Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 18 Temmuz 2025 · 18:24
Selamün aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i hakkı, hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hakça yaşayan ve haykıran, batıl, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Nerede Müslümanların hakkına, hukukuna tecavüz edenler varsa, nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, toprakları ayakları altına alınıyorsa, bunları yapanların hepsini Cenab-ı Hak kahri perişan eylesin, Müslümanların intikamını alsın, İsrail devletini ve destekçilerini batırsın, Çin'i ve destekçilerini batırsın, Hindistan'ı ve destekçilerini batırsın,
Nerede Müslümanlara zulmedenler varsa, Cenab-ı Hak hepsini yerle yeksan eylesin, onların destekçilerini de yerle yeksan eylesin, Müslümanları aziz eylesin, her türlü afattan muhafaza eylesin, her türlü maddi manevi sıkıntıları def eylesin, maddi manevi müşkilatları hal eylesin, Amin, ecmain, ruhlar aleminde ruhların üç secde ettiğini söylemiştiniz, ilk secde zorunlu olarak kılındı, fakat ikinci ve üçüncü secdelerde bazı ruhların secde etmediğini söylemiştiniz, Nefis ve şeytan yok iken neden bazı ruhlar secde etmedi, secde edenler ile etmeyenler neye göre, hangi emre göre ettiler ve etmediler?
Bu bir hadisi şerif Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor, kelime kelime aktaramayabilirim, ruhları yaratınca Cenab-ı Hak onlara secde emri verdi, secde emri verince ruhların hepsi de secdeye gitti. Bu benim kendi anlayışım, bu birinci secde cebriydi, ruhların burada kendi ihtiyarları yoktu, kendi ihtiyarları olmadan Cenab-ı Hak onlara secde emri verince hepsi de secde ettiler.
İkinci secde emrini verdi Cenab-ı Hak, birinci secdeye gidenlerin bir kısmı ikinciye gitmedi, bir kısmı ikinciye gitti. Gitmeyenler tereddüt ettiler, öyle bunu anlayalım, sonra Cenab-ı Hak üçüncü secde emrini verdi, üçüncü secde emrini verdi, üçüncü secde emrini verince ikinciye gitmeyenlerin bir kısmı üçüncüye gitti, ikinciye gidenlerin bir kısmı üçüncüye gitmedi. Hadis-i Şerif devam ediyor, insanlar mümin doğarlar, mümin yaşar, mümin öldür. Bu birinci derecedeki insanlar. İkincisi mümin doğdu, kafir yaşadı, ikinci secde gitmedi, mümin olarak öldü. Bu da ne? Bu da son secdeye gidenlerle alakalı. Yine bir kısmı mümin doğdu, mümin yaşadı, kafir öldü. O da son nefeste imanını zayi edenlerle alakalı.
Şeyhi ile derviş arasında mahrem, özel var mıdır? Rabbim sizin yanınızdan ayırmasın. Bir dervişle üstadının arasında görüştüğü, konuştuğu, tek tek, yani baş başa görüştüğü, konuştuğu her şey mahremdir. Onun dışarı konuşulması, bir başkasına aktarılması habersiz, doğru değildir. Programlarda yer tutma gibi bir durum var mıdır? Varsa ona göre erken mi gelmeliyiz salona? Normalde yer tutma diye bir durum yok ama ve lakin sonuçta bunu önleyemiyoruz. Mesela işte 5-6 kişilik bir grup, diyorlar ki iki kişi önden gitsin, oradan yara ayarlasınlar. E şimdi bu noktada da söylenecek bir laf kalmıyor. Veyahut da daha erken gidiyorlar. Bunu normalde dizayn etmeye kalkarsak insanlar inciniyorlar, kırılıyorlar.
Her ne kadar yer tutmayın, böyle yer tutmak yok desek de sonuçta bu tip şeyler oluyor. Aynı şey yukarıda vakıfta da oluyor. Mesela herkes ön tarafta olmak istiyor, bayanlar kısmında. Baya ön kısımda olmak isteyince herkes öne oturacağım diye uğraşıyor. Bazen de orada da yer tutma sıkıntıları oluyor. Geniş oturanlar oluyor, işte ne bileyim yer tutanlar oluyor. Böyle olunca orada da sıkıntılar oluyor. Bunları ne yazık ki yok edemiyoruz. E böyle hani sufilik bağırıp çağırıp hakaret edip böyle eksik noksan davranış hali de değil. E bağırıp çağırıp herhangi bir şey de söyleyemiyorsunuz, bir şey de diyemiyorsunuz. Rica etseniz bir dert, etmeseniz bir dert, rica etsen karşıdaki kimse yok ben burada oturacağım diyor.
Veyahut da burası benim yerim diyor gibi bu tip şeyler var. O yüzden ne yazık ki toplulukta bu tip şeyleri dizayn etmekte zorlanıyoruz. Normalde bir de biz yer problemi yaşayan bir topluluğumuz. Hani çok geniş mekanlarımız yok. Elimizden gelen bu onun olsana, elimizdekiler de bu. Öyle olunca yerler dar geliyor. İşte ne bileyim sıkıntılı oluyor. Yaz günü terleme oluyor. Ne bileyim işte her türlü sıkıntı yaşanıyor. Bizim ederimiz bu kadar, durumumuz bu kadar. Bunun daha fazlasını yapabilecek gücümüz yok. Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah. Hele şimdi bu hafta sonundan itibaren burası tadilata alınacak. Seyreyleyin vakıftaki halimizi artık. O yüzden geleni ayakta tutacağız.
Herkes ayakta zikrullah başlayacak. Ayakta bitireceğiz, öyle dağıtacağız. Kendi kendime düşündüğümde başka alternatif bulamadım. Rabbim genişlesin inşallah. Evet, yazınlar bitti. Bir iki sözlü soru alabilirim. Efendim, tasavvuf öğretide Cehri Zikrullah yolunun Hazreti Ali Efendimiz'den geldiği, Hafi Zikrullah yolunun Hazreti Ebubekir Efendimiz'den geldiğinden bahsedilir.
Siz de bir sohbetinizde kalbi Zikrullah yolunun Hazreti Osman Efendimiz'den geldiğinden bahsetmiştiniz. Ama bu zamana kadar sürdürülemediğini söylemiştiniz. Bununla ilgili kalbi Zikir yolu nedir? O kalbi Zikrullah, o kimsenin ne dilinde, ne de mimiklerinde zikir yaptığına dair herhangi bir şey yoktur. Mesela, örnekliyorum şimdi Nakşibendiler, Hafi Zikrullah yaparlar. Öyle değil mi? Öyle deniliyor. Hafi Zikrullah demek, o kimsenin Zikrullah yaptığını dışarı hiç beyan etmemesi demek. Yani o normalde tabii ölçü kaçmış orada. O yüzden normalde aslında Şahı Nakşibendi Hazretleri de aynı zamanda Kadir'idir. Son merhaleyi Abdülkadir Geylan Hazretleri'nin Kabr-i Şerif'in başında almıştır.
Öyle olunca normalde aksında Nakşibendilerin bir tarafı da Kadir'idir. Zaten normalde genel olarak Halid-i Kulu çok meşhurdur. Halid-i Kulu da normalde Kadir-i Nakşi'dir. Onlar Hafi Zikrullah yapıyoruz deseler dahi Zikrullah yaptıklarını dışarı beyan ediyorlar, gösteriyorlar, ishar ediyorlar. Aslında dışarı beyan edilince ishar edilince onun hafiliği kalmıyor. O da cehri olmuş oluyor. Veyahut da yoldan giderken bir kimse eline tesbih aldı. Tesbih çeke çeke gitti. O içinden de zikretse onun aslında Zikrullah'ı cehri oldu. Çünkü Zikrullah yaptığını gösterdi. Kalbi Zikrullah noktasında normalde bütün ehli tasavvuf o Zikrullah haline ulaşması gerekir. O nedir? Zikrullah'ın dilden kalbe inmesidir.
Kalbe inmesi nedir? O kimsenin kalbinde Zikrullah'tan bir nur oluşur. Bu nur diğer dışarıda tecelli eden nurlar gibi değildir. Onun derecatı tecelliyatı daha farklıdır. O nur oluşunca o kimsenin kalbinde Zikrullah oturur. Artık o dil ile zikretme veya tesbihatla zikretme halinden çıkar. Onun kalbinde devamlı o zikrullah devam eder. Asıl kalbi zikrullah odur. Şimdi kalbi zikrullah odur. Bu işin öğretisi ve tecelliyatı kalmadığından insanlar her nakşi ben değil biz kalbi zikrullah yapıyoruz diyorlar. Değil hafi zikrullah diyecekler. Kalbi zikrullah o zikrullahın o kimsenin kalbine oturması demek. o kalbine oturacak o kalpte veya eski kitaplarda zikri veledi der onun kalpte duran o nura.
Aslında o Cenab-ı Hakk'ın nurundan bir nurdur. Allah yerinde göğünde nur Allah'tır. O yüzden o kimsenin zikrunda kalbine zikrullah yerleştiyse orada nurdan bir zikrullah nuru oluşur. O aynı zamanda da feraset nuru gibidir. Ama feraset nuru ayrıdır. Zikrullah nuru oluşunca feraset nuru da oluşur. Bunları ayrı ayrı anlatalım ki birbirine karışmış olmasın. Aslında zikrullah nuruyla feraset nurunun arasında çok ince bir perde vardır. Renk ayrımı vardır. Renk ayrımı. O renk ayrımı da o kimsenin maneviyatına göre yani nefis meratibine göre değişir. Bir de kalbi meratibine göre de değişir. Feraset nuruyla zikrullah nuru aynı renge büründüyse onun kemalatı daha çabuk olur.
Ardından o zikrullah nuru sırda zikretmeye başlayacak. Kalpten sonra. Kalpten sonra sır halinde yani o kimsenin kendi sır mekanizması da göğüs boşluğundadır. Normalde o kalbi de içine alır. Mekan olarak yer olarak o kimse normalde sırda başlayınca mesela o da kalbidir. Ama yeri kalp halinde değildir. Kalbi de içine alır. Ardından o sırdan zikrullah ruhu geçecek. Ruha geçince de onun durumu farklı olur. O yüzden Hz. Osman Efendimizin o silsilesi evet normalde devam etmemiş burada ama her sufinin geçecek olduğu bir haldir o. Her sufinin geçecek olduğu bir hal olduğu için hani o yolun içerisinde kalmış o. İki yolun içinde kalmış.
Çünkü nakşibendi de olsa hani hafiz zikrullah da yapsa sonuçta kalbiz zikrullah ha erişmesi lazım. Cehri zikrullah da yapsa o kimse kalbiz zikrullah ha erişmesi lazım. Eğer o erişme olmayınca zaten onu da anlaması mümkün olmuyor. Bu kadar. Tamam. Öç ihlas bir Fatiha şerife.
Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına. Cihar yari güzi efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık Ömer Faruk Osman Ezi Nureyn Ali Murtaza radiyallahu hazretlerinin ruhlarına. Aşerey mübeşerenin evladı resulullah zevce-i resulullah imam hasan imam hüseyin yetmiş iki şehedanın şehidi kerbelanın bütün şöhedanın ruhlarına. İmamız İmamı Azam Ebu Hanife İmamı Şafi İmam Maliki İmam Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına bağışladık. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi haberdar eyle ya Rabbi feyzatlarını himmetlerini şefaatlerini dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi üç ihlas bir fatihai şerife ya Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani Seyyid Ahmet El Rifai Seyyid Ahmet El Bedevi Seyyid İbrahim Dursaki Şeyh Ebu
Lesan Şazeli Şahı Nakşi Benli Muhammed Bahaddin Şahı Mevlana Celaleddin Rumi Şahı Hacı Bektaş Veli Şahı Hacı Bayram Veli Mehmet Muhiddin Üftade Veysel Karani Muhyiddin Arabi Niyaz Mısri ve bütün Pir ve Piran Efendimizin ruhlarında bağışladık. Vasıl ve hissedar eyle Ya Rabbi Haberdar Eyle Ya Rabbi Feysatlarını Himmetlerini Şefaatlerini Dualarını Üzerimizden Eyleme Ya Rabbi Üç İhlas Bir Fatiha İyi Şerife Ya Rabbi Hasıl
Olan Sevabı Geçmiş Üstatlarımızdan Abdurrahim Et Tantavi Abdurrahim Enni Şavi El Haç El Hafız Edu Bekir Sıddı İki Çorumi Hacı Ali Aydar Efendi El Haç Çorumlu Mustafa Anaç Efendi Nevşehir Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin Kaçuni Dergahının Kabbaşi Dergahının Ve Bütün Geçmiş Mürşidi Kamillerin Velilerin Evliyaların Dervişlerin Müminlerin Ruhlarına Ya Rabbi Bilhassa Üstadımız Bayındırlı Hacı Mustafa Özba Beyefendi Hazretlerinin Ruhaniyetlerine Ced ve Dadaların Ruhaniyetlerine Yaşayan Bütün Mürşidi Kamillerin Velilerin Evliyaların
Bütün Derviş Kardeşlerimizin Ve Ümmeti Muhammedin Ruhaniyetlerine Türk Aliye'den Akraba O talikatlarımızdan Geçenin Ruhlarında Hediye Vasıl Ve Hissedar Eyle Ya Rabbi Haberdar Eyle Ya Rabbi Fezatlarını Himmetlerini Şefaatlerini Dualarını Üzerimizden Eksik Eyleme Ya Rabbi Amin Ve Selamuna Lel Mürselin Ve Aleyhim Velhamdülillahi Rabbil Alemin Eûzü Billahi Mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Eftali zikir Fa'lamennâhû La La Ilah El Fatiha Ma
Salavat Allah Salli Ala Medin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.