mustafaozbag.org

Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti - 05.09.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Eylül 2024 · 57:44

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzlüğünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle Ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin, hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Cenab-ı Hak, bütün Ümmet-i Muhammed'i her türlü zorluklara göğüs geren, Kafirlerle mücadelede, cihatta galip gelen ümmetlerden eylesin, Rabbim nerede Ümmet-i Muhammed'e zulmeden zalimler varsa, hepsini de kahri perişan eylesin, zalimlerden Müslümanların intikamlarını alsın, zalimlerden o masum çocukların, o masum kadınların, o masum insanların intikamlarını alsın,
Haksız, hukuksuz bir şekilde Müslümanları zindanlara tıkan, onları normalde haksız, hukuksuz bir şekilde ceza veren, zalimlerden Cenab-ı Hak intikamımızı alsın Haksız-ı Şerif Haksız-ı Şerif Ümmet-i Muhammed'in velileri Beni İsrail peygamberleri gibidir. Başka bir rivayette ise Beni İsrail peygamberlerinden üstündür geçiyor. Hadis-i şerif, peygamberler günahsız olduklarından yani Allah'ın ismet sıfatının tecelliyatını yaşadıkları için Hz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde zelle dahi yoktur. Ümmetin velileri günahsız değillerdir. Beni İsrail peygamberlerinden üstündür kısmını açıklar mısınız? Her ne kadar bir veli Beni İsrail peygamberine denk olsa da, hatta Beni İsrail peygamberlerinden üstün olsa da peygamber değildir.
Amel olarak, yaptıkları iş olarak, işlevsellikleri açısından Beni İsrail peygamberlerine denk veya Beni İsrail peygamberlerinden üstün olabilirler. Allah'ı tanıtma, Allah'ı bilme, Allah'ı tebliğ etme, Allah'ın dinini tanıtma, dinini tebliğ etme noktasında evet, ümmetin velileri Beni İsrail peygamberlerine denk veya Beni İsrail peygamberlerinden üstündür. Şimdi bir kimse peygamberlikle müjdelenmiş, ona peygamberlik tebliğ edilmiş, peygamberlikle müjdelenmiş, peygamberlikle o tebliğ edildiyse, bir taraftan işi kolaydır. Sebep, Allah peygamberlerini mucizelerle destekler ve onların elinde kesin delil vardır. Ama bir veli için böyle bir mucizeyle desteklenmek söz konusu değildir.
O veli oluncaya kadar değişik çilelere, sıkıntılara, değişik tabiri caizse problemlere maruz kalmıştır. Nefis terbiyesi, mücadele, mücadele, mücadele, … yolu öyledir. Öyle olunca o Beni İsrail peygamberlerinin amel noktada, amel noktada geçmiş de olabilir. Ve Beni İsrail peygamberlerinin yaşamış olduğu ızdıraptan, sıkıntıdan daha fazla ızdırap, sıkıntı da yaşamış olabilir. Ama bu şu demek değildir, hani daha onlardan makam olarak üstün bir makamda diyemeyiz. Ama fazilet açısından, evet Beni İsrail peygamberlerinden daha faziletli olabilir. Bakın, Beni İsrail peygamberlerinden daha faziletli olabilir. Beni İsrail peygamberlerinden amel olarak, daha fazla hizmet olarak, daha fazla hizmet edebilirler.
İstişraç nedir? Özellikle Müslümanların kandırılması için, Deccali düzenin şeyhleri veya önde gelenlerince kullanılabilinir mi? İstişraç, bir kimsenin Kur'an ve Sünnet dairesinde, hem fikri olarak hem de ameli olarak durmadığı halde, onun üzerinde olağanüstü hallerin tecelli etmesidir. Bu bir istişraçtır. Mesela bir kimse, örneğin işte değişik okumalarla, değişik böyle bir şeyler yaparaktan, cinni tayfesiyle irtibat kurabilir. Bu irtibatında kafir cinnileri kendince, kendi emelleri doğrultusunda kullanabilir onları. Ve bunların üzerinden istişraç görülebilir. Ama bunlar Kur'an ve Sünnet dairesinde, hem fikri olarak, hem de ameli olarak Kur'an ve Sünnet dairesinde değillerdir.
Ama üzerinde böyle olağanüstü haller olur. Bu, buna biz istişraç diyoruz. Bu bir papazın üzerinde de görünür. Bu böyle işte kendince, kendi kendine şeyh süsü veren bir kimsenin üzerinde de görülür. Bu normalde herhangi bir kimsenin üzerinde de görülebilir. O yüzden genel olarak Sufilerin bir tabiri vardır. Bir kimse denizin üzerinde yürüdüğünü görseniz de, havada uçtuğunu görseniz de onun ameline bakınız der. O yüzden onun ameli önemlidir. Hatta tabire devam ederler. İşte suda balıklar da yüzüyor. Ondan sonra işte gökte, havada, kuşlar da uçuyor derler. Bu istişraç bununla alakalı. Ama normalde insanlar kendilerini sevsin, kendilerine tabi olsun diye bu tip okumalar yapanlar var mı? Var. Bu tip huruf ilmine vakıf olup hurufçuluk yapan var mı? Var.
Örneğin, onların kendilerince kendilerine ait huruf yaparlar. İşte ne bileyim değişik bu yıldıznameye bakarlar. Değişik böyle hani bu konuda değişik ilimler var. Onlarla iştigal ederler. Onlar o okumalarını yaparaktan insanlar celbiye yaparlar. İnsanlar kendisini sevsin, şeksiz, şubhesiz, tabi olsun diye. Hatta daha ileri yaparlar. Şahsın kendisini okur mesela. Şahsın kendisini okuyarak da şahsın örneğin işte parasını, malını, mülkünü böyle cebellez eder. Şahıs da bunu seve seve götürür, verir ona. Okuma yapar. Bildiğiniz okuma yaparlı. Bunlar hurufçudur. Hurufçu şeyhler var mı? Var. Cifirci şeyhler var mı? Var.
Bakın bunlar var mı Türkiye'de? Var. Mesela bunlar oturuyorlar, okuma yapıyorlar. Normalde sen onu gördüğün zaman böyle bağlanıyorsun, kalıyorsun ona. Mesela o kendi üzerine de böyle okuyabilir. Veyahut da birisine taktı kafaya değil mi? Murtaza'ya kafeye taktı. Hoş Murtaza böyle şeylere pabuç vermez de işte daha böyle safiyane bir insan lazım. Yani o safiyane bir insanı yakalar, okur ona. Onu okuduktan sonra işte o okumalar kaç gün olacaksa o kimse örneğin o kimsenin emrine girer. Otur otur, gel gel, git git, yat yat, koş koş. Şunu getir getirir, bunu götür götürür. Bu hurufçuluk, bu cifircilik öyle kenara atılan bir şey değil. Genelde mesela doğu ve güneydoğu kökenli melelerde, orada mele deniyor ya, melelerde bu huruf da cifir ilmi de vardır onlarda.
Onlar bunu daha fazla kullanıyorlar. Tabii bunu normalde işte bir kısım böyle yolun çilesini çekmemiş, yolun sıkıntısını çekmemiş. Böyle sonradan kendi kendine şeyhlik yapmaya aday olmuş. Kimseler de bunları yapar. Hani bir ara birisine bağırıyordum hurufçusun, cifircisin diye. Bu normalde işte böyle yapıyorlar. Ondan sonra kaldırıyorlar telefonu. Kim filanca bana 5 milyon gönder, gönderiyor. Bana 10 milyon gönder, gönderiyor. Bana 50 milyon gönder, gönderiyor. Yani ona bir şey de buluyor, o kılıf buluyor. Orada 3 tane Kur'an kursu öğrencisi koyuyorlar. Bak burada Kur'an kursu var. Gönderin parayı, gönderiyorsunuz siz de. Bide onların fotoğraflarını çekiyorlar.
Ne güzel böyle beyaz, sarıklı, cübbeli. Ondan sonra böyle Kur'an-ı Kerim okurken videosu filan. Bak bu talebelere işte destek çıkacaksınız. Gönderin paraları, gönderiyor herkes. Bunlar normalde hurufla, cifirle yapıyorlar bunları. Şimdi bunlarda istidraç görünür mü? Evet. Bakın bunlarda görünür mü? Evet. Bunlar bir kafir ciniyle irtibat kurup, seninle de alakalı bir şey çok rahat konuşabilirler. İşte dün akşam kahvenin içine baktın mı? Beni gördün mü? Hani o adam kendi kendini düşünür. Kahvenin, benim kahve içtiğimi nereden biliyor filan. Hani kahvede de ben vardım. Birisi bana öyle söyledi de gördün mü dedi. Neyi dedim ben. Beni dedi. Gördüm dedim. Ben şimdi. Nasıl gördün dedi. Cehenneme doğru gidiyordun dedim.
Kaldı. Şimdi neden dedi böyle dedi. Kibir abidesi olmuşsun çünkü dedim. Hani beni gördün mü? Kibir abidesi. Yani ne göreceğim seni? Ondan sonra bu tabi o kendince okuma yapıyor ya. O okumanın karşılığında hani tesir etti mi etmedi mi ona bakıyor. Ben de ona dedim bir mürşidi kamilin müridine bu tip şeyler dedim. İleşmez. Ulaşmaz. Yani bir mürşidi kamilin normalde müridine bu tip şeyler dedim. Şey yapmaz. Ha mürid yoldan çıkmıştır. Mürittir de. Şimdi mürittir. Mürid yoldan çıkmıştır. Üzerindeki manevi muhafaza kalkmıştır. Nasıl yoldan çıkar? Dersini çıkarıp dersini çekmez. Bağını güçlü tutmaz. Kendi kafasından şek şüphe eder. Kendi kafasından acaba diye geçirir.
İşte rüyasında gördüğü halde halinde gördüğü halde elinde manevi bir delil olmasına rağmen kendi kafasından şek şüphe geçirir. Şeytan ona vesvese verir. O vesveseye kapılır gider. Manevi boğu kesilir. Manevi bağı kesilince bu tip şeylerden etkilenir mi? Evet. Ama manevi bağı kuvvetli olan bir kimsenin bu tip o cifirden şundan bundan ne bileyim çok fazla fayda şey olmaz. Etkilenmez. Onun etkisinin altına girmez. Ama bağ kesilirse onun etkisinin altına girer. Allah muhafaza eylesin. Böyle olunca tabi normalde onda işte böyle istihdiraçlar görünür. İşte onun yanına gidersin. Giderken mesela yolda araba arıza yapmıştır. Nasıl oldu arabanın arızası? Sen kalırsın. Keramet gösterdi dersin. Onun Kur'an sünnet dairesini yaşayıp yaşamadığına bakmazsın.
Veyahut da Kur'an sünnet mücadelesi veriyor mu vermiyor mu ona da bakmazsın. Mesela bu zamanda bir mürşid-i kamelin bir şeyh muhakkak Kur'an sünnet mücadelesi vermesi gerekiyor. Eğer o mücadeleyi vermiyorsa, oturan bu ağa gibi oturduğu koltuktan kalkmıyorsa herhangi bir sağlık problemi olmadığı halde onda sıkıntı vardır. Onda problem vardır. Normalde çünkü peygamberin yolundan gidecekse Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri 23 kez seyahat etti. Cihad etti. Durmadı Medine-i Münevvere'de. Sonuçta seyahatleri var, cihadları var. O zaman peygamberin metot üzerinden yürüyorsa onun muhakkak seyahati olacak, muhakkak onun cihadı olacak.
Muhakkak Kur'an ve sünnet tarihisini anlatmak için onun mücadelesi olacak. O gayret edecek, koşacak ve örnek olacak arkasından giden insanlara. Bu örnekliği sağlamıyorsa onun veliliğinden de, onun mürşidi kamillendiğinden de şüphe edilir. Ha bir sağlık söz konusudur, yaşlanmıştır artık, gidecek takat yoktur. O zaman oturduğu yerden hizmet eder, eder. Durmaz durduğu yerde. Bu tip hani insanların önünde istisraç gösteren, bu tip insanlar olabilir mi? 20. yüzyıl düzenini inşa eden gayrimüslim bilim adamları keşif ve icatlarını yapmadan önce gördükleri bazı rüyalardan ilham aldıklarını söylerler. Bu rüyalar bu konuya dahil midir? Hayır. Bir kimse kafir olsun, mümin olsun, münafık olsun, mücadele ederse, bir konuda gayret ederse ve mücadele ettiği, gayret ettiği konuda Allah onun önünü açar.
O yüzden gayrimüslim de olsa, bilim üzerine, ilim üzerine mücadele ediyorsa, gayret ediyorsa Cenab-ı Hak onun önünü açar. Mücahede edenlerini yollarımıza açarız. Bu ayet-i kerime bu konuda çok güzel bir örnektir. Sen hangi konuda mücadele ediyorsan, mücahede ediyorsan Allah senin önünü açar. Sen dünyevi mücadele veriyorsan, dünyevi olarak önünü açar. Senin önünü kapatmaz Cenab-ı Hak. İşte ben çok çalıştım, ders çalıştım, kazanamadım. Doğru değil. Sen çok çalışmış olsaydın kazanırdın. Allah zalim değil, kullarına zulmetmez. Benim bir türlü işim hakkın gitmiyor. Sen işini doğru yaparsan, işini düzgün yaparsan, işin toplanır senin, işin hakkın gider. Senin işin hakkın gitmiyorsa bu seninle alakalıdır.
Allah'ı suçlama. Veya ben işte neyi tutsam kuruyor. Yok hayır, neyi tutsam kuruyor diye Allah'ı suçlama. Sen tuttuğun dalı düzgün tutmamışsındır. Sen düzgün iş yapmamışsındır. Kimseyi suçlama. Esnafsan dost doğru esnaflık yapmamışsındır. Tüccarsan dost doğru tüccarlık yapmamışsındır. Öğrenciysen dost doğru ders çalışmamışsındır. Üniversiteye gidiyorsan dost doğru derslerine çalışmamışsındır. Lay lay lay layım yapmışsındır. Kafe, bar, pavyon gezmişsindir. Orası senin burası benim. E dersim kaldı benim işte bir alttan. Neden kaldı? Çalışmadın o yüzden kaldı. Çalışsaydın kalmazdı. Veyahut da işte ben ne yapsam başarısız oluyorum. Neden başarısız oluyorsun?
Çalışmıyorsun çünkü. Ben bazen diyorum ya ne esnafsın kardeşim saat yedide git dükkanını aç. Sekizde dükkanını aç. Yok açmıyor. Bursa'daki esnaflar enteresan. En erkene dokuzda açıyor. Ya git sabah namazını kıl. Git dükkanına. Aç kepengeni. Temizliğini yap. Bursa'da yok bu. E ondan sonra işi bereketsiz tam bereketsiz olacak. Sen aç dükkanını işine bak. E gelen müşteriye tepeden davran. Gelen müşteriye sert davran. Gelen müşteriye temanla etme. Ondan sonra hard hurt et. Ondan sonra müşterisiz bekle orada. Bekle. Sen hizmet edeceksin. Sen işine sahip çıkacaksın. Bunun gibi aynı şey dervişlik de aynı. Hepsi de aynı.
Bir kimse onu o noktada işinde, aşında, eşinde, titiz davranacak. Titiz davranır, gereği gibi yaparsa başarısızlık söz konusu olmaz. Adam evli, eşinde titiz değil, çocuğunda titiz değil, evinde titiz değil. Ne oluyor, ne gidiyor bakmıyor. İlgilenmiyor. Ondan sonra kadın da rahatsız ondan. Çocuklar da rahatsız. Ve aynı şey kadınlar için de geçerli. Adam da titiz değil. Adam ne yiyor, ne içiyor, ne yapıyor, ne ediyor. Tavaltı yapıyor mu, yapmıyor mu? Umrunda değil. Adamla ilişkisi tabi bozuk olacak. Sen adama güler yüzlü davranmazsan, adama saygılı davranmazsan, adama sevgili davranmazsan, nereye kadar gidecek? Adam seni nereye kadar götürecek? Ha adam veli olur, evliya olur da götürür götüreceği yere kadar. Önemli değil.
Ha nereden bulacağız öyle evliya adam? Nereden bulacağız öyle evliya kadın? Eee o zaman herkes üzerine vazifesini yapacak. Gayret edecek, mücade edecek. Eee sen mücadele etmiyorsun, mücadele de etmiyorsun. Eşte mücadele yok, aşta mücadele yok. E ne olacak? Çocukta mücadele yok. Sen çocuğu salmış koyvermişsin yakasına. Nereye gittiği belli değil, ne yaptığı belli değil. Kimlerle arkadaş olduğu belli değil. Kız erkek hiç önemli değil. Nerede düşüp kalktığı belli değil. Saat kaç olmuş geldiği belli değil. Gelmediği belli değil. Parayı nereye harcadığı belli değil. E tabi o çocuk normalde nereye gidecek belli olmayacak. Mücadele etmek.
Hayat böyle. Hayat savaşmak ve sevmekten ibaret. Sen sevceksin. Eşini sev, çocuğunu sev, işini sev. Sev. Ve onlar hakkında da olumlu düşün ve mücadele et. E sen mücadele etmezsen hayatında başarılı olamazsın. Bazen bana diyorlar ya işte hani böyle mücadeleyi çok öne sürüyorsun. Diyor mu mücadele tabi öne süreceğim. Bir kimse mücadele ederse başaracak çünkü. Mesela örnek diyorum bir kimse mücadele ediyor ortaokulu bitiriyor. Mücadele diyor liseyi bitiriyor. Mücadele diyor üniversiteyi bitiriyor. O kimse mücadeleci. Mücadele diyor giriyor KPSS'ye sınava giriyor. Bir yere atanıyor. O kimse mücadele ederekten yürüyor. Mücadele etmeden o işe ulaşabilir mi? Oraya ulaşabilir mi?
Ulaşamaz. Ticaret yapıyor. O kimse mücadele ediyor. Sabah ile erkenden gidiyor. Dükkanını açıyor. Çalışıyor. Çabalıyor. Mal peşinde koşuyor. Müşteri peşinde koşuyor. Mücadele ediyor kardeşim. Mücadele etmezse Allah onun yolunu açmaz. Dervişlik de aynı. Bir zakir var mücadele ediyor. Koşturuyor. Gecesini gündüz ediyor. Öbür zakir var. Olduğu kadar. Kaç kişi? Beş kişi. Orası olmuyor. Biz beş kişiyiz diyor. İyi olmuyor onun kısı. Olmaz zaten. Mücadele edersen olur. Koşturursan olur. Evinden mücadele edeceksin. Feragat edeceksin. İşinden, eşinden, çocuğundan feragat edeceksin. Koşacaksın. Bak nasıl oluyor o zaman. Herkesi arayacaksın, soracaksın.
Diyeceksin. Neredesin? O naz edecek. Onun nazını çekceksin. O tepeden davranacak. Onun tepeden davranmasını çekceksin. Hadi lan sen kimsin bana tepeden davranacak dersen. Kaybedersin. E ona bu laf söyle. Buna laf söyle. Ona eksik gör. Bunu eksik gör. Derste kaç kişin? Üç kişisin. Beş kişisin. On kişisin. Ne oldu? He onu tam anlamıyorlar onu. Ne alakası var? Sen mücadele etmiyorsun. Sen dervişlik yapmıyorsun. Sen alçak gönüllü davranmıyorsun. Sen tolere etmiyorsun. Bakıyorsun. Senin sicken neden yamuk? Geç. Lan sikgesi yamuksa sen düzelt. Sarığını düzgün bağlamadıysa sen düzelt. Ne ama adamın sarığını düzgün bağlamadığını diye laf söylüyorsun. E tabi olmaz orada derviş.
Olur mu? Olmaz. Ben olsam ben de olmam. Sen kimsin bana tepeden bakacak dersen. Bitti. Senin bir derdin varsa Kur'an sünnetse ne diyor Cenab-ı Hak peygamberine? Eğer sen diyor sert kaba birisi olsaydın etrafında hiç kimseyi bulamazdın. Sertsen kabasan etrafında hiç kimse durmaz. Sertsen kabasan sende eş de durmaz. Kadın erkek değişmez. Sertsen kabasan sen esnaflık da yapamazsın. Sen sertsen kabasan hizmet de edemezsin dergâhta. Edemezsin. Sen sertsen kabasan çavuşluk da edemezsin. Sertsen kabasan zakirlik de edemezsin. Sertsen kabaysan şeyhlik de yapamazsın. Yapamazsın. Sen çünkü etrafında hiç kimseyi bulamazsın. Ayet de sabit.
Peygamberine söylüyor. Diyor ki eğer sen sert ve kaba olsaydın etrafında hiç kimse olmazdı diyor. O zaman mücahede edenlere. Cenab-ı Hak yolunu açar. Kafirdi mümindi münafıktı ayırmaz. Ayırmaz. Kafirin de hakkını verir. Müminin de hakkını verir. Zalimin de hakkını verir. Mazlumun da hakkını verir. Verir Allah. O yüzden hani işte kafire veriyor. Sen kafirin çalıştığı gibi çalışmıyorsun ki. Kafirin mücadele ettiği gibi mücadele etmiyorsun ki. Hani gençliğimden haber veriyorum. 12 Eylül oldu. İşte yönetim kurulunu topluyorlar. Sıra bize de gelecek. Benim dedim gitmem lazım Bayındır'dan. Ben çıktım. Neyse işte bir arkadaşın çıktığı iş yerine girdim.
Kütahya Hazret Fabrikası'nda. Biz orada montaj yapıyoruz. Bir şirket adına. İyi Alman mühendisle çalışıyoruz. Yemin ediyorum Alman mühendis mesai kaçta başlıyor? Sekizde. Sekizde. Adam yedide iş yerinde. Çantiyede yedide. Yedide bütün resimleri açıyor. O gün ne yaptıracak? Plan programda ne yaptıracak? Hangi kalfaya ne iş verecek? Gelenin iş hazır resmi veriyor eline. Kalfanın eline. Git bunu montaj et. Resimden anlayan da. Kalfaların içerisinde en iyi resimden anlayan benim. Yani ben bir hafta sonra ben de sabah yedide onunla beraber gitmeye başladım. İş öğreniyorum hem ondan. Bendeki disiplinin büyük bir kısmı o adama ait. Adımı ezberledi. Mustafa diyor.
Bana. Gidiyor. En böyle ince işte böyle dirsekler şunlar bunlar onların şeylerini bana veriyor. O işte. Ve inan olun o yedide iş başı yapıyor. Türk mühendis dokuz buçukta iş başı yapıyor. Makine mühendisi. Erken geldi dokuz buçuk. Onda geliyor arkadaş bazen. Böyle kapşonunu atıyor. Montunu, parkesini giyiyor böyle. Eller cebinde. Aşağıdan yukarı şeye bakıyor. Biz o zaman gaz filtresi kuruyoruz. On üç metre yükseklikte. Aşağıdan yukarı bakıyor. Bir sefer merdivene binip de yukarıda ne yapıyorlar bunlar. Bu montajın neresinde ne var gerçekten bilmiyor. Alman mühendisi öyle değil. Attığın punteyi dahi takip ediyor. Yaptığın kaynağı takip ediyor.
Böyle disiplinli. E neden Almanlar şimdi teknolojide ilerideler? Disiplinliler. Disiplinliler. Bizim İslam dünyası bilhassa Türk dere, Türklere Araplardan gelen bir tembellik var. Türklere Araplardan gelmiyor bu tembellik. Irkçılık değil. Türklere Orta Asya'dayken böyle değildi. Taşı sıkar suyunu çıkarırlardı. O Araplardan geldi. Öğlen çalışmayacak. Bir iş oldu. Bukra sonra gel. Bukra sonra gel. Ya yarın da olur. Ne acelesi var. Yani yarın olsun. Sonra olur. Ha şimdi git. Tabi onlar da böyle hani Allah'ın verdiği nimet şaşırtmış onları. Yani öğlen üstü git bir şey yap kepenk indiriveriyor.
Sonra gel diyor. İçeride müşteri var. Kovuyor müşteriyi. Kovusa da sonuçta Müslümanlar Mekke mübarek yer biz oradan bir şeyler alacağız diye uğraşıyor. Ya kovuyor adam seni alma. Alıyor bizimkiler. Enteresan bir kültür var bizde de. Ya kovulmuşsun. Girme bir daha o dikkana. Ama yok biz gideceğiz sürtüneceğiz illaki. Bir de birbirlerini öyle diyor. Kovduydu bizi diyor. Öğlen de diyor. Gene geldik biz buraya diyor. Ya kovulmuşsun. Namağa geldin bir daha oraya. Gelme. Ama yok. Biz gideriz. Onun çünkü müşteri derdi yok. Kovuyor. Bir daha gelecek nasıl olsa Müslümanlar. Ha başkası gelecek. Kovusa. Mücahede etmek. Ne iş yaparsanız yapın. İster dini ister dünyevi ister ailevi.
Eğer o konuda mücadele etmezseniz başarıya ulaşamazsınız. Ben şimdi küçük bir örnek vereyim. Can. Evet. Geçen sene kaç puan aldıydın? Dört yüz on bininci olmuştun. Evet. Bu sene. Bu sene yüz dört bin. Aynı Can. Geçen sene dört yüz on bininci oldu. Yazacak mısın bir yere dedim ben. Ondan sonra. Ben çalışırsam daha iyi yaparım dedi bana. Doğru mu? Telefonda öyle görüş dedik değil mi? İyi oğlum çalışacak sen dedim. Tamam yazma hiçbir yeri dedim. Bir dahaki sene iyi çalış dedim. Yani dört yüz on binden yüz on bin. Yarı değil. Dörtte bire iniyor. Değil mi? Demek ki çalışınca oluyor. Başarıyor insan.
Mücadele edince oluyor. Olmayacak diye bir şey yok. Yani bir şey olmadı diyorsa o kimse kendisiyle alakalı. Yolumuzda mücadele edenlerin yollarını açarız. Allah bizi mücadeleci bir nefis versin. O mücadeleci nefisse o mücadeleci ruhla yürür insan. Eğer mücadele etmezse mücadeleden geri dönerse o kimse hayatı boyunca başarısız olur. Bazı insanlar vardır bir iş verirsin mücadele etmez onda. Gayret etmez, şabalamaz. O işi yerli yerine getirmez. Yerli yerine getirmeyince mücadele etmiyor o. O işe gayret göstermiyor. Bu dervişlik olabilir. Bu aile olabilir. Bu çocukla alakalı olabilir. Bu dünyevi işle alakalı olabilir. Hiç önemli değil. O kimse mücadele edecek.
Ayakta kalan, ayakta kalan mücadele edenlerdir. Ayakta kalanlar savaşanlardır. Ayakta kalanlar korkmadan yılmadan hedefe doğru gidenlerdir. Ayakta kalanlar korkmadan yılmadan hedefine kendisini kilitleyip koşanlardır. Ayakta onlar kalır. Cenab-ı Hak onlara başarı ihsan eder. Vakıa suresinde Rabbimiz şu kimselerden bahsediyor. 8. ayet Ahirette mutluluğa erenler var ya ne mutlu kimselerdir. Kötülüğe batanları gelince de mutsuz kimseler. 10 ve 11. İman öne geçen iman ve amelde öne geçenler ise ahirette öne geçenlerdir. İşte onlar Allah'a yaklaştırılmış kimselerdir. Allah'a yaklaştıran kimseler kimlerdir? Allah'a yaklaştırılan kimseler iman edip salih ameller işleyenlerdir.
Ve Allah'a yaklaştırılan insanlar mutlu insanlardır. Mutlu, mutlu, gönlünde mutluluk tohumu olan, gönlünde mutluluğu yaşerten insanlardır. İnsan nasıl mutlu olur? Hamd ederekten, elindeki ve etrafındaki nimetlere hamd ederekten, elindeki ve etrafındaki nimetlere hamd etmeyen, şikayet eden mutsuz insandır. Mutsuz insan Allah'a isyan halindedir, farkında değildir.
Cenab-ı Hak sana nefes vermiş, sağlık vermiş, ev vermiş, bark vermiş, evlat vermiş, eş vermiş, o evlada anne baba vermiş, barınacak bir yurt vermiş. Ya şükretmesini bil. Cenab-ı Hak sana eş vermiş, hamd et. Eşinin olduğu için hamd et ve eşini üzme, kırma, incitme kadın erkek. Allah sana bir emanet vermiş. Bu kadar milyar insanın içerisinde sana eş vermiş. Sen bu emanete hıyanet etme. Sen adamı üzme, sen kadını üzme. Allah'ın emaneti var sende. Cenab-ı Hak sana bir de çocuk vermiş. Ya bunun şükrünü, hamdini nasıl dile getireceksin? Evlat vermiş sana. Ya bunun mutluluğunu, bunun hazzını yaşa.
Sen bunu normalde Cenab-ı Hak'ın bir nimeti olarak gör. Allah'a her daim teşekkür et. Ya Rabbi bana bir eş verdin. Bu eşten bana evlat verdin. Benim başımı sokacak bir evim var. Çoluğumla, çocuğumla akşam yemeği yiyebileceğim bir evim var. Benim barınağabileceğim bir evim var. İster kira olsun, ister senin olsun. Kiraladığın yer de senin. Parasını veriyorsun. Bu büyük bir lütuf, büyük nimet. İşin var, aşın var, eşin var. Allah'a hamd et kardeşim. Ve bunun mutluluğunu yaşa. Şimdi gençler başta, kadınlar ikinci sırada, adamlar üçüncü sırada. Mutsuz insanlar. Önüne ne yığarsan yığ, mutsuz. Hele yeni yetişen gençlik mutsuz.
Çünkü o sosyal medya onları komple çepe çepe çevrelemiş. Bildiğin mutsuz. İstediği kıyafeti alsa da mutsuz, almasa da mutsuz. Cebinde para olsa da mutsuz, olmasa da mutsuz. Allah'ı unutturdular gençlere. Gençler hamd etmiyorlar, şükretmiyorlar. Daha dasını istiyor. Ya bunun daha dasının sonu yok. Sen güzel bir pantolonun var, şükret, hamd et haline. Giyecek kıyafetin var, hamd et haline. Yok bizde öyle bir şey yok. Bütün toplum olarak biz mutsuzuz. Toplum olarak mutsuzuz biz. Mutlu değil hiç kimse. Sebep? Yani o kadar çok sebep var ki.
Toplum olarak mutsuzuz. Herkes yolda kavga edecek yer arıyor. Herkesin yüzü asık. Yani adam eve giriyor, eşin yüzü asık, çocuğun yüzü asık. Evden çıkıyor, iş yerine gidiyor, çalışanın yüzü asık. Patronun yüzü asık, herkesin yüzü asık. Mutsuz. Hamd etmiyor çünkü. Hamd etmiyor. Mutsuz insanın kalbine Allah tecelli etmez. Haline hamd etmeyen kimsenin Allah kalbine tecelli etmez. Ya bir hamd et ya, bir şükret ya. Eşinden şikayetçi, çocuğundan şikayetçi, çocuk anne babadan şikayetçi, dededen şikayetçi, nineden şikayetçi herkes. Dede, nine kendi çocuklarından şikayetçi, torunlarından şikayetçi.
Şikayetçi, Allah şikayetçi. Herkes hayatının her alanında şikayetçi. Dervişler de şikayetçi. Ya sen hamd edeceksin canım kardeşim ya. Hamd et. Mutlu ol. Cenab-ı Hak sana bir dergah vermiş. Cenab-ı Hak sana bir zikir alakası vermiş. Cenab-ı Hak sana hayırlık bir helal kazanç vermiş. Cenab-ı Hak sana bir iş vermiş. Cenab-ı Hak sana bir eş vermiş. Cenab-ı Hak sana evlat vermiş. Ya hamd et. Yok. Problem çıkarmak için üst at herkes. Böyle olunca Allah'a yaklaşmaz. Allah bizi muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak han deden kullarından eylesin. Rabbim kendisini zikrettirdiği kullarından eylesin. Cenab-ı Hak her daim gözünü Allah'a dikmiş kullarından eylesin. İslam Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında tüm kainata hakim olmuş muydu?
Hayır. Ve şeriat kanunlarını göre mi tüm insanlara hüküm uygulamıştı? Evet. İslam hukuku peyderpey icra edildikçe şeriat hukukuna göre yani Allah'ın hukukuna göre hükmedildi. Peyderpey. Bu ne zaman? Medine-i Münevvere zamanında. Kaç yıl? On üç yıl. Mesela bu hukuk zaman içerisinde peyderpey icra edildi. Hepsi bir anda değil. Mesela içki zaman içerisinde, kumar zaman içerisinde. Bunlar zaman içerisinde haram kılındı. Normalde bunlar Mekke döneminde değil. Ve İslam komple bütün arza Mehdi aleyhisselam zamanında hakim olacak. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri benden önce dinin yüzde ellisi yaşandı. İslam.
Benim zamanımın yüzde yirmi beşi yaşandı. Ahir zamanda da kalan yüzde yirmi beş yaşanacak. Yani yüzde yüz din yaşanacak. Din tamam edildi. Bakın din tamam edildi. Bugün dininizi tamam ettim ayet-i kerimede. Ve din olarak size İslam'ı seçtim. Din tamam edildi. Ama bütün dünya üzerinde arzda yaşanılması tamam edilmedi. Bu Müslümanların işi. Müslümanlar arz la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum diyen peygamberin peşinden giderlerse o zaman arz komple la ilahe illallah diyecek. Dikkat edin. Dikkat edin. Arz la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum diyen peygamberin ayak izlerini Müslümanlar takip ederlerse o zaman arz İslam olacak.
İslam olacak. Ama bugünün Müslümanlarına baktığımızda ne yazık ki bu anlayış ne yazık ki bu şuur şu anda yok. Eyvallah. Osmanlı yıkıldıktan sonra İslam dünyası hem fikri planda hem ekonomik planda hem siyasi planda hem dini planda hem kültürel planda komple yenildi. Bozuldu. Bozuldu. Bakın bozuldu. Ne yazık ki bizim şimdi hem kültür olarak bizde İslam kültürü yok. Bizde İslam medeniyeti yok. Biz din olarak dinimizi tam olarak yaşamıyoruz, yaşayamıyoruz. Bir, yaşamıyoruz. Yani elimizdeki imkanlar, elimizdeki hürriyet dairesinde biz dinimizi tam olarak yaşamıyoruz. İki, yaşamaya çalışmaya kalkarsa bir kimse o da yaşatılmıyor.
Çünkü görünmez yasaklar var. Bilinmez yasaklar var. Sen onu yaşamaya çalışmaya başladığın anda senin boğazını sıkıyorlar. İslam dünyası bu konuda hem dini yaşantı noktasında hem kültür noktasında hem ekonomik olarak hem ahlaki olarak hem de sosyal hayat olarak ne yazık ki kafirlerin önünde yenildi. Komple. İslam dünyası şu anda emperyalistlerin oyuncağı halinde. Ve İslam dünyasının başındaki alimi, uleması, siyasetçisi ne yazık ki batının elemanı. Batının elemanı. Ve İslam dünyası bunu kaybetti şu anda. Kaybetti. Bakın bir avuç Yahudi var orada. Bir avuç Yahudi'nin yaptığını koca İslam dünyası engelleyemiyor.
Çünkü kafirler, gavurlar İslam dünyasını içeriden fethetmişler. Tankla tüfek de gelseler seni fethedemezler. Seni eğitim sistemiyle bozmuşlar. Seni ekonomik sistemle bozmuşlar. Seni siyasi sistemle bozmuşlar. Seni ahlaki sistemle bozmuşlar. Seni sosyal hayat olarak bozmuşlar. Seni kültür olarak bozmuşlar. Rapçisi popçusu topçusu toplanmış. Sen neydi belirsiz insanların peşine düşmüşsün. Siyasetçisi bozmuş seni. Düşün peşime demiş. Bir elinde Kur'an, bir elinde iman. Geliyorum Muhteşem Süleyman. Bozmuşlar hepsi de. Oy zamanı gelmişler. Müslüman olmuşlar. Gelmişler size İslami nutuklar atmışlar. Size gelmişler size Kur'an sünnet demişler. Nutuk atmışlar. Gidip koltuğa oturunca kimisi münafık olmuş.
Kimisi kafirliğini göstermiş. Kimisi mürteddini göstermiş. Kimisi hırsızlığını, arsızlığını göstermiş. Velhasıl kelam seni yanlış yere sürük demişler. Hadiste var mı bu konuda? Var. Hadiste sabit mi bu? Sabit. Senin dilinden konuşuyorlar. Seninle berabermiş gibi söylüyorlar. Ama insanları sapkınlığa götürüyorlar. Yanlışlığa götürüyorlar. Cehenneme götürüyorlar. Ve ne yazık ki bütün İslam dünyasının başındaki liderler de bu var. Ve ne yazık ki İslam dünyasının başındaki liderler, biz İslam görüyoruz ama onlar İslami davranmıyorlar. İslami davranmıyorlar. Ya da davranamıyorlar. Biz aldanmaya devam ediyoruz. Bir de işin en acı noktası şu.
Yani bu aldatmış bizi. Onun arkasından gelen de aldatıyor bizi. Onun arkasından gelen de aldatıyor. Ve İslam dünyası aldanmaktan bıkmıyor. Cemaatçisi aldatıyor, şeriatçisi aldatıyor, tarikatçisi aldatıyor, siyasetçisi aldatıyor, alimi aldatıyor, şeyhi aldatıyor, dervişi aldatıyor. Aldatmasına rağmen biz hala da aptal aşıklar gibi, körü körüne aşıklar gibi biz alkışlayacağız diye uğraşıyoruz. Ya bu zalim zulmediyor, paranızı ütüyor sizin. Bu zalim zulmediyor, sizin duygunuzu ütüyor. Siz İslam diyorsunuz, yola çıkıyorsunuz, sizi karanlığa götürüyor. Siz İslam diyorsunuz, yola çıkıyorsunuz, kendine han yaptırıyor, hamam yaptırıyor, saray yaptırıyor. Kendine şunu yaptırıyor, bunu yaptırıyor. Çoluğuna çocuğuna şunu yaptırıyor, bunu yaptırıyor.
Biz hala da peşinden koşacağız diye uğraşıyoruz. Bu bizim şeyhimiz, bu bizim imamımız, bu bizim hocamız, bu bizim siyasi liderimiz, bu bizim başkanımız, bu bizim il başkanımız, ilçe başkanımız, bu bizim şuyumuz, bu bizim buyumuz. Ya nerede bu adam? Yok. Yok. Bu bizim şeyhimiz, şeyhin cebi, dizinde, dizinde şeyhin cebi var, dizinde cebi.
Gözümle gördüm. Bu ne dedim? Dedi ki, cuma mübarende biz şeyh efendinin cebine harçlık veririz. Halifesi de yaptırmış, dizine kadar cep. Dedim, yok böyle bir şey. Kimisi oturdu, koltuğun altına para sıkıştırır. Kimisi cebine para sıkıştırır. İstiyor. İstiyor. Ben buradan yıllardır, 35 yıldır bağırıyorum. İsteyen bir veli, veli değildir. İsteyen bir mürşid, mürşid değildir. Dilancıdır. Gene gidiyor millet. Gene gidiyor. Orhan Acar burada, şimdi gözüm onun kayınca, bir genç gel dedi.
Biliyor musun bizim o virane mescide? Genç dedi ki, ya hocam bu hafta bari iste dedi ya. Her hafta buraya sohbete gelirken evdekiler diyorlar ki, bu hafta isteyecek. Ömrüm geçecek, istemeyeceğim sizden bir şey dedim. Bir şey istemeyeceğim. Bakın yani normalde, o çocuk büyük bir cesaretle söyledi bunu. Neden? Bu şartlarda İslam hakim olmaz. Olmaz. Kendince İslam'ım diyen bütün siyasetçileri, alimleri, ulemaları, evet hepsini çekilin kenara diyeceksin. Şeyhleri çekilin kenara. Ben böyle söyleyince hemen bana özelden yazıyorlar. Bizim cemaate laf söyledin sen.
Ya benim bir cemaat yok ki. Arkada senin şeyhinin villası var. Bu villayı nereden aldı ya? Bilmem ne sırtlarında villa. Bir sorsan ne kadar yüz trilyon. Ulan yüz trilyonluk o villaya nereden oturdu bu adam? Ne iş yapıyor? Ne iş yapıyor ya? Bir yürüyor cumhurbaşkanı gibi. Hani cumhurbaşkanı bir yürüyor üç yüz beş yüz tane arabada arkasından yürüyor ya.
Yani o şehefendi de bir yürüyor arkasında böyle yürüyor. Çakarlı lambalar. Ben böyle söyleyince yazıyorlar hemen. Bizim cemaate laf mı söyledin? Senin cemaatin batsın. Görmüyorsunuz mu? Kör müsünüz? Adam tarikat, zekat memuru tayin etmiş. Bursa'nın zekat memuru var. Mahalle mahallede zekat memurları var. Bir tarikatın zekat memuru var. Tarikatın komplo üyelerinden zekat topluyor. Zekat vermeden sadakata topluyor. Ve oradan maaşını alıyor. Bir de buna İslami kılıf uydurmuş. Ya İslam'a hakim olur mu? Olmaz kardeşim ya. Olmaz. Müslümanlar dilencilikten kurtulmuyor önce.
İsteme kardeşim yalakalık yapma. İsteme. Yok. Damarımıza işlemiş bizim. İstecek illaki ya. Dönecek dolaşacak istecek. Bu hizmetler nasıl oluyor bilmezsiniz siz. Bu işler nasıl bitiyor bilmezsiniz siz. Ne kadar para gidiyor bilmezsiniz siz. Eee. Hadi bakalım. Verin. Verin. Ulan adam bize bir lokma yedirse lokma zehir oluyor. Bakıyor benim lokmayı yedin mi yemedin mi diye. Ta kusuyorsun. Diyorsun ki yok ya. Arabanın da taşı yemeyeni. Acı.
Ama yok bizde o böyle. Müslümanlar da. Veren de memnun. Alan da memnun. Gittiğinin farkında değil. Ama. Veren baş köşede oturuyor. Ona. Neredesi bite. Ork mu? Piyano mu? Ali böyle cıstakı cıstakı yapan. Ork mu? Evet. Evet. Bir tane ork koyacaklar. Dicekler ki. Ooo. Ali Efendi. Ali. Ali Efendi Hazretleri. Hoş geldiniz. Siz böyle oturun. Tabi. Cıstakı cıstakı. Sen ne dersin ki sayonara gazinosundasın. Tabi. Hemen böyle bir giriş müziği. Ooo. Mustafa Bey. Hoş geldiniz. Masanız hazır efendim. Tabi. Sen böyle kurula kurula. Racon kese kese gider masana oturursun.
Tabi. Hadi. Mustafa Bey için özel sevda. Haydi bakalım. Haydi. Paralar. Tabi senin için özel şarkı ya. Sen de onun raconunu yapacaksın. Bu da aynı şey. Ulan pavyonda gördüğünü cemaatta görüyorsun. Ulan pavyonda yaşamışım bunu ben. Ulan ben pavyonu bırakmışım. Tövbe etmişim. Dönmüşüm. Kendi kendime namaza abdese başlamışım. Beni paldır küldür götürmüşler. Sohbet var. Şu var bu var diye gitmişim. Aynı şey orada. İslam'ın şeyde. Ooo hoş geldiniz. Ne kadar güzel. Ne kadar güzel. Neden? Yani sen bir toplantıya gitmişsin. Atmışsın. On bin dolarlık saat orta yere. Sana. Tabi diyecekler hoş geldin diye. Baş köşeye oturtacaklar.
Ulan Elif'i görsem mertek zannedeceğim. Benim elime kitap verdiler. Bu akşam dersi sen yap diye. Cenab-ı Hak da kalbimi aşacak ya. Bir ders yaptım bunlar. Ben de şaşkınım onlar da şaşkın. Ben onlardan fazla şaşkınım. Kitabı benim elimden nasıl alacaklarını karıştırdılar. Hani Hasan'ın yaptığına Musa da şaştı ya. Bizimki de o hesap. Ben de şaşkınım. Ulan nereden çıktı diyorum bunlar benden. Kitabı aldılar topladılar. Bitti sohbet o gün. Allah'ım diyorum hiç okumadığım yerde diyorum ben. Böyle açtık okuduk. Cenab-ı Hak bahşetti. Ama vercen. Ulan orada sohbette adam senetlere attı imzayı. Ulan bir ay sonra gene bir daha senet imzalıyor.
Adamı çağırdım. Bu ne iş dedim. Bu adam iflas eder. İki yerdir böyle senet yazıyor dedim. Mustafa kardeş dedi. O dedi böyle senetleri yazıyor sonra alıyor dedi. Ben bu sefer çeneye doğru böyle hafiften dokundum. Yakası elimde. Ulan siz aldatıyorsunuz insanları dedim. Milleti gaza getiriyor o. Ve yazıyor senetleri atıyor ortaya. On tane senet yüksek meblaları. Ulan benim saat gitti ha dedim ben şimdi. Dedi ki getireyim yarın dedi. Ulan Mustafa Özbağ verdiğine ne zaman geri olmuş dedim. Yürüyün gidin aldatıyorsunuz siz insanları. Aldatan bizden değil diyordu Allah Resulü dedi. Aldatan bizden değil. Ama Müslümanlar aldanmaya alışkın. Yemişler şırıngayı.
Uyanmıyorlar. Şırıngayı yemişler. Uyanmıyorlar. Tecavüze uğruyorlar. Uyanmıyorlar. Çünkü yutturmuşlar hapları. Hala da İslam'a hakim olacak diye bekliyorlar. Olmaz canım kardeşim. Olmaz. Neden olmaz? Tekrar bunun altını çiziyorum bakın. Bugün Türkiye'deki bu şeyhlerle, bu alimlerle, bu siyasetçilerle, İslam dünyasındaki bu şeyhlerle, bu alimlerle, bu siyasetçilerle İslam hakimiyeti kurulmaz.
İnşallah Cenab-ı Hak o günleri gösterir cümlemize. İnsan Suresi 76. ayette insan üzerinden bir zaman geçmedi mi ki o devirde insan alınan şey hiç değildi buyuruluyor. Bu ayet-i kerimede anlatılmak istenen nedir açıklar mısınız? İnsanlar henüz daha zahiren yaratılmazdan önce ruhlar aleminde yaratıldı. Ruhlar alemiyetinde yaratılmazdan önce de yoktular. İlm-i ilahide vardılar hiç hükmündeydiler. Buradaki hiçlik nefis de yok o yüzden. Rabbimiz de raffeyle seni. Üç ihlas bir Fatiha-i şerefe. Amin. Amin.
Asıl olan sevabı peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına. Bu güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Farık, Osman-ı Zinnureyn, Ali El Murtaza radiyallahu an hazretlerinin ruhlarına. Aşere-i mübeşerinin evladı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam Asan, İmam Hüseyin 72 şöhedanın, Şehidi Kerbela'nın, bütün şöhedanın tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına. İmamız İmam-ı Azam Ebu Halife, İmam-ı Şafi, İmam Maliki, İmam-ı Hambeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediyelidik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i şerefe.
Amin. Ma Rodin. Amin. Um... Amin. Ve zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini Doğalarını üzerimizden eksik Eyleme ya Rabbi Üç ihlas bir fatiha-i şerif Ya Rabbi, hasıl olan sevabı Geçmiş üstadlarımızdan Abdurrahim-i Tantevi, Abdurrahim-i Nişabi El-Hac-i El-Hafız
Ebu Bekir Sıddık-i Çorumi Hacı Alaydar Efendi, El-Hac Çorumlu Mustafa Nehaç Efendi Nevşeyli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin Kaçuni Dergahı'nın Kabbaşı Dergahı'nın Ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin Velilerin, evriyaların, dervişlerin Müminlerin ruhlarına Ya Rabbi, bilhassa üstadımız Bayındırlı Hacı Mustafa Özba Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine Ced ve dadalının ruhaniyetlerine Yaşayan bütün mürşid-i kamillerin Velilerin, evriyaların Bütün derviş kardeşlerimizin Ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine Akraba ve talikatlarımızdan
Turuk Aliye'den geçenlerin ruhlarında Hediye eledik Vasıl ve hissedareyle ya Rabbi Haberdarıyla ya Rabbi Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını Üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi Amin Ve selamun ala'l-mürselin Ve alihim elhamdülillahi rabbil alemin Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi