mustafaozbag.org

REGAİB KANDİLİ SOHBETİ- 03.02.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 3 Şubat 2022 · 44:51

Herkes-i şeritlerin inkâr edilir, hep seni yaşayacağız ve yaşatma mücadelesi vereceğiz deyip, bu mücadeleye omuz fikir olarak, herkesin, herkesin hak ve hakikati konuşmaktan, sünneti haykırmak, sünnetin hakikattirini konuşmak, Kur'an ve sünnet dairesinde bir yaşam tarzı benimsemek, yaşatılması için, yaşanması için gayret göstermek, mücadele etmek kolay bir şey değildir.
Orada durmak dahi zordur. Çünkü, Kur'an ve sünnet dairesinde bugün için duran insanlar, büyük bir vahşi kafirler zümresine, vahşi münafıklar zümresine, vahşi müntekler zümresinin zalimliklerine, onların hainliklerine, onların baskılarına maruz kalmakta. Düşünebiliyor musunuz? Bu ülkede Kur'an ayetleri hem de ilahiyatçılar tarafından tartışmaya açılmakta ve bir kısım ilahiyatçılar Kur'an ayetlerini inkâr etmekte.
Ülke buna suskun. Ülkenin diyanet işleri suskun. Ülkenin ilahiyatçıları suskun. Ülkenin hocası, hacısı suskun. Ve ülke komple bir suskunluğun içerisinde. Dikkat edin, değerli kardeşlerim. Ben 30 kısım yıldır süncü dünyanın içindeyim. Buradan ben İslam'la tanıştığımda yeni yeni mezhep inkarcılığı başlamıştı. Bu mezhep inkarcılığı bize dışarıdan tabiri caizse paraşütle indirilmişti.
Ve bu mezhep inkarcılığı belirli siyasi partinin üzerinden bize getirilmişti. Ve bu siyasi parti İslam'ın savunan bir partiydi. Ve o parti üzerinden mezhepsizlik bizim içimize konuluyordu. Ben o zaman için bu arkadaşlarla tartışırken dedim ki bu burada durmaz. Nasıl İslam dünyasında ilk önce sufilerle, tehkelerle, tarikatlarla, şeyhlerle savaştılar.
Ve bu savaştan galip çıktıklarını zannettiler. Çünkü bunları durdurmakla, yavrum annenin yanına git hadi bakalım. Bunları durdurmakla sanki İslam'ı durduracaklarını düşündüler. Şu arka taraf, biraz ön tarafa doğru gelin. Dışarıda binler de içine girsin. Yolu da açın. Bayanlar gelip geçsinler rahat olarak. Evet, artık erkek arkadaşlar, ayakta olanlar, arkaya doğru, en arkaya siz şey yapın. Bayan kardeşler, öne doğru gelin siz. Bayan kardeşler, masalarında oturanlar, öne doğru gelin. Bir bakalım, bir sıkıntıya inşallah çıkmasın. Hadi bir hareketler dileyim size. Açık tutalım. Görevli kardeşler yolların açık tutması için. Yapsınlar.
Seksen altılarda, seksen yedilerde mezhepleri inkar edenler, mezheplere savaş açanlar ve onların uzantıları ne yazık ki durmadılar. Mezheplere savaş açmayı bitirdiler. Artık mezhepsizlik, mezhepsizlik sanki bir entegrekterliğe ulaşmış gibi algılandı. Böyle aktarıldı insanlara. Mezhep imamları alaşağı edildi. Alaşağı edilmesinin sebebini şimdi görüyoruz. Nasıl şimdi görüyoruz? Mezhep imamlarını halkın gözünde mezhepleri alaşağı ettiler ki bilsinler diye. Mezhep imamlarını alaşağı eden insanların yetiştirdikleri bugün enflasyon miktarı kadar faize caiz demeye başladılar. Miktar'ın kapısına 300 yıl önce tarikatlarla, sufilikle mücadele edenler, 300 yıl sonra Muhammed'i yazık ki radikalizmin içine ittirdiler.
Okutmadan, Yudus'u okutmadan, bize Mevlana'yı okutmadan, bize Hacı Bektaş-ı Veli'yi okutmadan, bize Hacı Bayram-ı Veli'yi tanıtmadan. İznikli, gözümüzün yanında Eşhekoğlu, Rumi'yi tanıtmadan bize Mevdudi'yi tanıttılar. Bize Abduh'u tanıttılar. Biz, bizim topraklarımızdan neşri neva bulmuş, aşkla, sevgiyle, muhabbetle yoğurmuş, İslam olmamış toprakları.
Sevgiyle, aşkla, muhabbetle, insanlıkla, dinle tanıştırmış olan Hacı Bektaş-ı Veli gibi, Hacı Bayram-ı Veli gibi, Evoğlu Rumi gibi kimseleri tanıtmadan bize, bize Masom Abduh'u tanıtanlar. Bize Masom Abduh'u önümüze zirvede bir kimseymiş gibi koyanlar, ne yazık ki İslam dünyasına ihanet ettiler. Ve adım, adım, adım, … mezheplerin inkar, sufilerin inkarlığından çıktı, mezheplerin inkarlığına.
Onu bitirdiler, hadis inkarcılığına başladılar, hadis inkarını da bitirdiler. Artık ülkede çok rahat bir kimse hadisleri inkar edebilir hale geldi. Çok rahat. Üniversitelerde, ilahiyatlarda hadis inkarcılığı zirve yaptı. Ben Mustafa Özbağ olarak, nesiz kalmadım, ölünceye kadar da nesiz kalmayacağım. Şu anda hadis inkarcılığı bitti. Üniversite, yani ilahiyat fakültelerinde, hangi ayet-i kerim kitabında, sonra, şafirlerinin içerisinde. Yetiştirmiş olduğu imanlar, Diyanet Teşkilatı'nın içerisinde.
İmanlar. Evet, oruç tutmayan imanlar. Size çok pembe bir tablo çizemediğim için üzgünüm. Adına da üzgünüm. Ülkendeki Müslümanlar adına da üzgünüm. Yorulmak nedir, öğrenmedin. Yorulmak nedir, öğrenmedin. Yeni çekinmek nedir, öğrenmedin. Korkut silmeyi öğrenmedin. Bir köşeye çekelim, ne yapalım, kaderimiz böyleymiş demeyi öğrenmedin.
Gizli bir yerlerde böyle üç kişiye, beş kişiye din anlatayım da aman nefsimi kurtarayım. Ben böyle bir şey öğrenmedim. Benim böyle bir hayat tarzım olmadı hiç. Ben bir şeyi saklamayı, gizlemeyi de öğrenmedim. Hak neyse ben konuşmayı öğrendim. Ben asılacağımı bilsem de hakkı konuşmayı öğrendim. Benim çünkü terbiye aldım. Benim kendimi ölçe dindim. Hanefi'de, iştahatta, mezhepte İmam-ı Azam, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Serasi gibi zatlar. Sufilikte, Hallâc-ı Mansûr gibi, Nesimi gibi zatlar. Niyazi Nisri gibi zatlar. Benim kendimce iç dünyamda kendimi ölçe ettim. Ve dedim ki, fıkıhi meselelerde İmam-ı Azam'ın, İmam-ı Muhammed'in, Serasi'nin yolunu tut.
Onlar ne Emevilere boyun eğdiler, ne de Abbasilere. Devletin abcesiyle imanlık yapmadılar. Valilerin abcesiyle imanlık yapmadılar. Devletin önünde diş çöküp, Emevi zalim devletinin önünde diş çöküp, Asıl dilenmediler. Emevi zalim devletinin vermiş olduğu makamı da reddettiler. İmam-ı Azam şehit edildi.
İmam-ı Serasi böyle bunun içerisine hapsedildi. Ve kuyunun içerisinde şehit edildi. Ve meşhur meçrutunu kuyunun içinden yazdırdı. Ben Hallâc-ı Mansûr'un yolunu tuttum. Cüneydi Bağdadi'nin, Mansur'u kerih görürdü. Kalbindekini, ilindekini şehit oldu.
Dervişleriyle beraber mülkatin konuştuğu için. Hakikati konuşanlar hep garip olmuşlar. Sahabeden Ebu Zergi Fari gibi. Ne yazık ki Hazreti Osman Radiyallahu anh Hazretleri ve hakikat nefesinden nefes almak için Şam'a sürgün gönderdi.
Ve Ebu Zergi Fari Şam'a gittiğinde Şam'da da Kur'an ve Sünnet'i anlattı. Hazreti Muhammed Mustafa'yı anlattı. Hazreti Muhammed Mustafa'yı anlatmak, Şam'da valilik yapı Muaviye'ye yetti. Ve dedi ki Şam'ı istiyorsan Ebu Zergi çek buradan. Ve Ebu Zergi Fari ikinci sürgünü yedi. Medine'ye, Münevvere'ye. Ama Ebu Zergi Fari artık küskündür. Ve gitti Medine'ye hiç girmeden Medine'nin dışında kurmalaktan, kurma dallarından bir çadır yaptı. Ve gitti ölümüne kadar o çadırda tek başına yaşadı. Ona gelip çattığında yanında bir tek hizmetini eden kimse vardı. Ve ona vasiyet etti. Ben yakında öleceğim. Öldüğümde beni kefenle yolun ağzına kadar çıkar. Yolun ağzında salih insanlar gelir.
Benim namazımı kıldırır dedi. Ve öldüğünde yanındaki hizmetkarı onu yıkadı, kefenledi. Zaten zayıflıktan biteri bir kemik tanmıştı. Onu kucakladı, yatırdı. Yolun ağzına bıraktı. Ebn-i Mesut kendi talebeleriyle beraber Medine'ye, Münevvere'de o zaman için dini tedrisat yapıyorlardı. Medine Münevvere'nin içerisinde dahi dini tedrisat yapılamaz hale gelmişti. Dışarı çektiklerinde bir baktılar ki Medine'nin dışında yolun kendilerinde birisi ölmüş. Başında da bir kimse bekliyor. Dediler ki bu kim? Hizmetçi dedi ki Ebn-i Zerri Gifari. İbn-i Mesut hem fıkıh alimi hem hadis alimi. Hemen hadis-i şerifi söyledi. Sen garip bir şekilde ölürsün, yalnız yaşarsın, yalnız ölürsün. Salih bir topluluk senin namazını kıldırır diye hadis-i şerifi söyledi.
Ve onun etrafındaki talebelerle namazını kıldırır. İman, gerçek iman, hakiki iman gün gelir insanı yapayalnız bırakır. Gün gelir insanı kimsesiz bırakır. Gün gelir insanı eşten, dosttan eder. Eşmiş, dostmuş gibi görünenler hakiki imanı görünce ürküp kaçabilirler, sinebilirler, o kimseyi yalnız bırakabilirler.
Bunlar imanın hakikatinin göstergesidir. Gerçekten bir topluluk hakkıyla iman ediyorsa, o topluluk yalnızlaşır. O topluluk kimsesiz olur. Çünkü, bir şey haramsa, ona haram dediğinde, o haramı işlemek isteyenler, onun yanında durmazlar. Bir şey caiz değilse, ona caiz değil dediğinde, onu yaşamak isteyen insanlar, onun yanında durmazlar.
Siz, Allah'ın haramlarına sımsıkı öğrenip, onlara karşı sımsıkı mücadele ederseniz, etrafınızda yalnızlaşırsınız. Çünkü haramı açıktan işlemek isteyenler, sizi terk edecektir. İşte, böyle bir zamanda, ben böyle bir portret çizeyim istedim, gayri ihtiyarım. Tasarlanmış konuşamıyorum ya, böyle bir zamanda, biz Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesine azmıyken, yolumuza devam ediyoruz.
Ve, tek başınıza da kalsak, bir yola devam edeceğiz. Hiç kimsemiz kalmasa da, dost bildiklerimiz bizi terk edip gitse bilen, ki şu güne kadar terk edip gider yok. Kardeş bildiklerimiz bizi bırakıp gitse de, ki bırakan yok, hamdolsun, biz bu yola devam edeceğiz. İnşallah, Kur'an ve sünneti seneye sımsıkı yapışıp, Kur'an ve sünneti seneye yaşamaya gayret edeceğizler. Gayret edeceğiz. Hakkımızda türlü dedikodular olacak, türlü kıymetler olacak, hep olmuş tarih boyunca. Arkamızdan konuşanlar olacak, hep tarih boyunca. Soruşturmalar yaşayacağız, soruşturmalardan geçeceğiz. Hep olmuş tarih boyunca. Kaldı ki benim tarihim de bunlarla doludur. Bunda bir sıkıntım yok. İlk defa böyle bir şeylerle karşılaşmıyoruz.
Kardeşlerimizin bir kısmı, 28 Şubat'ı yaşayan kardeşler. O yüzden bunlara alışkınız, hamdolsun ve böylece yolumuza devam edeceğiz. İnşallah. Kıymetli dostlar, bu manadan da mutluyum, sevinçliyim. Şöylesine mutlu ve sevinçliyim. Çünkü gerçekten gerçek dost olanlar, arkadaş olanlar, yoldaş olanlar, kardeş olanlar, Kur'an ve sünnetin rafa kaldırıldığı, gösterilen dini yaşandığı zamanlarda, gerçekten hakiki manada dini yaşamaya gayret ediyorlarsa ve bir arada duruyorlarsa, gerçek dost onlardır.
Hakiki yolcu onlardır. Yoksa bir sıkıntı olduğunda terk edip gidiyorsa, bir sıkıntı olduğunda selamlar hüküm değil, bir de tüm kaka yapıp gidiyorsa, onlar dost değildir. Onlar kardeş değildir. O yüzden kardeşlerinizi sıkıntılı zamanlarda tanıyacaksınız. Eşinizi, çocuklarınızı, akrabalarınızı sıkıntıya düştüğünüz zaman tanıyacaksınız. Hastalığa düştüğünüz zaman etrafınızı tanıyacaksınız. Darda kaldığınız zaman etrafınızı tanıyacaksınız. Başka türlü etrafınızı tanımanız mümkün değildir. Dostlarınızı, kardeşlerinizi tanımanız başka türlü mümkün değildir. O yüzden mutluyum, o yüzden mesudum, o yüzden kalbim kıpır kıpır. Böyle bir zamanda kardeşler uzaktan yakından gelmişler, böyle bir havada ve handolsun bizi burada yalnız bırakmamışlar.
O yüzden gönlüm büyük bir sürüyor içerisinde. Ve üç ayların başlangıcı olarak gerçekten kendi içimde dedim ki, işte üç aylar başladı. Benim için dedim, bugün başladı. Kardeşlerle beraber mutlu mesut bir şekilde, içimiz kıpır kıpır bir şekilde bugün başladı. Malum üç aylar ayeti perimelerle de sabit. Ama gerçekten ve gerçekten, yani üç ayların ehliyetini anlatmak içimden dahi gelmiyor. Sizin o pırıl pırıl yüzlerinize baktıkça, hamdolsun içim sürür doluyor. Ama şunu demeyeceğim, gözlerimin içine bak, her şeyi anlarsınız. Bu bizim tarzımız değil. Biz anlatırız. Böyle gözümüzün içine bakın, her şeyi anlayın deyip de, evliliyorsunuz yüzde kırk sekize çıkarmayın. Merak etmeyin. Bu konuda rahat olun. Ben bunu söylemeyeceğim size.
Kıymetli dostlar, üç aylar anlatacağım size. Başka emrede girmeyeyim şimdi. Üç aylar, o yüzden malum bugün bu üç ayların içerisinde bulunan mübarek gecelerin ilki. Cenab-ı Hak süslemiş, taçlandırmış. Önce regaib. Ondan sonra ne? Miraç. Ondan sonra ne? Berat. Kadir gecesi. Kadir gecesi. Kadir gecesiyle zirve yapmış. O yüzden Allah izin verirse şimdiden söylüyorum. Bütün mübarek gecelerde inşallah bu mekandayız. İnşallah. Biz neydik? Deliymiş. Neyiz biz? Deliyiz. Bizde boza pişirdiler. En son deli dedik. Gel bakalım dediler.
Sen delisin ha. Ondan sonra deliliği görürsün dediler. Yine deliyiz. Delilikten vazgeçmeyeceğiz. O yüzden inşallah kandillerin hepsinden burada kandilleri kutlayacağız. Bu mekanda kutlayacağız. Yine hep beraber, beraber olarak beraberliğimizi kutlayacağız. O yüzden bugün ne? Regaib. Regaib bu ilk kandil gecesi. Af, mağfiret. Cenab-ı Hak'ın lütfettiği, ikram ettiği gecelerden birisi. Bakın bunlarla da alakalı İslam dünyasında tartışma çıkardılar. Şimdi fetva veriyorlar. Regaib gecesini kutlamak bidattır diye. Müslümanlar toplanıyorlar, sohbet ediyorlar. İşte dinini hatırlıyor. Hiç olmazsa kandilden kandili hatırlıyor ya birisi. Bunlar rahatsızlar.
Fetva düzenliyorlar. Diyorlar ki Regaib bidattır. Sambun Ali Veselme Hazretleri'nin zamanında böyle bir kutlama olmadı. O yüzden bu kutlamaların hepsi de bidattır deyip çıkıyorlar. Bakın bidattır deyip çıkıyorlar. Hiç kimse AVV'ler bidattır diye fetva vermiyor. Bizim inancımız mı? Bu bizim dinimize uygun mu?
Bunun tartışması yok. Hatta Müslümanlar bir yerde toplanmışlar sohbeti. Bunun nesi bidat? Müslümanlar toplanıyor. Toplanmayın. Bir araya gelmeyin.
Bir araya gelmeyin. Biriyseniz birbirine bir sözleri toplarsa, o söylerse bu bidat değil, bu haram değil, bu yasak değil, bu yanlış değil. E camiler açık, bilmem kaç bin tane, bilmem ne evi de açık.
İçkihaneler de açık. Açık, sayısız açık. Her türlü meyhametin işlendiği her türlü evler sayısız açık. Şeytan ve nefesi bırak, nefesi bırak, serbest olarak insanı yakala. Onu hafset.
Allah bizi affetsin. O yüzden toplanacağız. Kandilleri yaşayacağız. Beraber iştah edeceğiz. Hep beraber tanışacağız, muhabbet edeceğiz. Birbirimize destek olacağız. Birbirimize yardımcı olacağız. Dini yaşamada yardımcı olacağız. Dini anlamada yardımcı olacağız. Dini meseleleri konuşmada, anlaşmada yardımcı olacağız. Kardeşliğimizi tesis edeceğiz. Eleştirmeyeceğiz. Birbirimizi ötekileştirmeyeceğiz. Birbirimizin tepesinden vurmayacağız. Dilimize dikkat edeceğiz. Üç aylar haramlardan mümkün olduğunca uzak duracağız. Nasıl üç aylarda bir ibadet etmek misliyle? Sevap ise günah işlemek de misliyle bir günah. Buna dikkat edeceğiz.
Üç ayların kıymetini bileceğiz. Tövbemizi, zikrimizi, hayır hasenatimizi eksik bırakmayacağız. Zikirlerimizi eksik bırakmayacağız. Muhakkak her günümüzü zikirle geçirmeye gayret edeceğiz. Ama zahir olarak toplanacağız. Ama internet üzerinden toplanacağız. Yok işte telegramdan yapacağız, şuradan yapacağız, buradan yapacağız. Bizi durduramayacak hiçbir güç. Biz Allah'ı zikretmeye devam edeceğiz. Öyle onları küçük görmeyin. İki kişi, üç kişi, beş kişi dayanılmak. Allah'ı hatırlamak. İnsanın dinini hatırlaması. İnsanın müminini hatırlaması. İnsanın sufiliğini hatırlaması. Büyük bir iş bu zamanda. O yüzden o hani telegramdaki toplantıları dair hor hakir görmeyin.
Onları eksik görmeyin. Bilhassa bayan kardeşler bu konuda çok iyiler. Bu iyiliklerine devam etsinler. Bunları geliştirsinler. Bunları çoğalsınlar. Bunları biraz daha böyle ilimle beraber zikirli, ilim, böyle edep, adep birleştirip devam etsinler. Biz kendimizi yetiştirmeye bakalım. Biz kendimizi sağlam tutmaya bakalım. Biz kendimizi aktif tutmaya bakalım. Biz Kur'an ve sünneti iyice öğrenip yaşama gayretinde olalım. Bilhassa bayan kardeşler geleceğin anneleri, geleceğin ninelerisiniz. Geleceğin nineleri ve anneleri. Kur'an ve sünneti seneyi çok iyi öğrenin. Edebi, adabı çok iyi öğrenin. Dini anlatan, yaşayan bir anne profili olun.
Çocuklarınıza düzeltir diye çıkarmazlarsa gelecek nesilden ümidinizi kesin. Zaman zaman ben eleştirilirim. Eleştirildiğim noktalardan birisi bayanlara sohbet etmemdir. Açık konuşurum ben. Tanrından konuşan bir kimse değilim. Bunları eleştirenler, gelecekte çocuklarını düşünmeyen ham, zavallı, cahil insanlardır. Bir toplumda kadınlar bozulursa tamamiyetle bozuluracak olan annesi o çocuğa Allah sevgisini verecek, Allah korkunu verecek, Muhammed sevgisini verecek olan annesidir.
Öğretince kolayca uzaklaşın. Çocuklarınız hata, çocuklarınız kusur da işlese, çocuklarınız yanlış da yapsa, onları bağırırlarınızı haram.
Çocuklarımız, nazık ki uyurucuyla, kuruşla, nazık ki hızlıkla, uğursuzlukla tanışan çocukla zorundayız. Kadınlarımız, bizim kızlarımız olmak zorunda, bilinçli olmak zorunda, dinlerini çok iyi öğrenmek zorunda, dinlerini yaşamak zorunda. Çocuklarına dinlerini aktarmak zorunda.
Yoksa gelecek nesil olarak çalışacağız. Tabii mutluyum. Genç kızlar, böyle çocuklar, hepsi de hep beraber büyüyorlar bu topluluğun içerisinde. Ben zaman zaman bazı arkadaşlara bakıyorum, işte gencecik gelmişler, evlendirmişiz ona, sebep olmuşuz. Şimdi çocukları büyümüş, çocuklarını evlendiriyoruz. Kendi kendime diyorum ki işte, hani model bu. Burada evlenmiş, burada çocuğu büyümüş, çocuğu da burada evleniyor. Tek modeller bunlar. Kardeşler, çocuklarınızı evlenmesinize uymayın. Namus arayın, şeref arayın. Edep arayın, terbiye arayın. Kur'an'ı arayın, sünnet seniye arayın. Namazı arayın, orucu arayın, zikri arayın.
Dünya gelip geçecek ve yanlış bir evliliği yaşanıyor. Bir kızınızı yanlış bir evlilik yapıyor, yaptırıyorsunuz, müsaade ediyorsunuz. Veya o kendisi yapıyor, veya erkek. Önemli değil. Onun çocukları, o silsile. O yanlışlıklar manzumesi, yanlışlıklar silsilesi devam ediyor. Bir bakıyorsunuz ki, işte ne, kızınızı evlendirdiniz.
Boşadığınız zaman, çocuklar orada. Oğlunuzu evlendirdiniz. Kadını boşadığınız zaman, çocuklar orada. O yanlışlıklar silsilesi devam ediyor. O yüzden doğru evlilikler için, kadınlarımız, genç erkeklerimiz bilinçli olmalı. Ve anne babalar da bu manada bilinçli olmalı. Zor bir toplumun içerisinde yaşıyoruz. Zor bir toplumun içerisinde yaşıyoruz. Ve bu toplumun içerisinde, dinini yaşamak gayreti göstermek, gerçekten çok zor. Gerçekten çok zor. O yüzden, kolay bir dini hayat, kolay bir hayatın içerisinde değiliz. Rabbim cümlemizi, bu zorlukların altından kalkan, bu zorluklarla mücadele eden, Müslüman bireylerden eylesin. İnşallah.
Cenab-ı Hak hepimizi, Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışanlardan eylesin. Hümetli dostlar, bu üç ayları böyle kıymetini bilerekten yaşayalım. Kur'an'ın hatimleri, kitap okumaları, muhakkak, bolca zikullah toplantıları ve cikmiyetleri, hayır hasenatlar yapma. Gerçekten bu çok önemli. Bu zamanda, hani bir hadis-i şerif var ya, yarın vurmayla da olsa siz cehennem ateşinizi söndürürün diye, yarın vurmayla da olsa cehennem ateşini söndürme zamanı. Çünkü bu ekonomik darboğaz, ekonomik sıkıntılar, insanları gerçekten üzmekte, insanları böyle ümitsizliğe itmekte. Bu yatan bizim, bu insanlar bizim, biz böyle bazı sanatçılar gibi soğan ekmek yeriz deme noktasında değilim.
Bunlar işin edebiyatı, bunlar işin böyle laf salatası, başka bir şey değil. Biz paylaşalım, muhakkak ki paylaşıyorsunuz, muhakkak ki birbirlerinizi gözetiyorsunuz. Ben böyle kısaca buna da değinmek istiyorum. Otuz kusur yıldır bu topluluğun içerisinde hasfak eden, hizmet eden bir kimseyim. Otuz yıldır duymadıklarımı duyuyorum bu sene. Duymadıklarımı duyuyorum. Ben bu ülkede yaşayan bir insanım, nice ekonomik krizler yaşadım. Bir gecede iflas edenlerden birisi, dolar yüz otuz liradan üç yüz otuz liraya çıkmıştı bir geceden. O gece ben üç gün uyumadım, iflas ettim, ben dedim, iflas ettim. Ben çok kriz yaşadım, iflas ettim bu manada.
Veya ekonomik koşullar beni iftazla baş başa getirdi. Çok dağlık, çok sıkıntı yaşadım, gördüm. Bu konuda hani çok affedersiniz, gökten zengin de inmedik. Şükür hamdolsun. Babamız bize namuslu bir hayat mirası bıraktı. Hiçbir zaman babamızdan eksik, yanlış bir şey öğrenmedik. O öğretinin üzerine devam ettik. Sufilik öğretisinde de. Bizim çoluğumuza, çocuğumuza haram, yedirmen, gayrimiş yollardan bir şey elde edip de yedirme alçı kanlığımız olmadı hiç. Biz on altı yaşında, ben babasız kaldım, biz pamuk çapasına gittik, pamuk toplamaya gittik, zeytin toplamaya gittik, tarım işçiliği yaptık, kahvelerde barsonluk yaptık, helalından kazındık, helalından yedik hamdolsunuz.
Annemize de, kardeşimize de haram bir lokma yedirmemiz için gayret ettik. Ve hala da o gayretin içindeyiz. Ama böyle bir zaman yaşamadık. Ben yaşamadım. Gerçekten sıkıntılı bir zamanda yaşıyoruz. Bu üç ayların yüzlüsü hürmetine Rabbim inşallah darlığımızı genişletsin. Cenab-ı Hak sıkıntılarımızı def etsin. Amin. İşkülaklarımızı hal eylesin. Amin. Rabbim borçlarımıza edalar nasip eylesin. Amin. Cenab-ı Hak hastalıklarımıza katından şifalar versin. Amin. Rabbim cümlemizin gönlüne katından ilham etsin. Amin. Katından doğruyu terbiye etti, doğruyu ilham etti, kullarından eylesin. Amin. Cenab-ı Hak gönlümüze katından bir vaiz nasip eylesin.
Amin. Bize doğruyu nasihat etsin. Amin. Cenab-ı Hak katından bize zikrullah nuru gönlümüze versin. Amin. Ve o zikrullah nuruyla bizi nurlandırsın. Amin. Rabbim katından ilmi ledimle gönlümüze ilham eylesin. Amin. Ve biz katından ilmi ledimle ilimlenen kullarından olalım. Amin. Ve katından bize merhamet etsin. Amin. Katından bizlere rahmet etsin. Amin. Katından bizlere rızıklandırsın. Amin. Katından bizleri nimetlendirsin. Amin. Katından bizlere afiyet versin. Amin. Katından bizlere hürtfetsin. Amin. Katından bizlere ikram eylesin. Amin. Katından bizlere ihsan eylesin. Amin. Katından bizleri doğru yola sevk eylesin. Amin. Katından bizleri doğru yolda bir ve beraber olacağımız olacağımız kardeşlerimizi çoğalsın.
Katından bizi doğru yolda yürütecek olan liderler nasip eylesin. Katından bizi doğru yolda birleştirecek olan önderler nasip etsin. Katından bizi doldoğru yolda hep beraber Mehdi, Hala, Resul'a kavuşturacak kardeşler, arkadaşlar, liderler nasip eylesin. Katından bizleri Kur'an ve Sünnet-i Semih'inin muhteşem yaşanacağı son o devre ulaştırdığı kullarından eylesin. Nefesimiz Yennet ulaşamazsak da oradakiden kardeşlerimize hizmet eden kullarından eylesin.
Allah hepinizden de razı olsun. Uzaktan, yakından geldiniz. Hepinize daha ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vakti daha fazla daha almak istemiyoruz. Daha fazla da sizi burada esir etmek istemiyorum. O yüzden inşallah Allah'tan bir şey gelmezse hemen semaya geçip ardından dua ile programı sonlandırmak istiyorum. İnşallah ayın yirmi yedisinde ben var değil mi? Bir daha kanıtlandı. Yirmi yedisi. Şubat yirmi yedi. Şubat'ın yirmi yedisi ne güne geliyor? Pazar. Burası müsaitmiş mi? Müsait. Şubat'ın yirmi yedisi Pazar günü. Allah izin verirsin. İnşallah burada yeniden buluşacağız. Burada toplanacağız. Haklarınızı helal edin inşallah. Restor semazenler. Şunu da kaldırın. Resil efendim geliyor. Resilten.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi