mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 13.06.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Haziran 2024 · 38:56

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hakça yaşayan ve hakkı tebliğ eden, batılı batıl bilip, batıldan uzaklaşan ve batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim ümmet-i Muhammed'i hak yolda birleştirsin, ümmet-i Muhammed'i bu acziyetten, bu sefaletten kurtarsın, ümmet-i Muhammed'i kafirlere karşı galip eylesin, ümmet-i Muhammed'i zulmedenlerin, Cenab-ı Hak o zulmedenlerden intikam alacak olan Müslümanlar, müminler oluştursun ve zulme uğrayan Müslümanların intikamını, yine Müslümanlar alsın, zulmeden devletler, sistemler, kişiler, şahıslar, hepsi de tepes taklık itsin, hepsinin de burnu sürtülsün, hepsi de yerle eksan olsun, ümmet-i Muhammed'in ırzına, namusuna, şerefine, haysiyetine, parasına, puluna, toprağına, göz dikenlerin gözleri çıksın,
Amin Şam'da vaazı nasihat ediyordur, böyle bir namazın vakti çıkar, oradan birileri namazın vakti çıktı hani namazı kılmadık babında bir söz söyler bu sefer o sahabe de yapılmış olan sohbetin kıymetli olduğunu ve namazı biraz sonra sohbetten sonra da kılınabileceğini söyler.
Evet bitsin ölesi inşallah, annem ve babam maddi durumları olmamasına rağmen kredi çekerek kurban kesmek istiyorlar, faizle kurban kesilemeyeceğini anlatmama rağmen diğer kurban ortaklarına söz verdikleri için vazgeçemeyeceğini söylüyorlar, lisan-ı münasiple anlatmama rağmen onları onaylamadığım için telefonlarıma cevap vermiyorlar. Bu durumda benim anne babama karşı tavrım ne olmalı? Onlara dinen uygun olanı anlattım fakat onların hakkına girmiş oluyor muyum? Onların hakkına girmiş olmuyorsun. Evet yani bir kimse kredi çekerekten kurban kesmez. Hanefilere göre o kimsenin zengin hükmünde olması lazım kurban kesmesi için. Zengin hükmünde olan kimse de o kimsenin normalde eğer zekat veriyorsa zekat veren kimse zengin hükmündedir.
Ona kurban vacip olur. Öbür türlü kurban ona vacip olmaz. Hele borçlanarak kurban hiç kesmesin. Dinimize göre hanemizde kedi beslemenin yeri nedir? Kısaca cevaplarsanız çok memnun olurum. Evinizde fare, sinek, sivrisinek, hamam böceği, tahta kurusu, fil gibi küçük hayvan var ise kedi besleyin. Kedi besleyin. Ne kadar da çok meraklı insanlar evlerinde kedi köpek beslemeye.
İllaki bir kedi besleyecekler, illaki bir köpek besleyecekler. Böyle bir saplantı haline geldi insanlar. Saplantı halinde bu. Böyle yeni nesil çocuklara da bunu alıştırıyorlar şimdi. Yeni nesil çocuklar da buna alıştı. Yeni nesil kadınlar, kızlar, bilhassa, sonra çocuklar. Yani böyle bir evde hayvan bakmanın, bakmak böyle saplantı halinde. İllaki evde bir hayvan bakacaklar. Yani gidip bir, bunu defalarca söylüyorum. Defalarca söylememe rağmen yine bu soru geliyor bana. Yani bir fukaraya bak desem bakmazlar. Bu kedi köpek mama ve kedi köpek eşya lobisi bütün her şeyi ayağa kaldırıyor. Yani normalde gidin internette, gidin internette yıllar içerisinde kedi köpek mamasına ithalat olarak verdiğimiz dolar cinsinden paraya bakın ülke ekonomisinde görün onu.
Bakın kedi köpeğe ülke olarak ithal ediyoruz çünkü mamaları. Yıllar içerisinde ne kadar ithal etmişiz bakın ülke ekonomisinin nasıl bir ağırlık olduğunu göreceksiniz. Mustafa Sabak, 10 yaşındayım iznin olursa ders almak istiyorum. İnşallah Mustafa. Biat tazeleme var mı? Nefsime oyup giden tekrar ders alması gerekir mi? Allah razı olsun. Bu gidenin gidiş şekline, şemaline bağlı. Gelenin de geliş şekline, şemaline bağlı. Bizden büyük, küçük veya yaşıtımız olan kişiler gıybet ettiğine nasıl uyarı yapmalıyız? Duruma göre insanlara nasıl bir dil kullanmalıyız? Ayet-i kerime var gıybetle alakalı. Ayet-i kerimeyi okuyun. Hadis-i şerifler var. Hadis-i şerifleri söyleyin.
Böylece Kur'an ve sünnet tarihinde onlara söylediğinizi söylemiş olursunuz. Bir sıkıntı olmaz. Tabi inkar ederlerse de küfre düşerler. Allah muhafaza eylesin. Mikrofonu Salih'e ver. Üstediğin yere gel gel. Selamun aleyküm. Aleyküm selam. İstanbul'dan Salih Bülükbaşı ben. Geçen hafta efendimin okuduğu bu uzun kağıt vardı. Soruların olduğu. İsmini vermeyeceğim malum platformun isminin geçti. Uzun kağıt. Efendimin orada bahsettiği günde 30 bin tevhid çekmiyorsundur dediği kişi bendim. Günde 30 bin tevhid çekmiyorum. 20 bin tevhid çekmiyorum. 10 bin tevhid çekmiyorum.
Efendimin dediği gibi günlük dersimi de zor çekiyorum. Efendim hakkınızı helal edin. Helal olsun. Geçen hafta o soruyu cevaplarken işte hani sonunda bunları bunları bunları yapmıyorsunuz dedim. Sonra geldi soruyu soran benim dedi. Hakkını helal et dedi. Öyle şey olmaz dedim. Çıkacaksın herkesin önünde dicen dedim. O kişi benim. Dersleri de dost doğru çekmeyen benim. Tehidleri de dost doğru çekmeyen benim dicen dedim. Öyle. Allah bizi affetsin. Efendim selam aleyküm. Aleyküm selam. Sizin de sıkça referans olarak kullandığınız Ali İmran suresi 31. ayet-i kerimede Allah'ın kulun Allah'ı sevmesinin Allah'ın da kulu sevmesinin yegane çaresi nasıl diyelim.
Resul'e ittiba etmek efendim. Böyle yapıldığı halde ve yafir löküm zunub eküm geçiyor ayet-i kerimin sonunda ve sizin de günahlarınızı bağışlar. Ben size daha önce bunu sorduğumda siz hadis-i şerifi gene örnek vermiştiniz. Hiçbir kul yoktur ki bir günah onu perşeminden yakalamamış olsun. Buradaki günahın mahiyeti nedir efendim? Günah değişkenlik arz eder mi? Hep aynı günah mıdır? Bu noktadaki cevabınızı istirhan edin. Günah geniş. Herkesin nefsinin uyduğu yer, nefsinin zayıf olduğu yer aynı değildir. O yüzden günahı tek merkeze bağlamak, tek çizgiye bağlamak bu mümkün değil. Herkesin perçeminden tutan bir günah vardır. O perçeminden tuttuğu günah o kimsenin en zayıf noktasıdır.
Bu zamana göre, devre göre, şekle, şemale göre, şahsın konumuna, durumuna göre onun zayıf noktası farklılaşır. Yani bir kimseye kibirden vurur, bir kimseye paradan vurur, bir kimseye kadından vurur, bir kimseye gıybetten vurur, dedikodudan vurur. Yani birilerine bir şeylerden vurur. Bunu normalde işte günah kebairler bellidir, hadis-i şerifte var. Ama normalde Mekke'ye göre de yirmi dört tane büyük günah vardır. Hadis-i şeriflerde bazılarında yedi bazılarında dokuz bazılarında on birdir. Bunlara bağlı olarak da Mekke'yi derlemiş, toparlamış yirmi dört tane günah kebair olarak. Heytemi'ye bakarsanız Heytemi'nin Helallar Haramlar kitabının başında da Mekke'nin yirmi dört tane günah kebairini sıralamış.
Şimdi meseleyi bu açıdan baktığımızda herkesin hataya düştüğü, günaha düştüğü ondan sonra yer farklıdır. Ama burada hiç ayırmaksızın tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir buyurur hadis-i şerifte. Ben birinci derecede ayet-i kerimeleri sonra hadis-i şerifleri kendime ölçü alırım. Sonra imamların iştahı benim için önemlidir. Normalde madem ki tövbe eden Cenab-ı Hak tövbesini kabul edip affediyor. Bakın bunda şek şube yok. O zaman aynı şey hadis-i şerifte de var. Hiçbir kimse yoktur ki perçeminden onun bir günah tutmamış olsun. Sahabe diyor ki nicedir o ümmetin hali. Hani ne yapacaklar onlar? Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir diyor.
Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Bu tabi Allah nezdinde böyle. Kullar nezdinde böyle değildir. Biz kullar ne yazık ki hataya düşeriz. Bir kimsenin tövbesini unuturuz. Biz kullar hataya düşeriz. İnsanları yargılarız. O ise o kimse bilhassa sufiler için söylüyorum. İşte zikrullah halakasına oturmuştur. Zikrullah halakasına oturduysa o kimse cemaatle Allah'ı zikrettiyse İmam-ı Hanbeli hazretlerinin naklettiği hadis-i şerife göre affolmuş olarak kalkmaz.
Günahları hayra çevrilmiş olarak kalkar. Şimdi bir hadis-i şerifler var. O kimse de oradan affolmuş olarak kalkar der. Ama İmam-ı Hanbeli'nin naklettiği bir hadis-i şerifte ise orada diyor günahları hayra çevrilerekten kalkar. Bu konuda sufiliğe karşı olan gibi görünen daha doğrusu karşı değildir ama karşıymış gibi gösterilen Teymiye'nin talebesi, İmam Teymiye'nin talebesi Ali'l-Karri dahi bu hadis-i şerifi hadislerle İslam tefsirine almıştır kendisi.
Bakın hadislerle İslam tefsirine normalde o Ali'l-Karri'nin o tefsirine almıştır. Çünkü Teymiye de bunu kendisine almıştır. İmam-ı Hanbeli'dir çünkü Teymiye. Teymiye Hanbeli olunca İmam-ı Hanbeli'nin naklettiği bütün hadisleri kendisine ölçü alır. Hatta o tefsiri normalde ve Teymiye'den ve sonradan gelenler o İmam-ı Hanbel hazretlerinin hadislerine çok ehemmiyet verirler. Şimdi böyle olunca İmam-ı Hanbel hazretlerinin hadis-i şerifinde cemaatle yapılmış olan zikrullah'tan günahları affolmuş değil, günahları hayıra çevrilmiş olarak kalkınız, dağılınız der. Ben o yüzden toplu zikrullahları önemserim. Ve dervişler için bu bir kurtuluş kapısıdır. Böyle kendisini kibir deryasına atan, dervişliği, sufiliği küçük gören, hatta zikrullahı reddedip küfre düşen ama ne yazık ki İslammış gibi görünen bir kısım ahmaklar bunu görmek istemezler, görmezler.
Bunu da ben Allah'ın hani onların görmemesini, kabul etmemesini kalplerinin mühürlenmesine bağlarım. Bunlar kim bilir nasıl bir suç işledilerse, nasıl bir şey yaptılarsa Cenab-ı Hak onların kalplerini mühürledi. Kalplerini mühürlediği için zikrullah alakasına oturmayı akledemiyorlar. Zikrullah alakasına da gelemiyorlar. Zikrullah alakasına devam da edemiyorlar. Ben yıllar yıllar, yıllar yıllar bunu kendimce baktım, ölçe edindim bunu. Dedim ki, bir gün zikrullah alakasını bırakır, terk eder giderse bir kimse, evet o kimsenin kalbi mühürlemiş, kim bilir kime ne yaptıysa, kim bilir kime ne ettiyse, hangi velinin kalbini kırdı, hangi veliye dil uzattı, hangi mürşide savaş açtı, bu bilinmez çünkü bunlar.
Veyahut da olmayacak yere olmayacak bir şeyler mi söyledi, o kimse zikrullah alakasından nasibi kesildi. Onun yaptıklarından dolayı çünkü. onun işlediklerinden dolayı, birisinden dolayı değil. Sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır. Bir başkası değil. Bizim kaderimizi Cenab-ı Hak çalışmamıza bağlar. Ayetle sabittir bu. Biz sizin kaderinizi sizin gayretinize, sizin çalışmanıza bağladıklar. O zaman o kimse, nerede ne yaptıysa, nerede ne ettiyse, onun zikrullah alakasıyla bağı koptu. Zikrullah alakasıyla bağı koptuğu için, o mühürlenenlerden oldu. Bakın o zikrullah alakasına sırtını döndü, çekti gitti. O mühürlenenlerden oldu. Çünkü zikrullah alakasına devam etmiş olsaydı, son nefesine kadar, o kimse affolmuş olarak yürüyüp gidecekti.
Bakın, affolmuş olarak yürüyüp gidecekti. Çünkü hadiste sabit o kimsenin, günahlarının hayra çevrildiğine dair. Bakın, günahlarının hayra çevrildiğine dair. E şimdi, bir kimse, o yüzden büyükler demişler ki, sürünerek de olsa siz zikrullah alakasına gelin. Sürünerek de olsa. E ne olacak? Affolacak. Şimdi, orada da normalde, hani başka bir hadis-i kudside de, oraya temaşa için gelmişti, orayı seyretmek için gelmişti, zikrullah alakasına diye. Allah'ı zikirle alakalı hadis kitaplarının, bu bölümünün en başındaki hadis-i kudsidir. Hani, işte melekler uşuşurlar, başına hepsi de toplanırlar. Allah'ı zikredenlerin üzerinde halaka kururlar. Allah sorar, kullarım ne yapıyor? Bildiği halde seni zikrediyorlar. İşte cehennemi mi gördüler mi? Cennetimi gördüler mi? Bu hadis-i kudside uzun.
En sonunda, Cenab-ı Hak der ya, ey melakelerim şahit olun. Ben oradakilerin hepsini de affettim. Meleklerden birisi der ki, diyor, Ya Rabbi işte, burada temaşa için gelen vardı. Hani seyretmeye geldi. Başka bir rivayette de diyor ki, orada birisi vardı, onunla işini görmek için geldi. Cenab-ı Hak cevap veriyor, orası öyle bir yüce meclistir ki, orada bulunanları ayırmak, Allah'ın şanına yakışmaz, hepsini affettim diyor. Şimdi, bir zikrullah meclisine gitti, o kimse zikrullah meclisine oturdu, Allah'ı zikretti, oradan, affolmuş olarak değil, günahlara, hayra çevrilmiş olarak kalktı. E bunu şimdi, bir kimse terkediyorsa, buna sırtını dönüyorsa, bakın, bunu terkediyorsa, buna sırtını dönüyorsa, o kimsenin kalbi mühürlendi. E şimdi, daha önce bir üstattan ders aldı, bir şeyhten ders aldı, ondan sonra gitmemeye başladı, bıraktı dersi, ve hatta, böyledir ya, üstad vefat etti, vefat edince, onun da dervişliği vefat etti.
Gitmedi, bir yere şey yapmadı. Ben hep şunu diyorum, sen ne hata işledin, ne günah işledin de, sen bir daha bir mürşid-i kamile bağlanmadın. Nasıl? Basbayağı. Sen muhakkak bir yanlışlık yaptın, muhakkak büyük bir hata yaptın, sen zamanın, Hz. Pir'in deyimiyle, zamanın israfiline, sen gidip intisap etmedin. Mürşidler eksik mi değil, hadis-i şerifle sabit mi? Evet. El-Veli ism-i şerîfi, Cenab-ı Hakk'ın sıfatı mı? Evet. El-Veli ism-i şerîfi, rafa kaldırılır mı aşağı? Hayır. O veliler her daim var mı? Var. O zaman sen, o veliye intisap etmedin, bulamadıysan, bir veli kendine, bulamadın. Bir mürşid-i kamile bağlanamadın. Halbuki sen daha önce bir mürşid-i kamile bağlıydın, sonra bir mürşid-i kamile bağlanamadın.
Sen o birinci mürşid-i kamile karşı bir hata ettin, bir kusur ettin, bir yanlışlık yaptın. Senin Cenab-ı Hak ipini kesti. Daha doğrusu, sen kendi kendine ipini kestin. Sen kendi kendine kapını kapattın. Neden? Çünkü kim Allah'ın velilerine savaş açarsa, Allah'a savaş açmış gibidir. Allah ondan intikamını alır. Hadis-i Kudsi mi? Evet. Sen o zaman yola edepsizlik ettin, yola karşı sen bir yanlışlık yaptın ve sen kendi yolunu kapattın. Benim en çok çekindiğim şey burasıdır. Sen kendi yolunu kendin kapattın ve zikrullah halakasından ayrıldın ve bir mürşid-i kamile intisap edemedin veya etmedin, kendi yolunu kendin kapattın.
Dön, nerede ne yaptıysan tövbe et, helallık al, bir kendine bir mürşid bul, zikrullah halakasına otur. Yok, bir mürşid bulup zikrullah halakasına oturmadıysan ben açık açık konuşuyorum bunu. Dön tekrar kendine bak. Gerçekten ciddi ciddi söylüyorum bunu. Kime intisap edersen et. Ha nerede zikrullah halakasına oturuyorsan otur. Ama bir üstada intisap etmediysen o zaman dön kendini, yargıla dön kendini, hesap edecek. Allah muhafaza eylesin. O yüzden orada günah ayırımı bence yok. Onu günah ayırımı yapanlar kendilerince, kendi kendilerine onu şerh etmeye çalışıyorlar. Kendi görüşleri. Şimdi bir şeyde şerh edilebilmesi için onun batini bir hüviyeti olması lazım.
Batini bir hüviyeti olmuş olsa ona şerh edelim. Ama ayet-i kerime açık. Ayet-i kerime, kim ey Habibim de ki eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve mağfiret etsin, affetsin. O zaman biz buradaki o ayet-i kerime nedir? Kim Allah'ı seviyorum derse sünnet-i seniyeye, sünnet-i seniyeye tabi olacak. Adım adım yapabildiği yere kadar. ki Allah da sizi sevsin. Bak Allah'ın sevmesini, Cenab-ı Hak kendisinin sevgisini sünnet-i seniye bağlılığa bağlamış. Allah affetsin benim demek tecrübe ya bu şimdi. Yıllardan beri ben şunu söylerim hep. Arkadaşlar, kardeşler sünnet-i seniye tabi olun. Yani yaptığınız sünnet-i seniye uygunsa Allah beni affetsin.
başınıza ne gelirse gelsin yıkılmazsınız. Bu yol sıkıntı gelir, bela gelir, musibet gelir, darlık gelir, hepsi de olur. Yol bu. Hayat çizgisi insanın. Başına gelmeyecek bir şey kalmaz insanın. Gelir. Ama bunların altında ezilmez, silindir gibi üzerinden geçilmez. Sonuçta o kimse, kendini derler, toparlar. Yine Cenab-ı Hak ona bir hayat verir. Allah onu korur, kollar tekrar orta yere çıkarır. Sen bitti dediğin yerde, Cenab-ı Hak onu bitirmez. Bakın şahsı da bitirmez, topluluğu da bitirmez. Şimdi ben desem ki, Hüseyin, Adnan, Cafer, neler geldi bizim başımızdan, hani Bursa'ya geldiğimden beri desem, onlar anlat anlat anlat, bitiremezler.
Yani o ilkler mesela hala da, içimizde hepsi de, onlar anlat anlat bitiremezler. Ne fırtınalar, ne rüzgarlar esti, herkes dolduk bittik dediğimiz anda, Cenab-ı Hak hepimiz diriltti, diri tuttu. Basıldık da polis de geldi, jandarmada geldi, götürüldük getirildik, mahkemeler onlar bunlar, iftiralar, hepsini yaşadık. Hala da yaşıyoruz. Herkes böyle hemen üfleyince, gideceğimizi zannediyor, değil. Tabiri caizse biz Allah'ın dirisiyiz. E sebep, ben şuna bağlıyorum. Diyorum ki, biz hasbelkader, Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesi veriyoruz. Ben bile bile kasıtlı sünneti terk etmem. Arkadaşlara da terk ettirmem. Anlatırım.
Bile bile sünneti seniye ihanet etmem. Hatam olur, günahım olur, kusurum olur, yanlışım olur, eksiğim olur, hepsi de olur. Hepsi de olur. Ben de insanım sonuçta. Ben de bir kulum. Ama benim ihanetim olmaz. Benim vefasızlığım olmaz. Benim içimden ineli düşmanlığım olmaz. Benim kardeşlerime karşı ihanetim olmaz. Aileme karşı ihanetim olmaz. Yetemediğim yer olabilir. Olabilir. İnsanım bende. Hatam, kusurum, yanlışım, günahım olur. Ben bu kapılar kapalı değil. Hiç kimse de kapalı değil. Hiç kimse de kapalı değil. Ama tövbe kapısı her daim açık. Zikrullah kapısı her daim açık. Sünneti seneye uyma kapısı her daim açık.
Nefesimiz var ise, nefesimiz var ise, tövbe kapısı, zikrullah kapısı, iyi amel kapısı açık. O zaman ümitsizlik yok. Ne hale gelirsen gel. Ne hale düşersen düş. Başına ne geldiyse geldi. Geldi ya. Geliyor zaten ki. Benim en sıkıntılı mesela nefsimi zor kabul ettiği bir şey. Nefsimi zor kabul ettiği bir şey. Açık açık söylüyorum. Benim olmayan faturadan, irsaleden içeri girmem. Olmayandan. Dalga geçer gibi dilekçe yazdım mahkemeye. Söz konusu olan faturaları bana tebliğ edin diye. Yani mahkeme kendisiyle dalga geçtiğimi hissetti herhalde. Bir üst mahkemeye gönderdi. Söz konusu olan, söz konusu dosyada incelenmiş bir fatura, irsale yoktur diye.
Bakın bu böyle var ya, bir insanı böyle temelden sarsan bir şey. Kendi kendime dedim, Allah Allah dedim ya. Ben öyle olmadığını biliyorum zaten. Ben böyle kafa yapar gibi bunu yazdım. Yani ben onu normalde içerde kendi kendime dedim ki. Mustafa Özbağ bunu yaşayacakmışsın dedim. Bununla da barış. E Cenab-ı Hak diriltti. Can verdi, hayat verdi. Yani Allah affetsin. Kimse dalılmadı. Herkes benim masum olduğuma inandı. Bunu Cenab-ı Hak inandırıyor bunu. Allah kalp göreviren çeviren. İçinden bunu istismar edenlerimiz çıkmayan kalktı. E onlar da Cenab-ı Hak tabiri caizse tın diye tettirdi gönderdi. Haa kendiliğinden. Biz bir şey demedik.
Kendi kalbini bozanlar, içini bozanlar. İçini bozanlar. Yürüdü gitti. Bakın Allah, Allah doğrunun yanındadır. Cenab-ı Hak'ın dağıtmadığını hiç kimse dağıtamaz. Allah'ın aziz ettiğini hiç kimse zelil edemez. Hiç kimse. Ama nasıl aziz eder? Sen Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışırsan, sen Habibinin yolundan gidersen, seni zelil etmez. Seni aziz eder. Senin günahını da affeder. Hatanı, kusurunu da yanlışını da örter senin. Bakın hepimizin vardır. Bakın, bir benim hani derim ya ben günahsız bir topluluk oluşturmaya çalışmıyorum. Benim böyle bir derdim yok.
Ben Allah'ın kullarına tövbeyi, zikrullahı, iyi amelleri, salih amelleri yaşamaları için nasihat edenim. Hani birisine rejim edecek derviş ya İsa Aleyhisselam zamanında. İsa Aleyhisselam'ın meşhur sözü var ya, hiç günah işlemeyeni ilk taşı atsın demiş. Herkes durmuş. Bak herkes durmuş. Bizim bu noktada, benim durduğum nokta bu. Hepimiz günahkarız arkadaşlar. Şimdi birazdan zikrullah yapacağız. Hepimizin günahları silince hayra çevrilmiş olarak kalkacağız. Ha belki de zikrullah bittikten sonra biz yanımızdaki diyecek ki bizim ya gördün mü ya filancanın fişmancası şöyle yapmış. Gıybete başlayacağız biz yine.
Veyahut da işte ne bileyim kendi kendimize anlayıp anlamadığımız bir şeyi sorgulamaya çalışıp iftiraya da düşeceğiz. Gıybete de düşeceğiz. Dışarı çıkacağız. Siyasetcilere giydireceğiz. Ondan sonra yok ona giydireceğiz, buna giydireceğiz. Yine düşeceğiz biz o çukura. Veyahut da Allah affetsin bunu böyle söylemek istemem. Cinsel suç işleyenlerimiz olacak. Olacak. Hepimizin bir hatası kusuru olacak. Yanlış olacak. Olacak. Cenab-ı Hak burada affedecek. Biz dışarı çıkacağız. Gene günahı işleyeceğiz mi? İşleyeceğiz ya. Kendimizi muhafaza etmeye çalışacağız, korumaya çalışacağız. Ya birine sinirleneceğiz, kaydıracağız. Hatta öbür kö duyacak olan görüyor musun?
Bir de derviş olacak. Bak gıybet etti diyecek. O da günaha gelecek. Sana ne? Bak işine. Hayır. Veyahut da o başka birine diyecek. Şimdi ne olacak? Murtaza da muhafı oldu diyecek şimdi. Murtaza imtihan kapısı adamın. Murtaza geliyor oraya, koltuğa oturuyor. Adam da bana demiş hala da o koltukta oturuyorsa benim bu dergahda işim yok. Allah yoluna çıkayesin. Gidiş o gidiş. Gidiş gitti. Allah yoluna çıkayesin. Hala da gitsin gittiği yere kadar. Adam da oturuyor orada o. Limon babası gibi. Her perşembe makam ona ait. Kimse oturmuyor değil mi Murtaza oraya? Koltuk makamı sana ait. Tamam tescilli diyor ya sen tescil ettin diyor. Şimdi imtihan kapısı. Adam ona bakıyor şimdi.
Murtaza da buradasa diyor. Hala da burada diyor. Baş köşede oturuyor diyor. Adam çekip gidiyor. Buradan gidiyor adam. Lan diyorum ya. Adamın gittiği yere bak. Lan lan sana ne? Otur zikullah. Lan lan sana. Otur. Yok o gidecek ya. Gitmek için bahane hazırdır herkese. Gelmek için de bahane hazırdır. Sevmek için bahane hazırdır sevmek isteyene. Nefret etmek isteyene de bahane hazırdır. Nefret eder ya. Sen istersen ağzından kuş tut. O senden nefret etmiş tamam bitmiş ondan. Rızkı bitmiş senden onun. Uğraşma seni sevsin diye. Bakın uğraşmayın. Hatta bu eş olabilir. Bu çocuk olabilir. Bu kardeşiniz olabilir. Anneniz babanız olabilir. Ya sen ağzından kuş tutsan senin kıymetin yoktur.
Sevmez seni. Yok. Ya bakarsın Allah Allah diyorsun ya. Hani ne var bunda? Yok rızkı bitmiş onun öyle görün. Veya iş yerinde. Hiçbir sıkıntı yok. Birisi çeker gider. Rızkı bitmiş öyle görün. Rızkı bitmiş ya yapacak bir şey yok. Onda manevi rızkı bitmiş adam gidiyor. Allah yolunu açık etsin yapacak bir şey yok. Ama burada önemli olan şey şu. Bunu tekrar tekrar altını çizeceğim. Ölüyor olsanız dahi rüyanızda gördünüz değil mi? İki gün sonra nefes gidiyor. Aaa o ikinci gün zikrullah var. Gel kardeşim sen. Hasta da olsan gel. Kime ne zaman ne yakalayacak belli değil çünkü. Gel zikrullah halakasına. Sen Rabbim inşallah tertemiz olarak buradan göndersin seni. Amin.
Burada kime kırıldıysan kırıldın. Kime kızdıysan kızdın ben dahilim. Zikrullah halakasına gel. Halakayı zikrullah Allah'ın. Mustafa Özbağ'ın değil. Adnan Karataş'ın değil. Hüseyin Karadağ'ın değil. Safer Altay'ın değil. Ve hatta işte Cemil'in değil İzmit'te. Ve hatta Çanakkale'de Yusuf'ların değil. Değil. Zikrullah halakası Allah'ın. Halakayı zikrullah Allah'ın. Bunu yerleştirin. Allah'ın halakasına oturdunuz. Ben kendi kendime hep derviş olduğumdan beri böyle inandım. Ben zikrullah halakasına gidiyorum. Ben Allah'ın halakası. Orada zikrullah yaptırıyorum. Ben onun adına hizmet ediyorum. Benim onun adına.
Bu mekan Allah'ın. Allah razı olsun. Ahmet Acar'a dedim ki ben oraya dergah yapıyorum. Baba senin olsun al yap dedi. Tamam yaptık. Bir kaç sefer teklif ettim para pul almıyor da. Tamam bitti. Ben öldükten sonra da devam ettirirsiniz inşallah. Amin. Evet zikrullah halakası. Allah'ın halakası. Devam edin. Halakayı zikrullah'a oturun. Allah'ın halakasına oturdunuz. Allah'ın halakası cennet bahçesi. Cennet bahçesi. Ey ashabım. Siz dünyadayken cennet bahçelerine uğrayınız. Ya Resulallah dünyada cennet bahçesi var mı? Evet. Neresi ya Resulallah?
Allah'ı zikredilen meclisler. Şimdi başka bir tarafa götüreyim bu hadis-i şerifi. Allah'ı zikredilen meclisler. Bakın. Hadis-i şerif bu. Allah Celle Celaluhu cennet halkına tecelli edecek mi? Edecek. Hem ayetle hem hadisle sahih mi? Sahih. Kardeş. Burası cennet bahçesi. Zikrullah halakası. Allah burada tecelli edecek. Nihayet be ses aklınıza geldi. Allah burada tecelli edecek. Tecelli edecek. Sen o tecelliyata mahzar olmaya çalış. Bunu idrak et.
Sen idrak etmedin. O tecelliden sen mahrum kalmadın. Bunu idrakten mahrum kaldın. Yoksa o tecelli etti. Bu neyle sabit? Hani Allah cennet halkına tecelli etti. Bir kısmı dedi ki bu bizim Rabbimiz değil. Bir kısmı hemen tecelli etti. Secdeye gitti. Allah sonra bir daha tecelli etti. Tecelli edince o secdeye gitmeyenlerin zannına göre tecelli etti. Bu sefer hepsi de secdeye gittiler. Dediler ki bu bizim Rabbimiz. Sen buradaki tecelliyatı görmedin, hissetmedin, idrak etmedin. Allah tecelli etmedi değil, tecelli etti. Sen idrak etmedin. Sen bu tecelliyatı görmedin. Yoksa tecelli etti burada. O yüzden zikrullah halakasını Allah'ın sofrası, Allah'ın halakası, Allah'ın cennet bahçesi, Cenab-ı Hakk'ın tecelli ettiği yer olarak görün.
O yüzden zikrullah'ta adabınızı, edebinizi terk etmeyin. O idrak ile, o hal ile Allah'ı zikredin. Ve o hal ile, o idrak ile Allah'ı zikredin ve tertemiz olmuş bir vaziyette gidin. Cenab-ı Hak cümlemizi temizlesin. Cümlemizin idrakini açsın. Cümlemizin ferasetini açsın. Cümlemizi Cenab-ı Hak son nefesimize kadar zikrullah halakalarında devam ettirsin. Cümlemizin dillerini her daim ölünce kadar zikrullah ile ıslak eylesin. Kardeşlerimizin hatalarını, kusurlarını, yanlışlıklarını, eksikliklerini Rabbim affetsin ve örtsün. Amin. Hiçbir kimseye de göstermesin. Amin. Mahşerde de hiç kimseye göstermesin. Amin. Hiçbir kardeşimiz o mahşer yerinde, Allah'ın huzurunda, peygamberlerin huzurunda, o sahabelerin, velilerin huzurunda Rabbim hiçbir kardeşimizi utandırmasın.
Amin. Amin. Ecmain. Eftar zikr fâlemennehu lealeh elfatiha ma selevat allàhümme salli alâ seyyidine ammetin ve alâ ahmetdi. Amin.
Ecmain. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi