mustafaozbag.org

(NASİHAT/29) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 24.10.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 25 Ekim 2024 · 55:17

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hakkı, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hakça yaşayan, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden, mücadele eden kullarından eylesin, Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışıp, yaşayan ve yaşatanlardan eylesin. Rabbim ben-i İsrail, bu siyah-nü siyavidilere dağıtsın, yerle yeksan eylesin, perişan eylesin, destekçilerini de yerle yeksan eylesin, hepsini perişan eylesin, Doğu Türkistan'a yardım eylesin, Müslümanlara yardım eylesin. Nerede Müslümanlara zulmeden varsa, kanını, namusunu, şerefini, haysiyetini ayaklar altına alıyorsa, Cenab-ı Hak hepsini de intikamlarını alsın.
Amin. Eşmeyin. Kişi yıllardır yatakta sorun çıkaran eşinden ve çevresinden habersiz evlenebilir mi? Kişi kendi nikahını kıyarken kaç şahit gerekli? İki tane erkek şahit yeterli. İslam dört tane eşe, bir erkeğe dört eşe kadar nikahlanma hakkı vermiş.
Ama sizin için bir tane hayırlıdır demiş. Bu noktada İslam'ın helalını haram edemeyiz, haramını helal edemeyiz. O yüzden bir erkek dört kadına kadar kendine nikah kıyabilir. Birini kınadıktan sonra tövbe edersek, kınadığımız şey yine de başımıza gelir mi? Normalde kınadığın eğer şahısa onunla helallaşman lazım. Birini kınadın, o kınadığın şey kimseyle helallaşman lazım. Ama genel bir şeyse, bu sefer yine Müslümanları ilgilendiren bir şeyse, genelle nasıl helallaşman lazım o çok zor. Allah yardım etsin. Evet, bugünkü konumuz 29. nasihat Sümer Suresi ayet 22. Buna girmezden önce malum bir bayadan beri bir terörist saldırısı olmuyordu.
Dün malum bir terörist saldırısı oldu. Demek ki düşman uyumuyor. Cenab-ı Hak düşmanlara fırsat vermesin. Bu böyle gerçekten de ciğer yakan, gerçekten de hafife alınmayacak bir şey. Burada artık bir güvenlik zafiyeti mi vardır? İstihbarat zafiyeti mi vardır? Bu devleti idare edenlerin işi benim işim değil. Ama ve lakin olan şey önemli. Hem uluslararası siyasetle alakalı önemli. Hem Orta Doğu siyasetiyle alakalı önemli. Hem iç siyasetle alakalı önemli. Türkiye'nin dış siyasetiyle de alakalı önemli. Artık bunun muhakkak devleti idare edenler bunların analizlerini yaparlar.
İnşallah hayırlı bir sonuç çıkar. Cenab-ı Hak milletimize sabır ihsan eylesin. Mücadele azmi ihsan eylesin. Ne yazık ki devletin de eli kolu bağlı. Bu Avrupa Birliği muhtesebatı, bu Birleşmiş Milletlerle alakalı meseleler böyle bizim gibi ülkelerin elini kolunu bağlamak için oluşturulmuş şeyler. O yüzden bir şey yapmaya kalksalar yapamıyorlar. Sonuçta PKK'nın adını değiştirdiler. Yaptılar YPG. YPG terör uluslararası arenada terör örgütü olarak nitelendirilmediğinden YPG'ye operasyon yapamıyorsunuz. O yüzden orada 25-30 kişilik bir PKK grubu koymuşlar.
O da olmamış olsa bu sefer savaşacağın bir kimse yok. YPG ile savaşamıyorsun yani. YPG ile savaşmaya kalkarsan çünkü yani sen uluslararası arenada terör örgütü olarak kabul edilmemiş olan bir örgütle savaşmış olacaksın. Uluslararası suç işlemiş oluyorsun. Zaten tezgahın bir kısmı da o. Hani PKK silah bıraksın dediğinde PKK silah bıraktı. Siz Suriye ve Irak'ta operasyon yapamayacaksınız. Çünkü karşınızda PKK örgütü yok. Ne o YPG var. O burada büyük bir oyun var. O yüzden sıkıntılı bir süreç bu süreç. Rabbim inşallah devleti idare edenlere basiret versin, feraset versin.
Doğruyu göstersin. Doğru hareket ettirsin inşallah. Gerçekten dünden beri bu mesele çok iç açıcı bir mesele değil. Devlet Bahçeli'nin çıkışı da ayrı bir çıkış tabii. İnşallah derlenir, toparlanır. Rabbim muhafaza etsin inşallah. Kasım'da Ümre'ye gidiyorum. Hakkınıza helal edin. Kim? Zümer ayet 22. Allah'ın gönlünü İslam'a açtığı ve Rabbinden bir nur üzeri olan kimse, kalbi katılaşmış olan kimse gibi midir? Kalpleri Allah'ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. İşte onlar apıcık bir sapıklık içindedirler. Euzubillahimineşşeydânirracim Bismillahirrahmanirrahim Efe men şerahallahu sadrahu lillislami Fe huve ala nurin min rabbi
Fe veylül lil gâsiyeti gulübüm min zikrillâh Zümer ayet 22. Allah'ın gönlünü İslam'a açtığı ve Rabbinden bir nur üzeri olan kimse, kalbi katılaşmış olan kimse gibi midir?
Kalpleri Allah'ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. İşte onlar apıcık bir sapıklık içindedirler. Cenab-ı Hak bu ayet-i kerimede insanın iki farklı fiiliyatını, iki farklı durumunu, iki farklı halini bize arz ediyor. Söylüyor. Bunu gösteriyor. Birincisi, İslam'a kalbi açılanlar. Bir bunlar var, gönlünü İslam'a açmış. İkincisi de, Allah'ın zikrine karşı kalbi katılaşanlar. İslam'a gönlünü açan bu birinci grup insanlar, Cenab-ı Hak'ın Kur'an ve sünnetini kendine din olarak kabul etmiş, iman etmiş, sırat-ı müstakimde hidayet üzerine giden ve Allah'ın zikriyle, lütfuyla, ikramıyla, ihsaniyle nurlanmış ve böyle hayatını devam ettirenler.
İkinci grup ise, Allah'ın zikrine karşı kalbi katılaşmış. Bunlar da delalet üzerinde, sapıklık üzerinde, Allah'tan uzak, sırat-ı müstakimden sapmışlar, sırat-ı müstakimde olmayan ve hayatlarını böyle devam ettiren kimseler. Ve buradaki ayet-i kerimede bizim konumuzla alakalı, Cenab-ı Hakk'ın zikrine sırtını dönen, zikri terk eden ve normalde bu zikir üzerine durmayan kimselerin kalplerinin katılaştığıyla alakalı.
O kimse zikre ve zikrullah yapanlara karşı böyle kendince muhalefet edince veyahut da sırtını dönünce, bırakınca, terk edince, demek ki onların da kalpleri katılaşıyor. Ve Cenab-ı Hakk o kalp katılığının ve kararlığının ne kadar kötü bir şey olduğunu bize söylüyor. Ve onlar apaçık bir delalet üzerine, apaçık bir sapıklık üzerindedir buyuruyor.
Bir gün sahabeler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kalbin İslam'a açılmasının ne anlama geldiğini soruyorlar. Bu çok böyle ince bir soru. Sahabedeki o imani akıl, o kalbi akıl cımbızla çeker gibi en ince, en mahrem meselelere giriyorlar. Sordukları soru muhteşem.
Diyor ki, kalbin İslam'a açılması ne anlama geliyor? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cevap veriyor. İslam'a yönelen kişinin kalbinde bir huzur ve genişlik olur. O İslam'a yönelmiş ve Allah'ın nuruna kavuşmuştur. İbn-i Mace. Demek ki, o Cenab-ı Hak bir kimsenin kalbini İslam'a açtıysa, onun kalbinde bir huzur oluşuyor, onun kalbinde bir genişlik oluşuyor.
Ve o İslam'a yönelen kimse, Allah'ın nuruna kavuşuyor. Bakın, Allah'ın nuruna kavuşuyor. Bu nur, insanın kendi kalbinde oluşan bir şey. Bu kalbi nur dediğimiz, o hal ile halleniyor. Çünkü, o iman etti, İslam üzerine yaşıyor. Farzları yerine getiriyor, nafilelerle Allah'a yaklaşmaya çalışıyor. Allah'ın haramlarından uzak durmaya çalışıyor. Allah'ı seviyor, Resul'ünü seviyor. Zikre gönlü açık, zikre kalbi açık. Kalbi, onun zikirle atıyor. Zikirle hemhal olmak istiyor. Böyle olunca da, o Allah'ın nuruna kavuşmuş oluyor. Yine, Ahmet bin Hanbel'in naklettiği bir hadiste, Allah bir kulun iyiliğini murat ederse, onun kalbini İslam'a açar ve göğsünü genişletir.
Demek ki, bir kulun iyiliğini murat ettiğinde Cenab-ı Hak, onu ne yapıyor? O normalde gönlünü İslam'a açıyor. O, İslam'a karşı bir sıcaklık, İslam'a karşı bir muhabbet, İslam'a karşı bir aşinalık oluşuyor onda. Dinle barışık, Allah'la barışık, Resul'ünle barışık bir hal ile halleniyor. Ve, Cenab-ı Hak onun göğsünü de, yani kalbini genişletiyor. Bu da ne? Bu da manevi. Kalbinin genişlemesi de ne? Manevi. Ve, Cenab-ı Hak, iman etmek isteyen, iman etmek isteyen kullarının, kalbini İslam'a açıyor, hidayete açıyor.
Ve, onlara hidayet veriyor. Bu kişiler, o Allah'ın nuruyla, zikriyle, doğru yolda, yani, istikametlerini düzelterekten, sırat-ı müstakimde yürüyorlar. Ve sırat-ı müstakimde yürüyerekten, yürüyerekten, onların kalpleri, bu manada, Cenab-ı Hak'ın nuruyla, nurlanıp, aydınlanıyor. Bu ne demek? O kimse, kalbi olarak, doğruyu ve yanlışı, görebiliyor. Cenab-ı Hak, ona bir basiret veriyor. O basiretle, sırat-ı müstakimi, veya delaleti, görmüş oluyor. Veyahut da, o kalbine, Cenab-ı Hak'ın vermiş olduğu nurla, onun manevi durumu nasıl ise, o ona göre, o manevi durumuna göre, Cenab-ı Hak ona, hakikat penceresini açıyor.
Ve bu, o kimsenin, Allah'a yaklaşmasıyla alakalı. O sırat-ı müstakimde, yürümesiyle alakalı. Ve o sırat-ı müstakimde yürüyorsa, Allah'a her an, yaklaşmanın, Allah'ı her an, zikretmenin yolunu arıyorsa, o zaman Cenab-ı Hak ne yapıyor? Onun, ondan razı oluyor. Ve o kul da, Allah'ı razı etmenin, yolunu bulmuş oluyor. Bir de, hani, diğerleri neydi? Kalpleri, Allah'ın zikrine karşı, katılaşanların, vay haline. Cenab-ı Hak burada da, Allah'ın zikrine karşı, kalbi katılaşanlara da diyor ki, vay onların haline, onlar apaçık bir, delalet, sapıklık içindedir. Şimdi toplum, bunun ne olduğunu bilmiyor. ne yazık ki, insanlar, Allah'ın zikrine düşmanlar, zikredenlere de düşmanlar.
Öyle bir cehalet kol geziyor. Veyahut da, yani zaman zaman, bunu bana da diyorlar, İslam'da böyle bir ibadet yok, İslam'da böyle bir zikir yok, sanki bu konuda, bütün hadisleri incelemişler, sanki bu konuda, imamların bütün iştihatlarını incelemişler, herkes alim olmuş, herkes bu var, bu yok, bu haram, bu helal, iştihat eder haline gelmiş. hatta, bir kısmı, peygamber olmuş, bir kısmı, Allah olmuş. Nasıl Allah olmuş? Dinde var olunur, bu dinde yok dediği zaman, Allah oluyor. Veyahut da, böyle bir hadis yok dediğinde, peygamber oluyor. Farkında değil. Bakın, farkında değil. İnsanlar, ilahlık yapıyor.
İşte, onun normalde kalbi katılaşmış olanlar, Allah'ın zikrinden uzak, onun rızasını düşünmekten uzak, kendilerini heva ve, kendi heva ve heveslerini, ilah edinmişler, kendilerince, kendi kafalarından bir din oluşturmuşlar. Bu din, Kur'an ve sünnet kaynaklı değil. Bu din, kendi heva ve heveslerinden kaynaklanmış, veyahut da, değişik ilaheler oluşturmuşlar, kendilerince. Veyahut da, işte herhangi bir, siyasi parti liderini, kendisine peygamber atfetmiş, veyahut da ilah atfetmiş, veyahut da bir, İngiliz'in kurduğu, veyahut da, İsrail'in kurduğu bir cemaate, bir tarikata, veya CIA'nin elini koluna attığı, kurduğu bir tarikata, veya bir cemaate, gitmiş, tabi bu sefer de, onları ilah edinmiş orada, onları ilah edinince de, kendilerince, Kur'an ve sünnet dairesinde olan, herhangi bir topluluğu, bunlar din dışı görüyorlar.
Bunlar İslam'da yok, bu dinde yok, bu peygamberde yok, sallallahu aleyhi ve sellem. sorsak ona, masonizm var mı, susacak, sorsak ona, içki içmek var mı, kumar oynamak var mı, zina etmek var mı, huş yapmak var mı, huşane çalıştırmak var mı, hangisi var bunların, hiçbirisi de yok, İslam'da, hepsi de haram, ama harama gözü görmüyor, harama gözü görmediği halde, Cenab-ı Hakk'ın emrettiği, ayetle, hadiste sabit olan, Allah'ın zikrine, bunlar düşman oluyorlar.
Ve bu normalde, aslında, akılsızlığın, dik alası bunlar. Akılsızlar, bunlarda zerreç akıl yok, bunlarda dini ilim de yok. Profesör olabilir, herhangi bir şey de olabilir, bunlarda gerçek manada, dini ilim yok. Çünkü, okudukları ilim, okudukları Kur'an, boğazlarından aşağı geçmiyor. Ahir zamanda, Kur'an okuyacaklar, ama Kur'an'ın hakikati, boğazlarından aşağı geçmeyecek. Bunlar Kur'an okuyorlar, bizdenmiş gibi görünüyorlar, ama o Kur'an'ın hakikati, boğazlarından aşağı geçmiyor. Çünkü, onların boğazlarından aşağı, haramlar geçiyor. Onların boğazları, helal bir lokma geçmiyor, boğazlarından. Onların, çünkü, mideleri, cehennem çukur olmuş.
Cehennem çukur olunca, oraya hep haram lazım. Mide, cehennem çukur olmuş, hep orada, yediği haram, içtiği haram, söylediği haram olacak. Onun kalbine, şeytan oturmuş, yerleşmiş, çünkü zikrullah'a düşman. O zikrullah'a düşman olunca, onun kalbine yerleşen, kalbine oturan da şeytan. Kalbine oturan şeytan olunca, o Cenab-ı Hak'ın, hidayet nuru, oraya tecelli etmiyor. Kalbinde şeytan oturunca, zikrullah da orada yok. Zikrullah'a da düşman zaten. Zikrullah'a da düşman olunca, o Cenab-ı Hak'ın, hidayet nurundan da uzak, zikrullah nurundan da uzak. Ve bütün İslam'ın, kendi nurundan da uzak. Ve onların kalpleri, bu manada kör. Ve karanlık içerisinde. Onların hakikati de görmeleri, mümkün değil.
Hatta bazıları, daha da ileri gitmiş, daha da ileri gitmiş. Cenab-ı Hak, onların o ileri küfrülerinden dolayı, kalplerini mühürlemiş. Artık onların gözleri görmez, kulakları duymaz hale gelmiş. Siz onlara ne anlatırsanız anlatın, onlar sizi dinleyecek noktada değiller, kabul edecek noktada da değiller. Çünkü onların kalpleri kararmış, ve katılaşmış. Siz onlara Kur'an'dan hangi ayetleri getirirseniz getirin, onlar Kur'an ayetlerini okusalar dahi, kalplerine tecelli etmiyor. Kur'an ayetlerini okusalar dahi, boğazlarından aşağı geçmiyor. Eğer bir beden, haramla besleniyorsa, onun boğazından aşağı geçmez helal. Helal rızıklar, helal insanlara layıktır. Haram rızıklar, cehennemliklere layıktır.
Senin yediğin, içtiğin, senin ne olduğunu gösterir. Sen helal daireden, kazanıp helal daireden yiyip içiyorsan, bil ki sen cennetliksin. Ve sana gelen rızık cennetliktir. Yok sen haram daireden yiyip içiyorsan, sana gelen rızık cehennemlik çünkü. O cehennemliklere ayrılmış bir rızık. Sen cehennemliklere ayrılmış rızıktan yiyip içtiğin için, senin yolun cehenneme. Yediğine bak, içtiğine bak, cennetlik veya cehennemlik olduğuna sen kendin karar ver. Sen nereden kazandın, ne yedin? Rüşvetten kazandın, cenneti bekleme. Sen hırsızlık yaptın, cenneti bekleme. Sen üç kağıt, beş kağıt yaptın, cenneti bekleme. Sen mesainden çaldın. Herkes devlet tarihinde böyle dedin. Mesainden çaldın.
Hırsızsın. Sen cenneti bekleme. Birisinin iş yerinde çalışıyorsun. Mesaine dikkat etmiyorsun. Sen mesaine dikkat etmedin. Saatlerde hırsızlık yaptın. Kazandın, haram oldu. Ya senden çıkacak, ya çocuğundan çıkacak. Allah muhafaza eylesin. Çocukların suçu yok. Çocuğundan çıkacak dediğim şey şu. Eğer sen Allah'a yine sevgili bir kulsan, çocuğun hasta olacak, birisi bir şey olacak. Para oraya çarçur olacak. Neden? Bereket olmayacak senin o kazandığın para. Çünkü kazandığın para haramdan geldi. Başkası bir kuruşla on kuruşluk iş yapacaksın. Sen on kuruşla bir kuruşluk iş yapamayacaksın. Sebep haramdan geldi çünkü. Ve o senin kazandığın para, yediğin, içtiğin, senin kalbini karartacak. Senin bedenini çürütecek.
Senin bedenini çürütecek. Zahiren de, batinen de seni batıracak. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o Allah'ın zikrinden uzaklaşanlar, Allah'ın zikrine sırtını dönenler, Allah'ın zikriyle barışıklığını kaybedenler, hem başka bir ayet-i kerimede onlara bir zor bir geçim veririz diyor. Hem Cenab-ı Hak onlara zor bir geçim verir, hem de onların kalpleri kararır. Allah muhafaza eylesin. Ve birçok ayet-i kerimede ve birçok hadis-i şerifte, benim şu ana kadar tespit ettiğim yaklaşık 30'un üstünde ayet-i kerime var ki, Allah'ın zikrini anlatır. Benim şu ana kadar tespit ettim, 60'ın üzerinde hadis-i şerif var, zikirle alakalı. Şu ana kadar tespit ettim, araştırdım. Sohbetler için derleyip toparlamaya çalıştım.
Hadis kitaplarından çıkardığım hadisler. Hadis kitaplarımdan. Ve bu kadar 30'un üstünde ayet-i kerime, benim tespit ettim, daha belki de yolun başındayım ben. Benim tespit ettim. Ve 30'un üstünde ayet-i kerime ve aynı zamanda 60'ın üzerinde hadis-i şerifle, zikrullah sabit iken. Bir kısım kafirler, zikrullaha karşılar düşmanlar. Onlar kafir. Bu ülkede var. Onlar saklı Ermeni, saklı Sebateist, saklı Mason. Onların normalde ne oldukları belli değil. Bunlar kendilerini kemalizmin arkasına sığınmışlar. Layıkliğin arkasına sığınmışlar. Bunlar din düşmanı. Onlara bakarak da biz onları İslam zannediyoruz. Biz onları Müslüman zannediyoruz.
Bu ülkenin bütün vatandaşlarını Müslüman zannediyoruz. Değil. İçinde Ermeni dönmeleri var. İçinde Yahudi dönmeleri var. Bu ülkede onlar yaşıyorlar. İçinde kafir, kemalistler var. İçinde normalde deistler var, ateistler var, dinsizler var, şeytana tapanlar var. Bu ülkede var bunlar. Başka bir yerde değil. Bunlar zaman zaman İslammış gibi görünüp, zikrullaha ve yapılan zikir törenlerine bu ibadetlere saldırıyorlar. Ve ne acı ki aptal, akılsız Müslümanlar, ilimsiz Müslümanlar bunların elinde oyuncak oluyor. Oysa zikrullaha düşman olan kafirdir. Zikrullaha düşman olan kafirdir. Bilmese onu öğretirsin. Dersin ki bu konuda mesela uzun müddetten beri zikirle alakalı her gün bir ayet veya bir hadis paylaşıyorum.
Sosyal medya denilen bu Twitter'da. Bu ara eksildi ben cevap verdikçe, ben cevap verdikçe orada eksildi. Hani böyle itirazları eksildi. Ve acı bir şey. Bu insanlar din cahili. Ya da bunu yapmak ağırlarına gidiyor. Nefislerine uyuyor, düşman oluyorlar. Yılacak mıyız? Hayır. Son nefesimize kadar Allah'ın zikrinin farz olduğunu, hadis-i şerbilerde sabit olduğunu, imamların iştahı ile sabit olduğunu ve bütün silsilenin. Yani 1200 yıldır bu ibadetin var olduğunu insanlar anlatacağız. Ne zaman ki İslam dünyası kafirlerin tasallutu altına girdi, ne zaman ki İslam dünyası gelişmeyi, teknolojide, ekonomide, askeriyede ilerlemeyi, batılılaşmak zannettiğinden beri zikrullaha düşman oldular, tarikatlara düşman oldular.
Ne bileyim işte zikrullah alakalarına düşman oldular. Bir örneğin Bediüzzaman Said Nursi'nin tasavvuf, tarikat, hakikat bahsinde geçen örneklemesi gibi. Bir sepet elmanın içerisinden diyor, bir elma çürük çıksa bütün sepeti atar mı insan diyor. Bütün sepet çürümüştür deyip atar mı? Atmaz. Her toplulukta, her meslek sahibinde bu tip çürük elmalar olacak. Örneğin memleketi şimdi günlerce oyalayan bu yeni doğan çetesi çıktı. Öyle değil mi? Şimdi diyebilir miyiz bütün hastaneler böyle diye? Ama hastanelerde yolsuzluk var mıdır? Vardır. Böyle bir yeni doğan çetesi gibi, başında PKK'lı Necdet Sezer'in affettiği, adama ceza vermişler. Adam cezaevinde. Necdet Sezer affediyor, çıkıyor.
Adam affedilip çıkıyor, adam bir çete kuruyor. Adam çeteyle ne yapıyor? Hem vatandaşların çocuklarını katlediyor, öldürüyor. Hem aynı zamanda da SSK'dan parayı götürüyorlar. Ve organizasyon kurmuşlar onca hastane. Şimdi diyebilir miyiz biz bütün doktorlar böyle çete, bütün doktorlar böyle namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz, bütün hastaneler böyle südü bozuk, kanı bozuk diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Bu da aynı şey. Birisi ehli tarikat olmayı veya şeyhlik makamında oturmayı istismar etmiştir. Veya bir dini cemaat, bir dini tarikat, kendi bulundukları konumu, durumu din üzerinden istismar etmişlerdir. Ama bütün tarikatlar böyle, bütün cemaatler böyle demek bu hakkaniyet değil. O yüzden Allah'ı zikredenlerin içerisinden de, hatta bizim içimizden de hata yapanlar, eksik davrananlar, yanlış davrananlar olacaktır.
Olacaktır. Gözümüzden kaçan olacaktır. Hadi terbiye olur, hadi böyle döner, hadi kendisini toplar deyip, müşahamalı davrandığımız, toleranslı davrandığımız kimseler de olabilir. Ve bunlar bizim müşahamamızı, bizim toleransımızı sanki görmüyormuş, bilmiyormuş gibi zannedip, zannedip, çok özür dilerim ama yola ve bize laf getiriyor olabilir, taş attırır olabilir, istikametlerini bozuk olabilirler. Hem dervişim deyip, hem sufiyim deyip, hem de dervişlik ve sufilik yoluna yakışmayacak hal ve hareketler yapabilirler. Biz zaman zaman, hadi tövbe eder, bir hata yapmıştır, yanındaki pislik arkadaşına uymuştur, yanındaki huşu arkadaşına, kumarcı arkadaşına uymuştur, hadi yanındaki uyuşturucucu arkadaşına kanmıştır, hadi etrafında bir heva hevesine uymuş bir kimse vardır, o onu aldatmıştır.
Gel benden her şeye gidelim, bir uzak doğu seferi yaparım, kendimize bir masaj yaptıralım, bir rahatlayalım demiştir. O da nefsine uymuştur, yok bayi toplantısı var deyip gitmiştir de. Olmuştur da bunlar. Günah kebar de işlemiştir. Ben derim bizim kardeşlerimiz, herkes için günah kebari kapısı açıktır. Ama o bunun üzerinden yola laf getiriyorsa, bunun üzerinden yola taş getiriyorsa, o zaman burada sıkıntı var. O kimse böyle yaptı diye bizim komplemiz, böyle kirli, böyle temiz olmamış hükmüne koymak, herhalde insaf ve vicdan sahibi olan bir kimse için zor bir şey. Bu mümkün değil. Demek ki her toplulukta, her meslekte ama mesleğini istismar eden, ama o topluluğun çizgisini istismar eden insanlar olacaktır. Bunlar o topluluğun tamamının bozuk olduğu, kötü olduğu veya o meslek sahiplerinin tamamının bozuk olduğunu, kötü olduğunu göstermez.
O yüzden normalde bu tip insanlar her zaman olacak, ama ve lakin bunlar zikrullaha düşman olmak, tertemiz bir topluluğa düşman olmak, Allah'ı zikreden bir topluluğa düşman olmayı gerektirmez. Ama bizim ülkemizde ne yazık ki, o kadar çok İslam düşmanı, o kadar çok tarikat düşmanı, o kadar çok zikrullah düşmanı oluştu ki son dönemlerde. Sanki, böyle bir zikrullah yapan kimseyi görünce şeytanı görmüş gibi oluyorlar. Herhalde zikrullah yapan kimseye onlar bakarlarken ne görüyorlarsa, ya da kendi kendilerine böyle bir ibadeti edemediklerinden, yapamadıklarından dolayı aşırı derecede bir düşmanlıkları var. Düşmanlıkları var. Aşırı derecede. Hatta ve hatta bu dergahın içerisinde olup, ama eşi, derviş olmayıp, kendi derviş olan kocasını ve karısını düşman gören insanlar var.
Bu çok tehlikeli bir nokta. Bakın bu çok tehlikeli bir nokta. Buradan bütün herkese, bilhassa kardeşlere sesleniyorum. Eşlerinize, kadınlar kocaları dervişte ise kocalarına, kocalar kadınları dervişte ise kadınlarına bunu nasihat etsinler, tebliğ etsinler. Eğer zikrullah'a düşman olurlarsa, nikahları düşer. Zikrullah'a düşman olan bir kimseye tecdid, iman tecidi, nikah gerekli.
Mustafa Özbağ'a düşman olmak farklı bir şeydir. Zikrullah'a düşman olmak farklı bir şeydir. Bir kimse Mustafa Özbağ'a düşman olabilir, varsın olsun. Hesabını Allah'a verecek. Ama zikrullah'a düşmanlık yapıyorsa, tekrar söylüyorum. O kimsenin, o kimseye tecdid, iman tecidi, nikah gerekli. Yani nikahı düşmüş olur otomatikman. Çünkü zikrullah'a düşman olan bir kimse küfür ehlidir. Tövbe etmezse küfür üzerine ölür. Ve tövbe etmezse onun nikahı düşer. Zikrullah halakasından uzak zikri bilmeyen kimselerle evlenen insanlar, dervişler. Nereye koştuğunuzun farkında değilsiniz.
Bir kimse içinden dahi zikrullah'a düşman olsa otomatikman manevi olarak nikahı düşer. Doğan çocuk, annesi, babası belli velidi zina olur. Ama bu bizim içimizde bu masonik zihniyet, bu gavur zihniyet, bu batıcı zihniyet, bu fuhuşçu zihniyet, bu kumarcı, uyuşturucu zihniyet, bu ne yazık ki batı ahlakını kendisine ahlak etmiş çürük zihniyet, bizim içimize bunu yerleştirdi.
Bir zikir düşmanlığı oluştu, bir tasavvuf düşmanlığı oluştu, bir tarikat düşmanlığı oluştu. Bunun ülkede haklı gerekçeleri olabilir. Bir sene boyunca işte ona mı rabıt edilecek, buna mı rabıt edilecek boş tartışmaları. Şimdi de yeni tartışma, miras, ümmetin mirası mı, ananın babanın mirası mı? Bu tartışmalar, yok o oraya aldı, yok bu buraya aldı. Bunlar evet, gerçekten ehli tasavvuf için, ehli tasavvuf için utanılacak şeyler. Ehli tasavvuf için utanılacak şeyler bunlar. Bunlar böyle yenilir, yutulur şeyler değil. Veya bir kısım ehil olmayan, kendisine tarikat süsü verip, kendisine şeyh süsü verip, belli insanları etrafında toplayan, bir kısım itikadı bozuk, yolu bozuk, istikameti bozuk kimselerin yaptıklarını bütün ehli tasavvufa mal etmek.
Ve böylece düşman olmak ve o düşmanlıkta sınır tanımamak. Hani bir kimsenin yanlışla düşman olmasını kabul ederiz ama bir kimse bir yanlış yaptı diye bütün o toplulukların hepsini de düşman olmak vicdan sahibi olmadıklarını gösteriyor. Ve bu konuda da ne yazık ki onların tabiri caizse iyi niyetli olmadıklarını gösteriyor. Ve onların bu zikrullaha düşmanlıkları kalplerini katılaştırıyor, kalplerini karartıyor. Ve o kalpler kararınca, kalpler katılaşınca kararmalarını ve katılaşmaları daha da artıyor. Katmerlenmeye başlıyor. Oradan geri dönmüyor. Oradan geri dönmeyince katmerlendikçe katmerleniyor. Katılaştıkça katılaşıyor. En sonunda Cenab-ı Hak onların kalplerini mühürlüyor.
Artık oradan geri dönüş yok. Çünkü zikrullaha düşman olan ve o düşmanlıkta yürüyen, o düşmanlığını arttıranın sonucu cehennem. Hem bir de kafir olarak gitmek. Allah muhafaza eylesin. Bu çok sıkıntılı bir nokta. Peki böyle bir hale gelen bir kimsenin kurtuluşu ne? Ola ki o kimse zikrullaha düşmanlık yaptı. Ola ki zikrullaha yapanlara laf attı, taş attı. Öyle zikrullaha yapıyoruz. Halakayı zikrullaha kurulmuş. Halakayı zikrullaha halaka halinde olmak. Sünnet-i seniyle sabit mi? Evet. Ayakta zikretmek ayet-i kerimeyle sabit mi? Evet. Oturaraktan zikretmek ayetle sabit mi? Evet.
Sallanaraktan zikretmek hadis-i şerifle sabit mi? Evet. Esma-i hüsna ile Allah'ı zikretmek hem ayetle hem hadisle sabit mi? Evet. Buna rağmen bir kimse ola ki hata yaptı. Ola ki yanlışlık yaptı. Ola ki eksiklik yaptı. Dilinden kaçtı, gözünden kaçtı. Dön, Rabbine tövbe et ve Ra'at suresi ayet 28. Onlar iman edenler ve kalpleri Allah'ı zikretmekle mutmain olur. Dikkat edin kalpler yalnızca Allah'ı zikretmekle mutmain olur. Onun yolu Allah'ı zikretmek. Dönecek, tövbe edecek, Allah'ın zikrine yapışacak. Çünkü kalbin mutmainliği zikrullah ile mümkün.
Eğer zikrullah yapmazsa onun kalbi mutmain olmayacak. O yine itiraz edecek. O yine isyan edecek. O yine ne yapacak? Zikrullah'a karşı gelecek. İslam'ın herhangi bir ibadetine, İslam'ın herhangi bir hukukuna karşı çıkacak. Yine küfre düşecek. Allah muhafaza eylesin. Kalp katılığının, kalp katılığının, kalp kararmasının ilacı Allah'ı zikirdir. Kalp kararmasından kurtulmak istiyorsa bir kimse Allah'ı zikredecek. Allah'la perdelendiğini düşünüyorsan otur Allah'ı zikret. Hz. Muhammed'in Mustafa ile sallallahu aleyhi ve sellem ile aranda bir perde oluştuğunu düşünüyorsan otur Allah'ı zikret. Üstadınla aranda bir perde olduğunu düşünüyorsan otur Allah'ı zikret. Eşinle, çocuklarınla, etrafında, annenle, babanla ilişkilerinde bir problem yaşıyorsan otur Allah'ı zikret.
Çünkü Allah'ı zikredeni, Allah'ı zikredenler sever. Allah'ı zikredeni Allah sever. Allah'ı zikredeni Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sever. Allah'ı zikredeni mürşidi kamiller sever, veliler sever. Allah'ı zikredeni Evliyalar sever. Allah'ı zikredeni Arifler sever. Allah'ı zikredeni Aşıklar sever. Allah'ı zikredeni Müminler sever. Allah'ı zikredeni Dervişler sever. Allah'ı zikredeni hayvanlar sever, böcekler sever, otlar sever, ağaçlar sever, taşlar sever, dağlar sever, oğalar sever, denizler sever, ırmaklar sever, masa sever, bilgisayar sever, masum da sever. Allah'ı zikrediyorsan senin etrafındaki bütün eşya ve varlık seni sever.
Seni sever. Sen Allah'ı zikretmezsen, sen zikrullah'a sırtını dönersen, sen zikrullah halakasına sırtını dönersen, zikrullah'tan uzaklaşırsan ve Allah'ı zikri terk edersen, bu sıraladıklarımızın hiçbirisi de seni sevmez. Sonra sen kendi kendine beni sevmiyorlar diye şarkı söylersin.
Sonra sen kendi kendine dersin ki, ya bana bakmıyorlar da, beni saymıyorlar da, beni dinlemiyorlar da, ben zaten sevilmedim de, vur arabeske artık. Dervişler de beni sevmiyor da, sen zikrullah'ı terk ettin. Çünkü sen Allah'ı seversen, Allah seni sevecek. Hadis-i Kudsi, Allah seni severse Cebrail'ine nida edecek. Ey Cebrail, Allah filanca kulu, filanca kul Allah'ı sevdi, Allah da onu sevdi.
Sen de sev. Gök halkına nida et. Onlar da Allah'ı seven bu kulu sevsinler. Cebrail nida etti. Ey gök halkı, Allah ve Cebrail ben, bu kulu sevdi sizler de sevin. Gök halkı, mümin kulların kalbine ilham eder, vahyeder. Aslında ilham geçmiyor orada, vahiy geçiyor.
Gök halkı, mümin kulların kalbine vahyeder. Der ki, Allah bu kulu seviyor, Cebrail'i seviyor, gök halkı da seviyor, siz de onu sevin. O zaman zikredeni zikreden sever. Mümini mümin sever. Zalimi zalim sever. Kafiri kafir sever. Devamlı içki içeni içki içen sever. Devamlı kumar oynayanı kumar oynayan sever. Onlar birbirleriyle görüşürler gece, gündüz. Kumara oynuyorlar. Kim neyi seviyorsa, o sevenler birbirlerini bulurlar. Bir yolda yürürler. Sen zikrullaha düşman olanla dost olamazsın. Dostsan eğer, zikrullahla dost değilsin o zaman.
Zikrullahla dost değilsin o zaman. Zikrullahla dost olsaydın, zikrullaha düşman olanla dost olamazdın. Sen bir ve Allah'ın veli kuluna dostsan, Allah'ın velisine düşmanlık yapanla dost olamazsın. Yalancısın o zaman. Bak yalancısın. Allah bizi affetsin. O yüzden Allah'ı zikirden uzaklaşanların ilacı yine Allah'ı zikirdir. Onların başka bir ilaçları yoktur. Kıymetli kardeşler, başka bir ilacınız yok Allah'ı zikirden başka. Hadis-i şerifte Hz. Peygamber teberhaneden geçiyor. Kalbinizin katılaştığını hissettiğinizde Allah'ı çokça zikredin.
Zira kalp Allah'ı zikretmekle yumuşar. Tekrar söylüyorum. Kalbinizin katılaştığını hissettiğinizde Allah'ı çok zikredin. Zira kalp Allah'ı çok zikretmekle yumuşar. Tabaraniden. Sonuç olarak bu Zümer Suresi 22. Ayet-i Kerime Allah'ı zikretmenin, zikretmenin insanın kalbini nurlandıracağı, insanın kalbine ilmin verileceği, kalbinin nurlanıp ona tabiri caizse nurdan bir zikrullah veledi, çocuğu oluşacağına ve aynı zamanda zikrullah kalplerin bu noktada ihya eden, kalpleri aydınlatan, nurlandıran, kalplerin basiretini açan,
ferasetini açan en önemli bir ibadet olduğunu bize anlatır. Ve zikrullaha sırtını dönenler, zikrullahı terk edenler, zikrullahı terk edenler, zikrullahı unutanlar ne yazık ki onların da kalplerinin katılaşacağına ve kalplerinin içinden nurun sıyırılıp gideceğine işaret. Rabbim kalbimizi nurlandırsın. Zikrullahıyla her daim nimetlendirsin. Zikrullahıyla süslesin. Zikirsiz an ve gün geçirenlerden bizleri eylemesin. Ecmayın. Haklarınızı helal edin. Bizden yanında da helal olsun. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına. Amin. Zihari yari güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer Faruk, Osmanizin Nureyn, Ali el Murtaza radiyallahu anh hazretlerinin ruhlarına. Amin. Aşere-i Mübeşşerenin, Evlad-ı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şühedanın, Şehidi Kerbelanın, bütün şühedanın, tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına. Amin. İmamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Maliki, İmam-ı Hambeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediye edildik vasıl ve hissedareyle ya Rabbi.
Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Abdel Kadir Geylani, Seyyid Ahmed El Rifai, Seyyid Ahmed El Bedevi, Seyyid İbrahim Dursuki, Şeyh Ebu Hasan Eşşazeli, Şahı Nakşibenni Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaş-ı Veli, Şahı Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet Muhiddin Üftade Veli, Veysel Karani Muhyiddin Arabi Niyaz-ı Mısri ve bütün Pir ve Piran efendilerimizin ruhlarına da ayrı ayrı hediye edildik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. E ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Geçmiş üstadlarımızdan, Abdurrahim-i Tantavi, Abdurrahim-i Nişavi, El-Hac, El-Hafız-ı Ebuberk-i Sıddı ki Çorum'i, Hacı Alaydar Efendi, El-Hac, Çorumlu Mustafa Anaş Efendi, Nevşehir'li Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına.
Amin. Ya Rabbi bilhassa üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Ced ve dadaların ruhaniyetlerine, Yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve Ümmet-i Muhammed'in ruhaniyetlerine, Turuk Aliye'den, akraba ve talukatlarımızdan geçenliğinin ruhlarında hediye edildik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzaklarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Amin. Ve selamun alel mürselin. Ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. E'udü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftali zikir fa'lemennahı.
La Fatiha masalavat.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi