(NASİHAT/43) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 16.10.2025
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 16 Ekim 2025 · 44:27
Selamünaleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim hayatınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı, hak, batılı, batıl bile nereden eylesin, hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz davranılıyorsa, nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti ayaklar altına alınıyorsa, Cenab-ı Hak hepsini de kahri perişan eylesin, Müslümanları korusun, her türlü şerden, her türlü beladan, müsibetten, sıkıntıdan, ümmet-i Muhammed'i korusun, zarar vermek isteyenlerden, Cenab-ı Hak zarar vermek isteyenlere fırsat vermesin,
İsrail'i dağıtsın, yerli yeksan eylesin, gizliden, açıktan destekçilerini yerli yeksan eylesin, hepsini dağıtsın, para kendi eylesin, hepsinin güçlerini yerli yeksan eylesin, Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin, bütün ümmet-i Muhammed'e özgürlük nasip eylesin, Rabbim ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seniyye çerçevesinde derlesin, toplasın. Ecmain. Bugün 43. nasihat Furkan suresi ayet 17-18. Heva heves geldi, oturdu.
Çünkü kalpte zikrullah var ise heva heves oradan çıkar, şeytaniyet oradan çıkar. Eğer kalpte zikrullah olmaz ise o kimsenin kalbine heva heves, şeytan yerleşir. Şeytan yerleşince de o kimse normalde şeytani yollara, şeytani düşüncelere, şeytani istekleri doğru meyletmeye başlar. Ve o kimse normalde zikrullahı bıraktığında artık onun asıl manevi ölüm başlamıştır. Onda kalbi ölüm başlamıştır. Asıl yok oluş o kimsenin kalbinin kararması, o kimsenin kalbinin perdelenmesi, asıl o kimsenin manevi olarak ölüme doğru yol almasıdır. O kimse hala da bundan tövbe edip, Allah'ı zikredip geri dönmüyorsa o helak olma yoluna girmiştir. O çünkü gaflet gafleti getirecektir, gaflet gafleti getirecektir.
O kimse manevi ölüme doğru yürücektir. Oysa Cenab-ı Hak normalde zikrullahı o kimsenin manevi bağı olarak görür. Bir kimse iman edip Allah'ı zikrediyorsa o zikir Allah'la olan irtibatını kuvvetlendirir. Allah'la olan bağını, irtibatını, kuvvetini yükseltir. Ve o kimse bu manada zikrullah ile devamlı Allah'la alışveriş yapar. Ve Cenab-ı Hak'ta ey iman edenler Allah'ı çokça zikredin der. Ashab ayet 41. Yani Müslümanlara Cenab-ı Hak der ki Allah'ı çokça zikredin. Başka ayet-i kerimede de Rahat suresinde ayet 28'de kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur der. Kalbin başka bir şekilde mutmain olması mümkün değildir. O yüzden o kimse devamlı Allah'ı zikredecek ki o kimsenin kalbi mutmain olsun.
Başka bir ayet-i kerimede ey nefis Rabbine mutmain olarak dönün der. O yüzden normalde o kimsenin Rabbine dönüşü mutmainne makamında olması lazım. Zikrullah yapar ise mutmainne makamına gelir ve o noktada manevi dönüş onun için başlamış olur. O yüzden zikrullahı terk ederse o kimse bu sefer kalbi komple nefsin ve şeytanın emrine girer. Kim zikrullahı terk ediyorsa bakın kim zikrullahı terk ediyorsa o kimse nefsin ve şeytanın emrine girer ki onun manevi helakıdır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden haşir ayet 19'da da Allah'ı unutan bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın der. O kimse Allah'ın zikri bıraktı unuttu. Allah'ı unuttu.
Allah'ı unutunca Cenab-ı Hak diyor ki ona kendisini unutturur. Yani o kimse artık kendisini de hatırına gelmez. Yani kendini manevi hale hatırına gelmez, kendinin duruşu hatırına gelmez, kendisi nerede ne halde o hatırına gelmez ve o unutmadan dolayı gafletten gaflete, gafletten gaflete, nefsaniyetten nefsaniyete, şeytaniyetten şeytaniyete yuvarlanır gider. O yüzden normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de Allah'ı zikreden diridir, Allah'ı zikretmeyen de ölü gibidir der. O zaman o kimseyi diri tutan şey, manevi olarak diri tutan olgu Allah'ı zikirdir. Kim Allah'ı zikretmiyorsa ve zikrullahı terk ettiyse o manevi ölüdür. Kim Allah'ın zikrini unuttuysa o kimse yok olmaya, manevi olarak yok olmaya mahkumdur.
Ayet-i kerimenin başında da normalde neden insanların Allah'ı unuttuklarını, zikrullahı unuttuklarını söyler. Orada der ki onlara sen nimetler verdin, onlara sen normalde rahat bir hayat verdin ve nimete gark ettin. Onlar bu nimetlerin çokluğundan, onlar bu rahattan dolayı azdılar, saptılar ve seni unuttular. O yüzden hani zenginliğin şaşırtmasıdır bu, rahatın şaşırtmasıdır. O kimse rahatı görünce şaşırır, kibirlenir, zenginliği görünce şaşırır, kibirlenir. İnsanoğlu enteresan bir varlıktır. Biraz rahat yüzü görse, biraz böyle dünyevi olarak rahatlasa, hemen o kimse Allah muhafaza eylesin. Şımarır, şaşırır, kibirlenir, Allah'ı unutur. Ama bir kimsenin başında hani biraz illet, biraz güllet, biraz zillet olsa Allah'ı unutmaz.
O kimse bol bol Allah'ı zikreder, dua eder. Hani adamın başında bir dert vardır, o dertten dolayı Allah'ı unutmaz. Her daim Allah'ı zikreder, Allah'a dua eder, Allah'tan ister. Hiçbir zaman Allah'la olan arasını normalde bozmaz, sıkı sıkı tutmaya çalışır. Sebep onun çünkü başında bir illet var veyahut da biraz gillet, geçim sıkıntısı var. O yüzden o kimse geçim sıkıntısı olunca da Allah'la olan bağını sağlam tutmaya çalışır. İşte borcu var, ben kendi nefsimden pay vereyim. Her sabah okursun, her sabah zikrullah yaparsın. E borç gevşeyince biraz, böyle işler düzelince sabahları okumaya bırakırsın, zikrullahı da bırakırsın. Öbür türlü sabah namazı daha sonra ders yapacağım, zikrullah yapacağım diye uğraşırsın.
Derdin gamın tasan kalmayınca salarsın biraz yakasını. Neden saldın? Gamın tasan kalmadı. Ensende boza pişmiş olsa sabah akşam Allah'ım dersin. Ensende boza pişerse. Ama ensende boza pişmez de normalde rahatladığın zaman, ya hele hele dersi canım, öğleye kadar da çekerim ben. Öğlen namazından önce de çekerim. Olmadı öğlen namazından sonra çekerim. Olmadı ikindi de çekersin. Olmadı ben akşama çekerim. Ya olmadı şuradan iki üç tane derviş gelse de, üç tevhid okusak da ders çekilmiş olsa dersin. Yani o dersi çekmek artık senin nefsine zor gelir. Hatta dersin, yani işte topluca zikrullah yaptığımız ders çekilmiş oluyor mu? Oluyor. Cemaat halinde zikrullah yapınca ders çekilmiş oluyor mu?
Oluyor. Hemen ya nasıl olsa ondan sonra üstad dedi ki, işte herkes evinde zikrullah yaptırabilir, herkes ders yaptırabilir, hemen şurada üç kişiyi çevirelim, Allah'ı zikredelim, derste çekilmiş olsun. Tamam. Cemaatle zikrullah yaptın mı? Yaptın. Hanefi'ye göre üç kişi de cemaat oldu mu? Oldu. Ama bu nefsin kaçtığı yerler. Ben kendi yaptıklarımı söylüyorum size ha başka bir şey değil. Veyahut da bayındırda ilk yeni başladığımızda, ben böyle söylemek istemezdim. Önce kendi nefsime attım, bayındırları da atayım. Yani biz Nuri'nin pastanesinin üstünde hemen ikindi yıkılıyoruz. Onlar beni bekliyorlar orada. Yani üç tevhid vuracağız, ders çekilmiş olacak.
Biz çıkıyoruz pastanenin ikinci katına. Normalde orada ikindi yıkılıyoruz. İkindi yıkıldıktan sonra üç tevhid. Bana diyorlar ki, abi ders çekildi mi? Çekildi diyorum ben. Hani dersiniz çekildi. Tamam bitti. Şimdi onu gözlüyor o kimse. Hani veyahut da biz kendi kaçamak yollarımız. Şimdi o kimse normalde kendince kaçamak yollar arar. İşte ikindiden sonra çekerim, akşamdan sonra çekerim, yatsıdan sonra çekerim. Ben sonra şunu der. Ya sabah namazından önce kalkarım, iki günlük ders çekerim. Hem bugünkü çekerim hem de bir önceki gün geçti. Bu gafletle alakalı. Bu artık böyle kaçacak yollar arıyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o kimse normalde zikrullah yaparsa diridir.
Zikrullah yapmazsa ölü gibidir. Ey ashabım size mamur bir ev ile yıkıntı bir ev arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resulallah. Allah'ın içinde Allah'ın zikredildiği ev mamurdur. Yıkıntı dahi olsa içinde zikrullah yapılmayan ev yıkıntıdır. Mamur dahi olsa yani senin bir villan var harika içinde zikrullah olmuyorsa harabe. Senin harabe bir evin var. Eğer içinde zikrullah oluyorsa o mamur bir ev. Yani siz şimdi evlerinizi zikrullaha açınca mamur bir ev. Evi zikrullaha açmadın aman koltuklar kirlenmesin. Dervişler çocuklarına bakmıyorlar. Ondan sonra ortalığı kirletiyorlar. Sak sak yapıyorlar. Dervişlerin çocukları durmuyor durduğu yerde.
Ben evime dersi açacağım ama hanım dervişlerin çocuklarına şikayetçi. Gerçekten de bizim dervişlerin bazı çocukları var duvara tırmanıyor. Düz duvara tırmanıyor. Salsan bir de bakacaksın örümcek adam gibi çocuk duvarda. Ama normalde şimdi bunun için ders almıyor. E harabe oluyor. Evin o evde zikrullah olmazsa o araba dergaha çalışmazsa Allah yolunda çalışmazsa Cenab-ı Hak onun hesabını soracak senden. Zannetme ki evin hesabı sorulmayacak. Zannetme ki arabanın hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o zenginin o paranın hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o nefesin hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o vücudun senin vücudunun hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o sağlığının hesabı senden sorulmayacak. Zannetme ki o zamanın zaman olarak o zamanın hesabı senden sorulmayacak.
Bunların hepsi de hesabı sorulacak. Bunların normalde, bundan kurtuluşun yolu Allah'ı zikir. Kurtuluşun yolu zikrullah cemaatleri, toplulukları. Bundan kurtuluşun başka bir yolu yok. Evinizde zikrullah olacak, sizin kalbinizde zikrullah olacak, dilinizde zikrullah olacak. Yolda yürürken zikrullah yapacaksınız, otururken zikrullah yapacaksınız, namazlardan hemen sonra zikrullah yapacaksınız. Muhakkak Allah'la bağını normalde kuvvetlendireceksiniz. Ama o kimse eğer zikri terk ederse ne olacak? O zaman şeytanı musallat ediyor Cenab-ı Hak. Zuhruh ayet 36. Kim Rahman'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık o onun yakın arkadaşı olur. O kimse Allah'ın zikrinden yüz çevirdi, zikrullahı terk etti, zikrullahı bıraktı.
Cenab-ı Hak hemen anında, sen zikrullahı bıraktığın anda hemen senin kalbinde şeytan zaten orada kalbinin kapısında tünekleyip duruyor. Kalbin kapısında duruyor. Zikrullahı bıraktın, şeytan içeri girdi. Ve şeytan zikrullahı bıraktığın için senin dostun oldu. O sana vesveseyi vermeye başladı. Dervişlerin hatalarını gösterdi, eşinin hatalarını gösterdi, çocuklarının hatalarını gösterdi, arkadaşlarının hatalarını gösterdi, üstadın hatalarını gösterdi. Hatta daha da ileri gitti, peygamberler de hata yapmış dedi. Daha da ileri gitti, bütün peygamberler hata yaptıysa senin peygamberin nasıl hatasız olur? O da hata yapmıştır dedi. Daha ileri gitti, Kur'an'ı hatalı görmeye başladı. Neden? Zikrullah çünkü terk edildi. Allah'ı unuttu. Allah'ı unutunca Cenab-ı Hak da ona bir şeytana musallat kıldı.
Şeytan tabiri caizse onu parmağında oynatıyor. Şeytan onu parmağında oynatıyor. Artık bir bakıyorsun yani o kimse aniden öfkeleniyor, kibirleniyor, kimseye beğenmiyor. Aniden kavga ediyor, ortalığı talan ediyor. Kibir, onda Uludağ gibi oluyor. Çünkü zikrullah yapmazsa bir kimse kibrini yenemez. Zikrullah yaparsa o kimse kibrini yener. Şeytanın en büyük silahı seni kibirlendirmektir. Zikrullah bir kimsenin kalbinde oturmadıysa hemen şeytan oraya oturur ve hemen seni kibir perdesine çeker. Yanı başındaki dervişi tepeden bakaraktan gözünle süzüyorsan sen kibir perdesindesin. Gizli şirke düştün.
Yanı başındaki eşine tepeden bakıyorsan kibir perdesine düştün. Şeytan seni alaşa etti. Kendi evladına tepeden bakıyorsan veya kendi annene babana tepeden bakıyorsan beğenmemezlik yapıyorsan sen kibir perdesine düştün. Şeytan seni aldattı, kandırdı, seni gizli şirke düşürdü. Allah muhafaza eylesin. En büyük korkumdur benim dervişlerin üzerinde. Zikrullah'ı çünkü bir kimse sırtını dönerse, Allah'ı zikri bırakırsa, çünkü normalde örnekliyorum bunu. Şeytan böyle farklı şeyleri yaptırmaz dervişlere. Kolay kolay içki içirmez sana. Kolay kolay kumar oynatmaz sana. Sen çünkü gel kumar oynayalım dese birisi, sen gidip oynamazsın.
Ha telefonuna indirir oynarsın, kimse görmüyor dersin. O zaman da ütülürsün. Gider milyarlar, beş yüz bin liralar, iki yüz bin liralar. Oradan uçar, hiç kimsenin de haberi yok ya, oradan gider o. Ondan sonra bir bakmışsın, adam iflas etmiş. Veyahut da kollulara gider. O artık tamam, bitmiş onun işi. Ha diyeceksiniz ki, derviş kollulara gider mi? Gider. Adam cep telefonuna indirir, kumar oynar mı? Oynar. Bir bakmışsın, iflas etmiş. Evdeki hanımı da der ki, ulan ticaret yaptı da batırdı. Yok işte alır verişte batırdı. Ne alakası var? O para ticarette batmaz. Ticarette batanı getir alacaklarını ben tahsil edeyim diyorum, bakıyor benim yüzüme. Getir ben diyorum, ticarette batırdıysan getir ben alıvereyim diyorum, senin alacaklarını.
Kimdeyse çekse çek, senet de senet, açık hesapsa açık hesap. Telefonu açacağım diyorum, rica edeceğim, söyleyeceğim. O da benim mafya babası zannediyor. Öyle dedi, dervişlerden berisi. En büyük mafya sensin dedi. Gitmiş, aldanmış, senede imzalamış. Geldi dedi, senden daha büyük mafya yok abi dedi. Eee, işte şöyle oldu, böyle oldu, şu oldu, bu oldu. Eee, bu paramı tahsil ediver. İyi edivereyim dedim. Ha tahsil ettik sanki fayda ne o? Eee, bir şey mi oldu? Adam ilk önce o gitti gene. Tahsil ettik ama parasını. Adamlar galeri gibi bir yer açmışlar, loş ışıklar zannedersin ki pavyon. O dedim, pavyona giriyoruz sanki. Selamun aleyküm, aleyküm selam.
Kardeş, böyle bir şey olmuş dedim. Bak, şunu böyle yapmışsınız, şöyle etmişsiniz, böyle etmişiz. Sana ne kardeş dedi bana. Eee dedim ya, böyle bana, beni ilgilendiriyor demek ki dedim ya. Buraya kadar gelmişiz dedim, beni ilgilendiriyor demek ki dedim. Şimdi, o, muşlu olanlar üzerinde alınmasın. Biz muşluyuk kardeş dedi. Eee, ben de bayındırlıyım dedim. Bayındır neresi dedi, Efe'nin bol olduğu yer dedim. Nasıl yani dedi, valla dedem dedim, Yunan'ı önüne katmış, dayanamamış dedim. Ondan sonra dedim ben, Yunan'a destek olanları da önüne katmış dedim. Ona da dayanamamış dedim, onların evlerine de dedim. Başlamış ucundan yakmaya dedim. Ben de bayındırlıyım dedim.
Velhasıl uzatmayalım. Hallettik tabii, onun senedini falan aldık oradan. İşini bitirdik hamdolsun. Şimdi, o zikrullahı terk ettiğinden o oluyor. Ben, bütün her şeyi ben zikri terke bırakırım. Sen dersini çek kardeş, hiç olmazsa sabahları çek, zikri terk etme. Günlük virdini çek, hiç olmazsa. Hiç olmazsa diyorum, Allah'ı zikret. Az da olsa, devam et onun. Yoksa, sen zikrullah'tan yüz çevirdin için, Cenab-ı Hak sana bir şeytan musallat edecek. O kalbinde zaten hazır asker, duruyor namussuz. Duruyor o. O bir yere gitmiyor. O kalbinin kapısında duruyor orada o. O başka bir yere gitmiyor. Çünkü Cenab-ı Hak ayetle sabitlemiş. Kim Rahman'ın zikrullahından yüz çevirirse, onu şeytanı musallat ederiz.
Bitti. Allah söylüyor bunu, Mustafa Özba değil. O zaman o kimse zikrullahı bıraktı, şeytan onun kalbine oturdu. Sonra ondan her şeyi bekle. Bakın, ondan her şeyi bekle. Ahmet bin Hanbel'in hadisi. Kim Allah'ı zikretmekten yüz çevirirse, Allah da onu kendine unutturur. Yani sen Allah'ı zikretmeyi bıraktın, yüz çevirdin, Allah sana kendisini unutturuyor.
Çünkü zikrullah en büyük iş, zikrullah en büyük nimet bir tarafta. Manevi, maddi manevi nimet. Sen zikrullahı bırakarak tan, maddi manevi nimete yüzünü çevirdin, döndürdün. Sen Allah'a sırtını döndün. Cenab-ı Hak senin maddi manevi bir sofraya oturtturdu. O maddi manevi seni nimete gark etti. Ve seni maddi manevi nimetin içerisinde yaşatırken, sen hainlik yaptın. Sen vefasızlık ettin. Sen körlük yaptın. Sen nimete sırtını döndün. Sen nimete vefasızlık ettin. Cenab-ı Hak da kendisini unutturdu sana. Sebep, sen en büyük işe sırtını döndün çünkü. Sen Allah'ın en büyük, en faziletli ibadetine sırtını döndün. Sen Cenab-ı Hak senin zikrullah halakasına oturtturdu.
Sen o halakaya hainlik ettin. O yüzden Allah sana kendisini unutturdu. Veyahut da sen zikrullah'a düşman oldun. Sen zikir halakasına düşman oldun. Zikrullah'a düşman oldun. Toplanın böyle mesine doğru biraz. Gel böyle. Yer açılsın. İbrahim de biraz şey olsun. Kumuldan haydi bakayım. Destur Bismillah. İki dizinin üzerine. Arka tarafta yer var da. Geçin bu tarafa. Ayaktaki kardeş. Ayaktaki kardeşler. Bu tarafta yer var. Geçin böyle. Evet geç geç geç. Yolları açın. Böyle mesine gelin. Buraya ben iki bin kişi aldırım ya. Merak etmeyin. Yok satmayı severim ben.
O yüzden normalde zikrullah'a o kimse öyle bir büyük bir nimet ki Allah'ı zikir. Sen o sırtını oraya dönersen. Sen Allah'ı unutursan. Allah da sana kendisini unutturuyor. Bu büyük bir aslında dünyadayken daha ceza. Allah muhafaza eylesin. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. O yüzden Mesnevi'de Hazreti Pir zikirsiz insan cansız cesettir. Zikirle dirilen gönülse hakkın nefesiyle konuşur der. Demek ki zikirsiz beden cansız. Hani o az önce Hadis-i Şerif'i zikredenle zikretmeyenlerin arasındaki farkı söyleyeyim mi? Evet. Zikredenler diridir. Zikretmeyenler ölü gibidir. Hadis-i Şerif. Hazreti Pir de diyor ki zikirsiz insan cansız cesettir. Zikirle dirilen gönül ise hakkın nefesiyle konuşur.
O yüzden normalde o kimse zikrullah yok ise o yok olmaya mahkumdur. O kimse de zikrullah durmuyorsa ve o zikrullahı terk ettiyse o kimse de manevi olarak yok olmaya mahkumdur. Rabbim bizleri zikrullah ile bağı kesilenlerden eylemesin. Amin. Nefsine uyup da zikrullah halakasına sırtını dönenlerden eylemesin. Amin. Şeytanın vesvesesine uyup da bizleri kibirlenenlerden eylemesin. Amin. Her türlü şeytanın vesvesesinden desisesinden bizleri muhafaza eylesin. Amin. Ecmain. Yeğenim 6 yaşında okulda akran zorbalığı görmüş ve olaydan sonra kekemelik başladı dua eder misiniz? Rabbim muhafaza eylesin.
Amin. Bu tip şeyleri önemseyin. Normalde gidin okul müdürüne şikayet edin. Hatta daha ileri gidin. Gidin karakola şikayet edin. Gerçekten. Böyle bir şey oldu. Okul müdüründen beri hasta okul müdürlerine bile gitmeyin. Gidin karakola şikayet edin. Böyle böyle çocuğum okulda böyle böyle zorbalıya uğradı. Zorbalıya filanca filanca çocuklar üzerinden zorbalıya uğradı. Gerekli yapılmasını diye gidin karakola şikayet edin. Çünkü bu akran zorbalıkları arttı. Her yere sirayet ediyor bu. Her yere sirayet ediyor. Okullarda, sokakta, dergahta bile var burada. O yüzden asla buna müsamaha yok. Hemen bu konuda dergahta böyle bir şey olduysa görevlilere bildirin hemen. Evet, hiç kimse çocuğunu buraya zorbalıya uğrasın diye getirmeyecek.
Okulda böyle bir şey oldu. Hemen karakola. Al o çocuk şimdi kekemi oldu. Ne olacak şimdi? Şimdi o çocuk ömür boyu onun üzerinden atamayacak. Biraz korktuğunda başlayacak dili kaymaya. Allah muhafaza eylesin. Geçen ay birine borç verdim. Bunu altın olarak verebileceğimi söyledim. Kabul etti. Ancak uzak mesafede olduğu için bozdurup bankadan göndermemi istedi. Ben de bozdurup gönderdim. Şimdi borcunu ödeyecek. Aynı miktarda altın olup verecek bana. Bunu böyle yapmam uygun olur mu yoksa faiz mi olur? Böyle yapman uygun olur. Çünkü sen onun adına bozdurdun parayı.
O sana gönderirken onun adına parayı alacaksın. Onun adına altını alacaksın ve borcunu tahsil edeceksin. Normalde örnekliyorum. Böyle bir şey yapacağım zaman şimdi Abdül Latif buna şahittir. Abdül Latif seni vekil tayin ettim. Bana şu kadar şunu al derim. Abdül Latif seni vekil tayin ettim. Şunu satıver derim. Vekil tayin ederim onu. Öbür türlü aradaki şey faiz olur. Fark olmasa da faiz olur. Nakitte çünkü şey var. Hadis-i şerif var. Hatta Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah diyor ki o kimse duvardan atlasa sen de duvardan atlayacaksın der. Yani nasıl? Diyelim ki ben gittim Abdül Latif'e bir para götürdüm. Abdül Latif'e dedim ki Abdül Latif bana işte bin dolar al.
Parayı Abdül Latif aldı mı? Aldı. Abdül Latif parayı aldı gidiyor. Ben onu vekil tayin etmediysem ben de onun peşinden gideceğim. Orada geçen zaman bile faiz oluyor. Yani burada faiz sadece artma eksilme ile alakalı değil. Siz faizi sadece artma eksilme olarak görüyorsunuz. Veyahut bir kısım hani bu sonradan gelme İslam uleması arttırma eksilme olarak görüyor. Değil bu. Bu öyle değil. Mesela ben vekaletle hallediyorum. Abdül Latif'i ararım. Abdül Latif seni vekil tayin ettim. Şunu şöyle al bunu böyle sat. Veya şunu şöyle yap. Vekilim olur benim. Vekilim olunca faiz olmaz. Yani normalde işte Yusuf Hoca'da da kuyumcu dükkanı var.
Çanakkale'de. Ondan sonra Emirhan'a da diyeceğim ki Emirhan şunu şöyle yap. Seni vekil tayin ettim. Örnek. Parayı gönderiyorum sana. Seni vekil tayin ettim. Parayı al. Bana şu kadar şunu al. Seni vekil tayin ettim. Vekaletle yapmış oluyor. O zaman hani orada onun gitmesi gelmesi onu bunu yapmaları zaman açısından sıkıntı olmuyor. Bu biraz kafanıza tuhaf gelebilir. Hadis-i Şerif böyle çünkü. Zaman faizdir. E duymazsın hocam normal. Neleri duydun ki ben buraya gelmezden önce sen. Tabii onu. Dolar al dedi. O normalde seni vekil tayin etti. Bu ayrı.
Dedi ki sana bunu al vekil tayin. Bana dolar alıver bundan dedi. Onu vekaletle iş yapıyorsun orada. Ama öbür türlü ben sana geldim. Dedim ki hoca bana bin dolar ver. Sen benden parayı aldın. Bin doları vermedin ama daha. Sen gidiyorsun ben de peşinden geleceğim senin. Mesela anlaşıldı mı? Öbür türlü vekil tayin ettim ben seni. Hocam bana bin dolar alıver dedim. Sen bin dolar benim adımı alıyorsun. Vekil tayin ettim. Birine kurbanımı alıver. Kurbanı almaya vekil tayin ettim. Aldı. Birine nikah kıymaya vekil tayin ettim. Nikah kıydı. Vekaletle olmuş oldu iş. Yani normalde o öyle. Veyahut da işte birine dedim ki benim adıma sen benim üzerimde istediğin gibi nikah kıyabilirsin dedim.
Veyahut da boşayabilirsin dedim. Vekil tayin ettim. Alışveriş de onun gibi. Alışveriş de onun gibi. Yani ben sana para verdim bin dolar alıver bana dedim. Vekil tayin ettim seni. Yani o normalde vekaletle olmuş oldu. Öbür türlü ben sana dedim ki bana bin dolar ver. Senin bin doların yok cebinde. Sen almak için başka yere gidiyorsun. Ben de seninle beraber geleceğim. Hı hı hı ince teknik. Abdül Latifi orada ben Abdül Latifi ararım. Abdül Latifi kaç para şu kadar. Seni vekil tayin ettim al benim adıma derim. Şimdi bunu bilmeyen bir kimseye yapamam ben bunu. Şimdi adam bilmiyorsa benim bu hani ince duruşu ve o hadis-i şerifi de bilmiyorsa adam der ki ne yapıyor bu.
Nereden çıkardı böyle şeyler yeni çıktı. Hadis var. Hatta Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah diyor ki o duvardan atlarsa sen de duvardan atla. Ayağın mayan kırılacak kırılacak. Allah biz de affetsin. Evet. Böyle uzaktaki işlerle vekil tayin edilecek. Yani o kimse diyor ya benim adıma sen bozdur bana bankadan gönder. Tamam. Şimdi o geri dönecek diyecek ki sana şu kadar para gönderiyorum. Vekil tayin ettim şu kadar altını al. Hal gören bir kişi halini yönetebilir mi? Örneğin Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gösteriliyorken kişi yanında Hazreti Ali Efendimiz'i görmek istediğinde Hazreti Ali Efendimiz onda o anda orada oluyorsa bu durum hal midir yoksa kişi hayalliyor mudur?
Her ikisi de olabilir. Bir kişiye gösterilen haller kişinin kendisiyle ilgili yaptığı iyilikler ve yaptığı ibadetlerle mi alakalı? Yoksa birinin yüzü suyürmetine mi? Veyahut Allah'ın keyfiyetiyle mi alakalı? Hepsi de bunların normalde şeyi vardır. Etkisi vardır. Sabah namazına kalkamıyorum. Kalkmam için ne yapmalıyım? Kalkacaksın. Ne yapacaksın? Kalkacaksın. Saat mı kuracaksın? Alarm mı kuracaksın? Yoksa on tane arkadaşa hepiniz sırayla, üçer dakika arayla beni arayın mı diyeceksin? Kalkacaksın. Ya da Allah'a yalvaracaksın diyeceksin ki Ya Rabbi vahdaniyetinin hürmetine beni sabah namazına uyandır deme. Beni sabah namazın kılmama yardım eyle.
Yani uyandırır seni yattığın yerde uyanık yatarsın. Yanlış dua etme. Uyandır diyor uyanıyorsun. İyi ne oldu kalktın mı? Kalkmadın. Ama uyanıksın. Yok öyle değil. Ya Rabbi beni sabah namazını kılmayı nasip eyle. Ha bir de sabah namazını kılmayı nasip eyle. Vaktinde kılmayı nasip eyle. Çünkü bizim dervişler biraz uyanıklar. Ya istat dedi zaten kalktığın zaman da kılarsın. Ama bir bakıyorum on bir de kılıyor adam namazı. Hayır bir de bana soruyor. Ben diyor kalkıyorum otobüse biniyorum. Otobüste kılıyorum namazı diyor. Ya normalde şeyde belediye otobüsünde kılıyor. Evde kıl da git. Namahı geciktiriyorsun.
Ama geciktiriyor. Bir de otobüste ima ile kılacağım diye uğraşıyor. Allah bizi affetsin inşallah. Allah duamı kabul etsin diye beklenti içindeyim. Bu yaptığım doğru mu? E kabul eder. Ne kabul etmesin ki? O bütün duaları kabul eder. İcra edilmesini iste. Ya Rabbi bu duamı tecelli ettir de. İnşallah Rabbim dualarımızı tecelli ettirsin inşallah. Üç ihlas bir fatiha-i şerefe. Hasıl olan sevabı peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamberi zişan efendilerimizin ruhlarına. Cihar-i yari güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali Ali Murtaza radiyallahu anh hazretlerinin ruhlarına.
Aşere-i mübeşerenin evladı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin, 72 şöhedanın, Şehidi Kerbelanın, bütün şöhedanın, tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına. İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Maliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına nehdeyeldik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimize neksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rifai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim Dursaki, Şeyh Ebu Leseneş Şazeli, Şahı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaş Veli, Şahı Hacı Bayram Veli, Mehmet Muhittin Üftade, Veysel Karani, Muhittin Arabi Niyaz-ı Mısri ve bütün Pir ve Piran Efendimizin ruhlarına hediye edildik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Eczatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Hasıl olan sevabı geçmiş üstadlarımızdan Abdurrahime Tantavi, Abdurrahime Nişavi, El Hac El Hafız Ebu Bekir Sıddıki Çorumi, Hacı Ali Aydar Efendi, El Hac Çorul Mustafa Naç Efendi, Nevşehir Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın ve bütün geçmiş Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Dervişleri, Müminlerin ruhlarına.
Ya Rabbi bilhassa Üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Cedde Dadalarının ruhaniyetlerine, yaşayan bütün Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, bütün Derviş kardeşlerimizin ve Ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine, Fırık Aliye'den, Akraba-ı Talikatlarımızdan geçenden ruhlarında hedieledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi, Haberdar eyle ya Rabbi, Feyzatlarını, Himmetlerini, Şeffafatlerini, Dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Ve selamun alel mürselin, Ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi minneşşeytanirradim, Bismillahirrahmanirrahim. Eftali zikir fa'lemennâhu.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.