Regaib Kandili Sohbet - Karabaş-i Veli Tekkesi - 7 Mart 2019
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 7 Mart 2019 · 1:24:55
Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim regaib kandilinizi de mübarek eylesin. Bu noktada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin mübarek sözleriyle mübarek kıldığı üç aylarında hepiniz için mübarek olmasını diliyorum inşallah. Malum regaib kandili her ne kadar gün geçtikçe bu tip mübarek günlerimize, kandillere savaş açan, bunlara itiraz eden, bunları inkar edenler olmaya başlasa da bizim insanımız hamdolsun geleneğine, göreneğine, örfüne, adedine, dinine sahip çıkıp bunları püskürtmeye gayret ediyor.
Ve inşallah da püskürtecek. Rabbim cümlemizi bu mübarek günleri yaşamayı, yaşatmayı nasip eylesin. Gelecek nesillere de bunu aktartmayı nasip eylesin inşallah. Regaib, rağbet edilen, kıymetli olan, değerli manasında. Bu görevli arkadaşlardan bir şey rica ediyorum.
Kapının ağzına bu bayanların giriş çıkışını serbest hale getirin. O yüzden arkadaşlar iki dizlerinin üzerine kalkıp sıkışsınlar, yerleşsinler inşallah. Derviş oturtuşu yapsınlar, iki dizinizin üzerine oturun, sıkıştırın kendinizi biraz daha. Bayan kardeşler de aynı şekilde, iki dizlerin üzerine birbirlerini bu noktada rahatsız etmeden. Adi şeridi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuş ki, Recep Allah'ın, Şaban benim, Ramazan da ümmetimin ayıdır diye.
O yüzden Recep Allah'ın ayı, Şaban Hazreti Muhammed Mustafa'nın ayı, Ramazan da ümmetin ayı. Recep'te çok tövbe edeceğiz, çok zikredeceğiz. Günahlarımızın af-ı mağfiretine nail olacağız. Şaban'da manevi yolculuğumuz başlayacak. Hazreti Muhammed Mustafa'nın sünnetlerine sarılaraktan, bolca hadis salatu selam getirerekten, Ramazan'da da inşallah kurtuluş müjdesine kavuşacağız.
Vuslata kavuşacağız inşallah. Cenab-ı Hak onlardan eylesin inşallah. Yine hadis-i şerifte Recep ayının diğer aylar üzerine fazileti, Kur'an-ı Kerim'in diğer sözleri olan üstünlüğü gibidir. Şaban ayının diğer aylara nispetle fazileti, benim diğer peygamberlere olan üstünlüğüm gibidir. Yine hadis-i şerif devam ediyor. Ramazan'ın diğer aylara göre faziletiyse, Allah-u Teala'nın mahlukatı üzerine yüceliği gibidir, buyurmuştur. O yüzden normalde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Recep ayına çokça hürmet eder. Recep ayında çokça ibadete, çokça zikrullaha öncesinden yaptığının daha da fazlasını yapar ve ashabını bu noktada teşvik ederdi. Hatta Hazreti Ayşe annemiz, biz Ramazan'da tutamadığımız oruçlarımızı, Ramazan'da tutamadıkları oruçları, üç aylar girince Recep'te veya Şaban'da iade ederdik diye hadis-i şerif var.
Yani orucu fazlalaştırırlar, zikrullahı fazlalaştırırlar, hayır haseneti fazlalaştırırlar, kendilerince ibadetlerini fazlalaştırırlar. Bir şekilde bu iki ayı Ramazan'a hazırlık olarak geçerdi. O yüzden ümmet üç ayların başlangıcında birbirlerine hürmet ederler, birbirlerine helallaşırlar, birbirleriyle dualaşırlar, üç aylara manevi bir haz, manevi bir lezzet, manevi bir duygu ile girerlerdi.
Üç aylar başlayınca ümmet-i Muhammed'in içerisinde suç oranları aşağı iner, insanlar fazla heva ve hevese kapılmaz, insanlar daha fazla ibadete, taata, zikrullaha, daha fazla hayır hasenata doğru yönelirlerdi. İnşallah, tabii bunu böyle şu anda yaşayan insanlar her ne kadar az da olsa, bunlar toplumun çekirdeği gibi, yeniden neş-i neva bulması, yeniden hayat bulması, yeniden bunun eskisinden daha güzel, daha iyi, daha derinlemesine yaşanması lazım.
O yüzden biz kandillerde bu üç ayda, üç ayın içerisinde ve kandillerde ayrı ayrı bu noktalara dikkat edip, inşallah ibadet ve taatlarımızı derinleştireceğiz. İnşallah çalışmalarımızı bu noktada genişleteceğiz. İnşallah bu noktalarda daha hassas olacağız. İnşallah. Bu aylarda insanlar fazlaca oruç tutmaya, fazlaca ibadet etmeye, fazlaca Allah'ı zikretmeye, fazlaca tövbe etmeye gayret edecekler.
Çünkü Recep ayında tutulan oruç, veya Şaban ayında tutulan oruç, veya Recep ayında yapılan kılınan namaz, veya Şaban ayında kılınan namaz, diğer aylarda kılınan namazlardan ve oruçlardan sevabı daha fazladır. O yüzden biz Recep ayında ve Şaban ayında, dolu dolu ibadetle geçirmeye gayret edeceğiz. İnşallah. Bununla alakalı çok sohbetler etmişizdir yıllar içerisinde. Ve normalde bu mübarek aylarla alakalı, üç aylarla alakalı, üç aşağı beş yukarı bütün herkes bu bilgilere sahiptir. Üç aşağı beş yukarı. Ben böyle bir inceden, böyle bir giriş yapmak istedim. Üç aylarla alakalı. Ama asıl meramım, asıl derdim, asıl işim, bu akşam için hazırladığım şey, Allah için sevmek.
Regaib gecesinin konusu olarak kendimce sohbet hazırlarken, kendime konu olarak Allah için sevmeyi seçtim. Şimdi, Allah için sevmeyi seçtim. Çünkü, biz Allah'ı, Hz. Muhammed Mustafa'nın gönlüne indirilip, onun dilinden tecelli eden, Kur'an ile, yine biz Allah'ı, Hz. Muhammed Mustafa'nın, gönlüne indirilen, vahiy ile, onun sünnetlerinden tanıyoruz.
Bizim Allah'ı tanımamız, Allah'ı bilmemiz, kendi heva ve hevesimizden olmamalı. Eğer kendi heva ve hevesimizden Allah'ı tanırsak, kendi heva ve hevesimizin peşinden gider isek, bizim sevdiğimiz, bizim bildiğimiz, bizim tanıdığımız, kendi heva ve hevesimiz olur. ve biz onu, kendi heva ve hevesimizi ilahlaştırmış, kendi heva ve hevesimizi, Allah yerine koymuş oluruz. O yüzden, Allah'ı tanımamız, Allah'ı bilmemiz, Allah'ı sevmemiz, Kur'an'ın, dairesinin içerisinde, sünnet-i Resulullah'ın, bu noktada, dairesinin içinde olması gerekir.
Kur'an ve sünnet dairesinde olmayan, bir Allah sevgisi, Kur'an ve sünnetin içerisinde olmayan, Allah için sevme, yoksa, bizim heva ve hevesimiz haline gelir. Biz farkına varmadan, şeytanın bize sağdan üflemesiyle, biz kendi, dogmatik, hevesimizi severiz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, Allah'ı sevme, Allah için sevme, yine ayet ve hadis, dairesinin içerisinde olmalı. Çünkü, biz Allah'ı tanımlarken de, bilirken de, biz, Kur'an ve sünnetin içerisinde geçen, sıfatlardan Allah'ı, tanıyıp biliyoruz. Başlangıçta, ne diyoruz?
Elhamdülillahi Rabbil Alemin. O alemlerin, Rabbidir. Bütün alemleri, bütün alemleri, bizim ister maddi planda görelim, ister ise, metafizik, manevi planda görelim. bütün alemleri, bütün alemleri yaratan, ve bütün alemleri yaşatan, bütün alemleri ayakta tutan, bütün alemleri diri tutan, o Allah'tır. hiçbir kimse, hiçbir şahıs, hiçbir şahıs, hiçbir unsurun, bir şey yaratmaya, bir şey oluşturmaya, muhtedirliği yoktur. Her şeyi yaratan, her şeyi yaratan, gözünüzün gördüğü, görmedi, kalbinizin idrak ettiği, etmedi.
iyilikten kötülüğe, zulümden, hakka, haktan şere kadar, bütün her şeyi yaratan, Allah'tır. Ve bütün her şeyin üzerinde, fiiliyat noktasında, onu ayakta tutan, Allah'tır. Ondan başka bir yaratıcı, ondan başka bir oluşturucu yoktur. Kim ne kadar manevi kuvveti olursa olsun, kimin ne kadar manevi dirayeti olursa olsun, yaratacak olan, yaşatacak olan, diri tutacak olan, ayakta tutacak olan, bozdurmayacak olan, veya bozduran, odur.
Ondan başkası değildir. Her şeyi gören, senin gördüğün, görmedin, bildiğin, bilmedin, tanıdığın, tanımadığın, bütün alemlerde, her şeyi gören, ve her şeyi, lütfuyla, kullarına gösteren, odur. Her şeyi gören olduğu gibi, lütfuyla, kullarına gösteren, lütfuyla, cinni tayfesine gösteren, lütfuyla, meleklere gösteren, lütfuyla, diğer varlıklara gösteren, odur. Ondan başka, ondan başka, görenen, görecek olan, ondan başka, işin hakikatinde, gören de, yoktur.
O, ancak, birisine gösterirse, o görür. O, ancak, birisine lütfederse, bir şey lütfederse, o gördüğünü idrak eder. Eğer o, lütfetmez, ikram etmezse, gören, gördüğünü idrak edemez. Gören, gördüğünü akledemez. Duyan, duyduğunu idrak edemez. Duyan, duyduğunu akledemez. En büyük duyucu, odur. Duyuran da odur. Duyan o olduğu gibi, duyuran da odur. Bir şeye lütfederse, o duyabilir. Bir şeye ikram ederse, o işitebilir. Eğer o, ikram etmezse, o lütfetmezse, o ihsan etmezse, hiç kimsenin, görmeye ve duymaya, muhtedirli olmaz.
Hiçbir şeyin, gördüğünü ve duyduğunu, idrak etmeye, muhtedirli olmaz. Hiçbir kimsenin, ve hiçbir şeyin, gördüğünü ve duyduğunu, akletmesi mümkün değildir. Bütün, elhamdülillahi, Rabbil alemin dedik ya, bütün alemlerde, bütün alemlerde, her şeyi bilen, odur. Bütün alemlerde, ondan saklı, bir nokta dahi yoktur. Var etti, bizim saymakla, yetiştiremeyeceğimiz, saymakla, başından, hakkından gelemeyeceğimiz, bütün alemleri, ve hala da, yaratmaya devam ettiği, alemleri, ve hala da, yaratmanın, devam ettiği, hala da, yaratmanın, tabiri caizse, deli akkan, Fırat nehri gibi, coşkulu bir şekilde, devam ederken, ve her an, düşünebildiğinizin, en küçük, zaman biriminde, her an, sayısız, alemleri yaratıp, sayısız, alemlere hükmeden, ve o sayısız, alemlerde, her şeyden, haberdar olan,
ve o sayısız, alemlerden, bir zerreden dahi, habersiz olan, habersizliği, düşünülemeyen, odur. O sayısız, alemleri gören, duyan, ilmiyle, kuvvetiyle, kudretiyle, ayakta tutan, ve onu sayısız, alemleri, sevk ve idare eden, odur. Ondan başka, bunlara güç yetiştirecek, güç yetirecek olan, hiçbir varlık, yoktur. O, bizim gönüllerimizde, saklayıp gizlediğimiz, bırakın evlerimizde, saklayıp gizlediklerimizi, gönüllerimizde, saklayıp gizlediklerimiz, beyinlerimizin, karanlık odalarında, saklayıp gizlediklerimiz, kilitleyip, kenara koyduklarımız, hiç kimseye, anlatamadığımız, anlatmadıklarımızı, dahi, bilendir, görendir, duyandır, ve bunları normalde, biz ne kadar saklarsak, saklayalım, bunlardan, haberdar olan, odur.
O tabi, sözümüzün, başında söylediğimiz gibi, o aynı zamanda, alemlere, alemleri, Rabbi olduğu için, o alemlerin Rabbi olan, aynı zamanda, alemler için, Rahman ve Rahim'dir. onun rahmanlığı, bütün alemleri, şefkatle, merhametle, kucaklaması, bütün alemlerin üzerinde, merhametini, şefkatini, lütfunu, ikramını, yayması, yayma, ona aittir.
Ve yaymıştır. Bütün alemlerinde, şefkat, bütün alemlerinde, merhamet, bütün alemlerinde, adalet vardır. O yüzden, o bütün alemlere, adaletle hükmeder. Bütün alemlerde, şefkatini, ve merhametini gösterir. Çünkü o, Rahman ve Rahim olan Allah'tır. Yarattığı bütün varlıklara, yarattığı bütün varlıklara, Rahman ve Rahim ismi şerifiyle, onları yediren, onları içiren, onları besleyen, onları büyüten, onları yaşatan, içten dıştan, onları rızıkla donatan, içeriden dışarıdan, onları lütfüyle ikram eden, her şeye ihsan eden,
o Allah'tır. anne karnındaki çocuğu, besleyip büyüttüğü gibi, yaşlısından ihtiyarını besleyip büyüten, ve otundan, çöpünden, böceğinden, kurtundan, kuşundan, balığına kadar, Rezzak ismi şerifiyle, tecelli edip, onların cümlesine, yediren, içiren odur. Bütün insanlara yediren, içiren, bütün insanları yedikleriyle, içtikleriyle gayret ve kuvvet veren, bütün insanların yediklerini, içtiklerini kudrete ve kuvvete çeviren, ve insan denilen o varlığı, en hassas makinalardan daha hassas çalıştıran, dünya üzerinde, bugüne kadar,
böyle bir şeyin üretilmesinin, yapılmasının mümkün olmayan bir şeyi, küçücük bir hücrede, cem eden odur. Karaciğerinin, bir tek görevini, yerine getirebilmesi için, tahmini, üç tane Bursa kadar, fabrika kurulması gerekir. Bir tek karaciğerin görevi için, karaciğerin görevini, infa etmesi için, en az üç tane Bursa büyüklüğünde, fabrika inşa edilmesi lazım ki, bir kimsenin karaciğerini çalıştırabilsin.
O öyle kudret, öyle kuvvet, öyle sanat, öyle ilim, öyle lütuf, öyle ikram sahibidir ki, yaşayan varlıkların üzerinde, karaciğer denilen olguyu, böyle yerleştirip koyup, fabrika misali çalıştıran Allah'tır. O yüzden o Rahman ve Rahim'dir. Rahman ve Rahim sıfatıyla, bütün varlığın üzerine merhamet eden, şefkat gösteren, ve bütün varlığı yedire biçiren, odur.
İnsanları ölümü tattıran, hayvanlara ölümü tattıran, cinnileri ölüme tattıran, ve her varlığa ölümü tattıran odur. Ölümü tattırdıktan sonra, yeniden vücut verecek olan, yeniden vücut vererekten, onları değişik alemlerde yaşatacak olan odur. Dünya alemi dediğimiz şahadet aleminde, vücutlarına ve ruhlarına ölümü tattırdıktan sonra, kabir aleminde yeniden yaşatan, kabir aleminde onlara yeniden hayat veren odur.
Kabir aleminden sonra, mahşerde yeniden diriltecek, yeniden farklı vücut verecek, ve yeniden farklı vücut verdikten sonra, hesaplarını, kitaplarını görecek olan, ve o hesap ve kitaba, kendisinden başka hiçbir kimsenin ve bir şeyin, karışması mümkün olmayan Allah'tır. Ve mahşer kuruldu, hesap, kitap görüldükten sonra, cennete gidenlere, yeniden ayrı bir vücut inşa edip, cehenneme gidecek olanlara, yeniden vücut inşa edip, onlara yeni vücutlarıyla, cennete ve cehenneme sevk edecek olan, ye, yeniden onlara vücut verecek olan,
odur. O, hesaba, kitaba çekecek olan da o, hesabın, kitabın arkasından affedecek olan da o, veyahut da müjdeleyecek, onları lütfa, ikrama, ihsana büründürecek olan da, odur. O, hem cennette sonsuz nimetleri bahşedecek olan, ve cennet hayatını da sonsuz bir şekilde devam ettirecek olan, cehenneme gidecek olanların, ebedi cehennemlik cezaya çarptıranların, ebediyen cehennemde yaşatacak olan, ebediyen onları cehennemde tutacak olan, odur.
Cehennemden onları kurtaracaksa, yine o kurtaracaktır. Kurtaracaktır. Onun müsaadesiyle kurtulacaktır. Bütün şefaatçiler sıralansalar, ve o izin vermedikçe, şefaatçilerin şefaatinin bir anlamı kalmayacaktır. O şefaatçilere izin verir mi? Evet. Onun izin verdiği şefaatçiler, ancak şefaat haklarını kullanabilirler. O yüzden, yeniden mahşeri kuracak olan, ve mahşerde hesaba, kitaba çekecek olan, insanları cennetlik ve cehennemlik olarak ayıracak olan, ve insanları cennette ve cehennemde ebedi olarak yaşatacak olan, odur. Hepsinin de sahibi, odur. Onun gücünün yetmedi, onun kudretinin yetmedi, onun kuvvetinin yetmedi, onun lütfunun, ikramının, ihsanının yetmedi, hiçbir şey yoktur.
Ve, o, bütün varlığı, bütün varlığı, güneşi, ayı, yıldızları, semavatı, denizleri, karaları, karalarda yaşayanları ve denizlerde yaşayanları, ve gökyüzünde yaşayanları, ve bütün alemlerde var olan varlıkların en yücesi olarak, insanı yaratan Allah'tır. Ve bütün, o alemlerin Rabbi olan Allah, bütün alemlere halife olarak yarattığı insanı, kendisini tanıması, kendisini bilmesi, kendisine ibadet etmesi için yaratan, yine Allah'tır.
ve bu Allah sevilmeye layık, bu Allah övülmeye layık, bu Allah ibadet edilmeye layıktır. Ve bu Allah için yaşanır. Bu, benim kısaca tarif ettim, kısaca çizgisini çektim, ama benim o çektim çizginin içerisine dair, sığmayacak olan, ve çektim çizgiyi, kendinizce tabu oluşturarak da, bu çizginin dışında olarak düşünmeyin. Bu çizgi, kısaca bu gecenin sohbetinin girişi gibi görün. Ve, o Allah sevilmeli, o Allah zikredilmeli, o Allah tesbih edilmeli, o Allah tenzih edilmeli, o Allah teşbih edilmeli, ve en önemlisi, o Allah sevilmeye, o Allah zikredilmeye layıktır. Ve, o Allah için yaşanılmaya layıktır.
Ve, o Allah, o Allah ki, o Allah ki, bu noktada, insanları, kendisini sevsinler, kendisini tanısınlar, kendisini bilsinler diye, peygamberler, peygamberleriyle beraber kitaplar, ve hikmet gönderen, peygamberlerden sonra, veliler gönderen, o velilerle, dinini ayakta tutan, ve o velilerle, dinini yaşatmaya, yaşatan, o Allah'tır.
Veliyi veli eden, evliyayı evliya eden, o Allah'tır. Peygamberi peygamber eden, peygamberlerine kitap veren, o Allah'tır. Peygamberlerine kitapla beraber, hikmet bahşeden, ve peygamberlerine, Allah'ın dinini, ikame etmeleri için, her türlü zorluğa karşı, göğüs gerdiren, yine, o Allah'tır. İşte, o Allah ki, mahşer yerinde, hiçbir gölgenin bulunmadığı, bir anda, yerde, mahşerde gölge yok çünkü, kendi gölgesinde, gölgelendireceği, yedi sınıf insan var. Mahşer kurulmuş, herkes, yeniden diriltilmiş, güneş, bir mızrak boyu indirilmiş, veyahut da, mahşer, güneşe bir mızrak boyunda, kurulmuş.
Hangisini isterseniz, önemli değil. ve insanlar, o kızgın kumun içerisinde, yeniden var edilmiş. Öylesine var edilmiş ki, insanlar, o mahşerin dehşetinden, o mahşerin vahşetinden, o mahşerin zorluğundan, anne, çocuğunu tanımaz halde, çocuk, annesini tanımaz halde, baba, çocuklarını tanımaz halde, çocuklar babayı tanımaz halde, hiç kimse, hiç kimseyi tanıcak halde değil.
Tanıyor, ama herkes kendi derdine düşmüş. Öylesine derdine düşmüş ki, kimisinin dili, 35 metre, 36 metre, 50 metre olmuş. Bir tır dorsesi gibi düşünün, 3-4 tane dorse büyüklüğünde dil olmuş. O kimseyi düşünün, kafası devasa bir kafa olmuş. Vücudu devasa bir vücut olmuş. O kızgın kumun içerisinde, gömüle gömüle yürüyor. Hesap yerine gideceği kaç yıl belli değil. Kaç yılda hesap yerine gideceği belli değil. O dilini çekmekten, o gıybet eden, o iftira eden, o insanları çekip çekiştiren, olan olmayan her şeyi, diliyle çekip çeviştiren, o kimseler, dillerini taşımakta, dillerini götürmekte, o kadar çok zorluk çekiyorlar ki, o kadar zorluk çok çekiyorlar ki, su diye bütün gözleri, kaşları, dudakları çatlamış, elleri, kolları, susuzluktan çatlamış, yeniden ölmek istiyor, ama ölemiyor.
İntihar etmek istiyor, intihar edecek bir şey yok. O, mecbur, hesap yerine götürülecek. Mecbur, hesap yerine gidecek. Ve onun yürümesi mümkün değil. Öyle olmuşlar ki, kimisi bu kafasına kadar gömülmüş. Kafasına kadar gömülmüş bir kimse düşünün. Dili beş dorse büyüklüğünde dışarıda. Onun mahşer yerine gidişini düşünün. Kimisi dizlerine kadar gömülmüş. Kimisi kollarına kadar gömülmüş. Onların her birisi, kendi derdinden düşmüş. Kendi kendine dertlerine düşmüş. Öylesine kızgın, öylesine dehşetli, öylesine vahşet bir mahşer. Göz gözü görmedi. İnsanların birbirlerini tanımadı. Herkesin kendi nefsine düştüğü bir zamanda. İşte böyle bir zamanda, hiçbir gölgenin ve hiçbir kolaylığın olmadığı bir anda.
Olmadığı bir zamanda. Cenab-ı Hak, yedi sınıf insanı, Arş-Ala'nın gölgesinde gölgelendirecek. Bir rivayette. Bir rivayette yedi sınıf insan, Allah'ın gölgesinde duracak. Ben bunları iki rivayet birbirine tenakuz olarak görmüyorum. İki rivayeti de kabul ediyorum. Bir grup insan var ki onlar Allah'ın gölgesinde gölgelenecek bu yedi sınıfın içinde. Bu yedi sınıfın içerisinde ikinci sınıf grup var ki onlar da Arş-Ala'nın gölgesinde gölgelenecekler. Ben her iki adişlerifi de sahi, her iki adişlerifi de aldım, kabul ettim. Birisine Allah'ın gölgesinde gölgelenecek olanları birinci sınıf olarak nitelendirdim. İkinci sınıf olarak nitelendirdim de Arş-Ala'nın gölgesinde gölgelenecek olanlar.
Bir, adil devlet başkanları. Bu yedi sınıfın birincisi adil devlet başkanları. Kendi elinin altındaki tebaasına adaletle davranan, adaletle hükmettiren, adalet kılıcını her daim elinde ve havada tutan ve tebasının içerisinde adaleti tesis eden ve tebasına karşı adaleti önde tutan zenginlerin adaleti ayrı, fakirlerin adaleti ayrı olmayan kimsesizlerin adaleti ayrı, kimi kimsesi olanların adaleti ayrı olmayan tanınmış ve bilinmişlerin adaletlerinin ayrı tanınmamış, bilinmemiş olanların adaletlerinin ayrı olmayan hani Hazreti Ömer Efendimiz'in tabiriyle
Dicle'nin kenarında bir kurt, bir kuzuyu tutsa hesabını Ömer'den sorarlar denilen adalet. Hani öyle bir adalet ki, öyle bir adalet ki Hazreti Ali radıyallahu anh hazretlerini şikayet eden bir Yahudi bundan yedi tane altın alacağım var dediğinde Emral Müminin olan Hazreti Ali'nin kadının karşısına çıkıp hesap vermesi ve kadının eğer borcun yoksa yemin etmen lazım ya da şahit getirmen lazım dediğinde benim şahidim yok buna borcum olmadığına dair deyip kadının Hazreti Ali'yi yemine davet ettiğinde biz ehli beytiz bize yemin haram kılındı
o yüzden yemin edemeyiz dediğinde kadının yedi tane altın borcu vardır hükmüne itiraz etmeyen bir adalet adalet işte tebaasının içerisinde bütün tebayı ve kendisini ve avanesini de o adalet terazisine götürebilecek o adalet mihengini kendisini dahil vurduracak adalet sahibi devlet başkanları Bunlar hiçbir gölgenin olmadığı bir anda Allah'ın gölgesinde gölgelenecekler İkincisi Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen gençler genç yaşta dinini tanımaya çalışan
genç yaşta dinini yaşamaya çalışan genç yaşta kendisini kulluğa kendisini ibadete kendisini Allah yolunda konuşlandıran bu noktada genç yaşına rağmen genç yaşına rağmen Kur'an ve sünnet dairesinde yaşamak için azmedip Kur'an ve sünnet dairesine hizmet etmeye çalışan gençler ne kadar önemli Bunlar da hiçbir gölgenin olmadığı bir anda Allah'ın gölgesinde gölgelenecekler Efe'yi aklıma getirdim seni görünce şimdi 5 yaşından itibaren dergahla tanışıp Orada sema edeceğim çark vuracağım Orada dinime imanıma hizmet edeceğim diye başlayıp
Gençliğini ibadet ve din yolunda geçiren genç Allah yolunda gençliğini orada yaşayan genç Müjdeyi görüyor musunuz? O dehşetli mahşerde Allah'ın gölgesinde Üçüncüsü kalbi mescitlere bağlı Müslüman Yani beş vakit namazını mescitte kılmaya gayret eden Cemaate, cemiyete, topluluğa önem veren Bir arada durmaya gayret eden Bu Müslümanlar Evet Bu geceki konumuz Dördüncüsü
Kalb Birbirlerini Allah için sevip Buluşmaları da Ayrılmaları da Allah için olan İki insan Birbirlerini Allah için seven Buluşmaları da Ayrılmaları da Allah için olan Beşincisi Güzel ve mevki sahibi bir kadının Beraber olma isteğine Ben Allah'tan korkarım diye Yaklaşmayan yiğit insanlar Kadın Güzel Mevkisi de var Parası, pullu Bir yerde amir, memur Havası, civası yerinde Bir erkeği gözden kestirdi O da diyor ki Hayır Ben Allah'tan korkarım
Harama el uzatamam Ben Allah'tan korkarım Harama dokunamam diyor Haramdan uzak duran O kimse Altıncısı Sağ elinin verdiğini Sol elinin Bilmediği Görmediği Cömert insanlar Bakın Sağ elinin verdiğini Sol elinin haberi yok Bu cömert insanlar Yedincisi Yalnız kaldığında Tenhalarda Gecelerde Gündüzlerde Tek başına kaldığında Allah'ı zikredip Dua edip Gözyaşı dökenler Bunlar da ne yapacaklar Hiçbir gölgenin olmadığı O mahşerde Allah'ın Gölgesinde
Gölgelenecekler Neden orada Gölgeleniyor İnsanlar toplanacaklar Hesap Kitap görülecek O insanların hepsi de Toplanmadan Hesabın Kitabın Görülmesi mümkün değil O yüzden Bazıları Örneğin Bir yılda Hesap yerine gelecek Bazıları Beş yılda On yılda Yirmi yılda Elli yılda Yetmiş yılda Onun hesap yerine gelmesi Yetmiş yıl Sürecek olan Kimseler var Ama bu Allah'ın Gölgesinde Gölgelenecek olanlar Tabiri caizse Pişşt Pişşt Gölgedeler Onların Onların Cennete Gitmeleri de Gölgecek olanların O Allah'ın Gölgesinde olanların
Onlara zaten Hesap kitap Sorulmayacak Onlar direk Cennete Hızla Gidecek olanlar Arş alanın Gölgesinde Gölgelenenler de Onlar da Hızla gidecek olanlar Haha O sensin Ne dedi Yunus Hoca Sana Ne dedi sana Az önce Efendim Ne Kıyaktı olanlar Evet Evet İşte Bu yedi sınıf İnsanın içinden Benim gönlüme Gelen oldu bugün Ben Allah için Birbirlerini sevenleri Bu gece Sohbet etmek istedim Çünkü Bizim Toplanışımız
Allah için Burada Dağılışımız Allah için Cenab-ı Hak'a Hamd ediyorum ki Bizim içimizde Para pul Makam Mevki yok Buna hamd ediyorum Bizim içimizde Şandı Şöhretti Oydu buydu Yok Hamd ediyorum Cenab-ı Hak İnşallah Bu halimizi Bizi Daha da İyileştirsin Nefsimize uyup Bizleri Bozdurmasın İnşallah Bizi ve Müslüm Nerede Benim rızam için Birbirlerini sevenler Gölgemden başka Gölgenin bulunmadığı Bugün Onları Kendi arşımın Gölgesinde Gölgelendireceğim İşte Allah için Sevme Allah rızası İçin sevme Allah için Birbirine dayanma
Allah için Birbirine yaslanma Birbirini Allah için Özleme Birbirine muhabbetini Allah için Kurma Bu Allah için Kurulma Allah için Birbirlerini özleme Allah için Bir yerde Bulunma Allah için Bir toplulukta Bulunma kadar Büyük Kıymetli bir şey Yok O yüzden Bu fakir Kendi bulunduğu yerde Paraydı Puldu Maddiydi Maneviydi İşçi bulmak kurumuydu Evlilikti Yan yattı Çamura battı Şu oldu Bu oldulardan Uzak Ya ben oraya gidersem İşimi düzeltirim Bozulur kardeşim işin Ben oraya gidersem Evlenirim Evliysen Boşanırsın Ben oraya gidersem
Bana iş bulurlar Bulmazlar Mevcut işini de Kaybedersin Sen buraya geldin Bir sefer Allah dedin mi Evdeki hatundan Olabilirsin Neden Evdeki hatun Allah demiyorsa Seni deli görür Sen bir sefer geldin Burada Allah dedin mi Evdeki adam Allah demiyorsa Senin bu hatun Kafayı üşütmüş der Çünkü Allah için sevenler Allah'a da Allah için bağlanırlar Öyle olunca Harama Helala Riayet ederler Öyle olunca Gösterişten Riyadan Şandan Şatafattan Uzak dururlar Öyle olunca Kimse Allah delisi olur Allah delisi de olunca Etrafındaki insanlar
Ona tuhaf bakarlar Ve tuhaf bakacakları için Belki de onunla irtibatı keserler Çünkü Bugünün Bugünün Dindarları Yani bunun içerisinde Yahudileri Hristiyanları Hindileri Putperestleri Budistleri Bütün hepsinde Bütün hepsinde Koyuyorum Bugünün Dindarları Dünya üzerine Neye tapınırsa Tapınsın Bu tapınanların Bu tapınanlar Tapındıklarını Allah için Tapınmıyorlar Buna Hristiyanlar dahil Yahudiler dahil Putperestler dahil Budistler dahil Hindular dahil Acısı Müslümanlar da dahil buna Müslümanlar da dahil Allah'ı Allah olduğu için
İman edip Allah olduğu için Ona ibadet etmek Rızkı daraldığında da Onu Allah bilmek Zorluğa düştüğünde de Onu Allah bilmek Darlığa düştüğünde de Onu Allah bilmek Kulluğuna Devam etmek Her türlü Sıkıntıda Belada Müsibette Dertte Gamda Kederde Allah'ı Allah bilip O'na kulluğa O'na muhabbete Onu sevmeye devam etmek Ve başına ne gelirse gelsin Allah için sevdiklerinle beraber olmak Allah için birini sevdiysen Allah için onun başına ne gelirse gelsin Senin başına ne gelirse gelsin Birbirlerini sevmeye Allah için devam etmek
Ve toplantılarını topluluklarını Allah için yapmak Allah için yapmak İşte bu önemli Bu önemli Herkes bir yerlerde toplanabilir Bir şeyler için toplanabilir Ama Sufi topluluklar Allah için toplanıp Allah için sevmeliler Allah'ın rızasını ve Allah'tan başka hiçbir şey Gözetmemeliler Eğer gözünüz Allah'ın rızasından ve Allah için olandan ayrıldığı anda Kendinize ihanet ettiniz Yolunuza ihanet ettiniz
Duygunuza ihanet ettiniz Bu ihanetin bedeli ağır olur Bir kimse Bir sufi topluluğa Allah için gelir Bir üstada Allah için intisap eder Oradaki kardeşlerini Allah için sever Kendisini buraya odaklar Bunun dışında bir şeye odaklamaz Bunun dışında bir şeye gözünü dikmez Bunun dışında bir şeye gözünü dikerse O zaman o kimsenin gözü şaşmıştır Kalbi şaşmıştır Onun içi kaymıştır O gözünü kaşını toplamalı İçini derdest etmelidir Ona göre
İçini de dışını da Temizlemeli Tenvir etmeli Arınmalıdır Ancak arınanlar kurtuluşa ererler Allah sevgisinin dışına çıkanlar Allah için olmanın dışına çıkanlar Kendilerini manevi olarak kirletirler Birisi gider içki içer İçki içen kimse İçki içmiştir Haram işlemiştir Haram işlemiştir Günah-ı kebar işlemiştir Ama Allah için gösterip de kendini O örtünün altında tutup İnsanları kandıranlar İçki içenden daha şedid bir günaha girmiştir Daha şedid bir günaha girmiştir Müslümanlığı İslam'ı Namaz kılmayı Oruç tutmayı Veyahut da
Müslümanlarla beraber olmayı Kendisine örte edinip Allah için kendisini gösterip Ondan sonra Ondan sonra Allah'ın Rızasının dışına çıkan Allah'ın rızasının dışında İşler ve hareketler edenler İçki içip Namaz kılmayanlardan Daha büyük bir ihanetin içerisindedirler İçki içip namaz kılmayan kimse Kendini günahkar görür Ben nefsime uydum içtim der Ben nefsime uydum namaz kılmadım der Meydandadır Münafık değildir Meydandadır O der ki Ben günah kebar işledim Ama öbürkü Namaz kılıyormuş gibi gösterip Oruç tutuyormuş gibi durup
O ibadetini ve Müslümanlığını Sufilini Sakalını, cübbesini, şalvarını Sarığını Ayet ve hadislerin arkasında saklanaraktan Dilini koruyaraktan Dilini koruyaraktan Kur'an ve sünnetin dışına çıkması Allah için deyip de Kendi cebini doldurması Heva ve hevesine düşmesi İçki içenden Ve kumar oynayanından Veyahut da gayri islami Haramlar noktasında yaşayan bir kimseden Daha şedid bir günaha girmiştir Çünkü o Müslümanları kandırmıştır Çünkü o Müslüman kardeşlerini kandırmıştır Çünkü o İnanan, saf, tertemiz insanları kandırmıştır ki
Onun günahı Daha büyük Onun mahşerdeki hesabı Daha kötüdür Allah için sevenler Allah için toplananlar Allah için dağılanlar Allah için yaşayanlar Onların gözlerinde ve kalplerinde Eğrilik yoktur Gözlerinde ve kalplerinde İstikamet bozukluğu yoktur Onlar Allah için yaşarlar Ve Allah için toplanıp Allah için dağılırlar Ve toplandıklarında Allah'ı zikrederler Allah'a dua ederler Allah'ı tesbih ve tenzihte bulunurlar Allah'ı överler Allah'ı konuşurlar Allah bizi Onlardan eylesin inşallah Ebu İdris El Havlani O naklediyor
Dimeşk mescidine gitmiştim Bir de ne göreyim Güleç yüzlü bir delikanlı ve başına toplanmış bir grup insan Bunlar bir konuda görüş ayrılığına düştüler mi Hemen o delikanlıya başvuruyor Ve fikrini kabulleniyorlardı Bu gencin kim olduğunu sordum Dediler ki Bu Muaz İbni Cebel Muaz Hani Yemen'e vali gönderirken Neyle amel edeceksin Hükmedeceksin Kur'an ne ya Resulallah Bulamazsan Senin sünnetin ne ya Resulallah Bulamazsan Kendim iştihat ederim Kıyas ederim ya Resulallah Deyip de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin
hoşuna giden cevabı veren Muaz İbni Cebel O Muaz Daha henüz 17-18 yaşlarındayken Musab bin Ümeyr'in Ona tebliğ etmesiyle Müslüman olan Medine'li Muaz O Muaz Medine'nin Yakışıklı Genç Cıvıl cıvıl Zeki Akıllı İdraki derin Aklı kuvvetli Zekası kıvrak olan Muaz O ki Daha henüz Gencecik Yaştayken Ona dini tebliğ eden Onu dini anlatan Onu dini sevdiren
Musab'ın arkadaşı Musab Henüz daha 17-18 yaşındayken Gencecik Müslüman olan Mekke'nin En yakışıklı delikanlılarından birisi Annesi babası zengin Mal varlığı fazla Mekke'nin zengin eşraflarından olan Musab Öyle ki Sokağa çıktığında Kızların kendilerini sokağa atıp Beni nikahla diye yalvardıkları Evli kadınların Kocalarını bırakıp Onun peşinden gitmek için can attıkları Musab Hani Annesi ölüm orucuna başlamıştı Sen bu dinden dön diye Günlerce yiyip içmiyordu annesi Ve Musab annesini çok severdi Yiyip içmemeye devam etmeye başlayınca
Gitti bir gün annesinin yanına Dedi ki Binlerce canın olsa Her gün birer tanesini burada alsalar Gözümün önünde Ben dedi La ilahe illallah Muhammeden Resulullah Demekten vazgeçmeyeceğim Dediği Musab Ve Medine'nin İslam olmasında Medine'nin İslam olmasında Emeği olan Göznür olan Gayreti olan Musab Öyle ki Medine'ye Hz. Muhammed Mustafa'nın emriyle Medine'ye hicret edip Medine'de ilk Müslümanların oluşmasına sebep olan Musab Medine'ye Hz. Muhammed Mustafa'dan önce Zahiri olarak Hz. Muhammed Mustafa'nın maneviyatını götüren
İslam'ın Zahirden önce Batınını götüren Ve orada İslam devletinin temelini atan Musab Ve Muaz'ın arkadaşı İlk Ensardan İslam'ı kabul eden Muaz'dır Çünkü O Muaz ki Musab'ın en samimi arkadaşı Ve Muaz'ın da en samimi arkadaşı Musab Ve Uhud'da şehit olan Şehit olduğunda da Üzerinde Üzerindeki elbisenin dahi Fukaralıktan Parasızlıktan Üstünü örtecek kadar Olmayan Musab'ın arkadaşı Ve sahabe Başını toplandığında Başını örttüklerinde Ayaklar açılan Ayaklarını örttüklerinde Başı açılan Bir örtüden ibaret Elbisesi olan Musab
Mekke'nin En zengin eşraflarının çocuğu Mekke'nin En zengin sülalelerinin çocuğu Ama şehit olduğunda Cebinde bir dinarı bulunmayan Üzerinde örtü Örtecek örtüsü olmayan Ve şehit olduğunda Hz. Muhammed Mustafa'nın Husisi başına gelip Başında ağladığı Musab Musab'ı anlattım ki Muaz'ı anlayasınız diye İşte Muaz da O Musab'ın arkadaşı Hani bana arkadaşını söyle Senin dinini söyle Denilen sözün tecelliyatı Musab böyle olunca Muaz'ın nasıl olacağını siz Tahayyül edin O Muaz ki Ashabın içerisinde en güzel Kur'an okuyan 6 kişiden birisi
O Muaz ki Ashabın içerisinde helal ve haramı En iyi bilen kimse O Muaz ki Eğer Savaş'a gider Savaşta Şehit olursa Bir ilim deryası ortadan yok olur diye Hz. Muhammed Mustafa'nın Özel emriyle Savaş'a götürülmeyen Muaz Ve her sefere Çıkılacağında Hz. Muhammed Mustafa'nın önüne gidip Ben de savaşmak istiyorum Dediğinde Sen arkada kalacaksın Denilen Muaz Öyle bir Muaz Ve sonra Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri vefat ettikten sonra Medine'ye giremeyen Muaz
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin zaman zaman Atının veya eşeğinin terkisine bindirip Ona husisi ilim veren Ona kalbi ilimleri öğreten Ve kalbi ilimlerle haşır neşir olan Muaz O Muaz Vali olarak Yemen'e Hz. Muhammed Mustafa'a görevlendirirken Götürürken Şu maneviyata bakın Şu metafizye bakın Onu Medine'nin dışına kadar Uğurlayıp Tam Medine'nin dışına geldiğinde Ey Muaz Sen döndüğünde beni Göremeyeceksin Şimdi helallaşalım Şimdi görüşelim Şimdi koklaşalım Bu birbirimizi bu dünyada Zahiren son göreceğimiz gündür deyip de
O Yemen'e nasıl gitti bilmiyorum Ama emirdemir keser hesabı Yemen'e giden Muaz Ve Yemen'deki vazifesi bittikten altı ay sonra gelip Kabri şerifine yüz süren Muaz Ondan sonra da artık Yemen'de duramayan Ondan sonra Hz. Ebubekir'e rica eden Ve Hz. Ebubekir'in özel müsaadesiyle Medine'den ayrılan Muaz Sonra Hz. Ebubekir Radiyallahu an hazretlerinin zamanında Yine Çok özel yalvararaktan Yakararaktan Şehit olmak istiyorum diyerekten Savaşlara katılan Hz. Ömer Radiyallahu an hazretlerinin zamanında da O savaşlara devam eden Muaz
Ondan sonra Yeni İslam olan beldelerde Dini mübini anlatmak için duran Hatta Yemen'e gidinceye kadar Kur'an ve sünnet hakim olsun diye Evlenmeyi aklından dahi geçiremeyen Evlenemeyen Ve sonra Yemen'de nasılsa evlenip Sonra işin daha da enteresanı Son noktası Muaz'ı da Örteyim kapatayım Yine böyle dini İslam için gittiğinde Veba salgınına Yakalanıp eşi ve çocuklarıyla Ve çocuklarıyla vebadan Şehit olan Muaz Böyle bir Muaz Bunlar Ashabın içerisinde kandil Hani ashabım yıldızlar gibidir diyor ya Biz tabi ashabı ayırmak kimin haddine
İmam-ı Azam'ın dediği gibi Onların en sonuncusu En aşağısı gibi görünen Haşa kelimem Allah mazur görsün Vahşinin atının burnundaki Terinin üstünde tozu dahi olamayız Diye nitelendirdi Bunlar ashabın yıldızları Bunlar ashabın önde gidenleri Bunlar tabiri caizse Allah delisi Bunlar Resulullah delisi O Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine Huneyn'de başına bir şey gelecek deyip Göğsünü siper eden Muaz Öyle bir Muaz İşte o İdris el-Havlani Günlerce Hiç kimse gelmeden Onunla görüşmek
Tanışmak için Dimeş Camii'ne hep erken gidiyor Her erken gidişinde bakıyor Muaz ondan önce gelmiş Her erken gidişinde bakıyor Muaz ondan ondan önce gelmiş Ve günler sonra Namaz kılarken Artık o gün Demiş ki ben bugün onunla tanışacağım Görüşeceğim Namazı bitinceye kadar beklemiş Nasıl namaz kılıyorlarsa Bitmek bilmiyor namaz Namaz kılmış Kılmış kılmış Çünkü Kur'an'ı hıfzında tutan Hadisleri hıfzında tutan Hatta ilk hadisleri yazan sahabelerden Bu hadis inkarcıları Bu kafirler Bunları görmezler Hadisleri yazan Muaz
Yazılı olarak arkasından Yaklaşık şimdi Adette yanılabilirim Yüz ellinin üzerinde Hadis bırakan Muaz Yazılı Bakın yazılı yazılı Yazılı Çok özür dilerim kendisinden de sizlerden de Tam ezberimde değil Yüz elli yedi tane Yüz elli yedi tane Hadis bırakan Muaz Muaz İşte bekliyor Namazı bitsin diye Sonunda diyor namazı bitti Namazı bitince Ben ona yaklaştım Ve önüne geçtim diyor Diz çöktüm Ona selam verdim Allah'a yemin ederim Ben seni seviyorum Öyle diyor
Allah'a yemin ederim ki Ben seni seviyorum Çünkü günlerce izledi onu Günlerce takip etti O Dimeşkin gençleri Gelip dini meseleleri ona soruyorlar Gruplar halinde Daha Muaviye yok Hz. Ömer efendimizin zamanında oluyor bu Bölük bölük gençler geliyorlar Soruyorlar onlara sohbet ediyor Muaz aynı zamanda ehl-i zikirdir Sahabenin içerisinde ehl-i zikir olan Muaz Ve gelin kardeşler Hani bir hadis-i şerif var ya Gelin kardeşler biraz imanımızı yenileyelim deyip İnsanları oturtturup Allah'ı zikrettiren Muaz Evet Gelin imanımızı yenileyim deyip
Milleti zikrullah alakasını oturtturuyor Diyor ki ona Allah için seni seviyorum O dedi ki Sen Allah için mi seviyorsun Evet Allah için dedim Yine dedi ki gerçekten Allah için mi seviyorsun Ben de dedim ki diyor gerçekten Allah için seviyorum dedim Onun üzerine elbisenden tutarak Beni kendisine doğru çekti ve şöyle dedi Seni kutlarım Seni mübareklerim Seni müjdelerim Zira ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim Allah-u Teala sırf benim için birbirini seven Benim rızam için toplanan Benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden
Ziyaret eden ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler Benim sevgimi hak ederler buyurdu Allah-u Teala şöyle buyurdu Sırf benim için birbirini seven Benim rızam için toplanan Benim rızam uğrunda birbirlerini ziyaret eden Ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler Benim sevgimi hak ederler Allah'ın sevgisini hak etmek istiyorsak Allah rızası için birbirlerimizi seveceğiz Allah rızası için Müslümanları seveceğiz Müminleri seveceğiz Allah'ın sevgisini hak etmek istiyorsak İkincisi Onun rızası için toplanacağız
Onun rızası için zikrullah'a geleceğiz Onun rızası için toplu olan ibadetlerimize Çalışmalarımıza gayret edip katılmaya çalışacağız Onun rızası için birbirlerimizi ziyaret edeceğiz Onun rızası için birbirlerimize hal hatır soracağız Onun rızası için birbirlerimize selam vereceğiz Ve onun rızası için sadaka vereceğiz İyilik yapacağız Onun rızası için birisinin bir şeye ihtiyacı var ise Ve onun ihtiyacını görebilecek noktadaysak Onun ihtiyacını Allah için görmeye çalışacağız Ve görürken de Sağ elimizin verdiğini Sol elimizin haberi olmayacak
Ve verirken de Ben filancaya yardım ediyorum Ben fişmancaya destekliyorum Ben filancayı gözetiyorum Ben filancanın cebine beş lira katıyorum Ben filancanın yemeği benden Filancanın ben işte kirasını ödüyorum Filancaya şöyle yardımım dokundu Fişmancaya böyle yardımım dokundu demeden Allah için iyilik yapmak Zekat dağıtırken kamyonların üzerinden fırlatıp atmak Zekat dağıtırken filanca firmanın zekatıdır diye yazı yazmak Herhangi bir şey dağıtırken reklam etmek İftar verirken reklam etmek Bilmem kaç boynuzda otellerde iftar vermek
İftar etmek Filancaya iftar veriyor deyip pankartlar yazmak Filancanın iftarıdır bu deyip O filancayı baş köşe oturtturmak Yapacaksak Allah için yapıp Sadakayı da zekatı da İyiliği de Allah için gizliden yapmak Allah için birbirlerine iyilik yapanlar Allah için sadaka verenler İşte bunlar Allah'ın sevgisini hak ederler Allah bizi onlardan eylesin Yine İbni Malik rivayet etmiş Üç özellik vardır Bunlar kimde bulunursa o imanın tadını alır Allah ve Resulünü gözünün gördüğü görmediği her şeyden ve herkesten fazla sevmek
Allah ve Resulünü gözünün gördüğü her şeyden ve herkesten fazla sevmek Allah ve Resulünü herkesten ve her şeyden fazla seversen Onların haram kıldıklarını helal edemezsin Göz yumamazsın İkincisi Sevdiğini Allah için sevmek Üçüncüsü Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra Tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek Hani İşte dervişlikten önce
Bir sürü hayatın olmuş Tekrar O bataklığa düşmemek için O noktaya gitmemek için O bütün her şeyi çirkin ve kötü görüp Ateşten kaçar gibi kaçmak O kimse ne yapıyor Bu üç şeyi üzerinde bulunduran kimse Üç şeyi üzerinde bulunduran Bir Allah ve Resulünü herkesten ve her şeyden fazla seven Sevdiğini Allah için seven Ve tekrar O günahı kebare küfre bataklığa düşmemek için Gayret eden insanlar Bunlar da ne olacak Bunlar da imanın tadını alır Hani Musa aleyhisselam Kurtulunca Firavunun zulmünden ve elinden
Ya Rabbi diyor Bir şey söyle bana Bir şey söyle Sana onunla ibadet edeyim Sana onunla teşekkür edeyim Ona diyor ki tevhidime devam et Bunu herkes söylüyor Ya Musa Bütün Kainat Bütün alemler Bütün varlık Bir kefeye konsa Öbür kefeye tevhidim konsa Tevhidim ağır gelirdi Tevhidimi küçük mü görüyorsun Denilen Musa İşte o Musa Bir gün diyor ki Cenab-ı Hak'a Ya Rabbi ne yapayım Sana nasıl bir şey yapayım Ya Musa Beni seven dostlarımla Dost ol Düşmanımla düşman ol
Allah için sevenleri sevmek Allah'ın düşmanlarına düşman olmak Allah'ı Allah için sevmenin işareti Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz Birbirlerinizi de sevmedikçe İman etmiş olmazsınız Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi Aranızda selamı yayın Allah Cümle Ümmet-i Muhammed'i ve bizleri Allah için birbirlerini seven Allah için birbirlerine iyilik yapan Allah için birbirlerini destekleyen Allah için birbirlerine arkadaş ve dost olan
kullarından eylesin Cenab-ı Hak bu üç aylar yüzü su hürmetine Cümle Ümmet-i Muhammed'i affedip Cümle Ümmet-i Muhammed'in hata ve kusurlarını Örten aylar eylesin İnşallah Haklarınızı helal edin Bizden yana da helal olsun Sürçü lisan ettiysek Af ola Bu arada da burada bulunan kardeşler Burada bulunamayanlar Hepiniz birbirlerinize bu üç ayların yüzü su hürmetine Haklarınızı helal edin Benden yana da helal olsun Burada bulunanların Benden bir alacağı sıkıntısı derdi bir problemi varsa Ben buradakken yüzüme karşı söylesin
Benim böyle bir derdim sıkıntım alacağım Söyleyeceğim sözüm var desin O da içinde tutmasın Varsa bir şey helallaşalım Burada olmayanlar Burada olanlar Burada olmayanlara bildirsin Burada olmayanlara söylesin Kimin benden maddi manevi ne alacağı varsa Kimin benle maddi manevi ne hesabı varsa Gelebilir her cumartesi buradayım Her perşembede gazcılardayım Şeyde Namazgah'tayım Oraya gelebilirler Benimle hesaplarını kitaplarını görebilirler Bürodayım büromu da herkes biliyor Hakkı hukuk olanlar Bir derdi olanlar Orada gelip orada da helallaşabilirler
3 aylara giriyoruz Herkesin helallaşması lazım 3 ayların hürmetine herkesin birbirine karşı İçinde herhangi bir şeyin olmaması lazım Kardeşler arkadaşlar Burada birbirlerinize karşı bir şeyiniz varsa da Burada söyleyin Burada da helallaştıralım Herkes buradakiler birbirlerini Haklarını helal etmişler demek ki O yüzden hepinize teşekkür ediyorum Geceniz hayır olsun inşallah Burada bir iki tane inşallah Soru var Onlar kardeşler de bizi kale alınmadı gibi görmesinler inşallah 2016 Regaib Kandili sohbetinizde günlük dersimizde olan tövbe arttırmamızı söylemiştiniz
Bu tavsiyenizi ilimiz derslerinde ya da sanal gruplarda paylaşıyorum Her sene Regaib Kandili ya da Recep ayında hakkınızı helal edin Sıkıntı var mı Yok normalde tövbenizi arttırın Zikrinizi arttırın Bu aylarda özellikle arttırın Eğer arttırabiliyorsanız inşallah Takva üzere oruç nasıl tutulur Oruç zahiren bir kimsenin belli saatler içerisinde yemekten içmekten cinsel ilişkiden kendisini kesmesidir Üç aşağı beş yukarı Asıl oruç O kimsenin dilini de gözünü de kulağını da haramlardan uzak tutaraktan tuttuğu oruçtur Allah öyle oruç tutanlardan eylesin inşallah
Erkekler yatarken gözlerine sürme çekmesi caiz midir? Bunlar normalde erkeklerin sürme çekmeleri dışarı çıkarken de yatarken de sünnettir Yatarken göze sürme çekmek göze şifadır hadiste sabit Aslında gözlerinde sıkıntı olanlar Mesela ben Benimki şekerden kaynaklı biraz ama olsun Şifa denmiş Şifa olur O yüzden normalde bayanlar da erkekler de Yatarlarken veya evlerinde gözlerinde sürme çekmeleri gözlerine şifa olur inşallah Hadis var bu konuda bir sıkıntı yok Erkekler eşlerini tek başına ömreye göndermesinde bir sıkıntı olur mu demiş
Hanefi'ye göre İmam-ı Azam'a göre öyle diyeyim İlk çünkü Hanefi İmamı Bir kadının yanında mahremi olmaksızın 80 km öteye gitmesi İmam-ı Azam'a göre caiz değildir Her ne kadar bazı araştırmacılar onun sonradan bu fetvada değiştirdiğine dair bir şeyler söyleseler de El İhtiyar'da, Dürer Gürer'de, El Hidayede, İbn-i Abidin'de, Fetevay-i Hindiyede, Meşhur Serahsi'de Bu hadis kitaplarında bu böyle geçer Sonradan gelen Hanefilerin bir kısmı yol güvenliğini söz konusu etmişlerdir Ama bu işin Şafilere göre 40 kişi bir grup var ise Şafi'ye göre, İmam-ı Şafi'ye göre
40 kişi mümin bir toplulukla bir kadın normalde seyahat edebilir mi? El cevap edebilir demişler Şimdi bu konu biraz sıkıntılı bir konu Bunu konuyu aşabilmenin bir yolu Bir seriyeye giden 10 tane asker Bir kabilenin reisinin kızını esir alıp geliyorlar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu mesele çok üzülüyor Ve aynı zamanda kızıyor, hiddetleniyor Onu neden esir aldınız, geldiniz diye Sonradan bu bayanın yanına güvenilir 10 tane asker veriyor Bir takım gibi Onu kendi memleketine geri gönderiyor Bu hadis kitaplarında geçen muteber bir hadistir
Muteber bir olaydır Buradan hareket ederekten yol güvenliği var ise Bir kimsenin seyahat güvenliği var ise Bunun 80 km öteye gitmesine müsaade edildiğine dair fetva çıkaranlar var Buradan Bir zorunluluk söz konusu ise O kimse bu iştahı kendisine delil edip bir yere gidebilir mi? El cevap gidebilir Öyle söyleyeyim Yoksa bir gün hatta Eskişehir'de üniversitede sohbet ederken Bu mezheplerden mevzu açılmıştı Sordum Eskişehir'den gelmeyen talebeler, bayan talebeler elini kaldırsın Hepsi de kaldırdılar Dedim hepsi de annesi babası ve dayısı amcası abisi getiren
Kaç kişi var? İki kişi kaldırdı onca insanları Dedim hepiniz günah kebair işlediniz Hanefi'ye göre E kaldı tabi ortalık Dedim bunun çıkış noktası bu hadis-i şerif Bu böyle bir hadis-i şerif var dedim Yol güvenliği söz konusu ise İnsanlar bu noktada bayanlar tek başlarına Yolculuk yapabilirler bu hadis-i şerife göre Diğer hadis-i şerifler de var Kadının mahrem olmaksızın Seksen kilometre öte gitmesi günah kebairdir diye Hadislerde var mı? Var Bu konuyu bir Mahremi iştahat edecek bunu Mesela bir kimse şimdi Irak'a gideceğim dese
Yol güvenliği yok Irak'ta Suriye'ye gideceğim dese yol güvenliği yok Suriye'de Yemen'e gideceğim dese yol güvenliği yok Orada da güvenlik yok Aslına bakacak olursanız işin enteresan noktası Dünyanın hiçbir yeri güvenli bir alan değil şu anda Bırakın dini ayrılıkları Bana güvenli bir ülke söyleyin Arkadaşlar dünyanın geldiği nokta bu Düşünebiliyor musunuz?
Dünya üzerinde güvenli sayabileceğiniz bir ülke yok Hele İslam ülkelerinde hiç yok Onların içerisinde en muteber En hani bu noktada güvenli bir nebze üst derecede olan Türkiye var Onu da bu PKK iyice gerilettirdiler de PKK'nın iyice çanını ot tıkadılar da Yani öylesi biraz güvenliğimiz rahatladı Yoksa biz de güvenli bir yer değildik yani O yüzden mesela dini olarak dini fetva olarak Kimse işte PKK'nın çok ağır insanları, sivilleri, çocukları, kızları Şehit ettiği yerlere yine güven söz konusu olup İnsanlar seyahat edemeyebilirlerdi
Haklarınızı helal edin Kandiliniz mübarek olsun Üç aylarınız mübarek olsun inşallah Selamun Aleyküm
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.