mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 06.08.2026

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Ağustos 2026 · 20:57

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i, hakkı hak bilip, hakkı yaşayan ve tebliğ eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz ediliyorsa, nerede Müslümanların hakkına, hukukuna riayet edilmiyorsa, Cenab-ı Hak hepsinden intikamımızı alsın.
Rabbim cümlemizi affı mağfiret eylesin. Cümlemizi kendi katından, emanından, dost ettiği kullarından eylesin. Amin. Ecmay. Erkeğin evde karısına uzak durması, herhangi bir temasta bulunmaması, kadın yaklaşınca, of çok yorgunum, çok sıcak, belim ağrıyor, kolum ağrıyor deyip de sürekli söylenmesi hoş mu? Hoş bir şey değil. Bu, o erkeğin biraz böyle kadınlaştığının işareti.
Bugün günümüzde böyle kadınlaşan erkekler var. Kadınlaşan erkek, kadına çok düşkün olmayan, kadınla cinsel ilişkiye fazla girmek istemeyen, feminen erkek. Bunlar böyle kendilerini kadınlardan uzak tutuyorlar. Bu böyle kadınlar için hoş bir şey değil bu. Nasıl kadın, erkek kadına gel dese, kadın gelmezse, makul bir mazereti yok ise, sabaha kadar melekler ona lanet ederler diyor.
Bu noktada da erkek hastadır, rahatsızdır. Hadi böyle bir iki olur. Ama öbür türlü, makul dairede. Herkesin bu konuda makuliyeti ayrı olabilir. Ama makul dairede, kadına cevap, erkek kadına cevap vermiyorsa, evet o kadın, o erkek biraz kadınlaşmıştır. Bu yiyeceklerden oluyor, bu etraftan oluyor, bu böyle değişik duygu ve düşüncelerden oluyor. Veyahut da kadını sevmiyor. Veyahut da kadınla, herhangi bir kadınla cinsel ilişkiyi sevmiyor. Böyle normalde erkek tiplemeleri var şimdi. Mesela işte, hani Hazreti Ömer Efendimizin fetvası bu. Hani geliyor, kadının birisi diyor ki, kocam benimle fazla ilişkiye girmiyor diyor. Ondan sonra ne zamanda bir oluyor diyor, üç ayda bir oluyor diyor.
Kadına diyor ki, bu sana yeter. Hanefiler buradan hareket ederekten, üç ayda bir cinsel ilişki olunca, yaşına göre, konumuna, durumuna göre, bu ona yeter diyor. Hani Hanefilerce. Ama üç aydan fazla oluyorsa, bir, yaşlıdır, ihtiyardır. Artık hani bizim halk dilinde, onu elemiş, onu sonra kalburuna asmıştır. Söylenecek bir laf yoktur. Belli bir yaşa gelmiştir, hasta olmuştur. Söylenecek bir laf yoktur ama kadının boşanma hakkı doğar orada. Hani söylenecek laf yok derken, kadın elli yaşındadır, dinçtir, cinsel ilişkiye girmek istiyordur. Altmış yaşındadır, cinsel ilişkiye girmek istiyordur. Adam buna muktedir değildir. Muktedir olmayınca eşine diyecek, ben buna muktedir değilim, benden boşanabilirsin.
Kadının da boşanma hakkı var bu konuda. Yani burada kadının boşanma hakkı gasp edilmiyor. İstanbul'u gasp etmiyor. Bir de bu tip mevzuları böyle konuşmuyorlar ya insanlar. Yani bu aslında normalde erkeklerin içerisindeki büyük hastalıklardan birisi. Yani erkekler artık eşlerine eskisi gibi düşkün değiller cinsel ilişki noktasında. Oysa erkekler de kadınlar da cinsel ilişkide eşleriyle özgür bir şekilde ve sık bir şekilde ilişkiye girecekler. İbadetleri çünkü daha rahat olacak. Hani bu böyle o kimsenin manevi hayatını da etkiler çünkü. Kadının da erkeğin de manevi hayatını etkiler. Evliliğinin de etkiler. Mesela eşler çok az ilişkiye giriyorlarsa onların evliliklerinde de problem vardır.
Ben yıllardan beri dinlerim problemlerin büyük bir çoğunluğu, yüzde elli, altmışı, iki eş arasındaki problemin büyük bir çoğunluğu cinsel ilişkiyle alakalıdır. Cinsellikle alakalıdır. Ya erkek tam bu konuda eşinden aradığını bulamıyordur ya da kadın eşinden aradığını bulamıyordur. Bunu normalde birbirleriyle konuşamazlar. Konuşsalar da halledemezler. Başka yerden patlak verir. Adam sen bu tuzluğu neden doldurmadın der. Patlak verir oradan. Halbuki tuzluk boş olsa ne olacak? Dolu olsa ne olacak? Asıl mesele başka bir şeydir. Mesela bu tip meseleleri konuşurken asıl meseleyi kimse konuşmaya cesaret edemez. Konuşamaz onu. Yani işte edep, adep, terbiye filan onları öne koyarlar.
Konuşmazlar. Doğru değil. İslam konuşmuş bu konuda. Yani açın Ali Rıza Demircan Hoca'yı severseniz, sevmezseniz ayrı bir mesele de. İslam'da cinsel hayat diye. Normalde ilk çıktığında bir cilt de o kitap. Yani büyük bir cesaretle yazılmış bir eser. Yani bir şey yazdığı yok. Hadisleri toplamış. Başka bir şey yok. Yani o hadisler Kütüb-i Siddha'nın içinde var. Diğer hadis kitaplarının içerisinde var. Normalde o hadisler yok değil. Hani Ali Rıza Demircan Hoca dışarıdan bir şey getirmedi onu. Mevcut otuz üç tane hadis kitabı var. Hadis kitaplarından çıkardıklarını söyledi. Bunu açık ve net söylüyorum. Bütün evli veya evlenecek olan kadın erkek, herkes Ali Rıza Demircan Hoca'nın İslam'da cinsel hayatı kitabını alıp okuması lazım.
Evli olanlar da dahil buna. Yani biz evlendik filan, eskeş buna. Evli olanlar da dahil. Alacaklar Ali Rıza Demircan Hoca'nın İslam'da cinsel hayatı okuyacaklar. O yüzden kadınlar da erkekler de evliliklerindeki cinsel hayatlarına dikkat edecekler. Birbirlerinin cinsel isteklerine de dikkat edecekler. Genelde bu böyle yok başım ağrıdı, yok yorgunum, yok işte belim ağrıdı, yok çok sıcak bu sözleri genelde kadınlardan duyarız. O yüzden dedim bunu söyleyen biraz kadınlaşmış diye. Bu kadınların bahaneleridir genelde. E tabi normalde bir adam aktifse, yani kadının bu bahanesine de kulak asmayacak. Yani nereye kadar başının ağrısı geçmeyecek, nereye kadar yorgunluğun geçmeyecek. Bunlar evlilik içerisinde hoş olan şeyler değil.
Evlilik, erkek dervişin iş yerindeki kadınlarla iş harici görüşmesi, beraber yemeğe gitmesi uygun mu? Erkeğin sınırı nasıl olmalı? E sonuçta normalde mecbur kalındığında gidiliyor. Yani bunu böyle bir yere kadar önleyebiliyorsunuz, bir yere kadar önleyemiyorsunuz. Normalde bazılarının iş hayatlarının gereği, bazı şeyleri yapmak zorunda kalıyorlar. Mesela bir şirkette çalışıyor, o şirketteki şirketin müdürü diyor ki, veyahut da patronu diyor ki, herkes akşam yemeğine toplanacak. Herkes toplanmak zorunda kalıyor. Değişik şeyler var bu konuda. Evet çok uygun değil, ama bazen kaçamayacakları noktalarda oluyor. Kocamın sürekli başkalarıyla program yapıp, eve çocuklara ve bana zaman ayırmamasından çok rahatsızım.
Benim de ilgiye, konuşmaya ihtiyacım oluyor. Bütün gün eve gelmesini bekliyorum, giyiniyorum, süsleniyorum. Bir sarılıp öpmek, iltifat etmek çok mu zor? Yoruldum artık. Evet çok zor değil. Normalde bu noktada erkekler, bilhassa derviş erkekler, eşlerine gerekli olan zamanı ve iltifatı gözden geçirmeliler. Evet biraz evlerine zaman ayırmaları lazım. Mesela işte böyle kendi arkadaşlarıyla, işte haftanın hadi bir günü, iki günü, bir günü, iki gün fazla. Hadi buluşsun ama normalde, dervişler için söylüyorum. En az üç gece derse gidiyorsunuz. En az derse giden üç gece derse gidiyor. Yusuf kaç gece ders var Çanakkale'de? Efendim?
Geri kalanında da kurslar var. Örneğin işte bir gece, iki gecede eş ve çocuklarına ayır. Aslında bunu normalde tolere etmek basit. Kaçta geldin dersten eve? On ikide geldin, birde geldin. On ikide birde doldur hanım çayı da. Hanım çayı doldursun, otur sohbet et. E benim uykum geldi, tamam o zaman yatalım. Yani normalde bunu telafi etmek kolay. Mustafa Özbağ taktikleri bunlar. Gece ders bitti, bir iki geldin. Tamam güzel, hadi meyve getir, hadi çerez getir, hadi çay getir. Hadi muhabbet, muhabbet, tamam bitti. Zaten daha ikinci çayı içerken, benim için değil bu. Genelde eşlerinizin büyük bir çoğunluğun uykusu gelecek zaten.
Zaman ayırın, problem değil. Hz. Adem Aleyhisselam ile Peygamber Efendimiz arasında yaşamış birçok peygamberin yaşları yüz kuzusunun üzerinde bunun hikmeti nedir? Neden hikmet arıyorsunuz? Dokuz yüz yıl yaşayan var. Ne güzel. Ya neden yaşları hep böyle fazla? İnsanları yola getirmek kolay mı ya? İnsanoğlu enteresan varlık ya. Nefsine uyuyor çabuk, şeytana uyuyor. Öyle olunca Cenab-ı Hakk'a bir peygamber göndermiş. Doğru yolda gidin, dosdoğru yolda gidin diye. İnsanoğlu cennette isyan çıkarmış. Yani yaklaşmayın denilen yere Havva annemiz yaklaşmış. Kendisini yakmamış. Eşini de yakmış.
Demiş gel Havva ne olursun sen de gör. E gitmiş o da tıpış tıpış. Sonuçta insanoğlu cennetten kovulmuş. Yani normalde Cenab-ı Hakk peygamber gönderiyor. Düşünebiliyor musunuz? Onca peygamber gönderiyor. İnsanlar düzelsinler, doğru yolu bulsunlar diye. Peygamberlerin haricinde veliler, evliyalar gönderiyor. Salih kimseler gönderiyor. İnsanlar doğru yolu bulsunlar diye. Yine insanı saptırıyor, yine sapıtıyor. Yine Kur'an ve Sünnet çizgisinden uzaklaşıyor. Yine gıybet ediyor, yine dedikodu ediyor, yine iftira ediyor. Yine namuslu insanları namusuna dili satıyor. Kolay değil, Allah bizi affetsin. Bir insan dersini, namazını, tevhidini çekemeyen birinin kalbi mühürlenmiş midir?
Yani efendim uğraşıyor ama hala aksatıyorsa kalbi mühürlenmiş midir? Biz bilemeyiz kimin kalbi mühürlenmiş, kimin mühürlenmemiş. Ama bir kimse namazı kılmıyorsa kalbi mühürlenir. Namazı önemli. Namazı olmayanın dini olmaz, Allah affetsin. İsmini de yazmış bu arkadaş. Bana halifelik veriyorsun, hep gözüm hep açıkken bu işi anlamak istiyorum.
Hayal mi gerçek mi bilmiyorum. Valla normalde ismini ben burada şimdi okumayayım senin. Ben hatırlamıyorum böyle bir şey verdiğimi. Biz kolay kolay vermiyoruz. Veren yerler var, gidip gidebilirsiniz, soruları veriyorlar. Evlenme niyetinde olan bir bayanın evlenici erkeğe evlendikten sonra bana her ay bir elbise alacaksın demesi ne kadar doğru.
İsteyebilir bunu, bunda bir beis yok. Normalde isteyen ister bunu evlenmezden önce kendince bir ön şart, evlilik şartı olarak koyabilir. Yani erkek de ona şunu diyebilir. Bunu almam için babana söyle her ay bana benim hesabımı 10 bin lira yatırsın. Öyle ya. Yani bir elbise, bir bayan elbisesi ne kadar bilmiyorum ama 4-5 bin liradan aşağı değildir.
Var mı bayan elbisesi satan bir esnaf? Murat, Demirtaşlı Murat. Normal bir bayan elbisesi ne kadar yavrum? Efendim? En az. 3 bin lira. O da sendedir o, toptan olduğu içindir o. Öyle mi? Normal bir dükkandan alsa, 5-4-6 bir bayan elbisesi. Şimdi bu soruda biraz böyle hani Gazali'den kaldı ya mantık kullanma diye. Her ay bir elbise aldı. 12 ayda 12 elbise oldu. İkinci ay 24 elbise oldu. Bu mantıklı geldi mi size? Var mı mantıklı gelen? Var mı böyle bir kızla evlenirim diye? Böyle bir cesaretle delikanlı aranıyor. Bende dahilim yok. Sizin giyeceğiniz bir gömlek, bir pantolon ama bizim elbiselerimizin olması lazım. Bu israf değil, bir gerekliliktir diyen bir bayan haklı mıdır?
Yavrum bunları bana sorarsan evlenemezsin sen. Hanefi'ye göre kadın veya erkek önemli değil. 3 tane yazlık elbise, 3 tane de kışlık elbise bu işin farziyetini yerine getirmiş olur. Ha diyeceksin Türkiye 4 mevsim iyi 3'er taneden 12 tane olsun. O bile fazla da yazlık kışlık demişler bunlar 3'er tane demişler. Bu kadar bu işin şeyi hadi 5'er tane olsun. Hadi 5'er tane olsun. Ama yok işte sizin bir pantolon bir gömlek. Bize de 100 tane, 200 tane gömlek alır bir kimse. Mavinin 10 tonu, siyahın 5 tonu örnekliyorum. Grinin 10 tonu. Ne olacak aldıkça alır bunun sonu yok ki. Hatta almış olduğu rengi unutur bir daha alır erkek milleti.
Hoş kadınlar erkekleri geçiyor bu konuda da. Allah bizi affetsin. Bir de haklı mıdır diyor. O manken niye çıkacak demek ki. Evlenme niyeti yok. Mehirde kadın 1 kilogram altın veya daha fazla altın isterse. Erkeğin durumu orta halliyse veya yoksa veya fakirse. Erkeğin bu durumda ne yapması lazım? Hızla kaçacak oradan. Arkasına bile bakmayacak. Çayı kahveyi bırakacak orada. Eğer normalde bir yere gittiler orada çay içiyorlar değil mi? Böyle çay yarım diyecek ki Allah'a emanet ol. İşin gücünün az gelsin diyecek. Yürüyecek, gidecek. Başka yapacak bir şey yok. Bazen bir hadis-i şerif okuyorum. Bunu kardeşlerimin de faydalanması için erkekler grubundan paylaşıyorum.
Bu paylaşımı sizin üstadın, pire efendiler ve peygamberimizin sözlerini paylaşabilirsiniz. Dediğiniz için bunu baz alıyorum. Fakat bir abimiz dergahta bir tane şeyh var. O paylaşıyor. Paylaşacaksanız kendi gruplarınızda paylaşın. Bu uygun değil diyor. Bu konudaki tensipleriniz nedir? Normalde erkeklerin erkek sayfasında, bayanların bayan sayfasında ayet, hadis, ondan sonra imamların iştahı, eski sufilerin sözleri, üstadının sözlerini paylaşmakta bir beis yok.
Buna böyle şart düşen kimse üstadını dinlememiş. Veya duymamış. Yoksa paylaşabileceğini söyledik. Başka şeyler paylaşmak uygun değil. Onlara müsaade etmiyoruz. Onları gitsinler, kendi sayfalarında paylaşsınlar. Mesela İstanbul grubu, İstanbul grubunda, işte İzmit grubu, İzmit grubunda paylaşmak gibi. Haklarınızı helal edin. Eftali zikr fâlemen nevhû Lâilâ Râhîm El Fâtiha mâ salavat Allâh Salli âl Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âlâ
Eşmâin. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi