mustafaozbag.org

(NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 7.12.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Aralık 2023 · 1:04:55

Selamun aleyküm. Aleyküm selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Allah ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak bilip, hak üzerine yaşaman, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i bir ve beraber eylesin. Amin. Bu Siyonist İsrail'e karşı Cenab-ı Hak Müslümanlara cihad şuuru versin. Amin. Bu Siyonist İsrail ve destekçilerine Rabbim batırsın. Amin. Ümmet-i Muhammed'i yeniden cihad şuuruyla şuurlandırıp şahlandırsın. Amin. Ümmet-i Muhammed'i şuurlandırsın. Amin. O'nun ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i Cene'ye sımsıkı yapışıp, dünya üzerinde hak ve adaleti tesis ettirsin. Amin.
Ecmahit. Bugünkü nasihatimiz, Araf suresi ayet 181. İnşallah bu akşamki sohbet konumuz bu. Destur. Bismillahirrahmanirrahim. وَمِنْ مَنْ خَلَقْنَا اُمَّتَنْ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ اُمَّتَنْ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ
وَبِهِ يَعْدِلُونَ Demek ki Cenab-ı Hakk'ın yarattığı topluluklar var. Bu topluluklar hak ile doğruyu gösterip, hak ile adaleti sağlama mücadelesi veriyorlar.
İnsanoğlu var olduğundan beri iki hal var bu manada. Bir tarafta batıl var, bir tarafta da hak var. Hak ile batılın savaşı Adem'in evlatlarından itibaren başlamış. Adem'in evlatlarından itibaren Cenab-ı Hak peygamberler ve peygamberlerden sonra veliler, alimlerle hakkın hak olduğunu bildirmek için hep görevlendirilmiş.
E şeytan da batıl tarafında, o da askerlerini toplamış. İnsanlardan oluşan, cinnilerden oluşan askerleriyle, onlar da batıl tarafının savaşçıları olmuşlar. Ve bu savaş Adem'den itibaren devam ettiği gibi, kıyamete kadar da devam edecek. Bu tabi ayet-i kerimenin bir sebebi de bundan önceki, yine Araf suresinde 157. ayette, Musa Aleyhisselam'ın zamanında da böyle hakkı savunan bir topluluğun var olduğunu, başka ayet-i kerimelerde İsa Aleyhisselam'ın zamanında hakkı savunan bir topluluğun olduğunu, ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin zamanında da
hakkı savunan toplulukların var olduğunu ve var olacağını beyan ediyor. Tabi bu Kur'an, bu ayet-i kerime inzal olduğunda, bunun muhatabı direkt sahabeler, bu topluluk olarak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ve ashabı. Ama bundan sonra da, ümmetin içerisinde hakkın hak olduğunu bildiren, tebliğ eden, ve adaleti tesis etmeye çalışan bir topluluğun var olacağını işaret ediyor.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de Buhari ve Müslüm hadisi şerifinde, ümmetimden bir taife, Allah'ın emrini yerine getirmeye devam edecektir. Karşı çıkanlar, onlara zarar vermeyecektir. Allah'ın emri gelinceye kadar böyle olmaya devam edeceklerdir. O zaman ümmetten bir topluluk, ümmetten bir grup, siz buna ne derseniz deyin, ümmetten bir devlet, ümmetten bir kuvvet, bu hakkı tebliğ etmeye, doğruyu tebliğ etmeye ve aynı zamanda da adaleti tesis etmeye çalışacak olan bir topluluk olacak.
Çünkü kıyamete kadar, kıyamete kadar bu hak üzerine olan topluluk eksik olmayacak. veyahut da topluluklar eksik olmayacak. Ve bu her daim devam edecek, silsile silsile yürüyecek olan bir şey. Demek ki toplumlar bozulacak, insanlar bozulacak, hep bozulmuşlar. Ama bunların karşısında Kur'an ve sünneti savunan, Kur'an ve sünneti yaşayan, tebliğ eden, Kur'an ve sünnetin bütününü insanlara bu noktada nasihat eden topluluklar olacak.
Ve bu topluluklar, bu insanlar hiçbir şeyden korkmadan, hiçbir şeyden yılmadan, Kur'an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için, hakkın ve hakikati meydana çıkması için, bunlar mücadeleye devam edecekler. Ve ne kadar bunları susturmaya çalışsalar da, ne kadar bunları yok etmeye çalışsalar da, bunların üzerine ne kadar herhangi bir baskı, herhangi bir şey yapsalar da, bunlar bu yoldan geri dönmeyecekler. Ve bu baskılar, bu ne bileyim işte, değişik bu konudaki, ondan sonra zulümler, bunları bu hak ve hakikat yolundan geri döndüremeyecekler, zarar veremeyecekler. Burası çok önemli. Yani buradaki zarar veremeyecekler, ben bunu böyle fiziki bir şey olarak görmüyorum. Yani fiziken sizin kolunuzu, bacağınızı koparabilirler.
Ama normalde zarar veremeyecekleri, ben biraz da manevi olarak görüyorum. Ve bunlar normalde eksilmeden, ben bir de bunların eksileceğine de inanmıyorum. Nasıl veliler eksilmiyorsa, nasıl üçler, beşler, yediler, kırklar, seksenler, yüz yirmiler, iki yüz kırklar, bunlar eksilmiyorsa, beş yüzler, üç yüzler eksilmiyorsa, bu hak ve hakikati, tabi ben bu sayılara takılan bir kimse de değilim.
Bunlar hadis-i şerifte böyle beyan edilmiş, hadis-i şerifte böyle beyan edilmiş, böyle hani ben bu normalde Cenab-ı Hakk'ın ilmi ilahiyesinde bunlar kaç tanedir, ne kadardır, ne kadardır, kim ne vazifeyi yapar, bunlar ayrı sohbet konusu. Ama bunlar nasıl Allah'ın veli ism-i şerîfi sonsuzsa, bu velilerin de işlevleri, bu velilerin de işleri sonsuz olacak. Ve onlar normalde her daim var olacaklar. Ve Cenab-ı Hak dinini peygamberlerden sonra bu veliler, bu evliyalar, bu aşıklarla dinini daim olarak diri tutacak. Dinini bu noktada ne yapacak? Her daim yaşanabilir halde tutacak. Her daim. İşte bu Ümmet-i Muhammed'in içerisinden bu hak ve hakikate aykıran, hak ve hakikatin yaşanması için mücadele eden, batıla karşı cihad eden topluluklar her daim olacak.
Yine Buhari-i Müslüm hadis-i şerifinde Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki, Allah kim için hayır dilerse onu dinde fakih kılar. Müslümanlardan bir topluluk kıyamet gününe kadar hak uğrunda savaşacaklar ve kendilerine karşı çıkanlara galip geleceklerdir. Bakın bu hadis-i şerifte de, birinci hadis-i şerifte zarar vermeyeceklerini, veremeyeceklerini söylüyor. İkinci hadis-i şerifte de bu hak ve hakikat yolunda yürüyen, koşturan, mücadele eden, cihad eden insanların, ümmetin sonunda galip geleceklerdir. Geleceğini söylüyor. Burada kim Allah bir kimsenin üzerine hayır dilerse onu dinde fakih kılar dediği şey, onun kalbine ilham eder. Onun kalbine doğruyu ilham eder.
Onun kalbine hakikati ilham eder. Çünkü hani müftüler size fetva verse de siz kalbinize danışınız demiş ya. Yani nice fakih kimseler vardır, fakihtir. Fıkıhı çok iyi biliyordur ama işte enflasyon miktarı kadar faize cevaz verir. Nice fıkıhı çok iyi bilen insanlar vardır, fıkıhı çok iyi biliyordur. Ama örneğin işte kalkar eşcinsellikle alakalı yumuşak sözler söyler. Nice fakih insanlar vardır, fıkıh biliyordur. Ama kalkarlar normalde bu zamanda cihad yoktur. Hani öldürmek yoktur. Bunlar kendi başınıza çıkardığınız şeylerdir. Cihadın olması mümkün değildir deyip çıkarlar. Nice fakih olan, fakih görünen insanlar vardır. Ondan sonra bunlar emperyalistler tarafından satın alınmıştır.
Emperyalistler tarafından satın alındığından emperyalizme uygun, sömürüye uygun fetvalar verirler. Nice fakih görünümlü insanlar vardır. Derler ki bu zamanda İslam hukukuyla muamele etmek mümkün değildir. Bunların revize edilmesi lazım der. Nice fakih insanlar vardır. İnsanları sapkınlığa götürür. Fakihtir ama insanları Kur'an ve sünnetten uzaklaştırır. Gidip oturup konuştuğunuzda öyle belagatlı konuşur. Öyle ayeti kerimeleri size sıralar. Ama işin sonuna geldiğinizde bir bakarsınız ki çizgi çok farklı bir yerde. Öyle fakih insanlar vardır, alim görünen insanlar vardır, şeyh görünen insanlar vardır ama toplulukları batıla doğru sürükler. Onlar gösterişleri çok güzeldir.
Cübbeleri, sarıkları, asalları, sakalları harikadır. Bakarsınız muhteşem her şeyle. Bakın her şeyle, görüntüsüyle muhteşem. Biraz konuşmaya başladığınızda iş başka bir yönlere gider. Nice fakih, alim, şeyhler vardır. Bunlar dini istismar ederler. Tarikatı istismar ederler. Sufiliği istismar ederler. O topluluklardan ceplerini doldururlar. Hani bu son dönemde çok moda oldu ya. Neydi bu şeyler, youtuberlar falan şunlar, fenomenler fenomenler. Nasıl şimdi devlet bu fenomenlerin bu malı nereden buldunuz diyor, çöküyor. Aslında devlet bütün şeyhim, alimim diyenleri de sorgulaması lazım. Sizler bu malı nereden buldunuz?
Sizin geçiminiz ne? Siz nereden bu mala mülke ulaştınız? Ticaret mi yaptınız? Siz bu devasa binaları nereden yaptınız? Bu devasa kursları nereden yaptınız? Bu son model S'lere nasıl biniyorsunuz? Nereden aldınız? Nereden geldi? Mossad mı alıverdi bunları size? SİA'ye mi aldı? Desteklemeniz için kim size yardım etti? Kimler sizin kitaplarınızı bastırdı da cebinize para koydu? Bunların hepsinin de aslında sorgulanması gereken şeylerdir. Aynı şekilde Mossad'ın da sorgulanması, Masonların da sorgulanması gerekir. Aynı zamanda Lyonsların, Lyoneslerin de sorgulanması lazımdır. Bunlar kimdir, nedir? Nasıl birbirlerine yardımcı olurlar? Hangi karanlık dehlizlerde, hangi karanlık kararları alırlar?
Mason şeyh kaç tanedir? Mason alim kaç tanedir? Görüntüde alim ya, Mason ilahiyatçı ne kadar? Mason diyanetçi ne kadar? Bunların da komple incelenmesi, araştırılması gerekir. Neden? Çünkü hakkı tebliğ edenler var ya, Hakkı tebliğ edenlerle, hak yolunda mücadele edenlerin bilinmesi, ayrıştırılması gerekir. Ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin buna yapmaya gücü ve yetkisi yoktur. Buna dokunamaz. Türkiye'deki Siyonizme, Türkiye'deki Masonizme, Türkiye'deki Lyonslara, Lyonistlere dokunamaz, dokundurtturmazlar. Çünkü bu örgüt çözülürse, Türkiye'de çok şeyhin o örgütle bağlı olduğu, çok alemin o örgütlerle bağlı olduğu, çok ilahiyatçıların o örgütlerle bağı olduğu, çok çok diyanetçinin o örgütlerle bağlı olduğu, çok milletvekillerinin bu Masonik örgütlerle bağı olduğu, bakanların bu Masonik örgütlerle bağı olduğu, büyük bir çoğunluğunun Sabatayist oldukları, büyük bir çoğunluğunun aslında Ermeni dönmesi olduğu,
gerçekte Ermeni olduğu, büyük bir çoğunluğunun Yahudi olduğu, gerçekte Yahudi olup, İsrail'in, Siyonizm'in emrinde olduğu meydana çıkar. Bu meydana çıkınca da zaten, Türkiye Cumhuriyeti devletinin temelleri sarsılır. O temeller sarsılınca da zaten, o zaman iş, her şey meydana çıkar. O zaman layıklığın arkasında ne var? Neden bazı ilahiyatçılar layıklığı savunuyor? Neden bazı diyanetçiler layıklığı savunuyor? Neden o layıklığın tanımı ne? Bunun arkasında kimler var? Bunun arkasında kimler var? Atatürkçülük demek, dinsizlik demek mi? Neden dinsizler Atatürkçülüğün arkasında saklanıyor? Neden Masonlar Atatürkçülüğün arkasında saklanıyor, gerçekte Atatürkçü olmadığı halde?
Bunlar meydana çıkar. Çünkü bakın, her dönemin, her yerin, hak ve hakikat anlayışı, hak ve hakikata ayrıdır. Biz burada şimdi sizlere hak ve hakikat olarak Kur'an ve sünnetin kaidelerini anlatırız. Bu ayrı bir meseledir. Ama eğer ki batılla mücadele edecekseniz, bu hak ve hakikat savunucuları, hak ve hakikat savaşçıları kiminle mücadele edecektir? Batılla. O zaman batılı iyi tanımamız gerekir. Biz bu ülke topraklarında yaşıyorsak, biz batılı iyi tanımamız gerekir. Eğer siz batılın kim olduğunu tanımazsanız, batılı bilmezseniz, sizin hak ve hakikat mücadeleniz mümkün olmaz. Kiminle mücadele edeceğinizi bilmiyorsunuz çünkü. İnsanlar oturuyorlar, içkiyle mücadele ediyorlar.
İçkiyle mücadele etme. Sen o içenle de mücadele etme. O içkiyi üretenle, ürettirenle, o içkiyi helal kılanla mücadele et. Zavallı adamın ne işi var ki? Zavallı adamın işin yok. O zaten sarhoş kardeşim. Ona demişler ki, iç, içiyor. Onu içirenle mücadele edeceksin. Yani sinekle değil, sivrisinekle değil. O norma da bataklığı kurutman lazım. Bataklık ne? Batıl ne? Batıl o zaman Kur'an ve sünnetin dışındaki her şey. Fikir, felsefe, düşünce, kanun, kaide. Ne ararsanız var bunda. Bu ne? Bu batıl. Bakın özü bu. Bu batılı kim savunuyor? Bu batılı savunanı bileceğiz ki, ona göre fikir yürüteceğiz.
E biz batıla karşıyız. Batıl ne? Hakkın karşısında olan, zıttı olan. Hakkın karşısında olan, zıttı olan. Peki, Hakk'a o zaman birkaç mana vermemiz gerekiyor. O zaman Hakk ne? Batılın karşısında. Ama bir de Hakk'ın daha Hakk'ı, hakikati var. Orası ne? Orası ayağını sabite. Ayağını sabite, Hak ve hakikatin, öyle söyleyeyim, Hakk'ın hakikatidir. Yani daha henüz hiçbir şey görünürlüğe çıkmamıştır. Allah'ın ilmi ilahisidir. Daha görünürlüğe çıkmayan yeridir. Orası hak mıdır? Evet. Birinci derecede benim için hak olan yer orasıdır. O ayağını sabitede, ne olup ne gittiyse, hak oradadır. Bakın orada batıl da haktır, hak da haktır. Batıl nasıl haktır? O da ayağını sabitenin içindedir çünkü.
Ayağını sabitenin dışında değildir. O zaman oradaki o kimsenin hakikati neyse, o bu görünür aleme geldiğinde, o da onu yaşayacaktır. Orayı biliyor muyuz, bilmiyoruz. O zaman hak anlayışımız, birinci derecede bizim için ayağını sabit eder. O görünürlüğe girdi, yaşantıya girdi. Bizim için burada hak nedir? Değişmeyen kaideler, haktır. Değişmeyen kaideler. Kur'an değişmeyen kaidemizdir. Bizim için haktır. O zaman Kur'an'ın karşısında, dışında olan bütün her şey batıldır. Cenab-ı Hak Kur'an'ında bizi Allah ve Resulüne davet eder. Hatta itaatle alakalı Allah ve Resulüne itaat edin der.
O zaman bizim için Kur'an ve Sünnet, Allah ve Resulü bizim için haktır. Allah ve Resulünün karşısındaki her şey batıldır. Cenab-ı Hak bizi namaza davet eder. Cenab-ı Hak bizi oruca davet eder. Cenab-ı Hak bizi şehitliğe davet eder. Cihada davet eder. Cenab-ı Hak bizi iyiliğe davet eder. Cenab-ı Hak bizi anne ve babalara öf bile demeyeniz der. Davet eder. Cenab-ı Hak bizi eşlerimize iyi davranmamıza davet eder. Cenab-ı Hak bizi tüm iyi ve faydalı olan şeylere davet eder. Şeytan nedir? Şeytan batılın temsilcisidir. Şeytan bunların zıttını yaptırır bize. Anne babanıza isyan ediyorsanız, anne babanıza hakaret ediyorsanız, anne babanıza sesinizi yükseltiyorsanız, şeytanın askeri oldunuz.
Direkt batıldasınız. Eşler birbirlerine zulmediyorlarsa, birbirlerine haksız davranıyorlarsa, şeytanın tarafına geçtiler. Batıl oldular. Siz Kur'an bir şey haram etmiş, siz onu işliyorsanız, onu işliyorsunuz. O zaman siz haktan batıla geçtiniz. Bakın, hak neydi? Ayağını sabitiydi. Ama görünür alemde hak ne oldu? Kur'an sünnet oldu. Ve siz Kur'an ve sünnete sımsıkı bağlanmanız, Kur'an ve sünnet dairesinde durmanız gerekiyor. Eğer Kur'an ve sünnet dairesinde durmaz, Kur'an ve sünnet dairesinde hareket etmezseniz, batıla geçtiniz. Ortası yok. Bakın, ortası yok. Bir şey konuştunuz, konuştuğunuz şey Kur'an ve sünnete uygun ise, hak tarafındasınız.
Konuştuğunuz şey, batıl taraftaysa, Kur'an ve sünnetin dışındaysa, batıl taraftaysınız. O zaman, canım kardeşlerim, biz eğer ki, sufiler topluluğu olarak, biz bir sufi topluluk olarak, hakkın savunucusu olacağız. Adaletin savunucusu olacağız. Hakkın ve adaletin savunucusu olarak, bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. Ama bu mücadele birinci derecede, nefsimiz de olması gerekir. Ve biz nefsi dairemizde, nefsi dairemizde, biz Kur'an ve sünnete sımsıkı bağlı kalıp, nefsimizi bu noktada terbiye edip, batıla karşı da kendimizi bu konuda ihtihdam etmeliyiz. Bu bizim dostumuzdu, bu bizim arkadaşımızdı, bu bizim kardeşimizdi, bu bizim şeyhimizdi, zakirimizdi, çavuşumuzdu.
Ya ne yapalım, o da böyle yaptı, bu batıla yardım etmek oldu. Hayır, hani dedi ya, hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa onun kolunu keserim, onun cezasını veririm. O zaman biz hak ve hakikat yanında durup, kim Kur'an ve sünnetin dışında bir şey yapıyorsa, ona nasihat etmekle mükellefiz. Çünkü bu ümmet, iyiliği emreden, kötülüklerden sakındıran, Kur'an ve sünneti ve iyiliği nasihat eden bir ümmet.
Kur'an-ı Kerim'de bakarada geçer ya, bu ümmetle alakalı, evet. O ümmet, bu ümmet. O zaman bu ümmetin hak ve hakikatin yanında durma mükellefiyetliği var. Ve biz bu ümmetin bir sufi topluluğu olarak, biz bu konuda daha dikkatli, daha duyarlı davranmak zorundayız ki, biz gelecek nesillere doğru bir yol bırakalım. Biz gelecek nesillere doğru bir sufilik bırakalım. Ve biz gelecek nesillere hakkın ve hakikatin yaşandığı, hakkın ve hakikatin konuşulduğu, bu yolda, bu uğurda yüründüğü bir topluluk bırakmalıyız. Bizim mirasımız bu olmalı. Bizim mirasımız para, pul, mal, mülk olmamalı. Bizim mirasımız saltanat olmamalı.
Eslerle, çok böyle işte kalabalıklarla, böyle o gösterişle, o şataatla, o şatafatla gidilen bir yol olmamalı. Biz sufili, hak ve hakikat dairesinde, biz İslam'ı hak ve hakikat dairesinde, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ölçüsü ile yaşayıp, o ölçüyü insanlara tebliğ etmekle mükellefiz. O ölçüyü kaçırmak yok, o ölçüyü aşmak yok.
Ve ancak o zaman Adem'den beri süre gelen o silsilenin içinde dururuz. Çünkü bu silsile, hep derim ya, bu soy, bu damar, Adem'den itibaren gelir. Adem'in, Habil, ondan sonra da Şit'ten itibaren bu silsile ne yapar? Gelir, batıl silsilesi de Kabil'den gelir. Batılın silsilesi. O zaman bir kimse ya Kabil'in silsilesindendir, ya da Habil'in silsilesindendir. Habil'in silsilesindeyse o kimse, hak ve hakikat yolundadır. Hakkı ve hakikati yaşamaya gayret eder ve etrafına da hakkı ve hakikati tebliğ eder. Ya bu bizim mahalle komşumuz şimdi, ne diyeyim? Yok, de.
Yalnız kalabilirsin. De. Ama doğruyu söyle. Doğruyu anlat. Ya bu amirdi, bu memurdu, bu milletvekiliydi, bu bakandı, bu başbakandı, bu cumhurbaşkanıydı. Değişmez. Sen doğruyu söyle. Sen doğru hareket et. Sen doğruyu konuş. Konuşamazsan da kalben buğz et. Konuşamazsan, alkışlama bari. Konuşamadın. Hiç olmazsa alkışlama. Yapamadın bir şey. Oldu. Hiç olmazsa alkışlama. Hiç olmazsa tebessüm bile etme. Kalbinden buğz et. Bu da imanın en zayıf noktasıdır diyor. O zaman biz hak ve hakikat yanında durmakla mükellefiz. Sufiler bunun üzerinde çok dikkatli davranırlar.
Davranmalılar. Eğer sufiler hak ve hakikatten uzaklaşırlarsa toplumun kalbi bozuldu demektir. Benim sözüm sufilere. Benim sözüm ehli tarikata. Benim sözüm Müslümanım diyenlere. Benim sözüm ben Müslüman tarafındayım diyenlere. Gelin hep beraber hak ve hakikati konuşalım. Hak ve hakikati yaşayalım. Hak ve hakikati tebliğ edelim. Göstermelik yapmayalım. Göstermelik yapmayalım. Desinler öyle görünüyormuş gibi olmayalım. Biz sufiler hak ve hakikati haykırmakta dilimiz güdük çıkmasın. Hak ve hakikati tebliğ etmekte dilimiz güdük çıkmasın. Burada bir zulüm var.
Burada bir yanlışlık var. Burada bir eksiklik var. Bunun böyle olmaması lazım diyebilmeliyiz. Bu bizdendi, bu bizim partidendi, bu bizim cemaattendi, bu bizim tarikattendi. Ya bu bizim abimizdi, ya bu bizim şeyhimizdi. Yok arkadaş. Bu böyle yürünilecek bir yol değil. Değil. Bu konuda Müslümanlar suskunluğu tercih etmişler. Müslümanlar suskun. Her yerde Müslümanların kanı akıtılıyor ve Müslümanlar suskun. Ve Müslümanlar bir şey yapamıyorlar. Doğu Türkistan'dan Gazze'ye kadar bütün bu şeritte Müslümanların kanı akıtılıyor. Doğu Türkistan'dan başlayın, Gazze'de soluklanın, Mısır, Fas, Tunus, Cezayir devam edin.
Libya devam edin. Ta nereye kadar? Cebel Tarihi'ye kadar. Ve Müslümanların kanı akıtılıyor. Ve Müslümanların kanı akıtılırken, namusları, ırzları, şerefleri beş paralık edilirken ve bunu normalde basın ve yayın bu kadar meydanda ve ağızlarını doldura doldura kafirler, Müslüman kızları, gencecik kızlara tecavüz ettiklerini ve bu tecavüzleri kendilerine hak görürken ve Irak'ta, Suriye'de ve şu anda Gazze'de ve Filistin'de ve Doğu Türkistan'da ve diğer zalim ülkelerinin içerisinde yaşayan Müslümanlar bunu yaşıyorken Müslümanlar bunu haykıramıyorlarsa, söyleyemiyorlarsa, bunları anlatamıyorlarsa,
bunların üzerinden hak ve hakikati konuşamıyorlarsa, Müslümanlar kendi imanlarını, kendi imanlarını sorgulaması gerekiyor. Ve bütün alimim diyenler, şeyhim diyenler, imamız diyenler, müftüler, diyaneti, hıyaneti ne derseniz deyin. Hepsinin ayağa kalkması, hak ve hakikat yolunda konuşması gerekirken ama Müslümanlar ne yazık ki suskunluğu tercih ediyor. Aynı şey 28 Şubat'ta yaşanmıştı. Yani Müslümanların üzerine hunharca, hainceye gidilirken hak ve hakikati haykırmadı Müslümanlar. Hak ve hakikati haykırmadıkları için hak ve hakikati haykırmadıkları için Müslümanların ensesinde boza pişirilmeye devam ediliyor. Biz zannediyoruz ki 28 Şubat bitti, bitmedi. Devam ediyor.
Değişen bir şey yok. Ve Müslümanlar us pus, suskun. Biz düşmüşüz. Asgari ücret ne kadar olacak olanın derdine bir ülkede faiz, merkez bankası yüzde kırka çıkardıysa bunun sorgulanması lazım. Bir ülkede, ülkenin yedide ikisi fuhuşla ilgileniyorsa, fuhuştan geçiniyorsa bunun sorgulanması lazım. Bu ülkede neden bunlar konuşulmaz? Bu ülke insanların yedide ikisi fuhuştan geçiniyor. Yedide ikisi. Sokakta gördüğünüz yedi kişiden iki kişisi fuhuşta iştigal ediyor. Fuhuştan para kazanıyor. Nereden para kazanıyor? Kim kazandırıyor bunlara bu paraları? Kim bunları fuhuşa sürüklüyor? Şu ülkenin haline bakın. Yüzde kırk merkez bankasının faizi. Piyasada bu yüzde altmış, yüzde yetmiş, yüzde seksen.
Bu ülke faizci oluyor. Oldu. Herkes dairesini satıyor, faize yatırıyor. Herkes dükkanını satıyor, faize yatırıyor. Ya bu ülke Müslüman değil mi canım kardeşim? Hani faizle iştigal etmeyecektik ya? Neden bu ülke ayağa kalkmaz? Neden faizin yasaklanmasını istemez? Seçtiğiniz milletvekilleri faizlerin sıfır olması için bir kanunu çıkaramazlar mı? Çıkaramazlar. O zaman biz batılla savaşacağız derken, batıl nerede? Batılı savunanlar nerede? Batılın yuvası nerede? Onun yuvasına çomok sokalım biz. Biz oturmuşuz. Orada iki tane masalla meyhane açmış, meyhaneciyle uğraşıyoruz. Gitmiş adam orada, Starbucks kahve var, kahve içenleri konuşuyor. Starbucks'ı müsaade edenlere neden konuşmuyorsunuz?
Kim Starbucks'a müsaade etti? Kim onun burada iş yeri açmasına müsaade etti? Kimler masonluk zihniyetti? Kimler İsrailli firmalara burada yer açtırdı? Bu ülkede elli tane banka var, banka. Bu elli tane bankanın kaç tanesi yerli sermaye? Nereden geldi bu insanlar? Kim müsaade etti bunlara? Elli tane bankaya buraya. Faize geldiler. Bir ülkede elli tane banka var, ellisi de en fazla kar eden işletmeler. Nereden kar ediyorlar? Faizden. Biz hangi batılla mücadele edeceğiz? Hangi batılla mücadele edeceğiz biz? Biz gidip Starbucks'ın önünde bir tane ne o? Döviz taşıyacağız öyle mi? İçtiniz her kahveden, ondan sonra İsrail'e ne var? İsrail'e mermi gidiyor.
Hadi gelin ne kadar yurt dışında İsrail'i, masonluk zihniyetli şirket varsa kayyum atayın kapatın. En başta faiz musluğunu kapatın. Kim alıyor bu faizleri? Kim alıyor ya? Bu elli tane bankanın sahiplerini biliyor mu bu ülkenin insanları? Fuhuştan hangi çeteler para kazanıyor? Uyuşturucudan hangi çeteler para kazanıyor? Bir bakıyorsun İngiltere'de uyuşturucudan yakalanıyor, uyuşturucudan aranan çeteli deri İstanbul'da yakalanıyor. Ne işi var burada adamın? Bilmem hangi uyuşturucu tetesinin dünya üzerinde meşhur adam İstanbul'da yakalanıyor. Ne işi var burada adamın? Kimlerle ortak?
Kimlerle iş yapıyor? Bürokrasiden ortak olmamış olsa adam burada ne işe yarar? Siyasetçiden ortak olması ne işe yarar burada adamın? Kim verdi o güveni ona? Kim verdi o desteği ona? Kocaman bir batıl var karşımızda. Kocaman bir deccaliyet var. Kocaman bir deccaliyet var. Diyeceksiniz ki ya sen bu kadar kocaman bir deccaliyet anlatıyorsun. Biz mi onunla mücadele edeceğiz? Evet. Biz bilelim neyin ne olduğunu. Biz bilelim bilinçli ve şuurlu olalım. Biz hakkı haykıracak, hakkı haykıracak bir topluluk olalım. Biz hakkı görecek bir topluluk olalım. Hakkı bilecek bir topluluk olalım. Bileceğiz, göreceğiz, haykıracağız.
Söyleyeceğiz. Biz bilindik sufilerden değiliz. Biz etliye, sütliye karışmayan vur ensesinin al lokmasını o sufilerden değiliz. Ben değilim. Ben öyle bir sufi değilim. Ben öyle bir derviş değilim. Yaşamamın bir anlamı olmalı. İman etmemin bir anlamı olmalı. Sufi olmamın bir anlamı olmalı. Bir yaşamamın anlamı olmalı. Yaşamamın anlamı imandır. İman ettim, imanımın bir anlamı olmalı. Sufilik yoluna girdim, bunun bir anlamı olmalı.
Eğer bunun bir anlamı olmayacaksa bende, o zaman insan olmamın, iman etmemin, sufilik yolunda olmamın hiçbir kıymeti, dairesi kalmadı. Yok kalmadı. Yok, ben hak eri olmalıyım. Ben hak eri olaraktan yürümeliyim. Ben hem zikretmeliyim, hem tövbe etmeliyim, hem hak hakikate aykırmalıyım ben.
Evet, yoksa benim için yaşamanın bir anlamı yok. Dervişliğin, sufiliğin bir anlamı yok. Bir anlamı yok. O zaman ben de herkes gibi oldum. Ben de herkes gibi yaşayacağım o zaman. Kılacağım beş vakit namaz, ben görevimi bitirdim diyeceğim. Değil. Bu değil. Beş vakit namaz kılmak değil. Din, eğer dini bu dairede algılatmışlar, bu dairede algılatmışlar. Süleyman Demirel'in meşhur lafı. Ezanlar okunuyor, camiler açık. Ezanlar okunuyor, camiler açık. Kereneler de açık, barlar da açık, pavyonlar da açık, batıl da açık, faiz yolu da açık. Her şey batıl.
Konuşacağınıza dikkat edeceksiniz. Mayın tarlası konuşurken. Siz layıklığa aykırı konuşabilirsiniz. Yani layıklığın ne olduğu belli değil çünkü. Siz Atatürk'ün manevi hatırasına hakaretten yargılanabilirsiniz. Ne olduğu belli değil çünkü. Siz devrim kanunlarına aykırı davranmaktan yargılanabilirsiniz. Hangisi devrim kanunlarına aykırı bir söz? Bu belli değil. Muhallakta. Doğru mu Mehmet Emin Bey? Muhallakta değil mi? Hakimin kendi görüşüne göre değişiyor değil mi? Evet. Biz hangi batılla mücadele edeceğiz? Müslümanların dirilmesi, Müslümanların uyanması lazım artık.
Sufilerin uyanması, Sufilerin dirilmesi lazım artık. Ehl-i tarikatım diyenlerin uyanması, değişmesi, dirilmesi lazım. Yok. Allah senden devasa binalar yaptın mı diye sormayacak. Allah senden hak ve hakikate haykırdın mı, haykırmadın mı? Onu soracak sana. Allah'ın sana soracağı bu sen ilim, ben sana ilim verdim, sen ilim öğrendin, evet. Sen bu ilimle hak ve hakikate aykırdın mı? Ona soracak onu. Allah sana soracakları belli. Sudan'a gittim, toprağın üstünde, orada hasırların üzerinde talebeler ders okuyorlar.
Devasa binaları yok. Yok. Gece oturduk oranın hocalarıyla konuşuyoruz. İsmail de tercüme ediyor. Ben yokluyum, ne okuyorsunuz? Ne okutuyorsunuz? Bir iki bir şeyler soruyorum. Harika. Harika. Adamlar el-hidayı okuyorlar, mevsud okutuyorlar çocuklara. El-hidayı okutuyorlar, mevsud okutuyorlar. Düşünebiliyor musunuz? İbn-i Abidin okutuyorlar. Akahitle alakalı konuşuyoruz. Adamlar müthiş.
Kendi kendime dedim ki o yüzden bunların başında dedim, boyuna bela, musibet dedim. Gavurlar bunların üzerinde dedim, oyun oynuyorlar. Çünkü bizdeki eğitimin, eğitimin olmadığını görüyorsun. Dini eğitim de dahil. İmam hatipler dahil buna. Yani imam hatibi bitiren, bırak imam hatibi. İlahiyatı bitirene, el-hidayeden bahsediyorum, bakıyor bana. Hiç diyorum, İbn-i Abidin'i açtın, baktın mı diyorum, bakıyor bana öyle. Ondan sonra hocam siz hangi ilahiyeti bitirdiniz diyor. Ben diyorum ki ortaokul mezunuyum. İlahiyatı bitirmiş. Müftü'nün birisine sordum. Hocam dedim, yani el-hidayeye baktınız mı bunu? Yok bizde dedi. Müftü, el-hidayeye yok müftü de.
İbn-i Abidin yok müftü de. Fetevay-i Hindi'ye yok müftü de. Müftü, koca il müftüs adam. İlçe de değil. Yani bir konuyu açıp bakmaya ihtiyacı duymaz mı insan? Aman yok. Batıl sarmış her tarafı. Batıl her tarafı sarmış. Her şeyimizi sarmış. Evimizi, iş yerimizi, dergahımızı, evet. Bizim kendimizi, nefsimizi sarmış. Sarmış. Batıl çökmüş üstümüze. Ve biz kendi nefsimize dahi nasihat edemez hale gelmişiz. Biz eşimize, çocuklarımıza nasihat edemez hale gelmişiz. Sufi kardeşler, bakın çocuklarınıza.
Annelerine isyan ediyorlar mı, etmiyorlar mı? Bakın çocuklarınıza. Babalarına isyan ediyorlar mı, etmiyorlar mı? Bakın çocuklarınıza. Çocuklarınız sizin resminiz. Bu benim çocuğum da olsa benim resmim. Benim çocuğum da annesine, babasına isyan ediyorsa eğitememişim ben çocuğumu. O batılın karnından onu çıkaramamışım ben. Batıl yutmuş. Eğer eşimize Kur'an ve sünnet dairesinde davranıp ondan Kur'an ve sünnet davranışı alamıyorsak batıl onu yutmuş içine. Biz eşimizi de oradan çıkaramıyoruz. Annemiz, babamız batıl yutmuşsa onu ve biz onu oradan çıkaramıyorsak batıl onu da yutmuş, annemizi, babamızı da yutmuş.
Ama biz önce kendi nefsimizi çıkaramıyoruz ki oradan. Batıl bizi de yutmuş. Batıl bizi de yutmuş. Bakın günlük hayat sisteminize. Bakın neler yaptığınıza. Bakın neler konuştuğumuza. Bakın neler nerede neler söylediğinize bakın. Batıl yutmuş bizi. Ve biz kendi nefsimizi de batıldan çıkaramıyoruz. Bu ayet-i kerimenin zahiriydi az önceki de anlattıklarım. Şu anda batılını anlatıyorum size. O zaman önce nefsimizi batıldan kurtaralım. Nefsimizi batılın bataklığından çıkaralım. Bu dünya madem ki gelip geçici, bu dünya madem ki bir hayalden ibaret, bu dünya madem ki aslı astarı yok, o zaman nefsimizi batıldan çıkarmakla mı gelipiz?
Nefsimizin otlandığı, nefsimizin otlandığı bataklıktan kurtarmamız lazım. Ve nefsimizi bu noktada terbiye etmeliyiz. Önce hak ve hakikati nefsimize tebliğ etmemiz gerekir. Ağzımızdan çıkan sözler, yaptıklarımız, yapmadıklarımız, söylediklerimiz, davranış biçimlerimiz bizim için önemli. Biz buna dikkat etmeliyiz. Dikkat etmeliyiz. Yolumuzu istismar etmemeliyiz. Dilimizle, hareketlerimizle, davranışlarımızla sufiliğimizi istismar etmemeliyiz. Müslümanlığımızı istismar etmemeliyiz. etmemeliyiz. Ve biz hak ve hakikat yolunda yürümeliyiz. Çünkü din ayakta duracaksa, din ayakta duracaksa kıyamete kadar ancak hak erlerinin, hak erlerinin mücadelesiyle ayakta duracak.
Başka bir şeyle değil. Ya hak eri olacağız biz, ya hak eri olacağız, biz hakkı ayakta tutmak için gayret edip mücadele edeceğiz ya da batıla hizmet edeceğiz. İkisinden biri. Rabbim bizi hakkı hizmet edenlerden eylesin. Hakkı hak için ayakta tutanlardan eylesin. Hakkı hak için ayakta tutanlardan eylesin. Hakkı hak için ayakta tutanlardan eylesin. Hakkı kendi nefsine kullananlardan eylemesin. Hakkı kendi heva ve hevesine kullananlardan eylemesin. Ecmain. Üç ehlans bir Fatiha Şerefe.
Ya Rabbi okumuş olduğumuz dualardan asıl olan sevabı evvelen bizzat fahri kâhina sebebe vücuda sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhissalatu ve Selam Efendimizin mübareklatif münevver ruh şeriflerine gelmiş geçmiş bütün peygamberlerimizin ruhlarına cihar yarık yüzüne bebek kırsı tık ömür fahrik osman zünn aliyel murtaza efendilerimizin ruh şeriflerine başarı eme beşerin evladı resulullah zevcat resulullah sabı resulullah imam asan imam hüseyin yetmiş köşe adab şehidi ker velan tabi ve tebe tabinin imam zimam azam aban fe imam şafi imam malik imam ham bel hazretlerine ruh şeriflerine hediye eledik sen vasıl ve hissedar eyle ya rabbi himmetlerini feyzatlarını teveccüdlerini şefaatlerini üzerlerimizden eksik etme ya rabbi üç ihlas bir fatiha şerife amin ya rabbi okumuş olduğumuz dualardan asıl olan sevabı pirimiz pir seyyid abdülkadir geylani seyyid ahmed rufai seyyid ahmed elbedevi seyyid ibrahim dusiki şey abileseneli şazeli şah nakşibendi muhammed bahaddini şah mevlana celalettin rumi hacı bektaşi veli hacı bayram
veli veysel karan muhammed dudayı şeyh muhiddin arabi muhammed iftada niyaz mısri ve bütün pir piran efendilerimizin ruh şeriflerini yedeledik sen vasıl ve hissedar eyli ya rabbi amin himmetlerini feyzatlarını teveccüdlerini şefaatlerini üzerlerimizden eksik etme ya rabbi amin üç ihlas bir fatiha şerife amin ya rabbi okumuş olduğumuz dualardan asıl olan sevabı geçmiş ustadlarımızdan abdurrahim tan tabi abdurrahim neşabi el hac el haf sebe bekir sıddık çorumi hac el haydar efendi çorunlu mustah efendi nevşir abdurrah
efendi hazretlerinin ruh şeriflerine kaçın dergahın ve kabbeş dergahın geçmişlerine gelmiş geçmiş bütün velilerin evliyaların dervişlerin mürşidi kamillerin müminlerin ruhlarına ve yaşayanların ruhiyetlerine haseten şeyhimiz üstadımız sultanımız tur yukalemizden vakıra bay talikatımızdan gelmiş ve geçmişlerimiz ruhlarına ve yaşayanların vanetlerine ayrı ayrı hediye elediksen vasıl ve hissedar eyle ya rabbi immetlerini feyzatlarını teveccüdlerini şefaatlerini üzerlerimizden eksik etme ya rabbi amin euzubillahimineşşeytanirracim
bismillahirrahmanirrahim inna allâhe yuhubbü tevvâbîne ve yuhubhül mütetahhirîn estağfurullah el azîm el lezîle ilâhe ilâhû el hayyel kayyûme ve tu biley estağfurullah el azîm estağfurullah el azîm estağfurullah el azîm estağfurullah el azîm estağfurullah el azîm estağfurullah el azîm estağfurullah el azîm ya malükel ya malükel el mülkü el kadîm
estağfurullah el azîm ya malükel mülkü el kadîm estağfurullah el azîm estağfurullah el azîm ya malükel ya malükel mülkü kadîm estağfurullah ya malükel el azîm el azîm estağfurullah el azîm estağfurullah el azîm el azîm ya Rabbî min küllü zîm min tövbe ya Rabbî estağfurullah ya Rabbî min küllü zîm min tövbe ya Rabbî estağfurullah ya Rabbî
estağfurullah el azîm ya Rabbî min küllü zîm bin tövbe ya Rabbî estağfurullah el azîm ya Rabbî min küllü zîm bin tövbe ya Rabbî estağfurullah tübdil Ve le heytu kalbi anmasi valla Estağfirullah tübdül Allah Ve le heytu kalbi anmasi valla Estağfirullah tübdül Allah Ve le heytu kalbi anmasi valla Estağfirullah tübdül Allah Ve le heytu kalbi anmasi valla
Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim İnnehu min Süleymane ve innehu Bismillahirrahmanirrahim Ya Rahman Ya Subhan Ya Sultan Ya Allah
Ya Subhan Ya Sultan Ya Allah Ya Sübhan, Ya Sultan, Ya Allah Ya Deyyan, Ya Burhan, Ya Allah Ya Deyyan, Ya Burhan, Ya Allah Ya Hennan, Ya Mennan, Ya Allah Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allah
Ya Settar, ya Gaffar, ya Allah. Ya Settar, ya Gaffar, ya Allah. Ya Settar, ya Gaffar, ya Allah. Ya Rabbi Settar ismi şerifine inanıyoruz. Bütün hatalarımızı, kusurlarımızı setreyle ya Rabbi. Gaffar ismi şerifine inanıyoruz. Bütün hatalarımızı, kusurlarımızı, günahlarımızı affe muafuret eyle ya Rabbi. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne âle nebîh. Ya eyyühellezîne âmenü sallû aleyhi ve sellimû teslimâ. Allah ümme salli âlâ seyyidînâ muhâdînâ. Ve âhâhâbînâ. Ve âhâhâbînâ sellim âmâ salli âhâbînâ.
Seyyid muhâdînâ. Ve âhâbînâ. Ve âhâbînâ. Bismillahirrahmanirrahim.
Bismillahirrahmanirrahim. Efdâle zekir fa'alemennehû. Fâfiati, hamâ. Salavat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi