(NASİHAT/27) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 10.10.2024
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 11 Ekim 2024 · 1:20:48
Hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, Hakkı hak bilip, hakça yaşayan, hakkı savunan, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i küffara karşı bir ve beraber eylesin, İsrail'i mahfup perişan eylesin, Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin, Nerede ümmet-i Muhammed'e zulmeden, adaletsiz davranan, haksız davranan var ise hepsini de kahri perişan eylesin,
Ejmeyin, birkaç soru var, ondan sonra inşallah bu akşamki dersimize başlayacağız. Halak-i zikirde haydarili, sarıklı zikir yapmakla haydarisi, sarıksız zikir yapmak arasında nasıl bir fark olur? Sarık sünnet, bir kimse bir sarık sararsa, sarıkla kılınan namaz, sarıksız kılınan namazdan 33 derece daha evladır. O yüzden bir Müslüman'ın alamet-i farikalarından en önemlisi sarıktır.
O yüzden biz derslerimizde sarık sarmayı kendimizce adaptan sayarız, sünnet seneyi. Haydari de bir rivayet ta Hazreti Ali Efendimiz'e kadar gider. Malum Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri zikrullah esnasında üzerinden cübbesi düşer. Cübbesi düşünce geriye almaz. Bunu orada zikrullah yapanlara dağıtın der. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz sarının burasına takar, başıma tac ederim der. Hazreti Ali Efendimiz'e de hem damat olmasından hem sahabe olmasından iki parça verirler. O da normalde cübbesinin sağ omuzlarına diker. Böylece haydari ismi de oradan kalır. O yüzden bu haydari giymek Hazreti Ali Efendimiz'in sünnetidir. Biz ehli tasavvuf olarak, sufiler olarak cehri zikrullah, hafiz zikrullah da onlar da haydari giyerler.
Bu yüzden bizde haydari ve sarığı dervişin bu noktada üniforması gibi görürüz. Derviş bu noktada dervişler genel olarak haydari ve sarık edinirler. Dervişin üniforması gibi, çeyizi gibidir. Dervişin tesbihi, haydarisi, sarığı, onun böyle bu noktada üniforması hükmündedir. O yüzden de zikrullah halakalarında haydarili, sarıklı olanları en ön halakaya almaya gayret ederiz. Allah'a aşık olmayan Müslüman mıdır? La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen herkes Müslümandır. Biz kalkıp da Allah'a aşık olmayan bir kimseyi kafir olarak görmeyiz. Kim kelime-i şahedet getirdiyse, yani eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu dediyse biz onu Müslüman olarak görürüz.
O yüzden onun normalde imanından şüphe etmeyiz. Bir kimse küfre düştüyse, şirke düştüyse, bu bizim yanımızdaysa o esnada biz ona nasihat ederiz. Bak sen burada küfre düştün, sen burada küfre düştün, kelime-i şahedet getir, buradan geri dön. O kimse de kabul ederse mesele bitmiştir. Veyahut da bazı kimseler vardır, küfürlerini, şirklerini eşkare söylerler. O esnada, onu söylediği anda bizim yine onun üzerindeki duruşumuz, evet şu anda küfre düştü deriz. Ama bazı kimseler normalde bunu açıktan söyledilerse, topluma yönelik söyledilerse, yine açıktan topluma yönelik o sözlerini geri almaları gerekir. Almamışlarsa, biz yine onları o halde görsek, o halde tanısak bir suç olmaz.
O yüzden aşık olmayan bir kimseye, biz normalde Müslüman değil diyemeyiz. Allah'a nasıl aşık olunur? Ey Habibim de ki, eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun. Yol bellidir. Allah'a aşık olmak isteyen bir kimse, farzları harfiyen yerine getirir. Nâfilellerle Allah'a yaklaşır, Allah'ı sever, Allah da onu sever. Aşıklık yolu budur. Eşim dışarıya karşı çok kibar, naif bir efendi, evde sinirli, öfkeli, elinde sürekli telefon her şeyden şikayetçi, çok laf çarpmaları var. Evet, bunun gibi daha ileriye doğru gitmiş. Kadınların da erkeklerin de en büyük handikapları, en büyük problemleri, şimdi cep telefonu.
Önceden televizyondu. Televizyon yeni çıktığında, kadınların da erkeklerin de handikapı, çocuklar da dahil buna televizyonlar da. Şimdi televizyon eski şeyini, popülaritesini kaybetti. Şimdi herkesin elinde cep telefonu. Kadınların kocası cep telefonu, adamların da karısı cep telefonu. Çocukların anne babası cep telefonu, anne babanın da çocuğu cep telefonu.
Kimsenin bu konuda kimseye laf söyleyecek durumu yok. Cep telefonları, kadın, erkek, çocuk, büyük, küçük, hani 60'ına, 70'ine gelmiş o dahil. Çocuk 5 yaşından itibaren, 3 yaşından itibaren cep telefonu. Herkesi, şu anda herkesi hegemonyasının altına almış vaziyette. Bakın hegemonyasını almış vaziyette. Bunu böyle kadınların erkeklere, erkeklerin kadınlara, çocukların anne babaya, anne babanın çocuklara söyleyecek zerrece lafı yok. Deccaliyet komple sarmış vaziyette. Aile merhumunu ortadan kaldırıyor. Önceden televizyon kaldırıyordu. Şimdi televizyonun o kadar popülaritesi kalmadı. Yani işte bir dizi olacak da o diziyi herkes izleyecek.
Şimdi popüler dizi ne var bilmiyorum. Ondan sonra işte bir ara neydi? Şey Kurtlar Vadisi'ydi. Adamların dizisiydi. Onu İstanbul'a derse gidiyordum. Millet diyordu ki dersin gününü değiştirelim mi? Bugün Kurtlar Vadisi var. Değil mi? Söylüyorlardı değil mi derste? Evet. İlk zamanlar bildiğiniz bunu söylüyorlardı. Diyorlardı ki Kurtlar Vadisi var. Dersin gününü değiştirelim. Şimdi popüler dizi ne var bilmiyorum da. Ondan sonra işte vardır muhakkak herkesin bir dizisi. Çünkü bizim gibi çok özür dilerim düşünmeyen, düşünmeyen, üretmeyen, akletmeyen, okumayan, irdelemeyen, üçüncü, dördüncü sınıf toplumları bu tip şeylerle avutursunuz.
Bakın bu tip şeylerle avutursunuz. İşte böyle devasa futbol şeyleri ne o? Statları yaparsınız. Yani sekiz ay futbol oynanır. Dört ay içeride, dört ay dışarıdadır. Dört göre dört on altı. Yılda on altı maç yapacaktır. O şehrin, o bölgenin futbol takımı. Milyon dolarlar yatırırsınız, stat yaparsınız. Milyon dolarlar yaparsınız. Ülke kalkınmış, kalkınmamış. Ülkenin ne derdi var? Bunları unutursunuz. Bir de fanatik, fanatik bir taraftar kitlesi olursunuz. Gidersiniz bir de çok matah bir iş yapıyormuşsunuz gibi. Orada küfredersiniz, günaha girersiniz. Önemli değildir.
Ama siz taraftarsınızdır. İşte böyle bir fanatizm orta yere çıkar. O fanatizmin peşine düşer herkes. Ama oradaki milyon dolarları, milyar dolarları hiç kimse görmez. Ve bunlar böyle hovardaca paraları orta yerden yerler, içerler. Sonra devlet buddlarının paralarını öder. Hiç kimsenin sesi çıkmaz. Tabii devlet bazı şirketlerin de vergilerini affeder, bağışlar, ona da sesiniz çıkmaz. Bizim gibi üçüncü sınıf kalmış ülkeleri böyle dizilerle yönetirsiniz. Avutursunuz, uyutursunuz. Böyle dizilerde yaşayamayacağınız bir hayat sizin önünüze koyarlar.
dekolte kıyafetler, yok işte villalar, yok lüks arabalar gelir gider. Siz o normalde işte oradaki bir karakterin yok kolyesini, çakma kolyesini alacağım, yok çakma elbisesini alacağım, yok çakma bir şeysini alacağım diye. Bir de o bir furya, bir de öyle uğraşırsınız. Böylece uyumaya, uyutulmaya devam edersiniz. Asla uyanmanıza fırsat vermezler. Birileriniz içeriden uyanırsa da onun da başını başka bir şeylerle ezerler. Onun böyle daha da ileri giderse onun başına bir sürü iftiradan oradan buradan bir şeyler uydururlar. O insanı insan içine çıkmaz hale getirirler. Normalde hiç kimse o uyumaya, uyutulmaya bakmaz. Sömürüye bakmaz, emperyalizme bakmaz, dinsizliğe bakmaz, huş'a bakmaz, uyuşturucuya bakmaz.
Normalde toplum bozuluyormuş ona bakmaz, geri kafalı, geri zekalı, ham kafalı gelir bu koltukla uğraşır. Vay sen işte o ne o altın kaplamalı koltukta oturuyorlar. Gördüğünü de bozuk görür. Sen istediğin kadar ne anlatırsan anlat. Toplum böyle uyuşturulur. Sonra bir satanistin birisi çıkar, iki tane kızı katleder. Ondan sonra bir alevlenir ortalık. Üç gün sonra her şey unutulur. On gün sonra her şey unutulur. Gene vur patlasın, çal oynasın, çıplaklık ondan sonra fuhuş, uyuşturucu, içki her türlü gırla gider. Birisi ben müslümanım deyip de namaz kılmaya başlarsa siz araplaştınız derler. Bunlar da gavurlaşıyorlar. Birisi örtünüyor kadın, araplaştınız diye diye diye örtülü kadınlar da soyunmaya başladı.
Onları da mantoya attılar. İşte daracık elbiseler giyiyorlar şimdi. Daracık bilmem neler giyiyorlar. Böyle onlar da bir tuhaflaştı. Daracık bir pantolon, üzerinde daracık bir bluz, üzerine bir tane de örtü. Ne kızımız kapalı. Her tarafı meydanda. Bu. Ben bazılarını görüyorum diyorum bir örtünme sen daha iyi ya. Mesela bir sakal o kimsenin kimliğidir. Bir kimse sünnet üzerine sakal bıraktı mı bıraktı. Onun kimliğidir o. O yolda, belde, evde, çocukların olan hitabında her şeyinde dikkat edecek. O böyle sufilikte, sufi mantığında bir kimse sakalı dahi bırakırken rüyasında görerekten bırakır. Sufi mantığıdır.
Sen olgunlaştıkça sana gelir her şey çünkü. Yani ben tuhaf görüyorum. Adamda sakal var cigara elinde. Adamda sakal var küfür elinin dilinde. Adamda sakal var karısı şikayetçi. Adamda sakal var çocukları şikayetçi. Sakallı. Allah muhafaza eylesin. Doğru değil. O yüzden bu şimdi telefonlara geldi. Herkesin elinde telefon. Yani bir kadın veya bir erkek veya bir çocuk telefonla ilgilendiği kadar eş ve çocuklarıyla, anne ve babalarıyla ilgilense cennetlik olacak. Çalışanlar, iş sahipleri, çalışanlar telefonla ilgilendikleri kadar işleriyle ilgilenseler işleri düzelecek.
İşleri düzelecek. Tam dükkana gireceğim bakıyorum. Yani o dükkan sahibi şey yapıyor. Telefonla ilgileniyor. Sen dükkan sahibisin. Ne işin var telefonla senin. Koy cebine telefonu. Yoldan geçen birisine bir selam ver. Bir şey mi lazımdı de. Sor. Ben kapısının önünden geçiyorum. Tam kapının önüne duruyorum. Bakıyorum telefonla ilgileniyor. Yürüyom ben. Yemin ediyorum girmiyor mu o dükkana. Diyorum ki yok. Bu adam işiyle ilgilenmiyor. Adam telefonu alıyor. Evden içeri giriyor. Selam aleyküm aleyküm selam. Elinde telefon. Bir eşine sor. Nasılsın? İyi misin? Günün nasıl geçti? Çocuklar nasılsınız? İyi misiniz? Bir muhabbet edin ya.
İki kelimeyi konuşun. Bu kadınların da, erkeklerin de söyleyecek söz yok. Kadınlar da aynı. Onlar da bakıyorlar boyuna. Hatta ben böyle bakıyorum. İki arkadaş oturmuşlar. Cumartesi gün bir yerden geçiyorum. İki arkadaş oturmuşlar. Çay söylemişler. İkisinin elinde şey ne o? Sohbetten çıktım yürüyom. İkisinin elinde telefon. Telefonlara bakıyorlar. İki arkadaş çay içiyorsunuz. Bırak telefonu ya. Konuş sohbet et ya. Bir sohbet et ya. Yok. Yani ben kendi kendime diyorum o an diyorum. Yani bu kadar telefona bakıyorlar. Yani diyorum dergah mı yönetiyorlar bunlar? Ben ticaret yapıyorum.
Ticaret mi yapıyorlar? Ya benim baksanız benim telefonumu günlük hani telefonda benim durduğum bir saat yoktur. Hani yazıyor ya orada telefonda durmayı. Bir saat yoktur. Olsun iki saat olsun ya. Benim ticaretim oradan dönüyor. E dergah oradan dönüyor. Bu millet nasıl bilmiyorum. O yüzden kadınlar, erkekler veya arkadaş olanlar. Yani bir insanın hanımı adamın yanında telefona bakıyorsa boyuna. Kadın adamla ilgilenmiyor. Aslında ben daha fazla sararım. Ben siz sarmayın diye burada bırakıyorum. Aslında kadın adamı sevmiyor. Adamı saymıyor.
Aynı şey erkek için de geçerli. Sen ne yapıyorsun telefonda? Dergah mı yönetiyorsun? İş mi yönetiyorsun gece? Eee? Ne telefonun elinde? Adam da kadını sevmiyor. Kadın da adamı sevmiyor. İkisi de sevgisiz. Bir de ikisi de derviştir Allah bilir. Bir de o var yani. Hiç olmazsa bırak tevhid çek ya. Ben buradan bağırayım durayım. Kırk gün sabahları kalkıyorum. Beş bin tevhid çekin her sabah. Kalbiniz açılacak diyeyim. Hiçbir tanesi kırk gün ben beş bin tevhid çektim. Bende hiçbir değişiklik olmadı diyen biri yok. Çünkü yapan yok. Yapan yok. Ama telefonlarını alacaksın, telefonlarına bakacaksın. Günlük kaç saat telefona girmiş?
Üç saat, dört saat. Ya beş bin tevhid dediğin bir saat sürmüyor. Beş bin tevhid dediğin bir saat sürmüyor. Sen günlük Allah'a bir saatini dahi vermiyorsun. Ama on saat telefonda geçiriyorsun.
On saat telefonda geçiriyorsun. Sıkıntı yok. Allah bizi affetsin. 27. Nasihat Müzemmil Suresi Ayet 8 ve 9 Eûdü billâhi mineşşeydânirracîm Bismillahirrahmanirrahîm Ve zükür ismâ rabbike ve tebedel ilayhi tebdîlâ.
Rabbul meşriqi vel mağribi Müzemmil 6-9 morality da Rabbiniz adını zikret.
Ve sadece O'na yönelim. O doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka ilah yoktur. O halde sen sadece O'nu vekil edin. Bu Müzemmül suresinin 6. ayeti ve 7. ayeti. Altıncısı şüphesiz gece ibadete kalkmak daha tesirli ve okumak daha elverişlidir. 7. ayette çünkü gündüz senin uzun bir mesuliyetin var.
