mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 10.07.2025

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 11 Temmuz 2025 · 24:56

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanlara haksızlık, hukuksuzluk yapılıyorsa, nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları ayaklar altında çiğneniyorsa, bunları kimler yapıyorsa, hangi devletler yapıyorsa, Rabbim hepsini de kahri perişan eylesin, Müslümanların intikamlarını alsın, İsrail'i dağıtsın, yerle yeksan eylesin, Çin'i dağıtsın, yerle yeksan eylesin,
Müslümanlara zorluk çıkaran bütün devletleri dağıtsın, yerle yeksan eylesin. Ejman, herkesin önünde hiçbir şart sunulmadan evlenmek isteyen bazı kişiler ilan edilmişti. Bu ilana karşılık veren biri, yaş, dış görünüş gibi sebeplerle reddedilebilinir mi? Bu konuda ölçü ve edep nasıl olmalı? Evlilik bir kimisi, iki tarafın birbirlerini kabul etmesiyle olur.
O yüzden ne ilan edilirse edesin, şeriata göre o insanlar birbirleriyle evlenmek istiyorlarsa, evlilik görüşmesi yaparlar. Bu görüşmelerden olumlu sonuç çıkarsa evlenirler. Bu işin şeri tarafı. Bu işin bir de tasavvufi tarafı var. Yani, sufi tarafı var. Bir kimse, burası her dervişin kaldırabileceği bir şey değil. Burası şu anda, yani bu zamanda uygulanabilecek bir şey de değil. Ama bir bilgi açısından bunu söylüyorum. O kimse işte gelir, üstadına evlenmek istediğini söyler. Der ki, siz kimi uygun görürseniz ben onunla evleneceğim der. Üstad da ona kimi uygun görürse onunla evlenir. O zaman yaştı, boydu, renkti, dildi, dindi, ırttı, örnekliyorumun din değil de.
Yani o kimse hiçbir şey gözetmeksizin evlenir. Bu tehlikeli nokta dedim, yer burası. Şimdi insanın nefsinin buna itaat etmesi, nefsinin bunu kabul etmesi biraz zor. Bu işin bu tarafı var. Bir işin bir daha, bir çıt daha ileri tarafı var. Bir kimse, gerçek sahih bir manada, rüyasında görür evlenecek olduğu kimseyi. Sahih bir noktada evlenecek olduğu kimseyi görürse, o zaman gider kuzu kuzu onu alır. Bunda da o zaman hiçbir cüz-i irade yoktur. Bu işin daha tehlikeli yanası. Sebebi şu, yani orada bunu icra etmezse helallaşabileceği bir yer yok. Hadi şeyhin sözünü tutmadı, şeyhe gelir, efendim hakkınızı helal edin. Böyle böyle ben sizin dediğinizi yapamadım, özür dilerim. Ben bu konuda affımı istiyorum der.
Üç aşağı beş yukarı şeyhler de onu affeder. Ama öbür türlü rüyasında gördü. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri veyahut da işte geçmiş peygamberler veyahut da sahabeler veya pir efendiler onun nikahını birisiyle kıydı. Bu böyle şeydir. Buradan geri dönülecek bir şey yoktur. O kimse o rüyasına tabi olur. Tabi olmak zorundadır. Bu da işin farklı bir boyutu. Ama genel olarak biz kardeşlerin evlenmelerini isteriz. Biz bu noktada benim genel anlayışım şu. Yani arkadaşlar, kardeşler evlensinler. Evlilikleriyle dinlerinin yarısını tamamlasınlar. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri evleniniz, çoğalınız.
Ben sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim demiş. O yüzden evlilik ayetle, hadis-i şeriflerle, imamların iştihatlarıyla sabittir. Evliliğe karşı çıkmak, evliliği horhakir görmek insanı küfre kadar götürür. Zaman zaman böyle evlilik karşıtı laflar söylendiği zaman, o evlilik karşıtı laf söyleyen kimse, Allah muhafaza eylesin. Ya cahildir ya kafirdir. Sebep, çünkü bütün Adem'den itibaren, Muhammed-i Mustafa'ya kadar, İsa aleyhisselam hariç, bütün peygamberler evlenmişlerdir. Evlilik bütün peygamberlerin sünnetidir. Ayetle sabittir. Cenab-ı Allah, Kur'an'ında evlenmeyi teşvik eder. Nikahlanmayı teşvik eder.
Sahabelerin uygulamaları da sabittir. Hz. Muhammed-i Mustafa'nın uygulaması ile de sabittir. İmamların iştihatları da sabittir. Bir kimse, evliliğe karşıyım diyorsa, ona tecdid iman, tecdid nikah gerekli. Bu böyle şimdi, hani böyle insanların arasında bu böyle hafife alınan bir mesele haline geliyor. Yani, o evliliğe karşıymış da, evlilik aşkı öldürüyormuş da, bu zamanda evlenilirmiş mi işte, bu zamanda evlenmek neymiş de, bir genç kız veya erkek, anne babasına beni evlendirin dese, anne baba onu evlendirmemiş olsa, her gün günah-i kebair'e girer o.
Bakın, o anne baba, her gün günah-i kebair'e girer. O yüzden anne baba, evlilik çağına gelmiş olan erkek veya kız çocuğuna açık çek verecek. Diyecek ki, ben seni evlendirmeye hazırım. Sen kimi istiyorsan, kimle evlenmek istiyorsan, seni evlendiririm. Hatta kız çocuğu, babasına dese ki, ben filanca ile evlenmek istiyorum. Benim adıma git, onunla evlilik görüşmesi yap dese, kızın babası gidip o delikanlı ile ve hatta o erkekle kimse evlilik görüşmesi yapmak mecburiyetindedir. Bunun altını tekrar çizeyim mi? Bir kız çocuğunuz, kızınız, baba beni filanca ile evlendir dese, o baba gidip o filanca erkekle görüşüp, benim kızım sana talip, seninle evlenmek istiyor.
Evlenmeyi düşünürsen, benim kızımla görüşür müsün diye gidip ona evlilik teklifinde bulunacak. Eğer yok bulunmaz, bu konuda kendince ya böyle bir şey olur mu derse, sünnet-i seniyeye aykırı davranmış olur. Cenab-ı Hakk'ın emrine aykırı davranmış olur. O yüzden, hani herkesin önünde çıktı bir kimse dedi ki, ben evlenmeye hazırım, ben evlenmek istiyorum dedi değil mi?
Evet, o kimse evlenmeye hazır. Varsa talibi görüşür, evlenir. Bu açık bir şey. Ama öbür türlü mesela, şimdi bazen zaman zaman, işte Şeyh Efendi'nin zamanında da arkadaşlar bana geliyorlar da, abi anam da babam da sensin, beni evlendir. Biz de onların münasip bir kimse olursa, bak bununla bir görüş, bak bununla evlenebilirsin diyorduk. Hala da aynı şeyi söylüyorum ben. Bana geliyorlar kardeşler, diyorlar ki ben işte evlenmeye hazırım, münasip bir kimse olursa ben evlenirim. Ben de diyorum bak filanca ile görüş, şişmanca ile görüş, bu noktada veyahut da bazı erkek kardeşlerin anneleri, babaları söylüyor. Annelerine diyorum dergâhtan, derviş bayan kardeşlerden, bakın münasip gördüğünüz kimseyle, yol yürüyün veyahut da danışın, sorun bana.
Bunlar normal makul şeyler. Yani bir derviş evlenmek istiyorsa, zâkirine, çavuşuna, şeyhine söyleyebilir bunu. Bunda abes bir şey yok. Ama normalde bir de şeyh efendi kendi rüyasında halinde görmüş, birisi birisi ile evleniyor. Evlenmesi lazım. O da derse git onunla evlen. O zaman hiç emir telakki edip gidecek. Onunla da evlenecek. Öyle dervişlik şey bir şey değil. Hani böyle layl-ölyom yapılacak bir şey değil. Allah rahmet eylesin, şeyh efendi bazen böyle gittiğimiz yerlerde en azından onun üzerindedir böyle tecelliyat. Orada mesela Mustafa Efendi, oğlum bu ikisini evlendirin, emredersiniz efendim. Biz evlendiriyorduk. Hani o zaman görüşmelerine gerek yok.
Ama ben yine görüştürüyordum. Görüşün yine bir sıkıntınız varsa, bir probleminiz varsa baştan söyleyin. Efendi söyledi. Efendi söyledi ama siz yine görüşün. Yarın öbür gün nefsiniz olmasın. Çünkü bazılarının nefsi vurdu. Hatta bizim Bursa'daki arkadaşların dahi nefsi vurdu. Hem evlenmek istediklerini söylediler. İyi evlenin, görüşün dedik. Evlendikten sonra laf şu. Bunları ben açmam pek. Mustafa abi olmasaydı ben seni almazdım. Övürkü de diyor. Mustafa abi olmasaydı ben sana varmazdım. Bunu söylemeyin birbirinize bari. Veyahut da erkek öyle diyor. Mustafa abi olmasaydı ben seni almazdım. Ya geldin ya bana, anam da babam da sendin dedin. Sensin dedin.
Beni evlendir dedin. Biz de seni evlendirdik. Sen ne amma şimdi böyle küstahlık yapıyorsun, nankörlük yapıyorsun. Bunları da duyduk, yaşadık. Veyahut da işte evlilik, evlilik bu. Bir sıkıntı oluyor, bir şey oluyor. Laf hazır. Mustafa abi demeseydi ben seninle evlenmezdim. Elinin körü. Nankör. Ne nankörlük yapıyorsun? Hangi evlilikte sıkıntı olmuyor? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dahi dama çıkmış. Dama çıkmış. Eşlerinden dolayı. Bir evlilik var mı sıkıntı olmuyor? İki tane ayrı insan, ayrı dünyaların insanı bir ev paylaşıyor, evleniyor. Muhakkak anlaşamadıkları yer olacak.
İmtihan bu. Şeytan gelecek, dürtükleyecek. Şeytan gelecek, kurcalacak ortalığı. Kadını da kurcalacak, adamı da kurcalacak. Sen ister derviş ol, ister şeyh ol, ister pir olsan, kadın da gelecek, kurcalacak. Adam da gidecek, kurcalacak. Şeytan. İkisini de kurcalacak. İkisi de birbirini kurcalacak. Hele bizim dergahda kadını da horoz, erkeği de horoz. Tabii. Ben metediyorum, diyorum ki dergahdan evlenin. İmtihanız daha kolay olsun. Cennete çabuk girersiniz. E tabii, horoz. Bizim kadınımız da, erkeğimiz de horoz. Yani bu noktada lafımızı esirgecek değiliz. O yüzden normalde, gönül ben yine istiyorum ki herkes dergahdan evlensin. Hiç olmazsa zikrullaha rahat gelip gitsinler.
O tiftiklenecek. Ya işte, kadın kimle evlenirsen evlen, adam seni tiftikleyecek. Erkek kimle evlenirsen evlen, kadın seni tiftikleyecek. Evliliğin bu, şey, genel anatomisi bu. Bu olacak çaresi yok bunun. Allah bizi affetsin. Eşlerinizle imtihan ederim diyor ayet-i kerimede. Onu yaşayacaksın, onu yaşamadan. Allah'ın sözü havada mı kalacak? Eşinle imtihan olacaksın. Ne çocuğunla imtihan olacaksın. Çocuklarınızla imtihan ederim. Anne babalarınızla imtihan ederim. Mallarınızla imtihan ederim. Canlarınızla imtihan ederim. Yani sonuçta bunu yaşayacaksın. Bunu imtihan olarak görmeyeceksin. Onu diyeceksin ki Rabbimin hediyesi. Bu kadın bana Rabbimin hediyesi. Kafama her akşam tava ya da vursa eyvallah diyeceğim diyeceksin.
Tabi o noktaya gelir. Yani gelir. Derviş sen tava da gelse başına. Tokmak da gelse. Eyvallah diyeceksin. Aynı şey erkek için de geçerli. Kadın için de geçerli. Adam gelir sinkaflık yapar. İmtihan olarak görmeyeceksin. Diceksin ki bu adam Rabbimin bana lütfu, ikramı. Ben bunu iyi karşılayayım diyeceksin. Bitti. Öyle karşılarsan bir sıkıntı yok. Allah bizi affetsin. Ama ana tema şu. Evliliğe karşı söz söylemeyin. Çocuklarınıza da söylemeyin. Veyahut da evli olanlar. Bekarlarının yanında evlendik de ne oldu? Benim eşim bana desek ya evlendik de ne oldu? Aa üç talak boşsun Allah yolunu açık etsin. Evlendin de hiçbir şey olmadıysa.
Eee üç talak boşsun rahatsın şimdi. İşte bekarsın hadi bakalım Allah yolunu açık etsin. Nasıl bir söz bunlar? Adam karısının yanında bunu söyler mi? Kadın kocasının yanında bunu söyler mi? Erkek veya kadın çocuklarının yanında bunu söyler mi? Evlenmiş de ne olmuş? Eee sende bir şey olmamış. Demek ki sen ne Kur'an'ı ne sünneti ne imamların iştahını bilmiyorsun. Cahilin tekisin. Ben de cahil bir insan almışım. Ben de cahilmişim. İki cahil biz birbirimizden ayrılalım. Üç talak boşsun. Sen yoluna bak. Bu cahillikten kurtul. Ben de yoluma bakayım. Ben de cahillikten kurtulayım. Söylenecek sözler değil bunlar.
Bunu söylerken yani Kur'an'ı karşısına alıyor. Bunu söylerken sünnet-i seneyi karşısına alıyor. Bunu söylerken imamların iştahını karşısına alıyor. Lafının nereye gittiğini bitmiyor. Cahilin yüz karası. Doğru değil. Doğru değil. Sen çocuğunu evlilik düşman olarak büyütüyorsun. Ben hep derim ya çocuklarınızın yanında tartışmayın. Çocuklarınızın yanında kavga etmeyin. Kadın çocuklarının yanında erkeğin eşi, hanımı hükmünde davransın. Baba çocuklarının yanında bir baba hükmünde, koca hükmünde davransın. Ne kadın adamın babalığını ve kocalığını yerle bir etsin. Ne de adam kadınlığını ve anneliğini yerle bir etsin. Çocuğun önünde ikisi de birbirinin adamlığını ve kadınlığını yerle bir etmesin.
Yani sen çocuğun önünde adamın adamlığını yerle bir edersen o çocuk babasını dinlemez. Sen çocuğunun önünde o kadının kadınlığını yerle bir edersen o çocuk anneyi anne olarak bilmez, tanımaz, dinlemez. Bunu yapan kim? Anne baba. Bu yanlış eğitimi, yanlış öğretiyi veren kim? Anne baba. Ne baba çocuklarına annesini kötülesin, ne de anne çocuklarına babasını kötülesin. Arkasından veya önünden hiç önemli değil. Kötülüyorsa katlediyor aileyi. Kim kötülüyorsa Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde bu tip evlilik meselelerinde ölçülü davranma, ölçülü konuşma lazım. Evlenmek isteyenler de evlenmek istediklerini ailelerine söylemesi lazım. Bu konuda bir sıkıntı yok.
Derviş gıpta etmeli mi? Etmeli. Neye gıpta etmeli? Kendince mesleğine gıpta edebilir. Dervişlik olarak önünde bir protif varsa onu gıpta edebilir. Mesleğiyle alakalı önünde bir protif varsa onu gıpta edebilir. Nefis ile gıpta etmeklik, kalp ile gıpta etmekle nasıl bir fark vardır? Kalp gıpta etmez. Bu gıpta etmek nefis ile alakalıdır. Allah bizi affetsin. Kalp hayret eder. Kalbin üzerinde hayretlik olması lazım. Hayret etmesi lazım. Bir tane soru alayım. Var mıdır?
Bunu normalde kitaplardan okursanız, evet o marifetullah'a ermiştir. O yüzden kemalat noktasına da ermiştir. Ben öyle inanmıyorum. O yüzden hayret makamının sonsuz olduğuna inanıyorum. Oradaki kemalatın da sonsuz olduğuna inanıyorum. Çünkü Allah'ın bilinmekliği ve Allah'ın bilinmesi sonsuzdur. Öyle olunca hayret de sonsuzdur, kemalat da sonsuzdur. O yüzden onun belli bir sonunun olduğunu düşünmüyorum. Üç ihlas ve Fatiha-i Şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamber Efendimiz'in ruhlarına. Amin. Zihar-i Yari Güzin Efendimiz, Ebu Bekir Sıddik, Ömer-ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali El Murtaza ve Allah'ın hazretlerinin ruhlarına. Amin. Aşer-i Mübeşeren'in, Evlad-ı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şühedanın, Şehidi Kerbela'nın, bütün şühedanın, tüm ashabı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına. Amin. İmam-ı Zimam-ı Azam, Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Maliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına bağışladık. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Ve eczatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlaslı bir Fatiha-i Şerife.
Ya Rabbi. Hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rifai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim Dusiki, Şeyh Ebu Lesanet Şazeli, Şahı Nakşibendi Muhammed İbahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaşi Veli, Şahı Hacı Bayramı Veli, Mehmet Muhiddin Üftade, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi Niyazi Mısri, ve bütün pir ve firan efendilerimizin ruhlarına da hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Ve eczatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlaslı bir Fatiha-i Şerife. Amin. Ya Rabbi.
Hasıl olan sevabı, geçmiş üstadlarımızdan. Abdurrahimettan Tavi, Abdurrahimen Nişavi, El Haç El Hafız Ebu Bekir Sıddı Ki Çorumi, Hacı Ali Aydar Efendi, El Haç Çorulu Mustafa Anaç Efendi, Nevşeyli Hacı Abdullah Gülbüz Efendi'nin, Kaçudi Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın ve bütün geçmiş mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına. Amin. Ya Rabbi bilhassa üstadımız, bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine. Amin. Ced ve dadaların ruhaniyetlerine. Amin. Yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine. Amin. Türük Aliye'den, akraba ve talukatlarımızdan geçen ruhlarında hediye dedik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. İzzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Amin. Ve selamun alel mürselin. Ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi mineşşeytanirradîm. Bismillahirrahmanirrahim. Afdali zikir, fa'lamennâhû. La ilahe illa. Al-Fatiha ma salavat.
Allah. Sayyidin ve al-Fatiha.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi