mustafaozbag.org

(NASİHAT/25) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 26.09.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 26 Eylül 2024 · 52:11

Selamun Aleyküm. Aleyküm Selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Cenab-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batıl batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip, hak yolunda koşan, hakça yaşayan, batıl batıl bilip, batıldan kaçan, batıla karşı savaş açan kullarından eylesin. Amin. Rabbim ümmet-i Muhammed'in nerede, kanını akıtan, adaletsiz davranan, hukuksuz davranan, namusuna, şerefine, haysiyetine dokunan varsa hepsinde intikamlarını alsın. Amin. İsrail'in burnunu sürtsün. Amin. Kin'in burnunu sürtsün. Amin. İsrail ve yandaşlarının hepsini de helak eylesin. Amin. Onlara yardımcı olanlara da helak eylesin.
Amin. Rabbim ümmet-i Muhammed'i dirilsin. Amin. Ümmet-i Muhammed'i bir ve beraber eylesin. Amin. Ümmet-i Muhammed'e zulmetmek isteyenlere fırsat vermesin. Amin. فَإِنِّ شَتَنْكَ وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ اَعْمَابِ بِمَحْشَرْتَنِي اَعْمَابِ وَقَدْ كُنْتُ بَصِيرًا صَدَقَ اللَّهِينَ Taha ayet 124 ve 125 Kim de benim zikrimden yüz çevirirse şüphesiz ki onun için meşakkatli zor bir hayat vardır.
Kıyamet günü de biz onu kör olarak haşredeceğiz. O zaman o kimse Rabbim niçin beni kör olarak haşrettin? Oysa ben dünyada görüyordum der. Malum zikir denilince çok geniş bir daire. Kur'an-ı Kerim de bir zikir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de bir zikir. Sünnet-i Siniyesi de zikir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek, cihad etmek, iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek de zikir. İyilikleri öğrenmek, kötülüklere de düşmemek için öğrenmek, zikir. İlim öğrenmek, zikir. Dua etmek, zikir. Allah yolunda bir şeyler yapmak, zikir. Bu çok geniş bir daire. Şimdi bu geniş daireyi bir kısmı daraltmış, zikretmek deyince sadece elini tesbih alıp onu zikretmek olarak algılamış.
Kimisi de elini tesbih alıp zikretmeyi uygun görmemiş. Onu nehyetmiş. Böyle bir şey yok demiş. Sadece fikir üretmek zikirdir demiş. Hala da diyenler var bunu. Velhasıl kelam zikir zikirdir ama bu manada. Tabi ayet-i kerimede sabah akşam beni zikredin. Başka bir ayet-i kerimede beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. O zaman zikir böyle sadece elini tesbih alıp zikretmek bu manada da dar dairede de algılanacak bir olgu değil. O zaman zikir dediğimizde geniş bir çerçeveden bakınca din komple baştan sona zikir. Çünkü İslam olmak için kelime-i şehadet getireceğiniz. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu diyorsunuz.
Kelime-i şehadet de zikir. Ve kelime-i şehadeti getirirken Allah'tan başka ilah olmadığına, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde onun kulu ve resulü olduğunu dile getiriyorsunuz. Bu komple dini içine alıyor. Bu da bir zikir. Tabi ehli sufi zaman zaman bunu böyle toplu zikirler veya o kimsenin günlük virde olarak dar dairede almış. Ama bunu bazı toplumsal baskılardan ama siyasi baskılardan ama sistemsel baskılardan bunu böyle de algılayanlar olmuş. Veyahut da böyle anlatanlar olmuş. Sonuç itibariyle zikir hatırlamak. Hatırlamak yani devamlı aslında işin özü o. Zikir hatırlamak.
Bir şeyi devamlı hatırda tutmak, bir şeyi devamlı kalbinde tutmak, aklında tutmak, dilinde tutmak, elinde, ayağında, uzuvlarında tutmak. Öyle olunca o zaman kim benim zikrimden yüz çevirirse dediğimizde dinin tamamı da bunun içerisine girer. Kur'an'dan yüz çevirmek de bunun içerisine girer. Hazreti Muhammed-i Mustafa'dan yüz çevirmek de bunun içine girer. O zaman size iki şey bıraktım. Kim bunlara sımsıkı yapışırsa hidayete ulaşır. Birisi acana bakın Kur'an'ı, diğeri de benim sünnet-i seniyem. Yine ben size iki şey bıraktım. Kim bunlara sımsıkı yapışırsa hidayete uğrar, ulaşır. Bunun birisi Kur'an, diğeri de ehl-i beytimdir der. O zaman bu manada Kur'an, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünneti ve ehl-i beytin yolu.
O zaman bu üç miras gibi veyahut da üç tane bize intikal eden dinin kaidelerini bize anlatan üç esas. O zaman kim bunlara da yüz çevirirse o da zikrullah'tan ne yapmış oldu? Yüz çevirmiş oldu. Bütün zikirle alakalı bütün her şeyden yüz çevirmiş oldu. Tabii normalde aslında bu biraz da böyle hani bir kimse la ilahe illallah Muhammeden Resulullah demiş, böyle bir hidayete ulaşmış, sonradan hani o hidayet yolundan geri dönmüş.
Hani vardır ya zaman zaman işte ben de hafızdım ama işte şöyle oldum, ben de İmam Hatip'te okudum, böyle oldum. Ben de ilahiyet mezunuydum, ilahiyet okudum, böyle oldum gibi veyahut da işte belli bir ilim noktasına gelmemiş aslında. Bir iki kelime öğrenmiş, bir iki okumuş, sonra da dinden irtidat etmiş, geri dönmüş. O zaman normalde bu insanlar Kur'an-ı Kerim'den yüz çevirirlerse, Kur'an'dan yüz çevirmek hükümleriyle alakalı. Hani zaman zaman işte bu zamanda Kur'an'ın ahkamıyla idare edilmesi mümkün değil. Kur'an'ın hukukuyla hukuklanmamız mümkün değil. Veyahut da bin dört yüz yıl önce o doğruydu. Şimdi doğru değil. Bu sözleri duyuyorsunuz ya, bunlar yüz çevirmiş oluyor. Yüz çevirince karanlığa doğru yol açıyor. Veyahut da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini, sünnet-i seneyesini reddedenler var, alay edenler var.
Şimdi bu zamanda onun hadisleri geçerli değil. Hadislerin hiçbirisi de sahih değil. Veyahut da işte sahih hadis yok, hiçbirine duyulmaz. Veyahut da biz Kur'an'a bakarız, biz başka bir şey tanımayız. Yani sünnet seneyi de tanımıyor. Veyahut da yeni yeni bunlar türedi, büyüdü, bunlar gelişti, semirdi 20-25 yıldan beri. Hadis inkarcıları, mezhep inkarcıları bunlar baya baya gelişti bunlar. Artık bunlar böyle her tarafta boy gösterir oldu. Cesaretli bir şekilde bunu savunuyorlar. Bunların hepsi de ne olmuş oluyor? Yüz çevirmiş oluyor. Yani sen bir hadisleri reddettin, yüz çevirdin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözlerinden. Veyahut da bir sünnet-i seneyi kerih gördün, küçük gördün, tepeden baktın, yüz çevirmiş oldun sünnet-i seneyi.
Veyahut da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yapmış olduğu bir eylemi kınadın, yanlış gördün, eksik gördün, yüz çevirdin ondan. Bakın o zikir böyle geniş bir çerçeve o zaman o geniş çerçeveden herhangi bir şeye yüz çevirdin, bir şeyi reddettin o zaman ne olmuş oluyor? Kim zikrimden yüz çevirirse yani Allah'ın zikrinden yüz çevirdi. Bunu normalde sufilik dairesinde bakacak olursanız o kimse işte ders almış, zikrullaha gelmiş, zikrullahı bırakmış, terk etmiş, gitmiş. Veyahut da bir müddet sonra alay etmeye başlamış. Veyahut da kerih görmeye başlamış, eksik görmeye başlamış. Veyahut da ya bunların aksi bunlar kafeyi yemiş, kafeyi uçurmuş bunlar. Yani İslam'da böyle bir şey yok, böyle zikir mi var filan.
Yani yüz çeviriyor veyahut da işte normalde bir yol var söz konusu, Kur'an sünnet tarihinde yürünüyor. Kur'an ve sünneti yaşayacağız, yaşatacağız diye uğraşıyoruz. Adam bir müddet sonra yoruluyor, ben yoruldum da demiyor, yüz çeviriyor. Bir de alay etmeye kalkıyor, kerih görmeye çalışıyor. Bunlar ne oluyor? Yüz çeviriyor. Tabi bu yüz çevirince ilk hareket kullan, yüz çevirmek. E yüz çevirince arkası geliyor. Yani kim Allah'ı unutursa Allah da ona unutur. Kim Allah'ı sırtını çevirirse Allah da ona sırtını çevirir. Sen Allah'a dua edersen Allah senin duanı kabul eder. Sen Allah'ı zikredersen Allah da seni zikreder. Sen Allah'ı unutursan o da sana sırtını döner.
Yani biz böyle bir Allah algısı bizde yok. Yani sen küstahlık yaparsan Allah'a küstahlık yapmış olursun. Ve ayet-i kerime dedi, meşakkatli zor bir hayat vardır. Artık o yüz çevirdi ya, yüz çevirince onun için meşakkatli zor bir hayat var. O belki de dünyayı tercih etti, dünyalığı rahatmış gibi geldi. Ama meşakkatli zor bir hayat var. Bu sadece dünyalık olarak değil, kalbi mekanizma olarak zor bir hayat var. Kalbi mekanizma. Çünkü Allah'ın zikri kalbe dokunur. Allah'ın zikri akla dokunur. Allah'ın zikri ruha dokunur. Allah'ın zikri sırra dokunur. Şimdi kalbe dokunur, ruha dokunur, sırra dokunur. Sırra dokunur, ruha dokunur. Ve zahir olarak da vücuda dokunur Allah'ın zikri.
Yani normalde o kimse Allah'ı zikrederse, vücudi olarak da selamet bulur. O kimse Allah'ı zikrederse, kalbi olarak da selamet bulur. Ama zikrullaha sırt dönerse, o zaman vücudu onun felaha kavuşmaz, sıhhate kavuşmaz. En önemlisi kalbi de sıhhatli olmaz. Kalbi de felaha kavuşmaz ki, en sıkıntılı nokta burası zaten. Çünkü kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur. O zaman o kimse zikrullaha sırtını dönerse, zikrullahı bırakırsa, zikrullah'tan yüz çevirirse, kalbi onun mutmain olmayacak. Zikrullah'tan yüz çevirdi, daha önce Allah'ı zikrediyordu. Allah'ı zikredince, Allah da onu zikrediyordu. Onda bu sefer Allah da onu zikrediyordu. Bu kalbi sıkıntıyla kalmadı. Ya onun sır noktasında da sıkıntı başladı.
Çünkü onun kendi iç alemindeki sır dairesi Allah'ın zikrine aşinaydı. Bu orada kalmadı. O kimse ruh noktasında da farkında olmadan, ruhu Allah'ı zikrediyordu. Farkında değildi. Bunu bilmiyordu. Buna aşina değildi. Hatta sırrına da aşina değildi. Hatta kalbine bile aşina değildi o. Yani kalbinin Allah'ı zikrederken mutmain olduğu, rahatladığı, kalbinin bu noktada sırlara açıldığı, manevi aleme doğru yol aldığının o kendisi de farkında değildi.
Çünkü dervişlerin büyük bir çoğunluğu bunun farkında değildir. Yani seyri sülükün içindedir. Derviş bunun farkında değildir. Oturur, zikrullah yapar. Ne yapar? La ilahe illallah çekiyor. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah. Bir anda olsa Allah onun kalbine böyle çıptak diye bir ilahi bir damla damlatır ona. Onun farkına varır ama farkına varmaz. Kalp bu noktada mutmain olur, rahatlar. Böyle bir kendince bir tabiri caizse üzerinde bir sekine iner. Bu kalbidir bu. Ama normalde zikrullah'tan yüz çevirdi, yüz çevirince onun kalbi de kararır. Kalbi katılaşır. Kalbi katılaşınca kırıp dökmeye başlar. Kalbi katılaşınca yapmayacak olduğu hataları yapmaya başlar.
Kalbi katılaşınca, kalbi kararınca gördüğünü görmez olur. Kalbi kararınca iyice nefsine uyar. O nefsine uymayı da kendine hak görür. Kalbi kararınca kibirlenir. Kibirlenmeyi de kendine hak görür. Kalbi kararınca günahları küçük görmeye başlar. Kalbi kararınca şöyle der. Herkes bu günahı işliyor zaten. Kalbi kararınca namaz kılmak istemez. Kalbi kararınca oruç tutmak istemez. Kalbi kararınca buraya zikrullah alakasına gelmek istemez. Çünkü onun kalbi artık o zikrullah'tan yüz çevirdiğinden dolayı yavaş yavaş karanlığa doğru gidiyor. Yavaş yavaş onun kalbi normalde müşrikliğe doğru gidiyor. Kalbi münafıklığa doğru gidiyor. Kalbi fasıklığa doğru gidiyor. Biraz daha yürürse kafirliğe doğru yürüyecek zaten.
Yani o yürürse orada kafirliğe doğru yürüyecek. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde o zaman o kimse kendince karanlığı seçti. Kendince o karanlık yolda yürüyor. Kendince kalbini karartıyor. Kendince kendi yürüyüşüyle ne yaptı? Zikrullah'a yüz çevirdi. Yüz çevirince artık o sadece bir yerde kalmıyor. O kar topu gibi onda başlıyor büyümeye. Bir bakıyorsunuz ki o kimse çok farklı bir noktaya gitmiş. Kadın erkek hiç önemli değil. Bakın bir bakıyorsunuz çok farklı bir noktaya gitmiş. Önceden kendince belli bir takvası vardı. Örneğin erkek işte. Burası içki satıyor. Ben burada yemek yemeyim. Ya burada daha hoş işler var. Ben burada bir kahve bile içmeyeyim. Ya burası evet kafeterya gibi görünüyor ama burası Kur'an sünnet sistemine uygun değil.
Burası kapitalist sistemin bir yeri olmuş. Önceden bunlara dikkat ediyor. Zikrullah'ı var çünkü. Zikrullah'ı olunca kendince kendini disiplin ediyor. Onun içindeki kalbindeki takva duygusu, Allah sevgisi, Allah muhabbeti, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisi öne çıkıyor onun. Üstadının sevgisi öne çıkıyor. Peygamber sağ olsaydı böyle bir düğün yapar mıydı? Yapmazdı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sağ olsaydı bu kafeye girer miydi? Girmezdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı bu alışveriş merkezine girer miydi? Girmezdi. Peygamber sağ olsaydı bunu yapar mıydı? Yapmazdı. Peygamber sağ olsaydı bunu eder miydi?
Etmezdi. Bunu yer miydi? Yemezdi. Bunu içer miydi? İçmezdi. Önceden böyle düşünüyordu. Ama bu terazi kaçmaya başladı. Neden? Çünkü o zikrullah'tan yüz çevirmeye başladı. Kadınlarda da erkeklerde de. Aa önceden tesettüre riayet ediyordu. Aman vücut hatların belli olmasın haram. Aa vücut hatları belli olmaya başladı. Daralmaya başladı. Kıyafetler. E önceden biraz daha kalındı. İçi görünmüyordu. E biraz daha şimdi inceldi. İçi de görünüyor. Aa bir bakıyorsunuz daha farklı bir şey çıkmış ortaya. Aa bir daha bakıyorsunuz daracık bir pantolon olmuş. Üzerinde daracık bir bluz olmuş. Üzerinde o da içi görünüyor. Vücut hatları belli. İçi görünüyor. Tesettür demek için yüz bin kişinin şahit olması lazım.
Neden? Zikrullah'tan çünkü yüz çevirmeye başladı. Yani harama helala önceden dikkat ediyordu. Harama helala da dikkat etmiyor. Zikrullah'tan yüz çevirdi çünkü. Artık bazı haramları kadın erkek değişmiyor. Rahat işlemeye başlıyor. E tamam ya doğru. Müslümanların da hakkı yok mu yani? Gidelim denizde biraz çipil diyelim. Allah Allah. E orada manyo bikini. E ne yapalım? Öyle hafta ne o? Yılda bir haftada öyle olsun bizim. Aa bir haftalık Allah'ın hukuku askıya alındı. Öyle mi? Bir haftalık hukuk askıya alındı. Tamam ya bir haftalığına gidelim biz. Her türlü melaneti işleyelim. Neden? Zikrullah'a yüz çevirdi. Bakın haram helal çizgisine de dikkat etmeyen zikrullah'a yüz çevirdi.
Yani zikrullah'a yüz çevirmek sadece buradaki zikrullah'a yüz çevirmek değil. Yani sen Allah'ın koymuş olduğu hukukun dışına çıktın. Allah sana bir çizgi çizdi. Dedi ki bu çizgiden yürüyeceksin. Sen o çizgiyi terk ettin. O çizgiyi terk ediyorsun. Veyahut da terk etmiş bir kimse. Sen göre göre, göz göre göre onun peşine takılıp gidiyorsun. Göz göre göre onun peşine takılıp gidiyorsun. Göz göre göre sen de o çizgiyi terk ediyorsun. Nereye gidiyoruz? İşte yaz dönemi denize gidiyoruz. Hayır, hayırdır? Bizim hanım aşamalarla giriyor. Sen? Ben de aşamayla giriyorum. Oğlum çıplakları görmüyor musun? Dedim. Böyle baktı şimdi. Dedim oradaki çıplak kadınları görmüyor musun?
Ses yok. İyi. Eşin dedim normalde adamların hepsi de aşamalı mı? Değil. Bilmiyorum benim gençimde silip ondan sonra mayo ile gelen erkekler vardı. Silip paçalı maçalı değil. Bilmiyorum şimdi var mı yok mu? Vardır. E dedim adamlar silip mayo ile geliyor. Senin eşin onları görmüyor mu? Bu kaldı ben böyle deyince. Oğlum eşini kıskanmayacaksın mı? Tabi bu baya oluyor. Onun hafif bir göbeği var. Ulan dedim baksana sende hafif bir göbek var. Eşinle beraber gittin. Adam orada fit. Kaslı geldi. Hanımın dese ki lan.
Ulan benimkine bak göbek bırakmış. Adamın adama bak fit. Kaslı. Ne erkek. Bu rengden rengi giriyor. Sen diyorsun ki dedim. Benim hanımım düşünmez böyle. Değil mi dedim ben? E hani evet dedi. Oğlum şeytanın işi mi yok dedim. Şeytanın işi mi yok? Ulan plaja giden evliya olsa bozulur dedim. Şeytan cirit atıyor orada. Şimdi o zikrullahtan yüz çevirmek geniş bir alan. Öyle olunca bakın herhangi bir noktada bir kimse zikrullahtan yüz çevirince kalbi kararmaya başlıyor. Kalbi kararıyor. Bu sadece vir çekmek değil kıymetli kardeşler. Bu geniş bir daire. Bu geniş bir daire. O zaman sen haramla iştigal ettiğin anda senin kalbin kararmaya başlıyor.
Senin kalbin perdelenmeye başlıyor. Kalp perdeleniyor. Unutuyorsun Allah'ı çünkü. Allah'ı unutunca da kalp perdelendi. Ve takva çizgisinden uzaklaşmaya başladın. Takva çizgisinden uzaklaşıyorsun. Yani haram rahat geliyor sana. Haram rahat geliyor. Haram en büyüğü de bu. Küfre düşer dedim şey o. Artık haramı küçük görüyor. O zaman küfre düşüyor. Bir kısmı haramı haram görmüyor. Oradan küfre düşüyor. Allah muhafaza eylesin. Öyle olunca normalde insanlar artık hakkı görmez oluyor. İnsanlar artık Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmez oluyor. Ve böyle olunca o bir müddet sonra yapmış olduğu, çekmiş olduğu tevhidi de bırakıyor.
Namazı da bırakıyor. Orucu da bırakıyor. Zikrullahı da bırakıyor. Bırakıyor her şeyi. Artık o kalbi karardı onun. Artık o karanlığa doğru yol aldı. Allah muhafaza eylesin. Belki de dünya için bıraktı. Kadın için bıraktı. Erkek için bıraktı. Veyahut da işte ben bırakın. Ben ölesini de duydum. Mustafa kardeş beni bırak. Ben bir dünyalımı bir düzelteyim. Ondan sonra gelir derviş olurum ben. Aa öyle mi düşünüyorsun? Evet Allah yoluna çık etsin. İşin gücünün az gelsin. Otuz yıl geçti. Daha dünyalı düzelmedi gelmedi de. Otuz yıl geçti. Dünyalı da düzelmedi gelmedi de. Yani böyle elleri vardır etrafınızda. Bana paradan haber ver. Bunları hep duydun ve.
Gel kardeş Allah'ı zikredelim. Şunu yapalım bunu yapalım. Para var mı orada? Kardeş bizde para pul yok. Böyle bir şey de yok. Para varsa gelirim. Mustafa kardeş. Para yoksa beni davet etmez. Peki sen bilirsin. Bizde zikir var. Muhabbet var. Sohbet var. Allah arzu eder sen buyur gel. Para yoksa ben gelmem. Tamam. Hala da gelmiyor tabi o. Para yok ya. Bir ara denk geldi. Bu da Bursa'da olan bir şey. Parayı bulabildin mi dedim. Böyle baktı. Ya unutmadın mı ya dedi. E dedim ben unutanlardan değilim. Dedim bulabildin mi parayı. Ondan sonra böyle yaptı. Bulsan da bulamazsın zaten dedim. Neden dedi.
Gelmeyeceksen gelmeyecektin dedim. Böyle laf konuşmayacaktın dedim. Böyle kaldı. Bulamayacaksın işte dedim. Bulamayacaksın. Çünkü küstahlık yaptın dedim. Kibirlilik yaptın dedim. Küçümsedin dedim. Zikri ve zikrullah alakasını küçümsedin. Bulamayacaksın dedim. Geçen birkaç yıl olmuş gelmiş. Ben senin duanı almaya geldim. Hayırdır dedim. Ben nereye dönsem dedi. İşim rast gitmiyor dedi. Penlik bir şey değil kardeş dedim. Ben seni Allah'ın zikrine çağırdım. Allah'ın halakasına çağırdım. Senin paran, pulun, makamın, mevkin, evin, barkın. Beni ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendirmiyor.
Malın, mülkün beni ilgilendirmiyor. Paranın, pulun beni ilgilendirmiyor. Ben seni Allah'ın zikrine çağırdım. Sen bana dua etmeyecek misin şimdi? Dedim neyine dua edeyim? Böyle durdu. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Diyor musun? Tabii diyorum dedi. Ben açtım elimi işini. Ya Rabbi bu karşımda duran kardeşi iman üzerine yaşama nasip eyle. Namazlarını dosdoğru kıldır, oruçlarını dosdoğru tuttur, hayırlı rızık nasip eyle, hayırlı hayat nasip eyle, her şeyin ona hayırlısını ver, ona zikrullah sevgisi ver, ona Allah sevgisi ver, ona Muhammed sevgisi ver, ona evliya veli sevgisi ver. Amin dedim ben, bu şimdi amin dedi. E bana ne dedi? Dünyalık dua etmedin.
Çık git lan şuradan dedim. Çık git şuradan dedim. Bir daha gelme benim yanıma dedim. Bu durdu şimdi bu. Bir daha gelme, bir lafta konuşma, seninle görüşmek istemiyorum dedim. Gitti. Şimdi kalbi kararmış. Yani namaz kılmakta gözü yok, oruç tutmakta gözü yok. O dünyalık istiyor. Gözünü dünya bürmüş. Gözünü, bir kimsenin dünya bürüdüyse onun kalbi kararmıştır. Bak onun kalbi kararmıştır. Onun kalbi yumuşamaz. Çünkü gözünü dünya bürümüş. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o kimse tövbe edecek, kalbini bu noktada temizleyecek, namaza, abdeste, oruca devam edecek. Ve zikir, bu şimdi de geldik bizim yaptığımız zikrullaha.
Evet buradan geri dönüşte insanın kalbini karartır, gözünü körleştirir. Bir kimse bir virt almış, o virde devam edecek. O zikrullah lakasına devam edecek. Bir el tutmuş, ona devam edecek. Bir üstad bulmuş, bir mürşidi kamil bulmuş, ona devam edecek. Oradan geri dönüşü ancak üstad mürşidi kamil değil ise, kesin elinde hüccet var ise o kimse oradan dönmeli. Bu şart. O kimse mürşidi kamil değil. O kimse Kur'an ve sünneti aktarmıyor. O kimse icazetli bir şeyh değil. İcazeti olmaması ile beraber Kur'an sünneti de insanlara tavsiye etmiyor. Yolun adabı erkana da yok. Oradan o kimse geri dönecek. Oradan onun geri dönmesi farz. Bakın oradan geri dönmesi farz.
Ama yok Kur'an sünnet tarihinde anlatıyor. İnsanlardan geçinmiyor. Bugünkü yani şartları söylüyorum. Yolun adabına erkanlar ziyaret ediyor. Hasbelkader üstadı var. Üstadı da onun şehrini ilan etmiş. İşte icazeti var, şusu var, bususu var. Teknik olarak lazım olanlar var. Kur'an sünnet en önemlisi. Kur'an sünnet tarihinde eksik bir şey mi aktarıyor? Hayır. Kur'an sünnet tarihinde genel olarak uyuyor mu? Evet. O kimse oradan geri dönmeyecek. Geri döndü o zaman onun da kalbi mühürlenenlerden olacak. O da körlerden olacak. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde zikir bu manada insanı kemalata ulaştıran, insanı seyri sülükte yürüten en önemli ibadetlerden birisidir.
Bizim yolumuz bu manada Allah'ı sevme, Resulünü sevme ve zikrin üzerine kuruludur. O kimse ayet-i kerimede ki sabah akşam Rabbini zikret. Ayet-i kerimesi mucibince ne yapacak? Devamlı Allah'ı zikretmeye gayret edecek. Ve o zikrullah ile o kimsenin kalbine Cenab-ı Hakk'ın sır aleminden sırlar inecek. Cenab-ı Hakk onun kalbine ilham indirecek. O zikrullah ile seyri sülükte yürürse onun kalbi mutmain olacak. O yolda Kemal-i Arif olgunlaşmaya çalışacak. Ve o zikrullah onun ahlakını güzelleştirecek. Zikrullah onun ibadetini güzelleştirecek. Zikrullah onun yürüyüşünü değiştirecek. Yürüyüşünü güzelleştirecek. Zikrullah onun aklını değiştirecek. Kalbini değiştirecek.
Bakışını değiştirecek. Yürüyüşünü değiştirecek. Zikrullah onun düşünce sistemini değiştirecek. Ama neyle? O doğru zikrullah ile. Ve o kimse hem insanlar nezdinde saygılı olacak. Hem de kendi nezdinde kendisine saygılı olacak. Çünkü zikrullah onun üzerinde bir nur oluşturacak. Onun üzerinde bir nur oluşturunca insanlar ona gıpta ile bakacak. İnsanlar ona hayran hayran bakacak. İnsanlara söylediği de tesirli olacak. Ama zikrullah yok ise onun dilinde tesir, gözünde tesir, kulağında tesir, kalbinde tesir, vücudunda tesir olmayacak. Neden? Çünkü o zikrullah'tan uzak. Çünkü o öyle zikrullah yapmıyor. Ama zikrullaha devam ederse o zaman o kimse ne yapacak? Bu yolda kendisini sabitleyecek.
Bu yolda sağlam duracak. O zaman heva heves onu vurmayacak. Nefis onu vurmayacak. Şeytan onu vurmayacak. Haramlar ona vurmayacak. O bu manada iyi bir mücadeleci kimse olacak. O zikrullah onu bu noktada sabit tutacak, sağlam tutacak. Zikrullahı yok. Zikrullahı yoksa üfledime gidecek o. Bir rüzgar esinde dolacak, gidecek. Bir imtihan gelecek, dolacak, gidecek. Bir kadın ona merhaba diyecek, dolacak, gidecek. Neden? Zikrullahı yok çünkü. Zikrullahı yok. Birisi gelecek ona buradan köşeye döneriz diyecek. Haram, helal bakmayacak. Oradan köşeye dönecek derken batacak. Zikrullahı yok çünkü. Zikrullahı yok. Kadına baktığında helal kadını ona tatlı görünmeyecek.
Erkeğe bakacak kadın. O erkek ona, helal erkeği ona tatlı gelmeyecek. Gözü haramlara gidecek. Neden? Zikrullah yok. O zikrullah onu muhafaza etmiyor. Zikrullah onu korumuyor Allah'ın izniyle. Zikrullah'tan yüz çevirdi. Zikrullah'tan yüz çevirince onun kalbi kararmaya başladı. Allah muhafaza eylesin. Kısacık notlar. Zikir yapılış şekillerine göre değişik kısımlar ayırmışlar. Büyükler. Duyarsınız bunları diye böyle not aldım. Bunları hani oradan buradan bir yerlerden okursunuz, duyarsınız. Bu anlamda hani sesli yapılan zikrullah'a cehri zikrullah denir. Bizim yaptığımız veyahut da bir kimse evinde kendisinin duyacağı kadar zikrullah yapsa bu hafi zikirdir. Bakın hafi zikir. Hani onu da yanlış tanımlıyorlar.
Hani bir kimse kendi duyacağı kadar yapmış olduğu zikrullah hafi zikirdir. Ama hiç ses kelam yok. O kimse aslında kalbi zikir dediğimiz şey o zikrullah kalbe oturmuş artık. Kalbe oturunca kalp kendi kendine zikrullah yapmaya başlamış. O kalbi zikir gerçek manada odur. Sessiz zikrullah kalbi zikir değildir. Bunun da tanımlamasında fayda var. Bakın hafi zikir kendisinin duyabileceği kadar o kimsenin Allah'ı zikretmesidir. Kendisi duyabilecek kadar. Kalbi zikir dil dudak oynamaz. O kimsenin ama kalbindedir zikrullah. O kimse oturur kalp. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah. Bu bir müddet böyle devam eder. Artık tevhid o kimsenin kalbinde oturduysa bir tevhidin nuru olur.
O la ilahe illallah, la ilahe illallah der. O kimse sünnet-i seniyeye de tabi ise bunun altını çizin. Karşısında peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin nuru oluşur. Her la ilahe illallah'ta Muhammeden Resulullah, la ilahe illallah Muhammeden Resulullah. Öyle gider o. Ama ilk başlangıcı tevhidledir. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah. Bu kalp kendiliğinden bunu zikrullah etmeye başlar. Artık öyle bir şey olur ki gümbürtü de şey yapar. Ses nereden geliyor diyor bakar böyle kimse yok. Tabi onu da gece veya zikrullah yapan veya sabaha karşı zikrullah yapanlar bunu yakalayabilir. Veyahut da kendi başına kaldığında. İnşallah Cenab-ı Hak her daim sizi yakalatsın.
O normalde o zikrullah böyle gümbürtüsü sanki zannedersin ki Uludağ patlamış da volkanik bir patlama var. Öyle sesler gelmeye başlar. Tevhid öyle alır götürür seni. Bir bakmışsın farkında değilsin. Allah Allah Allah Allah yürüyor. Bu sefer orada Muhammeden Resulullah kalmadı. Enteresan bir şeydir. Bunu kendi aklınla yürüyemezsin bunu. Bu kalbin işidir. Bu kalbi zikrullah budur. Öyle oturup da kendi kendine. Bu kalbi zikrullah değil. Ne kendini aldat ne başkasını aldat. Hayır. Kalbi zikrullah zikrullahın kalbe oturmasıyla alakalıdır. Biz ona ne diyoruz?
Ona biz kalbi zikrullah diyoruz. E bu normalde bir de ne var işte oturuyor o kimse örneğin işte 99 esma var değil mi? 99 esma çekiyor. Lisani zikir. Oturuyor. Kim 100 tane bunu söylerse şu olur. Eyvallah. Lisani zikir bu da. Bir de bir işin fikri zikri var. Bu da ne o zaman o kimse böyle okumuş olduğu esmanın tecelliyatı kalbinde film şeridi gibi yürüyor. Bu fikri hani onlar ayaktayken otururken yanlarınızın yanlarının üzerlerine Allah'ı zikrederler. Allah'ın yarattıklarının üzerinde tefekkür ederler.
Bu da ne oldu? Bu fikri zikrullah oldu. Yarattıklarının üzerinde tefekkür etti. Allah'ın esmasının üzerinde tefekkür etti. Esmanın tecelliyatını gördü. Tefekkür etti. Bu da ne? Bu da fikri zikir. E şimdi normalde bir de bunların şekilsellikleri var. E oturduk halaka kurduk. Sünnet halaka kurmak. Ve burada normalde ritmik hareketler yapıyoruz. Buna kaimen zikir demişler eskiler. E bir de normalde ritmik hareketlerle oturarak yaptın. Buna da kaiden zikir demişler. Şimdi normalde bu halaka kurmak da sünneti seni. Halakada böyle ritmik olarak sallanmak veya değişik sallanma şekilleri de sünneti seni. Bunlarla alakalı hadis şerifler var.
Veya ayakta hafif sallanarak Allah'ı zikretme. Sallanarak zikretme. Bu da normalde sünneti seni. Bunda da hadis şerifler var. Bunları inşallah bu kış böyle zaman olur. Sağlık müsaade ederse bunları teker teker inşallah işeyeceğim. Bir de toplu zikrullahlarımız var ya bizim. Her böyle tarikatın kendince toplu zikrullahlar olmuş. Bu toplu zikrullahlara da isimler vermişler. Öyle ya normalde örneğin işte. Mevlevilerin zikri sema olmuş. Semada cehri Allah'ı zikretmişler. Onların zikri şerifi de bu olmuş. Sema etmişler. Ve semada cehri zikrullah yapmışlar. Hem semazenler etmiş hem dışarıdakiler etmiş. Cehri zikrullah mevlevilerde. Yani bir mevlevi hani diliyle mevlevi ayini şerifinde zikrullah cehridir.
Hafi değildir. Semazenler cehri zikrullah yaparlar. Mıtrıp o cehri zikrullahın manasına uygun ilahiler söyler. Ve semada nefis meratiplerinin zikrullahı olur. Ya da sadece semada Allah lafzı celal söylenir.
Bu mevlevilerin zikridir. Bir de kim var? Nakşibendilerin var. Nakşibendiler otururlar. Onların halaka kurarlar. Onlar da kendi zikir yapış şekillerine hatme hacegan demişler. Kısaca hatme yapıyorlar. Onlar öyle diyorlar. Hatme hacegan. E halvetilerin zikri var. Halvetiler biliyorsunuz nakşibendi. Kadiri nakşibendidir. Halveti kolu. Onlar da ne yapmışlar? Onlar da dar bir esma demişler. Onlar da normalde cehri yaparlar. Çünkü kadiri nakşidir. Tek nakşibendiyse onlar zikrullahı hafi yaparlar. Bakın kalbi değil hafi. Yani kendi duyacakları kadar Allah'ı zikrederler. Allah'ı zikrederler. Allah isması Allah Allah Allah Allah. Böyle zikrullah ederler.
Yani bu fakirde hatme yaptırma müsaadesi var. Ödemişte de sabah namazlarında hatme yaptırırdım orada. Nazilli Ali Efendi'nin orada halifesi ve dervişleri vardı. Öyle şey değildi hatme. Sessiz değildi yani. Her sabah namazında camide toplanıyorlardı. Hepsi de yaşlıydı. Orada mesela hatme hacegan yaptırırdım. Allah affetsin. Böyle kibirlenmek gibi değil. Herkes kendi duyacağı kadar esmaları söylerdi. Hatme hacegan öyle olur. Normalde rüfaillerin zikri var. Zikri kıyamı. Rüfailler normalde hiç yerde oturarak Allah'ı zikretmezler. Bağışlamaları yaparlar, esmaları okurlar, ayağa kalkarlar. Onların normalde kıyam zikridir zikirleri.
Rüfaillerin zikri kıyam zikridir. Yani oturarak da normalde tevhid de Allah ismasıydı çekmezler. Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin. Bağışlamaları yaptırırız. İşte salavatı çektirir. Hemen şeyi ne o? Tevhid okutur, ayağa kalkarırdı. Yer durum müsaitse veya zikrullah kısa olmayacaksa. Kısa olacaksa oturduğu yerde de yaptırırdı Şeyh Efendi. Ama normalde rüfailler kıyam zikri yaparlar. Yani o ayakta. Normalde kadirlerin zikri de devran zikridir. Onlar burada yer müsait değil. Yoksa halaka kurulur. Halaka halaka halaka halaka devran yapar kadirler. Yani normalde biz bazen hani ön halakayı yaptırıyoruz burada çıkarıyoruz ya. Onun bütün halakalar devran yapar kadirlerde.
Hatta kadirlerde rüfaillerde bunun ardından devranın arkasından veya kıyamın arkasından bedevi topu derler eskiler. Veya bedevi zikrullah yaparlar ki o hani bazen topluyoruz ya hepsini bir yere. O hepsi bir yere toplanınca ortada da üstad olur. Bazıları üstadın üzerine ellerini uzatırlar. Bazıları uzatmazlar. Ortada üstad olur. Hatta kimileri birbirlerinin üzerine ellerini koyarlar. Ona bedevi zikri denir. Veyahut da bedevi topu denir ona. Böyle top gibi böyle hepsi de bir yere toplanır. Halaka halaka halaka … Ortada normalde gül gibi ondan sonra bir en küçük halaka. Onun etrafında işte Şeyh Efendi'nin halifeleri olur. Kaç halifesi varsa.
Yani ardından onun nakibini gabalları. Nakipler, zakirler, çavuşlar. Öyle o böyle top top böyle nasıl söyleyeyim gül yaprağı gibi. Hepsi de birbirinin üzerindedir. Bazen üst üste böyle ellerini koyarlar. Veya kol kola girerler. Onda ne yapıyor? O da bedevi zikri olmuş oluyor. Bir de zikri erre derler. YSV'lerin zikridir o da. Bu da kaybolmuş kültürlerden birisi. İnşallah Cenab-ı Hak bir gün onu da bize göstermeyi nasip eder. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz mübarek olsun. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına. Cihari yari güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer'ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali Ali Murtaza radiyallahu an hazretlerinin ruhlarına. Aşere-i Mübeşerenin, Evlad-ı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin, 72 şöhedanın, Şehidi Kerbela'nın, bütün şöhedanın, tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına. İmamımız, İmam-ı Azam, Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Malik, İmam-ı Hambeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediyeyle dek vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Ve izahatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife.
Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet-el Rifai, Seyyid Ahmet-el Bedevi, Seyyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebu Leseneşşazeli, Şahı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaş Veli, Şahı Hacı Bayram Veli, Mehmet Muhiddin Üftade Veli, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi Niyazi Mısri ve bütün Pir ve Piran Efendimizin ruhlarına da. Ayrı ayrı hediye eledik, vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, geçmiş üstadlarımızdan, Abdurrahim et Tantevi, Abdurrahim en Neşabi, Elhaç, Elhafız, Ebu Bekir Sıddık-ı Çorumi, Hacı Alaidar Efendi, Elhaç, Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın ve bütün geçmiş mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına. Ya Rabbi bilhassa üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Ced ve dadaların ruhaniyetlerine, Yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine, Turuk Aliye'den, akraba ve talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarına da hediye edik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Fezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Ve selamun alel mürselin. Ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftali zikir fe'le mennehu. Nâinâ eftali zikir fe'le mennehu.
Fatiha mâ salavat. Ve alâ seyyidine muhammedin ve alâ hâli muhammed. Nostolun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi