mustafaozbag.org

Miraç Kandili Karabaş-i Veli Tekkesi - 13.04.2018

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 14 Nisan 2018 · 1:20:51

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı ölesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı ölesin. Kandiliniz mübarek olsun inşallah. Bugün malum Miraç kandili. Bununla alakalı İslam dünyasında bilhassa Türkiye'de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin üzerinde onun peygamberliğine direk konuşamayıp, onun mucizeleri, onun bu noktadaki tavırı ve davranışları, sünnet-i Resulullah'a böyle oradan buradan, köyden köşeden saldıraraktan
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin getirdiği şeriatı delmeye, onun getirdiği dini tabiri caizse tebdil etmeye, değiştirmeye gayret ediyorlar. O yüzden bugün İsra ve Miraç meselesine bakarken, bu meselede ayet ve hadisler ışığında, sahabeler bu konuda ne demiş, onların ışığında bakmaya çalışacağız. Böyle davranış sebebim de şu, biz okumadığımızdan, araştırmadığımızdan, bizim önümüze kendilerince, kendi tasarladıkları bir peygamber, kendi tasarladıkları bir din koymaya çalışıyorlar. Tabi bununla alakalı da Miraç meselesinde insanların kafalarına şüphe katıyorlar. Tabi bu gecenin başlangıcı, İsra, yani gece yolculuğu.
Ayet-i kerimenin normalde başlangıç olarak, İsra'nın kelime manası gece yolculuğu. Bu konuda da baştan başına bir sure var. Bunun başlangıcı, İsra suresi, ayet 1. Kulu Muhammed'i geceleyin, delillerini göstermek için mescid-i haramdan çevresini mübarek kıldığı, mescid-i aksaya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Şüphesiz ki, o her şeyi çok iyi işiten, çok iyi görendir. İsra, ayet 1. Miraç hadisesinin başlangıcı, bu anlattığımız Miraç. Hani, ayeti kerimede anlatılan ve hadis-i şeriflerde anlatılan. Ayrıyeten, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin iki Miraç'ı daha var. Bundan önce. Ama bu anlattığımız, İsra'yla beraber, hani gece yolculuğuyla beraber olan Miraç. Bütün peygamberlerin Miraç'ı vardır. Bakın, bütün peygamberlerin. Hiçbir peygamber yoktur ki, onun Miraç'ı olmamış olsun. Hiçbir veli yoktur ki, onlarda Miraç denmez.
Uruc etmemiş olsun, yükselmemiş olsun. İşte, İsra, Miraç hadisesinin başlangıcı. Cenab-ı Hak, peygamberini, mescide haramdan, yani Beytullah'tan, mescide aksaya. Bakın, başlangıcı neredenmiş? Beytullah'tan. Başlangıcı, evden değil. Yatağından değil. Başlangıcı neredeymiş? Mescidi haramdan. Oradan nereye gitmiş? Mescidi aksaya. Bu olan hadiseleri, mescidi aksada olan hadiseleri anlatmayacağım. Burada, özellikle üzerinde durmak istediğim şey şu.
Mescidi haramdan. Müslümanlar için, en kıymetli mescitlerden birincisi. Müslümanların birinci mescitleri. Her Müslümanın ve gelecek olan Müslümanların da ortak payı olduğu, Müslümanların kıblegahı. Her Müslümanın orada hakkı var. Orası bir devlete ait değil. Orası bir kavme ait değil. Orası herhangi bir kurum, kuruluşa ait değil. Orası bütün Müslümanlara ait. Ve her doğan Müslümanın ve her doğacak Müslümanın orada hakkı var. Aslında hiçbir devlet, oraya haç ibadetine sınır koyamaz. Oraya ziyarete sınır koyamaz.
Hiçbir devlet, hiçbir kurum, hiçbir kuruluş. Müslümanların üç tane mescidi var. Kıymetli olan. Birincisi, Mescid-i Haram. Beytullah'ın bulunduğu yer. İkincisi, Mescid-i Nevevi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazreti'nin hicret ettiği ve ilk oradaki mescidi yaptığı Mescid-i Nevevi. Üçüncüsü, Mescid-i Aksa. Bu mescidler bütün Müslümanlar için kıymetlidir. Ve bütün Müslümanların burada hakkı vardır. Bütün Müslümanlar aslında elini kolunu sallaya sallaya bu üç mescidi ziyarete gitmelidir. Mescid ziyaretinin makbul olduğu üç mescittir. Bunun dışında bir kimse mescid ziyaretine gidemez.
Müslümanların üç tane kutsal mescidi vardır. Dördüncü bir kutsal mescidi yoktur. Dördüncü bir kutsal mescidi yoktur Müslümanların. Başka mescitler sizin önünüze konuluyor. Bu mescitleri unutmanız için. Birileri size, işte şurası da çok mübarektir deniliyor. Bu mescitleri unutmanız için. Eğer kutsiyet peydah edeceksek, Ayasofya vardır. Kubbesinde mübarek Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin tükürüğü vardır. Eğer kutsiyet peydah edeceksek, kutsiyet peydah edeceksek, Ayasofya vardır.
Şu anda esirdir, mahkumdur, hüzünlüdür, gariptir. Ayasofya'dır o. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek tükürüğü vardır. Kubbesinde. Ne zaman ki, Ayasofya'da hür bir şekilde, namaz kılındı, cuma kılındı, bu ülke o zaman hürdür. Yoksa şu anda hür değildir. Ne zaman ki, bu ülke evlatları, Ayasofya'da, cuma kılıp, hutbe okuyup, namaz kıldı, o zaman hürdür. Yoksa, orada cuma kılıp, hutbe okuyup, beş rakit namaz kılınmadığı müddetçe, bu ülke insanları hür değildir.
Ne zaman ki, Mescid-i Aksa'da, Medine-i Münevvere'ye, Mescid-i Aksa'ya, Beytullah'a, bütün dünya Müslümanları, ellerini, kollarını sallaya, sallaya bu mescitleri ziyarete gittiler. O zaman ancak, dünya Müslümanları, hür sayılır. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, nasıl ki, Allah'ın izni, inayeti, lütfu koruması ile, geceleyin gidip, Mescid-i Aksa'da, peygamberlere, bütün velilere, bütün müminlere, imamlık yaptıysa, ne zaman bütün Müslümanlar, ellerini, kollarını sallaya sallaya, Mescid-i Aksa'da namaz kıldılar, o zaman dünya Müslümanları, hürriyetini eline almışlardır.
ne zaman ki bir Müslüman, eline pasaport almaksızın, elini kolunu sallaya sallaya, Mescid-i Nebeviye ve Mescid-i Haram'a, ziyaret edebildi, hür bir şekilde, o zaman dünya Müslümanları ancak, hürriyetlerini elde etmiş olur. Dünya Müslümanları da hür değildir bugün. Aldanmasın hiç kimse. Mescid-i Aksa'da hür değildir, Medine-i Münevvere'de hür değildir, Mescid-i Haram Beytullah'da hür değildir. O mescitler de hür değildir.
Müslümanlar nasıl hür değilse, mescitler de hür değildir. Müslümanlar ne yazık ki bunun bilincinde değillerdir. Biz miracı konuşuruz, Miraç'ta Burak'la mı gitti, yok işte akılla mı gitti, yok duyguyla mı gitti, yok bunu böyle hayalen mi gitti, yok viziyle mi gitti, yok şuuyla mı gitti, yok bununla mı gitti, biz bir kaşık suda fırtına koparıyoruz.
Hiç kimse şunu söyleyemiyor, hiç kimse bunu diyemiyor, hiç kimse bunu dillendiremiyor. Ensesinden dilleri çekilmiş sanki, alimin, ulemanın, siyasetçinin, şeyhlerin, dervişlerin, sufilerin, müminlerin dilleri, enselerinden çekilmiş, ya da bir güç konuşması gerekenleri susturmasını bilmiş.
Miraç'ta Mescid-i Nebevi hür değil. Miraç gecesi, Mescid-i Haram hür değil. Miraç gecesiyiz, Mescid-i Aksa hür değil. Üç kıymetli kutsal mescit var, üçü de hür değil. Üçü de hür değil. Üçüne de Müslümanlar ellerini, kollarını sallaya sallaya ziyaret edemiyorlar. Müslümanlar istedikleri zaman Beytullah'ı ziyaret edemiyorlar. Müslümanlar istedikleri zaman Medine-i Münevver'i ziyaret edemiyorlar. Müslümanlar istedikleri zaman Mescid-i Aksa'yı ziyaret edemiyorlar.
Ve biz her sene İsra'lı Miraç hadisesini kutladığımızı düşünüyoruz. Biz her sene Miraç'ı konuşuyoruz sadece. Sabahtan akşama kadar konuşsak, her gün konuşsak, yıllarca konuşsak, bu meseleler hallolmayacak yine. Ben İslami hayatın içerisine gireli otuz yıl oldu, otuz yıldan beri konuşuyoruz biz. Otuz yıldan beri bu üç mescidin üçü de mahkum. Otuz yıldan beri bu üç mescide Müslümanlar ellerini kollarını sallaya sallaya gidemiyorlar. Mescid-i Aksa'da kan akıtılıyor. Mescid-i Aksa'da Filistinlilerin kanları akıtılıyor.
Şehitler veriliyor. Mescid-i Aksa'ya girişi çıkışı İsraililer yasaklıyor. Ve Müslümanlar peygamberlerinin ilk kıblegahı olan Mescid-i Aksa'nın pis İsraillerinin çizmesinin altında inim inim inlemesine seyirci Müslümanlar sanki ruhlarını Mossad'a satmışlar. Müslümanlar ruhlarını sanki Vahabilere satmışlar. Müslümanlar ruhlarını sanki emperyalist, deccalist güçlere satmışlar. asıl konuşulması gerekenler konuşulmuyor. Bugün Mescid-i Aksa nasıl İsrail askerlerinin postalarının altında inim inim inliyorsa yarın öbür gün Mescid-i Nebevi de Mescid-i Haram da aynı şekilde gelecek ve Müslümanlar hala da İsra ve Miraç kandillerini kutluyor olacaklar.
Ve bunun farkına varmayacak Müslümanlar. Oturacağız biz bedeniyle mi Miraç etti ruhuyla mı Miraç etti? Cebrail'i mi gördü Allah'ı mı gördü? Yok hayır Allah'ı görmemiştir Cebrail'i görmüştür. Yok Cebrail'le konuşmuştur. Cebrail sarkmıştır ona. Vahyi Hz. Muhammed'i Mustafa'nın ayağına getiren peygamber Cebrail Vahyi Muhammed'i Mustafa'nın ayağına getiriyor. Bizim önümüze şunu koyuyorlar. Vahyi Cebrail getiriyor zaten ona. Neden o Miraç'ta Cebrail'i görmek için çıksın?
Ama yok. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hz.'nin bizim önümüzde tabiri caizse makamını, konumunu zayıflatacaklar ya sağlı sollu yanaşın. Bizi bununla oyalıyorlar. Sunni tartışmalarla oyalıyorlar bizi.
Her Miraç'ta bütün Hoca Efendiler Şeyh Efendiler sohbet edenler Diyanet hepsi de bunlarla uğraşıyor. Ayetler açık hadisler açık teviller açık yok zorlayacaklar illa ki öyle değil. Veya birisi bir yerde absürt bir şey söyleyecek. Onu tartışacaklar onu konuşacaklar. Kıymetli kardeşlerim mesele basit. Üç tane kutsal mescit var üçü de hur değil. Müslümanlar üçüne de ellerini kollarını sallaya sallaya gidemiyorlar. İsra gece yürüyüşüyle mescid-i Aksa'ya giden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayak izlerini zahiren Müslümanlar takip edemiyorlar.
Manen manen de takip edemiyorlar. Neden? Biz gece yürüyüşü yapmaktan uzağız çünkü. Gece yollar katlanır hadis-i şerif bize normalde İstanbul-Ankarası yol katlansın diye bakıyoruz. Gece yollar dürülür. Manen dürülür. Manevi yürüyüş yapacak olanlar manen gece yürüyecek olanlara yollar dürülür. Bunu da anlatmıyorlar bize. Neden? Bunu anlatmaları için işin mana tarafına bakmaları lazım. Mana tarafına bakmaları için bir şeyhleri olması lazım. E şeyhleri kötülediler. Herkes ağzına gelene söyledi. Hala daha söylüyorlar. Eee nasıl gece yürüyüşü yapacaklar? Bu ilim de yok.
Bu bilgi de yok. Bunu da reddettiler. Bunu da reddettiler. Hepsine akılla bakacaklar ya akılla bakın. Bir peygamber gece yürüyüşü yaptım diyor. Mescid-i Aksa'ya gittim diyor. Akla uyuyor mu bu? Reddedin hadi akla uyun. Ayeti reddedeceksiniz. E Necim suresinde Cenab-ı Hak normalde ilk secdeli surelerden birisidir. Necim suresi. Ama herkesin ayağının kaydığı yer Necim suresinde. İsrail kabulleniyorlar. Miracı kabullenmiyor müşrikler. Zaten Ebu Leheb'in oğlu Utbe de zaten alay ediyor. E zaten onu da ne yapıyorlar?
Hz. Muhammed'in yani bir başkasına inanması için onun aklına hitap etmeye çalışıyorlar. Akıllarınca. Kardeşim din akıl üstü. Din senin benim aklımın üstünde. Miraç hadisesi aklı mat eden en önemli hadiselerden birisi. Senin aklına göre mi bir din oluşacak? Senin aklına göre bir din oluşsa din olmaktan çıkar zaten. E din ilahi olmalı. Senin aklın mat olmalı ki sen o ilahi dinin önünde buyun bükmelisin. Teslim olmalısın. Eğer benim aklım zaten o dinin üstündeyse ben o dine neden intisap edeyim?
Benim aklımı mat etmeli. Benim aklım zaten yarı tanrı bende. Benim aklım zaten tanrılığını ilan etmiş. Benim aklımı tanrılık tahtından indirip kulluk secdesine götürecek olan bir din lazım bana. Beni kulluk secdesine kulluk dairesine kulluk makamına indirecek din lazım. Benim aklım zaten biliyorum ki ben firavunlaştığında kimse uğraşamaz onunla ben aklımın ne kadar firavun olduğunun farkındayım. Ben çalışmaya başlayınca kendine doğru senin aklın değil bin bir tane aklı yan yana getirse çerçöple oynar gibi oynar o.
Çerçöple oynar gibi oynar. Bin tane aklı üst üste koyacağınız Mustafa Özban aklını oraya koyacağınız Mustafa Özban aklı bin tane akılla çerçöple oynar gibi oynar. o aklı mat edecek ilahi bir nefes lazım. Bu da ne? Din. Aklı uyumayanları ayıklayacağız dersen önce seni ayıklarım ben. Neden? Gel yavrum sen kendini çok akıllı zannediyorsan benimle konuş. Gel senin aklını mat edeyim git sen. Beni Tanrı olarak bil o zaman senin aklını mat ettim de. Ahmak senin aklın benden üstün mü? Senin aklına tabi olayım. Ama bizim önümüze böyle şeyler getiriyorlar. Kasıtlı bunlar.
Bunlar değişik mihraklarda ayarlanmış tezgahlanmış tasarlanmış şeyler. E dinde akla uyumayanları ayıklayalım. Kimin aklına uyumayacak? Senin aklına. Senin aklın nereden fazla beninkinden? Benim aklıma gelsen. Desen ne yapacaksın? Akıllar savaşı başlayacak. Senin aklın benim aklımı dövmez. Dövmez. Çocuk gibi. Benim aklım senin aklını döver. Al çıktı tartışma sana. Gel kardeş ne senin aklına ne benim aklıma. Ya dine tabi olalım. Dinle Kur'an sünnet. Akıl yarıştırmayalım. Bizi bu hastalığın içine atmak istiyorlar. İsra ve Miraç baştan başa aklı mat eden akıl ölçülerinin dışındaki hadiselerdir.
bir peygamber mescid-i haramdan gece mescid-i aksa'ya mescid-i aksadan sidret-ül münteha'ya kadar oradan aklımızın kalbimizin beynimizin alamayacağı Cenab-ı hakla iki yay mesafesinde yaklaşıncaya kadar süren bir yolculuk bu zaten aklın dışında bir şey aklın dışında bir şey buna ancak iman edilir buna iman ederiz bunu kabulleniriz çünkü bu Kur'an'la
sabittir Kur'an Allah'ın kelamıdır ve Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözüyle sabittir o Cenab-ı Hakk'ın hem kulu hem peygamberidir o yüzden iman ederiz o yüzden İsra suresi ana hatlarıyla bütününe baktığımızda hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Mekke halkıyla olan ilişkilerini ele alır müşriklerin hazreti Muhammed Mustafa'ya karşı tutumları müşriklerin hazreti Muhammed Mustafa'ya yalanlamalarıyla alakalı onu inkar etmeleriyle alakalı ve aynı zamanda da diğer
peygamberlerin de bu noktadaki tevhid inancı peygamberlerin de aynı tevhid inancı getirdiğini Muhammed Mustafa'nın da aynı tevhid inancına tabi olduğunu hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin putperestlerin ve cahillerin hal ve hareketlerini reddettiğini putperest bir inanışı cahil inanışları reddettiği bu noktada İslam'ın dışında ne kadar inanış varsa bütün o inanışları reddettiğini ve müşriklerin hazreti Muhammed'i Mustafa'ya karşı düşmanlıklarını anlatan ve ardından da asıl hamd edilmesi ve kulluk edilmesinin
yerinin Allah olduğunu söyleyerekten sure biter İsra suresi 111 ayettir 111 ayette ana hatlarıyla enteresandır tevhid inancı bize aktarılır ve nakledilir bu tevhid inancı nakledilirken anlatılırken İsra hadisesine de ehemmiyet verilir ve Cenab-ı Hak İsra suresinin başlangıcında Hz. Muhammed Mustafa'nın sapmamış olduğunu yemin ederekten söyler ayet 1 ve 2 battığı zaman yıldıza yemin olsun ki arkadaşınız Muhammed ne sapmış ne de azmıştır ayeti kerimenin
başında Cenab-ı Hak Hz. Muhammed'i Mustafa'nın sapkın ve azgın olmadığını Allah'ın emrinde olduğunu onun iyi bir kul ve iyi bir peygamber olduğunu anlatır burada Cenab-ı Hak yıldızın üzerine yemin eder yıldızın üzerine yemin etmek Allah için makuldür malumdur kendi yarattığı bir şeyin üzerine yemin eder bizler ise bizi yaratanın üzerine yemin ederiz o yüzden bütün her şeyi o yaratmıştır yaratmış olduğu şeylerin üzerinde kendisi yemin edebilir and olsun geceye veya and olsun yıldıza kayan yıldıza gibi Allah bu tip şeylerin
üzerinde yemin edebilir ama onun yarattıkları Allah'ın haricinin üzerinde başka bir şeye yemin edemez ve bu yıldıza yemin edince Ebu Leheb'in oğlu Utbe alay ediyor Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin amcasının oğlu Utbe dikkat edin amcasının oğlu bununla alay ediyor diyor ki ben yıldızlara yemin eden Tanrı'yı reddediyorum böyle bir inanışa sahip olmam diyor böyle alay edince Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki bir rivayette seni diyor
bir köpeğin yemesinden korkmuyor musun başka bir rivayette de diyor ki köpeklere yem olasın tabi inanmıyorlar ya inanmıyorlar ama Ebu Leheb içine bir kurt düşüyor soruyor Utbe'ye diyor ki ne oldu Peygamberle sallallahu aleyhi ve sellem Utbe anlatıyor o bana diyor böyle böyle söyledi ben de ona böyle böyle dedim o bana dedi ki diyor bir köpek seni yesin parçalasın bir rivayette bir rivayette böyle bir köpeğin yemesinden korkmuyor musun seni diyor o korkuyor o korkuyor ve ilk sefere çıktıktan sonra dönerken bir rivayette
bir manastıra giriyorlar o manastırdaki keşişe Ebu Leheb diyor ki böyle böyle bir şey oldu o keşiş diyor ki eğer onun duası tutarsa onu diyor burası diyor aslanların çok olduğu bir yer onu kesin parçalar diyor aslanın birisi iki anlatış şekli var ikisini de anlatayım bir anlatış şeklinde utbeyi dairenin içerisine alıyorlar ateş yakıyorlar utbenin arkadaşları diyor ki biz nöbet tutarız seni koruruz gece yarısı bir aslan geliyor bunlar hafif uyku uyanıklık arasında hepsini teker teker kokluyor hepsini teker teker kokladıktan sonra
utbe de ağır bir uykuda utbeyi alıyor yürüyüp gidiyor arkadaşları seslerini dahi çıkaramıyorlar bir rivayette manastırda eşyaların üzerine yüksek bir yere yatak kurduruyor Ebu Leheb aslan geliyor aşağıda yatanların hepsini teker teker kokluyor sonra yukarı tırmanıyor yukarıdan utbeyi alıp gidiyor bunu Hazreti Mevlana Celaletin Roma Hazretleri buna benzer bir kız sarnıdır üç beş tane boş bağız kimse ne yaparlar bir filin yavrusunu yerler kızartırlar yerler akıllı bir derviş o filin yavrusunun
etini yemez arkadaşlarından birisi tabi bunlar yerler bir uykuya dalarlar fil bakar ki yavrusu yok canhıraş yavrusunun peşine düşer bakar ki orada üç dört kişi uyuyor önce dervişi koklar onun ağzından bir et kokusu yok ondan sonra öbür günleri koklar bakar ki öbür günlerin hepsinde ağzında et kokusu var fil büyük bir hışınla kendi yavrusunu yiyen o ahmak kafalarının üzerine çöker ve hepsini döldürür ama dervişi öldürmez neden derviş o etten yememiş bir kimse İsra'ya İsra hadisesine Kur'an'a ve Hz. Muhammed Mustafa'nın getirdiği şeriata iman etmezse
ve bunlarla alay ederse bir aslan gelir onu yer parçalar onu ayeti kerime buna inanmayan utbehi aslan parçalayıp götürüyor İsra evet o kendi arzu ve hevasından konuşmaz üçüncü ayet bakın arkasından çünkü İsra hadisesi gelecek İsra hadisesinden önce Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin olmazsa olmaz özelliklerini Cenab-ı Hak bize aktarıyor asıl önemli olan İsra suresinin başlangıcı o kendi arzu ve hevesinden konuşmaz onun her konuştuğu Allah tarafından
vahyedilen bir vahyiden başka bir şey değildir onun her konuştuğu onun her konuştuğu Allah'ın vahyinden başka bir şey değildir hani bugün böyle ya işte her konuştuğu vahy olurmuş da o da bir insanmış da onun da bir insan hali varmış da onun insan halindeki meseleleri de sünnete girermiş de söylüyorlar ya bunları bunlar yeni değil bakın bakın size okuyacak olduğum hadise size aktaracak olduğum hadise bunların yeni olmadığını gösteriyor Abdullah bin Amr diyor ki ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden
duyduğum her şeyi ezberlemek maksadıyla yazıyordum duyduğum her şeyi ezberlemek maksadıyla yazıyordum Kureyşliler bunu bana yasakladılar ve dediler ki sen duyduğun her şeyi neden yazıyorsun Resulullah da bir beşerdir kızgınlık zamanında da konuşur sakin zamanında da konuşur bunun üzerine ben yazmaktan vazgeçtim ve meseleyi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine anlattım Resulullah parmayıyla ağzına işaret ederek şöyle buyurdu yaz nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki buradan hak hak başka bir şey
çıkmaz Ebu Davud İmam Hanber nakleden hani bize diyorlar ya peygamber aslında işte yasaklanmıştı hadislerin yazılması bakın size hadisle açık bir şekilde delil sunuyorum ayeti kerimede diyor ki o heva ve hevesinden konuşmaz onun ağzından çıkan her şey vahiydir Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin elinden gözünden ayağından yürüyüşünden bakışından duyuşundan çıkan her şey vahiy niteliğindedir vahiydir vahiydir abdest alması vahiydir su içmesi vahiydir yemek yeme
şekli vahiydir yolda yürüme şekli vahiydir sağından soluna dönme şekli vahiydir onun yatması yatma şekli vahiydir vahiy onun her yaptığı vahiydir biz sünnetine uyduğumuzu söyleriz aslında vahiyet abiyiz biz aslında vahiydir o yüzden onun sünnetine tabi olmak Allah'ın vahyine tabi olmaktır onun sözüne tabi olmak Cenab-ı Hakk'ın indirmiş olduğu vahye tabi olmaktır kim Muhammed-i Mustafa'nın sünnetlerini bu manada inkar ederse vahyi inkar etmiştir
o yüzden küfür ehlidir o kimse onun kestiği yenmez ona tecid-i iman tecid-i nikah gerekli hadisleri inkar eden bir kimsenin erkekse hanımı boş olur hadisleri inkar eden bir kadın ise nikahı düşer adamdan çünkü o dinsiz noktadadır ayeti kerime de açıktır isra suresi ayet 3 ve 4 o kendi arzu ve hevasından konuşmaz onun her konuştuğu Allah tarafından vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir o zaman hiç kimse onun sünnetlerini
ve hadislerini inkar etmeyecek onun sünnetlerini ve hadislerini inkar eden bir kimse küfre düşmüştür küfrü apaçıktır saklı gizli de değildir Allah bizi affetsin yine başka bir ad-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki ben ancak gerçeği söylerim ben ancak gerçeği söylerim hakikati söylerim ashabtan birisi dedi ki ey Allah'ın Resulü sen bizimle şakalaşıyorsun dedi sen ama bana bize ancak gerçeği hakikati söylüyorum diyorsun ama bizde de şakalaşıyorsun dedi Allah Resulü dedi ki ben gerçekten
başka bir şey söylemem buyurdu yani onun şakası da gerçektir onun şakası da gerçektir hani Hazreti Ali radıyallahu anh hazretleriyle Hazreti Fatıma atul Zehra annemizin arasında hafif bir soğukluk olmuştu da Hazreti Ali Efendimiz gitti bir hurma ağacın dibine yattı biraz küstü yani Hazreti Fatıma annemiz bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sordu dedi ki gitti evden nereye gittiyse gitti Hazreti Peygamber Efendimiz'e Hazreti Ali Efendimiz'e baktı bir hurma ağacın dibinde uyuyor gitti onu böyle tabiri caizse
omuzundan silkeledi kalk ya Ebu Turab dedi toprağın oğlu kalk hani latifeleşti şaka yaptı ona aman gerçekti toprağın oğlu Cenab-ı Hak Adem'i topraktan yanattı onun şakası da ne olmuş oldu gerçek olmuş oldu işte Cenab-ı Hak böyle Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ne konuştuysa heva ve hevesinden konuşmadı onun her konuştuğu her yaptığı şey vahiydir diyerekten dini korudu İslam dinini korudu yoksa İslam dini Hristiyanların ve Yahudilerin mezhepleri gibi sapkınlığa düşerdi herkes şimdi ne yapıyorlar
Hristiyanlar ve Yahudiler öç almak istiyorlar bizim de dinimizi sapkınlaştırmak istiyorlar bunun mücadelesini veriyorlar bunun için yol katettiler bir ehli sufinin işini bitirmeye çalışıyorlar iki e ulema kesiminin işini bitiriyorlar mezhep inkarcılığı alimleri inkar etmek şeyhleri inkar etmek velileri inkar etmek mürşitleri inkar etmek e ümmeti başıboş bırakmak ondan sonra istedikler şimdi neleri inkar ediyorlar şimdi hadisleri inkar ediyorlar ağızlarından kaçırıyorlar neyi inkar ediyorlar değiştirmeye çalışıyorlar
ayetleri ayetleri değiştirmeye çalışıyorlar onları ayıklamaya çalışıyorlar Allah muhafaza eylesin ona bu vahyi son derece kuvvetli ve üstün akıla sahip bir melek öğretti o melek yüksek ufukta iken doğrulup vahyedilen bu Kur'an'ı Muhammed'e çok kuvvetli olan Cebrail öğretti o Cebrail güçlü bir akıla sahiptir yine İsra ayet 5 ve 7 Cenab-ı Hak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sapmadığını azmadığını bütün konuştuklarının vahyiden ibaret olduğunu heva ve hevese uymadığını söyledikten sonra ona diyor
vahyi indiren Cebrail'dir ve o Cebrail de büyük bir akıl sahibidir ve o da diyor ufukta ufukta ufuk dediğine güneşin doğuşu ufuk denir değil mi batışı mı ufuktur güneşin doğuşu ufuktur güneşin doğuşunu kapladığı bir yerde duruyordu rivayet edilir ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu bir seferde böyle tanıdı yani bütün ufku kaplamış vaziyette devasa bir şekilde ve bir rivayet vardır mesela yine miraçla alakalı hadiselerde geçer 600 kanatlı oldu 600 kanatlı oldu kanatlı olduğu gibi görülünce size kuş gibi geliyor
hemen her kanatlı şeyi siz kuşa benzetiyorsunuz ya insanoğlu her kanatlı bir şeyi kuşa benzetiyor böyle kuşumsu bir şeymiş gibi görüyor kuşumsu bir şey değil var mı aranızda Cebrail aleyhisselam rüyasında göre nasıl gördün Ali 18-19 yaşlarında delikanlı suretinde gördün evet kalbine ilham mı geldi bu Cebrail'dir diye yoksa kendisini mi tanıttı yoksa kendisini mi tanıttı öyleyse kalbine ilham geldi evet aferin Allah mübarek eylesin Cebrail aleyhisselam'ı görmek önemli bir manevi meseledir çünkü Cebrail aleyhisselam
vazifesi gayb aleminden bütün her şeyin yazıldığı her şeyin yazıldığı hiçbir şeyin yazısız kalmadığı Enam suresinde ayet 59'da öyle diyor çünkü kuru yaş her şeyin yazıldığı kitab-ı mubinden alır oradan alır peygamberlere vahiy olarak ona ne vahyedilecekse getirir Cebrail aleyhisselam Müslümanların kalbine gelen ilham Cebrail vasıtası ile gelir dervişlerin kalbine ilham Cebrail aleyhisselam vasıtası ile
gelir çünkü bu manada kitab-ı mubinin bu manada anahtarı Cebrail aleyhisselam'dadır milyarlarca milyarlarca emrinde melek vardır sayamazsınız o meleklerin bütün sevk ve idaresi Cebrail aleyhisselam'dadır o hani kalpte dört pencere vardır birisi meleğe aittir diyorum ya o meleğe ait olan pencere Cebrail'e açılan penceredir oradaki o melek Cebrail aleyhisselam'ın vazifelendirdiği melektir bize ilham eden böyle bize doğruyu sevk eden
ne yapmamız gerekeni bize anlatan hani bazıları ona vicdan der ya bu Cebrail aleyhisselam'ın penceresidir zaten bir müddet sonra Sufi yavaş yavaş veya hızlı nasılsa yolu yürüdüğünde o meleğin yerine Cebrail aleyhisselam geçer o meleğin penceresi derim ya ben oraya oraya Cebrail aleyhisselam geçer ve Cebrail aleyhisselam ona ilham etmeye başlar bir tarafta da ne kapısı vardı Allah'ın kapısıydı bir Allah'ın penceresi var bir de Cebrail aleyhisselam'ın penceresi var karşısında karşısında nefsin ve şeytanın penceresi var
karşısında vasat Müslümanlarda Allah'ın penceresi kapalıdır orada meleğin penceresi vardır vasat Müslümanlarda şeytanın penceresi çok çalışmaz nefis yeter ona çünkü nefis onu sevkiye idare eder o tutturur kucağına hoplatır onu sağ yanından sol yoluna döndür beni olmadı bu taraftan döndür beni nefsin işi budur ama biraz böyle bir üstada bir şeyhe bir yola bağlanmaya başlayınca nefis yetmez olur onu nefis onu sevkiye idare etmez bu sefer şeytan üflemeye başlar onu bu şeytanın üflentisini kesecek olan şey Allah'ı zikirdir
Allah'ı zikirden başka şeytanın üflentisine kalpteki üflentiye son verecek olan başka bir iksir başka bir ilaç yok ben tanımıyorum ya da ya da ben tanımıyorum o zikir olmazsa gönülde kalpte oraya şeytan oturur şeytan oturur işte cebrail aleyhisselam her mümin kulun ferdine her mümin kulun kalbine ilham eder her mümin kulun kalbine bu iş vazifesi ona aittir ve bu ilmi cebrail aleyhisselam bu ilmi
tamamını yine muhammed-i mustafa'nın ruhaniyetinden ve nuraniyetinden alır kitab-u mübin hazreti muhammed-i mustafa'nın ruhaniyeti ve nuraniyetidir arabinin dilinde muhammed-i mustafa'nın ayağını sabitesidir ve cebrail aleyhisselam her ne alırsa yine onun ruhaniyetinden ve nuraniyetinden alır ve ne yapar mümin kulların kalplerine ilham eder öyle söyleyelim bize göre alemi gayb çünkü yani tarif ederken öyle tarif ediyoruz aslında alemi gayb değil ama bize göre alemi gayb çünkü
Cenab-ı Hakk'ın zatından sudur etmiş bir şey alemi gayb değildir sudur etmiş çıkmış onun ilmi ilahisinden bize alemi gayb ama bilen için alemi gayb değildir bilen için alemi gayb değildir ama bilmeyen için alemi gayb şimdi aklınıza takıldı sizin Cebrail Aleyhisselam'ı nasıl insan suretinde görür diye oraya kalbim askı askıda kaldı orada dıhya suretinde gördü ya herkes Cebrail'i bunu unutmayın geldi iman nedir islam nedir ihsan nedir üç tane soru sordu sonra kıyamet ne zaman kopar dedi
bu meselenin bitiminde yürüdü gitti dedi ki bu soru soranı tanıdınız mı tanıdık ya Resulallah kimdi dühyeydi dediler Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki o Cebrail kardeşimdi size dininizi öğretmeye geldi Cebrail aleyhisselam suretsiz değildir her yaratılanın sureti vardır sureti olan bir şey yönsüz değildir bunları unutmayın her yaratılanın sureti vardır bir şeyin sureti var ise onun da yönü vardır Cebrail aleyhisselamın da yönü vardır biz insan gibi
öyle algılayın sağı solu önü arkası vardır yön sahibidir ve bu tip manevi suretlerin farklı suretlerde görünmesi haktır meleklerin lutun kavmini helak etmeye giderken İbrahim aleyhisselama genç delikanlı suretinde görünmesi gibi yine meleklerin luta gittiklerinde genç parlak delikanlı gibi görünmesi gibi insanlar onlara baktılar öyle gördüler çünkü Cenab-ı Hak onlara o esnada o sureti giydirdi bir melek insan
suretinde görünebilir Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'la alakalı söylerken onu rüyamda gördüm rüyamda da genç bir delikanlı gibi gördüm diye anlatması gibi rüyasında genç bir delikanlı suretinde gördü Allah'ı yine İmam-ı Azam hazretlerinin ben Rabbimi 99 kez rüyamda gördüm genç delikanlı suretinde demesi gibi bunlar korkudan konuşulmayan laftan küften korkulduğu için konuşulmayan şeyler bir kimse Hz. Cebrail aleyhisselamı genç delikanlı suretinde görebilir şeyhinin suretinde görebilir
sufiler üstadlarını genç surette görebilirler Allah suretinde görebilirler Allah'ı üstadlarının suretlerinde görebilirler bunlar haktır ama insanlar laftan küften korktuğu için bunları saklayıp gizliyorlar veya bunları anlatanları taşa tutuyorlar bunlar akıllarını bozmuş diyorlar manadan uzak insanlar hadisi şeriflerle delillendirmemize rağmen inkar ediyorlar çünkü insanları manadan uzaklaştırmak istiyorlar deccal kafalı bunlar o yüzden Cebrail aleyhisselam bir kimse Cebrail
aleyhisselamın rüyasında görebilir insan suretinde görebilir üstadının suretinde görebilir veyahut da kendisine yakın farklı suretlerde görebilir bu herkesin maneviyatıyla alakalıdır onun gerçek suretinde görünceye kadar yolu devam edecek o kimsenin Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Cebrail aleyhisselamın gerçek suretinde gören peygamberlerin başında gelir onun kadar şumullu onun kadar başka bir peygamber yoktur ve Hz.
Muhammed Mustafa hem kalp gönül gözüyle hem de normal vücut gözüyle Cebrail aleyhisselamı görmüş bir peygamberdir onun gerçek suretini görmüştür onun hakikatini görmüştür onun hakikatine vakıftır Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem o yüzden bazen bir derviş onun hakikatini görmek için ya üstadının kalbine misafir olur üstadının gözüyle görür ya da Muhammed Mustafa'nın kalbine misafir olur onun gözüyle görür ve yine sufiler Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarına mazhar olma Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarını seyran etme
onun sıfatını görme onun sıfatının tecelliyatını görmede bu iki yol onun için delildir o yüzden Yunus der ki delilsiz yollar gidilmez yollar harami o yüzden der ki Hz. Mevlana mürşitsiz gidilmez mürşitsiz bir yol olmaz der o yüzden mürşitsiz gideceğini düşünenler mürşitsiz bir yolları kat edeceğini düşünenler yanılıyorlar aldanıyorlar bu konuda eksik bilgiye sahipler veyahut da işte biz üveysi olduk hoş geldin 23 insan üveysinin şeyhi de filanca hoş geldin 23 insan nerede görünmüş üveysinin şeyhinin olacağı üveysilik
şeyhsiz gidilen yoldur o kimse bir şeyhe ulaşamıyordur bir mürşide ulaşamıyordur yalvarıyordur yakarıyordur böyle bir kapısı yolu olmayabilir o kimseye rüyasında Veysel Karan Hazretleri gelir ders verir çünkü arayan muhakkak bulur koşan muhakkak varır koşan muhakkak varır arayan muhakkak muhakkak bulur Allah zalim değildir Allah müminlerin yolunun kapatıcısı değildir Allah müminlere merhametli şefkatlidir Allah müminleri bağışlayandır müminlerin yolunu açandır
müminlere aradığını istediğini verendir ganidir senenden yol ararsan yol bulursun sen ondan ne ister ne ararsan onu bulursun o çünkü ganidir vericidir o o yüzden bir kimse yol gitmek istiyorsa Cenab-ı Hak onu meydanda bırakmaz kim zikretti de o onu zikretmedi kim tövbe etti de o onu affetmedi kim ona bir adım yaklaştı da ona on adım yaklaşmadı kim ona on adım yaklaştı da ona yüz adım yaklaşmadı kim ona ya Rabbi dedi de o buyur kulum demedi Allah'ın üzerinde hüsnü zan besleyin o bizim Rabbimiz
biz onun kuluyuz biz Muhammed-i Mustafa'nın ümmetiyiz kim Muhammed-i Mustafa'nın ayak izlerini takip etti de Allah onun yolunu kapattı kim Muhammed-i Mustafa'nın nefesine müştak oldu da Allah onun nefesini onun nefeslendirmedi kim Muhammed-i Mustafa'nın sünnetine tabi oldu da Muhammed-i Mustafa onun başını okşamadı kim Muhammed-i Mustafa'ya salatü selam getirip gözünün gördüğü her şeyden fazla sevdi de gözünün önünde onu görmedi kim Muhammed-i Mustafa'ya canından fazla onun canına can kattı da ona bir şey sorduğunda
cevap almadı o Muhammed-i Mustafa ki bütün müminlerin peygamberi bütün müminlerin ay aydınlığı gün ışığı bütün müminlerin başına merhametle okşayan merhametle saçını başını düzelten sarığını düzelten ha gayret az kaldı deyip müjdeler veren Muhammed-i Mustafa ne zaman düştük de elimizden tutmadı ne zaman ayağımız kaydı da bizim ayağımızı düzeltmedi ne zaman elimizi kolumuzu kırdık da o gelip mesletmedi elimizi kolumuzu ne zaman gözümüz haramdan düştü de o gelip o sahabesinin mübarek gözünü mübarek tükürüyle yerine koyduğu gibi
haramdan gözlerimiz kör olduğunda bizim gözlerimizi gelip eliyle besledip ne zaman gözlerimizi mali alemine açmadık ki bizler onu hakkıyla sevemedik bizler onun ayak izlerini takip edemedik bizler onun kokusunu takip edemedik hayvan dediğimiz fil dahi geldi yavrusunu kızartma yapanların kokularından tanıdı ezdi de biz onun kokusunu alamadık bir aslan dahi Muhammed'i Mustafa'yla alay etti diye gecenin yarısında geldi bütün herkesi kokladı Muhammed'i Mustafa'yı alay eden alıp götürdü de biz Muhammed'i Mustafa'yla alay edenlerle
dost olduk onun kokusundan bu kadar uzak kaldık kim ona yaslandı da o kucak açmadı kim dedi ki ya Resulullah ben senin ümmetinim garip kaldım gecenin yarısında dedi de o ona yoldaşlık etmedi kim dedi ki Muhammed'i Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve selleme ben ne açarım biçareyim kaldım yine kimsesiz yollardayım dedi de o kimsesizin kimsesi olmadı evet işte o Cebrail de gider Muhammed'i Mustafa'nın ruhaniyetinden ve nuraniyetinden alır ve bütün müminlerin kalplerine bütün müminlerin gönüllerine ilham eden gerçekte odur
ama ona anlatırken biz deriz ki kalpte bir meleğin penceresi vardır o melek Cebrail aleyhisselamın vazifelendirdiği bir melektir hatta denilebilinir ki her ilham eden meleğin vazifesi biter ve yerine yenisi gelir bu öyle bir şeydir ki çok hızlı cereyan ettiği zamanlarda siz meleğin değiştiğini dahi fark edemezsiniz o konuşurken önce tanınsın bilinsin diye sufiler için delildir üstadının sesinden konuşur üstadının dilinden konuşur üstadının şivesinden konuşur üstadının hal ve hareketiyle konuşur çünkü üstad bu manada
delildir delilsiz bu mana aleminde yürümek akıl işi değildir ancak şaşkınların işidir işte hazreti cebrail de hakikati muhammede alır lazım olan insanlara gönderir işte bu cebrail aleyhisselam kuvvetli bir vahiy meleğidir ve bütün vahiyler ve bütün ilhamlar onun üzerinden dağıtılır buraya kadar cebrail aleyhisselam ile alakalıydı ve iş geldi minaş noktasına ve malumdur hazreti cebrail aleyhisselam bütün dünya semalarını geçtiler varlığın son noktasına geldiler varlığın son noktasına
gelince cebrail aleyhisselam dedi ki ey muhammed sallallahu aleyhi ve sellem benim yerim haddim hududum buraya kadar bundan sonrasını dedi yalnız gideceksin hazreti cebrail in yaratılış sınırı buraya kadardı bundan sonrası cebrail aleyhisselam için mümkün değildi cebrail ki hakikati muhammed alıp bütün varlık alemine saçan kimseydi hani bazıları cebrail aleyhisselam ona yol gösterdi der ki der ya kendi içimden
derim ki ya gülerim böyle tanımıyorlar derim sonra yaklaştı ve ona doğru sarktı bu ayet-i kerimeyi bazıları ona yaklaşanın ve ona sarkanın cebrail aleyhisselam olduğunu söyler bize de bunu dikte etmeye çalışıyorlar diyorlar ki yaklaşan sarkan cebraildi oysa hazreti abbasın oğlu abdullah kur'an'ı ilk tefsir eden arab diline sahabelerin içerisinde en fazla hakim olan kimse hazreti abbas da belagatı çok kuvvetli arab dilini arab dilini
belagatını bütün sahabelerin içerisinde en fazla bilen kimsedir hazreti abbas efendimiz onun oğlu abdullah ey oğul sana bir şey söyleyeceğim iyi belle hazır mısın hazırım ya resulallah bana biat et bana tabi ol oldum ya resulallah atının terkisine bindirdi hazreti abbas oğlu abdullah o enes bin malik ayet-i kerimeyi şöyle izah ediyorlar abbas ve enes bin malik Allah Muhammed'e sallallahu aleyhi ve sellem hazretine yaklaştı ona meyil etti enes bin malik bu hususta resulallah
sallallahu aleyhi ve sellem hazretine isra ve miracını bildiren uzun bir hadisi rivayet eder uzundur bu hadis ben konumuzla alakalı kısmı aldım dileyen buhariden bunu bulabilir tekrar söylüyorum dileyen bunu buhariden bulabilir bu hadis-i şerifin son bölümünde şöyle buyrulmaktadır Allah ile konuşmasından dolayı üstün kılınan Musa yedinci gökteydi Musa şöyle dedi ey Rabbim kimsenin benim üzerime çıkacağını sanmıyordum sonra resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Musa'dan yukarıya Allah'tan başka kimsenin
bilemeyeceği yerlere çıkartıldı ve en sonunda Cenab-ı Hak ona yaklaştı ayeti kerime de ona sarktı diyor ya ona sarktı derken araları iki yay aralığı kadar kısaldı veya daha az ayeti kerime İsra ayet evet Necim suresiydi bu Necim suresi Abdullah bin Abbas yine bu ayeti kerime şu şekilde izah ediyor Allah Muhammed'e yaklaştı ve ona doğru meyletti Allah kulu Muhammed'e vahyedeceğini vahyetti onun gözünün gördüğünü
gönlü yalanlamadı Allah ona yaklaştı ve iki yay aralığı kadar kısaldı belki de daha az yayın bir çekiyorsunuz ya çektiğinizde ister iki yayın ucunu alın isterseniz okçu var mı aranızda ne diyorsunuz kiriş çektiğiniz ipi kiriş diyorsunuz öbürkü ok yay yay evet iki yayın ucu dediğine göre yayın sağ ve işte iki ucu yaklaştığı kadar yaklaştı çekiyorsun ya onun gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı yani Hz. Muhammed Mustafa'nın gördüğünü gönlü de ne yaptı yalanlamadı
yine İkrime İbni Abbas Rebibin Enes Ebu Salih bunların hepsi de sahabe bunu normalde bize yine naklederlerken şöyle diyorlar Muhammed'in gördüğünü kalbi yalanlamadı Cenab-ı Hak Hz. Muhammed Mustafa'nın gözüyle gördüğünü gönlü ne yaptı yalanlamadı ve Hz. Muhammed Mustafa hem bedeni ile hem de ruhi ile İsra ve Miraç hadisesini yaşadı ve Cenab-ı Hak'ı Miraç'ta hem gözüyle
hem de gönlüyle gördü benim inanışım bu benim inanışım bu Allah bize ona hakiki ümmetlerden eylesin biraz böyle Hz. Pir Mevlana Cerahat Rum Hazretleri bununla alakalı ne demiş bir iki beyt de inşallah ondan okuyup gecenizi sonlandırın hakkınızı helal edin her fidanın sırrı toprağın içinden başkaldırır yücelere boy atar Miraç edenler manen hakkı bulanlar duygulu ve imanlı kişiler yerlerde sürüklenmesinler göklere çıksınlar diye bahçelere merdiven kurmuşlardır Miraç edenler
manen hakkı bulanlar duygulu ve imanlı kişiler yerlerde sürüklenmesinler göklere çıksınlar diye bahçelere merdiven kurmuşlardır divandan gel gel ki senin gelişin bugün bize bir bayram günü oldu bugün neşemiz arttıkça artacak sevin el çırpta de ki bugün neşe günüdür zevk günüdür zaten güzel bir gün gelişinden başlangıcından belli olur biz bugün çok mutluyuz bu dünyada bizim sevgilimiz gibi güzel eşsiz bir varlık kimdir böyle bir güzel bulunur mu işte bugün benzeri olmayan o sevgili o dost bizimle beraber olduğu için
günümüz bayram günü oldu acaba böyle bir bayramı yüzyıllar boyu kim görmüştür onun gelmesiyle yeryüzüde gökyüzüde güzelleşti tatlılaştı şekerlere doldu göklerden şekerler yağıyor yerlerden şekerler bitiyor inciler saçan o dalganın sesi geldi dünya dalgalarla doldu fakat bizim dalgalanan inciler saçan denizimiz gizlidir baş gözüyle görünmez bugün gönlümüzün sultanı hazreti muhammed sallallahu aleyhi ve sellem miraçtan tekrar teşrif buyurdular hazreti isa da bugünün şerefine dördüncü kat gökten yere indi bize ulaştı
onun onun ayak bastığı bu şehirde basılmayan her yer altın kalptır bu mecliste hak aşıklarına can kadeh ile sunulmayan her şarap bozulmuştur pistir Allah Allah gecenizi hayır etsin Cenab-ı Hak miracınızı mirac eylesin sizin tamamını namazla miraca başlayanlardan eylesin inşallah karanlık gecede Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem gibi safa aramaya bak çünkü o mana padişahı bir gece mirac etti de eşsiz benzersiz bir hale geldi geceleyin herkes sustu sen de onun huzuruna çıkman ona münacatta bulunman onunla manen buluşman için
abdest al acele hazırlan çünkü sesler gürültüler halvet yerinin huzurunu kaçırır madem ki sizde Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in manevi evlatları sınız müminsiniz miraç ediniz göklere yükseliniz de ayın yanağını öpünüz Allah gecenizi eylesin Cenab-ı Hak miracınızı makbul eylesin Cenab-ı Hak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin izinden gidenlerden eylesin inşallah kınızı helal edin sorulara bakamayacağım inşallah Allah izin verirse sonra ya
bunları yarına saklayın yarın inşallah Allah burada cevaplandır el Fatiha selamat selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi