mustafaozbag.org

(NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -14.12.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 15 Aralık 2023 · 1:04:48

Hayırlı eylesin. Gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemize, cümle ümmet-i Muhammed'i, Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Cümle ümmet-i Muhammed'i ve bizleri hakkı, hak, batıl, batıl olanı bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilik, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Allah hepinizden de razı olsun. Cenab-ı Hak, Siyonistleri, Masonları, İsrail'i ve destekçilerini kahri perişan eylesin. Onları birbirlerine düşürsün. Onları para kende eylesin. Onları hepsini de dünya üzerinde yere batırsın. Bizleri de onları şahit eylesin. Amin. Ecmayin. Bu akşamki nasihat, daha doğrusu böyle fırsat olur, sağlam yerinde olursa birkaç ters buradan yürüyeceğiz.
Dini istismar etmek, dini geçim kapısı yapmakla alakalı. Bu normalde tarih boyunca bu en büyük problemlerden birisi olmuş. İnşallah bununla alakalı sohbetimiz. Buyur hafız. Bismillahirrahmanirrahim. Allah razı olsun.
Sebe ayet 47 Ey Muhammed şöyle de sizden herhangi bir ücret istemişsem sizin olsun. Benim ücret ve mükafatım yalnız Allah'a aittir. O her şeye şahittir. Bu tabi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dilinden müşriklere söylenmiş bir söz. Yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Adem'den kendi zamanına gelince kadar bütün peygamberlerin yolundan gitmiş.
Onlar normalde çünkü başka ayet-i kerimelerde hut olsun diğer peygamberler olsun onlar hep onların dilinden Kur'an-ı Kerim ücret istemeyeceklerini, ücret almayacaklarını beyan etmiş. Önümüzdeki haftalarda o ayet-i kerimeleri de değineceğiz ama önce ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından daha doğrusu Cenab-ı Hak'ın Hz. Muhammed Mustafa'ya tavsiyesi üzerine bunu söylüyorum.
Buradan giriş yapayım istedim. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, müşriklere diyor ki ben sizden ücret istemiyorum. Eğer bir ücret aldıysam o sizin olsun. Herhangi bir tebliğden dolayı yani Allah'ın varlığını, birliğini, kitabını ve kendisinin peygamber olduğunu tebliğ edince bunun karşılığında sizden herhangi bir ücret beklemiyorum diye söylüyor. Peygamberler malum hepsi de Cenab-ı Hak'ın varlığına, birliğine tanınmasıyla alakalı tebliğ ile vazifelendirilmişler. Ve bütün peygamberler bu tebliğ vazifesini üzerine almışlar ve bu tebliğlerine karşılık herhangi bir kimseden ücret almamışlar. Ücret istememişler. Asla ücrete meyil etmemişler. Peygamberlerin bu manada en önemli özelliklerinden birisi bu.
Hiçbirisi dini geçim kaynağı yapmamış. Dinden geçinmemişler. Hiçbirisi de. Ama ne yazık ki tarih boyunca dinden geçinenler olmuş hep. Dini geçim kapısı yapanlar olmuş. Bu sadece geçim kapısı olmak. Hani ben böyle tırnak içerisinde dini istismar etmek. Bu sadece hani ekonomik parasal bir mesele değil. Bunu normalde dini istismar eden siyasetçiler olmuş, bürokratlar olmuş, devlet adamlar olmuş, devlet başkanlar olmuş, alim statüsünde olanlar olmuş.
Şeyh statüsünde olanlar olmuş ve bunlar ne yazık ki bu manada dini istismar meselesinde böyle güzel olmayan örnekler sergilemişler. Tarih boyunca bu örnekler de olmuş ve bu son dönem çok hızlı bir şekilde İslam dünyasında da bu çok böyle ayyuka çıkan bir hadise haline geldi. Çünkü bu din istismarcılığı dediğimiz bu istismar kar topu gibi büyüyor. Hem siyasette büyüyor hem bürokratta bürokraside büyüyor hem de dinle ilgili alakalı olanların içerisinde büyüyor. Şimdi siyasette büyümesini anlayışla karşılayacağız. Bürokraside büyümesini anlayışla karşılayacağız. Ama dini çerçeve çevrelerinin içerisinde büyümesini anlayışla karşılamamız mümkün değil. Zaten sıkıntı da burada.
Yani alimim diyenler, şeyhim diyenler, kendince bir cemaate sahibiz, bir cemaat ehliyiz veya bir cemaat olanlar ne yazık ki bu istismarın içerisine gömülmüş haziyettiler. Bu böyle öyle bir pislik, öyle bir necaset ki bunun içerisine giren kimse kendisini normalde temizlemekte çok zorlanıyor. Temizleyemiyor kendisini. Ve bu kar topu gibi büyüyor. İstismar istismarı getiriyor. İstismar istismarı getiriyor. Bir bakıyorsunuz yani o dinden geçinmeyi bırakın dinden zengin olmuş. Devasa binalar, devasa dergahlar, devasa arabalar, devasa bir hayat, böyle şan şöhret içerisinde bir hayat. Böyle ne yazık ki İslam'ın peygamberi metoduna uymayan bir nokta. Şimdi bir sufinin, bir dervişin, bir müslümanın zengin olması gayet normal bir şeydir.
Bunda bir sıkıntı yoktur. Çalışır, çabalar, gayret eder. Belli bir maddi refaha ulaşabilir, belli bir dünyevi refaha ulaşabilir. Buna hiç kimsenin söyleyecek bir lafı olamaz. Olmaz da zaten. Bunu ne Kur'an müsaade eder ne de sünnet-i seneye müsaade eder. Ne de imamların fıkıhı buna müsaade eder. Bu normal değil. Yani bir müslüman eşittir, böyle zenginlik düşmanı değildir. Eyvallah bunda bir sıkıntımız yok. Ama eğer ki o kimsenin bir işi yoksa, herhangi bir ticaret yapmıyorsa, bir iş yeri yoksa, bir şey yapmıyorsa, bu nereden geliyor o zaman? Bunu sorarlar insana. Yani normalde bunun akarı ne, bunun gideri ne, bu nereden geldi? Nereden binildi 40-50 trilyonluk arabalara?
Nereden bu devasa evler, şato gibi yerler oldu? Bu para nereden geldi? Bu nasıl bir dünya ki hiçbir işi yok, çalışması yok, çabalaması yok, gayreti yok, fabrikası yok, iş yeri yok. Yani bir vergi mükellefi bile değil ama altındaki araba 50 trilyon. Vergi mükellefi bile değil, herhangi bir yerde amir memur da değil ama oturduğu ev 100 trilyon örneğin. Yani bu kim? Bu adın, bunun adı şeyh. Bu kim? Bunun adı işte Sadat, Seyit, Şerif. Bunun adı ne? Pir, Gavs ne? Neyse adı. Yani onunla baktığımızda insanların, şahsın üzerinde soru işareti değil, İslam dininin üzerinde soru işareti sevk ediyor. Sebep? Çünkü o kimseyi İslam'la bağdaştırıyor. En büyük problem bu.
Nasıl bir siyasetçi İslam'ı konuşursa, İslam'ı o siyasetçiyle bağdaştırıyor ve dini bilmiyor çünkü toplum. Toplum dini bilse zaten diyecek ki ya Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri böyle mi yaşadı? Basitten yürüyecek. Çünkü Cenab-ı Hak peygamberiyle alakalı sizin içinizden bir peygamber seçtim diyor. Sizin içinizden. Bu ne demek sizin içinizden? Hayat standardı sizin gibi. Yemesi, içmesi, oturması, kalkması, maddi durumu, mali durumu sizin gibi. Yani sizden yukarıda bir kimse değil, sizin içinizden. Yani kalkıp da Mekke'nin en zengini değil, sizin içinizden. Eğer en zenginden seçmiş olsaydı Mekke'nin içerisinde o kadar zenginler vardı ki Cenab-ı Hak o zenginlerden birisini peygamber olarak seçerdi.
Veya Mekke'nin içerisinde Ebu Cehil'in önceki mahlası Ebu Hikem'di. Eğer öyle bir şey olmuş olsaydı işte Ebu'l-Hikem'i o günün manada Ebu'l-Hikem'i peygamber seçerdi. Veyahut da işte hem bilgili hem böyle şey ne o zengin hem kudretli bir kimse olmuş olsaydı Mekke'nin içerisinde öyle kimseler vardı. Ama Allah Celle Celaluhu hiçbir peygamberi buna göre görevlendirmedi. Hz. Davud çobandı. Davud çobandı. Koyun güdüyordu. Musa aleyhisselam çobandı. Koyun güdüyordu. Yani peygamberlere baktığımızda hayat standartlarına yaşadıkları toplumun hayat standartından yukarıda değil. İman edenlerin hayat standartından yukarıda bir hayat standartı yok hiçbirisinin.
Ve hiçbirisi olmadan göçüp gitmiş. Davud aleyhisselam kral peygamber ama Davud aleyhisselam kral peygamber olmasına rağmen hiçbir şatafatı şataatı yok. Süleyman aleyhisselam kral peygamber ama onun böyle bir şatafatı şataatı yok. Enteresan bir şey. Ve bunlar bir de Beni İsrail peygamberi. Baktığımız zaman peygamberlerin hayat standartlarına bakın peygamberlerin hayat standartlarına baktığımızda yaşamış oldukları toplumun veya topluluğun hayat standartından yukarıda bir hayat standartı yok.
Ve onlar dini tebliğden dolayı, dini tebliğden dolayı etrafındaki insanlardan, etrafındaki insanlardan herhangi bir ücret karşılık almamışlar. Bu konuda da istememişler. Bakın istememişler. Ve Hazreti Muhammed Mustafa da sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğine söz verene ben cenneti söz veririm diyor. İbare bu. Demek ki hiç kimseden hiçbir şekilde hiçbir şey istememişler. Hatta Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e de diyor ya. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğine söz ver ben sana cenneti söz vereyim. O da söz veriyor Hazreti Ebu Bekir Efendimiz. Radıyallahu anh Hazretleri. Sonra Emir el-Mü'minin iken devesinden kırbacı düşüyor elinden iniyor kendisi alıyor kırbacını diyorlar ki Ya Emir el-Mü'minim bize söyleseydin de biz verseydik.
Hazreti Ebu Bekir Efendimiz diyor ki ben hem arkadaşım olan hem peygamberim olan Muhammed'e söz verdim. Hiç kimseden hiçbir şey istememeye. Bakın hiç kimseden hiçbir şey istememeye. Hatta diyor ki düşen kırbacınızı da. Başka bir hadis-i şerifte de başka bir sahabe diyor ki ayakkabının bağı dahi olsa. Yani ayakkabının bağı düştü onu dahi istemediyor. İslam, İslam gerçek manada peygamberi metodun üzerinde dini tebliğ etmekten, dini çalışmalardan dolayı ücret istemek yoktur. Bir kimse ücret istiyorsa, yapmış olduğu dini tebliğlerden, yapmış olduğu dini çalışmalardan ücret istiyorsa ve ücret alıyorsa o peygamberi bir metod üzerinde yürümüyor. Peygamberi değil.
Çünkü Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dini tebliğden dolayı hiçbir ücret almadı. İstemedi yani. Gelen hediyeler oluyordu, beytül mala veriyordu. Gelen hediyeleri. O gelen hediyeleri beytül mala veriyordu, beytül mala veriyordu, beytül malda duruyordu. Yani o kendi nefsine de hediye bu manada almadı.
Hatta meşhurdur ya, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de hediye kabul etmezmiş. O yüzden birçok dostu kırılmış, incinmiş ona. Şimdi normalde böyle olunca o tebliğlerinden dolayı, tebliğlerinden dolayı hiçbir şey kabul etmemişler. Eğer din salt bir şekilde Kur'an sünnet tarihinde duracaksa ve dini anlatan ve dini tebliğ eden kimse, dini anlatan, dini tebliğ eden kimse veyahut da sufiliği anlatan, dergahı anlatan, o normalde dervişliği anlatan bir kimse, bunun karşılığında herhangi bir ücret istemeyecek, bunun karşılığında herhangi bir şeyi andırmayacak.
herhangi bir şeyi de andırmayacak, almayacak, istemeyecek, bir de andırmayacak. Bunu bu hale getirmeyecek. Bunu bu hale getirirse, o kimse işte, eğer bizim kardeşlerimizse, bizim yolumuza leke getiriyor. Bizim kardeşlerimiz böyle bir şey yapmayacaklar. Böyle bir yola girmeyecekler. Kendi kafalarından, birilerinden bir şey istemeyecekler. Altını çizerekten söylüyorum. Kendi kafalarından, dergahın herhangi bir, bizim topluluğumuz, topluluğumuzun herhangi bir yeri için, bir şey istemeyecekler. Bir toplu iğne dahi olsa, bir toplu iğne dahi olsa, istemeyecekler.
Bize bir tane toplu iğne lazım demeyecekler. Derlerse, bizim çizdiğimiz Muhammedi yola leke getiriyorlar. Söylemeyecekler bunu. Bunu birisine andırmayacaklar. Buna böyle birisine, işte bizim kaşığımız yok demeyecekler. Demeyecekler. Bize bir kaşık gönderir misin demeyecekler. Diyen kimse, bizim yolumuzun dışındadır. Diyen kimse, bizim yolumuzun dışındadır. Eğer kaşık lazımsa, söyleyecek bize, biz kaşığımızı alırız. Bardak lazımsa, bardağımızı da alırız. Bir şey lazımsa alırız Allah'ın izniyle. Bunu isteyen, bunu dillendiren kimseler, bizim yolumuza leke getiriyor bu kardeşler.
Açık ve net söylüyorum. Açık ve net. İstemek yok. Eski arkadaşlar bilir, ta yolun başında dedim. İstersem dilim kopsun dedim. Ben bu sözümü unutmuyorum. İstersem dilim kopsun. Net. İstersem dilim kopsun. Yine aynı noktadayım yıllar sonra da. Ben ölünceye kadar da aynı noktada olacağım. İnşallah. İstersem dilim kopsun. Ama bir arkadaş da, bir kardeş de istemesin. Hiçbir kardeşin, hiçbir arkadaşın, hiçbir kimsenin, bu yola, küçücük bir minnacık bir şey için, herhangi böyle uyduruktan bir şey için, leke getirmeye hakkı yok.
Bizim yolumuza bu manada leke getirmeye kimsenin hakkı yok. Bu yol, Muhabbedi bir yol. Yol Mustafa Özbağ'ın değil. Bu yol, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin yolu. Ondan sonra bu yol, Hazreti Ebubekir Efendimizin yolu. Ondan sonra bu yol, Hazreti Ali radıyallahu anh Hazretlerinin yolu. Hazreti Hasan Efendimizin, Hazreti Hüseyin Efendimizin yolu. Hiç istememişler. Hazreti Ali radıyallahu anh Hazretleri hiçbir şey istememiş. Hazreti Hasan radıyallahu anh Hazretleri hiçbir şey istememiş. İnsanların elindeki mallara gözlerini dikmemişler. Hazreti Hüseyin radıyallahu anh Hazretleri hiçbir şey istememiş. Ehli beyt istemez. Bir kimsenin ehli beytten olup olmadığını buradan anlayacaksınız.
Bir kimse ehli beytse istemez. Ehli beytin yolu istemek değildir. Ehli beytin yolu dervişlerin üzerinden para kazanmak değildir. Ehli beytin yolu dervişlerin cebindekine göz koymak değildir. Ehli beytin yolu dervişlerin malına, parasına, puluna, karısına, kızına göz dikmek değildir. Ehli beytin yolu bu değildir. Sen çavuşluğunu, zakirliğini, dergahtaki hizmetini, hizmetini ne bileyim onu bunu bahan edip Sen hiç kimsenin hiçbir şeyine göz dikemezsin, isteyemezsin de. Birileri istiyordur. Bizim dışımızdadır o. Bizim yolumuzla alakalı değildir. Bir iğne dahi istiyorlarsa, bu toplulukla alakalı, bu dergahla alakalı, Bizden değildir o.
Bir iğne dahi istese. Bir iğne. Dergaha bu lazımdı. Dediği anda o bizim yolumuzdan değildir. Bakın tekrar söylüyorum. O bizim yolumuzdan değildir. Biz istemeyiz. Bu kadarız. Bu kadar oluruz. İstemeyiz. Biz başaramayabiliriz bir şeyleri. Önemli değil. İstemeyiz ama. Dilenmeyiz. Biz belediye başkanlarının önünde biz taklatmayız. Biz valilerin, bürokratlarının önünde taklatmayız. El ovuşturmayız biz. Bizim böyle bir derdimiz yok. Bizim böyle bir derdimiz yok.
Bize araba ver, bize kat ver, bize yat ver, bize para ver, bize pul ver. Bizim böyle bir derdimiz yok. Birbirimizin arasında da derdimiz yok. X kimseye, selamun aleyküm aleyküm selam. Ya böyle böyle ya bir şeye ihtiyacımız var. Dergaha bunu alabilir misin? Arkadaşlar, bu konuda çok hassasım. Ben 30 yılı geçtir, devirdim dergahın içinde.
35-36 yıl. Bu saatten sonra, bu dergahı kimseye lekel etmem, bir toplu yine dahi olsa, bir toplu yine dahi olsa, Allah rızası için, bunun sonu gelmez sonra. Bakın, bunun sonu gelmez. Benim en çok canımı sıkan şeylerdir bunlar. Adamın dervişliği istismar etmesi, dergahı istismar etmesi, şeyhi, çavuşu, zakiri istismar etmesi. Benim en çok canımı sıkan şey budur. Adam içki ise, valla ağzını, yüzünü temizlerim onun. Ama adam istismar ediyorsa, onun ağzını, yüzünü kırmak istiyorum. Dağıtmak istiyorum onu.
Onu temizlemek istemiyorum. Bunu bile bile nasıl yaparsın ya? Evet, bir toplu inayede takılırım. Evet, takılırım. İsteme kardeşim. İsteme. Ben bu topluluğu bir vücut gibi görüyorum. Vahdetleştiriyorum onu. Birisinin bir şey istemesi, bütün komple topluluğun istemesidir. İsteme kardeşim. İsteceksen ben isterim. Sana düşmedi. Bir şey lazım mı? Lazım. Benim gücüm yetmedi mi? Ben isterim gerekirse. Bugüne kadar istemedim ama isterim. Olmazsa olmazdır. Eyvallah. Ama bir arkadaş bunu istismar etmeyecek. Bunu istemiyorum.
Dervişli istismar etmeyecek. Bunu istemiyorum. Dün tanıştığı kimseyle böyle yaka paça olmayacak. Bunu istemiyorum. Dervişli istismar etmeyecek. Demeyecek. Kardeş hadi ya beni bir eve bırakır mısın? Demeyecek bunu ya. Demeyeceksin. Bu dergahta demeyeceksin kardeşim. Bu dergahta demeyeceksin. Yayan yürüyeceksin. Gideceksin otobüs bekleyeceksin. Gideceksin tren bekleyeceksin. Gideceksin dolmuş bekleyeceksin. İstemeyeceksin. Beni bir eve götürür müsün demeyeceksin. Bu yolda yürüyeceksen demeyeceksin. Oğluna söyle, kızına söyle, damadına söyle, gelinine söyle, kardeşine söyle. Kime söyleyeceksen söyle, bizi ilgilendirmez. Ama dervişe söyleme.
He oraya gidiyorsun beni de atar mısın? Deme bunu. Dervişli istismar ediyorsun. Yolunu istismar ediyorsun. Söyleme. Söyleme. Veya gittin bilmem hangi ile gittiysen gittin. Orada misafir olacağım diye bekleme. Sen ne işin var senin? Gidecek İzmit'te de İzmit'te misafir olacağım diye bekleyecek. Arayacak ondan sonra. Diyecek ya böyle böyle Cemil kardeş ben işte İzmit'teydim de işim vardı da burada nerede kalabilirim? Veya Cemil'le daha dün tanışmış, yeni tanışmış. Gidecek çoluk çocuk, Cemil'in evinde kalacak. Üç gün, beş gün, on gün, bir ay. Yok böyle bir dervişlik.
Böyle bir dervişlik yok. Doğru değil. Bakın doğru değil. Tanışmış olabilirsin. Samimi olmuş olabilirsin. Böyle bir dervişlik doğru değil. Biz böyle bir dervişlik öğretmiyoruz kimseye. Bunu istismar etmeyecek hiç kimse. Dervişliğini istismar etmeyecek. Yolunu istismar etmeyecek. Oradan kendine hayatı kolaylaştırmanın yoluna bakmayacak. Zorluğu çekecek. Nefis terbiyesi yeri burası. Burası nefsin rahat edeceği bir yer değil. Evet açık konuşuyorum. Ben ders verirken de söylüyorum. Kardeş başını yakma. Burası normal bir yer değil. Yakma başını uzak dur. Başını yakarsın burada. Sebep burada bir sürü Muhammed'i kurallar var. Muhammed'i kurallar var burada.
O Muhammed'i kurallara uyacaksın. Eğer bu dergaha müntesip olacaksan. Sufiliğini kullanıp evlenmeye kalkmak. Sufiliğini kullanıp ticaret yapmaya kalkmak. Sufiliğini kullanıp gidip orada burada misafir olmak. Sufiliğini kullanıp onun bunun malına, mülküne, parasına, puluna sarkmak. Yok böyle bir şey. Bakın yok böyle bir şey. E şimdi bu bizim kendi içimizin yönü. Bir de dışarısı var. Ya insanlar artık Müslüman görmekten tiksinecekler. İnsanlar artık şeyh görmekten tiksinecekler. Müslümanlar artık şeyh görmekten tiksinecekler. Bir de tutturmuşlar. Ondan sonra Müslüman zengin olmalı mı? Ya olsun canım kardeşim.
Uçakla geçsin. Bize ne? Ama sen ben şeyhim diyorsan dergahın içerisinde zekat toplama. Bir de zekat memuru tayin edip, zekat memuru tayin edip, kapı kapı dilendirme dervişlerini. Sen bir cemaatim, ben bir topluluğum diyorsan, kendi topluluğunu dilendirme. Çıkar uyduruktan bir dergi, dergi sat. Çıkar uyduruktan bir sidi, sidi sat. Çıkar uyduruktan bilmem ne kitabı, kitabı sat. Şeyh Efendi'nin kerametleri, sat kitabı. Şeyh Efendi'nin mucizeleri, sat kitabı. Şeyh Efendi'nin hatıraları, sat kitabı. Şu kitap yeni çıktı, bütün dergah hasın. Yok böyle bir İslam. Böyle bir dergah yok, böyle bir sufilik yok.
Ama ne yazık ki Müslümanlar bunun farkında değil. Şeyh Efendi bir kitap hazırladılar. Dedim efendim biz bastıralım. Parasını biz verdik, biz bastırdık. Dağıtın dedik parasız. Daha öncesinden söylüyorum, açık açık konuşuyorum. Dedik parasız dağıtın. Kaç para bastılar şu kadar. Al kardeşim parasını, dağıt. Bir duyduk kitabı satıyor adam. Dedim efendim parasını biz ödedik bunun dedim. Bu adam satıyor tekrar dedim. Parasını ödediğimiz kitabın, kitabı adam bir daha satıyor. Ödediniz mi Mustafa Efendi siz bunu? Ödedik efendim dedim. Biz ödedik bunun parasını dedim. Şeyh Efendi demiş, Mustafa Efendi ödemiş oğlum o kitabın parasını demiş.
Sen neden satıyorsun demiş. Bir dahaki baskıda kullanmak için satıyoruz demiş. Şeyh Efendi geldi bana söyledi. Oğlum bir dahaki baskıda kullanmak için veriyorlarmış. Efendim bizim dergahımıza yakışmaz dedim. Bir dahaki baskıda dedim. Ben tekrar bastırırım. Almasın para dedim. Aldı adam. Sonra seri yaptı. Abdullah Efendi bir, Abdullah Efendi iki, Abdullah Efendi üç, Abdullah Efendi dört, beş, altı, yedi. Devam ediyor. Devam ediyor durur. Biliyorum takip ediyorlardır. Devam ediyor değil mi? Var mı o bilen? Devam ediyor bildiğim kadarıyla. Evet. Bakın bizim daha önceki yaşadığımız bir şey. Biz o kadar irşat dergisi bastırıyorduk. Bir kuruş para istemiyorduk hiç kimseden. Bir hiç kimseden istemiyorduk.
Bastırıyorduk, dağıtıyorduk. Gücümüz varsa bastırırız, dağıtırız. Gücün varsa yap kardeşim. Gücün yoksa otur oturduğun yere. Allah senden onun sorumluluğunu almayacak. Gücünün yettiğinden sorumlusun. İslam insanı gücünün yettiğinden sorumlu kılar. Gücünün yetmediğinden sorumlu kılmaz. Senin gücün yetiyorsa sorumlusun ondan. Senin gücün yetmiyorsa sorumlu değilsin. Veyahut da harcamak zorunda değilsin. İster harcarsın, ister harcamazsın. İster harcarsın, ister harcamazsın. Adam kazancının kırkta bir zekatını verirse adama hiçbir sorumluluk ve zorunluluk koyamazsın. Adam zekatını de istediğine verir. İstediğine verir.
Yani Kur'an-ı Kerim'de ayetle sabit kimlere verilecek? Onların içerisinden istediğine verir. Bitti bu kadar basit. Bu kadar basit. Bizim topluluğumuz gönüllülük esasına dayalı. Gönüllülük esası. Bir adam bunu kaldıracak, gönüllü olarak kaldıracaksa kaldıracak. Gönüllülük hesabı, gönüllülükle alakalı. Evet, bunu yapacağım dedin mi dedin. Bunu yapacaksın o zaman kardeşim. O zaman bunu yapacağım deyip de çıkma yola. Bunu yapacağım diye çıkma yola. O zaman onu yapacaksın gönüllülük esası. Bir şeye söz verdin. Dedin ki ben çay dağıtacağım. Görevli olarak yazdırdım isim. Çayı dağıtacaksın. Ya gönüllülük var nasıl olsa. Ben bugün de gitmesem olmaz. Hayır olmadı işte.
Hiç kimse seni bal mumundan davet etmedi. Gel burada çay dağıt demedi sana. Hiç kimse. Kendin ismini yazdırdın. Kendin çağıyı dağıtacaksın nöbetli olduğun zaman. Dağıtmıyorsun. Diskarifiye olursun. Çıkar listeden. Dağıtacak olanı koy ara. Çalışacak olanı koy ara. Gönüllülük esası. Bu disiplin. Ama biz birisinden kalkıp da ondan bir hizmet istemeyiz. Biz ondan şunu al demeyiz. Biz demeyiz. Demeyeceğiz. O yüzden asla ve asla biz hiç kimseden hiçbir şey istememeye gayret edeceğiz. Dergah adına beni özel hayatınız ilgilendirmez. Ben hiç kimseden özel hayatında da kimseden bir şey istemeyeceksin diye biatlaşma almam.
Ama dergah adına bir şey istemeyeceksiniz arkadaşlar. Kendi kendinize bir şey yapıyorsunuz. Eyvallah. Söyleyecek sözüm yok. Ama gidip de böyle ortalığa ondan sonra bir şeyler istetmek, bir şeyler aldırmak, bir şeyi andırmak dergah adına yok. Bunu istemiyorum. Bunu yapanlar tespit ettiklerim var. Bunu ciddi bir şekilde söylüyorum. Bir toplu iğne dahi olsa bunu yapanlara bir hafta müsaade perşembeye kadar. Benden helalli kalsınlar yoksa derslerini alıp göndereceğim. Böyle bu da Şebu Aruz'un rahmetiyle alakalı. Kimseyi kırıp incitmek istemiyorum. Kimseyi de böyle bir şey yapmak istemiyorum. Bir de şu çok özür dilerim. Şu aymazlığı yapmayın Allah rızası için.
Efendim size kim söyledi? Bu aymazlığı yapmayın. Bu aymazlık bu. Bu sufiliği bilmemek. Bu sufiliği bilmemekten öteye geç. Bu üstadı da tanımamak. Bu üstadının da ne olduğunu bilmemek bu. Bu daha büyük bir aymazlık. Bu daha büyük bir körlük. Bu daha büyük bir körlük. Bakın bu daha büyük bir körlük. Bunu böyle konuşmak istemezdim. Ama hani diyorlar ya kırmızı çizgimiz diye. Evet kırmızı çizgimiz arkadaşlar. Hiç kimse kendi kafasından dergah adına herhangi bir kimseden bir şey istemeyecek. Bizim dergamıza iğne lazım deyip de istemeyecek.
İğne lazımsa burada görevlisi var. Cafer burada. İğne mi lazım? Cafer'e söyleyin. Bunu daha önce de ilan ettim mi? Ettim. Bunu daha önce de ilan ettim. Bir dergahta yiyerarşik boşluk olmaz. Bir şey mi lazım? Bayanlardan Bursa'da bir şey lazımsa bayan zakiri belli. Ona söylenecek. Yemek dağıtımıyla alakalı bayanlarda görevli belli. Ona söylenecek. Matbahla alakalı bayanlarda görevli belli. Ona söylenecek. Semazenlerle alakalı bay bayan semazen başları var. Onlara söylenecek.
Vazifeliler belli mi belli. Mıtırban belli mi belli. O semazen başlarının üzerinde semazen, mıtırban hepsinin sorumluluğu kim? Adnan. Ona söyleyecek. Birisi kendi kafasından bir iş yapmayacak. Birisinden bir şey istemeyecek. Bu keşmekeşliği istemiyorum. Biz mahcur değiliz. Kısıtlı değiliz. Cenab-ı Hakk'a hamdü sena olsun. Gücümüzün yettiğince hizmet etmeye memuruz. Tekrar söylüyorum. Biz mahcur ve kısıtlı değiliz. Rabbim bizi cimrilerden eylemesin. Para ezmesini de bilirim elhamdülillah. Bilirim.
Bilmeyecek kimse de değilim. Yolumun da farkındayım. Kendimin de farkındayım. Hedefimin de farkındayım. Evet. Zor zor biliyorum. Zorluğunun da farkındayım. Ama ben Hz. Muhammed Mustafa'nın ayak izini takip etmeye çalışan bir insanım. Kendi gücümce. O yüzden hiç kimseye de bu konuda acımam yok. Hiç kimseye. Kolumsa koluma acımam yok. Keser atarım kolumu. Kolumsa koluma dahi acımam yok. Keser atarım kolumu. Allah bizi affetsin. Bunu böyle söylüyorum. Bir şey umdumdan değil. Allah rızası için.
Yani bunu söylememiz sebebi şu. Arkadaşlar. Bu topluluğu yürütebilecek kadar hamdolsun gücümüz kuvvetimiz var. O yüzden gerek yok. Topluluğun adını farklı bir noktaya çıkarmaya. Kendi şahsınız adına da gerek yok. Dimdik yaşayın. Dergahı sufiliği istismar etmeyin. Yayan yürünecekse yayan yürüyün. Yayan yürüyün. Aç kalıncaksa aç kalın. Susuz kalıncaksa susuz kalın. Kalın susuz kardeşim. Sen Allah yolcususun. Aç kalıncaksa aç kal. Yürü. Sen Allah yolcususun. Yayan gidilecekse yayan git. Yürü. Yürü.
Gidemiyormuşsun. Gideme. Otur oturduğun yerde Allah'ı zikret. Gidemedin. Parasız kaldın. Pulsuz kaldın. Nacar kaldın. Zikrullah alakasına gidemedin. Otur. Zikrullah alakasındaymışsın gibi Allah'ı zikret. Merak etme buradasın. Dilenmektense. Dilenmektense. Otur onurlu bir şekilde evde Allah'ı zikret. Otur Allah'ı zikret. Dilenmektense olmayıversin iğnemiz bizim. Dilenmektense olmayıversin bizim bir şeyimiz. Oramız eksik olsun bizim. Oramız eksik olsun. Bundan gocunmam. Neden eksik oldu? Gocunmam bundan. Allah bizi affetsin.
O yüzden hiç kimseden hiçbir şey istemeyelim. Ve inşallah öylece hayatımızı son bulduralım. Bir hadis-i şerif. Adamın birisi geldi dedi ki sallallahu aleyhi ve selleme şöyle dedi. Ey Allah'ın Resulü bana öyle bir amel göster ki onu yaptığım takdirde Allah da beni sevsin. İnsanlar da beni sevsin. Bakın bana öyle bir amel göster. Allah da beni sevsin. İnsanlar da beni sevsin. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu. Dünyada zahid ol. Allah seni sevecektir. İnsanların elinde bulunanlara karşı zahid ol. İnsanlar seni sevecektir. O zaman dünyada zahid ol.
Ne? Dünyada ne kadar varsa ihtiyacın dünyayla alakalı ihtiyacını gör. Daha da fazlasını gözünü dikme. Filanca şöyle zengin olmuş ben de öyle zengin olacağım deme. Zahid ol. Allah'ın verdiğine şükret, hamd et. Çalış, çabala, gayret et, koştur. Dünyayı terk et demiyorum sana. Ama ben de şöyle olacağım, ben de böyle olacağım deyip de hataya düşme, yanlışa düşme, harama düşme, eksikliğe düşme, ibadetlerden uzaklaşma. Allah muhafaza eylesin. O mal varlığının hesabı var bir de. Bunu da düşün. Seni ahiret işlerinden uzaklaştırmasın. Senin manevi işlerinden uzaklaştırmasın.
Seni namazdan, zikirden, sohbetten uzaklaştırmasın. Seni dergahından, tarikatından, şeyhinden uzaklaştırmasın. Sen dünya sarhoşu olma. İnşallah. Öbür hadis-i şerifin geri kalan ne? İnsanlara karşı, elinde bulunan, insanların elinde bulunanlara karşı zahit ol. İnsanlar da seni sevecektir. Sen insanların elindekine gözünü dikme. İnsanların cebindekine gözünü dikme. İnsanların cebindekine gözünü dikersen, hele bunlar dervişse, senin gözünü çıkarır Cenab-ı Hak. Sen insanların elindekine, cebindekine gözünü dikme. Sen dervişlerin elindekini, cebindekini üteceğim diye uğraşırsan, sen ütülürsün. Allah seni üter.
Ve insanların arasında hiçbir sevgin, hiçbir değerin kalmaz. Hiçbir sevgin, hiçbir değerin kalmaz. İnsanlara karşı zahit ol. Dostlarına karşı zahit ol. Dostlarına dua et daha. Ya Rabbi bunlara iyilik ver, güzellik ver, hoşluk ver, maddi manevi rahatlık ver, maddi manevi afiyet ver diye etrafına dua et. Deme ben bunun parasını nasıl alırım diye. Deme ben bu malı buna satıvereyim falan diye. Dervişlere karşı hukukunu belli bir düzeyde tut. Dervişlere zarar vermek noktasında durma. Sizin en hayırlınız etrafına zarar vermeyeninizdir. Bizim etrafımız dervişlerden kurulu. Etrafı dediğin senin dışarıdaki insanlar değil, sebep o seni tanımaz, sen onu tanımazsın. Etrafın dediğin dervişler.
Sen derviş kardeşlerine zarar vermemeyi kendine ölçü edin. Derviş kardeşlerine zarar verme. Onlara maddi manevi onlardan menfaatlenmeye çalışma. Birinin ekmeğini yiyeceğim, yemeğini yiyeceğim, öğlen yemeğini ona denk getireyim, akşam yemeğini buna denk getireyim diye ucuzlaşma. Ucuzlaşma. Onun parası var, ben bunu ona satarım, onun pulu var, ben bunu ona, ondan sonra veririm. Ucuzlaşma. Onun hesabı ağır. Allah muhafaza eylesin. İnsanlara karşı zahid ol. Yani insanların parasına, puluna, malına, mülküne, katına, yatına, arabasına, evine, barkına, gözünü dikme. Aman gel buraya kefil oluver deme.
Aman gel buraya imza atıver deme. Yapma derviş kardeşlerine. Ve insanlara karşı zahid olmanın yolunu bul. Yani dervişlere karşı zahid olmanın yolunu bul. Aldatma, kandırma. Aldatma, kandırma. Allah muhafaza eylesin. Rabbim cümlemizi Kur'an ve sünnet yolunda eylesin. Rabbim cümlemizi dini istismar eden, derganı yolunu istismar edenlerden eylemesin. Nefsimizi uydurmasın. Heva ve hevesimizi uydurmasın. Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin. Bununla alakalı birkaç hafta inşallah sohbete devam edebiliriz. Rabbim yardım eylesin inşallah.
Malum önümüzdeki pazar günü Şebu Arus yapacağız inşallah. Yine o bahçe davette olacak Şebu Arus. O yüzden bir küçük bir yürüyüş yapalım diye müsaade istedik. O da olmadı. Rica etmişler Cafer kardeşe. Demişler ki trafiği çok aksatırız. Rica etsek demişler. İptal eder misiniz? O da küçük bir istişare ettik. Dedik tamam ricalarını kabul edelim. İptal edelim dedik. O yüzden yoksa bir mevlevi alayış yürüyüşü yapacaktık. Bunu da paylaşmadık. Baştan ne olup ne olup ne gideceği belli değildi. Böyle tatlılıkla, yumuşaklıkla Cafer'e rica edince biz de ricalarını kırmak istemedik. Kabul ettik. Dedik tamam sıkıntı yok. Allah izin verirsen inşallah pazar günü bahçe davette Şebu Arus yapacağız.
İnşallah bütün kardeşleri, arkadaşları özellikle gelmelerini istirham ediyoruz. Özellikle istiyoruz. İkinci istirhamımız Gelibolu'yla alakalı. O yüzden bir dahaki pazarına da Gelibolu'da var. O yüzden arkadaşlardan özellikle de istirham ediyoruz. Gelibolu'da öyle olacak. İnşallah. Allah'ın izniyle orada da hazırlıklar, bütün her şey hazır. Burada da hazırlıklar hazır. Her şey. Normalde pazar günü kalabalık olacağı için dağıtım problemi yaşarız diye pilav yok. Şimdiden söyleyelim. Ondan sonra ama lokma, iki makineyi birden kuracağız oraya. İnşallah ama kalabalığa dağıtamayız. Masaları da kaldıracağız. Çünkü düğün salonunda masalarını da ortadan kaldıracağız.
Normal sandalye sistemine geçeceğiz. Çünkü böyle herkes biraz böyle yarı değil üçte iki mecbur gibi öyle düşündük. Yani hatta içimdekini söyleyeyim. Herkes gelebilirler. Mecbur gelecekler. Ben en iyisi böyle içimdekini atayım geçeyim böyle. Allah'ın olsun. Herkes eşiyle, çoluğuyla, çocuğuyla Şevbaruz'a gelecek. Bu benim için önemli. O yüzden ikinci önemli olan yer de Gelibolu. Orası da benim için önemli. Gelibolu'ya da arkadaşlar inşallah önümüzdeki hafta tam tekmil bir şekilde Gelibolu'ya gidecekler. Hem semazen matrivan olarak hem de katılımcı olarak bütün arkadaşlar mümkün olduğunca herkes gitmeye gayret edecek inşallah.
Haklarınızı helal edin. Allah razı olsun. Buralarda sorular var. Ama saatte on oldu. Bunlar inşallah bir dahaki önümüzdeki haftaya kalırsa inşallah devam ederiz. Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Amin.
Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı evvel bizzat fahri kainat sebep mevcudat sevgili Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve selam Efendimizin aziz pak ruhu şeriflerine hediye ledik. Kabul ve vasıl eyle Ya Rabbi. Amin. Adem aleyhisselam ile her ikisi arasında gelmiş geçmiş Peygamberi Zişan Efendimizin ruhu şeriflerine Cihari yarı güzün Efendimiz Ebubekir Sıddık Omar Faruk Osman Özün Nüreyin Ali Murtaza Kerem Allah Vece Efendimizin Evladı Resulullah Zevcat Resulullah Ashab Resulullah Ruhu Şeriflerine Ahşere İn Beşere Efendimizin Ruhu Şeriflerine İmamı Hasan İmamı Hüseyin 72 Şühedanın Ruhu Şeriflerine İmamız İmamı Hasan İmamı Hüseyin 72 Şühedanın Ruhu Şeriflerine İmamız İmamı Azam Ebu Hanefi İmam Şafi İmam Malik İmam Ham Radiyallahu An Hazretleri Mezhep İmamlarımızın Ruhu Şeriflerine Hediye Eledik Kabul Ve Vasıl Eyle Ya Rabbi Şefaatlerini Himmetlerini Dualarını Üzerlerimizden Eksike Eyleme Ya Rabbi Üç İhlas Bir Fatiha Şerife Amin Ya Rabbi Hasıl Olan Sevabı İmamız İmam Azam Ebu Hanefi İmam Şafi İmam Malik İmam Ham
Radiyallahu Hazretleri Mezhep İmam Allah'ımızın O şeriflerine Pirimiz Seyyid Ablukadir Geylani Seyyid Ahmet El Rufay Seyyid Ahmet El Bedevi Seyyid İbrahim Duz Şeh Ebul Esan Ali Şaz Şah Akşibendi Muhammed Bahattin Şah Mevlana Celaleddin Rumi Hacı Bektaş Veli Hacı Bayram Veli Mehmet Muhittin Üftad Hazretleri Veysel Karan Hazretleri İbn Arabi Hazretleri Niyaz Mısra Hazretleri Pir Büyükşeh Efendilerimizden Abdurrahim Tantavi Abdurrahim Neşabi El Hac El Hafız Ebu Bekir Sıddık Çormi Ali Aydar Efendi
Çorumlu Hacı Mustafa Naç Efendi Nevşeli Hacı Abdullah Gürbüz Efendimizin Ruhu Şeriflerine Kaçunu Dergahının Kabbaşı Dergahının Geçmişlerin Ruhlarına Geçmiş Mürşidi Kamillerin Velilerin Evliyaların Müminlerin Dervişlerin Ruhu Şeriflerine Üstadımız Sultanımız Bayınırlı Hacı Mustafa Efendimizin Ruhaniyeti Kutsiyelerine Hediyeledik Kabul ve Vasıl Eyle Ya Rab Yaşayan Mürşidi Kamillerin Velilerin Evliyaların Müminlerin Dervişlerin Ruhaniyeti Kutsiyelerine Tuğriki Aleyhimizden Akrabay Talikatımızdan Gelmiş Geçmişlerimizin Ruhlarına Ruhaniyetlerine Hediyeledik Kabul ve Vasıl Eyle Ya Rab Amin Müzü Billahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim İnne Allahe yuhibbu tevvabine ve yuhibbül mütehharin Estağfirullah el azim Estağfirullah el azim Estağfirullah el azim Estağfirullah Estağfirullah Aman Ya Rabbi Min küllü zembin
Tövbe Ya Rabbi Estağfirullah Rabbim Min küllü zembin Tövbe Ya Rabbi Estağfirullah Rabbim Min küllü zembin Tövbe Ya Rabbi Estağfirullah Tübdil Allah Vene heytü kalbi Amma sivallah Estağfirullah Tübdil Allah Eytü kalbi Amma sivallah Estağfirullah Tübdil Allah Vene heytü kalbi Amma sivallah Estağfirullah Tübdil Allah
Vene heytü kalbi Amma sivallah Eûzubillahim neşhedanirracim Bismillahirrahmanirrahim İnnehu min süleymana Ve innehu Bismillahirrahmanirrahim Bismillah Ya Rahman
Ya Rahim Ya Allah Ya Rahman, Ya Rahman, Ya Subhan, Ya Sultan, Ya Allah Ya Subhan, Ya Sultan, Ya Allah Ya Deyyan, Ya Burhan, Ya Allah Ya Deyyan, Ya Burhan, Ya Allah Ya Hennan, Ya Mennan, Ya Allah
Ya Hennan, Ya Mennan Ya Hennan, Ya Mennan, Ya Allah Ya Hennan, Ya Mennan, Ya Allah Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allah Ya Settar, Ya Gaffar Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allah Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allah Ya Rabb, Settar ismi şerifine inanıyoruz Günahlarımızı, Ümmet-i Muhammed'in günahlarına, Settar ismi şerifine setreyle Ya Rabbi, Gaffar ismi şerifine inanıyoruz Bizlerin Ümmet-i Muhammed'in günahlarını affeyle Amin
Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim İnnallâhü ve melâiketehû yusallûn ale'n-nebîh Yâ eyyühellezîne âmenû ve amilûs-sâlihatih İnnallâhü ve melâiketehû yusallûn ale'n-nebîh Yâ eyyühellezîne âmenû sallû aleyh Sallû aleyhü ve sellimû teslimâ Allâhü hümme salli â seyyinine Muhammed'in sallâ sellim Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim
Eftâli zikir fâlemennâ hu La Fatiha mâ selavat Allah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi