Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 1 Mart 2025 · 30:55
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi affettiği kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi cemaliyle, vuslata erdirdiği kullarından eylesin, bu Ramazan mübarek gününde inşâAllah af olmayı Cenab-ı Hak cümlemize nasip eylesin, Kim Ramazan ayına ulaşırsa, aff olmazsa, onun burnu sürtülsün demiş hadis-i şerfi, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem.
Uzun bir hadis biliyorsunuz, üç tane burnu sürtülecek insan var. Birincisi Ramazan ayına gelir de o aff olmazsa, ikincisi anne babanın yaşlılığına denk gelir de aff olmazsa, Üçüncüsü benim bir mecliste adım anılır da orada bana salat-ı selam getirilmezse burnu sürtürsün diye Cebrail aleyhisselam söylüyor, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de amin diyor bu duaya. O yüzden Ramazan ayına kim yetişir Cenab-ı Hak ona nefes verirse, Ramazan'ın sonunda inşâAllah af olmuş olarak bu dünyadan göçer gider. Eğer göçer giderse, göçüp gitmezse bir dahaki Ramazan'a inşâAllah Cenab-ı Hak hayırlı ömür nasip eylesin, bir dahaki Ramazan'ı da yaşasın inşâAllah. Malum Ramazan ayı, af ayı, lütuf ayı, ikram ayı, ihsan ayı, Cenab-ı Hak'ın Ümmet-i Muhammed'e bahşettiği bir ikram.
Çünkü işte belli bir zaman oruç tutuyorsunuz, o orucun karşılığında bütün geçmiş günahlarınız af oluyor. Ne kadar ne var ise. Bunu böyle hadisi şerifte ayırmamış, şunlar müstesna dememiş, bunlar affolmaz dememiş. Kim Ramazan ayını Allah için orucunu tutar, Allah için orucunu tutar ve Ramazan ayını öyle geçirirse Cenab-ı Hak geçmiş günahlarını affeder. O yüzden Ramazan'ı inşâAllah dolu dolu yaşamak, inşâAllah dolu dolu idrak etmek, dolu dolu bu konuda gıybete, dedikoduya, iftiraya düşmeden, dilimizi tutarak da Ramazan'ı geçirmeyi nasip eylesin. Çünkü orucu zedeleyen şeyler, dedikodu, gıybet, laf, küf, iftira, insanın işte kendince hâlâ da haramlara Ramazan'da da devam etmesi, bunlar orucu manevi olarak zedeleyen şeyler.
Biz yemeden, içmeden kesildiğimiz gibi haramlardan da kendimizi uzak tutmalıyız. Haramlarla da bağımızı kesmeliyiz ki Ramazan bizde tam olarak böyle otursun, yerleşsin. Yemeden, içmeden kesilmeliyiz ki hani biraz böyle az yemeliyiz. Yani normalde Ramazan ayı gelince çok yeme ayı olarak nitelendirilmemeli, az yenmeli. İşte nedir? Hazreti Pir'in sözünü getirsem şimdi ağır gelir. Hani iki çeşit yemek çıkarmış hanımı, hanım sofra, piramun sofrası oldu demiş. Onlar hep böyle münzevi bir hayat yaşamışlar, az yemişler. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri az yemiş. Ama biz Ümmet-i Muhammed olarak bu sınavı kaybettik. Biz çok yemeği takva zannettik.
Böyle çeşit çeşit çeşit çeşit yemek yapıp, çeşit çeşit çeşit çeşit tatlı yapıp, çeşit çeşit ikramlar yapmayı maharet gördük kendimize. Birisi bundan az yaparsa, kadınlar dedikodu yaptılar, az yapmış. Ben işte kaç çeşit tuzlu, kaç çeşit tatlı yaptım. Gittik filanca, o işte şu kadar yapmış dendi. Veyahut da işte iftara davet etti, buna mı davet etti dedi. Oysa Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine yanık bir paça dedi, ayak. Sahabeden bir kadın yanık bir ayak yaptı, ayak kaynattı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini davet etti. Yani bu da konuşuldu, yanık bir paça, paça dedi, ayak. Allah Resulü dedi ki, yanık bir paçaya da davet edilsem icabet ederim dedi.
