(NASİHAT/14) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 01.02.2024
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 3 Şubat 2024 · 1:19:18
Selamün aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip, hak yolunda hakça yaşayan, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden, mücadele eden kullarından eylesin, Rabbim kafirleri para kende eylesin, onları dağıtsın, Siyanus İsrail'i batırsın, destekçilerini de batırsın, içeride dışarıda ne kadar destekçi varsa hepsini de kahri perişan eylesin, zulüm gölen Müslümanlara Allah yardım etsin, katından onlara ikram eylesin, nerede Müslümanlara zulmedenler varsa Rabbim hepsini de kahri perişan eylesin, ecma'yın.
Başlayıncaya kadar sorusu olan varsa sorsun inşallah, on beş dakika serbest sohbet edelim. Ne iş yolları? Bu sandıklar yollar. Yani bu ayet sandığı bir efsane midir ki? Ayet sandığı efsane değil, ahir zamanda, mehtala, resul zamanda meydana çıkacak olan bir sandık. O Musa Aleyhisselam'ın, Musa Aleyhisselam'a indirilen Tevrat ve Musa Aleyhisselam'ın alakalı önemli şahsi eşyalar olduğu söyleniyor. Aslında daha normalde Musa ve ondan sonra gelen Beni İsrail peygamberleriyle alakalı bir mesele. Efsane değil. O zaten İsrail'de Mescid-i Aksa'nın temelini kazıyorlar boyuna. Mescid-i Aksa'yı yıkacaklar zaten de. Mescid-i Aksa'nın içinden o ahir sandığını bulmaya çalışıyorlar.
Bir de Süleyman hazinesini arıyorlar. Evet. Normalde Horasan silsilesi Hazreti Hüseyin Efendimizin silsilesidir. Yani nasıl Hazreti Hüseyin Efendimizin silsilesidir? Hazreti Hüseyin Efendimiz Yezid ve komutanları tarafından Kerbela'da şehit olduktan sonra diğer kalanlar normalde Orta Asya'ya doğru Türklere sığınmıştır.
Tabi bu hadis-i şerifi zayıf olarak nitelendiriyorlar bazı yerlerde. Hani başınıza bir iş geldiğinde Türklere sığının diye. Aslında Hazreti Hüseyin Efendimiz ve sonrakinler hatta Hazreti Hüseyin Efendimiz Yezid'e haber gönderiyor. Hani beni serbest bırak ben Orta Doğu'ya, Orta Asya'ya doğru gideyim diye. Çünkü neden soyu orada? İşin en ilginç tarafı bu. Çünkü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin soyu İbrahim'den geliyor.
İbrahim'in babası da Azer, o da Türk. Normalde tabi şimdi hani ırkçılık gibi algılandığından dolayı biraz da böyle Arap milliyetçiliğinin etkisinde kalınılınca bu tip şeyler. O yüzden bunlar böyle çok meydana çıkmış, çok konuşulmuş şeyler değil. Konuşulanı da ırkçı olarak nitelendiriyorlar. Hazreti Hüseyin Efendimiz'in torunları, o yüzden normalde Hazreti Hüseyin Efendimiz de dahil buna, Orta Asya'ya doğru gitmek için Yezid'le anlaşmak yapıyor, yapmak istiyor. Diyor ki, müsaade et biz Orta Asya'ya doğru gidelim normalde. Çünkü orada akrabaları var, soyu oradan, sülalesi oradan, soyu ve sülalesi oradan olacağından dolayı etrafına da diyor, onlar bizi korur. Hani onların oraya gidelim diye. Tabi Horasan'dan dediği şey Ehl-i Beyt. Ama bu Ehl-i Beyt'in bu tabi Hüseyin'i kolu. Yani bir şerif kolu var. Hazreti Hasan Efendimiz'e ait. Bu Hazreti Hüseyin Efendimiz'e ait. Bu Hüseyin'i kolu.
Bunlar tabi normalde o zaman Ehl-i Beyt'i sevenler, Ehl-i Beyt olanlar, Orta Asya'ya normalde Türklere sığınıyorlar tabiri caizse. Çünkü ataları onlar. Normalde onlara sığınınca onlar orada koruyor. Zaten Türklerin hızla Müslüman olmalarına sebep de bu Hüseyin'iler. Onlar böyle orasının içlerine, Orta Asya'ya doğru gidiyorlar. Oradakiler de İslam oluyor. İslam olduktan sonra da zaten İslam'ın kılıcı Türkler oluyor. Böylece normalde Türklerin bu noktada soyu da bu ırkçılık gibi algılanılmasın. Tekrar söylüyorum. Böyle ırkçılık gibi. Hani en üstün Türk'ün ırkıdır. Bu değil yani. O zaman için o bölgenin insanı kendisini Türk olarak nitelendirmiş. Oradaki Kürd'ü de Türk, Laz'ı da Türk, Çerkezi de Türk, Arnavut'u da Türk.
Sonuçta hepsi de Orta Asya'dan çıkmış onların. Hepsi de Türk onların. Türklerin bir boyları. Nasıl kayı bir boysa. Normalde Arnavutlar da Türklerin bir boyu. Boşnaklar da bir boyu. Ne bileyim işte Kürtler de bir boyu. Normalde işte yukarı Hazar'ın yukarısından gidenler ayrı boylar. Aşağısından gelenler ayrı boylar olmuş. O yüzden normalde böyle tekrar bunun altını çizerekten söylüyorum. Bunda bir ırkçılık kokusu almayın. Bu bir tarihi bir mesele. Bunun için şey değil. Nasıl Macarlar bugün biz Türk'üz diyor. Türk çünkü. Bakın Türk çünkü. Bulgarlar Türk. Onlar Hazar'ın üstünden giden Türkler. Yani Macar'da bir video çekmişler.
İsmini soruyorlar. Atilla diyor adam. Şimdi baktığın zaman Macar'da Atilla'nın ne yeri var dersin. Türk ama Macarlar komple Türk. Oradaki mesela Boşnakların, Arnavutların hiç silahsız, kavgasız, gürültüsüz, İslam'ı kabul edişlerinin bir sebebi de Orta Asya'dan gelen gelenek, görenek, örf. Türkler hiçbir zaman çok tanrılı bir inanca sahip değiller çünkü. Bakın hiçbir zaman çok tanrılı bir dine sahip değiller. Nuh'tan kalmaz çünkü. Bu Nuh'un öğretisi. O Nuh'un öğretisi onlarda kalmış. Her neyse. Böyle baktığımız zaman o hani söz konusu olan hadis-i şerifte siyah bayraklılar dedi. Mehdi'nin bayrağı, kelime-i şehadet ve siyahın üzerine beyaz olarak, mağazalarında yeşil olarak çıkacak.
İşte o normalde Horasan dedi. Horasan erleriyle alakalı. Zaten Horasan erleri de bütün bu noktada Anadolu'nun ve Balkanların İslam olmasında en büyük etkenlerden birisi. Birisi normalde bu manada en büyük imparatorluğu kurmuş Osmanlı. Bunun temelinde de Horasan erleri var. Zaten Horasan erlerinin çizgisinden ayrılmış, batmış zaten. Dağılmış. Yani bu da bir manevi tokat. Yani o kim Horasan erlerinin çizgisinden ayrıldı, manevi tokadı yer. Sufiler de yer, devletler de yer, cemaatler de yer. Yani onlar dikiş tutamaz. Bakın dikiş tutamaz. Kim olduğu önemli değil. Hangi cemaat olduğu da önemli değil. Yani Horasan erlerinin çizgisinden ayrılan hem birey, hem topluluk, hem devlet batmaya mahkumdur.
Bakın batmaya, dağılmaya mahkumdur. O çizgi çünkü Allah'ı fîse bilillah Allah olduğu için seven, Allah'ı fîse bilillah Allah olduğu için ibadet eden, Allah'ı Allah olduğu için fîse bilillah yaşayan bir anlayış o. Bakın öyle bir yaşayan anlayış. Bu anlayış zaman içerisinde ama cemaatler, tarikatlar, devletler, topluluklar, bireyler, şahıslar bu anlayıştan ayrıldıkları anda batıyorlar. Yani bu benim İslam olmam 35 yılda, 35 yıldan beri tecrübem benim bu. Yani şahıs, o Horasan erlerinin fîse bilillahlık düsturundan çıktığında batıyor o kimse. Yani bakın, içki içmekten batmıyor. Dikkat edin buraya.
O fîse bilillahlıktan ayrıldığı anda batıyor. Cemaatler, tarikatlar, partiler, devletler, ne olursan ol. O fîse bil, din mi? Din. Din ise fîse bilillahlıktan uzaklaştığı anda o kimse birey de dağıtıyor kendini. Topluluk da dağıtıyor, cemaat da dağıtıyor, parti de dağıtıyor, hepsi de dağıtıyor kendini. Allah'ın manevi tokadı geliyor. Çünkü, hani bu perde gerisinde bir kaderin bir planı var. O normalde o kimse, hani bu nasıl söyleyeyim, bu coğrafyadaki İslam toplumları, o Allah'ın kaderine ters bir şey yapmayacak. Dünya İslam olacaksa, bunu ta yıllar önce söylediydim.
Bütün dünya İslam olacaksa, Anadolu'dan yükselen, Anadolu'dan yükselen, İslam'la İslam olacaklar. Bakın, Anadolu'dan yükselen. Ben hep böyle, Allah affetsin, söylüyorum dediği diyordum ya, Hani bana bir tane İslam devleti gösterin, gidelim ona tabi olalım. Bakın, bir İsrail meselesi çıktı. Hiçbir tane İslam devleti olmadığı çıktı meydana. Hiçbir tane dini bir liderin olmadığı çıktı meydana. Buyurun, meydanda. Cemaatlerin, tarikatlerin, toplulukların, hepsinin de bu konuda sınıfta kaldığının göstergesi. Buyurun, meydanda. Her gün, orada öldürülenler, işin o tarafına da dönecek olursam, herkes zannediyor ki, Filistinliler Arap.
Değil mi? O Kassam Tugayilerin herkesi, Arap zannediyor değil mi? Değil. Onlar da Arap değil. Onlar da Osmanlı'dan kalan Türkler. Araplar öyle savaşamaz. Mümkün değildir. Bakın, mümkün değildir. İşte meydandalar. Bu ırtçılık değil. Yanlış anlaşılmasın. Hayatta savaşamazlar. Yani, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vefat etti. Bazı Arap kabilelerinin hepsi de dinden döndü. Daha vefat ettiği gün dinden döndüler. Haberi aldıkları gün dinden döndüler. Bazıları bayram yaptılar. Tabiri çaizse davu zurna çaldırdılar.
Peygamber öldü serbestsiz diye. Bunu tabi böyle ırtçılık olarak algılanıyor konuştuğumuz şeyler. Irtçılık değil. Bu bir tarihi tespit. Tarihi tespit. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanından itibaren, ondan öncesinden Türkler var orada. Yeni değil yani. İlk kılıçlarlar, ilk silahşörler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin muhafızları Türk. İşte gidin kutsal emanetlerde Hazreti Osman efendimizin kılıcı var. Üzerinde Türk işareti var. Ama o hani Araplarda cahiliye döneminden kalma çok kuvvetli bir ırtçılıkları var. Yani o ırtçılık damarları o kadar çok kuvvetli ki yani onu birisinin yani peygamber yenebilirdi ancak onu sallallahu aleyhi ve sellem.
Zaten Muaviye ile beraber onlar ırtçılıklarını orta yere koydular. Mesela İmam-ı Azam onlar için ikinci sınıf vatandaş. Gidin Araplardan hiçbirisini şey değildir, Hanefi değildir. Arapların hepsi de malikidir. Orada dahi ırtçılıkları vardır. Bir kısmı hani Afrikalılar Hanbelidir örneğin. Ama Araplar gidin Hicaz bölgesindekilerin hepsi de malikidir. Asla İmam-ı Azam'ı kabul etmezler. Asla bakın İmam-ı Azam'ı kendi beyin gerilerinde kabul etmezler. Çünkü İmam-ı Azam Emevilerin yıkılmasına fetva veren kimsedir. Emevilerin yıkılmasına fetva vermek de kalmaz bir de parasal yardım eder. Bakın Emevilerin yıkılmasına bir de yıkılması için parasal yardım eder İmam-ı Azam.
Çünkü o günkü sistem Arapların dışındaki bütün herkesi ikinci sınıf vatandaşı olarak görüyordu. Bakın daha Muaviye zamanında başladı bu. Bakın Muaviye zamanında. Muaviye zamanında Türklere karşı düşmanlık başladı. Bunların ırtçılıkları yeni değil. Bunları da dile getirmiyor hiç kimse. Bakın bunları da dile getirmiyor hiç kimse. Değişmez. Siz gidin Suudi Arabistan'a. Senin dini inancın ikinci sınıftır. Sen dindar değilsindir. Sen dini bilmiyorsundur. Cahilsindir. En iyi dini onlar bilirler. Ümre'de, Haç'ta karşılaşın, konuşun. Yani siz cahilsinizdir. Dini bilmiyorsunuzdur. Dini en iyi onlar bilirler.
Böyle bir kendilerinde üstünlük görürler. İstediğiniz kadar deyin. Hani Arap'ın Acem'i, Acem'in Araba üstünlüğü yoktur diye. Bakın Hadis-i Şerif'in metni de enteresan. Arap'ın Acem'i, Acem'in Araba üstünlüğü yoktur. Yani iki tane kavim söylüyor burada. İki kavim var. Birisi Arap, birisi Acem dediği Türk. Arap'ın Acem'i, Acem'in Araba üstünlüğü yoktur. İki kavim var. Üçüncü bir kavim yok. Slavları söylemiyor. Bizanslıları söylemiyor. İkisinin de enesi yüksek. Bakın ikisinin de enesi yüksek. Ve bu noktada hani mevzu şeyden çıktı. Horasan'dan çıktı. Yine ahir zamana kadar ayakta duran Horasan erler olacak yine. Ve Horasan erlerinin yolları kalacak.
Ne tarikat kalacak ne cemaat kalacak. Ne de parti kalacak. Bütün herkes zaman içerisinde peşine düştüğü partilerin, peşine düştüğü cemaatlerin, toplulukların boş olduğunu görecek. Ve hepsi de gerçek yolun Horasan erlerinin yolu olduğunu da görecek. Bunu böyle benim, ben yeteri kadar göreceğimi gördüm.
Bakın ben yeteri kadar göreceğimi gördüm. Benden sonrakiler, siz bunun, bu sözümün altını net bir şekilde çizin. Hiçbir siyasi partinin, hiçbir siyasi partinin, hiçbir cemaat oluşumunun, hepsinin zaman içerisinde boş olduğunu, zaman içerisinde boş olduğunu, hepsinin şahsi menfaatlerinin üzerine kurulduğunu, şahsi menfaatler bitince, onların dağıldığını ve dağılacağını göreceksiniz.
Ben o bu sebeplerin dolayı diyorum ki, içinize parayı karıştırmayın, içinize makamı karıştırmayın, içinize mevkiyi karıştırmayın. Fise bilillah burada durun. Fise bilillah. Bu, bakın bu Horasan erlerinin yoludur. Bu Horasan erlerinin yoludur. Hani ben bazen derim ya, dört kapı kırk makam diye, Horasan erlerinin yoludur. Sadedir. Bakın sadedir. Çok teferruatlı değildir. Zikrullahın üzerine kuruludur. En önemlisi şudur. Fise bilillah olmanın üzerine kuruludur. Bakın Fise bilillah. İlk tekkeler, dergahlar, aşağı mezopotamya'da kurulmuştur. Yukarı mezopotamya'da değil. Aşağı mezopotamya'da, beylikler, küçük kralcıklar var ya, onlar kurulmuştur.
Sebep, o topluluğu ellerinin altında tutmak içindir. Çünkü, bu Horasan erleri, ele avuca sığacak insanlar değildir. Horasan erleri, birilerinin güdümüne girecek, birilerinin yönetmesine girecek insanlar değildir. Bunlar bildiğiniz Arif-i Billah'tır. Veya Arif-i Billah olma yolundadır. Allah, Resulullah ve imamların iştahından başka bir şey tanımazlar. O yüzden devletler bunları çok sevmez oldum olası. Devlet onu severse, devlet paydar olur zaten. Ama devletler zulmederse, devletler İslam çizgisinin dışına çıkarsa, bunlar korkusuz bir şekilde onlara karşı da cephe alırlar. İmam-ı Azam, onların bu noktada iştahat imamlarıdır. Nasıl, şeyin ne o, Emevilerin yıkılmasına fetva verdiyse, yürürler yollarında.
Bu noktada, bu donkşotluk değildir. Ama ve lakin Kur'an sünnet çizgisinden de taviz vermezler. O yüzden normalde bu Horasan erlerinin en önemli özelliği de bu. Ehlibeyt yoludur. Ehlibeyt yolu deyince de karıştırıyorlar. Yani içki içmeyi, ne bileyim, sas çalıp, ondan sonra şarap içmeyi ehlibeytlik zannediyorlar. Sulandırmaya çalışıyorlar. Öyle değildir. Ehlibeyt dediğinde, Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışan, imamların iştihadı dairesinde giden, haksızlıklara karşı kafa kaldıran, haksızlıklar karşısında susmayan, haksızlıklara karşı mücadele eden bir tavırdır bu. Bunu normalde kendince çürütmeye çalışanlar, kendince sulandırmaya çalışanlar, tarih boyunca olmuştur.
Onlar ehlibeyt yolu değildir. Onlar Horasan'i de değildir. Horasan'i olmak, devlete el açmak demek değildir. Horasan'i olmak, devletten destek görmek demek değildir. Horasan'i olmak, insanlara şeyen illa deyip, el açmak değildir. Horasan'i olmak, dilenmek değildir. Horasan'i olmak, aç yatıp, yine de açlığını hiç kimseye göstermemektir. Aç yürüyüp, tokmuş gibi davranmaktır. Horasan'i olmak. O yüzden bir kimse, horasan'i ehlibeyt ise, hiç kimseden hiçbir şey istemez, dini de fisebillillah noktasından bakar. Dine fisebillillah noktasından bakmıyorsan, bulunduğun tarikatı, bulunduğun şeyhe, ne bileyim işte yoluna, fisebillillah noktasında bakmıyorsan, sen horasan'liğin kalmamıştır senin.
Sen de bozulmuşlardan olmuşsundur. Sen de bozulmuşlardan olursun. O yüzden, o horasan'i ekolün, şimdi herkes böyle şey yapar, devasa medreseleri yoktur, devasa tekkeleri yoktur, devasa toplandıkları yerler yoktur, yoktur. Çünkü para toplamayı bilmezler, istemeyi bilmezler, dini istismar etmeyi bilmezler. Bakın, dini istismar etmeyi bilmezler. Allah için yola düşerler. Allah için yola düşerler. Dini istismar etmeyi bilmediklerinden, para toplamayı bilmediklerinden dolayı da, böyle devasa binaları yoktur onların. Bakın, yoktur. Tekrar söylüyorum, yoktur. Bir yerde devasa binalar varsa, devasa camiler, tekkeler, medreseler var ise, orada dilencilik vardır. Horasanilikte dilencilik yoktur.
Aşağı mezopotamya'da vardır. Dilenirler, isterler. Kendilerince de o dilenmeye, istenmeye bir kulp buluyorlar. Neymiş de, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Tebuk Gavzesi'ne gidileceği zaman, istedi ya, bunların da karşısında sanki devasa Bizans ordusu var. İstiyorlar bunlar. Hadi siz Bizans'a karşı savaşacaksanız, biz bütün malımızı, mülkümüzü satalım, size verelim. Siz hadi İsrail'e karşı savaşacaksanız, varsa İsrail'e karşı savaşacak bir ordu, biz o orduyu donatmakla mükellefiz. Farzayın'dır. Farzayın'dır. Buyurun. Yıllardan beri diyorum, yazıyorum, kurun bir tane Mehdi ordusu diyorum. O Mehdi ordusunu bakmak, Mehdi ordusunu donatmak, bütün Müslümanlara farzayın olur.
Buyurun. Boşuna hiç kimse, kendi kendine havacıva yapmasın. Topluyorlar Müslümanların paralarını. Onun sonu devasa binalar yapıyorlar. Devasa camiler yapıyorlar. Sonra bir düdük, o yerler medreselere el konuluyor, camilere el konuluyor, ne bileyim hepsine de el konuluyor. Hani nerede, ne oldu? Ne oldu toplanan paralar? Açık açık konuşuyorum. Ne oldu? TGRT'yi Müslümanlar kurdu. Kapı kapı para topladılar. Bana da geldiler, o yüzden biliyorum. Sattı TGRT'yi devretti. Kim? Enver Öğren'in oğlu Mücahit. Ne yaptı parasıyla?
Gitti Amerika'dan, ne o? Marketler zinciri aldı. Market almadı, zincir aldı. Hadi bütün Müslümanların parasını verin hadi. Samanyolunu kurarken de öyle yaptılar. Ne oldu? Devlet el koydu. Ne oldu Müslümanların parası? Söyleyince acı geliyor herkese. Bir sürü binalar oldu. Devlet el koydu. Ne oldu? Müslümanların parası ne oldu? Filistin'e yardım ediyorsunuz değil mi? Yardım ediliyor. Ne oluyor? Bir sürü yardımlar gidiyor oraya. Haydi Filistin'e yardım edelim.
Adam bir gece kalkıyor, bombalıyor. Yerle eksen ediyor mu? Ediyor. Senin 10 yıl, 20 yıl yardım ettiğin paraları, pis İsrail yerle eksen etti mi? Etti. Tonlarca bomba attı mı? Attı. Taş taş üstünde bırakmadı mı? Bırakmadı. Nerede İslam dünyasının liderleri? Kınayın adı bakalım daha. Ben de kınıyorum, oturuyorum Twitter'da ben de kınıyorum. Ne farkım kaldı? Benim İslam dünyasının, İslam dünyası olarak nitelendirilen liderlerin. Bir de İslam işbirliği teşkilatı var. Ya kim İslam ya? Hangi devlet başkanı orada toplananların, hangi devlet başkanı Müslümanların temsilcisi olabilir? Hiçbirisi.
Ben cevaferim. Hiçbirisi. Hiçbirisi. Toplanıyorlar, yemek yiyorlar, dağılıyorlar. Bir de çok üst düzeyden kınıyorlar. Bir tane mermi atan var mı? Yok. Bir tane yanlışlıkla bomba attan var mı? Yok. Yanlışlıkla tüküren bile yok. Hatta fetva veriyorlar değil mi? Hamas yanlış yaptı diye. Hamas ne oldu? Fitneci oldu. Bakın Havas fitneci oldu. Niye? Fitneci oldu. Kime karşı? Beni İsrail'e karşı, Siyonistlere karşı, kafa kaldırınca haklı haksız, doğru, yanlış. Bu ayrı bir tartışma.
Doğru iştahat, yanlış iştahat. Bu ayrı bir tartışma. Bakın bu ayrı bir tartışma. Bence yanlış iştahat. Bunu da cesaretle söyleyemez herkes. Hanefi'ye göre doğru bir iştahat değil Hamas'ın yaptığı. Evet. Bunu ta en baştan da söyledim. Hatırlıyorsunuz. Başladığı zaman da söyledim bunu. Şimdi de söylüyorum. Doğru iştahat değil. Ben katılmıyorum o iştahada. Çünkü Hanefi'ye göre yenileceği mutlak olan bir savaşa sen kalkışamazsın. Sen zayiat vereceksen zayiatını düşünürsün. Zayiat vereceksin belliyse sen kalkışamazsın. Evet.
Bu ayrı bir tartışma. İyi. Her gün katliam yapıyor adam. Soykırım yapıyor. Nerede İslam devletleri teşkilatı? Nerede Müslüman devletlerin liderleri? Yok. Çünkü o da bir aldatmaca. Bakın o da bir aldatmaca. Nasıl bir aldatmaca? Sen kendi kendine diyorsun ki benim başımdaki Müslüman ya hani İslami bir lider. Değil. Biz kimsenin imanını tartışmıyoruz. Ama Müslümanların lideri değil. Bakın bir devletin başkanı olabilir bir kimse. Müslümanların lideri mi? Bunu tartışmıyor kimse.
Müslümanların lideri değil hiçbirisi de. Ve Müslümanlar gerçek manada lidersiz şu anda. Müslümanlar gerçek manada lidersiz. Siyasi, askeri, ekonomik, kültürel olarak bir liderleri yok. Dini olarak bir liderleri yok. İslam dünyasının bak tekrar söylüyorum. Dini, askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel olarak bir liderleri yok. Biz başıboşuz. Müslüman bir kitlenin hakkını, hukukunu savunacak bir organizasyon yok. Böyle bir şey yok. İslam dünyası başsız.
Yani Araplar kendilerince veyahut da diğer ırklar. Başlarında bir devlet var. O devlet başkanı bir Kur'an-ı Kerim okursa, bir namaz kılarsa, bir cami yaptırırsa, o oradaki teba, onu dini bir lider olarak görüyor. Cahilliğinden öyle görüyor. Değil. Değil bakın. Zaten Müslümanların aldanması da buradan. Allah bizi affetsin. Bu dağınıklıkların hepsi de hadis-i şeriflerde mevcut. Yorumlayabilene. Hepsi de hadis-i şeriflerde var. Ama bu fiten hadisleri hiçbir yerde ders olarak yapılmaz. Fiten hadislerini ders olarak yapsınlar Türkiye'de. Bakın yapsınlar. Ve bu iş savcılığa gitsin hepsi de içerideler.
Yapamazlar. Çok basit. Ben dedim ki Atatürk, Sebateistlerin gittiği, Yunanistan'da, Selanik'te o okula gittiği, oradan mezun. Geneli Sebateistler de okulun dedim. Ben savcılığın önünde soluklandım. Açık açıkta konuşayım. Hakim bastı cezayı 16 ay bana. Bu sözümden dolayı. Bak bu, söz bu. Ve adamın Sebateist olduğu, torunun tarafından söyleniyor. Ilgaz Zorlu. Siz herkes Ilgaz Zorlu'yu Türk bilirsiniz değil mi? Sebateist. O diyor, dedem Sebateist'tir diyor. Kim? Yunanistan'daki okulun adı neydi?
Şemsi Efendi. Adı da Şemsi. Şemsi değil adı. Adı Şemsi değil. Bakın, onlar kimi takip edeceklerini, kimin yakasından tutacaklarını çok iyi bilirler. Halbuki Şemsi Efendi okulunun Sebateist olduğunu, cümle alem biliyor mu? Biliyor. Bütün tarihçiler de söylüyor mu? Söylüyor. İnternette her yerde bulabilir misiniz? Bulabilirsiniz. Mustafa Özba söyleyince hakimin önünde alıyor solu. Evet. Ha bundan böyle üzüldü mü, kocundu mu, düşünmeyin. Ha umurumda değil. Yatılacaksa gider yatarım. Problem değil o. Yani şey değil. Ama onlar kimi yıldıracaklar, kime böyle atacaklar, oku, biliyorlar onlar.
Bakın o yüzden o horesani kol herkes için tehlikedir. Herkes için tehlikedir. Sebep, itaat etmezler. Boyun bükmezler. Sebep, yani herkesin su yolundan gitmezler. Gitmezler. Öyle olunca da sevilmezler. Mesela, İmam-ı Azam'ın çizgisi İslam dünyasında kabul ediliyormuş gibi görünür. Kabul edilmez. Bakın kabul edilmez. Bizim önümüze neyi koyarlar? İmam-ı Yusuf'u koyarlar. Değil mi? Mesela, Türkiye'deki ibadetler genel kanı nedir? İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf üzerinden gider.
Öyle değil mi? İmam-ı Azam, İmam-ı Muhammed çizgisinde neden gitmez? Radikal gelir herkese. Bakın radikal gelir. İmam-ı Yusuf ne yapar? Devlet demiş ki, gel burada şey ol, Diyanet İşleri Başkanı ol. Olmuş. İmam-ı Azam'a demiş, gel devlete Diyanet İşleri Başkanı ol. O demiş ki, olmam. Olmam deyince, kırbaçlanarak ve kuyuda esir tutularak şehit edilmiş. Enteresan değil mi? Onun çizgisinde kim gidiyor? Serasi gidiyor. Serasi kim biliyordu? Ülkede hiç kimse bilmiyordu. Öğretmiyorlardı. Neden? Serasi de çünkü İmam-ı Azam'ın çizgisinde.
Ona demişler, gel devlete Diyanet İşleri Başkanı ol. Olmam demiş. Onu da kuyuya hapsetmişler. Mevsud'u kuyudan yazdırmış talebelerine. Düşünebiliyor musunuz? Bir kuyu kazdırıyorsunuz, devlet olarak kuyuya atıyorsunuz, koca alimi. Kuyu, bildiğiniz kuyu orada yiyor, orada içiyor, orada tuvaletini görüyor, orada yaşıyor. Bunu yapan Müslüman. Bunu yapan Müslüman. Bunu yapan o günkü devlet sistemi. 33 cilt, Türkçe'ye çevrildi Serasi. 33 cilt. Hıfzından yazdırıyor onu.
Konu konu. Oradan yazdırıyor. Kuyudan yazdırıyor. Kim? İmam-ı Azam'ın çizgisinden çünkü. Fıkıhta İmam-ı Azam'ın çizgisi. Sufilikte horasani çizgi bütün her taraf için tehlikelidir. Ama Mehdiyet bunun üzerine kurulur. Mehdiyet bunun üzerine kurulur. Bakın bunu zaman içerisinde göreceksiniz, torunlarınız görecek, sizler göreceksiniz, çocuklarınız görecek. Bu fıkıhi kol ile Sufilik kolu kalacak ayakta. Hepsi bozulup dağılacak. Hepsi de bozulup dağılacak. Çünkü başlarındakilerin hepsi de sahte. Ağır oldu bu ama söylediğim son söz.
Sahte evet. Evet. Şu anda İslam dünyasında gördüğünüz siyasi liderler, İslam dünyasında gördüğünüz devlet başkanları, İslam dünyasında gördüğünüz cemaat liderleri, hepsinin de, hepsinin de bir açmazları var. tabiri caizse boyunlarını ilmek geçirilmiş, hepsi de sahte. Hiçbirisini de kabul etmiyorum. Hiçbirisini de. O yüzden arkadaşlara diyorum ki, arkadaşlar gidin, eski fıkıh kitaplarını okuyun, gidin eski tefsirleri okuyun. hadisi şerh etmiş. Okuma kardeşim. Git hadisin metnini okusa. Aldanma. Sen kendi kendine aldanırsın, hadis-i şerifi okurken, isabet ettiremezsin.
İsabet ettiremezsen, bir sevap alırsın. İsabet ettirirsen, on sevap alırsın. Hiç olmazsa, kendin, kendi başını, kendin çekersin. Kendi başını, kendin çekersin. Geçen haftadan örnek verdim. Allah'ı zikredin, Allah da sizi zikretsin. Doğru mu? Öyle yazmıyor. İşte, namazla zikredin, o sizi affetsin. Ya onu demiyor. Direkt zikir diyor kardeşim. Ne yuvarlıyorsun lafı? Ne yuvarlıyorsun ayeti kerimeyi? Sen kendi anladığını söylüyorsun. Bana kendi anladığını söyleme. Ayeti kerimenin metni ne? Kim Allah'ı zikrederse, Allah da onu zikreder. Ayeti kerimenin metni bu.
Sen neyi yuvarlıyorsun? Yuvarlayacak çünkü. Hoşuna gitmiyor. Çünkü zikrullaha karşı içinde, bir cephe var. Zikrullaha karşı, cephe olunca, kalbi kararıyor, gözü kararıyor, kulağı kabarıyor, kararıyor. İlimden, irfandan bir şey almıyor. Taş oluyor. Sen zikrullaha karşısın, senin kalbine bir rahmet inmez. Senin kalbine bir incelik girmez. senin kalbin dinin inceliklerini bilmez ve öğrenmez. O kalbine gelmez. Sen zikrullaha karşı ol, kafir olarak ölürsün bu dünyadan. Geçer gidersin. Değmez dünya hayatı kafir olarak göçüp gitmene. Ama karşı gelecek. Neden? Ağa babaları karşı geliyor çünkü. Neden onlar zikrullaha yaptı, kalbi incelikleri tatarsa, kalbi onların feraset nuruyla nurlanırsa, onun dediğini dinlemezsin.
Allah'ı dinlersin. Senin kalbinde feraset nuru öyle, bilgisayar gibi değil o. Senin kalbine gelir o zikrullaha yaptığında. Dersin ki, bu boş konuşuyor. Boş konuşuyor dersin. Kalbinden patlar o senin. Sen kapılıp gitmezsin ona. Gidin kapılıp gidenler, yolları yanlış olanlar, zikrullaha yapmayanlardır. Gerçekten bir kimse Allah'ı zikretse, gerçekten, gerçek manada Allah'ı zikretse, Allah da onu zikredecek.
Allah'ın zikrettiği bir şahıs, sapkınlığa gidemez. Bakın yol çok açık. Bakın yol çok açık. Şimdi Horasan'dan laf açıldı, Horasan'i dergah sistemi, Horasan'i eğitim sistemi, zikrullahın üzerine oturur. Bakın zikrullahın üzerine oturur. Horasan'i eğitim sistemi, zikrullahın üzerinden yürür. Zikrullah, otururlar zikrullah, kalkarlar zikrullah. Horasan'i sistem budur. Alay ederler, dalga geçerler, ama hadis-i şerit'te var ya, veya siz gösteriş yapıyorsunuz derler, hadis-i şerit'te de var. Onlar diyor, bunlar mürayidir derler. Yani gösteriş yapıyor.
Mürayi o. Siz Allah'ı öyle zikredin ki, sizi dışarıdan görenler bunlar mürayi. Yani gösteriş yapıyor desinler. Siz Allah'ı öyle zikredin ki, dışarıdan görenler bunlar deli olmuş desinler. Senin öyle diyeceğini, 1400 yıl önce, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bize söyledi. Senin kalbin kararmış, senin kalbin münafık kalbi olmuş, senin kalbin iman etmiş gibi görünen kafir kalbi olmuş. Senin böyle söyleyeceğini, Allah Resulü 1400 yıldan önce söylemiş, 1400 yıl önce söylemiş bunu. Sen öyle diyeceksin. Sen diyeceksin ki, ya bunlar deli gibi kafa salıyor. Sen diyeceksin ki, ya bunlar böyle değil. Veyahut da şöyle diyecek, ilim de lazım. Senin ilimden anladığın ne? İlimden anladığın ne? Söyle bana, ilim de lazım derken, beyninin arkasını dök ortaya.
Dilinde sakladığını dök ortaya. İlimden anladığın ne senin? Söyle bana. Biz tefsir hocası mı olacağız? Biz hadis hali mi mi olacağız? Biz fıkıh hali mi mi olacağız? Bizim günlük hayatımızda doğruyu yanlış ayırt edecek kadar ilim, hamdolsun. Okumasak dahi Allah kalbimize lütfediyor. Sana ne lütfedecek? Sana ne lütfedecek? Ama yok, onun kendince sardığı şey şu, yani sen zikrullahalakasına oturma, sen bir üstada bağlanma, sen böyle şeylere gitme. Ya, geliver ayvazım, gidivertingozum, böyle bir cemaat bul, böyle bir topluluk bul. Para toplasınlar, paranı yesinler, zamanını yesinler. Ondan sonra da, işte, ondan sonra toplanıp seçim zamanı, melemen bardağı gibi kocaman sarıklarıyla, cübbeleriyle otursunlar, İngiltere'den gelsin bir emir, biz filanca partiye oylarımızı atacağız diye açıklama yapsınlar.
Yazıklar olsun size. Sizin ilminize de yazıklar olsun. Hayır. İrfanınıza da yazıklar olsun. Amin. Yazıklar olsun size. Amin. Bu da, bu mu, bu sizin ilminiz, irfanınız, ben istemiyorum bu ilmi irfanı. Ben istemiyorum onu. Neden? Cenab-ı Hakk'ın, Cenab-ı Resulullah'ın, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerinin, hadis-i şerifi, muhteşem. Mühtüler sana fetha verse de kalbine sor. Ayet-i Kerime muhteşem. Siz bilemediklerinizi, anlayamadıklarınızı, idrak edemediklerinizi, zikir ehline sorun. O zikir ehli ki, kalbine ilham gelir.
O zikir ehli ki, o adımlarını, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, adımlarını takip ederekten atar. O zikir ehli ki, tefekkürünü, Kur'an ışığında yapar. Sen oturursun, hafız olursun, doğru, alkışlarım seni. Ama Kur'an'ın nuru yoktur sende. Hadis-i Şerif, ahir zamanda öyle insanlar çıkacak, Kur'an-ı Kerim'i çok güzel okuyacaklar. Ama kursaklarından aşağı inmeyecek Kur'an diyor. Kursağından aşağı. Kursak dedi şurası. Buradan aşağı inmeyecek diyor. Sen o hafızlardansın. Sebep, çünkü hafızlığını paraya değiştin. Çünkü hafızlığını makama değiştin. Çünkü hafızlığını sen, dünyaya değiştin.
Hafızlığını sen, makama, mevkiye değiştin. İnmeyecek kursandan aşağı. İnmeyecek. Böyle inmeyen hafızlar var. Allah bize selametlik versin. Evet, on dördüncü nasihat demişsiz başlıyor. Anköbüt ayet 45. Eûzu billahi mineşşeydani rracim. Bismillahirrahmanirrahmanirrahmanirrahim.
minel kitabı ve eğimi s-salâ inne s-salâta tenhâ anil fahşâ ve le zikrullâhi ekber ve allâhu ya'lamu mâ tesnaû sadakallâhu'l-u Ankıbüt ayet 45 sana kitaptan vah yolunu oku namaz kıl muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.
Allah'ı zikretmek ise muhakkak ki en büyüktür ve Allah yaptıklarınızı bilir. Geçen hafta Bakara'dan buna benzer bir ayet-i kerime vardı. Orada Bakara'da malum diyordu ki kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder. Bu Ankıbüt 45 bu ayet-i kerime ile eşdeğerde olan bir ayet-i kerime. Allah'ı zikretmek muhakkak ki en büyük iştir. Bu ayet-i kerimeydi komple bu normalde bütünle baktıklarında bazı meallerde işte sen Allah'ı zikretmek parantez açmış oraya namaz kılmak demiş. En büyük zikirdir. Parantez açmış oraya parantezi kapatmış. Tabi bir de bu meallerde Allah'ı anmak olarak yapıyorlar. Anmak, zikretmek değil.
Yani orada da gizli bir oyun var. Yani zikretmek deyince o oyun bozuluyor. Anmak deyince anmak her türlü şeye gelir. Hani işte bir kimse 10 Kasım Atatürk'ü anma programı. Anma. Veyahut da Allah'ı anma. Hani sen namaz kıl andın sayı. Oruç tut andın say. Ya zikretmek ya o manada değil o. Bunu böyle bu son dönem tefsircileri ve son dönem mealcileri bunu anmak ve anarken de parantez içerisinde işte İslam'ın ibadetleriyle alakalı ibareleri koyuyorlar. Yani direkt zikrullahı değil. Direkt Allah'ın zatını veya sıfatsal tecelliyatlarını veya sıfatlarını zikretmek olarak değil.
Anmak yani sen namaz kılarak da anarsın. Veyahut da işte hani bir ara çıktıydı ya horozonda kurban olur diye. Sen horozonda kurban kesersin Allah'ı anmış olursun. Ve sonra işi daha da abarttı. Balıktan da kurban olur dedi. İşi daha da abarttı. Bir tane de ayakkabı koydu masanın üzerine. Ayakkabıdan da anmış olursun dedi. Yani kurban oluyor çünkü o da. Bunun gibi sulandırma. Bunun gibi böyle meselenin gerçeğinden uzaklaştırma çabaları var. Bu komple İslam dünyasında var. Bakın normalde sufi akımlarına İslam dünyasında hep karşı gelinmiştir. Gidin suuda. Suutta sufi akımlar karşı görülür. Bidat denilir örneğin. Allah'ı oturup zikretmeyi dahi bidat görürler.
Halbuki bir sürü hadis-i şerif var değil mi? Onlar için bu bidattır. Aynı şekilde bu suud vahabi ahlaksızlığı bütün İslam dünyasında bu ahlaksızlık virüs gibi bulaşmış vaziyette. Yani böyle sufilere karşı, Allah'ı zikredenlere karşı böyle bir cephe oluşturuyorlar. Yani bu cepheyi özellikle oluşturuyorlar. Bu cepheyi devletler eliyle oluşturuyorlar. Bu cepheyi cemaatler eliyle oluşturuyorlar. Cemaatler bu cepheyi değişik tarikat adı altında, tarikat adı altında, masonik zihniyetli tarikat ve cemaatler adı altında bunu normalde oluşturuyorlar. Yani sen onu bir normal bir tarikat zannediyorsun. Yani o masonik bir toplantı, sebatayistçi bir toplantı var orada. Sen onun masonik veya sebatayistle alakalı olduğunu görmüyorsun.
Onlar da böyle kadınlı erkekli zikir yapıyorlar. A-u diye sesler çıkarıyorlar. Veya rakseder gibi, rakseder gibi zikrullahlar yapıyorlar. Ve onları örnek gösterirten, öbür günler de diyor ki, işte siz böylesiniz, bidat ehlisiniz diyor. O çıkarılanlar da Husis'i bozmak için özel tasarlanmış. Hani ne zaman anladık biz kalkancının 28 Şubatçılar tarafından özel tasarlandığını. 10 yıl sonra anladık. 10 yıl sonra anladık. Neydi? Emine miydi onun o şey? Fadime Şahin'i 10 yıl sonra anladık biz. Düzmece olduğunu. Bakın 10 yıl sonra. 15 yıl sonra anladık. Bizdeki gerçekler ve hakikatler 10, 15, 20 yıl, 30 yıl sonra anlaşılıyor. Çünkü sistem bunların üzerini örtüyor, saklıyor. Sistemin çocukları onlar çünkü.
Sistemin organize ettiği şeyler. Kendilerince böyle organizasyonlar yapıyorlar. Yani mesela tekke ve zaviyeler kapanmış ama Mevlevilere dokunmamışlar. Yani ne yapmışlar? İşte şey adı altında, tarihi eserlerin bulunduğu müze altında açmışlar tekrar. Ne yapmışlar? Sema'ya devam etmişler orada. Dini öğretmişler mi? Hayır. Kur'an sünneti öğretmişler mi? Hayır. Neden karşılar bize? Biz Kur'an sünneti öğretiyoruz. Kur'an sünneti öğretmezsen dön Allah dön. Sana kimse bir şey demez. Kur'an sünneti öğretiyorsan sana bir şeyler derler. Bakın. Sebep? Seni Mevleviden bile saymazlar. Kim saymıyor? İngiliz casusu, dedenin torunları saymıyor.
Kim saymıyor Mevleviden seni? Merkezi Londra'da bulunan Dünya Mevleviler bilmem ne vakfının elemanları saymıyor seni. Kimler saymıyor? Onlar saymıyor. Sebep? Çünkü sen mason değilsin. Neden? Sen çünkü kraliçeye bağlı değilsin. Bu kraliçeye bağlı olan, CIA'ya bağlı olan, Mossad'a bağlı olan cemaat ve tarikatlar Allah'ı zikir olarak nitelendirmezler bunu. Altını çizerekten söylüyorum. Buralara kendi beynini, kalbini peşkeş çeken alim müsveddeleri Allah'ı zikir olarak nitelendirmezler bunu. Ben yıllardan beri bunu ince, ince, ince, ince araştıraraktan geliyorum. Ve bir kimse bir topluluğun Allah'ın zikrine karşı geliyorsa, yani böyle toplulukta zikir olmaz. Hatta bir ara Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin mahkemede söylediği sözü delil edip zikrullah yapan, bu noktada işte tarikatlara zaman tarikat zamanı değil, zaman imanı kurtarma zamanı deyip tarikatların üzerine yürüdüler.
Orada yirmi dokuzuncu mektup, dokuzuncu kısım, sekizinci telvih, hatta bazı mektubatlardan kaldırdılar. Bir kardeş gösterdi bana, bak dedi mektubatta yirmi dokuzuncu mektup, dokuzuncu kısım, sekizinci telvih kaldırılmış. Neden? Zamanı değilmiş onun. Ve ahlaksız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri onu oraya koymuş, onu oraya yazmış. Sen onun ilmini neden saklıyorsun? Sen kimsin de o mektubatın, o kısmının zamanı olmadığını hükmeteceksin? İngiliz soytarısı çünkü. İngiliz soytarısı. Daha yayınlanmayan mektupları var Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin. Yayınlanmayan sözleri var daha.
Yayınlanmayan risaleleri var. Neye göre yayınlamıyorsunuz? Kimden emir aldınız? Kim size yayınlamayın dedi? Abiler böyle hükmetti. Kim bu abiler ya? Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin üzerinden hüküm verecek kim bu abiler? Kimse sormaz. Çünkü zikrullah düşmanlığının üzerine kuruludur her şey. Çünkü bir kimse bir gerçek noktada bir manevi üstada intisap ederse onun başka bir yere intisaplığı kalmaz çünkü. Refah Partisi de karşıdır. Tabii milli selamet de karşıdır tasavvufa, sufiliğe. AK Parti de karşıdır.
CHP de Alevilerin dışında sufilik tanımaz. Onlar da karşıdır. MHP de karşıdır. İYİ Parti zaten karşıdır. Bakın bütün ülkede şimdi adamın birisi gitmiş. Dokuz tane suçtan aranan bir kimse. O Diyarbakırlı, o meczup o adam. Gerçekten meczup Allah dostu o. Gitmiş onu şehit etti, öldürdü. Hemen tarikatlar attılar lafı. Değil mi? Dediler ki o tarikatlar aleyhine laf söylediydi. O yüzden ehli tarikatçıların uğruu dediler. Bakın bunlar büyük oyun. Küçükmüş gibi görünüyor bize. Allah bizi affetsin. O yüzden ayeti kerimede zikrullah geçiyor. Allah'ı zikir en büyük iştir. Kur'an'ı oku. Sana vahyolunluğunu oku.
Oku. Kur'an okumayı hepimiz kabul ediyoruz. Ve hepimiz Kur'an-ı Kerim okumasını bilmeliyiz. Ve okumalıyız. Namaz zaten olmazsa olmazdır. İbadet olarak. Ama o nasıl namaz? Orada hayasızlık olarak Türkçe'ye çevriliyor. Fahşa geçiyor değil mi? Fahşa. Yani seni fahşiyetten uzaklaştıracak. Öbür tarafta hayasızlıktan sonra ne diyor? Kötülük olarak Türkçe'ye geçiyor. Münker diyor değil mi? Orada. Münker karşılığı kötülük demek değil sadece. Kur'an ve sünnetin dışındaki her şey. Fahşa. Kur'an ve sünnetin dışındaki her şey. Namaz seni, Kur'an ve sünnetin dışındaki her şeyden korumalı.
Namaz seni her türlü fahşiyattan korumalı. Ama bunlar korumalı. Kur'an da korumalı. Ama bunların içerisinde seni koruyacak olan en yüce, en yüksek olan şey, Allah'ı zikirdir. Sen Allah'ı zikretmezsen, Sen Allah'ı zikretmezsen kalbin incelmez. Sen Allah'ı zikretmezsen kalbin doğruyu görmez. Sen Allah'ı zikretmezsen kalbin istikamet bulmaz. Sen Allah'ı zikretmezsen, Sen namazdan tat almazsın. Namaz senin miracın olmaz. Sen Allah'ı zikretmezsen, Kur'an senin kursandan aşağı inmez. Sen Allah'ı zikretmezsen, Asla ve asla manevi olarak yol alamazsın. Sen Allah'ı zikretmezsen, Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilemezsin.
Sen Allah'ı zikretmezsen, Asla ve asla Allah seni korumaz. Sen Allah'ı zikretmezsen, Allah seni muhafazana almaz. Sen Allah'ı zikretmezsen, Kuru bir meyvacı gibi olursun. Sen Allah'ı zikretmezsen, Allah'ı zikretmezsen, Zikrullah dilden kalbe inmezse, Senin kalbinde nur perdeleri açılmaz. Sen Allah'ı zikretmezsen, Sen Allah'ı zikretmezsen, Sen o nur perdeleri açılmadığı için, Sen ne yazık ki, Hakikatin hakikatine ulaşamazsın. Seni manevi olarak yol aldıracak, En mühim ibadetlerden birisi, Allah'ı zikirdir. Ve senin kurtuluşun, Senin kurtuluşun, Ancak Allah'ı zikirdedir. Sen Allah'ı zikirle hemhal olmazsan, Sen kurtuluşa eremezsin.
Hatta zikrullaha düşman olursan, Kafirin ta kendisisin. Asla ve asla, Kurtuluş ümidin ve umudun da yok. Sen zikrullaha düşman olursan, Sen zikredenlere düşman olursan, Senin kurtuluşun yok. Senin kalbin mühürlenir, Kararır, Kas katı bir şekilde gidersin. Sen Allah'ı zikretmezsen, Taştan bir farkın olmaz. Taş, Bildiğiniz taş olursunuz. Kalbiniz taşlaşır. Sen Allah'ı zikretmezsen, Kalbin taşlaştığı için, Asla Cenab-ı Hak oraya tecelli etmez. Allah'ı zikir en büyük iş çünkü. O zikrullah, Dilde ve kalpte oluşacak. Sufi kardeşler, Allah'ı zikredeceksin. Sufilik, Allah'ı zikir üzerine kuruludur.
Horasani bir yol, Allah'ı zikir üzerine kurulur. Sen zikrullah'tan geri durmayacaksın. Sen cemaatle olan zikrullah'tan geri durmayacaksın. Yok işin vardı, Yok aşın vardı, Yok eşin vardı, Yok çocuğum hastaydı, Yok işte şuyum vardı, Buyum vardı demeyeceksin. Cemaatle olan zikrullah'a sürüne sürüne de geleceksin. Cemaatle olan zikrullah'a sürüne sürüne de olsa geleceksin. Cemaatle olan zikrullah'a hasta dahi olsan, Diyeceksin ki, Gelin beni sarın, Sarmalayın, Zikrullah'a götürün, Ben öleceksem orada öleyim diyeceksin. Zikrullah halakasından asla geri durmayacaksın. Eğer ki sen, Sufi bir yoldasan, Başına taş da vursalar burada, Öte de git deseler, Çivi de çaksalar beynine, Diyeceksin ki, Ben zikrullah halakasından ayrılmayacağım.
Ve ayrılmamak için de, Dua edeceksin. Diyeceksin ki, Ya Rabbi, Benim manevi nasibimi, Rızkımı, Zikrullah'ında eyle. Amin. Zikrullah halakasından eyle. Amin. Son nefesime kadar beni, Zikirle ve zikrullah halakasında hemhal eyle. Amin. Ecmain. Bunun için dua edeceksin. Ve şuna inanırım yıllardan beri, Zikrullah halakasında, Bir kimsenin sütü bozuksa, Sütü temizlenir. Kanı bozuksa, Kanı temizlenir. Yeter ki o kimse, Zikrullah halakasında dursun. Zikrullah halakasında durmak, Bu kadar kıymetli, Bu kadar değerlidir. Bu kadar kıymetli, Bu kadar değerlidir. Şöyle düşünme, Benim günahım affolur mu, Affolunmaz mı?
Ben buraya layık mıyım, Değil miyim? Ben şöyle miyim, Ben böyle miyim? Bu şeytanın oyunudur. Ne günahı işlediysen işte, Gel tövbe et, Zikrullah halakasına otur. Nerede ne halt yediysen yedin, Tövbe et, Gel zikrullah halakasına otur. Ve oradan ayrılmamanın, Yolunu bul. Oranın, Oranın adabına, Erkanına, Oranın istikametine uy. O horasani yapıya uy. Uymazsan, Orası temiz bir yerdir. Kendini dışarıda görürsün. Uymazsan, Orası temizlenenlerin yeridir. Kendini dışarıda görürsün. Bunu 35 yıllık, Sufi hayatımda çok örnekleri var. Görmezler dersin, Bilmezler dersin, Ayakta uyuttum zannedersin, Öyle değildir.
Bir gün kendini dışarıda görürsün. Ve dışarıdayken de, Kendini haklı görürsün. Dersin ki, Ben haklıyım. Nice haklı olanları gördüm ben, 35 yıl içerisinde. Sakın, Nefsine uyma. Tekrar söylüyorum. Allah'ı zikredenleri, Ve o zikrullah yapılan cemaati, Allah seçmiştir. Senin seçilip seçilmediğin, Son nefesinde belli olur. Son nefesine kadar zikrullah halakasındaysan, Sen de seçilmişlerdensindir. Son nefesine kadar. Bir gittiniz pazara, Öyle değil mi? Seçmek serbest dedi. Seçmek serbest dedi. Var mı elmanın kötüsünü alan? Var mı armudun kötüsünü alan?
Var mı domatesin kötüsünü alan? Gittiniz, Pazardan meyve alıyorsunuz, Sebze alıyorsunuz. Var mı kötüyü alan? Yok. Seçmek serbest olunca, Her şeyin iyisini seçiyorsunuz. Değil mi? Kıymetli kardeşim, Sen her şeyin iyisini seçmesini biliyorsun da, Haşa Allah bilmiyor mu? En büyük işine, En büyük işine, En güzelini seçer.
Onda, Liyakatsızlık yoktur. Sen bir yere gireceksin, Torpille girersin. Oradan buradan, Torpil bulacağım da, Belediyeden oradan buradan, Devletten bir yerlerden bir şey bulacağım. Bir yere gireceğim diye bakarsın. Onlar seçmezler. Onlar liyakat aramazlar. O yüzden iki yakaları bir araya gelmiyor. Onlar kendileri gibi seçerler. Herkes seçerken, Dikkat edin bu sözlerime. Herkes seçerken, Kendisi gibi olanı seçer. Kendine benzeyeni seçer. Herkes seçerken, Kendine benzeyeni seçer. Kendisi gibi olanı seçer. Allah da seçerken, Kendisine benzeyeni seçer.
Kendisi gibi olanı seçer. O yüzden bir dervişin gönlünü kırarsan, Sen gidersin. Bir dervişi incitirsen, Sen gidersin. Bir dervişin hakkına, Hukukuna riayet etmezsen, Sen gidersin. O kalır. O kalır. Sen gidersin. Birine zulmettin bir dervişe. Sen gidersin. Sebep, Sen seçilmişe zulmettin çünkü. Sen seçilmişin ayağına bastın. Senin duruşun yoktur orada. Ya tövbe edip, Helallık alıp gönlünü alacaksın, Ya da sen yolcusun. Sebep, Nasıl insanlar, Elmanın, armudun, domatesin, Yiyeceği bir şeyin iyisini seçiyorsa, Allah da, Zikrullah halakasına, Oturacak olanları seçer.
Sen zikrullah halakasında oturduğuna, Ahriyetten hamd et. Ne dediği hadisi kutsi de, Orada birisi, Temâşa için gelmişti. Orayı seyretmeye geldi. Veya bir işi vardı da, O işini görmek için oraya geldi. Hadisi kutsi de, Ne diyor Cenab-ı Hak? Orası öyle bir, Yüce meclistir ki, Orada bulunanları ayırmak, Allah'ın şanına yakışmaz. Gelip, Geçeni dahi orada, Orada bir günlük gelmiş. Hani vardır ya, Kardeşler getirirler böyle, Gel ya bu akşam, Zikrullah var. O da Nazlan'a, Niyazlan'a gelir ya, Ya geleyim mi, Gelmeyeyim mi, Başıma bir şey mi gelecek? Ya bugün de, İnternette, Ondan sonra, Dinledim, Ondan sonra, Yeni FETÖ'ler oluşmasın. Yeni FETÖ'cüler oluşmasın.
Öyle ya, Bir sürü bu tarikatlara, Cemaatlere de laf söylüyorlar. Ya ben oraya gideyim mi, Gitmeyeyim mi, Tereddüt edeyede gelir ya, Orası, Bakın söz şu, Orası öyle yüce bir meclistir ki, Bakın, Zikrullah yapılan topluluğa diyor, Orası öyle yüce bir meclistir ki, Orada bulunanları ayırmak, Allah'ın şanına yakışmaz. Allah'ın şanına yakışmaz. Yani o gün o, Birisi karga tulumba getirmiş onu işte. Ama diyor ki, Ayırmak Allah'ın şanına yakışmaz. Ondan ne oldu? Onu da affettim diyor. Hatta, Hadis-i şerifte İmam-ı Hanbel naklediyor. Ne diyor? Geçmiş günahları da affolunur. Geçmiş günahları affolunur. Nerede? Cemaatle olan zikrullah da.
O yüzden kıymetli kardeşler, Allah'ı zikretmekten geri durmak yok. Cemaatle zikrullah etmekten geri durmak yok. Zorlanabilirsiniz. Sıkıntıya uğrayabilirsiniz. Problem yaşayabilirsiniz. Yaşayabilirsiniz. Nefsinize ahır gelebilir. Gelebilir. Ya bu çocuk mu bize zikrullah yaptıracak? Bu adam mı bize zikrullah yapacak? Ya birisinin dediği gibi, hala da Murtaza orada koltukta mı oturuyor? Ben Murtaza, milletin dervişliğinden ettim ben o koltukta oturarak da. Normalde şimdi, bunu normalde söyler ne insan nefsi. Yok, sen oturacaksın orada. Sen duracaksın. Senin üzerinden silindir gibi geçseler, merak etme. Sen atılmazsın. Senin üzerinden silindir gibi geçen atılır. Tövbe etmez, geri dönmezse, bir gün onun kulağından tutulur.
Zikrullah halakasındaki olan zulüm, asla tövbe edilip, afdilenmedikçe, oradan silinmez. Bunu unutmayın. O yüzden kimse kimseye zulmetmesin. Kimse kimseye haksızlık yapmasın. Herkes birbirine hürmet etsin, hizmet etsin. Hürmet etsin, hizmet etsin. Kimseye tepeden bakma. O Allah'ın en büyük iş dediği, en büyük iş dediği, o işi yapıyor. Tepeden bakma. Eşleriniz zikrullah, erkeklere söylüyorum. Eşleriniz zikrullaha gidecekse, onlara müsaade edin. Onlara yardımcı olun. Hizmet edin. Engel olmaya çalışmayın. Engeli siz yersiniz. Çocuklarınız zikrullaha gidecek, hizmet edin. Engel olmayın. Çocuklarınız zikrullah halakasında yetişsin. Kadınlara sözüm. Derviş, derviş değil.
Eşleriniz zikrullaha mı gidiyor? Destek olun, gönderin. Ancak kalbi orada incelecek. Orada merhamet bulacak. Orada o kimse yumuşayacak. Yoksa herkesin imtihanı çok şedid olacak. Herkesin imtihanı çok ağır olacak. Ve böyle bir zamanda, ahir zamanın son diliminde, her şeyin paraya, pula, makama, mevkiye, gösterişe, şuna buna, şata ata, şata fata, çevrildiği bir zamanda, Allah için Allah'ı zikredin.
Allah için Allah'ı sevin. Allah için Allah yolunda yürüyün. Bakın Allah için Allah yolunda yürüyün. Kendinizi bu noktada böyle sabitleyin. Bunun dışında bir şey düşünmeyin. Bunun dışında bir şey yapmayın. Ve ümit etmiyorum. İnanıyorum buna. İnanıyorum. Cenab-ı Hak o arş-ı alanın gölgesinde bizleri gölgelendirecek. Amin. Bir sürü bir şeyler yazdıydım buraya. Hiçbirisini okuyamadım. Ama bir şeyi okuyacağım. Müsaadenizle inşallah. Muaviye mescitte bir halakaya uğradı. Ve sordu sizi buraya oturtan nedir? Onlar dediler ki Allah'ı zikretmek için oturduk. Allah sizi buraya ancak bunun için mi oturttu? Evet Allah bizi buraya ancak bunun için oturttu dediler.
Bunun üzerine Muaviye şöyle dedi. Ben sizi töhmet altında bırakarak yemin ettirmeyeceğim. Sahabe içinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden en az hadis rivayet eden benim. Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ashabından bir halakaya çıkıp sordu. Sizi burada oturtan nedir? Allah Resulü halakaya da oturanları soruyor. Sizi burada oturtan nedir? Biz burada Allah'ı zikretmek için oturduk. Bizi İslam'la müşerref kıldığı için ve bize böylesine büyük bir lütufta bulunduğu için ona hamd ediyoruz dediler. Allah sizi buraya sadece bunun için mi oturttu? Evet Allah bizi ancak bunun için oturttu. Başka bir gayemiz yoktur dediler. Bunun üzerine Allah Resulü buyurdu ki size inanıyorum itham edip size yemin ettirmeyeceğim.
Lakin bana Cebrail gelip Allah'ın meleklere karşı sizinle iftihar ettiğini bildirdi. Bu kadar. Demek ki biz zikullah halakasında oturup da fi sebilillah Allah'ı zikretmek için oturursak o zaman bizim durumumuz farklı bir noktaya gitti. Evet bir hadis-i şerif ta Amr bin Abese naklediyor Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden tergipte geçiyor bu hadis-i şerif.
Allah'ın lütuf ve rahmetine yaklaştırdığı iki elini sağa yönelterek bir takım insanlar vardır ki bunlar peygamberler de değildir. Şehit de değildirler. Yüzlerinin parıltısı kendilerine bakanların gözlerini kamaştırır. Allah'a olan yakınlıklarından dolayı peygamberler ve şehitler kendilerine imrenirler. Ey Allah'ın Resulü onlar kimlerdir denildi. Peygamberimiz onlar çeşitli kabilelerden Allah'ı zikretmek için toplanmış olan kimselerdir. Hurma yiyenin hurmasının iyisini seçtiği gibi onlar da sözün güzelini seçerler. Demek ki fi sebilillah değişik kabilelerden toplanıp Allah için Allah'ı zikredenler. Hurma yiyenlerin hurmayı seçtiği gibi onlar da ne yapıyorlarmış?
Sözün güzelini seçiyorlarmış. Sözün güzeli ne? La ilahe illallah. Kim la ilahe illallah der ise Hadis-i Kudsi Tevhid benim kalamdır. Kim bunu söylerse benim kalama sığınmıştır. Kim bunu söylerse benim kalama sığınmıştır. Biz tevhid ederekten Allah'ın kalasında durmaya gayret edelim. Haklarınızı helal edin. Helal olsun. Bizden yana da helal olsun inşallah. Sosyal medya üzerinden, internet üzerinden sohbet ve zikirlerinizi takip eden Elazığ'dan İbrahim Güral Bey sizlere selamlarını iletti. Ve aleyküm selam. Benim ilk evliliğimden iki oğlum öldü. Birisi dokuz aylık, diğerisi üç günlüktü.
Bunlara cenaze namazı kılınmadı. Eşimin ailesi istemedi. Bunun günahı var mıdır? Şimdi gıyavında cenaze namazı kılınsa olur mu? Normalde nefes alırsa bir çocuk doğduğunda bir sefer nefes de ayağı alsa ona isim de konur. Ona cenaze namazı da kılınır. Bilmemişlerdir. O yüzden kılmamışlardır. Haklarınızı helal edin. Allah razı olsun inşallah. Kolay Lights Allah razı olsun inşallah. Yaостan imiziğim across the mille
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.