Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 22 Ağustos 2025 · 58:44
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batıl, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, nerede Müslümanlara zulmeden, nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz eden var ise, nerede Müslümanlara haksız, hukuksız davrananın var ise, Cenab-ı Hak hepsinden de Müslümanların intikamını alsın,
İsrail'i yerle yeksan eylesin, destekçilerini yerle yeksan eylesin, Müslümanlara zulmedenleri yerle yeksan eylesin, Dergah hizmetinde bulunan birinin, mesela çay ikram ederken yahut başka bir hizmet esnasında, güler yüzle ve sevaba ortak olmak niyetiyle, kardeşine bir sünneti hatırlatmasında bir mahsur var mıdır?
Zira Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, sizden biriniz kardeşine iyiliği hatırlatmaktan geri durmasın. Nice kimse vardır ki unutur, kendisine hatırlatınca amel eder buyurmuştur. Yine kim bir hayra vesile olursa, onu işleyen kimse kadar sevap olur diye beyan edilmiştir. Böyle bir hatırlatma karşısında, ben bilmiyor muyum da bana söylüyorsun diyerek, böyle bir hatırlatmayı haksız gösteren kişinin yolumuz ve edebimiz açısından hükmü nedir?
Ayrıca dergah adabı bakımından sonradan ders alan dervişin evvelce yola girmiş kardeşlerine karşı tavrı ve yaklaşımı nasıl olmalıdır? Evet, iyiliği hatırlatmak, iyiliği nasihat etmek bütün Müslümanların üzerine farzdır. Genel olarak Sufiler etrafında olan olumsuzlukları izlerler ve kendilerince ben böyle yapmamalıyım diye kendi nefislerine vururlar. Evet, karşıdaki kimseye bu noktada nasihat edebilme noktası varsa nasihat edilir. Ama genel olarak dervişlik distorunda o kimse kendi nefsine vurması lazım. Yani ben burada nasıl davranıyorum? Buradan benim alacak olduğum ders ne? Yani o kimsenin normalde güler yüzlü davranmamasını kendisine bir ölçü edilmesi, kendisine ölçü edilerekten o etrafına güler yüzlü davranması gerektiğini öğrenmeli.
Ama hepimiz insanız. Hizmet eden kardeşler de insan. Olabilir o gün için bir şeye üzülmüştür, bir sıkıntılı bir hal yaşamıştır, problemli bir şey yaşamıştır. O esnada tebessüm etmemiş olabilir. Yani tebessüm etmemesi, tebessüm etmeden hizmet etmesi onun için o esnada bir eksiklik değil. Böyle burada insanlar yanlışlardan sorumludur. Yani o kimse sert kaba davranıyorsa ondan sorumludur. Ama tebessüm etmemekten dolayı sorumlu olmaz insan. Çünkü tebessüm etmek evet hayra vesile olmak, tebessüm etmek sünnet, tebessüm etmek iyi bir davranış, güzel bir davranış. Ama herkes her şeye tebessüm edecek diye de bir kaide yok. İnsanların sakınacağı şeyler haramlar olacak.
Yani bir kimseye nasihat ederken siz onu haram üzerinde bir şey varsa, üzerinde haram bir şey varsa siz ona nasihat edin. Eyvallah. Ama o iyi bir ameli işlemedi, ona hayırlı bir ameli işlemedi diye ona çok konuşmaya gerek yok. İnsan çünkü haramlardan sorumlu. Yani bir kardeş burada sert davranıyorsa evet ona nasihat etmek lazım. Kardeş sert davranma. Bak burada hizmet ediliyor. O yüzden hizmet alan insanlar yanlış anlayabilir. Mimiklerin sert olmasın, sert davranma, sert konuşma, tepeden konuşma, tepeden davranma, güzel. Ama biz zaten dervişlik hukuku içerisinde ve dervişlik ahlakı içerisinde bunu zaten söylüyoruz bütün herkese. Ama olur mu olur bir kardeş bu konuda o esnada kantarın topuzunu kaçırabilir.
O zaman bütün Müslümanların üzerine vazife zaten o kimse de onu nasihat edebilir. Eyvallah. Ama şurayı ayırt edin. Bir kimse nafile etmedi diye nafilelerden sorunlu değildir. Yani bir kimsenin yüzü tebessümlü değil diye tebessümlü olmak zorunda değildir. Vardır bir derdi, vardır bir sıkıntısı, vardır bir problemi. Veyahut da o esnada başka bir şey yaşıyordur, başka bir şey yaşamıştır. O esnada bilemezsin kalbine bir şey gelmiştir. Dervişlik bu. O esnada da tebessüm etmiyordur, etmiyordur. Yani ona neden tebessüm etmiyorsun diye sorgulamak edep dışı. Haram değil çünkü yaşadığı şey. Allah bizi affetsin. Bazen tabii herkes dervişlerden her şeyin en üst noktasını arıyor. Normalde dışarıdan da birisi gelse buraya geldi.
Yani burada her şeyin en üst noktasını istiyor. Kendince böyle bir şeyi var, beklentisi var. Yani o diyor ki ben dervişler topluluğuna gittim. Ben o dervişler topluluğunda her şeyin zirvesini görecek. Bakın zirvesini görecek. Oysa burası da derviş olmasına rağmen her türlü kardeş var. Onlar da günlük hayatın içinden geliyorlar. Evli olanları var. Belki de eşiyle tartıştı da geldi. Çocukları var. Çocuğunun bir derdi var. Derdine derman olamadı da geldi. Trafikte sıkıştı, trafikte sıkıntı yaşadı. Onunla geldi. Bilmiyoruz ki kim neyle geldi. Öyle olunca herkes böyle sırıtacak. Herkes böyle çok tebessüm edecek. Herkes böyle çok böyle hani onun istediği ölçüde davranacak.
Böyle bir dünyada yok. Allah bizi affetsin. Osmanlı Devleti'nde padişahlar manevi anlamda genelde ileri derecelerde olmanlara rağmen kardeş katlinin olmasının manevi bir anlamı var mıdır? Normalde hep bu konuşulur. İşte kardeş katli Osmanlı'da vardı diye. Şimdi o gün için o gününkü dairede devleti düşünmüşler. Devlet parçalanmasın, yıkılmasın diye. Örneğin işte bu ta öncesinden itibaren Türklerin genel olarak yaşadıkları sıkıntılardan birisiydi. Kaan veyahut da işte o günkü adıyla işte Türkler Kaan derler, Sultan demezler. O gün için Kaan vefat edince veya Han vefat edince ülke toprakları dörde bölünmüş. Dört oğlansa, beş oğlansa beşe bölünmüş.
İki oğlansa ikiye bölünmüş. Sonra ikisi birbiriyle genelde savaşmış. Sonra galip gelen öbürkünün topraklarına da el koymuş. Böyle bir kardeş savaşları önceden itibaren olmuş. Bunu görünce Osmanlı başlangıçta böyle normalde kardeşlerden birisi devleti parçalama yönüne gidecek olursa evet onu katletmişler. Kendini o gün içinde ulemadan bunun fetvasını almışlar. Katletmişler. Şimdi güçlü bir devlet oluşması için bazı şeyler yaşamışlar. İyi. Arkasından güçlü bir padişah da oluşmuş. Güçlü bir padişah oluşunca da Osmanlı devleti beş yüz kusur yıl hakime sürmüş. Ne zaman ki kardeş katlini kaldırmışlar. Şimdi bir de işin o tarafına bakacağız. Kardeş katlini kaldırmışlar.
Bu sefer fitne ayaklanmış. İşte padişah varken başka öbür kardeşi tahta çıkarmak istemişler. Ki zaman zaman bunlar olmuş. Ayaklanmalar olmuş ve böylece devlet zayıflamış. Devlet zayıfladıktan sonra da bölünmüş, parçalanmış, yenilmiş. Osmanlı devleti diye bir şey kalmamış. Şimdi baktığımız zaman gelinen sonuca, ona sonra gelinen sonuç büyük bir hüsran. Ha burada ben kardeş katlini normalde cevaz veren, vermeyen noktasında değilim. Yani ben yanlış da doğru noktasında da değilim. Bazı fetvalar, bazı şeyler kendi zamanında sorgulanıp, kendi zamanına göre hareket edilir. Şimdi baktığınız zaman bazen geriye doğru dönersiniz, bakarsınız. 30 yıl önce şunu yaptım dersiniz.
O günkü şartlarda, o günkü aklınız sizin yaptığınızın doğru olduğunu gösterir. Ama normalde bir başkasına sorarsanız, o günkü yaptığınız yanlıştı. Ama o günkü bugünden bakarsanız yanlıştı. Ama o günden bakarsanız, o gün bir şeyler var, o gün olması gereken var. O gün olması gerekeni yaptınız. Kolunuz kesilecekse kolunuzu kestiniz. O gün için vücudu kurtardınız. Sonra Cenab-ı Hak kolun yerine bir kol verir. Ama vücut giderse yerine bir vücut gelmez. Şimdi devlet idare eden, dergah idare eden, ev idare eden beni daha iyi anlar. Bakarsın ev idare ediyorsun, eş ve çocuklar var. Yani bir şeyler ters gidiyor. Bir şeyler düzgün gitmiyor.
Doğru istikamette gitmiyor. Onu düzeltecek olan işte erkektir, kocadır. Onu düzeltmezse eğer o, normalde o çarpık sistem, çarpık düzen evin içerisinde devam eder, gider. Çocuklara sirayet eder. Çocuklar büyür, çarpık düzenin içerisinde büyür. Çarpıklığı doğru hissederler. Evlenirler, evlenirler. Aynı çarpık sistem onların evliliklerinde de devam eder. Şimdi bir kimse şerre kapı araladı. Kur'an ve sünnetin dışına bir kapı araladı. Evlilikte bu normalde erkeğe aittir. Erkek o kapıyı araladı. Veyahut da kadın o kapıyı araladı. Erkek de ona tolerans gösterdi, müsamaha gösterdi. Bu sefer o kapıdan sadece kadın geçmedi. Arkadan gelen çocuklar da geçti. Sonra çocukların çocukları da geçecek.
Ta ki birisi hidayete varıp bu iş yanlış deyince kadar herkes geçecek oradan. O zaman onu normalde evin reisi hükmündeki erkek o kapıyı kapatacak. Daha henüz daha böyle hafif kapı aralanmışken kapatacak. Yoksa sonra ne kapı kalacak ne pencere kalacak. Yol geçen hanı olacak. Yol geçen hanı olur aile. Bu sefer erkek onu bir daha derleyip toparlayamaz. Sonuç ev yıkılır. Erkek toparlayamazsa erkeğin genel yapısı şudur. Erkekliğini kaybetmediyse. Genel yapı şudur. Toparlayamaz, toparlayamayınca komple yıkar orayı. Bu erkeğin genel yapısıdır. Psikolojik yapısıdır. Toparlayamaya çalışır, toparlayamadı. Erkek son noktada, son dakikada yıkar ortalığı.
Şimdi kadın psikolojisi böyle değildir. Kadın psikolojisi böyle olmadığından dolayı o her şeyin normal gittiğini zanneder. Normal değildir. Şimdi erkek erkekliğini kaybetmediyse dediğim nokta erkek affedersiniz dönme oldu demek değil. Yani erkek erkekliğini hatırlıyor. Erkek erkekliğini görüyor. Erkek erkekliğini biliyor. Erkek erkekliğini bilmesi demek adamlık demek. Kur'an sünnet tarihisinde o adamlık yapacak. O zaman karısına Kur'an sünnet tarihisinde hükmedecek. Çocuklarına Kur'an sünnet tarihisinde hükmedecek. Eğer o adam ise. Ama erkek ama adam değil. Yani biz o lanet olsun o erkeklere ki kadınlara benzemeye çalışırlar, kadınlaşırlar.
Lanet olsun o kadınlara ki onlar da erkekleye benzerler. Bu pantolon giymekle, şapka giymekle alakalı değil bu. Bu sadece biz bunu böyle sınırlarsak hata yaparız. Bunu hep derslerde söylüyorum. Yani derslerde bayanlar yazıyorlar. Pantolon giymek caiz mi? Hani erkeklere benzeme açısından. Ya sen pantolon giy, giyme. Sen erkeğe Kur'an sünnetin dışında söz geçirmeye çalışıyorsan sen zaten erkekleştin. Pantolon giysen ne olacak? Etek giysen ne olacak? Doğunsuz dolaşsan ne olacak? Sen adamı zapturapt altına almaya çalışıyorsun. Adamı idare etmeye çalışıyorsun. Adamın üzerine baskı kuruyorsun. Kur'an ve sünnetin dışına çıkarıyorsun aileyi. Kim yapıyor? Kadın yapıyor bunu. Kadın onu yapınca erkekleşti zaten. Olmuyor. Kadın oturuyor.
Adamın işine karışıyor. Ya otur oturduğun yere. Sen ne yapma adamın işine karışıyorsun? Bu böyle olmaz bu iş diyor. Örnek. Nasıl olacak? Sen ticaretin neresinden biliyorsun? Nesinden biliyorsun? Ya ne yaptın? Sen böyle aldın, sattın, şirketler kurdun, dağıttın mı? Ne yaptın sen? Bunu sormuyor. Buna bakmıyor. O ticareti de çok iyi biliyor o kadın. Ev idaresini de çok iyi biliyor. Nerede nasıl davranılacağını da çok biliyor. O erkeği zapturapt altına alıyor. Erkek farkında değil, kadınlaştı. Normalde ona uyunca, hani ayet-i kerime vardı, evin reisi erkekti. Cenab-ı Hakk'ın koymuş oldu, fıtratın dışına çıktı. Bu sefer ne oldu? Erkek kadınlaştı.
O yüzden diyorum ben, erkek eğer adamsa, adamlığına devam ediyorsa, Kur'an sünnet tarihisinde, adı airesinin dışında bir şey oldu, ona müdahale edecek. Örneğin. E müdahale edecek başından ki sonradan yıkmasın. Sonradan yıkar geçer. Allah muhafaza eylesin. Bunun gibi normalde padişahlar da bundan feragat ettiler. İşte orada şehzadenin birisi baş kaldırdı. Öbür tarafta kardeş baş kaldırdı. Öbür tarafta kuzen baş kaldı. Birisi gitti İtalyanlarla yattı, kalktı, düştü. Birisi gitti İngilizlerle düştü, kalktı. Birisi gitti bilmem nelerle, Sebateistlerle düştü, kalktı. Kim yıktı Osmanlı'yı? Dışarıdan iş tutan kimseler, paşalar, onlar, bunlar hepsi de iş tuttular yabancılarla.
Kimisi gitti İngilizlere dedi ki ben sizin iyi bir valiniz olurum burada dedi. Vali lazım buraya dedi. Bunlar tabi ayrı konular ama battı sonuçta Osmanlı. Çöktü. Allah bizi affetsin. O yüzden dergahlar da çöker. Bunlar size hep vasiyet. Dergahlar da çöker. Dergah'ta da her kafadan bir ses çıkıyorsa, herkes kendini şeyh görüyorsa çöker orası. Veyahut da o kimse kendi kendine şeyhlik yapmaya başlarsa çöker orası da. Veyahut da bir yerde zakir var, zakir orada varken birileri böyle yandan çarptı zakirlik yapmaya kalkıyor. Çöker orası da. Yani orası da dağılır. Sen otur kardeş. Sen dervişlik yap. O yüzden genel olarak herkes haddini hududunu bilecek. Üstadımızı gördüğümüz rüyaları üstadımıza anlatmak gerekir mi?
İlla ki gerekir diye bir kaydı yok. Anlatan anlatır, anlatmayan anlatmaz sıkıntı yok bunda. Ben 19 yaşındayım. Çevremdeki herkes erkenden evlenmem gerektiğini söylüyor. Ama düzgün kız bulamıyorum. Bulsam da çok şeyler istiyorlar maddi anlamında. Bu sorunumu nasıl çözelim bilirim. Bu çok ağır bir şey ya. Çevremdeki herkes evlenmen gerektiğini söylüyor ama düzgün kız bulamıyorum. Muhakkak ki düzgün kızlar vardır. O yüzden senin evlenmen gerektiğini söyleyenler inşallah sana düzgün bir kız bulup senin evlenmene yardımcı olsunlar.
Annen, baban kim söylüyorsa. Evet. Birkaç soru alabilirim. Efendim, Allah onun sırrını yükselsin, onun makamını yükselsin, onun hayırını yükselsin demek. Mahiyeti efendim. Yani bu genelde, genel olarak Pir efendilere söylenen, büyük velilere, evliyalara söylenen bir övünç sözü. Büyük alimlere, büyük mürşitlere söylenmiş. Ayrı bir sır mı vardır her birinin? Onun hepsinde ayrı ayrı bir sırları vardır. Hiçbirinin sırrı birbirini bilmez.
Birbirini tutmaz özür dilerim. Yani Abdülkadir Geylan Hazretlerinin sırrıyla Ahmet Er Rufa Hazretlerinin sırrı aynı değildir. Veyahut da aynı zamanda yaşayan velilerin hepsinde ayrı ayrı sırları, ayrı ayrı manevi halleri vardır. Hepsinde ayrı ayrı manevi dereceleri vardır. O yüzden bir kimse birisiyle alakalı bu noktada konuşurken ona dua maniyetinde Allah senin makamını yücelsin, sırrını yükselsin diye dua edilir. Bu. Bu sır dervişlere de sirayet eder mi efendim? Muhakkak. Yani o yüzden Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri bir Sisile-i Meşayih demiş. Yani o kimsenin silsilesinin sağlam olması lazım. Silsilenin doğru olması lazım. Yani bin dolara yazılan bir silsile olmayacak yani harbi harbi silsile olacak. Öyle olursa evet onun faydası olur.
Çin neden böyle diyorum. Bizim şey Bosna'daki Kazım Efendi böyle bir sohbetinin arasında tebessüm ederek Molla Hüsrev Camii dedi değil mi? Molla Hüsrev Camii'nin orada dedi bin dolara silsile yazanlar var dedi. Ondan sonra Şehirlik silsilesi onun sona eğer Seyitlik silsilesi istiyorsan o da üç dört bin dolarmış. Daha yüksekmiş. Şimdi böyle olunca tabi ben onun sözünün üzerine bina ediyorum. Ama Türkiye'de de var böyle icazet alan kimseler. İcazet lazımsa bin dolara iki bin dolara sana bir icazet yazıyorlar. Hatta Türkiye'de bulamazsan anlaşılır diye düşünüyorlar herhalde. Mesela işte Kuzey Irak'ta onun sonuna bin dolara silsile yazıyorlarmış.
Benim duyuşum bu. Bu sır Kesbi mi Vehbi mi efendim? Bu normalde biz şimdi Vehbi desek bu sefer kimse çalışmaz. Kesbi desek bu sefer herkesin ümidi kırılır. Bu hem Kesbi'dir hem de Vehbi'dir. Vehbi ise Kesbis'i de kolunun altında getirir. Kolunda onun Kesbis'ini de getirir. Tenzih ve teşbih gibi mi? Onun gibi bir şey. Yani normalde bir kimseye Cenab-ı Hak bir şey verecekse ona o konuda çalışma azmi verir. Çalışma aşkı verir. Çalışma gayreti verir. O kimse o noktada çalışır. Hani hadis-i şerifte cennetlik olacak olanlara cennetlik ameller kolaylaştırılır. cehennemlik olacak olanlara da cehennemlik ameller kolaylaştırır. Hadis-i şerif bu. Öyle olunca o kimse de eğer böyle bir Cenab-ı Hak ona böyle bir makam böyle bir sır verecekse onun normalde kolunda kesbi de vardır.
Yani o çalışmalı da aynı zamanda. Çünkü peygamberler peygamberlik için çalışmadılar. Onlarınki otomatikman Cebri. Yani burada normalde peygamberler çünkü çok öncesinden daha ruhlar aleminden seçilmişler. Ben onu ruhlar aleminden de demiyorum. Daha ilmi ilahiden seçilmişler. İlmi ilahiden seçilince onlar çalışma gayreti göstermemişler. Onlar peygamber olarak hatta bu dünya üzerine gelmişler. Doğarlarken de peygamber olarak doğmuşlar. Yoksa İsa Beşik'te nasıl konuşacak ki? İsa Beşik'te konuşuyorsa peygamber olarak geliyor. Veya Yusuf aleyhisselam daha henüz çocukken daha 4-5 yaşındayken 11 tane yıldızın ve 12. ayın kendisine secde ettiğini görüyorsa bunlar peygamber olarak dünyaya geldiler.
Veya hatta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri henüz daha 6-7 yaşındayken Cebrail aleyhisselamın gelip onu ameliyat ediyorsa göğsünü açıp ameliyat ediyorsa ve bunu peygamber 6-7 yaşındayken daha görüyorsa kendisi o zaman o peygamber olarak zaten doğdu veyahut daha henüz genç yaştayken işte sefere çıktığında bir ay bir bulut onun üzerinde dolaşıyorsa gölgelendiriyorsa onu peygamber olarak doğdu onlar ama peygamberlikleri onlara 40 yaşına gelince genel olarak tebliğ edildi bildirildi onlar yoksa
kendileri kendilerinden habersiz değildi ki öyle bir şey değil çünkü her biri üstün ahlakla yaşıyorlar öyle olunca seçilmiş insanlar hatta daha ileri hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin babası da seçilmişti bir kadın geliyordu her şey zamanı fuar zamanı kabe'ye geldiğinde o normalde her geldiğinde babasına peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin babası bekardı ona beni nikahına al diye yalvarıyordu ne zaman ki evlendi evlendir evlenir evlenmez zaten hamile kaldı annemiz
hamile kalınca yine kadın geldi ona dediler yine teklif edecek misin baktı babasına peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin onun anlındaki nuru göremiyorum dedi evlenmiş o dedi nur başkasına geçmiş dedi yani biliniyordu onun peygamber olacağını doğacak olan çocuğun o yüzden peygamberler peygamber olarak gelirler şimdi velilerle alakalı mürşid-i kamillerle alakalı perde gerisinde seçilmiş olduklarını söyleyenler var yani bunu normalde bunu da inkar etmemek lazım ama ve lakin kim seçilmiş bilmiyoruz ki yani
o kimseye gayret düşer o kimseye çalışmak düşer o kimseye koşuşturmak düşer kesbiyet düşer yani e sonra kesbiyet düşünce artık o veli olmak için evliya olmak için koşturmuyor ki Allah için koşturuyor Allah rızası için koşturuyor zaten veli olmak için koşturan bir kimse de veli olamaz yani bir makam çünkü peşinde koşturuyor bu öbürki makamsızlığı şeymiş koşturuyor o kimse Cenab-ı Hak onu kendine dost etmiş evet o normalde dediğimiz zaman böyle öteden seçilmiş midir el cevap seçilmiştir seçilmemiş midir el cevap seçilmemiştir
teşbif ve tenzih gibi yani seçilmiş o zaman hiçbir şey yapmayalım böyle bir şey yok yani kimin seçildiğini bilmiyoruz biz örnek mesela bu konuda bizim eski derviş kardeşler bildiler bizim Sivaslı Ali abimiz vardı Allah rahmet eylesin bana bizatihi söylediği şey Mustafa Efendi dedi Çorum Nacı Mustafa Efendi vefat edince dedi kendisi hafız hani böyle kendince ilmi var hal dervişi yani Mustafa Efendi'nin beş tane nakibini kabbasından birisi ondan sonra ben diyor kendime bekliyordum diyor görev verilir diye diyor ama diyor
işte rüya görüyor rüyasında diyorlar ki şeye gideceksin Konya'ya gideceksin Hazreti Mevlana'ya gidiyor tabii emir demiri kesiyor Konya'ya gidiyor Konya'ya gidince Konya'da Hazreti Mevlana diyor ki yarın Abdullah Efendi diyor şey yapacak ne o görevini açıklayacak ilk dervişi sen ol diyorlar oradan biniyor tekrar otobüse geliyor ondan sonra ertesi günde bütün dervişler toplanmış şeyh efendi bunu açıklıyor açıklayınca o da kendi halini rüyasını açıklıyor diyor ki bende böyle böyle böyle oldu müsaade edin ben sizin ilk dervişiniz
olmak istiyorum diyor ilk derviş olan biat eden de o oluyor şimdi baktığınız zaman normalde şimdi o kendince böyle bir şeyi istiyor arzu ediyor olmak istiyor ama ona vermiyorlar yani bu iş evet kesbi ama aynı zamanda da vehbi yanlış hatırlamıyorsam efendim pirimiz hazreti nakşe bendin de abdülkadir geylani efendimize intisaplı olduğunuzu olduğunu ifade etmiştiniz sonra da bu nakşe ilik kadrelik noktasında usulü noktada mı bir makas değişikliği neyiz usulüde de değişiklik yok sonradan halide bağdadi'den sonra değişiklik var
yani normalde ilk nakşe bendelikte bir değişiklik yok böyle bir usul değişikliği de yok normalde ama sonradan halide bağdadi'den sonra kıyınlar normalde usul değişikliğine gidiyorlar ama o böyle ilk zamanlarda tutmuyor zaten o usul değişikliği sonradan osmanın içerisinde iyice bu usul değişikliği oluyor mesela şu anda nakşe bendelerin bir kısmını şunu diyebiliriz aşağı mezopotamya sufilik veya tarikat disturlarına sahipler yukarı mezopotamya değil bu sonradan bu benim kendimce tespitim bu sonradan değişme mesela şu anda
Türkiye'deki nakşe bendelerin büyük bir çoğunluğu bilhassa doğu ve güneydoğudaki büyük bir çoğunluğu aşağı mezopotamya tarikat ölçülerinde yürüyorlar yani yukarı mezopotamya dediğimiz o hani kadirlik rufayelik noktasındaki veyahut da ondan daha geriye gittiğimizde Ahmet Yesevi disturunda yürümüyorlar özür dilerim aşağı mezopotamya derken Arap kültürünü anlamalıyız biraz öyle ben ırkçılık olmasın diye aşağı mezopotamya diyorum anlayamadı mısın evet o yüzden aşağı mezopotamya deyince oradaki normalde yerleşik Arap kültürü
giriyor işin içerisine hatta biraz da Emevi kültürü giriyor mesela örnekliyorum yukarı mezopotamya dediğimiz sufilik kültüründe devlete yakın olmak Kaan'a yakın olmak bu yüzden devlete hani ve devlet başkanlarına yağcılık yapmak yoktur bak yağcılık yapmak yoktur hatta ölçü alırlar devlet başkanına nasihat etmek ona tebliğ etmek büyük cihat derler ama aşağı mezopotamya dediğimiz o Emevilerden gelen o kolda devlete yağcılık ve yalaklık vardır devlete dediğim devlet başkanına Kaan'a sultana o yüzden o aşağı mezopotamya
sufilik kültüründe veya ben oraya sufilik demiyorum tarikat kültüründe işte sultanla yan yana sultanın emireri gibi sultanın yancısı gibi yalakası gibi yatakçısı gibi olmuşlar zaman zaman ve devletle hep böyle daha doğrusu sultanla böyle dirsek temasında olmuşlar sultan ne deyse evet demişler sultanın yanlışlıklarına da evet demişler bu şu anda bu kol bu kanal yani bu damar Türkiye'de devam ediyor bak Türkiye'de devam ediyor nakşilik içerisinde evet bu nakşilerin içerisinde bu şu anda devam ediyor bunları açık açık
konuştuk şimdi belki de hani kimse atıfta bulunmak değil ama melemen bardağı gibi sıralanırlar biz filanca yeri destekliyoruz derler örnek bu sefer desteklemeyenlere de baskı kurdururlar filanca açıklasın o da desteklesin o desteklemezse onun da ensesinde boza pişirirler şimdi bu Emevilerden gelme bir hadise Emeviler Hz. Hüseyin Efendimiz'den önce daha önce kendisine destekleyecek kendisini arkalayacak ne kadar alim ulema var ise saraydan ulufe dağıtıraktan para vererekten hepsini kendi etraflarına almışlar bu çarkı
devam ettirmişler bu Muaviye zamanında başlayan bir şey bu ondan sonra Muaviye çünkü çok para dağıtan bir kimse devleti zenginleştiriyor Şam'daki valiliğini ve etrafına çok para dağıtıyor çok makam dağıtıyor kendisine bağlı olan bütün herkesi zengin ediyor tam bir bağlı aynı şeyi Yezid devam ettirmeye başlıyor mesela Yezid'den daha fazla Emevici insanlar var mesela şu anda onu Türkiye'de dünya üzerinde Müslümanların içerisinde yine canlandırmaya çalışıyorlar örnekliyorum daha önce Hz. Hüseyin Efendimiz'i eleştirmeye
cesaret edemeyenler şimdi Hz. Hüseyin yanlış yaptı devlete baş kaldırdı bayi hükmündedir deyip küfrüne fetva veriyorlar çünkü Suud'da veya Ürdün'de veyahut da işte değişik İslam ülkelerinde Müslümanlar koyunluya devam etsinler devlete baş kaldırmasınlar diye bu fetvayı veriyorlar yani siz sultana karşı çıkmayacaksınız yani siz Suud ailesine karşı çıkmayacaksınız Suud ailesine karşı çıkarsanız bu zafer bayi hükmünde olursunuz öldürülürsünüz kafir gibi ölürsünüz ve bunun da şeyi şudur Hz. Hüseyin Efendimiz de kafir olarak
ölmüştür fetvası buraya kadar gidiyor bu normalde sultana yakın olan tarikat alim ulema sudeysi bile gitti eli öptü mü öptü yani sonuçta sultana herkes gitti intizabını gösterdi göstermezse işte o da bayi hükmünde o da ne diyor mesela Filistin diye bir davamız yoktur bizim diyor böyle bir gazze davamız da yoktur diyor bu İsrail'in sorunudur diyor bizim sorunumuz değildir diyor İsrail şuanda Filistin'e dua etmek bile yasak Suudi Arabistan'da bir imam dua ederse nereye gittiği belli olmuyor alıyorlar götürüyorlar yani
sultana yakın olacaksın aynı şey Ürdün'de de geçerli e şimdi burada da normalde siz Filistin'i desteklemek adına İsrail aleyhine bir şey yaparsanız sizde gözaltına alınırsınız çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin İsrail Devleti'yle anlaşması var güvenlik anlaşması bu güvenlik anlaşmasına göre sizin ülkenizde İsrail aleyhine bir şey yapmanız suç İsrail'de de Türkiye aleyhine bir şey yapmaları suç ama İsrail'de Türkiye'nin aleyhine bir şey yapsa bir kimse İsrail Devleti onu suçlayıp kodesi atar mı atmaz ama birisi İstanbul'da
işte Galata Kulesi'ne İsrail'i telin eden bir pankart asmaya kalktı gözaltı yaptılar veyahut da herhangi bir yerde böyle demokratik hakkımız deyip de Filistin'e kendi kafanızdan veya bir grup olarak bir şey yapmaya kalkarsanız hepinizi gözaltı yaparlar neden Filistin'le İsrail'le olan sizin anlaşmanızdan dolayı aynı anlaşma ABD'yle de var aynı anlaşma Almanya'la da var bazı ülkeler İngiltere'yle de var bunlar güvenlik anlaşması adı altında bu güvenlik anlaşmaların hepsi de Türkiye'nin aleyhinedir lehine değildir ama sonuçta
bu güvenlik anlaşmalarını bastırmışlar bizi de imzalatmışlar hükümet olarak devlet olarak bu güvenlik anlaşmalarından dolayı siz hiçbir şey yapamazsınız boş laf hepsi de e ben geçen hafta ben de burada yürüyün gazzeye demişim ve bir kaç arkadaşlar sosyal medyadan attılar herkes koltuğu konuşmuş söylediğim sözü değil aslında söylediğim söz vicdanlara söylediğim söz aslında baktım sonra ben hiç kendimi dinlemem bir daha ben geriye dönüp kendimi hiç dinlemem ben sonra ne demişim diye kendimi dinledim dedim ki ya yok normal konuşmamışım
e acıtmış insanlara tabi yani bu koltuk kaç yıl oldu 20 yıl oldu mu buraya geldiğimizden beri var değil mi 15 yıl var 15 yıldır bu koltuk dilden düşmedi koltuk benden daha mumarek oldu altın yıldızdı Allah altın yıldızdı bakıyorum ulan altın yıldız neresi bunun boyası altın yıldız değil mi evet şimdi insanlar hakikati duymak istemiyorlarsa hakikati görmek istemiyorlarsa koltuğa takılıyorlar benim tabi koltuk kurtarıyor onları önce oturdum koltuğa bak geçen baktım şu yıldızlı koltuğa bak ulan 15 yıllık koltuk ondan sonra
kendi kendime dedim ki ulan koltuk dedim milletin gözüne perde yani hakikati görmeyecek çünkü o hakikati dinlemeyecek o koltuğa bakacak veyahut da işte bakacak birisi yazmış şeyhefendi oturduğun yerden sarık sarılmaz yazmış adam ben de aslında yazacaktım müziplik olsun diye işaret parmağının üzerine hamuda kalkıp öyle mi sarmak lazım diyecektim yani ama insanlar bulurlar bir şey söze bakmaz insan hele bugünün insanı hiç söze bakmaz bugünün insanı algıya bakar o yüzden şimdi o aşağı mezopotamya sufilik aslında yani
bütün islam dünyasının en büyük handikaplarından birisi sufiler tarih boyunca kuran ve sünnetin dışındaki her şeye muhalif olmuşlar ne olursa olsun bu ister sultan olsun ister komutan olsun ister başkan olsun adı adı ne olursa olsun sufiler tarih boyunca bakın gerçek sufiler kuran ve sünnetin dışındaki her şeye muhalif olmuşlar eğer muhalif değilse o sufi topluluğu veyahut da o sufi o kendi sufiliğini kaybetmiş hatta daha ileri imanını sorgulasın çünkü neden imanını sorgulasın diyorum çünkü genel olarak bütün islam dünyasında
islam dünyasında tırnak içerisinde kuran ve sünnet değil din onlara yutturulan onlara normalde tarihi tabiri caizse devletin veya siyasi kurumun öngördüğü böyle ayarlanmış tanzim edilmiş böyle orası burası yontulmuş bir din öğretisi var yani siz şimdi islam ülkelerinde gibi görünen ülkelerde siz kuran ve sünnetin öğretildiğini zannediyorsunuz veyahut da dini yaşıyor gibi görünen insanlar ondan sonra kuran ve sünneti yaşıyoruz diye düşünüyorlar hayır siz deccaliyet sisteminin
size öğrettiği size öğrettiği dini öğrenip yaşıyorsunuz siz bunun altını tekrar çiziyorum siz dünya deccaliyet sisteminin dünya deccaliyet sisteminin size öğrettiği dini yaşıyorsunuz siz Allah'ın dinini yaşamıyorsunuz bu bütün islam dünyasında oturdu yani siz gittiğiniz zaman suudi arabistan'da devletin orada veyahut da oradaki yönetimin o insanlara sunduğu dini yaşıyorlar Suriye'de öyle Irak'ta öyle İran'da öyle Afganistan'da öyle Pakistan Endonezya Malazya Türkiye nereye giderseniz gidin bakın nereye giderseniz gidin
oradaki öğreti tarikatların cemaatlerin toplulukların öğretisi orada tırnak içerisinde sistemin onlara öğrettiği dini yaşar herkes sistemin müsaade ettiği kadar bu oturdu yerleşti çünkü normalde bunun mücadelesini verecek olan bizim dedelerimizdi asıverince böyle başkaldıranları normalde herkes suspus oldu geri çekildi birinci meclis dağıtılıverdi gibi bu tip şeyler oluştu yani insanlar pus duruldu müslümanlar pus duruldu herkes geri çekildi ve sistem size bir din öğretti şimdi bu din normalde imam hatiplerde ilahiyatlarda
her yerde öğretildi yani herkesin din algısı aslında sistemin öğrettiği bir din algısı oluştu siz hutbede veya minberde orada Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir ayeti kerimesini duyamazsınız hiçbir zaman şimdi ne öğretiliyor mesela 1400 yıl önceki hükümlerle hükmedemezsiniz dinin reform edilmesi lazım hadisleri inkar etmeniz lazım normalde fıkıhı yani bütün mezhepleri inkar etmeniz lazım siz Kur'an'ı istediğiniz kafanıza göre yorumlamanız lazım bir de işin tarihsel mi evrensel mi boyutu var
tarihsel de evrensel de bir de o tartışmaya gireceksiniz 15 yaşındaki bir çocuğu siz bu dini anlatamazsınız şimdi gerçekten Kur'an ve sünneti anlatmaya çalışan bunu yaşamaya çalışan kimse de kelaynak kuşu gibi olur ya adına radikal derler adına şunu derler adına bunu derler her şey derler bu zamanda böyle olur mu derler derler de derler ve bu algı size hakimiyet kurar siz dışarıda yaşadınız dini anlatamazsınız bir başkasına sert gelir ters gelir yanlış gelir hatta büyük bir çoğunluğunuz eş ve çocuklarınızı anlatamazsınız
şimdi bazen diyorum ya nerede çocuklarınız diye çocuklarınız nerede neden çocuklarınızı kaptırdınız nereye kaptırdınız sisteme deccaliyet sistemine kaptırdınız bir kısmınız eşlerinizi de kaptırdı tırnak içerisinde deccaliyet sistemine çünkü dünya üzerinde bir deccaliyet sistemi var siz siz normalde çocuklarınızı erkekler olarak söylüyorum eşlerinizi o deccaliyet sisteminden kurtarmakta zorluk çekiyorsunuz veya oğlunuzu büyüttünüz burada burada bu sistemin içinde büyüdü oğlunuz gitti kendi kafasına göre evlendi bir gelin
aldı o gelin deccaliyet sisteminin gelini siz onu oradan koparamıyorsunuz zaman içerisinde oğlunuzu koparıyor o buradan veya aynı şekilde siz normalde kızınızı burada büyüttünüz yetiştirdiniz ama evlenirken onun evlendiği çocuk deccaliyet sisteminin çocuğu siz onun annesine babasına bakıyorsunuz çocuk oysa deccaliyet sisteminin çocuğu bu sefer sen normalde kızını burada büyütmüşsün ama evlendiği erkek deccaliyet sisteminin çocuğu bu sefer yine sıkıntı oluyor bakın burada normalde en büyük handikap şu yani siz size
dayatılan size dayatılan deccaliyet sisteminin tanzim ettiği islam dinine mi tabisiniz yoksa cenabı peygamberin size iki şey bırakıyorum kim bunlara sımsıkı yapıştırsa asla sapıtmaz dedi kuran ve sünnete mi tabisiniz çok açık o yüzden sufiliğe aşağıya mezopotamıyor sufiliği onlara dayatılmış onlara tanzim edilmiş reform edilmiş bir eee sultan yalakası bir sufilik oluşturmuşlar emevilerden itibaren eee bu sufilik bana göre değil veya cemaatler oluşturuyorlar cemaatler oluşturuyorlar bunlar çok benim ben şimdi söylesem
sıkıntı duyar insanlar bana söyler misiniz bir risale-i nurcu karakolla yüzleşmiş midir hiç yüzleşmemiş yani geldiler benden evi bayındırda evi kiraya tutmak istediler evi kiraya tutmak isteyen bayındırdaki nurcuların nurculuğu oturtturmaya çalışan kimselerin apartmanda alt katları boş kendi evlerini dershane yapmıyorlar karakol yani benim evi kiralı bizim evi kiralık tuttular karakola giden ben oldum o zaman öğrendim benim daha o zaman dinle alakam yok ha neden bunlar kendi dairelerini dershane aşmadılar karakol var
çünkü ben iki sefer karakola gittim helal hoş olsun benim için sıkıntı değil kendi evlerini neden misafirhane yapmıyorlar karakolla yüzleşmeyecekler devletle yüzleşmeyecekler sistemle yüzleşmeyecekler sistemle kol kola yürüyecekler halbuki bilmiyorlar deccaliyet sistemi seni kullanır kullanır kullanır sonra kapının ağzına kadar getirir kafana bir tokmayın vurur dağıtır seni deccaliyet sistemi budur yıllardan beri olan da budur hani nerede kurtuluş savaşına katılan paşalar nerede hepsi de asılmadılar mı şimdi 30 Ağustos
Zafer Bayramı geliyor değil mi iyi nerede Sakarya meydan muharebesinin komutanı kim adını dahi bilmiyorsunuz İsmet İnönü biliyorsunuz İsmet İnönü o zaman daha albay onun başında general var 30 Ağustos normalde Sakarya meydan muharebesini kazanan general kim astı adını bilebilmezsiniz evet şimdi liseliler üniversiteliler tarih okuyanlar o Sakarya meydan muharebesinin baş komutanını bilmez evet Çanakkale meydan muharebesinin baş komutanı kim efendim baş komutan Sultan Sultan Vahdettin devlet başkanı baş komutandır
bak Sultan Vahdettin'in ismini andırmıyorlar değil mi Sakarya meydan muharebesinin baş komutanı kim biliyor musun Sultan Vahdettin efendim evet Sakarya meydan muharebesi olurken daha cumhuriyetin adı yok cumhuriyet kurulmamış cumhuriyet diye bir şey yok siz Sakarya meydan muharebesini kazanan ineni olarak görüyorsunuz değil mi Sultan Vahdettin baş komutan Sakarya devlet sakarya meydan muharebesinin baş komutanı Sultan Vahdettin Sultan Vahdettin sağdağ o zaman ve normalde padişah o atamaları yapıyor o kararnameleri
imzalıyor e ineni nereden çıkardınız kim börekçi börekçinin efendim iyi kim aslı ne Yahudi ee ne yaptı Rıfat Börekçi o yüzden herkes deccaliyet sisteminin öngördüğü dini yaşıyor bana söyler misiniz İslam'da fuhuş haram mı haram diyanet fuhuşla alakalı bir hutbe iradetti bütün herkes ayağa kalktı mı kalktı değil mi şimdi karakolda şeyde emniyette bana soruyor komiserdi
herhalde böyle gayri ihtiyarı hocam iki evlilik ile alakalı iki eşlilik ile alakalı ne düşünüyorsun dedi dur dedim kameralar dalıyor ya orada dur dedim öyle demeyeceksin soru soru öyle değil dedim nasıl dedi dedim ülkede iki eşlilik yok çok eşlilik var dedim sayısız eşlilik var nasıl yani dedi ya dedim o zaman için söylüyorum ya dedim bir kadının geceliği 500 lira dedim cebinde 500 lira varsa her gece başka bir kadında yaşa dedim ne yaptın ikiye nereden indirdin dedim durdu bunları yazamazsın dedim bunu savcı mı sormuş sen mi
soruyorsun dedim ben soruyorum dedi ha yine yazacaksan yaz dedim bir insan geceliği dedim 500 lirayı cebine koysa her gece dedim her gece bir kadına gider mi dedim gider bunu engelleyecek bir kimse var mı dedim yok dedim ben bu ülkede fuhuş serbest mi serbest dedim bir eve gitmesine de gerek yok 4 yıldızlı otellerde 5 yıldızlı otellerde dolu mu dedim dolu dedim ben şimdi ya dedim altı parmağı çık her gece altı parmakta görürsün ben gece saat 2'de sohbetten geliyorum dedim gece saat 2'de sohbetten geliyorum bu normalde
merun olsun üstü var ya ne diyorlar oraya yok kent meydan o cadde merun olsun üstündeki o cadde izmir'den gelen cadde yol kenarında dolu dedim arabalar hatta dedim orada polis çevirme yapıyor polis çevirmesinin hemen öndesinde kadınlar mini etekli kadın erkek bilmiyorum görüntüsü kadın mini etekli ve onların önünde duruyor herkes onlarla pazarlık yapıyor ondan sonra polis kabak gibi beni çeviriyor laf yiyecek ya benden iyi akşamlar iyi akşamlar üfle ben ne üfleyim dedim arkadakınları üflet dedim lütfen beyefendi biz işimiz yapıyoruz dedi
dedim arkada pazarlık yapıyorlar gözlerinin önünde pazarlık yapıyorlar ama fuhu serbest fuhu serbest dedim bunu yaşıyorum ben dedim gece 12'de 1'de sohbetten gelirken dedim eğer İstanbul tarafına gidersem dedim zaten dedim 5 yol lambalarından sonra dedim yukarı doğru yıkılıyor sebil gibi dedim saat 2'den 3'den sonra onlar işe gidememiş olanlar hani son posta birisini denk etirebilir mi bunları ne yapacaksın dedim sustu dedim yazamazsın bunları yazamayız hocam dedi deccaliye sisteminin size dayattığı din bu siz bunu öğreneceksiniz
bu kadar ne bu din deccaliye sisteminin size dayattığı din namazının vaktin olduğunca kıl orucunun da vaktin olduğunca tut gerek alanını boş ver sen dindar dindar olarak tanımlanacaksın cumaya cumadan cumaya gidersen az dindarsın kandilden kandile daha az dindarsın öbür türlü sen müslümanlardansın sıkıntı yok bir de şunu dayattılar bize bugün gündüz bir sohbet vardı bununla alakalı hepimiz Allah'ın kuluyuz dur lan bunu nereden çıkardın nasıl basbaya kim kuran ve sünnete iman etti tabi olduysa o Allah'ın kulu sen neye tabisin
nefsine sen mahluktan başka bir şey değilsin hayvandan da aşaısın nerede kulsun sen bunu bir de diyanetçinin ağzından duyuyorum diyor ki hepimiz Allah'ın kuluyuz ah düşündüm kendi kendime Allah Allah ne yani şimdi bir kimse Allah'ı inkar etmiş o da mı Allah'ın kulu peygamberin peygamberliği inkar etmiş o da mı Allah'ın kulu Allah'ın yarattığı o mahlukat hayvandan da aşağı diyor ayet-i kerimede millete yutturuyorlar sen de Allah'ın kulusun ben de Allah'ın kulum yok kardeş öyle bir şey yok ben kuran ve sünnete iman ettim
sen neye iman ettin ben kuran ve sünnete iman ettim yaşamaya çalışıyorum bir de elimden geldiğince onu anlatmaya çalışıyorum onu haykırmaya çalışıyorum sen ne yapıyorsun vur kadehin dibine lingölünge şişeler o da Allah'ın kulu ben de Allah'ın kulu yok öyle bir şey sen Allah'ın mahlukusun ben kuluyum sen mahluksun senin hayvandan bir farkın mı var eşleştiriyor denkleştiriyor benle benle ne denkleştiriyorsun takva sahipleri ayrı iman edenler ayrı müminler ayrı müslümanlar ayrı kafirler ayrı münafıklar ayrı mürtedler ayrı
sen nereye denkleştiriyorsun bir müminle bir kafiri çıktı bir AK Parti bir genel genel bilmem ne üyesi de eşcinsellerle alakalı öyle dedi ya onlar da Allah'ın kulu yürü lan edepsiz Allah'ın lanetlenmiş işi yapan kimseyle sen bir müslümanı nasıl eş değerde tutacaksın ancak müminler müminlerle kardeştir eş değeri odur eş değeri odur bir müminin eş değeri eşcinsel midir bir müminin eş değeri İslam'a inanmayan insan mıdır ama böyle eşleştiriyorlar yani onu da onara ediyor hayır ancak müminler kardeştir eşcinsel benim kardeşim
olamaz eşcinselliği hak gören kimse de benim kardeşim olamaz eğer onlar da eş müminlerin kardeşi olsaydı Allah helak etmezdi Allah helak ettiğine göre demek ki mümin değil ki helak etti Cenab-ı Hak onları ama bize öğretilen bize dayatılan böyle inanacaksınız diyorlar ya biz de ona inanıyoruz eftali zikr fâle mennehu lâ l-fâtiha mâ
salavat l-fâtiha mâ salli alâ l-fâtiha mâ Seyyidina Muhammedin ve ala amm amin ecmen destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.