Yani yemeği beğenmemesi yapmadı, yemeği eksik görmedi. Sirke getirdiler, sirke ekmek bandı, sirke ne güzel nimettir dedi. Biz bunları hadis olarak okuduk, hadis olarak biz bunları anlattık. Ama ne yazık ki Ümmet-i Muhammed bu çizgiden ayrıldılar. Ramazan ayı alışveriş ayı oldu. Hani bir İslam ülkesinde, Ramazan geldiğinde gıda fiyatlarının düşmesi lazım. Düşmesi lazım. Ramazan ayında gıda fiyatları artıyor bizde. Bildiğin Ramazan değil mi? Az yeneceği için düşmesi lazım. Ete, peynire, zeytine, işte kuru mahsullere, gıdalara. Zam gelmemesi lazım. Ramazan'ı bekliyor bütün herkes. Hepsine birden zam geliyor. Her sene aynı. Yani şu Ümmet-i Muhammed yemeği bıraksa, yemeği bıraksa ortalık düzelecek.
İsraf olarak giymeyi bıraksa, her sene kreasyonlar düzmese, Ümmet-i Muhammed düzelecek. Ama biz Ramazan'ı da lükse çevirdik, sefaate çevirdik. Ramazan'ı da gösterişe çevirdik. Ramazan iftarlarını gösterişe çevirdik. İşte restoranlarda, orada burada gösterişli ondan sonra Ramazan iftarları. Hem böyle cemaatler, cemiyetler, siyasi partiler, gösterişli otellerde Ramazan iftarları vermeye başladı.
Uzun zamandan beri. Biz Ramazan'ı Ramazan olmakten çıkardık. Ramazan eğlenceleri ürettik. Ramazan eğlencesi. Yani oruç tutulacak, zikredilecek, tefekkür edilecek, Oruç tutulup Allah'ı çokça tövbe edilecek zamanlarda, Biz tırnak içerisinde Ramazan eğlenceleri düzenliyoruz. Yani belediyelerin böyle bir afişleri var. Ramazan eğlencesi. Filanca meydanda, filanca yerde Ramazan eğlencesi. Yani Ramazan eğlenme ayı değil. Ramazan oruç tutup, tövbe edip, Kur'an okuma, zikretme ayı. Ramazan Kur'an ayı. Yani biz oturup Kur'an-ı Kerim okuyacağımıza, eğlencelere katılıyoruz. Yani oturup biz kendimizce zikre, fikre, kendimizce ibadete vereceğimizi, Herkes birbirine sıraya giriyor.
İftar alıyor. Değil mi? Purya, iftar puryası. Ona gitmezsek ayıp olur. Onu almazsak ayıp olur. Şunu yapmazsak ayıp olur. Buna gitmezsek ayıp olur. İşte ben onu çağırmazsam ayıp olur. Ne zaman ibadet edeceğiniz? Onu al iftara, onu al. Şunu al iftara, şuna git iftara. İyi. İbadet ne zaman olacak? Ne zaman tövbe edilecek? Ne zaman Kur'an okunacak? Ne zaman Allah zikredilecek? Ne zaman Allah hatıra gelecek? Kadınlara ayrı bir telaş. Tabii iftara hazırlık yapacaklar. Evin adamı telefon açıyor. Bunu normalde rahat konuşacağım. Seyit Taş'a veriyorum örnek. Yanındayım, telefon açıyor.
