mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 30.05.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 31 Mayıs 2024 · 43:18

Selamün aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hakça yaşayan, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışıp yaşayanlardan ve yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin, nerede bir Müslümana zulmediliyorsa, Cenab-ı Hak zulmedenleri kahre perişan eylesin, İsrail'i, Siyonistleri, destekçilerini yerle yeksan etsin,
Çin'i zulmeden bütün devletlerin inşallah dağıtsın, hepsini yerle yeksan etsin, hepsinin de sonlarını getirsin. Nisa suresi 86. ayette, bir selamla selamlandığınızda siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını tam yapanları şeklinde hükme bağlanan selam verme adabına rağmen dergâhta verilen selamı kimi dervişlerin karşılık vermediğini gördüm.
Bu konuyla alakalı edebi açıklar mısınız? Evet birisi selamun aleyküm dedi, ona aleyküm selam, bunun ayni ile karşılık oldu. Aleyküm selam ve rahmetullahu berekatuhu dedi, o daha iyi bir selam verdi, selamla karşılık verdi. Bunun gibi bir kimse size bir selam verirse, en altından, en alt seviyede onunla aynı seviyede karşılık vermek. Selamun aleyküm, aleyküm selam. Bunun gibi. Aslında selam Allah'ın ismidir, onun bir sıfatıdır. Böyle olunca selamun aleyküm diyen, aslında Allah'ın selamı senin üzerine olsun diyor. Selamı bu manada gerçek mahiyette, selamı şahıstan görme. Şahıstan görürsen yine yanılırsın. Sana selam veren Allah Celle Celaluhu.
Çünkü selamun aleyküm dedi, Cenab-ı Hak sana selam verdi. Sen aleyküm selam dedin, Allah'ın selamına yine Allah'ın selamı ile karşılık verdin. Bunun sufice durumu bu. Birisi selamun aleyküm dediğinde, sen de ona aleyküm selam de. Şimdi bazen böyle yazışmalarda, bu son dönemde kısaltıyorlar ya, S.A. Hani selamun aleyküm demek. Doğru değil. Bakın bu doğru değil. Çünkü sen selam yazdığında, aynı zamanda Allah'ı zikretmiş oldun. Selamun aleyküm, aynı zamanda Allah'ı zikir oldu. O yüzden S.A. yazanlar, batı taklitçisi. Selamun aleyküm. Aleyküm selam.
Bunu böyle yazacak dervişler. Dervişler böyle S.A. Karşılık A.S. Yazma o zaman. O zaman sen böyle yazışma dilini bilmiyorsun. Bu yazışma dili değil. Veyahut o ne diyorlar, emoji mi diyorlar? Emoji kullanmak. Yani taş devrinde mi yaşıyorsun? Taş devrinde. Kelime bulamadın mı kendine? Taş devrinde. Ve gülümse işaretiymiş o. Bir tane parantez iki nokta. Ben bazen birisi öyle diyor. Bu ne diyorum ben? E bu gülümseme işareti diyor. Yaz güldüm de. Güldüm de. Yok hayır. Bunun gibi. Şimdi selamlaşmada da. Normalde yazışırken bu yazışmayla alakalı.
Şimdi birisi içeri girdiği dervişlik adabı değil mi? Oradaki yakındakiler duyacak kadar selamun aleyküm der. Oradan yakınlardaki birisi kim duyduysa aleyküm selam der ona. Bu topluluğa girerken yapılacak olan edep-i adab. En yakınındaki duyacak kadar. Ama diyelim ki o kimse burada birbiriyle sohbet eden yok. Mesela orta yere selamun aleyküm dedi. Herkes işte içinden bir tanesi. Aleyküm selam dese yeterli. Eğer bireyin direkt kendisine selam verildi. O selamı almak mecburiyetinde. Selama karşılık verme mecburiyetinde vacip çünkü o. Yani bunu normalde es geçmek. Haz etmediğin kimse olabilir. Hoşlanmadığın kimse olabilir.
Beğenmediğin insan olabilir kibirlisin ya. Öyle kibir öyledir. Beğenmezsin. Haz etmezsin. Senin sınıfından değildir. Senin tarzın değildir. Sen yüksek uçuyorsundur. O alçaklarda dolaşıyordur. Tabi onun selamı alınır mı? Onun selamı alınmaz. Yani o kim ki sana selam veriyor? Ha onun selamun aleyküm demiş. Yüzünü çevir ondan. Onun selamı alınır mı? Bir de hani o sana selam verecek hale seviyeye mi gelmiş ki? Yani. Onun selamı alınmaz. O biraz büyüsün.
Ekmek isin. Öyle kendini geliştirsin. Yetiştirsin. Ancak o zaman biraz daha böyle. Hani üst seviyeye çıksın. Hiç kimseyi iğnelemiyorum. Kendimi iğneliyorum. Öyle yanlış anlaşılmasın. Ben dervişlikten önceki halimi iğneliyorum. Sözüm kendime, kendi nefsime. Başkasına değil. Karar aldım çünkü dervişlere bir şey söylememeyi. Bu benim kendi nefsime ait. Benim derviş olmazdan önceki nefsim bu. Kim ki o bana selam verecek? Selam verdiğine bin pişman ederim ona. Kimsin lan sen bana selam verecek? Terbiyesiz abi. Yürü git. Bir daha bana selam verme. Dert çıkarım. Hani selam verecek olan böyle yiğit adam olmalı.
Delikanlı adam olmalı. Özünde sözünde adam olmalı. Adam gibi adam olmalı. Adam gibi adam değilse onun selamı alınır mı? Kim ki? Sana selam veriyor. Seni kendi seviyesine çekiyor. Adam mı ki o? O adam değil. Adam değilse o sana selam da veremez. Onun sana selam vermesi demek kendisi çukur, seni de çukura çekiyor. Onun selamı alınmaz. O senin gözünün içine dahi bakamaz. O sana baktığı zaman ne olen ne baktın. Sen bana bakacak insan mısın? Çevir gözünü. Başlarım senin gözünden. O sana bakamaz daha. E tabi böyle olan şimdi yazmış ya, derviş kardeşler bazen selamı almıyor diye. Böyle kibir deryasına kendisini atanlar vardır.
Olur mu olur? Yani selam almayabilir. Ya da bu kardeş yanlış anlamıştır. Bizim derviş kardeşlerimiz asla böyle şeyler yapmazlar. Herkesin selamını alırlar. Herkese selam da verirler. Her kardeşlerimiz de kusur aramayın. O yüzden normalde bu böyle bir şey değildir. O yanlış anlamıştır. Veya kimisi de şöyle yapar. Böyle selamünaleyküm der. Herkes ona aleykümselam diyecek. Birisi demedi. Kim? Sen. Sen demedin. Ona neden aleykümselam demedin? Cemaatin içinden bir tanesi aleykümselam dese yeterli. Yok. Herkes onun selamını alacak. Kimisi de böyle düşünür. Allah muhafaza eylesin. Selamlaşma güzel bir şeydir. O yüzden birisi bize selam verirse dervişlik adabı biz onun selamını alırız.
Ayniyle veyahut da daha güzel bir selamla biz onun selamına karşılık veririz. O bize selamünaleyküm dedi. Ve biz ona aleykümselam ve rahmetullahu berekatuhu deriz. Örneğin. Bu sünnet olan, güzel ahlak olan bu. Birisi selam verdi. Aleykümselam deriz. Bu da güzel olan bir şeydir. Bu aynıyla cevap verdi. Aynısıyla cevap verdi. Bu da güzel midir? Bu da güzeldir. Ama öbürki daha güzeldir. O yüzden öyle selamlaşırız. Derviş kardeşler de selamlaşmada bir hata kusur yapmıyorlardır. Bu soruyu soran kardeş kendince böyle alınık, galınık yapmıştır. Böyle anlamıştır. O yüzdendir. Hamdolsun. Bir arkadaşım onu dört yıldır bekleyen bir çocukla evlenmek istiyor.
Aileler arasında tanışma yapılmasına rağmen babası karşı tarafın doğulu olması sebebiyle istemiyor. Bu durumda ne yapmalı? Çocuklar anne babalarına tabi olsunlar. Ne yapacak ki başka? Kendi kendinize gençler kalkıyorlar, kendi kendilerine konuşuyorlar birileriyle, anlaşıyorlar kendilerince. Ondan sonra anne babayı mecbur kılıyorlar onunla evlenmeye. Anne baba da çocuğunun istikametinde gitmek zorunda kalıyor. Gitse bir türlü, gitmese bir türlü. Bu gayrimeşru bir durumdan gayrimeşru bir başka bir duruma doğru evriliyor. Yapmayın. Kızlar da erkekler de hata yapıyorsunuz. Bakın hata yapıyorsunuz.
Gençlik heyecanına kapılıyorsunuz. Kendinizce böyle bir şeyler yapıyorsunuz. Sonra anne babaları kendi yaptığınız hataya zorluyorsunuz. Ben bir hata ettim. Ben kendi kendime bir halt işledim. Anne baba gelin benim bu işlediğim haltı kabul edin. Bu aile sana uyar mı, uymaz mı? Bu çocuk sana uyar mı, uymaz mı? Bu delikanlı, bu kız olur mu, olmaz mı? Buna bakmıyor gençler şimdi. Kendilerince, kendi kendilerine bir şeyler yapıyorlar. Anne babalar da bunu tahsik etmek zorunda kalıyor. Yani yapabileceği fazla bir şey yok elinde. Bakın anne babanın elinde yapabileceği fazla bir şey yok. Erkekse yapma etme diyor. O diyor ki olacak erkek.
Kızsa kıza diyor yapma etme, kız da diyor olacak diyor. Anne babanın bir hükmü kalmadı. Şimdi ayeti kerimede anne babaya öf bile demeyeniz var. Ayeti kerimeyi ezdi mi? Çocuk ezdi. Devam edeceğiz şimdi. Ayeti kerimeyi ezmek de kalmadı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin birçok hadis-i şerifinde anne babaya itaat edilmesi var. Bilhassa babaya itaat, Allah'a itaat gibidir. Hadis-i şerif var. Şimdi babaya itaat etmeyince de, babayı da ezdi mi? Kız erkek hiç önemli değil. Ezdi. Bakın birbiri ardına devam ediyor. Şimdi Allah'ı ezdi. Kur'an-ı Kerim'deki ayeti kerimeye karşı çıktı.
Hadis-i şerife karşı çıktı. Fiiliyatıyla Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i ezdi. Ya ağır bu şimdi. Ya ağır değil. Ayet belli. Hadis belli. Müslümansın. Evet Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Ben söylüyorum burada oturduğum yerde nasihat ediyorum. Yapmayın. Haram işlemeyin. Kızlar kendinize sevgili edinmeyin. Erkekler gidip de bir kızla sevgili olmayın. Kendi kız kardeşinize olunmasını ister misiniz? Kendi kızınıza olunsun ister misiniz? Yapmayın. Haram işliyorsunuz. Haram işliyorsunuz.
Sonra işlediğiniz o haramı anne ve babalarınızın kabul etmesini istiyorsunuz. Yani harama anne babanınla kolunu taktın götürdün. Anne baba da harama ortak oldu. Kabul ederekten, bunu destekleyerekten, bunu tasdik ederekten anne baba da harama ortak oldu. Şimdi anne babaya desen ki gel zina et, etmez. Gel zinaya göz yum, yummaz. E oğlun yaptı, kızın yaptı. Göz yumdun. Göz yumdun. E çocuklar anne babalarını bu noktaya getiriyor. Çocuklar işlemiş oldukları harama anne babalarını ortak ediyor. Orada bitmiyor. Nasıl orada bitmiyor?
Örnekliyorum şimdi. Yani işte erkek, anne baba derviş. E çocuk da kısmen derviş. Konuştuğu kız derviş değil. Onunla evlenecek. Kız diyor ki ben derviş düğünü filan bilmem bizim çevremiz böyle bilmez. Eee bir sefercik olsun, düğün böyle olsun. Bir daha bir daha ne zaman evleneceğiz? E nasıl olsun? Herkes soyunsun, anadan üryen düğün olsun. Haydi. Kim yapacak düğünü? Erkek yapacak. Eee oradaki işlenen bütün haramdan, çıplaklıktan, her şeyden daha düğün olurken daha damat aldı. Öyle bir düğün yapmakla. Damadın annesi babası da aldı. Desek ki şimdi damadın annesine, babasına bu kadar çıpla bir yere toplar mısın?
Toplamam. Eee düğünde topladın, oğlanan söz geçiremedik. Allah Allah. Oğlan senin değil mi? Sen yetiştirmedin mi? Kıza söz geçiremedik. Eee kızı sen yetiştirmedin mi? Eee söz geçiremedik. Eee gitmeye ver o zaman. De ki yavrum böyle düğün yaparsanız, yaparsınız tamam. Ben gelemem. Dervişliğimden utanırım. Kızım ben böyle bir düğünü gelemem. Sen böyle yapacağım diyorsun ama, ben dervişliğimden utanırım. Ben yapamam bunu. Böyle de değil.
Bozulmadan herkes payını alıyor. Bozulmadan herkes payını alıyor. Dervişler de payını alıyor. Bakıyorsun, nur gibi çocuk, pırıl pırıl, burada küçüklüğünden yetişmiş. Sonra gitmiş bir kızla konuşmuş. Eee? Eee onunla evlenecek. Eee kızın kültürü farklı. Bunu doğu-batı ayırımı yapmıyorum. Bunu derviş, sufi ve sufi olmayan ayırımı yapıyorum. Ben ırkçı değilim. Doğulmuş, batılımış, Arap'mış, Kürt'müş, Laz'mış, Çerkez'miş, Boşnak'mış, Pomak'mış. Ben ırkçı değilim. Takvaca üstün olan üstündür. Ben meseleye sünnet-seniye açısından bakıyorum. Allah'ın haram ettikleri komple orada yaşanacak mı?
Yaşanacak. Ya sen yıl 365 gün Kur'an ve sünnette ondan sonra oğlunun düğünde Kur'an ve sünneti kenara koy. Herkes orada cız çıbıldak oynasın. Onların da parasını sen ver. Düğün salonunun parasını tut, orkestranın parasını ver. Yemesi, içmesi, oradaki ikramı, her şeyi sen ver. Ona desen ki, hani böyle bir şey talep ettiğimden değil. Ya bu pilavı sen ver dergaha, vermez adam. Oradaki çıplakların hepsini yemeğini öder mi? Öder. Oradakilerin bütün masrafını öder mi? Öder. Ama bu baştan sıkıntılı. Bakın bu baştan sıkıntılı. Biz Kur'an ve sünnet yaşantımızdan taviz vere vere bu noktaya geliyoruz. Hepimiz için geçerli bu.
Kimsenin evladına laf söyleme derdinde değilim. Ölçüyü konuşmaya çalışıyorum. Ve ne acı, ne acı. Toplumun içerisinde bunlar fazlalaştı. Fazlalaştı. Ve anneler, babalar artık bunlara dur diyemiyor. Aslında ahir zaman elameti tecelli ediyor. Ahir zaman elameti ne? Ebeveynler kendi kral ve kraliçelerini doğurduğunda kıyameti bekleyin. Biz kral ve kraliçelerimizi kendimiz doğurduk. Kral ne? Oğullarımız. Kraliçe ne? Kızlarımız. Onların istediği hayat stilinde bir hayat oluyor. Onların istedikleri oluyor. Bu da çocukluktan başlıyor. Çok kıymetli bizim çocuğumuz.
Ne yemeği var? Tarana çorbası. Ben tarana çorbası yemeyeceğim. Bana patates kızartması yap. Tabi yavrucuğum. Anne hemen tarana çorbasını bıraktı. Oğluna veya kızına patates kızartması yaptı. Bir de beğenmedi. Bunu mu yaptın? Beğenmedin bugün yaptığını. Hemen bir daha kızartayım yavrum. Şimdi kendinizi hesaba çekin. Hepimiz bunları duymuşuzdur. Hiç halimiz, vaktimiz yerinde veya değil. Hiç önemli değil. Çocuğumuz, biz iflas etmişizdir. Çocuğumuz işte bilmem ne ayakkabı istemiştir. Alırız onu. Ben alma derim. O da der ki ne yapayım abi ya aldım işte. Ben derim ki alma. Alıştırma.
Yapma. Yanlış yapıyorsun. Biliyorum yanlış olduğunu. Yani çarem yok. Evet çare yok. Yani onu alacak o. Alıyor. Hepimiz alıyoruz. Hepimiz yapıyoruz bunu. Bak hepimiz yapıyoruz. Aslında farkında değiliz. Biz çocuklarımıza zulmediyoruz. Nasıl zulmediyoruz? Çocuklarımızı real hayatta yaşatmadığımızdan dolayı zulmediyoruz. Biz çünkü bizim nesil şöyle. Biz görmedik çocuklarımız görsün. Biz çok sıkıntı çektik çocuklar çekmesin. Biz çok problem yaşadık. Çocuklarımız problem yaşamasın. Bizim nesil bu.
Ben 63 yaşındayım. 40 ile 40'tan sonraki nesil bu. 45'ten sonraki nesil bu. Hele bizim nesil yani bu yaşın benim yaşımdakından bunu daha iyi yaşayanlar. Abimin bir lafı var bir şey oluyor. Babası var diyor. Doğru söylüyorsun diyor. Yani bir kendi içimizde kendimizle alakalı istişare ediyoruz. Güzel söz hoşuma gidiyor. Babası var diyor. Bizim babamız yoktu. Şimdikilerin babası var. Şu lazım tak. Bu lazım çat. Sıkıntı yok. Babası var. Ya o çocuk Kur'an ve sünnet dairesinde ben öyle söylüyorum. Kur'an sünnet dairesinde dursun. Bütün mal varlığımızı bizim akıtalım onlara.
Sıkıntı yok. Ama yok öyle değil ya. Harama gidiyorlar. Haramla iştikal ediyorlar. Haramla uğraşıyorlar. Yani bir şey söyleyeyim. Normalde konuşuyoruz böyle. Ben diyorum ki bak yavrum. Bu baban diyor ki diyorum ben. Ben sana bunun Türkçesini söyleyeyim. Baban diyor ki. Evladım haram işleme. Benden ne istersen iste. Diyor dedim. Böyle bir bana baktı. Bir babasına baktı. Benim yaptıklarım yanlış değil ki dedi. Dedim erkek arkadaş edinmek yanlış değil mi dedim ben. Sizce yanlış dedi. Dedim Kur'an, sünnet, imamların iştahı haram.
Haram. Ne diyeyim şimdi dedi. Dinden çıktım mı diyeyim ben dedi size dedi. Bitti. Dinden çıktım derse. Diyor ki dinden çıktım derim. Dinden çıktım dediğim zaman da haram meselesi kapanır. Böylece onun üzerine haram işliyorsun diyemezsin. Daha da canı sıkılırsa gider bir nikah kıyar kendine. Sen yine haram diyemezsin. Yanlışlıklar yanlışlıkları getiriyor. Haramlar haramı getiriyor. Haram koluna helal takıp gelmez. Haram koluna haram takar gelir. Helal koluna helal takar gelir.
O yüzden ne yazık ki çocuklar bizim krallarımız, kraliçelerimiz. Ben artık öyle görüyorum. Diyorum ki herkes kendini muhafaza edersen nur hala nur. Çocuklar bizim değil artık. Evet. Bu acı, acı. Bakın bu acı mı? Acı. Ben kardeşlerin üzerinde de görüyorum çocuklarıyla alakalı. Ben hayatın içindeyim. Hayatın içindeyim. Çok acı, çok acı. Söyleyecek bir laf yok. Allah bizi affetsin. Telegram gruplarının kuruluş amacı nedir? Yazılan, paylaşılan bir mesajlara herkes cevap verebilir mi?
Ya da kimler cevap verebilir? Ben iki tane Telegram grubu kurdum. Bir bayanlara ait, bir de erkeklere ait. O sayfalar benim kendime ait. Genel olarak sayfalarda paylaşım yapan benim. Benden başka paylaşım yapan yok. Oradaki normalde bayanların kendi aralarını konuştukları sohbet ettikleri var. Erkeklerin de kendi aralarını konuştukları sohbet ettikleri var. Ben orada da kaide olarak koydum. Burada paylaşım yapacaksanız. Kur'an, sünnet, imamların iştahı, pir efendilerin sözleri, bir de üstadın sözlerini paylaşacaksınız dedim. Bunlar da tartışılacak bir şey yok. Bunun dışında paylaşımların yapılmasına çok hoşnut değilim açıkçası. O burada hani böyle grubu ilgilendirmeyen, ne bileyim işte değişik paylaşımlar söz konusu oluyor.
Onları görüyorum, onları gördüğüm zaman da hani bunun yeri burası değil diye içimden geçirdiğim zamanlar oluyor. Birbirlerine, kardeşlerin, arkadaşların orada birbirlerine sataşmalarına da gönlüm razı değil. Bakın burası bir dergah. Allah'ı zikredilen yer. Burada birisi birine sataşmış olsa ben ona müdahale etmek zorundayım burada. Burada birisi birine hakaret etse ben ona müdahale etmek zorundayım. Bu kapıdan içeri girdi kadın erkek, namusu, şerefi, haysiyeti hepsi de sorumlusu benim bana ait burada. Burada kimse kimseye laf söylememeli. Kimse kimseye bir şey dememeli.
Tırnak içerisinde, dervişlik hukuku içerisinde hiç kimse hiç kimseye hakaret edemez, laf söyleyemez. Bunu çok önemsiyorum bu konuda. Kadın erkek, aynı şey sayfalarda da geçerli. Özellikle söylüyorum, burada sayfada birbirinizle atışmayın. Dinlemiyor insanlar beni. Oysa o pandemide bu sayfalar iş gördü, arkadaşlar birbirleriyle görüştüler, konuştular, dertleştiler, sohbet ettik, oradan zikrullah yaptık.
O pandemi döneminde gerçekten faydalı oldu. Hala daha faydalı. Ben nereye gideceğimi orada paylaşıyorum. Sohbet hazırlarken, hazırladığım sohbetlerden küçük işte paragraflar, hadistir, ayettir, onları paylaşıyorum. Ondan sonra yani veyahut da bizim dergahımızı ilgilendiren bir şeyler varsa onları paylaşıyorum. Bir haber verilecekse onları paylaşıyorum. Bu, oradaki amaç bu. Amaç arkadaşlarım birbirlerini iğnelemeleri, birbirlerine laf atmaları değil. Birbirlerini iğneleyen, birbirini böyle laf atan benden değil. Bunu defalarca söyledim ama bazen arkadaşlar unutuyorlar bunu herhalde. Haddi aşıyorlar, görüyorum orada onu. Kimisi başka şeyler de paylaşıyor.
Tekrar söyleyeyim, herkes dersini alsın. Kur'an-ı Kerim, hadis-i şerif, imamların iştahı, büyük pire efendilerin sözleri, bir de üstadın varsa sözleri. Bunun dışında orada bir şey paylaşmak uygun değil. Gönlüm razı da değil. Birisi kendine bir sayfa açmış, Allah yolunu açık etsin, milleti oraya toplamış. Beni ilgilendirmez. Herkes kendi konumundan sorumlu. Ben arkadaşların, kardeşlerin birbirleriyle atışmalarına ve tartışmalarına razı değilim. Bu bir, ikincisi sosyal medya denilen Twitter'da da, arkadaşların orada benim sayfada bir başkasına cevap vermelerini de istemiyorum. Vermeyin cevap. Bunu defalarca söyledim. Ben mahcur değilim, ben kısıtlı değilim.
Ben istediğime cevap verebilirim, istediğim anda veririm. Beni savunmaya kalkmayın. Ben kendi kendimi savunabilirim. Twitter'da beni savunmaya kalkma. Sen beni savunacaksan çık dışarıda başka bir yerde savun. Gerek yok. Ona da gerek yok. Gerek yok. Bakın gerek yok. Hiç gerek yok. Bırakın Allah kulunu savunur. Allah kulunu muhafaza eder. Boş verin. Benim durduğum nokta şu. Ben Fisebillah gittim Abdullah Efendi Hazretlerine, derviş oldum. Ben zakirlik nedir bilmezdim. Çavuşluk nedir bilmezdim. Nakiplik, nükabalık, halifelik, şeyhlik nedir bilmezdim. O kendisi beni zakir etti. Dedi ki sen bayındırın zakiresi.
Eyvallah. Kendi diliyle de söyledi. Sen bu bölgenin nâkibiysin. Eyvallah. Oradan oraya göçürdü. Eyvallah. Sonra dedi ki sen nâkibi nükabasın. Eyvallah. Bizim kalkıp da böyle bir şey dilimizin ucuna gelmedi. Ondan sonra dedi ki şeyhsin. Açıklayın. Söyledi arkadaşlara. Bizim arkadaşlar kalktı açıkladı. Eyvallah. Ve sonra bir kaçıniden şeyhi icazet verdi. Eyvallah. Kapayşı davet etti. Oraya gittik. O orada bir icazet verdi. Eyvallah. Benim ağzımdan ben şeyhim diye duyanınız var mı? Yok. Ben mürşidi kamil oldum. Ben şunu oldum. Ben bunu oldum. Ben şuyum. Ben buyum diye. Ağzımdan duyanınız var mı? Yok.
Beni Allah sürdüyse orta yere. Beni koruyacak olan da o. Beni kim orta yere koyduysa, sürdüyse. Bunun sorumlusu da onlar. Koruyacak olan da, korumayacak olan da onlar. Ben bir gelin ben şeyh oldum. Toplanın. Ağzımdan duydunuz mu benim? Yok. Şeyhimin vasiyeti. Oğlum rüyasında görenler tabi olsunlar. Hitti. Arkadaşlar istihara yapın. İstişare yapın. Rüyasında gören gelsin. Dersini alsın. Rüyasında görmemiş. Allah yolunu açık etsin. Nereye gidiyorsa gitsin. Gerçekten. Hiç umurumda değil. Terviş toplamaya çıkmadın. Benim böyle bir derdim yok. Ben Kur'an sünnet mücadelesi veren garip bir kulum. Ben kendimi böyle tanımlıyorum.
Birisi şeyh görmüş. Allah razı olsun. Görenden de görmeyenden de. Öbürki şunu görmüş. Öbürki bunu görmüş. Eyvallah. Öbürki sevmiş. Öbürki aşık olmuş. Öbürki nefret ediyor. Öbürki düşmanlık yapıyor. Eyvallah. Hiç umurumda değil. Sebep. Ya benim ticarethanem değil burası. Ben de Allah'ın dergahında sizin gibi geliyorum. Burada Allah'ı zikrediyorum. Ben dergahı benim de diye olarak da görmüyorum. Ben de buranın hizmetçisiyim. O yüzden yok işte Twitter'da savunmaya kalkmayın. Tartışmayın. Kavga etmeyin. Bu sufi ahlakı değil. Korunacaksa kendimi korurum ben merak etmeyin. E kurmuş olduğum sayfalarda da arkadaşların birbirlerine atışmaları hoşuma gitmiyor.
Bu sufi ahlakı değil. Bir de bir derviş kardeşi kırmak, incitmek, ona laf söylemek açık konuşuyorum bakın. Lafımı, sözümü gizlemiyorum. Nefret ediyorum. Bak saklayıp gizlemiyorum. Nefret ediyorum ondan. Buna senin hakkın yok. Bunu yıllardır söylüyorum.
Yıllardır söylüyorum bunu. Yapma kardeşim. Tersleme kimseye. Tepeden konuşma. Yapma. Bu senin hakkın değil. Bunu yaptığın zaman sen bütün silsileye zarar veriyorsun. Sen bütün silsilenin emeğine de zarar veriyorsun. Birisi derviş oldu. Mustafa Özbağ derviş olmadı o. O bütün silsileye derviş oldu. Tam peygamber sallallahu aleyhi ve selleme kadar. Sen ona bir haksızlık yaparsan, sen ona bir yanlışlık yaparsan, bütün silsileye yanlışlık yaptın. Mustafa Özbağ'da bu dergahta hizmetçi kardeşim. Geldi birisi derviş oldu.
Ona sen kalktın, dervişlik tasladın, makam tasladın, ona laf söyledin. Kardeş, orada ders aldı. Bütün silsileden aldı. Sen onu kıraraktan bütün silsileyi kırmadığını mı zannediyorsun? Sen onu incitince bütün silsileyi incitmediğini mi zannediyorsun? Sen ona bir laf söyleyince bütün silsileye laf söylemediğini mi zannediyorsun? Hem diyeceksin, elinden tutan Allah'ın elini tuttu. Ayet-i kerime bu mu? Evet. Sufilerin biatlaşması da bu ayet-i kerime mi temel olarak? Evet. O kimse geldi, üstadın elinden tuttu mu tuttu. O senin namusun. Aynı üstada mı bağlısın?
Evet. Veya başka üstad. Önemli değil ki. O senin namusun. Sen onun namusunu, şerefini, haysiyetini koruyup kollamakla mükellefsin. Mümin kardeşinin arkasından namusunu, şerefini koruyanın Allah da onun namusunu, şerefini korur. Hadis-i şerif. Mümin kardeşini arkasından koruyanı, kollayanı Allah da onu korur, kollar. Sen kime laf söylüyorsun ya?
O lafı söylendiğinde sen de orada mısın? Oradasın. Sen onu susturacaksın. Diyeceksin ki derviş kardeş için böyle konuşamazsın benim yanımda. Derviş kardeşinin namusunu, şerefini, gıyabında koruyacaksın. Derviş kardeşinin namusunu, şerefini, haysiyetini senin yanında sen korumuyorsan, susuyorsan sen de dilsin şeytansın. Öyle bir şey yok. O yüzden diyorum benim hassas olduğum yer burası. Yapmayın. Ben bir dervişin nasıl yetiştiğini benden iyi bileniniz yok. Bir grubun bir bölgede bir yerde nasıl oluştuğunu benden iyi bileniniz yok. Oraya gidiyorsun, geliyorsun, oranın tolerans gösteriyorsun, susuyorsun.
Herkes orada heva hevesini konuşturuyor ilk etapta. Heva hevesine katlanıyorsun. Derviş yapacaksın çünkü orada bir grup oluşacak. E ondan sonra birisi gelecek orada bozacak onu. Sen de susacaksın. Öyle bir şey yok. Gelecek birisi tepeden bir şey konuşacak. Sen de susacaksın. Böyle bir şey yok. Yok böyle bir şey. O yüzden diyorum hakkım helal değil diye. Öyle bir şey yok. Ben haftada bin kilometre yapacaksın. Sen birisini kralsın diye mi? Ben 63 yaşındayım. En az gittiğimiz ayar bin kilometre benim gidiş geliş. Ben siz, yani yapanlar için söylüyorum.
Hakaret edin. Millete bağırın çağırın diye mi çabamız? Biz toplayalım siz dağıtın diye mi çabamız? Biz tamir edelim siz kırın diye mi çabamız? Manevi olarak bunun altından kimse kalkamaz. O yüzden yapmayın diyorum. Manevi olarak bunun altından kimse kalkamaz. Bakın kimse kalkamaz. O yüzden diyorum kırmayın, dökmeyin, tartışmayın. Birbirlerinizin aleyhine konuşmayın. Birbirlerinizin aleyhinden arkadan birisi alay ediyorsa, hakaret ediyorsa, dalga geçiyorsa, sizin yanınızda oluyorsa susmayın. Nasihat edin, susturun. Konuşma kardeşim derviş kardeşimizin arkasından.
Alay etme derviş kardeşimizin arkasından. Küfürlü konuşma kardeşim bizim yanımızda. Bizim yanımızda küfürlü konuşma. Nasihat, din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır. Allah bizi affeylesin. Allah bizi affeylesin. Eftar-ı zikr-ı fâlemennehu La ilahe El Fatiha El Fatiha
Selamat Allah Seyyidina Muhammedin Allah Amin Ecmain Destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi