(NASİHAT/53) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 24.09.2026
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 24 Eylül 2026 · 43:24
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'in hakkı, batıl batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan, haykıran, batıl batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, nerede ümmet-i Muhammed'in zulmeden varsa, nerede ümmet-i Muhammed'in kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına zulmediliyorsa, Cenab-ı Hak zalimlerden Müslümanların intikamını alsın, İsrail'i kahri perişan eylesin, İslam düşmanlarını kahri perişan eylesin, onları destekleyenleri kahri perişan eylesin, cümlemize affı mağfiret eylesin, cümlemize yardım eylesin,
katından lütfetsin, ikram etsin, ihsan eylesin, rızıklarımıza hayırlı, helal ve bol eylesin, kolay eylesin, maddi manevi dertlerimize derman eylesin, maddi manevi hastalıklarımıza şifa eylesin, maddi manevi sıkıntılarımıza def eylesin, amin, yerdekinlerin, göktekinlerin, denizdekinlerin şerinden bizleri muhafaza eylesin, amin, nerede büyücüler, muskacılar varsa hepsinin şerinden bizleri muhafaza eylesin, amin, ecmay, bu akşam sorular var ama vakit kalırsa bakalım inşallah, geçen hafta da ders yapmadık, benden kaynaklı, bu hafta inşallah yapalım. 53. Nasihat-ı Maide Suresi ayet 91.
Euzubillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim, Maide Suresi ayet 91. Şüphesiz ki şeytan, kumar ve içki ile aranıza düşmanlık ve kin sokmayı,
sizi Allah'ın zikrinden ve namazdan men etmeyi ister. Artık bunlardan vazgeçmez misiniz? Normalde ayet-i kerimede geçen meysir, kumar olarak tefsir edilmiş, kumar olarak bildirilmiş. Böyle olunca, normalde tabi şans oyunlarının hepsi de haram olmuş. O yüzden normalde bahse tutuşmak, şans oyunları oynamak, bunun ne aklınıza gelirse, teferruata gerek yok. Hepsi de haram. Normalde devlet oynatıyor diye o helallaşmaz.
Bazıları böyle bir tez sürüyorlar, hani devlet bunu oynatıyor, o yüzden haram olmaz gibisinden saçma sapan şeyler var. Şans oyunlarının hepsi de haram olarak kabul edilmiş. Bu Hanefi, Şafii, Madiki, Hanbeli hepsi de ortak olarak bu noktada şans oyunlarının haramiyetinde bir sıkıntı yok. Tabi içkiyle de alakalı da, normalde tabi Bakara'da ayet 188'de de birbirlerinizin mallarını aranızda haksız yere yemeyin.
İnsanların bir kısım mallarını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere de aktarmayın. Normalde o yüzden batıl bir sebeple bir başkasının malını yemek de haram. Batıl bir sebeple alışveriş caiz. Ama mesela bir kimseyi dolandırmak için mal almak caiz değil, aldatmak için mal almak caiz değil, işte ödemeyeceğini bile bile mal almak caiz değil, bunların hiçbirisi de caiz değil. Yani ödemeyeceğini biliyorsun, ödeyemeyeceğini de biliyorsun, gidiyorsun mal alıyorsun. Bu caiz değil. Normalde ödeyebileceksen alacaksın, ödeyemeyeceksen almayacaksın. Bunlar da aldatmaya giriyor. O yüzden bunlar da dinen karşısındaki kimsenin haksız malını almak oluyor. Veyahut da bizim esnaflığımızda vardı, normalde orta yerlerde sahte çekler dolaşırdı.
Veyahut da mezarlık senedi denilen senetler dolaşır, sahte çekler dolaşır. Bankaya sorduğun zaman karşılığı var diyorlar. Aradan birkaç ay geçiyor, patlatıyorlar. Şirketi veyahut da o kimseyi. Çekler ödenmiyor. Bildiğiniz resmi dolandırıcılık yapıyorlar. Normalde bunlar da caiz değil. O yüzden bir kimsenin malını haksız yere yemek. Veyahut da birisinin tarlasına gidiyorsun, ürününü topluyorsun. Haksız yere yemek. Veyahut da birisinin tarlasına giriyorsun, oraya ekiyorsun. Haksız yere o kimsenin malını yemek. Veyahut da işte genel olarak kardeşler arasında mirasın paylaşılması lazım. Ama mirası paylaşmıyorlar. Büyükler böyle tabiri caizse zulmediyorlar.
İşte kardeşinin malını da yiyor orada. Kardeşinin hakkını da yiyor. Veyahut da birisi içlerinden gattar birisi çıkıyor. Geleni vururum buraya diyor. Bütün zeytinleri topluyor. Zulmediyor ortalığı. O yüzden birisinin malını haksız yere yemek. Bu da haram. Normalde ölüm, hak, mira, selam. Herkes malını paylaşacak. Kimin malıysa o içecek, alacak, toplayacak neyse mal. Normalde o tasarruf edecek. O tasarrufa dikkat etmiyorsa o kimse, malları paylaşmıyorlarsa, yiyorlarsa, o yedikleri maldan elde ettikleri o gelirler de haram. O yüzden normalde peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bir takım kimseler Allah'ın malında haksız olarak tasarruf ederler. Onlar için kıyamet gününde cehennem muhakkaktır buyuruyor Buhari'deki ad-ı şerifte.
O yüzden bir kimsenin haksız olarak malını yemek de haram. Bu noktada o zaman biz bir başkasının malını haram olduğu için haksız yere, habersiz yemeyiz. Kumar da bu haksız kazançlardan birisi. O yüzden normalde kumardan kazanılan para da haram. Ancak kumar nerede caiz olur? Eğer Darül Harp'te harbini üteceğin kesin ise, harbini üteceğin kesin. O zaman normalde kumar caiz olur. Veyahut da Darül Harp'te, Darül Harp hukukuna göre senin malın nasıl emniyette değilse, harbinin de malı emniyette değildir. O zaman harbinin malına da sen zarar verebilirsin. Darül Harp hukukunda. Çünkü Darül Harp hukukunda bir Müslümanın malı emniyette değildir. Bir Müslümanın canı da emniyette değildir.
Malı da emniyette değildir. Namusu da emniyette değildir. Aklı da emniyette değildir. Dini de emniyette değildir. Darül Harp hukukuna göre. O zaman senin hiçbir şeyin emniyette değildir Darül Harp hukukunda. O zaman normalde iki ciltlik emanet ve ehliyet vardı. Yusuf Kerimoğlu'nun orada eserine geçer. Senin emniyette olmadığın hiçbir şey harbinin de emniyette değildir. Oradaki ibare budur. Yusuf Kerimoğlu da medreseden yetişme bir alimdir. Öyle enteresan fetvaları bulur. Tabi o kendisinin de fetvası değil. Sonuçta alıntılar yapmış o alıntılarla. Öyle olunca normalde mesela nasıl İslam hukukunda bir kimsenin İslam sisteminde bir kimsenin canı, malı, dini, aklı, namusu ondan sonra emniyettedir.
Bir, İslam hukukunda veya İslam devletinde bu beş emniyet önemlidir. Bu beş emniyet yok ise orası Müslümanlar için tehlikeli. Müslümanlar için aslında Darül İslam'a hicret etmek zorunluluğu vardır. Ama şu anda Darül İslam diyebileceğimiz bir yer olmadığından dolayı o zorunluluğu yerine getiremiyoruz. Çünkü normalde birinci derecede can emniyeti, ondan sonra akıl emniyeti, din emniyeti, namus emniyeti, mal emniyeti lazım.
Normalde bu emniyetler sağlanmıyorsa sıkıntı vardır. Şimdi öyle olunca bir takım kimseler Allah'ın malında haksız olarak tasarruf ederler. Onlar için kıyamet gününde cehennem muhakkaktır. Hani ne yapıyorlar? İnsanların mallarını yiyorlar. İnsanların paralarını yiyorlar. Hani duyuyoruz şimdi değil mi haberlerde? İşte bir fonla bir alavere daravere 22 milyar dolar, milyon doların milyar dolar iç etmişler parayı. 22 milyar dolar yemişler, yutmuşlar. Bu milletin parası, bu insanların parası. 22 milyar dolar gözlerini kapatmışlar. Ondan sonra insanların paralarını yemişler. Haksız yere yiyorlar. Haksız yere. Adam oradan bir tane boş bir tane fabrika binası almış. Ne üretimi var, ne inek var, ne süt var içeride, ne de makine var.
Adamın hisseleri tavan yapmış. Herkes de gözünü yummuş buna. Bunun içerisinde muhakkak ortakları vardır. Şimdi böyle bir takım insanlar, insanların mallarını yiyorsa orada malı emniyeti yok. Ve normalde bir kimse bir kimseyi öldürüyor da 5-10 yıl sonra çıkıyorsa orada can emniyeti yok. Ve din hakkında herkes ahkam kesiyorsa, kimisi hadis inkarcısı, kimisi ayet inkarcısı, kimisi fıkıh inkarcısı, mezhep inkarcısı, bütün inkarcılar orta yerde dolaşıyor da senin bu sefer din emniyetinde yok.
Eee akıl emniyeti de yok. Uyuşturucu var, içki var, kumar var, her türlü her şey var. Serbest mi? Serbest. Yasaklayan var mı? Yok. Herkes içiyor mu? İçiyor. Akıl emniyeti de yok. Adam uyuşturucuyu içiyor, teyzesine tecavüz ediyor. Uyuşturucuyu içiyor, kendi kızına tecavüz ediyor. Uyuşturucuyu içiyor, kayınvalidesine tecavüz ediyor. Uyuşturucuyu içiyor, yağma yapıyor, hırsızlık yapıyor, talan yapıyor. O zaman normalde akıl emniyeti de yok, mal emniyeti de yok. Adamın 38 tane hırsızlıktan dosyası var, dışarıda dolaşıyor da. Ne yapıyor? Hırsızlık yapıyor. O zaman senin malının emniyeti de yok. Bakın emniyeti yok. Şimdi diyeceksiniz ki hukuk var, çalışmadıktan sonra hukukun bir anlamı yok.
İcra edilmedikten sonra hukukun bir anlamı yok. Yani bir taraftan birilerinin uyuşturucu kanında çıkıyor. Uyuşturucu kanında çıkanı atıyor içeri. Veriyor 8 yıl, 9 yıl, 19 yıl ceza. Fenerbahçe Başkanı'nda da çıktı. Ondan sonra eski Fenerbahçe Başkanı'nda hem kanında çıktı, hem evinde çıktı. Hem beyan var, herkes evinde uyuşturucu partisi yapmış. O elini kolunu sallaya sallaya çıktı. O zaman hukuk da icra edilmiyor dost doğru. Şimdi beni de adaleti mekanizmasını küçük düşürmekten haydi ifadeye. Ama meydanda bu şimdi. Normalde o zaman hukuk da dost doğru icra edilmiyor. Bunun gibi bu geceki dersimiz ne? Mal. Bir insanların haksız olarak malını yenmesi. Kumarda haksız olarak da yeniyor.
Tabii millete cazip geliyor. Neden? O işte şu kadar devrediyor, spor toto. Yok işte binden ne şu kadar devrediyor. Hüra, herkes gidiyor oraya. Siz zannediyor musunuz ki onu real, orada noter huzurunda dost doğru çekiliş yapıldığını? Hayır. Hepsi de yapay zeka veya program hepsi de. Oturuyorlar, program yazıyorlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden yine Hazreti bakın bir şey haramsa İslam'da ona giden bütün yollar haramdır. Yani ad-i şerifte gel birisi size kumar oynayalım derse dedi diyen kimse sen git gitme. O da günah kebar işliyor. Onu da tövbe etmesi lazım. Gel içki içelim diyen onu da tövbe etmesi lazım. O da ne yapıyor? Allah muhafaza eylesin. O da normalde günah işlemiş oluyor.
O yüzden şimdi sarhoşluk veren her şey de haram. Sarhoşluk veriyorsa. Yok işte Kur'an-ı Kerim'de şarap geçiyor. O yüzden şarap da üzümden yapılandır. İşte arpadan yapılan sayılmaz. Hurmadan yapılan sayılmaz. Yok pirinçten yapılan sayılmaz. Böyle şeylere gerek yok. Sarhoşluk veren her şey haram. Yok ottur, günahı yoktur. Esrara oradan bir kapı arala. Yok Yemen otuna kapı arala. Yok Maraş otuna kapı arala. Böyle bir şey yok. Sana sarhoşluk veriyor mu bu? Veriyor. Sarhoşluk veren şeyin azı da çoğu da haram. Onun üzerinde başka bir fikir yürütmenin bir anlamı yok. Allah muhafaza eylesin. Normalde şimdi bir kimse hadis-i şerifte de hırsızlık yapan, iman üzerine hırsızlık yapamaz diyor.
İçki içen de iman üzerine içki içemez. Zina yapan, zinayı meslek haline getirmiş zina yapan da iman üzerine zina yapamaz. Bu hadis-i şerifler çok ağır. Yani o kimse içki içerken ölse imansız gitti. Hırsızlık yaparken ölse imansız gitti. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bunlar normalde hatta Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah naklediyor. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki Allah şaraba, onu içene, onu sunana, ticareti için satın alana ve satana, onu sıkana ve sıktırana, onu taşıyana ve taşıtana lanet etmiştir. Demek ki içki ile alakalı, içki, uyuşturucu, esrar ne varsa aklınıza, komple onunla iştigal eden hepsine de diyor Allah lanet etmiştir.
Allah muhafaza eylesin. Yine içki hususunda on kişiye lanet etmiştir. Onu sıkan ve sıktıran, içen ve taşıyan, taşıtan, sunan, satan ve parasını yiyen, satın alan ve kendisi için satın alınandır. Tirmize İbn-i Mace. Allah muhafaza eylesin. O yüzden hatta daha böyle şey var, ağır bir hadis-i şerif var. Bu ümmetten bir kavim, yemek, içmek, oyun ve eğlence ile geceyi geçirirler de, sabaha suretleri domuzlar ve maymunlar suretine döndürülmüş olduğu halde çıkarlar.
Sabaha kadar üzerlerine taş yağmış ve evleri yere batmış olur da halk, bu gece falancalar yere batırıldı, bu gece falancanın evi yere gömüldü derler. Lut kavminin bazı kabilelerine gökten taş yağdırıldığı gibi mutlaka bunların üzerlerine de gökten taş yağdırılır. At kavminin helak eden akim rüzgarı onlara da gönderilir. Bunlar, bütün bunlar içki içtikleri, ipek giydikleri, şarkıcı kadınlar sakladıkları, riba yedikleri, akrabaları ile münasebeti kestikleri ve Cafer'in unuttuğu bir hasletten dolayıdır. İmam Ahmet ve Beyhakide. O yüzden normalde ama şeytan sizi en önemli, bu geceyi bağlayan bir şey, önemli şeytan içki ve kumarla sizi zikirden ve namazdan uzaklaştırır.
Şimdi içki içenler için ayet-i kerimede neydi? Onlar normalde ayılıncaya kadar, hani içki onların üzerinden tesirleri kalkıncaya kadar namaza yaklaşmasınlar. Demek ki içki içen ne oldu? Namaza yaklaşmıyor, içkinin tesiri gidinceye kadar. Geçenlerde gene bir profesörün videosunu izliyorum. Bir duble içersen diyor, aklın yerinde onunla namaz kılarsın diyor. Hain bunlar. Bunlar hain. Bunlar böyle insanların dinini ifsat etmek için üretilmiş, üretilmiş malzeme bunlar. Allah muhafaza eylesin. O zaman normalde ne yapacaksınız? Bu içki ve kumar, normalde bu dünya ziyneti, bu dünyanın şataatı, şatafatı sizi zikretmekten uzaklaştırmayacak. Ve yine Kehf suresi ayet 28'de Cenab-ı Hak ne diyordu?
Ey Muhammed! Rabbinin rızasını dileyerek sabah akşam onu zikredenlerle birlikte kendini tut. Sabret! Sakın dünya hayatının ziynetine kapılıp gözünü onlardan ayırma. Kalbini bizi zikretmekten uzaklaştırdığımız arzularına uyan, işi gücü haddi aşmak olan kimseye sakın uyma. Demek ki dünyanın debdebesine, şataatına, şatafatına dalıp Allah'ı zikretmeyi unutanlara uyma.
Heva ve hevesini ilah edinenlere uyma. Allah'ın zikrullahından uzaklaşanlara uyma. Allah'ı zikretmeyenlere uyma. Zikre düşman olanlara zaten uyma. Ve bir kimse zikre düşmansa sakın uyma. Zikre düşman olanlar kafirdir. Zikrullahı küçük görenler kafirlerdir, münafıklardır. O yüzden zikrullaha düşman olmak, zikir yapanlarla alay etmek kafirlerin işidir. Bu kafirlerle sen dost olma. Allah'ın zikrine düşman olanlarla dost olma. Çünkü onlar Allah'ın zikrine düşman olduğu için onlar Allah düşmanı. Allah da onlara düşmandır. Ve Cenab-ı Hak onlardan intikamını alır. Sen onlarla dost olursan o intikamdan sen de nasibini alırsın. Ancak o kimseye tebliğ etmek maksadıyla, ancak o kimseye hakkı ve hakikati anlatmak maksadıyla onunla siz ilişkiye girebilirsiniz.
Öbür türlü siz onunla böyle bir yakınlık, dostluk kuramazsınız. Sebep o çünkü lanetlenmiş. O Allah düşmanı. Allah muhafaza eylesin. O normalde sakın sakın, sakın sakın Allah'ın zikirden uzak olan kimselerle yakınlaşmayın, dost olmayın. Sebebi şu. Onun üzerinde şeytan musallat olmuştur. Onun üzerinde kafir cinliler musallat olmuştur. Sen ondan etkilenirsin. Sen ondan etkilenirsin. O yüzden kardeşlerimiz günlük derslerini, virglerini çeksinler. Günlük virgini, dersini çekmeyen bir kimse şeytanın musallatındadır. Şeytan ona musallat olmuştur. Kafir cinli ona musallat olmuştur. Ona ders çektirmiyordur. Derviş kardeşler namazlarına dikkat etsinler. O kimse namazını kılmıyorsa şeytan onun ensesine binmiş.
Şeytan onun ensesine bindiği için o namaz kılmıyor. O günlük virgini çekmiyorsa, o günlük virgini çekmeyen bir kimsenin nefis ve şeytan üzerine binmiş. Nefis ve şeytan onun üzerine bindiğinden günlük virglerini çekmiyor. Günlük virgini çekmeyen bir kimse, Allah'ı zikretmeyen bir kimsenin kalbi katılaşır. Kalbi kararır. Şeytan oraya oturur. Ona vesvese vermeye başlar. Kendisinin virgini çekmediğini şeytan ona unutturur. Anında bunda Ahmet'te Mehmet'te kabahat bulur. Etrafındaki insanlarda kabahat bulur. Dervişlerde kabahat bulur. Bir dervişte sen kabahat buluyorsan bil ki senin gönlüne şeytan oturmuş. Şeytan oturmuş. Sen bir derviş kardeşinle alakalı problem yaşıyorsan ve o dervişi diline pelesene yapmış, onun kötülüklerini anlatıyorsan şeytan senin kalbine oturmuş.
Bir derviş kardeşin kötülüğünü konuşan, arkasından gıybet eden, onun yanlışlığını, eksikliğini söyleyen kimse şeytan onun kalbine oturmuştur. O esnada o şeytan onu zaptu raptu altına almış, şeytan onu kucağına almış, oynuyor onu. O yüzden bir derviş kardeşinizi bir kimse diline pelesenek edip size onun kötülüğünü anlatıyorsa, yanlışlığını anlatıyorsa, siz de onu susturmuyorsanız, onu dinliyorsanız siz de şeytanla kardeş oldunuz.
Siz de şeytanla kardeş oldunuz. Hiçbir şey yapamıyorsanız, bir dakika sen bu konuştuğun şeyleri onun yüzüne de söyle. Arıyorum şimdi yüzüne söyle. Nasıl basbayağı. Yüzüne söyle. Aslında bir kimsenin yüzüne de eleştirmek günahı kebaldır. Bakın bir kimsenin yüzüne de eleştirmek günahı kebaldır. O kimse Allah'ı az zikrettiğinden dolayı bu gaflete düşüyor. Bir kimse Allah'ı az zikrediyorsa o derviş kardeşlerinin eksiğiyle, kusuruyla uğraşıyor. O Allah'ı az zikrediyorsa onun gözü kararmış, gözü şaşılaşmış onun. Kalbi kararmış, kalbi şaşılaşmış onun. Çünkü karanlıkta kalan kalp, karanlıkta kalan göz doğruyu göremez. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kardeşler muhakkak ve muhakkak günlük virdlerinizi çekin.
Günlük virdini çekmeyen bir kimse habire dedikodu gıybet laf yetiştirir ortalığa. Günlük virdini yapmayan bir kimsenin dervişlikten esamesi olmaz. Namazı kılmayan bir dervişin dervişlikten esamesi olmaz. Kardeşler, arkadaşlar biz böyle çok derviş olsun diye yola çıkmadık. Aman işte millet namaz da kılmıyorsa seslenmeyelim. Dersini de çekmiyorsa seslenmeyelim. Aman ya işte öyle bir derdimiz yok bizim. O yüzden derslerinizi çekin, gevşeklik yapmayın. Günlük virdinizi çekin. Gevşeklik yapmayın. Günlük tevhidlerinizi çekin. Gevşeklik yapmayın. Gevşeklik yapanlar dervişlerin hata ve kusurlarıyla uğraşıyorlar. O dersini çekmemiş.
O çünkü dervişlerin hatasıyla, kusuruyla uğraşıyorsa o nefsine uymuş. Şeytan onu almış kucağına pışpışlıyor onu. Burada hepimizin eksiği kusuru var. Hepimizin, ben de dahilim. Hepimizin yanlışlıkları var. Hepimizin eksiklikleri var. Hepimizin günah kebirleri var. Var mı günah kebari olmayan bir kimse? Gerçekten soruyorum. Dersini alacağım, göndereceğim. Buraya lazım değil. Adamın günah kebari yoksa. Ne işi var burada? Bir sürü günahkarın içerisinde o kirlenmesin. Açık ve netim bu konuda. Evet, biz hepimiz de günahkarız. Biz her gün tövbe etmekle mükellefiz. Her gün zikrullah yapmakla mükellefiz. Her şeye zaman buluyor. Bu günün Müslümanı.
Kafeye zaman buluyor. Lokantaya zaman buluyor. Gezmeye zaman buluyor. Parka zaman buluyor. Gece eğlencelerine zaman buluyor. Boş boş laklaka zaman buluyor. Alıyor. Telefonu elinde. Boyna dolaşıyor. Ona zaman buluyor. Her şeye zaman buluyor. Ona buna mesaj atmaya zaman buluyor. Zaman bulmadığı şey yok. Bir tek derse zaman bulmuyor. Bir tek namaza zaman bulmuyor. Namazı yapıştırıveriyor. Bir zaman böyle vakti gelinceye kadar. Hemen farz vacip yapalım çıkalım. E ne oldu? Şeytan seni Allah'ın zikrinden uzaklaştırdı. Şeytan seni Allah'ın zikrini yaptırmadı. Şeytan senin ensene bindi. Sana zikrullah yaptırmadı. Seni sabahleyen geldi. Kulağına iş yedi senin.
Sen sabah namazına kalkmadın. Kulağına iş yedi senin. Sen ezanı bile duymadın. Evet. Geldi kulağına iş yedi. Sen gece zikrullahsız yattın çünkü. Gece zikrullahla yataydın. Senin kulağına işemeyecekti. Ama zikrullah yapmadan yattın. Hiç olmasa yatağa yattığında sayısız başla tevhid çekme. Yattığın yerde tevhid çek. Hadis var. Eğer zikrullahla uyursan sabaha kadar o normalde senin uyanıncaya kadar geçirdiğin zaman ibadetten sayılacak. O yüzden şeytanın vazifesi seni zikrullahtan uzak tutmak. İşi bu. Şeytanın vazifesi seni namazdan uzak tutmak. Sen çünkü namaz kılarsan kötülüklerden uzak duracaksın. Namaz kılarsan kötülüklerden uzak duracaksın.
Çünkü ayet-i kerimede namaz sizi kötülüklerden alıkor. Ama Allah'ı zikir en büyük iştir. Ankabit ayet 45. Sen namaz kılmazsan kötülükler seni bulur. Sen Allah'ı az zikredersen kalbine vesvese gelir. Allah'ı zikreden bir kim, zikretmeyen bir kimsenin kalbine vesvese gelir. Eşinden şüphelenirsin, çocuğundan şüphelenirsin. Senin kocandan şüphelenirsin, karından şüphelenirsin. Herkesten şüphelenirsin. Yok beni aldatıyor mu? Yok o beni mi aldattı? Yok ben onu mu aldattım? Yok çocuk şunu mu yaptı? Yok iş yerindeki kimse bunu mu yaptı? Seni vesvesenin içerisine atar o şeytan. Senin kocan narını bozar. Senin karın narını bozar. Senin çocuğun narını bozar.
Çünkü Allah'ı az zikreden münafıklık elameti var üzerinde. Sen Allah'ın zikrullahını az yaparsan, senin aran bozulur ortalıkla. Sen şüphe deryasına, şimdi bugünün hastalığı bu. Günde kaç tane telefon alıyorum, kocam beni aldatıyor mu diye. Sanki ben müneccimim oturduğum yerde onun kocasını takip ediyorum sanki. Artık bende kayıtlı olmayan telefonları hiç açmıyorum. Açmıyorum, açmıyorum, açmıyorum. Bir açıyorum bomba patlıyor. Diyorum az zikrediyorsunuz. Tevhid çek, la la ilallah çek. Kalplerinizde vesvese oturmuş diyorum. Kalbinde vesvese var senin.
Allah'ın zikrini yap, tevhid çek, çekiyorsun diyor bir de bana. E şimdi en enteresan noktası da bu. Diyorum ki sen dosdoğru Allah'ı zikretsen, şeytan senin kalbine vesvese veremez. Sen dosdoğru zikretmiyorsun ki, şeytan senin kalbine vesvese veriyor. Vesvese açık senin kalbin. Allah muhafaza eylesin. E şimdi kazancımızda bereket yok. Neden Allah'ı az zikrettiğimizden? İşlerimizde bereket yok. Neden Allah'ı az zikrettiğimizden? Normalde yememiz, içmemiz, oturmamız, kalkmamız, evimiz, barkımız. Allah'ı az zikirle geçiyor. Ev halkı da öyle. Sen de öylesin, ben de öyleyim. Körler sağırlar, birbirlerine ağırlar. Öyle yaşayıp gidiyoruz Allah muhafaza eylesin.
Şimdi desek ki, anne babalar çocuklarınızın namazını takip edin. Çocuklarla aramız bozulur. Bozulur. Beni böyle sarsan hadise var. Hz. Ebu Bekir Efendimiz'in oğlu Abdullah, hanım alıyor bir tane, eş alıyor kendine. Yeni bir hanım alıyor. Namazlara geç kalmaya başlıyor farz namazlarına. Hz. Ebu Bekir Efendimiz diyor ki, senin yeni aldığın hanımını boşadım diyor. Oğul Abdullah diyor ki, neden baba diyor. Sen bu yeni hanımı aldığından beri diyor, farz namazlara geç kalıyorsun diyor. Şafiler, babanın, babanın, oğlunun hanımını boşama hakkını buraya dayandırır. Şimdi, ne almamız lazım bizim?
Ne ağır değil mi? Bize ağır geliyor. Hani ne diyordu tabi'in? Siz diyordu ashabı görmüş olsaydınız, bunlar deli derdiniz. Onlar da diyor, sizi görmüş olsaydı, bunlar dinden dönmüşler, sizi kılıçtan geçirirdi diyor. Bunlar dinden dönmüşler, sizi kılıçtan geçirirdi diyor. Bu kadar bağlılar Kur'an ve sünnete. Bu kadar bağlılar. Bir kimse namazı kasten terk ederse, boşanma sebebidir. Boşanma sebebidir. Namazı kasten terk ediyorsa. Boşanma sebebi. Hanım sen namazı kasten terk ediyorsun, terk etme bak. E ben kılamıyorum, nefsime uydum. Bir talak boşsun. Bey, sen bak namazını kılmıyorsun.
E ya işte şu oluyor da da, beni bir talak boşa. Amma cürcün aha değil mi? Amma cürcün aha. Çocukların namaz kılmıyor, sen de göz yumuyorsun. Çocuklarının namaz kılmamasına göz yumuyorsun. Halimiz bu.
Hadi işte çocuklarınız diyor, sağını solunu bilince diyor, onları namaza alıştırınız diyor. Kıymetli kardeşler, çocuklarımıza yaptıramıyoruz. Hiç olmazsa kendimiz yapalım. Çocuklarımıza yaptıramıyoruz. Eşlerimize yaptıramıyoruz. Öyle ya. Olur mu olur boşanırlar, biz hatunsuz kalırız. Olur mu olur bizi terk edip giderler, biz ne yaparız sonra değil mi? Zaten zar zor evlenmişiz. Eş ve çocuklarımızı zikrettiremiyoruz. Hiç olmazsa biz zikredelim.
Evet. Biz zikredelim. Biz zikredelim. Şeytan, o evin içinden bir kişi dahi olsa onun ensesine binmesin. Bir kişi dahi olsa onun ensesine binmesin. Dersli olan kardeşler, dervişlerinizi sağlam yaşayın. Eşleriniz, çocuklarınız dökülüyorsa dökülsün. Siz sağlam yaşayın. Artık böyle, o günlere geldik biz. siz sağlam namazınızı kılın, sağlam dersinizi çekin. Sağlam. Görsünler sizi ders çekerken evde. Çekil kenara, çekil bir koltuğun kenarına veya otur secda diye. Ya derslediğiniz şey yarım saat ya.
Sizin dersleriniz yarım saat ya. Hadi kırk beş dakika olsun ya. Ya kırk beş dakika, yarım saat Allah'ı ayıramıyor musunuz? Ayıramıyor mu bazı kardeşler? Ya otobüste çek, takside çek, arabada çek, yolda giderken çek, çek ya. Çek. Şeytan tepene binmesin senin. Namazını kıl, ne olursan ol, namazını kıl. Namazsız bir derviş olur mu? Namazsız bir derviş olur mu? Biz janti dergahlardan değiliz. Daha ileri konuşacağım. Var ya böyle böyle namazı, abdestte böyle gevşek, zikirde gevşek. Biz onlardan değiliz. Biz şeriatı sağlam bir dergahlız.
Biz Kur'an ve sünnete bağlı bir dergahlız. Namazsız bir derviş olmaz. Zikirsiz bir derviş olmaz. Olmaz. Olmaz. Allah bizi affetsin. Amin. Rabbim cümlemizi korusun, kollasın. Amin. Bizleri, eşlerimizi ve çocuklarımızı, torunlarımızı namaz kılanlardan eylesin. Amin. Allah'ı zikredenlerden eylesin. Amin. Hacca gidenlerden eylesin. Amin. Zekat verenlerden eylesin. Amin. Allah yolunda cihat edenlerden eylesin. Amin. Zikrullah halakasına devam edenlerden eylesin. Amin. Bizleri, çocuklarımızı, eşlerimizi, bütün akrabalarımızı ehli zikir eylesin. Amin. Helal rızıkla rızıklananlardan eylesin. Amin. Ve muhakkak ve muhakkak Allah yolunda koşuşturanlardan eylesin.
Amin. Ecmayın. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamber efendilerimizin ruhlarına. Amin. Cihari yari güzine efendilerimiz, Ebu Bekir Sıddık, Ömer'ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali el Murtaza radiyallahu anh hazretlerinin ruhlarına. Amin. Aşere-i mübeşerenin, evladı Resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şöhedanın, şehidi Kerbela'nın, bütün şöhedanın, tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına.
Amin. İmamımız, İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Malik, İmam-ı Hambel ve bütün mezhep imamlarımızın da ruhlarında hedeeldik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife.
Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimiz, Seyyid Abpülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rifai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim Dussaki, Şeyh Ebul Asen'e Şazeli, Şahı Nakşi Benli Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaş-ı Veli, Şahı Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet Muhyiddin Üftade, Veysel Karani Muhyiddin Arabi Niyaz-ı Mısri ve bütün Pir ve Piran efendilerimizin de ruhlarında hedeeldik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Ve zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas ve Fatiha-i Şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, geçmiş üstadlarımızdan, Abdurrahim et tantavi, Abdurrahim en nişavi, El-Hac, El-Hafız, Ebu Bekir Sıddık-ı Çorumi, Hacı Al-Aydar Efendi, El-Hac, Çorun'un Mustafa Anaç Efendi, Nevşehir Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın, ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına, Ya Rabbi bilhassa üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özba, Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Ced ve Dadalı'nın ruhaniyetlerine, yaşayan bütün mürşid-i kamillerin,
velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve Ümmet-i Muhammed'in ruhaniyetlerine, Türk Aliye'den, akraba-u talikatlarımızdan, geçenlerin ruhlarına da hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle Ya Rabbi, haberdar eyle Ya Rabbi, feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme Ya Rabbi. Amin. Amin. Ve selamun alel mürselin. Ve alihim elhamdülillahi rabbil alemin. Eûzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftali zikir fa'lamennâhû. La ilahe El Fatiha masalavat Allah'ın salli âlâ
Seyyidine Muhammedin ve âlâ Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.