mustafaozbag.org

(NASİHAT/3) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 25.05.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 26 Mayıs 2023 · 41:59

Selamun Aleyküm, Aleyküm Selam, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin, Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e, Kur'an ve sünnet-i seni sımsıkır sarılıp, onu yaşama ve yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin.
Bu akşam inşallah böyle bir kısacık yine bir nasihat babında iki tane ayet-i kerime hazırladık. Rabbim bizleri de, beni de, sizi de, okuduklarımızı da, dinlediklerimizle yaşamayı nasip ve müesser eylesin. Ben okuduklarıma, bildiklerime itaat etmeyi, sizler de dinlediklerinize itaat etmeyi Cenab-ı Hak nasip eylesin inşallah. Bu akşamki sohbetimiz Allah'a yönelmeyle alakalı. Eskiler buna inabe demiş. Ama normalde bu genel olarak Allah'a yönelmeyle alakalı. İnşallah bu akşamki sohbetimiz. Haydi hafız. Destur Bismillah. A'udzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
Bismillahirrahim. Eskiler bu Allah'a yönelmeyi inabe demişler. Sufi dilinde. Bu ne demek? Bir kimse Allah'a isyan etmese bile Allah'a isyan etmese bile günah keballerden kendisini uzak tutsa bile o kimsenin yine tövbe edip devamlı Allah'a yönelmesi.
Hani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ben günde en az yetmiş kez Allah'a tövbe ederim diyordu ya yani halbuki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Allah'a isyan etmesi düşünülebilir mi? Hayır. İşte onun o halini yakalamak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri günah işlememesine rağmen ve günahtan uzak olmasına rağmen ve bu konuda ismet sıfatıyla korunmuş muhafaza edilmiş olmasına rağmen onun günlük yetmiş kez veya bir rivayete yüz kez Allah'a tövbe etmesi.
Şimdi tabi bu son dönemlerde bazı sapkınlar çıktı. Bu sapkınlar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de günah işlediğini ama o günahından rücu edip tövbe ettiğini söylüyorlar. Biz o sapkınlardan ve sapıklardan değiliz. Biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ismet sıfatıyla sıfatlandığını, kendisinin günah işlemekten uzak olduğunu, korunduğunu ve hiç günah işlemediğine inananlardanız. Biz bir kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de günah işledi diyorsa o kimse ehli sünnete göre küfür ehlidir. Asla onun arkasında namaz kılınmaz, asla onun sohbeti dinlenilmez, asla onun peşinden gidilmez. Şimdi böyle bir zamanda, ahir zamanda ne yazık ki böyle kimseler çıktı. Bunlar kendilerini profesör olarak, din alimi olarak, ne bileyim işte şeyh olarak, şu bu olarak tanıtıyorlar.
Öyle biliniyorlar. Ama bunların bir de çoğalmaya başladılar. Çünkü ilahiyat fakültelerinde ne yazık ki böyle bir eğitim veriliyor, böyle bir öğretim veriliyor ve ilahiyat fakültelerindeki o çocuklara Peygamberin de sallallahu aleyhi ve sellemin günah işlediğini ama tövbe edip Cenab-ı Hakk'ın onu affettiğine dair Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde günah kapısını aralıyorlar. Biz onlardan değiliz. Ben onlardan değilim. ve onları ehl-i sünnet, küfür ehli olarak nitelendirmiş. Küfrüne fetva vermiş. Bir kimse Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin günah işlediğini söylerse o küfür ehlidir demiş. O yüzden sonradan karışan ne yazık ki böyle hani ümmetim ahir zamanda yetmiş üç fırkaya bölünecek.
Bunun yetmiş ikisi fırkayı dalededir. birisi fırkayı naciyedir denilen zamanı yaşıyoruz. Ne yazık ki insanlar Kur'an sünnetin Akaid çizgisinden uzaklaşıyorlar, ibadet çizgisinden uzaklaşıyorlar, işte ibadetleri değiştirmeye çalışıyorlar, değiştiriyorlar. Akaid yani imanla alakalı, imanın hukukuyla alakalı konuları saptırıyorlar, değiştirmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki bu ahir zamanın son döneminde bu tip sapıklıklar ve sapkınlıklar çoğaldı. Hangi birisiyle uğraşalım? Yani o kadar çoğaldılar ki, hangi birisiyle uğraşalım? Böyle neredeyse böyle günler günleri kovalarken diyoruz ki, ben kendi adıma söyleyeyim, ümmet bu kadar sapkınlığın ve dalaletin içine düşeceğini hiç kimse tahmin edemezdi diyorum.
Ne yazık ki böyle hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir sapkınlık, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir delalete doğru koşuyoruz. Rabbim cümlemizi kurtarsın, cümle ümmet-i Muhammed'i de kurtarsın inşallah. İşte normalde bu kendisini Allah'a yöneltenler, kendilerini Allah'a yöneltip o yolda yürüyenler, o yolda koşturanlar günah kebare dalmasalar bile.
Şimdi bir her gün günah kebare dalanlar var, bir de her gün dalmayanlar var. Her gün dalanlar mesela her gün içki içiyor, her gün kumar oynuyor, her gün zina yapıyor, her gün faizin içerisinde, her gün gıybetin içinde, dedikodunun içerisinde, iftiranın içinde. Her gün Allah'ın yasakladığı, Cenab-ı Hakk'ın asla yapmayın dediği, işte bazı rivayetlerde günah kebare 7'dir, bazı rivayetlerde 9'dur dediği, Mekke'nin 24 olarak bu konuda şerh ettiği, hükmettiği günah kebareler, işte kimisi bu günah kebarelere devam ediyor.
Yani inkıtaya uğratmadan onu devamlı onu işliyor, işte o kimse o günah keballerden tövbe etti kendisini kurtardı, kendisini kurtardı, tövbe edip kendisini kurtardı ama o kimse bir daha geri dönmemek için kendisini sabitliyor. Sabitlemesi lazım. Sabitlemiş olsa dahi, günah keballere düşmemiş olsa dahi o kimse tövbe etmeye devam edecek. Hani bizde normalde derslerimizde 100 tane subhanallah ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfurullah el azim tövbesi var ya, yani bir kimse ola ki Allah muhafaza eylesin, kendi kendisine ben günah işlemedim boyutuna, kibirine, kendi kendisine o bataklığa sürüklerse bu onun kullandığı küpü olsun. Biz kendimizi asla öyle görmeyiz.
Hiçbir derviş kardeşimizi de öyle görmeyiz. Biz şeyhlerimizi de öyle görmeyiz. Benim Allah affetsin, böyle söylemek istemem ama meşhur tabirim var ya, ben şeyhimin gözümün önünde günah işlediğini görmedim, bitti. Hani işlemiş midir, o kaparalı mı, aralıklı mıdır, evet. Ama benim gözümün önünde, benim duydum, gördüm bir şey olmadı der, mevzuyu kapatırım ben. Çünkü onun da günah kapısı açık mı açık, benim de açık, herkesin açık. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hariç ümmeti için, bütün herkes için günah kapısı açık. Sakın şöyle düşünülmesin, şu derviş abimiz, şu derviş ablamız, şu derviş filanca, bunlar günah işlemezler, bunlar günah kapıları bunların kapalıdır.
Veyahut da zaman zaman bazı dervişlerden duyarım ben. İşte ben bir hata yapsam bana rüyamda söylerlerdi. İşte ben bir kusur işlesem beni ikaz ederlerdi. Ben bu konuda haksız olsam ben rüyamda bunu görürdüm. Veyahut da bana bunu söylerlerdi. Bunların bakın hepsi de büyük küstahlıktır. Büyük küstahlıktır. Kadını, erkeği, zâkiri, nakibi, nügabbası, şeyhi. Herkesi bağlar bu. Asla böyle bir şey düşünmeyin ve asla böyle bir şeyi telaffuz etmeyin. O yüzden Rabbim kime ne gösterir bilinmez. Hani Bedir savaşında Müslümanlar ayrı rüya görüyorlardı, tersine görüyorlardı. Müşrikler de yine tersine rüya görüyordu. Bakın bunları unutmayın hiç. Tersine rüya görebilirsiniz.
Rüyaları da kendi kendinize yormayın. Bak rüyalarınız da kendi kendinize yormayın. Biz onu da yaşadık. Mesela işte Allah rahmet eylesin. Biz daha henüz Bayındır'dayken bir arkadaş Şeyh Efendi Hazretlerini rüyasında sigara içerken görmüş. Vay ortalığı bulandırıyor rüyamda sigara içerken gördüm. Benim rüyam sahih diye. Böyle üç beş kişiye söylemiş, fitne çıkarmış ortalıkta. Hemen fitne çabuk yayılır. Bayındır gibi bir yerde hemen yayılmış. Yani o böyle sabahtan sonra söylemiş. Öğlende benim haberim oldu. Ondan sonra öğlenden sonra ben hemen onunla görüştüm. Dedim anlat rüyanı. Anlattı. Dedim çabuk tövbe et sen günah kebâr işlemişsin dedim. Bu kaldı şimdi. Dedim neden insanlara böyle anlattın?
Neden Şeyh Efendi Hazretlerinin üzerine böyle iftira attın? Sen dedim onun günah işlediğini gördün mü? Hayır. Gözünle gördün mü? Hayır. Kulağınla duydun mu? Hayır. E sen gördüğün rüyayı kendi kendine tevil etmişsin. Gördüğün rüyanın tevili bu değil. O zaman bu fakirde rüya tevili var. Dedim sen Şeyh Efendi Hazretlerini böyle görmüşsün. Kendini aynada görüyorsun. Onlar birer ayna. O bir ayna dedim. O yüzden sen günah kebâr işlemişsin. Dedim işlediğin günahı da söyleyeyim mi? Söyle dedi ona. Dedim hemen bunu fitne gibi ortalığa yaydın. Gıybet etmişsin dedim. Gıybete düştün. İşte dedim günah kebâr bu. Gördüğün rüyayı kendi kendine şerh ettin. Kendi kendine tevil ettikten sonra bunu dedin.
Şeyh Efendi'nin günah işlediğine hükmedip etrafa anlatmaya başladın. Dedim günah işlemiştir, işlememiştir. Bu ayrı bir mesele. Ama sen bununla dedim gıybet ettin. Eğer işlemediyse, eğer işlemediyse iftira ettin. Dedim zahiren bakacağız. Şeyh Efendi sigara içiyor mu? İçmiyor. Sen onu sigara içerken gördün. Sen dersen ki şimdi millete ben onu sigara içerken gördüm rüyamda. Dedim ona iftira atmış oldun mu? Durdu şimdi bu. Ben ne yapacağım şimdi dedi. Vallaha gideceksin helallık alacaksın. Tövbe edeceksin dedim. Tövbe edeceksin. Fitneyi de toparlayacaksın dedim. Başka türlü dedim bunun altından kalkamazsın. Şimdi o da böyle kendi kendine dervişim hükmünde bulunuyor. Böyle iyi derviş gibi.
O yüzden bu meselelerde iddia yoktur. Hepimiz için günah kapısı, büyük günah kapısı açıktır. İşleyelim işlemeyelim. Biz günde yüz kez Allah'a tövbe ederiz. Günah işlemişizdir. Bu günahlarımızın affına, mağfiretine sebep olur. Ama meseleyi burada bırakmamak. Bunu devam ettirmek. Allah'a teslim olma. Ona yönelmede, ona yönelmede devamiyet kesbettirmek. Yani biz kılamadığımız namazlar için tövbe ettik, geri döndük, rüce ettik. O zaman bir daha namazı gevşetmemek. Veyahut da biz günah kebar işliyorduk, günah kebardan geri döndük, rüce ettik, tövbe ettik. Allah tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. Kim affı, mağfiret isterse onu affeder. Yeter ki o kimse yapmış olduğu hatadan, günahtan, kusurdan, yanlıştan, eksiklikten tövbe edip geri dönsün.
Bir de şunu unutmayın. Şunu hiçbir zaman unutmayın. İbadetler için, tövbe için, zikir için, hayırlı ameller için Allah'tan yardım isteyin. Böyle kibirlenip de kendi kendinizi kibir deryasına atıp da sanki böyle istediğin zaman tövbe edermişin. İstediğin zaman sanki böyle namaz kılarmışın, istediğin zaman ibadet edermişin. Böyle kendi kendinize küstahlaşmayın. Bu insana ibadet veyahut da bu tip hayırlı ameller insanda küstahlık oluşturmasın. Sana Allah nasip ederse, sana Allah nasip ederse sen tövbe edersin. Gayret etmek sana ait. Gayret etmek sana ait. Çalışmak istemek sana ait. Halk etmek, halk etmek ona ait. Eğer o halk etmezse sen istediğin kadar yırt kendini, sen tövbe edemezsin.
Sen zikullah edemezsin. Cenab-ı Hak senin manevi rızkını keserse sen parmağını dahi oynatamazsın. Sen zikullah halakalarından uzak kalırsın, farkına varmazsın. Allah'ın lütfu, ikramı, ihsanıdır. Allah'ı zikredilen cemaatlerin içerisinde bulunmak. Tövbe etmek, Allah'ın lütfu, ikramı, ihsanıdır. Hele son nefese kadar tövbeni sabit tutup o tövbede durmak ancak Allah'ın inayetiyle, lütfuyla, ikramıyla, ihsanıyla mümkün olur.
O yüzden kendimizi kibir deryasına atmayalım. İstediğimiz zaman zikullah'a gideriz. Biz o zikullah halakasına otururuz. Oturamazsın. Cenab-ı Hak nasip etmezse, sana kısmet etmezse, senin önünü açmazsa, senin kapanı arılamazsa, sen Allah bile diyemezsin dilinle. Unutur gidersin. Allah hiç kimseyi kendisini unutturmasın. Böyle bir gaflete düşürtmesin. Kendi kendimizi, kendi elimizle, kendimizi helak etmeyelim. Kendi elimizle, kendi nefsimizi ateşe atmayalım. O yüzden zaman geçer, gün geçer, devran döner, sen evde oturur olursun. Burada zikullah devam ediyordur daha. Sen kendi kendine uzaklardan öyle bakar kalırsın. Gidemezsin de, yapamazsın da. Nefis vurursa insanı hareket edemezsin.
O yüzden dergahına, hangi dergaha gidiyorsanız gidin, hangi şeyhe intisap ettiyseniz edin. Bu, umumi söylüyorum bunu. Şeyhinize sımsıkı yapışın, dergahınıza sımsıkı yapışın, derslerinize sımsıkı yapışın, orada devam edin. Allah'tan bu konuda yardım isteyin. Deyin ki, Ya Rabbi bana yardım eyle, ben zikullahıma gidebileyim. Bize yardım eylesin, biz her gün dersimizi çekebilelim. Her gün tövbimizi, zikullahımızı, salatu selamımızı getirebilelim. Yoksa o yardım etmezse dilimize ağır gelir tevhid. O yardım etmezse dilimiz tevhide dönmez. O yardım etmezse kalbimiz tevhide dönmez. O yardım etmezse bizim dilimiz salatu selama dönmez. O yardım etmezse zikullaha dilimiz dönmez.
O yardım etmezse dilimizden zikullah kalbimize inmez. O yardım etmezse kalp kapısından sonra sır kapısına tevhidimiz zikullahımız gitmez. O yardım etmezse sır kapısından ruh kapısına o zikullah ermez. Veya tersinden gider kimisi kalpten sonra ruha, ruhtan sonra sırra gider. Bunun öğretisi farklıdır, onun yetiştirilmesi de farklıdır. Allah yardım etmezse, Cenab-ı Hak lütfetmez, ikram etmezse, sana o kapıyı açmazsa senin zikullahın dilinde kalır. Ve kalbe tecelli etmez. Ve derviş kardeşler, canım kardeşlerim benim zikullah kalbe tecelli etmeli. Zikullah kalbe tecelli etmesi için de ardındaki ayet-i kerime ne? Müzemmil, Rabbini zikret. Sadece ona yönel.
O namadem ki sen inabe ehli oldun, artık sen günah-i keballerden kendini muhafaza ediyorsun. Ve tövbende sabit kalıyorsun, ibadetlerinde sabit kalmaya çalışıyorsun. Senin bu sabitliğini destekleyecek. Orada sana manevi kuvvet verecek. Orada senin maneviyatını kuvvetlendirecek şey Allah'ı zikir. Cemaatleri kötülemek için söylemiyorum. Allah'ı zikirden uzak cemaatlerin, Allah'ı tam manasıyla zikretmeyen ehli sufenin zaman içerisinde ayağının kayması, zaman içerisinde namazı, abdesti, orucu terk etmesi, zaman içerisinde dünyaya dalması, zaman içerisinde ehli dünya olması, zaman içerisinde ne yazık ki ehli dünya olurken haramı, helalı terk etmesi, bırakması, ehli dünya olurken ne yazık ki iyi bir derviş iken nefsine uyup, dünyaya uyup kendisini helak etmesi veyahut da bir cemaatte, bir tarikatta, bir topluluğun içerisinde bulunurken ne yazık ki oradaki konumunu, durumunu, ihlaslı durumunu kaybetmesi,
bunların hepsinin de temel sebeplerinden birisi kaybetmelerine Allah'ı zikirden uzak durmaları, bir kimse Allah'ı zikirden uzak durursa, Allah'ı zikretmezse, o Allah'a tam manasıyla yönelmiş olmaz. Sebep, Allah'a yönelmesi için onun kalbinin harekete geçmesi gerekir. O zikrullah onda oturması gerekir. Cenab-ı Hak Müzemmil ayet 8'de, Rabbinin adını zikret ve sadece O'na yönel. Bak sadece O'na yönel. İyâken abdü ve iyâken este'in sırrına ermek. Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz. Allah'a yönelmek. Artık o Sufi her şeyle Allah'a yönelecek. Sakın şunu düşünmeyin. Bizim yolumuz ruhbanlık yolu değildir.
Hani üç kişi, üç tane sahabe kendi kendisine niyet ettiler. Birisi dedi ki hiç uyumayacağım. Birisi dedi ki devamlı oruç tutacağım. Birisi dedi ki evlenmeyeceğim, hiç cima etmeyeceğim. Cebrail aleyhisselam Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine buna bildirdi. Onlara dedi ki size ne oluyor Allah'tan en fazla korkanınız benim, uyurum. Allah'tan en fazla korkanınız benim, iftar ederim yerim. Allah'tan en fazla korkanınız benim, evlenirim, nikahlanırım, cima ederim dedi. Size ne oluyor ki dedi. Bizde ruhbanlık yok, biz Allah'a yöneldik deyip de dünyayı terk etmek yok. Biz Allah'a yöneldik deyip de işimizi gücümüzü boşlamak, işimizi gücümüzü terk etmek yok.
Sakın sakın böyle bir derviş profili istemiyorum. Sakın ha! Herkesin işi olacak, herkes işine titizlikle devam edecek. Herkes çalışacak, herkesin dünyadan da, ahiretten de, ülkesinden de, ülkesinin siyasetinden de, zarardan, faydadan, her şeyden haberi olacak. Entelektüel bir derviş olacaksınız. Okuyun, kendinizi yetiştirin, genişletin, geliştirin. Okuyun, bol bol hadis okuyun, tefsir okuyun. Boş geçirmeyin günlerinizi, fıkıh okuyun. Yarın öbür gün birisi sakalınıza bakıp, sarınıza bakıp, dervişliğinize bakıp bir soru sorduğunda abuk subuk bir şeye cevap vermeyin. Her bir derviş etrafındaki insanlara ilim olarak ışık tutmalı, ihlas olarak ışık tutmalı, samimiyet olarak ışık tutmalı.
Dervişin cahili şeytanın maskarası, sakalı bırakmışsın ağzında küfür, ağzında gıybet, ağzında dedikodu, sakalı bırakmışsın elinde sigara, ağzında sigara, sakalı bırakmışsın. Eşine hakaret ediyorsun, çocuklarına hakaret ediyorsun, dervişim diyorsun, ortalığı kırıp geçiriyorsun. Yunus demiş ya böyle dervişlik dursun diye. Evet böyle dervişlik dursun, derviş dediğin temizdir, kıyafeti, kılığı, kıyafeti, saçı, sakalı derli topludur. Bir yere giderken derli topludur, konuşması derli topludur, ahlakı derli topludur. Eşine, çocuklarına, arkadaşlarına, derviş kardeşlerine konuşurken edepli, adapli, düzgün konuşur. Dervişin bir vizyonu olur. Ona baktığı zaman insanın aklına Allah gelmesi lazım.
Ona baktığı zaman o kimsenin Allah'ı sevmesi lazım. Bakın Allah'ı sevmesi lazım. Palas panderas, derviş olmaz. Dervişin kılığı, kıyafeti düzgün olur. Bu lüks giyinmek değildir. Temizdir, derlidir topludur. Konuşması derli toplu olur. Haramlardan kendini uzak tutar. Böyle göz göre göre insanların içerisinde günah keballeri işlemez. Herkes şöyle der. Görüyor musun dervişim diyen adama haram işliyor. Görüyor musun bu dervişi haram işliyor. Görüyor musun böyle derviş olacağına olmaz olsun. Böyle derviş olacağına yok ya bu dergaha gidilmez demesin. Sen sakalını bırakmışsın. Bir tutam miktarını da uzatmışsın. Sakalına dosdoğru bak tara fönle tertemiz olsun sakalın.
Sen normalde bol pantolon giyiyorsun ütülü olsun. Karman çorman kıpkırışık pantolonla dolaşma. Gömleğini ütüle dosdoğru. Eşinden bekleme erkekler bunu sizlere söylüyorum. Kendiniz ütü yapmasını bilin. Kendiniz yıkamasını bilin. Sökünüzü dikmesini bilin. Sünnet bunları yapmak. Öyle hanım yapacak diye zoraki bir şey yok. Hanımınız yapmayabilir. Kendiniz yapın. Hanımlarınız rahat etsin. Biraz daha rahat olsunlar. Biraz daha rahat olsunlar. İyice nefislerine uysunlar. Sakın hiç birisini de üzmeyin. Sakın benim pantolonum nerede? Benim gömleğim nerede? Onu yıkamadın mı? Onu ütülemedin mi? Bunlar tehlikeli sorular.
Tehlikeli sözler. Sakın ha. Ben filanca renk pantolonu aradıydım. Ne yapacaksın dedin de ütümü yapacağım de. Yumuşak bir şekilde. O ütülendi mi ütülenmedi mi? Hayır. Dervişlik önce hanımından iyi geçinmekte geçiyor. Hanımlarınızı üzmeyin, kırmayın, incitmeyin. Onlar hani Hz. Mevlana demiş ya. İncinsen de incitme diye. Bunu kimi için söyledi? Eşleri için söyledi. Sakın incinseniz de eşlerinizi incitmeyin. Siz onların helallığını almaya bakın. Cennet onların helallığının kapısının arasında. Dermişim hiç birisi de size hakkını helal etmezmiş. Cennet bizim kapımızda diye. Ne oldu? Efendi söyledi. Bak ben affetmezsem cenneti göremezsin.
Derler mi? Cevap derler. O yüzden aman eşlerinizi kırıp incitmeyin. Adnan Hoca da gülüyor. Akşama başına gelecek olana hazır ol. Allah muhafaza eylesin. Ama derviş böyle olmalı. Bakın gittiğiniz yerde yürüdüğünüz yolda sokakta. Girdiğiniz toplumda herkesin gözü sizde olur. O yüzden diş bakımınız, ağız bakımınız, vücut bakımınız, kılık kıyafet bakımınız. Döp düzgün olmalı. Döp düzgün olmalı. Derviş öyle olur. Ve o kimse Allah'ı zikredecek. Allah'ı zikrettiği için zikir bu dışı temizlendi, düzeldi. Zikrullah da onda yerleşti. Kalbine zikrullah yerleşti. Onu görenin aklına hemen Allah gelecek çünkü.
O zikrullah onun kalbine yerleşti. Onu görenin hemen aklına Allah gelecek. Artık o kimse Allah'a yönelmiş denilir. Ona baktığında Allah hatırına geliyorsa o kimse Allah'a yönelmiş. Her şeyle. O her şeyle Allah'a yöneldiği için ona bakan kimsenin aklına Allah geliyor. Şimdi bazen esnaflık yaparken böyle bir şey yaparken böyle hep başımıza gelir. Ha ben mal almaya gitmişim mübarek insan. Ben sana din öğretmeye gelmedim veya senden din öğrenmeye de gelmedim. Giriyorsun içeri. Selamun aleyküm aleyküm selam. İşte şu kaç bor olur, bu kaç bor olur. O tabi kendini kaybediyor. İllaki muhabbeti dine getiriyor. Sen dinden hani diyorsun ticaret yapacağız, dünyevilik iş.
Oraya dalalım diye uğraşıyorsun. O diyor ki ya hacı abi bu böyle miydi, bu şöyle miydi. Diyorsun tamam burada ticaret bitti. Başlıyorsun bu sefer. Nalına da mıhına da vurma. Adama din anlatıyorsun. Biz adamdan alışveriş yapmaya gittik. Adama din anlattık, ders verdik, çektik gittik. Onun aklına çünkü Allah geldi. Seni gördü, onun aklına Allah geldi. Seni görünce onun aklına Allah gelmeli. Bu neyle alakalı? Bu senin Allah'ı zikretmenle. Allah'a yönelmenle alakalı. Ve düşünün bunu. Bunu kendinizce tefekkür edin. Tekrar söylüyorum. Zikrullah dilden kalbe tecelli edecek. Dilden kalbe tecelli edince dil ile zikir bu çok ağır bir ibare olacak, tabir olacak ama onun için artık geri dönüş şirk gibi olur.
O geri dönüşü dikkat edecek. Sebep o çünkü normalden yukarı doğru gitti. Onun geri dönüşü olmayacak. Hani Allah affetsin bu dinden çıkmak gibi değil. Böyle değil ama ona öyle bir o kimsede tecelli etmesi lazım. Yani o kimse sanki dinden çıkıyormuş gibi, dinden çıkmış gibi kendi kendisini disiplin etmesi lazım. Hani sahabeler korkarlardı ya.
Yani tekrar müşrik günlerine dönmekten korkarlardı. Bakın tekrar müşrik günlerine dönmekten, ayaklarının kaymalarından korkarlardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri başlarındayken, gözlerinin önlerindeyken onlarda böyle bir korku hasıl olurdu. İşte zikrullah kalbe tecelli edince o korku o kimsede olur. O tekrar geriye rucu etmemek için onun kalbinde bir korku olur. Bu korkuyu o kimse yaşamalı. Allah'ı zikrederken dilden kalbe yerleşmeli. Kalpten sonra diyelim ki sırra yerleşti. Genelde bizde böyle gider. Kalpten sırra yerleşti. Sırdan tekrar kalbe rucu etmesi onun için müşriklik gibidir. Onun Allah'a yönelmesinde, Allah'a koşmasında eksiklik vardır.
Allah'a yönelmesinde, Allah'a koşmasında eksiklik olduğu için o kimse sırdan kalbe geri dönüş yapar ki Allah muhafaza eylesin. Şeytan onun üzerinde galip geldi o esnada. O şeytanı sevindirdi. Sırdan sonra ruha çıkar zikrullah. Ruh ile zikrullah olur. Artık o kimsenin seyr-i sülükte sona doğru gidiyor. Onun sırra düşmesi onun için müşriklik olur. O Rabbinin adını tam zikretmedi. Ve Allah'a koşmadı. Her şeyiyle ona yönelmedi. Her şeyiyle ona yönelmedi. Tekrar söylüyorum. Onun her şeyiyle ona yönelmesi haramlara, helallara dikkat etmesi. Yanlışlıklara, eksikliklere dikkat etmesi. İbadetlerine dikkat etmesi, hayatına dikkat etmesi ile mümkün olur. Bu demek değildir ki o kimse işini gücünü bırakacak.
Tekrar bunun altını not olarak söylüyorum. İnşirah suresi ayet 7-8 İşini bitirince ona yönel ve Rabbine koş. İşini bitirince. Günlük mesaini yap. Mesaini yaparken zikrullahını da yap. Günlük işlerini yap, zikrullahını da yap. Bitti işin. Sen o zaman Rabbine yönel. Vaktine göre, saatine göre yapılması gereken ibadetlerini bir tamam yerine getir. Rabbim bizi onlardan eylesin. Rabbim zikrullahı kalbine yerleştirdiklerinden eylesin. Rabbim zikrullahı sırrına yerleştirdiklerinden eylesin. Rabbim zikrullahı ruhuna yerleştirdiklerinden eylesin. Rabbim kalbine inşirah verdiği kullarından eylesin. Rabbim kalbini kendi muhabbetullahıyla doldurduğu kullarından eylesin.
Ecmain Allah razı olsun. Bir iki tane soru var. Onlara da hemen bakıverelim. Ondan sonra zikrullaha başlayalım. Derviş bir erkek eşine aralarındaki bir sorun için üstada gidip anlatırsan seni boşarım diyebilir mi? Dervişse diyemez. O devrilmiş o yüzden böyle diyor. Derviş bunu diyemez.
Ne kadın ne erkek. Bir problem varsa aralarında. Hani o bir problem olduğunda siz bir hakeme gidiniz diyor ya. Yani dervişin gideceği kapı üstadıdır. Dervişin gidecek bir kapısı olmaz. Ne derviş kadın ne derviş erkekler. Meseleyi annelerine babalarına aileliğe götürmemeye gayret ederler. Sebebi şu. Aileler nefisle hareket edebilirler. Cehaletle hareket edebilirler. Aileler kendi çocuklarına taraf tutup tabiri caizse gazı verebilirler. Boşa adamı, boşa kadını. Böyle kadın olmaz olsun. Böyle kadın mı yok sana? Böyle adam mı yok sana? Şunu şöyle yap, bunu böyle yap. Aileler nefsiyle hareket edip, cehaletle hareket edip çocuklarının ne yazık ki iyiliğine koşmazlar.
O yüzden bu tip meselelerde mümkünse derviş kardeşlerin gideceği yer üstadlarıdır. Biz öyle öğrendik. Ama bunu söylüyorsa bir kimse, bir derviş erkek veya bir derviş kadın, işte normalde gidersen ondan sonra sen boşarım, gider anlatırsan bu kapıdan son çıkışın olur. Bunu üstada duyurmayacaksın. Üstada duyurursan ben seni boşarım. Üstada gidersen bir daha seni geri almam, onun derviş olmadığını gösteriyor. Net. Nefsine uymuş. Nefsine uyduğu için bağı kopmuş. Allah muhafaza eylesin. Bunlar ağır sözler çünkü. Bakın bunlar ağır sözler. Hele evlenenler evlenirlerken birbirlerinin derviş olduklarını biliyorlar mı? Biliyorlar.
O kız veya erkek bütün gençlik zamanında bütün her şeyini gitmiş üstadına sormuş. Bir problem yaşadığında da gidecek üstadına soracak. Yani kadın veya erkek işte bunu sormasını engelliyorsa gerçekten o kimse nefsine oymuş. Gerçekten o dervişlerden değil devrilmişlerden olmuş. Senleri benleri bırakıp nasıl biz olunur. Kur'an ve sünnete bir insan uyarsa, Kur'an ve sünnete tabi olursa, her hareketinde sünnet-i seneye uyarsa bu mesele çözülür.
Ama yok, sünnet-i seneye uymaz. Kur'an ve sünnet uymaz. Nefsine heva hevesine uyarsa senler benler hiçbir zaman kaybolmaz. Allah muhafaza eylesin. Sabah namazının vakti çıktıktan sonra kılınmasının niyeti ile ilgili.
Tam kaza olabilmesi için bir vaktin bitip diğer vaktin girmesi gerekir. Lakin burada vakit çıkmış ama öğle vakti girmemiştir. Bu yüzden tam anlamıyla kaza denilmez. Vakti çıkmıştır vaktinde kılınmadığı için edadı denilmez şeklinde. Niyetimizi nasıl yapmalıyız? Ben valla burada bunu niyet ederken diyorum ki, niyet ettim yarabbi bugünkü sabah namazını kılmaya. Çünkü vakti çıkmadı da. Hastalık nedeniyle ara kanamaları olan kadın, iki kanama arası 15 günden az olunca doktorun öncekine adet bunu özür sayalım demesiyle hareket edip namazı devam edebilirler. Bu konuda hanefiler demişler ki, en son normal zamanda adeti ne zamandı? Birindeydi.
Kaçında bitiyordu? Yedisinde bitiyordu. Yedisinde bitiyordu. Ama bunun düzensizliği var. On gün bekleyecek. Biriyle onun arasında kendisini adetli görecek. On birinci gün guslünü alacak namaza başlayacak. En son gördüğü o. Ona hanefiler tabi olunmasını ister. Ama yok sonra düzene girdi. Düzene girdikten sonra günler değişirse o ayrı. Haklarınızı helal edin. İftar zikrfâlim ennâhu, laii illa, el fato'a ma'an salavatuhu wiem. Ey cümayi.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi