Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 22 Nisan 2022 · 17:11
Selamün aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizin oruçlarını makbul eylesin, dualarını, ibadetlerini, zikirlerini kabul eylesin, Rabbim cümlemizi hakkı hak, batılı batılı bilenlerden eylesin, Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, cihad eden, koşturan kullarından eylesin, batılı batıl bilip, batılla mücadele eden, cihad eden kullarından eylesin, Cenab-ı Hak cümlemizi, Kur'an ve sünneti seni sımsık yapışan kullarından eylesin, selamün aleyküm, Allah hepinizden de razı olsun inşallah.
Bugünler itibaren Ramazan'ın son 10 gününe girildi. Artık böyle Ramazan'ın tabiri caizse en mükemmel günleri, en içinde Kadir gecesini barındıran günleri geliyor. O yüzden bu geceleri boş geçirmeden, inşallah bu geceleri zikir yaparak, namaz kılarak, Kur'an-ı Kerim okuyarak geçirmeye gayret edelim. Bu Ramazan'ın son 10 gününü iyi değerlendirelim, inşallah. Mümkünse erkekler evlerinde yarım şart saat, 1 saat, 2 saat, 3 saat veya 5 saat itikafa niyet edebilirler. Veyahut da teravihe gittiğinizde camiye girerken itikafa niyet edin, çıkıncaya kadar diye öyle niyet edebilirsiniz. Bayan kardeşler, 10 günlük itikafa niyet edenler, 10 güne niyet edebilirler. Edemeyenler, saatlik günlük itikafa niyet edebilirler.
Her böyle itikafa niyet eden, 70 bin tevhide niyet edecek inşallah. Yapabildiği yere kadar yapacak. Yapamadığında, ikincisinde yapamadığında, 3. itikaf günlerinde, saatlerinde, 70 bini tamamlamaya gayret edecek. O yüzden itikafa giremezseniz dahi, bütün kardeşler, bütün arkadaşlar zikirlerini çoğalsınlar. Mümkünse o 5 bin tevhidlerini, günlük tevhidlerini 10 bin, 15 bin, 20 bin olarak arttırabildiği yere kadar arttırsınlar. Bu son günlerde, son 10 günde inşallah, bu manada zikrimizi, tövbemizi, ibadetlerimizi arttıralım inşallah. Bu akşam da itikafa giren arkadaşlar vardı. O yüzden bayanlardan da, erkeklerden de, Allah hepsine de yardım etsin inşallah. Cenab-ı Hak hepsinin de ibadetlerini kabul eylesin. Aklınıza geldikçe de onları da dua edin.
Cenab-ı Hak itikaf ibadetlerini onların kolaylaştırsın inşallah. Erkekler cemaatle namaz kılıyorlar. Sesi okunan ayetlerde bayanların konuşması günah oluyor mu? Ayetleri dinlemedikleri için. Erkekler, erkeklerin namazına burada cemaat olarak niyet edilebilir mi? Herhalde olmaz çünkü hoş, yer ayrı bölüm var ama imamdan öne geçerler.
İmamdan öne geçtikleri için olmaz. Bir ikincisi, nerede olursa olsun, bu televizyon, radyo buna dahil değil. Bir yerde sesli Kur'an-ı Kerim okunuyorsa, Kur'an-ı Kerim'i dinlemek farz. O yüzden insanlar Kur'an-ı Kerim'i normalde dinleyecekler. Ne yazık ki bu bütün toplumda bu terk edilmiş bir şey. Bir yerde bir ayet-i kerim okuyor bir kimse, Kur'an-ı Kerim okuyor. Herkes muhabbetine devam ediyor. Bu hoş değil. Cumaları da aynı oluyor. Cuma hutbeye çıkıyor. İmam, hutbe okurken millet birbiriyle konuşuyor, sohbet ediyor. Hutbeyi dinlemek farz. Hutbe hoşuna gitmeyebilir. Okuyan hoşuna gitmeyebilir.
Hutbeyi dinlemek farz. Hutbe esnasında namaz oturuşundaki gibi oturur. Hutbeyi dinlersin. Sebep? Çünkü farz ibadeti. Hutbe öyle şey değil. Allah muhafaza eylesin. Hepimizin üzerinde hakkınız çoktur. Allah razı olsun. Bir kimsenin incinmesi konusunda yola vefasızlıktır demiştiniz. Vakıf veya dergah malını hor hakir kullanmak, zarar vermek ve telafi etmemekte yola vefasızlık sayılır mı?
Bir gönül kırdın ise kıldığın namaz, namaz değil demiş Yunus. O yüzden sufilik yolu gönül kırma yolu değildir. Sufilik yolu incitme yolu da değildir. Ya ben, benim söylediğim doğru ama. Doğruyu dahi doğru bir şekilde söyleyeceksin. İncitmeyeceksin. Doğrudur. Doğrunun söyleyiş şekli vardır. O söyleyiş şekline uyacaksın. İncitmeden doğruyu söyleyeceksin. Kırmadan doğruyu söyleyeceksin. Eleştirmeden doğruyu söyleyeceksin. Bugünün insanlarının dili, mümin dili değil. Televizyonlardan seyrediyorlar ya, dinliyorlar ya.
Ne o, yemekteyiz. Şunun şurasında şu olmuş, bunun burasında bu olmuş. Eleştireceğim bak, bilmiş olun. Nerede konuşuluyor? Televizyonda. Ve insanlarda bu, hani eleştirmeyi çok önemli görüp, çok önemli görüp, bu kültürü oturtturmamız lazım deyip, İslam inancından, ahlakından dışarı çıkartılan. Eleştirmeyi ve eleştirilere katlanmayı sanki dinin emriymiş gibi algılattılar bize.
İslam birisine nasihat eder, onu eleştirmez. Nasihat dili de, hani Cenab-ı Hak, Musa Aleyhisselam'ı Firavun'a gönderiyor ya, ona diyor yumuşak yumuşak, tatlı tatlı, benim Rab olduğumu, senin de peygamber olduğunu o Firavun'a anlat. Ola ki, hidayete erer, tövbe eder, geri döner. Yani Firavun'a gönderilen Musa Aleyhisselam dahi, dilini sertleştirmiyor. Firavun'a gönderilen Musa Aleyhisselam'a Cenab-ı Hak, diyor ki, tatlı tatlı ona anlat, benim Rab olduğumu. Sufiler arasında dil, çok önemli. Evet, yani Sufilerin dışındaki kimseler önemsiz mi? Değil.
Ama biz ne yazık ki bu kültürü kaybettik. O yüzden kardeşler, arkadaşlar, doğruyu söylüyoruz derken, birbirlerini acımasız eleştiriyorlar. Bir de, kibirlilik var. Yani birisine bir şey söylerken, kibirlenerekten söylüyor. Tabii bunlar da normalde yola ısınacak olan, yola girecek olan insanları incitiyor, kırıyor, üzüyor. Bu işin bir tarafı. Bir de bunu yapanlar, tarih boyunca, hayatları boyunca bir çiçek büyütmemişler. Böyle davrananlar, tepeden davrananlar, yukarıdan davrananlar, bir şeyi becerememişler, başaramamışlar. Sebep, dilleri. Kibirlilik var çünkü. Böyle esnaflık terbiyesi görmemiş.
Esnaflık terbiyesi görmediğinden, onu harturt, bunu patküt, onu eleştir, onu kır, öyle gidiyor. Sufi dili değil bu. Bir de bunu söylerken, kendilerinin de haklı olduklarını söylerler. İncitirler, tepeden bakarlar, tepeden davranırlar. Sufilik bunları kaldırmaz. Sonra bir müddet sonra o dile sahip olan kimse, dergahın içerisinde kendi kendine yalnızlaşır. Bir çıtta dergahtan uzaklaşmak zorunda kalır. Kendisi gider. Şöyle düşünür. Beni orada kimse sevmiyor. Seni kimse sevmez zaten. Sebep, dilin senin. Dilin. Tavırların, hareketlerin. Çünkü bir kısmı da böyle o dile sahip olanlar, dervişleri, sufileri böyle şey, ikinci sınıf vatandaş görür.
Neden bunu böyle yaptın? Sen ne böyle davranıyorsun? Dervişlerin kendi aralarında da vardır o. Bir makam olmuştur o. Makam oluşmuştur onda. O böyle ahkam keser ortalığa. Allah muhafaza eylesin. Bunlar hoş şeyler değil. Tabi ikincisi, dergan malı. Bu masa dergan. Hiç kimsenin değil. Pahke de herkesin. Bizden sonra gelecek olanlarında. Eee, buna dikkat etmek lazım. Eee, buna zarar vermemek lazım. Eee, göz göre göre buna zarar verirsen, yok. Kimle helallaşacaksın? Bir şey, buraya, kullanılmak için getirildiyse, o kimsenin de değildir.
Hiç kimsenin değil. Şimdi bu koltuğa çok laf söylüyorlar ya, yaldızlı maldızlı diye boyuna sosyal medyada çok eleştiriyorlar. İşte yaldızlı koltukta oturuyor diye. Benim değil ki koltuk. Yarın sandalye getirirlerse sandalyeye oturacağız. Bizim nerede Adanalılar? Mobilyacılar nerede? He, onlar yaptılar Allah razı olsun. Başımıza iş açtınız. Herkes eleştiriyor beni. Yaldızlı koltuğa oturdum diye. Eee, şimdi, adam kendince dergah bir şey yapmış. Bir şey yapmış. Sanatı kendisinin. Bunu görüp de hiç sipariş aldığınız oldu mu? Hiçbir sipariş alanı olmadı mı?
Eyvah eyvah eyvah. İyi bak bu da isabet. Yani normalde demek ki, herhangi böyle bir art niyet olmamış. Husisi bir niyetle yapmışsın ki, bir sipariş gelmemiş onlar. Allah razı olsun hakkınızı helal edin. Ben kaldırın dahi diyemiyorum bunu. Sebep benim değil ki. Onlar iki kardeş mobilyacı onlar. Yapacağız demişler. Yapmışlar, getirmişler. Allah razı olsun. Yani sonuçta benim malım değil, dergahım malı. Zarar vermeyeceksin ona. Bardak zarar vermeyeceksin. Mümkün olduğunca onu düzgün yıkayıp koyacaksın oraya. Veyah hatta kaşık, çatal, tabak, halı, kilim. Bu başka bir şey yok bizde zaten. Onlar, insanlar ona zarar vermeyecek. Sebep. Çünkü şahsın malı değil.
Şahsın malı olsa gidersin. Gidersin ki ha hakkını helal et. Senin bardağını kırdım. Helal eder, etmez. Ayrı mesele. Ama bu dergahım malı. Öyle olunca dikkat etmekte fayda var. Özenmekte fayda var. Temiz kullanmakta fayda var. Bizden sonra gelecek olan nesillere aktarmakta fayda var. Devamlı buraya masa olacak değil de bu masa Allah'ın izniyle gidebildiği yere kadar gidecek. Abdülkadir bu masa da mı sizin? Bunu da mı siz yaptınız? Bak takım yapmışlar. Allah razı olsun inşallah. E şimdi bunlar devam edecek. Öyle olunca ne alacak? Zarar vermeyeceğiz. Dergahın hiçbir malına. Dergahın tozuna dahi zararı vermeyeceksiniz. Dergahın tozunu alırken dahi edepli alacaksınız. Toz silinecek değil mi?
Edepli sileceksin. Neden? Senin gelmediğin günler var. O toz oradaydı. Zikullah'a katıldı hep. Sen arada bir tekledin. Ama toz oradaydı. Sen arada tekledin. Bu koltuk buradaydı. Sen arada tekledin. Bu masa buradaydı. Sen başına bir şey geldin. Bazen gelmediğin zaman oldu. Kar yağdı. Şimdi arabayı çıkarırsam kayar gider dedin. Yağmur yağarsa yağmur üstüme damlar. Eririm ben şekerim dedin. Rüzgar esinde ya ben çöp gibiyim. Bir lodos eser. Uçar giderim dedin. Evinden dışarı çıkmadığın günler oldu. Ama buranın eşyası buradaydı.
Ve burada ders oldu. Onlar da dersi yaptı. Hiçbir zaman etrafınızdaki hiçbir şeyi cansız görmeyin. Yerin de göğün de nuru Allah'tır. Sen cansız görürsün madde kavramında o cansız değildir. Her şey sen duysan da duymasan da Allah'ı zikreder. Burada mekanda zikrediyorsunuz ya buradaki her şeyi Allah'ı zikreder. Astığınız ceket dahil buna. Astığınız ceket dahil buna. Halısı, kilimi, bardağı, çana, tabağı dahil buna. Eee? O zaman sen onu düzgün kullan. Evindeki eşyayı da aynı şekilde kullan.
İsraf etme. Kırma, dökme, zarar verme. Rabbim bizi onlardan eylesin. Eftali zikr fâle mennehu La ilahe illallah El Fatiha Amin Eceme
Destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.