mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 18.09.2025

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 18 Eylül 2025 · 38:26

Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Nerede Müslümanların kanına, namusuna, şanına, şerefine, haysiyetine, namusuna, topraklarına tecavüz ediliyorsa, Cenab-ı Hak tecavüzcülerden intikamımızı alsın, Rabbim nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz davranılıyorsa, hepsini yerle yeksan eylesin,
Hepsini de batırsın, İsrail'i ve destekçilerini batırsın, onları maddi manevi arkasında duranları yerle yeksan eylesin, Ejimayen, bugün güzel gün, mutlu gün, Özdemir aslında ağabey, yani normalde, kaç değil mi? 59 muydu? 61. Aynı yaşatmışız, enteresan, ağabeyim 59'lu ya, ben de onu ağabeyimin sınıf arkadaşı deyince, o da benden büyük zannediyordum, bak bugüne kadar aynı yaşatmışız.
Tabi Özdemir'le ağabeyim, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinden dersliler, bizim benim ilk derviş olarak gördüğüm insanlar onlar, O zaman için Çorumli'den ders almışlar, öyle hayatlarını devam ettirdiler, ikisi de Zonguldak'ta, okulda arkadaşlar, Arkadaşlıkları çok uzun senelerden beri devam ediyor, Allah razı olsun her ikisinden de. Tabi Özdemir bizim böyle aileden, Allah razı olsun, bizim evimize gelen, giden, misafir olan, Dışımızda bir kimse değil, o yüzden bugün herhalde ağabeyimi ziyarete geldi, oradan da buraya gelmişler, Allah razı olsun inşallah. Tabi bugün Zafer'de burada, Erzurum'da, en son Erzurum ziyaretine gittiğimizde Allah razı olsun orada koşuşturdu, hizmet etti, hürmet etti, evini de derse açtı, bayanların dersi, orada onların evinde oldu, hanımı da orada bayanların zakiri, Allah razı olsun bayağı orada koşuşturdu, benimle beraber, Allah razı olsun.
Tabi bir de bugün sürpriz var, bizim Mustafa Mercan mahalledeki komşuları getirdi, onlar arka tarafta mı kaldılar? Allah, evet, komşular burada bizim bugün mahalleden, onda Mustafa Mercan hepsini toparlamış gelmiş, Allah razı olsun inşallah. Bugün böyle benim sevinçli günüm, hamdolsun, Allah hepsinden de razı olsun inşallah. Birkaç soru var, bunlara bakalım, ondan sonra derse geçelim. Telegram hesabınız üzerinden yazdığımız hal ve rüyalara sizden bir cevap gelmediğinde nasıl değerlendirmemiz gerekir? Bu manevi bir ikaz mıdır? Esma vermediğiniz dervişler yine de birçok hali yaşayabilir mi? Bu hali herkes yaşayabilir, bunda bir sıkıntı yok.
Yani esması olsa da olmasa da değişik haller, sufilik hayatında var, bu bir ikincisi. Cevap vermediğimiz, yazmadığımız rüyaları normalde demek ki yorumlanmasına gerek yok, o yüzden yazmıyorum genelde. Yani bir yoruma ihtiyaç yok ise yazmıyorum ama bir yoruma ihtiyaç ise yazıyorum. Bazen normalde arkadaşlar illa ki rüyalarını yordurmak istiyorlar, rüya üç türlü, hadis-i şerife göre. Birincisi normalde bir kimse şeytani gördüğü bir rüya, kaosik rüyalar. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri öyle bir rüya gördüğünüzde sol tarafınıza üç sefer tükürün, eyyüzü besmele çekin diyor. İkincisi bir şeyin etkisinde kalınaraktan rüyalar. Bunlar boş rüyadır, bunlarla alakalı bir tevhile ihtiyaç yok.
Nitelendirilmiş Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Bunların rüyaya, bu rüyaların büyük bir kısmı tevhil edilir. Bir de ahir zamanda salih rüyalar mübeşşirattandır. Müjdeci rüyadır denmiş. O yüzden mübeşşirattandır. Büyük bir kısmının tevhile ihtiyacı olur. Biz de onun gücümüz yetince tevhil etmeye çalışıyoruz. Yoksa rüyasına cevap yazmadığımız herhangi bir kimse özel bir şekilde işte bana yazmadı. Yok ben nefsime mi uydum? Yok işte bana bir ikaz mı? Yok başka bir şey mi? Böyle bir şeye gerek yok. Yani siz de kabul ederseniz yaklaşık kabul edersiniz. Yani 4000'e yakın da herhalde en son bakmadım ama Telegram'da şey var. Arkadaşlar var.
Büyük bir çoğunluğu yazıyor. Ben de büyük bir çoğunluğunu mümkün olduğunca, vaktim olduğunca okuyorum. Hemen hemen diyebilirim ki %99'unu okuyorum. O yüzden böyle bir sıkıntı yok. Ama mesela benim o mesaim sabah namazından sonra gün içerisinde yazan arkadaşlar oluyor. Onlara vaktim kolursa onlara cevap yazıyorum. Genelde sabah namazından sonra o işimi bitiriyorum. Dergahta veya ev derslerinde halaka kurulduktan sonra aralarında fısıldaşmalar, gülüşenler oluyor. Nasıl uyarmalıyız? Zikrullah halakası kuruldu mu? Zikrullah başladı mı? Bu tip şeyler uygun değil. Adaba uygun değil. Ama bazen evlerde veya küçük derslerde bu tip şey olabilir. Aslında bunu tatlı bir şekilde disiplin etmek lazım.
Yani biraz böyle sert konuşulur, ters konuşulursa zaten beş kişisin, dördü düşebilirsin. O yüzden onu böyle gayet nazikane bir şekilde uyarılırsa bilhassa böyle dersi yaptıran kimse bu konuda kendini böyle daha disiplinli tutarsa öbür arkadaşlarla disiplinirler. Sıkıntı olmaz inşallah. Nur suresi 19. ayette insanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler için dünyada da ahirette de elim bir azap vardır.
Allah bilir, siz bilmezsiniz. Hayasızlık olarak çevrilen kelime fahisetü, hayasızlık nedir, inanan nasıl bunun yayılmasını ister, sufi bunu nasıl anlar, nasıl engeler? Aslında bu fahiset olarak geçen fuhsiyet, fahşiyat, bu normalde fahşiyat olunca bu hani onun karşılığı hayasızlık olarak bu mealciler öyle söylüyorlar ama fahşiyat her konuda.
Şimdi her konuda dediğimiz şu, sadece cinsel suç değil bu hadise. Bunu sadece cinsel suç olarak bakarsak doğru değil. Mesela bir kimsenin namazı kılmaması da fahşiyattır, orucu tutmaması da fahşiyattır veyahut da Kur'an ve sünnet ahlakını bütün olarak ona ihtimam göstermemesi de fahşiyattır, yalan da fahşiyattır, gıybet de fahşiyattır, dedikodu da fahşiyattır, hırsızlık, içki, kumar bunların hepsi de fahşiyattır. Normalde ama bu sadece bizim toplumumuzda fahşiyat deyince cinsel suç anlamında geliyor. Mesela bir erkeğin tesettürüne riayet etmemesi de fahşiyattır, kadının tesettürüne dikkat etmemesi de fahşiyattır. O geniş bir çerçeve. O yüzden bunun yayılması, bunun yayılması ne demek? Mesela siz bir kimsenin yanlışlığını hani ben doğru yapıyorum deyip de sosyal medyada kullansanız dahi ona destek olmuş oluyorsunuz, yayıyorsunuz.
Mesela Müslümanlar birisinin kötülüğünü gösterecek, örneğin birisi kötülük yapmış, onun kötülüğünü sosyal medyada yayınlarken aslında kötülüğün de reklamını yapıyor. Fahşiyata orada destek veriyor. Normalde kötülükleri, bakın kötülükleri yaymamak için, kötülükleri yaymamak için. Normalde onların paylaşılmaması lazım. Ama mesela diyelim ki o paylaştığın şey bir kimse var, Müslümanların önderi hükmünde.
Ama o Müslümanların önderi hükmünde fakat hani bu tabirimi hoş görün, sahte önderlerden. Orada Ümmet-i Muhammed'in faydasına bir şey var, onun normalde anlatılması lazım. Hani diyelim ki bir siyasi parti lideri düşünün, o siyasi parti lideri aslında İslam'la bağı bağlantısı yok ama İslam'mış gibi davranıyor. Bunun anlaşılması lazım, bunun söylenmesi lazım. Bu çünkü toplumu ilgilendiren bir şey veyahut da toplumu, İslam ümmetini ilgilendiren bir meseleyse, bunun fahş edilmesi, bunun anlatılmasında suç yok. Ama normalde ümmeti ilgilendirmeyen bir şeyse o zaman bu farklı bir noktaya giriyor. Ve şu anda dünya insanlığı ne yazık ki bu sosyal medya üzerinden, çünkü bir şeyin doğru mu yanlış mı olduğunu bilmeden bunları komple yayınlıyorlar, fahşiyata hizmet etmiş oluyor.
Bilhassa İslami kesim öyle bir hunharca saldırılarda bulunuyor, hani hak ve hakikat noktasında olan bir kimseye farkında değil. Böyle bindirilmiş kuvvetler gibi normalde hak ve hakikatten yana olduğunu zannediyor. Aslında fahşiyata veyahut da deccaliyete hizmet ediyor. Bu normalde düşünebiliyor musunuz? O sosyal medya dediğiniz alan, eğer Kur'an'a, sünnete, imamların iştahına uygun bir paylaşım yapmıyorsanız, dedikoduya, gıybete, iftiraya veya deccaliyete çalışıyorsa o mesele, normalde bütün herkes ondan nasibini alıyor.
Ne paylaşıyorsun, ne aktarıyorsun, ne yapıyorsun, bu önemli ama insanlar buna dikkat etmiyorlar, o yüzden fahşiyata hizmet ediyor. Burada normalde yardım ederler dediğinde, sen normalde o bir, bunu tırnak içerisinde söylüyorum, birisi Kur'an ve sünnetin dışında fikriyatı var, düşüncesi var, bu noktada o yolda gidiyor ama insanlar onu destekliyor, insanlar onu alkışlıyor, bu sefer ona hizmet etmiş oluyor. Şimdi farkında olsun olmasın, neye hizmet ettiğine bakacaksın, farkında ol olma, nereye koştuğuna bakacaksın, ne konuştuğuna bakacaksın. Onlara bakınca da insan kendi kendisini analiz ederse doğruyu bulacak, doğruyu bulacak, analiz edecek akıl lazım, o akla da Kur'an ve sünnet lazım, o akla da Kur'an ve sünnet yok ise o kimsenin doğruyu bulması da mümkün değil.
Bu sefer Allah muhafaza eylesin, Müslümanım diyen insanlar ne yazık ki deccaliyete hizmet ediyorlar ama farkındalar ama farkında değiller. Buradan malum rüya okumuyorum, hakkınızı helal edin, o yüzden bir kardeş rüya yazmış. On beş dakikanız var, soru sorabilirsiniz. Aslında iki haftadır zikrullah ile alakalı ayet-i kerime hazır sohbete devam edeceğiz ama iki haftadır olmadı. İnşallah önümüzdeki hafta başlayalım Allah'ın izninden inşallah. Evet, sen Ali mikrofona alışkın, sen sıkıntı yapma. Selamun aleyküm aleyküm selam.
Efendim, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri miraca yükseldiği zaman orada cennetlik ve cehennemlik bazı kimseleri gördü, onları anlattı. Oradaki cennetlik ve cehennemdeki kimselerin normalde hesap gününden, kıyametten sonra cennete ve cehenneme girileceği için o kimselerin hesabı ve kıyameti ne zaman oldu? Buna paralel olarak bir de on sekiz bin alemin Mustafa'sı buyuruluyor. Göbekli Tepeden de bilindiğine göre başka galaksilerde, başka evrenlerde, başka hayatlar, başka ümmetler de var. Efendimiz onlara nasıl peygamberlik yaptı, onlar nasıl tabi oldu, aynı anda orada da mı yaşadı? Bu soru bana bir yerden soruldu, diğer soruyu da ben soruyorum efendim.
O miraçtaki cennetlik ve cehennemlik kimselerin kıyameti ve hesap günü ne zaman oldu? Bu böyle tekerrür devam edecek mi yani bizden sonra da mesela? O kıyametten sonra da devam edeceği anlamına mı geliyor? Bu miraçla alakalı bu meselelerde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir kısım insanların cehennemde azaplarını görüyor. Bu uzun bir hadis-i şerif. Ve cennetliklerin hallerini de görüyor. Tabi bunlar yaşandı mı, yaşanmadı mı, yaşanacak mı? Cenab-ı Hak her şeye kadirdir. Yaşanacak olan şeyleri de peygamberine gösterir. Bu gaybi bir ilimdir. O yüzden Cenab-ı Hak gelecekte yaşanacak olan bir şeyi de gösterir. Geçmişte yaşanmış olan bir şeyi de gösterir.
Onların kıyameti koptu mu kopmadı mı Allah bu noktada güç ve kudret sahibidir. Yaşanacak olan şeyleri peygamberlerine gösterir. İkincisine gelince bir hadis-i şerif var. O hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kendisinden önceki peygamberlerin peygamberlik vazifelerini değişik alemlerde devam ettiğini ve orada da sizin gibi ümmetleri var onların da diye bir hadis-i şerif var.
O yüzden normalde Adem aleyhisselamdan Hazreti Muhammed-i Mustafa'ya kadar bir rivayette 124.000 peygamber denir. Ama bunu normalde peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin ağzından çıktığı için 124.000 olarak kabul edilebilir. Ama biz sonuç itibariyle yani bunu geniş bir çerçevede alsak ne kadar peygamber gelmiş, dünya kaç sefer yıkılmış, kaç sefer kurulmuş onu bilmiyoruz. Ama ve lakin peygamberlerin peygamberlik vazifelerinin devam ettiğine dair hadis-i şerif var. Ama Arabi penceresinden bakacak olursak bu meseleye peygamberlerin peygamberlikleri bitti der o. Velilik bakidir der, velilik devam eder der. Evet dünya üzerinde bu paralelde, bu düzlemde peygamberlik vazifesi bitti. Yani son peygamber Muhammed-i Mustafa'ydı.
Ondan sonra gelecek olan bir peygamber yok. Ama velilik devam eder der Muhyiddin İbni Arabi ki haktır. Ayetle sabittir velilik. O yüzden velilik son bulmaz, hadisle de sabittir. Birkaç haftadır ders yapıyoruz bu konuda. Hatta açıp okuyabilirsiniz. Kütübüsüde de ebdâl bahsini. Ebdâl bahsinde bir veli vefat ettiğinde yerine yerisinin atanacağı, geçeceği. O da vefat ederse işte kırklardan vefat edince, seksenlerden, seksenlerden vefat edince, yüz yirmilerden böyle velilerin devam edeceği, veliliğin de devam edeceği, kıyamete kadar eksilmeyeceğine dair Hz. Ali Efendimiz'in bir nakli var. O yüzden velilik tabiri caizse ebedidir. Sadece dünyaya da bağlı değildir. Çünkü Allah'ın el-veli ismi şerefi ebedidir.
Öyle olunca velilik de ebedi olur. Velilik son bulmaz. Velilik son bulmayacağı için de devam eder. Şimdi diğer peygamberlerle alakalı meselede de, evet onlar değişik hani perdelerde öyle söyleyelim, peygamberliklerine devam ediyorlar. Onların da sizin ümmetiniz gibi, onların da ümmetleri vardır diye hadis-i şerif sabit. Otur, otur. Efendim selamun aleyküm. Aleyküm selam. Efendim sizlere anlatılan hallerle alakalı buyurduğunuz, ilan edebilirsin, açık şekilde herkese söyleyebilirsin, gruba yazabilirsin şeklinde. Anlatılan hallerle alakalı anlatıldıktan sonra bir başka kişi kalbinden haşa minel huzur, sen kimsin de bu hali görmek kim şeklinde ifade etse, biri kalbinden geçirse bu kul hakkı mıdır efendim?
O kalbinden geçirdiği için ona bir şey denmez. Çünkü hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hani ayetle sabit bu. Çünkü kalbinizden geçenleri Allah hesaba çekmez dedi. Önce bir ayet-i kerime geldi. Allah sizi kalbinizden geçenlerden de hesaba sorar dedi. Sonra o sahabe çok üzüldü. Sahabe çok üzülünce o bir ayet-i kerime daha geldi. Siz bunu fiiliyata dökmediniz müddetçe. Allah bundan size hesaba sormaz dedi. Ama dervişler, sufiler ilk ayet-i kerime ölçü alırlar. Kalplerinden bir şey geçirmemeye gayret ederler. Bir kimse normalde hani bu hali sen göremezsin, bu rüyayı sen göremezsin diye geçirse küstahlık yapmış olur. Kendi kalbini karartır. Teşekkür ederim efendim.
Efendim selamun aleyküm. Efendim sorduğumuz sorularda, cevaplarda hep zikire çıkıyor. Ama kapıdan girerken yukarıda sizin bir sözünüz var. Sufilik baştan sonra edeptir diye. Bu noktada ben zikrullahla edep arasındaki bu ilişki sormak istiyorum da efendim. Şimdi bir kimse çokça zikrullah etmiş olsa ama edebi olmamış olsa yani o kimse hani zikrullahın yüzü sürmetine evet kendini kurtarabilir ama eğer edebi yoksa, o kimsenin edebi yoksa suyun taşın üstündeki tozu yıkadığı gibi yıkanır o.
Su içine işler mi? İşlemez. Bu da onun gibi. Bir kimsenin edebi düzgün değil ise sufilik onun içine işlemez. Zikrullah onun kalbi oturmaz. Zikrullah kalbi oturacaksa o kimsenin edebi olması gerekir. Edeb de dilden başlar. Dilin afetlerinden uzak duracak. Küfür etmeyecek, yalan söylemeyecek, yemin etmeyecek, gıybet etmeyecek. Dilin afetlerinden. Bir de edep farzları riayet etmek. Haramlardan uzak durmaktan başlar. Bir kimsenin ağzında küfür varsa onda dervişlik durmaz. Bir kimse eşine, çoluğuna, çocuğuna küfür ediyorsa, hakaret ediyorsa onda dervişlik durmaz. O dervişlik yüzeyseldir onun. Bir kimse o yüzden normal diline hakim çıkacak. Yani o diline hakim çıkmıyorsa o dervişliği yüzeysellikte kalır.
İçine işlemez. Hz. Mevlana'nın esnevi de buyurduğu gibi senin ambarın neden dolmaz biliyor musun diyor. Senin ambarın delik de o yüzden diyor. O kimse de ambar delik. Yani bir taraftan kazanıyor, bir taraftan harcıyor kazandığını komple. Bu hani tüccarlar olur, böyle iş insanlar olur. Veya memur, amir neyse. O kimse kazandığını harcar. Kazandığını harcıyorsa o müsrif insandır. O normalde kazandığını tutmuyor o. Normalde bir kimseye dersin ki mesela işte şimdi birkaç kişi onu tanır, bizden mal alıyordu. Diyordum ki bak yanlış yapıyorsun. Kazandığını harcıyorsun. Kaç kazanıyorsun? Üç kazanıyorsun. Bu beş harcıyor. Ben onun dedim işinin toparlanmasını istiyorsan, üç kazanıyorsan dedim ben bir harcayacaksın.
İkisini ayıracaksın kenara dedim. Ama o ayırma yolunu seçmiyordu. Şimdi aynı şekilde derviş de normalde beş kazanıyor, altı kaybediyor bazen. Sekiz kaybediyor, beş kazanıyor veyahut da işte beş harcıyor. Ya şu dilini tut. Ona diyorsun ki şunu böyle böyle böyle yapma. Yapıyor gene. Böyle söyleme söylüyor yine. Bu sefer o dervişliği ona yüzeysel kalıyor. E dervişliği yüzeysel kalınca evet zikrullah yapıyor mu evet affoluyor mu evet ama sadece bu değil ki bizim derdimiz. Derdimiz Allah'a yaklaşmaksa, derdimiz Cenab-ı Hakk'ın cemaline müşerref olmaksa, derdimiz hakikatin hakikatine ulaşmaksa, derdimiz Allah'ı bilmek, Allah'ı tanımak ise, derdimiz kalbin harekete geçmesi ise, derdimiz kalbin harekete geçerekten kalbi mutmainli hale getirmek ise, o zaman bizim davranış biçimlerimizi değiştirmemiz lazım.
O zaman illa edep dememiz lazım. Edebimizi korumamız lazım. E şimdi derviş kafasında sarık var, dilinde küfür var. Ne yapacağız biz onu? Derviş buraya geldiğinde eşine giderken ben derse gidiyorum diyor. Akşam eve gidince küfrediyor. Neresi derviş bunun şimdi? Buraya geldi ne güzel haydarisi, sarığı, çok yakışıklı, harika. Çocuğuna küfrediyor. Neresi derviş onun? Bir de ben burada söylüyorum değil mi şimdi? Herkes dinliyor. Eşlerinize küfretmeyin, çocuklarınıza küfretmeyin, sağınıza, solunuza küfretmeyin. Sen küfredince ne oldu? Dervişlik kaldı mı? Hakaret etme. Hiç kimseye eşine, çoluğuna, çocuğuna, arkadaşına, annene, babana, annesine, babasına hakaret ediyor.
Nerede dervişlik kaldı? Ayet-i kerimede öf bile demeyiniz diyor. Nerede kaldı dervişlik? Sen annene, babana laf söylüyorsun, dinlemiyorsun, alay ediyorsun, kafa yapıyorsun. Ben şeyh efendiden örnek veriyorum. Ben daha yeni derviştim. Daha benim dizime vurdu Mustafa Efendi. Ben daha hacı annene elimi kaldırmadım dedi. Bir kötü söz bile söylemedim dedi. Ben de içimden söz verdim. Ben de aynısını yapacağım dedim. O ise bizim bayındırın kültüründe adamlar vurur kadınlara. Normal yani. Ben diyorum ki daha benim ağzımdan kötü bir söz çıkmadı. Daha hiç küfür etmedim. Len bile demedim ben. Ben daha çocuklarıma len diye hitap etmedim. Bunu kendimi meth etmek için söylemiyorum.
Derviş üstadını mı ölçü alacak? Evet buyur kardeş. Benim çocuklarım da meydanda. Saklı gizli değil. Kız erkek. Buyurun sorun. Len demişim mi? Hakaret etmişim mi? Bir tokat vurmuşum mu? Küfretmeyi bırak. Hakaret etmişim mi? Dervişlik dedin. Edep. Abim burada. Daha bir sefer tartışmadık. Kavga etmedik biz. Burada yüzü burada işte. Kendisi burada. O benden daha sakindir. Ben agresifimdir. Ben bazen derim şunu şöyle yapma. Bunu böyle yap. İşte şöyle böyle. Ara sıra.
Hiç seslenmez. Dervişlik, edep. Sen burada zikrullah yaptık. Cuşu huruşa geçtik. Harika. Eve gittiğimizde ne yaptık? Ertesi sabah ne yaptık? Eşimize ne yaptık? Çocuğumuza ne yaptık? Bırakın eşimizi çocuğumuza, etrafımıza ne yaptık biz? Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer insanlar, bakın diğer insanlar emindirler. Bizim elimizden ve dilimizden yakın dairede eşimiz, çocuklarımız, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, annemiz, babamız emin mi? Basit. Bu senin aynan. Aynaya baktım saç beyaz olmuş. Tamam çok güzel. Kendi kendini gör. Eşine ne söyledin? Çocuğuna ne söyledin?
Söyleme dediğim halde ne söyledin? Yapma dediğim halde ne yaptın? Çok basit. Bu dervişlik normalde şimdi üstada Kur'an sünnet tarihisinde itaattir. Kur'an sünnet tarihisinde. Sana haram bir şey söylerse yerine getirmezsin. Ama sana Kur'an ve sünneti tebliğ ediyorsa sen yerine getireceksin. Madem yerine getirmeyecektin ne işin var bu meydanda? Kimse seni Balmum'unla davet etmedi. Zorla da getirmedi buraya. Ciddiyim bu konuda. Biz çok insan toplacağız, kalabalık olacağız da. Vay bizim kalabalıklığımızdan dolayı bizim namımız, şanımız artacak. Öyle bir derdimiz yok bizim. Benim öyle bir derdim yok. Hiç olmadı bugüne kadar benim.
Dervişlikse yani ona yazık. Dervişin kendine yazık. Zikrullah yapacaksın. Hadis-i şerifte İmam-ı Hanbel hadisinde Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri geçmiş günahlara hayra çevrilmiş olarak kalkınız buyurdu. Harika bir müjde. Hemen hemen her zikir halakasında söz gelince söylemek isterim bunu. İyi canım kardeşim biz iyi bir sufilik bırakacağız. Sen çocuğuna ne bırakacaksın? Biz çocuklarımıza ne bırakacağız geri? Sen mal bıraksan üç günde gider o malın. Sen ev, han, hamam bırakırsın üç günde biter o. Üç gün bile gitmez. Biz miras olarak sufilik bırakacağız çocuklarımıza. Dervişlik bırakacağız. Çünkü o bizim hayır hasenat defterimiz de kapanmayacak.
E sen biz şimdi çocuklarımıza sufili, miras olarak bırakamıyorsak. Çocuğumuz bizden kaçıyorsa, eşimiz bizden kaçıyorsa. Hani bazen bayanlar diyor, hani o sevdiğiniz dervişleri bir de evde görün diyor. Bir insan için bir yarılsa da içine girsen. Hepsi de senin kardeşin. Bir insan kardeşinin bu şeyini duymak ister mi? İstemez. İlla edep. Evet. Zikullah. Ankubut ayet. Ankubut'te en büyük iş demiş. Eyvallah. Ama edep de zikrin içinde. Edeb zikrin dışında değil ki. Edebi olmayanın zikrinin onun üzerinde bir tesiri kalmıyor. Edebi yok o kimsenin.
Şu dilini tut. Derviş adam küfreder mi? Nerede görülmüş? Derviş adam eşine, çoluğuna, çocuğuna küfreder, hakaret eder mi? Nerede görülmüş bu? E diyorsan buraya gelmişsin, derviş olmuşsun. Ahlakını değiştireceksin kardeş. Ahlakını değiştireceksin. Diyeceksin ki tamam bitti senin bu eski hayatın. İlahi güzel dünden kalma. Neyin varsa attım sana geliyon. Küfrü at. Önce küfrü at. Önce hakareti at. Dünden kalma. Küfür sende dünden kalmış. Eee? Hakaret dünden kalmış. Eee? Etrafında zulmediyorsun dünden kalmış. Eş ve çocukların senden razı mı değil dünden kalmış. Eee?
Ne yapacağız şimdi? Nasıl bir dervişlik olacak? Kadın erkek. Değişmiyor bir şey. Kadınlar da kocalarına tabi olmuyor. Onlarda da dil bir kürek gibi. Bir karış. Değil bir kürek gibi. Eee ne anladık biz bu işten? Oysa o edebiyle, zikurlahıyla, farzlara tabi olmasıyla, haramlardan uzak durmasıyla, şataattan, şatafattan, gösterişten, israftan, bunlardan uzak durmasıyla dervişlik yapacak.
Örnek olacak. Ama önce babalara örnek olacak. Önce babadır. Örnek babadır evde. Evin reisi madem ki Cenab-ı Hak erkek demiş, erkek evin reisi ise önce babadır. Önce baba kendini değiştirecek. Önce koca kendisini değiştirecek. Ben bazen arkadaşlara diyorum, oğlunuz nerede? Oğlun seninle beraber senin hak olarak gördüğün yere gelmiyorsa sende, sende kusur var. Hata senin. Anne baba derviş, kız seninle dergaha gelmiyorsa hata senin. Anne babanın. Anne baba derviş, çocuk ne o? Dergaha gelmiyor. Dergaha soğuk veyahut da işte gelmek istemiyor. Yani o nefsine uyuyor. Sen, sen nasıl tebliğ ettin evde? Nasıl konuştun? Nasıl söyledin?
Nasıl anlattın? Sen dikkat ettin mi? Edep. Adem'den itibaren edep. Adem'den itibaren. O geçmiş peygamberlerin sözüdür. Hazreti Peygamber diyor ya, utanmıyorsan ne yapacaksan yap diye. Şimdi insanlarda o utanma da yok. Sakın birisine söylemeyin. Hani utanmıyorsan ne işleyeceksen işte sözünü. Çünkü utanma duygusu yok insanlarda şu anda. Ama dervişler öyle olmaması lazım. Yani normalde gerçekten dervişler bu noktada ahlakın numunesi olması lazım. Yani bir evde bir tane derviş, bütün evin derviş olmasına sebep olur. Ama dervişse o. Eee, derviş diyoruz ama edeble alakalı sıkıntı var. Allah muhafaza eylesin.
Üç İhlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamberi, zişan efendilerimizin ruhlarına.
Cihari yari güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömelül Faruk, Osmanızin Nureyn, Ali el-Murtaza radiyallahu anh Hazretlerinin ruhlarına. Aşere-i Mübeşerenin, Evlad-ı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin, yetmişki şühedanın, Şehidi Kerbela'nın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına. İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Maliki, İmam-ı Hambeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına hediye edik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Rezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimiz, Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rifai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim Dursaki, Şeyh Ebu Lesan Eşşyazeli, Şahı Nakşibendi Muhammed İbahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaşi Veli, Şahı Hacı Bayramı Veli, Mehmet Muhiddin Üftade, Veysel Karani Muhiddin Arabi Niyazı Mısri, Ve Bütün Pir ve Piran Efendimizin Ruhlarında Hediyeledik. Vasıl ve Hissedar Eyle Ya Rabbi. Haberdar Eyle Ya Rabbi. Rezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi, Hasıl olan sevabı, Geçmiş Üstatlarımızdan, Abdurrahim Et Tantavi, Abdurrahim En Nişavi, El Haceli Hafize Ebu Bekir Sıddı İki Çorumi, Hacı Alaider Efendi, El Ha Çorulu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehir Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın, Ve Bütün Geçmiş Mürşidi Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Dervişlerin,
Müminlerin Ruhlarına, Ya Rabbi Bilhassa Üstadımız, Bayındırlı, Hacı Mustafa Özbağ, Beyefendi Hazretlerinin Ruhaniyetlerine, Cedved Adalarının Ruhaniyetlerine, Yaşayan Bütün Mürşidi Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Bütün Derviş Kardeşlerimizin, Ve Ümmeti Muhammed'in Ruhaniyetlerine, Turuk Aliye'den, Akraba ve Talukatlarımızdan, Geçenlerin Ruhlarında Hediye'ledik, Vasıl ve Hissedar Eyle Ya Rabbi, Haberdar Eyle Ya Rabbi, Eczatlarını, himmetlerini, Şefaatlerini, Dualarını üzerimizden eksik, Eyleme Ya Rabbi, Amin, Ve Selamuna Lel Mürselin,
Ve Alihim, Velhamdülillahi Rabbil Alemin, Euzü Billahi Mineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali Zikir, Fa'lemennahı, Allah, E'in Fatihama, Salavat,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi