mustafaozbag.org

(NASİHAT/21) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 18.04.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 19 Nisan 2024 · 33:47

Rabbim gününüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim zulüm gören, her nerede Müslüman var ise, Doğu Türkistan'dan Gazze'ye kadar, Dünya üzerinde, nerede Müslümanlar zulüm görüyorsa, hepsinin de hakkını, hukukunu, Rabbim korusun. Cenab-ı Hak, nerede Müslümanlara zulmeden var ise, Rabbim hepsinden intikamını teker teker alsın.
Ejimay. Evet, bu zikirle alakalı sohbetlere devam ediyoruz, inşallah, Allah'tan bir şey gelmezse. Bu 21. nasihatmış, Münafık'ın Suresi ayet 9 ve 10. Bismillahirrahmanirrahim. Allah' pulse 10.
Ve sünnet-i seniyette de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şeriflerini kabul etmek. Ve hadis-i şeriflerini bu manada dinin yaşanması noktasında Kur'an'dan sonra ölçüyü kabul etmek. İman etmek bu. O zaman Cenab-ı Hak iman edenlere sesleniyor. Ey iman edenler, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, yani zikirden geri kalırsa, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. İşte Cenab-ı Hak mümin kullarına bu manada Allah'ı zikretmelerini emrediyor. Ve aynı zamanda da insanın en çok sevdiği malı ve çocuklarıdır. İnsan normalde çünkü kendince en fazla malına ve çocuğuna karşı zayıftır. Çünkü malı bu manada işte infak etmek zordur.
İşte çocuğuna karşı da insanın merhameti, şefkati her şeyinin önüne gelir. Her şeyin önüne gelince de o da bir imtihanın sebebi olur. O yüzden bu manada Cenab-ı Hak insanın tabiri caizse can damarından yakalıyor. Diyor ki Allah'ı zikretmek için çocuklarınız ve mallarınız engel olmasın. Yani çocuk o zaman çocuğuna olan sevgi, merhamet, şefkat, malına karşı olan istek, malına karşı olan sahiplenme, sevgi.
O zaman ne yapmış oluyor? Onun zikrine engel olmuş oluyor. Buradaki zikir hem birazdan bizim yapacak olduğumuz ibadet gibi. Bu da bir zikir. Ayrıca namaz da zikir, oruç da zikir, zekat da zikir, haç da zikir veya Kur'an'ın 666 ayet-i kerimesine tabi olmak. Onu yaşamak da zikir. Haramdan uzak durmak da zikir. Herhangi bir ibadeti etmek, helalı yaşamak da zikir. Bakın helalı yaşamak da zikir. Yani normalde zikir dediğimizde sadece farz olan ibadetler değil. Helalı yaşamak da zikirdir. Bir şey helal, o helalı yaşamak zikirdir. Bir şey haram, haramdan uzak durmak da zikirdir. Çünkü haramdan niçin uzak duruyor o kimse? Allah'ı hatırladığı için, Allah aklına geldiği için, Allah'tan korktuğu, Allah'a saygı duyduğu, Allah'a muhabbet beslediği, Allah'la olan ilişkisini bozulmasını istemediği için, orada da Allah'ı hatırlama vardır.
Haramdan uzak durma. Yani neden harama girer bir kimse? Gaflete düştüğünden, Allah'ı unuttuğundan harama girer. Allah'tan korkmadığından harama girer. Allah'a karşı sevgi beslemediğinden dolayı harama girer. O yüzden burada harama düşmemek, haramdan uzak durmak da ne yapıyor? O da zikruların içerisine giriyor. Hani bir hadisi kutsi var ya, gecenin yarısında çok güzel, meşhur bir kadın diyor, bir erkeğe gel dedi de, erkek de Allah'tan korkarım dedi, gitmezse diyor, hiçbir gölgenin bulunmadığı bir zamanda, Cenab-ı Hak onu Arş-ı Allah'ın gölgesinde gölgelendirecek.
Bir rivayette kendi gölgesinde gölgelendirecek diyor. Ne diyor orada kul, kadın gel dediğinde, ben Allah'tan korkarım dediği için ona gitmedi. Neden Allah'tan korkarım dedi? Haram işlememek için, zina işlememek için. O dedi ki haramdan korkarım, ben gelemem. O zaman diyor ki Cenab-ı Hak hiçbir gölgenin bulunmadığı mahşerde, ben seni kendi gölgemde gölgelendireceğim. O esnada çünkü nefsin tam böyle hevese düştüğü, şehvetin kabardığı, insan için böyle hani reddedilmeyecek bir teklifle karşı karşıya kaldı. O kimse Allah hatırına geldi, ben Allah'tan korkarım dedi, oradan geri döndü. O zaman diyor ki Allah'ın gölgesinde gölgelenecek. Bakın Allah'ın gölgesinde gölgelenecek. Bu muhteşem bir şey.
Neden harama düşmedi? Allah'ı sevdiğinden, Allah'a karşı korktuğundan veyahut da Allah'a karşı bir saygısızlık yapmak, bir küstahlık yapmak istemediğinden. İşte bunların hepsi de ne olmuş oldu? Allah'a zikir oldu. E şimdi aile efradatımız için, hani eşimize, çoluğumuza, çocuğumuza, etrafımıza göstermiş olduğumuz ihtimam. Aman kırılmasın biz ona namazı söylemeyelim. Aman incinmesin biz ona bir farzı söylemeyelim. Aman işte kırılırsa, incinirse. Aman çocuğumuzla aramız bozulur. Biz ona dini anlatmayalım. Aman evladımızla aramıza soğukluk girmesin. Varsın haram işliyorsa işlesin. Ne oldu? Çocuk senin imtihanın oldu. Ve çocuk seni zikrullahtan uzaklaştırdı.
Seni zikrullahtan uzaklaştırdı. Çocuk sana Allah'ın zikrine gitme, yasak sana demedi. Ha böyle yasaklayan eşler ve çocuklar da var mı? Var. Yani anne babasını zikrullaha gitmekten yasaklıyor. İlla ki gitmeyeceksin diyor. Ya ben ya zikrullaht diyenler var. Kadınlardan kocalarını böyle söyleyenler var. Ya ben ya da oradaki dergah, tarikat, zikrullaht. İkisinden birini tercih edeceksin. Ya evlenirken bu çocuk böyle dergaha gelip gittiğini söylemedi mi? Söyledi ama bu kadar olduğunu söylemedi bize. Ne kadar söyledin diyorum ben. Ben söyledim diyor. Ona haftanın dört günü dersimiz var dedim diyor. E diyorum demiş bak. Ben bu kadar anlamamışım diyor. Ben döndüm çocuğa oğlum dedim.
Anlayışı kıt birisiyle evlendin herhalde sen dedim. Kızım bu sefer morali bozuldu iyice. Ne demek istiyorsunuz dedi. Dedim ben dört gün dedim diyor. Siz de ben anlamamışım diyorsunuz dedim. Bir insan normalde Türkçe konuşuyor. Kelimeleri anlamaz mı dedim. Öyle ya. Bu baktı şimdi bana. Dedim döndüm. Dedim yavrum bak anlayışı kıt birisiyle evlenmişim. Ben söylediğimi de anlamadı şimdi benim dedim. Böyle baktım. Anladın mı beni dedim ben. Anladım tabii dedi. Neden bir tepki koymuyorsun dedim. Dondu mu dedim bilgisayar. Böyledir ama. Zikrullah ile karşı karşıya gelince bir insanın gerçek kimliği, gerçek duruşu çıkar meydana. Bakın bunu unutmayın. Bir zikrullah insanın gerçeğini çıkarır ortaya.
Onun kafası donuyor mu? Kelime haznesi ne kadar? Beynin damarları tıkalı mı? Vücut damarları tıkalı mı? Zikrullah'tan çıkar meydana. Allah'a ne kadar yakın, ne kadar uzak? Zikrullah'tan çıkar meydana. Zikrullah'tan çıkar. Anında çıkar hem. Böyle bir gün iki gün sonrayı beklemez. Anında çıkar. Bir kimse mümin, münafık, kafir. Anında çıkar. Bizler veya sizler o gerçekle karşılaşmak istemezsiniz. Evladım dediğiniz kimse münafıktır. Eşim dediğiniz kimse münafıktır. Abim, kardeşim dediğiniz kimse münafıktır. Annem, babam dediğiniz kimse münafıktır.
Zikrullah turnusol kağıdı gibidir. Herkes Müslümanın der. Öyle. Ama zikrullah, onun Müslümanlığının gerçeğini gösterir insana. Müslümanlığının gerçeğini gösterir. Bakın hiç önemli değil. Evladınızdır, eşinizdir, annenizdir, babanızdır, yakın komşunuzdur, çok samimi dostunuzdur, dostunuzdur, arkadaşınızdır. Bu kim olursa olsun. Zikrullah, onun ne olduğunu insana gösterir. Ama insan bunu görmek istemez. Sebep? Der ki ya annem, babam şimdi münafık ama. Bunu dahi diyemez. Böyle kendi içinden böyle üzülür, sıkılır. Eşi, üzülür, sıkılır, bir şey diyemez. Çocuğu, üzülür, sıkılır, bir şey diyemez. Arkadaşım dedi, dostum dedi kimse.
Üzülür, sıkılır, bir şey diyemez. İşte zikrullah, insanın bu noktada nerede olduğunu gösterir insanlara. İşte Cenab-ı Hak diyor ki, çocuklarınız ve mallarınız sizi zikirden alıkoymasın. Yani bu oturup zikrullah etmek değil. Sen çocuğunu, Kur'an ve sünneti tebliğ et. Seni tebliğ etmekten alıkoymasın. Sen namazı ona tebliğ et. Çocuğuna olan merhametin ve şefkatin, ona tebliğ etmekten uzak durmasın. Sen çocukların, hepimizin bu, bakın hepimiz için geçerli. Biz çocuklarımız çok iyi İngilizce bilsin, çok iyi matematik bilsin, çok iyi üniversiteye gitsin. Çok iyi bir meslek sahibi olsun, iyi ticaret erbabı olsun, harika bir meslek sahibi olsun.
Her şey çok iyi olsun ama çok iyi bir Müslüman olsun. Bunu düşünmüyor toplum. Bunu uzun senelerden beri düşünmüyor. Benim çocuğum çok iyi bir Müslüman olsun. Benim çocuğum çok iyi bir derviş olsun. Benim çocuğum geleceğin şeyhi olsun. Benim çocuğum geleceğin alimi olsun. Benim çocuğum geleceğin mürşidi kamili olsun. Evet, bu aklımıza bile gelmez bizim.
Benim çocuğum harika bir meslek sahibi olsun ama mesleğini Allah için fi sebilillah yapsın. Benim çocuğum iyi bir doktor olsun ama fakir fukaraya da bedavadan ameliyat etsin. Benim çocuğum iyi bir mühendis olsun ama fakir fukaraya da mühendisini tasadduk etsin. Mühendisini illaki para pul için yapmasın. Benim çocuğum harika bir hukukçu olsun eyvallah ama o çocuk harika bir hukukçuluk yaparken hakkı savunsun, doğruyu savunsun, fakir fukarayı gözetsin, onu muhafaza etsin.
Bakın biz toplum olarak, İslam dünyası olarak ne yazık ki din bizim için birinci derecede derdimiz değil. Din bizim için veya tasavvuf veya tarikat veya zikrullahımız veya dersimiz bizim birinci derecede derdimiz değil. İslam dünyasının birinci derecede derdi din değil. İkinci derecede de din değil. Bazı insanlarda bu üçüncü derecede derdi ama büyük bir çoğunluğu birinci ve ikinci derecede derdi değil. Zaten birinci ve ikinci derecede derdi olmuş olsa İslam dünyasının din, İslam dünyasının başında zalim hükümdarlar söz sahibi olamaz. İslam dünyasının başında zalim yönetimler söz sahibi olamaz. İslam dünyasının bu kadar kanı dökülmez, bu kadar namusu, şerefi, haysiyeti ayaklar altına alıp çiğnenmez.
İslam dünyasında din birinci ve ikinci sırada değil derdi. Değil. O yüzden İslam dünyası hüsrana uğruyor. Hiç kimse başka yerde bir şey aramasın, suç aramasın. Suç İslam dünyasında, İslam dünyası Allah'ı zikri terk etti. Allah'ı zikretmeyi terk edince, Allah'ın dinini tam olarak yaşamayı terk edince bu hale geldi. Başka bir şey değil. Biz neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilebilecek ilmimiz dahi yok. Nedir hak, nedir batıl, bunu bilebilecek ilmimiz yok bizim. Zahir ilmimiz de yok. Biz uydum kalabalığı yaşayan bir ümmet haline geldik. Bunu da biz satın aldık. Bunu beğendik biz. Bunu istedik. Bu bizim nefsimize tatlı geldi. Allah'ın zikrini unutmak, Allah'ın zikrinden vazgeçmek, Allah'ın hukuk ve kanunlarından vazgeçmek, bize tatlı geldi.
Nefsimize hoş geldi bizim. Yani biz şimdi komple bir referandum yapılsa İslam dünyasında, dense ki Cenab-ı Hakk'ın hukuku, Allah'ın şeriatı ile mi hukuklanmak istersiniz, yönetilmek istersiniz, yoksa bu halinizden memnun musunuz desek, İslam dünyasının büyük bir çoğunluğu bu halinden memnun. Rahatsız değil. En takvamız dahi bu çıplaklık ne derken hatunların bacaklarından gözlerini alamıyor. En takvamız dahi hatunların göğüslerinden kendini alamıyor. Yani bakıyorum adama, yolda ben bakıyorum adama, adam gözünü alamıyor. İçimden diyorum ki, bu sakalınla sen gözünü alamıyorsan, adama diyorum, İslam dünyası bitmiş haziyete diyorum. Onu öyle dolaştıran adam, onu öyle dolaştıran baba, onu öyle dolaştıran koca, bu da ayrı bir tartışma konusu zaten.
Ama İslam dünyası, gayri İslam'ın ne varsa bunu satın almış vaziyette. Satın almış dediğim ne? Memnun bundan. Bundan bir rahatsızlığı yok. O yüzden kendisini değiştirmediğinden dolayı da Allah onları değiştirmiyor. Allah bizleri değiştirmiyor. Çünkü biz zikrullaha sırtını dönenlerden olduk. O yüzden hüsranı yaşıyoruz. Cenab-ı Hakk'ın ayeti kerimesi meydanda. Saklı gizli değil, meydanda. Ne diyor? Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Sizin malınız, mülkünüz, sizin en çok sevdiğiniz, canlınız olan evlatlarınız, sizi zikretmekten alıkoymasın. Sizin en çok sevdiğiniz mal, o malı zikretmekten alıkoymasın. Bu ne demek biliyor musun?
Malı alırken de, malı satarken de Kur'an ve sünnete uy. Sen o malı alıp satarken Kur'an ve sünnete uymazsan, o mal senin zikretmekten ne yaptı? Seni alıkoydu. Çocuğuna Kur'an ve sünnet tarihesinde anlat, çocuğunu Kur'an ve sünnet tarihesinde terbiye etmeye çalış. Yapmadın, zikrullah'tan uzak durdun, tersine döndü dünya. Ondan imtihan olacaksın. Hem de ağır bir imtihan olacaksın. Ağır bir imtihan olacaksın. Ne üzerinden Allah'ın verdiği nimet var ise, onlar Cenab-ı Hak sana o nimetleri verdi, Allah'ı zikredesin diye. Hani Cenab-ı Peygamber dedi ya, Allah'ı vermiş olduğu nimetlerden dolayı sevin. Hiç olmazsa Cenab-ı Hakk'ın sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allah'ı zikret.
Bu en aşağı mertebe. Allah'ın sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allah'ı zikretmen, Allah'ı sevmen mertebenin en aşağısı. Hiç olmazsa sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allah'ı zikret, sana vermiş olduğu nimetlerden dolayı Cenab-ı Hak'a hamdet, şükret. Ve Allah'ı zikret. Bak sana Allah evlat vermiş, eş vermiş, iş vermiş, ev vermiş, bark vermiş, araba vermiş, kat vermiş, yat vermiş, sana nefes vermiş. Sen Allah'ı zikretmekten geri durma. Allah'ı zikret ki Allah da seni zikretsin. Allah'a hamd et ki Allah sana olan nimetlerini arttırsın. Ama sen zikrullah'tan geri durar. Zikretmezsen her alanda bu tasadduk da zikirdir. İnfak etmek, zekat vermek zikirdir. Bir alimin ilmini karşılıksız ortaya koyması da zikirdir. O da infaktır.
Sen profesör olmuşsun. Madem ki bir ilim sahibisin. Parayı pulu düşünme. Sen ümmet-i Muhammed'e fayda olacak, ışık olacak kitaplarını hiç olmazsa fi sebilillah dağıt. İlmini orta yere ser. Sen şeyh olmuşsun, mürşid olmuşsun. O zaman ilmini orta yere saç. Cenab-ı Hak sana bir ilim vermiş maddi manevi. Sana bir soru soruyorlarsa, cevapla manevi bir ilimin var ise o manevi ilmi insanların önüne saç. İnsanların önüne ser. Kendini kötümlaştırma. Ya da de ki ben bunu bilmiyorum. İnsanlar bilmediğini bilsin. Bu ayıp değil, günah değil. Madem ki sana maddi manevi bir ilim verildi, o ilmi de kasma, o ilmi de saklama, o ilmi de örtme. Allah için konuş, Allah için sohbet et, Allah için insanlara nasihat et. İlmin zekatı budur.
E sen onu da yapmıyorsun. Sen ilmi para için yapmışsın. İlmi maaş için yapmışsın sen. İlmi makam için yapmışsın. İlmi mevki için yapmışsın. İlmi desinler diye yapmışsın. Yok kardeş, sana o ilmi vermiş Allah. Onun hesabını soracak senden. Onun hesabını lime lime soracak senden. Harf harf soracak senden hesabını. Harf harf. Öyle kelime değil, harf harf hesap soracak senden. O ilmin karşılığını ver. İlmi zekat olarak, tasaduk ederek, sadaka olarak düşün. Herkese ilmini dağıt. İlmini insanlara öğret. Kitabını satacağım diye uğraşma. Yok. Fîsebilillah Allah için yap. Yok arkadaş. Ha, Kur'an yeter.
Ondan sonra 30 işçi Kur'an tefsiri alın. Hani Kur'an yeter de, Kur'an diyor ki tasadduk edin. Kur'an diyor ki dağıtın. Ne dağıtmıyorsun ilmini? Dağıtmayacak. Neden? Para kazanacak ondan. Bir kimse dini ilimleri tedrisat eder de, onun üzerinden para kazanmayı düşünürse, Allah muhafaza eylesin. O ilim ondan hesap sorar. Bir insan dervişliğini, bir insan şeyhliğini, bir insan sufilini kullanaraktan para kazanmaya kalkarsa, mal alıp mal satmaya çalışırsa, Allah ondan hesabını sorar. Sen dervişliğini kullanaraktan milletin malını satacağım, malına konacağım, parasına konacağım diye uğraşma. Aklından öyle bir şey geçirme. Aklından öyle bir şey geçirirsen Allah seni rezil rüsva eder.
Cenab-ı Hak seni kazır manevi alemden. Allah bizleri muhafaza eylesin. O yüzden gerçek iman edenler, gerçekten hakikat noktasında, Allah'a teslim olanların önünde, Allah'ı zikretmek için hiçbir engel kalmaz. Onlar engelleri teker teker ne yaparlar? Allah'ın izniyle, Allah'ın inayetiyle aşarlar. Ve Cenab-ı Hakk'a sadık bir kul olurlar. Ve sadık bir kul oldukları için, son nefeslerine yakın, kendilerince şöyle düşünmezler. Yani ölüyorum artık, ee şimdi malımı dağıtayım, geç kaldın. Ee ölüyorum artık, çocuklar, hani işte dininizi yaşayayım bundan sonra, geç kaldın. Çocuklarını önceden nasihat edecektin. Önceden öğretecektin. Ya işte, hani kafirler de ne diyecekler?
diyecekler ki, bizi tekrar yeryüzüne gönder. Biz senin dinini yaşayanlardan olayım. Ayet-i Kerime'nin sonu, onu anlatıyor. Diyor ki, ayet-i Kerime, birinize ölüm gelip de, Rabbim beni yakın bir süreye kadar geciktirsen. Evet, bu hale gelmeyin. Ölüm geldiğinde, seve seve, tabiri caizse, göğsünüzü gere gere, vazifelerinizi yapmış, bir şekilde Allah'a teslim olup, yürüyüp gidin. Yoksa, pişman olanlardan oluruz. Hüsrana girenlerden oluruz. Rabbim bizi onlardan eylemesin. Cümlemizi zikurlahıyla, haşır neşir olanlardan eylesin. Her işimizde, Allah'ın hukukunu koruyanlardan eylesin. Her işimizde, her eylemimizde, Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye, tabi olanlardan eylesin.
Bu zordur, bu zamanda. Gerçekten zordur. Bu zamanda, Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye, sımsıkı yapışıp, onu yaşama ve yaşatma mücadelesi zordur. Günler geçtikçe, daha da zorlaşacak. Günler geçtikçe, gerçek iman edenler, daha da azalacak, çoğalacak diye düşünmeyin. Bunlar ahir zaman elameti. Bugün geçtikçe, dini istismar edenler de çoğalacak. Din üzerinden, siyasetçisinden bürokratına, şeriatçısından tarikatçısına, din üzerinden geçim sağlayan, dini istismar eden, dini kendi heva ve hevesleri için yorumlayanlar artacak. Kur'an ve Sünnet'ten dışarı çıkanlar, artacak ama gerçek iman edenler için bunlar bir korku, bunlar bir ümitsizlik vesilesi olmayacak. Allah bizi onlardan eylesin.
Haklarınızı helal edin. Bizden yanında helal olsun inşallah. Rabbim inşallah Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışan kullarından eylesin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Bağışlamalara kadar yine aynı sefer gibi. Ey Rabbim. Ey Rabbim. Hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına. Amin. Bütün geçmiş Peygamberi, Zişan efendilerimizin ruhlarına. Amin. Lihari yari güzin efendilerimiz, Ebu Bekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osmani Zinnüreyn, Ali El Murtaza radiyallahu an hazretlerinin ruhlarına. Aşere-i Mübeşşerenin, Evlâdi Resûlullah, Zevcehat-ı Resûlullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şöhedanın, Şehidi Kerbela'nın, bütün şöhedanın ruhlarına. Tüm ashabı Resûlullah hazretlerinin ruhlarına. İmam-ı Zimam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hameli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına. Ayrı ayrı hediye edildik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Eyya Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmed el Rufayi, Seyyid Ahmed el Bedevi, Seyyid İbrahim Duziki, Şeyh Ebul Hasan el Şazeli, Şahı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaşi Veli, Hacı Bayramı Veli, Mehmet Muhittin Üftade Veli, Veysel Karani Muhittin Arabi Niyazi Mısri,
ve bütün Pir ve Piran Efendimizin ruhlarına da ayrı ayrı hediye ederek vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç İhlas bir Fatiha şerif. Amin.
Ya Rabbi, Hasıl olan sevabı, Geçmiş Üstatlarımızdan, Abdurrahim Et Tantavi, Abdurrahim En Nişabi, El Haç, El Hafız, Ebu Bekir, Sıddiki Çorumi, Hacı Ali Aydar Efendi, El Haç Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi, Kacuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın ve bütün geçmiş Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Dervişlerin, Müminlerin ruhlarına, Ya Rabbi bilhassa Üstadımız, Bayın Birli Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin, Ced ve Dadalarının ruhaniyetlerine, Yaşayan bütün Mürşid-i Kamillerin,
Velilerin, Evliyaların, Bütün derviş kardeşlerimizin ruhaniyetlerine, Turuk Aliye'den, Akraba ve Talikatlarımızdan, Geçenlerinin ruhlarında hediye geldik. Vasıl ve hissedar eyle Ya Rabbi, Habeddar eyle Ya Rabbi, Feyzatlarını, Himmetlerini, Şefaatlerini, Dualarını üzerimizden eksik eyleme Ya Rabbi. Amin. Ve selamun alel mürselin, Ve elihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi mineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikir fa'le mennehu, La ilahi, La ilahi, Fatiha, Masalavat, A'Hu, a'Li, Ala.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi