mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 11.07.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 12 Temmuz 2024 · 30:43

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, cümlemizi ve cümlem ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim beni İsrail'in devletini yerle yeksan eylesin, Onların burunlarına sürtsün, onların destekçilerini yerle yeksan eylesin, onların burunlarına sürtsün, ümmet-i Muhammed'e o destekçilerini göstersin Rabbim, ümmet-i Muhammed o destekçileri al aşağı etsin, Cenab-ı Hak Doğu Türkistan'a hürriyet nasip eylesin,
Nerede Müslümanlara zulmedenler varsa zulmeden zalimlerden Cenab-ı Hak Müslümanların intikamını aldırsın, zalimleri yerle yeksan eylesin, Zalimleri yerle yeksan eylesin, bizleri zulmedenlerden eylemesin, bizlere zulmedenlerin de hidayetleri mümkün ise hidayet eylesin, Hidayetleri mümkün değilse ecellerini yakın eylesin, ecellerini yakın eylesin, ecellerini yakın eylesin, ecmain.
Harama kaçmamak için sınırları zorlamıyorum, o kişi nasibimse ben dursam da sonunda helal yoldan bana gelir mi? Cevaplarsanız çok mümin olurum. Herkesin kendince bir hayat anlayışı var, bir algılayışı var. Biz sizin kaderinizi çalışmanıza bağladık demiş ayet-i kerimede, gayretinize bağladık demiş. Bir kimse oturur, durur, helalsa benim önüme gelir diye düşünebilir, o da onun yoludur, bir şey diyemem. Bazı büyük zatlar öyle davranmışlar, o büyük zatlar bir şeyin peşine düşmemişler, o benim nasibimse ayağıma gelir demişler.
Bir kimse de kendine öyle büyük zatlar sınıfını koyabilir, o da oturur der ki nasibimse benim gelir der. Çalışmayı, gayret etmeyi, mücadele etmeyi, hakkı hukuki için kavga etmeyi, savaşmayı göze alamamıştır. Öyle diyebilir ama öyle bir hakkel yakin noktasına gelmiştir, ona denmiştir. Artık sen şurada köşede otur, eyvallah, köşede otur. Ona öyle dendiyse de o da köşe dışında otursun. Ama o peygamberi bir metot değil. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cihad etti, ganimetten geçindi. Benim nasibimse gelir deyip oturmadı. Gayret etti, mücadele etti, savaştı. Benim yolum o. Allah bizi affetsin. Efendim nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz hadisi şerefini, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz hadisi şerefini nasıl anlamalıyız?
Bu şekilsel olarak mı yoksa imani noktada mı? Hem imani noktada hem de insanın günlük hayatıyla alakalı. Nasıl yaşarsan öyle ölürsün. Mümince bir hayat yaşadıysan son nefesinde mümince olur, mümince ölürsün. E mümince bir hayat yaşamadın, kafirce bir hayat yaşadın, mümince ölmeyi bekleme. E kafirce yaşayıp mümince ölmeyi bekliyorlar. Yok böyle bir sistem yok. Benim bildiğim din öyle değil. Benim bildiğim din mümince yaşarsan mümince ölürsün. Mümince yaşamazsan sen mümince ölmezsin. Ve bütün hayatı içine alır din. Din böyle yarım yamalak değildir. İnsanın bütün hayatını içine alır. Sabahtan akşama kadar, akıl bali olduğundan ölünceye kadar bütün hayatını içine alır.
Biz şimdi normalde bugün yaptığımız yanlışın ceremesini 5 yıl sonra, 10 yıl sonra çekebiliriz, görebiliriz. Bugün yaptığımız bir iyiliğin faydasını 10 yıl sonra görebiliriz. Çünkü din veya hayat algısı çok farklı. E öyle olunca nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. E sen normalde Kur'an sünnete tabi olur. Tabiri caizse aslanlar gibi yaşarsan kediler gibi ölmezsin. Kediler gibi yaşayan bir kimsenin aslanlar gibi ölmesi mümkün değil. Sen çakallar gibi yaşarsan aslan gibi ölmeyi hayal etme. Sen çakal gibi yaşadın, aslanların artığını yedin. Aslanların artığını yiyerekten aslanlık olmaz. E o zaman bir kimse kendince kedi gibi yaşayacak, aslan gibi ölecek böyle bir hayat yok. Sen dosdoğru dervişçe yaşarsan derviş gibi ölürsün.
Sufice yaşarsan sufi gibi ölürsün. Sufice yaşama ondan sonra sufi bir ölüm bekle. Öyle bir şey yok. O yüzden nasıl yaşarsan öyle ölürsün. Mesela insanlar vardır, dünyayı tamah etmiştir. Dünya ilahı olmuştur. O kimse namaz da kılsa, oruç da tutsa hep dünya gözündedir onun. Onun namazı da orucu da dünyalıktır. Onun ibadeti de dünyalıktır. Bakın ibadeti de dünyalıktır. Aslında münafıktır. Öyle olunca. O kimse mümince ölmeyi beklemesin. İnsan vardır, onun dünyası da ahiretliktir. Ahireti de ahiretliktir. Yani o bütün hayatını ahirette göre dizayn etmiştir. Öyle olunca o kimse de öyle ölecek. Yani mümin bir kimse dünyayı terk edecek diye bir kaide yok. Ben bunu hep üstüne basa basa söylerim.
Dünyayı terk edecek olsam ben terk ederdim. Yok hayır. Ben sabah namazından sonra büromu gidip açıyorsam iş yapayım yapmayayım Cenab-ı Hak ne nasip eder bilemezsiniz. Bir toz dahi girse bereket olur. Ben onu yapıyorsam herkes kendimce yani. O zaman bu ahiretlik değil, bu dünyalık değil. İnsan normalde bir işi olacak, işine gayret edecek, koşturacak, çalışacak. O kimse dünyalığını da mümince yaşayacak. Ticaretini de mümince yapacak. Hayatını mümince yaşayacak, mümince ölecek. Mümince ölünce de mümince direlir. Ben bunu böyle biraz hani son nefeste böyle bu çok tartışma götürür. Ben son nefesimden eminim derim. Herkes buna işte bilhassa benim bir tane kız yeğenim var boyuna bütün Mahmud Efendi'nin bütün hocalarına ver yansın etti dayıma bir reddiye yazın diye.
Ben bu hadis-i şerife binaen diyorum. Ben mümince yaşıyorsam ben son nefesimde kendimce şek şüpheye girmem. Ben mümince yaşıyorum. Mümince yaşamayan şey şüphesinin son nefesi onun tehlikede. Bakın son nefesi onun tehlikede. Mümince yaşadığınız müddetçe ümit ederim. Ben mümince yaşadığım müddetçe ümit ederim. Madem ki Cenab-ı Hak kulunun zannı üzerine bakın kulunun zannı üzerine ben Rabbimin üzerinde benim hüsn-ü zannım galip.
Ben mümince yaşarsam mümince öleceğim. Benim hüsn-ü zannım bu. Ama bir kimse arada derede yaşamış o şüphe etsin. Adam dervişliğinden şüphe etmiş. O normalde şüphe etsin. Adam müminliğinden şüphe etmiş. O şüphe etsin. Adam mümin görünmüş gitmiş oradan Müslümandan faiz almış. O şüphe etsin. Görüntüsü mümin, içi münafık. O şüphe etsin. O şüphe içinde yaşasın. Korkaklıkla yaşasın. Ürksün o. O son nefesinden çok korksun zaten. Adam oturmuş peygambere hatalı demiş sallallahu aleyhi ve selleme. O da küçük günah işledi demiş. Oturmuş hadisleri inkar etmiş. Oturmuş sufilere savaş açmış. Oturmuş Allah'ı zikredenlere savaş açmış. Oturmuş zikredenlerin zikriyle alay etmiş.
Oturmuş adam normalde zikredenlerin zikirlerini papaza benzetmiş. Yok münafığa benzetmiş. Yok şuna benzetmiş. Yok kafasında benim başımda sarık var. Yok kafasına acayip gacayip bir şey sarmış demiş. Alay ediyor adam. Allah'ın sünnetiyle alay ediyor. Vallahi şüphelenmenize gerek yok. Buradan tövbe etmeden yürürseniz kafir olarak öleceksiniz. Ama ben şüphesiz söylüyorum bunu. Neden? Sen zikirle savaş açtın. Şüphem yok bunda. Sen küfür ehli olarak öleceksin. Sen zikredene savaş açtın. Sen imanlı mı öleceksin? Sen Allah'ın peygamberine günah işledi dedin. İmanlı mı öleceksin? Ne yaptı o günahı hevai hevesinden yaşamadı. Benim emrimi yaşadı diyen ayeti kerimeyi sen inkar ettin.
O günah işledi dedin. Ne yaptı ona Allah günahı mı vahyetti? Be edepsiz adam. Sen tabi kafir olarak öleceksin. Evet. Sen ayeti kerimeyi inkar ediyorsun. Öbürkü de hadislerde alay ediyor. Peygamberin annesi şu yaştayken öldü. Hadi gidin analarınızı öldürün. Bak edepsize. Hadislerle alay ediyor. E tabi. O ne ile gideceği belli değil. Ama benimki belli. Evet. Ben mümince, sufice hayatımı bitirirsem ben imanlı öleceğime dar hüsn-ü zan besliyorum. Ve şüphem yok. Ben şüphesiz Allah'a iman ettim.
Ben şüphesiz Hazreti Muhammed Mustafa'nın peygamberliğine iman ettim. Ben şüphesiz hadis-i şerifleri kabul ettim. Hadis-i şeriflere iman ettim. Ben şüphesiz, ben imanı bir hayat yaşamaya gayret ediyorum. Hatam da var, kusurum da var, yanlışlığım da var, günahım da var. Var. Ama namazım da var, orucum da var, zikrim de var. Tövbe kapısı açık, tövbem de var. Ben ümit ediyorum. Ümit ederekten yaşıyorum, ümit ederekten de öleceğim. Son nefesten de cemalleşerek böyle doya doya, hiç geri dönmemecesine. Bir daha geri dönmemecesine. Cemalleşerekten öleceğim. Ve arkamda şek, şüphe, arkamda bir haz, istek, arkama dönüp de şunu da yapsaydım, şunu da yaşasaydım, zerrece aklıma gelmeyecek.
Şimdi vefat etsem, şimdi de aklıma gelmeyecek. Bak, şimdi de aklıma gelecek. Gelmeyecek. Şüphesiz bir şekilde öleceğim. İnşallah. Gül mü bülbülü aşıktır, bülbül mü güler, gül de bülbül de aynı mıdır, sevenle sevilen aynı mıdır? Ne yapacaksın gül mü bülbülü aşık, bülbül mü gülü aşık? Sen neye aşıksın ona bak. Sen öyle sev, öyle aşık ol, gül desen ol, bülbül desen ol. Kalbinin sağ tarafı gül olsun, sol tarafı bülbül olsun. Kah, sol tarafı sağ tarafa naatlar okusun. Kah, sağ tarafta sol tarafı naatlar okusun. Kah, sen kendinden bir tane daha Mustafa Özbağa çıksın, otursun oraya, o sana naatlar okusun.
Kah, sen ona naatlar oku. Ne yapacaksın? Bizde böyle edebiyat, fuzili yazmış orada bir şey. Fuzili gibi bizde onu gül mü bül mü bırak sen nesin ona bak. Sen gül müsün, bülbül müsün? Sen Yakup musun, sen Yusuf musun? Ona bak. Sen Yusuf'san naz et, bütün Yakuplar senin için ağlasın. Yakup isen dön ağla, otur ağla. Dön ağla, otur ağla. O zaman ya Yakup ol, ya Yusuf ol. Ya gül ol, ya bülbül ol. Ha, önemli değil. Gül mü bülbülü aşık, bülbül mü güle aşık? Ne yapacaksın sen? Ha, bülbül güle aşık olsun. Ne olacak? Gül de solar bir gün. Ha, gül bülbülü aşık olsun. Bülbül de ölür bir gün. Ne yapacak bülbül ölünce gül oturup, kan revan içerisinde mi kalacak?
Ne yapacak gül solunca, kış gelince, yapraklarını dökünce, gülden bir esame kalmayınca? Bülbül ne yapacak? Gül de geçer gider, bülbül de geçer gider. Sen geçip gitmeyene aşık olmaya bak. Bırak gülü bülbülü, edebiyat yapma. Sen Allah'a aşık mısın? Onu sor kendine. Sen Habibine aşık mısın? Onu sor kendine. Sen Allah'ın velisine aşık mısın? Onu sor kendine. Başka bir şey sorma. Kendine başka bir şey sorma. Hiç uğraşmadım gül mü bülbüle, bülbül mü güle diye. Ben şeyhime baktım, gülü de onda gördüm, bülbülü de onda gördüm. Ben şeyhime baktım, Allah'ı da onda gördüm, peygamberi de onda gördüm.
Ben şeyhimde buldum ne bulduysam. Sen kimde buldun ona bak. Sabahtan akşama kadar güle baksan sana bir faydası yok. Sabahtan akşama kadar bülbüle baksan bir faydası yok. Sana Allah'ı ve Resul'ü tanıtan, Allah ve Resul'ünü sevdiren bir üstad gerek. Bir mürşid gerek. Sen o mürşidi bulamadıysan, bulduysan, sevemediysen, bulduysan onun yolunda gidemediysen, yana Allah, dön Allah. Büsbürü gülbülbül şarkısı dinle, şiirini okusan olacak ki. Hiçbir şey olmayacak. Şiir okuyacağım bol bol. Gül dedi ki bülbüle, bugün sen eskisi gibi şakamıyorsun. Ne oldu ki? Sana ne keder vurdu. Sana hangi hicran, hangi hüsran vurdu? Nâtin çok hüzünlü geldi. Şakıman çok hüzünlü geldi.
Bülbül diyecek ki ona, ah sen her şeyini topraktan alır, havada yersin. Ne aşktan haberin var, ne maşuktan, ne sevenden, ne sevilenden. Ne kederden haberin var, ne dertten, ne çileden. Ne dikeninden haberin var, ne gülünün yaprağından, ne de kokusundan. Sen kendin kendini bilmezken, benim kederimi nereden bileceksin? Vurmuş bülbüle bir keder rüzgarı, vurmuş bülbüle bir ayrılık rüzgarı, vurmuş bülbüle dert rüzgarı, gülün umurunda mı?
Gülün üstünde bir bülbül gider, başka bir bülbül gelir. Gülün umurunda mı? Değil. Sen otur kendine bak. Allah bizi affetsin. Duamızın kabulü için, yetmiş bin tevhide niyet edilirim. Edin. Bir duamızın hayırlısını isterken, tevhide niyet etmek veya başka bir şeye niyet etmek, ne kadar doğru. Havamın işidir ama yapabilirsiniz. İsterken duamızın tecelli etmesi için, bu konuda bir tavsiyeniz varım. Ya Rabbi benim şöyle bir işim var, şöyle bir işim olması için, yetmiş bin tevhid niyet ettim. Çok mantıklı geldi mi size?
O da dese ki, rüyamda görsen, evet senin o işini yapacağım ama, günlük yetmiş bin tevhid çekeceksin desen, ne yapacaksın? Tövbe Ya Rabbi, öyle isteme dedim. Günlük yetmiş bin, öyle istemedim. Diyeceksin. Çekemeyeceksin. Ya beş bin tevhidi çekmiyorsun, nereye çekeceksin yetmiş bin tevhid? Aman güzel bir şey. Hani bak, yani haşa, Allah aşağıda, yukarıda bir yerde değildir ama, böyle bir yücelik göstergesi olarak. Hani diyor, ey Rabbim bak, işte bu işim olursa, yetmiş bin tevhid çekeceğim. Veyahut da, yetmiş bin tevhid çektik, Ya Rabbi, şu işimi asaneyle. Ben hiç dine, dervişliğe, sufiliğe, böyle bakamadım. Otur, Allah için, Allah için, yetmiş bin tevhid çek ya. Bırak ya rüşretçiliğe alışma. Bırak alışma ya. Bırak alışma.
Fisebillah, Allah için yap, duanı da Allah için yap ya. Bırak. Senin yetmiş bin tevhidin, Allah'ın önünde. Yani, sen kalkıyorsun, yetmiş bin, böyle şey, yetmiş bin tevhid çektim ya, bu iş olması için. Ya ne olacak yetmiş bin tevhid? Uyumayın. Geceler boyunca zikrullah yapan var ona. Allah muhafaza eylesin. Yok, biraz böyle, amelelik gibi geldi. Ben bu işi yaparım ama, bak şu kadar para isterim. Allah muhafaza eylesin. Evet. Efendim, neden siz, niçin siz, Allah'ı, Allah olduğu için zikretmek.
Bunun usulü, anahtarı, ya da yolu nedir? Biz buna nasıl ulaşabiliriz? Valla ben bunun hiç, şeyini bilmiyorum, ne o, tekniğini, altını, üstünü, sağını, solunu bilmiyorum. Ben cahilliyim zamanında, ben Allah'a, Allah olduğu için iman ettim. Allah'ı da Allah olduğu için zikrediyorum. Allah'ı Allah olduğu için seviyorum. Dedim, geçtim. Bunun hiç, altını, üstünü bilmem. Sağını, solunu bilmem. Hiç, yani Allah Allah'tır. Allah, Allah olduğu için zikredilmeye layıktır. Allah, Allah olduğu için sevilmeye, aşık olmaya layıktır. Allah Allah olduğu için, onun emirlerine tabi olmaya layıktır. Allah Allah olduğu için, itaat edilmeye layıktır.
Allah Allah olduğu için, Allah Allah olduğu için, onun Kur'an'ına ve Habibine, iman etmek gerekir. Allah Allah olduğu için. Şimdi insanlar vardır, hani bir şeyi tanıdıkça severler. o şeydir, doğrudur. Benim öyle bir kabiliyetim yok. Biz de biraz fazla, gencebay dinlemişiz herhalde. Bir görüşte aşık oldum diyor ya. Biz tamam, dakika bir, gol bir, dakika bir de fazla. Gördün, bitti. Bizimki öyle bir şey. O yüzden, aa bunun gözü de varmış, sonra biz onu görüyoruz. Aa bunun işte gözleri de şu renkmiş. Sonra görüyoruz. Ama değişmiyor bir şey bizden. Yani ben de değişmiyorum.
Oranın tekniğini bilmiyor bu fakir. O yüzden bu böyle insanın şekhten şüpheden sonradan bunu öğrendim. Böyle olunca sorgulamaktan, şekhten şüpheden her şeyden seni koruyor. Hani adamın birisi gelmiş, Allah'ı 99 cihetten size var olduğunu anlatacağım demiş. Oradan Behlüldane bağırmış, dinlemeyin bunu demiş. Bu Allah'ın üzerinde 99 sefer şüpheye düşmüş demiş. Yürümüş gitmiş. Yani bu bizimki onun gibi bir şey. Yani belki de sıfatlarını çok bilemeyiz, tanıyamayız. E gördüğümüz zaman bu onun işi deyip çıkıyor zaten işin içinden. O yüzden fazla teknik bilgiye ihtiyaç yok. Evet.
Efendim sevmeden zikredilir mi? Allah'ı sevmenin nişanı onu zikretmek midir? Sevmeden de zikreder bir kimse. O da hani sevmeden dediğim ben normalde hani beğenme, muhabbet etme, sevme, sonra aşık olma. Kategori olarak, merdiven olarak öyle şey yaparım. Bir kimse sevmeden de zikreder. Bir şey olmaz onda. Ama seviyorsa zaten onun her şeyi zikirdir. Allah bizi onlardan emlesin. Efendim, İsmail Adem bir arkadaşım, biz sarıkla cübbeyle istiklale çıkar gezeriz diyor. Başka bir arkadaşım, biz sarıkla cübbeyle istiklal ile gezebiliriz diyor. Siz gezemiyorsunuz diyor.
Başka bir arkadaşım, Nurcu, o da diyor ki, Bu devir diyor, tarikat zamanı mı diyor. Aklıma şu soruyu getirdi. Sufilik yolunda yürümeye çalışan bir kişi için zaman ve mekan fark eder mi? Yaşayış tarzı olarak. Fark eder. Bu önemli değil ki. Bir kimse bunu zaman, mekan olarak değiştirir. Yani üzerinde tavır, davranış olarak o farklı bir tavır ve davranışa girebilir. Bunda bir beis yok ki. Yani İstanbul'da yaşayan bir insanın sufiliğiyle misal veriyorum, Bangladeş'te yaşayan birinin sufiliği aynı olabilir mi? Farklı mıdır? O aynı olmaz yok. Kültür farkı var, hayat farkı var, standartı var, her şey var. Fikriyat olarak fark var, her şey var. Aynı olmaz, mümkün değil. Mümkün değil. Yani sarık cübbeyle istiklalde gezerim demek kibir zaten.
Sen gezemezsin demek ayrı bir kibir. Yani bu normalde senin sarığın sana bir kibir veriyorsa at sarığı kenara. Yani takma sarık. Veya senin sakalın sana kibir veriyorsa bırakma sakal. Burada o kimsenin durduğu nokta yani sufiliği kibir veriyorsa o sufi değil. Allah bizi affetsin. O yüzden hani bir kimse dervişçi cübbede sarıkta aramayacak, şalvarda aramayacak. Yani orada o kimsenin kendince şeyi farklı olmalı. Duruşu farklı olmalı. Zamansal farklılıklar var mıdır peki? Efendim? Zamansal farklılıklar. Yani her zaman için var. Yani normalde sonuçta İslam'ın kendi içerisindeki müteşabih ayetlerin algılaması bile zamana göre değişiyor.
Neden değişmesin başka şeyler? İştahatı değişiyor. Neden değişmesin? Değişir. Tasavvufi bakış açısından da değişir. Bundan bin yıl önceki Allah'ın bilinmesiyle şimdiki Allah'ın bilinmesi aynı değil. Neden değişmesin? Değişir. Değişmek zorunda zaten. Bugün İslam dünyasının en büyük handikapı bu. İslam dünyası kendisini geliştirip değiştiremiyor. İştahatlarını değiştirip geliştiremiyor. Yeni iştahatlar yerine getiremiyor. Yeni bir hani sufilik anlayışı koyamıyor orta yere. Yeni bir sufilik anlayışı koymuş olsa değişecek. E koyamıyor. Sufiler de koyamıyor.
Sünnet seneye tabi değiller. Yani normalde cemaat, tarikat ismi söylemeyeyim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin camiye giderken onun etrafında, sağında, solunda yüz kişi koşuyor mudu? Koruma için. Koşmuyordu. Son nefesine kadar bütün ümmeti Muhammed'in derdiyle dertleniyordu.
Yasak mı koydular? Hayır. Nerede kaldı şimdi? Sünnet seneye tabi olmak zamansal değildir. Her yerde sünnet seneye tabi olursun. Ne yaptı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi. Ben Kur'an kursları açacağım. Şunları yapacağım, bunları yapacağım deyip de paramı topladı milletten dilendi mi? Rabbimiz de raff eylesin. Cübbeyle sarıkla istiklalde gezmek dervişlik değil. Öbürkü de zaman tarikat zamanı değil demesi de hoş değil. İkisi de hoş değil.
İnsanlar otururlar. Kur'an sünnet tarihsini, Kur'an'ın sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesi verirler. Kendilerince de bir sufilik yaparlar. Herkesin hayatı standardı ayrı. Herkesin yediği ayrı, içtiği ayrı. Herkesin anlayışı ayrı. Bu normal. Eftar-ı zikr fâle mennâhu Lâinâ El-Fâtiha'ma salavat Allah
Salli âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âlimu âlâ Amin.
Ne istedir?

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi