almaya, Kiralıyorsanız, Kiralamaya, Kamu adına çalıştırılacaksa, Kamu adına çalıştırmaya, Talebiz, Vakıf olarak, Yaz dilekçeyi ver dedim, Yazdı dilekçeyi verdi, Cevap, Bize, Kira kontratı devam ediyor dedi, Aradan bir buçuk ay geçti, Tabela, İstanbul Saz ve Söz ve Sanatçıları Vakfı'na, Şey, Ne o?
Kiralamaya, Bir vakfının tabelası var, Fotoğraf çektik, Dedik vakıflara yaz, Biz de taliptik, Bizi ihaleye neden çağırmadılar, Nasıl şey yaptılar, Vakıflar cevap vermiyor, Gün doldu, Bir üst kurula müracaat ettik, Bilgi edilmeden vakıflar bize cevap vermiyor, Bir üst kurul düşündü, Taşındı, Kaşındı, Dedi ki, Vakıflara emretti, Dedi cevap yaz, Yine cevabı geciktirdi, Bu sefer son günde bir ne cevap verdi, Bu sefer, Haydi, Bir iş mahkemeye gitti, Mahkemeye bile cevap vermiyorlar adamlar, Mahkeme, Biz mahkemede esas duruşta duruyoruz değil mi?
Adam cevap vermiyor ya, Sebep, Bu sisile, Türkiye'deki bu bozuk sisile, Tabii mahkeme bir daha, Tehkittir, Mahkeme cevap verince öğrendik, Bunlar sen, ben, bizim oğlan üç kişi toplanmışlar, Kendi kendilerini kapalı kapıları ardında, Kendi kendilerini kapalı ihale etmişler, Tabiri caizse peşkeş çekmişler, Vermişler adamlara, Sebep, Bu İngiliz soytarılığı devam ediyor çünkü, Şimdi, Eğer bir, Sufi, Veya tarikat dergahında, Sisile'de bir bozukluk yok ise, Yani, Araya,
Mossad, Sihaye, İngiliz bozması, Sihaye yozması, Ermeni dönmesi, Yahudi bozması yoksa, Arada, Şimdi bir de Sihaye girdi işin içerisine, Sonradan Türkiye'de, Mossad girdi, Almanya girdi, Dini grupların içerisine, Bakın Almanya'da girdi, Yani, Bunlar da, Eğer, Sisilelerde, Bunlardan birisi yoksa, Bir kopukluk yoksa, Sen doğru yoldasın, Sen istikametin sağlam senin, Sen o şeyh yasım sıkı yapış, Yarın öbür gün onu da bulamayabilirsin, Şeyh Efendinin sözüydü, Sonra hele hele'yi de bulamazsınız derdi, Yani, Hele hele, Hele hele canım,
Şeyh Efendinin yerini ne tutar, Onun dediği oydu, Hani bir önceki şeyhten içi, Onun yerini ne tutar, Sonra derdi, Hele hele'yi de bulamazsınız, Evet, Gerçekten gün günü aratıyor, Sonra hele hele'yi de bulamayacak insanlar, Bozulma öyle hızla gidiyor çünkü, Bakın bozulma öyle hızla gidiyor, Yani ben bazen diyorum ya, 28 Şubat devam ediyor, Hızla diye, Bozulma öyle hızlı gidiyor ki, Biz böyle kendi içimizde, Elmanın içerisinde kurt gibiyiz, Ama bozulma, Çok hızlı gidiyor dışarıda, Çok hızlı gidiyor, İnanılmaz hızla gidiyor,
Torunlarımız için, Ümit var değilim ben, İnanılmaz hızla gidiyor, Çünkü, Bu siyasette, Diyanette, İlahiyatta, Dergahlarda, Dergahlarda, Ekonomide, Bürokraside, Şu dediğim dönme grup var ya, Bu dönme grup, Bu Ermeni, Yahudi, Sebateist, Masonist, Bu grup, Türkiye'de, El etek çektirilmezse, Gerçekten, Müslümanlar, Türkiye'de, Kendi ülkelerinde, Parya bir şekilde yaşayacaklar, Evet, Yani, Siz, Müslümanlığınızı, Dile bile getiremeyeceksiniz, Siz camilere bakmayın siz, Camiler gösterişten ibaret,
Şeriatta isterse istikamet, O nakış, Şeriatta istikamet ederse, Yani, Şeriatta istikamet etmek, Ne demek? Farzı, Vacibi, Sünneti, Fıkıhı bilmek, Bildiği noktada, Onları idrak etmek, Onları yapmak, Vacipleri, Sünnetleri ve, Mendupları, İşler haramlardan, Mekruhlardan, Şüphelilerden sakınırsa, Tarikatta ederse, Hem ikamet, Tarikatta da, Kayim olursa, Yani, Tarikatta iyi, Güzel çalışırsa, Olursa, İtikadı, Ehl-i Sünnet, İtikadı da, Ehl-i Sünnet vel, Cemaate göre, Olursa, Bulur, İhvan, Kemalatıyla nispet, İhvan, Onun, Kemalatıyla nispet,
Bulur, Yani, O şeyhin, Olgunlukları ile, İhvan, Silsile-i Meşahin, Huzurunu bulur, Sahi-i Yed, Ad olur, Hakka gidelim, Cemal-i Bağ, Kemal'e seyredelim, Bu nakız şey, Sahihiyet, Sağlam el sayılır, Bir şey, Tarikatta çalışırsa, Onun eli sahihiyet olur, Evet, Yani, Normalde, O kimse, Tarikatı, Şeriatı sağlam ise, O şeyhin, Nakız ama, Şeriatı sağlam, İnsanlara, Kur'an'ı, Sünneti, Helalları, Haramları öğretiyor, Haramlardan kaçınmayı, İstikametini düzgün ediyor, Tarikat öğretisini de, Kur'an ve sünnet dairesinde, İnsanlara anlatıyor,
İtikadi bir noksanlığı, Eksikliği yok, Yani, Derviçlere, Kur'an ayetleriyle, Sabit olan bir şeyi, Onu alaya alıp, Bu müteşabih deyip, Onunla dalga geçmiyor, Yok işte, Cennette, Ne o, Kadın erkek yokmuş, Cinsiyet yokmuş, Ayeti inkar etmiyor, Yok neymiş de, Şimdi bilim çağımış da, Siz Adem'i, Yok işte böyle, Topraktan yaratıldı, Testiden yaratıldı, Böyle şey olur mu, Demiyor, Örnek, Veyahut da, İşte, Bu bir haram, İşte haram olduğu, Kur'an ile, Sünnet ile, İmamların iştahatlarıyla, Sabit, E bize manada, Bildirildi, Bu bize caiz,
Demiyor, İşte, Normalde, Hani bir şeyhin, Dervişlerden, Para dilenmesi, Düşünülemez, İşte, Dervişlerden, Para dilenmiyor, Telefon açıp, Filanca, Sen bana, Üç bin lira gönder, Beş bin lira gönder, Yirmi bin lira gönder, Elli bin lira gönder, Demiyor, Yani, Kimseden bir şey istemiyor, Şeriatı sağlam, Kimseye temana etmiyor, Şeriatı sağlam, Etrafına da, Kur'an ve sünneti öğretiyor, Şeriatı sağlam, Tarikatı sağlam, Rüyamda görürsem, Veririm diyor, Bana bir şey, Manen söylenirse, Ben tebliğ ederim diyor, Tarikatı sağlam,
Ben heva hevesimden, Birisine bir şey vermem diyor, Tarikatı sağlam, Bana bir şey söylerlerse, Ben yaparım, Yerine getiririm diyor, Tarikatı sağlam, Kalbi hareket halinde, Bir kimse rüyasını anlatırsa, O rüya, Tevil edilecek bir rüyaysa, Rüyasını tevil ediyor, Yani nakıs ama, Kalbi sağlam, Örneğin, Veyahut da, Bir derviş hal anlattığında, Onun halinin içinden çıkıyor, Onun esmasını da veriyor, Onun neyse durumu veriyor, Ama nakıs, Örnekliyorum bunları, O nakıs da olsa, Onun eli sağlam eldir, Çünkü o, Silsile-i Meşahit'ten,
Gelen bir silsilesi var, Gelen silsilesi sağlam, Yani, Kalkıp da, Bir şeyhi ölürken, İşte gidip oradan, Kendi kafasından icazet yazıp, Kendi şeyhinin mührünü mühürlemiyemiş, Böyle bir şey yok, Veya şeyhi vefat ettikten sonra, Gidip de, Hacıannenin elinde, Üç beş kuruş para sıkıştırıp, Oradaki icazet kağıtlarından alıp, Mührünü de alıp, Ondan sonra kendini şeyhliğine dair, Kendi kendini mühürlememiş, Bunlar sıkıntılı çünkü, Bunlar problemli, Veyahut da işte, Hiç hayatında, İtikaf görmemiş, Hayatında bir çile görmemiş,
Hayatında bir sıkıntı görmemiş, Hayatında, Bir yol, Yordam görmemiş, Bir şeyhe gitmiş, Yanına birkaç sefer, O şeyhi, Birkaç sefer giderekten, O şeyh bana şeyhlik verdi, Demiş, Çıkmış meydana, Bu değil benim, Dedim, Allah muhafaza eylesin, Beyt 114, Sahihiyet, Mürşiden kimdir, Haber al, Yani, Sahih sağlam, Elli, Mürşiden kimdir, Haber al, Sahihiyet, Sağlam el, Resulden, Şeyhine dek ola, Rical, Mürselsel, Muttesal, Marufül Ahval, Yani Resulullah'tan, Kişinin şeyhine kadar, Birbirine ekli, Halleri bilinmiş, Halkalar olacak,
Rical, Yani erkekler, Yani onun şeyhinden, Resulullah Efendimiz'e kadar, Ekli olması, Mürselsel, Zincir halkaları gibi, Muttesil, Birbirine ekli, Marufül Ahval, Halleri bilinen, Kimseler olması, Demektir, Sağlam elli, Mürşidin bağlı bulunduğu, Silsile, Birbirine ekli olarken, Resulullah uzanır, Silsile, İşte bu sağlam, Mürşid olmanın, Birinci nişanıdır, Mürşid, Silsilesi erkeklerden olur, Ve mürşidlerin, Halleri de bilinmelidir, Fasık mıdır, Ehl-i sünnet, İtikadında mıdır, Şeriatı, Tatbik ediyor mu, Bunlara dikkat edilmelidir,
Muandan yetle, Meşahi ola, Dal, Zincir halkaları gibi, Birbirine ekli olmaları, Meşahinin, Sahih şeyhliklerinin, Delilidir, Muanan yetle, Birbirine ekli elle, Dal, Delil demektir, Sülale ola, Maruf'a gel gidelim, Cemal-i bağ, Mekale seyredelim, Meşahi silsilenin, Birbirine ekli ilgi bilinmiş olmalıdır, Sülale, Meşahi silsilesi, Maruf bilinmiş demektir, Evet, Yani normalde, Eğer ki o silsile, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Dayanıyorsa, Arada da, Masonik, Ondan sonra, Dönme, Bozma, Yosma,
Bir, Kopukluk yok ise, Ve o şeyhin, Kur'an ve sünnet tarihinde duruyorsa, Tarikatın adaf ve erkanına uyuyorsa, O şeyhin eli, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, Eli hükmündedir, Manası bu, Evet, Beyt 115, Okuyacağımız, Beytler sağlam el olanları, Yani hangi mürşitler sağlam, Onları anlatıyor, Şöyle ki, Ananna mutasal, Mutasıl silsile canan, Resulullah'a varınca, Ta insan, Ta Resulullah, Sallallahu aleyhi ve selleme varıncaya dek, Silsilesi birbirine ekli, Bitişik olan, Sağlam mürşittir, Ekli sağlam el demektir,
Tarikat ahzine olmazsa, Burhan, Tarikat almaya böyle ekli bir silsileden delili olmazsa, Burhan delil yani, Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme varınca kadar, Ara yerde, Füyüzat-ı İlahiye'yi akıtmak için, Meşayih künkleri delil olmazsa, Mürşid olamaz, Bil o mürşid değildir, Belki nadan, Bil ki o mürşid değildir, Belki de o haddini bilmez bir cahildir, Nadan cahil haddini bilmez demektir, Bu sakıttır, Turuk'tan kaç diyelim, Cemal-i Kemal'e seyredelim, Bu insan manevi yollardan düşücüdür, Ondan kaç gidelim, Sakıt, düşük,
Turuk, Tarikat demektir, Bir insan ne kadar zuhuratlar görse de, Şeyh olamaz, Mutlaka Peygamber Efendimiz'e ekli bir ele bağlı olması gelir, Evet, Yani normalde eğer ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Gitmiyorsa, Sisile, At kenara gitsin, Kısacası bu, Beyt 116, Büyük şeyh efendiler, Kıtta sırrı, Kamil bir mürşid olmak için, Epey şartlar buyurdular, Yine o şartlardan birini daha beyan etmek üzere, Şöyle buyuruyor, Dahi bil şart-ı azam bu meali, Dahi ol şartlar gibi bil en büyük şarttır bu mana,
Burada, Ati kelimesi, İsmi taftil olup, En büyük manasına gelir, Kelimelerin manalarını bilmek çok mühim bir şeydir, Meali, Manayı demektir, Nedir o büyük mana, Şeriat fark eder ehli kemali, Kemal ehlini ancak şeriat ayırır, Fark eder ayırır, Seçer demektir, Yani kamil bir mürşidi, Mürşitlik iddiasında olan kimseden, Şeriat ayırır, Şeriat münkür olsa, Germekali, Eğer şeriat onun sözünü inkar edici olsa, Bazı mürşidim diyen kimseler öyle şeyler iddia eder ki, Onlar şeriatta yoktur, Tarikatta bu müşriktir bil hali, Tarikatta böyle olan kimse müşriktir,
Onun bu halini bil, Evet, Bir, Bir kimsenin silsilesi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Tarikat silsilesi, Varması gerekir, Varmazsa, Arada kopukluk var ise, Ona derviş olanların, Vay hallerine, Eğer ki, Bir kimsenin, Hem sözlü, Hem yazılı, Bu konuda icazeti var ise, Dayanıyorsa, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Öyle bir el bulduysan, Tut, Bırakma, İki, Eğer silsilede bir sıkıntı varsa, Asla ve asla onun peşine düşme, Eğer, O şeyhin, Şeriatta bir sıkıntısı var ise, Asla ve asla peşine düşme,
Eğer o kimsenin, Tarikat öğretisinde, Bir sıkıntı var ise, Asla ve asla, Peşine düşme, Hızla ondan ayrıl, Bu tip insanlardan, Böyle, Bu tip şeyler, İddia ile olmaz, Sufilik, Böyle bir makam iddiası ile, Olacak olan bir şey değildir, Sufinin bir tek iddiası olur, Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşatmak, Sufinin başka iddiası olmaz, Makam iddiası, Cahillerin işidir, Ben şu makamdayım, Ben şöyle şeyhim, Ben böyle mürşidim, Bu cahillerin işidir, Bunlardan uzak dur,
Bir kimse, İşte böyle, Kendince, Kendisini ispat edeceğim diye uğraşıyorsa, Uzak durun ondan, O, Doğru yolda değil, Bu iş için ki, Manevi bir mesele, Sen istediğin kadar, Sabahtan akşama kadar, Şeyhim de, Birisi gelir, Bir rüya anlatır sana, Anlattı, Rüyanın içinden çıkamazsın, Ha işte, Biz yok, Kimisi diyor, Bize bildirirlerse bildiririz, Kimisi diyor ki, Hayırlısı olsun deyip geçiyor, Kimisi diyor ki, Hiç bu konuda söz yok, Kelam yok, Seni bir dakikada bozar atar, Sen, Kendi kendine iddia edersin, Ben şeyhim dersin,
Adamın zikrullah'ta hale açılır, Senin şeyh olmadığını görür, Sen şeyhim diye, Kendi kendine iddia edersin, Olmadık yerden, Cenab-ı Hak sana bir, Bazuka atar, Yerle yeksan olursun, Yerle yeksan olursun, Şeyhin başı, Dertsiz olmalısın, Şeyhin başı, Sıkıntısız olmaz, Şeyhin başı, Müşkülatsız olmaz, Şeyhin, Bu manada, İki yakası bir araya gelmez, Şeyhin bir eli yağda, Bir eli balda olmaz, Dertsiz şeyh, Şeyh olmaz zaten, Sıkıntısı, Şeyh, Şeyh değildir,
Hele bu zamanda, Adam gerçekten, Eşhedü en la ilahe illallah, Ve eşhedü enne Muhammeden abdühü, Ve resulühü, Dediyse, Gerçek manada, Yahudisi, Rumu, Ermenisi, Dönmesi, Sebataycisi, Kanı bozu, Südü bozu, Onun bunun çocuğu, Gavuru, Kafiri, Münafığı, Hepsi de ona düşman olur, Bakın, Hepsi de ona düşman olur, Onun bir tek, Allah, Resulullah, Maneviyat, Ve gerçekten, İman etmiş olanlar, Onun dostu olarak kalır, O bu konuda, Başka hiç kimsesi yoktur, Onun, Hatta, Öyle bir hale gelir, Sufilik öyle bir şeydir,
Senin eşin, Çocuğun, Akrabaların dahi, Senin dininden dolayı, Senin imanından dolayı, Senin ihlasından dolayı, Seni bile yarı yolda bırakırlar, Bu, Böyle bir, Mahrem bir iştir, Bu böyle, La ilahe illallah, Muhammeden, Resulullah demek, Hakiki manada, Etrafla olan aranı bozar seni, Senin, Sakın böyle, Onlarla aramı düzelteceğim diye de, Uğraşmayın, Düzelmez, Ben onun uğrayışısını verdim, Düzelmiyor, Onun bir tek senin aran,
İman etmiş olan, Hakiki manada, Kimselerle aran düzeliyor, Geri kalanına aran bozuluyor, Şimdi öyle olunca, Bir kimsenin, Sahihliğini oradan görün, Yani gerçekten o kimse, Kur'an ve sünneti yaşayacağım, Yaşatacağım diyorsa, Onun işi kolay değildir, Hele bir de, Toplumun önündeyse, Hiç kolay değildir, Bazen hani, Bana derler ki, İşte, Zakirlerini sen, Çok tutuyorsun, İşte sen hani, Bunları böyle, Fazla, Hani, Kolluyorsun, Ben derim ki, Topun ağzında onlar, Yani bu işler, Öyle kolay değil, Hani yangında,
İlk kurtarılacak olanlar var ya, Ateşe ilk atılacak olan onlar, Hani yangından kurtarılacak olan değil, Yangına düşecek olan ilk onlar, İlk sıkıntıya rağm olacak olan onlar, Ha neden, Var ya, Hadis-i kudsi, Sıkıntının, belanın, Musibetin büyü, Peygamberlere, Sonra Allah dostlarına, Velilere, Sonra onların etrafında olan kimselere, Bu halaka halaka, O zaman sıkıntı, Önce peygambere, Büyü, E, Vefat etti, The end, Peygamberlik son buldu, E, Sonra velilere, O velinin başında, Sıkıntı olacak, Hastalık olacak, Bela olacak,
Musibet olacak, Dert olacak, Gam olacak, Keder olacak, Problem olacak, E, Sen, Bir, İslam devletinde yaşamıyorsun, İslam devletinde yaşasan, Rahat edeceksin, Şimdi hani burada nakıslık olarak konuşuyoruz ya, Nakıslık diyoruz değil mi? Bakın, Tarihi bir söz söyleyeyim size, Bundan beş yüz yıl önce, Şeyhlik yapmak çok kolaydı, Bundan iki yüz yıl önce, Şeyhlik yapmak çok kolaydı, Bugünün nakısı, Bugünün nakısı, Geçmişin kutbu, Bugün o nakıs görülen var ya, Kutup, Bugün nakıs görülen, Eğer Kur'an ve sünneti tam ise o kimsenin, Tarikatı tam ise, Şeriatı tam ise,
Ve silsilesi var ise, O kutup bugün, Beş yüz yıl önce, Bir eli yağda, Bir eli balda herkesin, Adamın, Beş yüz yıl önce, Ermenisi belli, Yahudisi belli, Dönmesi belli, Arsızı belli, Ursuzu belli, Devleti belli, Valisi belli, Kadısı belli, Şimdi hiçbir şey, Belli değil, Seni ilk satan, Yemek yedirdin adam, Seni ilk satan, Sıkıntıdan çıkardın adam, Seni ilk satan, Bataklıktan çıkardın adam, Seni ilk satan, Kanı bozuk, Sütü bozuk adam, İlk seni satan o, Beraber zikrullah yaptınız insan, Seni ilk satan o, Bir düdük çaldın da,
Yanı başından çekip giden ilk o, Şimdi, O nakıs olan, Zamanın kutbu, Sebep, Ensesini de boza pişirilsinler de, Görsünler, Seni götürsünler, Üç kat aşağı da, Dört kat aşağı, Bir soğuk suya tutsunlar, Seni de göreyim ben, Seni sonra, Ertesi gün çıkarsınlar, Anadan üreyen soysunlar, Ayak izlerini de alacağız, Senin deyip, Mürekkebe bastırıp, Sonra, A4'ün üzerine çıkarsınlar da, Seni göreyim ben, İstanbul'da bir bomba patladı diye,
Sen mi patlattın deyip, Yoldan gelirken, Gece yarısı alsınlar seni, Üç gün içeride tutsunlar, Sorgulasınlar, HSCB'yi siz mi patlattınız diye, O zaman sorayım size, Bindirsinler, Mavi minibüse, Boy boy fotoğraflarını göstersinler, Şeyhinle, Onunla, Bununla, Seni ne kadar izliyoruz diye, Göstersinler, Dolaştırsınlar, Dolaştırsınlar, Sesler, İşkence sesleri, Bilmem ne sesleri, Üç saat, Beş saat, Sabah namazına kadar, Sonra seni bıraksınlar da, Göreyim sen ne olacaksın, Yoldan döneceğim mi, Kalacağım mı, Öyle, İngilizlerin kanadının altında,
Şeyhlik değil, Öyle, Siyahenin kanadında, Alimlik, Şeyhlik değil, Öyle, Mossad bozmalarının, Kanadının altında, Şeyhlik değil, Bir ensenle boza pişirsinler, Senin de göreyim, Her dersinde, Sohbetinde, Bir iki tane, Sendenmiş gibi görünüp, Mitten, Bitten, Oradan, Buradan, Elemanlar gelsin, Senin sohbet ettiğin yerin altından girip, Üstünden çıksınlar, Sizden para mı topluyor, Pul mu topluyor diye de, Göreyim ben seni, Senin yanına, Bir kızcağız, Bir iki sefer geldiğinde, Sen bunun nesi oluyorsun, Deyip, Gözaltı yapıp,
Ahlak şubeye götürsünler de, Göreyim ben seni, Ticaret yapacağın, Mal alacağın yeri, Ta oraya kadar gidip, Bu adama mal vermeyin, Bu adam sakıncalı elemandır, Her an içeri alınabilinir, Densin de, Göreyim ben seni, Sır gibi saklayıp, Denizde, Mal aldığın yeri, Söylemedin halde, Oraya kadar gidip, Ona dahi söyleyen, Söylesinler, Ticaretini kesmeye çalışsınlar da, Göreyim ben seni, Öyle, İngiliz soytarısı olursan, Hiçbir sıkıntın olmaz, O yüzden, Bunlar delildir, Delil, Delil, Rabbim, Cümlemizi,
Sırat-ı mustakimde eylesin, Amin, Cümlemizi, Kendi yolunda eylesin, Amin, Cümlemizi, Kendi katından ilimlendirsin, Amin, Kendi katından feyizlendirsin, Amin, Kendi katından rızıklandırsın, Amin, Kendi katından korusun, Amin, Kendi katından muhafaza eylesin, Amin, Kendi katından bizleri, Hıfz muhafaza eylesin, Amin, Kendi katından dualarımızı kabul etsin, Amin, Kendi katından zikrullahımızı kabul etsin, Amin, Kendi katından garipliğimize derman olsun, Amin, Kendi katından kendisiyle garipliğimize derman olsun, Amin,
Kendi katından kendi sevgisini versin. Kendi katından kendisi sevsin. Kendi katından sevdireceği ameller işlesin. Kendi katından sevsin, sevsin, sevsin, sevsin. Kendi katından hiç kimseye muhtaç eylemesin. Kendi katından hiçbir kimseye el açtırmasın. Kendi katından başka kimseye döndürmesin. Kendi katından başka kimseye yalvertmesin. Kendi katından başka kimseye amandil etmesin. Kendi katından başka kimseye sahiplendirmesin. Malikül mülk olan bizim de malikimiz olan Allah bizim malikimiz olsun. Bizim hükümdarımız olsun. Bizim aktabımız olsun. Bizim yol göstericimiz olsun. Bizim destekçimiz olsun. Bizim elimizden tutsun. Bizim ayağımızdan tutsun.
Bizim gönlümüzden tutsun. Bizim gözümüzden tutsun. Bizim kulağımızdan tutsun. Duymamız gerekeni duyursun. Görmemiz gerekeni göstersin. Gelmesi gelen ilmi kalbimize ilham eylesin. Gitmemiz yere ayak olsun bizi götürsün. Bizde dil olsun. Dillerimizi kendi aşkını, kendi muhabbetini anlattırsın. Bizim dilimizde kelam olsun. Hep onu anlattırsın. Bizim dilimizde ses olsun. Hep kendisini dinletsin. Rabbim amin. Rabbim amin diyen dillerimizi nar-ı cehennemden azat eylesin. Amin. Son nefesimize kadar iman nasip eylesin. Amin. Son nefesimize kadar tevhid nasip eylesin. Amin. Cümle kardeşlerimizi mürşidi kamil eylesin. Amin. Cümle kardeşlerimizin imanlarını kemale erdirsin.
Amin. Cümle kardeşlerimizin gönüllerine ilham eylesin. Amin. Cümle kardeşlerimizin dertlerine derman eylesin. Amin. Cümle kardeşlerimizin hastalıklarına şifa eylesin. Amin. Cümle kardeşlerimizin muratlarını hal eylesin. Amin. Onları borç tuzağına düşürmesin. Amin. Onları hastalık tuzağına düşürmesin. Amin. Onları kadın tuzağına düşürmesin. Amin. Onları evlat tuzağına düşürmesin. Onları haramlardan uzak eylesin Onları belalardan uzak eylesin Onları sıkıntılardan uzak eylesin Onları kardeşlerimizi insanların önünde boynunu eğdirmesin Kardeşlerimizi insanların önünde boynunu eğdirmesin Ey mahşerin sahibi Mahşerde de boynumuzu bükenlerden eyleme Ey mahşer sahibi Yaptıklarımızdan dolayı Mahşerde boynumuzu bükenlerden eyleme Ey mahşer sahibi Bizi mahşere çıktığında boynunu büktüklerinden eyleme Bizleri hiçbir gölgenin bulunmadığı o gölgede sığındırdıklarından eylem
Bizleri gölgende sığındır Bizim bu dünyada senden başka sahibimiz olmadı Bizleri gölgende sığındır Bizim bu dünyada senden başka hiç kimsemiz olmadı bizleri gölgende sığındır Annemize babamıza eş ve çocuklarımıza rahm eyle Dünyamıza rahm eyle Ahiretimize rahm eyle Mahşerimize rahm eyle Hesabımıza kitabımıza rahm eyle Sıratımıza rahm eyle Bizleri cemalinle neşelendir Eftali zikr faalim eyle Fatiha'ma selavat Neşelendir
Bizleri cemalinle neşelendir
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.