Peygamberine söylüyor bunu. Yani o peygambere diyor ki gece ibadet etmek ve gece Allah'ı zikretmek daha önemlidir. Ama diyor gündüzde senin işlerin var, mesuliyetin var. 8. ayette de Rabbinin adını zikret ve O'na yönel. Sonra da o doğunun da batının Rabbidir. Ondan başka ilah yoktur. O halde sen sadece O'nu vekil edin. Gece ibadeti özel bir ibadettir. Bu ayet-i kerimede zaten bu sure Mekke'dir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Mekke devrinde sadece gece teyücü namazı kılardı. O günkü Müslümanlar da sadece gece namazı kılarlardı. Ama normalde tabi bu sadece peygambere hastı.
Sallallahu aleyhi ve selleme. Ama o günkü Müslümanlar da normalde gece namazı kılanlar vardı. Sonra Medine-i Münevvere'ye hicret edilince namaz Medine-i Münevvere'de beş vakit olarak orada farz kılındı. Ve gece namazı bu sefer nafiliğe dönmüş oldu Medine sürecinde. Ve gündüz işinize bakın. Gündüz mesuliyetleriniz var. Gündüz işinize bakın. Yani biz ehli sufi olarak gündüz işte sorumluluklarımızı yerine getiririz. Sorumluluklarımızı yerine getirirken biz bu noktada namazı terk etmek, zikri terk etmek böyle bir halimiz olmaz. Bu ayeti kerimeyi kendimize ölçü edinir. Böyle işte gündüz kenara çekil Allah'ı zikret.
Ne bileyim işte git dağın başına bir mağaraya gir orada Allah'ı zikret. Veyahut da kendine git bir hücre yap orada Allah'ı zikret. Ne bileyim işte böyle dağlara çekilmek hani hıristiyanlar böyle bir şey yaparlardı ya. Yahudilerin baskısından dolayı. Çünkü Yahudiler hıristiyanları bunlar ehli şirk diye bunlar normalde midat ehli şirk ehli bunlar kafir diye hıristiyanları yıllarca yüz yıllarca zulmettiler.
Yüz yıllarca. Bu sefer hıristiyanlar dağların tepesine işte ibadethaneler yapmaya başladılar. İşte Nevşehir'de yeraltı şehri kurdular. Orlara kilise yaptılar. Yukarılara kilise yaptılar. Küçük ibadethaneler yaptılar görünmeyecek şekilde. Yahudilerin zulmünden kurtulmak için putperestlerin zulmünden kurtulmak için ne zaman Roma İmparatorluğu hıristiyanlığı kendisine resmi din yapınca hıristiyanlar yahudilerin zulmünden kurtuldular.
Yoksa onlar Yahudilerin zulmü altında inim inim inliyorlardı. Bu Yahudiler zalimli yeni değil. Bunlar peygamberleri katleden lanetli bir kavim. Lanetli bir kavim. İşte normalde biz Muhammedi sufiler. Bunun altını özellikle çiziyorum. Muhammedi sufiler. Her sufiyim diyen Muhammedi değildir çünkü. Her tarikat Muhammedi değildir. Bakın her tarikat Muhammedi değildir. Tarikat yol demek çünkü. Masonluk da bir tarikattır örneğin. Sebateistlik de bir tarikattır örneğin. Hıristiyanların da 13-14 tane tarikatları var. Yahudilerin 13-14 tane 15 tane tarikatları var. Yani onların da dillerine baktığında aldanabilirsin. Veyahut da Müslümanların içerisinden Müslümanım deyip de Muhammedi olmayan tarikatlar var.
Yani insanlar şimdi cahil. Tarikat deyince Kadir-i Rufay-i Nakşibendi bunlar akıllarına geliyor. Tarikat deyince işte bizim toplanıp zikrettiğimiz geliyor onların aklına. Tarikat deyince hemen işte böyle bozuk fırkalar biz geliyoruz aklına. Bozuk fırka olarak görüyor. Gelmiyor, görmüyor, bizi incelemiyor, araştırmıyor. Oturduğu yerden siz böylesiniz diyor. Muhammedi tarikat dediğim benim nokta o. Muhammedi mezheb, Muhammedi tarikat, Muhammedi yol. Neden? Mezheplerin hepsi de Muhammedi değil. Mezhepler de Muhammedi değil hepsi de. Harcisi var, dürcisi var, her şey var. Siz yukarı Mazabatamya'dan aşağı doğru gidin.
Herkesi Müslüman zannedersiniz. Herkesi düzgün yolda zannedersiniz. Türkiye'de de var namazı kılınmış olanlar var, orucu tutulmuş olanlar var. Onlar da tarikat diyor kendilerine. Adam normalde ben namaza gidiyorum hadi gidin sizi çağırıyor diyor bana. Benim kulun yüzüme söylüyor benim. Yani ezan okunuyor sizi çağırıyor diyor. Git. Yani o olgunlaşmış kemalermiş. Namaz ondan sakıt olmuş. Bunları da gördüm ben. O yüzden Muhammedi dediğimde Kur'an ve sünnete tabi bir ehli tasavvuf, ehli tarikat. Bunların hiçbirisi de dağlara gidip de bir tekke yapıp orada inzivaya çekilmemiştir. Muhammedi tarikat dediğinizde dağlara çekilip orada bir tekke yapıp orada bir inziva yapıp orada inzivaya çekilmek yoktur.
Muhammedi tarikat dediğinizde toplumdan kopmak yoktur. Hayattan kopmak yoktur. Öyle bazı çok böyle ağzın bozulacak zırtoboz cahiller gibi. İşte bu sufiler, bu tarikatlar dünyayı terk ederler. Dağlara çekilirler. Dağlarda işte kendi kendilerine nefis terbiyesi yaparlar. Otur pis. Cahil pis. Sen bir tane Türkiye'nin içerisinde veya Osmanlı'nın içerisinde dağlara kurulmuş bir tane tekke gördün mü? Dağın zirvesine kurulmuş bir zaviye mi gördün? Hangi kadiri tarikatını gördün? Dağın zirvesine gidip tekke kurmuş, zaviye kurmuş. Orada kendini kapatmış. Hangi rufay tarikatını gördün? Dağın zirvesine tekke kurmuş, zaviye kurmuş da gitmiş orada tek başına yaşamış. Hangi Mevlevi tarikatını gördün?
Dağın zirvesine gitmişti, oraya bir tane tekke kurmuş, zaviye kurmuş. Orada normalde kendi kendine iyi zivaya çekmiş. Yalancı pis. Yalancı. İftiracı. Bu selefi vahabi takımı. Yalancı, iftiracı. Sen gel kardeş. Bursa'nın göbeğindeyiz biz. Bir çocuğun bulabileceği kadar göbeğindeyiz. Sen bu fakirin 2004'ten beri sohbetlerini dinle, bir günden bir güne dağa çekilelim, dağda inziva yapalım, orada normalde sufilik yaşayalım.
Böyle bir şey demişiz mi? Şiarımız ne? Halkın içinde durup, halkın eziyetlerine katlanıp Allah'a anlatmak. İşte eziyetinize katlanıyoruz biz de. Her türlü yalanınıza, dolanınıza, iftiranıza, her türlü üzerimize çamur atmanıza sabredip dayanıp yolumuzda muhkim duruyoruz. Evet. Halkın içindeyiz. Gündüz işimize bakıyoruz. Herkes ticaretine bakıyor. Çalışan çalışıyor. İş yapan işine bakıyor. Arada soruyorum var mı bu hoş gezen diye. Nerede görülmüş dağın tepesine çıkıp da orada dergahçılık yapmak, tekkecilik yapmak? Yok böyle bir şey İslam'da. Muhammed'in sufilikte yok. Muhammed'in sufilikte gizlilik de yok.
Muhammed'in sufilikte artı bir, beyin arkasında farklı bir şey de yok. Her şey apaçık, meydanda. İşte internetten, sohbetten herkes dinliyor. Bütün sohbetlerim internette var. Bütün sohbetlerim. Saklı, gizli hiçbir şeyimiz yok. Farklı ajandamız hiç yok. Kur'an ne diyorsa, sünnet-i seniyeti neyse, imamların iştahı neyse, buradayız kardeşim, meydandayız. Varsa Kur'an'dan, sünnetten yanlış bir şey aktardığımız, koyun önümüze, 35 yıldır aynı şeyi söylüyorum. Arkadaşlar bir şeyimizi tespit ederseniz, ağzımızdan kaçmıştır, olmuştur, gaflete düşmüştür, koyun önümüze, biz ondan geri döneriz, tövbe ederiz. Biz, böyle bir kibirliliğimiz yok, biz iyâken âbüdü ve iyâken estayın demişiz.
Ancak ona ibadet eder, ancak ondan yardım dileriz. Bizim ibadetimiz Allah'a, hesabımız da Allah'a, koyun önümüze. Yok, oturduğu yerden iftira atacak. Siz dağlarda inzivaya çekilirsiniz. Otur, pislik adam. Nereden iftira atıyorsun bize? Bizim dağda tekkemiz yok, dağda dikili ağacımız yok. Buradayız, her perşembe, her cumartesi buradayız, meydandayız.
Gittiğimiz iller, ilçeler meydanda, yayınlıyorum hepsini de, nereye gideceğimizi de söylüyorum, nereye gideceğimizi de söylüyorum. Dikin polislerinizi, bekçilerinizi yollara, o Mustafa Özba, hoş geldin desin, hoş bulduk kardeş. Saklımız, gizlimiz yok. Eee, çıkacak, cahilin teki, oturacak oraya bir tane kamera, bir tane video. Bunlar böyledir. Gel gel bakalım, öyle miyiz? Gel bakalım. Öyle değil. Allah bizi muhafaza eylesin. Ayet-i kerime ne diyor? Gündüz işiniz var. Peygamber ne söylüyor? Gündüz işimize bakarız. İşimize bakarken haramlardan uzak durur, farzları yerine getiririz. Ve Rabbinin adını zikret. Her daim, her halimizde onu zikretmeye gayret ederiz.
Evet, namaz da zikirdir, beş raket namazımızı kılarız. Oruç da zikirdir, evet orucumuzu da tutarız. Evet, ilim öğrenmek de zikirdir. İşte ayet tefsir ediyoruz burada, hadis konuşuyoruz. Evet, dinimizi yaşayabilecek kadar ilim ehliyiz aynı zamanda. Hamdolsun, cahil değiliz. Haramımızı biliyoruz, helalımızı biliyoruz. Haramı helal etmiyoruz, helala haram etmiyoruz. E bizden tefsir alimi herkes olacak diye bir kaydı yok. Onu da otursunlar, başkaları yapsın. Biz fıkıh alimi olacağız diye bir kaydı yok. Onlar da otursunlar, yapsınlar. Devlet her birine maaş veriyor. Tefsir alimi olun, fıkıh alimi olun diye. Ha onlar olmuyorlarsa, o bilemem.
Ya da özel yetiştiriliyorlarsa, farklı noktalarda ona da bir şey diyemem. Cenab-ı Hak bize zikrullah alakası nasip etmiş. Hamdolsun. Allah'ı zikir en büyük iş demiş, en büyük işi bize ihsan eylemiş. En büyük iş. Cenab-ı Hak'ı hamdü sena ediyorum. O zaman diyor ki, sen Allah'ı çokça zikret. İşini bitirince, kendini ona ibadete ver. Onu zikretmeye devam et. Her halinde. Çünkü Allah'ı devamlı zikretmek ve Allah'ı zikir, bunun altını çiziyorum, seçilmişlerin işidir. Özeldir. Allah'ı zikredenler, mukarrabin sınıfındandır. Allah'ı zikredenler, Cenab-ı Hakk'ın özel kendine seçtikleridir.
Özel kendine seçmiştir onu. Çünkü Allah'ı zikir en büyük iştir. O en büyük işi, insanlar kendi iradeleriyle yapabilecek noktada değildir. Bunu tibirlenmek için söylemiyorum. Bu lütfun karşısında ezikliğimi bildirmek için söylüyorum. Cenab-ı Hak lütfetmiş, ikram etmiş, ihsan etmiş, kendi emanını almış, özel dairesini almış, seni kendisini zikrettiriyor.
Sana kendisini zikrettiriyor. Bu özel bir daire. Bu özel bir daire. Bu böyle milyon dolarlarla paha biçilecek bir şey değil. Bu milyar dolarlarla paha biçilecek bir şey değil. Senin halak-ı zikrullaha oturman, dünya ve içindekilerden daha kıymetli. Halak-ı zikrullaha oturman, dünya ve içindekilerden daha kıymetli. Çünkü en büyük işe oturuyorsun, en büyük iş yapıyorsun ve bu zikrullahı ister dille yap. Küçümsemeyin bakın. Hani böyle biz kendi içimizde konuşurken işte o zikrullaha kalbe oturmadı. Hani böyle deriz ya, sakın ha! Bu bizim kendi içimizde iç disiplinimizdir. Sen ister zikrullahı dille yap. İster zikrullah kalbe inmiş olsun.
İster zikrullah senin sırrına, ister zikrullah ruhuna tecelli etsin. Yemin ediyorum muhakkak arasında fazilet farkı var. Ama sen Allah'ı zikrettin. Dille de olsa zikrettin. O kadar büyük bir ibadet ki. Cenab-ı Hak ayeti kerimede diyor ki, Ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken Allah'ı daim zikredin. Bakın ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken de Allah'ı zikredin. Çünkü öyle büyük bir ibadet ki, Bu ibadetten, bu devamlı zikirden sakın geri durma. Yürüyorsun Allah'ı zikret. Oturuyorsun Allah'ı zikret. Yatıyorsun, yattın ya. Yattığın yerde zikrullahla yat, uyu. Yattığın yerde de zikret. Çünkü zikir, kalbi temizleyen, kalbi berraklaştıran en önemli ibadettir. Çünkü zikir, kalbi derinleştiren, kalbi ihya eden, kalbi ihya eden en önemli ibadettir.
Çünkü zikir, insanın kalbindeki kararmış perdeleri aydınlatmaya. Zikir, kalbin karanlık bölgelerini aydınlatmaya. Zikir, kalbe Cenab-ı Hakk'ın sıfatsal tecelliyatlarına mahzar olmaya sebeptir. Çünkü kalpler hadisi şerifte ancak zikrullah ile parlar, mutmain olur. Ayet-i kerime, kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur.
Ve kalpler ancak zikirle parlar, zikirle temizlenir. Başka bir şeyle değil. O yüzden Cenab-ı Hakk peygamberine diyor ki, Rabbini çokça zikret. Rabbini çokça zikret. Ve her şeyine ona yönel. Her şeyine. Allah'ı zikredersen, her şeyine ona yönelirsin. Allah'ı zikretmezsen, şeytan kalbine yuva yapar senin. Seni tamamiyetle Allah'a yönelttirmez. Senin kalbine vesvese verir. Seni içeriden başlar fokurdatmaya. Heva ve hevesini ayaklandırır senin. Nefsaniyetini ayaklandırır senin. Haramı hoş görmeye başlarsın. Namaz kılmamayı hoş görmeye başlarsın. Artık namaz kılanlardan üşümeye, soğumaya başlarsın. Allah'ı zikredenlerden soğumaya başlarsın.
Bir Müslümanı gördüğünde, sanki düşman görmüş gibi olursun ki, Senin kalbini iyice kararmış, kilitlenmiştir. Oradan seni kurtaracak olan Allah'ı zikirdir. Kim Allah'ı zikri terk ederse, Allah da onu terk eder. Kalbi mühürlenir gider onun. Rabbim muhafaza eylesin. Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Tirmizi'de geçen hadis-i şerifte diyor ki, Dillerinizi Allah'ın zikriyle ıslak tutun.
Sen dilini Allah'ın zikriyle ıslak tut. Devamlı onu zikredenlerden eyle. Ve bu Allah'ı çokça zikrederekten Allah'a tamamıyla yöneleceksin çünkü. Yarım yamalak değil. O yüzden kardeşler, derslerimizi çekelim. Allah'ı çokça zikredelim. Allah'ı çokça zikredelim ki bu karanlık günlerde doğruyu, eğriyi görebilme ferasetine erişelim. Allah'ı çokça zikredelim ki kalbimize Cenab-ı Hak sırat-ı müstakimi ilka eylesin bize. Çünkü ahir zaman alametlerinden birisidir. Doğruyu, eğri görmek, eğriyi doğru görmek.
Ahir zaman alametidir. O yüzden hani Müslümanlar şu anda şaşkın vaziyetteler. Ne tarafa yöneleceklerini bilmiyorlar. Ne tarafa yöneleceğini bilmiyorlar. Ne tarafa tutunacaklarını bilmiyorlar. Neden? Çünkü gönüllerinde feraset nuru yok. Gönüllerinde zikrullah nuru yok. Bu batı ve batıcılar ehli tarikatı, ehli sufi, velileri, mürşitleri, Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışanları kötülüğe kötülüğe kötülüğe kötülüğe ne yazık ki Ümmet-i Muhammed'i yoldan çıkardılar. Ümmet-i Muhammed yoldan çıkmış vaziyette. Bu acı bir şey. Ve Ümmet-i Muhammed ne doğru ne yanlış görmekten uzak.
Bu ferasetten uzaklar. Burada kendimizi muhafaza etmemiz, kendimizi korumamız ancak zikrullahın nuruyla mümkün. O zikrullahın nuru bize yol gösterecek. Doğru düşünmemizi sağlayacak. Zikrullahın nuru aklımızı nurlandıracak. Biz feraset sahibi olacağız. O zikrullahın nuru kalbe oturmakla kalmayacak. Aklımızı da ne yapacak? Berraklaştıracak. Zannediyoruz ki biz hani ben bazen akılla olmaz diyorum ya. Benim dediğim akıl Kur'an ve sünnete uymayan akıl. Kendisini ilahlaştıran akıl değil. Biz aklı bu manada reddetmeyiz. Berrak aklı başta acı ederiz. Berrak akıl nedir?
Zikrullahın nuruyla nurlanmış akıldır. Zikrullahın nuruyla nurlanmış akıl. O yüzden zikrullaha devam ve nurlanmaya da devam. Önümüzdeki karanlık günleri göremeyiz yoksa. Bizi ne bekliyor göremeyiz. Bunu görebilmemiz için zikrullahın nuru lazım. Bu konuda aydınlanmak lazım. Asıl asıl aydınlanmak budur. Aydınlanmak Fransız devrimini okumak değildir. Aydınlanmak batılılaşmak demek değildir. O körelleşmektir. O körlüktür o. Bize aydınlanma diye batılılaşmayı bizim önümüze koydular. Anıdan üryen soyununca batıcı oluyorsun. Vur patlasın çal oynasın yapınca batıcı oluyorsun. Ringo ringo şişeler batıcı oluyorsun.
Oynat lan sözü hatunu batıcı oluyorsun. Oranın buranı açıp iki kelime söyle. O şarkıcı oldun batıcı oldun. Git her türlü Kur'an ve sünnet dışındaki bir şey yap. Batıcı oldun. Ne kadar Kur'an ve sünnetin dışında ne varsa yap. Sen batıcısın. Sen Kur'an sünnet dersen, sufilik dersen, Allah'ı zikir dersen. Sen bitti. Sen gerici yobazın tekisin. Oysa bilmiyorlar ki zikrullah yapanın kalbi çalıştır. Zikrullah yapanın aklı berraklaşır. Asıl yenilikçi olan Allah'ı zikredenler. Çünkü Cenab-ı Hak onun kalbine devamını ilham eder. Gerici olan nedir? Kalbi katılaşmış, görelmiş. Kalbi perdelenmiş olan gericidir. Asıl gericodur.
İslam öncesi inançlara gidiyorlar. Gerici asıl onlar. Milattan öncesinin inançlarına gidiyorlar. Ne bu? Siyonizm. Milattan öncesine gidiyorlar. Milattan öncesine ya kardeş Muhammed-i Mustafa geldi. Bak o Yahudi peygamberlerin sonuncusu İsa Aleyhisselam'dı. Sen hala da neden gericilik yapıyorsun? Ta Yahudi Zekerya'ya kadar gidiyorsun. İsa Aleyhisselam'da beni İsa Aleyhisselam'da ben İsrail peygamberi. Musa'dan sonra da o geldi. E sen ona baksana. Ona bakmıyor. Ondan da geriye gidiyor. Eee ondan sonra da Muhammed-i Mustafa geldi. Sallallahu aleyhi ve sellem. Sen ne bu gericilik taa geriye doğru gidiyorsun? Siz bir Yahudi kimseye gerici diyebiliyor musunuz?
Diyemiyorsunuz. Bir Müslümana gerici diyebiliyorsunuz. Bir Yahudi eşten şeriatçısın diyebiliyor musunuz? Diyemiyorsunuz. Aha İsrail Yahudi şeriatına göre yönetiliyor. Nesi demokrasi bunun? Hadi karşı çıkın. Şimdi yumurta kapıya dayandı. Şimdi İsrail'in gözü var bizde. Osmanlı'dan beri gözü vardı. Uyan sabah oldu. İş işten geçti. Adamlar geldi kapıya dayandı. Erbakan hocaya vurulmadık yer bırakmadınız. Vurdunuz da Allah vurdunuz. Vurdunuz da vurdunuz. Adam haberi Siyonizm anlattı. Hiç kimse ağzını alamıyordu.
Ağzını alamıyordu Siyonizm'i. Adamı vurulmadık yer bırakmadınız. Aha adamın dedikleri de çıktı. Geldi İsrail komşumuz oldu. Zaten içimizdedi adamlar. İçimizdeler hala. İçimizdeler. İçimizdeler. Benim sohbetleri dinliyorlar ya. Herkes bir şey bulacağım. Araştıracağız. Bir şey söyleyeceğiz diye. Ben şimdi bugün bombayı patlatayım. Eğer İsrail Türkiye'ye karşı bir askeri harekata girerse ülkedeki Yahudilere, ülkedeki Masonlara, ülkedeki Sebateistlere sesleniyorum. Bu ülkedeki Müslüman ve milliyetçileri tutamazsınız.
Sizi bu ülkeden kovarlar bilmiş olun. Bu topraklarda 500 yıldan beri bu toprakları sömürüyorsunuz. Bu toprakların insanlarını sömürüyorsunuz. Bu topraklarda elinizi kolunuzu sallaya sallaya dolaşıyorsunuz. O İsrail'e söyleyin, bizim rahatımızı düşünüyorsanız Türklere dokunmayın deyin. Bugüne kadar ben hiç silahlanın demedim.
Hiç demedim. Ama gün gelir, İsrail bu topraklara saldırmaya kalkarsa, topyekun savaşmak bize farz olur. Topyekun. Bu konuda tereddüt etmeyiz. Bu bedende bu can sağ olduğu müddetçe, bütün dergah olarak, yaşlımız da gencimiz de bu ülkeyi savunmak için her şeyimizi feda etmeye hazırız.
Bu lafım da böyle boş bir laf değil. Tanıyanlar tanır, boş sözü sevmem. Bilenler bilir. Bir şey söylediysem de yerine getiririm. Yıllar öncesinden dediğim her türlü darbe teşebbüsüne ilk önce biz ayağa kalkarız diye. 15 Temmuz'da da ilk önce biz ayağa kalktık. Öyle onun bunun sesine, onun bunun lafına bakmadık. Henüz daha Cumhurbaşkanı bir açıklama yapmadan direniyoruz dedim, meydanlara çıktık. Öyle AK Parti'ye, B Parti'ye, C Parti'ye yalakalık da bilmem. Herhangi bir partiye de, partiliye de yalakalığı da sevmem. Hiçbir partiyle hiçbir bağım yok. Hiçbir bağım yok.
Bu ülkeye birisi zarar vermeye kalkarsa bu noktada, içeriden veya dışarıdan, dışarıdan, işgal gibi ve hatta işte böyle ihtilal gibi her ne olursa bu canı vermeye hazırız. Bu konuda netim, inananlar, güvenenler yola çıktığımızda bizi takip ederler. İnanmayanlar, güvenmeyenler evlerinde otursunlar, örgü örsünler eşleriyle beraber.
Bu noktada hiç şeyim yok. O yüzden hani bu ara gündemde ya, işte İsrail Türkiye'ye vurur mu, vurmaz mı filan, ee gelsin bir vursun bakalım. Ee gelsin bir dokansın ya. Gelsin bir dokansın. Harekete geçmeseler dahi harekete geçeriz. Hiç kimseden harekete geçin lafını da beklemeyiz. Baldırı çıplak gidilecekse, baldırı çıplak gideriz. Nefesimizi vereceksek, atalarımız gibi nefesimizi, vatanımızı koruma adına veririz. Bu konuda da tereddüdüm yok hiç elhamdülillah. Hiç yok. O yüzden Allah'ı zikrede zikrede. Tekbirlerle, tehvitlerle nereye gidilecekse gideriz. İster doğu, ister batı, ister güneydoğu.
Hele bir Yunanistan'da böyle bir hareketlensin diye bakıyorum, dedemin ahdını yerine getireceğim. Dedem, dede aşırıydı ya. Her yaz Türkiye oraya girecek diye sayıklıyordu. Oraya gidecekti gene. Hiç olmazsa dedem gidemedi, ben giderim derim. O yüzden benim tavrım ve tarzım net. Bu ülkeye birisi bir şey yapmaya kalkarsa biz hazırız. Her şeyimizde hazırız. Öyle bazı Vahabilerin dediği gibi dağın başında değiliz. Öyle bazı Vahabilerin dediği gibi böyle ülkemizi korumayacak değiliz. Bazı Vahabilerin dediği gibi ülkemize birisi höt derse, biz onun höt demesinin dilini ensesinden koparmasını biliriz. Öyle kenara çekip de, çekilip de dünya siyasetinden, ülke siyasetinden uzak değiliz elhamdülillah.
Hırsızını da tanıyoruz, arsızını da tanıyoruz. Milliyetlisini de tanıyoruz, milliyetsizini de tanıyoruz. Tanımıyoruz, değiliz. Namussuzluğunu da biliyoruz, namusslusunu da biliyoruz. Bu ülkenin sırtından geçinen kan emicilerini de biliyoruz. Siyasetin sırtından geçinen kan emicilerini de biliyoruz. Hepsini de biliyoruz, merak etmeyin. Bir siyasi partiye hangacı olmamamızın sebebi de bu. Onların kan emiciliğine basamak olmuyorum. Ben kendim bir partiye oy atmıyorum. Benim hiçbir siyasi partiyle işim yok. Ben ülkücüyüm ama sizin bildiğiniz ülkücülerden değilim. Bugünkü ülkücülerden değilim ben.
Benim ülkücülüm Kur'an, sünnet, vatan, millet. Benim ülkücülüm, dini inancım Kur'an, sünnettir. Siyasi inancım, vatanım ve milletimdir. Benim millet inancım sadece Türk Türk ile alakalı değildir. Kim la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorsa benim milletimdir. Benim için Arap'ı da Türktür, Kürt'ü de Türktür, Laz'ı da Türktür, Çerkezi de Türktür. Evet. Bu böyle benim Türktür dediğim, böyle normalde ırkçılık yapmak, en üstün ırk, Türk'ün ırkı böyle değil. Ben hepsini bir millet olarak görüyorum. Onun kendince Kürdüm der doğrudur, Kürtsündür. Öbürkü Laz'ım der doğrudur, Laz'sındır. Öbürkü Çerkez'im der doğrudur, Çerkez'sin der. Benim bu noktada bir alıp veremediğim bir şey yok.
Ben hepsi de onların, benim milletimdir. Biz la ilahe illallah Muhammeden Resulullah dedik. Bizde ırkçılık yok. Ben ırkçı değilim. Herkesin ana dili neyse konuşabilir. Herkes kendisini Kürt, Laz, Çerkez olarak tanımlar. Hiç sıkıntım yok benim. Problemim yok. Şimdi desem ki burada Kürtler elini kaldırsın, %30-40 Kürttür. Kaldırın ellerinizi. Benim için büyük bir mutluluk bu. Kaldırın ellerinizi. Bitti. Burada Laz'ı da var, Çerkez'i de var, Arnavut'u da var. Arnavutlar kaldırın ellerinizi bakayım. Saymıyoruz. Daha fazla daha eksik demiyoruz. İndirin. Lazlar kaldırın ellerinizi. Bak. Hepsi var bizde elhamdülillah. Bizde üstün ırk diye bir şey yok.
İyidirli Fatih sen bakma. İyidirliler de var burada. Siz Osmanlı'dan kalmazsınız. Sıkıntı yok. Fatih de oradan bakıyor. Biz buradayız diye. Buradasınız. Tamam sıkıntı yok. Onlar ayrı bir şey ya. İyidirliler. Tabii özel. Adamlar hala daha dışarı bir karış yer satmıyorlar. Ya romanlar öz kardeşimiz bizim. Kaldırın ellerinizi. Evet. Hiç unuturmuyoruz seni ya. Allah Allah. Sünnete gelmedim mi ben? Elhamdülillah. Hamdolsun. Tabii gittik şeye. Ne o? Karacabey'e. Senin dayın benim en önemli dostum ya. Allah rahmet eylesin. Oradan bir an anlatayım mı size şimdi?
Neyse gittim Karacabey'e. Davet ettiler. Dayısının kahvesi var orada. Dayısının kahvesinde sohbet ediyorum ben. Polis geldi. Kapının önüne. Herkes eline belini atıyor. Dışarı çıkıyor böyle polise bir gider yaptılar. Ben içerideyim ama ben ateşli ateşli sohbet ediyorum kahvenin içinde. Valla polisi sürdüler çıkardılar. Ben duyuyorum ama ne olmuş bizim hocamız gelmiş bize sohbet etmiyor memur bey. Hani memur bey derken dahi bir esas duruşa geç. Valla vermediler bizi polise orada. De konuştular son son. Ben ama içeride daha ateşli ateşli konuşuyorum hiç sıkıntı yok. Bitti sohbet geldi dayısı. Hocam dedi yanlışlık yapamazlar sana bu mahallede dedi.
Dedim eyvallah Allah razı olsun dedim sıkıntı yok. Mahalle bizim dedi. Eyvallah dedi mahalle bizim. Problem değil. O yüzden sizi unutur muyum ya? Allah Allah. Allah iyi yesin inşallah. Bakın ne kadar güzel öyle değil mi? Gül bahçesi gibi. Ayrım yok ayrıştırma yok. Ayrım yok ayrıştırma yok. Bu bizim ahlakımız. Bu bizim inancımız. Bu bizim örfümüz. Biz buyuz. Biz bu toprakların çocuklarıyız. Bakın bu toprakların çocuklarıyız. Gidin Gelibolu'ya. Gelibolu'ya gidin. Bakın. Oradaki şehitliği dolaşın. Boştan'ı, Arnavut'unu, Yemenli'sini.
Evet. Kudüs'lüsünü, Suriyelisini, Iraklısını görürsünüz. Gidin dolaşın oraya bakın. Gidin dolaşın komple. Osmanlı'nın her bölgesinden, her beldesinden şehit görürsünüz. Her bölgesinden, her beldesinden. Bir yerden göremezsiniz. Ben baktım, baktım, baktım. Görememiş olabilirim. Belki de vardır şimdi. Şuyu zanetmeyeyim. Ben dolaştım oraya. En alttan böyle yukarı doğru. Biliyorum. Gittiğinizde bir dolaşın. Mesela Kerkük'ten bulursunuz. Bağdat'tan bulursunuz. Şam'dan bulursunuz. Musul'dan bulursunuz. Askeri kayıtlara bakın.
Daha durur o askeri kayıtlar. Gidin her yerden bulursunuz. Bir yerden bulamazsınız. Ahmet, 5186'dan ceza yiyen benim. Oradan mırıldanma. Tamam. Ben Şemsi Efendi okulunda okudu. Dedim. Hakim bakmadı gözümün yaşına. Hoş gözümün yaşı da yok mu yoktu da. Hakim baktı. Dedi bu söz senin mi Şemsi Efendi okulunda okumuş. Evet. Buraya Seba teislerin çocukları gidiyormuş demişsin. Öyle mi? Evet. Cezayı patlattı geçti. Bu kadar sözüm. Oraya da zaten kırmızı renk yazmışlar.
Başka bir şey bulamamışlar. O yüzden sen orada mırıldanıyorsun şimdi. Mırıldanmak yok. Sen burada oturup da söylediğin zaman 5186 mi o koruma kanunu? Kaç? Hiç bilmiyor musunuz? Kaç? 5816. 5816. Oradan böyle ben. Şimdi bir şey daha tutturularsa tekerrürden bu sefer. Sen hakaret etmişsin. Yürü. Tekerrürden bir cezada içerideyim ben. Neden? 5816'ya muhalefetten. Zaten bana olmayan bir şeyden ceza kesmek için can atıyorlar. Allah bizi affetsin. Allah affetsin. Belki de bu koltuktan bile mahkeme verecekler bana. Diyecekler ki koltuk ne o? Altın kaplamaymış. Ulan düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum.
Hani diyorum bu koltuk altın kaplama olsa önce ben koplamalarını sökerim bunun. Aman. Bu koltuğu burada tutar mı bu millet? Gece buraya giren hırsızlık yaparlar. Alırlar koltuğu. Onu düşünmüyorlar. Allah bizi affetsin. Amin. Evet. Bu gecelikte bu kadar yetsin. Haklarınıza helal edin. Helal edin. Bizden yana da helal olsun inşallah. Bu normalde bugün gidecek olduğum yerleri sıraladım. Allah sağlık, afiyet verirse inşallah oraları gitmeye gayret edeceğim. Ama bu hafta şuraya gideceğim diye öyle bir sıralama yok. Yani böyle kendi kendimize arkadaşlar yani işte bu hafta Polat diye gidiyor. Bir daha kaftaya şuraya gelecek falan diye şey yapmasınlar. Ne o?
Kendilerince. Benim yayınladıklarıma baksınlar. Bunlar gidecek olduğum yerler. Yaklaşık yani 11-12 hafta var içimde. önümde 11-12 hafta içerisinde inşallah 3 ayları girince kadar bitirmeye gayret edeceğim. Bir de malum diş problemlerim var. Onların da artık ne kadar fırsat olursa ona sonra Kasım'ın 15'inden sonra da o başlayacak. Yok işte bir daha ameliyattı şuydu buydu. O yüzden arkadaşlar böyle birkaç kişi de işte yok Üsküdar'ı yazmadınız incindim demiş bir kardeş. Aman incinmeyin. Ben ağzım böyle davul gibi şişse de gelirim. Ondan sonra işte şurayı unuttunuz burayı unuttunuz. Unuttuğum bir şey yok. Hadi siz sözlerinizi yerine getirin. 40 kişi olun.
Ben geleyim. Ölüyor olsam dahi geleyim. Biri de çok güzel. Bir rahatsızım, hastayım dedim ben. Ondan sonra hatta dedim ki ölüm yakın herhalde. Efendim ne zaman öleceksiniz? Ölmezden önce bir gelseniz dedi. yazdım ben de ben ölüyorum dedim dedim. Ölüyorum diyorum.
Sen ne zaman geleceksin diyorsun bana dedim. Tabii benim hoşuma gidiyor. Bunları şikayet manasında söylemiyorum. Şikayetim yok. Derviş kardeşlerden şikayetim yok. Güzel replikler oluşuyor. Tabii bu çok güzeldi. Çok hoşuma gitti. Bayağı oldu bu olalı. Dedim hastayım, rahatsızım. Ondan sonra ölümü bekliyorum dedim ben. Ondan sonra öleceğim yani. O da dedi ki ne zaman öleceğim. Ölmezden önce bir gelin. Hani öyle düşünüyorum. Ben öleceğim günü biliyorum. O yüzden öleceğim günü bildiğim için ölmezden önce muhakkak oraya gideyim diye. Öldüm gülmekten kendime. Yok daha ölmeye niyetim yok. Yaş 64 dişlerimi yaptırıyorsam hala da başınızda pinek diyeceğim demektir. Ölmeye niyet olun dişlerimi yaptırır mı ya?
Son nefese kadar devam. Senin bildiğin var benim bildiğim hayrı. Allah müyüyesin inşallah. O yüzden merak etmeyin. Hiçbir yerde unutmadım. Allah'ın izniyle son nefesime kadar koşturacağım. Eğer hasta olursam da diyeceğim ki gelin sedyeyle götürün beni. Oraya muhakkak ölmeden önce oraya gitmem lazım çünkü. Eğer öyle bir şey olursa bak onunla ismini de veririm. Şehri deneyen ismini de veririm. Merak etmeyin beni götürürsünüz oraya inşallah. Haklarınızı helal edin. Öyle söyleyenlere de sakın içinizden buğz etmeyin. Ben buğz etmiyorum. Ben diyorum ki böyle kardeşlerimiz de var elhamdülillah.
Tabi bu onların sevgisini gösteriyor. Yola karşı olan hırsını gösteriyor. Yani ölmeden önce buraya da gel muhakkak. Burada da kardeşler arkadaşlar sizi görsünler. Böyle bir sohbet olsun, zikrullah olsun diye. Öyle düşünüyorlar. Allah hepsinden de razı olsun inşallah. Cenab-ı Hak bizleri son nefesimize kadar Kur'an ve sünnet yoluna hizmet edenlerden eylesin. Zikrullah'a devam edenlerden eylesin. Zikrullah yoluna hizmet edenlerden eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi ve cümle kardeşlerimizi son nefese kadar İman üzerine, İslam üzerine, ihsan üzerine bir hayat nasip eylesin. Son nefeslerimizde de buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resuluhu diyerek bizlerin ruhlarını teslim eden kullarından eylesin.
Nasihatim olacak. Onu da unutmadan es geçmeyeyim.
Önümüzdeki yıllarla alakalı borçlanmayın. Gereksiz harcamalar bulunmayın. Harcamalarda bulunmayın. Kesinlikle ve kesinlikle borç yapmayın. Mümkünse tasarruf edin. İşlerinize sahip çıkın. Bilhassa bu esnaflara bu sözüm. Esnaflar ayaklarını denk alsınlar. Uzun soluklu asla ve asla borçlanmasınlar. Çalışanlar işlerine sahip çıksınlar. Bu uyarımı dikkate alın. Bunu tekrar söylüyorum. Esnaflık yapanlar. Böyle işte bahara işler açılır.
Bahara yönelik borçlanma yapmayın. Yaza işler açılır. Yaza işte borçlanalım yapmayın. Maaşla çalışanlar, belli ücret karşılığında çalışanlar. Harcamayın. Gereksiz bir şey almayın. Bu kıyafet olabilir, bu eşya olabilir. Lüzumsuz israflara girmeyin. Lüzumsuz israflara girmeyin. Lüzumsuz harcamalar yapmayın. Ya işte burayı boyatıverelim. Boyatma kardeşim. Öyle kalsın. Sil, kullan. İşte yeni yazlık böyle kıyafet alalım. Alma kardeşim. Kullan. Frene bas. Kredi kartlarınızı boşaltın.
Yani ödeyin. Tasarruf edin. Kredi kartı borcunuz olmasın. Senetle, sepetle bir şey almayın. Borçlanmayın önümüzdeki yıllara. Normal ticaret yapanlar ticaretlerine, frene basık bir şekilde devam etsinler. Uçmasınlar. Araba değiştireceksin. Değiştirme kardeşim. Değiştirme. Borçlanıp değiştirme. Kredi alıp da araba alacağım diye uğraşma. Kredi alıp da arabamı değiştireyim, yenileyim. Yapma kardeşim. Otur, oturduğun yere. Ne kadar kazanıyorsun? 10 lira. 6 lirasını ye harca. 4 lirasını tasarruf et. Evet ciddi ciddi söylüyorum bunu.
Bunu ciddi ciddi söylüyorum. Bunu hep böyle laf arası geldiğinde ayaklarınızı yorganınıza göre uzatın. Ayaklarınızı yorganınıza göre uzatın. Bunu hep söylüyorum. Bu sefer ciddi ciddi söylüyorum. Bu konuda herkes ayağını denk alsın. Mal satanlar, satacak olduğunuz yerleri iyi inceleyin. Vadeli mal satanlar, dikkat edin. İyi inceleyin. Bildiğiniz devasa firmaların dahi içi boşalıyor. Yahudi kökenlilerle ticaret edenler, dikkatli olun. Onlara uzun vadeli çekler, senetler, bağlantılar yapmayın. Bir anda adamın kaybolduğunu görürsünüz.
Kaybolacaklar zaten. Türkiye'yi ekonomik olarak, ekonomik olarak zora sokmak isteyenler her türlü melaneti işleyecekler. Her türlü melaneti işleyecekler. O yüzden herkes bu herkesi ilgilendiriyor. Senin halin vaktin yerindedir kardeşim. Sen de tasarruf et. Çünkü yarın öbür gün kardeşlerine tasadduk edersin. Huzili, gereksiz masraflar. Zaten sufilerin yapmaması lazım. Ama daha da sıkı tutsun herkes. Herkes eşine, çoluğuna, çocuğunu muhafaza etsin. Herkes eşini, çoluğunu, çocuğunu tasarrufa yönelsin. Herkes, kadın erkek.
Kimse uçmasın. Kimse uçmasın. Bu konuda çok ciddi bir uyarı yapıyorum. Herkes bu konuda dengini alsın. Ya benim halim vaktim yerinde. Kardeş benimki de yerinde. Merak etme. Herkesin yerinde. Tasarruf edecek herkes. Borçlanmayacak. Uzun soluklu borçlanmak yok. İşinize sahip çıkın. Orada alacağım var. Al kardeşim alacağını. Alacağını al. Bir yıl sonra hiçbir şey alamayacaksın. Alacağını al. Otuz bin lira maaşın var. Kardeş tasarruf et. Yeme. Harcama. Ayağını ona göre denk uzat. Söyleyeceklerim bu kadar.
Ekonomik olarak. Siyasi olarak da her türlü melaneti işleyebilirler ülkenin başında. Herkes uyanık olacak. Gaza gelmeyecek. Galayana gelmeyecek. Ferdi, fevri hareket etmeyecek. Nerede Kur'an ve sünnete bağlı, vatanına, milletine bağlı topluluklar var. Onların üzerinde iftiralar, yalanlar, dolanlar, tezgahlar döndürülecek. Bak döndürülebilir demiyorum. Döndürülecek diyorum. Döndürülebilir demiyorum. Döndürülecek diyorum. O yüzden herkes, Kur'an ve sünnet noktasında sıkı sıkı bağlı kalacak. Kendine ve arkadaşlarına dikkat edecek. Disiplinli davranacak.
Galayana gelmeyecek. Yalana dolana gelmeyecek. Kim bir şey öğrenmek istiyorsa gelsin bana sorsun. Hukuki ise mahkeme kararlarıyla önüne koyayım onu. Hukuki ise, yok dini ise gelsin kardeşim buraya. Ben Kur'an ve sünnet tarihinde bütün ayet ve hadisleri ona aktarayım burada. Hiç problem değil. Verilmeyecek hesabım yok benim. Hem şahıs bazında, hem yol bazında, hem de siyaset bazında. Benim verilmeyecek hesabım yok. Ortadayım, meydandayım. O yüzden bütün herkese söylüyorum. Zakirler, çavuşlar, herkes kendi bulunduğu yerde ona göre disiplinli davransın. Nahoş hareketlere, fevri hareketlere müsaade etmesin.
Çok derviş toplama derdim yok. Böyle bir derdimiz de yok. Rüyasında gören gelsin. Halinde gören gelsin. İnanan gelsin. Biz adam toplamaya çıkmadık. İnsan toplamaya çıkmadık. Ne kadar kalabalıksak o kadar güçlüyüz. Öyle bir derdimiz yok bizim. Biz Kur'an ve sünnet, vatan ve millet için yoldayız. Gerekelen laf-u gaf. Bizim derdimiz bu. Ben 36 yıldan beri sohbet ediyorum. Bir günden bir güne şu, birisi şunu diyemez. Ben bizden sohbet için bir lira istedim. Bitti. Kimseyle böyle bir derdim yok. Millet laf üretebilir. Hiç kimseye de borcum yok. Dergahında borcu yok. Benim de borcum yok. Borcumuz yok hiç kimseye. Alacağım var ticareten. Borcum yok.
Kim diyorsa alacağım var. Gelsin buradayım kardeşim ya. Yıllardan beri söylüyor. Yalana dolana, iftiraya gerek yok. O yüzden dikkatli davranıyoruz bundan sonra. Dikkatli davranıyoruz. Önümüzde çok parlak günler görmüyorum. Çok parlak günler görmüyorum. Tekrar tekrar söyleyin bunu. Bazen arkadaşlar soruyorlar. Bahara işler açılır mı? Açılmaz diyorum. Bakın tekrar söylüyorum. Önümüzde ticareten, siyaseten, ticareten ve siyaseten. Çok parlak günler görmüyorum. Açık ve net. O yüzden herkes disiplinli bir şekilde kendini muhafaza etsin. Herkes çoluğunu çocuğunu muhafaza etsin.
Korusun, kollasın. Gençtir, yaşlıdır. Tekrar tekrar söylüyorum. Herkes çoluğu çocuğu da fazla harcıyorsa ona da frene bassın. Desin ki yavrum dikkatli ol bundan sonra. Harcama fazla. Kadınlar ve erkekler birbirlerinin velileridir. Birbirlerine uyarsınlar. Birbirlerini uyarsınlar. Herkes disiplini bırakmasın. Cümlemizi Cenab-ı Hak affetsin. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.