Çavuş ne yaptın iftara? İşte sayıyor. Şunu yaptım, şunu yaptım, şunu yaptım. Yanına şunu da yapıyor. Saat 11. Saat 2'de bir telefon daha açıyor. Şunu da yap yanına. Saat 4'de bir telefon daha açıyor. Şunu da yap yanına. Diyor, maci kaç kişi gelecek iftara? E beraberiz ya diyor. Kim yiyecek bunları diyorum ben? Duruyor. En son eve giderken bir de Antepli lahmacuncu var orada. Bir de Antep lahmacununu yaptırdı. E gittik eve açtık toprağı. Hepsini getirdiler. İyi. Hadi ye. Çorbadan iki kaşık, ondan bir kaşık, ondan iki kaşık. Bitti. Kim yiyecek şimdi bunları dedim ben? Kaldı. Dedim bunlar da insan. Yemek yapanlar da insan. Onlar da oruç tutuyor.
Eşleriniz de oruç tutuyor. Erkeklere diyorum. Az, öz, küçük yemekler. Böyle. Basit. Çorba. Örnekliyorum. Bir çeşit yemek. Bir çeşit. Misafir gelirse iki, üç yapabilirsiniz. Misafir yok. Bir çeşit yemek. Sünnet olan mı? Ne tuhaf değil mi? Çok tuhaf değil mi? Bu akşam bir çeşit yemekle iftar eden elini kaldırın. Kaldırın. Ne güzel. Sünneti işte. Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on kişi var. Sünnet. Bakın sünnet.
Biz yemekte dahi sünneti terk etmişiz. Bir çeşit yemek. Misafirin var. Misafire ikram edeceksin. Hiç sıkıntı yok. Gösterişe ve şataata düşmediği müddetçe. Aa filancaya iftara gittik. Ne yapalım? Aa masayı doldurdu. Beş çeşit yemek yapmış. İsraf etmiş. Sünnet-i Seneyeden çıkmış. İftar menüsü yazmış. Şu, şu, şu, … Şu kadar para. Yolda gelirken bir lokantanın şeyinde okudum. Ne o? Tabelasını okudum. Menü yapmış böyle. Sıralamış aşağı kadar. Beş, altı tane şey koymuş. Saymadım o kadar ama sıralamış. Fiyatını da okuyamadım.
Hemen geçtim orada. İçime gelen şu oldu. İsrafa para veriyor insanlar. İsrafa para veriyor. Ramazan derinlik isteyen bir ay. O yüzden az yiyeceksiniz. Aç kalkacaksınız iftardan. Sahurdan da aç kalkacaksınız. Tıka basa yemeyeceksiniz. Derinlik istiyorsanız. Ve bu böyle Ramazan açların halini anlama dini, ayı değil. Din o değil. Ramazan derinlik ayı. Allah'a yaklaşmada derinlik. Allah'a yaklaşmada o derinliği yakalama ayı. Aç olacaksın, seni rahatsız etmeyecek. Zikrullah'a bırakacaksın kendini.
Salavat-ı şerife'yi bırakacaksın kendini. Tövbeye bırakacaksın kendini. Ve dilin zikirle ıslak olacak Ramazan boyunca. Ve o oruç vursun sizi, elleme. Diliniz çıksın biraz dışarı. Biraz takatsiz kalın. Biraz vücudunuz düşsün yere. Düşsün. O oruç o zaman böyle tatlı gelecek. Zikrullah'la, tövbeyle, salavat-ı şerifeyle açlık birleşecek. Akşamüstü saat dörtte beşte gidecek gözünüz kaşınız. Konuşacak mecaliniz kalmayacak. Kadınlar da böyle yaparsa kadının da konuşacak mecali yok. O yüzden hanım bir çeşit yemek yap. İkinciyi yapma. Biz şu Ramazan'ı sünnet-i seneğeli bir şekilde, sünnet-i seneğe uyarak geçirelim.
Misafir yok mu? Yok. Örnek, ya işte kuru fasulye pilavsız olur mu? Olmaz. O zaman kuru fasulye, pirinci karıştır da pişir. Nasıl? Bas ve gene bir çeşit olsun. Ayrı ayrı yapma. Karıştır. Sait karıştırmayı sever. Ben de severim karıştırmayı. Üç çeşit olur, bir çeşit. Sirkeli salatanın içerisine Kemal Paşa tatlısı koymuşum ben. Sulu yemek var. Pilavı koydum içine. Baktım, masada daha var bir şey. Şeyh Efendi de seslenmiyor. Ben yemeğin içerisine pilavı boca ettim. Pilavın içine salatayı, sirkeli salatayı boca ettim. Baktım, gene ses seda yok hiç kimseden. Bu sefer Kemal Paşa'yı da boca ettim içine.
Mustafa Efendi, bir de karıştır şunu dedi. Bir karıştırdım güzelce onu. İçinde yemek var, pilav var, salata var, Kemal Paşa tatlısı var. Daha birkaç tane, bir şey var da şimdi aklıma gelmediğinden sıralayamıyorum şimdi. Birkaç tane de bir şey var. Şeyh Efendi tebessüm etti, çok hoşuna gitti. Mustafa Efendi karıştırmayı sever dedi. Çok lezzetli olmuştur bu dedi. Birkaç tanesinin içi kakıyor. Mustafa Bey, bir güzel kaşıklıydı. Oldu bir çeşit. Bir de Şeyh Efendi dedi, Allah rahmet eylesin. İçeride karışacak zaten dedi. Sen onu ayrı ayrı yesen de içeride karışacak. O yüzden Ramazan ayı ibadet ayı olsun. Lezzet ayı olsun. Ramazan ayı iyilik ayı olsun.
Her gün bir iyilik yapın. Her gün. Gün iyiliksiz geçmesin. Maddi olabilir, manevi olabilir. İyilik yapın. İllaki iyilik parayla olacak diye bir şey yok. Birine bir selam vermek. Ona bir tebessüm etmek. Onun halini hatırını sormak. Birisi, bir kimsesi yok. Onu ziyaret etmek. Ramazan. İyilik ayı. Bildiğiniz iyilik ayı. Biz iyiliği paraya bağlamışız. Değil. Ha paralı olanlar paralı iyilik yapsınlar. Paralılar da kalkıp da tebessüm etmek. Sadaka herkese tebessüm edeceğim diye uğraşmasın o da. Tebessüm etsin, yanına bir de zekat versin. Öyle diyor.
Tebessüm ediyoruz ya diyor. Ben ne ediyorum dedim. Para, filoz. Sadaka da. Zekat da. Şimdi mesela oruç tutamıyoruz diyenlere. Fakir fukara taş toprak mı yiyecek diyorum. Kefaretini öder. Sonra tutacağım. Sonra tuttuğunda diyorum olsun. Sadaka yerine geçer. Ver şimdi. Öldün Ramazan'ın içinde. Ramazan bitti. Selamun Aleyküm. Gittin. Ne olacak? Oruç üzerinde kaldı. Tutamıyorsun. Öde kefaretini ya. Sonra tutarsın gene oruç. Ne olacak? Yabana mı gidecek verdinler? Verdin Allah'a verdin. Başkası bir şey değil. Verdin Allah'a verdin. Sen onu fukaraya verdin mi zannediyorsun? Değil. Allah'a verdin.
Sen namaz nasıl Allah'a kılınıyorsa, bütün ibadetler Allah'a. İyilik yaptın Allah'a. Sen öyle insan görme onu. Sen. Allah'a verdin onu. Allah'a verdin. Bütün iyilikler Allah'adır çünkü. İyiliklerin sahibi de Allah'tır. İyiliğin sahibi de Allah'tır. Ne diyor ayet-i kerimede? İyilikler Allah'ındır. Sana bir iyilik isabet ederse o Allah'tandır. Bak Ahmet'ten, Mehmet'ten demiyor. İyilik isabet eden. Sen de Allah'a hamd et. İyilik Allah'tan geldi. İyilik yapan kimse, o iyiliği sana bahşeden, o iyiliği sana lütfeden, o iyiliği sana ilham eden Allah. Sen Allah'a iyilik yaptın. O yüzden Ahmet'i Mehmet'i görme.
Eee, Ramazan iyilik ayı. İyilik yapın. Aslında daim iyi olmak lazım. Daim. Ha, daim belki de bunu beceriz, başaramayız. Hani sufilik daim iyilik yapmaktır. Eyvallah. Ama biz daim iyilik yapamayacaksak dair, Ramazan'da kendimizi disiplin edelim. Disiplin ederekten iyilik yapmaya yönelelim. Her gün bir iyiliğimiz olsun. O iyiliğe de hamd edelim Cenab-ı Hakk'a. İyilik yapabildik elhamdülillah diyelim. E kötülüğümüz de böyle bir şey yapalım. Ne o? Dizginleyelim. Hani Ramazan'da şeytanlar bağlanır diyor ya, gerçekten, şimdi bunu böyle konuşmak istemezdim. Dün zikrullah esnasında şeytan şurada yan tarafa kadar böyle yolun öbür tarafında, şu boşluk tarafa geldi.
Bu köpeklerin ağzına tasma gibi bir şey takıyorlar. Böyle hani ısırmasın diye, böyle şeyli, ondan sonra tellimelli. Şimdi benim Yusuf Hoca daha iyi beni elli şey yapacak. Develere bir kese takıyorlar ya, hani böyle keseli. Öyle kese gibi bir şey böyle, hortumu var hafiften. Böyle bağlamışlar onu, böyle gözleri kan çana. Şurada cemaat bizim, biz zikrullah yapıyoruz. Ona bakıyor. Ben de diyorum ki içimden, hamdolsun diyorum. Şeytanın ağzı dili bağlanmış diyorum. Ramazan geldi ya diyorum şimdi. Şeytanın ağzı dili bağlanmış diyorum. Şeytanın ağzı dili bağlanmış. Sen gidiyorsun kendi kötülük yaparaktan, o bağı sen çözüyorsun. Allah'ın bağladığı bağı sen çözüyorsun diyor.
Kötülük yaparaktan, kötü düşünerekten, kötü söyleyerekten. Cenab-ı Hak Ramazan gelmiş, Müslümanlar, müminler Ramazan ayını iyi geçirsinler diye şeytanın ağzını bağlamış. Ama Müslümanlar kötü düşünerekten, kötülük yaparaktan bağlı şeytanı çözüyorlar. Bağlı şeytanı çözüyor. Ondan sonra şunu diyor. Hani Ramazan ayı gelince şeytanlar bağlanırdı? Ya şeytanlar bağlı da sen gittin çözdün günahı kebari işleyerekten. Sen gittin çözdün kötülük yaparaktan. Sen gittin çözdün, gıybet ettin, dedikodu ettin, iftira ettin. Sen yaptın. Yoksa Cenab-ı Hak şeytanı bağladı. E sen çözdün. Gittin haramla iştigar ettin. Gittin gıybet ettin, dedikodu yaptın.
Kötülük yaptın. Ondan sonra da Allah'ı suçladın. Hani şeytanlar bağlıydı diye. Bağlı şeytan. İnsanlar gidip çözüyorlar. E Ramazan'da biz çözmeyelim. Ramazan'da kötü düşünmeyelim. Ramazan'da ağzımızdan kötü bir şey çıkmasın. Ramazan'da bizden mutluluk çıksın, sevgi çıksın, lütuf çıksın, ikram çıksın, aşk çıksın bizden. Ramazan'ı böyle aşkla, sevgiyle, lütufla, ikramla yürütelim. Eşlerimiz şaşırsın. Desin ki ya bu adam böyle değildi, bu kadın böyle değildi, ne oldu? Ramazan mutluluğu yaşansın. Çocuklarımız şaşırsın. Ramazan mutluluğu yaşatalım. Etrafımıza Ramazan mutluluğu yaşatalım. Kötü düşünmeyelim, kötü konuşmayalım, kötü söylemeyelim.
Bütün herkese ve her şeye iyilik saçalım. Pozitif düşünelim, negatif bir şey düşünmeyelim. Ramazan'ı böyle cennet bahçesinde yaşarmış gibi yaşayalım. Kötü ve kötülüklerden uzak duralım. Kendimizi bu konuda iyiliğe disipline edelim. Böyle kendinizi disiplin edin, gerçekten kendinizi çok farklı göreceksiniz. Hafifleyeceksiniz, rahatlayacaksınız. Üzerinize bir sekine inecek. Kalbinize bir incelik inecek, bir sekine inecek. Bırakın, Allah'a bırakın kendinizi. Mutluluğa, sevgiye, lütfa, ikrama bırakın kendinizi. Genişliğe bırakın kendinizi. Allah'ın lütfu geniş, ikramı geniş. Allah'ın hazinesi geniş. O yüzden mutlu gönüller olun.
Mutlu insanlar olun. İbadetlere karşı sevgiyle, aşkla koşun. Ne güzel bir şey. Sahura kalkacağız ya. Sahur berekettir. Lütuftur, ikramdır, ihsandır. Sahur nimettir, afiyettir. Sahur maddi manevi şifadır. Sahur maddi manevi berekettir. Sahur böyle, aman nereden işte, öyle işte, böyle değil. Ne kadar güzel bir mutluluk ya Rabbi ya. Bir de sahur nimeti vermişim bize. Mutlu bir şekilde, hiç önemli değil ne yediğimiz. Ne yediğin önemli değil. Nasıl yediğin önemli. Senin önüne dünyanın en lezzetli yemeğini koysak, gönlünde mutsuzluk varsa, o yemek zehir sana. Senin gönlünde hamd varsa, şükür varsa, senin gönlünde sevgi varsa, taş kanlatsam, o yemek şeker sana.
Şifa. O yüzden, o ne yediğiniz değil, nasıl yediğiniz önemli. Nasıl yedin yemeği. Senin gözlerin görmesi önemli değil, nasıl baktığın önemli. Dilin var, tamam. Dilinin nasıl konuştuğu önemli. Kulağın var, var. Neyi dinlediğin önemli. Nasıl dinlediğin önemli. Önemli olan o. O yüzden Ramazan'ı, Ramazan geldi. Eyvallah. Mutluluk ayı, bereket, lütuf ayı. Nasıl geçirdiğin önemli senin. O orucu nasıl karşıladın önemli. Oruç tutmaktan tat mı aldın, lezzet mi aldın? Yoksa oruç tutmaktan kahır mı gördün? Eyvah ya, oruçluyum şimdi ya. Vay işte, karnım ağrıdı, yok midem ağrıdı. Yok ben bu orucu yaşayamayacağım.
Yok ben bunu tutamayacağım. Bak oruçluyum, benim üzerime gelmiyor. Değil ya. Mutlu ol canım kardeşim ya. Cenab-ı Hak öyle bir lütuf vermiş ki sana. O lütfu mutlulukla yaşa, ikramla yaşa, ihsanla yaşa, güzellikle yaşa, sevgiyle yaşa, etrafına tebessümle yaşa, gülücükle yaşa. Mutluluk dağıt etrafına. Mutluluk dağıt. Ramazan gelmiş, mutluluk gelmiş. Etrafına mutluluk dağıt. Hiçbir şeyden şikayet etme. Ramazan ayı. Şikayet yok. Mutsuzluk yok. Şükürsüzlük yok. Hamdsizlik yok. Hamd, şükür, mutluluk doğruluk düzeyde. Evet. Mutlu olun. Sevgiyle uğraşın, yorulun. Sevin. Ramazanı sevin.
