mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 23.07.2026

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 23 Temmuz 2026 · 37:46

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve tebliğ eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, nerede Müslümanlara zümreden var ise, nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz ediliyorsa, Cenab-ı Hak hepsinin intikamını alsın, kafirleri yerle bir eylesin, münafıkları yerle bir eylesin, Müslümanlara kan kusturanları yerle bir eylesin, İslam âlemini dirilsin, İslam âlemini yücelsin,
İmtihanların zorluğundan ümitsizliğe düşmek şirk sayılır mı? Ümitsizlik şeytan vesvesesidir, hangi halde olursa olsun bir kimse ümitsizliğe düşmemeli. Hayat bu, insan sınanır, eğer bunu o gözle bakacak olursak, çünkü ehli tasavvuf veyahut da bizler başımıza gelen bela, musibet, sıkıntı, dert, gam, kasvet, her ne var ise, hem dünyevi noktasında, hem uhrevi noktasında, her şeyde Cenab-ı Hak'ın bir lütfu, ikramı, ihsanı sayarız.
Çünkü başımıza gelen şeyler, Cenab-ı Hak katında ya günahlarımızın affına sebeptir, ya da manevi olarak yükselişimize sebeptir. Öyle olunca biz başımıza bir şey gelmiş olsa sabrederiz, zikrederiz, namaz kılarız, ondan kurtulmaya çalışırız, ama ve lakin ümitsizliğe düşmeyiz. Nasıl ki her karanlık gecenin sabahı var ise, nasıl ki her kışın bir baharı, bir yazı var ise, muhakkak ki o sıkıntı da gelip geçecektir.
Hiçbir bela, musibet, sıkıntı, dert, gam, kasvet devamlı değildir. Bir şekilde Cenab-ı Hak onu ortadan kaldırır. Bazı şeyler vardır, bitmeyecek gibi gelir insana, oysa ölüm geldi mi o da biter. O yüzden ümitsizlik yok, mücadele etmek var, gayret etmek var, çaba etmek var, koşuşturmak var. Bu noktada bir kimsenin ümitsizliğe düşmesi, geri adım atması şeytanın vesvesesidir. Allah muhafaza eylesin. Kabe'yi çok seviyorum, lakin gizliden Mescid-i Nebevi'yi biraz daha fazla seviyorum. Bundan dolayı gizli bir günah işliyor gibi hissediyorum, yaptığım günah mı? Biz normalde Beytullah'ı da severiz, Medine-i Müdevvere'yi de severiz. Biz taşından, toprağından fazla Cenab-ı Hak orayı kutsal saydığı için severiz.
Yoksa Kabe dediniz yine taştan oluşmuş bir yapıdır. O yüzden taştan oluşmuş yapı değil, biz onun maneviyatına bakarız. Biz onun, Cenab-ı Hak orayı kutsal saydığı için ona bakarız. Zaman zaman insanlar bu noktada Medine-i Münevere'de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri olduğu için oraya sevgisi kayabilir. Bunda bir sıkıntı yok.
Benim üç buçuk yaşında ikiz kızlarım var. Uzun zamandır benim ve ailemin üzerimizde maddi manevi sağlıkla ilgili sıkıntılar çok sık ortaya çıkıyor. Elimden geldiğince bildiğim kadarıyla kimseye kötülük yapmıyorum. Kötü niyetler beslemiyorum. Sadakalarımızı düzenli veriyoruz. Kendi çizgimde, kendi halimde yaşamaya çalışıyorum. Ancak son dönemde yaşadığımız sıkıntı ve kazaların artması benim nefsimle ilgili bir durum mu? Yoksa nazar mıdır bilemiyorum. Nazara karşı yaklaşımımız korunma açısından nasıl olmalıdır? Bizim için öneriniz ne olur? Çok teşekkür ederim. Normalde zaman zaman insanlar bu tip kazalarla, ne bileyim yoklukla, ayetle sabit çünkü hastalıklarla, çocuklarla, anneden, babadan, eşten, çocuklardan, maldan Cenab-ı Hak ayet-i kerimede imtihan ederim diyor.
Bunlar olur. İlla ki yok bu nazar oldu, yok bize büyü oldu, yok bize şey oldu, yok benden dolayı şöyle oldu. Bunların hepsi de bizi aldatan şeyler. O yüzden başımıza bir şey geldiyse sabrederiz, hayatımıza devam ederiz, mücadelemizi de yaparız. Nazar haktır. Ben nazara normalde hadiste sabit. Bu noktada nazarı inkar etmem. Ama nazarın üstünde de Allah'ın bir gücü, kudreti, kuvveti var. Yani burada bir kimse, ben nazara geldim derse Allah'ın gücünü, kuvvetini, kudretini görsün. Yani normalde Cenab-ı Hak izin vermedikçe hiçbir şey olmaz. Hazreti Abbas'ın oğlu Abdullah'a söylüyor. Radiyallahu anh Hazretlerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, terkisine bindirmiş devesinin, Ey oğul beni iyi dinle, dinliyor musun? Dinliyorum ya Resulallah.
Emret ya Resulallah. Ey oğul beni iyi dinle, dinliyor musun? Dinliyorum ya Resulallah. Bütün insanlar toplansalar, sana kötülük yapmak isteseler, Allah izin vermedikçe sana hiç kimse kötülük yapamaz. Bütün insanlar toplansalar, sana iyilik yapmak isteseler, Allah izin vermedikçe hiç kimse sana iyilik yapamaz. O zaman normalde bütün nazarcıları toplatsa, Allah izin vermedikçe o nazar ona değmez.
Bütün bela ve musibet yapmak için, kötülük yapmak için insanlar toplansalar, Allah izin vermedikçe sana o kötülüğü hiç kimse yapamaz. Bütün insanlar sana iyilik yapmak için toplansa, normalde hiç kimse sana iyilik yapamaz. Bu hadisi kudsenin devamında diyor ki, kalem kurudu, bir yerde de kalem kırıldı diyor. Yani artık bu meselede senin üzerinde eğer ki buna biz mutlak kader diyelim, senin üzerine mutlak kader noktasında bir şey yazıldıysa, onu önlemenin, onu bertaraf etmek senin gücü yetmeyecek ona.
Hiç kimse Allah'la yarışamaz. Allah'la bilek güreşine de tutuşamaz. Hiç kimse Allah bir şey takdir ettiyse, o takdirin dışını da çıkaramaz. Bize düşen mücadele etmektir. Ama şunu bilmiş olun, başınıza ne geldiyse geldi, hastalık geldi, sıkıntı geldi, gam geldi, kasvet geldi, kaza geldi, ne olduysa oldu. Eşinizden, annenizden, babanızdan, işinizden. Öyle ya, bir şey geldi başınıza. Normalde burada Allah'ı unutmayın. Ve mücadelenize devam edin. O mücadeleyi devam etmekten sorumlusun sen, sonucundan değil. Sen ona sabırla, zikirle, namazla, o halden kurtulmanın yolunu aramakla mükellefsin. Kurtulacaksın diye bir kaide yok.
Şimdi bazen insanlar normalde, bir kadın, bir kısım, sufiler, derviş kardeşler, bu kadar dua ediyorum, bu kadar zikir yapıyorum da, bu benim başımdan hani def olmadı, ben bundan kurtulamadım. Veyahut da bu kadar dualar ediliyor, bu dualar nereye gidiyor? Yani bunlar, bundan biz sorumlu değiliz. Sonuç bize ait değil. Biz mücadele edeceğiz. İnsan evladından sınanır. Evlat, atacaksın mı? Atamazsın. Satacaksın mı? Satamazsın. Sokağı mı bırakacaksın? Bırakamazsın. Allah kimsenin başına vermesin. İnsan eşinden sınır, atacaksın mı? Atamazsın. Satacaksın mı? Satamazsın. Döveceksin mi? Dövemezsin. Kıracaksın mı? Kıramazsın. Sufisin. Dervişsin sen. Sen yapamazsın bunu.
Ya dervişi gelbisesini çıkaracaksın, ben derviş değilim bundan sonra, geleceğim buraya, diyeceksin ki, al şu dersini, ne olacak? Ben bundan sonra, ölüme, önüme geleni döveceğim, önüme geleni söveceğim, ben dinlemeyeceğim hiçbir ölçü. Tamam, al, ver dersin, Allah yolunu açık etsin. Sen dervişsen yapamazsın bunları. Yani ele geleni yersin, dile geleni dersin, böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın demiş Yunus. O zaman kadın, erkek değişmez bir şey ki. Sen derviş misin? Evet. Sen kadınsan, kocanı dövemezsin, sövemezsin, hakaret edemezsin. Bayansın. Bayan dervişsin. Kayınvalidene, kayınpederine, etrafına kötü davranamazsın. Sen dervişsin çünkü. Üzerinde senin dervişlik elbisen var. Sen herkese iyi niyetli davranacaksın, herkese iyi geçireceksin.
Kadın, erkek, derviş dediğin bu. Hakkımı yediler. Yiyecekler tabii. Bana kötü davrandılar. Davranacaklar tabii. 9-15 treni seni çarpacak değil ya. Yok zaten Bursa'da tren. Ben geldiğimden beri, Bursa'ya tren getirecekler. Yok. Şu tren gelse çarptıracağım kendimi zaten bir. Diyeceğim ya tren çarptı tamam. Yok gelip tren çarpmaz seni. Ne olacak annen, baban, kayınvaliden, kayınpederin, kocan, çocukların, arkadaşların, bir de derviş kardeşlerin, bir de buradan. Yabancıdan değil. E ne olacak o zaman biz her başımıza gelen sıkıntıda, evet biz kendi nefsimizi sigaya çekelim. Biz nefsimize uymuşsuzdur. Kendi kendimize şöyle düşünelim. Muhakkak dersimizi çekmemişizdir.
Namazda kaytarmışızdır. Gevşemişizdir. Derviş kardeşlerimizle iyi geçinmemişizdir. Onları normalde kötü muamelede bulunmuşuzdur. Dedikodu yapmışızdır. Gıybet etmişizdir. Sert davranmışızdır. Evelik yapmışızdır. Derviş kardeşimize kapadayılık yapmışızdır. Öyle ya derviş ya. Nasıl olsa sesini çıkarmayacak. Ulan dışarıda böyle bir şeye birisine yapabilir misin? Yapamazsın. Adam sana bir koyduğu zaman yere serer. Ama derviş ya seslenmez sana. Veya evde kapadayılık yaparız. Öyle ya hanım ya sana seslenecek mi? Seslenmez. Vurur mu? Sana deriz. Hanım ya nasıl olsa seslenmeyecek ya. Eee tamam o kapadayılığının nefsine yapsana. O kapadayılığı kafirlere yapsana. O kapadayılığı münafıklara yapsana.
O kapadayılığı sen İsrail'e yapsana. ABD'ye yapsana. O kapadayılığı sen Siyonistlere yapsana. O kapadayılığı sen yap. Kafir bir kimseye yap. Değil. Müslümanların kapadayılığı, İslam dünyasının kapadayılığı birbirine. Kapadayılık. Evde adam eşine kapadayılık yapıyor. Kadın kocasına kapadayılık yapıyor. İslam dünyası böyle. Normalde derviş dervişe kapadayılık yapıyor. Derviş dervişe yapıyor. Veyahut da anne baba çocuğunu yapıyor. Çocuk anne babaya yapıyor. Hoş anne babalar çocuğuna fazla bir şey yapamaz hale geldiler artık. Şimdi çocuklar evin efendisi. Erkekse kralı, bayansa kraliçesi. Hele sen bir şey söyle. Anne babalara. Şimdi kızları, oğlanları olanlar var.
Biraz yetişsin. Sen kıza bir laf söyle. Kızım sen odanı topla de. Yı gamatayı çocuktan. Veya oğluna de ki sen bu saatte nerede kaldın? Gel erken gel eve de. Oho dumanına çıkarsın ortalığın. Tabii. Şimdi çocuklar evin kral ve kraliçeleri. Kıyamet elameti. Çocuklarımız gaak diyor su veriyoruz. Guk diyor ekmek veriyoruz. Aa diyor cebine para koyuyoruz. Tabii. Biz görmedik siz görün diyoruz. Sonra çocuklarda kürek gibi dil var. Anneye babaya. Etrafa. Acı şeyler bunlar. Söz geçiremiyor şimdi. Bugünün anne babaları çocuklarına söz geçiremiyor. Acı bir şey. Hepimizin çocukları var. Hepimiz bunları yaşıyoruz sonuçta.
Allah bizi affetsin ama bu başımıza gelenlerden dolayı evet nefsimizi sigaya çekelim. Yolumuza devam edelim. Birinden kurtulsan birisi gelecek imtihan bitmeyecek çünkü. Rabbim ne diyor ayet-i kerimede diyor ki kaldıramayacağınız yük yüklemez. Allah zalim değildir. Kaldıramayacağın yükü senin üstüne yüklemez. O zaman zikirle, namazla zikirle, namazla, duayla sen o işin içerisinden sıyrılmaya bak. Sıyrılamadın. Öyle devam eden imtihanlar vardır. Mesela işte bir hastalık gelir bulaşır insana. Devam eder. Yani tedavisi yoktur. Bunu nimet bil. De ki elhamdülillah bir şehitlik kapısı açıldı bana de. O hastalıkla, güzellikle, selametlikle mücadele et.
Evet. Bana bir böyle geçim sıkıntısı oldu. De ki hamdolsun böyle bir sıkıntı var. Bu da atlayacak de. Çalışmaya devam et. Yani benim gibi üç sefer iflas etmeyin. Allah muhafaza eylesin. Bu zor sıkıntı. Bunun altından kalkmak çok zor oluyor. Dedikodusu o su, bu su, bu. Dumanın çıkıyor ortalığına. Sen diyor, ben kendi nefsim için diyorum. Sen diyorsun ki iyi tamam iflaslardan kurtuldun bir nefes alacağım lan. Nereye nefes alacağım? Bir şey daha geliyor senin başına. Bunu normalde isyan etmeden sabırla bu işlerin içinden kalkacak. O yüzden evlatlarınızın sağlık problemleri olur. Sizin sağlık problemleriniz olur. İşinizde, aşınızda, eşinizde problem olur.
Allah muhafaza eylesin. Sen yolunda sağlam durmaya bak. Sen istikametini sağlamlaştırmaya bak. Sen kendini sabitleştirmeye bak. Rüzgar escek. Hiç rüzgar durmaz. Şimdi senin girdiğin yol Kur'an, sünnet üzerine ise girdiğin yol hakiki manada sufilik üzerine ise sen o yola girdiysen senin rüzgarın eksik olmaz. Sen fırtınaya tutulmamaya gayret et. Neden? Fırtınaya tutulursan da senin tutulman daha zor olur. O yüzden sen bir şekilde bu imtihanı atlatmaya bak. Ben şimdi hepinizin üç aşağı beş yukarı sıkıntılarını üç aşağı beş yukarı biliyorum. Üç aşağı beş yukarı. sıkıntısız bir kimse yok burada. Bu dergahın kronik kronolojik durduğu nokta bu.
Biz de öyle şöyle sazımız sözümüz olsun bir keyif edelim şöyle bir normalde böyle bir hayat yok bize. Ben hep diyorum ders yürürken arkadaşlara bak başınızdan sıkıntı eksik olmaz. Muhakkak olur. Alma ders diyorum. Kendi kendine başını yakma diyorum. Söylüyorum ben. bende saklı gizli bir şey yok. Aldatmak yok bende. Ben baştan derim bak bizim hararımız görelimiz bitmez koşuşturmamız bitmez. Biz bir bakmışın bütün cemaat bir yere koşuyor. Bir bakmışın hepsi bir yere koşuyor. O normalde Türkiye Cumhuriyetlerindeki o koşuşturarak zikredenler var ya biz öyle zikir yapmıyoruz ama bizim hayatımız öyle. Bir bakıyoruz bir topluluk bir yere gidiyor. Bir bakıyorum bir tarafa gidiyor. Önceden daha fazlaydı bu. bitmiyor bizim.
Tam bitti derken yenisi başlıyor. Değil mi Canfer Ağustos kaç? 24 mü? Aşure bitti Ağustos 24'te kandil var. Bitmiyor bizde normalde harara görere cayırtı cayırtı bitmiyor. Hamdolsun bitmeyecek de zaten. Ben bakıyorum 40 yıldır bitmemiş bizde. Şükür hamdolsun. O yüzden bu yola girenlerin başından da eksik olmaz. böyle kendili arkadaşları bazen böyle hani etrafa gel dertlerinden kurtulursun. Lan değil daha derdin içine batar adam. Yani önceden ne güzel adam çatır çatır et yiyordu hiçbir şey olmuyordu. Kemikli yiyordu bir de. Adam şimdi burada muhallebeye kaşık çalar. Muhallebeye kaşık çalınca dişi kırılır adamın. Durduğu yerde kırılır.
Muhallebeye bile gerek yok. Bizde sebebe bile gerek yok. Sebepsiz dişimiz kırılır bizim. Sebepsiz kırılır. Sebep aramayız. Allah bizi affetsin. Gerçekleşmesi için niyet ettiğimiz çaba gösterdiğimiz durumları çevremizdeki insanlarla paylaşma ölçümüz ne olmalıdır? Ayrıca Bursa dışından olanlar için rüyalarımızı anlatma yolu nasıl olmalıdır? Kime anlatmalıyız? Kayseri Malatya. Evet Kübra. Kübra sen de hoş geldin. Evet normalde Telegram hesabından arkadaşlar kardeşler bana rüyalarını yazıyorlar. Bütün erkek ve bayan dervişler rüyalarını yazıyorlar.
Bu ara biraz böyle bir üzerimde Allah afiyet versin. Bende de tam intibak sağlayamadım herhalde. Tam zamanında okuyamıyorum. Yaklaşık 400 tane mesaj duruyor da okuyorum arkası geliyor. O yüzden bu ara herkesten özür diliyorum bu konuda. Biraz üzerimde de hem böyle bir kırgınlık var hem bir telaş var. Öyle olunca bakamıyorum çok fazla. Ama rüyaları arkadaşlar kardeşler telegramdaki bana yazıyorlar. Ben de okuyorum elimden geldiğince. Cevaplanacak olanları cevaplandırıyorum. oraya yazabilir bütün erkek ve bayan kardeşler. Derviş kardeşler arasında küslük olduğunda barışmak isteyen taraf reddediliyorsa aramalarına cevap verilmiyorsa dergahta karşılaşınca yüz çeviriliyorsa aynı derse girince yüz asılıyorsa bu duruma tavsiyeleriniz nelerdir?
Onlar dur şu soruyu böyle baştan derviş kardeşler diyor ya derviş kardeşler küsmez kimseye derviş gönülsüz gerek derviş küsermiş mi ya? Senin üstadın küsmüyor kimseye sen nereye küsüyorsun? Ben küsen derviş istemiyorum. Bu küsen dervişler içimizdeyse kadın erkek hiç önemli değil derslerini verip dergahı terk etsinler. Bu konuda çok ciddiyim. Açık net mesajım. bu dergahda birbirine küsen dervişler var ise derslerini verip helallik alıp çıksınlar.
Derviş eşine bile küsmez. Ne eşine küser ne anne babasına küser ne çocuklarına küser ne de derviş kardeşine küser. Böyle bir dervişlik yok. Allah'a Allah'ın Allah olduğuna iman etmiş Hz. Muhammed Mustafa'nın peygamberliğine iman etmiş kitaplarına iman etmiş meleklerine din gününe hayırın şerrini Allah'tan olduğuna iman etmiş bir üstada intisap etmiş bağlanmış ee küsecek öyle mi?
Böyle bir dervişlik yok. Biz dervişlik hayatımız boyunca hiç kimseye küsmedik. Ben 65 yaşındayım ben kendimi bildiğim bileli hiç kimseye küsmedim. Ben kendimi bildiğim bileli dervişlikten önce de hiç kimseye küsmedim. Ben küs olan kimseye birisi ben küsüm ona diyor ya o zayıf insan o. Kuvvetli insan değil. Güçsüz insan o. Çocuktur o. Bildiğiniz çocuk. Hani git 3-5 yaşındaki çocuklar birbiri oyuncağı paylaşamazlar. Oyuncağı paylaşamayınca küserler ya birbirlerine. Küstüm konuşmam. Bir de böyle mi yapıyorlar şöyle mi yapıyor? İşi yapıyor parmaklarıyla çocukla. Ben çocukken onu da yapamadım. bir derviş küsmez.
Bir mümin küsmez. Zayıf insanların işidir. Yani adam karısına küsmüş. Allah Allah. Küsmüş. Bildiğiniz küsmüş. Veya kadın kocasına küsmüş. Ona gene temelli hayret ederim. Adam diyorum kadına adam gel dediğinde gideceksin nasıl küsüyorsun sen ona?
Bir kadının kocasına küsmesi düşünülemez. Kocasına itaat etmek zorunda. Ne yapacak şimdi? Kocası ona gel dediğinde gitmeyecek mi kadın? Gel dedi gitmedi bütün melekler ona lanet etti. Benim bunu mesela benim almıyor. Aklım beynim kalbim imanım dinim bunu almıyor. Kadın kocasına küsmüş. Allah hayda ya Bismillahirrahmanirrahim diyorum gel dediğinde gitmeyecek mi? Bakıyor benim yüzüme kadın diyorum senin kocan gel dediğinde gideceksin. Hani bazısı böyle ufak tefek bir sıkıntı oluyor annesinin babasının evine gidiyor. Adama diyor oğlum sen çağırdın da gelmek zorunda diyor.
Git kapıya gel de gelmek zorunda diyor. Dinen başka hükmü yok bunun. Gelmiyor diyor. Gelmeyince bütün melekler lanet ediyor ona. Gelmiyor deyince adama boşama hakkı doğuyor. E nereden küsüyor? Çocuk anne babaya küsmüş. Allah Allah nasıl küstün ya? Anne babaya öf bile demeyeceksin. Babaya küsmüş. Baban sana gel dediğinde gideceksin. Erkek evlatsan koşa koşa gideceksin. Gel gideceksin. Git gideceksin. Erkek evlatsan babaya Kur'an sünnet tarihsinde hayır deme lüksün yok.
Kız çocuğunun da yok. Evliyse kocasına tabi. Bekarsa babasına tabi. Onun da babasına küsme annesine küsme lüksü yok ki. Derviş gençler babalarınıza itaat etmek zorundasınız. Anneniz babanızdan sonra özür dilerim Allah'tan sonra babalarınıza itaat edeceksiniz. Hanefi'ye göre babanız size 10 trilyon borca imza attırsa atmak zorundasın. Ben buna bu borca imza atmıyorum diyemezsin. Erkek dervişler babanızın bütün dese ki babanız size bu kadar borcun var öde bunları ödemek zorundasınız. Erkek dervişler kendi kendinize benim bu malım benim demeyin. Babanız gelir isterse o mala el koyar.
Der ki senin malına el koydum bundan sonra ben tasarruf edeceğim. Zulmetmiş olsa dahi itaat edecekseniz ona. Mallarını alıyor ya senin malını alıyor. Değil mi? Zulmediyor. İtaat edeceksin yine. Kız çocukları evleninceye kadar babalarına itaat edecekler. Diyemez babam benim hayatıma karışamaz. Bal gibi karışır. Nerede kaldı şimdi kim kime küsecek? Derviş dervişe küsecek. Bu dergahta öyle mi? Ben küs kardeş istemiyorum dergahta. Buradan bazen diyorum ya var mı bir sıkıntısı olan bir problemi olan aklınızı birbirinize helal edin helal olsun. Sen o zaman yalandan mı helal ettin? Senin hakkını hukukunu yediyse git konuş hakkını hukukunu ondan al.
Küslük nereden çıktı? anaokulu değil burası ya. Allah bizi affetsin. O yüzden dervişler birbirlerine küsmezler. Dervişler birbirlerine selam verirler. Birbirlerine sevgiyle yaklaşırlar. Hürmetle yaklaşırlar. Dervişler birbirlerinden kafalarını çevirmezler. Derviş bir başka bir dervişi gördüğünde kafasını çeviriyorsa o kibirlidir. Kibirli olanın dervişlikte işi olmaz. birisi barışmaya çalışıyor özür diliyor onunla işte görüşmek istiyor o da kalkıyor ondan barışmıyor o kibirli kibirli olanı Allah sevmez. Kibirli olanın maneviyatı olmaz. Kibir yıkar insanı perişan eder.
Maneviyatı mahvolur onun. Senin hor hakir gördüğün derviş yüzünden kılıcın altında boynuna verirsin. Öyle bu dergahı da böyle çok özür dilerim başka dergahlarla karıştırmasın hiç kimse. Demiş ya nice başlar kesilir kan parasını soran olmaz diye Mustafa Özbağ ona ilave ediyor.
Dönerler bir de kılıcı vurduk bizim kolumuzun da pahası var derler. Yordun kolumu derler bir de onun pahasını isterler sizden. O işler öyle değil. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Hiç kimse kendi heva ve hevesinden davranmasın. Bilhassa dervişlere tepeden bakmak kibirli davranmak dervişleri beğenmemek dervişleri hor hakir görmek Allah muhafaza eylesin. O kimsenin maneviyatını alır götürür. İster zakir ol ister çavuş ol ister nakip nügabba ister sen şeyh ol ister havada uç ister denizin üstünde koş yürü derviş dervişe kibirlenmez küst olmaz. Dervişlik hizmet işidir. Allah için herkes birbirine hizmet eder. Herkes birbirini tolere eder. Herkes birbirinin kucaklar.
Herkes birbirinin elini tutar. Bir yere derse gidilecek. Kim gidiyorsa hepsini toplar götürür. Kafer kaç kişi indiniz kartaldan? 19 kişi. O zamanlar böyle kimse yok. Polis demiş ya demiş şundan bir daha hepsini de bindirirsen demiş ceza yazmayacağım. Öyle mi dedi sana? Saymış kartaldan 19 kişi iniyor. Demiş hepsi de binerse demiş sana ceza yazmayacağım. Bildiniz kartal. Ceza yazmayacağım deyince durur mu bizim arkadaşlar? Herkes yürü zaten bilmişler. 19 kişi bir daha kartalın içine binmiş. Derse gidiyorsun. Alacaksın götüreceksin. Biz öyle çalışırdık.
Adam kendi nefsini getirsin. Eyvallah. Giderken yanında üç dört kişi de götürsün. Şeyh efendiye gidiyor. Biz bayındırı gidin sorun. Ben bayındırı hiç tek başıma ben tireye gitmemişimdir. Giderdim minibüsü tutardım şeyh efendi gelmiş tireye. Minibüsü tutardım kahvenin önüne çekerdim. Ben herkesi bindirdim. güzellik de binmezlerse sıyırıyordum bir çağ binin lan diyordum. Hepsi de koşa koşa biniyorlardı. İsterse binmezsin. Hiç unutmuyorum bir seferinde bizim o Hacı Sinan Camii'nin imamı vardı. Hasan Hoca. Hasan Hoca da elinde cigara oda bulmaca ne dolduruyor bir şey yapıyor. Sen ne yapıyorsun burada dedim. Böyle baktı bin arabaya dedim bin minibüse baktı benim kafam dönük gitti oturdu dedim başta Mevlüt'e minibüsün içinde ondan sonra aşk ile Allah deseli İhsan deyince bir başladık bizde zikrullah sağ herhalde hala da kulakları içindesin ama güzel hutbe okurdu böyle ağlatır ağlardı öyle hutbe
okurdu hutbeleri çok iyiydi Allah kabul etsin inşallah o yüzden biz öyle bir yere giderken öyle kendi başına git öyle bir şey yok o gün ders var herkes birbirine telefon açardı yürü derse gideceğiz benim bir de ceza sistemim vardı kim gelmedi işte Yusuf Hoca bir hafta gelmedi Yusuf Hoca o hafta gelmiyorsa tatlı bir şey hesap sormak değil tatlı bir şekilde söyleyecek diyecek ya Mustafa kardeş sorma hani bizim durdu durdu durdu dünürler geldi örneğin veya şu oldu bu oldu ya ders günü hiç kimseye almayın hayırdır hani
bu dervişlik raconuna ters aa Yusuf Hoca bir daha hafta gene gelmedi tamam hafta ortası Yusuf Hoca perşembeleri ders yapıyoruz diyelim ki salı gün sendeyiz nasıl basbayao sendeyiz abi sendeyiz salı günü salı gün Yusuf Hoca'nın evdeyiz bir cayırtı koparız orada açarız vanaları öyle bir zikrullah yaparız ki Yusuf Hoca ertesi gün mahalleden boynun önde gider millet ne oldu bir de olmadı polis de çağırıyorlar zaten buradan bir ne o huğucular gelmiş biz oralardan geldik onu zaten bir sefer yapıyorum bir yerde tamam bitiyor
diyorsun herkes şunu diyor bir daha salıya kabak benim başımda patlayacak en iyisi ben edeb edeyim gideyim derse bir de başka türlüsü var adam naz ediyor gelmiyor değil mi bir kesiyor selamı sabahı ben bitiyor hiç gelmesin işin bu tarafı daha sıkıntılı işin burası daha sıkıntılıdır ondan sonra bir de haber gönderiyorum gitsin nereye derviş olacaksa olsun olabiliyorsa siz benim o hallerimi bilmiyorsunuz daha gitsin nereye olacaksa olsun hadi olabiliyorsa olsun gitsin bir yerden ders alabiliyorsa alsın işin bir de o tarafı
var veya birinin dersini almışım kesmişim ipini işin buraları sıkıntılı yerler şey şey efendi geldiğinde herkes sıraya giriyor o da sıraya giriyor ders alıyor ödemiş doldu bu dersi aldı bana işaret etti dersi nasıl aldım dedi yanlaştım yanına dersini bir daha aldım senin dedim git şimdi kendisine söyle de ki dedim ben sen dersi verdin o aldı dedim ben bir daha ders al gel buraya bir daha dersini alacağım senin dedim bir değişim bu tarafı var o yüzden kimse bu tarafa düşmesin Rabbim o tarafa düşürmeyelim bu benimle
alakalı da değil çok fazla bu biraz daha öbür tarafla alakalı perdenin gerisiyle alakalı o zaman sen ağzından kuş tutsan olmaz Rabbim bizi affeylesin eftali zikr fâle minnehu la fatihama salavat
allah salli ala seyyidina muhammedin ve ala âm muhammed destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi