Üstad Mustafa Özbağ

Miraç Kandili - Karabaş-i Veli Tekkesi - 15 Mayıs 2015

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 16 Mayıs 2015 · 1:34:23

Selamun aleyküm. Allah gecenizi mübarek eylesin inşallah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Nice kandillerde, nice mübarek günlerde inşallah buluşmayı, idrak etmeyi nasip eylesin inşallah. Malum, bugün Mevlüt kandili, pâ özür dilerim, Miraç kandili, Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin en önemli, peygamberliğinin en önemli gecelerinden birisi.
Bunu götür, bunun da pili kalmamış herhalde. Miraç hadisesi, tabi Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşinin vefat ettiği, Müslümanların büyük bir kısmının hicrete tabi tutulduğu, hicret ettiği, aynı zamanda etrafında hiçbir desteğinin kalmadığı, naçar kaldığı bir zamanda cereyan eder.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve bütün ehli veli bazen değişik dönemlerde, değişik hallerde kendilerince sıkıntılı veya kabuz diyebileceğimiz haller yaşarlar. Bu Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bilhassa Mekke döneminde zaman zaman yaşana gelmiş şeylerdir. Böyle zamanlarda Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri genelde Hira'ya, Hira dağındaki mağaraya çekilir, orada halvet eder, Cenab-ı Hakk'a niyazda bulunur, bu hali aşmaya çalışırdı. Zaman zaman vahyin kesildiği zamanlarda, ilhamın kesildiği zamanlarda, Allah böyle kabuz halleri yaşardı.
Hatta bazen yüklenmiş olduğu vazifenin ağırlığından dolayı, veyahut da bu meseleyi kendi dairesinde götürmekte, kendisinin ehil olup olmadığını düşündüğünden dolayı, darlanır iyice. Darlandığı zamanlarda Hazret-i Cebrail aleyhisselam Allah'ın emriyle ona görünür, ona sabretmesini söyler, ona dayanmasını, katlanmasını tavsiye eder.
Bu konuda Cebrail aleyhisselam o kabız halinden kurtulmasına bir şekilde sebep olurdu. Ve hatta enteresandır, bir keresinde Hira'dan kendini aşağı atmak istediğine dair dahi, ravilerin söylediği, naklettiği hadisler var. Böyle bir zamanda Cebrail aleyhisselam hemen onunla musaffa eder, onu tabiri caizse kollarına, kanatlarının altına alır, onu teskin ederdi.
Zaman zaman Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin böyle kederli zamanlarında Cebrail aleyhisselam tecelli eder. O tecelliyle Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini teselli ederdi. Bunlar bütün peygamberlerde ola gelmiş şeylerdir. Hazret-i Musa da bazen bu noktada bazı şeyler dayanılmaz hal aldığında Tur-i Sina'ya çıkar.
Tur-i Sina'da Cenab-ı Hak'a yalvarır, yakarır, zikreder, tesbih eder ve Cenab-ı Hak ona vahyeder. Bu noktada kâh ağacın arkasından seslenir, kâh bulutun içinden seslenir, kâh ateşin arkasından seslenir, kâh Cebrail aleyhisselam gelir, onunla sohbet eder, böylece o halden kurtulurlardı. Aynı şey diğer peygamberler için de geçerli olmuştur. Her peygamber üzerine almış olduğu o vazifenin ağırlığından mı olsa gerek, o peygamberlik mesleğinin vermiş olduğu incelikten mi olsa gerek, zaman zaman bu noktada kendilerince teselliye ihtiyaç duyarlardı. Yaklaşın biraz daha kapının önünü, biraz daha rahatlasın inşallah.
Hak yolda giden sufilerde de tecelli eder. Konumuz bugün bu değil ama az bir şey, bir parantez açayım, parantez açayım inşallah mevzu olunca. Sufi yolunda giden kardeşler de zaman zaman bu tip haller yaşarlar. Onlar da bir vazifenin ağırlığı çöker üstlerine, omuzlarına. Allah o vazifenin ağırlığı omuzlarına çökünce zaman zaman o vazifeyi başarıp başaramama, yolu götürüp götürememe noktasında, buna tereddüt demeyelim de hakkıyla yerine getirememe düşüncesi galip basar bazen.
Böyle olunca onlarda da bir kabuz hali olur. Onlar da bu kabuz halinden, Cenab-ı Hak ama salih rüyalarla, ama salih zikrullahta görülen haller ile, ama üstadlarının bir sözleri, bir bakışları, bir nazarları ile bu halden biiznillah kurtulurlar. Bazen bu seyr-i sülükte ilerlerken, ileri derecelerde daha da işler ağırlaşır.
İşler daha da ağırlaşınca, daha da bu meselelerde yoğunluk fazlalaşınca, o kimse bu noktada kendisini daha da bir ağırlığın içerisinde hisseder. Eğer omuzlarına sanki daha fazla yük yüklenmiştir, tabiri caizse o kimse kocar, yaşlanır. Ve bu noktada kendince bazen aynı duygular, aynı düşünceleri yaşar. Öyle olunca da ya pir efendilerden birisi ya da sahabeden birisi, duruma göre, tecelliyata göre ya da peygamber efendilerimizden birisi, ya da dört büyük peygamberden birisi, bu işin artık zirvesi daha da ileriye gidiyor demektir. Ama İbrahim'den, ama Adem'den, ama Musa'dan, ama İsa'dan birisi ona mihmandar olursa, bu iş daha da ileriye doğru gidiyordur.
Hatta bu noktada İsa Aleyhisselam makamı altıncı makamdır. Bu noktada İsa Aleyhisselam, bu noktada kutup seviyesindeki kimselerin üzerinde tecelli eder. Dört tane kutup vardır. Dört tane kutubun, normalde bu noktada her birisine, dört büyük ehli kitap peygamber, bu noktada onları gözetim altında tutar. Bu manada o dört büyük peygamber, onların üzerinde hem eğitimlerini, hem bu noktadaki manevi hallerini üzerlerine alırlar.
İşte Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri'nin yine böyle bir döneminde, bu büyük miraç gerçekleşmiştir. Büyük miraç diyorum, çünkü o güne kadar olan miraçların en büyüğü budur. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri bu döneme gelinceye kadar, işte bazıları mesela Arabi, bundan önce otuz üç tane miracı var onun der. Değişik veliler, bu noktadaki batın bilgisine sahip olanlar, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri'nin değişik zamanlarda değişik miraçlar yaşadıklarını söylerler. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri'nin şöyle diyebiliriz buna, miracı hiç bitmemiştir.
O doğduğundan itibaren bu yolda yürümüş ve doğduğundan itibaren miracı hiç bitmemiştir. Bu işin manevi tarafıdır. Ve Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri'nin miracı hala daha bitmemiştir. Hala daha Hz. Peygamberin Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri'nin Allah-u Aleyhi Vessellem Hazretleri'nin, Allah-u Aleyhi Vessellem Hazretleri'nin miracı devam etmektedir.
Ama Kur'an'ın bize anlattığı mirac bir seferlik değildir. Bunu İslam dünyası anlatırken hadisçiler, kelamcılar, tefsirciler hepsi de miracın bir sefer gerçekleştiğini bize anlatırlar. Hiçbir şey bir seferlik değildir bu manada. Bir kimse bir yola girdiyse yol sonsuzdur. Bu yol Allah'ı tanıma, Allah'ı bilme, Allah'ı teşbih etme, tenzih etme, zikretme yoluysa Cenab-ı Hak hem zat ve hem sıfat olarak sonsuzdur. Zat ve sıfat olarak sonsuz olan bir Allah'ın tanınması ve bilinmesi de sonsuzdur.
Onun teşbihi de, tesbihi de, zikri de sonsuzdur. Sonsuz olan bir zatın bu noktada ayetlerinin de sonu yoktur. Ayetlerinin tecelliyatının da sonu yoktur. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın kelamı da, kelimeleri de sonsuzdur. Onun kelamına bir son koymak, onun kelimelerine bir son koymak, onun bu manada ayetlerine son koymak mümkün değildir.
Öyle olunca, Mirac'a oldu bitti gözüyle bakmak, bir daha olmamış veyahut da daha önce olmamış ve bir daha da olmayacakmış gibi görmek, herhalde bu meselede bir noksanlık, bir eksiklik söz konusu eder. Bunu geçen Mirac kandilinde az bir şey beyan etmiştim. Biz sufiler, İsra ve Mirac hadisesini, Cenab-ı Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hem ruhen hem de bedenen yaptığına inanırız. Çünkü eğer bedenen olmamış olsaydı, Hz. Allah ayet-i kerimede Mekke-i Mükerreme'den yani Beytullah'tan Mescid-i Aksa'ya kulunu yürüten der ayet-i kerimede. Burada yürümek söz konusu ise ruh yürümez.
Bir kimsenin cesedi yürürse biz ona yürüdü deriz. Bir kimse yürüdüğü zaman sadece ruhuyla yürüdü de demeyiz. Bir kimse yürüdü dendiğinde o ruhuyla, canıyla, cesediyle, bedeniyle beraber yürümüştür. O yüzden ayet-i kerime bu manada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin İsra ve Mirac hadisesinde ruhen olmadığını beyan ediyor.
Evet Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin biz bir tane miracının olmadığını bildiğimizden o yüzden bazı miraçlarının büyük bir çoğunluğunun bedenen olmadığını, kalben olduğunu, kalben olan miraçları Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu manada peygamberlik dairesi içerisinde bunları ele aldığını ve Allah'ın bunları konuşturmamasından dolayı konuşmadığına kâniyiz.
Çünkü bir hadis içerisinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir miraç anlatırken, bir hadiste anlatırken evinin damının yarıldığını, damının yarıldığını ve evinin damının yarıldığında Hz. Cebrail aleyhisselamı gördüğünü ve Hz. Cebrail aleyhisselamı dünya merkezli konuştuğumuzda doğu yakasında gördüğünü ve doğu yakasında görünce onun ayaklarının devasa bir şey olduğunu, komple ufku kapladığını söyler.
Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şeriflerinden bu zahir. Hadis-i şeriflerinden Cebrail aleyhisselamı defalarca gördüğünü ama Cebrail aleyhisselamı Cenab-ı Hakk'ın yarattığı şekliyle, şemaliyle iki sefer gördüğünü, iki seferin bir tanesinin o yine damın yarıldığı zamana rastladığını görürüz.
Burada hadis-i şerif metinlerini inceleyenler, Allah-u Alem bu metinlerde de onların gözlerinden kaçmamıştır. Ve bir miracının Beytullah'ta duvara yaslanık halde olduğunu ve gece olduğunu ve gece Beytullah'a yaslanık bir şekilde dururken Cebrail aleyhisselamın onu alıp götürdüğünü söyleyen hadis-i şerif vardır. Ama yine bir hadis-i şerifte o evinin damının yarılıp Hz. Cebrail aleyhisselamın gördüğü noktada daha önce onun uyur uyanıklık arasında evinde yatarken, evinde yatarken, melekler tarafından gelip göğsünün yarıldığı, göğsünün yarıldıktan sonra onun ameliyat edildiği ve zemzemle yıkandığı ve kapatıldığı ve ondan sonra miracın başladığına dair rivayet vardır.
Allah-u Alem bu rivayet o evinde yatarken uyur uyanıklık arasındaki miracıyla alakalıdır. Burada çok sizi hadislerin teknik kısmına girip teknik kriterler yapma noktasında değilim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu fakirin tabiri olsun, biz mirac-ı kebir diyelim buna, büyük miraç diyelim. Bu büyük miraçtan önce miraçları olduğu, o miraçlarının kaliben olduğu, rivayetlerden çıkarılan sonuç.
Bu fakirin tabi bunun üzerinde daha da ince araştırılırsa, bunun da sahabelerin bir kısım sahabelerin içerisinde yer bulduğu, o değişik rivayetleri dinleyen sahabelerin Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin miracının bir tane olmadığına kâne oldukları, bunlardan birisinin Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah olduğu mahsela gibi rivayetler var. Bu noktada da İslam dünyasında bir farklı bir görüş daha var. Bu görüş de şu, Hz. Aişe annemizin sözüne atfen bazı sahabeler, hatta bunlar sonradan İslam olan ilk böyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin etrafında olmayıp, işte Medine-i Münevvere'de Müslüman olan, İslam olan genç sahabeler diyelim.
Bunların Hz. Aişe annemize atfettikleri, sordukları bir soru var. İşte ya Aişe, işte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Allah'ı gördü mü? sorusuna verdiği cevap var. O verdiği cevabı binaen sonradan olan sahabeler, işte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Miraç'ta Allah'ı görmediğine dair naklettikleri bir söz var. Tabii Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine direkt ilk yola çıktığı, beraber olduğu sahabeler soru sorduğunda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Cenab-ı Hakk'ı görmediğine dair bir beyan etmiyor.
Bir rivayette onu nur olarak gördüğünü, bir rivayette bu noktada işte gözlerinin kamaştığından dolayı, gözlerinin kamaştığından dolayı ne şekilde gördüğünü tam tarifi imkansız olarak, bu kelimeler benim. Ben meseleyi aktarırken böyle anlaşılabilsin, ben kendi anladığım noktadan aktarıyorum. Tarifinin imkansızlaştığını, bir başka noktada da Cenab-ı Hakk'ın ona tecelli ettiğini, ona sarktığını söylüyor.
O yüzden ahzap bu noktada ikiye ayrılmış vaziyette. Ahzaptan sonra gelenler, biz onları normalde işte Ebu Zeri Gifari gibi, işte Hz. Ömer, Hz. Abdullahlar gibi, o Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Mekke döneminde hiç yanından ayrılmayanlar. Çünkü onlar meselenin başından itibaren Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanındalar.
Hz. Aişe annemiz bu noktada Mekke döneminde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanı başında değil. Bu dönemde yanı başında olan sahabeler belli. Bu sahabelerin naklettikleri hadislerle sonradan nakledilen hadislerin arasında bu noktada fark var. Hatta bir kısım zatların Hz. Aişe annemizin bu sorusuna Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin verdiği cevabı dahi, diyorlar ki Hz. Aişe annemizin anlayacağı şeklinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona böyle söyledi diyenler var.
İşte burada miraçla alakalı bizim inancımız odur ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri değişik zamanlarda değişik tecelliyatlarda değişik miraçlar olmuş. Ama bu noktada ayette belirtilen miraç belki de o güne kadar olmuş olan miraç yolculuğunun son zirvesi. O güne kadar olanın sonu. Ve bu miraçın devam ettiğine inanıyorum. Ve miraçın bitmediğine inanıyorum. Bu noktada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hz. Allah'ı tanıma, Allah'ı bilme noktasının devam ettiğine inanıyorum. Ve sufilerin de seyr-i sülukunun bu mertebede, bu derecede değil ama bu yolda olduğuna inanıyorum. Ve madem ki onlara ölü demeyiniz, onlar haydır, ayeti kerimesi tecelli etmiş, o hay olan Allah dostlarının Allah'ı tanıma ve bilme noktasında yollarının devam ettiğine inananlardanım.
Böyle bir giriş yaptıktan sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, muhakkak ki Cenab-ı Hakk'ın ona lütfü, ikramı, ihsanı olan bu miraçı döndüğünde ashabın hepsine de anlattı. Burada enteresan noktalar var. Enteresan hadiseler var. Miraçın hem ruhen hem bedenen olup olmadığıyla alakalı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanından itibaren tartışmalar devam etmiş.
Müşrikler Hz. Ebu Bekir radiyallahu an hazretlerine gelip kardeşin dün gece işte semaya gittiğini, Beytülmaktis'e gittiğini söylüyor deyince Hz. Ebu Bekir radiyallahu an hazretleri o söylediyse doğru söylemiştir deyip kestirip attığını Hz. Ömer radiyallahu an hazretlerinin ben bir kendisiyle konuşayım ondan sonra size cevap vereyim dediğini Ebu Leheb'in oğlu Utbe'nin zaten müşrik o.
Bunu kabul etmediğini hatta bununla alay ettiğini bununla alay ettiği hatta alay ettiği nokta şu enteresan nokta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin miracıyla değil Allah'ı görmesiyle alakalı alay ettiğini Çünkü ayeti kerimede ona sarktı deniyor ya Ona sarktı sözünü kullanaraktan alay ettiğini Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Utbe'nin alay ettiği söylenince Ona Allah'ın köpeklerinin birisi ona musallat olur onun hesabını o görür diye dua ettiğini Ve Utbe'nin bir Şam yolculuğunda müşriklerle beraber arkadaşlarıyla beraber seyahate çıktığında
Enteresandır bu olay Seyahate çıkıyorlar Seyahate çıkınca Utbe'nin babası diyor ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu duasını duyuyor Bunu sonradan Müslüman olan bir sahabe aktarıyor Ebu Leheb diyor ki Bu duanın sana tecelli edeceğine inanıyorum diyor oğluna Bakın dikkat edin Peygamberin peygamberliğine iman etmeyen kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin duasının kabul olacağını söylüyor Bunların çünkü Hz. Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliklerini kabul etmemeleri inatlarından
Bir peygamberin geleceğini hepsi de biliyorlar Ama peygamberlik Ebu Cehil'e gelmeliydi Şimdi de bir kısım insanların veliliğe inanıp Ama bu adam veli olamaz deyip de Gaflete düştükleri nokta Onlar da bu peygamber olmaması lazım diyorlar Bu peygamber olmamalıydı diyorlar Ya peygamber olacaksa Ebu Leheb olmalıydı Ebu Cehil olmalıydı Bunlar olmalıydı Buna mı bu peygamberlik verilecek Yetim fakirin teki İlmi yok ümmi Ya peygamber olacaksa bir filozof olmalı Ama hiçbir filozof yok peygamber
Peygamber olacaksa bir bilge kimse olmalı Ama hiç böyle bir kimse yok peygamber olan Enteresan nokta bu zaten Herkesin aklının bu noktada yere çarpıldığı nokta Peygamberin birisi demirci Peygamberin büyük bir çoğunluğu çoban Bildiğimiz çoban Büyük bir çoğunluğu ümmi Bir medreseden yetişmemişler Okul görmemişler Okul görmemişler Çok derinlemesine bir kitap okumamışlar Derinlemesine bir ilim öğrenmemişler Herkesin aklının kabul etmediği Yıkıldığı yer burası Hani İmam-ı Şafi diyor ya İmam-ı Hanbele Diyor ki ya hayret ediyorum
Sen koskoca imamsın Bu ümmi şeyvan-ı raiye nasıl tabi olursun Sen koca imamsın İmam-ı Hanbel bakıyor tebessüm ediyor Söyleyecek söz yok çünkü buna Beni götür diyor şu şeyhine Ona bir kaç kelam edeceğim bir kaç söz söyleyeceğim İmam-ı Hanbel diyor ki Hazır cevaptır Sormasanız Yok beni götür ben soracağım diyor Götürüyor İmam-ı Hanbel Hazretleri Şeyvan-ı raiyde ümmü Böyle bir kenarda köşede oturan fıkaranın teki Hep böyledir Zahir ilim erbabı Tasavvuf erbabına tepeden bakar Küçük görür onu Hakir görür Onun için o ilimsizdir
Onun için o fikirsizdir Onun için o usulsüz usulsüz Usulsüz bir kimsedir Gidiyor Diyor ki bir sorun var buyur sor diyor Bir kimse diyor akşam olduğunda Kendi kendine düşünse Bir vakit namazı kılmadığını anlasa Hangi vakti diyor eda etmesi lazım Kaza etmesi lazım Şeyvan-ı rai hiç durmadan Soru bitiyor O bütün gününü gaflete geçirmiş Namazlarını kaza etsin oluyor Kalıyor İmam Şafi O da tabi oluyor O da ders alıyor ondan O da intisap ediyor ona Bu şeye benziyor Bursa Kadısı Kim?
E Aziz Mahmud-i Dayi Hakir görüyor ya Hazreti Üftade'yi Böyledir bu Hep tarih boyunca böyle olmuş Çok azı Zahir ulemanın çok azı Ehli Sufi'yi kabul etmiş Devlet erkanının çok azı Ehli Sufi'yi kabul etmiş Öyle Devlet erkanı da çok sevmez Ehli Sufi'yi O devletteki bürokratlar O böyle kelleli kulaklılar Safahat içerisinde yaşayanlar Haramı helalı ayırt etmeyenler Şakşakçılar, alkışçılar Onlar da çok sevmezler Sufileri Görünmek dahi istemezler Bu daha yeni değil ha Bu oldum olası öyledir Zaten hangisi Sufilere hürmet Kıymet verdiyse
Onun zamanında İnkişaf etmiştir her şey Parlamıştır Osmanlı padişahları Devlet erkanları Paşalar Sufilere hürmet Hizmet ederler Onlara değer verirler Bu noktada onların Sohbetlerine giderlerdi Osmanlı Osmanlı oldu Ne zaman batılılaşma adına Sufilere değer vermediler Tekkelere Zaviyelere değer vermediler Onları Hor hakir gördüler Allah onları dağıttı Hep böyle olmuştur 28 Şubat'ta Sufilerle uğraştılar Bakın 28 Şubat'ta Sufilerle uğraştılar Ehli tarikatla uğraştılar Ehli zikirle uğraştılar Zikrullah yerlerini bastılar
Zikrullah yapılan yerleri bastılar Dağıttılar Dağıtmaya çalıştılar Evet Cenab-ı Hak Cenab-ı Hak onları yıktı O 28 Şubatçılarla beraber olanları da yıkıyor Cenab-ı Hak Yıkacak hep Öyle bu işler Neden Bu şahısal olarak görmüyorum Ben bütün Sufi topluluğunu Veliler topluluğu olarak görüyorum Evliyalar topluluğu olarak görüyorum Bütün Sufi topluluğunu En Hani Bu Bediüzzaman Said Nursa Hazretleri'nin sözü Adi Adi Ama ehli samimi Bir Sufi Öyle der Adi Ama samimi Buradaki adilikten kastı En düşüğü Ben olayım o O benim Beni anlatıyor
Adi Ama samimi İşte bu adi Ama samimi Ehli Sufi var ya Bir üstada gitmiş Ondan ders almış Ben nefsimle mücadele edeceğim demiş Gitmiş haram iş demiş Yapmış ama Hiç şey değil Adi dediği bu Dersini kah çekmiş Kah çekmemiş Namazı bazen kaçırmış Bazen kaytarmış Yapmış Tam vazifelerini yerine getirmemiş Ben sizin adınıza da bunu söyleyeyim mi Bizim kardeşlerimiz hep beraber Biz böyleyiz Biz dosdoğru böyle işte Namazını kılan Orucunu tutan Dosdoğru ibadetlerini Neden zikirlerini Yapan bir Topluluk değiliz Öyle çok böyle
Dört dörtlük Yapamıyoruz Ben kendim nefsim Yapamıyorum ya O yüzden üzüm üzüme Baka baka kararız Belki de siz Allah alem Yani ben olmasam Daha iyi olacağınız Belki de Bunun gibi bir şey İşte o Sufi toplulukları Haftanın bir günü İki günü En zor şartlarda da Toplanıp Allah'ı zikrediyorlar ya Cenab-ı Hak Onları da affediyor ya Affetmekle kalmıyor Hatalarını Kusurlarını Günahlarını da Hayıra çeviriyor ya Ben orayı Komple bir Veliler Topluluğu Olarak görüyorum Herkesin nefsi kabul etmez Çünkü Bize soruyorlardı işte Şeyhiniz kim
Nevşeyli Abdullah Gürbüz Efendi He ona mı bağlısınız? Allah'ım ya Rabbi Adamın boğazını Koparsan Yine içine Şeyi inmeyecek aşağı Adamı çeviriyorum Neyini gördün? Ses yok Neyini tanıyorsun? Ses yok Ya sana ne zararı oldu? Ses yok Ya neden dudak bıktın Böyle burun kıvırdın? Bakıyor şimdi Delisine denk geldi adam Susuyor şimdi Söylediğinden Söylemişinden Bin pişman oluyor Nereden bu deliyi sardım diye Kafama diye Çekilecek oluyor Ben çekiyorum bu tarafa Söyle diyorum Neyini gördün de Burun kıvırdın Mimiklerinden küçük gördün
Söyle bana Ses yok Sen münafık mısın diyorum Ses yok Ulan sen müşrik misin diyorum Ses yok Sen fasık mısın Ses yok Ben diyorum Az önce söyledin ya Sen nasıl yiğit adamsın Nasıl delikanlı adamsın Bir insan sözünün arkasında durur Ses yok Ondan sonra patlatıyor Irgılıyor Çalıyor Söyletiyor deliği Diyorum ben Ben valla meyhanede görmedim sizin gibi Sizin gibi diyorum adam Bakıyor şimdi Ben meyhaneden gelmeyeyim diyorum Valla da billa da Meyhanede diyorum Böyle bir muhabbet yok Adam meyhanede böyle bir muhabbet olsa Kafasında ya şişe patlar
Ya bir biçak yer Bir tarafına bir zarar görür diyorum ben Bu iyice rengi beti benzi gidiyor bunun Bakıyorum şimdi Nerenden filota çıkarayım senin diyorum bitiyor Ben neden söyledin Ses yok İşte böyle Yani Veyahut da bir mühte efendi Gidiyorum bir cami isteyeceğim Bir şey yapacaksın İşte Kime intisaplısınız Nevşeli Abdullah Gürbüz Efendi'ye Eee Yani o böyle şey yani Kim ki yani Bir gün mühte efendiye baktım böyle Ödemişteyiz böyle Adam böyle Mühtü Bir şey söyleyecek oldu Hocam dedim Dışarıda hiç sargılı dolaşmıyorsun
Benden dolayı sargılı dolaşabilirsin Nasıl yani dedi Hani var ya dedim Beyaz sargınız sizin dedim Ben onu sarık demiyorum sargı o Sarık bu Böyle baktı Sargılı dolaşmayın dedim ödemişte Tık yok Bitti muhabbet Bunun gibi O zamanlarda Kabul etmiyorlar böyle şeyleri Akılları önde Hazreti Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de Utbe böyle söyleyince Bakın enteresan bir şey Allah'ın lütfu İkramı Ayette sabit Cenab-ı Hak'ın Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine vermiş olduğu Büyük bir mucize Bunu kabul etmiyor
Utbe Bakın Dini kabul etmemek Ayrı bir şey Utbe bunu kabul etmiyor Hazreti Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki Allah'ın Köpekleri Ondan İntikamını Alsın Amin Şam yolculuğunda Bir yerde Mola veriyorlar Ebu Leheb İki tane Koruma veriyor Oğlunun yanına Sağına soluna yatın diyor Koruyun bunu Gece bir yerde Mola veriyorlar Gece bir yerde Mola verdiklerinde Bir aslan Peyda oluyor Geliyor Bütün yatanları Tek tek kokluyor Bunu anlatan sahabe Hayret ettim diyor Hepimizi tek tek kokladı Ondan sonra diyor
Utbeyi İki kişinin ortasında diyor İki kişinin ortasında Kokladı Ve başında durdu diyor Kokladı Ve başında durdu Bir ses çıkarıyor Hani Aslan sesi Hepimiz diyor Kaçıştık Yanındakılar da kaçıştı Ama diyor Utbe'nin kafasından tuttu diyor Kafasından Ve diyor Kafasından tutar tutmaz Onu diyor Kafasından aldı Parçaladı diyor Hepimiz de gördük biz onu diyor Orada gördük Allah'ın dostlarına düşmanlık yaparsa Allah'a düşmanlık etmiştir Allah diyor Yırtıcı bir hayvanın Avundan intikamını aldığı gibi Ondan intikamını alır Cenab-ı Hak
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Bu noktada intikamını aldı Duasını tecelli ettirdi Çünkü Cenab-ı Hak Ayet-i kerimesinin Tabiri caizse Hep arkasında Kur'an'ı biz indirdik Onu koruyacak olan biziz İşte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden itibaren Miraç ile alakalı Zaman zaman Aklı önde olan akılsızlar Kendilerince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Miracının bedenen olmadığını söylemişler Ama onun miracı Hem bedenen Hem ruhen Daha önceki miraçları kalben
Daha önceki miraçları kalben Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Miraca çıktığında Şimdi onun ayet-i kerimesini de söyleyeyim Ondan sonra devam edelim inşallah Hani Meşhur ya Necm suresi 8. ayetten 14'e kadar Aslında Bu sure Baştan sona Yani 1. ayet-i kerimeden itibaren başlar Bu meseleyi anlatmak için ama Ben böyle fazla vaktinizi almamak için Kısa keseyim istedim Hani 8. ayette başlar Miracın tam Bu noktada En mahrem Noktasını anlatır En mahrem noktası Sonra yaklaştı ve sarktı Derken araları iki yay aralığı kadar kısaldı
Veya daha az Allah Kulu Muhammed'e vahyedeceğini vahyetti Onun gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı Onun gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı Yani çıplak gözüyle gördü Gönlü de yalanlamadı Sabredemeyeceğim şimdi burada hemen söyleyeceğim Eğer daha önce kalben miraç etmemiş olsaydı Kalben tanımamış olsaydı Kalben tanımamış olsaydı Gözünün gördüğünü hemen kalben kabul etmeye bilirdi Böyle bir şey söz konusu değil ama Buradan şu mana çıkabilir Aşina Tanıdığı Bildiği kimse Gözünün gördüğü Gönlü de Ne yaptı Bu noktada yalanlamadı
Gözünün gördüğü Yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'u alem Cenab-ı Hakk'ın zahir bütün efhal ve sıfatını tanıması Bu noktada batın kalbi noktada tanıması Ve kalbi noktada tanıması da Kalben miracıyla alakalı Tanımasının neticesinde Gözünün gördüğünü Gönlü Yalanlamadı Gözünün gördüğünü Gönlü yalanlamadı Bunu değişik hadisciler Tefsirciler kelamcılar Bunun Cebrail aleyhisselam olduğunu söyleyenler var Ama Cebrail aleyhisselam olmadığını Ve bunun Hz. Allah olduğunu söyleyen sahabeden de Büyük zatlar var
Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah bunların başında Çünkü daha önce kalbi Değişik miraç hadiselerinde Allah'ı batınende tanımıştı Allah'ın Allah'ı alem Uluhiyet noktasındaki tecelliyatına Mazhar olmuştu Bu kalbi tecellileri Bildiğinden dolayı Bu miraç hadisesinde Çıplak gözüyle de gördüğünü Kalbi Yalanlamadı Her ne kadar Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Ashabından Bazı kimselere Bazı şeyleri Örterek Söylese de Bu şuna benzer Hani birisi geldi Her gün oruç tutuyordu Ona dedi ki
Sen Ayda üç gün oruç tut Fazlasına gücüm yeter dedi Pazartesi Perşembe tut Fazlasına gücüm yeter dedi Bir gün boş Bir gün dolu tut Bu da Davut'un orucudur Başka bir şey söyleme dedi Bakın Oruç meselesinde Ayda üç gün tutan Sünnet işledi mi? Evet Pazartesi Perşembe tutan Sünnet işledi mi? Evet Bir gün boş Bir gün dolu tutan Sünnet işledi mi? Evet Hazreti Ebu Bekir Radiyallahu an Hazretlerinin Malının tamamını getirdi Hazreti Ömer Radiyallahu an Hazretleri Malının yarısını getirdi Ama Ashabdan birisi Malının tamamını Tasadduk etmek istedi Ona dedi ki Arkandan Çoluk ve çocuğunun Dua etmesini İstemez misin?
İsterim ya Resulallah O zaman sen Malının bir kısmını Evlatlarına bırak Onun malının tamamını Almadı İşte Hazreti Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinde Şahsın Kimliğinin Kişisinin Algısına Derecesine Kabına göre Onlara Dinin içerisindeki Değişik vazifeleri Değişik boyutta Ve tecelliyatta Onlara anlatırdı Bedevinin birisi Gelmişti Demişti ki Bana Bir şeyler söyle Onunla kurtuluşa ereyim Ona dedi ki Beş vakit Farz namazını kıl Otuz Ramazan Orucunu tut Dosdoğru ol Bundan Ne bir eksik Ne bir fazla Yaparım dedi
Bedevi Hazreti Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri O çıkar giderken Dedi ki Sözünde durursa Cennetlik Birisini görürsünüz O cennetliktir Bakın Bakın ona Dinin üç tane Vazifesini söyledi Onu cennetlik Olarak gördü Onun derecatı Oydu Çünkü Kadınlar Topluluğu vardı Yakınıyorlardı Dedi ki Ey kadınlar Buradaki kadınlar Bana üç şeyi Söz verin Size cennete Söz vereyim Otuz Ramazan Orucunuzu tutacağınıza Beş vakit Farz namazınızı Kılacağınıza Eşlerinize İtaat edeceğinize Söz verin Size cennete Söz vereyim İşte
Hazreti Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Zaman içinde Etrafındaki Ashabın Protipine Bakarak Onun manevi Tecelliyatına Bağlılığına Onun bu Noktadaki Allah'a Ve Resulüne Bağlılığına Bakaraktan Din tavsiye ederdi Allah alem Bu miraç Meselesinde de Değişik rivayetler Bununla alakalı Çünkü Birisi geliyor Bu meseleyi Algılayacak Noktada Değil Bu meseleyi Algılayacak Noktada Olmayan Bir kimsenin Vaziyetine göre Ona Bir söz söylüyor Onun derecatına Göre konuşuyor Onun seviyesine Göre konuşuyor Çünkü Aynı Hazreti Aişe annemiz
Diyor ki Kimsenin durumuna göre Muamelede Bulunmayı Hazreti Peygamberden Öğrendik Sallallahu aleyhi ve sellemden Demek ki Öğretide Eğitimde Gelen Kimsenin Durumuna Konumuna göre Davranmak Öğreticinin Eğiticinin Mürşidin Ha İşi Gelir kimisi Efendim Ben bir rüya Görseydim Ha Bazen Bazen Derim ben Hani Der ya Hazreti Mevlana Saman çöpünün Dağı kaldırmaya Gücü yeter mi İsterken Ölçülü İster Rüya Hoş Rüya Saifesi kapını Çıtlatınca Ne olacak Hemen hal görüp Uşacak herkes Herkes Seyri sülüke Girecek Harika Ne kadar güzel
Kim dayanabilecek Şeytanı Gördüğünde Kim dayanabilecek O Her şeyi öğrenmek İstiyor Harika Etrafındaki İnsanların Manevi Suretlerini Gördüğünde Ne kadar dayanabileceksin Onu başka surette Gördüğün halde Tebessüm edebilecek mi Herkes manevi Derecesine göre Birisi sizin hakkınızda Laf söylediğini duysanız Kinleniyorsunuz ona Benim hakkımda var O söylerken Duysanız
Ne yapacaksınız ona Onu duyduğunuz halde Bir saat sonra gelse Nasılsın arkadaşım Dese Nasıl davranacaksınız ona Hiç düşündünüz mü Kendi içinizden Konuşuyor gene ya Atıyor tutuyor gene ya Deyip ondan sonra Bir saat sonra Efendim nasılsınız Dediğinde Ne diyeceksin Hazreti Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Herkesin Konumuna Durumuna göre Onlara Din öğretiyordu Hazreti Hazreti Ali Efendimiz İçinde Bir başkasına
Dedi mi Demedi Sebep Bir başkası Onun derecatında Değil Bir başkası Onun nazarında Değil Hazreti Ali Efendimiz'i Aldı Ashabın Ashabın içinde Bir sürü ashab var Mekke'nin fethinde Hazreti Ali Efendimiz Dedi ki Ya Resulallah Benim omuzuma çık Sen bir peygamberi taşıyamazsın Dedi Sen çık dedi benim omuzuma Çıktı onun omuzuna Erişilemeyenlere O erişti Yıktı Herkesin Manevi haline göre
Hazreti Ebuzer-i Gifariye Dedi ki Ya Ebuzer Bana söz ver Söz verdim Ya Resulallah Söz veriyor Daha arkasından Ne geleceği belli değil Bağlılığa bakın İtaate bakın Terbiyeye bakın İhlas ve samimiyete bakın Feda olmaya bakın Feda olmaya Ya Ebuzer Bana söz ver Söz verdim Ya Resulallah Ya Ebuzer İyi düşündün mü Bana söz ver Söz verdim Ya Resulallah Daha arkasından Ne geleceği belli değil Aşıklık budur Arkasından Ne geleceği Belli olmayan şeye Söz veriyor Ebuzer-i Gifari Söz verdim Ya Resulallah Hiç kimseden Hiçbir şey istememeye
Bana söz ver Ya Ebuzer-i Gifari Söz verdim Ya Resulallah Bakın kimden söz alıyor Ebuzer-i Gifari Ebu Zer-i Gifari'den Ebuzer-i Gifari'den Ebuzer-i Gifari'den Ebni Mesut'tan değil Örnek Ashabın içerisinden Böyle söz aldığı İki kişi var Diğeri Hz. Ebubekir Radallahu anh Hazretleri Hiç kimseden Hiçbir şey Diyor Hiç kimseden Hiçbir şey Söz verdim Ya Resulallah Bakın Bunu Ashab'dan Diğerlerinden Böyle bir akli yok Bir de kim var Hz. Ebubekir Efendimiz'den Ondan da söz almış Onu Onun her zaman Öğreniyoruz Hz. Ebubekir Efendimiz'in
Hilafetliğinde Devenin üzerinde Kırbacı düşüyor Kırbacı düşünce Deveyi ıhıldatıyor Çökertiyor İniyor Kırbacını alıyor Ya emir el müminim bize söyleseydin Ben diyor Hem arkadaşım Hem dostum Hem sevgilim olan Muhammed Mustafa'ya Sallallahu aleyhi ve selleme diyor Anen babam kurban olsun ona Onun meşhur sözüdür bu Hz. Ebubekir Efendimiz'in Meşhur sözüdür Annem babam kurban olsun Ya Resulallah Senin ömrün Ne Benim ömrüm katılsaydı Cenab-ı Hak Benim nefesimi alsaydı Bu acıyı Bana yaşatmasaydı Ben Senden önce Geçüp gitseydim
Hz. Ebubekir Efendimiz Böyledir Gözü Bir an Nerede olursa olsun Onu görmezse Hasrettedir o Bir an Gözünün önünde Görememek Onun için Büyük hicrandır Öyle sever Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve selleme Der ki O benden söz aldı Dedi ki Ya Ebubekir Hiç kimseden Hiçbir şey İstememeye Bana söz ver Söz verdim Ya Resulallah Der ki Bineğin Üzerindeyken Elinden Düşen Kırbaç Dâhiller Ben der Hz. Resulullah'a Böyle söz verdim Sallallahu aleyhi ve selleme Demek ki
Ashabın içerisinde Bazı Ashab-ı kirama Özel eğitim var Onlara özel sözler Özel görevler var Onların özellikleri var Özellikleri var Özel onlar Aynı şekilde Bir yere Bir kavme gidiyor Onları İslam'a öğretiyor Anlatıyor Onlara İslam öğretirken Diyor ki Kelime-i şehadet getireceğinize Namazı kılacağınıza Orucu tutacağınıza Yılda bir hacca gideceğinizi söylüyor onlara Ashabdan birisi diyor ki Ya Resulallah Zekatı söylemediniz Onlar bunu yerine getirince Zekatı da Kendiliklerinden yerine getirir diyor Bakın Zekatı sonraya bırakıyor
Eğitimle alakalı Bunun gibi Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Ashab-ı kiramın içerisinde Herkese aynı vazifeyi vermiyor Herkes aynı derecede değil Manevi algısı Herkesin bilgisi aynı noktada değil Duruş aynı noktada değil Bağlılığı Teslimiyet aynı noktada değil İşte Miraçla alakalı Birkaç tane rivayetin sebebi Bu olsa gerek Allah-u Alem Çünkü bazılarında Allah'ı görmedim demiyor hiç Allah'ı görmedim diye ağzından bir söz yok O yüzden Cenab-ı Hak Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine lütfetti
En büyük lütuflardan birisi Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hangi hal içerisinde olduğunu Bilmediğimiz bir halde Onu görmesi Ve gördüğünü de Kaliben Yalanlamaması Kaliben de ne yaptı? Yalanlamadı O yüzden kıymetli dostlar Burası İmanın ayrı bir perdesi Buraya İman etmeyen Bir sufinin Yolda yürümesi Mümkün değildir Çünkü sufi için Seyr-i sülükte Değişik haller ve tecelliyatlar Söz konusu Bu değişik haller ve tecelliyatlar Söz konusu olduğundan dolayı Bunun Bu noktadaki Anahtarı Bu noktadaki mührü
Bu noktadaki Bunun sırrı Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Bir tane değil Değişik miraçlarının olduğu Ama Kur'an'da beyan edilen Son miraçta Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Allah'a İki yay mesafesi İki yayın ucu İster böyle uç uça tutun İki tane yayı İster gerilen ipiyle Kastanı tutun Nasıl anlıyorsanız anlayın İki yay mesafesi kadar yaklaştığı Ve onu hangi hal Ahval Hangi tecelliyat noktasında gördüyse Gözünün onu gördüğü Ve gönlünün de onu yalanlamadığına İman edeceğiz Buna inanacağız
Bunu kalben tasdik edeceğiz Nasıl rüya görüyorsanız Rüyanızda Salih Sahih rüyalarda Şekline şemaline şeytan girmiyorsa Ve rüyayı sahiha diyorsak biz onu Bu ayet de hadis de sahihse Ve Cenab-ı Hakk'ın rüyada görülmesi de sahihse Rüyetullah hak ise Rüyetullah hak ise Düşünebiliyor musunuz?
Ayet de sabit Hadis de sabit Bütün imamlar İştahat etmişler Rüyetullah haktır diye Yani bir kimse rüyasında Allah'ı rüyasında görebilir İmam-ı Azam Hazretleri diyor ki Ben 99 kez Allah'ı rüyamda gördüm Abdülkadir Geylani'den Ahmet'e Rufay'den Ahmet'e Kadar Allah'ı rüyalarında Gördüğünü söyleyen Bütün Veliyullah Mevcut Ashabtan Zatlar Allah'ı rüyalarında Gördüğüne dair Beyan etmişler Ve Cenab-ı Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Allah'ın rüyada görülebileceğine dair Hadis-i şerifi mevcut Ey Ümmet-i Muhammed
Allah mademki rüyada görülür Haktır Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Çıplak gözle onu görmedi diyebilir miyiz? Ne enteresan bir şeyse Rüyada görülmesini kabul edeceğiz Ama Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin Çıplak gözle gördüğünü kabul etmeyeceğiz Böyle bir tenakus var İşin içerisinde İşte Sufiler Miraç Hadisesinde Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin Keyfiyeti Keyfiyeti Tecelliyatının nasıl olduğunu Cenab-ı Hak'la Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin arasında
Sır-i ilahi olduğu olan Bir hal ile Onu gördüğüne inanıyoruz Ve buna iman ediyoruz Ve bu noktada da imanımızı kavileştiriyoruz Buradan geri dönüş söz konusu değil Şimdi siz onun gözleriyle gördüğü şey hakkında münakaşa mı ediyorsunuz? Cenab-ı Hak ayeti kerimenin devamında diyor ki Siz şimdi O peygamberler peygamberi O varlığın evveli Peygamberlerin evveli ve ahiri sonuncusu Aklın evveli Kalemin kendisi Lehf-i mahfuzun kendisi olan Bütün nuruna gark ettiği Adını adına yazdığı O peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin
Gözleriyle gördüğü hakkında Siz ne münakaşa ediyorsunuz? Ayet-i Kerim açık Siz onun gözünün gördüğünü Siz ne münakaşa ediyorsunuz? Diyor Muhakkak ki Muhammed O'nu bir kere daha Sidretül münteha denilen yerde gördü Demek ki Cenab-ı Hak Onu Cenab-ı Resulullah O'nu daha önce de ne yaptı? Gördü Bu neyle alakalıydı? Kalben miraç ettiği zaman O'nu gördü Kalben miraç ettiğinde O'nu gördüğünden dolayı O'nu gördüğünden dolayı O'na aşinaydı Onu biliyordu Onu biliyordu Allah Bizi İnşallah O hal ile Hallendirdiklerinden eylesin İnşallah Cenab-ı Hak Bütün Bütün Ümmet-i Muhammed'i Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin Gözünden görmeyi nasip eylesin Onun nuruyla nurlandırıp Onun nurundan görmeyi nasip eylesin Amin Kıymetli dostlar Bu Sufilik yolunda Bu haller Sufilerde Bir şekilde tecelli eder
Sufi Ser-i sülük noktasında Önce Üstadının sayesiyle yürür Üstadının vesilesiyle yürür Ve Üstadının sayesi ve vesilesi Onda hiç bitmez Ta ki Ta ki Üstadı Onu Bir kimseye Gönderinceye kadar Teslim edinceye kadar Ölüp gideceğiz Bunlar size Bilgi olarak kalsın Üstadı Ama zahiren Ama manen O kimseyi götürür Bir kimseye teslim eder ise Artık O kimseyle
Yoluna devam eder O kimse Eğer Üstadı böyle bir şey yapmaz ise O kimse Bu yolda Üstadının vesilesiyle yürür Üstadsız Asla Yürüyemez Asla Bakın Kesin ve net konuşuyorum Asla Nasıl Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Fiziken de Miraca çıkarken Her göğün Sorunlu meleğine Haber vererekten çıktıysa Aynı şekilde de Üstadı götürür onu Üstadı götürür onu Üstadı götürür Asıl Üstadın üstadlığı Asıl üstadın üstadlığı
Orada belli olur Üstadın zahiren üstadlığı Zahiren bilinir Vay saçı sakalı ne kadar güzel Konuşmaları ne kadar iyi Kur'an ve sünnet tarihinde konuşuyor Eyvallah Bunları Zahir ulema da bilir konuşur Anlatacak olduğu din Ayet hadis Zahir ulema da anlatır bunu Herkes anlatır Herkes anlatır Getirin müftülükten bir kimseye Anlatır bunu Buradan Getirin İlahiyattan bir Öğretim görevlisi Anlatır Miracı size Camilerde anlatıyorlar Televizyonlarda anlatıyorlar Zahir ulema anlatıyor bunu Bunu herkes anlatır Üstadın üstadlığı
Buradan belli olmaz Üstadın üstadlığı Manevi olarak yol gitmeye başladığında anlaşılır Birinci kat Göğe çıktığında anlaşılır İkinci Üçüncü Dördüncü Beşinci Altıncı Yedinci Devam ediyor Üstadın üstadlığı Burada belli olur Üstadın üstadlığı O kimse seyr-i sülükte yürürken görmüş olduğu haller neticesinde belli olur Başka zaman belli olmaz O yüzden bir üstad bir mürşidi kamil bulduysanız bu kimse kim eğer o gerçekten bunun bu manada bu hal ile hallendiyse bu meselede vazifesini yerine getirir O sufi halinde rüyasında onu görür onunla yol yiyoruz
Öbür türlü eğer ki gözünü kaydırırsa perişan olur gidemez Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri İsra kısmında yani Mekke-i mükerremeden Beytullah'tan Kudüs'e Beytülmaktis'e gönderilirken ne acı bir şey ki Beytülmaktis şu anda zulüm altında İsra deyince Beytülmaktis akla geliyor Beytülmaktis de şu anda o Yahudilerin elinde Müslümanlar rahatça oraya gidemiyorlar Ümmet-i Muhammed'e farz orayı tekrar özgürleştirmek Farz farz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunu bize aktarırken Diyor ki
Ben Beytülmaktis'e doğru yolculuğa çıkarıldığımda Sağ tarafından Ey Muhammed Ey Muhammed Bana da bak diyen sesler işittim Ben onlara dönüp bakmadım diyor Hadis-i Şerif'te Sonra diyor sol tarafından Ey Muhammed Bana da dön Bize de dön Bize de bak diyenler Bu sözleri de işittim diyor Bunlara da dönüp bakmadım Devam ediyor Sonra diyor arkamdan sesler işittim Ey Muhammed Bana da bak diye diyor Hatta arkasından sesi tarif ediyor Öylesine güzel bir kadındı ki diyor Öylesine güzel bir kadındı ki diyor Sanki dünya üzerinde bütün güzel ziynetleri takmış takıştırmış
Bütün güzel kokuları sürmüş öyle bir kadındı diyor Bu seyri süluk yolculuğu Öyle mürşitsiz gidilecek bir yolculuk değil Bir düdükte gider herkes Bazen anlatıyorum ben Bir arkadaş normalde İşte kendi kendine ders yapıyor Virt yapıyoruz Sabahlen buldu beni Abi ne olursun dedi Gençlik ya bizde de o zamanlar İşte hoşumuza gidiyor Abi ne olursun deyince Ben yaptım buna Bunun rengi meng attı Abi dün gece bunun sesi duydum ben dedi Tebessüm ettim yine Yaptım ben tekrar buna Abi öldürecek misin sen beni dedi
Ben hiçbir şey demiyorum Bu etrafımda dönüyor Yapıyorum ben şimdi Gül demekten ıslık da ötüremiyorum Ben o esnada gülmüyorum tabi Bu bir şey söylüyor Yapıyorum ben Abi ne olursun sen devam et dedim Ya Kuddüs çekmeye Kendi kendine virt edinmiş arkadaş Şeyh'e ihtiyaç yok ya Bu her gece kendince Beş bin tane Ya Kuddüs çekiyor Ya Kuddüs Arkadaş ihtiyaç yok ya Bir ses sadece Bu oturuyor şeyde Ne o Eee Secda dede Bir ıslık Önce sol tarafından Bu tabi Ya Kuddüs
Ya Kuddüs Sızlanıyor bu sefer Öyle bir şey olunca Bir de sağ tarafından ıslık Diye Bu odadan çıkarım Allah'a Arkasından bir ıslık daha Gitti Ben de sabahlen orman işletmesine gidiyorum Sabah sekiz buçuk Mesaiye gidiyorum ben Eee o zamanlar böyle işte Ne o ne sabahı biliyoruz Ne akşamı biliyoruz biz Ne gündüzü biliyoruz Ne geceyi biliyoruz Bu koşa koşa geldi Abi ne olacak Yaptım ben de Bir ıslığa gitti Böyledir bu işten Mürşitsiz gidilmez Mürşitsiz burnunun ucu dahi görülmez Bir ıslığa gidersin Bu o zamandan kaldı bende
Hani bazen diyorum ya Bir düdeğe gidersiniz Bir ıslığa gidersiniz Bir ıslık Biz ona ıslık deriz Bir ıslığa gider o kimse Neden Onun çünkü bu noktada Manevi olarak onu uyaracak Ona bakma Ona etme Gözünü çevirme Dosdoğru dur diyecek Bir zat-ı şerifi yok Bakın koskoca peygambere Sallullah ve selleme İsra noktasında Bana bak diye seslenenler var Güzel kadın suretinde Görünenler var Dikkat edin Bırakın gerisini Bırakın başka bir şey söylememe gerek var mı?
Sahih hadis Sahih hadis O yüzden Miraç'ta Asıl Sufilerin çıkaracağı çok ters vardır Miraç Sufilerin yoludur O yüzden Miraç'ın Sufi gözüyle Sufi mantığıyla Miraç'a bakılması Miraç'ın bu noktada tefekkür edilmesi Anlaşılması gerekir Eğer Sufi mantığı Sufi düşüncesi noktasından bakılmazsa Kardeşler bu noktada Eksik bakmış olurlar Bütün bu noktada Hem sadece Hz. Peygamber Efendimiz'in değil Bütün peygamberlerin de Kendilerince Miraçları vardır Bütün peygamberlerin
Bütün velilerin de Bu noktada Biz ona Miraç dersek Karıştırır insanlar Ha bak bunlar da Bunlar da peygamberler gibi Miraç yapıyormuş Böyle söylüyorlar Bunlar küfür ehli Bidat ehli Sapık bunlar derler çıkarlar Bilemediklerinden dolayı Biz Sufilerin bu yoluna Bu Miraç yolunun adına Seyr-i sülûk diyoruz Siz sakın ha Bunu yeni ne olarak isimlendireceğiniz Seyr-i sülûk Seyr-i sülûk Bu yol Seyr-i sülûk yoludur O yüzden dikkat edin Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Miraç'tan dönerken Çok önemli bir şeyle döndü
Ne? Namaz farz kılındı Namaz bu noktada Bu Seyr-i sülûk'te Sufiler için çok önemlidir Çok önemlidir Namazsız bir kimsenin Seyr-i sülûk olmaz Biz ona Müslüman değildir demeyiz O kimsenin Seyr-i sülûk'ü olmaz Var ya hani İstanbul'da İzmir'de orada burada Namazsız niyatsız ehli Sufiler var ya Onlar Sülük'e giremezler Onlar yol yürüyemez onlar Mümkün değil Mümkün değil Sufi namazını kılacak Sufi orucunu tutacak Sufi dosdoğru olacak Sufi haramlardan uzak duracak Haramlardan uzak duracak
Yol yürücekse Seyr-i sülûk edecekse Allah'a yakınlaşacaksa Allah'a yakınlaşacaksa Haramlardan uzak duracak Dilini muhafaza edecek Dil Dilini korucak Dilini korumayan dinini koruyamaz Dilini koruyamayan imanını koruyamaz Dilini koruyamayan kendini koruyamaz Dilini muhafaza edecek Kendini muhafaza edecek Dikkat edecek Göz göre göre günaha girmeyecek Göz göre göre kendisini günahı kebare batırmayacak Göz göre göre Bile bile yapmayacak bunu Yapmayacak Seyr-i sülûk'te dikkat edecek Kadınlara meyil etmeyecek
Seyr-i sülûk'ün en tehlikeli noktasıdır O kimse dergahın içerisinde yol yürürken Kadınlar ona iltifat eder Kadınlar ona iltifat ettiğinde kanmayacak Kendini aldatmayacak Aldatmayacak Aldanmayacak Aldanmayacak Dönüp bakmayacak Bir ıslık yeter soruna Bir ıslık çok bile gelir Seyr-i sülûk'te yürüyen derviş Metaya kanmayacak Paraya bozmayacak Kendini Orada sema ederken Hatun nerede diye bakmayacak Bakmayacak
Ona diyecekler Gel okuyuver Şu kadar para verelim sana Gel okuyuver Şu kadar şunu yapalım Bakmayacak Vay ya Ne güzel ders yaptırıyor ya Hediye vermişler ona Almayacak Almayacak Vay bizim abimizdi ya Ablamızdı ya Hayır Dönüp bakmayacak Sülüka gidecek mi Sülük bu Bir yerde kapanıp Allah'ı zikretmek İşin en kolay tarafı Kıymetli dostlar Valla da tatil Bu zamanda billa da Tilla da tatil Gidip şurada İtikaf etmek Valla da billa da tatil Ne olan
Herkesin projektörleri Senin üzerine çevrildiğinde Senin dimdik durma Önemli olan bu Önemli olan Dağın başında Dervişlik değil Önemli olan Halkın içerisinde Dervişlik Önemli olan İnsanların içerisinde Dervişlik Önemli olan Kadınların Erkeklerin Senin peşinde Koşarken Senin kendini Muhafaza etmen Dervişlik Önemli olan Para Pul Koşarken Senin Senin onlara Dönüp bakmamandır Dervişlik Önemli olan Gidip böyle Sizin zekatlarınızı Ben verivereyim Fakir fukara Deyip Zekatları Toplayıp Cebine koymak Dervişlik Yıkılır Bu yolda
İnsan Yıkılır Kar Lekeyi Kaldırır Bu yol Kaldırmaz Bu yol Kaldırmaz Bu yol Kaldırmaz Atar dışarı Bu yol Kendiliğinden Atar Kendiliğinden Atar Sen görmezler diye Düşünürsün Sen bilmezler diye Düşünürsün Sen anlamazlar diye Düşünürsün Yolun sahibi Allah O Tereyanla Kıl çeker gibi Çeker Tınk atar O atar Sen onu Ahmet'ten Mehmet'ten Zannedersin Sen onu Çavuştan Şeyh'ten Zannedersin Sen onu dersin ki Şeyh Efendi beni attı Sen dersin ki Adnan Çavuş beni attı
Sen dersin ki Hüseyin Çavuş beni attı Sen dersin ki Cafer beni zaten hiç sevmezdi Onu yol yapar Yol yol Öyle bir yoldur bu Bir bakmışsın Adamın esamesi görünmemiş Sor kendine O ne haklı ne haklı Hep biz bunları dinledik 28 yıldan beri Hep dinliyoruz biz bunu Daha önce de Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin Oğlum git bakalım Filanca yerde ne var Gidiyorum Dinliyorum ben bunu Dergahı terk edenlerin içerisinde Haksız Hiç kimse yok Hep haklılar Ben soruyorum Neredesin şimdi Bir zikrullah alakasına oturdun var mı Bir mürşidi kamilin dizinin dibine oturdun mu
Neredesin Şeyhin kim diyorum Şeyhin kim Kime intisap ettin Rüyanda kimi gördün Hep onları dinledim ben Hep şunu derler Mübarek gibi bir mübarek gelmedi O yüzden biz o mübarekte duruyoruz daha Gülüyorum içimden ben Allah mübarek etsin devam edin diyorum ben Bakıyor şimdi o Birisi dedi Ya böyle söylüyorsun hep dedi Ne diyeyim dedim Dedim bir çocuk çakıla oynuyor hala da dedim Elinde oyuncak bir araba Oyuncak araba yanıp sönüyor ya oyuncak arabalar O oyuncak arabanın yanmasına sönmesine kanmış O arabayı alıyor Araba sürmesini öğrenmiyor
Direksiyonu yok Normal bir arabası da yok Tutmuş elinde onu Kalmış öyle Şeyhiniz kim Mübarek çok büyük zatı Onun şeyhi O büyük zat değil miydi E büyük zatı E hani Bu nereden çıktı o zaman Bunu Çorunlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinin Hiçbir yere intisap etmeyen dervişlerine söylüyordum o zamanlar Diyorlardı ki Mustafa Efendi muhteşem zat Harika Ondan önce kim vardı Hacı Elaydar Efendi vardı Hacı Elaydar Efendi muhteşem değil Muhteşem değil miydi Evet E ne ama Hacı Mustafa Efendi'ye intisap etti ki herkes Ses yok Onlara diyordum ki
Siz muhakkak ki Çorunlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine vefasızlık ettiniz Bilerek bilmeyerek ona ihanet ettiniz Bilerek bilmeyerek ona karşı Allah'ın dostuna karşı düşmanlık ettiniz Bilmiyordunuz Ve Mustafa Efendi size merhamet etmiş Mustafa Efendi size rahmet etmiş Sizi kanatlarının altında tutmuş Sizi kollarının altında tutmuş Sizi çünkü def etseydi bıraksaydı Siz Yine eski halinize dönerdiniz Yine meyhaneye yine içkiye dönerdiniz Yine boşluya dönerdiniz Size merhamet etmiş Size rahmet etmiş Ama Size himmet etmemiş
Kalıyorlardı Size himmet etseydi Siz bir veliyi tanır Ona intisap ederdiniz Bir veliyi tanır Ona intisap ederdiniz Kardeşler Yol bu manada Mürşitsiz gidilmez Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin miracı Nasıl mürşitsiz olmadıysa Cebrailsiz olmadıysa Seyrisülük de Mürşitsiz olmaz Geceniz hayır olsun Nice kandillerde buluşmak ümidiyle El Fatiha Amin Şimdi birazdan sema yapacağız inşallah
Kardeşler burada kalanlar Vakti olanlar Semada Allah'ı kalben zikretsinler Bir toplulukta Allah zikredilirse Oradan affolmuş olarak kalkınız diyor Topluluk halinde Ve hadis-i şerif devam ediyor Oradaki topluluğun diyor Cenab-ı Hak Günahlarını hayra çevirir İnşallah Şimdi semada Allah'ı zikredelim Ardından duayı bekleyelim Ve inşallah Af olmuş olarak dağılalım Gece evlerinize gittiğinizde de Hiç olmazsa Bir dört rekat kaza namazı Bir iki rekat kaza namazı Kılalım Evlerine dönenler İtikafa niyet etsinler Bir saatliğine
İki saatliğine Evden çıkıncaya kadar Tehvit okusunlar Tehvit okusunlar La ilahe illallah Desinler Beş bin taneye kadar Burada bütün bulunan Duyan bütün kardeşler Normalde Bizi bu noktada İşte Bir virt Duyduydum orada deyip de Manevi olarak Ben onun verdiği Virti çekiyorum Noktasında Bulunurlarsa Beş bin tane Tehvit günlük Çekebilirler En azından Beş bin Tehvit günlük İnşallah Veyahut da Bu gece inşallah Beş bin tehvit çekmeye Gayret edin Salatu selam getirin Dua edin İnşallah Allah Üç aylarınızı Mübarek eylesin Şimdiden
Ramazan geliyor Ramazana Cenab-ı Hak Hepimizi ulaştırsın Buluştursun Ramazandan sonra da Beratını alanlardan eylesin İnşallah Bu sene tekrar Hacca niyetlendik Allah izin verirse İşçi vizesiyle Hacca gitmek isteyen Arkadaşlar Bizimle Hacca gidecek olanlar Yok işte Lüks otel isteyenler Lüks yatak isteyenler Aman Gelmesinler Hiçbir şeyimiz Lüks değil bizim O yüzden Bize söylenen şu Sabah ve akşam Yemeği var Bir de Yatacak kalkacak Bir yer verecekler İşte Öyle inşallah İşçi vizesiyle Allah izin verirse Tekrar Hacca gitmeye
Niyetlendik Kardeşler Demirci Yakub'a Veyahut da Kendi bölgelerinde Heldelerinde bulunan Arkadaşlar Kendi zakirlerine Oradaki Çavuşlarına Müracaat edip Adlarını Soyadlarını Kimlik numaralarına TC kimliklerini Yazdırıp O kardeşler de Bizim Buradaki merkezde Duran Kardeşler Bunları İnşallah Yazdırsınlar Önümüzdeki Çarşamba gün Böyle bir işte İşçi imtihanı Yapacaklarmış İnşallah Gelebilenler de Gelsin Bu noktada sonra İşte Duyduduk Duymadık Demesin Bay Bayan Haçla alakalı Meselede Vizelerde problem çıktı Güvenemedik Güvenemeyince de
Bu meseleyi Bu noktada Tehir ettik Aç Programı Olmayacak Cenab-ı Hak Sağlam bir yer Bir Kaynak Gösterirse İnşallah Bu konuda da Kardeşlere yardımcı olacağız Hakkınızı helal edin Bizden yana da helal olsun Selamun Aleyküm Semada buluşacağız İnşallah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi