Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Temmuz 2026 · 45:53
Malum altı aylık bir itikaf sürecimiz oldu. Dört aylık erbayın yapacağız derken altı ay itikaf oldu. Antepli'ye kardeş hoş geldin. Nasılsın iyi misin? Allah'ım bütün cemaatin içerisinde en özel sensin bak. O yüzden mi? Otur. Malum bir itikaf sürecimiz oldu. İtikaf sürecinde tabii yok mu? Olmayan sıkıntı yok. Masus'ta vardır bir sıkıntı. Bu itikaf sürecinde tabii itikaf da oldu bitti geçti gitti öyle diyelim. Cenab-ı Hak en hayırlısını versin inşallah.
Cümlemizi sevsin, sevindirsin, muhafaza eylesin. İyisiyle, kötüsüyle, doğrusuyla, yanlışıyla gitti. Bu konuya çok girmek istemiyorum. Hepiniz üç aşağı beş yukarı kimisi otuz beş otuz altı yıldan beri beni tanıyorsunuz. Herhalde kırk dört bin lira para için benim böyle bir hani Allah beni affetsin söz konusu üzerime atılan bu suçu işlediğimi inanmıyorsunuzdur. Zaten böyle bir şey de söz konusu değildir. Ama yaşanacak olan yaşanıyor. Demek ki böyle bir imtihana duçar olacakmışız. Böyle bir imtihana duçar olduk. Hz. Mevlana'nın bir sözü var. Şunu koy yine içine. Hz. Mevlana'nın bir sözü var. Benim çok hoşuma gider bu. Kader ağını ördüyse insan evlat katili olur der. O yüzden kader ağını ördüyse mutlak manada onu durduracak bir şey yok.
Haklı iken haksız oluyorsunuz. Suçsuz iken suçlu oluyorsunuz. Hele bir de adınız Mustafa Özbağ ise bu daha da sıkıntılı oluyor. Şükür hamdolsun. Bir altı aylık zikir halakasından bir ayrılığımız oldu. Sohbetlerden ayrılığımız oldu. Aslında kendi içimde, kendi dairemde ben zikir halakası oydu buydu ona devam ettik elhamdülillah. Bu noktada eksikliğimiz olmadı. İtikafa niyetliydim zaten. Dedim ki çıkıncaya kadar itikafa niyetliyim. Öyle itikafta geçti. Rabbim inşallah Kur'an ve sünnet yolunda bizleri daim eylesin. Bu süreçte arkadaşlar sabrettiler. Allah razı olsun. Gelinip gidilmesini çok istemedim. Çünkü malum o yerlerde yanına çok gelinip gidilirse rahatsız oluyorlar. Hatta böyle fazla geleni gideni olursa hemen gönderiyorlar başka yere.
Ondan sonra bu tip böyle sıkıntılar söz konusu oluyor. O sıkıntılar söz konusu olduğundan arkadaşlara gelip gitmeleri için, gelip gitmemeleri için özellikle belirttim. Dedim kimse gelmesin. Hatta bu konuda net bir tavır koydum. Hakkınızı helal edin. Çünkü orada gelip giden fazla olsa bana sıkıntı yapacaklar. Zaten tedirginler benden. Öyle olunca daha da başımıza iş almayalım, bir sıkıntı almayalım diye. Çünkü kimse sorumluluğu üzerine almak istemiyorlar. Gönderiyorlar bir tarafa. Öyle bir şey de yaşanmaması için. Dedik ki arkadaşlar gelip gitmesin. Şükür hamdolsun derslerinize devam ettiniz. Problemsiz bir şekilde çalışmalarınıza devam ettiniz. Kardeşliğinize devam ettiniz. Bu noktada hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Malum başta görevliler olmak üzere. Hamdolsun bu sıkıntılı süreci selametle atlatıldı. Bir problem yaşanmadı. Bu sizin aynı zamanda da bir topluluk olduğunuzu ve toplulukta şahısperestlik olmadığını, Kur'an sünnet dairesinde burada durduğunuzu, yol üzerinde durduğunuzun göstergesi. Bazen insanlar normalde şahısperest olurlar. Şahısperest olunca, o şahıs ortadan kaybolunca o topluluk da ortadan kaybolur. Etkinliğini yitirir. Bu normalde genelde Müslüman topluluklarda böyle bir hastalık vardır. Mesela bir siyasi lider vefat eder, arkasında parti dağılır. Veyahut da bir cemaatin başındaki kimse vefat eder, cemaat dağılır. Veya bir tarikatın başındaki bir üstad vefat eder, arkadan tarikat dağılır.
Bunlar şahısperestlikten olur. Şahsa bağlılıktan olur. Veyahut da bir yerde bir zakir vardır. Şeyh Efendi o zakirin görevini alır, başka birisini zakir eder. Oradaki cemaat dağılır. Bunlar hep şahısperestlikten kaynaklanır. Oysa önemli olan yolcu kadar yol da önemlidir. O yüzden o kimse şahısperest olmamalı. Veyahut da oradaki nakibi nükabbalık vermez, üstad nakip tozutur. Veya zakire bir makam vermez, zakir tozutur. Orada normalde cemaatin dağılmasına sebep olur. O yüzden yoldan çıkaracak olan şeytanlaşmış insanlar olur. Onların bir iki lafına bakar, insanlar orada yoldan çıkarlar. Oradaki topluluk dağılır. Bunlar hep böyle cemaatlerin, tarikatlarının içerisinde hastalıktır. Mesela işte ehli tasavvuf ne yapar?
Böyle hastalıklı bir kimsenin dersini alır, dergaha girmeyeceksin sen der. O kendisine yapılmış bir şey zanneder onu, değil. O hastalıklıdır çünkü, hastalığını yayar etrafa. Etrafa yayılmasın diye, onun kangren olmasın diye onun dersi alınır, gönderilir. Çünkü onun açtığı yaradan o daha fazla zarar görür. Yani normalde o daha fazla zarar görür, onun farkında değildir o. Sen bir kişiye fitne koyarsın, o fitne orada yükselir. Fitnenin başı sensindir. Oradan cemaattan kaç kişi ayrıldı? On kişi ayrıldı. On kişinin sebebi o olur. Bakın, on kişinin sebebi olur o. Yani normalde çünkü o on kişiyi getirmek için bütün topluluk, bir sürü fedakallık etmiştir, bir sürü hizmet etmiştir, birçok şey yapmıştır.
Bir tanesi fitneci başı birisi gelir, ortaya bir laf söyler, ortaya bir hareket eder. Oradaki topluluğun dağılmasına sebep olur. Orta yere bir fitne koyar. Bunun karşılığı cehennemdir. Bunun farkına varmaz o kimse. O üstad onun dersini alır. Sebebi şu, sen hastasın, hastalığını yayıyorsun. Sen ne kadar hastalığını yayarsan, senin cehennemdeki azabın o kadar artacak. Neden? Senin yüzünden giden bir kimseyi kim geri getirecek? Senin yüzünden kim geri getirecek onları? Senin yüzünden dağıldı. Veyahut da işte bir çavuş veya bir zakir kendi kendine artistlik yapar. Ben bırakıyorum görevi der, bırakır. Onunla beraber birkaç kişi gitti, iyi gitti. O gidenlerin hesabını kim verecek? Bunu düşünmez insanlar.
Allah muhafaza eylesin. Ama şahısperestlikten uzaklaşıldıysa, Kur'an sünnet tarihinde insanlar oradaysa, Kur'an sünnet tarihinde bağlılıklarını orada devam ettiriyorlarsa, şahıslar değişse de onlar yollarına devam ederler. Şahıslar değişebilir. Bugün Mustafa Özbağ gider, yerine başka bir kimse gelir. O gider, yerine başka bir kimse gelir. Veyahut da bir zakir değişir, başka bir zakir olur. Bir çavuş değişir, başka bir çavuş olur. Oradaki devamiyet söz konusu olması lazım. Devam etmesi lazım. Ama bazen insanlar şahısperest olur. İşte şeyh gitti, dervişliği de gitti. Zakir gitti, onun dervişliği de gitti. Veyahut da oradan birisi bir dedikodu çıkardı. Dedikodudan birkaç kişi gitti, gitti.
Bir dedikoduya bakıyor. Onun gitmesi de. Enteresan bir şey. O giden kimse normalde, giden kimse de gönderen kimse kadar veya ona vesile olan kimse kadar da sorumlu. Neden? Sen ne ama dedikoduya kulağına tıkamadın, sen ne ama boş lafa kulağına tıkamadın. Bunlar İslam dünyasının genel hastalıkları. Allah bizi muhafaza eylesin. Hamdolsun. Yani buradan fotoğraf kareleri geliyordu bana. Ben fotoğraf karelerine bakıyordum. Şimdi bunları söylemek istemiyorum. Öbür türlü de fotoğraf kareleri geliyordu. Normalde o derslere takip edenler, derslere devam edenler hamdolsun yolun hakkını, hukukunu verenler Allah katında ecirleri de muhakkak verilecektir.
Rabbim ecrinizi artırsın inşallah. Amin. Bu konularda zaman zaman muhakkak değineceğiz. İşte oradaki tecrübelerden ve hatta oradaki yaşananlardan alınan ölçüleri. Kısaca ben konuya bu akşamki derse girmek istiyorum aslında. Çocuklarınıza sahip çıkın. Ufaklığından itibaren kız, erkek hiç önemli değil. Çocuklarınıza sahip çıkın. Çocuklarınıza kol kanat gerin. Çocuklarınızı terbiye sistemine, terbiyesine dikkat edin. Çünkü bunu böyle çıplak gözle gördüm. Ülke uyuşturucu bataklığının içerisinde yüzüyor. Ve şu anda cezaevirlerinde yatanların yüzde ellisi altmışı uyuşturucudan. Bu çok büyük bir rakam.
Ve bunların büyük bir çoğunluğu genç. Yani 18'de 40 yaş arası. Ama bunun 18'de 30 yaş arası daha büyük yoğunlukta. Ve uyuşturucuyla beraber hepsinde hırsızlık, yağmacılık, hırsızlık, yağmacılık evindeki halıyı satıyor adam. Uyuşturucu parası bulmak için. O yüzden çocuklarınızı sigaradan uzaklaştırmaya çalışın. Ve sigara içen bir çocuk, kız erkek önemli değil. Uyuşturucu içme adayı. Ve bunu hep benden dinlediniz. Tekrar söyleyeceğim. Buradaki en kötü derviş, buradaki en kötü derviş. Dışarıdaki insanlardan çok temiz.
O yüzden çocuklarınızı erkek kız önemli değil. Dergahta yetiştirmeye gayret edin. Dergahta yetiştirmeye gayret edin. Ve çocuklarınızın elinden tutun, getirin. Ve bütün arkadaşlara bu nasihatim. Sakın bir kimsenin buradan uzaklaşmasına sebep olmayın. Sakın ha. Bunun vebali çok büyük. O yüzden saygılı davranın, birbirinize muhabbetli davranın, birbirlerinize kol kanat gerin, birbirlerinizin çocuklarını muhafaza edin, birbirlerinizin çocuklarını kırmayın, üzmeyin, onları incitmeyin. Ve o gençlere karşı daha toleranslı, daha onlara samimi davranın. Gerçekten o gencecik çocukları gördükçe, gencecik çocukları gördükçe içim parçalandı.
İçim yandı. Gencecik her biri. Yani 20 yaşında. Bir bela daha sarmışlar ülkenin başına. İBAN. Hani İBAN var ya İBAN'ın kullandırma. Bir bela daha sarmışlar. 20 yaşındaki çocuk, 20 yaşında. Hani İBAN'dan dolayı içeride. 20 yaşında. Okulda olması gerekirken, okuması gerekirken İBAN'dan dolayı içeride. 28 dosya, 30 dosya. İkişer yıl ceza yemiş olsa 60 yıl ceza alacak. 60 yıl ceza alacak. 30 yıl, 40 yıl ceza alacak. 20 yıl ceza alacak. 20 yaşında bu delikanlı. 20 yaşında. Çocuk 19 yaşında içeri girmiş. 21 yaşında içeride 2 yıldan beri. Ve daha savcılık müddet hazırlamamış. Ne o?
İddianame hazırlamamış. O topu o mahkemeye atıyor. O topu başka mahkemeye atıyor. O başka mahkemeye atıyor. Adam içeride yatıyor ama çocuk. Dedim kaç yıldır yatıyorsun, 2 yılı bulacak hocam dedi. Bu bayrı başka bir hastalık. Hepsi de genç bunların. Hepsi de genç. Suçlu, suçsuz bunu ben bunu ayırt edecek noktada değilim. Ama 20 yaşında, 23 yaşında, 25 yaşında, 30 yaşında, 40 yaşında, 40 yaşında arkadaşı demiş ki ya bana telefonun lazım bir IBAN ver bana bir yerden alacağım var. Vermiş telefonu ona. O IBAN'ını vermiş onun. IBAN gelmiş ona. Ama o da başkasına atmış aynı telefonu. Tamam bitti adam içeride. Kadın erkek, hiç kimseye IBAN'ınızı vermeyin.
Kadın erkek, hiç kimseye TELEFON'unuzu vermeyin. Bütün dervişlere kesin emir. Hiç kimseye IBAN'ınızı vermeyin. Hiç kimseye TELEFON'unuzu da vermeyin. Ya konturum kalmadı, ben bir evi arayacaktım. Söyle ben, söyle ben arayayım, ben konuşayım. Ben konuşuvereyim. Almış arkadaşından telefonu. Açmış telefonu. Bir hakaret etmiş, bir tehdit etmiş içeride. Telefonun sahibi içeride. Telefonun sahibi içeride. Tehditten. Elinize silah almayın. Elinize silah almayın. Evinize silah koymayın. Ruhsatlı hariç. Silah iki buçuk yıl içeride.
Ceza. Evet. Sakın ha. Öyle kabadaylık yapacağım diye uğraşmayın. Sakın ha. Sakın. Öyle belimi alayım, göstereyim. Sakın ha. Sakın. Allah muhafaza eylesin. Kimseyi tehdit etmeyin. Öldürürüm, döverim, şunu yaparım. İçeridesiniz. Hanımlarınızı el kaldırmayın. İçeridesiniz. Hanımın, hanımlarınıza kötü söz söylemeyin. Tehditvari konuşmayın. İçeridesiniz. Dinliyor mu seninki şimdi? Eyvah eyvah eyvah eyvah. Sen yandın ya şimdi Antep'e nasıl gideceksin sen şimdi? Tam konusu değil mi? Sen dolmayı sakın bir daha ters çevireyim değil mi?
Sakın. Nereden derviş oldun? Kılıbık olacaksın, çıkacaksın sen şimdi buradan. Eyvah ki eyvah. Yandı Antep'li bizim. Sakın ha. Gerçekten bunları ciddi olarak söylüyorum. Yasa böyle. Bir yasa çıkarmışlar. Yasa böyle. Hiçbir şey yapmana gerek yok. Kadın bir basıyor tuşa. İçeridesin. Ben kimseye ne oldu sormuyorum. Hocam caiz mi? Ben hiçbir şey demedim diyor. Bastı tuşa diyor. Geldim buradayım diyor. Yaptı yapmadı bilmiyoruz. Söyledi söylemedi bilmiyoruz. İçeridesiniz kesin. En az iki buçuk üç ay.
Adam hanımını pikniğe götürmüş. Karavandan böyle gel git yaparken. Ondan sonra karavandan eli böyle karavanın altında mı ne kalmış. Kırık çıkık yok. Hiçbir şey yok. Ondan sonra hastanede iki gün başında kalmış. Bir şey yok. Çıktıktan sonra kızı demiş ki şikayet et babamı. Şikayet dedi adam içeride. Neden içeride olduğunu da bilmiyor. O yüzden hanım bir şey diyorsa teşekkür ederim. Bana müsaade diyeceksiniz. Ben sen basma tuşa. Ben kendim giderim diyeceksiniz. Öyle giderken de kapıyı çarpmayın. Marpmayın. Öyle camı çerçeveye indirmeyin. Yok. Usulünle gidin. Tatlı bir şekilde gidin. Hayırlı akşamlar. Allah'a emanet olun. Öyle gidin. Bu Antepli duramayacak bugün durduğu yerde.
He. Alkışlayacaksın. Ne güzel yaptın. Sen olmasaydın ben ne yapardım diyeceksin. Dudaklarını ısırma. Alışacağım bunlara. Tamam. Dervişlik böyle bir şey işte. Allah yiyesin inşallah. Bugün kısa bir sohbet. Bugün zikirle alakalı sohbet hazırlamamıştım. Bela ve musibetlere karşı müminin tavrı nasıl olmalı? Bununla alakalı kısa bir sohbet. Biraz sohbeti uzattıydım ama saat on kısa kısa inşallah birkaç ayet, birkaç hadis bu konuda inşallah. Sonra zikrullah'a geçelim. Bismillah. Allah'ın versiyyzitä. M.K.
M.K. Taim eğileceksek ve kaim eğileceksek, Kur'an ve sünnet tarihsinde sımsıkı yapışacaksak, geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete mi gideceğinizi düşünüyorsunuz?
Ayet-i Kerimisi bizim üzerimizde tecelli edecek. O yüzden mallarımızdan, canlarımızdan, anne babalarımızdan, eş ve çocuklarımızdan biz imtihan yaşayacağız. Veyahut da ben ona imtihan demem, genel olarak ne derim? Cenab-ı Hakk'ın cilvesi derim. Biz onlarda ne yapacağız? O yüzden o sıkıntılara karşı biz göğüs gereceğiz, onlarda normalde kurtulmanın yolunu arayacağız. Ben hatta bir müddet öyle dedim. Bana bundan sonra sabır ne derlerse, suçsuz yere cezaevinde yatmaya sabretmek diyeceğim dedim. Yani kendi dairemde sabır ne? Suçsuz yere cezaevinde yatmaktır. Gerçekten buna güzel sabır lazım. Cenab-ı Hakk'a hamdolsun ki gönlüme itikafı koydu. Dedim ki itikafa niyet ettim. Çıkıncaya kadar dedim itikaftayım.
Çıkıncaya kadar itikafta durmaya niyet ettim. Ve itikaf çıkardım. Ha sünnet-i senede altı aylık itikaf yok. Evet yok ama ne gün çıkacağım belli değil ya benim. O yüzden ha şimdi çıkarız, ha yarın çıkarız. Ondan sonra benim itikafım aynı şeydeki gibi. Hani seyahate çıkıyorsunuz ya, ne zaman döneceğiniz belli değil. Orada da kalacağınız belli değil. O yüzden şeyden çıkmıyorsunuz siz seferlikten. Benimki de o hesap. Ben de hiç itikaftan çıkmamış oldum. Her kim sabreder ve suç bağışlarsa bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir. Ve normalde bizim başımıza bir şey geldi, bir sıkıntı geldi, arkadaşlardan geldi, kardeşlerden geldi, eş ve çocuklardan geldi. Veyahut da ne bileyim işte annemizden babamızdan geldi, bir yerlerden geldi.
Veyahut da hastalık geldi veya başka başımıza değişik sıkıntılar, imtihanlar geldi. O zaman sabredeceğiz. Bize karşı hata, yanlış, eksik yapanları da affedeceğiz. Onların da affetme noktasında herhangi bir geriye adım atmayacağız. Yalnız bu bizim nefsimizle alakalı bir şey. Bunu karıştırmayın. Ama bu cemaate bir şey demiş o kimse. Bu benim kendi nefsimle alakalı değil bakın. Yolla alakalı bir şey yapmış. Bu benim nefsimle alakalı bir şey değil. O kimsenin gelecek buradan helallık alacak. Benlik bir şey yok çünkü. Neden? Sen bu cemaate karşı hata yaptın. Sen bu cemaate karşı yanlışlık yaptın. Bunu helallaşma bana ait değil.
Veyahut da size ait de değil. Nefsinize karşı bir şey yaptıysa affedin. Bu Allah'ın sevdiği bir şey. Hani Yahudi bir kadın geldi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini ve sahabeleri zehirledi. Sonra kadını getirdiler. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, Benimle alakalı bir sıkıntı yok dedi. Ben seni affettim. Ama dedi eğer ki ashab onlara bir şey olursa dedi, O zaman onun cezasını veririm sana dedi. İki üç gün sonra iki tane sahabe, aklımda kalan o şehit oldu. Zehirlenmekten dolayı. O zaman kadını tekrar getirttirdiler. Şehit olunca onu rejim ettirdi. Sebep, kendi nefsiyle alakalı değil bak. Oradaki o iki tane sahabeyle alakalı.
O zaman biz evet affedici olacağız ama kendi nefsimizle alakalıysa affedeceğiz. Adam benim üzerimden cemaata laf söylüyorsa bu affetme bana ait değil. Bazen dersini aldığım veyahut da böyle problem yaşayan dervişler gelip benimle helallık istiyorlar. Diyorum ki benim hakkım helal. Sıkıntı değil. Ama cemaatin hakkını ne yapacaksın? Senin yüzünden gidenlerin hakkını ne yapacaksın? Bunu helal etmek bana ait değil. Allah bizi affetsin. İçinizden mücahede edenler, sabır gösterenler belli oluncaya kadar elbette sizi imtihan ederiz. Yani bu ölünceye kadar imtihan. Sen Allah yolunda mücadele ediyorsan, mücahede ediyorsan, Allah yolunda koşturmaya devam edeceksin ve bu yolda da sabırlı olacaksın.
Bu yolda da sabırlı olacaksın. Bu yolda sabırlı olmazsan o mücadeleyi yerine getiremezsin. Yanlış anlaşılacaksın, doğru anlaşılacaksın, eksik anlaşılacaksın. Allah yolunda koşuşturuyorsan, Allah yolunda mücadele ediyorsan, sen orada sabırla duracaksın. 35 yıl duranlar gibi. Duracaksın orada. Veyahut da 40 yıldır, 39 yıldır bayındırdaki duranlar gibi. Sabredeceksin, duracaksın orada. Rüzgar tatlı esecek, sert esecek, yumuşak esecek. Fırtına olacak, kar yağacak, boran olacak. Her şey olacak bu yolda. Sen orada kendini sabit tutacaksın. Bu benim hakkımdı. Yok hakkımı yediler. Yok işte o çavuş olmazdı.
Nereden o çavuş ettiler? Yok o zakirlik nereden bilecekmiş? Ben olmalıydım. Otur, oturdun yere. Sabırla otur. Çünkü bu yol uzun bir yol. Son nefese kadar gidecek olan bir yol. O zaman sen o mücadelede, o mücahedede sabırla dur. Çünkü belli oluncaya kadar, yani bu sabitleşinceye kadar imtihana devam edeceksin. O çalkantı, çalkantılı, o yol devam edecek. Elek hep çalışacak, elek durmayacak. O yüzden sen sakın ha, nefsine uyanlardan olma. Şüphesiz, bakın bu da müjdesi. Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır. İnşirah ayet 94'e 5'e 6. Bakın hiçbir zorluk ebedi değildir. Her zorluğun, her sıkıntının, her musibetin, her derdin bir kolaylığı vardır.
Sen sabredersen o kolaylık sana ulaşır. Maddi manevi. Maddi manevi o kolaylık sana ulaşır. Sen sabredenlerden ol, mücadele edenlerden ol. Sen geri adım atma, kendini dağıtma. Sen kendini dağıtırsan o zaman yapacak bir şey yok. Ama sen eğer ki sabredersen, o zaman Cenab-ı Hak o sabrının neticesinde sana bir kolaylık verecek. Senin gönlüne ilham eylecek. Gönlünü derinleştirecek. Gönlünü genişletecek senin. Ayna gibi yapacak senin gönlünü. Tecelli edecek senin gönlüne. Senin gönlüne tecelli edecek. Ve seni ihya edecek. O zaman sen, Mahpushane duvarlarına kan çiçeği besletecek sana. Onu göreceksin ama.
O dikenli tellerin hepsine bir esmai okuyacaksın. Onu göreceksin, onu yaşayacaksın sen. Ama o sabırla Cenab-ı Hak senin zindanını cennet bahçesine çevirecek. Sabırla senin zorluğunu kolaya çevirecek. Sabırla senin darlığını genişletecek. Sabırla sana o güne kadar verilmeyen verilecek. Sabırla o güne kadar görmediğini göreceksin. Sabırla ayağında eyan olacak her şey. Namaz, zikir, sabır helva gibi yapacak seni. Ve Cenab-ı Hak senin ufkunu aşacak. Cenab-ı Hak senin ayrı bir sekine verecek sana. Çünkü her zorluğun yanında muhakkak kolaylık kolundadır onun. Yanındadır. Zorluğu görme, kolaylığı gör. Ve kolaylığı gördüğün anda kalbin sükunete erecek.
Kalbin sekineye ulaşacak. Allah bizi onlardan eylesin. O yüzden hani meşurdur ya her gecenin sabahı, her sabahın da bir aydınlığı vardır. Her gecenin sabahı vardır. Gece zor geçebilir, sıkıntılı geçebilir, uykusuz geçebilir. Acılar içinde geçebilir. Hiç önemli değil. Soğuk olabilir, sıcak olabilir, kanter içerisinde kalabilirsin. Hiç önemli değil. Üşürsün, sabaha kadar titrersin. Kar yağıyordur, karın altında kalırsın. Boranın içerisinde kalırsın. Ama muhakkak sabah gelir. O sabahın aydınlığını yaşarsın. Allah bizi onlardan eylesin. Hadis-i seyreti Allah Resulü buyurdu ki Müminin işi ne kadar hayret vericidir. Onun her işi hayırlıdır. Bu durum sadece mümine mahsustur.
Kendisine bir nimet gelirse şükreder. Bu onun için hayır olur. Bir sıkıntıya uğrarsa sabreder. Bu da onun için hayır olur. O yüzden sıkıntılar gelecek. Sıkıntılara sabredilecek. O size hayır olacak. Bu hastalık olur, bu bela olur, bu musibet olur. Bu her şey olabilir. Sizin nefsinizin hoşuna gitmeyen her şey olabilir. Herkesin de imtihan perdesi kendine aittir. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ateşler içinde kıvranıyor ya. Sahabeler üzülüyorlar. Diyorlar ki sana da mı ya Resulallah? Hani sana da mı bu sıkıntı? Sana da mı bu kadar acı? Diyor ki, bu hadisi kutsidir. Diyor ki, bela ve musibetin büyüğü peygamberlere. Ondan sonra velilere.
Ondan sonra velilerin etrafındaki kimseleredir. O zaman işte ben derviş oldum. Bana bir sıkıntı gelmeyecek. Böyle bir dervişlik ben tanımıyorum. Ya ben ders aldım de işte bir problem yaşamayacak. Yok yaşarsın kardeş. Hani adamın birisi gelmiş ya derviş olmak istemiş. Demiş ki efendim ben derviş olmak istiyorum. Olur evladım demiş. Herkes böyle virt alıyor ya. Benim virtim ne demiş. Şeyh Efendi almış bir tane 99'luk tesbih. Demiş. Bir çekmiş eyvallah. Bir daha çekmiş eyvallah. Bir daha çekmiş eyvallah. Oğlum ne yaparlarsa eyvallah diyeceksin demiş. Her şey eyvallah diyeceksin. İyi. Oradan çıkmış yürüyor. Bir kadın bağırış çağırış hırsız var. Aha diyor.
Bu adama benziyordu. Bu adam hırsız. Zabıtalar almışlar götürmüşler bunu. Eyvallah diyor. Karakolda vuruyorlar tokadı. Eyvallah. Sen mi hırsızlığı yaptın? Eyvallah. Ardından bir de orada ceset çıkıyor. Bir de ölü var orada. Sen mi öldürdün? Eyvallah. Şunu mu yaptın? Eyvallah. Bunu yaptın? Eyvallah. Hakim kararı veriyor. Asılmasına. Eyvallah. Kuruyorlar dar ağacını. Çıkarıyorlar. İlmeğe başına koyuyorlar. Diyorlar ki son sözün ne? Eyvallah diyor. Oradan birisi dayanamıyor. Bırakın diyor elin garibini diyor. Asıyorsunuz. Hırsızlığı yapan benim. Onu öldüren de benim diyor. Dönüyorlar diyorlar. Neden böyle yaptın? Eyvallah diyor. Ona da eyvallah.
İniyor idam sehpasından dosdoğru koşuyor dergaha. Şeyh Efendi diyor ki şu tesbihini de al. Şu eyvallahını da al. Diyor canımı zor kurtardım. Diyor ki canımı zor kurtardım. Siz böyle dönenlerden olmayın. Topuklarının üzerinden dönenlerden olmayın. Ama mümin için sıkıntı, bela, musibet, dert, gam, kasvet, eş, çoluk, çocuk, iş hepsi de ne? Bize Cenab-ı Hakk'ın lütfu, ikramı. Biz onu imtihan olarak görürsek böyle biz daraltıya gireriz biz. Biz onu diyeceğiz ki Cenab-ı Hak bu hatunu bana ikram etti sabredeyim. Antepli buradan çıkış yok Antepli ya. Eyvallah. O yüzden ki ne gelecekse başımıza gelecek. Allah bizi affetsin.
Ne olacakmış bizim için? Hayır olacakmış. Yorgunluk, hastalık yine hadis-i şerif. Yorgunluk, hastalık, üzüntü, keder, eziyet ve hatta ayağına batan, diken bile mümine isabet ederse Allah bunlar sebebiyle onun günahlarını bağışlar. Sizin başınıza gelen her türlü musibet, sıkıntı, yorgunluk, hastalık, üzüntü, keder, eziyet, hatta ayağınıza bir diken batsa, yolda giderken ayağınızı bir taş alsa, neden ayağımı taş aldı deyip de taşa vurma.
Sebep, senin günahlarını bağışlanmasına sebep o. Diken battı diye dikenden şikayetçi olma. Sebep, senin günahlarının affolmasına, bağışlanmasına sebep. Hatun bir laf söyledi, sakın bir şey deme, neden sabret günahların bağışlansın. İmtihan her taraftan gelecek ve imtihan size çarptığı andır diyor hadis-i şerifte. Size çarptığı andır. O andaki tepkiniz sizin. Sonra toparlamaya çalışmayın. Siz devamlı zikir üzerine olun, çarptığı anda ne yapıyorsunuz? Kendinizi normalde muhafaza ediyorsunuz. Ayet-i kerime, Yusuf ayet 18. Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak olan Allah'tır. Bu Yakup aleyhisselamın sözü.
Rabbim bizleri o söze sabit olanlardan eylesin. Terimiz'i ve İbn-i Mace'nin naklettiği hadis çok hoşuma gider. Bu hadisi de bir sufilik ölçüsü. Sufilik ölçüsü olarak alırım hayatımda. İnsanlara karışıp onların eczalarına katlanan Müslüman, onlara karışmayıp eczalarına katlanmayandan hayırlıdır. O yüzden insanların arasına karışıp onların eczalarına katlanan kimseler, insanların arasına karışmayıp inzivayet çekilenden daha hayırlıdır.
Zümer ayet 10. Sabredenlerin mükafatları muhakkak hesapsızdır. Allah bizi hesapsız mükafatlar versin inşallah. Bir soru var kısaca hemen ona da değinelim. İnsanları Allah yolundan çevirmek, onu inkar etmek, mescid-i haramın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Hac suresi ayet 25. Allah'ın yolundan men etmek ve onu inkar etmek, mescid-i haramdan haç ve ömre yolculuğuna ve diğer İslami şiarın canlı tutulmasını engellemek, halkını oradan çıkarıp sürmek ise Allah katında daha büyük günahtır. Bakara 217. Soru. Ümre ibadetinin engellenmesi yani ihsar, şafi mezhebine göre yalnızca düşman veya zalim bir güç tarafından çeşitli yolların kesilmesiyle meydana gelir.
Buna göre ihsarı başka bir mümine karşı işleyen bir Müslüman, derviş, aile ferdi kim olursa olsun, fıkhen, düşman, mürtet, münafık sayılır mı? Bu cürmü işleyen aile efradı olursa buna karşı tutumumuz ne olmalıdır? İnsanları Allah yolundan çevirmek, yani bir kimse namaz kılacak, namazını onun men ediyorsunuz. Oruç tutacak bir kimse, orucunu yasaklıyorsunuz. Hani sağlık söz konusu değil ise. Veya namaz kılacak olanın namazını men ediyorsunuz. Kılmasını istemiyorsunuz. Veya bir bayan kardeş tesettüre girmek istiyor. Kocası men ediyor. Giremezsin tesettüre diyor. Veyahut da işte zikrullaha gelecek o kimse, kadın erkek, eşlerden birisi gidemezsin diyor. Bizi evde bırakıp da nereye gidiyorsun diyor.
Gitmeyeceksin diyor. Veyahut da zikrullaha gelecek olan bir çocuğu anne babayı yasaklıyor. Veyahut da zikrullaha gelecek olan bir kadını kızı anne baba yasaklıyor. Veyahut da hacca gidecek olan bir kimseyi ama devletsel olarak sistem ama ailenin bir ferdi yasaklıyor. Zalim olmuş oluyor. Veyahut da bir kimse ümre ibadeti yapacak. Ümre ibadetini aile fertlerinden birisi yasaklıyor. Gidemezsin diyor. Zalim oluyor. E bu yasaklaması eğer ki o ibadete karşı inancı yok ise kafir oluyor. Namazı yasaklayan kim namazı yasaklar? Bir farz ibadeti kafirler ancak yasaklar.
Mesela bir dönem hacca gitmek yasaktı Türkiye'de. Mesela şu anda kota koyuyorlar ya bu ayrı bir yasak. Zalim bir sistem hac yolculuğuna kota koyamaz. Hacca kota koyamaz. Yol emniyetini sağlamak zorundalar. Yol emniyetinden dolayı da yasaklayamaz. Sağla yol emniyetini. Ya da bırak Müslümanlara Müslümanlar kendileri sağlasınlar yol emniyetini. Her kim yasaklarsa zalimdir. Hani bazen diyorlar ya bu hacca nam'a gidiyorlar. Bu hacca yasaklanması lazım diyen kafir oluyor. Cumartesi bir kızcağız soruyordu.
Söylüyordu. Okulda zikirle alakalı öğretmen alay ediyormuş. Öğrenciler de gülüyormuş. Dedim öğretmen kafir oldu. Hiç kimsenin haccını, ömresini, namazını, orucunu, zekatını engelleyemezsiniz. Engellerseniz kafir olursunuz. Bakın engellerseniz kafir olursunuz. Çünkü haçla alakalı yol bulabilen gitsin diyor. Bitti. İstersi bir kimse yayan çıkar yola. Yayan yola çıkar. Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden farz olan ibadetleri yasaklamak. Farz olan ibadetleri küçümsemek. Farz olan ibadetlerle alay etmek. Farz olan ibadetlerin işlenmesinin normalde önüne geçmek. Allah yolunda koşuşturacak olanların önüne geçmek.
Allah yolunda mücadele edecek olanları yasaklamak kafirlikten başka bir şey değildir. Rabbim bizleri onlardan eylemesin. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun muhafaza eylesin. Cümlemizi kendi katından affetsin. Cümlemizi kendi katından maddi manevi rızıklandırsın. Maddi manevi Cenab-ı Hak işlerimizi kolaylaştırsın. Amin. Ecmain. Önzübillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftarlı zikir faylamennahu. Layla ilahe ilahe ilahe illallah. Al-Fatiha ma salavat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Ali Muhammedin
Amin Destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.