mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 29.05.2025

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 30 Mayıs 2025 · 30:31

Eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Afin. Nerede Müslümanlara haksızlık yapılıyorsa, nerede hukuksuz davranıyorsa, nerede kanları, şanları, şerefleri, haysiyetleri, namusları, toprakları ayaklar altına alınıyorsa, Cenab-ı Hak hepsini de kahre perişan eylesin. Afin. İsrail'i dağıtsın, yerle yeksan eylesin. Afin. Onların destekçilerini de yerle yeksan eylesin. Afin. Çin'i dağıtsın, yerle yeksan eylesin. Afin. Müslümanlara zulmeden ne kadar devlet, hükümet, kurum, kuruluş var ise hepsini de Cenab-ı Hak yerle yeksan eylesin. Afin. Ecmayim. Mahalle derslerinde zikrullah yapılırken ses tonumuzu neye göre ayarlamalıyız?
Orada mahalle dersini yaptıran kimse, her kim ise orada belli bir ses tonunu verir. O ses tonunu verince herkes o ses tonuna göre yapar. Ama diyelim ki mahalle dersi bir başkasının evinde oluyor. Mahalle dersini yaptıran kimsenin değil. O zaman ev sahibi orada nasıl bir ses tonunda olması gerektiğini mahalle dersine yaptıran kimseye söylerse bir problem çıkmaz. Altın günü yapmak caiz mi? O günkü altın kuru üzerinden almak caiz mi? Altın günü yapıyorlar ise o gün herkes altınını alır getirir. Yoksa işte ben bugün para getirdim, altın yerine para getirdim dedi mi o faize girer. O doğru olmaz. Allah yüz bin Adem yarattı ise kaç tane Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yaratmıştır?
Adem yaratmak ayrı bir şeydir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yaratmak ayrı bir şeydir. Yazılılar bitti. Efendim selamun aleyküm. Aleyküm selam. Ana dilde ibadet ve ana dilde eğitimle ilgili görüşlerinizi lütfeder misiniz? İmam-ı Azam Hazretleri bu konuda en böyle toleranslı, bu konuda biraz böyle tabiri caizse Müslümanların işini kolaylaştırıcı bir fetvası var. O da bir kimse Kur'an-ı Kerim öğreninceye kadar kendi ana diliyle, Fatiha-ı Şerife'yi kendi ana diliyle okuyabilir.
Bununla ibadet edebilir diye hüküm var. İmam-ı Azam'ın yaşamış olduğu yerde çünkü tabiri caizse çok uluslu ve çok dilli bir yerde yaşıyor. Mesela bir kimse Mekke, Medine'de yaşamış olsa orada çok dil yok. Ama işte Bağdat'ta, Şam'da o bölgede çok dil var. İmam-ı Azam da o bölgede yaşadığından dolayı ve o bölgenin insanı yani İmam-ı Azam çok özür dilerim, ırkçılık gibi algılamayın bunu, Arap değil kendisi. Arap olmayınca da olmadığından dolayı da zaten Emeviler tarafından da, Abbasiler tarafından da ikinci sınıf vatandaş hükmüne konulmuş. Genel olarak. Böyle olunca İmam-ı Azam'ın fetvası var. Bir kimsenin normalde Kur'an dilini öğreninceye kadar kendi diliyle ibadet edebilir diye. Bu bir. O yüzden normalde bir kimse kendince öğreninceye kadar.
Bunu şimdi bu fetvayı alıp böyle sanki o kimse bir ömür boyu kendi ana diliyle ibadet edebilir hükmünü çıkarmaya çalışıyorlar. Bunlar bu doğru değil, bu İmam-ı Azam atılmış bir iftira olur. Böyle bir şey söylenirse. İmam-ı Azam öğreninceye kadar demiş bunu. Bununla alakalı kaynak olarak El Hidayede bunu bulabilirsiniz. Dürer Gürer'de bulabilirsiniz bunu. Normalde bunlar eski hanefi fıkıh kitaplarındadır. Onlar da normalde bunları bulabilirsiniz bu meseleyi. Ama öbür türlü bunu bir ömür boyu veya daim olarak ana diliyle ibadet diye öyle bir şey söz konusu değil. İkincisi ana diliyle öğretim. Normalde bir kimsenin ana diliyle öğretimde bunun yasaklanmaması lazım.
Ama bu tabi Osmanlı'da yasak değildi, Selçuklu'da yasak değildi. Daha geriye gittiğimizde, Müslüman Türk devletlerinde bu yasak değildi. Daha da geriye gittiğimizde, normalde Türkler hiçbir zaman hiçbir dili yasaklamamışlardır. Orta Asya'dan itibaren. Yani normalde Türkler aslında Orta Asya'dan itibaren çok uluslu bir, çok kavimli bir topluluktur. Yani bunu normalde, şimdi bu Cumhuriyet'le beraber ırkçılık, daha doğrusu Osmanlı'nın son dönemindeki ırkçılık, bunları bizim görmemizi engelledi. Normalde biz şöyle görüyoruz, Orta Asya'daki Türk devletleri sadece Türklerden ibaret zannediyoruz, değil. Mesela Malazgirt, Alparslan normalde Bizans'ta savaşırken sadece Türkler yoktu savaşanların içerisinde.
Bütün Müslüman unsurlar, bölgede ne kadar Müslüman unsur varsa hepsi de Malazgirt Savaşı'na katıldı. Buna Kürtler dahil. Oradaki bütün ne kadar Müslümanlar var ise hepsi de o Malazgirt Savaşı'na katıldı. Katılmayan Müslüman kavimler de var mıydı? Vardı. Onlar mesela Bizans'ta anlaşmaları olan veyahut da Bizans'ta savaşta yenileceğine kendi kendilerine hükmeden topluluklar vardı. Onlar katılmadılar. Ama öbür türlü, öbür günlerin hepsi de katıldı. Türkler de o zaman için normalde İslam olduktan sonra da, İslam öncesinde de aşırı derizli bir kavmiyetçilik yok. Böyle bir milliyetçilik yok. Zaten Osmanlı bölgesine milliyetçiliği katan, bu milliyetçilik hastalığını koyan Yahudi unsurlardır. Sebateistlerdir, Siyonistlerdir.
Yahudi unsurlar Osmanlı İmparatorluğu'nun bölünüp parçalanmasına sebep olmuşlardır milliyetçilik akımıyla. Yani bir boşnak, ben boşnakım dedi, bir Arnavut, ben Arnavut'um, özgürlük istiyorum dedi, bir pomak, biz pomakız, özgürlük istiyoruz dedi. Bunun gibi, batıda, ilk önce Balkanlarda başladı ve Balkanlarda Müslüman kanı dökülmesin diye Osmanlı çekildi oradan. Osmanlı'nın orada bir mağlubiyeti yok. Osmanlı, Balkanların kendi yönetimlerini kendilerinin yapması, orada bir kardeş kanı, Müslüman kanı dökülmesin diye çekildi. Çekildi. Yani normalde Balkanlarda öyle bir mağlubiyet söz konusu değil. Ruslarla olan bir savaş var. Ruslarla olan savaşta da zaten Ruslar Edirne'ye kadar gelmişlerdi. Hatta daha da ileri büyük çekmeceye kadar gelmişlerdi.
Bu da ayrı bir tartışma konusu. Şimdi, milliyetçiliği bizim içimize soktular, bizim içimi Osmanlı'nın içine soktular. Osmanlı'nın içine sokunca, bu İngilizlerin Siyonistlerle beraber yapmış olduğu bir oyundu. Yani İngilizler bu işi çok iyi bilirler. Bu işi de çok iyi becerirler. Yani o Siyonistlerle beraber, çünkü İsrail'in kurulmasının sözünü veren İngiltere'dir. Ve Siyonistlerden de bu konuda yardım alır. Çünkü Siyonistler normalde parayı elinde tutanlardır. Parayı elinde tuttukları için İngilizlerle beraber anlaşırlar. Hala da öyledir. Para İngiltere'de, kraliyet ailesinin gözetiminin altındadır. O yüzden İngiliz paracılarla, Amerikan paracıları ayrıdır. İngiliz paracıları farklıdır. Amerikan paracıları ayrıdır.
İkisi de Siyonisttir. İkisi de birbirlerinin teyze çocuklarıdır. Kardeş çocuklarıdır. Birisi Amerika'dadır, birisi İngiltere'dedir. Ve bunlar normalde o zaman için Amerika'da bu kadar önde değil. Bu İngilizlerle Siyonistler ortak olup normalde ülkede Osmanlı'nın içerisinde bulunan veya diğer İslam ülkelerine ne kadar ne varsa hepsini de milliyetçiliği içine döküp hepsini de ayrıştırdılar. Herkese ayrı ayrı devlet sözü verdiler. Kürtlere de devlet sözü verdiler. Normalde onlara da ayrı devlet sözü verdiler. Ama İngilizler hiçbir sözlerinde durmaz. Amerikalılar gibidir. Masonlar da hiçbir sözlerinde durmaz. Aynı onlar da İngilizler gibidir. Ve Siyonizmle Amerika, İngiltere, Evangelistleri veya Emperyalistleri tek noktada birleşirler.
Tek noktada birleştikleri yer Müslümanlara karşıdır. Bakın Hindistan-Pakistan savaşının sebebi de İngilizler oradan çekilirken Hindistan'ın içerisinde bir Müslüman grup Müslümanların içerisinde bir Hindi grup bırakırlar. Şeylerini ne o? Sınırlarını öyle ayarlarlar. Mesela Bangladeşler derler ki biz Bangladeş devleti istiyoruz. Onlar ayrı bir devlet isterler. Örnekliyorum Bangladeş'in bir kısmı Pakistan'dadır. Bir kısmı Hindistan'dadır. Bir kısmı da kendileri dururlar. Bangladeş'in ayrı bir devlet sistemi yoktur. Var gibidir, yok gibidir. Öyle arada derededir. Her an için savaşmaya, savaştırılmaya hazırdır o bölge. Yani son anda Türkiye işin içerisine girdi.
Hindistan'ın 4-5 tane uçağı düşürülünce Hindistan baktı ki hani oradaki agalığı bozuluyor. Amerika onlara dedi ki savaşmayın, bırakın. Çünkü Hindistan şu anda Amerika'nın paracılarının elinde. Örnekliyorum iPhone'un fabrikası nerede? Hindistan'da. Bakın iPhone'un üretim fabrikası Hindistan'da. Amerika'nın birçok üretim fabrikaları Hindistan'da. Çünkü Çin'le savaşmaya bekliyorlar. Bekleyince hepsinin yatırımlarını en yakın Hindistan'a çevirdiler. Ve Hindistan'la bu noktada Amerika kol kola yan yana öyle söyleyeyim. Şimdi İngilizler onları çok iyi bildiğinden bizim de içimize milliyetçiliği koydular. Milliyetçiliği koyunca bizde de bizim de bir başlık olarak bize öyle dediler.
Milli Eğitim Bakanlığı dediler. Hiçbirisi milli değildir. Bakın eğitim de milli değildir. Ama sonuç itibariyle bir ülkede tek dil, işte tek dil olacak, tek eğitim olacak dendi. E böyle o yaptılar. Eyvallah. Ama sonuç itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gençleri cahil şu anda. Layık, demokratik, insan haklarına saygılı hukuk devletinin, milli eğitiminin yetiştirmiş olduğu çocuklar, dinsiz, ahlaksız yetiştirdiği çocuklar, hedef ve terbiyeden uzak her türlü uyuşturucuya, her türlü içkiye, her türlü yanlışlığa girebilecek bir gençlik yetişti.
Bu gençliğin hiçbirisinde dini bir eğitim yok. Derinlemesine bir dini eğitim de yok. İster İmam Hatip'e gitsin, ister ilahiyata gitsin, nereye gidiyorsa gitsin. Bu çocuklar yüzeysel bir dini eğitim alıyorlar. Evet o İmam Hatip'lisi de yüzeysel, ilahiyatçısı da yüzeysel bir dini eğitim alıyor. Ve bunlardan öğretmenler çıkıyor, imamlar çıkıyor. Şimdi diyanetin içerisinde layık imamlar var. Çok affedersiniz, eşcinsel imamlar var, içki içen imamlar var. Bunları kendileri de biliyorlar. Ve bunları istifade ettiremiyorlar. Bunları normalde işten de atamıyorlar. Adam diyor ki ben memurum, işimi yapıyorum kardeşim. Beş vakit namazı kılıyorum ama ateistim ben diyor.
Bunu dillendiremiyorlar da. İşte dini savunan bir tek kurum var diyanet. Biz onu da normalde hani kariyerini bozmayalım diyorlar. Ama ve lakin diyanette layık bir sistem. Layık bir kurum. Öyle olunca da normalde ülke üzerinde hani tek dille eğitim başarılı mı? Bence eğitim başarısız. Tek dille olsan olacak, çok dille olsan olacak. Eğitim başarısız. Veyahut da başarısız. Ya başarılı bir eğitim sistemi olmuş olsa, üniversiteye girmek için özel kurslara, özel okullara ihtiyaç duyulur mu? Duyulmaz. Demek ki eğitim sistemi başarılı değil. Eğitim sisteminin başarısız olduğunu kendileri de görüyorlar. Özel okullara, özel eğitim sistemlerine müsaade ediyorlar.
Böylece şunu yapıyorlar. Diyorlar ki fakirin, fukaranın çoluğu, çocuğu okumasın. Çok basit. Koç, Koç Üniversitesi'nin anaokulunun yıllık parası 1.7 milyon lira. Buyurun, kim gönderecekse Koç'un anaokuluna göndersin adı birisi. 1.7 milyon, bugün gazetede okudum. Koç'un anaokulu. Daha ilkokulu kaç para bilmiyoruz. E şimdi, bu özel okullar, komple. Özel dershaneler, özel okullar, dünyanın parası. Kim gönderecek oraya?
Ekonomisi belirli bir noktada olan kimseler gönderecek. Böylece okullara, yani iyi üniversitelere kimler gidecek? Belirli bir kesimin çocukları gidecek. Diğerleri ne olacak? Diğerleri ırgat olacak. Amele olacak. Net. Ya da içlerinden çok iyi çalışanlar olacak. Çok iyi çalışanlar olunca bir yerlere gidecek. Bir yerlere gidecek. Çok iyi çalışıyorsa. Yani kendini, onun cep telefonunu kenara alacaksın. İşte onun bilgisayarını elinden alacaksın. Sadece eğitim odaklı olacak bilgisayarı. O çocuk böyle çok iyi bir, disiplinli bir şekilde çalışacak. İyi bir üniversiteye gider mi öyle çalışırsa gider. Yüzde kaç? Yüzde beş. Geri kalan, geri kalan gidemeyecek.
Nereye gidecek geri kalan? Gidecek iki yıllık veya açık öğretim veya iki yıllıkları gidecek. Bir yerde, onlar da üniversite mezunuyum diye bir meslek sahibi olmayacak, çalışmayacak. Yönetilmeye müsait olacak. O üniversite mezunuyum, ben üniversite okudum diyecek. Tarlada çalışmayacak, babasının işinde çalışmayacak. Bir yere gidip bir çıraklık yapmayacak. Yapmayacak. Tarlalar boş olacak, hayvancılık ölecek. Tarlalarda tarım ölecek. Tarım ölecek, hayvancılık ölecek. Ülke olarak, komple, ekonomik olarak yönlendirmeye açık olacaksınız. Kısacası bu. Efendim, ifadelerinizden şunu anlayabilir miyiz? Hazreti İmam'ın fetvası gereğince. Kur'an-ı Kerim'i namaz kılacak kadar ezberinde bulundurmak elzem bir konu.
Muhakkak. Fars. Fars. Fars. Bir kimse günlük ibadetini yapabilecek kadar Kur'an-ı Kerim öğrenmesi fars. Mesela o kimse, diyelim ki namaz kılacak. Fatiha suresini öğrenecek. Oturuşta ettayiyatı öğrenecek. Fatiha ile beraber muhakkak en az bir tane zam-ı sureyi ezberleyecek. Öbür türlü namazın içerisindeki rükuda, secdede okunacak olan zikirleri öğrenecek. Bunlar farz. Günlük dini, hayatını yaşayabilecek kadar dinini öğrenmesi de farz. Haramı, helalı onları öğrenecek, farz onlar. O zaman günlük ibadetini yapabilecek kadar Kur'an-ı Kerim'i de o kimsenin bilmesi farz. Ondan kurtuluş yok. Yani o kimse Fatiha suresini öğrenecek, ihlası öğrenecek. Örneğin, diğer namazlarla alakalı hatta namazlar, namaz surelerini muhakkak bilecek.
Ama bir tane sure bilse yeter ona. Farzı yerine getirmiş olur. Bir kimse Fatiha bilse, ihlas suresini bilse namaz kılacak kadar farzı yerine getirmiş oldu. Çünkü ettayiyatı bilmezse, oturuşta Fatiha okusa yine yeterli ona. Ettehiyatı bilmiyor diyelim ki, o kimse onu öğreninceye kadar Fatiha'yı okuyabilir oturuşta. Bir kimse Fatiha'yı da bilmiyor, bilmiyor. İhlas da bilmiyor, hiçbir şey bilmiyor. O kimseye namaz yine farz. O la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diyerekten namazı kılar. Türkçesinden de kılabilir. Türkçesinden de kılabilir. La ilahe illallah normalde biliyor mu? Biliyor. La ilahe illallahla namazı kılar. Çünkü namazda Fatiha okumak vacip Hanife'ye göre.
Namazın farzlarından değil. Öyle olunca ayakta durmak farzdır namazda. Öyle olunca ayakta durur. Fatiha suresini okuyabilecek zaman miktarınca kadar la ilahe illallah der. Hatta rükuda, secdede söylenecek zikirleri dahi bilmese oturur. Rüküye gider işte üç tane la ilahe illallah der. Secdeye gider üç tane la ilahe illallah der. Üç tane Allahu Ekber der veya secdede üç tane Allahu Ekber der. Oturur mesela ettehiyatı bilmiyor. Fatiha'yı okur. Çünkü oturmak namazda farz. Bunu normalde bak ayakta namazda ayakta durmak farz. Rüküye gitmek farz. Secdeye gitmek farz. Oturmak farz. Namazın içindekilerde. Bak farz olan namazın içerisinde bu kadar.
Ayakta durmak, rüküye gitmek, secde etmek, oturmak. Dört tane farzı var namazın içinde. Diğerleri normalde Fatiha okumak, Fanefi'ye göre vacip. Namazın farzından değil çünkü. O kimse tevhidle de olsa namazını kılar. Ben Allah affetsin yaptım diye değil, hiçbir şey bilmiyor mesela. Ben ona diyorum ki tevhidle namazını kıl. Hiçbir şey bilmiyor. Yani bunlarla karşılaştığım için bu Allah affetsin vahşiyeti görüyorum ben. Ya şu anda toplumda evlenmiş kadın gusül abdestini almıyor. Müslüman gusül abdestini almasını bilmiyor. Ama Müslüman, evlenmiş erkek, genç delikanlı gusül abdestini bilmiyor. Bunu yıllar öncesi, bunu bazen derslerde anlatıyorum ya.
Ödemişte çok zengin bir ailenin kızı geldi bana. Yeni evlendi daha bir haftalık evli. Ben dedi sizin isminizi duydum. Ben bir şey danışmak istiyorum, bir şey sormak istiyorum. Buyurun dedim ben. Ben boşanmak istiyorum eşimden dedi. Ödemişte yer yerinden oynar o ailenin kızının boşanmayı istemesi. Dedim bana sebebini söyleyeceksin ki dedim. Ben sana iştahat edeyim, yardımcı olayım. Sebebini söylemezsen dedim ben sana yardımcı olamam. Hani boşanmayı isteyin, hak mı değil mi bir şey diyemem dedim. Benim eşim gusül abdestini inkar ediyor dedi. İlişkiye giriyor ilişkiden sonra ben gusül abdest alman lazım. Ne alakası var diyormuş. Hani yıkanmamız gerekiyorsa yıkanırız ama gusül abdesti diye bir şey yok diyormuş.
Kızcağız birkaç gün daha anlatmış. Anlamıyor. Dost soru gidiyor babasının evine. Diyor ki bu adamla beni evlendirirken neden diyor dinini, imanını sorup soruşturmadınız. Beni bir dinsiz de evlendirdiniz diyor. Ben bu adamdan boşanacağım diyor. Aile olmaz işte bize yakışmaz şu bu. Ama çocuk da hala da diyormuş ki hayır gusül diye bir şey yok diyormuş. Geldi gusül diye bir şey yok diyor mu dedim diyor dedi. O küfür noktasında dedim sen onunla evli kalamazsın. Ben dedi harama girmek istemiyorum dedi. Benim isteğim, benim görüşüm hak mı dedi. Hak dedim. Seni tebrik ediyorum dedim. Bu konuda nasıl bir destek lazımsa ben dedim söylemeye, destek vermeye hazırım. Gerekirse babanla da konuşurum dedim.
Boşandı kız. Şimdi bakın bu yıllar önce. Yıl 89. Bunu söylediğim yıl 89. Şimdi yıl 2025. Şu anda gençler evleniyor, gençler gusül abdestini bilmiyor. Sorduğunuzda Müslüman ama. Kadın gelmiş 35-36 yaşına Müslümanım diyor. Fatiha suresini bilmiyor. Gusül abdestini bilmiyor. Bildiğiniz gusül abdestini bilmiyor. İki çocuk annesi gusül abdestini bilmiyor. Gecenin saat 2'si bu cinni taifesi bana dokundu diye tanıdığının üzerinden bana telefon açıyor. Diyorum gusül abdestini var mı biliyor musun diyorum. Duruyor. O ne diyor bana. Telefon açık gusül aldırttırdım banyoda ona.
Dedim aç telefonu. Korkuyor. Telefonu banyoya koy dedim. Ben telefonda duracağım. Dedim niyet ettim ya Rabbi gusül abdestini almaya diyeceksin. 3 sefer ağzına su vereceksin. 3 sefer burnuna su vereceksin. Komple vücudunu yıkacaksın gusül bitecek dedim. 35-36 yaşında 37 yaşında kadın 2 çocuk annesi gusül abdestini bilmiyor. Bunu yaptı tiril tiril titriyor. Evde secdada var mı dedim. Evde secdada yok. Dedim temiz bir yer var mı ayakkabısız dolaştığın yer. Evinin içerisinde ayakkabısız dolaştığı yer yok. Evde ayakkabıyla dolaşıyorlar. Sosyete bunlar. Dedim bir örtü yaz. Bir şey yaz dedim halının üstüne. Bir şeyler yazdı.
Gerçekten Fatiha suresini bilmiyor. La ilahe illallah demesini zor biliyor. Belki de 10 sefer 15 sefer Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulü. Buna dili dönmüyor. Ne kadar üzüldüm. Ne kadar üzüldüm. Buna dili dönmüyor. Gece saat 3 oldu. Ben hala da buna kelime-i şehadet getirmesini öğretiyorum. Dedim şimdi otur secdada diye la ilahe illallah demeye başla. La ilahe illallah demeyi bilmiyor. Bu bayan üniversite mezunu. Üniversite mezunu bu. İyi bir üniversiteden mezun. İyi bir maaşı var.
Sonradan tanıştık görüştük iyice. İyi bir ailenin kızı. Sonra çok yine iyi bir ailenin aileyle evlenmiş. İki tane çocuğu var. Kelime-i şehadeti bilmiyor. Özel okullarda okumuş. Aile bunu özel okullarda okutmuş. Ama eğitim sistemi bu. Bunun altından bu devleti yüz yıldır idare edenler bunun altından kalkamaz. Kalkamaz. Kim olurlarsa olsunlar. Bu milletin çocuklarını dinsiz yetiştirdiler. İmam-ı Tebe gönderiyorlar.
Hadis inkarcısı yaptılar çocukları. Mezhep inkarcısı yaptılar. Kur'an inkarcısı yaptılar. Böyle ayet olmaz diyorlar şimdi ilahiyatçılar. Bitti. Yani ilahiyete gönderdiğimiz çocukların boyuna onları telkin ediyorum. Sakın hadisin inkarcısı olmayın. Sakın mezhep inkarcısı olmayın. Sakın ayetin inkarcısı olmayın. Sakın onlara bakmayın. Sakın onlara inanmayın. Böyle tavsiyelerde bulunuyorum çocuklara. Çatışmayın da diyorum sizi okulda bırakırlar. Birini tespit etmişler sizin şeyhiniz böyle demez diyormuş. Hem bir de takip ediyorlar ha. Hani beni sevmeyenler de takip ediyorlar. Sevmiyorlar aslında. Böyle nefret ediyorlar benden ama takip ediyorlar.
Takip ettikleri gibi. Allah inşallah hidayetlerine sebep olsa. Yani normalde yok. Ve işin çok garip tarafı şu. Dünya üzerinde salt, tertemiz, pak, Kur'an ve sünnet esenliği tebliğ eden, salt, temiz bakın, mezhep, meşrep, tarikat öne koymadan, tekrar söyleyeceğim bunu. Dünya üzerinde mezhep, meşrep, tarikat, şeyh öne koymadan salt, Kur'an'ı ve sünneti ve imamların iştahdını konuşan topluluk çok az şu anda.
Çok az. Çok az. Çok acı bir şey bu. Ve bunun nerede duracağı belli değil. Çok özür dilerim kendimizi bir şey zannettiğimizden dolayı değil. Biz kele aynak kuşu gibi kaldık. Yani baskılar, ne bileyim işte değişik üstümüzdeki organizasyonlar buradan bizi geri çevirmedi. Cenab-ı Hak'a hamdü sena olsun. Biz çok az kaldık. Dünya üzerinde de çok azız biz. Yani zaten ülkede azız da, dünya üzerinde de azız biz. Yani böyle bir normalde işte derviş anından bir şey istemeyen, onları maaşa bağlamayan, onlara aylık bir ücrete bağlı tutmayan, bir şey istemeyen ve salt sadece Kur'an'ı, sünneti, imamların iştahdını, ilk sufilerin yolunu anlatan kele aynak kuşu gibi kaldık.
Bundan rahatsız mıyım? Değilim, mutluyum. Ayet-i Kerim'e inancım benim. Çok azınız iman eder. Bu noktada da böyle, hani böyle kaldık filan üzüntülü değilim. Rabbim son nefesimize kadar Kur'an'a, sünnete, imamların iştahdına, ilk sufilerin yoluna, edebine, adabına uyanlardan eylesin. Eftali zikrfale mennehu La ilahe illallah La ilahe illallah El Fatiha ma selavat Allah'ım Salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala Ali Muhammed Amin
Ey cümayin. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi