mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 06.06.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 7 Haziran 2024 · 28:42

Selamün aleyküm. Aleyküm selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Amin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed'i, Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Amin. Cenab-ı Hak İslam aleminde bütün dünyada Müslümanlara zulmedenlerden, Cenab-ı Hak Müslümanların intikamını alsın. Amin. Zulmedenlerin burunlarını sürtsün. Amin. Makamlarını yerle bir etsin. Amin. Devletlerini dağıtsın. Amin. Güçlerini batırsın. Amin. Ecmayin. Mahalle derslerinin öneminden bahseder misiniz? Bütün dersler önemlidir. Mahallelerdeki dersler de önemlidir.
Arkadaşlar, kardeşler mümkün olduğunca kendi mahallelerindeki derslere devam etmeye gayret edecekler. Dervişlik, disiplin işidir. O yüzden disiplinli bir şekilde herkes vazifelerini yerine getirecek. Şu çok önemli, bu az önemli değildir sufilikte. Bütün hepsi de önemlidir. Normalde buradaki ders de önemlidir. İşte mahallelerdeki dersler de önemlidir. Şimdi mahallelerdeki derslere gitmek lazım ki oraya teşvik olsun. Orada böyle bir gayret olsun. Orada arkadaşlar çalışmasında daha fazla titizlensinler. Destek olmak lazım o manada. O yüzden bütün dersler önemli. Bir de arkadaşlar, kardeşler böyle mahalle derslerinde birbirleriyle tanışırlar. Arkadaşlıkları, dostlukları daha iyi olur.
Daha güzel olur. İnşallah. Allah yardım etsin. Hafta sonu gerçekleşecek olan üniversite sınavı için dualarınızı talibiz. Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak katından yardım etsin. Rabbim inşallah bütün kardeşleri zihin açıklaya versin. Kocam derviş sigara kullanıyor. Bir dervişin sigara, nargile, puro içmesi ne kadar uygun. Hiçbirisi de uygun değil. Sigara içmesi, puro içmesi, nargile içmesi de uygun değil. Rabbim bıraktırsın inşallah. Hani böyle bir sahabe vardı. Böyle biraz haylazlığı vardı onun. Böyle onunla alakalı şey yaptılar. Hazreti Resulullah'a sallallahu aleyhi ve selleme şikayet ettiler. Bu böyle yapıyor filan diye.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedik ki o namaz kılıyor mu beş vakit. Dediler ki kılıyor. Ondan sonra namaz kötülüklerden alıkor insanı dedi. Sonra bir müddet sonra o sahabe kötülüklerden o yapmış olduğu yanlışlıklardan vazgeçti. Sonra geldiler yine Hazreti Peygamber'e dediler sallallahu aleyhi ve selleme. Bu o kötülüklerden vazgeçti deyince Allah Resulü dedi ki demedim mi size namaz insanı kötülüklerden alıkoyar diye. Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar. Zaman içerisinde onları da bırakır. Veyahut da zikrullaha gelmek, bir üstada bağlanıp orada çalışmalara katılmak zaman zaman onu terbiye eder. Zaman zaman onu eğitir zamanla ve zamanla o tip kötü alışkanlıkları bırakır.
Ama birisinin üzerine siz cahil insanların yaptığı gibi bir de namaz kılıyorsun böyle mi yapılır? Bir de dervişsin böyle mi söylenir? Yok bir de sen şuraya gidiyorsun böyle mi yapılır diye üzerine giderseniz o kimseyi bu sefer inadına yaptırırsınız. Dil önemli. O yüzden dilimizi muhafaza edelim. İnsanları eleştirerekten, eşlerimizi eleştirerekten, çocuklarımızı eleştirerekten konuşmayalım. Nasihat edelim, tatlı tatlı söyleyelim. Tatlı tatlı biz onları söyleyerekten inşallah onlar da üzerlerindeki kötülükleri bırakır. Şimdi bu kardeş, kocası derviş sigara içiyor diyor. O adam da ona dese ki hiç gıybet etme. Gıybet edenden eş mi olur? Gıybet edenden derviş mi olur? Gıybet edenden mümin mi olur dese ne diyeceksin?
Çünkü mümin neydi? Dilinden emin olunan insandı. Gıybet ediyorsa, iftira ediyorsa o zaman sigara mı, gıybet mi? Gıybet daha büyük günahı kebair. Zinadan daha şedid. Allah muhafaza eylesin. Eleştirerek bir dille değil. İnşallah tatlı tatlı, yumuşak yumuşak, anlata anlata. Ebu Hureyre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Yüce Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri, kaldığı zaman dünya semasına iner şöyle der. Hani bana dua eden onun duasını kabul edeyim? Hani benden bir şey isteyen istediğini vereyim? Hani benden af dileğin onu affedeyim Bukhari? Bir kimsenin üzerinde Kur'an sünnet dışında bir hal var. O kimseye Allah için dua ettik.
Yukarıdaki hadis-i şerife göre Allah'ın vaadi hak duaları kabul edecek. O X kimse kendi üzerindeki Kur'an sünnet dışındaki hali için cüz-i irade noktasında mücadele edip etmemesi önemli mi? Yoksa derviş kardeşi ona dua ettiği için Allah o kimsenin cebri olarak günahtan çeker mi, alır mı? Bu hadis-i kutsi, Buhar'daki her gece semaya iner. Bu insanların dualarının kabul olacağına dair. İşte yok mu hastalığına şifa isteyen, hastalığına şifa vereyim. İşte bazı rivayetlerde yok mu rızık isteyen, rızkını genişleteyim. Yok mu bir derdi olan, derdine derman olayım diye değişik rivayetlerde değişik şey var. Buradaki ana, öz şu, yani bu imsak vaktinden önceki, imsak vaktinden önce yani imsak 3.30 mu şu anda? 3.35 mi?
Bursa'da 3.35. Kaç? 3.35. İşte saat 3 gibi. Diyelim ki Cenab-ı Hak gecenin son 3'te biri o. Buradaki hadis-i kutsi'de tabi bir müteşabihlik var. Dünya semasına iner. Dünya semasına inince diyor, yok mu dua eden, duasını kabul edeyim. Şu telefona bak, ayarlıyor. Orada ayarlı kendin, herhalde bağlantıyı kesti.
Normalde yok mu dünya semasına iner, yok mu isteyen diye söyler. Bu bir Müslüman için müjdedir. Bir Müslüman her sabah namazından önce iman ettiği Allah'ın onun duasını kabul edeceği, onun duasını reddetmeyeceği, dertlerine derman olacağına, sıkıntılarını def edeceğine, her ne var ise duasını, duasını kabul edeceğine işaret. Şimdi, duayı kabul etmek, Cenab-ı Hakk'ın yalvarışı kabul etmeyesi ayrı bir meseledir. Buna cevap vermesi, bunu tecelli ettirmesi ayrı meseledir. Cenab-ı Hak bütün duaları kabul eder. Bunda bir şey, şüphe yok. Ama o duaların tecelliyatını anında verir, ama tehir eder, sonraya bırakır. Alırsa, tecelli ettirirse de haktır, tehir ederse de haktır.
Bakın, tehir ederse de haktır. Ama Müslüman, başka bir hadis-i şerifte, Müslüman acelecidir diyor. Hemen dua ettiğinde, duasının kabul olmasını ister. Acelecidir. O yüzden acelecilik yapmayın. Duaya devam edin. Ve, Cenab-ı Hak onu ne zaman tecelli ettirecekse, o zaman tecelli ettirecek. Bir de bu konuda, işte böyle bir dua ettik, bir başkası için. Ondan sonra, bu hemen tecelli eder mi? Yani, bazı şeylerin tecelliyatı, sebeplere bağlıdır. Ama Allah, duayı kabul eden midir? Evet. Yani, insanlar bir şey hemen olsun istiyor. Hemen olmayabilir. Cenab-ı Hak tehir edebilir. Hemen olmuş olsaydı, şu anda İslam dünyası, İsrail'le o kadar lanet ediyor. Öyle değil mi? O kadar dualar ediyor.
İsrail diye bir ülkenin kalmaması lazımdı şimdiye. Veyahut da bazen zaman zaman telefon açıyorlar. Kadınlar, erkekler işte. Şikayetçi eşinden. İşte, Allah bunu neden helak etmiyor? Diyorum, sen böyle yapmakla Allah'ı şikayet ediyorsun bana. Ben Allah'ın üstünde bir kimse değilim ki. Allah bunu neden böyle yapmıyor? Allah bunu neden kahretmiyor? Allah bunu neden batırmıyor? Söylediği kimse eşi. Veya söylediği çocuğu. Veya söylediği annesi, babası. İnsanlar o kadar din konusunda sıkıntıya düştüler. O kadar sıkıntılılar ki. Yani düşünün, eşinin lanetliğini istiyor. Kahri perişan olmasını istiyor. Bir de hızla Cenab-ı Hakk'ın onu öyle etmesini istiyor. Getir onu, getir olmadı mı?
Hayır, internetle alakalı. Tamam. Bir de onun böyle birden olmasını istiyor. Bunun gibi. Şimdi, normalde dua, biz dua etmekle mükellefiz. Cenab-ı Hakk tecelli ettirir, ettirmez. Onu yapar, yapmaz. O, Allah'ın keyfiyetiyle alakalı. Biz dua edeceğiz. Dua etmek bizim işimiz. Rabbim bizi dua edenlerden eylesin. Amin. Duasını da kabul olanlardan eylesin. Amin. Duasını tecelli edenlerden eylesin. Amin. Yani kusura bakmayın, bunu böyle hep söylüyorum. Yani bu kadar soru olabilir mi? Soru, böyle soru dediğimiz şey bir cümledir.
Veya bir hadis-i şerif yazmış kardeşimiz. Bu kadardır. Allah iyi etsin inşallah. Allah her insana vahiy ediyorsa, bana vahiy etse, benim manevi konumum ne olur? Senin normalde sana vahiy etmiş olsan, vahiy edilecek bir noktaya gelmişsindir. Senin manevi konumun ne olur? Hiçbir şey olmaz. Allah sana bir şey vahiy ederse, sen de onu yerine getirirsin. Birisi çıksa, Allah bana vahiy etti. Ben de İbrahim gibi oğlumu kurban edeceğim dese, ve etse buna nasıl bir cevap verebiliriz? İbrahim olmuş demek ki kendi kafasından. farazi şeyler bakın bunlar. Ateş İbrahim'i sevenleri yakmıyorsa, biz sizi ve Peygamber Efendimiz'i seviyoruz.
Bizi de mi ateş, cehennem yakmayacak? Normalde ateş İbrahim'i yakmadı. İbrahim'i seven Sare vardı. Sare de attı kendini ateşin içinden, onu da yakmadı. Sen sevgine bu kadar çok inanıyorsan, sevginden bu kadar eminsen, basit evde tüpü yak, tüpün üstüne elini dolaştırıver. Öyle ya. Ben şeyhimi seviyordum, kaynar suyun içinde şeyh efendi, bildiğiniz şeyde, ne o, Sivas'ta, sıcak çarmikte, o sıcak çarmikin ilk çıkış yeri var. Hiç kimse girmiyormuş oraya. Çıkış yerine. O çıkış yerine hiç kimse girmiyormuş, oraya almışlar.
Şeyh Efendi mi istedi artık? Sivaslılar mı istedi? Sivaslılar da kenarda duruyor, girmiyorlar. E tabi ben hızla böyle hemen soyundum, hani hazırım, şeyh efendiyle beraber gireceğim. Gir Mustafa Efendi dedi bana. Ben destur bismillah attım kendimi, ben de ne olduğunu bilmiyorum. Attım kendimi böyle baktım normal değil. Bir kımıldadım yandım. Kımıldanı kımıldamayınca hiç bir şey yok. Ben tabi destur dedim attım kendimi. Ondan sonra kendisi de girdi. Biz ikimiz konuşuyoruz. Sivaslılar da dışarı hiçbirisi girmiyorlar. Onlar kenarda duruyorlar. Ondan sonra Mustafa Efendi sıcak maşallah dedi, sıcak efendim dedim. Ondan sonra ben ama hiç kımıldamıyorum böyle.
Onun tabiriyle dedi depreşme dedi. Ondan sonra hani yanarsın. Dedim efendim. Ben bir dedim kımıldadım, yandım zaten dedim. Kımıldamazsan bir şey olmaz Mustafa Efendi. Kımıldamıyoruz öyle duruyoruz. Bir tane Sivaslı girmiyor içeri. Biz konuşuyoruz boyun ama işte. Bir iki daha mevzu konuştuk orada. Ondan sonra neyse bitti çıktık biz. Dedim Durhan abi namaha giriniz. Burası çok sıcak dedi. E ne amma buraya aldınız dedim. Sustu. Ondan sonra ama hiçbirisi girmediler içeri. Biz iki kişi. Demek ki onda da bir hikmet varmış. Yani konuştu. Dedim Durhan abi bir şey merak ettim. Dedim konuştuklarımı duydunuz mu? Konuştunuz mu siz dedi. Ha tamam dedim ben ya.
Bizim içeride orada konuşmamız lazımmış. Neyse. Dedim böyle bir konumdaysanız, size de birisi at ateş ediyorsa, kendinizi, siz de kendinizi onun demesiyle, emriyle, ateşe atacağınıza inanıyorsanız, eyvallah yakmaz kardeş seni de. Ne olacak ki? Ama bu işler öyle lafta seviyorum demek de olmaz. Allah bizi affetsin. Allah'ın kokusu var mıdır? Allah'ın kokusuyla nasıl kokulanabiliriz? Siz Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışın. Sımsıkı yapışın. Yani bir hadisede sünnet-i seneye belli mi? Belli. Sen o sünnet-i seneyi bildiğin halde yapmıyorsan, sünnet-i seneye yapışmadın. Biliyorsun onu. Yapabilir vaziyettesin. Yapmadın. Sünnet-i seneye sımsıkı yapışanlardan olmadın.
Kendi kendine ahkam kes. Başkasına kesme. Ayetle sabit bir şey yanlış mı yanlış? Yapıyor musun? Yanlışı yapıyorsun. Kur'an'a tam tabi olanlardan değilsin. Bakın Kur'an'a tam tabi olanlardan değilsin. O zaman şöyle düşüneceğim. Ben bir vasat Müslümanım. Ben gücümün yettiğince Kur'an ve sünneti icra etmeye çalışıyorum. Gücümün yettiğince. Benim fazla bir iddiam yok. Ama yok. Sen böyle Allah'ın kokusuyla kokulanacağım diyorsan Bu güzel bir iddia. Güzel bir iddia. Siz telefonu getirin bana. Ben normalde kendi internetimi kullanayım. Getir. Oldu mu? Ha tamam o zaman. Tamam. Normalde o zaman Allah'ın kokusuyla kokulanmak herkesi, istemek herkesin hakkı.
Ama ve lakin Niyaz-ı Mısır'ın dediği gibi karınca gibi küçük küçük adımlarla olacak bir şey değil bu. Herkes böyle sufilerin en büyük handikapı şudur. Haddini bilmemektir. Yani bir şeyi öğrenirler. O Allah'ın kokusuyla kokulanacak. İyi kardeş, sen gecikmeyen namazın kalmasın. Sen bir konuda sünnet-i seneye var mı? Var. En önemli nokta burası bakın. Sufilikte, İslami hayatta en önemli nokta şu. Bir konuda hadis-i şerif var mı? Var. Sen o hadis-i şerife uymuyorsan bile bile sen sünnet-i seneyi kasten, kasten terk ettin. Kasten uymadın. Sen önce bunu hallet. Allah'ın kokusuyla kokulanmayı göze aldıysan önce bunu hallet.
Sen İbrahim gibi ateşte yanmak istemiyorsan bunu hallet. Sen sünnet-i seneye sımsık yapış. Senin zikrullah sende otursun yerleşsin. Sen üstadının söz ve fiillerine sımsıkı yapış. Yap dediğini yap, yapma dediğini yapma. Sufilik noktasında. E o zaman neyin ne olduğunu göreceksin inşallah. Netflix'te Kübra adında bir dizi vardır. Ne işin var senin Netflix'te? Senin üstadın Netflix'te değil. Senin üstadın Netflix'i de izlemez de seyretmez de. Netflix ne? Yahudilerin, Siyonistlerin dizinin şeyi, kanalı. Doğru mu? Doğru. Senin ne işin var Sufi insanın Netflix'te ne işi var? Ben bilmiyorum ne dizisi var orada.
Ne işi var Sufi'nin bu Siyonistlerin dizilerinde, televizyonlarında, kanallarında? Ya, kendi kendine yakalanıyorsun kardeş. Bu dizide bir kişinin yaratmış olduğu yapay zeka yaratıcısıyla beraber oyun oynayıp bir kişiyi Mehdi olduğunu inandırıyor. İnandırırken yapay zeka, öfkenin bilişim sistemine el ettikleri kesiyor filan.
Fişman anlatıyor, ATM'lere sızıp bir yere bak. Sen diziyi anlatmışsın burada bir de bana. Bir de bunu soru diye atmışsın bana. Ya, yazmış da yazmış komple diziyi burada şey yapmış. Özetlemiş. Sen önce şu Netflix'ten kurtar kendini. Ne yapayım şimdi? Netflix'teki diziyi mi yorumlayayım sana? Netflix'in bir şeyinde yaptığı olayı mı yorumlayayım? Ne yapayım şimdi? Sen şimdi bunu yazarak da Netflix'in burada reklamını yapmış olmadın mı? Netflix'i mi nete öğretmedin mi burada şimdi? Birisi de bunu görse, vay dervişler de Netflix'te dizi izliyorlar demek ki deyip gitse şimdi evinde böyle davransa.
Ne diyeceksin? Allah bizi affetsin. Cenab-ı Hak bizi haddi aşmaktan muhafaza eylesin. Dervişliğin en büyük handikaplarından birisi odur. Haddi aşmaktır. Şimdi bu kardeşe desem ki günde 30 bin tevhid çekiyor musun? Susacak. Desem ki 20 bin tevhid çekiyor musun? Susacak. Desem ki 10 bin tevhid çekiyor musun? Susacak. Desem ki dersindeki tevhidleri çekiyor musun? Yine susacak. Bu kadar net. Bizim dilimiz zikrullah ile ıslak olsun.
Biz ondan sorumluyuz önce. Biz Kur'an ve Sünnet-i Seniyye'yi yaşamaya çalışalım. Haramlardan kendimizi uzak tutalım. Sünnet-i Seniyye'ye adım adım biz onu takip edelim, onu yaşayalım. Sufilik bu. Sufilik İbrahim gibi ateşte yanmamak değil. İbrahim gibi yola düşüp Kur'an ve Sünnet'e hizmet etmektir. Sufilik İbrahim gibi yola düşüp Kur'an ve Sünnet'e hizmet etmektir. Sufilik gözünün gördüğü, görmediği her şeyden fazla Allah'ı sevmektir. Resulünü sevmektir. Sufilik odur. Sen gözünün gördüğü, görmediği her şeyden fazla Allah'ı sever, Resulünü sever. Eğer Allah'ı zikredersen, ateş seni yaksan olacak, yakmasan olacak. Ateşin yakmaması sana bir şey mi kazandıracak?
Sen Allah'a dost ol da ateş seni kavursun, hatta yan da küllerini savursun senin etrafa. Sen öyle yanmayı düşün, yanacaksan eğer. Yok, sen zahiri ateşle uğraşıyorsan, zahiri ateşle uğraşma. Zahiri ateşin de sahibi o. Her şeyin sahibi o. Sen o sahibine ram ol, sahibine hizmet etmeye çalış. İnşallah. Bu soruyu soran kardeşle beraber herkese nasihatın. Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışın. Keramet peşine koşmayın. Kur'an ve Sünnet'i yaşayın. Bu zamanda Kur'an ve Sünnet'i yaşamak ve yaşatma mücadelesi vermek. Yaşamak ve yaşatma mücadelesi vermek, en büyük keramet senin üzerine. Cenab-ı Hakk'ın senin üzerindeki lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır, hidayetidir, rahmetidir, bereketidir.
Eğer bir Müslüman Kur'an ve Sünnet'i kendi nefsinde yaşıyor da, etrafındakilere de nasihat edip yaşama ve yaşatma mücadelesi veriyorsa, yemin ediyorum bakın, yeminle söylüyorum, en büyük mücahit odur. Allah'a dost olan da odur. Allah'a dost olan da odur. Allah'a dostluk arıyorsanız, Kur'an ve Sünnet'i seni yaşayacağınız ve yaşatma mücadelesi vereceğiniz, tebliğ edeceğiniz, etrafa aktaracağınız. Bunun olabilmesi için sizin de hayatınızın düzgün olması gerekir. Bugünün Müslümanları evdeki eşlerine, evdeki çocuklarına din anlatamıyor. Çünkü evdeki eş ve çocukları, o anlatacak olanın eksiğini dediğini biliyor. Anlatacağı zaman, sen bunu böyle yapmıyor musun diyor, sen bunu böyle söylemiyor musun, sen böyle bunu yapmıyor musun dediğinde, sen susuyorsun.
Susmak zorunda kalıyorsan, sen önce kendi nefsine, kendi nefsine nasihat et. Önce kendi nefsine nasihat et. Önce kendi nefsine nasihat et, sen yaşayaraktan İslam'ı tebliğ et. Yoksa benim gibi keyfine düştüysen, benim gibi gününü uykuyla ondan sonra ne bileyim nayloylamla geçiriyorsan, Allah muhafaza eylesin. O dervişlik değil, herifimiz için geçerli. O yüzden Ümmet-i Muhammed, böyle birilerine ahkam kesmekten kendilerini kurtarıp, Kur'an ve Sünnet seni önce kendi nefislerinde oturtturup yerleştirmesi lazım. Kendi nefsinde haramını engelleyemeyen, hiç kimseye haram engellemeye kalkmasın. Kendi nefsine söz geçiremeyen, başkalarına söz geçireceğim diye uğraşmasın. Rabbim bizleri söylediklerini tutanlardan eylesin.
Nasihat ettiklerimizi yapanlardan eylesin. Cenab-ı Hak dinleyen kardeşlerimizle nasihatları yerine getiren, uygulayanlardan eylesin. Cenab-ı Hak bizlerin dillerini zikrullahıyla ıslak eylesin. Gönüllerimizi kendi sevgisiyle donatsın. Gönüllerimizi Muhammed-i Mustafa'nın sevgisiyle coştursun. Muhammed-i Mustafa'nın Sünnet-i Seniyyesine uymayı nasip eylesin. Rabbim katından cümlemize, eşlerimize, çocuklarımıza, akrabalarımıza, anne ve babalarımıza hidayet eylesin. Afiyet versin, bereket versin, lütfetsin, ikram eylesin. İnşallah katından bizleri rızıklandırsın. Amin. Amin. Eftali zikr fâlemennehu lâ ilâh. El-Fatiha mâ salavat.
Allahümme salli âlâ seyyidina amin. Ejimene'ndes.
Ejimene'ndes.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi