Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Ekim 2025 · 30:25
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Nerede Müslümanlara zulmeden, nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz eden var ise, Cenab-ı Hak bütün tecavüzcülerden intikamımızı alsın.
İsrail'ini ve yandaşlarını ve destekçilerini gizli açık ne varsa hepsini kahreperişan eylesin, bütün ümmet-i Muhammed'i özgür eylesin, bir ve beraber eylesin. Aramızda bugün Urfa'dan misafirimiz var, inşallah, kendisi kendisini tanısın, hem bir de size bugün sohbet etsin, inşallah. Allah razı olsun, hakkınızı helal edin. Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Ve salatu ve selamu ala seyyidina Muhammedi ve ala alihi ve sahbihi ecma'in, Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah, Rabbil Alemin, sözlerin en güzelini söyleyip ona tabi olmayı cümlemize nasip eylesin, inşallah.
Hakka hak bölüp ona tabi olmayı, batılı batıl bölüp ondan sakınmayı cümlemize nasip eylesin, inşallah. Şeyhimizin müsaadesiyle, inşallah. Benim ismim Ahmet'tir, Şanlıurfa'dan geliyoruz. Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin yoluna hizmet etmeye çalışıyoruz. Medrese ehliyiz. 30 senelik bir doğu usulü medrese tahsilimiz var. Ve medresemiz var. Medreselerimiz ve talebelerimiz var. Şeriatla tarikatı harmanlayarak, Pirimiz Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin deyimiyle, Tarikatuna hâza mukayyedetun alel kitabî ve sünnetî, Men hâle fehumâ feleyse minnâ.
Bizim yolumuz, Kur'an ve sünnet üzere kuruludur. Bunlara muhalefet eden, bizden değildir sözünün dusturunca, Kur'an ve sünnet saniye çizgisinde, Rab'l alemine, ümmet-i Muhammed'e hizmet etmeye çalışıyoruz. Bu ay, Rab'i'l-Ahir ayı, Rab'i'l-Ahir ayının dokuzu, Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin sene-i devriyesi. Bağdat'ta kutlanıldı ve Arap alemlerinde kutlanıldı. Biz de Şanlıurfa'dan çıktık böyle. Farklı yerlerde medrese ve dergahlarımız var. Her gittiğimiz yerde, Hazret-i Şeyh'in hayatını kısa da olsa anlatmaya çalışıyoruz. Şeyh'imin müsaadesiyle inşallah, Hazret-i Şeyh'ten biraz bahsetmek istiyorum. Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretleri, Cenab-ı Hakk'ın, أَلَا اِنَّ أَوْلِيَا اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَهُمْ يَحْسَنُونَ Dikkat edin, Allah velileri için korku da yoktur, hüzün de yoktur.
Ayetinde bize tanıttığı velilerin serdarı, feyiz kaynağıdır. Yunus Emre, hani der ya, Hak Ta'ala yeri gögü düzeli, hoş nazar eylemiş ona ezeli, Evliyalar ser çeşmesi güzeli, Abdülkadir gibi bir er bulunmaz. İmam-ı Rabbani'nin deyimiyle, Allah-u Teala'ya giden yollar ikidir. Velayet yolu, nübüvvet yolu. Nübüvvet yolu, Resulullah'la bitmiştir. Velayet yolu ise, 12 imamın vasıtasıyla Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerine devredilmiştir. Ve kıyamete kadar da Hazreti Mehdi gelinceye kadar, taliplere, Hazreti Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinin musluğunu açtığı, mührünü vurduğu kişi, velayet makamlarında yükselir, erenlerin halkasına dahil olur.
Bir tane şeyh ismini söylemeyeceğim. Hindistan taraflarından gelmiş, Bağdat'ın oralarda irşad etmeye. Ama, Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinden destur almadığı için, Hazreti Şeyh musluğu kapatmış. Bediüzzaman bunu Risale-i Nur'da anlatır. Der ki, Bağdat ve çevresi, Kable-l-Memat olduğu gibi, Ba'd-l-Memat da, Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinin tasarrufu altındaydı.
O zat, Gavs-i Geylani'den destur istemediği için, Hazreti Şah-ı Geylani musluğu kapattı ve o kişiyi irşad edemedi. Şah-ı Nakşibet ve İmam-ı Rabbani geldi, Destur istedi, müsaade istedi. Hazreti Şeyh onların hatırını kırmadı, Ona müsaade etti. O Gavs-i Geylani, Allah-u Teala'nın çok büyük lütuflarına mazhar olmuş. Kıyamete kadar, Cenab-ı Allah'a talip olanlara önder olmuştur. Hazreti Pir Abdülkadir Geylani, Tarikatlar üstü bir şahsiyet olarak, Tasavvuf tarihinde mümtaz bir konuma sahiptir. Öyle Kuddus-i Hazretleri der ya, Yedi iklimde sürülür eşi derkanı Geylani, Kamubuldan'da kurulur hemen meydanı Geylani, Müridime cefa eden kefen hazırlasın erken, İnan bu sözlerime sen açıktır burhanı Geylani.
Haside-i Khamreviyesinde Hazreti Gavs-i Geylani bunu anlatırken, Diyor ki, Müridi, Lev da'ani bişerkin, Benim müridim beni şarkta da çağırsa, Ev biğar bin, Garp'ta da çağırsa, Ev favka semai, Gökyüzünde de çağırsa, Ev tahta nazil-i erdi, Yeryüzünde de çağırsa, Ben müridime yetişirim. Hepinizin malumu olduğu üzere, Yeryüzünde, İlk defa, Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerine, Bazul Eşheb, Bozdogan Kuşu, İsmini söyleyen, Dört Hey Evliya'dan birisi olan, Şeyh Akil El-Münbeci'dir. Dört Hey Evliya, Şeyh Marif-ül Kerhi, Şeyh Hayat-el-Harrani, Şeyh Akil El-Münbeci, Şeyh Abdülkadir Geylani.
Tasarrufu limitsiz devam eden, Şeyh Akil El-Münbeci, Bizim Urfa Suruç'ta, Metfun bulunan, Şeyh Müslüm Surucu Hazretlerinin halifesi. O ilk defa diyor ki, Ben diyor, O Hazret-i Şeyh'ten yaş olarak yüksektir. Ben meleküt alemini seyrediyorum, Melekler kendi aralarında, Bağdatlı bir gençten bahsediyorlar. İran Geylanlı bir genç. Bağdat'a gelmiş, İlim tahsil ediyor. İsmi Seyyid Abdülkadir'dir. Ama melekler, Onu anlatırken hep diyorlar, Bazul Eşheb medreseye gitti, Bazul Eşheb kitabını aldı, Filan alimin dersine gitti. İlk defa, Bazul Eşheb ismini kullanan, Şeyh Akil El-Münbeci'dir. Neden öyle diyorlar Şeyh'im? Çünkü onun müritlerine, Şahin kuşundan daha süratli yetişeceğinden dolayı, Ona melekler Bazul Eşheb ismini koydu.
Bir yerde Hazret-i Şeyh diyor, Benim elim müridimin üzerinde, Gögün yerin üzerinde olduğu gibidir. Bu Kaside-i Hamreviyesinin sonunda diyor ki, Ben, benim müridime eziyet edene, Çekilmiş kılıcım diyor Hazret-i Şeyh. Ve bir yerde diyor, Ben bu yola girdim, Hazret-i Bazul Eşheb'e evlat oldum derdinse eğer, Kur'an ve sünnet saniye çizgisinde öğretilerimize devam et, لِأَحْمِكَ فِي الدُّنْيَا وَيَوْمَ الْوَقِيَعَةِ Ben, Allah-u Ta'ala'nın, لَهُمُ الْبُشْرَى فِي الْحَيَاتِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ Ayetinin sırrınca, Dünyada da sizi korurum, Ahirette de ben sizi korurum diyor.
Diyor, sen benim himayeme sığındın mı? Korukma artık. Gönlünü rahat tut, yolunu da bırakma ama. لِأَحْمِكَ وَاَشْتَحْ وَفْعَلْ مَتَشَاءُ فَالْاِسْمُ عَالِي Ben, Ebu Salih, Gavsul Azam, Abdülkadir Geylani'yim. Benim ismim yücedir. وَكُنْ قَادِر۪يَ الْوَقْتِ لِلَّهِ مُخْلِسًا Madem öyleyse, 20. asırda geldin, Hz. Gavsul Geylani'nin evladı oldun, o zaman bu yolu ihlasla götür. Benlikle götürme, riyayla götürme, gururla götürme, kibirle götürme. Tevazu ile götür.
Bir yerde Hz. Gavsul Geylani diyor, Ben Allah-u Teala'ya iki şeyle ulaştım. Biri tevazu, biri de cömertlikle ulaştım. Vallahi diyor, benim bütün dünya elimde olsa, hepsini fakirlere yemek yedirmekle harcardım. Dergahının kapısında dervişi, muzaffer ve sincar, elinde ekmek, kapının önünde duruyorlar. Ekmek isteyen yok mu? Aş isteyen yok mu? Yatak isteyen yok mu? Gelsin, gelsin diye. وَكُنْ قَادِرِيَ الْوَقْتِ لِلَّهِ مُخْلِسًا Sadece Allah'ı talep et. Allah'ı iste, Allah'ı çağır, Allah'ı gör. Biraz önce bir ilahi okuyorlardı. Sonunda dedi, La mekan elinde, Bekabillah olduk, elhamdülillah.
Sen de bu yola girdiğin zaman, himmetin öyle yüce olsun ki, Bekabillah makamı hedefin olsun. Aleyhissalatü vesselam buyurdu, مَنْ جَدَّ جِدَّ وَجَدَّ Kim talep eder, talebinde samimi olursa, maksuduna ulaşır. وَكُنْ قَادِرِيَ الْوَقْتِ لِلَّهِ مُخْلِسًا تَعِيشُ سَعِيدًا صَادِقًا بِمُحَبَّتِ O zaman diyor, Benim muhabbetimin altında, 20. asrın fitne ve fesadı sana zarar veremez.
Hem sen sa'idlerden olursun, hem de sadıklardan olursun. Ma'lum, Ehl-i Beyti, Rabbil Alemin sevmeyi bize farz kılmış. Ayet-i Kerimesinde, قُلَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَةِ Ehl-i Beyti seveceksiniz. Ben bu peygamberliği, tebliğ hususunda, sizden bir ücret alab etmiyorum. Ama, Ehl-i Beyti seveceksiniz. İmam-ı Şafii, bir şiir söylüyor, bununla ilgili. يَا أَهْلَ بَيْتَ رَسُولِ اللّٰهِ حُبَّكُمْ فَرْضٌ مِنَ اللّٰهِ الْقُرْآنِ اَنْزَلَهُ Allah-u Teala'nın indirdiği ayetiyle, sizleri sevmek, bize farz kılınmış. وَيَكْفِيكُمْ بِقَدْرِكُمُ الْعَظِيمُ مَنْ لَمْ يُسَلِّ عَلَيْكُمْ لَا سَلَاتَ لَهُ Sizin değerinizi anlatmak için şu yeter ki, kul ile Rabbi arasında olan namazın içerisine, Rabbil Alemin sizleri koymuş ve sizlere duayı koymuş.
eğer namazda ehl-i beyt'e dua etmezseniz namazınız eksiktir. Allahümme selli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin demediğin zaman, senin namazın eksiktir. İmam Şafi'nin kavli kadiminde bir Bağdat meselesi var. Kur'an mahluktur demedi diye sonra firar etti, Mısır'a gitti. Bağdat'ta kavli kadimi vardır, Mısır'da kavli cedidi vardır. Fetvalarını tazelediği. Bağdat'tan Mısır'a gittiğinde, İmam Şafi'i Bağdat'dayken diyor ki, salli bari ki vaciptir. Sonra Mısır'a gidince diyor sünnettir. Ama namazda ehl-i beyt zikredilecek. Benim çok hoşuma giden bir iki mesele var.
Onu söyleyip bitireyim inşallah. Şeyh Muhammed-i Şembeki vardır. Ona Tac-ül Arif'in Ebu'l Vefa, Şeyh Muhammed-i Şembeki derler. Gavsi Geylani'den yaşça 50-60 yaş büyüktür. Hazreti Şeyh 18 yaşında Bağdat'a geldiğinde, Şeyh Muhammed-i Şembeki yaşlı, Hazreti Gavsi Geylani diyor ki, vallahi onun müritlerinin arasında 400 tanesi vardı, velayet makamındaydı. 400 müridi velayet makamındaydı. Ben Acem evliyalarının arasında Şeyh Muhammed Şembeki'den daha yüce makamda birini görmedim diyor. Hazreti Şeyh, Şeyh Muhammed-i Şembeki bir gün sohbet ediyor. Hazreti Şeyh onun ziyaretine geliyor. 18 yaşlarında Bağdat'a yeni geldiği zamanlar. Şeyh Muhammed-i Şembeki sohbetine devam ederken, Hazreti Gavsi Geylani kapıdan giriyor.
Şeyh Muhammed-i Şembeki sohbetini kesiyor. Cemaat diyor, şu kapının önünde bir genç var diyor. Gelmiş, ben sohbetime devam edeceğim ama bu genci dışarı çıkarın, sonra ben sohbetime devam edeyim. Hazreti Şeyh'i dışarı çıkarıyorlar. Devam ediyor sohbetine. Biraz sonra yine Hazreti Şeyh kapıdan giriyor. Şeyh Muhammed-i Şembeki sohbetini kesiyor. Cemaat, bu genç buradayken ben sohbet etmem. Bunu dışarı çıkarın, ben sohbetime devam edeyim. Dışarı çıkarıyorlar, sohbetine devam ediyor. Üçüncü defa Hazreti Şeyh içeri giriyor. İçeri giriyor, Şeyh Muhammed-i Şembeki diyor, cemaat bu genç yine geldi. Ama durun, bekleyin.
İniyor, kürsüden gidiyor kapıya kadar Hazreti Şeyh'i alıyor, getiriyor. Cemaat diyor, bu gence iyi bakın. Bu gencin ismi Seyyid Abdülkadir. Hem Heseni, hem Hüseyinidir. Ceddi Resulullah'tır. Hani, öyledir ya, Ceddi Muhammed'dir eğer sorarsan. Abdülkadir gibi bir er bulunmaz. Ey cemaat diyor, Meleküt aleminde bu gence melekler bazı eşyap diyorlar. Bu gencin başında nurdan bir tac var, sarğının bir ucu doğuda, bir ucu batıda. Ey cemaat, herkesin horuzu öttü ve sustu, bu gencin horuzu ötecek, kıyamete kadar susmayacak.
Bakın, Kuddusi Hazretleri ne dedi işte, yedi iklimde sürülür, eşit erkanı geylani, kamu buldan da kurulur, hemen meydanı geylani. Herkesin horuzu öttü ve sustu, bu gencin horuzu ötecek, ve kıyamete kadar susmayacak. biz Türkiye'de Hazreti Şeyh'e ne diyoruz? Hay Sultan diyoruz, bir de batmayan güneş diyoruz. O söz, Hazreti Şeyh'in kendi sözüne gerçekten uygundur. Çünkü, Hazreti Şeyh diyor ki, Herkesin güneşi doğdu ve battı, bizim güneşimiz yüce ufuklardadır, kıyamete kadar batmayacak.
Ben bir şeyi çok merak ederdim, bu menkibeyi gördüğüm zaman, benim sorunum çözüldü. bu menkibeyi Hazreti Şeyh'in Tefrihül Hatır Fî Menakıb-ı Şeyh Abdülkadir isimli kitabında yazar. Bir de Kalaidül Cevahir isimli kitabında yazar. Ben derdim, Hazreti Şeyh, 45 yaşına kadar Şeyh Hamad-ı Debbas'ın yanında müritlik yaptı ve dervişlik yaptı. Hep hayatına bakın, 2-3 yerden fazla Ebu Said el-Makzumi'yi bulamazsınız. Hep olayları Şeyh Hamad-ı Debbas'la geçmiştir. Onun yanında okumuştur, onun yanında yatmıştır, onun dayağını yemiştir, onun hakaretine uğramıştır. Ama 45 yaşında Ebu Said el-Makzumi'den hırka giyiyor. Ben derdim, neden acaba bu?
Sonra, bu menkibeyi okuyunca ben anladım. çünkü Şeyh Muhammed Şembeki'ye diyorlar ki, Şeyh'im madem öyle, bu genç Bagdad'a yeni gelmiş, bu gence tarikat ver, tarikat dersi ver. Hayır diyor, ben diyor, onun yanağında Ebu Said el-Makzumi'nin mührünü görüyorum. O, ondan hırka giyecek. ve ona tarikat dersi vermiyor. Hazreti Şeyh Kadesallahuuslu'l-Aliye 91 yaşına kadar malum, Bagdad'da insanları irşad etti. Kendi hayattayken tarikatı çok geniş kitlelere de ulaşmıştı. Resulullah aleyhissalatü vesselam bir hadisinde bunu anlatırken, bize Ehlebeyti anlatırken, اِنِّي تَارِكُ فِكُمْ فَقَلَيْنِي Ben size iki ağır emanet bırakıyorum.
مَا اِنْ تَمَسَّكْتُمْ لَنْ دَلَلْتُمْ مِنْ بَعْدِي Eğer o iki emanete sarılırsanız, benden sonra delalete gitmezsiniz. İki hadis var. Biri, kitabullahi ve sünneti, Allah-u Teala'nın kitabına sarılırsanız ve sünnet-i seniyeye sarılırsanız, bir rivayette de kitab-ıllahi ve itreti ehlibeyti diyor. Ehlibeytime sarılırsanız, işte bir hadis-i şerifte de benim ehlibeytim Nuh Aleyhisselam'ın gemisi gibidir. Kim o gemiye binerse kurtulur, kim de geri kalırsa helak olur, gider. O geminin kaptanları, işte Seyyid Abdülkadir Geylaniler, Seyyid Ahmet'el Rıfailer, Seyyid Ahmet'el Bedeviler, İbrahim'i Düsuki gibi kendilerine kutbul aktab, kutupların da kutbu dediğimiz zatlar ve o yoldan giden Resulullah Aleyhisselatü Vesselam'ın yolunu yürüten zatlardır.
Rabbil Alemin bizleri Kur'an'dan ayırmasın, sünnetten ayırmasın, kendi cemalinden ayırmasın, Habibinden ayırmasın, dostlarından ayırmasın, Rabbim bizleri ihlaslı kullarından eylesin inşallah. Yuridûne veçhehu sadece kendi rızasını isteyen kullarından eylesin. Kalbimizden makam sevgisini, benlik sevgisini çıkarıp atmada Rabbim bizlere yardımcı olsun, yardım eylesin inşallah. Rabbim amelini ihlasla yapıp da kıyamet gününde o amellere en mühtaç olduğumuz gün berbat olmayan kullarından bizleri eylesin inşallah.
Rabbim şeyhimizin makamını âli eylesin. Kılıcını keskin eylesin. Himmetini yüce eylesin. Evlaklarını kendisine hayrul halef eylesin inşallah. Rabbil alemin buraya da ihlaslı ve sadık içi dışı bir sırf Allah rızası için hizmet eden dervişlere gelmesini nasip eylesin inşallah. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Amin.
Hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamberi Zişan efendilerimizin ruhlarına. Cihari Yarı Güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık Ömer Faruk Osman Ezin Nureyn Ali Murtaza radiyallahu an hazretlerinin ruhlarına. Aşerî mübeşerenin evladı Resulullah Zevce-i Resulullah İmam-ı Hasan İmam-ı Hüseyin 72 şühedanın Şehidi Kerbelanın bütün şühedanın tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına. İmamımız İmam-ı Azam Ebu Hanife İmam-ı Şafi İmam-ı Malik İmam-ı Hameli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına hediye eldeki vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi haberdar eyle ya Rabbi feyzatlarını himmetlerini şefaatlerini dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi Amin 3 İhlas bir Fatiha-i Şerife Amin Hasıl olan sevabı biz Seyyid Abdülkadir Geylani Seyyid Ahmet El Rifai Seyyid Ahmet El Bedevi Seyyid İbrahim Dursuki Şeyh İbul Hasan Eşşazeli Şahı Nakşi Benli Muhammed Bahaddin
Şahı Mevlana Celaleddin Rumi Şahı Hacı Bektaş Veli Şahı Hacı Bayramı Veli Mehmet Muhiddin Üftade Veysel Karani Muhiddin Arabi Niyazı Mısri Ve Bütün Pir ve Piran Efendilerimizin Ruhlarında Hediyeledik Vasıl ve Hissedar Eyle Ya Rabbi Haberdar Eyle Ya Rabbi Peyzatlarını Himmetlerini Şefaatlerini Dualarını Üzerimizden Eksik Eyleme Ya Rabbi Amin 3 İhlas Bir Fatiha-i Şerife Amin Hasıl olan Sevabı Geçmiş Üstatlarımızdan Abdurrahime Tantavi Abdurrahime
Nişavi El Hâk El Hâfız Edubeki Sıddık Çorumi Hacı Alaydar Efendi El Hâd Çorul Mustafa Anaç Efendi Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin Kaçuni Dergahının Kabbaşi Dergahının Ve Bütün Geçmiş Mürşidi Kamillerin Velilerin Evliyaların Dervişlerin Müminlerin Ruhlarına Yâ Rabbi Bilhassa Üstadımız Bayandırlı Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin Ruhaniyetlerine Ced Vedadalarının Ruhaniyetlerine Yaşayan Bütün Mürşidi Kamillerin Velilerin Evliyaların Bütün Derviş Kardeşlerimizin Ve Ümmet-i Muhammed'in Ruhaniyetlerine
Turuk Aliye'den Akraba ve Talukatlarımızdan Geçenlerin Ruhlarında Hedieledik Vâsıl ve Hissedar Eyle Yâ Rabbi Haberdar Eyle Yâ Rabbi Ve İzatlarını Himmetlerini Şefaatlerini Dualarını Üzerimizden Eyleme Yâ Rabbi Âmîn Ve selâmün Aleyl-i mürselîn Ve âlihim Velhamdülillâhi Rabbil alemin Euzü Billâhi Mineşşeytanirradîm Bismillahirrahmanirrahîm İftal-i zikr Fa'lamennâhû La E La El-Fatiha Ma
Salavat
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.