(NASİHAT/33) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 21.11.2024
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 22 Kasım 2024 · 44:07
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak son nefesimize kadar Kur'an ve Sünneti seni üzerinde yaşamayı ve o imanla göçüp gitmeyi nasip eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hakkı, hakkı, batıl, batıl bile nereden eylesin, Hakkı, hak bilip, hakça yaşayan, batıl, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim zulmeden ne kadar, Müslümanlara zulmeden ne kadar devlet, kurum, kuruluş var ise, hepsini de kahreperişan eylesin,
Hepsini de helak eylesin, Kim Müslümanların ırzına, kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine zulmediyorsa Cenab-ı Hak hepsinden intikamı alsın, Siyonist İsrail'i yerle yeksan eylesin, onları dağıtsın, batırsın, destekçilerini de dağıtsın, batırsın, Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin, bütün Müslümanlara özgürlük nasip eylesin, bütün Müslümanlara Kur'an ve Sünnet dairesinde mücadele etme azmi nasip eylesin, Bu akşamki nasihatimiz, 33. nasihat olarak, 33. nasihat, Nisa Suresi Ayet 103 Euzubillahimineşşeytanirracim
Nisa Söylesi ayet 103'te buyuruyor ki namazı kıldıktan sonra ayaktayken, otururken ve yanlarınızın üzerine yatarken Allah'ı zikredin. Emniyete kavuştuğunuzda namazı gereği gibi kılın. Şüphesiz ki namaz müminler üzerine belli vakitlerde farz kılınmıştır. Tabi bu akşamki dersimiz, bu arada ben her hafta zikirle alakalı böyle bir nasihatler serisi diyebiliriz, bunları yapmaya çalışıyoruz.
Bu akşamki konu muhakkak ki namazı kıldıktan sonra ayaktayken, otururken ve yanlarınızın üzerine yatarken Allah'ı zikredin. Asıl ders konusu bu. Şimdi zaman zaman bunu sizler de karşılaşıyorsunuzdur veya sosyal medyada veya değişik platformlarda işte namaz da zikirdir. veya zikirden kasıt işte namazdır gibi söylemlerle karşı karşıya kalınıyor.
Oysa Nisa ayet 103'te Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'inde namazla zikri ayırmış, ayrı ibadetler olarak koymuş. Namazı kıldıktan sonra ayaktayken, otururken ve yanlarınızın üzerine yatarken Allah'ı zikredin. Yani bu şu demektir, fiili olarak siz hangi fiil üzerinde olursanız olun. İster yürüyor olun, ister koşuyor olun, Allah'ı zikredin. İster oturuyorsanız, oturuyor olun. Oturduğunuz yerde Allah'ı zikredin. Ayakta Allah'ı zikredin. Otururken Allah'ı zikredin. Hatta yanlarınızın üzerine yatarken yani yattınız Allah'ı zikredin. Ve bununla alakalı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hem ayakta hem otururken hem yanlarının üzerinde yatarken Allah'ı çokça zikrettiğine dair hadis-i şerifler mevcuttur.
Ama buradaki ayet-i kerimede açık olan şey şu, hangi durumda olursan ol, hangi hal üzerinde yaşarsan yaşa, hangi fiiliyatla meşgul oluyorsan ol, her daim Allah'ı zikredeceksin. Bir de ayet-i kerime açık, namazı kıldıktan sonra. Yani namazı kıldın, işin bitmedi. Namazı kıldın, velat tealin amin. Öyle bir şey değil. Namazı kıldıktan sonra da ne yapacaksın? Allah'ı zikretmeye devam edeceksin. Çünkü normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'ı en çok zikredendi. Hz. Aişe annemiz der ki onun her hali zikirdi. O devamlı zikreden bir peygamberdi. Devamlı hamd eden bir peygamberdi. Devamlı şükreden bir peygamberdi.
O zaman hatta duasında da ne diyordu? Seni zikreden, seni şükreden eyle beni diye. Böyle dua ediyordu. O yüzden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri namazla alakalı tabi bir de ayet-i kerimede namaz var. Müminlere farz kılındı namaz. Müminlerin dışındakine farz kılınmadı. Yani bir kimse mümin ise namaz ona farz. Mümin ise, mümin değil ise o kimseye namazın farziyeti söz konusu değil. İnananlara namaz farz. İnanana oruç farz. İnanana Allah'ı zikretmek farz. İnanana. O kimse inanmıyorsa o kimse Allah'ı zikretmek farz ona diyemeyiz. İnanmıyor çünkü. İnanmayan bir kimseyi önce imana davet edilir. İmana davet edildikten sonra o imanı kabul ederse ona ameller söylenir.
Eğer o kimse imana davet edildi, iman etmedi. İman etmediyse, bak namaz farz diyemezsiniz ona. İman etmediyse işte Allah'ı zikretmek, bak bu ayet-i kerimelere göre farz diyemezsiniz. O yüzden o zikirden yüz çevirmiş, zikirden yüz çevirince siz ancak ona tebliğ edersiniz. Dinlerse, tebliğ etmezse, tebliğ ettiniz dinlemedi, siz ondan yüz çevirirsiniz. Çünkü o Allah'ın zikrine yüz çevirdi. O Allah'ın zikrine ters geldi. O namazı farz olarak kabul etmiyor. Orucu farz olarak kabul etmiyor. Allah'ı zikretmeyi farz olarak kabul etmiyor. O zaman mümin isen ondan yüz çevireceksin. Mümin isen, Allah'ın emirlerine itaat ediyorsan ondan yüz çevireceksin. Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hadis-i şerifte, İbn-i Mâci'de geçiyor.
Namazı tamamlayıp selam verdikten sonra Allah'ı zikretmek müminin kalbini aydınlatır. Namazı kıldınız, namazı kıldıktan sonra Allah'ı zikretmek mümin kimsenin kalbini ne yapıyormuş? Aydınlatıyormuş. O yüzden siz namazlardan sonra sünnet-i seniye olan 33 tane Sübhanallah, 33 tane Elhamdülillah, 33 tane Allahu Ekber'i ve yüzüncüsünde La ilahe illallahu vehtuhu la şerikele lehül mülkü ve lehül hamdu ve hu alâ kulli şeyin kadir diyerekten namazlardan sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin emrettiği,
emrettiği bu virdi, bu zikri yapmakla mükellefes. Buna artımız ne? Tevhid çekmek. Namazlardan sonra en az 300 tane tevhid çekmek. Çünkü o artık işin nafile boyutu, o kalbimizi parlatacak, kalbimizi aydınlatacak, kalbimizde feraset nurunu meydana çıkaracak, kalbimizdeki basiret nuru meydana çıkacak, kalbimizdeki Cenab-ı Hakk'ın bahşetmiş olduğu, bahşetmiş olduğu, ilmi ilahiden kopup gelen o nur tekrar meydana çıkacak.
Çünkü kalbin üzerindeki, kalbin üzerindeki o perde, günahlardan, kusurlardan, hatalardan, yanlışlıklardan oluşan o perde ne olacak? O perde kaldırılacak ve sen o ilahi ilme kavuşacaksın. O ilm-i ledün kapısına kavuşacaksın. O Allah dostunun kapısına kavuşacaksın. Ve Allah dostuna doğru yol alacaksın. O namazlardan sonraki zikrullahı hiçbir zaman terk etmeyeceksin. Çünkü hadis-i şerifte ne diyor? Müminin kalbini aydınlatır. O zaman o kalbinin aydınlanmasını istiyorsan, namazdan sonra zikrullaha devam edeceksin. Ve Allah'ı zikretmek Ankavut'te dediği gibi en büyük iş. Ve sen o en büyük işi hiçbir zaman, ama hiçbir zaman boşlamayacaksın. Onu böyle terk etmeyeceksin. Ona karşı olan sorumluluğunu yerine getireceksin.
Çünkü o en büyük işi icra edeceksin. Ve yine Tirmizi'de geçen hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki, Allah'ı zikretmek kalbi canlı tutar ve insanı huzura kavuşturur. Demek ki Allah'ı zikretmek kalbi canlı tutuyor. Kalbin canlı olması zikirle alakalı. Eğer o kimse Allah'ı zikretmiyorsa onun kalbi ölü hükmünde. Neden ölü hükmünde? Çünkü kalp çalışmıyor. Çünkü kalbin kendine ait bir sistemi var. O kalbin kendine ait olan sisteminde o sistem ancak zikrullah ile canlı. Ancak zikrullah ile heyecanlı. O kalp neş-i nevâ bulacak.
Kalbin bu manada ilacı Allah'ı zikirdir. Sırrın ilacı Allah'ı zikirdir. Ruhun ilacı Allah'ı zikirdir. Bütün bizim maddi manevi dertlerimizin dermanı Allah'ı zikirdir. Maddi manevi sıkıntılarımızın defi Allah'ı zikirdir. Dünyevi ve uhrevi yol arkadaşımız, yol dostumuz Allah'ı zikirdir. Eğer bir kimse zikrullah ile arası bozulursa bilsin ki Allah'la arası bozuktur.
Eğer bir kimsenin zikrullah ile haşir neşirliği yok ise bilsin ki o rızık endişesi yaşayacak. Bilsin ki o maddi sıkıntılar endişesi yaşayacak. Bilsin ki o hayat endişesi yaşayacak. Bilsin ki o vesveselerin içine dalacak. Bilsin ki o kaygı bozukluğu yaşayacak. Gelecekle alakalı, geçmişle alakalı kaygı bozukluğu yaşayacak. Ve o kimse zikrullah ile bağı kesilirse Allah'la bağı kesilecek. Ve Allah'ı zikretmek bu kadar önemli. Çünkü yani bir de böyle o zikrullahı terk etmek, zikrullah ile o kimsenin arasına perdeler girmesi o kimsenin gevşekliğinden, kibrinden, çok büyük günahlar işlediğinden, çok büyük hatalar yaptığından, oradan geri dönmediğinden, bunun bir çok sebebi vardır.
Bir çok sebebi. Kibirli olan Allah'ı zikretmez. Gaflette olan Allah'ı zikretmez. Kafirler Allah'ı zikretmez. Mürtedler Allah'ı zikretmez. Münafıklar Allah'ı zikretmez. Bakın başka bir ayet-i kerimede az zikretmeyi münafıklık olarak görüyor Cenab-ı Hak. Diyor o münafıklar var ya, evet onlar Allah'ı az zikrederler. Bakın az zikrederler. Allah'ı az zikretmeyi Cenab-ı Hak münafıklık olarak belirtiyor ayet-i kerimede. Yani siz bunu böyle sadece namazla, namazla bunu sınırlayamazsınız. Allah'ı zikrin, Allah'ı zikri tek bir ibadetle sınırlamanız mümkün değil. Çünkü Allah'ı sınırlamış olursunuz. Allah muhafaza eylesin. Allah başlangıcı olmayan, sonu olmayan Allah'tır.
Ve Cenab-ı Hak bu konuda insanların ve cinnilerin üzerine koymuş olduğu görev, Allah'ı zikretmek, Allah'ı bilmek, Allah'ı tanımaktır. Vazife budur. Bunun yolu, bunun yolu sufiler için Allah'ı zikretmektir. Çünkü kalp aydınlanırsa, ilmi ilahiden bir şeyler aldığını görür. Kalp aydınlanırsa, o kimse doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü görür. Kalp aydınlanırsa, o kimse o ferasetle, o basiretle işin hakikatini görür. Ama kalp aydınlanmazsa, o kimse hakikate ulaşamaz. Kalp aydınlanmazsa, o kimse olayların, insanların, bu noktada gelecek ve geçmişin gerçeğini ve hakikatini göremez. Eğer bir kimsenin kalbi aydınlandıysa, o işin hakikatine ulaşmıştır.
Eğer onun kalbi aydınlanmadıysa, o zaman o da hak kördür. Kör bir kimse, kör bir kimse asla ve asla yolunu bulamaz. Allah muhafaza eylesin. Hadis-i Kudsi'de Cenab-ı Hak ey Ademoğlu, beni kendi içinde anlarsan, ben de seni içimde anlarım. Beni bir topluluk içinde anlarsan, ben de seni onlardan daha iyi bir topluluk içinde anlarım. Bana bir karış yaklaşırsan, sana bir arşin yaklaşırım buyurdu. Bununla alakalı, bu Hadis-i Kudsi ile alakalı birkaç tane daha ravi vardır. Ebu Hureyre'nin de naklettiği böyle bir Hadis-i Kudsi var. Başka Hadis-i Kudsi'ler var. Mütevatir derecesinde bir Hadis-i Kudsi'dir bu. Benim burada aldığım Ahmet bin Hanbel'den, Heysemi'den, Beyhaki'den.
Ama Buhari'den, Müslüm'den de bu normalde Hadis-i Kudsi var. Ama bir zenginlik olsun diye bu akşamki derse İmam Hanbel'den ve Heysemi'den aldım. Çünkü bana bir karış yaklaşırsan, ben bir arşin yaklaşırım. Bana bir arşin yaklaşana ben yüz arşin yaklaşırım. Bana yüz arşin yaklaşana ben koşarım diye Hadis-i Kudsi'nin uzun olanı da var. Ama Ahmet bin Hanbel Hazretleri ve Heysemi bunun kısasını nakletmişler. Normalde işte bu Hadis-i Kudsi uzun ama konumuzla alakalı kısmını aldım. O zaman bir topluluk içinde zikredersen, biz toplulukla birazdan zikredeceğiz şimdi. Topluluk içinde zikredersen, o zaman seni daha iyi bir topluluk içerisinde zikrederim. Bazıları böyle parantez içerisine almışlar, orada işte mele-i alâda zikrederim diye.
Normalde Hadis-i Şerif'in genel metinlerinde mele-i alâda diye bir şey söylemiyor. Diyor ki, daha hayırlı bir topluluğun içerisinde seni zikrederim. Çünkü daha hayırlı denilince meleklerden daha hayırlı kim var? Peygamberler var. Bizim için Allah katında en hayırlı kimse Hz. Muhammed-i Mustafa . O zaman sen bir topluluk içerisinde Allah'ı zikredersen, o zaman Cenab-ı Hak seni daha iyi bir topluluk, daha hayırlı bir topluluk içerisinde zikredeceksin.
Böyle olunca normalde işte bir karış yaklaşana, on arşın yaklaşırım. Yani bir adım gelene on adım gelirim. Bakın bir karışa, bir karışa, bir arşın, bir karışa. Yani Cenab-ı Hak on misliyle geliyor buna. Sen on misli, yani sen normalde eğer ki bir arşın geldin, on arşın geliyor. On arşın geldin, yüz arşın geliyor. Yüz arşın yaklaşmaya çalıştın, ben ona koşarım diyor Hadis-i Kudsi'de. O zaman bu kimsenin Allah'a yaklaşması zikrullah iledir. Bir kimse farzları yerine getirdi, Allah'a en sevimli, en sevgili işi yaptı. Nafilelerle yaklaştı. Nafilelerle yaklaşmada en önemli ibadet Allah'ı zikirdir. Sen o zikrullah ile ona yaklaşırsan, o zikrullah ile ona yakınlık peydah edersen.
Çünkü kimi seviyorsan dilinde o vardır. Neyi seviyorsan dilinde o vardır. Allah'ı seven kimse Allah'ı zikreder. Kim Allah'ı zikrederse de ayet-i kerimede sabit, Allah da onu zikreder. Bu muhteşem bir şeydir. O zaman o kimsenin Allah'a yaklaşmada en kestirme yolu Allah'ı zikirdir. Ve devam eder. Ardından ne gelir? Sevmek gelir. Allah'ı sevmek. Öyle olunca o kimse Allah'la dost olur. Rabbim cümlemizi o dostlardan eylesin. Bir de işte böyle toplu zikrullah yok böyle bir şey. Yeni bu neo selefi dediğimiz böyle bir akımlar var ülkede. Vahabiler var, neo selefiler var.
Böyle bir Allah'ı zikretmeye karşı düşman olan, savaş açmış olan bu ülkede ne yazık ki topluluklar oluştu. Bunlar böyle artık İngiliz ajanı mıdır, İsrail ajanı mıdır, Mossad yanlısı mıdır, CIA yanlısı mıdır, ne oldukları belli değil. Bunlar oturmuşlar, kalkmışlar, Allah'ı zikreden cemaatlere karşı savaş açmışlar. Kim Allah'ı zikrediyorsa dedikleri şey şu, Hz. Peygamber zamanında böyle bir şey yoktu. Ya bir sürü hadis-i şerif var, yok. Onlar hadis-i şeriflere de zaten inanmıyorlar. Ve hatta ben bazen böyle eğer boş kalırsam cevap yazıyorum. Diyorum ki işte Allah'ı böyle zikretmenin haram olduğuna dair, haram olduğuna dair bir ayet getirin, bir hadis getirin, biz de bundan vazgeçelim. Yok, yok. Tutturmuşlar bir bidat diye.
Canım kardeşim bir sürü hadis var, bak ayakta var, ayet-i kerimede var. Ayakta Allah'ı zikredin, otururken Allah'ı zikredin, yanlarınızın üzerine yatarken Allah'ı zikredin. Toplulukta zikredersiniz, bir toplu halde toplulukta zikredersiniz, daha hayırlı bir topluluğun içerisinde sizi zikrederim. Ayet-i kerime kim beni zikrederse ben de onu zikrederim. E şimdi ayakta var, oturaraktan var, yanlarınızın üzerine yataraktan var, halaka halinde olmak da var. Hz. Muaviye'nin naklettiği bir hadis-i şerif var. Diyor ki mescitte sahabeler halaka halinde Allah'ı zikrederken, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem çıka geldi. Halaka halinde zikrederken veya başka bir hadis-i şerifte mescitte halaka halinde Allah'ı zikrederken peygamber zikrettiriyor.
Üç kişi mescide girdi, birisi halakayı yardı içine girdi. Birisi halakanın dışında kaldı, birisi de döndü gitti. Ey ashabım bu üç kişiden size haber vereyim mi? Ver ya Resulallah. Halakayı yaran diyor, Allah onu zatında barındırdı. Hani o kimse halakanın içine girdi. Burada bir halaka, bir halaka, halaka, halaka, … içerisinde. Sufiler buna çok iyi dikkat ederler. Halakanın dışında hiç kimse kalmasını istemezler. Neden? O halaka, bakın bu bir sufi edebidir. Bu edep hadis-i şerifle sabittir. O kimse halakanın içinde duracak. Yani cumacılar gibi hemen son yere gideyim, orada cuma'nın farzını kılayım, ilk önce ben çıkayım camiden. Öyle değil, halakada duracak o kimse.
Ve halakayı dizayn eden kardeşler, en arkadan en öne kadar herkesi halakada tutacak. Neden? O kimse çünkü Cenab-ı Hakk'ın zatında barınacak. Bu ön halakayla alakalı değil bu. Ön halaka, en tehlikeli halakadır. Üstad soru verir, ne gördün zikrullah'ta diye. En tehlikeli halakadır. O zaman bir derviş, bir sufi halakadan ayrılmayacak. Halaka nasıl namazın safı varsa, zikrullahın da safı halakadır. O kimse muhakkak bir halakanın içinde duracak. Yok, herkes bir halaka kurmuş, o tek başına kalmış. Aynı namazdaki gibi birisini çek çek, o halaka olacak o da. Tek başına kalmayacak orada.
Ve halakayı düzenli tutmak, halakayı sistemli tutmak, herkesin birbirine dokunması, değmesi, omuz omuza gelmesi önemlidir. Neden? O kimse halakada duracak ki, Allah onu zatında barındıracak. Halakanın dışında kaldı. Bakın o da dışarıda kaldı, onu Cenab-ı Hak affı mağfiret etti. Ama sufi halakanın içinde kalaraktan Allah'ın zatında barınmayı gözüne alacak. Oraya hedefini tutturacak. Yani o halakada kalacak. Dönüp gidene de diyor. Döndü gitti ya kimse. Allah ve melekler ona lanet etti. Neden? O zikirden yüz çevirdi. Baktı, sahabe ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zikrediyor. O yüz çevirdi gitti. Allah ve melekler ona lanet etti diyor.
Üç kişi. Birisi halakanın içerisine oturdu. Allah zatında barındırdı. Birisi halakanın dışında oturdu. Edeb etti diyor hadis-i şerifte. Edeb etti, halakanın dışında oturdu. Allah onu affı mağfiret eyledi. Döndü gitti. Allah ve melekler ona lanet etti. Çünkü başka bir hadis-i şerifte bunu da İmam-ı Hanbel nakleder. Kim cemaatle Allah'ı zikrederse geçmiş günahları hayra çevrilmiş olarak kalksın oradan der. Hadis-i şerifte. Bakın o affı olmuş olarak değil. Geçmiş günahları hayra çevrilmiş olarak kalksın der. Yani aftan ötedir bu. Aftan öte. İşlemiş olduğu günahlar ne oldu?
Hayra çevrildi. Haa şunu demiyorum size. Günahı işleyin işleyin gelin buraya. Allah'ı zikredin. Haa nasıl olsa hayra çevrildi. Böyle de yapmayın. Sanki haşa bununla dalga geçer gibi olur. Haşa. Hani böyle alayvariymiş gibi bir hadise olur. İnsan manen perişan olur o zaman. Olur biz insanız. Hatakarız. Hatakarız. Hata işleriz. Nefsimize uyarız. Yanlış yaparız. Eksik yaparız. Yaparız. Günah işleriz. İşleriz. Hepimiz için bu kapı açıktır. Hepimiz için bu kapı açıktır. Ama madem ki biz zikrullah alakasına tutunmuşuz. O zikrullah alakasında Allah'ı oturur zikrederiz. Ve ümit ederiz ki biz oradan affolmuş olarak kalkarız.
Ümit ederiz ki oradan geçmiş günahlarımız hayra çevrilmiş olarak kalkarız. Ama oradan o kimse geri dönerse işte o Allah ve melekler tarafından diyor lanet edildi. Rabbim bizleri onlardan eylemesin. Başka bir hadis-i şerifte de yine İmam-ı Hanbel'den, Heysemi'den, İbni Hibban'dan ve Beyhaki'den Mahşer halkı bugün lütuf... Cenab-ı Hak yine hadisi kudsi bu. Yine hadisi kudsi de buyuruyor ki Allah-u Teala kıyamet gününde Mahşer halkı bugün lütuf ve ihsana kimin layık olduğunu bilecektir. Buyurur. Bunun üzerine ya Resulullah lütuf ve ihsan ehli kimdir denilince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunlar zikir meclislerinde bulunanlardır buyurdu.
Demek ki mahşer yerinde Cenab-ı Hak şataat yaparcasına mahşer halkına şataat yaparcasına şunu diyecek. Bugün lütuf ve ihsana kimin layık olduğunu mahşer halkı görecek. Sahabe diyor ki ya Resulullah. Bu lütuf ve ihsan ehli. İhsan neydi? Meşrul Cibril hadisinin üçüncü sorusu. İman nedir? İslam nedir? İhsan nedir ya Resulullah? İhsanı ne dedi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem? Allah'ı görüyormuşçasına yaşamanızdır. Allah'ı görüyormuşçasına iman etmenizdir. Allah'ı görüyormuşçasına amel etmenizdir. Siz Allah'ı göremeseniz olur ya gaflete düşeriz hataya düşeriz manevi olarak yol almamışızdır.
Onun sizi gördüğünü her daim hissetmenizdir. O zaman ihsan ehli ne olmuş oluyor? İhsan ne oluyor? İhsan. Allah'ı görüyormuşçasına yaşamak. İhsan sen onu göremesen dahi onun her daim seni gördüğünü duymak ve bilmek. İhsanın mana tarifi bu. Yoksa bir şeyi ihsan etmek yani ona meccanen vermek. Lütfetmek ona meccanen bir şey vermek. Bu da ihsanın içerisinde. Ama asıl ihsan ne? Görüyormuşçasına. O zaman hadisi kudsi diyor ki ihsan eli kimdir denilince bunlar zikir meclislerinde bulunanlardır. Demek ki zikir meclisinde bulunanlar mahşer gününde Cenab-ı Hakk'ın lütfuna ve ihsanına mahzar olacak olan kimseler.
Zikir meclisinde duranlar. Ya biz de evde tek başımıza zikretsek olmaz mı? Olur canım kardeşim zikret. Biz 28 Şubat'ta bunları çok duyardık. Yani basılma korkusundan dolayı biz evde zikretsek olmaz mı? Olur. Bu basılma korkusuyla olan şeyler. Veyahut da işte erkek eşinden korkuyor. Hanımı gitmeyeceksin oraya diyor. Ya orası ya ben diyor. Oraya gideceksen eve gelme diyor. O da diyor ki eşim böyle böyle dedi diyor. Ondan sonra ben evde ders yapabilir miyim Mustafa abi? Yapabilirsin sen bilirsin karar senin diyor. Hani bir daha evlenmek herkesin harcı değil. Zor bir şey.
Adam bir tane hatun bulmuş şimdi. Nereden nasıl kaybetsin onu? O feragat ediyor. Evde zikrullah yapacağım diyor. Yapabilirsin. Aynı şey kadınlar da erkekler istemiyor. Ne işiniz var zikrullah da? Evet. Otur evinde Allah'ı zikret. Ne yapsın kadıncağız? Başında bir adam var din bilmiyor, diyanet bilmiyor, yol bilmiyor, yordan bilmiyor, hadis bilmiyor, ayet bilmiyor. Sonuçta kadıncağız bu anası babası bu iyi bir adam demiş evlendirmiş. Dinini, diyanetini sormamış. Yani bu beş vakit namaz kılar mı? Bu abdesti biliyor mu? Gusülü abdestini biliyor mu? Namazı biliyor mu? Orucu biliyor mu? Bozanı bozmayanı biliyor mu? Namazın farzları ne? Vacipleri ne?
İçindeki farzlar ne? Dışındaki farzlar ne? Şimdi kızını verecek olan bunları sormuyor. Lazım değil. Bakıyor evi var mı? Var. Aa hala diyor. Bir de arabası da var. İyi kötü. Muhteşem bir şey ya. Tamam bitti. Başka bir şey aramasına gerek yok. En böyle takvamız dahi ona bakıyor şimdi. Acı şeyler. Memursa maaşı ne kadar? Geliri ne kadar? Evet. Bizim erkek dervişler de zaten bir bayan derviş alma noktasında da değiller. Yani bir bayan derviş evlensin de ne yapsın şimdi? Hayatı böyle zikirle, sohbetle mi geçirsin? Bir de bayan dervişler genelde kapalı, örtülü.
E çok zengin de değiller. Eee, ya işte efendim şöyle evlensin. Ay evlen kardeşim bana ne istediğin ne evlen. Benim umurumda değil. Hayatı yaşayacak olan sensin. E ondan sonra bir ay sonra iki ay sonra bir bakmışım problem. Üç ay sonra. Haftanın bu kadarı ders mi var size? E var. Haydi bir kavga çıkıyor. İşin acı tarafları bunlar. Bunları dinliyorsun. Bunları dinleyince üzülüyorsun. Bunları dinleyince üzülüyorsun. Adamın babası derviş, oğlu da derviş. Oğlu Anya'da, babası burada. Bir müddet oğlunu getirmiş, sonra oğlan kayış atmış. Oğluna söz geçiremiyor.
Kızına söz geçiremiyor. Dervişlikten uzaklaşıyor. Nefsi ağır geliyor. Allah muhafaza eylesin. Bu seferde ne oluyor? Lütuf ve ihsanla mazhar olmaktan uzaklaşıyor. Çünkü zikir meclisine girerse, zikir meclisinde Allah'ın lütfu ve ihsanı olacak. Adam eşini derse getirmiyor. Getir, eşin de o lütfa mazhar olsun. Çocuğun da o lütfa mazhar olsun. O ihsana mazhar olsun. Ne acı bir şey. Kendi kendime düşündüğümde ben, yani herkes eşini çok seviyor. Çocuklarını çok seviyor. Zikrullah alakasında değiller. Oysa Hadis-i Kudsi'de lütuf ve ihsan ehli olacak. Zikrullah meclisine devam edenler.
Lütuf ve ihsan ehli olacak. Rabbim bizi onlardan eylesin. Cenab-ı Hak her dayın bizi zikredenlerden eylesin. Her halini hamd edenlerden eylesin. Rabbim her nimetine şükredenlerden eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi affı mağfiret eylesin. Amin. Cümlemizi sevdikleri gibi eylesin. Amin. Seveceği gibi eylesin. Amin. Ecmain. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamber efendilerimizin ruhlarına.
Amin. Cihar-i yâri güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali el-Murtazardelallahu an hazretlerinin ruhlarına. Amin. Aşere-i mübeşerenin evlad Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şühedanın, şehidi Kerbela'nın bütün şühedanın tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına. Amin. İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Maliki, İmam-ı Hambeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediye eledik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. İzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimi Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rifai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim Dursiki, Şeyh Ebulasene Şiazeli, Şahı Nakşibenni Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaşi Veli, Şahı Hacı Bayram Veli, Mehmet Muhyiddin Üftade Veli, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi, Niyaz-ı Mısri ve bütün Pir ve Piran eferlerimizin ruhlarına da ayrı ayrı hediyeledik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi.
Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Peyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, geçmiş üstadlarımızdan.
Abdurrahim Et Tantavi, Abdurrahim Enni Şavi, El Haç, El Hafız, Ebu Bekir Sıddıki Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, El Haç Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın ve bütün geçmiş Mürşidi Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Dervişlerin, Müminlerin ruhlarına. Ya Rabbi bilhassa Üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine. Ced ve dadalarının ruhaniyetlerine. Yaşayan bütün Mürşidi Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve Ümmet-i Muhammed'in ruhaniyetlerine. Turuk Aliye'den, akraba ve talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarını da hileledik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Peyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Ve selamun alel mürselin. Ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Eûzu billahi mineşşeytanirradîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Eftali zikir fa'alam ennehu. La ilahe. Velhamdülillahi rabbil alemin. El Fatiha ma selavat.
Allah'a medin vâ.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.