(NASİHAT/9) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 09.11.2023
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 10 Kasım 2023 · 52:24
Önzübillâhü bineşşeytanun rejim, Bismillahirrahmanirrahim, Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e Kur'an ve sünnet-i Sene'yi sımsık yapışanlardan eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e her türlü zulümden kurtarsın, her türlü zulme karşı direniş gösteren ümmetlerden eylesin,
zulümle karşı duran, zulmedenlerle cihad eden kullarından eylesin, Cenab-ı Hak İsrail'i ve destekçilerini yerle yeksan eylesin, Cenab-ı Hak nerede, Amerika, Avrupa Birliği, Çin, ne kadar Müslümanlara zulmeden devlet varsa, devlet başkanı varsa, kurum kuruluş varsa, hepsini de Cenab-ı Hak yerle yeksan eylesin, Müslümanların intikamlarını alsın, ümmet-i Muhammed'e de uyanış ve diriliş nasip eylesin, Ümmet-i Muhammed uyanıp, dirilip, inşallah kendi intikamını kendisi alan ümmetlerden eylesin, Nasihatlere devam edeceğiz inşallah, bunu numaralandırmamışım ama zannediyorum dokuzuncu nasihat olarak geçebilir,
Yusuf suresi ayet 53, bu akşamki ders konumuzu. Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü nefis şüphesiz çok çok kötülüğü emredendir. Bununla alakalı inşallah dilimiz döndüğünce sohbet edeceğiz. Hafız, buyur. Bismillahirrahmanirrahim Yusuf Suresi Ayet 53
Ben nefsimi temize çıkarmak istemem. Çünkü nefis şüphesiz çokça kötülüğe emredendir. Ancak Rabbimin merhamet ettiği müstesnadır. Şüphesiz ki Rabbim çok affeden, çok merhamet edendir. Malum Yusuf Aleyhisselam Mısırlı padişahın hanımı tarafından iftiraya uğramıştı. İftiraya uğrayınca zindana atıldı. Zindana atıldıktan sonra Mısır'ın o padişahı olayı incelemeye başladı. Sordu, soruşturdu, soruşturma yaptı. Soruşturmanın neticesinde Yusuf Aleyhisselam'ın bu konuda temiz olduğu, kadınlara sarkıntılık yapmadığı, taciz etmediği, aziz olarak geçer ya, azizin hanımına bir şey yapmadığı belli olunca, bu sefer o zindandan çıktı.
Aziz onu zindandan çıkardı, onun namuslu, güvenilir bir insan olduğuna hükmetti. Namuslu, güvenilir bir insan olduğunu hükmedince, onu bir de kendi etrafına aldı. Tabiri caizse, onu etrafında danışman gibi görevli yaptı onu ve bu esnada da Yusuf Aleyhisselam'ın ağzından, hani bu ayeti kerime, Cenab-ı Hak ayeti kerimeyi Yusuf'un ağzından söylüyor. Diyor ki, ben nefsimi temize çıkarmak istemem. Çünkü nefis şüphesiz çokça kötülüğü emredendir. Bizim bu akşamki sohbet konumuz bu. Nefis kötülüğü emreder. Bu tabi nefsi geniş bir yelpazeti alırsak, için içerisine ruh da giriyor, için içerisine can da giriyor. İşin içerisine nefsin kötülüğü emreden, terbiye edilmemiş tarafı da giriyor.
Eğer nefis terbiye olursa, o zaman nefis böyle, bu manada kötülüğü emretmiyor. Ama nefsin oyunu bitiyor mu? Bitmiyor. Ölünce kadar nefsin oyunu var mı? Var. Ancak kimmiş? Rabbinin merhamet ettikleri, bu nefsin hile ve desisesinden, oyunundan, tuzağından beri oluyorlar. Burada beri olmak şu, yani nefis ona bir tezgah, bir oyun düzenlerse, Cenab-ı Hak onun kalbine ilham ediyor. Kalbine ilham edince, o tezgaha, o oyuna, o düşmüyor. Bu da en alt kategoride, Rabbimin merhamet ettiği, Rabbimin korumaya aldığı, muhafaza ettiği kullar olmuş oluyor. Ama öbür türlü nefis ne yapıyor? İnsana her daim kötülüğü emrediyor. O zaman nefis her daim kötülüğü emrediyorsa, bir Müslüman için en büyük, hani hadis-i şerifte de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, savaştan döndüklerinde, hani küçük savaştan büyük savaşa döndük.
Sahabe soruyor ya Resulullah, bizim karşımızda kim var? Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de nefis var diyor. Nefisle savaş, en büyük savaştır. Yani nefisle cihat, en büyük cihattır. Cihadı ekberdir diyor. Çünkü nefisle olan savaş, nefisle olan mücadele, asla ve asla bu noktada bitmeyecek. Tabi nefis bizden ne istiyor? Bizden haramları istiyor. Birinci derecede haramları istiyor. Bizi ne yapıyor? Harama doğru yönlendiriyor. Bizleri ibadetsizliğe doğru yönlendiriyor. En büyük oyunu bu. Önce ne yapıyor? Önce bizi ibadetsizliğe götürüyor. Önce bizi namazı gevşetmeye, zikrullahı gevşetmeye, ibadetleri gevşetmeye götürüyor. Bakın, Ümmet-i Muhammed'in düşmüş olduğu en büyük yanlışlıklardan birisi bu.
Yani Ümmet-i Muhammed ibadetleri bırakıyor. İbadetleri terk ediyor. Nefsin bu oyununa düşüyor. Yani normalde kendince o ibadetleri askıya almanın, ibadetleri terk etmenin kendince haklı bahaneleri var. Namazı terk edecek, kendince haklı bahanesi var. Orucu terk edecek, haklı bahanesi var. Ne bileyim işte zekatı terk edecek, haklı bahanesi var. Veyahut da işte gitmiş bir üstaddan ders almış, orayı terk edecek, haklı bahanesi var. Veyahut da işte günlük virdü var, virdini çekmeyecek. Haklı bahanesi var. Yani o nefis önce bizde ne yapıyor? Bizde önce ibadetleri, farzları engellemeye çalışıyor. Ardından nefis bizi ne yapıyor? Oradan ibadetlerden zayıflatınca, haramlara yönlendirmeye başlıyor.
Artık ona tattı tattı, tattı tattı, önce nefis gevşeklik yapıyor, ardından haramlara yönlendirmeye başlıyor. Önce ne yaptı? Önce ibadetlerle bağını, senin kopardı. Senin işte sufilerce dersle bağını kopardı. Sufilerce dergahla, tekkeyle, zikirle, semayla, her neyse iştigal ettiğin şey, senin o nabığını kopardı. Zikrullahlara artık böyle gevşek geliyorsun. Dersini gevşek çekiyorsun. Namazı gevşek kılıyorsun. Orucu böyle kendince başın ağrıyor, miden ağrıyor. Sen rahatsızsın, senin tansiyonun var, şekerin var, damar tıkanıklığın var. Var da var. O yüzden doktor da gittiğinde, söylediğinde o da diyor zaten. Onun olsun. Sen oruç tutma.
bana on yıldır diyorlar, oruç tutma diye. Ben Cenab-ı Hakk'a hamdolsun, on yıldır orucumu tutuyorum. Bak, on yıldır bana oruç tutma diyorlar. Ben on yıldır, daha fazlasından beri, oruç tutuyorum. Yani bizim, Allah razı olsun, Profesör Murat Hoca, hani öbür işte, birkaç doktora gittiğimde, onlar dediler ki, kesinlikle oruç tutmayacaksın. Murat Hoca'ya dedim, ben hocam, ben oruç tutmadımdır. sen tut hocam orucun dedi. Onun olsun. İlaçlarını ihmal etme yalnız dedi. Bir tane, işte, sabah içtiklerini sahurda, akşam içtiklerini de dedi, şeyde iç. Ne o? İftarda iç, orucuna devam et sen dedi. velhasıl biz tabi, Cenab-ı Hakk'a hamdü sena olsun, orucuna devam ediyoruz.
Nefis, nefis insana türlü türlü oyun, türlü türlü hile getirir insana. Onun hilesi bitmez, onun oyunu bitmez, onun insan üzerindeki etkisi bitmez. Hele dervişlerin üzerinde hiç bitmez. Her daim onu tırmalar, her daim onu böyle, tabiri caizse uzaklaştırmak için, her daim onu, Kur'an'dan, sünnetten, dergahtan, tekkeden, iyilikten, koşuşturmaktan, uzaklaştırmak için, her daim onu ırgalar, her daim onu tırmalar, her daim onun önüne, engel getirir.
He o kadar çok engel vardır ki, bütün engeller onda toplanır. Neden? O çünkü nefis onunla uğraşıyor. Bu bir taraftan iyi bir şeydir. Nefsin insanla uğraşması. Senin doğru yolda olduğunu gösterir. Ama bir taraftan da iyi değildir. Allah muhafaza eylesin. O seni böyle çok şedid bir şekilde uğraşır da, ona doğru meyledersen, onun istediğine meyledersen, seni günah kebailere götürür. Seni bu sefer öyle bir şey yapar, seni dergahtan da uzaklaştırır. Seni Kur'an sünnetten de uzaklaştırır. Camiden, cemaatten de uzaklaştırır. Seni her şeyden uzaklaştırır. Bir anda bir bakmışsın, kendini daha önce içki içiyorsan, içki masasındasın. Bir bakmışsın, daha önce uyuşturucu kullanıyorsan, uyuşturucu masasındasın.
Bir bakmışsın, daha önce her türlü melaneti işliyordun, Allah affetsin. Bir bakmışsın, oraya gelmişsin. Farkına bile varmazsın. Farkına vardığında, artık ben oraya layık değilim dersin. nefis bir daha vurur sana. Bakın, nefis bir daha vurur sana. Hele bu zamanda, haramlar kolay, basit, ucuz. Haramlar o kadar basit, o kadar ucuz ki, yani şuradan, kapıdan dışarı çık, istedin haramı işte. Seni durduracak hiçbir güç yok. Seni yasaklayan hiçbir güç yok çünkü. Her şey serbest. İçki serbest, kumar serbest, uyuşturucu serbest. Hani bunlar yasak diyecekler, değil kardeşim ya. Hani uyuşturucu serbest değil diyecekler, ya okulların önünde satılıyor. Okulların önünde satılıyor. Her yerde satılıyor.
cayır cayır çalışıyorlar. Müslümanlar sabah namazına kalkmıyorlar. Uyuşturucu satanlar sabah namazında işlerini bitiriyorlar. Dağıtımı bitiriyor adam. Ben böyle hayrette kaldım. Bak, Müslümanlar sabah namazına kalkmıyorlar. Camiyi bıraktık zaten. Ben onu size tavsiye edemem. Ben gidemiyorum sabah namazına camiye. Ben size desem ki sabah namazına camiye gidin yalancı olurum. Eyvallah. Ama sabah namazına Müslümanlar kalkmıyor. Uyuşturucu satan, uyuşturucu alacak olanlar sabah namazında işlerini bitiriyorlar. Evet.
Dağıtım sabah namazında bitiyor. İzliyorum. Sabah namazından sonra ışıklar kapanıyor. Tamam bitti. Dağıtım bitti. Sonra gelene vermiyor. Bağırıyor millet. Nuri, Nuri diye. Ama yok dağıtım bitti. Saati kaçırdı o. Bir de bağırıyor adam. Ya diyor on dakika geç kaldım. Bak saatli. Bağırıyor sokaktan. On dakika geç kaldım diyor. Ben içimden diyorum ki Ümmet-i Muhammed'in çocuklarına bak. Ümmet-i Muhammed'in çocukları ne hale gelmiş. Namaza gitmeyen Ümmet-i Muhammed'in çocukları sabah namazından önce uyuşturucu almak için sırada. namazı gitmeyen Ümmet-i Muhammed'in çocukları sabah namazında, sabah namazında uyuşturucu peşinde.
İşte bu nefis seni sabah namazına kaldırmaz. Ama uyuşturucu almak için seni sabah namazında ayağa diker. Bu nefis seni helaldan kazandırmak için sabah namazında iş yeri açtırmaz sana. Sabah namazında gitti, namazını kıldı camide veya evde. Oradan gidip iş yerini açtırmaz bu nefis sana. Ama uyuşturucu satan sabah namazında işini bitirir. Sevkiyatını yapar, satar. Bak, sevkiyatını yapar, satar, biter işe adamın. Bu nefis öyle bir nefistir. Bu nefis öyle bir nefistir, dışarıda adam sana küfreder, hakaret eder, laf söyler. Senin ona mıkın çıkmaz. Burada bir kardeşin sana dokunur, vay bana nasıl dokundun der. Nefis böyle bir şeydir.
Veyahut da şamar oğlanısındır evde, iş yerinde, sokakta, orada, burada. Evet, yani o kimse buraya gelir, burada birisi ona öte gider. Oooo, burada yiğit kesilir. Bu nefis böyle bir şeydir. O yüzden nefisle mücadelede hiç kimse kendisini, peygamber söylüyor bunu. Diyor ki, ben nefsimi temize çıkaranlardan olmam. Nefsini temize çıkaranlardan olmak yok. Hele sufi yolunda hiçbir zaman sen haklı değilsin. Nefsini temize çıkarma. Bu konuda nefsinle mücadele et. Riyazat yap. Riyazat. Biz riyazatı işte az yemek, az uyumak, az konuşmak olarak biliyoruz. Doğru ama değil.
Bugünün riyazatı az yemek değil. Bugünün riyazatı az uyumak değil. Bugünün riyazatı farzlara sımsıkı yapış. Bugünün riyazatı haramlardan uzak dur kardeşim. Haramlardan uzak dur. Asıl riyazat bu. Hani derslerde derim ya, onun nefsi kırk yıl pekmez istemiş. O nefsiyle mücadele etmiş. Kırk yıl pekmez yememiş. Ben o zata diyorum ki, gel. Gel sen bu zamanda bırak pekmezi. Sen gözünü haramdan koru. Ben seni alkışlayayım. Gel bu zamanda beş vakit namazı camide kıl. Ben seni alkışlayayım. Bırak pekmezi ye. Pekmez helal. Bal helal. Helal yoldan kazan ye.
İstersen kazanla ye. Ama farzlara sımsıkı yapış. Bu zamanın riyazatı farza sımsıkı yapışmak. Bu zamanın riyazatı haramdan uzak durmak. Bu zamanın riyazatı gösterişten, şatafattan, şataattan uzak durmak. Şataat ne? Sende bir şey olmadığı halde varmış gibi göstermen. Şatafat ne? Desinler diye bir sürü lükse, bir sürü israfa girmen. Bu zamanın riyazatı bu. Nefisle mücadele bu. Neymiş bilmem ne kahvesi içmezse olmazmış. Türk kahvesinin içine ne oldu? Domuz mu girdi? Yok. Ne o Starbucks'ta kahve içecekler. Dolacak bir de zınga zıng.
Ne? İsrail'e mermi parası. Umurunda değil hiç kimsenin. Örtülüsü de orada, sakallısı da orada. Örtülüsü de orada, sakallısı da orada. Dervişi de orada. Mücahitim diyen de orada. Ondan sonra kahrolsun İsrail. Hatır lan yalancı. Kahrolsun İsrail diyecekmiş. Her tarafları Avrupa malı dolu. Lüks mallarla donatmışlar kendilerini. Ondan sonra git. Kahrolsun İsrail de. Sen önce yabancı markalardan kurtar kendini. O Gucci çantalarınızı satın önce bir. Gucci ayakkabılarınızı satın önce bir. Salı gün sohbetten geliyorum. Uyku bastı. Dedim bir yerde bir kahve içeyim öylesi gideyim. Kendi kendime.
Bir tarafım da diyor ki. Bas durma yolda. Hani uykun iyice gelmesin. Böyle bir yere benzinlik gibi bir yere girdim. Orada kafe gibi bir yer var. Baktım içerisi böyle çok hoşuma gitmedi. Arabadan bile inmedim. Yürüdüm bir başka bir yere girdim. Orada. Orada da Starbucks böyle şey açmış. Ne o? Yer açmış böyle. Dedim acaba burası nasıl? Hani İsrail gündemde ya. Arabadan inmedim. Arabanın içerisinden böyle kafamı çevirdim. Baktım hınca hınç. Sakallısı var, örtülüsü var. Hepsi de var. İçimden dedim ki ya. Yani dedim bangır bangır bağır. Kahrolsun İsrail'de. Ondan sonra git Starbucks'ta bir kahveye yüz elli lira ver. İki yüz lira ver. Ne kaç paraysa? Bir çaya seksen doksan lira ver.
Şimdi kaç para desem. Starbucks'a gidenler belli olacak. O yüzden sormayın fiyatını kaç para diye. Ama tahmini söylüyorum. Birisi çıksın şimdi desin ki ya. Starbucks'ta kahve şu kadar desin. Söyleyin ya. Kızmayacağım ona. En son giden ki ne zaman gitti? Kim gitti? Şimdi kimsenin elini kaldırmaz ki. En son ne zaman gittin? 3-4 aydın oğlum da neler değişiyor. Ne kahvesi içtin? Sütlü kahve 60 lira. Bildiğin sütlü kahve. İyi bak hiç olmazsa cesaretle söyleyecek olan. Var mı başka cesaretle olan söyleyecek olan? En düşük içecek 50 lira dedi.
İçmek için değil öylesine sordun. Sen kağıt topluyorsun orada çünkü. Allah iyi etsin inşallah. En düşük içecek çay o zaman. Ya da su mu lan yoksa 50 lira. Tabii ya Allah Allah. Olabilir. Çayı 50 lira vermezler çünkü. En düşük içecek sudur o. O yüzden sanırlı. Her neyse. Sonuç itibariyle insanlar nefisleriyle mücadele etmiyorlar. Riyazat ne o zaman? Bugünkü anlamda riyazat senin lüksten, israftan uzak durman. Bugünkü anlamda riyazat farzları yerine getirmen. Bugünkü anlamda riyazat senin haramlardan uzak durman. Ve nefsini Kur'an ve sünnetin önünde haklı görmemen. Nefsini sufilik yolunda kendini haklı görmemen.
Kendini haklı görmemen. Nefsini terbiye etmen. Güzel ahlakla ahlaklanman. Bugünün riyazatı o. Şimdi böyle bazen sohbetlerde soruyorlar. İşte yani pekmez yememiş, bal yememiş. Yok çörek istemiş canı. 20 yıl çörek yememiş. Ben diyorum ya yesin. Helalından yesin. Sıkıntı yok bunda. Ama harama bulaşmasın. Haramla iştikal etmesin. Harama kaymasın. Ne yazık ki ümmet-i muhammed buradan imtihanı kaybediyor. Farzlardan imtihanı kaybediyor. Ve haramlara bulaşmaktan imtihanı kaybediyor. Sufiler için de dergah içerisinde birbirlerinin kardeşliklerine itibar etmiyorlar. Oradan kaybediyorlar. Burada kardeşsiniz. Birbirlerinizle kim olursa olsun sen ona muhabbet besleyeceksin.
Ona selam vereceksin. Onunla kardeşliğini tesis edeceksin. Aynı zikrullah halakasındasın. Aynı şeyhe intisap etmişsin. Senin ona karşı içinde bir buğzun, bir bühtanın olmayacak. oluyorsa sen yol yürüyemezsin. Riyazat yap. Hiç kimseye karşı içinde buğzun olmasın. Hiç kimseye karşı içinde bir set olmasın. Olmaz. Dervişlik bu değil. O derviş kardeşin senin canını acıtsa dahi sen ona set çekme. Sen ona set çekiyorsan bakın dikkat edin. Sen yol yürüyemezsin. Yol yürüyemezsin. Set çekme. Senin normalde etini lime lime etseler dahi sus. Etini lime lime etseler dahi. Yanı başındaki bir kimse benim tabirimle seni satsa dahi sen sus.
Allah'ı zikrediyor. Aynı halakadasın. Ona sabret. Dışarıdan bir kimseye sabrediyorsun ya. Bir müşterine sabrediyorsun. Mal aldın kimseye sabrediyorsun. Mal sattın kimseye sabrediyorsun. Sen patrona sabrediyorsun. Müdüre sabrediyorsun. Derviş kardeşine neden sabredemiyorsun? Derviş kardeşini küçük görüyorsun çünkü. Onu horhakir görüyorsun. Böyle gördüğün zaman sen yola ihanet ediyorsun kendi dairende. olmadı. Kardeşlik hukukunu dosdoğru kur. Hiç kimseye karşı kalbinde buğuz olmasın. Hiç kimseye karşı kalbinde bir kota olmasın. Bunun riyazatını yap. O yüzden hani normal şartlarda avamın riyazatı ilim noktasındadır. Avamdır o.
Kendince bir şey okur. O okuduğu şeye tabi olur. Bu kendince o böyle bakar şimdi o. İşte pekmez yememiş. Benim canım ne istedi bugün? Pekmez istedi. Ben pekmez yemeyeyim. Riyazat yapayım. Hanım Allah senin cezanı versin. Ulan pekmez yi de o lafı söyleme. Hanımının arkasından gıybet etti. Hanımına küfretti. Çoluğuna çocuğuna küfretti. Ne arkadaş riyazat yaptı pekmez yemedi. Öyle mi? Ha o az uyuyacak. Ha ne yapacak? Az uyuyor ya o. O şimdi işte kadın erkek dersi çekecek. O az uyuyacak. Ulan eşin seni yatakta bekliyor. Eşinle ilgilenmen nafile ibadet. Ha oturmuşsan nafile zikir yapmışsın. Ha eşinle ilgilenmişsin.
Önce eşinle ilgilenmişsin. Sünnet o. Kadın erkek. Ondan sonra eşinle ilgilendikten sonra ne yapacaksan yap. Ya sen eşinden kaçıyorsun kadın veya erkek. Eşinden kaçıyorsun. Bana dokunmasın diyorsun. Kendi kendine de dervişlik yaptığını düşünüyorsun. Veya riyazat yaptığını düşünüyorsun. Değil canım kardeşim. Eşinle ilgilen. Çocuklarınla ilgilen. Ondan sonra sabaha kadar ders mi yapacaksın yap. Yalnız sabaha kadar ders yapacağım deyip ertesi gün 12'ye 1'e kadar yatma. O da olmadı. O da olmadı. Sabah işine gideceksin. Hem de disiplinli bir şekilde. Disiplinli bir şekilde. Öyle sabah işine erkenden gitmiyorsan işini vaktinde saatinde yapmıyorsan çalıyorsun.
Ama patrondan çalıyorsun ama kendinden çalıyorsun. Ya iş yeri benim istediğim saat giderim. Gidemezsin. İş yeri senin. Sen istediğin saatte gidemezsin. Sen de vaktinde gideceksin. Dükkanını açacaksın. Neden? Bir başkasının işi var çünkü. Bir başkasının işi yetişecek. İş disiplin ister. O zaman kendi kendine de disiplin edeceksin. Riyazat. Kendini disiplin etme. Yapman gerekenleri yapma. O zaman avamın bu konuda kendince riyazatı veya kendince nefsini haklı çıkarmamak için uğraştığı yer ne? İlim noktası. O ilim noktasında durur. Yol mudur? Yoldur. Yol mudur? Yoldur. Bir üst. Hassın bu konudaki riyazatı daha farklıdır.
Hass ne yapar? O kendince farzlara dikkat eder. İşte haramlara dikkat eder. Kendince yapması gereken şeyleri yapar. O daha derli topludur. Öbürkü ne? Hassülhas diyelim. O da ne yapar? Onun riyazatı daha ileridir. O artık yemede, içmede, oturmada, kalkmada şüphelilerden uzak durur. Eyvallah. Bunları kitaplardan okursunuz. Bu sıraladıklarımı riyazatla alakalı, haramlardan uzak durmakla alakalı hadislerden, her şeyden okursunuz. Her şeyden bunu okumanız mümkün. Okumayacağınız bir yer söyleyeyim size. Asıl riyazat, asıl riyazat, asıl kendini temizleme yeri. Allah'ı çokça sevmen, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i çokça sevmen, üstadını çokça sevmen, müminleri çokça sevmendir.
Bu değişmeyen riyazattır. Bu değişmeyen riyazattır. Bu işin sır noktasıdır. Sır noktası. Sen nefsinle mücadele etmek istiyorsan, Allah'ı çok sev. Nefsinle mücadele etmek istiyorsan, Hazreti Muhammed Mustafa'yı çok sev. Sallallahu aleyhi ve sellem'i. Sen nefsinle mücadele etmek istiyorsan, üstadını çok sev. Herkesten üstün ve yüce tut onu. Asıl riyazat odur. Üstadını çok seversen, onun yerine başka bir kimseyi koymazsın. Senin aktabın, önderin o olur.
Hazreti Muhammed Mustafa'yı çok seversen, senin yol rehberindir. Hiçbir ölçü, hiçbir ölçü, hiçbir kimse, onun yerini dolduramaz. Onun sünnetleriyle, hayatını süslersin. Hayatını, sünnet-i seniyeyle bezersin. Eğer Allah'ı çok seviyorsan, Allah'ın hududuna, hukukuna riayet edersin. Onunla dostluk kurar, onunla alır verirsin. O senin kalbine, doğruyu ilham eder. O senin kalbine, istikametini oturtturur. O senin kalbinden, bilmediğini öğretir.
O senin kalbine, işin hakikatini ilham eder. Asıl, dikkat edilmesi gereken yer, burasıdır. O kimse, Allah'ı çok severse, bütün işi hallolmuştur. Bütün işi. Allah'ı çok sever, çok zikrederse, o meseleyi can evinden vurmuştur. Can evinden vurmuştur. Onun dolanbaşlı yollara, onun farklı farklı, yol aramasına, farklı farklı kendine ayrı bir perde aramasına gerek yoktur. O Allah'ı öylesine sever, öylesine sever, ona lazım olan ilim, ilmi ledin olarak onun kalbine gelir. Ona lazım olan doğru, onun kalbine gelir.
ona lazım olan her ne var ise, her ne var ise, onun kalbine gelir. Onun kalbi ilham almaya başlar. Cenab-ı Hak, ama vasıtalı, ama vasıtasız, onunla konuşur, ona doğruyu ilham eder. İşte asıl işin özü, asıl işin can noktası, burasıdır. Allah'ı çok sevmek, Resul, Resul'ünü çok sevmek, ve bir kimsenin bağlı bulunduğu, üstadını, çok sevmesidir. Yol budur. O yüzden, bir kimse, nefsiyle mücadele ederken, kendisine kestirme bir yol, çizmek istiyorsa, kendisine en kestirme yolu, çizmek istiyorsa, bu üç sevgiyle, kendisini donatacak.
Farzları yerine getirecek, farzları yerine getirecek, haramlardan uzak duracak, Allah'ı sevecek, insanlara faydalı olacak, etrafıyla, tabiri caizse, iyi geçinecek, güzel ahlaklı olacak. Kimseyi kırmamaya, kimseyi üzmemeye, kimseyi incitmemeye, dikkat edecek. Sözlerine, közüne, kaşına, fiillerine, dikkat edecek. Haza, derviş olacak. İşte, o dervişlik yolunda yürürken, o da, kurtuluşa erecek. Cenab-ı Hakk'ın, memnun olduğu, razı olduğu, kullarından elecek. ayet-i kerimenin, ikinci kısmında olan, Allah'ın korudukları, Allah'ın merhamet ettikleri, müstesna dediği, kullarından olacak. O nefisle mücadele ettikten sonra, evet, o nefsiyle mücadele ettiği, belli bir noktaya geldiğinde, artık, Cenab-ı Hakk, onu kendi emanına alacak.
Kendi emanına alarak, onu büyük günah-ı keballerden, koracak, muhafaza edecek. Ve onu büyük günah-ı keballerden, geriye edecek. Tabiri caizse, kalbini tırmalacak. Tabiri caizse, ayağını geriye doğru çekecek onun. Hatta ve hatta, daha ileri gitmek istese, Allah onu durduracak. Çünkü Allah kıskançtır. Kulunun, sevdiği kulunun, hataya günaha gitmesini istemez, onu durdurur. Hatta öyle yapar, karşıdaki hatayı, günahı bertaraf eder, o kul oraya gitmesin diye. O yüzden, Allah'ın muhafaza ettikleri, Allah'ın korudukları, Allah'ın gayretine aldığı, kimselerden olmak için, nefsini haklı çıkarmak yok, nefsini temize çıkarmak yok, nefsinle mücadele edip, Allah'ını, Resulünü, Üstadını, derviş kardeşlerini, çokça severekten, yol yürümek.
Ve o riyazatla, yani, benim dediğim manevi riyazatla, yolunu yürütmek. Bu, yemekten içmekten kesilmekle alakalı değil. Üç gün yemekten, içmekten kendince az yer, dördüncü gün bütün sofrayı götürürsün. Ama Allah'la, hemhal olursan, daim Allah'ı zikredersen, senin ne kadar yiyeceğini, neyi yiyip, neyi yemeyeceğini, dahi, kalbine ilham eder senin. Senin neden, ne kadar yiyeceğini de, kalbine ilham eder. Bu kadar, en ince noktanla, senin ilgilenir. O yüzden, senin pekmez yemeği bırakmana gerek yok. O sana pekmez yenilmeyecekse de, sen bundan yeme diye, kalbine ilham gelir. Ya üstadının sesinden gelir, ya Hazreti Pir'in sesinden gelir, veya Pir Efendilerimizin sesinden gelir, veya Muhammed Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellemin, sesinden gelir, veyahut da, peygamberlerin sesinden gelir, bir ses gelir.
Bunlar sır sohbetler. Ve o sesle sen, yoluna devam edersin. Sen ne yiyip, ne içmeyeceksin, neyi yapıp, neyi yapmayacaksın, nereye girip, nereye girmeyeceğini, artık, senin kalbinde, tabiri caizse, ama üstadının sesinden, ama Pir Efendinin sesinden, ama Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerinin sesinden, ama meleğin sesinden, muhakkak bir sesle, uyarılır hale gelirsin. Ve, o ayeti kerimede, bilmediklerinizi, Allah öğretir, ayeti kerimesi, tecelli eder. Rabbim, bizi öyle olan, kullarından eylesin. Cenab-ı Hak, istikametimizi, bizim sağlam eylesin. Cenab-ı Hak, Kur'an ve sünnet-i seneye, sımsıkı yapışıp, Allah'ın dinini, yaşayanlardan eylesin. Bu konuda, nefsimize uyup da, gevşeyenlerden, eylemesin.
Bu konularda, dini yaşama noktasında, eşlerimizi, çocuklarımızı, akrabalarımızı, gelecek zürriyetlerimizi de, hidayet edip, onların da dinlerini, dost doğru yaşamalarına, sebep ve vesile eylesin. Allah hepinizden de, razı olsun. Üç ihlas, bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Bütün Peygamber-i Zişan, efendilerimizin, ruhlarına, heder edip, vasıl ve isedar eyle, Ya Rabbi. Haberdar eyle, Ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik eyleme, Ya Rabbi. Cihari, Yâri, Yüzün, Ebu Bekir Sıddık, Ömer-i, Farık, Osman-ı Zünnur, yani Ali-i Murtaza, Radiyallahu anh, Efendimizin, Evlad-ı Resulullah, Şuhedâ-i Resulullah, Ashab-ı Resulullah'ın, Ruhlarına, İmam-ı Azam-ı Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hanbeli Hazretleri'nin, Ruhlarına, heder edip, vasıl ve isedar eyle, Ya Rabbi. Haberdar eyle, Ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik eyleme, Ya Rabbi. Üç ihlas, bir Fatiha. Amin.
Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylan'ı, Pirimiz Seyyid Ahmet'in Rufay'ı, Şah-ı Kşüvend'i Muhammed-i Bahattin'i, Şah-ı Mevlana, Celalettin Rüme, Hacı Bektaş ve Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet-i Muhit'in İftad-ı Hazretleri'nin, Veysel Karan'ın Hazretleri'nin, Muhit'in Arabi Hazretleri'nin, ve bütün pirimizin ruhlarına hedirdik. Vasıl ve isedar eyle, Ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle, Ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik eyleme, Ya Rabbi. Amin. Üç ihlas, bir Fatiha. Amin. Abdurrahim Tantevi, Abdurrahim Neşabi, El-Hac, El-Hafız, Hacı-ı Bekir, Sıddık-ı Çorum'u, Medine-i Müşrak, Hacı Alaydar Efendi Hazretleri'ne, Çorumca Hacı Mustafa Efendi Hazretleri'nin, Ruh'an etikselerine, Nevşehir'i Hacı Abdullah Efendi Hazretleri'nin, Ruhlarına, Kaçuni Dergahı'nın, Şeyhlerinin ruhlarına, Kabbaşi Dergahı'nın, Bütün Geçmişlerinin ruhlarına, Şeyhimiz,
Üstadımız, Mürşidimiz, Canımız, Cananımız, Sultanımız, Bayındırrahim Hacı Mustafa Efendi Hazretleri'nin, Ruh'an etikselerine, Yaşayan Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Dervişlerin, Müminlerin, Ruh'an etikselerine, Turuki Aliyemiz'de gelmiş, Geçmiş Osmanlı Aliyeden gelmiş, Geçmiş, Akraba-i Talikatlarımızdan gelmiş, Geçmişlerinin ruhlarına, Ruh'an etlerine, Hediyedik, Vâsıl ve Esadar eyle ya Rabbi, Haberdar eyle ya Rabbi, Fevzatlarını, Himmetlerini, Şefaatlerini, Üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi, Bismillahirrahmanirrahim,
İnnehu min Süleymane ve innehu, Bismillahirrahmanirrahim, Bismillahirrahmanirrahim, Fettar ismi şerifinin hürmetine bizleri setreyle ya Rabbi,
Ya Rabbi, Gaffar ismi şerifinin yüz hürmetine bizleri af ve mafuret eyle ya Rabbi, İnnallahu ve melâketuhu yusalluna ale'n-nebi, Ya eyyühellezine amenü sallu aleyh, Sallu aleyhi ve sellimü teslima, Allah salli aleyhi ve sellimü, Eftar-ı zikr-fâle men nehu,
Lâtiha mâ selavat.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.