mustafaozbag.org

Ramazan Sohbeti - 29.03.2025

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 29 Mart 2025 · 44:17

Selamun Aleyküm. Aleyküm Selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip hakça yaşayan, hakkı tebliğ eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Nerede Müslümanlara zulmeden kanını, şerefini, haysiyetini, namusunu ayaklar altına alan zalim varsa Cenab-ı Hak hepsinden intikamımızı alsın. Amin. İsrail'i yerle yeksan eylesin. Amin. Destekçilerini yerle yeksan eylesin. Amin. Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin. Amin. Tüm İslam âlemini özgürlük nasip eylesin.
Amin. İslam âlemini aff-mağfiret eylesin. Amin. Ecmâin. Ramazan'ın son günüydü. Cenab-ı Hak tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul eylesin. Amin. Rabbim bir dahaki Ramazan'a kadar hayırlı nefes versin. Amin. İnşallah Cenab-ı Hak bir dahaki Ramazan'a da hayırlı buluştursun. Amin. Bir gün Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hutbeye çıkarken bir adım attı. Amin dedi. Malum merdivenlere çıkıyor ya. İkinci adımı attı. Amin dedi. Üçüncü adımı attı. Amin dedi. Hutbe irad edildi. Sonra tekrar hutbeden inince sahabe sordu. Dediler ki ya Resulallah bugüne kadar hiç uygulamada olmayan bir şey yaptınız.
Her adımda amin dediniz. Hikmet nedir? Sordular. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki ben dedi bir adım attım, bir adım attım da Cebrail kardeşim geldi. Dedi ki ey Muhammed kim anne ve babasının yaşlılığına denk gelir de cenneti kazanmazsa burnu sürtürsün dedi. Ben de amin dedim dedi. İkinci adımı attı. Kim Ramazan ayına yetişir de cenneti kazanmazsa burnu sürtürsün dedi. Ben de amin dedim. Üçüncü adımı attı. Bir toplulukta senin adın anılır da o toplulukta sana salatu selam getirmezlerse onların da burnu sürtürsün dedi. Ben de amin dedim dedi. Burada gecemizle ayımızla alakalı konu ne? Ramazan.
Kim Ramazan ayına ulaşır da cennetlik olmazsa affolmazsa burnu sürtürsün. Çünkü başka bir adi şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kim Ramazan ayını oruçlu geçirir, gecelerini de ihya ederse geçmiş günahları komple affolur buyurdu. Demek ki o zaman bir Müslüman, bir mümin Ramazan ayını bir kar ayı olarak görecek ve geçmiş günahları affolacak. Yani İslam'ı, Müslüman'ını sadece Ramazan ayına odaklamak veya Ramazan ayının içerisinde Kadir gecesine odaklamak değil bu. Yani o Ramazan ayını komple oruçlu geçirme ve gecelerini de ihya etme. Gecelerini ihya etme, genelde müfessirler işte teravih namazı kılmak, namaz kılmak, Allah'ı zikretmek, Kur'an-ı Kerim okumak diye açıklamalarda bulunmuşlar.
Yani geceyi ihya etmek, bir kimse yatsı namazını da kılsa namaz kılmış oldu. İçinde sünnet olan nafile namazlar da var, nafileydi kılmış oldu, ihya etmiş sayılır. Teravih kılırsa muhakkak burada hadis-i şerifte de teravih namazının çok önemli olduğu söylenir. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri birkaç gün mescitte kıldı. Ondan sonra farz olur endişesiyle evinde kılmaya başladı. Ama sahabe bunu devam ettirdi. Grup grup, grup, … gruplaşırlar. Böyle işte teravih namazı kılarlardı. Hz. Ömer radiyallahu anh hazretleri böyle grup grup kılınmaktansa bir tane onlara imam tayin etti. Kur'an'ı iyi bilen, hırsında fazlaca Kur'an olan bir sahabe dedi ki bundan sonra senin arkanda herkes cem olsunlar dedi.
Hatta Hz. Ömer Efendimizin dilindendir bu, bu ne güzel bir bidat oldu dedi. Yani güzel bir bidat oldu, bidat-ı hasene oldu babında bir söz söyledi. Tabii bir kısım dini akım gibi görünen bazı akımlar böyle hani bidat-ı haseneyi de kabul etmezler, bidat bidattır derler. Bir de hatta bidat-ı işleyeni daha da böyle kötülerler. Bu Hz. Ömer Efendimiz'e de gider bu söz, Allah muhafaza eylesin. Hz. Ebu Bekir Efendimizin de böyle güzel bidat dediği birkaç hadisesi var. Şimdi öyle olunca teravihi de Hz. Ömer Efendimiz'den sonra sahabeler cemaat halinde kılmaya başladılar. Ondan sonra İslam dünyası teravih namazlarını normalde bazı yerlerde 20 rekat, bazı yerlerde 8 rekat kılmaya başladılar.
Hanefiler 2 rekat ile 20 rekat arasında teravih namazının kılınabileceğine dair hükmetmişler. Dileyen gücü yetmez, hasta olur, bir şey olur ama teravih namazının sevabını almak için 2 rekat da kılabilir, 4 rekat da kılabilir. Hamiledir, hastadır, başı dönüyordur, tansiyonu vardır. 4 kılar, 6 kılar, 8 kılar filan genelde ama bazı yerlerde 8 olarak kılmaya devam etmişler. 20 rekat'a kadar kılınabilir. Bizim toplumumuzda da 20 rekat kılmaya gayret ederler. Ben yaşlı ihtiyarım, şeker hastasıyım. Ben 8'e cem ettim onu. Çünkü başka bir adi şerifte hani cemaatle kılan kimseler arkasındaki yaşlıları, ihtiyarları, emziklileri, hamileleri, hasta olanları, güç yetiremeyenleri düşünecek. Öyle düşünerekten işte nafile namazlarını veya nafile ibadetleri, cemaatle olan ibadetleri kısa tutmak evla.
O yüzden biz de orta derecede böyle bir teravih namazını kıldık. Hamdolsun. Ben kendi nefsim için söyleyeyim. Ben çok mutlu bir Ramazan geçirdim. Oruçlarımızı tutabildik elhamdülillah. Tabi böyle bazı rahatsızlıklar olan kimseler tereddüt ediyorlar. Hani götürebilecek miyim, götüremeyecek miyim diye. Çünkü yaş geçtikçe böyle rahatsızlıkların etkisi de artıyor. Cenab-ı Hak hamdolsun. Zorlanmadık ondan sonra. İftardan sonra biraz kafa karışıklığı oldu. Ama işte teravih de geç başlayaraktan o karışıklığı da giderdik. Cenab-ı Hak hamdolsun. 30 Ramazan orucu tuttuk. Ardından elhamdülillah teravihlerimizi kıldık. Cenab-ı Hak'a bu noktada hamdü sena ediyorum. Mutlu, mesut, tatlı bir Ramazan geçirdik hamdolsun.
İnşallah o müjdeye nail olanlardan oluruz. Hani demiş ya 30 Ramazan kim orucunu tutar gecelerinde ihya ederse geçmiş günahları affolur diye. İnşallah biz de o Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin işaret ettiği, müjdelediği o kullardan oluruz. Affolmuş oluruz inşallah. Ben öyle inanıyorum işin doğrusu. Normalde bütün kardeşler üzerine de hüsnü zan besliyorum. Elhamdülillah biz büyük bir çoğunluk olarak kardeşlerin işlerinden hani böyle bazen rahatsızlıklarından dolayı tutamayanlar oldu. Ama velakin çoğunluk oruçlarında çok sağlam bir şekilde oruçlarını tuttular. Hamdolsun büyük bir topluluk olarak kendimizce oruçlarımızı tuttuk.
İnşallah Rahman o affolmuş kullar zümresine ilhak oluruz. İslam Ramazan'da bitmiyor. Ve normalde Ramazan'dan sonra da hayat devam ediyor. Biz yine Ramazan'dan sonra işte farzları yerine getirip nafilelerle Allah'a yaklaşma, Allah'ı çok zikretme, Allah'ı sevme yolunda hayatımızı devam ettireceğiz. Tabiri caizse tesbih tanesi gibi nura nur ekleyerekten, hayra hayır ekleyerekten, faziletlere fazilet ekleyerekten, derinliklere derinlik ekleyerekten hayatımızı böyle devam ettireceğiz.
Dünyayı terk etmek yok. Dünyayla da lazım olduğu kadar dünyayla olan iştigalimizle devam edeceğiz. Ama asıl hedefimiz de Allah'ın gölgesinin altında gölgelenmek olacak. Bu dünya sonuçta gelip geçici. Bir bakıyorsunuz 20 yaşındasınız, bir bakıyorsunuz 65 yaşındasınız. Geriye bakıyorsunuz sanki hiçbir şey yaşamamış gibisiniz. Sanki her şey dünmüş gibi. Bir bakıyorsunuz, aa ölmüş insan. E ne oldu ya ölüverdi, işte ölüveriyor gidiyor. Normalde geriye baktığında sanki dünmüş gibi her şey. O yüzden bu geçici hayatın içerisinde biz ebediyete doğru, ebedi aleme doğru kalıcı bir şeyler yapalım. Dünyada yaptığınız şeyler, dünyalıklar kalıcı değil.
Han da olsa, hamam da olsa, apartman da olsa, ne yaparsanız yapın. Bu dünyayı ilgilendiriyor. Normalde kalıcı değil. Ben bazen örnekliyorum. Bizim aynı yerde 6 tane ev vardı. Yıkıldı hepsi de. Bizim gözümüzün önünde yıkıldı. 25-30 yıl içerisinde yıkıldı gitti. Kiremitlerini çaldılar. Mümkünse ne varsa içindesin, alıp götürdüler. 4 duvar kaldı orada. Kendi kendime baktığımda, hani diyorum bunun içerisinde, herkes malım diyordu, evim diyordu. Sımsıkı sarılıyordu. Hiçbir şey kalmadı orada. Ondan sonra da hepimiz de, biz evleri birer birer sattık. Ondan sonra, orada ev de kalmadı. Bir tane kaldı şimdi orada. Geri kalan hepsi de satıldı, gitti. Normalde, hani nerede, dünyaya çaktığın kazık, sağlam bir kazık değil.
Önemli olan, ebediyeti olan bir kazık çakmak. O yüzden, bayramdan sonra da, Ramazan'dan sonra da, veyahut da, mübarek gecelerden sonra da, hayat devam ediyor. Biz yine ebedi, hayata, bir kazık çakmaya gayret edeceğiz. İnşallah. sanki hiç koşturmamışız gibi, bayramdan sonra tekrar, Allah'ın izninden, derslere, zikirlere, hizmetlere devam edeceğiz. Koşturmaya devam edeceğiz. Ben de gücüm yettiğince, inşallah yine kaldığımız yerden, ondan sonra il, ilçe, mahalle ne varsa, dolaşarak Allah yolunda koşuşturmaya gayret edeceğiz. Yılmak yok, durmak yok. Bu noktada, gaflete düşmek yok. nefsine, heva ve hevesine uymak yok. Sıkı bir şekilde, Allah yolunda, cihad etmeye devam edeceğiz.
İnşallah. Bayram programıyla alakalı, genelde 12'de, 1'de başlıyorduk. Ama yetişmiyor. Çok geç vakte kadar kalınıyor. O yüzden Allah'a izin verirse, yarın bayram programını erken başlatacağım. 10.30-11 gibi inşallah. Bayramlaşmayı başlatacağım. Çünkü, gün geçtikçe arkadaşlar da çoğalıyor. Öyle olunca, uzun sıralar bekleniyor. Onlara da üzülüyor. Ben kendimle alakalı bir sıkıntım yok. Ben kocaman bir ailenin, aileyi toplamanın mutluluğunu yaşıyorum ben. Öyle bazen arkadaşlar yorulduğumu söylüyorlar. Ben sizin gülen yüzünüzü görünce, benim yorgunluğum falan aklıma gelmiyor. Hem ben o kadar daha yaşlı değil mi? Şurada da 60-65 yıllık bir ömrüm var.
Öyle hemen ölecek gidecek diye de gözümün içine bakmayın. Dişlerimi bile yaptırıyorum. Ölecek olan insan diş yaptırır mı? O yüzden, daha ölmeye niyetimiz yok. Daha inşallah. Allah sağlık ömür versin. Koğuşturacağız daha. Daha çok yerlere gideceğiz inşallah. O yüzden öyle ölmeye gözü olan bir kimsenin dişlerini yaptırmaz. Ne yaptırsın? Yok yaptırıyorum dişleri. ki size de işaret olsun. Bakın ölmeye niyetim yok. Öyle gözünün içine bakmayın. Bazen soruyorlar, senden sonra ne olacak diye. Ya senden sonra ne olacak? Hayırdır? Yaşarken mezara mı gömdünüz beni? Senden sonra ne oluyor? Bakıyorlar şimdi. Diyorlar ki kendilerince işte yaşa 65 oldu.
Şurada yaşasa yaşasa 10 yıl. Hayırdır? Ömrü siz mi biçiyorsunuz? Ölmeyecek değiliz. Öleceğiz. Belki de yarın öleceğiz de. Ama Allah yolunda koşturacağız. Ölecekmişiz gibi kenara çekinmek yok. O yüzden benim dini anlayışımda son nefesine kadar koşturmak, mücadele etmek var. Sahabe hiç durmadı. 84 yaşında Eyüp Ölen Sarı Hazretleri İstanbul surlarının önünde şehit oldu.
84 yaşında. Atın üstünde durmaya mecali yoktu. Atın üstüne kendisini bağlatırdı. Yaşlılıktan dolayı düşmesin diye atın üzerine kendisini bağlatırdı. O yüzden Anadolu toprakları birçok sahabeye tabiri caizse yurt olmuş. Anadolu toprakları birçok sahabeye yurt olmuş. Anadolu toprakları bu manada sahabeyi ebedi istirahatına dönüşen yer.
Baktığımız zaman İstanbul'un etrafı bir sürü sahabeler var. Anadolu'da sahabeler var. Onlar ilahi kelimetullah için buralara kadar gelmişler. Bu topraklara gelen tırnak içerisinde ırkçılık olarak algılamayın. Anadolu Müslümanları, Türkler o bayrağı Avrupa'ya taşımışlar. Avrupa'nın derinliklerine kadar götürmüşler. Şimdi biz de Avrupa'nın en uç noktalarına kadar götürmeliyiz. Ecdadın bıraktığı yerden Viyana'ya kadar gitmiş ya, biz ondan ötesini düşünmeliyiz. Ve ondan öteye doğru yürümeliyiz. Arz la ilahe illallah denilinceye kadar savaşmakla emrolundum diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Böyle kendi kendimize de bu hadis-i şerefi bize unutturmaya çalışıyorlar.
Cihadı unutturmaya çalışıyorlar. Yok cihat öyle olmazdı, böyle olurdu. Yok eskisi gibi silahla şimdi cihat olmaz. Bunları söylüyorlar ya bize. Bakın silahla cihat olmaz diyenlere çok bariz örnek. Gazze'de her gün pis Siyonist İsrail'ler her gün katliam yapıyorlar. Hani silahla cihat olmaz diyen, Suriye'de, Irak'ta her gün Müslümanlar katlediliyor.
Biz uzak doğuya doğru gidersek Müslümanlar katlediliyor her gün. Ama değişik odaklar yıllardır bize onu söylüyorlar. Hani cihattan ne anlıyorsunuz? Kılıcı alıp savaşmak mı? Evet gerekirse kılıcını alıp savaşmak. Aha savaşmaktan uzak durdun da ne oldu? Müslümanlar katlediliyor her gün. Müslüman savaşmak zorunda. Müslüman cihat etmek zorunda. Müslüman toprağını koruyacak, canını koruyacak, namusunu koruyacak, din kardeşlerini koruyacak. Korumak zorunda. Gavurlar durmuyor. Gavurlar her gün Müslümanlara zulmediyor. Her yerde zulmediyor. Bakın her yerde zulmediyor. Her şekilde zulmediyor.
Siyasi, askeri, ekonomik, kültürel zulmediyor. Ve o Müslümanlar o zulüm altında yaşıyorlar. Bütün dünya üzerinde Müslümanlar zulüm altında. Gavurların biz merhametine kalmışız her yerde. Her yerde Osmanlı yıkılmış, Osmanlı'nın bıraktığı topraklara kendilerinden birer tane vali atamış. Bu devletler Fransası, İtalyası, İngiltere'si onlar tarafından yönetiliyor.
Bakın İsrail'e bir şey yapabiliyor mu İslam dünyası? Yapamıyor. Yapabilecek silah da üretmemiş zaten. Yapabilecek lider de üretmemiş. Yapabilecek askeri personel de üretmemiş. Krallar, kraliçeler, devlet başkanları her biri satılık. Satmışlar kendi ülkelerini, kendi vatanlarını, kendi dinlerini. Peşkeş çekmişler. Bir avuç İsrail, Müslüman dünyayla alay edercesine her gün katliam yapıyor. Çocukların ırzına geçiyor, kadınların ırzına geçiyor, çocuk erkeklerin ırzına geçiyor. Bunlarla dalga geçiyor, alay ediyor. Ve İsrail o katliama devam etsin diye bütün devletler ona silah veriyor. Başta ABD olmak üzere.
Başta ABD olmak üzere. Rabbim hepsini de birbirine düşürsün. Amin. Hepsini de yerle yeksan eylesin. Amin. Hepsini de batırsın. Amin. Hepsinden de İslam'ın, Müslümanların intikamını alsın inşallah. Amin. Ve biz, Allah affetsin bu fakir yıllardan beri cihattan bahsettikçe, hep alay konusuyum, hep eleştiri konusuyum. Yani hayal dünyasında yaşıyor. Eee, işte hala da kılıçta cihat edileceğini düşünüyor. Ha işte gör. Bizim başımıza PKK'yı sardılar mı? Sardılar. Kırk yıldan beri, elli yıldan beri. Ben liseye gidiyordum. Kurdari, Azadiciler vardı. Tire'de bizim Endüstri Meslek Lisesi'nin karşısında liseye getirmişlerdi onları. Büyük bir çoğunluğu Ermeniydi. Ermeniydi.
Ben o zaman daha liseye gidiyorum, on altı yaşındaydım. Ben şu anda altmış dört yaşındayım. O gündür, bugündür PKK var bu ülkede. Kim kurdu başlangıçta? İngilizler kurdu. İngilizler kurdu. Osmanlı zamanında kurdular. Osmanlı zamanında. Onlara dediler ki, size ayrı bir Kürt devleti kuracağız. Osmanlı zamanında söylediler. Orada ne kadar mollalar, meleler varsa onları dolaştılar teker teker. Bunlar sizin hakkınız dediler. Osmanlı zamanında da. Ve ondan sonra Cumhuriyet'in başına onları bela ettiler. İçlerinde Ermeniler var, içlerinde normalde. Oradaki ne kadar İslam olmayan unsur varsa hepsi de var içinde. Hatta Bediüzzaman Said-i Nursa Hazretlerine bile gittiler.
Ona bile söylediler böyle bir şey olacak diye. Bir tek Bediüzzaman onlara kanmadı. Enteresan bir şeydir. Onun mektubatında bir bölüm okudum ben. O orada mektubatta zannediyorum 26. mı 28. mektupta mı ne bir bölük var. Bir bölüm var. Hani Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever. Ayet-i kerimesine diyor ki, bu Allah'ın sevdiği bu kimseler Türklerdir diyor. Bediüzzaman Said-i Nursa Hazretleri. O yüzden Türklerin üzerinden yeniden İslam neş-i neva bulacak. ben Türklere arkadan hançerlemem diyor. Kısacası bu. Benim anladığım bu. Yıllar önce okumuştum bunu. Bir mektubat hediye edilmişti de enteresan öyle bir denk geldi. Şimdi gavur durmaz, kafirler durmaz. Hiçbir yerde.
Bu topraklarda yok mu var? Adam açık açık ne diyor? Bütün diyor yurtları, bütün Kur'an kurslarını yıkacağım diyor. Bütün dini nikah kıyanları tutuklayacağım diyor. Dini nikah kıyanları diyor, ağır cezalar vereceğim. O nikaha göz yuman savcılara da ağır ceza vereceğim diyor. Yüzümüze söylüyorlar bizim. O kin, o nefret onlarda bitmiş değil. Bu topraklarda İslam'ın kökünü kazımak istiyorlar. Batılılar da istiyor, içimizdeki gavurlar, içimizdeki batılılaşmış olanlar da istiyor. İstiyor bunu. Acı şeyler bunlar. Müslümanlar bunu görmek istemiyorlar. Müslümanlar bunlarla mücadele etme azimini kaybettiler.
Ne yazık ki, içimizden çıkan ahmaklar, bunlar siyasetçiler, bürokratlar buna dahil, bazı cemaatler, tarikatlar buna dahil. Bu ahmaklar yüzünden insanlar İslam'a saldırıyor. Bir işte muhafazakar görünümlü bir siyasetçi bir hırsızlık yapıyor, bir haksızlık yapıyor, İslam'a mal ediyorlar. Acı şeyler veyahut da bir tarikat ehli veya bir cemaat ehli kurallara uymuyor, Kur'an ve sünnete uymuyor.
Kendi heva ve hevesine dalmış, istismar ediyor yolunu, dinini, ahlakını. Onu örnek göstererekten dinle savaşıyorlar. Ama öbür tarafta dinsizliği ilke edinmiş, her türlü ahlaksızlığı ilke edinmiş, her türlü din dışılığı ilke edinmiş bir kısım gruplar sevgili görünüyor ülkede. Tatlı görünüyor, yumuşak görünüyor. Onlara hoşgörülüyor, Toralans'la yaklaşıyorlar. Ya birisi benim ülkem için diyor ki yakın, yıkın, bunu kim derse desin. Karşısına dururum, ister CHP'lisi, ister AK Partilisi, ister MHP'lisi, ister A Partilisi, ister B Partilisi. Yakın, yıkın diyen bir kimse bu ülke ayağa kalkıp sen nereyi yakıyorsun, yıkıyorsun diyemiyor. Diyemiyor.
Yakmayı, yıkmayı gençlere önüne koyuyor. Gençleri yakın, yıkın, ezin, geçin. Ya bu ülke insanı uyutulmuş, uyutulmuş, seyrediyor. Onlar da yakıyorlar, yıkıyorlar. İyi ki telefonlar var, kameralar var. Gencecik polisin yüzüne, annesine, avradına sövüyor. Buradan birinizi kaldırayım ben. Buradan birinize birisi gelsin, ana, avraç sövsün. Sövebilir mi? Küfredebilir mi? Tırnak içerisinde masum görünüyor bunlar. Yıkıyor, masum görünüyor. Yakıyor, masum görünüyor.
Seyrediyorum. ODTÜ'de eylem var. İçimden diyorum ki ODTÜ, dünyada sayılı üniversitelerden birisi. Ve tembeller, ve aymazlar. Bir vatan düşmanları, memleket düşmanları. İcat ettiniz küçücük bir şey var mı? Memleketin faydasına icat ettiniz. Üniversitelerden. Memleketin faydasına icat ettiniz. Bir tane faydalı bir şey var mı? Bir aşı mı buldunuz? Bir element mi buldunuz? Bir makine mi ürettiniz? Bir alet mi ürettiniz? Bir felsefe mi ürettiniz? Tüğür açacak ekonomide bir şey mi ürettiniz? Üniversiteler eylemde ama.
Hiç kimse sorgulamıyor. Ne kadar profesör var? Şu kadar. Ne kadar maaş alıyorlar? Bu kadar. Ne ürettiniz kardeşim? Ne ürettiniz? Bu ülkenin faydasına ne ürettiniz? Bu kadar tıp fakültesi var. Ne ürettiniz? Bu kadar makine mühendislikleri var. Ne ürettiniz? Bu kadar mühendislikler var. Ne ürettiniz ülkenin faydasına? Bilim adamı hepsi de değil mi? Ne ürettiniz kardeşim? Dünyanın önüne çığır açacak. Ne ürettiniz? Ne ürettiniz ya? Ben 2000 yılından beri şeker hastasıyım. Yut hapı.
Yaşa. Neden bir örnek diyorum bir hastalığın tedavi eden bir şey üretmediniz? Sağlıkla ülke soyuluyor. İlaçlarla ülke soyuluyor. İlaçlarla ülke uyutuluyor. İlaçlarla ülke ütülüyor. Ne ürettiniz? Evet ürettiler. Ne ürettiler biliyor musunuz? Çöp konteynerlarını yakıp, çöp konteynerlarını yakıp polisin üzerine atmayı ürettiler. Ne ürettiler? O kimya bilgilerini, molotof kokteyli yapmayı öğrettiler. Polise molotof kokteyli attılar. Bunlara kafası yetti. Bu kadar kafaları. Kimyaları bu kadar. Bilgileri bu kadar. Eğitimleri bu kadar.
Görgüleri bu kadar. Bu kadar. Görgüsü bu kadar. Kendisini koruyan polisin annesine, avradına sövecek kadar ahlakı. Bu kadar. Ahlakı bu kadar. Başka bir şey değil. Ramazan bu mübarek ayda içki şişeleriyle, içki şişeleriyle boy gösterecek kadar ahlakları. Ağır tahrik var aslında. Bakıyorlar bunlar galayana gelsin diye, Müslümanlar uykuda halbuki de onu görmüyorlar. Galayana gelecek noktada değiller. Ama ne yazık ki böyleler. O yüzden dışarıdaki gavurlar da, içerideki gavurlar da, bunu açıklıkla söylüyorum. İstedikleri kadar beni mahkemeye versinler.
Açıklıkla söylüyorum. En büyük tehlike bu. Dışarıdaki ve içerideki gavurlar, İslam'ı kökten ve Müslümanları kökten kazımaya çalışıyorlar. Daha dün bana bir mahkemeden kağıt geldi. Biz şikayet etmişiz onu, hakaret etti diye. Adam ağır bir küfürle şunu yazmış. Ben hiç okumuyorum moralim bozulmasın diye. Nasıl küfür etmişler diye. Şunu yazmış. Bunun gibi bilmem ne bilmem ne çocuklarını kendi kanlarında boğmak lazım. Yani beni kendi kanımda boğacak. Bu ne demek? Beni silahla vursa o kadar kan akmayacak. Kesecek yani beni. Kendi kanımda boğacak beni. Bakın bunlar bu kadar gözü dönmüş bir mahlukat. Bunların gözü dönmüş, içerideki kafirlerin gözü dönük fırsatını bulsa seni kesecek.
Bana gelen mahkeme kağıdı. Yani Mehmet Emin'i arayıp soracağım bunu ben böyle yayınlayabilir miyim diye. Yayınlayacağım onu çünkü. Yani kendi kendime düşündüm. Demek ki bunların eline fırsat geçmiş olsa dedim. Gavur ya. Bir Müslümanı kim kanında boğmak ister? Gavur. Bir Müslümanı kanında boğmak isteyen gavurdur ancak. Başka kimse değil. Ha belki de yarın öbür gün onu beraat ettirirler yani. İşin bir de o tarafı var. İşin bir de o tarafı var. Ve kendi kendime dedim ki Müslümanlar hala da uyanmıyorlar. Yani dışarı seyrediyorum, olayları seyrediyorum. Allah Allah vur, kır, yak, yık. Evet.
Yani ne demeliydim ben? Aşure dağıttırmıyorlar. 600 tane polis indirdiler buraya. Ne yapacaktık biz? Dışarı çıkıp yakın, yıkın mı diyecektik? Kimi yakıyorsun, yıkıyorsun? Memleketini mi yakacaksın, yıkacaksın? Kimle cedelleşeceksin? Polisle. Polis kim? Koçun evladı polis olmaz. Sabancı'nın çocukları polis olmaz. Zengin gavurcukların çocukları polis olmaz.
İstanbul zengin dükkasının çocuklarının hiçbirisi. Devlet tarihlerinde bir vazife almaz. Onlar savcı hakim olmaz. Onlar polis olmaz. Onlar komiser olmaz. Onlar asker olmaz. Onlar subay olmaz. As subay olmaz onlar. Onlardan yüzbaşı, binbaşı, albay, kurmay, albay göremezler. O zaman kimi öldürecek bunlar?
Seni beni öldürecek. Biz kiminle çatışacağız? Kendi kardeşimizle, polis kardeşimizle çatışacağız. Kendi devletimizle çatışacağız. Öyle mi? Kendi devletimizi mi çatırdatacağız? Öyle mi? Ne yapacağız? Kendi devlet kurumlarımızı mı batıracağız? Müslümanlar nasıl bir uykuya dalmışlar?
Müslümanlar ne tarafa doğru gidiyor? Nereye koşuyor? Kendi kendime düşünüyorum böyle. Diyorum ya bu kadar olamaz. O yüzden hesap büyük. Hesap çok büyük. Hesap küçük bir hesap değil. Şu anda gavurun karşısında direnen bir avuç Anadolu Müslümanı var. Gavurların karşısında direnen bir avuç Anadolu Müslümanı var. Siz ona tarikat deyin, adına cemaat deyin, adına ne derseniz deyin. Onlar ufak, küçük, büyük bir aradalar. Bir avuç, bir avucuz biz. Biz çok kalabalık değiliz. Çok kalabalık değiliz. Kur'an ve sünneti seneye sımsıkı yapışmış bir avuç Müslümanı var. Anadolu'da, İstanbul'da ne derseniz deyin. Geri kalan o bozulmadan nasibini almış.
Dünya aldatmış onu. Makam aldatmış, mevki aldatmış, para aldatmış. Rahat aldatmış. Evinde mışıl mışıl uyuyacak aldatmış. Lüks evi aldatmış. Lüks arabası aldatmış onu. Villası, katı, yatı onu aldatmış. İşi onu aldatmış. Aldatmış. Kur'an ve sünnet mücadelesi vermiyorsa aldanmış o Müslüman. Kur'an ve sünneti seneye yaşanması ve yaşatılması için bir nebzecik, bir derdi yoksa o Müslüman aldanmış, kanmış, rahata kanmış, dünyaya kanmış, tatile kanmış. Tatil, oh 9 gün bayram tatili oldu. Haydi gidelim nereye? Haydi gidelim New York'a gidelim. Ulan senin dininle savaşan adam Amerika. Nereye gidiyorsun tatile sen?
Senin dininle savaşan Avrupa. Sen nereye tatile gidiyorsun Avrupa'ya? Senin, seninle savaşmayı bekleyen bir Yunanistan var. Sen nereye Yunanistan'a tatile gidiyorsun? Tatil ne bir Müslüman için, bir mümin için? Tatil ne? Sen İslam hakim mi kılındı da sen tatile çıktın? İslam her yerde ne şu ne va oldu, yaşıyor da sen tatile çıktın. Nasıl bir İslam anlayışı, nasıl bir din anlayışı? Hz. Muhammed Mustafa'nın 23 yıllık ömrü savaşmakla geçti. Hz. Ebubekir'in ömrü savaşmakla geçti. Hz. Ömer Efendimiz'in ömrü savaşmakla geçti. Hz. Ali Efendimiz'in ömrü savaşmakla geçti. Hz. Ali Efendimiz Kur'an ve sünnet yolunda yürüdü. Evlatları Kur'an ve sünnet üzerine yürüdü.
Kur'an ve sünnet üzerine yürüdü diye birisi zehirlendi. Birisi hunharca şehit edildi. Yanındaki evlatlarıyla beraber. Sen ne tatili düşünüyorsun? Sen evinde nasıl yatmayı düşünürsün ya? Sen nasıl bir dizi kurban olursun? Sen nasıl bir AVM kurban olursun? Sen nasıl bir kapitalist sistemin peşine düşer gidersin? Ey Müslüman sen ne zaman uyanacaksın? Gazze'deki bir İsrail gelip bağrına bastığı zaman mı uyanacaksın? Geç kalacaksın o zaman. Filistin'deki gibi bağrına İsrail gelip bastığında mı uyanacaksın? Geç kalacaksın. Toprakların fiili olarak işgal edildi de mi uyanacaksın? Geç kalacaksın. Her şeyin batılılara peşkeş çekiliyor. En sonunda gelip devletini de peşkeş çektiklerinde mi uyanacaksın?
Ne zaman uyanacaksın? Seni uyandıracak ne lazım? Ne iksir lazım sana Kur'an ve sünnet dururken? Kur'an ve sünnet orada dururken uyanmak için ne ilacı istiyorsun daha? Zor günler geliyor. Daha da zor günler geliyor. Yani bunu daha önce söyledim. Dedim böyle şeyleri söylemek istemiyorum. Zor günler geliyor diyorum. Zor günler geliyor. Daha da zor günler gelecek. Müslümanlar adına, İslam adına zor günler geliyor. Ben aydınlık bir gün göremiyorum. Ben parlak bir gün göremiyorum. Yatıyorum kalkıyorum ızdırap. Yatıyorum kalkıyorum kanter içindeyim. Bunlardan şikayetçi değilim. Ama Müslümanlar uykuda.
Müslümanlar uykuda. Derdim bu. Kendi kendime gavur uyumuyor. Gavur ayakta. Gavur bir sürü hesap kitap ediyor. Bir sürü hesap kitap ediyor. Bir sürü oyunlar kuruyor. Bir sürü tezgahlar kuruyor. İçimizden aldıkları, sattıkları var. İçimizden kendisine peşkirci yaptıkları var. Peşkirci yapmış adam kendisine. İçimizde cemaatler var, tarikatlar var. Satılmış. İçimizde şeyhler var. Satılmış. Alimler var. Satılmış. Siyasetçiler var. Satılmış. Evet. Ve canı isteyen tırnak içerisinde, Kur'an ve sünnete, vatana ve millete istediği gibi kötü şeyi söyleyebiliyor. Bundan daha kötü ne bekliyorsunuz?
Yakın yıkın diyor ya. Yakın yıkın diyor. Takip ediyorum. Bu adama herhangi bir savcılık, bir savcılık. Yakın yıkın dediği için bir kovuşturma, bir soruşturma açmış mı? Açmadı şu ana kadar. Açmadı. Bakın açmadı. Şu ana kadar açılmış bir dava yok. Husis'i takip ediyorum. Bir savcı bu gençleri galayana getirip, halkı kin ve nefrete büründürüp, kin ve nefrete büründürüp, kamu mallarına zarar verdirip, yasaları çiğnetip, yasaları çiğnetip bir şey yaptırıyor. Hadi yargılayın, hadi yargılayın, hadi dava açın. Biz şuradan yürüsek aşağı doğru kodesteyiz.
Açılmadık dava kalmaz üzerimizde. Yakın yıkın diyor. Ne açtınız dava? Ne yaptınız? Adamlar hatimle teravih kılıyorlar. Adam bu kadar din cahili. Çünkü Allah bilir ama İslam değil. Diyor ki bu hoca boşuna diyor, buradaki diyor, Özgür'ün konuşmasını kesmek için diyor namazı uzatıyor diyor. Davuz duruna çalıyorlar, halaya çekiyorlar orada. Bilmiyor. Ya da İslam değil. Herkes susuyor. Ha Ramazan mübarek gün, evet. Herkes ibadetinde, taatinde.
Hüsnü zan beslersek öyle. Değil. Ölü toprağı var üzerimizde. Mümin, mümin ise Hz. Muhammed-i Mustafa'nın üzerine verilmiş özellik onun üzerine de verilir. Ta uzaklardan onun gönlüne korku girer. Kafirin. Eğer gerçekten mümin ise. Kafirler sizden korkmuyorsa siz dünyaya dalmışsınız. Kafirler sizden çekinmiyorsa siz dünyanın peşine düşmüşsünüz. Kafirler bizden korkmuyor. Ne içerideki, ne dışarıdaki. Korkmuyorlar. Korkmuyorlarsa biz dünyaya dalmışız. Allah'la bağımızı koparmışız. Hadis-i Şerif ahir zamanda ne zaman ümmet diyor sabanın sapını tutarsa helak olur diyor.
Ne zaman sığırın kuyruğunu tutarsa helak olur diyor. Biz kimimiz sabanı tutmuşuz, kimimiz sığırın kuyruğunu tutmuşuz, helak olmuşuz. gavurlar bizden korkmuyor. İçerideki de, dışarıdaki de gavurlar bizden korkmuyor. Korkmuyorsa o zaman biz kendi müminliğimizi sorgulayacağız. Allah bizi affetsin. Ben kısacık bir şey konuşacaktım. Böyle arefe günü sizi daha fazla zamanınızı almayacaktım. Biz de ağzımızı, dilimizi tutamıyoruz demek ki. Haklarınızı helal edin. Rabbim yeniden Ramazan yüzü su hürmetine bizim silkelenip kendimize gelip Kur'an ve sünnet yolunda koşturma azmi verdiklerinden eylesin. Amin.
El Fatiha. Ma selamat. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi