mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 19.12.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 20 Aralık 2024 · 1:12:27

Mesle başında, yeşil hurle, cennet şâhânâ, o. Selamun Aleyküm.
Aleyküm selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Afin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Afin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Afin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Afin. Cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Afin. Kur'an ve sünnet-i Sene'yi sımsıkı yaşayanlardan eylesin. Afin. Nerede ümmet-i Muhammed'e zulüm varsa, işkence varsa, nerede ümmet-i Muhammed'in namusuna, şerefine, haysiyetine dokunuluyorsa, Cenab-ı Hak hepsinde intikamını alsın. Afin. Ümmet-i Muhammed'e zulmeden her kim var ise hepsini helak eylesin. Afin. İsrail'i helak eylesin.
Afin. Destekçilerini helak eylesin. Afin. Rabbim batıyı helak eylesin. Afin. Destekçilerini helak eylesin. Afin. Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'e zulmeden bütün zalimlerden intikamı alsın. Afin. Aparatları orada, çantada. Allah açılacak bu sefer. Buraya geliyor, burada açılmıyor makine.
Arkada çalışıyor. Zorla değiştirecek kendini. Takva nedir? Bir hadis-i kudsi var ya, derslerde çok bahsederim.
Kul farzları yerine getirmekle Allah'a en sevgili işi yapar. Nafilelerle Allah'a yaklaşır ve Allah'ı sever. Takva bu üç adımdır. Takva başka bir şey değildir. Normalde o zaman farzları yerine getirmek. İbadet kısmı var, ibadetleri yerine getirmek. Bir de haramlardan uzak durmak. Çünkü haramlardan uzak durmak da farzdır. Öyle olunca takva birinci adımı farzları yerine getirmek. Haram olan bir şeyi terk etmek, farz ibadetleri yerine getirmek. Normalde takva olarak bir kimsenin kendi heva ve hevesinden çıkardığı şeyler değil. O zaman nafilelerle Allah'a yaklaşmak. İşte Allah'ın bu noktada bir sufi için nafilelerle Allah'a yaklaşmak deyince Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin güzel ahlakı ve Allah'ı çok zikretmek.
Burada normalde çok ibadet etmek değil. Güzel ahlaklı olup Allah'ı çok zikretmek ve Allah'ı sevmek. Takva dediğimizde hani böyle işte bunun bir sürü hadis-i şeriflerde şunu görebilirsiniz. İşte takva, işte Allah'tan hakkıyla korkmak. Takva, işte Allah'ı gözetmek gibi. Bunun ama öz noktası şu. Bir kimsenin önce farz olan ibadetleri yerine getirmesi, haramlardan uzak durması. Burada bir Müslüman'ın yapması gereken şey bu. İşte örnekliyorum. Takva uzun sakal bırakmak değil. Takva cübbe giymek değil. Takva sarıkla dolaşmak değil. Bunlar sünnet. Ama bunları takva olarak gösterip de dinin özünü, dinin özünü kaybediyorsa bir kimse o zaman sıkıntı var.
Yani din dış gösterişte, dışsal olarak görünmeyecek. Bu manada din o kimsenin bütün hayatına zapt-u rapt altını alacak. Bütün hayatının her alanına din bir hüküm koyacak. Öyle olunca işte o kimse takva sahibi. Yani farzı sen öteliyorsan, farzın üzerinde ehemmiyet göstermiyorsan ama gidip de işte takva yapacağım deyip de işte sakalını bir tutamdan fazla bırakıyorsan o takva değil.
Sen önce farzı yerine getir. Önce haramdan uzak dur. Haramlardan uzak dur. Sen ön birinci derecede ona bak. Anne babanla iyi geçin. Anne babanın duasını al. Eşinle iyi geçin. Çocuklarınla iyi geçin. Ha nafilelerle Allah'a yaklaşacak ya o kimse. Sen bu takva bu. Eşin senden şikâyetçiyse, çocuğun senden şikâyetçiyse, annen baban senden şikâyetçiyse, sen takva sahibi değilsin. Beş vakit namazını kılabilirsin. Ama sen anne babayı öf bile demeyeniz onu yerine getirmiyorsun. Allah'ın hakkından sonra babanın hakkı gelir. Bak Allah'ın hakkından sonra, bir kimsenin üzerinde peygamberin hakkı değil, babanın hakkı gelir. E sen önce bir babanla niye geçin? Bir babanın rızasını al, bir babanın duasını al.
Babanın rızasını, duasını almıyorsan, takva ehliyim diye ortalıkta dolaşma. E bizde şimdi bunlar oturmamış, yerleşmemiş. Allah bizi affetsin. E sen bir annenin duasını al, sen bir babanın duasını al. Annen baba hasta olmuş, yanına dahi uğramamışsın. Bugün bir video izledim. İşte çocukları var, adam şeyde ne o? Huzur evinde. Çocukları var, huzur evinde. Geldiğimiz nokta bu, toplumun gelmiş olduğu ahlaki nokta bu. Allah muhafaza eylesin. E şimdi babasını razı etmemiş bir kimse neyi razı edecek? Annesini razı etmemiş bir kimse neyi razı edecek? Dervişlik, sufilik, bu öğretilere, bu sünnet seneye sarılmak. Dervişlik bu.
Dervişlik bu. Sen çocuğuna zulmetme. Bu dervişlik. Sen eşine zulmetme. Dervişlik bu. Takva da bu. Allah bu hafızaylasın. Takva sahibi kimseler kimlerdir? Anlattık. Muttakiler kimlerdir? Bunlar da aynı. Değişmez bir şey çok. Aralarında o kadar çok bir fark yok. İmam-ı Azam evlilik hayatının tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma gelmeden evlenmeyin demiş. Bu konuya bakış açımız maddi ve manevi olarak nasıl olmalı? Hanefilerde bu çok önemlidir. Hanefiler bir kimsenin evlilik kurumunu ayakta tutabilecek. Kadın erkek. Evliliğin getirmiş olduğu yükümlülükleri karşılayabilecek olanların evlenmelerini farz kılalım. Mesela bir kimse bugün bir erkek olarak.
Çünkü bütün evliliğin sorumluluğu büyük bir çoğunluğu erkektedir. Erkek bir barınacak evi var ise, erkeğin bir aileyi geçindirebilecek ekonomisi var ise ve bir kadını fiziksel olarak cinsellik noktasında yetebilecekse o erkeğin evlenmesi farzdır. Buna böyle zaruri ihtiyaç noktasında bunları günümüze göre değiştirebiliriz, çoğaltabiliriz daha doğrusu değiştirmek değil.
Mesela hadis-i şerifte bir kimseye salih bir ev, salih bir binek, salih bir eş ona dünyalık olarak yeter diyor ya. Şimdi o zaman binek de asli ihtiyaç hükmüne giriyor burada. E şimdi arttırdık. O zaman salih bir ev, bir erkekte bir ev var ise, erkeğin o evliliği götürebilecek maddi ve manevi gücü var ise, bir de bineği var ise o kimsenin, ona evlenmek farz bir erkeğe. Bunlar yok veya bir kadın da evliliğin, Kur'an-ı Sünnet tarihini, Hanefi'ye göre evliliğin yükümlülüklerini götürebilecek durumdaysa, ona da evlenmek farz. Onun da ne? O erkeğine hayır demeyecek cinsellik olarak. Bu öbür tarafta gelenek görenek giriyor işin içerisine. Bu işin farziyeti. Bir kadın normalde cinsellik olarak bir eksiklik yok ise onda, fiziki olarak, o zaman onun da evlenmesi farz.
Geri kalanı diyorum gelenek, görenek nedir? İşte evin temizliğidir, bakımıdır, çocuk bakımıdır. Bunlar gelenek, göreneğe bağlı. Bunlar dinin hükümleri değil. Bir Hanefi'ye göre bir kadın normalde çocuğunu emzirmek zorunda değil. Hanefi'ye göre bir kadın çocuğunun altına bakmak zorunda değil. Hanefi'ye göre bir kadın bulaşık yıkamak zorunda değil. Çamaşır yıkamak zorunda değil. Ama bunlar konuşulmuyorsa, oradaki gelenek, görenek neyse o geçerli oluyor. Nitekim de bizim toplumumuzda bunlar konuşulmaz. Bunlar konuşulmaz. Hani kadının asli vazifesi gibi görülür. Kadının asli vazifesi gibi görüldüğü için bunlar konuşulmaz. Konuşulmayınca oranın geleneği, göreneği devreye girer.
Gelenek, göreneğe göre bunların olması lazım mı? Lazım. Sen de yapacaksın denir ki doğrudur. Konuşulmazsa doğrudur. Yani o kadın gelenek, görenek neyse oradaki o geleneğe, göreneğe tabi olur. Bunları da yapar mı? El cevap yapar. Şimdi, normalde bu şartlar altında, şimdi erkekler olarak herkes kendi kendine düşünecek. Bir evi var mı? Yok. Bir evi geçindirebilecek bir kadın ve çocuklara kaç tane çocuk istiyorsa, onlara bakabilecek, onların ekonomik olarak yeterliliği var mı? Yok. İşin sadece zahirine bakıyoruz. Bir neyi var mı? Yok. Zahiren, bu erkeğin evlenmeye muktedir değil. Evlenecekse o kimse bunu beyan edecek karşıya. Benim evim yok.
Benim normalde, normal bir aileye bakabilecek de maddi gücüm yok. Arabam da yok. Bu şartlar içerisinde benimle evleneceksen, eyvallah. Bunu koyacak ortaya, bunu koydu, kadın da bunu kabul etti, söyleyecek hiçbir laf yok. Kadın da bunu kabul ettiyse, söyleyecek bir laf yok. Erkek bunu söyleyecek. Mesela bir rahatsızlığı var erkeğin, söyleyecek. Kadının rahatsızlığı var, söyleyecek. Mesela kadın daha önce psikolojik sendrom yaşamış, antidepresan kullanıyor. Örnek. Saklamayacak, söyleyecek. Diyecek ki ben antidepresan kullanıyorum. Söylemedi, özürlü hükmünde. Erkek o nikahı bozabilir, bir de Hanefi'ye göre karşıdan tazminat da alabilir.
Veyahut da erkek söyleyecek şimdi, öyle de var. Yani tatlı tatlı uyuşturucu kullanıyor. Ama esrar kullanıyor. Ama met, ıvır zıvır var ya bir sürü şey. Onlar alışmış, ailesi bunu saklıyor, örtüyor. Evlendiriyorlar oğullarını. Evlendirdi, evlendikten sonra anladı. Kıza tazminat davası açma hakkı doğuyor. Hanefi'ye göre. Çünkü ne yaptı? Göz göre göre, kızın başını yaktı. Göz göre göre. Veya bir erkek bugünkü noktada uyuşturucuya başladı. Değil mi? Otomatikman kadının boşanma hakkı doğdu. Sebep, can güvenliği yok o kadının. Neden? Yeni çıkan bu uyuşturucular çünkü aklını alıyor o kimsenin. Aklını aldığı için o kadının can güvenliği yok.
O kadın eğer o adamdan çocuk edindiyse o çocuğun da can güvenliği yok. Kadının, annesinin, babasının da can güvenliği yok. Uyuşturucu kullanan erkeğin, annesinin, babasının, kız kardeşinin, akrabalarının da can ve namus güvenliği yok. Kadının da akrabalarının ve kendi varsı çocuklarının namus güvenliği yok. Neden? Uyuşturucu kullananlar. Çünkü kafa gidince anneyi anne tanımıyor. Kardeşi kardeş tanımıyor. Çocuğunu çocuk tanımıyor. Şimdi bu vakalarla karşılaşmadığınız için, bunları dinlemediğiniz için kendi kendinize tuhaf gelebilir bu. Ben saatlerce telefonda ağlayıp benim namusum ne olacak diyen kadın tanıyorum. Ben psikolojisini bozan anneanne tanıyorum.
Diyeceksiniz ki çok nefreti makamda birisi öyle dedi. Yani sen dedi Mevlevi Üstadısın, hani bu kadar nefret dolu konuşuyorsun uyuşturucuyla alakalı. Az bile konuşuyorum dedim. Bundan sonra dedim dinlediklerimi de konuşayım. Dinleyin siz dedim. Rahatsız oluyorlar uyuşturucu kullananlar benim sohbetlerimden. Neden? Çünkü diyorum. Teyzesinin namus güvenliği yok. Halasının namus güvenliği yok. Kendi annesinin namus güvenliği yok. Kendi ablasının, kendi kız kardeşinin namus güvenliği yok. Bir erkek uyuşturucu kullanıyorsa, bugünkü bu hani mettir, metafinindir, ne anasının gözü ise bunları uyuşturucu noktasında üretip satan, bunlara müsaade eden Allah binbir türlü belasını versin.
Cenab-ı Hak hepsini yerle yeksan eylesin, hepsini de helak eylesin, bütün düzenlerini başlarına makus eylesin, o kocaman göbeklerini Cenab-ı Hak delsin, yeryüzünden onları silsin. Yani bu böyle bir acı bir şey bu. Bunda siyasetçiler var, bürokratlar var, dünya devletlerini idare eden karanlık güçler var, deccalistler var. Bunlar böyle içinde siyasetçiler var, bürokratlar var bunun içinde. Bunlara kimse dokunamıyor. Bunlar herkes biliyor birbirini. Herkes biliyor birbirini. Bakın şimdi Suriye'de Esed'in oğlan kardeşinin villası, uyuşturucu imalathanesi olarak görüldü. Yemin ediyorum vallahi de, billahi de, tillahi de bu Norosmanlı'nın bıraktığı devletlerden büyük bir çoğunluğunda siyasilerin, bürokratlarının en yakınları bu uyuşturucunun içinde.
Şu Suriye'de çıkanlar var ya bütün İslam dünyasına ölçü. İslam dünyası bunun içinde, komple. Bu zulmün içinde. Ama az ama fazla. Bu zulüm bütün İslam dünyasında var. Şimdi böyle bir kimse ise, o anne baba çocuğunu evlendiriyorsa, o oğlunu evlendiriyorsa veya kızını bugün bayanlar da kullanıyor çünkü. Kadınlar da kullanıyor. Cayır cayır bayanlar da kullanıyor. Bakın kullanıyorlar. Babalara sesleniyorum. Kız çocuklarınızı takip edin. Erkek çocuklarınızı takip edin. Yemin ediyorum vallahi de, billahi de bir anda uyuşturucunun içerisine düştüğünü görürsünüz. Takip edin. İmam-ı Azam boşuna fetva vermiyor.
Yani İmam-ı Azam Darül Harp'te yaşayan bir kimse değil, Darül İslam'da yaşıyor. Diyor ki, Darül Harp'te bir Müslüman evlenmeyebilir, evlenirse çocuk edinmeyebilir. Çünkü orada İslam terbiyesini veremeyeceğini düşünürse çocuk edinmeyebilir diyor. Şimdi böyle bir kimsenin evlenmesi caiz değil. Haram. Haram. Evlendi kadın veya erkek. Uyuşturucuyla bağ kuruldu değil mi? Kadının da erkeğin de boşanmaya hakkı var. Boşanmaya hakkı var. Şimdi, evlilikle alakalı hükme girdiğimizde, evet bir erkek bir evi ve evliliği idare edebilecek noktada ise evlenecek. Edemeyecek noktada karşıya söyleyecek kız çocuğunun tarafına.
Örnek diyorum, benim maaşım 20 bin lira, evim yok, arabam da yok. Eyvallah. Karşı taraf kabul etti, tamam yapacak bir şey yok. Bu kadar. Kabul etmedi. Kimsenin bir suçu yok. Veyahut da kadın denklik istemeye hakkı var. Kadın diyebilir ki, benim oturduğum ev 140 metrekare, ben senden 140 metrekare ev isterim. Babam bana aylık 20 bin lira harçlık veriyor, ben senden 20 bin lira aylık harçlık isterim.
Diyebilir ki kız, ben ailede bizim bir araba var, ben evlendiğimde bir de araba istiyorum. Denklik. Ben bazen sohbetlerde diyorum ki, Hanefi'ye göre düşündüğümüzde İslam toplumunun büyük bir çoğunluğu, Türkiye'nin daha büyük bir çoğunluğu, kadın da erkek de Hanefi'ye göre evlenmeye muktedir değil. Ne yapacak insanlar, bekar mı gezecekler? Yok, hayır.
Kendilerince söyleyecekler bunu, ciddi ciddi. Diyecekler ki, ben bu kadarım. Bu şartlarda evlenmek kabul ediyorsanız, evleniriz. En ideal yolu bu. Kız, kadın diyecek ki, ben bu kadarım. Kadınlar rahat söylüyorlar zaten, hele biraz da okuduysa, ben yemek yapmasını bilmem, çamaşır yıkamasını bilmem, ütü yapmasını bilmem, ev temizlemesini bilmem, ben bir tek ders çalışmasını biliyorum diyor. Yani evleneceği zaman, onu çok rahat bir şekilde söylüyor. Erkekler de çok rahat bir şekilde kabul ediyor zaten. Hatta daha ilerisini söylüyor. O diyor ki, ben yemek yapmasını bilmem, ben yaparım diyor. Yolun başında öyle diyor. Diyor ki, ben hani hiç ev temizlemedim, ben onu da temizlerim diyor. Güzel bir şey.
Evlendikten sonra yola devam eder mi, etmezler mi, bilemem. Ne yapıyorsunuz, açmayın, tornavidalarla ne yapıyorsunuz? Yok, Cevdet Usta'dan çek içmek hiç isteyen olmasa. Çalışmıyorsa bırakın, uğraşmayın, sohbetin yarısına geldik zaten. Şimdi arabanın bagaj kapağı açılmadı bizim, benim. Ben şimdi gittim Cevdet'in, Cevdet dedim, arabanın bagaj açılmıyor. Cevdet biraz tornavidayla, onunla bununla uğraştı, açılmadı. Bir bana bakıyor, bir arabaya bakıyor. Ondan sonra, Cevdet ne yapacaksan yap dedim. Ben görmüyorum seni dedim, döndüm ben dükkandan dışarı doğru. Oğlum, getirin oradan çekici bana dedi. Levyeyi de getirip bana dedi. Ah dedim, bu işte. Dedim, yapılacak olan şey bu.
O yüzden dedim size, Cevdet'e söyleyeyim. Cevdet, arabanın arkasında levye, çekici var mı ki? Varmış bak. Getirelim, levyeyi de çekici de. Önemli değil. Çalışmıyorsa bırakın. Sufiler bir şeyde hikmet görürler. Bunda da bir hikmet varmış. Canlı sohbet ediyoruz. Yapacak bir şey yok. Allah bizi affetsin. Ama açıldı, bagajın kapağı. Normalde geldi çekiş, levye de geldi. Güm pat, bu ütküt bir şeyler oldu. Bir cürcüne yaşandı orada. Zaten o hani ben biraz daha böyle şey yapmayayım diye, hızla bitirdi işi. Ondan sonra dedi ki, açıldı dedi. Ulan o balyoz yiyince ben bile açılırım zaten. Allah bizi affetsin ya.
Bu evlilikle alakalı ben böyle söyledikçe, bu çok soru gelmeye başladı. Böyle konuşuyorum ya, evlilikle alakalı. Ben Hanefi fıkhına göre söylüyorum. Yanlış anlaşılmasın. İstiyorsanız Hanefi fıkhından açar, okursunuz. Daha bir bakıyorum, bekarların düşüyor yüzleri. Evli olanlar da diyorlardı ki, iyi ya biz evlenmişiz valla. Hani tabiri caizse. Ortalık hiçbir şey öğrenmeden, hiç kimse bilmeden biz evlenmişiz. Burhan bile tatlı tatlı gülüyor oradan. Şimdiye kalsa Burhan diyecek ki, Burhan ben de evlenemezdim. Burhan ev var, arabada var, meslek de var. Tamam, sendek bir şey yoktu. Sen tatlı tatlı tebessüm edebilirsin. Allah'ı yesin inşallah.
Yıllardan beri Müslümanlar acımasız da katlediliyor. Namusları çiğneniyor ve tecavüzlerin yapılan işkencelerin şiddetini görünce manevi olarak etkileniyorum. Allah neden müsaade ediyor demekten kendimi alamıyorum. Bu konuya nasıl bakmalıyız? Müslümanların pasifliğinden, Müslümanların cihat ruhunun kalmadığından, Müslümanların ölmeyi göze almamalarından, Müslümanların kendi içlerindeki zalimleri görmemelerinden, Müslümanların kendi içlerindeki zalimlerle iş tutmalarından, kabahat Müslümanlar da hepsinde.
Cenab-ı Hak Kur'an'ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerine vahyi olarak indirdi. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler o vahy edilen dini yaşadı. Ve etrafındakileri de yaşattı. Bir örnek olarak bizim önümüzde bu var. İman edip zikredenler için Peygamber'de güzel örnekler vardır. E Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zalimleri boyun eğmedi. Zulmedenlere karşı mücadele etti. Zalimlerle kol kola girmedi. Kafirlerle kol kola girmedi. Kafirleşmedi de. Müslümanlara da kafirleşmeyi yasakladı. Şimdi enteresandır mesela işte bir saçları uzun, bir saçları kısa, bir saçları orta, bir saçla alakalı.
Sebep kafirler saçlarını uzattı, o kısalttı. Kafirler kısalttı, o uzattı. Kafirlere benzemedi. Ben dahil bütün gömleklerimiz kafirlerin gömleği mi? Pantolonlarımız öyle mi? Ceketlerimiz öyle mi? Bakın dışımızda, kıyafetlerimiz öyle mi? Yürüyelim ahlaka. Bunu dışarıda kaybettik. Evet. Ahlaken baktığımızda ahlakımız, İslam ahlakı kaldı mı? Kalmadı. Ahlakımız da kafirlere benzedi mi? Benzedi. Adetlerimiz, geleneğimiz, göreneğimiz, düğünümüz, yemeklerimiz, davetlerimiz, her şeyimiz kafirlere benzedi mi? Şimdi değil mi?
Yılbaşı geliyor değil mi? Milli Eğitim Bakanı bir genelge yayınlamış. Demiş ki işte okullarda yılbaşı süslemesi ve etkinliği olmayacak diye. Ayakta alkışlamak lazım. İyi, sokaklara da aynı şeyi söyleseniz, genelge yayınlasanız. Yani geçen Tekirdağ'a gittim. Orada bir kardeş soru yazmış. Meyenlerden. İşte beşinci sınıf. Beşinci sınıf öğrenciler, yılbaşı eğlencesi için, o gün için, o gün için, yılbaşı eğlencesi yapmak için, süslenmek için müsaade istemişler. Makyaj yapmak için. Beşinci sınıf öğrencisi bunlar. Şimdi yılbaşı geliyor değil mi?
Şimdi bütün herkes yılbaşı etkinliği yapacak mı? Geçen haftalardan bir soru var. Diyor ki yeni yıla giriyoruz. Yılbaşı kutlamak için değil. Hani yemek yiysek, işte şunu yapsak, bunu yapsak. Hani neden başka bir gün yapmıyorsun, dokun yapıyorsun? Kafirlere benziyoruz. Ama şimdi fetvalar havada uçuşacak. Şimdi bütün ulema kesimi, hocalar bangır bangır bağıracak, yılbaşı kutlamak caiz değil diye. Doğru mu? Fetva da doğru mu? Doğru. Yıl 365 gün, o kadar Kur'an ve sünnetin dışında, hal ve hareketler olurken, ne kadar, neden böyle canhıraş, her meselede feryat etmiyorsunuz? Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. Kafirlerin ta kendileridir.
Münafıkların ta kendileridir. Fasıkların ta kendileridir. Neden canhıraş bu ayeti kerimeleri insanlara öğretmiyorsunuz? Neden bu fetvaları canhıraş insanlara anlatmıyorsunuz? Yaz gelince çıplaklık haramdır deyip de, neden canhıraş anlatmıyorsunuz? Neden söylemiyorsunuz? Ülkede içki kanunen meşru, fuhuş kanunen meşru, faiz kanunen meşru, her türlü kumar, devlet, hoş, devretti, sattı şimdi hepsinde, meşru, bu ülkenin çocukları, uyuşturucunun, içkinin, kumarın, faizin pençesinde, fuhuşun pençesinde, bundan, 10 yıl önce, 12-13 yıl önce okumuştum, UNESCO'nun açıklaması, dünya nüfusunun 7'de 1'i fuhuşla iştigal ediyor, fuhuştan geçiniyor, İstanbul'da bu oran 7'de 2, UNESCO açıklamış, oradan okudum, neden bununla alakalı canhıraş fetva yayınlamıyorsunuz, mücadele etmiyorsunuz?
Ortalıkta yıl 365 gün, her türlü melanet işlenirken, neden canhıraş bunlara fetva verip haykırmıyorsunuz? Yıl 365 gün, her türlü eşcinsellik yaygınlaştığı halde, neden canhıraş bunların durdurulması için, bağırıp çağırmıyorsunuz? Bu ülkede faiz %50, resmi faiz, neden canhıraş bununla alakalı konuşmuyorsunuz?
Yılbaşıyla alakalı fetva doğru, bunları da canhıraş her gün işleseniz, rüşvetin haram olduğunu, alanın da verenin de, namussuz olduğunu, canhıraş anlatsanız, canhıraş aslında anlatsanız, bürokratların muhakkak ve muhakkak rüşvetle iş yapmaması gerektiğini, neden canhıraş bunları anlatmıyorsunuz? belediyelerdeki rüşveti, kamu kurumlarındaki rüşveti, canhıraş anlatsanız, haykırsanız, neden fukaralıkla alakalı canhıraş fetva yayınlamıyorsunuz? Neden çıkıp söyleyemiyorsunuz? Asgari ücret 17 lira, 17 lirayla bir adamın bir ev geçindirmesi mümkün değil, 17 lirayı da hanıma asa 34 lira, 34 lirayla bir insanın ev geçindirmesi, evi kiraysa geçindirmesi mümkün değil, bir fetva yayınlasanıza, bununla geçinmek mümkün değildir diye, realitemiz bu bizim, bir simit 15 lira, 2 kişilik bir aile simitten şey yapıyorlar ya,
15 lira simit, 2 kişilik bir aile normalde, yani öğünde 2'şer tane simit yemiş olsa 4 simit, 4 simit ne yaptı? 30-60 lira yaptı, 3 öğün yiyese 3-6-18, günlük 200 lira simit oldu, 30 günde, 6 bin lira simit parası verecek, o kimsenin 17 bin lira asgari ücreti var, eşiyle beraber 6 bin lira sadece simite gitti, kaldı 11 bin lira, bana söyler misiniz, 11 bin liraların ev kirası mı ödeyecek, elektrik su mu ödeyecek, verin fetvasını, bunun fetvasını verin, Diyanet İşleri Başkanı'na açıklama yapsın, dudak rujuna açıklama yapıyor ya,
tırnak boyasını açıklama yapıyor ya, sakız şekerli mi, ne kadar oranı şeker var, ona göre orucu bozar bozmaz fetva yayınlıyor, Diyanet İşleri Başkanı'na fetva yayınlasın, 17 bin liralarla bir erkek evini geçindirebilir mi, geçindiremez mi, zekat hesaplarken zekatı hesaplıyor ya, neden verileceğini buğdaydan da hesaplıyor, evet tamam, hesapla kardeşim, bugünkü şartlarda, Diyanet olarak fetva ver, de ki bu asgari ücretle geçinebilir mi, bu emekli maaşıyla geçinebilir mi, Bağkur emeklisiyim, 15 bin 4 lira Bağkur maaşım var,
Bağkur emekli maaşım, 15 bin 4 lira, iyi yayınladı bakalım, 15 bin 4 lirayla bir insan, ev kirası olmasa dahi, geçinebilir mi, Diyanet olarak bir fetva verin, oto çöpe veriyorsunuz ya, asıl sorulması gerekenler, sorulmuyor ülkede, tırnak içerisinde söylüyorum, böyle bir İslam dünyası, zulme de sessiz kalıyor, tecavüze de sessiz kalıyor, fuhuşa da sessiz kalıyor, biz timsah gözyaşı gibi, yalancı gözyaşı bizim, gazi de Allah gazi, iyi güzel gazi öyle, senin ülken çok mu iyi, sen ülkendeki tecavüzcüleri ne yapıyorsun,
sanki bu ülkede hiç tecavüz olayı yok, ne ceza veriyorsun tecavüzcülere, bu ülkenin sanatçı kisvesi altında olanlar, geçenlerde kumardan yakalandı değil mi, biz basından okuyoruz, doğru yanlış, hani kumarcılara ne ceza veriyorsun, bütün ülkenin ocakları sönüyor kumardan, burada bizim içimizde, açık açık konuşuyorum ben, bazı kardeşlerin oğulları kumar oynuyor, durduramıyorsun, biz uzaktaki bir probleme çok yakınız, kendi içimizdeki probleme yakın değiliz, gözümüzü kapatıyoruz onlara,
ondan sonra sizin şeyhiniz çok iyi insan ama, dili sivri, ha dilim sivri benim, dili sivri olduğundan başına gelenler geliyor, iyi gelsin biraz daha ne gelecekse, en fazla olsa siz de İsrailliler gibi asarsınız, vurursunuz, ne yaparsanız yaparsınız, ne olacak ki, bir algı operasyonu yaparsınız, bana söyler misiniz, bunların fetvaları ne, kim verecek bu fetvaları, kim bağıracak bunları, rahmetli şeyh efendi şöyle derdi, oğlum Mehdi çıktığında,
önce derdi, alimleri, alimler karşı gelecek ona, önce alimleri kılıçtan geçirecek, ondan sonra şeyh olmadığı halde, şeyhim diye meydana çıkanları, kılıçtan geçirecek diyordu, çünkü Mehdi'ye ilk karşı çıkacak olan bunlar diyordu, şimdi eski arkadaşlar, sohbetleri hatırlarlar, şimdi tabi, hani o günde belliydi de, çıkın hadi, hakikate haykırın, bunları konuştukça, ben hani, böyle, tahtaya beni asıyorlar, yani Harun Hoca ile bir gün hesapladık ya, dedik ki, hani, dinle alakalı ilahiyatçılar, ondan sonra imam hatipler,
o gün için 4 milyon insan var, diyanetçiler, 4 milyon, evet, oturduk hesapladık biz, şu kadar ilahiyat fakültesi var, şu kadar cami var, bu camiye şu kadar imam var, şu kadar müezzin var, ondan sonra şu kadar şu var, bu kadar bu var, hesapladık hesapladık, 4 milyon, imam hatip mezunları, ilahiyat mezunları, hepsi içindeydi, o zaman için hesapladık, iyi, dedim Harun Hoca, bir yerde bir şey var, yanlışlık var, dedim 4 milyon, samimi Müslüman olsa, bunlar dedim, yılda bir kişiyi, samimi bir şekilde, Müslüman etmek için,
gayret gösterse, bir kişiyi Müslüman etseler, bir dahaki sene 8 milyon olur, bir dahaki sene 12 milyon olur, pardon, 8 milyon, bir dahaki sene 16 milyon olur, bir dahaki sene 32 milyon olur, 4 yıl içerisinde 50 milyon bulur, kaç milyon ülke, 80 milyon, 4 yıl içerisinde, 5 yıl içerisinde, 80 milyon komple İslam olur, bu ülke, olmuyorsa, olmuyor ya, hatta böyle gerçekten, dini tam anlamıyla, yaşamaya çalışanlar, azalıyor, olmuyorsa, o zaman alimler, başta diyanet, sonra alimim diyenler, ondan sonra ilahiyatçılar, ondan sonra şeyhler,
bildiğiniz şeyhler, bunlar dedim, kendilerini sorgulamaları lazım, başta diyanet, sorgulayacak kendini, sonra ilahiyattaki hocalar, ve ilahiyatı bitirenler, sorgulayacak kendilerini, ondan sonra şeyhler, sorgulayacak kendilerini, ondan sonra imam hatibiler, şunlar bunlar, herkes sorgulayacak kendini, olmuyor, olmuyor bakın, gerçek burada, olmuyorsa, kimsenin suçu yok bunda, birilerini suçlamanın da anlamı yok, her kurum, her birim, kendini hesaba çeksin, ben de dahilim buna, burası, bu topluluk, sadece kendini koruyorsa burada,
çoğalmıyorsa, bizde de problem var, var, bir yere derse gittim, geçen hafta, geçen gittiğinde, kaç kişi, kırk kişi, gittim, kaç kişi, e kırk kişi gene, kendini korumuş, olmuyor, o zaman herkes kendini, sorgulayacak, e herkes kendini sorgulasa, sorgulasa, bir şey çıkacak ortaya yere zaten, sorgulamayınca çıkmıyor, ben böyle, hicvediyorum ya biraz da, Allah beni affetsin, ne yapıyorsunuz diyorum, şeyhinize gittiğinde, o bize bakir, feyizleniruk, biz ona bakir, feyizleniruk, diyorum sohbet yok mu, yok, ne yapıyorsunuz,
bakiriz diyor, e diyorum bir soru sormuyorsunuz mu, soru sorulur mu diyor, e diyorum nasıl halloluyor işler, bakiyiz diyor, e diyorum bakmaya devam edin o zaman, o bakacak feyizlenecek, o bakacak feyizlenecek, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerimiz, din metodu değil bu, tebliğ metodu da değil, derdi ki ashabına, bana bakın feyizlenin, ben de size bakacağım, siz de feyizleneceksiniz, yani hem bakılınca feyizlenecek, hem bakınca feyizlenecek, sohbet yok, Kur'an'ı, sünneti öğretmek yok, helalı, haramı öğretmek yok,
hakikati öğretmek yok, öyle tasavvufa, öyle tarikata, ben de karşıyım zaten, o tarikatta değil, tasavvufta değil, değil, ben de karşıyım ona, ama böyle olduğu müddetçe, öbürkü de, o da profesör, o da kaderi inkar ediyor, hadis var, kaderi inkar edenlerle alakalı, kafirdir diyor, ama o hadisleri de inkar ediyor, çünkü kendisinin köfrüne fetva veren hadisi orada durduğu müddetçe, o kendi, o görüşü, o düşüncesi, ona acı verecek çünkü, hadisleri de inkar edince, o da ortadan kalkıyor, herkes gidiyor, siyasetçilerin, bir numaralı imamı,
evet, bir bakıyorsun, başka bir ilahiyat profesörü, tarihselci, Kur'an'ı diyor, tarihsel olarak bakmak lazım, tarihte olan şeyler, menkıbeler, atalım bunları, ilahiyatta bunlar artıyor şimdi, eksilmiyor, böyle de, öğrenci yetiştiriyorlar, gidiyor bunlar da imam hatiplere, imam hatiplerde bunu anlatıyorlar, sonra imam hatipler deist oluyor, olacak, imam hatiplerdeki hocaya bakın bir, normalde nereden fıkıhçıları inkar ediyorlar, ilahiyatçılar, mezhepleri inkar ettiler, orada mezhebi inkar edince, öğrencilerin yanında,
öğrenciler de, o ilahiyat mezunu, o çocuklar da, mezhep inkarcısı, gidiyorlar okullara, mezhep yok diyorlar, evet, mezhepi inkar ediyorlar, benim sohbetlere gittiğim, yerlerdeki anılar bunlar, acı, oradaki bir imam hatip talebesi, soruyor, hocamın mezhepleri inkar ediyor, hadisleri inkar edenler, mezhepleri inkar edenler, Kur'an ayetlerini inkar eden ilahiyatçiler var, bunların yetiştirdiği öğrenciler, okullara da oluyor, okullarda bunlara uygun öğrenci yetişiyor, sonra bakıyor öğrenci, hadisler sahih değilmiş, ee,
zaten Kur'an da sonradan toplatılmış, ee, yok keçilerin yediği sayfalar varmış, o zaman Kur'an da sahip değil, ee, kalmadı bir şey orta yerde, ne yapalım, o zaman deccalizmin kurmuş olduğu ortak bir din var, yok dinler arası diyalog, yok dinlerin birleşimi, yok dinler arasında ortak nokta, haydi gidelim, deccaliyetin kurmuş olduğu ortak bir dine, tabi olalım, biraz Hristiyanlıktan, biraz Yahudilikten, biraz Müslümanlıktan, biraz ondan, biraz bundan karışık, orada övü bir yemek gibi, karışık bir yemek ortaya koyalım,
midemimizi mi bozacak bizim, kafamızı mı bozacak, kalbimizi mi bozacak, önemli değil, onu koyuyorlar önümüze, yiyelim, ye yiyebilirsen, ee bizim şimdi Müslümanlardan zulüm çıktı ya, Müslümanlara bakıyorsun şimdi, İsevi desen İsevi değil, Musevi desen Musevi değil, Muhammed'i desen haşa, kimsenin imanını kontrol edecek değil, ama bakıyorsun hal ve hareketlere, Muhammed'i değil, hal ve hareketlere, neyiz Müslüman olarak biz?
Adamın birisi dedi, Türklerle alakalı, işte hukuku şuradan, bilmem nesi buradan, şusu buradan, busu buradan, böyle, yaşar, en son cenazesi camiden kalkar dedi, vurdular adamı, sen nasıl böyle tehlikeli şeyler söylersin, daha katili bulunmadı, sorgulayabildiniz mi, bunun neden katili bulunmadı diye, sorgulayabildik mi, Muhsin Yazıcıoğlu'nun katili kim diye, eşrebitlisin, katili kimdi acaba ya, hatırlayanınız var mı?
Hatırlamıyoruz bak, neden? Çünkü bilmiyoruz, katili bulunmadı daha, sorgulayamazsınız, hakimiyet kayışsız, şartsız milletindir, millet meclisinde değil mi bu?
Evet, ee, Cumhuriyet'in kuruluşunla alakalı, işte 20'den 30'a kadar, 35'e kadar, neyse, millet meclisin tutanaklarını, sorgulayabiliyor musunuz? Hadi sorgulayın, milletvekili dair bilmiyor onları, kimse bilmiyor, hani, böyle, ee, herkes bir yerlere, suçlu atar ya bizden, ya bir kimse eşine eksik davranır, nazar değdi bize der, demez ki, ben Kur'an ve sünnetin dışında hareket ettik ya biz, nefsimiz oyduk,
ya oturalım tövbe edelim biz ya, bunu demeyiz biz, nazar oldu deriz, yani çocuk bir yere kazanmaz, bir şey olmaz, hani, hemen bir suçlu vardır, ya nasip değildir, çok çalıştı ama olmadı, yani kısmeti böyleymiş, demeyiz ki biz, ya çalışsaydın olurdu kardeşim, çalışmamışsın, ha dükkanı açmış, iş olmamış, iş yok, ya sen bu dükkanı açarken analiz ettin mi, bu işi biliyor musun, bilmiyor musun, ne kadar ehliyetin var, bu konuda neye kadar muhtedirsin, bunu analiz ettin mi, hayır, ne yaptın, ya baktım, Burhan mobilyacılıktan çok iyi para kazanmış,
ben de yaparım dedin, Burhan tahtanın içinde doğmuş adam, sen nereye yapacaksın, sen nereye yapacaksın, senin mesleğin değil, ama biz, o açar o dükkanı, mesleği değil, açar, usta bırakır gider, dükkan ona bakar, o dükkana bakar, veya mesleği değil, müşteri gelir, nasıl ona hitap edeceğini bilmiyor, o işin eğitimini almamış, o işin eğitimini almamış, iflas etti, kaderimiz böyleymiş, ama ne alakası var, Allah sana iflas etti mi diye mi yazdı, çalışmadım de, gayret etmedim de, mücadele etmedim de, koşturmadım de, öyle değil ama,
biz suçu birisine yükleriz, hatta kimisi babasına yüklüyor, biri öyle dedi çünkü da, efendim babamdan dolayı dedi, sus lan dedim ben de, ağzım böyle bozuyor, babanı da tanıyorum, seni de tanıyorum, tembelliğimden desene dedim, ne yapacak dedim, babam bu yaştan sonra, gelip dükkan mı açacak dedim, kaçta açıyorsun dükkanı dedim, ya ben sekiz buçuk dokuzda açıyorum, yalan söylüyorsun dedim, dokuzda kaç sefer geçtim oradan, yolumun üzeri, kapalıydı dükkanın hep dedim, kaldı, ne yalan söylüyorsun dedim, dokuz dokuz buçukta açıyorum diye,
yalan söylüyorsun dedim, ama biz suçu birisine yükleyeceğiz, o yüzden, Ümmet-i Muhammed de ne yazık, bu noktada, biz hesabımızı, kendi kendimize, görmediğimiz müddetçe de, bu böyle devam eder, Gazze'de çocukların ırzına geçiliyor, doğru, her gün çocukların ırzına geçiliyor, her gün kadınların ırzına geçiliyor, Suriye'de de aynı, Irak'ta da aynı, Doğu Türkistan'da da aynı, Türkiye'de de aynı, bana bir İslam ülkesi göster ki, orada tecavüz olmasın, Avrupa'da da aynı, hatta dünya üzerinde en fazla tecavüzün olduğu yeri söyleyeyim mi,
İngiltere, Amerika, Oral'daki oranlar, nüfus oranlarına göre, Türkiye'den de fazla, Amerika'da ve İngiltere'de, tecavüz, oranı, nüfus oranına göre, Türkiye'den fazla, Avrupa'da, tecavüz oranı, Türkiye'den fazla, tecavüz oranı, hırsızlık oranı fazla, tecavüz oranı fazla, uyuşturucu oranı fazla, Avrupa'da, ve Amerika'da, size batı medeniyeti diye yutturuyorlar, ha batı çok medeniymiş, asıl tecavüzcü batı, açın,
Inesco'nun raporlarını okuyun, ama siz, yani, sizi tenzih edeyim, İslam toplumu TikTokçu, kaydır, İslam toplumu ne o, işte, kısa videolar, kaydır, şu internete girdiniz mi, girdiniz, ya dünyada ne oluyor, bir fuhuş oranlarına bak, bir içki oranlarına bak, bir kumar oranlarına bak, bak yani, kim, hangi ülkede ne var, bizim ülkede ne var, hoş bizde uzun zamandan beri yayınlamıyor, TÜİK raporları da, mesela TÜİK raporlarında, fuhuş oranının kaç olduğunu, göremezsiniz şimdi, zaten TÜİK raporlarını okuyabilmek için, böyle ordunemiz profesör gibi olacağınız,
yani, öyle böyle, girip şeyler ki, giriyorsun, girdiğin zaman, mesela işte, çok önceden şöyleydi, ondan sonra, işte, ülkedeki, fuhuşa karışanların, adedi, olay olarak, şimdi öyle yok, Allah bizi affetsin, antidepresanlar ile cinni taifesi arasında, bir bağlantı var mı, bunu, Mehmet Efendi Hazretlerine soracağız, Mehmet Aslan kardeşimiz, bu işlerle, bundan sonra, cinni taifesi ile alakalı işlerle, bundan sonra, o yığılacak artık, kimde cinni var, kimde yok, ondan sonra, Mehmet yüzün kızardı, artık kulağında ıslık mı çalarlar,
dümbek mi çalarlar, bilemem, antidepresanlar ile alakalı, şeytanın işi var, antidepresan kullanmayın, kullandırmayın, mümkün olduğunca, mümkün olduğunca, ilaçlardan uzak durun, mümkün olduğunca, mümkün olduğunca, antibiyotiklerden uzak durun, mümkün olduğunca, ağrı kesicilerden uzak durun, mümkün olduğunca, mümkün olduğunca, antidepresanlardan ise, komple uzak durun, yapmayın, etmeyin, eşlerinizle, çocuklarınıza, kendilerinize, antidepresan kullandırmayın, yıllardan beri söylerim, bağırırım bu konuda, kullandırmayın,
dergâhtaki kardeşlere söylüyorum, birçok böyle bu konuda, yetkin, bayanlar için kardeşler var, gerçekten bu konuda, yetkinler, yani bir kısmını, üniversite sınavlarından sonra, ben yönlendirmiştim, bu bölümü okuyun diye, bir kısmı kendiliğinden, öyle okumuştu, bu konuda, gerçekten ve gerçekten, çok iyi yetişmiş, bayan kardeşlerimiz var, bu meselenin tekniğini bilen, o yüzden, daha da yetişiyor, birkaç arkadaş daha geliyor, arkadan, gençlerden, ondan sonra, bunların normalde, bayan kardeşler, bu konuda, onlardan gitsinler,
destek alsınlar, antidepresana, müracaat etmesinler, antidepresana, müracaat eden, bayanlar da, erkekler de, evliliklerini evliyse, tehlikeye düşürüyorlar, antidepresan kullanan, bir kadının, evlenmesi caiz değil, antidepresan kullanan, bir erkeğin, evlenmesi caiz değil, sağlık olarak, bozuk, bir kimse, antidepresan kullanmaya, başlarsa, hanefiye göre, altı ay, ona müsaade edilir, kendisinin, normalde, iyileşmesi için, altı ay içerisinde, iyileşmezse, taraflardan, diğer tarafa, boşanma hakkı doğar, antidepresanla,
İslam dünyasını, ve bütün dünyayı, uyutuyorlar, bu dünya, rahat, hane değil, bir Müslüman için, dünya, rahat, hane değil, ya, çilehane, işte başına bir şey geldi, psikolojin bozuldu, at antidepresanı, her gün sabah akşam iç, ondan sonra, ortalıkta, zombi gibi dolaş, acı çek, acı çek kardeşim ya, acı insanı olgunlaştırır, keder insanı olgunlaştırır, annen de ölecek, hak, baban da ölecek, hak, eşin de ölecek, hak, çocuğun da ölecek, hak, hepimiz öleceğiz, hak, hepimizin başına, olumsuz bir şeyler gelecek, hepimizin başına gelecek,
hepimiz bir sıkıntı yaşayacağız, dünya üzerinde ben iman ettim, hakikat noktasında iman ettim deyip de, başına bir sıkıntı gelmediyse, o kendi imanını sorgulasın, iman ettiysem başına sıkıntı gelecek, oğlundan gelecek, kızından gelecek, torunundan gelecek, annenden gelecek, babandan gelecek, malından gelecek, canından gelecek, oğlun istediğin istikamette gitmeyecek, kızın istediğin istikamette gitmeyecek, eşin istediğin istikamette gitmeyecek, işin istediğin istikamette gitmeyecek, gitmeyecek kardeşim ya, gitmeyecek,
hemen başına gelen her bir meselede, antidepresana, işte psikiyatriye, doktor doktor, koşma, Allah'a yaslan, Allah'a güven, Allah'a dayan, Allah'ı zikret, Allah'ı tesbih et, de ki ben nerede yanlış yaptım da, bana bu bela geldi, bana musibet geldi bana de, tövbe et, yanlışlıklarına bak, e sen namazı terk et, orucu terk et, zikri terk et, dergahı terk et, şeyhi terk et, ee, el bebek, gül bebek, hayatta öyle devam mı edecek, etmez kardeşim ya, müslümansan etmez, etmez, ee, ne yapacağız, antidepresana mı döneceğiz, Allah muhafaza eylesin,
eş ve çocuklarınızı, antidepresana yönlendirmeyin, eş ve çocuklarınızı, kolay kolay, psikiyatriye yönlendirmeyin, okuldaki öğretmenler, çocuk biraz koşturuyor, hopluyor, zıplıyor çocuk, bunu götürün psikiyatriye, çocuğa, neden, e bu koyun gibi değil, e koyun gibi mi olacak herkes, anne babalar da aynı, istiyorlar ki çocuğa otur, çocuk orada otursun, oturmayacak ya, e kıracak, dökecek, peşine düşsen de, annelik yap, babalık yap, yap, yok götür çocuğa, psikiyatriye, çocuk psikiyatriye götürüyor bir de, kimisi de benden müsaade istiyor,
çocuk okuldan öğretmen, böyle böyle dedi, çocuk psikiyatrisini götürebilir miyiz, götürmeyin diyor, götürme, öğretmenler de, işin kolay, çocuk psikiyatrini gönder, onun olsun o da, zaten psikiyatriye de bakıyor, hemen gelsin birisi, ilacı çakayım, ondan sonra çaktığım ilaçtan da, ilaç firmasından, aldığım yüzdeliğimi alayım diye bakıyor, yazıyorlar boyuna zaten, küçücük çocukta, 9-10 yaşındaki çocuğa çakıyorlar ilacı, çocuk yemeğe bakıyor, sonra birisi diyor ki, çocuk yemeğe bakıyor diyor, öyle diyor, öyle boş boş bakıyor diyor,
çocuğum bana boş boş bakıyor diyor, okunacak bir şey var mı diyor bana, dedim nereye götürdün, e psikiyatriye götürdüm, o dedim okumuş, ilacı vermiş, hem psikiyatriye götürmüş çocuğa, çocuk oradan almış ilacı, haplanıyor çocuk oradan, sonra yemeğe boş boş bakıyor, buna okunacak bir şey var mı diyor, Allah senin iyiliğini versin, sen ne amma çocuğu, küçücük çocuğu, psikiyatriye götürdüğünde, psikolojik ilaç veriyorsun çocuğa, kimse dinlemiyor, Allah bizi affetsin, bu saatte hep dokuz buçuğu mu gösteriyor, ben de dokuz buçuk diye,
sohbeti habire devam ettiriyor, ben yoksa dokuz buçuk diye, sabaha kadar sohbet edeceğim burada, bir değiştirdin o da durdu, tamam, demek ki bunda da hikmet varmış İbrahim, bak bilgisayar açılmadı, hikmete bağladık, saat çalışmıyor, hikmete bağladık, hepsinde hikmete bağladık, kaç saat, Hüseyin Akkadada da saat yok, saat kaç, 10-10 geçiyor, saat değişiyor Hüseyin Akkadada, şey yok, saat kaç, o da yan tarafa bakıyor, onda da saat yoktur Allah bilir, tabii, saatsızlar zümresiyiz, saat değişimiz yok, Allah bizi affetsin,
eftali zikrfâlimennâhû, la ilahe illallah, la ilahe illallah,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi