(NASİHAT/4) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 01.06.2023
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 1 Haziran 2023 · 25:52
Ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışıp, yaşayanlardan ve yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin.
Amin. Bugünkü dersimiz insanın kendi nefsini hesaba çekmesiyle alakalı. Destur. Euzümillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
Bi'l-ilmektor. Bilmemeliydi Ayet 1'den 11'e kadar kardeşimizin okuduğu zaten 11 sureli bir ayet-i kerime, pardon 11 ayetli bir sure.
Surenin başlangıcı kıyametin o dehşetini anlataraktan başlıyor. Kapıları çalacak olan o dehşetli hadise nedir? Nedir o kapıları çalacak olan? O kapıları çalacak olan hadisenin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Hem Cenab-ı Hak soruyor o kapıları çalacak olan nedir diye. Ardından da diyor ki sen o kapıları çalacak olanı nereden bilirsin? O gün insanlar etrafa serilmiş kelebekler gibi olurlar. Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olur. O gün sevap tartısı ağır gelen razı olacağı bir hayat içindedir. Sevap tartısı hafif gelenin ise kucağına sığınacağı anası bir uçurumdur. O uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
O kızgın bir ateşleri sadakallahu lazim. Konumuzla alakalı ayet-i kerime o gün sevap tartısı ağır gelen razı olacağı bir hayat içindedir. Sevap tartısı da hafif gelen ise kucağına sığınacağı anası bir uçurumdur. Ve uçurumun da ne olduğunu Cenab-ı Hak kendisi soruyor ve kendisi cevaplandırıyor. O kızgın bir ateştir. Yani bir cehennem çukurudur. Bunun bu hesaba çekilmeyle de alakalı başka ayet-i kerimeler de var. Ama burası böyle dehşetli bir kıyamet fotoğrafı bize çiziyor. O dehşetli bir kıyamet fotoğrafı çizerekten ondan sonra maksada yöneliyor. Bu böyle hikayeyi tamamlayan bir sure olmuş.
Baştan tabiri caizse o kıyametin dehşetini anlatıyor. Bütün kapıları çalacak. Yani bütün dünya üzerinde ne kadar insan varsa o kıyametten herkes nasibini alacak. Ve canlı olan dünya üzerinde her ne var ise hepsinin de kapısı çalınacak. Burada ayrım yok. Ayırım yok burada. Kim olursa olsun herkesin kapısı çalınaraktan o kıyametin dehşetini muhakkak ki bütün herkes yaşayacak. Yaşayacak ve insanların hepsi de hani kelebek sürüleri var ya çekirge sürüleri gibi kelebek sürüleri gibi baktığımızda hepsi de bir tarafın üzerine serpilir gider ya. Onlar böyle toplu bir şekilde bir bakarsın bir sağa doğru uçarlar, bir sola doğru uçarlar, savrulurlar.
Bütün insanların da o kıyametin dehşetinde kelebekler gibi savrulacağını söylüyor Cenab-ı Hak. Ve bütün insanlık, bütün her şey kelebekler gibi savrulacak. Ardından diyor ki dağlar da atılmış yünler gibi olur. O zaman dağlar da ne olacak? Atılmış yün gibi. Yani ufalanacak, parçalanacak, küçülecek. Normalde o yün baktığımızda atılmış yün kabarır ya böyle. O böyle toplu halde durmaz. Yünü atarlar. Şimdi tabii yün atı mıydı bilmiyor hiç kimse. Atılmış yün de nasıl olur bilmiyor. Önceden anneleriniz, daha doğrusu gençler için nineleriniz, önceden insanların yorganları, yatakları, yastıkları yündü. Kışın sıcak tutar, yazında serin tutarlar. Ve insanı dinlendirirdi.
Ve insanı normalde hem psikolojik olarak hem maddi olarak insana şifaydı. Muhakkak ki evlerinize yün yorgan, yün yatak, bilhassa yün yastık yaptırın. Bu sonradan çıkma kimyasallardan olmuş yorgan yatak kullanmayın. Muhakkak ki üzerinde yünden bir parça olsun. Ve onları da diyor renkli yünler gibi bütün dağlar, baktığınız, gördüğünüz dağların hallacın pamuğu attığı gibi parça parça havalarda uçuştuğunu, dağların yerle yeksen olduğunu bize anlatıyor. Ondan sonra diyor ki o gün, yani hesap gününe geldi, kıyameti kopardı, kıyameti kopardıktan sonra hesap gününe geldi. O gün, o gün sevap tartısı ağır gelen, razı olacağı bir hayat içindedir.
O gün hesaba çekildin, hesaba çekildiğinde veyahut da hiç hesaba çekilmeden sevabın ayar ki ağır geldi, dost doğru razı olacağın bir hayat. Yani cennet hayatına. Çünkü bazı inananlar hiç hesaba çekilmeyecek. Biraz böyle hesaba çekilecek olanlar, Allah bizi affetsin, cehennem yüzü görecek olanlar, hesaba çekilecek. Cehennem hiç girmeyecek olanların hesapları normalde, tabiri caizse görülmeden onlar yürüyüp gidecekler. Ve sevap tartısı ağır gelenler, böyle ne yapacaklarmış, razı olacağı bir hayat yaşayacaklar. Sevap tartısı, hafif gelenin ise anası bir uçurumdur. Burada cehennemin çukurunu ana kucağı gibi göstermiş.
Yani diyor ki, nasıl çocuk anasının kucağına koşarsa, cehennem ehli de, cehennem ehli de, cehennemin o çukuruna annesi gibi koşacak. Oraya doğru meyletecek, oraya doğru gidecek, oraya atılacak. Hafif gelenler, o uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin? O kızgın bir ateştir. Cehennemliklerin yeri de orası olacak. İşte bu kıyamet koptuğunda, bizim işlediğimiz bütün ameller, bizim gözümüzün önüne getirilecek. Biz hiçbir şeyi inkar edemeyeceğiz. Hiçbir şeye, hayır ben bunu yaptım demeyeceğiz. Çünkü kendi kendimizi delillendirmiş olacağız. Evet bunların hepsini biz yaptık. Ama hayır noktasında, ama şer noktasında.
Bunların hepsini biz yaptık diye ne yapacağız? Sevap ve günahlarımızın hesabını vereceğiz. Ve hani başka bir ayet-i kerimede zerrece hayır yapanın hayrı karşılıksız kalmaz. Zerrece şer işleyenin de şerri cezasız kalmaz. O hesap yerinde, başka bir hadis-i şerifte, hani boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan alacağını, alacağı, hakkını alacağı o hesap gönü.
O hesap gönü, senin betin işlemiş olduğun ameller, senin yapmış oldukların hepsi de ne olacak? Amel defteri senin önüne verilecek. Sen bundan asla ve asla kurtulamayacaksın. Ve sevapları ağır gelenler, sevabı çok olanlar, dosdoğru cennetin yolunu tutacak. Yok sevabı ağır gelmiyorsa, günahları ağır geliyorsa, o da cehennemin yolunu tutacak. O da ne yapacak? Cehennemin yolunu tutacak. İşte hadis-i şerifte de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Müslümanları uyarıyor, müminleri uyarıyor. Ümmet-i Muhammed'i uyarıyor. Diyor ki, hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekiniz. Kıyamet günü amelleriniz tartılmadan amellerinizi tartınız. Ve ölmeden önce de ölünüz.
Şimdi ölmeden önce ölünüzden gireceğim. Şimdi insanlar tasavvufu, tarikatı hafife alıyorlar. Ve amellerinin ne olduğuna bakmadan, ölmeden önce ölünüz ne demek hocam? Önce namazını kıldın mı sen? Önce bir kendini hesaba çektin mi? Önce bir haramlardan kendini uzaklaştırdın mı? Önce sen Allah'ın farz kıldığı ibadetleri yerine getirdin mi? Önce sen Cenab-ı Hakk'a hadisi kudüsüde beyan ettiği gibi nafilelerle o Allah'a yaklaşır distürünü kendi üzerinde sen tesis ettirdin mi? Ölmeden önce ölünüz demek, evet şimdiden amel defterini kendin oku hadi bakalım. Bu ölmeden önce ölünüz hadisi şerefinin birinci adımı ilmel yakınsa veyahut da birinci adımı şeriatsa sen amel defterini eline al, kendi amel defterini kendin oku.
Bunu önceki sufiler her gün amellerini günlük yazarlarmış. Bugün ne yaptım diye, bugün ne ettim diye günlük yazarlarmış. Sen her gün bir bak bakalım, günlük ne amel işledin, günlük ne kadar hayır işledin, sen günlük girdini çektin mi, günlük namazını kıldın mı, günlük yapman gereken ibadetleri, taayetleri yerine getirdin mi, ne yaptın sen? Ölmeden önce ölünüze gelirken ilk önce farzları yerine getirdin mi, sabah namazına kalktın mı? Birinci sabahtan başla, sabah namazına kalktın mı? Kalkamadın, bir eksi puan, kalktığında namazı kıldın mı? Kılmadın, bir eksi puan daha, bir eksi puan daha. En faziletli, en mübarek saatleri şeytanla beraber kol kola, koyun koyuna geçirdin.
Nasıl yani, basbayağı şeytan senin kulağına işedi, kalbine işedi, sen sabah namazına kalkmadın. Sen gece internette oyun oynamak, abuk subuk videoları izlemek, abuk subuk oraya buraya takılmak, senin heva hevesine hoş geldi, sen gece saat 2'lere, 3'lere kadar internette takıldın, oraya buraya takıldın. Ama iki dünyanın içindekilerden daha faziletli olan sabah namazını kılma faziletini kaçırdın.
Kılmadın, kılmadın. Dünya ve dünyanın içindekilerden daha kıymetli sabah namazının farzını kılmaklığım diyen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sen dinlemedin. Sabah namazına kalkmadın. Sen tembellik ettin. Hadi uyanamadın. Hadi hadis-i şerif var ya, genç bir kimse gece çalışıyordu. O gece çalışıyordu. Fırıncıydı ihtimal. O sabah namazına kalkamıyordu. Kalktığında kılıyordu. Allah Resulü de sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de ona bu yolu açtı. Sen kalktığında kıl diye. Hiç olmazsa ben Müslüman, bunu da tembellik haline getirme. Ayda yılda bir kalkamadın da kalktığında kıl. Ama sabah namazını kıl. Kendini bir hesaba çek.
Hiç sabah namazında zikir yaptın mı? Hiç oturup da bir sabah zikiri bir sabah evrağı da okudun mu? Dersini sabah namazından sonra böyle bir sürur içerisinde çektin mi? Oturdun da iki dizinin üzerinde bir sabah namazından sonra bir ders çektin mi? Bir sayfa bir Kur'an-ı Kerim okudun mu? Bir Yasin-i Şerif okudun mu? Biz nasıl bir Müslümanız bu zamanda? Biz nasıl bir Müslümanız? Kur'an bizden uzak, biz Kur'an'dan uzakız. Zikir bizden uzak, biz zikirden uzakız. Uykuya yakınız, heva hevese yakınız, şeytaniyete yakınız. E şimdi sabah namazını kıldıktan sonra, e bir de ardından öğlen namazı, farzları söylüyorum. Ardından ikindi namazı, ardından akşam namazı, ardından yatsı namazı, beş vakit farz namazı, biz vaktinde kılanlardan olduk mu?
Kendi kendimize hesaba çekiyoruz. Çünkü ölüm insana ne zaman geleceği belli değil. Öldüğünüz anda bu hesabı vereceğiz. Bizim kıyametimiz öldüğümüz anda kopacak. Yani kıyamet sonra ne zaman kopuyorsa kopsun bize ne? Biz öldüğümüzde amel işleyebilecek miyiz bir daha? Hayır. Kıyametimiz koptu bizim. E namazımız tamam mı? Namazımız, hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, sahaba aktarıyor. Diyor ki, namaz kılınmış ise sonra diğer amelleri gözden geçirilecek. Eğer kabul edilmemiş ise hiçbir ameli gözden geçirilemeyecek. Eğer o kimsenin namazı tamam değil ise, o zaman diğer amellerine bakmaya ihtiyaç duymayacaklar.
Önce ne yapacak? Namazdan seni sorumlu kılıyor. Namaz. E ne yapacağız o zaman? Hesaba çekeceğiz kendimizi günlük olarak. Şimdi ne iyilik yaptınız diye hesaba çekmeyin. Zaman öyle bir zaman ki. Ben bugün nerede günaha girdim? Ben bugün nerede hata yaptım? Kendinizi öyle hesaba çekin. Öncekinler ne yapamadık diye hesaba çekmişler kendilerini. Ben bugün yirmi vakit, otuz vakit, kırk vakit namaz kılabildim mi, kılamadım mı? Eskiler bunun hesabını çekmişler. Ama biz şimdi bugün ne günah işledik? Bunun hesabını görelim. Günlük olarak görelim. Biz bugün kimin kalbini kırdık? Kime küfür ettik? Kime hakaret ettik? Biz kiminle didiştik?
Kime yalan söyledik? Kime yemin ettik? Kime bağırıp çağırdık? Biz kimle, herhangi bir kimseyle olan ilişkimizde biz ne yaptık? Biz ne yaptık? Nerelerde harama düştük? Bunu bir hesaba bugünden çekip tövbe etmek gerek. E bugünden o hesabı çekmiyorsa o kimse ve tövbe de etmiyorsa, evet o kimsenin o hesap günündeki hesabı ne yazık ki çok ağır geçecek. Rabbim hiçbir ümmete böyle ağır bir hesap nasip eylemesin. Bütün ümmet-i Muhammed'e aff-ı mağfiret eylesin. Son nefesinde iman nasip eylesin. Cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın. Ve normalde diyor ki ayet-i kerimede, hadis-i şerifte hesabınız, amelleriniz tartılmazdan önce siz bunu tartın. Yani ölmeden önce ölünüzün şer'i manası bu.
O hesabını tartacak, o hesabını tarttığı zaman o kimse ölmeden önce ölüp hesabını ne yapıp tartanlardan oldu. Eğer yok o gün öyle yapmadıysa Allah muhafaza eylesin. Yine Araf 8 ve 9. ayet-i kerimelerde yine bu konuya değinir Cenab-ı Hak. Der ki o gün amellerin tartılacağı bir gerçektir. Sevap tartıları ağır gelenler, kurtuluşa erenler, işte onlardır. Sevap tartıları hafif gelenler ise kendilerini zarara uğratanlardır. Bunun sebebi de ayetlerimize karşı haksız davranmalarıdır. Bunun sebebi ne? Kur'an'daki ayetler belli. Kur'an'daki ayetler belli olmasına rağmen o ayetlere göre hayatını dizayn etmemesi, ibadetlerine, özür dilerim hepinizden de hakkınızı helal edin.
Cenab-ı Hak'ın Kur'an-ı Kerim'inde beyan ettiği, emrettiği şekilde bir hayat standartını kurmaması, Allah'ın haramlarından uzaklaşmaması, Cenab-ı Hak'ın farzlarını yerine getirmemesi. O çünkü ne yaptı? O kendince ayetlere karşı haksız davrandı. Ayetlere karşı. O zaman bir kimse namazını kasten terk ediyorsa, ayetlere karşı haksız davrandı. Haramları göz göre göre işliyorsa, ayetlere haksız davrandı. Yapması gerekenleri yapmıyorsa, ayetlere haksız davrandı. Yapman gerekenleri çünkü yapmayan bir kimse, Allah affetsin. Bunu bazıları daha ağır konuşmuşlar. Onlar demişler ki, dinle alay ediyor bunlar.
Mesela bir kimse virdini çekmezse, virdle alay ettiğine söylemiş eski sufiler. Ağır, hatta böyle virdini kasten terk edenlere, eski sufiler daha ağır şeyler söylemişler. Tembel olarak bırakmamışlar. Küstah demişler. Kibirli o kimse demişler. Allah muhafaza eylesin. Demek ki biz, Allah'ın ayetlerinin hakkını yerine getireceğiz. Yine Tirmizi'de geçen hadis-i şeritte kısa bu. Diyor ki, hesaba çekilmezden önce, kendinizi hesaba çekiniz.
Demek ki, hesaba çekilmezden önce, kendimizi hesaba çekeceğiz. Allah bizi muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak, cümlemizi korusun inşallah. Daha fazlasına benim, nefes müsaade etmeyecek demek ki, nasibimiz bu kadarmış. Haklarınızı helal edin. Eftar zikr fa'ale mennehu La ilahe El Fatiha Amin Ecmain
Destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.