Orucu sevin. Zikri sevin. İbadetlerinizi sevin. Eşlerinizi sevin. Çocuklarınızı sevin. Etrafınızı sevin. Akrabalarınızı sevin. Hiç görmek istemediğinizde selam verin. Nefret ettiniz kimseye, bir tas hurma gönderin varsa. Evet. Bağı çözün. Bağı çözün içinizden. Ne kadar küskünlüğünüz varsa atın. Bağı çöz kardeş. Hazreti Pir demiş ya, ey oğul bağı çöz. Ne zamana kadar altına, gümüşe körlü olacaksın? Bu altın, gümüş sadece para değil. Senin, Kur'an ve sünnetin dışındaki tutkun, altın ve gümüş. Çöz kardeş.
Çin'i nefreti at içinden. Kibri at içinden. Kibri at. O zaman Ramazan vuslat ayı olacak. O zaman cemalini, belki de bir perde arılacak. Kahkülünü gösterecek sana. O zaman perdeyi kaldırıverecek. O kara gözleriyle bir bakacak sana. O zaman perdeyi kaldırıverecek. Diyecek ki, aradığın benim buradayım. Bir an dahi olsa, o cemalini sana tecelli ettirecek. Bir an dahi olsa. O anı gözet. Ramazan ayı, cemalleşme ayı. O anı bekle. O anı yaşamak iste. Ayet-i Kerime'de ne diyordu? Cemalini isteyerek. Sabah akşam. Sufi, sabah akşam onun cemalinin hayaliyle yaşar. Cemalleşme hayaliyle yaşar.
Oruçlunun ağız kokusu bana misgamber gibi gelir dedi. İftar vakti, dudağının kenarında onun dudağının olduğunu düşün. Madem ki oruçlunun nefesi ona misgamber geldi. O zaman bil ki, senin ağzın açlık kokusun. Tokluk değil. Çünkü o açlık kokusu ona misgamber gibi gelecek. O misgamberi kokla. O misgamberi hisset. Dudağının kenarında o var. Senin ağız kokunu çekecek olan o. Bunu idrak etmeye çalış. O yüzden az ye. Koksun ağzın senin. E az yiyince kokuyor ağzımız.
Oh ne kadar güzel. Senin kokuna kurban olan Allah var. Bırak az ye. Çok zikret. Hamdet, şükret. Ramazan'ı cennet bahçesinde yaşarmış gibi yaşar. Ramazan'ı. İnşallah. Haklarınızı helal edin. Helal edin. Benden yana da helal olsun. Rabbim inşallah cümlemizin ibadetlerini kabul eylesin. Amin. Ramazanlarını kabul eylesin. Amin. Bugün bayanlara sohbet yapmayacağız. Haklarınızı helal edin. Çünkü geç kaldık saat 11.30. İnşallah önümüzdeki cumartesiye biraz daha vakti ayarlayabilirsek söz vermeyelim. Böyle de güzel oldu ama değil mi? Var mı güzel olmadı diye. Onu da gönlüne alalım ne olacak sıkıntı yok. Var mı bayanlardan güzel olmadı diye.
Tamam harika. Ne kadar güzel. Haklarınızı helal edin. Allah razı olsun. Geceniz mübarek olsun inşallah. El-Fatiha'ma selam. Amin. Biz Ramazan boyunca her gece buradayız. Bekleriz herkesi. Mecburiyet yok. Serbest. Saatimiz yok. Saat kaçta namazı kılıp teraviyatı kılacağız belli değil. Böyle feri bir şekilde Ramazan'ı geçireceğiz. Tatlılıkla, mutlulukla. Kendimizi sıkıştırmıyoruz. Ben yani. Böyle cendereye sıkıştırıp şuraya yetişeceğim, buraya yetişeceğim. Yok. Bitti. Fireyim artık. 63'ten sonra zaten yaşamak dahi böyle ölü gibi yaşayacaksın.
63'te mezara girmiş. Eee 63'ten sonra artık böyle biz kalkıp da dünyaya yönelmek yakışmaz bize. O yüzden bundan sonra böyle feri. Yani içinizde bir ölü varmış gibi. Öyle sayın. Ne zaman geleceği ne zaman gideceği belli değil. Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.